4 Ağustos 2015 Salı

04.08.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Emanet Oylar Ortadan Kalkar
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, erken seçim olsa da olmasa da HDP'ye verilen emanet oyların önemli bir kesiminin ortadan kalkacağına inandığını belirtti. Yıldız, "Şu anda HDP'nin, 'Silahlar sussun, terör olmasın' cümlesini AK Parti ve hükümetimize söyleyeceğine eğer cesareti varsa PKK'ya söylemesi lazım. PKK'nın yaptıklarını kınaması lazım. HDP'nin 7 Haziran seçimlerinden önce yaptığı şirin gözükmeleri, yüzündeki boya aktıktan sonra gerçek haline dönüştü. Bir terör dili haline dönüştü. İster erken seçim olsun isterse olmasın HDP'ye verilen emanet oyların önemli bir kesiminin ortadan kalkacağına inanıyorum. Hele hele 3 gün elektriksiz kaldığında bunu doğru değerlendireceğine inanıyorum" dedi. Yıldız, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi'nin hazırladığı Türkiye Enerji Raporu'nun tanıtım toplantısında, PKK'nın Hakkari-Çukurca karayolunda elektrik direklerini devirmesine ilişkin, "Çukurca'ya giden enerji iletim hattını devirdiler. Ne olacak şimdi, 3 günlük enerji kesintisi olduğunda bunun faturasını kim ödeyecek. O direği devirenin PKK olduğunu bütün halkımız biliyor. Hem devireceksiniz hem de Kürtlerin hakkını savunduğunuzu iddia edeceksiniz" diye konuştu. Bakan Yıldız, daha sonra konuyla ilgili Hürriyet'e yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Büyük resme bakmak yerine sözlerimi çarpıtıyorlar. Ben, 'biz yapıyoruz, sen kırıp döküyorsun' diyorum. Yıkılan elektrik direğini tamir edene dek üç gün geçiyor. Önce asker güvenli hale getiriyor. Sonra biz gidiyoruz arızayı ve araç gereci tespit ediyoruz. Sonra tamir ediyoruz. Çukurca'daki tek hattı yıktılar ve ilçeyi elektriksiz bıraktılar. Silopi santralına kömür taşıyan sistemi patlattılar, tamir için gereken pano 4 günde geldi. Barajlara zarar veriyorlar, tamiratı daha uzun sürüyor. Yani benim dediğim 'üç gün elektriksiz kalsınlar, terbiye olsunlar' demek değil. Yaptıklarının olumsuz sonuçlarını halkın yaşadığına dikkat çekiyorum."
Hürriyet

Heyetler İşi Bitirdi, Sıra Liderlerde!
Hükümet kurma süreci kapsamında, AK Parti ile CHP heyetleri arasında gerçekleştirilen görüşmelerin beşincisi Ankara Palas Devlet Konukevi'nde saat 14.15'te başladı ve 7 saat 15 dakika sonra 21.30'da bitti. Dış politika, iç ve dış güvenlik ile eğitimin masaya yatırıldığı görüşmenin ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç ile Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik açıklamalarda bulundu. CHP'li Koç: Olumlu olumsuz diye bir çerçeve sunmuyoruz. Bazı konularda ciddi temel ayrılıkları da var örtüşen konular da var. Bundan sonra liderler ile görüşülecek. Partimizin yetkili kuruluşlarına da götürülecek. Bu kritik gündemde ülkenin hükümetsiz kalmamasını nasıl oluşturabiliriz ev ödevini yerine getirmeye çalışıyoruz. AK Partili Çelik: Tüm bu çalışma boyunca CHP heyetiyle birlikte karşılıklı nezaket ve saygı çerçevesinde her meselenin konuşulduğu, açık bir dilin kullanıldığı, gerekli sevgi ve saygının yaşandığı bir toplantı gerçekleştirdik. Uzlaşmamızın mümkün olmadığı konuları görmüş olduk ve genel başkanımıza bu bilgileri vereceğiz. Kendisi partinin yetkili kurullarıyla bir gerçekleştirme yapacak. Gösterilen karşılıklı nezaket ve yoğun çalışma takdire şayandır. Bunun için CHP heyetine de teşekkür ediyoruz. Bizim çalışmamız bu aşamada tamamlanmıştır. Biz yarından itibaren hazır oluruz sunum yapmaya ama takvimi kendisi (Başbakan Davutoğlu) tarafından açıklanır." CHP'li Akif Hamzaçebi, heyetler bir araya gelmeden önce Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, "Son görüşmeden sonra muhtemelen iki genel başkan biraraya gelecek. Koalisyon hükümeti kurulacak mı, kurulmayacak mı' o görüşmede kararlaştırılır" dedi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 96, 6894-96, 6894                                
ABD Doları 2, 7781-2, 7820/ Euro 3, 0395-3, 0433/İngiliz Sterlini 4, 3269-4, 3399                  

İçeride Pazarlık Dışarıda Gaz
Milyonlarca memuru ilgilendiren toplu görüşmeler, KESK üyesi memurlara yapılan polis müdahalesi ile başladı. Her sendikanın farklı zam oranlarıyla masaya oturduğu görüşmelerin ilk gününde, 2005 yılından sonra kadroya alınan memurlara 1 derece verilmesi konusunda bir kez daha uzlaşıldı. Hükümet daha önce de benzer kararlar almış; son olarak da uygulama seçimler sonrasına bırakılmıştı. Memurların 2016-2017 yıllarına ilişkin mali ve sosyal haklarını belirlemek üzere yürütülecek toplu sözleşme görüşmelerinin ilk toplantısında Kamu İşveren Heyeti'ne Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik; Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetine ise Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın başkanlık yaptı. Ancak toplantı başlamadan hemen önce Türkiye Kamu-Sen ve Memur-Sen üyeleri arasında oturma düzeni sebebiyle tartışma yaşandı. Salondaki gerilim nedeniyle toplantı 45 dakika gecikmeli başladı. Toplantının açılışını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise, 2002 yılından bu yana memur maaşlarındaki artışları anlattı. 2002 yılından bu yana memur maaşlarındaki artışın yüzde 48.7 olduğunu belirten Çelik, "Küresel kriz sebebiyle birçok Avrupa Birliği ülkesinde kamu harcamalarında kısıtlamalara gidilmiş, işten çıkarmalar olmuş, kamu çalışanlarının ücretleri dondurulmuştur. Küresel ekonomik ve siyasi krizlere rağmen Türkiye'de ise kamunun imkanları ve çalışanlarımızın beklentileri dikkate alınarak özlük haklarında daima iyileştirme yapılmıştır. Yasaya göre yaptığımız toplu görüşme süreci müzakereleri 22 Ağustos'a kadar sürecek. Uzlaşma olursa toplu sözleşme imzalanacak. Eğer uzlaşma olmazsa 3 gün içinde yetkili konfederasyon ve sendikaların kamu görevlileri hakem heyetine itiraz hakkı var. Kurulun karar vermek için 5 günlük bir süresi var. Yani 3 Ağustos tarihinde başlayan süreç en geç 31 Ağustos'ta sonuçlanmış olacak." dedi. Toplantı sonrası Hürriyet'in sorularını yanıtlayan Türkiye Kamu-Sen Başkanı İsmail Koncuk, konfederasyonların taleplerini yazılı olarak aktardığını ancak ilk görüşmede zam oranlarının tartışılmadığını söyledi. 2005'ten sonra kadroya alınanlara 1 derece verilmesi konusunda ise Bakan Çelik'in "Bu konuyu halledeceğiz" dediğini aktaran Koncuk, "Bu konu toplu sözleşmeye mutabakata varılan hükümler kapsamında yazılacak. Normalde 3 yıl beklendikten sonra bir derece alınıyor. Derece iyileştirmesi maaşlara da yansıyacak. Bakan bey, memurların eşinin çalıştığı yere tayinin çıkması için gereken 3 yıl kesintisiz sigorta şartının da tekrar değerlendirilebileceğini belirtti. Bu konuda da uzlaşı olabilir" diye konuştu.
Hürriyet

Enflasyonda Düşüş Süreci
Enflasyon, 26 ay aradan sonra yüzde 7'nin altını gördü. Haziran ayında yüzde 7.20 olan tüketici fiyatlarındaki artış, temmuz ayında 6.81 olarak gerçekleşti. TÜFE yüzde 6'lı rakamları en son Mayıs 2013'te görmüş, enflasyon o ay yüzde 6.51 olarak gerçekleşmişti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre TÜFE, temmuz ayında 2014'ün temmuzuna göre önemli ölçüde geriledi. Geçen yıl temmuz ayında yüzde 9.32 oranında artış gösteren tüketici fiyatları, bu yıl temmuz ayında yüzde 6.81'le daha düşük oranda bir artış sergiledi. Tüketici enflasyonu ilk yedi ayda yüzde 4.85 ve 12 aylık ortalamada ise yüzde 8.07 olarak gerçekleşti. Tüketici enflasyonunun temel belirleyicisi gıda ürünlerinde sınırlı da olsa fiyat artış hızının yavaşlaması TÜFE'nin düşük çıkm a - sında etkili oldu. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda 2014 Temmuz'unda yüzde 12.56 olan fiyat artışı, 2015 Temmuz'unda yüzde 9.25'e geriledi. Temmuz ayında hazirana göre fiyatı en çok düşen ürün erik oldu. Erik fiyatı hazirana göre yüzde 37.6 oranında ucuzladı. Temmuz ayında kiraz fiyatı yüzde 26.9, karpuz yüzde 22.6, taze fasulye yüzde 17.7, şeftali yüzde 15.2, kadın ceketi yüzde 9.9, erkek gömleği yüzde 9.5 ve patlıcan yüzde 9.4 ucuzladı. Yaz aylarında sebze meyvedeki bolluğun etkisiyle gıda fiyatlarının gerilemesine karşın, kira fiyatlarındaki artış durdurulamıyor. Konut harcamaları 2014 Temmuz'unda yüzde 5.41 olan konut harcamalarındaki fiyat artışı, 12 aydır yükselişini sürdürdü ve 2015 Temmuz'unda yüzde 8.15 oldu. Merkez Bankası, Orta Vadeli Program'da 2015 için enflasyon hedefini yüzde 5 olarak belirlemişti. Ocak ayında yayımladığı enflasyon raporunda yıl sonu beklentisini önce yüzde 5.5'e yükselten Merkez, nisan ayında beklentiyi yüzde 6.8'e çıkarmıştı. Merkez son olarak da 30 Temmuz'da yayımladığı raporda 2015 enflasyon beklentisini biraz da artırarak yüzde 6.9'a yükseltti. Merkez'in beklentisinin 'en iyimser tahmin' olduğunu kaydeden uzmanlara göre, yıllık enflasyon yüzde 7'nin üstünde, yüzde 8'lerde gerçekleşecek. TÜİK verilerine göre, yurt içi üretici fiyatları temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0.32 düştü ve yedi aylık artış yüzde 5.15 olarak hesaplandı. Böylece, yıllık artış yüzde 5.62 düzeyinde gerçekleşirken, on iki aylık ortalamalara göre artış da yüzde 6.43 oldu.
Milliyet

İndirimlerle 1 Milyar Dolar Cepte!
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, doğalgaz ile ilgili Rusya'dan alınacak yüzde 10.25'lik indirimin geriye dönük işlemesinin, Türkiye için yaklaşık 1 milyar dolarlık bir tasarruf anlamına geldiğini belirtti. Rusya ile indirim görüşmelerine değinen Bakan Yıldız, "1 Ocak 2015'ten itibaren bu indirimlerin geriye dönük olarak sağlanması, Türkiye için yaklaşık 1 milyar dolarlık bir rakama denk geliyor. Bu rakam, maliyetlerin bir kısmını karşılayacak bir konudur" dedi. Rusya ile müzakerelerde çok iyi giden veya durağanlaşan dönemler olabileceğini, bununla birlikte doğalgazda yüzde yüzde 10.25'lik indirimin beyan edildiğini vurgulayan Yıldız, şöyle devam etti: "Bu mutabakatın evraklarının imzalanması önemli. Rusya'nın bunu daha fazla geciktirmeyeceğini düşünüyoruz. En son 13 Haziran'da sayın Cumhurbaşkanımıza refakat ettiğimiz Bakü'deki toplantıda imza aşamasına geldik. Fizibiliteyle ilgili konuda gerekli izinleri verdik. Zannediyorum önümüzdeki süreçte imzalanmasını gerçekleştirmiş oluruz." Bakan Yıldız, bir soru üzerine, terör örgütü PKK'nın enerji hatlarına düzenlediği saldırılardan, o bölgede yaşayan halkın mağdur edildiğini söyledi. PKK'nın yaptığı saldırıların yalnızca devlete zarar vermediğini dile getiren Yıldız, "Mağdur olan, oradaki yaşayan Kürt kardeşlerimiz, yapanlar, Kürtçülük adına yaptıklarını iddia eden PKK'lılar. Ne anladık, orada hizmet 3 gün aksadı" dedi. Yıldız, HDP'nin, PKK eylemlerini kınamadığına da değinerek "Vatandaşımız her birini görüyor. HDP'nin dilinin, icraatlarının değiştiğini görüyor. İster erken seçim olsun, ister olmasın HDP'ye giden emanet oyların ortadan kalkacağını düşünüyorum" diye konuştu.
Milliyet

Komşu'da Borsa Çöktü
Yunanistan'da Tsipras Hükümeti kreditörlerle 86 milyar euroluk üçüncü kurtarma paketinin müzakerelerine başlarken, hayat biraz sancılı da olsa yavaş yavaş normale dönüyor. Komşu'da borsa, hükümetin ülkeden euro çıkışını engellemek için uygulamaya koyduğu sermaye kontrolleri doğrultusunda beş hafta kapalı kalmasının ardından dün tekrar açılırken, keskin bir düşüş yaşadı. Yunan borsalarının ana endeksi erken seans saatlerinde yüzde 23 düştü. Ülkenin en büyük ticari bankası National Bank of Greece'in hisseleri yüzde 30 düşerek taban oldu. Atina Borsası en son 26 Haziran'da işleme açıktı.
Vatan

50 Dolarla 6 Ayın Dibinde
Brent petrol, 1.4 dolar daha düşerek 50.37 dolardan işlem gördü. Brent petrolün varili gün içerisinde 50.12 dolara kadar gerileyerek 2 Şubat'tan bu yana en düşük seviyesine çekilmiş oldu. ABD ham petrolünün varil fiyatı da 36 sent kayıpla 46.76 dolardan işlem görürken, erken saatlerde 46.35 dolara kadar inerek 4 ayın en düşük seviyesini görmüştü. Petrol fiyatları Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) tarafından Temmuz'da rekor seviyede üretim gerçekleşmesi ve Çin'den gelen zayıf verilerin ardından kayıplarını genişletti. Brent petrol geçtiğimiz aylarda da 50 doların altına inmiş ancak analistler ikinci yarı ile birlikte 70 hatta 80 dolarları görebileceği tahminleri yapmıştı.
Vatan

İranlı Turistlere Yol Açıldı
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, İran'a ambargonun kalkmasının Türkiye'yi olumlu etkileyeceğini söyledi. Yılmaz, ticari ilişkilerin gelişmesi yanında İranlı turistlerin de Türkiye'yi yeniden tercih edeceğini ifade etti. Yılmaz, bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette, "İran'a ambargonun kalkması bizi de olumlu etkiler, ekonomik açıdan faydalı olacaktır. 80 milyonluk pazar açılmış olacak. Ticaret anlaşmaları yapıldı. Barışçıl olmayan şekilde nükleer enerji kullanımına biz de karşıyız. Yaşanan gelişmeler ticarete olumlu yansır. Bir yıllık perspektifte bunun yansımalarını görürüz" dedi. Yılmaz "Dış ticarette İran'la 30 milyar dolarlık bir hedefimiz vardır. Bir ara 22 milyar dolara ulaşmıştık. Son dönemde 14- 15 milyar dolara gelmiştik. İlk aşamada yine 30 milyar dolarlık bir hedef söz konusu olabilir. İkiye katlanma bir hedef olabilir daha önceden mutabık kaldığımız hedefti" diye konuştu. Yılmaz, Türkiye'nin sanayide iyi turumda olduğunu, İran ile Türkiye ilişkilerini tamamlayıcı olarak gördüklerini Türkiye'nin İran'ın Batı'ya açılan kapısı olduğunu ifade etti. Yılmaz, İran'la yaşanan gelişmenin İranlı turistlerin sayısını da artıracağını, turizmde karşılıklı canlanma olacağını ifade etti. Turizm Bakanlığı verilerine göre haziran ayında İran'dan gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15.5 artışla 153 bin 626 kişi oldu.
Star

DÜNYA

Almanya'da Basın Özgürlüğü Kavgası
Almanya, iç istihbarat teşkilatının gizli belgelerini yayınlayan iki gazeteciye karşı vatana ihanet soruşturmasıyla çalkalanıyor. Soruşturmayı başlatan Federal Savcı Harald Range'nin istifası isteniyor. İktidar ortağı SPD ve Yeşiller, Federal Savcı'nın istifasını istedi. Hıristiyan Birlik Partileri ise karşı. Federal Savcılık şimdilik soruşturmayı durdurdu. İçişleri Bakanlığı ise soruşturmanın belirli kişilere değil, meçhul kişilere (muhbirler) olduğunu belirterek, tartışmaları yatıştırmaya çalışıyor. Vatan hainliği suçlaması şöyle gelişti: Almanya iç istihbarat teşkilatı Anayasayı Koruma Örgütü Başkanı Hans Georg Maassen, internet haber blog'u Netzpolitik.org hakkında devletin gizli belgelerini yayınlama yoluyla vatana ihanet suçu işlediğinin soruşturulmasını istedi. Soruşturma gerekçesi, sitenin istihbaratın interneti gözetleme faaliyetlerini artırmayı planladığına dair belgeleri yayınlamasıydı. Savcılık konunun vatan hainliği suçlamasına girip girmediği üzerine bir bilirkişi raporu hazırlatarak, soruşturma açmaya karar verdi. Soruşturmada bloğun haber müdürleri Markus Beckedahl ile Andre Meister'in adları yer alıyor. Ancak kamuoyundan gelen baskılar üzerine soruşturma askıya alındı. Federal Meclis NSA Araştırma Komisyonu Üyesi SPD'li Christian Flisek vatana ihanet soruşturmasını "ürkütücü" olarak nitelendirerek savcının istifasını istedi. SPD Genel Başkan Yardımcısı Ralf Stegner de Başsavcı Range'nin sorumluluk alanlarını gözden kaçırdığını ifade ederek, "ABD'nin dinleme skandallarına karşı harekete geçmek yerine anayasanın koruma altına aldığı basın özgürlüğüne, blog üzerinden saldırıya geçmek kesinlikle başsavcının sorumluluk alanına girmiyor" dedi. Tartışmaların büyümesi üzerine Başbakan Angela Merkel de devreye girdi. Hükümet sözcüsü, Başbakan Merkel'in gazetecilere vatan hainliği suçlamasına şüpheyle baktığını ve basın özgürlüğünü "en yüksek değer" olarak vurguladığını açıkladı. Merkel ayrıca soruşturmaya şüpheyle bakan ve önceden Federal Savcılığı uyaran Adalet Bakanı Heiko Maas'a tam destek verdi. Hükümetin dünkü basın toplantısında basın mensupları, 'Başbakan ve yetkili bakanlar soruşturma açılacağını bilmiyorlar mıydı' sorusu üzerinde yoğunlaştı. Hükümet sözcüsü Christiane Wirtz, Başbakan Merkel'in ve başbakanlığın soruşturmayı ilk kez medyadan öğrendiğini söyledi.
Hürriyet

Molla Ömer'in Ölümü Taliban'ı Karıştırdı
Taliban lideri Molla Ömer'in öldüğünün ortaya çıkmasının ardından örgüt karıştı. Taliban sözcülüğü, yeni lider olarak Molla Ömer'in yardımcısı Ahtar Mansur'un seçildiğini açıkladı. Ancak Ahtar Mansur, bir süre sonra Taliban Yüksek Konseyi tarafından reddedildi. Konsey, Molla Ömer'in ölümünün ardından bir grubun kendi başına ve kendi çıkarları için Molla Ahtar Mansur'u yeni lider olarak seçtiğini öne sürerek, "Bu konuda bizim görüşümüz alınmadı. Molla Ömer'in ailesine iletilecek taziyelerin ardından düzenlenecek toplantı ile yeni liderimizi seçeceğiz" açıklaması yapıldı. Afganistan hükümeti ve Taliban arasında resmî barış müzakerelerinin başlaması ve Molla Ömer'in öldüğünün ortaya çıkması terör örgütü Taliban'ın değişik gruplara bölünmesine yol açtı. Molla Mansur'un lider seçildiğinin yalanlaması da örgüt içinde ihtilafların arttığını gösteriyor. Molla Mansur, beş yıldır Molla Ömer'in yardımcısı olarak görev yapıyor ve örgütün icra işlerine bakıyordu. Birleşmiş Milletler'e göre, Mansur uyuşturucu ticaretinde önemli bir role sahip. Bu arada Talibana bağlı olarak faaliyet gösteren Tahrik-i İslami Mahaz Fedai Grubu, Molla Ömer'in yardımcısı Molla Ahtar Mansur tarafından öldürüldüğünü öne sürdü. Örgüt açıklamasında, "Mansur, Dubai'dan zehirli ilaç getirdi. Molla Ömer ilaçları kullandıktan 3 gün sonra öldü. ABD güçleriyle görüşen Mansur, Amerikan'ın desteğini almış bir kişi" denildi.
Türkiye

Askerî Sırları Açığa Çıkarmayacağız
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ülkesinin askerî veya endüstriyel sırlarının açığa çıkarılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. İran devlet televizyonunda konuşan Hasan Ruhani, İran ile P5+1 ülkeleri arasında geçen ay varılan nükleer anlaşmanın 'kazan- kazana dayalı olduğuna' dikkat çekti: Dünya karşısında yalnızca yenmek ve boyun eğmek gibi iki seçeneğimiz olduğu fikri mantıksız: Üçüncü bir yol da var. O da ulusal çıkarlar çerçevesinde yapıcı işbirliği kurmak. "Nükleer müzakerelerdeki nihai anlaşmada elde ettiğimiz başarı dünkü hayalden daha ötededir" ifadelerini kullanan Ruhani, anlaşma sonucunda İran'ın askeri veya endüstriyel sırlarının açığa çıkarılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı. İran'ın nükleer alandaki kazanımlarını sürdüreceğini kaydeden Ruhani, Fordo uranyum zenginleştirme tesisine işaret ederek, "Bizim uranyum zenginleştirmeye ihtiyacımız var. Fordo'yu açtık ve tamamlayacağız" dedi. Ruhani, Irak'a doğalgaz ihraç projesini de tamamlayarak ihracata başlayacaklarını ifade etti.
Türkiye

Varil Bombası Atan Uçak Çakıldı
Suriye'de dört yılı aşan iç savaşta, rejimin kullandığı en ölümcül savaş taktiklerinden varil bombası başka bir faciaya da sebebiyet verdi. Türkiye sınırındaki İdlib vilayeti içerisindeki Eriha kasabasında, Suriye ordusuna ait bir savaş uçağı sivillerin yaşadığı bölgeyi bombaladıktan sonra düştü. Sahadaki muhalif haber kaynaklarına dayanan Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, ölü sayısını en az 31 olarak verdi. Gözlemevi'nin direktörü Rami Abdül Rahman, 2'si çocuk 31 kişinin öldüğünü ve en az 60 kişinin yaralandığını belirtti. Kalabalık bir pazar yerine düşerek büyük bir patlamaya sebep olan uçağın düşmesinin; bombalamadan ayrı olarak kaç kişiyi öldürdüğü bilinmiyor. Hatay'a getirilen 15 yaralıdan 2'si hayatını kaybetti. Rahman, uçağın 'mekanik bir arıza nedeniyle alçak irtifada uçtuğunu' belirtti. İsyancıların elindeki bölgelerde hava gücüne ağırlık veren Suriye ordusundan açıklama yapılmadı. Ocak ayı ortasında İdlib'te düşen bir uçakta en az 35 asker hayatını kaybetmişti. El Kaide'nin Suriye kolu El Nusra Cephesi'nin başı çektiği Fetih Ordusu, İdlib vilayetinin büyük kısmını mart ayında ele geçirmişti. Suriye rejiminin sivil kurbanlarının sayısını; ABD önderliğindeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun hava bombardımanları da yükseltiyor. Irak ve Suriye'de IŞİD'e yönelik hava saldırılarının arşivini tutan "Airwars" (Hava Savaşları) adlı site, koalisyonun bir yıla yaklaşan operasyonlarında en az 489 sivilin öldüğünü belirtti. Sitenin askeri kaynaklardan derlediği verilere göre, ölen sivillerin sayısı 1,247'ye de yaklaşıyor olabilir. Öte yandan, ABD'nin eğit-donat programına katılan isyancıları Suriye içerisinde korumak için rejimi hedef almayı planladığı öne sürüldü. Reuters haber ajansına göre ABD Başkanı Barack Obama; Suriye'deki iç savaşta Amerikan rolünü derinleştirebilecek kararı düşünüyor. İlk kez Wall Street Journal'ın yer verdiği iddiaya göre, isyancıların ilerlemesini sağlamak için IŞİD ya da rejim güçlerini ayırt etmeksizin ABD hava saldırılarına başvuracak. Reuters'a konuşan adı açıklanmayan kaynakların iddialarını Pentagon ve Beyaz Saray doğrulamadı. ABD'nin, topraklarında IŞİD hedeflerine saldırılmasına zımnen onay veren Suriye rejimine karşı havadan ya da karadan müdahale etme isteksizliği biliniyor. Eğit-donat kapsamında askeri eğitim alan isyancıların önemli bir bölümü El Nusra Cephesi tarafından kaçırılmıştı.
Milliyet

'Yahudi Terörü' Tehdidi
Batı Şeria'nın Duma köyünde Yahudi yerleşimciler tarafından evleri kundaklanan Filistinli Devabişe ailesini ziyaret eden ve İsrail'de yükselen şiddet ve kine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ölümle tehdit edildi. Perşembe akşamki saldırının ardından Rivlin, Facebook'ta Arapça ve İbranice yazdığı iletide "Utançtan çok, acı duyuyorum. Küçük bir bebeğin öldürülmesinden duyulan acı. Halkımın insanlığını kaybetmesi ve terörizmi seçmesi karşısında duyulan acı Onların yolu İsrail devleti ve Yahudi halkının yolu değildir. Görünen o ki şu ana kadar Yahudi terörizmi olgusuyla gereken şekilde mücadele etmedik" ifadelerini kullanarak 'Yahudi terörizmi' tanımını yapmıştı. İki binden fazla yorumun geldiği mesaja tepki olarak Rivlin'e ölüm tehditleri yağdırılırken; sonunun sekiz yıl komada kalan eski başbakan Ariel Şaron'dan bile kötü olacağı söylendi. 1995'te Tel Aviv'de bir barış gösterisi sırasında fanatik bir Yahudi tarafından öldürülen Başbakan İzak Rabin'in anısının İsrail kamuoyunun hafızasında taze olması nedeniyle harekete geçildi. İsrail polisi sosyal medyadaki nefret söylemleri ve tehditlerle ilgili soruşturma başlattı.
Milliyet

O Saati Hangi Parayla Aldın
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hafta sonunda sevgilisi, eski olimpiyat şampiyonu artistik patinajcı Tatyana Navka ile dünya evine giren basın sözcüsü Dmitri Peskov'un düğününde kolunda görülen servet değerindeki saat tartışma yarattı. Rus muhalefetinin önde gelen isimlerinden Aleksey Navalni, aynı zamanda Türkolog olan Peskov'un düğünde 620 bin dolar değerinde bir Richard Mille marka saat taktığını açıkladı. Navalni kişisel internet sitesinde "Devlet başkanının basın sözcüsü, yıllık maaşının dört katı değerinde olan bir saati hangi kaynaklarla satın alabilir?" diye yazdı. Yerel basına göre Peskov, geçen sene 9 milyon 184 bin rublelik (bugünkü kurla yaklaşık 150 bin dolar) gelir beyanında bulunmuştu. Gelen tepkiler üzerine bir açıklama yapan Peskov, saati Navka'nın hediye ettiğini, ancak saatin söylendiği kadar pahalı olmadığını savundu. Navka da gazetecilere yaptığı açıklamada, "Defalarca olimpiyat şampiyonu oldum ve pek çok projeden gelirim var. Bir başka olimpiyat şampiyonu Pluşenko karısına mücevher hediye ettiğinde nasıl aldın diye soran olmuyor, ben kocama hediye edince neden mevzu oluyor?" diye sordu.
Vatan

POLİTİKA

Tsk'da 2022'ye Kadar Planlama
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlık ettiği TSK personelinin terfi, görev süresinin uzatılması ve emeklilik durumlarının görüşüleceği Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) toplantısı dün başladı. YAŞ'ın ilk gününde, TSK'nın komuta kademesi büyük ölçüde şekillendirildi. İlk gün alınan kararlar uyarınca emekliye ayrılacak olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in yerine Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar getirilecek. Akar'dan boşalan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ise 1. Ordu Komutanı Salih Zeki Çolak'ın getirilmesi bekleniyor. Deniz ve Hava kuvvet komutanlarının görev süresinin birer yıl uzatılması, Orgeneral Abdullah Atay'ın emekliliğiyle boşalan Jandarma Genel Komutanlığı'na Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Galip Mendi'nin getirileceği ifade ediliyor. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in ise gelecek yıl Jandarma, sonraki yıl Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na getirileceği belirtiliyor. Güler'in, 4 yıl Genelkurmay Başkanlığı yapacak Akar'ın 2019'da boşaltacağı koltuğa oturma ihtimali en yüksek isim olduğu ifade ediliyor. YAŞ'ın ilk toplantısı öncesi Anıtkabir özel defterini imzalayan Davutoğlu, son operasyonları kastederek, "Dünyanın en kudretli devletleri arasında mümtaz bir konumu olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, varlığına ve vatandaşlarına yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek güce sahiptir" diye yazdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şura üyelerine verdiği öğle yemeğinin ardından, Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel ile üçlü bir zirve gerçekleştirdi. Daha önceki YAŞ toplantılarında örneği görülmeyen üçlü zirvede, Erdoğan'ın son operasyonlar ve YAŞ ile ilgili değerlendirmeler yaptığı belirtildi. TSK personelinin görev süresinin uzatılması ve emeklilik durumlarının görüşüleceği kritik YAŞ toplantısı dün başladı. YAŞ üyeleri, toplantı başlamadan önce Davutoğlu başkanlığında Anıtkabir'i ziyaret etti. Davutoğlu, Anıtkabir'e gelişinde, Aslanlı Yol'un başında komutanlar tarafından karşılandı. Daha sonra YAŞ üyeleri, üzerinde "YAŞ üyeleri" yazan çelenkle Aslanlı Yol'dan yürüdü. Davutoğlu'nun, Atatürk'ün mozolesine çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Davutoğlu başkanlığındaki heyet, mozoleye çıkan merdivenin önünde hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Burada Anıtkabir özel defterini imzalayan Davutoğlu, deftere şunları yazdı: "Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk. YAŞ heyeti olarak Ağustos 2015 toplantısı vesilesiyle buradayız. Türkiye'yi, tarihimizden aldığımız güçle medeni dünyanın güçlü bir üyesi yapmak için emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Ülkemizi demokrasi, hukuk ve adalet temelinde güçlendirme hedefimize ulaşmak için gösterdiğimiz mücadelenin yanı sıra bölgemizde barış ve huzurun tesisi ile istikrarın kalıcı hale getirilmesi için samimi bir gayret içindeyiz. Dünyanın en kudretli devletleri arasında mümtaz bir konumu olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, varlığına ve vatandaşlarına yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek güce sahiptir. Ordumuz yüksek disiplini ve vazife şuuru, üstün donanımı ile bu zor coğrafyada milli güvenliğimizin olduğu kadar bölgesel barışın da en önemli güvencelerinden biridir. Yürüttüğümüz Yüksek Askeri Şûra çalışmalarının ülkemize, milletimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Ruhun şad olsun."
Milliyet
Zergele İddiası Alçakça Bir Yalan
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kuzey Irak'taki PKK hedeflerine düzenlenen hava operasyonunda sivil hedeflerin vurulduğu yönündeki iddialara "Zergele isminde yere yapılan operasyonda sivillerin hedef alındığı söylendi. Bu PKK'nın ve onun propagandasını yapan unsurların alçakça bir yalanıdır" dedi. NTV'ye konuşan Arınç, operasyonlarda her zaman insani amacın gözetildiğini belirterek "Zannediyorum Zergele isimli bir yere yapılan operasyonda sivillerin hedef alındığı söylendi. Bu PKK terör örgütü ve onun propagandasını yapan unsurların alçakça bir yalanıdır. İlk günden bugüne kadar ne Kuzey Irak'ta, ne de içeride masum insanlara ve sivillere zarar verecek hiçbir operasyon yapılmadı. Hatta bazı operasyonlar sivillere zarar verebilir endişesi ile ertelenmiştir" dedi. Arınç, operasyonların neden 7 Haziran'dan sonra başladığı konusunda da 7 Haziran'dan Suruç olayına kadar PKK'nın 218 eylem yaptığını en sonunda iki polisin Ceylanpınar'da evlerinde uyurken alçakça şehit edildiğini belirtirken, "Bunun bir tek anlamı olabilir; 'Biz sizin polislerinizin bile evlerine girer, yataklarında kafalarına sıkar öldürürüz.' HPG bunu üstlendi" dedi. HDP'nin seçim başarısının havaya silah sıkılarak kutlandığını o zamanki tespitlere göre her evde en az beş Kaleşnikof bulunduğunu belirten Arınç, "MİT ve diğer istihbaratlar, kendi yayın organlarının, Cemil Bayık'ların, Kalkan'ların ve diğerlerinin bütün sözleriyle yapılan operasyonlar örtüşüyor. Bunu vurun diyorlar öyle vuruyorlar. Bunun üzerine operasyon kararı alındı" dedi. HDP'nin Kandil'den bağımsız bir siyasi politika güdemediğini, eş başkanların PKK'ya karşı nötr kelimeler kullandığını öne süren Arınç, "Bunun ötesinde. 'Bu süreçte senin silah bırakman, Türkiye'yi terk etmen gerekirdi, bu hükümet elinden geleni yaptı, Öcalan'ın talimatı da böyleydi. Sen şimdi buna da, bizim sözlerimize de uymuyorsun. Sen silahı bırakmadıkça biz çözüm sürecini götüremeyiz' demesi lazım. Bunu dediği zaman biz süreci kaldığı yerden daha rasyonel ve istismar edildiğimiz yerleri de gördüğümüze göre 'Yok artık böyle değil, şöyle olacak' deme imkanına sahip olacağız" diye konuştu. "Çözüm süreci Türkiye için olmazsa olmaz. Bu bize siyaseten kaybettirebilir. 2015'te 9 puan kaybettirdi. Seçimlerde silahlı baskılarla bin 800 sandıkta yüzde 98 çeken bir HDP gerçeği var. Barajı aştılar, sustular. Ülke için de biraz faydalı oldu" diyen Arınç, şöyle devam etti: "Yüzde 13'lük oyu HDP iyi kullanmak zorunda. Şiddeti ve terör örgütünü reddeden pek çok milletvekilinin HDP içinde olduğunu biliyorum. Yani Demirtaş ve Yüksekdağ gibi ailevi bağlarla Kandil'le ilişkisi olan insanlar değil. Şimdi görev onlara düşüyor. HDP içinde ağırlıklarını koymak suretiyle parti ile örgütün eylemleri arasına kalın bir duvar çekebilirlerse biz yine bir partner olarak HDP'den çözüm sürecinde istifade etmek isteriz." Arınç, kapatma iddialarına da "HDP'nin hayat bulması partilerinin kapatılmasına bağlı. Onlara bu hakkı vermemek lazım. Onlar bununla propaganda yapıp mağduriyet yaratma çabasındalar. Onlar kapatın diye yalvarırlar ama biz 'cık' diyeceğiz. Kapatmayacağız. Yani bu konuda hiçbir adım atmayacağız" yanıtını verdi.
Milliyet
Kan Dökülünce Yüzüne Can Geldi
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, PKK'nın silahlı eylemlerini eleştirerek, "PKK'nin hiçbir silahlı eylemi, şiddet eylemi bizim işimize yaramaz, işimize de gelmez. Silahları susturun, hiç gerekçe sunmadan; PKK'nin, 6 milyonluk halk iradesinin başarabileceğini görmesi ve silahları susturması lazım" dedi. Demirtaş, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye de "Kan dökülmeye başlayınca Bahçeli'nin yüzüne can geldi" yanıtını verdi. Demirtaş, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bugün yapacağı görüşmenin seçim ittifakı değil geleceği belirlemeye yönelik bir görüşme olacağını kaydetti. Bir grup gazeteciye değerlendirmede bulunan Demirtaş, "Çatışmaların durmasına yönelik yaptığınız çağrılar yanıt buldu mu?" sorusuna "Sayın Başbakan yanıt verdi; son terörist kalıncaya kadar operasyonlar devam edecek. 90'lı yıllardaki söyleme benzer, Çiller döneminin siyasetini andıran bir tarzla. KCK'den de Remzi Kartal'ın bir açıklaması oldu, 'çözüm sürecinde müzakereye ve ateşkese hazırız' diye. Kamuoyu ağırlıklı olarak bu yönlü çağrılara devam ederse, ben sonuç alınabileceğini düşünüyorum." yanıtını verdi. Demirtaş, Ceylanpınar'da iki polisin şehit edilmesi konusunda "Şüphesiz PKK'nin hiçbir silahlı eylemi, şiddet eylemi bizim işimize yaramaz, işimize de gelmez. Silah ve şiddetin arttığı dönemlerde siyasetin sesi gür çıkamaz. Keşke PKK hiçbir askeri eylem içinde olmasaydı. Keşke Ceylanpınar, Suruç olmasaydı. Keşke Kandil bombalanmasaydı. PKK'nin Ceylanpınar'la ilgili kendi içinde etkili bir soruşturma yürütmesi ve sonuçlarını kamuoyuna açıklaması gerekir. Görünen o ki kendi açıklamalarında da yerelden çok kirli bir infaza benziyor. Hükümet Ceylanpınar'ı ateşkesin bittiği eylem olarak tanımlıyor. Kimler tarafından yapıldığının anlaşılması lazım" dedi. Demirtaş, "PKK eylemi neden hemen üstlendi?" sorusuna "Tahminim o ki PKK kendi merkezine gelen bilgilerle eylemi sahiplendi. Sonra belki de yapılan incelemede bunun çok da temiz bir eylem olmadığı ortaya çıkınca soruşturmalık olabileceği daha iyi anlaşıldı" yanıtını verdi.
Milliyet
'Çözüm Sürecine Yeni Bir İsim Gerekebilir'
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç, koalisyon görüşmeleri, çözüm süreci ve terör operasyonlarıyla ilgili mesajlar verdi. Arınç, dün NTV'de özetle şunları söyledi: "Ceylanpınar'da 2 polisimizi alçakça şehit ettiler. Peki bunu kim yaptı? HPG bunu üstlendi. Düzeltme falan da olmadı sonrasında. Arkasından silaha sarıldılar. Seçim sonucunu kutlamak için bile silaha sarıldılar. Bunun üzerine operasyon kararı alındı. PKK 'çözüm sürecini biz bitirdik' diye 6 aydan beri söylüyordu. HDP de bunu paylaşıyordu." "Madem güçlenerek çıktınız, klasik oylarınız da değil, size bu oylar verildi. 'Emanet oylar' dediler, Kandil'den azar geldi. Sayın Başbakanımızın da o gün onlara söylediği 'PKK terör örgütünün silah ve şiddete dayalı eylemlerinin sona erdirilmesinde HDP'nin aktif olması' Ama bir bakıyorsunuz bir Eş Genel Başkanı (Figen Yüksekdağ) 'Ben sırtımı buna yasladım' diyor. 'Ey PKK bırak bu silahı, bu alçaklıktır. Neden bu katliamı yapıyorsun' diyemiyor. Nötr kelimeler kullanıyor. Bu şu demek: Organik bağımız var, bir şey diyemeyiz." "Malazgirt için elimizde kayıtlar var, kimlerin yaptığına dair. Ceylanpınar'a dair kayıtlar var. Üzerini okşar gibi kadife eldivenlerle 'Yapmasan daha iyi, bizi rezil ediyorsun', 'Bu hükümet elinden geleni yaptı. Silah bırakmadıkça biz çözüm sürecini götüremeyiz' demesi lazım. Bunu dediği zaman süreci daha rasyonel yürütmek için deme imkanına sahip olacağız. Çözüm sürecinin Türkiye içi olmazsa olmaz bir sonuç olduğuna inanıyoruz." "Bizim o zamanki düşüncemiz onlar eylem yapmadıkça biz de operasyon yapmayacağız. Bellerinde silahlarla bir yerden bir yere geçmişlerdir. Bunlara göz yummuştuk. Biz çok iyi niyetliydik. Ülkemizin huzura kavuşması için fevkalade ümitliydim. Kışanak ve arkadaşlarına cezaevinde yapılan zulmü anlatırken herkes empati yapsın diye 'Belki ben de dağa çıkmayı düşünebilirdim' dedim. Onların üzerlerine düşeni yapmadılar." "MHP çözülme süreci dedi, CHP bizi başka şekilde eleştirdi. Hangi parti ile koalisyon kurarsak kuralım çözüm süreci masada olacaktır. Çözüm süreci insanlara antipatik geliyorsa ona başka bir isim buluruz. Demokratik açılım olarak başladı beğenilmedi. Milli Birlik ve Beraberlik Projesi beğenildi. Çözüm süreci sakız olarak çok çiğnendi, yeni, bir isim bulunması gerekebilir. Bahçeli ya da Kılıçdaroğlu güzel biri isim bulursa onunla devam ederiz."
Vatan

SPOR

Geçtiğimiz hafta Makedonya'da oynanan Rabotnicki karşılaşması öncesi sportif direktör Süleyman Hurma ile tartışan ve ardından bordo mavili yönetim tarafından kadro dışı bırakılan tecrübeli kaleci Onur Kıvrak özür diledi. Perşembe Avni Aker'de oynanacak rövanşta forma giymek istediğini belirtip Hurma'nın yanı sıra İbrahim Hacıosmanoğlu ve Şota'dan özür dileyen milli kalecinin affedildiği öğrenildi. Kritik maçta Onur Kıvrak'ın oynayıp oynamayacağına teknik direktör Şota karar verecek. Trabzon taraftarını da ikiye bölen Onur Kıvrak'ın özrü resmi internet sitesinden de şu sözlerle aktarıldı: "Süleyman Abi'yle oturup konuştuk. Bazı şeyler yanlış anlaşıldı. Kamuoyuna yansıyan tarafından dolayı çok üzgünüm ama şu an çok mutluyum. Her konu açıklığa kavuştu. Süleyman Abi ve hocam konuyu anlayışla karşıladı. Biz birlikte büyük güç olup takım arkadaşlarımla beraber taraftarlarımızı mutlu edecek sonuçlar alacağız."
Hürriyet

NBA'de forma giyen Türk oyunculardan Ersan İlyasova, A Milli Takım'ın Bormio kampına katıldı, çok hazır gözükürken, bu sezon önemli işler yapabileceğinin mesajını yolladı. Tecrübeli oyuncu, Avrupa Şampiyonası'nın belki de en zor grubunda mücadele edeceklerini ancak buna hazır olmaları gerektiğini söyleyerek, "Bu ilk Avrupa Şampiyonamız değil. Artık her turnuvada güçlü takımlar oluyor. Önemli olan hazırlık dönemini nasıl geçireceğimiz. Birçok genç oyuncu var, onlara da büyük bir şans gelecek. Diğer takımlar da bizim gibi hazır gelecek turnuvaya. Burada yapmamız gereken onlardan daha fazla çalışmak" dedi. Kendisi için bu şampiyonanın öneminin çok büyük olduğunu ifade eden yıldız basketbolcu, "Sadece bu seneyi değil, önümüzdeki seneyi de etkileyecek bir sınav vereceğiz. Sonuçta burada alacağımız sonuç bizim olimpiyatlara katılmamızı sağlayabilir ve benim de en büyük hedeflerimden bir tanesi olimpiyatlarda boy göstermek" diye konuştu. Geçtiğimiz yıl Dünya Şampiyonası'nda çok istemesine rağmen forma giyemediğini hatırlatan Ersan, "Sakatlığım nedeniyle geçen yıl oynayamamıştım. Ama yaz boyunca dinlenmek ve tedavi olmak bana çok iyi geldi. Bu sene yüzde 100 hazır haldeyim. Takas olayları biraz planlarımı değiştirdi ama zaten böyle bir şey bekliyordum. Geçen seneki draft seçimlerinden sonra Bucks'tan ayrılacağım anlaşılmıştı. Yeni takımımın Detroit olmasına ise çok sevindim. Antrenörle konuştuğumuzda da beni gerçekten istediğini söyledi" ifadelerini kullandı. NBA takımlarının oyuncuların milli takıma gitmesini istememeleri hakkında da konuşan Ersan, şunları söyledi: "Sonuçta milli takımda oynanmasına biraz karşılar ama net bir şey söyleyemezler, çünkü belli kurallar var. Onlar da haklı aslında Yüksek kontratlarla yatırım yaptıkları oyuncuların sakatlanma riskinden korkuyorlar. Bunun kötü örnekleri de yaşandı. Ama ben milli takımda oynamanın benim için önemli olduğunu söyledim. İnşallah bir sakatlık yaşamadan bu süreci geçiririz."
Milliyet

Fenerbahçe, önemli bir sponsorluk anlaşmasıyla; Robin van Persie, Nani, Fernandao gibi yeni yıldızlarının alacağı yıllık ücretlerin maliyetini karşılayacak. Sarı-Lacivertliler, Yıldız Holding (Ülker) ile 10 yıl süreyle stat ismi, reklam ve tanıtım haklarını içeren 90 milyon dolar tutarlı sözleşme imzalandığını duyurdu. Fenerbahçe Futbol AŞ'den Borsa İstanbul'a gönderilen ve KAP'ta yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Şirketimiz ile Yıldız Holding arasında, 2015-2016 sezonundan başlayıp, 2024-2025 sezon sonuna kadar (10 sezon için) geçerli olmak üzere, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı ismi ile diğer muhtelif reklam ve tanıtım haklarını kapsayan (yıllık 9 milyon ABD Doları), toplam 90 milyon dolar tutarında sözleşme imzalanmıştır." Kanarya, böylece Ülker ile erkek basketbolunda 1 Ağustos'ta sona eren işbirliğini futbola taşımış olacak. Yıldız Holding ile yaklaşık 2 aydır süren pazarlıklar 90 milyon dolarlık anlaşma ile sonuçlanırken; yıllık 9 milyon dolarlık gelir, Fenerbahçe'yi Avrupa'nın sayılı kulüpleri arasına sokuyor. Ancak Sarı-Lacivertliler, yıllık 8.3 milyon euro'luk stat isim hakkı geliri ile ezeli rakibi Galatasaray'ı geçemiyor. Cim Bom'un Türk Telekom ile 10 yıllık stat anlaşması, kulübe yılda 9.2 milyon euro kazandırıyor. Beşiktaş ise Vodafone Arena'dan yılda yaklaşık 7 milyon euro kazanacak.
Star

Galatasaray taraftarlar arasında büyük heyecana ve beklentiye yol açan Zlatan İbrahimoviç'in transferi gerçekleşirse Sarı-Kırmızılı kulüp mali yönden oldukça zorlanacak gibi görünüyor. Zira İsveçli golcü, formasını giydiği Paris Saint Germain'de bonuslar, reklam anlaşmaları ve primlerle birlikte yıllık 15 milyon euro kazanıyor. Fransız ekibi ile 1 yıllık daha sözleşmesi olan İbrahimoviç'in bonservis değerinin ise 10 milyon olduğu belirtiliyor. İsveç ve İtalyan basınında yer alan iddialara göre Galatasaray, Zlatan'a yıllık 11 milyon euro ücret ve PSG'ye de 5 milyon euro sözleşme fesih bedeli teklif etti. Sarı-Kırmızılı kulüp İbrahimoviç transferini bu rakamlar üzerinden gerçekleştirse bile büyük bir mali külfetle karşı karşıya kalacak. Zira 3 yıllık bir sözleşme karşılığında İsveçli yıldıza en az 33 milyon euro ödenmesi söz konusu olacak. PSG'ye verilecek bonservis bedeli ile maliyet 38 milyon euroya çıkacak. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek'in İnter maçı sonrası İbrahimoviç transferiyle ilgili soruları yanıtsız bıraksa da yakın çevresine yüksek maliyetten yakındığı öğrenildi. Başkan'ın "Zlatan'ın 3 yıllık maliyeti 40-45 milyon euroları bulacak. Kulübün kasasında da bu kadar para yok" dediği belirtildi. Her şeye rağmen İbrahimoviç ile Galatasaray'ın adları, İsveçli yıldızın bu hafta sonuna kadar gideceği yeni takımı açıklamasına kadar birlikte anılmaya devam edecek.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme