7 Ağustos 2015 Cuma

07.08.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Yalnızca 3 Subay Terfi Alabildi
Üç ayrı iddianameyle 365 emekli ve muvazzaf TSK personeline uzanan Balyoz Davası'nda, yaşanan mağduriyetlere rağmen yalnızca 3 subay, general/amiral rütbesine terfi alabildi. Yargılama sırasında 278 personelin hala muvazzaf statüsünde bulunduğu Balyoz Davası süresince aralarında kuvvet komutanı, hatta Genelkurmay Başkanı olabileceği değerlendirilen 220'yi aşkın başarılı askeri personelin TSK ile ilişiği kesildi. Halen 50 civarında Balyoz mağduru görevlerini sürdürüyor. Ocak 2010'da basına yansıyan iddialar ışığında başlayan ve 4 yılı aşkın süre boyunca Türkiye'nin gündeminden düşmeyen Balyoz Davası, 365 emekli ve muvazzaf TSK personeli hakkında "darbeye teşebbüs" iddiasını içeriyordu. 2003 yılındaki plan seminerine yönelik iddiaları içeren davada yargılama safahatine geçildiğinde 278 sanık, halen muvazzaf statüsünde bulunuyordu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda 56, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda 134, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda 30, Jandarma Genel Komutanlığı'nda 89 askeri personelin yanı sıra iki de sivil personel dava sürecinde TSK bünyesinde çalışıyordu. Yargılanan 365 kişiden 325'i davadan ceza aldı. Davada yargılanan isimlerden emekli Hava Albay Tarık Akça, Nisan 2012'de intihar etti, emekli Albay Halil Yıldız Ekim 2013'te, Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp Mayıs 2014'te, emekli Tuğamiral Cem Aziz Çakmak da Temmuz 2015'te yaşamını yitirdi. Davada yargılanan 278 muvazzaf isimden 220'sinin üzerindeki askeri personel, tutuklu bulundukları gerekçesiyle mecburen emekli edildi. Önceki gün sona eren Yüksek Askeri Şura toplantısında Balyoz mağduru 45 muvazzaf albayın dosyası ele alındı. Bu isimlerden 2'si tuğgeneralliğe, biri tuğamiral rütbesine terfi ettirildi. Balyoz Davası'nda yargılanan üç albay da bir üst rütbeye terfi aldı. Balyoz Davası'nda 13 yıl 4 ayla yargılanan Piyade Kurmay Albay Levent Ergün, 11. sıradan tuğgeneralliğe, 16 yılla yargılanan Deniz Kurmay Albay İbrahim Özdem Koçer 7. sıradan tuğamiralliğe ve 16 yılla yargılanan Jandarma Kurmay Albay Ahmet Hacıoğlu, 3. sıradan tuğgeneralliğe terfi aldı. Balyoz Davası'nda, aralarında kuvvet komutanı, hatta Genelkurmay Başkanı olabileceği değerlendirilen 220'yi aşkın başarılı askeri personelin TSK ile ilişiği kesildi. Bu isimlerden 60'ı general veya amiral rütbesindeyken emekli edildi. Emekli edilen komutanlardan Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan, 2011 Şura'sında birinci sıradan terfi alabilseydi bu yıl Genelkurmay Başkanlığı'na, ikinci sıradan terfi alabilseydi ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanabilecekti.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 97, 1925-97, 3057                                
ABD Doları 2, 7765-2, 7793/ 
Euro 3, 0331-3, 0387/
İngiliz Sterlini 4, 3024-4, 3114                  

Notumuzu Kıracak Mı?
Türkiye'ye 'yatırım sınıfı' kredi notu tahsis eden iki dereceleme kuruluşundan birinin, Moody's kredi dereceleme kuruluşunun potansiyel gözden geçirme tarihlerinden biri de bugün. Bugün herhangi bir değerlendirme yapmaz ise 4 Aralık tarihine kalacak. Moody's Türkiye'yi potansiyel olarak kredi notunu düşürme potasında tutan dereceleme kuruluşu; çünkü 11 Nisan 2014'de Türkiye'nin kredi notu görünümünü negatife izlemeye çevirmişti. Bunun anlamı, işaret edilen zayıf alanlarda iyileşme sağlanamazsa notun düşürüleceğidir. Şunu da not düşmekte yarar var; bu açıklamanın yapılmasından bu yana geçen 16 ay içinde, o tarihlerde iyi olarak işaret edilen unsurlardaki gerileme, bozulma da not indirimine potansiyel olarak etken olacaktır. Önce şu soruya yanıt arayalım; herhangi bir dereceleme kuruluşu negatif izlemeyi ne kadar sürdürüyor? Konuştuğum uzmanlar, en fazla iki yıl, ancak ortalamada 18 ayı işaret ediyorlar. Moody's negatif izlemeye alalı 16 ay oldu. Ekim ayında 18, Nisan 2016'da da iki yıl dolacak. Yani, Moody's için karar anına yaklaşıyoruz. Peki, Nisan 2014'te negatif izlemeye alınmamızın ana noktaları ne idi? İki temel noktayı işaret ediyordu Moody's; biri 'yükselen politik belirsizlik ortamının sonucu olarak dış finansman pozisyonundaki zayıflama' idi, diğeri ise 'belirsiz politika ortamında orta vadeli zayıf büyüme görünümü' idi. Tekrar anımsatmak gerekiyor; bu değerlendirmelere Nisan 2014 penceresinden baktığımızı unutmayalım. Nisan 2014'den bu yana gelişmeleri ayrıca bakacağız. Moody's birincisi noktada; politik dinamiklerdeki çalkantı ile küresel likiditedeki azalmanın, hem yurtiçi, hem de uluslararası yatırımcı güvenine olumsuz yansıması olduğunu, bu yansımanın kendisini döviz kurunda gösterdiğini; bunun da negatif izlemeye alma konusunda etken olduğunu açıklamıştı. İkinci ana etmen de, Türkiye'nin orta vadeli ekonomik büyüme görünümünün zayıflamasıydı. Yükselen politik riskten ortaya çıkan belirsiz politik ortam, Türk ekonomisindeki kırılganlıkları azaltacak olan yapısal reformların ivmesini kısıtlayacaktı. Moody's, kamu finansmanında belirgin bir bozulma, politik istikrarsızlıkta artış, dış finansmanda yoğunlaşan baskılar, dış sermaye akımlarında ani ya da takip eden kesilme riskinin artması, ihracatta rekabetçiliği zayıflatacak belirgin kurumsal değişikliklerin notun indirilmesine neden olacağını not düşmüştü.
Hürriyet


Türkler Dolar Stokluyor
Doların dur durak bilmeyen yükselişi vatandaşı Türk Lirası'ndan dolara döndürdü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre toplam mevduat içinde döviz mevduatının oranı yüzde 43 ile son 10 yılın zirvesine çıktı. Uzmanlar her ne kadar bankaların 'swap' işlemleri de etkili olsa da dolarizasyon yaşandığında hemfikir. Seçim belirsizliği ve güvenlik risklerinin sürüyor olması Türk Lirası'ndan kaçışta belirleyici oluyor. Yaşanan siyasi belirsizlikler ve konjoktür nedeniyle döviz tevdiat hesaplarının ağırlığı hazirandan itibaren artmaya başladı. Döviz hesaplarının bankalararası mevduatlar hariç toplam mevduatlar içindeki payı 2005 yılından sonra son iki aydır yüzde 43'ler seviyesine çıktı. Yıl başında döviz tevdiat hesaplarının toplam mevduat içindeki payı yüzde 37'lerdeydi. Ancak son iki ayda sürekli artış trendine girdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) verilerine göre döviz hesapları 31 Temmuz 2015 tarihi itibariyle 179 milyar 134 milyon dolar, Türk parası mevduatlar ise 237 milyar 438 milyon dolar oldu. Toplam mevduat 416 milyar 572 milyon dolara ulaştı. Ocak ayının başında yabancı para cinsinden mevduat 157 milyar 713 milyon dolar, TL mevduat ise 265 milyar 904 milyon dolardı. Toplam mevduat 423 milyar 617 milyon dolar olduğu dikkate alındığında, döviz tevdiat hesaplarının ağırlığı yüzde 37'ydi. Aylar itibariyle döviz tevdiat hesaplarının ağırlığı artış gösterdi. 22 Mayıs 2015 tarihinde döviz hesapları 175 milyar 222 milyon dolar, TL cinsi mevduat ise 242 milyar 32 milyon dolar oldu. Toplam mevduat da 417 milyar 254 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mayıs ayında döviz tevdiat hesaplarının ağırlığı yüzde 42'ye çıktı. Haziran ayından itibaren ise döviz tevdiat hesaplarının ağırlığı yüzde 43'lere ulaştı. Döviz hesaplarının ağırlığı 10 yıl önce 2005 yılında yüzde 43'ler düzeyindeydi. 2003 yılında yüzde 50'ler düzeyinden 2005 yılında yüzde 43'lere gerilemişti. Yıllar itibariyle döviz hesaplarının toplam içindeki payı geriledi. 2006 yılında yüzde 36'lar seviyesindeyken, aynı seyri 2007 ve 2008 yıllarında da korudu. 2011 yılında yüzde 29'lara kadar geriledi. 2012 ve 2013'lü yıllarda yüzde 32-34 aralığında olan döviz hesaplarının toplam ağırlığı 2014 yılında yüzde 38-40 aralığında oluştu. 2015 yılının başlarından itibaren artış trendine girdi. Uzmanlar, bir dolarizasyon olduğunu, ikinci boyutunun ise 2010 yılından sonraki politikalarda kurun hep yukarı gittiği için varlık dolarizasyonunu tetiklediğini belirterek, elde tutulan varlıkların ya dolara çevrildiğini ya da dolar tutulduğunu gösterdiğini söyleriler. Reuters'ın analizine göre ise, yurtiçi yerleşikler, erken seçim ihtimalinin yükseldiği, Türkiye'ye yönelik güvenlik endişelerinin arttığı ve ABD Merkez Bankası'nın faiz artırımının yaklaşıyor olmasının doların küresel piyaslarda değerlenmesine destek verdiği bir ortamda liranın dolar karşısındaki değer kaybının devam edeceği beklentisiyle döviz portföylerini koruyorlar. Geçmiş yıllarda dolar/TL'deki yükselişlere ellerindeki dövizi satarak tepki veren döviz tevdiat hesabı (DTH) sahipleri, kurda yukarı yönlü gidişin henüz sona ermediği beklentisiyle bu defa daha temkinli bir duruş sergiliyor.
Hürriyet

Şimdi İndirim Sırası Türkmenistan'da
Enerji piyasasında aktör sayısının artmasıyla birlikte, doğalgaz fiyatlarında da üretici ülkeler arasındaki rekabet artacak. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, Rusya'nın ardından Türkmenistan'ın da gazda indirime gitmek zorunda kayacağını savundu. Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhamedov'un dün başlayan Türkiye ziyaretini hatırlatan Karagöl, "Rusya'ya yüzde 60 bağımlılığımız söz konusu olmasına rağmen, Türk Akımı projesi münasebetiyle yüzde 10.25'lik bir indirim alınabildiyse, diğer aktörler de indirime gidecektir. Bunu yapan ülkelerden biri Türkmenistan olacak. Rusya Türk Akımı'yla, Azerbaycan TANAP'la, İran da batı yaptırımlarının kaldırılmasıyla gündeme geliyor. Bu gelişmeler, Türkmenistan'ın, hem Türkiye'deki piyasadan hem de Avrupa'dan dışlanması anlamına geliyor. Bu, Türkmenistan açısından büyük bir kayıp olur ve bunu göze alamazlar" diye konuştu.
Türkiye

Tekno Ligin En Zenginleri
Microsoft'un kurucusu Bill Gates, Amerikan dergisi Forbes'un en zengin küresel teknoloji milyarderleri listesinde sürpriz olmayan bir şekilde birinciliğini korudu. Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'un kişisel servetindeki artış ise dikkatleri çekti. Forbes'un 'En Zengin 100 Teknoloji Milyarderi' listesinde Amerikalıların ağırlığı kendini hissettiriyor. Derginin araştırmasına göre, ABD merkezli firmaların patronları 100 kişilik en zengin insan listesinin 51'ini oluşturdu. Listeye Asya'dan 33, Avrupa'dan ise 8 kişi girebildi. Dergiye göre, 100 teknoloji milyarderinin servetlerinin toplam değeri 842.9 milyar dolara ulaşıyor. Zenginler listesinde yer almak için net servetin en az 2 milyar dolar olması gerekiyor. Dünyanın en zenginleri listesinde de uzun zamandır yerini koruyan Gates, teknoloji milyarderleri listesinin başında 79.6 milyar dolarlık servetiyle yerini sağlamlaştırdı. Gates'i, 50 milyar dolarlık servetiyle Oracle'ın kurucusu Larry Ellison takip etti. Üçüncülükte ise sürpriz bir isim yer aldı. Jeff Bezos, Amazon hisselerindeki artışla beraber servetinde 13 milyar dolarlık artış gördü. Bu artışla serveti 47.8 milyar dolara çıktı. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg ise, 41.2 milyar dolarlık varlığıyla kendine dördüncü sıradan yer buldu. Onu Google'ın kurucuları Larry Page 33.4 milyar dolar ve Sergey Brin 32.8 milyar dolarla takip etti.
Milliyet

Petrol Düştü, Kral Çıplak
Petrol fiyatlarının son 5.5 yılın en düşük seviyeleri olan 50 doların altına gerilemesi, Suudi Arabistan ekonomisini vurdu. Bütçesini 105 dolarlık ortalama petrol fiyatına göre hazırlayan Araplar, 49 doları görünce paniğe kapıldı. Dünyanın en büyük ham petrol üreticisi ve ihracatçısı olan Suudi Arabistan, gelirlerindeki düşüş nedeniyle yıllar sonra ilk kez tahvil ihraç ederek, para bulmaya çalışacak. Suudi Arabistan'ın yeni kralı Selman bin Abdülaziz el-Suud, bu yıl sonuna kadar toplamda 27 milyar dolarlık tahvil ihraç etmeye hazırlanıyor. Suudi Arabistan Merkez Bankası Başkanı Fahad al-Mubarak, Temmuz'da devlet iç borçlanma senediyle 4 milyar dolar topladığını açıkladı. Bu ay gerçekleşecek ikinci tahvil ihracında tutar 5.3 milyar dolar, vade 7 ile 10 yıl arasında olacak. Uzmanlara göre, 266 milyar varille dünya petrol rezervinin yüzde 20'sini elinde bulunduran Suudi Arabistan, bono ihracında bu yılla sınırlı kalmayacak. Petrol fiyatlarının 50 dolar seviyesinde kalması halinde tahvil ihracının belirli bir program dahilinde 2016 yılında da süreceği belirtiliyor. Suudi Arabistan'ın bu sürpriz kararında yabancı döviz cinsin rezervlerinin son 1 yıl içinde 737 milyar dolardan 672 milyar dolara inmesi ve GSYH'nin yüzde 20'sini bulan 150 milyar dolarlık cari açık etkili oldu. Petrol zengini ülkenin tahvil planı ihracı, 1990'lı yılları hatırlattı. 1990'ların sonunda Suudi Arabistan'da borç GSYH'nin yüzde 100'üne yükselip, petrolün varili de 17 dolar düzeyine kadar inince ülkenin yardımına yine tahvil ihracı koşmuştu. 2000 yılıyla birlikte petrolün varilinin 30 dolarları aşıp, 2008'de 145 doları geçerek tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaşmasıyla Suudi Arabistan ekonomisi toparlandı ve tahvil ihraçlarına uzun bir ara verdi. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı, fiyatların 50 dolara demir atması ve Çin'deki rafinerilerin sezonluk bakımı nedeniyle son 5 ayın en düşük seviyesine indi. 1 milyon varil gerileyen ihracat, 6.9 milyon varile düştü.
Vatan

Kuru'su Bile Lüks Oldu Çiğ Köfte Şart Oldu
Gıda fiyatlarında son 1 yılda yaşanan gelişmeler sonrası dışarıda yemek fiyatlarındaki artış, vatandaşı lokanta kapısından içeri girmek için tekrar düşünmeye zorluyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, yıllık tüketici enflasyonu Temmuz'da son 2 yılın en düşük seviyesi yüzde 6.81'e gerilerken, ev dışında yenilen hazır yemeklerin fiyatında aynı dönemde enflasyonun yaklaşık 3 katı artış oldu. Enflasyon sepetinde yer alan bazı hazır yemeklerin ortalama fiyatında yüzde 11.9 ile yüzde 17.2 arasında değişen oranlarda artış kaydedildi. Söz konusu yemeklerde en fazla fiyat artışı, kebapta yaşandı. Kebapların ortalama fiyatı geçen yılın Temmuz ayında 11.6 lira iken bu yılın aynı ayında fiyatlar 13.6 liraya ulaştı. Kebap fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 17.2 seviyesine çıktı. İkinci büyük artış, "hamburger" olarak bilinen, "burgerler" kategorisindeki yiyeceklerde gerçekleşti. Burgerlerin ortalama fiyatı geçen yılın Temmuz ayında 3.5 lira iken bu yılın aynı ayında 4.1 liraya çıktı. Burger fiyatlarındaki değişim oranı yüzde 17.1'i buldu. Döner de fiyat artışlarından payını aldı. Geçen yılın Temmuz ayında ekmek arası dönerin ortalama fiyatı 4.3 lira iken bu yılın aynı ayında 5 liraya çıktı. Dönerin fiyatında 1 yıllık artış yüzde 16.3 oldu. Pidenin ortalama fiyatı da 1 yılda 6 liradan 6.8 liraya yükselirken, artış yüzde 13.3 olarak kayıtlara geçti. 2014 yıl sonu itibariyle yapılan bir araştırmaya göre, ev dışı tüketim harcaması 50 milyar liraya yükselirken, çiğköfteci sayısındaki büyük artış dikkat çekmişti. Dürüm çiğ köfteyi 2.5 TL'den başlayan fiyatlarla satan çiğ köftecilerin sayısı çığ gibi artarak sadece İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Bursa, Muğla ve Adana'da 4 bini buldu. Bunların üçte 2'sinin İstanbul'da hizmet veriyor.
Vatan

Yerli Turizmde Dev Sıçrama
Yurtiçinde ikamet edenlerin bir ve daha fazla geceleme kaydı ile yaptıkları toplam seyahat sayısı, bu yılın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9.6 artarak 13 milyon 966 bin olurken, yurtiçindeki toplam seyahat harcamaları ise yüzde 12.2 yükselerek 3 milyar 694 milyon 829 bin liraya ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılı birinci çeyreğine ilişkin 'Hanehalkı Yurtiçi Turizm Araştırması' sonuçlarını açıkladı. Buna göre, ocak, şubat ve mart aylarından oluşan birinci çeyrekte, yurtiçinde ikamet eden 10 milyon 791 bin kişi seyahate çıktı. Bu dönemde bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 9.6 artışla 13 milyon 966 bin oldu. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar, 104 milyon 921 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 7.5 olurken, seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 265 lira olarak hesaplandı. Yerli turistlerin, yurtiçinde yaptıkları seyahat harcamaları söz konusu dönemde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 12,2 artarak 3 milyar 694 milyon 829 bin lira oldu. Seyahat harcamaları, kişisel veya paket tur harcamaları olarak yapıldı. Yurtiçi turizm harcamasının yüzde 97.8'ini (3milyar 614 milyon 803 bin lira) kişisel, yüzde 2.2'sini (80 milyon 25 bin lira) ise paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahate çıkış amacı olarak 'yakınları ziyaret' yüzde 69.9 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 11.4 ile 'sağlık', yüzde 8.8 ile 'gezi, eğlence, tatil' izledi. Söz konusu dönemde seyahate çıkanlar 88 milyon 612 bin geceleme sayısı ile en çok 'arkadaş, akraba evinde' kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 6 milyon 493 bin geceleme ile 'kendi evi' yer alırken, bunu 4 milyon 231 bin geceleme sayısı ile 'otel' takip etti.
Star

DÜNYA

11 Bin 100 Km'den Işid'ı Vurdular
ABD, Suriye'deki IŞİD mevzilerini İncirlik'e konuşlandırdığı silahlı insansız hava aracı Predatör'le bilgisayar oyunlarına benzer şekilde vuruyor. Geçen salı akşamı İncirlik'ten havalanan silahlı Predatör, IŞİD'in Suriye'deki kalbi konumundaki Rakka'da kritik hedefleri, Türkiye'den yaklaşık 11 bin 100 km'den fazla uzaklıkta Nevada'daki üsten komuta edilerek vurdu. ABD Hava Kuvvetleri 1995'den beri kullandığı Predatörleri Nevada'daki Creech Hava Üssü veya New Mexico'daki Holloman Hava Üssü'nden yönetiyor. İncirlik'e konuşlu silahlı iki Predatör'ün Nevada'daki üsten yönetildiği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, Türkiye ile ABD arasında varılan İncirlik mutabakatı sonrası IŞİD'e buradan yapılan ilk silahlı hava operasyonu şöyle gerçekleşti: ABD, Genelkurmay Karargâhı, Hava Kuvvetleri ve İncirlik Üs Komutanlığı'na bölgeden gelen istihbaratlar doğrultusunda Rakka'da IŞİD'in üst düzey komutanlarının bir araya geleceği ve bir saldırı planı hazırlığı içinde olduğunu bildirerek, bunun için Predöter'le keşif uçuşu yapılıp, hedeflerin imha edileceğini bildirdi. Kanatlarının altındaki "Hellfire (Cehennem Ateşi)" füzeleri bulunan Predatör'ü Nevada'daki üste bulunan yer pilotu özel komuta kumanda ile havalandırdı. Predatör, casus uydular aracılığıyla IŞİD hedeflerini buldu. Predatör'ün elde ettiği bilgiler "Cehennem ateşi"ne yüklendi. Predatör, Suriye içindeyken Nevada'daki yer pilotu bir kez daha özel komuta kumandasındaki ilgili butona basarak güdümlü iki füzeyi fırlattı. ABD füze fırlatma işlemenin yapıldığı ve Predatör'ün yeniden İncirlik'e dönüşünü de Türkiye'ye anlık bildirimle iletti.
Hürriyet

'Türkiye, Bağdat Ve Şam İle İşbirliği Yapmalı'
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani önceki akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta yaptığı hava saldırılarını iki ülkenin hükümetleri ile işbirliği içerisinde gerçekleştirmesini önerdi. Ruhani, terörizme karşı gerçekleştirilen operasyonların merkez hükümetler ile eşgüdüm gerektirdiğini belirtti. İran resmi haber ajansı IRNA'nın bildirdiğine göre, Ruhani telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki bağların oldukça önemli olduğunu vurgulayarak, "İki ülke birbirinin yardımıyla terörün kökünü kazımak için ortak ve pratik bir çözüme ulaşmalıdır" dedi. Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev ise Kuzey Irak'ta PKK'ya yönelik hava operasyonlarının devletler hukukuyla bağdaşmadığını açıkladı. Medvedev, Türkiye'nin yürüttüğü hava saldırılarının ABD liderliğinde IŞİD'e karşı düzenlenen hava saldırılarına benzetti.
Milliyet

Dünyaya Bir Hediye Mi Yoksa Çevre Felaketi Mi?
Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi, dün görkemli bir törenle 72 kilometrelik ikinci Süveyş kanalının açılışını yaptı. Sisi'nin adını tarihe yazdırmayı planladığı 9 milyar dolarlık proje, planlanan üç yıl yerine hızlı bir çalışma ile bir yılda tamamlandı. İkinci kanal sayesinde Asya-Avrupa trafiğini sağlayan Süveyş'ten geçişler 18 saatten 11 saate inecek, kanalın kapasitesi günde 47 gemiden 97 gemiye çıkacak. Mısır, yeni kanalın, 2015'te 5.3 milyar dolar olması beklenen kazancı 2023'te 13.2 milyar dolara çıkarmasını planlıyor. Donanmanın eşlik ettiği açılışta yeni alınan Fransız Rafale jetleri de görücüye çıkarıldı, altı eyalette 10 bin polis güvenliği sağladı. Sokaklar, "Mısır mücizesi" sloganının yazıldığı afişlerle donatılırken İsmailiye'de gerçekleşen törene Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev'in de arasında bulunduğu dünya liderleri katıldı. İkinci kanalın açılması Mısır'da milli gurur haline gelmiş, ülkenin ekonomisi ve uluslararası arenadaki duruşunun güçlenmesinin simgesi olarak görülmüştü.
Milliyet

Fransa'dan Rusya'ya Gemi Tazminatı
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Ukrayna krizi döneminde Rusya'ya satmaktan vazgeçtiği 2 Mistral sınıfı helikopter gemisi için Kremlin'e tazminat ödemeyi kabul etti. Elysee'den yapılan açıklamada Hollande'ın geçtiğimiz gün Rusya lideri Vladimir Putin'le konuyla ilişkin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği kaydedildi. Görüşmede iki liderin satış anlaşmasının feshi konusunda anlaşmaya vardığı belirtildi. Anlaşmaya göre Fransa Rusya'nın sözleşme gereği ödediği tüm parayı tazmin edecek ve geminin donatılması üzere Rusya'dan alınan tüm teçhizat ve malzemeleri iade edecek. Tazminat miktarı açıklanmasa da uzmanlar 1,2 milyar euro civarında olduğunu tahmin ediyor. Paris, geçen yıl yaşanan Ukrayna krizindeki rolünü gerekçe göstererek gemileri Rusya'ya teslim etmemişti.
Vatan

Sarkozy'yi Zora Sokan 'Çoban Kulübesi
Görevde olduğu dönemde lükse düşkünlüğü nedeniyle kamuoyunun tepkisini çeken eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin 'imaj yenileme' çalışmaları, eşi Carla Bruni ve kızları Giulia ile çıktığı tatil yüzünden darbe aldı. François Hollande'ın düşük halk desteğini fırsata çevirmeyi amaçlayan Sarkozy, aylardır medyanın önünde 'halk adamı' imajı çizerek oy toplamaya çalışıyordu. Ancak Sarkozy'nin Korsika Adası'nda geçirdiği son tatili, eski Cumhurbaşkanı'nın lüks düşkünlüğünden vazgeçmediğini ortaya koydu. Yerel basında çıkan haberlere göre Sarkozy'nin kaldığı tatil köyündeki eski tarzda dekore edilmiş 'çoban kulübelerinin' haftalık ücreti yaklaşık 34 bin Euro. Halka kapalı bir plaja açılan tatil köyünde toplam 19 müstakil ev bulunuyor. Köyün müşterileri arasında Fransız işadamları ve Fransız sosyetesinin önde gelen isimleri olduğu belirtiliyor. Köyün işletmecisi Paul Canarelli Sarkozy çiftinin 'lüksten uzak kalmak için kendilerini tercih ettiğini öne sürerken, konaklama ücretlerinin Fransa'nın birçok tatil beldesinden ucuz olduğunu savundu.
Vatan

Obama: İran Anlaşmasını Reddetmek Savaş Demektir
ABD Başkanı Barack Obama, İran ile P5+1 ülkeleri arasında varılan anlaşmanın reddedilmesinin savaş lehine oy vermek anlamına geldiğini söyleyerek yaptırımların kaldırılması konusunda yapılacak kongre oylamasının ya barış ya da savaş lehine olacağını savundu. ABD Başkanı anlaşmayı, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda müzakere edilmiş en güçlü anlaşma olarak tanımlayarak, Irak'ta Amerikan işgalinin destekçileri ile anlaşmaya karşı çıkanların eşdeğer olduğunu kaydetti. Obama, ayrıca Tahran yönetimi tarafından ihlal edilmesi durumunda ABD olarak harekete geçebileceklerini belirterek, "Eğer İran aldatırsa onları enseleyebiliriz ve bunu yaparız" dedi. ABD Başkanı Barack Obama, başkent Washington'daki Amerikan Üniversitesi'nde, gerçekleşen etkinlikte İran'la varılan nükleer anlaşmayla ilgili bir konuşma yaptı. Obama, yaptığı konuşmada, denetleyicilerin, herhangi bir İran nükleer tesisine önceden bildirimde bulunmadan istedikleri zaman gidemeyeceği eleştirilerinin doğru olmadığını da bildirerek, "Gerçek şu ki denetleyiciler İran'ın önemli nükleer tesislerine günlük erişime sahip olacaklar. İran'da herhangi bir noktada bildirilmemiş şüpheli bir yerin denetlenmesi gerekiyorsa, müfettişler, İran itiraz etse de 24 saat gibi kısa süre bir bildirimle erişime sahip olacak" dedi. Obama, "Sözün özü şu ki, eğer İran aldatırsa onları enseleyebiliriz ve bunu yaparız" diye konuştu.
Star

POLİTİKA
Yeni Merkez Türkiye
Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmanın detayları belli oldu. Türkiye, IŞİD'e karşı hava operasyonlarında kullanılmak üzere İncirlik dışındaki üslerini de açmayı önerdi. Görüşmeler tamamlandığında, Ankara'nın IŞİD'e karşı hava operasyonlarında belirgin bir artış olacak. Batılı bir diplomatın verdiği bilgilere ve yaptığı değerlendirmelere göre, Türkiye ile 'IŞİD karşıtı koalisyon'a öncülük eden ABD arasındaki mutabakatın ana başlıkları şöyle: Türkiye ile ABD arasında IŞİD'e karşı işbirliği için birden fazla anlaşma ve detaylara ilişkin birden fazla mutabakata varılmış konu var. Hepsini kapsayan tek bir 'çerçeve' metin yok. ABD ile Türkiye'nin mutabakatı hayata geçirildiğinde IŞİD'in üzerine ek baskı oluşacak. Türkiye'nin sınır boyunca sahip olduğu askeri tesisler, coğrafi yakınlık, IŞİD'e karşı operasyonların sıklığı ve etkisini sayısal olarak yeni bir boyuta taşıyacak. Batılı diplomata göre "Türkiye'nin IŞİD'e karşı mücadelede ciddi olmadığı ve ABD'ye üslere erişim sağlama görüntüsü altında PKK'ya operasyon düzenlediği" algısı, çok dar bir bakış açısı ve Türkiye'nin IŞID'e karşı savaşta göstermiş olduğu çabaları ve sağladığı katkıları doğru yansıtmıyor. Çünkü ABD'nin Türkiye'deki üslere erişiminin sağlanması anlaşması, Türkiye'nin PKK'ya operasyon yapmasına ilişkin bir anlaşmayı içermiyor. İşbirliği çerçevesinde ilk adım, İncirlik'ten kalkan silahlı İHA'nın IŞİD'i vurması oldu. Anlaşmanın ikinci yansıması da, sayıları zamanla artacak ABD savaş uçaklarının Türkiye'deki üslere gelmesi olacak. O uçaklar IŞİD'e karşı operasyon yapacak. ABD, Türkiye'nin de IŞİD'e karşı operasyonlara daha kapsamlı bir şekilde katılmasını, müstakil hava operasyonları yapmasını istiyor. Washington'da yakın gelecekte TSK'nın IŞİD'e karşı daha kapsamlı hava operasyonları yapması bekleniyor. ABD uçaklarının kullanımı konusu, İncirlik üssü ile sınırlı değil. Türkiye, başka üslerinin de kullanılabileceği şeklinde bir talebi ve teklifi ABD'ye iletti ve iki ülke askeri yetkilileri bu teklif üzerinde çalışıyor. Türkiye ile ABD arasındaki görüşmelerde IŞİD'in bir gecede ortaya çıkmadığı gerçeğinden hareketle, mücadelenin de uzun soluklu olacağı ifade edildi. Ortak hedef IŞİD'in bitmesi. İlk etapta Azez ve Cerablus arasındaki bölgenin IŞİD'den temizlenmesi için çalışılıyor. Bu, örgütün lojistik kaynaklarını kesecek. Türk ve ABD güvenlik güçleri, aynı zamanda IŞİD'in Afrika'dan, Avrupa'dan Suriye'ye insan ve lojistik sağlamasına yarayan kaçakçılık ağını engellemek için de işbirliği yapıyor. IŞİD'in elinde tuttuğu alanı kısıtlamak hem de çeşitli kaynaklara erişimini engellemek, IŞİD'i zayıflatmak ve yenilgiye uğratmak, Suriyeliler'in topraklarına dönmesini sağlamak ve bütün dini ve etnik grupları kapsayacak demokratik bir hükümetin kurulmasını sağlamak nihai amaç. ABD, birleşik Suriye'yi destekliyor. IŞİD'den temizlenecek bölgelere Esad güçlerinin yerleşmesine sıcak bakmıyor. Destek verilen (PYD gibi) yerel unsurların yerleşmesinde sakınca görülmüyor ancak, PYD'nin birleşik Suriye'ye ve IŞİD'den aldıkları bölgelerdeki demografik yapıya saygı duymasını bekliyor. PYD'ye şu uyarı yapılmış: Suriyeli Araplar, Türkmenler, kimi yerlerde Suriyeli Kürtler, güvenli olduğunu hissettiklerinde IŞİD'den temizlenen (Tel Abyad gibi) yerlere dönebilmeliler. ABD PYD'yi stratejik bir müttefik değil, taktiksel olarak desteklenen bir grup olarak görüyor. Amerikan ve Türk askeri güçlerinin Suriye'de kara operasyonu yapması konusunda bir görüşme yok. Konunun tartışılması söz konusu değil. Uluslararası hukuktaki karmaşık durumu nedeniyle ABD uçuşa yasak bölge, güvenli bölge gibi kavramlara da sıcak bakmıyor. ABD, PKK'yı terör örgütü olarak görüyor. Bu nedenle PKK'ya yönelik operasyonları Türkiye'nin kendi savunma hakkına saygı kapsamında değerlendiriyor. ABD, TSK operasyonlarının, PKK tarafından başlatılan saldırılara bir cevap olarak yapıldığına inanıyor. ABD, Türkiye'de uzun zaman süren ihtilafın ve şiddetin yeniden yaşanmasını istemiyor. Çözüm sürecini Türkiye'nin iç meselesi sayıyor. Türk vatandaşlarının barışçıl ve demokratik çözüme olan inançlarını önemli bulan ABD, sürece geri dönülmesi için atılacak ilk adımı da PKK'nın şiddet ve teröre son vermesi olarak görüyor. Türkiye'nin Kuzey Irak'a operasyonu sırasında Zergele'de sivil kayıplar olduğu haberlerini yakından izleyen ABD, Türk hükümetinin bu konuda bir inceleme başlatılacağını açıklamasından memnun. Gerçeklerin ortaya çıkarılması açısından en önemli ve doğru yol olarak soruşturmayı gören ABD, Irak'ta, Afganistan'da benzer olaylar yaşandığında da aynı yola başvuruyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ABD'ye gitmek istediğini açıkladı ama şu ana dek herhangi bir ziyaret ya da Türkiye ve ABD devlet başkanları arasında bir buluşma konusunda somut bir bilgi yok.
Hürriyet
Hdp, Bm'ye Başvurdu
HDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, 20 Temmuz 2015'ten bu yana yaşandığını iddia ettikleri 'yargısız infazlar ve sivil kayıplar'la ilgili olarak dün, 'Birleşmiş Milletler Hukuk Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazlar Özel Raportörü'ne başvuru yaptı. Başvuruda, çatışmaların tekrar başlamasından sonra yaşanan yargısız infazlar ve sivil kayıplarla ilgili olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcılığının harekete geçirilmesi talep edildi. Başvuruda, 20 Temmuz'dan sonra yaşanan olaylarla ilgili olarak yargı makamlarının etkin bir soruşturma yapmadıkları iddia edilerek, özetle şöyle denildi: "Kurban yakınlarının etkin bir soruşturma yürütülmeyeceği şüphesi de her geçen gün kuvvetlenmektedir. Bu bağlamda UCM savcılığının başvuru konusu olaylarla ilgili harekete geçirilmesini sağlamak üzere Raportörlüğe başvurma yolunu seçmek siyasi sorumluluğumuz gereğidir. Olaylarla ilgili ulusal mekanizmalar düzeyinde sorumluların ve faillerin açığa çıkarılarak yargılanması temel amacımız ve kaygımız olmakla birlikte yaşadığımız ülkede sivil kayıplar ve yargısız infazlar bakımından yargı ve hükümet uygulamaları 'cezasızlık' politikasının halen çok güçlü bir şekilde uygulandığını göstermektedir. Yine en temel korkularımızdan biri de çatışmalı süreçte bu tür yargısız infaz ve toplu sivil katliamlarının bundan sonra da artarak yaşanabileceği ihtimalinin güçlü olmasıdır. Bu noktada uluslararası kurumların ve işletilecek mekanizmaların yaptırım gücü ve önleyiciliğini önemsemekteyiz. Raportörlüğünüzün belirtilenler başta olmak üzere bundan sonra gelişecek hukuk dışı, keyfi ve yargısız infazlar ile ilgili inceleme başlatması için tarafınıza çağrıda bulunmaktayız."
Hürriyet
Kritik Randevu Pazartesi Günü
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "koalisyon" arayışı sürecinin akıbeti konusunda kararlarını netleştirmek üzere 10 Ağustos'ta ikinci kez bir araya gelecek. Davutoğlu, Kılıçdaroğlu'nu pazartesi saat 18.00'de Başbakanlık Resmi Konutu'nda kabul edecek. İstikşafi görüşme heyetlerine başkanlık eden kurmaylar Ömer Çelik ve Haluk Koç'un da eşlik edeceği görüşmede iki lider, başta dış politika ve eğitim olmak üzere "uzlaşılması zor" görünen konularda partilerinin yetkili kurullarında belirledikleri strateji çerçevesinde son kozlarını oynayacak. Görüşmede ortaya çıkacak tabloya göre ya Ak Parti ile CHP arasında "koalisyon" için resmi müzakere süreci başlayacak ya da Ak Parti MHP ile de görüşerek "azınlık hükümeti" ve "seçim" alternatifleri için kolları sıvayacak. İki parti arasında 3 Ağustos'ta tamamlanan istikşafi görüşmelerin ardından Çelik başkanlığındaki Ak Parti heyeti, hazırladığı raporu dün Davutoğlu'na sundu. Davutoğlu, 2 saat süren heyetle toplu görüşmesinin ardından Çelik ile bir süre de başbaşa görüştü. Çelik görüşme sonrası yaptığı açıklamada, birkaç klasörü bulan sonuç raporunu önceki akşam Davutoğlu'na ilettiklerini, dün de sunumlarını yaptıklarını söyledi. Çelik, sunumun üç çerçevede yapıldığını belirterek bunları "İki parti arasında mutabakat gözüken politikalar, temel çatışma ve anlaşmazlık edilen noktalar ve genel başkanlarını bir araya gelerek mesafe alınacağına veya alınmayacağı karar vereceği konular" olarak sıraladı. Sunulan politikaların iki bölüme ayrıldığını, parti politikalarını ilgilendiren kısmın bugün MYK'da görüşüleceğini belirten Çelik, hükümet politikalarını ilgilendiren kısmın da pazartesi Bakanlar Kurulu'nda değerlendirileceğini bildirdi. Çelik, "Pazartesi günü Bakanlar Kurulu'ndan sonra, Sayın Kılıçdaroğlu'nu ve Haluk Koç'u saat 18.00'de, Başbakanlık Resmi Konutu'nda bekliyoruz. Kendileri de olumlu yanıt verdiler. Bu görüşmeye Sayın Başbakanımızla birlikte ben de katılacağım" dedi. Çelik, "İki liderin görüşecek olması koalisyonda nasıl bir gidişatı gösteriyor?" sorusuna "Her görüşmeden sonra mutabakat sayısı mı daha fazla, çatışma alanı mı daha fazla şeklinde bizim aritmetik bir sonuç vermemizi bekliyorlar. Siyaset bir aritmetik işi değil, geometri de değil. Siyasetin kendine has bir kimyası var. Öyle konular vardır ki bir konuda anlaşmazlık tüm anlaşmaları örtebilir. Bazen bir konuda anlaşma diğerlerini geriye atabilir" diye konuştu. Çelik, bu tip işlerde son noktada mutabakata varılıncaya kadar hiçbir konuda anlaşılmamış sayılamayacağını vurguladı. İki liderin görüşmesi için "tamam mı devam mı görüşmesi" denilip denilemeyeceğine ilişkin soruya da "İki genel başkanın değerlendirme görüşmesi olarak adlandırmak gerekir. Buna 'tamam mı, devam mı' şeklinde bir misyon yüklemek şu aşamada doğru olmaz" yanıtını veren Çelik, kamuoyunda koalisyon konusundaki umutsuz algının ve seçim senaryolarının anımsatılması üzerine "Bunlar tek hat üzerinden ilerleyen süreçler değildir. Karmaşık mekanizmalardır. Burada herkesin gözünün önünde son derece açık, son derece şeffaf bir süreç yürütüyoruz. İlk başta açıkladığımız takvim neyse ona riayet ediyoruz" dedi.
Milliyet

'Akp-Mhp Bile Darbe Halinden İyidir'
HDP Eş Genel Selahattin Demirtaş, koalisyon göreşmelerine ilişkin olarak "Sayın Erdoğan ne diyorsa neyin kararını veriyorsa sayın Davutoğlu bunu uygulamakla görevli AKP yetkilisidir. Davutoğlu, erken seçimden çok bir koalisyon denemek istiyor. Fakat Erdoğan buna izin vermiyor. Bütün koalisyon ihtimal ve seçeneklerini boşa çıkarmaya çalışıyor" dedi. HDP Eş Genel Selahattin Demirtaş Avrupa'dan yayın yapan Med Nuçe TV'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Koalisyon görüşmelerine vurgu yapan Demirtaş, Başbakan Davutoğlu'nun koalisyon hükümeti kurulmasına olumlu baktığını belirterek, şöyle konuştu: "Sayın Erdoğan ne diyorsa neyin kararını veriyorsa sayın Davutoğlu bunu uygulamakla görevli AKP yetkilisidir. Öyle hükümetin başkanı bu misyonları kendisine yüklemek kendisine de haksızlık olur. Bu görevleri yerine getirme iradesi, şansı yok. Sayın Davutoğlu, erken seçimden çok bir koalisyon denemek istiyor. Fakat sayın Erdoğan buna izin vermiyor. Bütün koalisyon ihtimal ve seçeneklerini boşa çıkarmaya çalışıyor. Düşünün kendisi koalisyon kurmak istiyor, hissediliyor. Biz görüşmede şunu hissettik: Sayın Kılıçdaroğlu da açıkladı. Katılıyorum. Erken seçimden çok bir koalisyon denemek istiyor. Fakat sayın Erdoğan buna izin vermiyor. Bütün koalisyon ihtimal ve seçeneklerini boşa çıkarmaya çalışıyor." Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları görüşmede, erken seçime gidilmesi halinde HDP'nin zorluk çıkartmayacağını kendisine ilettiklerini de ifade eden Demirtaş, erken seçim olacağına inandıklarını söyledi. Demirtaş, "Bizimle yapılan görüşmede Davutoğlu'na şunu ifade ettik: İlkelerimiz çerçevesinde Türkiye'de bir koalisyon kurulmasını destekliyoruz. Koalisyon kuramadığınızda, erken seçime gitmek istemediğinizde bizim kapımız size açık dedik. Buyurun gelin dedik. Siyasi kriz yaratmak istemiyoruz. AKP- MHP koalisyonu bile şu darbe halinden iyidir. Erken seçim olacaksa -ki öyle de görünüyor- Türkiye 2 blokla karşılaşacak: 1-Savaş isteyen faşist blok. 2-Barış bloğu. AKP iktidardan düştü, süreç bitti algısını kurmak istiyorlar. Oysa AKP'ye mecbur, mahkûm değiliz. AKP iktidardan düştüğünde süreç bitiyorsa AKP'yi iktidar mı yapalım? İmkanı yok. Biz iktidar alternatifi olmalıyız" dedi.
Milliyet
Meclis De Seçim Kararı Alabilir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 63. Hükümet'i kurmak için AK Parti Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu'nu 9 Temmuz'da görevlendirdi. Anayasa gereği hükümetin kurulması için gereken 45 günlük süre 23 Ağustos'ta doluyor. 45 gün içinde Bakanlar Kurulu'nun oluşturulamaması halinde Cumhurbaşkanı TBMM Başkanı'na danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebileceği gibi TBMM de erken seçim kararı alabiliyor. Yenileme kararı, TBMM tarafından verilmişse Meclis, seçimin yapılacağı tarihi de belirliyor. Yenileme kararının Cumhurbaşkanınca verilmesi halinde bu kararın alındığı günden sonra gelen 90. günü takip eden ilk pazar seçim yapılıyor. Seçimlerin yenilenmesine veya ara seçim yapılmasına karar verildiği hallerde Yüksek Seçim Kurulu (YSK), ilgili kanunların seçimlere ilişkin tespit ettiği süreleri kısaltarak uygulayabiliyor. 2007 Kasımı'nda yapılması planlanan milletvekili seçimi, 22 Temmuz 2007'de gidilmişti. TBMM, YSK ile görüşerek, seçim tarihini belirlemişti. YSK yaptığı toplantıda, 22 Temmuz 2007'den önce seçimlere gidilmesinin kendileri açısından fiilen ve hukuken imkansız olduğuna karar vermiş ve 22 Temmuz'da seçim yapılabileceğine ilişkin görüşlerini, TBMM Anayasa Komisyonuna bildirmişti. Kurul, 2007 seçimlerinde takvimi 4 Mayıs 2007'de açıklamış ve seçime hazırlanması için tanınan süreyi kısaltarak, 80 gün sonra seçimi yapmıştı. YSK, seçim sürelerini kısaltma yetkisi gereği, 2002'deki seçimin hazırlığını da 89 günde tamamlamıştı. Bu süreler dikkate alındığında, yenilenmesine karar verilmesi halinde seçimin 15 ya da 22 Kasım'da yapılması ihtimali ön plana çıkıyor.
Vatan

Hdp'ye Mesaj: Öcalan'ın Sert Eleştirileri Var
İmralı'nda bulunan Abdullah Öcalan'la 5 Nisan'dan beri görüşemeyen İmralı Heyeti'ne devlet tarafından dolaylı yoldan bir mesaj verildiği iddia edildi. Al Jazeera'da yer alan habere göre, heyet üyeleri HDP'li İdris Baluken ve Sırrı Süreyya Önder'in 4 Ağustos akşamı Kamu Güvenliği Müsteşarlığı ile bir görüşme yaptı. Görüşmenin konusu, sınırda bekleyen YPG cenazelerinin Habur Sınır Kapısı'ndan geçişine izin verilmesiydi. Görüşmenin sonuna gelindiğinde, HDP heyeti İmralı adasına gitme talebini Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammet Dervişoğlu'na bir kez daha iletti. Bu talebe bir yanıt alınamadı ancak Öcalan ile devletin görüşmelerinin sürdüğü ve süreceği bilgisi verildi. Ayrıca Öcalan'ın sağlığının da iyi olduğu belirtildi. Öcalan'ın "Herkese yönelik sert eleştirileri" olduğu, çözüm sürecinde bu noktaya gelinmemesi gerektiğini düşündüğü bu yüzden de "bu gidişatı önleyemeyen herkese eleştiriler" yönelttiği Baluken ve Önder'e aktarıldı. Müsteşarlık yetkililerinen, HDP'lilere sürece ilişkin toplumsal destek konusunda yapılan bazı araştırmalarda son yaşananlara rağmen sürece ilişkin toplumsal desteğin yüzde 70 oranında olduğu bilgisini verdiği de öne sürüldü. Bu görüşmeden sonra, hemen ertesi sabah HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Brüksel'e gitmesi dikkat çekti. Demirtaş, Brüksel'de KCK yetkilileri, eski DEP milletvekilleri Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal ile bir araya gelmek için Brüksel'e uçtu. Bu ziyaretle birlikte, Aydar ve Kartal'dan çözüm sürecine devam mesajları verilmesi dikkat çekti.
Vatan

SPOR

Futbolun beşiği olarak görülen İngiltere yeni sezon öncesi mevcut kurallara getirdiği yeni yorumla yeşil sahada devrim yaratmaya hazırlanıyor. Yeni uygulamanın en çok tartışılan konularının başında ise hakemi aldatan oyuncular ve kenarda duygularına hakim olamayan teknik direktörler geliyor. Bununla birlikte ofsayt konusunda da yine bir farklılık yaratılacak. Yeni sezonla birlikte Premier League'de hakemi aldatan oyuncuya verilecek ceza şu şekilde işleyecek: Bir karşılaşmada rakibine sert bir hareket yapan oyuncu kırmızı kartla oyundan ihraç edilecek. Ancak maç sonu pozisyonu kameralardan izleyecek olan hakem, faul yapılan ve rakibinin oyundan atılmasına sebebiyet veren oyuncunun kendisini aldattığına ve kırmızı kartın yanlış olduğuna karar verirse, bu futbolcu 3 maç ceza alacak. Teknik direktörler de kenardaki hareketlerine dikkat etmek zorunda kalacak. Bir hoca kenarda su şişesine ya da kulübeye tekme atarsa sarı kart görecek. Hakem tarafından uyarılacak olan teknik direktör, ikinci hareketinde ise direk tribüne gönderilecek. Ofsayt konusunda da yeni şartlar uygulanacak. Pasif durumda bulunan oyuncunun topa dokunmasa dahi topa herhangi bir hareketi olursa, top kendisine yakınsa ve en önemlisi de rakibin hareket alanındaysa pozisyon ofsayt olacak. Benzer bir şekilde, oyuncu ofsayt pozisyonundaysa yerinde sabit bile dursa, kaleci veya rakip oyuncuyu engelliyorsa karar ofsayt olacak.
Hürriyet

Trabzonspor, Avrupa Ligi 3. Ön Eleme Turu 2. maçında Rabotnicki'yi konuk etti. Bordo-mavililer 1-0'lık mağlubiyetin rövanşında rakibiyle uzatmalarda 1-1 berabere kalarak erken havlu attı. Sancılı dönemden geçen Karadeniz ekibi, Onur'un kaleye dönüşü, Erkan'ın kadroya girmesi ve Samba ile Alvarado transferleri sonrası kara bulutları dağıtır gibi oldu. Cavanda ve M'Bia takviyeli kadro, çift ön liberolu 4-2-3-1'i tercih etti. Tandemde Mustafa Yumlu ile Medjani'nin uyuşmazlığı ilk dakikalarda sıkıntı çıkardı. 10. dakikada Anene'nin tehlikesi geldi. Orta saha-defans arasında kopukluk yaşayan bordo-mavililer kontrolü alamadı. 33'de sahneye çıkan Özer Hurmacı'nın kaleciden dönen şutu herkesi heyecanlandırdı. Özellikle 35-45 arası M'Bia ile Okay'ın başarılı oyunuyla hakimiyeti ele geçiren Şota'nın takımı, baskıyı artırdı. 45+2'de Özer'in şık ortasında Oscar Cardozo, golü bulamadı. İkinci yarıya kanatları kullanarak giren bordo-mavililerde sahanın en çalışkan ismi Okay, 55'de Özer'in ortasına harika vurarak, skoru 1- 0'a taşıdı. 67'de M'Bia'nın çabalarıyla gelişen atakta büyük heyecan yaşandı, Kamerunlu oyuncunun kafasını Bozhinovski müthiş çıkardı. Rakibinin 10 kişi kalmasıyla turu getirecek golü arayan temsilcimiz, 76'da Deniz Yılmaz'ın oyuna girmesiyle çift forvetle oynamaya başladı. 90'da kaleci Onur'un hatası sonrası çizgiden çıkan top korkuttu. Uzatmalara giden maçta fiziksel açıdan yorgun düşen bordo-mavililerde, 103'de Deniz'in şutu direkten döndü. 113'de kaleci Onur'un büyük hatasıyla Markoski'nin golü Avni Aker'de yıkım yaşattı: 1-1.
Milliyet

Beşiktaş, Bursaspor'un 20 yaşındaki yıldızı Ozan Tufan için son çıkarmasını yaptı. Siyah-Beyazlı yönetim ile milli futbolcunun menajeri Ahmet Bulut dün İstanbul'da bir araya geldi. Teknik Direktör Şenol Güneş'in kadroda görmek istediği eski öğrencisi için yönetim, 5 milyon euro ile Necip Uysal ve İsmail Köybaşı'ndan birini vermeyi kararlaştırdı. Menajer Bulut da, Beşiktaş'ın son teklifini iletmek için Bursa'ya hareket ederek, Bursasporlu yöneticilerle masaya oturdu. Gökhan İnler'in, Alman ekibi Schalke ile anlaşmasıyla Ozan Tufan'a yoğunlaşan Beşiktaş, bu transferle birlikte çalışmaları tamamlamayı planlıyor. Ozan'a İspanya'dan Valencia ile Atletico Madrid'in de talip olması Siyah-Beyazlılar'ın işini zorlaştırsa da genç yıldızın Şenol Güneş ile birlikte Beşiktaş'ta çalışmaya sıcak baktığı öğrenildi. Transfer görüşmelerinin 1-2 gün içinde sonuçlanması bekleniyor.
Star

Volkan Şen Galatasaraylı olmak için geri sayıma başladı. Bursaspor Yönetimi ile görüşerek "Kendimi buraya ait hissetmiyorum" diyen ve bu nedenle kadro dışı bırakılan milli futbolcu, Sarı-Kırmızılılar'dan gelen transfer teklifini kabul etti. Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu'nun isteği üzerine Volkan ile el sıkışan Galatasaray Yönetimi, Bursaspor'la da temasa geçti. Sarı-Kırmızılılar deneyimli oyuncuyu almak için takas teklif etti. Galatasaray, Volkan'a karşılık Yekta Kurtuluş ve 2 milyon euroluk öneride bulundu. Bursaspor ise Yekta yerine eski golcüsü Sercan Yıldırım'ı istedi. Taraflar karşılıklı olarak yapılan teklifleri değerlendirmeye aldı. Cim-Bom'un hocası Hamza Hamzaoğlu, Avusturya kampındaki performansı ile takımda kalma yolunda önemli bir adım atan Sercan'ı verme konusunda kararsız. Ancak İnter maçında tribünlerin protesto ettiği forvetin gitmeyi düşündüğü belirtildi. Galatasaray'ın Bursaspor'a, istenirse genç forvet Sinan Gümüş'ün de kiralık verilebileceğini ilettiği öğrenildi. Öte yandan Aslan, ön libero transferi için Melo'nun İnter'e gitmesini bekliyor. Sarı- Kırmızılılar, Brezilyalı'ya karşılık Medel'i alamazsa, İtalyan ekibinden hem sol stoper hem de sol bek oynayabilen Juan Jesus'u isteyecek. Eğer bu iki futbolcudan sonuç çıkmazsa rota Dnipro'nun Brezilyalı stoperi Douglas'a dönecek.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme