5 Ağustos 2015 Çarşamba

05.08.2015 Genel Gündem

05.08.2015

GÜNDEM

Arkadaşıyla 3 Gün Arayla
Şırnak'ta askerler ve köy korucuları yol kenarında mayın ve patlayıcı taraması yaparken PKK'lı teröristlerce yola döşenen bomba patlatıldı. Saldırıda 2 asker şehit oldu. Silopi'de de PKK'nın roketli saldırısında 1 asker şehit düştü. Şırnak'ta Milli Jandarma Karakolu'nda görevli askerler, dün Balveren beldesi ile Şırnak arasındaki yolda mayın ve patlayıcı kontrolüne çıktı. Askerler ve korucular saat 07.23'te, Araköy mevkisinde PKK'nın saldırısına uğradı. Teröristler, yola döşedikleri bombayı askerlerin geçişi sırasında patlatıp roketatar ve uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Teröristlerin açtığı ilk ateş ve patlama anında Uzman Çavuş Mehmet Acar ile Er Abdulkadir Pektaş şehit oldu. Yaralanan 1 erbaş ile 1 geçici köy korucusu tedaviye alındı. Şırnak'ın Silopi ilçesinde dün 172'nci Zırhlı Tugay Komutanlığı'na roketle yapılan PKK saldırısında nöbet kulübesindeki 2 asker yaralandı. Hastaneye kaldırılan Er Abdulhalit Aras şehit oldu. Aras'ın Van'daki evine haber gelince Kürtçe ağıtlar yakıldı. Şehit olan askerlerin evlerine ateş düştü. Osmaniye'de, oğlu Mehmet Acar'ın (36) acı haberini alan anne Yeter Acar, "Ciğerim yandı" diye feryat etti. 2 çocuk babası Acar'ın Facebook'taki son paylaşımı kendisi gibi uzman çavuş olan arkadaşı Ali Gökçe'nin şehit düştüğü haberiydi. Gökçe'nin fotoğrafını 1 Ağustos'ta 'Mekanın cennet olsun kardeşim' notuyla paylaşan Acar, 3 gün sonra şehit oldu. Şehit Jandarma Er Abdülkadir Pektaş 1 hafta sonra terhis olacaktı. İzmir Buca'da yaşayan ve Diyarbakırlı olan aile gözyaşları içinde taziyeleri kabul etti. Muş'un Varto ilçesinde 1 astsubay ile 2 uzman çavuşa silahlı saldırı sonucu yaralandı. Saat 20.45'te Jandarma Astsubay Faruk Arı ile jandarma uzman çavuşlar Erkan Akyüz ve Ertuğrul Deniz'e silahlı saldırıda bulunan bir kişi yaya olarak kaçtı. Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesinde Huzur Polis Merkezi'ne PKK'lılar tarafından düzenlenen bombalı saldırıda 1 polis ağır yaralandı.
Hürriyet

Gazetecilere 7.5'ar Yıl Hapis İstendi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın rehin alınmasına ilişkin fotoğrafları yayımlayan 9 gazetenin sorumlu müdürleri ve bağlı oldukları yetkililerin de aralarında bulunduğu 18 gazeteci hakkında, "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 7.5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talebiyle iddianame hazırladı. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayında, DHKP-C'li teröristler tarafından şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın rehin alındığı ve terör örgütüne ait flamaların bulunduğu fotoğrafları yayımlayan gazetelerle ilgili soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe tarafından hazırlanan iddianamede, Şok Gazetesi Sorumlu Müdürü Kaan Özbek ve bağlı olduğu yetkili Orhan Duman, Millet Gazetesi Sorumlu Müdürü Sedat Gülmez ve bağlı olduğu yetkili Cuma Ulus, Posta Gazetesi Sorumlu Müdürü Seçil Şengelir Güler ve bağlı olduğu yetkili Mehmet Emin Öztürk, Yurt Gazetesi Sorumlu Müdürü Başak Günseven ve bağlı olduğu yetkili Orhan Şahin, Bugün Gazetesi Sorumlu Müdürü Gökhan Çorbacı ve bağlı olduğu yetkili Temel Tanadalan, Cumhuriyet Gazetesi Sorumlu Müdürü Abbas Yalçın ve bağlı olduğu yetkili Can Dündar, Özgür Gündem Gazetesi Sorumlu Müdürü Reyhan Çapan ve bağlı olduğu yetkili Emine Eren Keskin, Aydınlık Gazetesi Sorumlu Müdürü Murat Şimşek ve bağlı olduğu yetkili Mehmet Sabuncu ve Birgün Gazetesi Sorumlu Müdürü Berkant Gültekin ve bağlı olduğu yetkili İbrahim Aydın şüpheli sıfatıyla yer aldı. İddianamede, Savcı Kiraz'ın rehin alınması ve akabinde şehit edilmesi, rehin alınma sürecinde teröristler tarafından başına silah dayandığı, ağzı bantlı, arkasında terör örgütüne ait flamaların bulunduğu fotoğrafların sosyal medyada paylaşıldığı belirtilerek, bu fotoğrafların söz konusu 9 gazetede 1 Nisan'da yayımlanması dolayısıyla "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan resen soruşturma başlatıldığı ifade edildi. Şüphelilerin ifadelerinin de yer aldığı iddianamede, gazetecilerin haklarındaki suçlamayı kabul etmedikleri aktarıldı. Şüphelilerin bahse konu gazetelerde fotoğrafları herhangi bir mozaikleme ve karartma yapmadan olduğu gibi yayımladıkları vurgulanan iddianamede, "Devletin bütünlüğüne, milletin birlik ve beraberliğine kasteden terör örgütünün nihai amacının toplumun huzur ve refahını bozmak, ülke içerisinde kaos ortamı oluşturmak olduğu, terör örgütünün her türlü eylemi yapabileceği ve güçlü olduğu mesajını vermek için öldürülen teröristlerin çekmiş olduğu söz konusu fotoğrafları sosyal paylaşım sitelerinde yayımladıkları, haklarında soruşturma açılan gazetelerinde de terör örgütünün belirtilen amaçlarına hizmet edecek şekilde bu fotoğrafları gazetelerinde yayımladıkları" aktarıldı. İddianamede, şüphelilerin yasadışı DHKP-C terör örgütünün basın yoluyla propagandasını yapmış olduklarının anlaşıldığı belirtilerek, 18 gazetecinin "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan ayrı ayrı 7.5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İddianame, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Hürriyet

İncirlik'te İha'lar Silah Kuşandı
İncirlik Üssü, ABD ile varılan mutabakat doğrultusunda, Suriye'de IŞİD'e karşı yürütülen hava operasyonlarına açıldı. ABD'nin silahlandırdığı iki insansız hava aracı Predatör'ün ilk uçuşlarını geçtiğimiz günlerde yaptıkları öğrenildi. Yaklaşık 2 hafta sonra 30 ABD uçağının da İncirlik Üssü'ne geleceği bildirildi. Türkiye ise ABD'nin dışında diğer koalisyon ülkelerinin uçaklarının da üssü kullanmasını istiyor. Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakat doğrultusunda, IŞİD'e karşı kurulan koalisyon güçlerinin uçaklarının İncirlik Üssü ile diğer üsleri kullanacağı, hava operasyonlarına Türk Hava Kuvvetleri'nin de katılacağı açıklanmıştı. Türkiye'nin eşzamanlı olarak PKK ve IŞİD hedeflerine yönelik hava operasyonu yapmasının ardından, operasyonların daha çok Kuzey Irak'a yönelmesi, "IŞİD hedefleri neden vurulmuyor?" eleştirilerine yol açmış, buna karşılık Ankara'daki kaynaklar, IŞİD'le mücadelenin koalisyon uçaklarının gelmesinin ardından yoğunlaşacağı mesajını vermişti. Varılan mutabakat çerçevesinde ABD'ye ait İncirlik'te bulunan silahsız predatörlerden ikisinin silahlandırılarak, nokta operasyonlarda kullanılacağı da kamuoyuna yansımıştı. ABD'nin silahlandırdığı iki predatörün İncirlik'i kullanmaya başladığı ve geçtiğimiz günlerde ilk uçuşlarını yaptıkları bildirildi. Predatörlerin aralıksız biçimde İncirlik'ten kalkarak uçuş yapacağı ve bazı nokta operasyonlarda silahlı müdahalede de bulunacağı bildirildi. ABD'ye ait 30 savaş uçağının da yaklaşık iki hafta sonra Türkiye'ye geleceği ve İncirlik'ten uçuşlarına başlayacağı bildirildi. ABD uçakları ile birlikte Türk uçaklarının da IŞİD'e karşı operasyonlara katılabilecekleri ifade ediliyor. Türkiye'nin ABD dışında İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi koalisyon ülkelerinin uçaklarının da İncirlik'i kullanmasını istediği belirtiliyor. Bu ülkelerin uçaklarının gelip gelmeyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.
Milliyet


EKONOMİ

Gram Altın 97, 0543-97, 1853                                 
ABD Doları 2, 7820-2, 7852/ Euro 3, 0211-3, 0250/İngiliz Sterlini 4, 3252-4, 3350                  

Şişli'den Şam'a!
ABD Hazine Bakanlığı, Suriye'de Esat rejimine destek sağladıkları gerekçesiyle 4 Türk yetkili ve 13 uluslararası firma ve bazı gemilere yaptırım kararı aldı. Bakan Yardımcısı Adam Szubin tarafından yapılan açıklamada, aralarında Türkiye'de faaliyet gösteren Panama kayıtlı "Milenyum Enerji" isimli firma ve 4 Türk yetkilisi başta olmak üzere toplam 13 firmanın Suriye'de Beşar Esad rejimine enerji ürünleri sağladığı iddia edilerek kendilerine yaptırım uygulanacağı ifade edildi. Açıklamada, bakanlığın Esat rejiminin Suriye halkına karşı saldırılarda kullandığı petrol ürünlerini tedarik etmesine destek sağlayanlara yönelik baskıları artırıcı tedbirlere devam edileceği kaydedilirken, ABD ve AB'nin başlattıkları yaptırımları delici faaliyetlerde bulunan 4 Türk ve 13 firma kara listeye alındı. Kara listeye alınan Suriye firması 'The Eagles LLC'nin geçtiğimiz yıl bu kapsamda ABD tarafından kara listeye alınan bir başka Suriye şirketi 'Abdülkerim Grubu'nun bir uzantısı olduğu ve merkezi İstanbul Şişli'de bulunan Milenyum Enerji'ye Suriye'ye petrol nakliyatı için 5 milyon dolar ödeme yaptığı iddia ediliyor. ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Finansal İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Vekili Adam Szubin, yaptığı açıklamada, "Hazine Esat'ın destek ağını zayıflatmak için güçlü mali araçları kullanmaya devam edecek. Bu hedeflenen yaptırımlar, Suriye hükümetine halkına karşı uyguladığı şiddet kampanyasını durdurmak için ekonomik ve mali baskıyı yoğunlaştıracak" ifadesini kullandı. ABD Hazine Bakanlığı tarafından yayınlanan yazılı bildiride Milenyum Energy'nin İstanbul Şişli'den yönetildiği belirtildi. Milenyum'un Suriye'nin Esat rejimi kontrolündeki Banias limanına düzenli olarak sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) türü ürünlerin naklini ayarladığı belirtilirken, geçtiğimiz şubat ayında kara listedeki Suriye firması 'The Eagles'ın 7 milyon dolar değerindeki 15 bin metreküp yakıtın naklinin 'Milenyum'a ait 'Tala' isimli tanker ile gerçekleştirildiği, yine Nisan ayı ortalarında da Milenyum'un bir başka tankeri 'Green Light' ile 18 bin metreküp ve mart ayı içinde de yine aynı Milenyum'a ait 'The Blue Way' tankeri ile binlerce metreküp LPG gazının Suriye'nin Banias limanına ulaştırıldığı iddia edildi.
Hürriyet

Her Varilde 90 Lira Cebimizde Kaldı
Türkiye, hem koalisyon görüşmeleri ve hükümet belirsizliği hem de iç güvenlik endişeleri sebebiyle; sadece siyaset cephesinde değil, ekonomi cephesinde de önemli bir virajdan geçiyor. Olumsuz gelişmelere baktığımızda; dolar zaten FED'in yaklaşan faiz artırımı öncesinde iki yıldır değerlenme sürecinde. 1.80'den 2.80'e hareket dikkate alındığında, 24 aylık artış yüzde 55'i bulmuş durumda. Buna kendi risklerimiz de eklenince, fiyatların 2.60'ın altına kalıcı şekilde düşmesi zorlaşıyor. (Özel sektörün döviz ihtiyacından kaynaklanan talep de her düşüşte devreye giriyor.) Mevcut tabloda büyüme oranının bu yıl yüzde 3 civarında vasat bir görünüm sergileyeceği, enflasyonun ise bunun iki katından fazla, yüzde 7 ve üzerinde seneyi tamamlayacağı görülüyor. Türkiye gibi net ithalatçı ülkeler için doların değeri çok önemlidir. Çünkü 2014 yılında enerji ithalatına 55 milyar dolar ödedik. Dolar yükseldikçe, ödeyeceğimiz bu fatura da kabarıyor. İşte bu noktada emtia fiyatları imdada yetişti. Özellikle petrol fiyatlarında 1 yılda yarı yarıya gerçekleşen düşüş, dolardaki değerlenmeyi fazlasıyla telafi etti. Bugün 50 dolar seviyelerinde, dibe yakın seyreden petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi için kuvvetli destekleri de yok. En büyük emtia alıcısı Çin'de ekonomi küçülüyor ve talep azalıyor. OPEC de "üretime devam" diyor. Sonuç olarak; bu yılın ilk 6 ayında enerji ithalatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 düşüşle, 28 milyar dolardan 20 milyar dolara geriledi. Daha basit bir ifadeyle anlatalım; Haziran 2014'te, 2.10 TL seviyesindeki dolar ve 110 dolar fiyatındaki petrol hesabıyla, bir varil petrol için 230 TL para ödüyorduk. Bugün 50 dolar petrol ve 2.7750 kur denkleminde, variline 140 TL ödüyoruz. Yani bir varilde 90 lira cebimizde kaldı. Petroldeki her 10 dolarlık düşüş, cari açığı da 4 milyar dolar aşağı çekiyor. Fiyatların bu seviyelerde kalması halinde cari açık 40 milyar doların altına inecek..
Türkiye

Esad'a Petrol Satan Türklere Yaptırım!
Son dört yıldır iç savaşta yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiği Suriye'ye ABD ambargosu genişliyor. Suriye hükümetine petrol ve gaz ürünleri temin eden Suriyeli ve Türk şirkete yaptırım kararı alan ABD Hazine Bakanlığı, Esad'ın ağını zayıflatmak için finansal araçlarını kullanmaya devam edeceğini kaydetti. Yeni listeye, Türkiye 'den isimlerin de olduğu 13 şirket ve dört kişi eklendi. Fortune Türkiye'nin haberine göre, geçen yıl aralıkta yaptırımlarla sarsılan Abdulkarim Group adına hareket eden Suriye merkezli The Eagles LLC şirketinin yanısıra Dubai merkezli Morgan Additives Manufacturing Co. da yaptırım başlatılan şirketler arasında bulunuyor. Bir diğer şirket ise, Türkiye'de faaliyet gösteren Milenyum Enerji… The Eagles şirketi ile çalışan Abdulkarim'in, Suriye'ye yakıt sevkiyatı için Milenyum Enerji'ye 5 milyon dolarlık ödeme yaptığı belirtildi. Milenyum Enerji'nin yöneticisi Ufuk Kenar ile The Eagles'ın Suriye'ye 15 bin metrik tonluk 7 milyon dolar değerinde yakıt sevkiyatı yaptığı kaydedildi. Milenyum Enerji yöneticileri Erkan ile Serkan Düzgören ve çalışan Mustafa Aydın da yaptırımlara konu olan isimler arasında yer aldı.
Türkiye

Kırmızı Ette Büyük Oyun!
Kırmızı et fiyatları cep yakıyor. Kuzu etinin fiyatı markette 45 liraya vurdu. Kıymanın fiyatı 37 liraya çıktı. Fiyatlar geçen yıldan bu yana her ay 1'er lira zam görerek bugün yanına yaklaşılmaz hale geldi. Geçen yıl ağustos ayında 30 lira olan dana kuşbaşı bir yılda 8 lira zamlanarak 38 liraya yükseldi. Geçen yıl 35 liraya satılan kuzu etinin fiyatı bir yılda 10 lira zamlanarak fiyatı 45 liraya dayandı. Kırmızı etteki fiyat artışlarında, hayvan sayısından kaynaklanan bir sorun görülmüyor. Tam tersine son yıllarda hayvancılığa verilen teşviklerin etkisiyle hem büyükbaş, hem de küçükbaş hayvan varlığı önceki yıllardan daha yüksek bir rakama ulaşmış durumda. Kesime hazır halde 11 milyon yetişkin büyükbaş sığır ve 22 milyon adet yetişkin küçükbaş koyun bulunuyor. Karkas et üretiminde de bir sorun yaşanmıyor. Karkas et üretimi 1 milyon ton seviyesini aşmış durumda. Fiyatlardaki artışın gerekçesi olarak maliyet artışı ileri sürülüyor. Öte yandan besicilerin de hayvanlarını Kurban Bayramı öncesinde kesime göndermek yerine, kurban pazarında daha yüksek fiyatla satma beklentisi de fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor.
Milliyet

İşverenlerden Erken Seçim Uyarısı
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), siyasi ve ekonomik belirsizliklerin, makro dengeleri olumsuz etkilediği uyarısında bulundu. TİSK bülteninde, "Halen yüzde 3 civarında seyreden büyüme hızındaki yetersizliğin işsizliği daha da artırabileceği, kaygı yaratan bir diğer husustur. Var olan risklerin yanına, yeniden seçime gidilme ihtimali ve terörün neden olduğu politik riskler de eklendi" denildi. TİSK tarafından yayınlanan Temmuz Ekonomi Bülteni'nde, temmuz ayında Türkiye ekonomisinde varolan risklerin yanına, yeniden seçime gidilme ihtimalinin ve terörün neden olduğu politik risklerin de eklendiğine dikkat çekildi. Bültende, şu görüşlere yer verildi: "IMF Dış Alem raporunda Türkiye, Malezya ve Güney Afrika'nın rezervlerinin döviz cinsinden kısa vadeli borçlarına göre yetersiz olduğu ve bankacılık sektörünün buradan doğacak döviz riskini karşılamakta zorlanabileceği tespitini yapmıştır. Sıraladığımız bu riskler, ekonomideki belirsizliği artırmaktadır. Bu da doğal olarak para, döviz ve mal piyasalarında fiyatları yükseltmekte, zaten zayıf seyreden yatırım eğilimini daha da aşağıya çekmektedir" denildi. Bültende ihracatın düşüş nedenleri olarak şunlar gösterildi: "Türkiye'nin yüksek katma değerli ya da sermaye yoğun (yüksek teknoloji ürünü) mallar ihraç edememesi, ihracatı artırmayı engellemektedir. Türkiye benzer ürünleri ihraç eden ülkelerin baskısı altındadır. Örneğin tekstilde başta Çin, Uzak Doğu'nun baskısı ileri düzeylerdedir. En fazla ihraç ettiğimiz ürün olan otomotivde yurt içinde kalan katma değer düşüktür. Politik nedenle Türkiye'nin geleneksel ihracat pazarlarındaki konumu zayıflamıştır."
Milliyet

İhracatçının Kahır Yılı
Rekorlara alışık olan ihracatçı bu yıl adeta kahır yılı yaşıyor. Yılın ilk 7 ayında euro/dolar paritesinden kaynaklanan 8 milyar dolarlık fatura, Ortadoğu'da Türkiye'nin komşularında yaşanan sıcak gelişmeler ve Rusya'daki krize bir de tahsilat sorunu eklendi. Yılbaşından bu yana Türkiye'nin ihracatı artıya geçmezken, gönderilen ürünlerin parasının tahsil edilememesiyle olumsuzluklara bir yenisi daha eklendi. Uluslararası alacak ve risk yönetimi konusunda faaliyet gösteren ARS Danışmanlık'ın Genel Müdürü Ayşe Burcu Arslan, doların diğer para birimleri karşısındaki sert yükselişinin ihracatçı şirketler için tahsilatta gecikme ve vade uzatımlarına neden olduğunu belirterek, "Türkler'in ihracatta yaşadığı tahsilat sorunları yılın ilk 6 ayında yüzde 30 arttı" dedi. Arslan, tahsilatta sorun yaşayan sektörlerin başında açık hesapla çalışan tekstil, hazır giyim ile oto yedek parça sektörlerinin geldiğini belirtti. 155 ülkede alacak takibi yaptıklarını kaydeden Arslan, yaşanan sıkıntıyı şöyle aktardı: "Dolardaki ciddi değer kazancı ve diğer para birimlerindeki kayıplar tüm dünyada şirketlerin ödeme tercihlerini değiştirdi. Önceliklerinde yurt dışı müşteriler şu anda sonda geliyor. Yurt dışı müşterilerin ödemelerinde gecikmeler yaşanıyor."
Vatan

Bakan Işık: Yerli Telefon İçin 8 Başvuru Kabul Edildi
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK'ın yerli akıllı telefon çağrısına ilişkin 8 başvurunun kabul edildiğini, bunlardan 3'ünün donanım, diğerlerinin yazılımla ilgili olduğunu söyledi. Manisa'daki programları kapsamında Vestel'in üretim tesislerini gezen Bakan Işık, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu'dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bakan Işık, Manisa'ya geçen yıl yaptığı ziyarette Vestel'in son dönemde Türkiye'nin teknoloji alanında geldiği noktaya ne kadar önemli katkı sağladığını gördüklerini, ancak o zaman fabrikalarını ziyaret etme imkanı bulamadığını belirtti. Vestel'in, Türkiye'nin teknolojiye en fazla yatırım yapan markalar arasında olduğunu kaydeden Işık, bunun kendilerini gururlandırdığını söyledi. Bakan Fikri Işık, gazetecilerin TÜ- BİTAK'ın yerli akıllı telefon çağrısına ilişkin sorusu üzerine ise şöyle konuştu: "Bu çağrıdan 8 başvuru kabul edilmiş, 3 tanesi donanım, diğerleri yazılımla ilgili. Oradaki çağrı olumlu, güzel cereyan ediyor. Bu çağrılar sonucunda Türkiye kendi akıllı telefonlarını daha fazla üreten bir ülke olacak, akıllı telefona uygulama bazında da son derece ciddi katkılar sağlayan, katma değeri yüksek ürünlerin ortaya çıkması ve bundan dolayı da ülkenin kazanması sağlanacak. Burada Türkiye'nin biraz daha milliyetçi olması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye yerli telefonu üretiyorsa kullanılmasında daha arzulu olmalıyız. Bunu eğer yaparsak Türkiye'nin iç pazarından güç alan firmalarımız tüm dünyaya iyi mallar satar, yarışta çok daha güçlü olur. Uluslararası yükümlülüklerimize halel getirmeden yerli üretimi kamu alımlarıyla, desteklerle, teşviklerle sürekli artırmanın gayreti içindeyiz."
Star

DÜNYA

Irak-Şam Ve Kürt İttifakı
Rusya, IŞİD ile mücadelede ABD öncülüğünde kurulan uluslararası koalisyonu etkisiz olmakla suçlayıp kendi IŞİD'i bitirme planını hazırladı. Katar'da önceki gün ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri dışişleri bakanlarıyla bir araya gelen Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Putin'in IŞİD'le mücadele planını ABD'li mevkidaşı John Kerry'e ilettiğini açıkladı. Plan, IŞİD'in etkisiz hale getirilmesi için ittifakın bel kemiği Bağdat, Esad yönetimi ve Kürt güçleri ve diğer bölge ülkelerinin de dahil olduğu 'yeni bir uluslararası koalisyon' oluşturulmasını öngörüyor. Putin'in planında Esad'ın akıbetiyle ilgili herhangi bir madde bulunmuyor. Ancak Rusya, Şam yönetimini de koalisyona dahil ederek ABD ve müttefiklerinin Esad'ın iktidardan uzaklaştırılması çağrılarını da reddetmiş gözüküyor. Planla ilgili konuşan Lavrov, "Irak ve Suriye topraklarında başta ABD olmak üzere Batının radikal terör örgütü IŞİD ile mücadele ittifakı hiçbir sonuç vermedi. Koalisyonun hava saldırıları, IŞİD'i bozguna uğratmada yeterli değil. Putin'in planı, Irak ve Suriye topraklarında Bağdat yönetimi, Şam yönetimi ve Kürt kuvvetlerin uluslararası destekle ittifak kurmalarını öngörüyor" dedi. Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, İran'ın başkenti Tahran'a hareket etti. Tahran'da Putin'in Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov'un da bulunması dikkat çekiyor. İran basınına göre Tahran, Şam ve Rusya temsilcileri burada üçlü bir zirve yapacak. Rusya Hava İndirme Kuvvetleri Komutanı Vladimir Şamanov, Suriye'nin terörle mücadelesine Rus askerlerinin yardımcı olabileceğini söyledi. Rus Itar-Tass ajansının bildirdiğine göre Şamanov, "Ülke liderliği görev verirse elbette ki, bu kararı yerine getiririz" diye konuştu. Bu açıklamadan saatler sonra Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Suriye'ye asker gönderilmesi ve IŞİD'e hava saldırılarının düzenlenmesi konularının gündemde olmadığını, Suriye lideri Esad'dan da bu yönde bir teklif gelmediğini söyledi.
Hürriyet

Terörle Mücadelede 'Orantılı' Olun
Türkiye'nin yürüttüğü hava operasyonlarına ilişkin yaklaşımında başından bu yana çözüm sürecini öne çıkaran bir çizgi benimseyen Avrupa Birliği'nden "orantılı tepki" ve "bölgeyi daha istikrarsızlaştıracak her tür eylemden kaçınma" uyarısı geldi. AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır'ı arayan AB Komisyonu'nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, Türkiye'nin terörizmin her türünü önleme ve tepki verme hakkına sahip olduğunu bununla birlikte verilecek yanıtın "orantılı, hedefli ve hiçbir şekilde ülkedeki demokratik siyasi diyaloğu tehlikeye atacak nitelikte olmaması" gerektiği mesajını verdi. Görüşmede, çözüm süreci üzerinde olumsuz etki yaratan son gelişmelerden AB'nin derin endişe duyduğunu aktaran Hahn, "Bölgeyi daha istikrarsızlaştıracak her tür eylemden kaçınarak tüm bölge için önemli ve stratejik rolüne uygun davranacağı konusunda Türkiye'ye güveniyoruz" dedi. Türkiye'nin IŞİD'le mücadele konusundaki çabalarını hızlandırmasına yönelik güçlü desteğini yineleyen ve mülteciler konusunda AB desteğini artırmanın yollarını aradığını da teyit eden Hahn'ın "orantılı tepki" mesajı AB ülkeleri arasındaki genel havayı yansıtan bir çizgiye sahip. Hahn, geçen cuma da HDP Genel Başkanı Demirtaş'ı arayarak tarafların çözüm sürecine bağlılıklarını yinelemesi ve kapsayıcı bir siyasi çözüm için çalışması gereği üzerinde durmuştu. AB Komisyonu, Hahn'ın Demirtaş'la görüşmesinde ateşkesin sağlanmasının tüm Türk vatandaşlarının yararına olacağı mesajını ilettiği bilgisini verdi.
Hürriyet

El Nusra 30. Tümenden Beş Militan Daha Kaçırdı
ABD'nin Suriye'de cihatçı örgüt IŞİD'e karşı savaşması için 'eğit-donat' adı altında eğitim verdiği isyancılar kısa sürede ağır bir hezimete uğradı. Kilis'ten Suriye içlerine gönderilen 54 kişilik ilk birlik, El Kaide'nin Suriye kolu El Nusra'nın ağır saldırıları karşısında yok olmanın eşiğine geldi. Eğit-donat programına katılan muhaliflerin komutanı olan ve programa seçilecek kişilerin belirlenmesinde ABD'li yetkililere yardım eden Türkmen Albay Nedim Hasan, 30 Temmuz'da emrindeki 18 savaşçı ile birlikte El Nusra militanlarınca kaçırılmıştı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 31 Temmuz'da birlikten 8 kişinin daha El Nusra tarafından alıkonulduğunu, 5 kişinin öldüğünü ve 16 kişinin yaralandığını açıkladı. Bu hafta başında El Nusra, 30'uncu Tümen'e bu sefer de Türkiye sınırı yakınlarındaki Kah köyünde saldırdı. Gözlemevi'nin açıklamasına göre tümenden geri kalanların saklandığı köye baskın düzenleyen Nusra üyeleri en az beş savaşçıyı esir aldı. Gözlemevi'nin direktörü Abdül Rahman, "Beş savaşçıdan daha fazlası da kaçırılmış olabilir" dedi. Rahman, cihatçı El Nusra militanlarının hem İdlib hem de Halep vilayetlerinde ABD destekli isyancıları 'avladığını' belirtti. Temmuz ayı ortasında askeri eğitim ve silahlar edindikten sonra Suriye'ye gönderilen isyancıların sayısının tek haneye inmesi ABD'nin politikasında ciddi bir soruna işaret ediyor. New York Times gazetesi, IŞİD'e karşı savaşmaya gidenlere karşı El Nusra'nın yok etme stratejisinin Beyaz Saray ve Pentagon'da şaşkınlık yarattığını belirtti. Başkan Barack Obama yönetiminde "IŞİD mi daha tehlikeli El Nusra mı" sorusu soruluyor. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, eğit-donat programı dahilindeki Suriyeli isyancılarla ilgili olarak, "Bizim, yeni Suriyeli güçlere savunma ateşi yardımı, desteğimiz zaten vardı ve devam edecek" dedi. Pentagon sözcülerinden Jeff Davis, "Eğit-donat programı dahilindeki muhalifler, IŞİD'e karşı mücadele için bu projeye dahil oldular. Bu durum, onları, saldırılara karşı koruma mecburiyetimizin olmadığı anlamına gelmez" delerini kullandı.
Milliyet

Playboy Kaddafi'ye Gardiyan Dayağı
Libya'nın devrik lideri Muammer Kaddafi'nin 42 yaşındaki oğlu Saadi Kaddafi'nin tutulduğu Trablus cezaevinde gardiyanlar tarafından dayak yediğini gösteren görüntüler ortaya çıktı. Yayınlan video görüntülerinde Saadi'nin gözleri siyah bir bezle bağlandıktan sonra ayakları bir demire bağlanıp işkence ediliyor. Bir gardiyanın ise Saadi'nin yüzünü tokatladığı görülüyor. Video kaydının internete düşmesi üzerine savcılık, videoda yer alan gardiyanlar hakkında inceleme başlatıldığı ve gardiyanların kimliklerini belirlemeye çalıştıklarını ifade etti. Libya Futbol Federasyonu Başkanlığı yaptığı dönemde bir futbolcuyu öldürmekle suçlanan Saadi, babasının ölümüyle sonuçlanan 2011'deki devrimden sonra Sahra Çölü üzerinden Nijer'e kaçmıştı. Nijer daha önce "ölüm cezası alacağı kesin olduğu için" Saadi'yi teslim etmeyi reddetmiş ancak daha sonra kendisini Libya'ya iade etmişti. Saadi Kaddafi ayrıca babasının iktidarına karşı başlatılan isyanı bastırmaya çalışmakla suçlanıyor. Libya Özel Kuvvetleri'ne komutanlık ettiği belirtilen Saadi'ye, protestocuların üzerine ateş açtırmak gibi suçlamalar yöneltiliyor.
Vatan

Ahmedinejad Geri Dönüyor
İran ve 5+1 ülkeleri arasında varılan nükleer anlaşmanın ardından Şubat ayında yapılacak parlamento seçimleri için halkın nabzını yoklayan İran eski cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın seçim kampanyasına çoktan başladığı belirtildi. New York merkezli haber ajansı Associated Press'in (AP) haberine göre, geçtiğimiz günlerde destekçileri ile bir araya gelen eski cumhurbaşkanı, taşralarda seçimler için yoğun çalışmalar yapılmasını isteyerek, "Hiç kimse ABD'nin düşmanımız olduğunu unutmamalı." dedi. Cumhurbaşkanlığı döneminde Ahmedinejad ile birlikte aynı safta yer alan takım arkadaşları, 'Yekta' adını verdikleri bir siyasi cephe oluşturdu. Ancak ekipteki isimler, Ahmedinejad'ın siyasete geri dönüş yapacağına ilişkin bir açıklama yapmadı. Haberde Ahmedinejad'ın 'Yekta' hareketiyle birlikte hareket edip etmeyeceği konusunda da bilgi verilmedi. AP'ye konuşan İranlı gazeteci Mehrdad Kadir, eski cumhurbaşkanının iktidarı yeniden kazanmak için elinden geleni yapacağını fakat orta sınıfın desteğini yitirdiğini söylüyor. Kadir'e göre yalnızca az gelirli kesimler, şahsi olarak desteklemeseler dahi, Ahmedinejad'ın stilini ve söylemlerini cazip buluyor. Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığı yaptığı 8 yıl boyunca Batı'ya karşı sert tutumundan taviz vermemişti.
Vatan

Filistin, Yakılarak Katledilen Bebeği İçin Ucm'ye Gitti
Filistin yönetimi, Yahudi yerleşimciler tarafından yakılarak öldürülen 18 aylık Ali Devabişe için Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvurdu. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el- Maliki, yaptığı yazılı açıklamada, Devabişe'nin öldürülmesinin de dahil olduğu "Yahudi yerleşimci terörizmi" ile ilgili hazırlanan dosyayının UCM'ye sunulduğunu belirtti. Lahey'de UCM Başsavcısı Fatou Bensouda'ya verilen dosyanın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın talimatıyla hazırlandığını ifade eden Maliki, başvurunun, Yahudi yerleşimcilerin Nablus kentinde bir bebeğin ölümüne yol açan saldırısının ardından yapıldığına dikkati çekti. Maliki, Bensouda'nun, Filistin topraklarındaki "tehlikeli gelişmeler ve kundaklama olayları" hakkında bilgilendirildiğini de kaydetti. Öte yandan İsrail'de radikal gruplarla bağlantılı olduğu belirtilen 24 yaşındaki Meir Ettinger isimli bir Yahudi gözaltına alındı.Ettinger, Yahudi yerleşimcilerce 18 aylık Filistinli bir bebeğin yakılarak öldürülmesinin ardından gözaltına alınan ilk Yahudi oldu.İsrail'in Jerusalem Post gazetesi, Şin Bet'ten bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Ettinger'ın "aşırıcı Yahudi örgütlerin eylemleri ile bağlantısından dolayı gözaltına alındığını" yazdı. Haberde ayrıca, Ettinger'ın, "aşrı milliyetçi militan ideolog Meir Kahane'nin torunu olduğu" belirtildi. ABD doğumlu Kahane'nin İsrail'de kurduğu Kach partisi, ırkçılığı yaydığı gerekçesiyle 1988 yılında yasa dışı ilan edilmişti. Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin saldırılarından endişe duyan Filistinliler, geceleri nöbet tutuyor. "Gece muhafızları komitesi" adında grup kuran bölge halkı, ailelerini saldırılardan korumak için, yanlarındaki el feneri, tahta sopa ve megafon ile akşam 9'dan sabaha kadar gözcülük yapıyor.
Star

POLİTİKA
Sınırlı-Süreli Azınlık Hükümeti
İktidar yeni hükümet hazırlıklarına parti içinde oluşturduğu komisyonlarla başladı. CHP ile devam eden koalisyon görüşmeleri, MHP ile olan temasları ikinci plana düşürse de diyalog 'teke tek' sürdürüldü. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sık sık durum değerlendirmesi yaptı. İkili, geçen hafta ise 'CHP ile görüşmeler bitene kadar temaslarını dondurma' kararı aldı. Bu temas, AK Parti-CHP koalisyonu olasılığının bitmesi durumunda kaldığı yerden devam edecek. AK Parti kurmayları CHP ile koalisyon görüşmelerinin 10 Ağustos'a kadar olumlu ya da olumsuz sonuçlanacağı hesabını yapıyor. Görüşmelerin olumsuz sonuçlanması durumunda ise önümüzdeki hafta B planı devreye girecek. Bu plana göre, Başbakan Ahmet Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den randevu isteyecek. İki liderin süreci başlatması aşamasında planın mimarları Faruk Çelik ve Semih Yalçın altyapı çalışmalarını sürdürecek. AK Parti, MHP'ye koalisyon ortaklığı önerisiyle değil, 'sınırlı ve süreli' azınlık hükümeti önerisiyle gidecek. AK Parti yönetimi, bu yaklaşımda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'koalisyon ortaklığı ve geçici seçim hükümetinde HDP ile olmama' konusundaki keskin tavrının etkili olacağını planlıyor. MHP, seçim şartıyla AK Parti azınlık hükümetine destek verirse, 'çerçeve' net olarak çizilecek. Türkiye'nin G-20 zirvesine evsahipliği yapacak olması nedeniyle de seçimin tarihinin 22 Kasım olacağı iddia ediliyor. Kulislerde konuşulan başka bir iddia ise bu hükümetin ömrünün beklenenden daha uzun olma olasılığı Bu durumda mart ayında seçim yapılabileceği, hükümetin ömrünün 7 ay süreceği ve o zaman da 'şartların' daha kesin olabileceği değerlendiriliyor. Kulislerde azınlık hükümetini zora sokabilecek başlıklar da dile getiriliyor. Çözüm Süreci bu ortaklıkta en çok sıkıntıya uğrayacak proje olacak. 17-25 Aralık operasyonu ve Meclis'te 4 eski bakanla ilgili soruşturnma sürecinin başlatılmasının, bu planın en sıkıntılı başlıkları olduğu belirtiliyor. AK Parti açısından diğer büyük açmaz ise sık sık MHP lideri Bahçeli'nin gündeme taşıdığı 'Saray tartışması' olarak gösteriliyor. Bu konularda ortak bir karar oluşturulabilirse, azınlık hükümetinin altyapısı da şekillenecek. Azınlık hükümetine karar verilmesi durumunda, MHP güvenoylamasındaki tavrını 'oylamaya katılmayarak' gösterecek. MHP'nin güvenoylamasına katılmaması, AK Parti hükümeti açısından kurtarıcı olacak. Muhalefet, MHP'siz güvensizlik oyu için gerekli 276'yı bulamayacağı için hükümet bu barajı MHP'nin dolaylı desteği ile aşmış olacak. AK Parti'nin milliyetçi kanadının desteklediği azınlık hükümeti senaryosuna, Saray'ın da sıcak baktığı biliniyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın isteğinin, AK Parti yönetiminde erken seçim olduğu da dile getiriliyor.
Hürriyet

Chp'den Demirtaş'a Sağduyu Teşekkürü
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 7 Haziran seçimlerinin ardından yeniden başlayan çatışma ortamı ve çözüm sürecinde gelinen noktadan duyduğu kaygıyı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletti. Demirtaş'ın, "Elbette PKK silahlarını susturmalı ancak devletin de sorumluluğu var. Çözüm süreci yeniden başlamalı. Yeniden barış dilini hakim kılmalıyız" dediği, çatışmaların son bulması için CHP'nin aktif destek vermesi talebini ilettiği öğrenildi. Kılıçdaroğlu'nun da süreçteki sağduyulu açıklamaları nedeniyle Demirtaş'a teşekkür ettiği, 7 Haziran'da ortaya konulan barış iradesinin yeniden tesis edilmesi gerektiğinin altını çizdiği kaydedildi. Kılıçdaroğlu'nun, çatışma ortamının durması için önce PKK'nın adım atması gerektiğine işaret ettiği de vurgulandı. Kılıçdaroğlu dün HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile görüştü. Görüşmeye CHP grup başkanvekilleri Engin Altay ve Levent Gök ile HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan da katıldı. Kaynaklar iki liderin "ortak barış arayışı" için bir araya geldiğini vurgularken, her iki lider de "Barış için herkesle her an görüşmeye hazırız" mesajının altını çizdi. Alınan bilgilere göre, Demirtaş, 7 Haziran öncesinde partisinin Diyarbakır mitingine yapılan saldırı ve daha sonra gelinen çatışma ortamı ve çözüm sürecinin rafa kaldırılmasından duyduğu endişeleri Kılıçdaroğlu'na anlattı. Demirtaş "Barışın bir an önce tesis edilmesi, yeniden hakim olması için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Elbette PKK silahlarını susturmalı ancak devletin de daha hassas davranmasını bekliyoruz. Devletin de sorumlulukları var. Çözüm süreci yeniden başlamalı" dedi. CHP'ye akan kanın durdurulması için aktif destek vermesi talebini ileten Demirtaş, CHP sözcülerinin Türkiye'nin batısındaki kamuoyuna sağduyu çağrısı yapmasını isteyerek, çeşitli kesimlerde yer alan bölünme kaygılarının yersiz olduğuna işaret etti. Kılıçdaroğlu da Demirtaş'a süreçteki sağduyulu açıklamaları nedeniyle teşekkür etti. 7 Haziran'da tesis edilen barış yönündeki iradenin yeniden tesis edilmesinin gerekliliğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Elimizden geleni yapıyoruz, Diyarbakır'a heyet gönderdik. Sizin de destek verdiğiniz TBMM'de önergemiz reddedildi. Ancak PKK'nın mutlaka silah bırakması gerekiyor. Silah bırakıldıktan sonra barış talepleri daha fazla işitilecektir" dedi. HDP heyetinin CHP'nin içinde bulunduğu bir koalisyonun çözüm sürecinin yeniden rayına oturması için iyi bir başlangıç olacağına işaret ettiği, her iki tarafın da çatışmalarda Cumhurbaşkanı'nın payının olduğuna değindiği öğrenildi.
Milliyet

'Şerefsize Şerefsiz Demek Milli Görev'
MHP lideri Devlet Bahçeli, Twitter hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu. Bahçeli, "Hırsıza hırsız demekten korkmamak ne kadar zorunluysa, şerefsize şerefsiz demek o kadar yüksek ve milli bir sorumluluktur. Şahsen bu sorumluluğu yerine getirmenin huzurunu yaşıyorum." dedi. Gündemde şeref tartışmalarının revaçta olduğunu izliyor, ipe sapa gelmez yorumları, mesnetsiz söz ve açıklamaları da ibretle takip ediyorum. Şerefi herkes bilir. Bilmek bir şeye sahip olunduğunun delili değildir. Şerefli olmak manevi bir mükâfat, insan varlığının beyannamesidir. Şeref; kendimize ve çevremize duyduğumuz saygının vicdan, ruh ve münasebette somutlaşmış ve nüfus etmiş insani hal özetidir. Şöhret başka şey, şeref bambaşka bir şeydir. Nitekim şöhret maddi imkanlarla alakalıyken, şeref maneviyatımızın bayraklaşmış simgesidir. Onurla çatallaşan bir hayatın; bencilleşen donuklaşan hissizleşen, milli ve manevi meselelere yabancılaşan bir ömrün şeref sayfası kapalıdır. Sözde demokrasi ve çözüm narkozuyla silahlar sussun, 90'lara dönülmesin, eller tetikten çekilsin diyenler PKK'ya yataklık edenlerdir. Boğaza nazır mekanlara, yazlıklara, yalılara, konaklara, villalara çöreklenip PKK'ya özgürlük kılıfı giydirenler milli şereften kopanlardır. Hırsıza hırsız demekten korkmamak ne kadar zorunluysa, şerefsize şerefsiz demek o kadar yüksek ve milli bir sorumluluktur. Şahsen bu sorumluluğu yerine getirmenin huzurunu yaşıyorum. Şeref bir isim değil, bir kıymettir. Bu kıymeti ne akili anlar, ne kötü adamı bilir, ne de yattığı yerden Kandil özlemi çekenler anlar. Bakın, bugün dört şehit verdik. Dört eve ateş düştü. Katillere ve destekçilerine şerefsiz demeyelim de ne diyelim? Kan döken, uyuyan evlatlarımıza kurşun sıkan, eşinin ve çocuğunun yanında askerlerimizi katledene tek kelimeyle şerefsiz denir. Son olsun istiyorum ama cani boş durmaz ki!
Vatan

Yaş'ta Sürpriz; Org. Ünal Hava Kuvvetleri Komutanı
Başbakan Ahmet Davutoğlu Başkanlığı'nda Genelkurmay Karargahı'nda yapılan Yüksek Askeri Şura toplantısının ikinci gününde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) komuta kademesine son şekli verildi. Yapılan yeni düzenleme bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onamasından sonra kamuoyu ile paylaşılacak. Bundan önceki yıllarda yeni komuta kademesi TSK'nın internet sitesinden yazılı açıklama ile kamuoyuna duyurulurken, bugün Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yapılacak basın açıklaması ile ilan edilecek. 3 gün süren ve 300 albay ile 170 generalin terfi, emeklilik, rütbe bekleme sürelerinin belirleneceği YAŞ toplantısında yeni komuta kademesiyle ilgili değişikliklerde belli olmaya başladı. Yeni G.Kurmay Başkanı olması beklenen Orgeneral Hulusi Akar, adının açıklanmasıyla birlikte 4 yıl TSK'nın bir numarası olacak. Org. Akar'dan boşalacak Kara Kuvvetleri Kutanlığı'na ise Orgeneral Salih Zeki Üçok getiriliyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı içi adı geçen Orgeneral Yaşar Güler, bir yıl daha G.Kurmay 2'inci Başkanı olarak görevini devam ettirecek. Daha sonra önce Jandarma sonra Kara Kuvvetleri Komutanı olacak. Org. Güler'in son olarak da G.Kurmay Başkanlığı'na getirilmesi bekleniyor. YAŞ'ta en büyük sürpriz ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda yaşandı. Orgeneral Akın Öztürk yaş haddine takılmadığı için kulislerde bir yıl daha görev süresinin uzatılacağı konuşuluyordu. Ancak Org. Öztürk YAŞ üyesi olarak kalırken Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na Orgeneral Abidin Ünal getirildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda ise Oramiral Bülent Bostanoğlu'nun görev süresi beklendiği gibi uzatıldı. Askeri casusluk davasından yargılanan ve 5 gün hapis yatan Koramiral Veysel Kösele ise 'oramiral'liğe yükseltildi ve donanmadaki oramiral sayısı ikiye çıkarıldı. Jandarma Genel Komutanlığı'nda da değişim yaşandı. Emekliğe ayrılan Orgeneral Abdullah Atay'ın yerine Ege Ordu Komutanı Orgeneral Galip Mendi getirildi. Yapılan bu değişiklik ile boşalan Ege Ordu Komutanlığı görevine ise Orgeneral Ümit Dündar atandı. Şurada, disiplinsizlik ve ahlaki nedenlerle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) ayrılacak personelin durumu, talep edilmesi halinde "gündem dışı" görüşülecek. Disiplinsizlik, ahlaki durum ve Paralel Yapı'ya yönelik çalışmalar kapsamında TSK'dan ilişiği kesilecek personele ait işlemleri, önceki yıllarda alınan karar doğrultusunda her kuvvet komutanlığı kendisi yürütüyor.
Vatan

SPOR

Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, siyah beyazlı futbol takımının genel bir kalitesinin ve iskeletinin olduğunu belirterek, "Önemli olan takım olmak" dedi. Kulüpler Birliği Vakfı'nın Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen olağan genel kurulunun ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Fikret Orman, transfer çalışmalarıyla ilgili sorular üzerine, "Önemli olan takım olmak. Beşiktaş'ta genel bir futbol kalitesi ve bir takım iskeleti var. O iskelet üzerinde gerekli transferleri ve hedeflediğimiz noktaları sezon başında açıklamıştık ve oralara transfer yaptık" şeklinde konuştu. Siyah-beyazlı ekipte 1-2 oyuncunun sakatlığı bulunduğunu kaydeden Fikret Orman, "Veli Kavlak'ın birkaç hafta içinde takıma dönmesi söz konusu. Daha takımımız kamptan yeni döndü. Teknik heyet ile bir konuşma yapmadım. Konuştuktan sonra ne yapacağımıza karar vereceğiz. Beşiktaş'ta transfer çalışmaları bir dahaki sezon için bile şimdiden başlamış durumda. Gerekliyse yapacağız" diye konuştu. Orman, Beşiktaş'ın transfer listesinde olduğu iddia edilen Napolili Gökhan İnler ve Bursalı Ozan Tufan'la ilgili soruları ise yanıtsız bıraktı. BİR basın mensubunun, siyah-beyazlı kulübün transfer yapmak için UEFA'ya danışacağı yönünde basında haberler çıktığını hatırlatması üzerine ise Fikret Orman, şunları söyledi: "Hakikaten bu masabaşı haberlere gülüyorum. Biz gidip UEFA'ya soracakmışız da o da bize böyle diyecekmiş. Böyle saçma sapan bir haber olabilir mi? Beşiktaş Kulübü'nün bir bütçesi var. Bu bütçenin dışarısına çıkarsanız, anlaşmanın dışına çıkmış olursunuz. Haberi yapanlar, haber yapacaklar. Gizli bir haberimiz olsa da ortaya çıkarıp yapacaklar. Bu sizlerin işi. Fakat yalan, masabaşı haberi yapmayın. Artık bu işlerden sıkıldık. Palavradan başka bir şey değil."
Hürriyet

F.Bahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, kritik Shakhtar rövanşı öncesi düzenlediği basın toplantısında turdan emin açıklamalar yaptı. Futbolcularına çok güvendiğini belirten Portekizli çalıştırıcı, şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hem Lucescu'ya hem de oğluna karşı mücadele ettim. Güzel bir tesadüf olduğunu düşünüyorum son iki müsabakada. Ancak bu iki hocanın karşılaşması değil, F.Bahçe ile Shakhtar maçı olacak. Biz hafta boyunca çok iyi bir şekilde hazırlandık bu maç için. İyi oyunculardan kurulu bir takımız. BİR projeyi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Biz 4 haftadır çalışıyoruz. Rakibimizin başında ise 13 yıldır aynı teknik direktör var. Birileri geliyor, birileri gidiyor ama hep aynı sistemde oynuyorlar. Üstelik Şampiyonlar Ligi tecrübeleri de çok yüksek. Geçen maçtan sonra gördüğümüz bazı hataları düzelttik. Kendimizden eminiz, kalitemize güveniyoruz. Ve turu kimin geçeceğini göreceğiz. MUTLU olmam için sebeplerim var. Bizi büyük bir maç bekliyor, ben böyle ortamları, böyle karşılaşmaları oynamayı çok seviyorum. Tam da benim istediğim gibi bir karşılaşma. Bu yüzden mutlu olmam için çok sebebim var. Maçın son düdüğüne kadar da üzülecek bir sebebim olduğunu düşünmüyorum. MAÇ sonunda gerçekleşeceğini düşündüğüm tek bir nokta var; biz çalışmaya, kendimize inanmaya devam edeceğiz. Oyuncularıma, teknik ekibime olan inancımı sürdüreceğim. Futbol böyle bir oyun. Futbolda bir sonuç alırsınız ama hayat sadece sonuçlardan ibaret değil. Her şeyi kontrol edemem ama yarın (bugün) sahada kişilikli, cesaretli ve kazanmak isteyen bir takım görmek istiyorum."
Vatan

Yılan hikayesine dönen Felipe Melo'nun İnter'e gidişinde son aşamaya gelindi. Galatasaray, İtalyan ekibine son teklifini yaptı ve yanıt beklemeye başladı. Durumla ilgili açıklama birinci ağız Başkan Dursun Özbek'ten geldi. Kulüpler Birliği kongresinden sonra konuşan Özbek "Melo konusunda İnter'le görüşmeler sürüyor. Biz onlardan Medel'i istedik" dedi. İnter'in ise Galatasaray'a Taider, Juan, Dodo ve Nagatomo'dan birini vermeyi önerdiği bildirildi. Cim-Bom, Melo'nun menajeri ve İtalyan ekibi ile görüşmeleri sürdürüyor. Bu arada Özbek, Brezilyalı oyuncunun durumu dışında da transfer çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyerek "Takımı gençleştirmeye çalışıyoruz. Teknik kadromuzun bize verdiği bir liste var, onun üzerinde çalışıyoruz" açıklamasını yaptı. 31 Ağustos'a kadar süreleri olduğunu vurgulayan Galatasaray Başkanı "Bir yıldız oyuncu transferi daha yapacağız. Çalışmalarımız sürüyor" diye konuştu. Muslera'ya yedek arayan Cim-Bom'un, 19 yaşındaki Sırp kaleci Rajkovic'i renklerine bağlamak için düğmeye bastığı ileri sürüldü. Endoğan Adili'yi Wil 1900'e kiralayan Aslan, Kaan Baysal'ın sözleşmesini 75 bin euro tazminat ödeyerek feshetti.
Star

Trabzonspor, Stephane Mbia'dan sonra transferde gömüldüğü sessizliği Esteban Alvarado'yla bozdu. Ülkesindeki tatilini noktalayıp yola çıkan 26 yaşındaki file bekçisi, yaklaşık 3 günlük bir yolculuğun ardından yarın Trabzon'a gelecek. Karadeniz ekibinin prensip anlaşmasına vardığı Kosta Rika'lı eldiven Rabotnicki maçını izledikten sonra Bordo-Mavililer'le iki yıllık sözleşme imzalayacak. Bordo-Mavili yöneticiler, "Geçen sezon Onur'un sakatlanmasının ardından büyük sıkıntı yaşadık. Teknik Direktör Şota Arveladze, Onur'un arkasında iyi bir kaleci olmasına önem veriyor. Yaşanan krizden önce de kaleci transferini planlayorduk" diyerek Alvarado'nun gelişinin Onur olayıyla ilgisi olmadığını kaydetti. Trabzon, N'Doye ile de yeniden anlaştı. Trabzonspor, 3 sezon önce Sadri Şener döneminde Senegalli forvetle anlaşmış ancak transfer gerçekleşmemişti. Son pürüzleri giderip N'Doye'ye bu kez imza attırmayı hedefleyen İbrahim Hacıosmanoğlu yönetimi, stoper konusunda Zambarono'dan vazgeçerken, Dinamo Moskova'dan Samba, Schalke'den Santana için girişimlerini sürdürüyor.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme