1 Ağustos 2015 Cumartesi

01.08.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

 Yaş'ta Tüm Gözler Balyoz Terfilerinde
Ergenekon, Balyoz ve askeri casusluk davalarından mağdur olanlar geçtiğimiz gün kurulan "Kumpas Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği" (KUMPASDER), çatısı altında bir araya geldi. Dernek yönetimi kolları sıvayarak "kumpas mağduru" olarak tanımladıkları muvazzaf subayların Yüksek Askeri Şura'da terfi ettirilmesi için çalışmalara başladı. KUMPASDER kurucularından Emekli Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok, "Kumpas davalarından beraat eden 73 kişi görevine geri döndü. 46 arkadaşımız generallik ve amirallik terfisi bekliyor" diye konuştu. Ergenekon, Balyoz ve askeri casusluk davalarının mağdurları, "Kumpas Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği"ni (KUMPASDER) kurarak çalışmalara başladı. Başkanlığını Emekli Jandarma Albay Hanifi Yıldırım'ın yaptığı derneğin kurucuları arasında Emekli Kurmay Albay Dursun Çiçek, emekli Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok ile intihar eden Yarbay Ali Tatar'ın ağabeyi Ahmet Tatar gibi isimler yer alıyor. Daha önce Ekim ayında kurulması düşünülen derneğin, önümüzdeki günlerde yapılacak Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantıları nedeniyle erkenden faaliyete geçmesine karar verildiği belirtildi. KUMPASDER kurucularından Emekli Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok, yapılacak çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi: "Kumpas davaları diye bilinen duruşmalar nedeniyle yüzlerce insan mağdur olurken, onlarca insan da yaşamını kaybetti. Ailelerimiz ile birlikte binlerce kişiyi ilgilendiren bu mağduriyetlerin giderilmesi ve sorumluluların ceza alması için yasal bir dernek kurmaya karar verdik. Kumpas tezgahı içinde olan herkesin yargı önüne çıkartılması için çalışacağız. Ergenekon, Balyoz ve askeri casusluk gibi kumpas davalarında her birimiz adeta bir hukukçu kadar deneyime sahip olduk. Meclis'te Dursun Çiçek, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan gibi arkadaşlarımız var. Kumpas mağduru olan bu arkadaşlarımızın aracılığıyla yasal düzenlemelerin yapılması için çalışmalarda bulunacağız." Üçok, yaklaşan YAŞ toplantılarında, hak kaybı yaşayan askerlerin terfi almaları için talepte bulunacaklarını belirterek, "Önümüzdeki günlerde YAŞ toplantısı var. Kumpas davalarından beraat eden 73 kişi görevine geri döndü. 46 arkadaşımız generallik terfisi bekliyor. Bu arkadaşlarımız geçmiş dönemde mağdur edilerek YAŞ'ta terfi sıralamasına girememişti. Ortada çok ciddi bir hak gaspı söz konusu. Yıllarca hakları gaspedilmiş olan arkadaşlarımızın terfi almaları için talepte bulunacağız. İlk etaptaki çalışmalarımız terfi kayıplarının giderilmesi üzerine olacak. Şayet bu talep geri çevrilirse kamuoyu nezni ve yasal zeminlerde çalışmalarda bulunacağız" diye konuştu.
Milliyet


Pozantı Kahramanları
Pozantı Emniyet Müdürlüğü'ne önceki gece sekiz kişi oldukları tahmin edilen teröristlerce saldırı düzenlendi. Müracaattaki polis memurunun karşılık vermesi üzerine çıkan ve yaklaşık üç saat sürdüğü belirtilen çatışmada üzerlerinde bombalar bulunan iki terörist öldürüldü. Kurşunları bitene kadar teröristlerle çatışan polis memurları İsa İpek (32) ve Serdar Kazar'ın (29) şehit olduğu saldırının ardından karanlıktan faydalanan altı terörist ise binanın arkasındaki su tahliye borusundan ormanlık alana girerek izlerini kaybettirdi. Cenazeleri gözyaşları arasında toprağa verilen şehit polislerden Bingöllü Kazar'ın el bombasının pimini çekmeye çalışan yaralı teröristin üzerine atlayıp kendini siper ettiği ve arkadaşlarını kurtardığı belirtildi. PKK'lı grup önceki gece 02.35'te Adana'nın yayla bölgesi olan Toros Dağları eteğindeki Pozantı Emniyet Müdürlüğü binasına uzun namlulu silahlarla saldırdı. Yetkililerin verdiği bilgiler, olay yeri inceleme ekibi ve saldırı anında görevde olan polislerin anlatımına göre, saldırıdan kısa süre önce beş kişilik devriye grubu binadan ayrılmış, ikisi bina içinde, ikisi müracaatta, biri de nizamiye giriş noktasında beş polis kalmıştı. Saldırı başlayınca önünde MP- 5 otomatik silahlı nöbetçi bulunan Emniyet Müdürlüğü'ne, aydınlatmanın zayıf olduğu arka bahçeden sızan teröristleri, müracaatta bulunan polis memurları İsa İpek ve Serdar Kazar, binaya sokmadı. Çatışmada İpek ilk ateşle şehit olurken, ağır yaralanan Kazar, çatışmayı sürdürerek teröristlerin binaya girmesine engel oldu. Kahraman polis Kazar, son nefesini vermeden kapıya kadar ulaşan yaralı teröristin el bombasının pimini çekmeye çalıştığını fark etti. Silahındaki kurşunu biten kahraman polis, bu kez bedenini siper etti, merdivenlerden son bir hamle ile teröristin üzerine atladı. PKK'lının pimini çekip, binaya atmaya çalıştığı el bombasına siper olan Kazar, burada şehit olurken yaralı terörist son hamlesini yapamadan öldü. Saldırıyı gerçekleştiren PKK'lılar binanın hemen arkasındaki aydınlatması olmayan eski yoldan kaçıp, 100 metre ilerdeki atık su tahliye borusundan geçiş yaparak ormanlık alanda izlerini kaybettirdi. Teröristlerin burada bıraktığı çantada Emniyet ve çevresinin krokisi bulundu. Saldırı üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü'nden bölgeye takviye ekipler sevk edildi. Öldürülen teröristlerin üzerinden iki Kaleşnikof tüfek ile bir tabanca ve dört adet el bombası çıktı. Giriş kapısı merdivenlerinde öldürülen teröristin üzerindeki bomba da üç saat süren çalışmayla etkisiz hale getirildi. Adana Valisi Mustafa Büyük, Pozantı Emniyet Müdürlüğü'ne gelip Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek'ten bilgi aldı. Olaydan sonra iki şüphelinin yakalandığını belirten Vali Büyük, "Giriş kapısındaki müracaatta bulunan iki polise yönelik silahlı saldırı olmuş, nöbetçi polisin karşılık vermesiyle çatışma çıkmış. İki polisimiz şehit oldu, iki terörist ölü olarak ele geçtirildi, iki şüpheli de yakalandı" dedi. Saldırı Pozantı'da infiale neden olurken, Belediye Başkanı MHP'li Mustafa Çay, vatandaşların sakin olmaları konusunda anonslar yaptırdı. Terörist cenazelerini almak için Mersin'in merkez HDP'li Akdeniz Belediyesi'nden cenaze aracı geleceği haberi üzerine "O araç gelmesin yakarız" diyen gruba karşı Çevik Kuvvet önlem aldı. Terör örgütüne tepki gösteren bir grup, terörist cenazelerinin Pozantı'dan çıkışına izin vermeyeceklerini söyleyip yolu lastik yakarak kapattı. Terörist cenazelerini alıp yakacaklarını söyleyen kalabalığı dağıtmak için polis kalabalığı gaz sıkarak ve havaya ateş açarak dağıttı. Dağılan gruptakiler bu kez Pozantı Devlet Hastanesi yolunu kapattıkları tomrukları ateşe verdi. Saat 17.00 sıralarında polis ve jandarmanın desteğiyle yol açıldı.
Milliyet

Çarşıya İnmeyin Üsten Çıkmayın!
NATO misyonu çerçevesinde Kahramanmaraş'ta görev yapan Alman askerlerinin bulunduğu üste olası terör saldırılarına karşı güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Almanya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, somut bir tehdidin olmadığı, ancak 260 askerin can güvenliği için önlemlerin artırıldığı belirtildi. Alınan önlemler çerçevesinde askerlerin bulundukları üsten dışarı çıkışları da sınırlandırıldı. Alman haber ajansı dpa'ya açıklamalarda bulunan Kahramanmaraş'taki Alman askerlerinin komutanı Michael Hogreme, "Bölge halkı tarafından memnuniyetle karşılandıklarını, ancak maalesef yüzde yüz güvenlik olamayacağını" vurguladı. Hogreme, bulundukları üsten şimdilik sadece görev için gerektiğinde sivil olarak çıktıklarını dile getirdi. Spiegel'in haberine göre, Alman makamları tarafından Türkiye'de görev yapan Alman birliklerinin içinde bulunduğu terör tehlikesi 'orta' kademede sınıflandırılıyor. Her gün durumun yeniden gözden geçirildiği kaydedilen haberde, Savunma Bakanı Ursula von der Leyen'in de düzenli olarak bilgilendirildiği de ifade edildi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 97, 5010-97, 6747                                
ABD Doları 2, 7681-2, 7725/ Euro 3, 0424-3, 0464/İngiliz Sterlini 4, 3255-4, 3390                  

Turizmde Yangın
Geçen yıl 34 milyon 305 bin turistin geldiği Türkiye, yaklaşık 41.4 milyar dolarlık turizm geliri yakalarken, bir turist ortalama 828 dolar harcamıştı. 2023 hedefi olarak ise 50 milyon turist, 50 milyar dolar hedefi koyan Türkiye'de turizm, 2015 itibariyle istenilen seviyede ilerlemiyor. Rusya'da başlayan ekonomik kriz sonrası azalan Rus turist sayısı, Avrupa ülkelerinden gelen turistlerin de azalması ve IŞİD tehlikesi, ilk 6 ayda gelen turist sayısı ve turizm gelirlerini düşürdü. Türkiye'nin başlattığı askeri operasyonların ve PKK'nın saldırıya geçmesinin turizm gelirlerini daha da düşürebileceğini ifade eden sektör temsilcileri, turizmin barış ortamı istediğini hatırlatıyor. 2014'ün ilk 6 ayında 13 milyar 783 milyon liralık turizm geliri elde eden Türkiye, 2015'in aynı döneminde 12 milyar 602 milyon lirayı yakaladı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara göre, Türkiye'nin turizm geliri, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13.8 azalarak 7 milyar 733 milyon 677 bin dolar oldu. Turizm gelirinin yüzde 86.7'si yabancı ziyaretçilerden, yüzde 13.3'ü yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi. Bu çeyrekte harcamaların 5 milyar 953 milyon 833 bin dolarını kişisel harcamalar, 1 milyar 779 milyon 844 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu. İkinci çeyrekte kişi başına ortalama harcama 719 dolar oldu. Yabancıların ortalama harcaması 691 dolar, yurtdışında ikamet eden vatandaşların ortalama harcaması ise 921 dolar olarak gerçekleşti. Haziran ve temmuza denk gelen ramazan ayının da otelcileri bir hayli etkilediğini ifade eden Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği Başkanı (TUROB) Timur Bayındır, "Bayramda biraz hareketlenme olsa da istenilen seviyeye ulaşılamadı. Otellerde bu yüzden fiyat kırmaya başladı. Başından beri otelcilere fiyat kırmamaları gerektiği konusunda uyarılarda bulunduk ancak bir yere kadar dayanabildiler. Böylelikle parası az olan son dakikacıları yakalamak istediler. Ancak bu fiyat politikası yüzünden gelecek seneyi de kaybediyoruz" dedi. Turizm konusunda tedbirler alınması gerektiğinin altını çizen Bayındır, "Ancak duyduğumuz kadarıyla sene sonunda rakamlara bakıp tedbir almayı düşünüyorlarmış. Bu yeterli olmaz. Gelecek sene turizmciler açısından çok daha zor bir sene olacak" dedi. Yaşanan olaylarından turizm rakamlarını bir hayli etkilediğine değinen Bayındır, "Kavga olan yere turist gelmez" ifadelerini kullandı.
Hürriyet

Doğalgaz Valsi
Türkiye ve Rusya'nın doğalgaz müzakereleri iki ileri, bir geri şeklinde devam ediyor. Önceki gün, Türk enerji yetkilileri Reuters'a açıklama yaparak Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinde görüşmelerin dondurulduğunu, Gazprom'un Türkiye'ye verdiği doğalgaz fiyatlarında 1 Ocak 2015'ten geçerli olacak yüzde 10.25'lik indirime dair anlaşmayı imzalamamasının da temel sorunlardan biri olduğunu belirttiler. Bu açıklamadan hemen bir gün sonra, yani dün ise Rusya'dan beklenen "indirim" haberi geldi. Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, Türkiye ile Türk Akımı projesi hakkındaki görüşmelerin sürdüğünü ve Moskova'nın doğalgaz fiyatında Türkiye'ye yüzde 10.25 indirim yapmayı kabul ettiğini açıkladı. Rusya'nın indirimli satacağı doğalgazın, Türkiye'de vatandaşın faturasına ne kadar yansıyacağı ise merak konusu. Ayrıca, Krelim tarafından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sonbaharda bir araya gelerek Türk Akımı'nı görüşeceği açıklandı. Putin'in, geçtiğimiz aralık ayında Güney Akım'ı iptal ederek, yerine Türkiye üzerinden geçecek yeni bir boru hattı inşa etmeyi istediklerini açıklaması enerji piyasalarına bomba gibi düşmüştü. 40 milyar dolarlık Güney Akım'a çizik attıklarını, bunun yerine Türkiye'ye uzanacak 63 milyar metreküplük yeni hat inşa etmeyi planladıklarını açıklayan Putin, dünya enerji kulislerini hareketlendirmişti. Ancak "Türk Akımı" olarak adlandırılan yeni boru hattı için masaya oturan Türkiye ve Rusya, aynı zamanda Rus gazının fiyatında indirim ve doğalgaz ticaret merkezinin (HUB) hangi ülkede (Türkiye mi, Yunanistan mı?) olacağı gibi diğer konuları da müzakere sürecine dahil etti. Rusya, Türkiye'nin talep ettiği indirime bir türlü yanaşmayınca ise görüşmeler tıkanma noktasına geldi. Nitekim, Türk enerji yetkilileri önceki gün yaptıkları açıklamada "Rusya, Türk Akımı ile ilgili imzaların ardından fiyat indirimi anlaşmasının imzalanmasını istiyor. Başlangıçta bu durum böyle değildi. Öncelikle doğalgaz fiyat indiriminde imzaların atılması gerekiyor" diyerek, Türk Akımı görüşmelerinin dondurulduğunu açıkladı. Türk enerji yetkililerinin, Türk Akımı'nın durdurulması ile ilgili açıklamaları Rus basınında geniş yer aldı. Bunun üzerine dün açıklama yapan Rusya Enerji Bakanı Novak ise Türk Akımı konusundaki görüşmelerin devam ettiğini söyledi ve Gazprom ile BOTAŞ'ın doğalgaz fiyatında indirim konusunda anlaşıldığını açıkladı. BOTAŞ'a yüzde 10.25 indirim yapılacağı fakat belgenin henüz imzalanmadığını belirtti. Türkiye'den projenin iptaliyle ilgili kendilerine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını kaydeden Novak, "Hükümetlerarası anlaşma üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Türkiye de bu konuda çalışmalarını sürdürüyor" dedi.
Hürriyet

Her Derde Deva İhale
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya 5G'yi konuşuyor. 4G ile zaman kaybetmemize gerek yok. 3G'de 2 yıl daha sabredersek, 5G'ye geçeriz. Aksi takdirde 4G'ye geçersek Türkiye çöplük haline döner" sözlerinden sonra 26 Ağustos'a ertelenen 'frekans' ihalesi için geri sayım başladı. Halk arasında '4G', devlet kurumları arasında ise '4.5G' olarak ifade edilen de frekans ihalesi, yeni bir iletişim teknolojisinden çok daha fazlasını verecek. Bunların başında ise frekans ihalesi asgari 3 milyar Euro'luk bedelle mobil iletişim şirketlerine sunulacak olması geliyor. Sektör yetkililerinin beklentilerine göre frekans ihalesinin 3.2 milyar Euro'ya (yaklaşık 10 milyar lira) kadar çıkması öngörülüyor. Bu rakam, direkt olarak devlet hazinesine aktarılacak ve bütçe açığına olumlu katkıda bulunacak. 2015 yılı bütçesindeki toplam açık 21 milyar lira olarak öngörülüyor. Başka bir deyişle söz konusu bütçe açığının yarısı frekans ihalesi ile kapatılabilecek. İhale sonrasında ise Türkiye'deki kullanıcıların her geçen gün artan internet hızı talebi, frekans bant genişliğinin artması ile sağlanacak. Şu anda Türkiye'deki bant genişliği toplamı 183 Mhz. İhale sonrasında ise Türkiye'deki toplam bant genişliği 574 Mhz seviyesine ulaşacak. Bu değer ile Türkiye aynı zamanda Avrupa ülkeleri ortalamalarına yaklaşabilecek. Mobil iletişim frekans bant frekans genişliği Almanya'da 715 Mhz, İngiltere ve İtalya'da 580 Mhz olarak kullanılıyor. Bu bant genişliği sayesinde önümüzdeki iki yıl içinde beklenen altyapı tıkanmasının da önüne geçilmiş olacak. Ayrıca '4.5G' olarak ifade edilen LTE (Long-Term Evolution) Advance teknolojisi de kullanılabilecek. Mobil iletişim şirketleri, yaklaşık 10 kata kadar internet bağlantısı sunmaya başlayabilecek. Geçtiğimiz günlerde yenilenerek mobil iletişim şirketlerine dağıtılan ihale şartnamesinde kullanılacak teknolojilere yerlilik zorunluğunun getirileceği ortaya çıkmıştı. Buna göre yeni mobil iletişim teknolojisinin altyapısında ilk yıl en az yüzde 30 yerlilik oranı aranıyor. Bu oranın ikinci yıl yüzde 40, üçüncü yıl yüzde 45'e kadar çıkarılması gerekiyor. Yerlilik oranının her yıl arttırılması, özellikle mobil iletişim şirketlerinin taktik değiştirmesini işaret ederken, yerli teknoloji şirketleri ise mobil iletişim alanında çalışmalarına hız vereceği anlamına geliyor. Bu yüzden de cari açığı kapatması anlamında frekans ihalesinin olumlu katkı yapması bekleniyor. Buna ek olarak yeni ihale şartnamesindeki Ar-Ge şartları da ağırlaştırılmış durumda. İhale ile satılan mobil iletişim frekansını kullanan şirketler, bu bantlarda kullanılacak teknolojide yerli Ar-Ge gücünü kullanmak zorunda. Bu da şirketlerin Ar-Ge yatırımlarını ve personel sayısının arttırılacağı anlamına geliyor.
Hürriyet

Dolar 2.80'den Döndü Bıst Bilançoyla Coştu
Dolar, beklentilerin altındaki ABD istihdam maliyeti verisinin yayımlanmasının ardından 2.80 seviyesinden 2.76'nın altına geriledi. Borsa açıklanan bilançoların olumlu etkisiyle günü yüzde 2.09 artıda kapattı. Beklentilerden güçlü gelen bilançoların etkisiyle BIST-100 endeksi bankalar öncülüğünde yükselirken; dolardaki küresel gerileme de dün hisse senetlerindeki yükselişe destek verdi. BIST-100 endeksi dün haftayı yüzde 2.09 yükselişle 79,909.68 puanda tamamladı. Bankacılık endeksi yüzde 3.06, sanayi endeksi ise yüzde 1.41 yükseldi. Dolar, ABD istihdam maliyet endeksinin beklentilerin altında yükselmesinin ardından Fed'in bu yıl içinde faiz artıracağı beklentisinin zayıflamasına paralel olarak kayıplarını artırdı. Bankalararası piyasada dün gün içinde 2.7975'e kadar çıkan dolar düşüşe geçti ve 2.7575'e kadar geriledi. Kurda bir günde 4 kuruşluk düşüş yaşandı. Dolar endeksi 96.512'ye kadar geriledikten sonra 96.735 düzeyinde tutundu. ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, işgücü maliyeti yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0.6 artış beklentisine karşılık yüzde 0.2 ile verinin derlenmeye başladığı 1982 yılı ikinci çeyreğinden bu yana en düşük artışı kaydetti. İşgücü maliyetlerinde haziran itibariyle 12 aylık seyire bakıldığında ise maliyet artışının yüzde 2 ile geçen yıldan bu yana en düşük yükselişi kaydettiği görülüyor. Uzmanlar Fed'in yüzde 2 olan enflasyon hedefine orta vadede ulaşması için bu oranın yüzde 3'ü tutturması gerektiğini belirtiyorlar. Uzmanlar ayrıca işgücü maliyetindeki gerilemenin ücret artışlarında yavaşlama anlamına gelmediğine dikkat çekiyorlar.
Milliyet

Zam Pazarlığı Başlıyor
Hükümet ile memur konfederasyonları toplu sözleşme masasına oturuyor. Hükümetin yüzde 3+3'lük zam teklifiyle başlayacağı pazarlıklarda memurlar en az yüzde 16'lık zam istiyor. 3 Ağustos'ta başlayıp 31 Ağustos'ta bitecek olan toplu sözleşme dönemi 2016 ve 2017 yıllarını kapsayacak. Yetkili konfederasyon Memur-Sen, 2016 yılında; birinci altı ayda yüzde 8, ikinci altı ayda yüzde 8 olmak üzere yüzde 16 zam istiyor. Memur-Sen, 1 Ocak 2016'dan geçerli olmak üzere taban aylığına 150 TL zam, 2015 yılı ekonomik büyüme oranının yüzde 50'si ve üç aylık dönemlerdeki büyüme oranları kadar refah payı artışı ile enflasyon farkı talep ediyor. Memur-Sen, 2017 yılında da yüzde 7+7 zam istiyor. Memur- Sen ayrıca 1 Ocak 2017'den geçerli olmak üzere taban aylığına 100 TL zam ve 2017 yılında üç aylık dönemlerdeki ekonomik büyüme oranı kadar refah payı artışı artı enflasyon farkı talep ediyor. Memur-Sen'in diğer bazı talepleri şöyle: Gelir vergisi kaynaklı maaş kayıplarının telafisi. Yan ödeme katsayısı ile yan ödeme gösterge rakamlarının yüzde 50 zamlı ödenmesini. Örneğin öğretmen için 18,86 TL olan yan ödemenin 37,72 TL'ye çıkması. 2005 yılında sonra göreve başlayan kamu görevlilerine 1 derece verilmesi. Halen 177,30 TL olan eş yardımının 275 TL'ye, 6 yaş üstü için 20,80 TL ve 0-6 yaş için 41,60TL olan çocuk yardımının da herhangi yaş sınırı uygulanmadan her çocuk için 75 TL'ye çıkarılması. Cuma namazı için memurlara 2 saat izin. Türkiye Kamu-Sen ise 2014 ve 2015 yıllarında kapsayan toplu sözleşme kaynaklı, memurların 2 bin lira kayıp yaşadığını belirterek, telafi zammı istiyor. Kamu- Sen ayrıca, 2016 için toplam zam talebini yüzde 22 ve taban aylığa seyyanen net 100 lira olarak belirledi. Kamu-Sen, 2017 yılında ise toplam yüzde 20 ve taban aylığa seyyanen net 150 lira zam isteyecek. Kamu-Sen'in bir diğer talebi de memurların yeni doğan çocukları için 830 lira doğum yardımı. KESK ise toplu sözleşme görüşmelerinin eylül ya da ekim ayına ertelenmesini talep edecek. En düşük maaş alan memurun 2 bin 323 lira aldığını belirten KESK yetkilileri yüzde 25 zam istiyor. Memurlara 395 lira kira yardımı, 290 lira aile yardımı, 232 lira çocuk yardımı ve maaşlardan vergi indirimi de KESK'in talepleri arasında.
Milliyet

Rus Gazında 'İndirim' Belli, İmza Beklemede
Türkiye'nin Rusya'dan aldığı doğalgazdaki indirimin oranı belli olurken, konuya ilişkin imza ise beklemede. Rus yetkililerin açıklamasına göre indirim oranı yüzde 10.25 oldu. Hem aylar önce Putin tarafından verilen gazda indirim sözü, hem de "Türk Akımı" doğalgaz boru hattına ilişkin son imzaların, yine bir Putin-Erdoğan zirvesine kalabileceği belirtiliyor. Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, Gazprom'un doğalgaz fiyatında Türkiye'ye yüzde 10.25 yapmayı kabul ettiğini bildirdi. Novak, Rusya'nın indirim yapmayı kabul etmesine karşılık doğalgaz şirketi Gazprom ile BOTAŞ arasındaki indirim anlaşmasının henüz imzalanmadığını da kaydederken, Novak, Türkiye ile Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesi hakkındaki görüşmelerin ise sürdüğünü vurguladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, sonbaharda bir araya gelerek Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesini görüşecek. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, görüşmenin yeri ve zamanının henüz netleşmediğini belirterek, "Rusya ve Türkiye arasındaki Üst Düzeyli İşbirliği Konseyi (ÜDİK) sonbaharda toplanacak. Putin ve Erdoğan bu çerçevede görüşme yapacak. Liderler görüşmelerinde Türk Akımı'nı da konuşacak" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin'in kasım ayında Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da bir araya gelip, Türk Akımı konusunda son imzayı atmaları da olası görülüyor. İmzaların Türkiye'de atılması da olasılıklar dahilinde. Edinilen bilgiye göre, Rusya, gaz indiriminde imzaların atılması için Türkiye'nin de Türk Akımı boru hattında bir girişimde bulunmasını istiyor. Türkiye'nin üzerinde durduğu formül ise öncelikle Türkiye'nin kendi gaz tedariğini ilgilendiren hattın inşası ve aşamalı inşaat. Ancak, bu gibi alternatiflerde oluşabilecek maliyet, halihazırda bekleyen proje dolayısıyla para kaybeden Rusya'yı yeni hesaplara yönlendiriyor. Siyasi olarak da, ABD-AB bloğunun temkinli yaklaştığı proje için "siyasi otorite" beklendiği kaydediliyor. Uzmanlara g ö r e , Türkiye'nin Türk Akımı'na aşamalı da olsa imza atması için, koalisyonun kurulması veya erken seçimin ardından hükümet oluşturulması beklenebilir. Henüz resmen masaya oturulmasa da Rus ve Türk yetkililer arasında bazı ön görüşmelerin sürdüğü kaydediliyor. Bununla birlikte iddia edildiği gibi Türk Akımı görüşmelerinde, resmi bir askıya alma ya da dondurma kararı olmadığı belirtiliyor.
Milliyet

Üretim, İstihdam Ve Refah İçin Kamu Güvenliği Olmalı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nde (TOBB) düzenlenen "Teröre Karşı Sivil İnisiyatif" programında TOBB, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), Türk-İş, Memur-Sen, Türkiye Kamu- Sen, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ile Hakİş'in yöneticileri tarafından yapılan ortak açıklamada terör eylemlerinden büyük üzüntü duyulduğu belirtilerek, siyaset yapmanın yolunun sandıktan geçtiğine vurgu yapıldı. Can güvenliğinin olmadığı yerde düşünce ve ifade özgürlüğü, din ve vicdanla girişim özgürlüğünün de olamayacağına işaret edilen açıklamada, terör eylemlerinin özgürlükleri kısıtladığına ve kaynakları tükettiğine işaret edildi. Üretim, istihdam ve refah artışı için kamu güvenliğinin önemine dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Milletimizi ayrıştırarak, ülkemizin huzurunu bozmaya, kaos ve istikrarsızlık ortamı yaratmaya çalışanların oyunlarını boşa çıkarmak için bugün bir aradayız. Bizler, kamu güvenliğinin hukukun içinde kalarak sağlanması amacıyla gerekli bütün önlemlerin alınmasını destekliyoruz. Bu süreçte herkesin daha soğukkanlı ve sağduyulu olması gerektiğine inanıyoruz ve bu çerçevede, üzerimize düşen sorumlulukları istişare etmek için bugün buradayız. İnsanımız, geleceğimiz, kalkınma hedeflerimiz ve refahımız için özgürlüklerin korunması, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve kamu düzeninin tesisi konusunda üzerimize düşen sorumlulukları gerçekleştirmeye her zaman olduğu gibi hazırız."
Vatan

Kredilerin Riski De Çok Hızlı Büyüdü
Doğu ve Güneydoğu'da terör olayları endişe yaratırken, bölgedeki kentlerden çoğunun kredi kartı ve kredide en riskli 10 il arasında yer aldığı belirlendi. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin Mayıs 2015 bilgilerini içeren ilk aylık sayısı yayınlandı. Çalışmada, kredi riski ve kredilerin sektörel dağılımı, kişi adedi, büyüme hızı, il bazında dağılımı, çek ve senetlere ilişkin detaylı veriler bulunuyor. Buna göre nakdi kredilerin tutarı 1.6 trilyon lirayı buldu. Tasfiye olunacak alacaklar 43.8 milyar TL olurken, sektörel bazda aslan payını 364.5 milyar lirayla imalat aldı. Ticaret ve motorlu araçlar 212, inşaat 123 milyar liralık kredi kullandı. Kişi başına bireysel kredi riski 15.857 TL, konut kredisi riski 65.982 TL, taşıt kredisi riski 34.239 TL, ihtiyaç ve diğer krediler riski 8.824 TL olarak belirlendi. Kişi başına ortalama bireysel kredi kartı riski 3.420 TL oldu. Bireysel kredi ve/veya bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişi sayısı 5 ayda 605 bine ulaştı. Yapılan analize göre, Doğu ve Güneydoğu'nun gelişen kentlerinden Van 17.809 TL ile kişi başı ortalama bireysel kredi riskinde en yüksek il oldu. Van, konut kredisinde yüzde 231.4 ve ihtiyaç kredisinde yüzde 24.5 oranları ile de bu alanlarda riski tavan yapan kent olarak saptandı. Kişi başına ortalama bireysel kredi kartı riski en yüksek il, 3.927 TL ile Batman oldu. Adana 3.905 TL ile ikinci, Diyarbakır 3.730 lirayla üçüncü sırada yer aldı. Adana ve Diyarbakır, tasfiye olunacak alacak/ kart oranı en yüksek 10 il arasında da ilk 2 sırayı paylaştı. Diyarbakır, kişi başı ortalama taşıt kredisi riski en yüksek 10 il arasına, 24.964 TL ile 6'ncı sıradan girdi. Bireysel kart riski en hızlı büyüyen ilk 3 kent Adıyaman, Kars ve Şırnak oldu.
Vatan

DÜNYA

Akıncı: Rumlar Kadar Türklerin De Hakkı Var
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıslı Rumlarla gizlilik esasında yürütülen müzakerelerde mülkiyet konusunda ortaya çıkan 'kaosa' el koyarak, "Kuzey Kıbrıs'ta 1974 öncesi tapu sahibi Rumlar kadar, sonrasında bu mülkü elinde tutan Türklerin de hakları var, bunları savunuyoruz" dedi. Akıncı bireysel mülkiyetle ilgili hükümetten parlamentoya, sivil toplum örgütlerinden medyaya kadar bir dizi toplantı kararı aldı. Akıncı bilgilendirme toplantılarına önümüzdeki günlerde medyadan başlayacak ardından, hükümet, parlamento ve sivil toplum örgütleriyle biraraya gelecek. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile görüşen Akıncı, "Bireysel mülk hakkı Rauf Denktaş döneminde kabul edilmiş bir konu. Bireysel mülkiyet hakkı başka, bu hakkın nasıl kullanılacağı başka. Hakkın nasıl kullanılacağıyla ilgili kriterleri müzakere etmeye devam ediyoruz. Müzakere sürecinde masada varılan anlaşmalar, tüm konularda anlaşılmadıkça geçerli olmayacak. Bu nedenle her ayrıntıyı paylaşamıyorum. Ve bireysel mülkiyet gibi konularda sıkıntılar çıkıyor" dedi. Kıbrıs'ta 1968'den bu yana müzakerelerin sürdüğüne dikkat çeken Akıncı, "Kıbrıs sorununda 47 yıldır konuşulmayan konu kalmadı. Çözüm Federal Kıbrıs'ı AB'ye taşıyacak. Böylece Türkçe AB'nin resmi dili olacak" dedi.
Hürriyet

Başbakan Merkel'e Patriot Baskısı
Muhalefet partileri Yeşiller ve Sol Parti, Merkel hükümetine Kahramanmaraş'ta konuşlanan Patriot füze savunma sistemiyle Alman askerlerin geri çekilmesi için baskıyı artırdı. Muhalefet partilerinin talebine hükümet ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) savunma politikaları sözcüsü Florian Hahn da katıldı. Hahn, Patriot sistemlerinin Türkiye'yi korumasına artık ihtiyaç kalmadığını, şimdiye kadar Patriot'ların zaten sembolik olarak kaldığını söyledi. Başbakan Merkel'in partisi Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) savunma sözcüsü Henning Otte ise Patriot sistemiyle birlikte Alman askerlerin geri çekilmesi taleplerini reddetti. Hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) savunma politikaları sözcüsü Rainer Arnold da, "Şimdi askerlerin geri çekilmesi için bir sebep görmüyorum" dedi, ama gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Yeşiller'den Agniezska Brugger ise "Müttefik dayanışması tek yönlü yol değil. Patriotlar oraya biçimsel ve süresiz olarak da konuşlandırılmadı" diyerek, Alman askerlerin çekilmesini istedi. Ana muhalefet Sol Parti dış politika sözcüsü Jan van Aken ve Tobias Pflüger, Patriot'ların derhal çekilmesini talep ettiler.
Hürriyet

Abd Sözcülerinin Ypg Patinajı
Türk ve ABD dışişleri bakanlığı sözcüleri arasında PKK'nın Suriye kolu YPG'ye hakkında çekişme yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner günlük basın brifinginde, ABD ile Türkiye arasında varılan mutabakat konusunda açıklamalarda bulundu. Toner'a, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby'nin, "İncirlik üssünden kalkan uçaklar YPG'ye de etkili destek verecek" açıklamasını Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç'in net bir şekilde yalanlaması soruldu. İki taraf arasında bazı "yanlış anlaşılmalar mı var" sorusuna, Toner, yanlış anlaşılmalar bulunmadığını belirterek, Kirby'nin "IŞİD karşıtı güçleri desteklemekten" bahsettiğini, Kürtlerin de bu güçler arasında yer aldığını ama grubun bundan çok daha geniş olduğunu söyledi. Kirby'nin doğrudan YPG ile ilgili soruya bu cevap verdiğinin hatırlatılması üzerine Toner, "John Kirby, daha geniş anlamdaki IŞİD karşıtı güçlere atıf yaptı. Suriye Kürtlerinin yanı sıra Suriye Arapları da bu gruba dahil. Sadece tek grup olduğunu söylemek doğru olmaz" diye konuştu. Öte yandan Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest de iki ülke arasında IŞİD ile karşı yaptığı mutabakatı hatırlatarak, "Türkiye'nin IŞİD ile mücadelede katkı verebileceği bir dizi yol var. Buna Türkiye'deki bazı askeri tesislerin koalisyon çabalarına yardımcı olması da dahil. Koalisyon çabalarına angaje olmasında Türkiye'nin kendi meşru ulusal güvenlik çıkarları da bulunuyor ve onların aktif katılımını kesinlikle memnuniyetle karşılıyoruz" diye konuştu. Earnest, Türkiye-Suriye sınırında 110 kilometrelik bir alanda IŞİD'in para, tedarik ve örgüte üye kazandırma bağlamında bir koridorunun yer aldığını da dile getirerek, örgütün bu alandaki imkânlarını ortadan kaldırma noktasındaki çabalarını yoğunlaştıracaklarını bildirdi.
Türkiye

Yahudi Yerleşimciler Filistinli Bebeği Yaktı
Batı Şeria'nın Nablus kentinde Yahudi yerleşimcilerin iki evi ateşe vermesi sonucunda 18 aylık bir bebek hayatını kaybetti. Bebeğin ağır yaralanan 4 yaşındaki ağabeyi ve ebeveynleri, helikopterle bir İsrail hastanesine götürüldü. Gece gerçekleşen saldırı sırasında ailenin uyuduğu aktarıldı. Duma köyünde meydana gelen saldırıyı, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim yerlerinin genişlemesini savunan aşırı dinci iki kişinin yaptığı aktarıldı. Saldırganların molotof kokteyli ile iki eve saldırdıktan sonra, evlerin etrafına 'Çok yaşa Mesih' ve 'İntikam' yazdıkları ve 'Davut yıldızı' şekli çizdikleri belirtildi. Olayı kınayan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırıyı terörist bir eylem olarak niteledi ve sorumluların bulunması için operasyon emri verdi. Savunma Bakanı Moşe Yaalon ise "Teröristlerin Filistinlileri öldürmesine izin vermeyeceğiz" dedi. İsrail'i sorumlu tutan Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, saldırının Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) İsrail'in Filistin'e yönelik savaş suçu işlediği iddiası ile verilen şikayet dosyasına bir kanıt olarak ekleneceğini söyledi. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Genel Sekreteri Saeb Erekat ise, uluslararası toplumun Filistinlileri korumasını istedi. İsrail hükümetinin yerleşimci politikasını saldırının sorumlusu olarak gösteren Erekat, ülkelerin boş sözler vermek yerine harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Erekat, 2004 yılından bu yana Filistinli kişilere ait 11 binin üzerinde mülkün Yahudi yerleşimcilerin saldırısına uğradığını söyledi. İsrail Yüksek Mahkemesi, geçen günlerde Batı Şeria'da inşaat halinde bulunan iki yerleşim yerinin 'yasadışı' oldukları gerekçesiyle yıkılması kararını vermişti. Mahkeme kararının açıklandığı gün Başbakan Netanyahu'nun aynı alanda 300 yeni ev inşa edileceğini açıklaması tansiyonun tırmanmasına neden olmuştu.
Milliyet

10 YIL YATTI, AKILLANMADI
Kudüs'te eşcinsel gruplarınca düzenlenen geleneksel 'onur yürüyüşü'ne katılanlara bıçakla saldırıp ikisi ağır, altı kişiyi yaralayan bir kişi gözaltına alındı. Polis, Yishai Schlissel adlı eylemcinin 2005'te de yine eşcinsel yürüyüşüne katılanlara saldırdığını açıkladı. 3 kişiyi yaralayan Schlissel'in 12 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ve cezaevinden üç hafta önce tahliye edildiği bildirildi. Görgü tanıkları, saldırganın yüzlerce polisin çevresinde güvenlik kordonu oluşturduğu yürüyüş kortejinin arkasında ortaya çıkıp bir anda çığlık atarak katılımcıları bıçaklamaya başladığını söyledi. Yaralıların hastaneye kaldırılmasından sonra yürüyüşe devam eden katılımcılar 'şiddete son' sloganları attılar. Başbakan Netanyahu, saldırının ülkenin temel değerleriyle çeliştiğini belirterek, "İsrail devletinde bireylerin tercih hakkı en temel değerlerden biridir. İsrail'de yaşayan kadın ve erkeklerin tercih ettikleri şekilde yaşamalarını sağlamalıyız" dedi. Onur yürüyüşü, uzun zamandır Kudüs'teki laik gruplarla aşırı dinci Yahudi toplumu arasında gerilim nedeni. Yürüyüş sırasında kentin 2 farklı noktasında eşcinsel karşıtı gösteriler düzenlendi.
Vatan

'Biz Hayvan Değiliz'
İngiliz basını, günlerdir Fransa'nın Calais kentinden Manş Tüneli aracılığıyla İngiltere'ye geçmeye çalışan kaçak göçmenleri dün de manşetlerine taşıdı. The Guardian gazetesi muhabiri, Calais yakınlarındaki ormanlık alanda kurulan kaçak kamplarda konaklayan göçmenlerle röportaj yaptı. Gazeteye konuşan Eritre kökenli bir göçmen, "Neden kapıları kapatıyorsunuz? Biz hayvan değiliz, biz barbar değiliz" şeklindeki sözleriyle Fransız ve İngiliz polisinin kendilerine yönelik sert davranışlarını eleştirdi. İngiltere Başbakanı David Cameron geçtiğimiz günlerde göçmenlerin "sürüler halinde Avrupa'ya akın ettiğini" söylemiş ve bu sözleriyle göçmenleri canavarlaştırmakla suçlanmıştı. Yetkililer, pazar gününden bu yana 4 bini aşkın kaçak göçmenin Kuzey Fransa'dan İngiltere'ye geçmeye çalıştığını belirtiyor.
Vatan

Taliban'ın Yeni Lideri Molla Mansur
Afganistan talibanı, Molla Ahtar Muhammed Mansur'un, Taliban'ın yönetim Şurası ve alimler tarafından örgütün yeni lideri olarak seçildiğini teyit etti. Taliban Sözcüsü Zabiullah Mücahid yaptığı açıklamada, Taliban Yönetim Şurasının ve alimlerin, Molla Ahtar Mohammad Mansur'a "Emir-ül Müminin" olarak biat ettiğini duyurdu. Mansur'un Taliban'ın eski Lideri Molla Ömer'e çok yakın olduğunu vurgulayan Mücahid, "Molla Mansur, Molla Ömer'in çok güvendiği bir kişiydi ve kendisinin yaşadığı dönemde de büyük görevler yürütmüştü. Mansur, yıllarca Taliban'ın icra işlerinin sorumlusu olarak görev yaptı" ifadelerini kullandı. Sözcü Mücahid, Taliban döneminde Yargıtay Başkanı olarak görev yapan Mevlevi Heybetullah Ahonzade ve Seracuddin Hakkani'nin, örgütün iki yardımcısı olarak seçildiğini bildirdi.
Star

POLİTİKA

Koalisyon İçin Oy Kaybına Razıyız
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin çıkarları için her türlü ödünü vermeye hazırız. AKP ile koalisyon kuramazsak üzülürüm. Kurulacak koalisyon eğer Türkiye'ye önemli bir sıçrama yaptıracaksa, kısa vadeli oy kaybı yaşamaya razıyız" dedi. Kılıçdaroğlu, Hürriyet'in gündeme ilişkin sorularını şöyle yanıtladı: Biz AKP ile koalisyon görüşmelerine başlarken 5 temel sorunu çözecek 14 ilke ortaya koyduk. Ekonomi, Kürt sorunu, dış politika, eğitim ve anayasayı kapsayan 5 temel sorunun çözümü de TBMM'de gücü olan 4 yıllık bir koalisyon gerektiriyor. Bu sorunları çözebilirsek, o zaman koalisyonun bir anlamı olur. Ancak, koalisyonu kuracak siyasi partilerin birbirlerine güvenmeleri gerekiyor. Biz 5 temel sorunu çözerken nasıl bir yükün altına gireceğimizi biliyoruz. Onun da farkındayız. Ama bizim önceliğimiz parti değil, Türkiye'dir. AK Parti ile koalisyon kurmanın CHP'ye oy kaybettireceği yorumları var. Siz ne düşünüyorsunuz? Biz Türkiye'nin çıkarları için her türlü ödünü vermeye hazırız. Yeter ki Türkiye kazansın. Kurulacak koalisyon eğer Türkiye'ye önemli bir sıçrama yaptıracaksa, kısa vadeli oy kaybı yaşamaya razıyız. Uzun vadede böyle bir koalisyon öncelikle Türkiye'ye kazandırır. Sonunda aklıselim galip gelir, toplum bizim yaptığımız fedakârlığı dikkate alır. Dolayısıyla, uzun vadede partimizin yaptıklarının değeri anlaşılır. İş dünyasından ciddi anlamda AK Parti-CHP koalisyonu yönünde beklenti ve talep var. Bu konuda sizi arayanlar oluyor mu? İş dünyası, dernekler, sendikalar, vatandaşlar Her kesimden koalisyon konusunda talep geliyor. AK Parti ile görüşmeler olumsuz sonuçlanırsa, yani koalisyon kuramazsanız üzülür müsünüz? Elbette üzülürüm. Ama şunu anımsatmak isterim ki, biz koalisyon konusunda kendi düşüncelerimizi samimi olarak, açıklıkla ortaya koyduk. AK Parti ile sadece yeni anayasa temeli üzerine bir koalisyon kuramaz mısınız? Türkiye'nin temel sorunu anayasadan çok olayların sağlıklı yönetilememesi, öngörülebilir politikalar izlenmemesi. Eğer biz AKP'nin koalisyon görüşmeleri önerisini reddetseydik, "Hayır, biz sizinle görüşmeyeceğiz" deseydik, milli iradeye saygısızlık yapmış olurduk. Çünkü, milli irade bir koalisyonu işaret etti. Biz de halkın iradesine saygı göstermek durumundayız. Demokrasi aynı zamanda bir uzlaşma kültürü gerektiriyor. Şu da çok önemli. Bir koalisyon hem AKP açısından zor, hem CHP açısından zor. AKP, 13 yıldır ülkeyi tek başına yönetiyordu. Şimdi 13 yıldır kendisini eleştiren siyasal partiyle bir araya gelmek durumunda kalıyor. Öyle bir zorluğu var. Bizim açımızdan da zorluk var. 13 yıldır eleştirdiğimiz bir siyasal partiyle bir araya geleceğiz. Bu aslında tek başına bile demokrasinin gelişmesi açısından çok önemli bir katkıdır. Olası bir erken seçim, siyasetin beceriksizliğini gösterir. Faturayı yine halka çıkarır. Vatandaş oyunu kullandı, tercihini yaptı. Bu tercihin gereğini yapmak, bu tercihe saygı duymak, siyaset kurumunun görevidir. Biz duruşumuzla da söylemlerimizle de CHP olarak Türkiye'yi hükümetsiz bırakmamak için her türlü fedakârlığı yapacağımızı söyledik. Bir araya gelemeyen, hükümeti kuramayan partilerin ilk seçimde cezalandırılması gerekir.
Hürriyet

Bahçeli: Çözüm Süreci 'Bitti' Demekle Bitmez
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "azınlık hükümeti" önerisi ve "çözümü devam ettirmek mümkün değil" sözleri ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "MHP ile görüşüyoruz" açıklamalarına çarpıcı yanıtlar verdi. Azınlık hükümetini desteklemeyeceklerini, seçim hükümeti içinde de olmayı düşünmediklerini belirten Bahçeli, Erdoğan'ın "çözüm bitti" açıklamasının inandırıcı olmadığını, milleti bir gaflete daha düşürmemek gerektiğini kaydetti. Bahçeli, Tokat-Sivas- Yozgat gezisinin dönüşünde bazı gazetecilerle özel sohbetinde özetle şu mesajları verdi: (Cumhurbaşkanı'nın 'çözüm sürecini sürdürmek mümkün değil' açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz): Cumhurbaşkanının çözüm sürecinin bitti sözünü inandırıcı bulmak çok doğru olmaz. Eğer bu bir süreçse bir cümleyle bitecek hali yoktur. Ayrıca Beşir Atalay'ın bu konudaki açıklamaları Cumuhurbaşkanı'yla çelişir haldedir. Bazı kavramlar birbirleriyle terstir. Birkaç cümle ile çözüm bitti demek yeni bir gaflete milleti düşürmektir. Buna düşmemek lazım. 7 Haziran'da ne olduysa birden bazı olaylar hızlı bir gelişme içine girdi. Oysa çözüm sürecinde samimi ilkeli durmuş olsalardı, seçim sürecinde yüksek destek bulmuş olan HDP ve AKP rahatlıkla kimsenin özellikle çözümden yana olanların itiraz etmeyeceği bir koalisyon oluşturabilirlerdi. Bunu yapmadılar. Eğer bazı uygulamalar devam ederse 17 - 25 olaylarının gözden geçirilmesi ve hesaplaşma sürecine gireceği korkusu var. Hal böyle olunca ya arzuladığı şekilde kendisini güvence altına alabilecek bir koalisyon hükümeti aramakta veya seçime gitmek suretiyle değişik yöntemler uygulamak kaydıyla tek başına iktidar olabilecek bir AKP ortaya koymaya çalışmaktadır. Yoksa başka türlü izahı yok.
Milliyet

Silahlı Gruplar Çıkana Kadar Operasyona Devam!
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün TOBB'da "Teröre Karşı Sivil İnisiyatif" toplantısına katıldı. 8 STK'nın organize ettiği toplantıda konuşan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Tekrar çatışmasızlık dönemine girelim" çağrısına da yanıt verdi. Davutoğlu, Türkiye'nin geleceğine darbe vurmak isteyen şer odaklarının birden eş zamanlı harekete geçtiğini anlattı. Yapılan operasyonun adını 'Huzur ve Demokrasi Operasyonu' diye anan Davutoğlu, özetle şöyle konuştu: Çözüm sürecinden bahsedenlere, çözüm sürecini istismar ederek alanda vatandaşlarımıza gününü dar edenlere şimdi söylüyoruz: Çözüm süreci konusunda bizim irademiz sabitti, hâlâ sabittir. Süreci istismar edilerek, eğer polislerimiz evlerinde şehit edilecekse, eğer esnafımız, Doğu- Güneydoğu'daki kardeşlerimiz haraç baskısı, kepenkleri kapatma baskısı altında olacaklarsa biz böyle bir çatışmasızlığı kabul etmeyiz. Ama eğer çatışmasızlıktan kastettiğiniz, 2013'ün Mayıs ayında söylediğiniz gibi silahlı unsurların Türkiye'den çekilmesiyse, bütün silahların bırakılmasıysa, Türkiye'nin dağın tepesinin sadece oraya giden aziz çiftçilerimizin, köylülerimizin yaylaları olarak ve bütün vatandaşlarımızın, yurt dışından gelen turistlerin dolaştığı yaylalar olması ise işte o zaman çatışmasızlık, silahları bırakma, çözüm süreci bir anlam taşır. Silahlar bırakılana, silahlı gruplar Türkiye'yi terk edene kadar ve DEAŞ terörü Türkiye'ye tehdit olmaktan çıkana kadar Suriye'de bu operasyonlar devam edecek. Kimse ham hayal görmesin. Soruyorum kendilerine; sizler bu milletin fertlerinin, vatandaşların oylarıyla TBMM'ye geldiniz. Silahlı bir mücadeleyi savunarak bir görev üstlenmediniz. Hangi Avrupa demokrasisinde ülkenin başkentinde parlamenterlik görevini yaparken 'Aynı zamana sırtımızı silahlı terör örgütlerine dayadık' deme cüretini gösterebilir. Artık bu ülkenin her santimetrekaresinde sadece ve sadece gücünü ve meşruiyetini halktan alan hükümetlerin emrindeki meşru güvenlik güçleri olacaktır.
Vatan

"Ortadoğu'da Huzurdan Başka Bir Şey İstemedik"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin ziyaretinin ardından geçtiği Endonezya'daki resmi temaslarına Milli Güvenlik Enstitüsü'nü ziyaret ederek başladı. Erdoğan, burada öğrencilere Türk Dış Politikası konulu bir konferans verdi. Erdoğan özetle şunları söyledi: "Bilhassa Suriye'de yaşanan ve bizi de doğrudan tehdit eden olaylar üzerinden Türkiye'ye yöneltilen, kimi zaman iftira seviyesine varan haksız ithamlardan, fevkalade rahatsızız. Biz, en başından beri, Suriye başta olmak üzere tüm Ortadoğu'da huzurdan, barıştan, refahtan başka bir şey istemedik. Diktatörlüklerin, halklarına zulmeden baskıcı rejimlerin yerini, toplumların kendi iradelerini yansıtan yönetimlerin alması arzumuzu bugün de dile getiriyoruz." "Müslüman kisvesiyle nefret uyandıran suçlar işleyen teröristler, en çok bu sorundan (mezhepçilik sorunu) nemalanıyor. Bizim Sünnilik noktasında, Şia noktasında veya farklı mezhepler noktasında böyle bir derdimiz yok. Bizim tek derdimiz var; İslam, İslam, İslam. İslam'a gölge düşürülmesini kabul etmem mümkün değil. Şu anda bütün bu yapılanlardan İslam yara almaktadır. Bakıyorsunuz şu anda Müslüman olduğunu söyleyen, fakat farklı mezhepten olduğu için ülkemdeki terör mücadelesinde ateist olanları dahi savunanların olduğunu gördüğümüz bir dünya var. Böyle bir yaklaşım tarzını görüyoruz, ama lafa geldiğinde Müslümanız diyor ama öbür tarafta terörist, aynı zamanda ateist olan örgütleri bu mezhep farklılığından dolayı savunanları görüyoruz. Öyleyse bunlara karşı uyanık olmak zorundayız. Terörün her çeşidine karşı kararlı bir tavır ortaya koyuyoruz. Kendi vatandaşlarının terör örgütleriyle ilişkilerini takip eden, zamanında ve etkin müdahale gerçekleştirmeyen ülkelerin, tüm sorumluluğu Türkiye'ye yıkmaya çalıştıklarını görüyoruz."
Vatan

SPOR

Transferde son olarak dünyaca ünlü Alman golcü Mario Gomez'i renklerine bağlayan Beşiktaş rotasını Bursasporlu Ozan Tufan'a çevirdi. Teknik Direktör Şenol Güneş'in, maddi açıdan imkan varsa alınmasını arzuladığı genç yeteneğin, siyah-beyazlı takıma gelmek istediği ortaya çıktı. Ozan Tufan için yaptığı ilk teklif kabul görmeyen Beşiktaş'ın, Bursaspor'a yeni bir öneri sunmaya hazırlandığı belirlendi. Ozan Tufan'a karşılık daha önce 5 milyon euro ve Mustafa Pektemek'i öneren Beşiktaş Yönetimi, Bursaspor'a iki yeni teklif yapacak. Buna göre daha önce Mustafa Pektemek'le birlikte teklif edilen rakamda 5 milyon euronun üzerine çıkılacak. İkinci teklifte 5 milyon euro sabit kalacak ancak Pektemek'in yanına bir futbolcu daha eklenecek. Bu iki tekliften birini kabul etmesi için Bursaspor ile kıran kırana bir pazarlığa girecek olan Beşiktaş, bonus teklifler de sunacak. Ozan Tufan'ın henüz 20 yaşında ve kaliteli bir oyuncu olması nedeniyle, siyah-beyazlıların, milli futbolcunun Avrupa'ya transferi durumunda bonservisinden Bursaspor'a pay vermeyi planladığı öğrenildi. Kısa süre önce Demba Ba ve Atınç Nukan gibi isimleri yüksek rakamlara satarak transferde bir çığır açan Beşiktaş Yönetimi, bu iki oyuncunun satışını örnek gösterip Bursaspor'a ekstra bonuslar vermeyi de önerecek. Veli ve Tolgay'ın geçirdiği cerrahi operasyonlar nedeniyle orta sahayı sağlamlaştırmak için Ozan Tufan'ı almak isteyen Beşiktaş, Gökhan İnler ismini ise şimdilik rafa kaldırdı. Şenol Güneş'in eski talebesi olan Ozan Tufan için Bursaspor ile bugün masaya oturacak olan siyah-beyazlıların olumsuz yanıt gelmesi durumunda transferi kapatabileceği ifade edildi.
Milliyet

UEFA Avrupa Ligi'ndeki Rabotnicki maçı öncesi Makedonya'da kaptan Onur Kıvrak ile sportif direktör Süleyman Hurma arasında yaşanan 'Mercedes'e binme krizi'nde önemli gelişmeler yaşandı dün. Hurma ile giriştiği tartışma sonrası Üsküp'teki kampı terk edip apar topar İstanbul'a dönen milli file bekçisi koruduğu sessizliğini dün bozdu. Teknik direktör Şota Arveladze, Rabotnicki maçı öncesi tecrübeli eldiven hakkında, "Onur kırmızı çizgileri aştı. O ne yaptığını gayet iyi biliyor. Eğer bu takıma kaleci olarak geri dönmek istiyorsa bu olabilir. Kendisine 1 hafta izin verdik" açıklamasını yaparken kavganın diğer aktörü Süleyman Hurma ise maçtan hemen sonra konuşmuştu. Hurma'nın "Burada en büyük Trabzon'dur. Kimsenin egosu kulüpten büyük olamaz. Kulübün üstünden dozer geçmiş" sözlerinin ardından Onur yelkenleri suya indirdi. DÜN yazılı bir açıklama yayımlayan Onur, "Ülkemizin bulunduğu bu hassas dönem içerisinde büyük bir onur ile görev yaptığım Trabzonspor Kulübü'nde meydana gelen yanlış anlaşılmamdan kaynaklanan fakat her halükârda tarafımca da tasvip edilmeyen yaşanmış olan hadiseler sebebiyle başta Trabzonspor camiası olarak tüm kamuoyundan özür dilerim" ifadelerini kullanarak affedilmek istediğini duyurdu.
Vatan

Tarabzonspor'da 1-0 kaybedilen Rabotnicki maçı öncesi yaşanan Onur Kıvrak krizi konusunda en yetkili ağızdan ilginç açıklamalar geldi. TRT'ye konuşan Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, eski oyuncuları Milosevski'nin mezarını ziyaret etmelerinden önce, Onur'un yanlış minibüse bindiğini, Sportif Direktör Süleyman Hurma'nın uyarısı üzerine sinirlendiğini ve olayların geliştiğini belirterek şunları söyledi: "Sen kalkıp sportif direktöre 'Bu takımın kaptanıyım. Çocuk değilim. Bir o arabaya bir buna bindiriyorsunuz. Oyunculara saygı duyun' deyip minibüsün kapısını çarpacaksın, koltukları tekmeleyeceksin. Sportif direktöre el sallayıp 'Sen kimsin? Seninle sonra görüşeceğiz' diyeceksin. 'Özür dile' dedim. İstanbul'a gitti. Bana, ölmüş anama küfür ediyorlar. Özel uçak gönderdim. Trabzon'a gelmesini söyledim. Eşi rahatsızmış." "Uçak onu bekliyor. O bizim değer verdiğimiz bir sporcu. Sözleşmesi futbolcumuz. Bağlar kopmadı. Trabzonspor, Onur'u ben olduğum sürece satmayacak. Selçuk (İnan) gibi gidebilir ama biz satmayacağız. Beklentimiz, gelip yanlışları ortadan kaldırması. Kulübün devrime ihtiyacı var. Hiyerarşik yapıya herkes uyacak. Hata yapan da bedelini ödeyecek" Onur'un bugün Hacıosmanoğlu ile bir araya gelmesi bekleniyor.
Star

Robin Van Persie, Fenerbahçe'de atacağı gol sayısı için değil, tüm gücü ile mücadele edeceği için söz verdi. Kulüp televizyonuna konuşan Hollandalı yıldız "Ben buradayken 1 kupa da kazanabiliriz, 2 kupa da. 10 gol de atabilirim 50 de 100 de. Önemli olan takım halinde, kulüp halinde başarılı olmalıyız. Hepimiz maksimumunu vermeliyiz. 3 yıllık sözleşmeye imza attım ama 1 yıl da kalabilirim 4 yıl da. Bunu bilemezsiniz. Zaman gösterecek" dedi. Van Persie "Ben burada şampiyonluk için Şampiyonlar Ligi için bulunuyorum. Örneğin Türkiye Kupası'nı, Türkiye Ligi'ni kazanmışız ve Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kalmışız ve ben 10 gol atmışım. Bu beni çok mutlu eder" diye konuştu. Fenerbahçe'de yeni bir maceraya atılmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eden yıldız oyuncu "Benim için ilk birkaç hafta karmaşık ve sancılı geçiyor. Ama ben bu macerayı çok sevdim" ifadelerini kullandı. Türkçe birkaç temel kelimeyi öğrendiğini belirten Van Persie, Shakhtar maçında oyuna girerken gurur yaşadığını da vurgulayarak "Böyle harika taraftarların önünde oynamak çok özel bir şeydi. Bana yaptıkları karşılaşma çok iyiydi. İlk maçımı kendi sahamızda oynamamız çok güzel ve çok özel oldu. Harika bir atmosfer oluşturdular, olması gereken de buydu. Her zaman taraftarlarla iç içe olmayı sevmişimdir" dedi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme