8 Ağustos 2015 Cumartesi

08.08.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Ölümler Durmuyor
Şanlıurfa Suruç'ta 20 Temmuz'da IŞİD'li intihar bombacısının 32 genci katletmesi, ardından Ceylanpınar'da 2 polisin evlerinde öldürülmesiyle Türkiye bir terör girdabına girerken, neredeyse ölümün olmadığı, cenazelerin kalkmadığı gün kalmadı. Dün Ağrı'da yol kesen teröristler durmayan İran otobüsünün muavinini öldürdü, olaya müdahaleye giden 23 yaşındaki Uzman Onbaşı Muhammet Oruç'u şehit etti. Karakollara, kamu binalarına, trenlere saldırılar, yollara mayınlı tuzaklar, yol kesmeler, araç yakmalar dün de devam etti. Acı haberin şehit Oruç'un Adana'nın Yüreğir ilçesindeki baba evine iletilmesi üzerine baba Ahmet ve anne Ayşe Oruç sinir krizi geçirdi. Fenalaşan Evin bulunduğu sokağın çeşitli yerlerine çok sayıda Türk bayrağı asıldı. Ağrı'nın Doğubayazıt ile Van'ın Çaldıran ilçesi arasındaki Tendürek Geçidi'nde dün saat 11.30 sıralarında Çetenli köyü Somkaya mevkiinde yol kesen bir grup terörist araçlardan indirdikleri sürücü ve yolculara bir süre örgüt propagandası yaptı. Bu sırada durmayıp yola devam eden İran plakalı otobüse ateş açıldı. Yola devam eden otobüsün muavini yaşamını yitirirken, otobüsteki 3 İranlı yaralandı. Yaralı İranlılar Çaldıran Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalelerinin ardından hasteneye sevk edildi. Ulaşıma kapattıkları yolda 3 TIR ile 2 kamyonu ateşe veren teröristler olay yerine gelen Patnos Komando Alayı'na bağlı time de uzun namlulu silahlar ve roketlerle ateş açtı. Açılan ilk ateş sırasında bir uzman onbaşı şehit oldu. Yaklaşık 2 saat süren çatışma sırasında, teröristler Tendürek Dağı'na doğru kaçtı. Çatışma sırasında helikopterler de bölgedeki hedefleri ateş altına aldı. Kapanan Doğubayazıt- Çaldıran karayolu ulaşıma kapandığı için her iki yönde de uzun araç kuyrukları oluştu.
Milliyet


Öcalan'ı Da İstismar Ettiler
Suruç saldırısının ardından başlayan terörist eylemler ve devletin buna gösterdiği refleks çözüm sürecinin askıya alınmasına yol açtı. PKK'ya eylemsizlik çağrısı yapan HDP yönetiminin, hem uluslararası zeminde hem de Türkiye'de aleyhine dönmeye başlayan havayı dağıtmaya dönük çabaları sürüyor. Devletin, güvenlik esaslı mücadele konseptine döndüğü bir dönemdeyiz. Bu süreçte, İmralı'daki Abdullah Öcalan ile devlet yetkililerinin görüşmeleri sürüyor. Çankaya Köşkü'ndeki Başbakanlık yerleşkesinde hazırlanan yeni makamına taşınan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ı dünkü ziyaretimizde sürecin geldiği aşama, hükümetin terörle mücadele yaklaşımı ve PKK ile HDP'ye bakış konusunda önemli açıklamalar dinledik. Akdoğan'ın değerlendirmeleri, PKK'nın Türkiye'yi terk etmesi ve tam eylemsizliğe geçmesi hali dışındaki hiçbir seçeneğin devlet açısından kabul edilemez olduğunu ortaya koyuyor. Bir yol ayrımında olan HDP'nin İmralı ile teması da yakın gelecekte mümkün görünmüyor. Sürecin yeni aktörlerle yürütülmesi gündemde. Akdoğan'ın açıklamaları şöyle: Daha önce Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın söylediği gibi çözüm sürecini istismar, sürece ihanet durumu yaşadık. HDP'nin seçimden önce barajı geçmek için yaptığı taktik amaçlı hamleler süreci bu noktaya getirdi. Kendisi belki barajı geçti ama o süreçte çözüm sürecinin düşmanlarıyla; paralel yapı başta olmak üzere, statükocular başta olmak üzere girdiği ilişki ve ittifak sürece zarar verdi ve sürecin aktörlerine karşı savaş açması burada büyük bir güven sarsılması yaşanmasına neden oldu. Biz rakibiz, birbirimizi elbette eleştireceğiz ama neticede çözüm sürecinde yol yürünüyor. Sen orada hasmane, düşmanca bir tavır takınırsan ve Ak Parti'yi devirme projesinde kendini kullandırtırsan ve sürecin aktörlerine savaş açarsan burada sürece dönük bir samimiyetsizlik durumu vardır. Onun ötesinde örgüt de tabii süreci istismar etti ve bir güvenlik açığı meydana geldi. Şimdi güvenlik açığını gidermeye dönük adımlardan biz vazgeçemeyiz. Güvenlik açığını her halükarda gidermemiz gerekiyor. Çünkü süreci zehirliyor ve sürdürülemez hale getiriyor. Oradaki illegalite, yol kesme, adam kaçırma, haraç alma, mahkeme kurma gibi baskı ve şiddet eylemleri süreci zehirledi ve bu tolere edilemez bir noktada gelinen aşama önümüzde. Burada da güvenlik açığını gidermeye dönük tedbirleri almak durumundayız. Tabii örgüt yine muhtemel bir seçime dönük taktik bir takım hamlelerde bulunabilir. Taktik açıklamalar, eylemsizlik kararları vs. Bunları da biz kabul etmeyiz. Sonuç odaklı, kalıcı bir takım adımların atılması lazım. Tam anlamıyla bir eylemsizlik, bütün bu illegaliteyi, baskı ve şiddet olaylarını ortadan kaldıracak tam anlamıyla bir eylemsizlik ve Türkiye'yi terk etmeleri şu anda olmazsa olmazdır. Bir takım açıklamalar uluslararası çevrelerden geliyor; "Örgüt bir an önce eylemsizlik kararı almalı" gibi, bunu örgüt geçmişte defalarca yaptı, taktik amaçlı kullandı. Kış üslenmesine giderken ya da başka bir takım süreçlerde, devlet üzerine çok gittiğinde vs. Şimdi de muhtemel bir seçimde HDP zarar görmesin diye bir takım taktik açıklamalar yapabilirler. Sözün kıymeti harbiyesi yok. Burada doğrudan sonuç odaklı, kalıcı bir takım adımların atılması lazım. Ve süreci seçime endekslemeden bizim görmemiz lazım. Bu noktada Türkiye'yi terk etmeli ve tam anlamıyla bir eylemsizlik önem taşıyor. Bu mücadelede 90'lı yıllara dönüldü, dönülmedi tartışması var. Böyle bir şey söz konusu değil. 90'lı yıllarda farklı bir paradigma vardı. Şu anda bir paradigma değişimi yok. Hükümetin güvenlikçi politikalara savrulması diye bir şey söz konusu değil. O dönemde bugünkü demokratik reformlar, yatırımlar, hizmetler, Kürtleri kucaklayan yaklaşımlar yoktu. Bugün bunların hepsi var ve bu devam edecek. Ama o gün yargısız infazlar, faili meçhuller, hukuk dışına çıkan bir mücadele yöntemi vardı. Bugün devlet hukuk içinde bir mücadele ortaya koyuyor. Ve vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini kullanabilmesinin zeminini oluşturmak için güvenlik politikalarını şu anda hayata geçiriyor. Bu ikisini birbirine karıştırmamak lazım. Yani devletin 90'lı yıllara döndüğü falan yok ama örgüt 90'lı yıllarda takılıp kaldı. Demokratikleşen bir devlet var; baskıcı, zalim, 90'lı yılların uygulamalarını devam ettirmeye çalışan bir örgüt var. Bu ikisini de birbirine karıştırmamak lazım. Bu mücadele eş zamanlı olarak, iki örgütle de aynı anda yürütülmek durumunda. Hem paralel yapıyı hem PKK'yı kastediyorum. Bu iki örgütle eş zamanlı mücadele büyük önem taşıyor. Ben buna bir ihanet ittifakı diyorum. Bunların ikisi de Türkiye'ye karşı böyle bir işbirliği içindeler. Ve bu işbirliği de çözüm sürecinin hayrına olan bir tablo ortaya koymuyor. Bir kefede terör örgütleri; MLKP'den DHKP-C'ye, PKK'ya kadar öbür tarafta da illegal diğer yapılanmalar var. Paralel otorite tesis etmeye çalışan; KCK'dan paralel devlet yapılanması dediğimiz yapıya kadar. Bunların hepsiyle aynı anda mücadele edilmesi, bu mücadelenin başarılı olması için kaçınılmaz. Çünkü hem bunların aralarında işbirliği var hem de süreci akamete uğratacak bir şekilde sergiledikleri tavırlar var. Bu yüzden eş zamanlı mücadeleyi ben çok önemsiyorum.
Milliyet

Adliye Önünde Biber Gazı!
Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar meslektaşları avukat Deniz Sürgüt'ün Şırnak'ta 'terör örgütü üyeliği' suçundan tutuklanmasını protesto etmek için Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde toplandı. Adliyenin C kapısı önünde üzerinde 'Avukat Deniz Sürgüt onurumuzdur. Savunmaya özgürlük' yazılı pankart açan avukatlar, basın açıklaması yapmak istedi. Polisler ise açıklamayı meydanda yapmaları yönünde uyarıda bulundu. Avukatlar basın açıklamasına başladığı sırada çevik kuvvet ekipleri ellerindeki kalkanlarla avukatlara müdahale etti. Müdahale sırasında polis, avukatlara biber gazı da sıktı. Biber gazından etkilenen avukatlar bir süre yerde oturdu. Diğer meslektaşlarının getirdiği sularla yüzlerini yıkayıp kendilerine gelen avukatlar, ikinci kez basın açıklaması yapmak istedi. Ancak polis yine kalkanlarla ve biber gazıyla müdahale etti.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 97, 6233-97, 8857                                
ABD Doları 2, 7756-2, 7824/ Euro 3, 0431-3, 0485/İngiliz Sterlini 4, 2985-4, 3090                  

Büyümeye Tam Destek
Sanayi üretimi haziranda ihracata dönük üretim artışı, Tüpraş'taki kapasite artışı ve otomotiv sektöründeki grevlerin sona ermesi ardından canlanan üretimle takvim etkilerinden arındırılmış olarak geçen yıla göre yüzde 5.5 arttı. Beklentilerin oldukça üzerinde kaydedilen artışla büyümenin en önemli öncü göstergelerinden sanayi üretiminde ikinci çeyrek büyümesi yüzde 3.9 oldu. Birinci çeyrekte sanayide büyüme yüzde 1.3 ile sınırlı kalmıştı. Bu durum ikinci çeyrekte ekonomide büyümenin daha iyi olabileceğine ve yüzde 4'e yaklaşabileceğine işaret ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu dün sanayi üretiminin haziran ayı verilerini açıkladı. Buna göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3 olan beklentilerin üzerinde yüzde 5.5 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi bir önceki aya göre yüzde 2.4 artarken arındırılmamış sanayi üretimi haziranda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.5 olan beklentilerin üzerinde 7.4 büyüdü. Otomotivde büyüme geçen yıla göre yüzde 10.2, mayıs ayına göre ise yüzde 8.4 oldu. Reuters'e açıklama yapan BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ, "Sanayi üretimi Tüpraş'ın kapasite artışı ve mayıs ayındaki protestoların ardından haziran ayında otomotiv sektöründeki üretimin artmasının desteğiyle beklentilerin üzerinde bir artışa işaret etti. Haziran verisinin ardından ikinci çeyrekte sanayi üretiminin birinci çeyrekteki yüzde 1.3'ten yüzde 3.9'a yükseldiğini hesaplıyoruz. Veri büyümenin ilk çeyrekteki yüzde 2.3'ten ikinci çeyrekte yüzde 4'e yaklaşabileceğine işaret ediyor" dedi. TÜİK verilerine göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.6 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise ikinci çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3.9 arttı.
Hürriyet

Yavruvatana Barış Suyu
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 2050 yılına kadar su ihtiyacını karşılayacak 'asrın projesi'nde sona gelindi. Dünyada ilk kez deniz altından askılı boru sistemiyle Mersin'den KKTC'ye su gönderilecek projede 80 kilometrelik Akdeniz aşıldı ve 66.5 kilometrelik hattın son borusu dün Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, Devlet Su İşleri (DSİ) ve KKTC yetkililerinin katıldığı törenle eklendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanlığı kendisinin de İSKİ başkanı olduğu dönemde Kıbrıs'a su getirme projesinin gündeme geldiğini anlatan Eroğlu, "O dönemde Adalar'a su getirme projesini gerçekleştirdik. Daha sonra 'Kıbrıs'a da su getirin' denildi. 'Yetki bizde olsa getiririz' demiştik. 2005'te Cumhurbaşkanımız 'Veysel Hoca Kıbrıs'ı unuttunuz mu?' diye sordu. Böylece projeye başladık. Bu projenin mimarı Cumhurbaşkanımızdır" dedi. 7 Mart 2011'de temeli atılan proje, Dragos çayı suyunun Anamur'dan KKTC'ye denizin 250 metre altından askılı boru sistemiyle ulaştırılmasını öngörüyor. 1.6 milyar liralık projede bugüne kadar Türkiye tarafında Alaköprü barajı, KKTC tarafında ise Geçitköy barajı tamamlandı. Akdeniz'de derinliğin bin 439 metre olduğunu ve basınca dayanacak boru imal etmenin zor olduğunu söyleyen Eroğlu, "1 metre 60 santim çapında bir boruyu altta ve üstte iki şamadıra tutuyor. Üstteki borular 8, alttakiler 16 ton ağırlığında. Robotlarla birbirine bağlanıyor. Yüksek teknoloji isteyen bir yöntemdi" dedi. Eroğlu, şöyle konuştu: "Alaköprü ve Geçitköy'deki iki baraj arası hesaba katıldığında bu rakam 107 kilometreye çıkıyor. Boru hattı yıllık 75 milyon metreküp su taşıyacak. Bunun 38 milyon metreküpü içme suyu, 37 milyon metreküpü ise tarımsal faaliyetlerde kullanılacak." Projenin siyasi öneminin de büyük olduğunu ifade eden Eroğlu, suyun Rumlarla da paylaşılabileceğine dikkat çekti. Eroğlu "Kuzey Kıbrıs Su Temini Projesi KKTC'nin müzakerelerde elini de güçlendirir. Rum tarafına suyun verilmesine Türkiye ve KKTC hükümeti karar verecek. Uygun görülürse gereği yapılır. İkinci hattı da döşeyebiliriz. Artık bizim için çocuk oyuncağı" diye konuştu.
Hürriyet

'Cep'e Vergi Dopingi
Türkiye'deki yerli telefon üretimini teşvik etmek için Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ek vergi getirileceğini açıklaması temmuz ayında cep telefonu satışlarını arttırdı. Geçtiğimiz yıl 13 milyon cep telefonu satışı gerçekleşen Türkiye'de bu yıl kredi kartına yapılan taksit yasaklarından ve artan kurdan dolayı 12 milyona düşmesi bekleniyordu. Başka bir deyişle 2015 yılında ayda ortalama 1 milyon cep telefonu satılıyordu. Sektör yetkilileriden aldığımız bilgilere göre bu yılın ilk yarısında ayda ortalama 1 milyon adet satılan cep telefonları, Bakan Zeybekci'nin açıklamasından sonra yüzde 10 arttı ve 1.1 milyon adede çıktı. Bu rakamla beraber Türkiye'de günde 36.6 bin, dakikada ise 25 adet cep telefonu satışı gerçekleşti. Söz konusu artışın faturası ise bir ayda yaklaşık 175 milyon lira oldu. Geçtiğimiz dönemlerde Türkiye'deki tüketiciler, ayda ortalama 1.2 milyar lirasını cep telefonlarına harcıyorladı. Ek vergi geleceği yönündeki söyletilerden sonra ise bu rakam 1 milyar 375 milyon civarına kadar çıktı. Cep telefonu başına ödenen ortalama ücret ise 1250 lira olarak gerçekleşti. Dün ek vergiyle ilgili Milliyet Gazetesi'nin sorularını yanıtlayan Bakan Zeybekci, "Firmalara bunu niye Türkiye'de üretmiyorsunuz' dedik. Bunun katma değerinin, işçiliğinin, teknolojisinin, Türkiye'de üretilsin diyoruz biz. Kendimiz bir cep telefonu markası çıkaralım anlamında söylemiyorum. iPhone ya da başka markalar adı her neyse getirsinler Türkiye'de üretsinler istiyoruz" dedi.
Hürriyet

İhracata Mal Yetiştirmek İçin Sanayi Gaza Bastı
Sanayi üretimi, ihracata dönük üretim artışı, Tüpraş'taki kapasite artışı ve otomotiv sektöründeki grevlerin sona ermesinin ardından canlanan üretimle, haziran ayında arındırılmamış bazda yüzde 7.4 ile beklentilerin oldukça üzerinde bir artış kaydetti. Büyümenin en önemli öncü göstergelerinden olan sanayi üretiminde böylece ilk çeyrekteki yüzde 1.3'lük artış ikinci çeyrekte yüzde 3.9'a yükselmiş oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi haziranda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3 olan beklentilerin üzerinde yüzde 5.5 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi bir önceki aya göre yüzde 2.4 artarken arındırılmamış sanayi üretimi haziranda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.5 olan beklentilerin üzerinde 7.4 arttı. TÜİK verilerine göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.6 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise ikinci çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3.9 arttı. Tüpraş Türkiye'nin ithal ettiği dizel yakıtın önemli bir bölümünü yerli üretim ile karşılayacak RUP projesi 60 milyon dolar yatırım gerçekleştirmiş ve tesisinin devreye alınması ile birlikte kapasite kullanım oranının yüzde 95'e yükseleceğini belirtmişti. BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ, "Sanayi üretimi Tüpraş'ın kapasite artışı ve mayıs ayındaki otomotiv protestolarının ardından haziran ayında otomotiv sektöründeki üretimin artmasının desteğiyle beklentilerin üzerinde bir artışa işaret etti. Haziran verisinin ardından ikinci çeyrekte sanayi üretiminin birinci çeyrekteki yüzde 1.3'ten yüzde 3.9'a yükseldiğini hesaplıyoruz. Veri büyümenin ilk çeyrekteki yüzde 2.3'ten ikinci çeyrekte yüzde 4'e yaklaşabileceğine işaret ediyor" dedi.
Milliyet

Koalisyon Umudu Abd'yi Gölgeledi
Türkiye başta olmak üzere gelişmekte olan piyasalar ABD'den gelen verilerle hop oturup hop kalkıyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed), faiz artışı sürecinde önemle takip ettiği ekonomik göstergelerden biri olan ABD tarım dışı istihdam verisi, piyasa beklentisinin hafif gerisinde gerçekleşmesine karşın kritik seviyenin üzerinde kaldı. ABD'de tarım dışı istihdam Temmuz'da 215 bin ile 223 bin olan beklentilerin altında bir yükseliş gösterdi. İşsizlik oranı yüzde 5.3'le son 7 yılın en düşük seviyesini korudu. Haziran ayı tarım dışı istihdam verisi 223 bin kişiden 231 bine, Mayıs ayı verisi 254 binden 260 bine revize edildi. ABD'de Ağustos-Eylül döneminde istihdamın ortalama 200 binin üzerinde artış göstermesi durumunda, Fed'in Eylül ayında faiz artırımına gideceği düşünülüyor. Veri öncesi 2.7820 seviyesinde olan dolar/TL verinin ardından 2.7941'e kadar yükseldikten sonra yeniden 2.7840'a indi. Fed'in Eylül'de faiz artışına gideceğini güçlendiren ABD verisi sonrası doların 2.80'lik rekora doğru çıkış yapmamasında AKP-CHP arasında Pazartesi günü gerçekleştirilecek kritik koalisyon zirvesi etkili oldu.
Vatan

Sanayinin Çarkları Seçim Sonrası Hızlandı
Ekonomik büyümenin önemli öncü gestergelerinden sanayi üretimi, seçim öncesindeki gerilemenin ardından, haziran ayında aylık ve yıllık bazda yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi haziranda bir önceki yılın aynı ayına göre, yüzde 3 olan beklentilerin üzerinde, yüzde 5.5 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi bir önceki aya göre yüzde 2.4 artarken, arındırılmamış sanayi üretimi haziranda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.5 olan beklentilerin üzerinde 7.4 arttı. Sanayi üretiminde böylece ilk çeyrekteki yüzde 1.3'lük artış ikinci çeyrekte yüzde 3.9'a çıktı. Yaşanan artışta haziranda ihracata dönük üretim artışı, Tüpraş'taki kapasite artışı ve otomotiv sektöründeki grevlerin sona ermesi de etkili oldu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, sanayi üretiminin dış piyasalarda yaşanan tüm gerilimlere rağmen haziranda beklentilerden daha iyi performans sergilediğini söyledi. Işık, haziranda ithalat rakamları, beyaz eşya ve otomobil satışlarının iç talepte canlanmaya ve dolayısıyla sanayi üretiminde artışa işaret ettiğini, bunların bir sonucu olarak sanayi üretiminin artışında iç talebin etkisinin daha belirgin görülmeye başlandığını belirtti. Ürün grupları bazında haziran ayı sanayi üretiminde dayanıklı tüketim malı imalatı ve yatırım malı imalatının belirleyici olduğunu ifade eden Işık, şunları kaydetti: "Açıklanan verilerle ekonominin ikinci çeyreğine ilişkin en önemli öncü veriler açıklanmış oldu. Türkiye büyümesinde ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre artış hızlandı ve beklentilerimizle uyumlu bir tablo ortaya koydu. Bu noktada sevindirici olan yılın ikinci çeyreğinde büyümenin sanayi öncülüğünde gerçekleşmiş olması. Ülke ekonomisinin uzun dönemli ve sağlıklı büyümesinin yolu da sanayi öncülüğünde büyümekten geçiyor. Markalaşma, kurumsallaşma alanında verdiğimiz destekler, üniversite ile sanayinin işbirliği yapması için attığımız adımlar ve özellikle Ar-Ge'ye verdiğimiz destekler ile ürettiğimiz ürünlerimizin katma değerini arttırmayı ve ekonominin hem hızlı hem de sürdürülebilir şekilde büyümesini amaçlıyoruz."
Star

DÜNYA

Işid Listeyle Gelip Kaçırdı
Suriye'nin tarihi Palmira kenti ile Şam'ın Kalamun bölgesi arasında savaşçı ve erzak akışının sağlanmasında stratejik bir konumda olan Karyatayn'ı çarşamba akşamı Suriye rejiminin elinden alan IŞİD, hazırladığı listeye göre muhalif gördüğü isimleri ve Hıristiyan Süryanileri önceki gün rehin almaya başladı. Kaçırılanların sayısına ilişkin farklı rakamlar geldi. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 60'ı Hıristiyan 230 kişinin IŞİD tarafından esir alındığını açıkladı. Gözlemevine göre bunlardan 45'i kadın, 19'u çocuk. Aralarında toplam 11 aile var. IŞİD'in elinde arananlar listesi olduğunu belirten Gözlemevi Başkanı Rami Abdülrahman, bu kişilerin IŞİD tarafından rejimle işbirliği yapmakla suçlandığını kaydetti. Buna göre IŞİD, bu kişileri ev baskınlarında, kontrol noktalarında ve kiliselerde yakaladı. Ancak Suriye'deki Hıristiyanları korumak için kampanya yapan ADFA'nın kurucusu Nuri Kino, kaçırılan Hıristiyanların sayısının 250 olduğunu ve bu sayıyı Ortodoks ve Katolik yerel kiliselerin kayıtlarından elde ettiklerini söyledi. Kino, Karyatayn'dan kaçan bin 500 kişilik bir grubun da Humus'a vardığını açıkladı. Şam'daki Suriye Ortodoks Patrikhanesi Sekreteri Piskopos Matta el-Huri, "IŞİD'in kente girdiğini biliyoruz. Bazı insanları canlı kalkan olarak kullanmak için ev hapsine aldılar" dedi. Uluslararası Af Örgütü'nün Suriye temsilcisi Neil Sammonds, "Hıristiyanlar ve 'işbirlikçiler' IŞİD'in hedefinde. En büyük yargısız infaz riski taşıyan grup onlar. Aynı zamanda Hıristiyanlar, fidye ya da mahkûm değiş tokuşu için kullanılabilir" dedi. Mayıs ayında Karyatayn'daki Katolik Mar Elian Manastırı'ndan Rahip Jacques Murad, maskeli kişilerce kaçırılmıştı. O dönem kent terör örgütü IŞİD'in elinde olmasa da yakınındaki Palmira, o zamandan bugüne dek IŞİD'in kontrolü altında olduğu için gözler yine bu terör örgütüne çevrilmişti. Savaştan önce 18 bin nüfusu bulunan Karyatayn'da 2 bin civarında Hıristiyan olduğu ancak Hıristiyan nüfusun daha sonra 300'e kadar gerilediği ifade edildi. IŞİD, Suriye'de birçok kiliseyi yıkmış ve kontrolü altında yaşayan Hıristiyanları cizye ödemek zorunda bırakmıştı.
Hürriyet

Kanlı Cuma
Afganistan'ın başkenti Kabil son iki günde üç saldırıyla sarsıldı. Sabaha karşı istihbarat merkezine patlayıcı yüklü kamyonla düzenlenen saldırıda 15 kişi öldü. İkinci saldırıda ise Kabil'de polis akademisi hedef alındı. Akademi girişinde öğrenci üniforması giyen bir intihar eylemcisi yanındaki bombayı patlattı, en az 50 öğrenci öldü. Üçüncü saldırıda da uyuşturucu ile mücadele merkezine intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıları liderleri Molla Ömer'in öldürüldüğünün açıklanmasından sonra iç karışıklığın yaşandığı belirtilen Taliban örgütü üstlendi. Kuzey Afrika ülkesi Mali'nin başkenti Bamako'da ise İslamcı militanlar, BM görevlilerinin kaldığı otele dün baskın düzenledi, ikisi asker sekiz kişi öldü. Militanların biri Rus vatandaşı 10 kişiyi rehin aldığı belirtildi. Eylemi henüz üstlenen olmasa da El Kaide bağlantılı Ensar el-Din örgütünün adı geçiyor.
Hürriyet

Obama: Işid İle Savaşa Odaklanmalıyız
Beyaz Saray'da çarşamba gunu 10 gazeteciyi ağırlayan ABD Başkanı Barack Obama, Turiye ile uzerinde çalışılan anlaşmanın "Suriye'ye geçmeye çalışan yabancı savaşçıları engellemeye yonelik olduğunu" soyledi. Toplantı sırasında Huff ington Post Washington Buro Şefi Ryan Grim, Obama'ya "(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan'ın IŞİD'e karşı kampanyayı PKK'yı hedef almak için bir bahane olarak kullanmasından endişe edip etmediğini" sordu. Grim, "Obama'dan Turklere: IŞİD ile savaşı Kurtleri bombalamak için kullanmayın. Odağımızı bozmamamız lazım" başlıklı yazısında Obama'nın yanıtını şoyle aktardı: "IŞİD'in bolgeye en buyuk tehlikeyi teşkil ettiği ve buna odaklanmamız gerektiği yonundeki guçlu goruşumuzu Turklerle tartıştık. Bizim goruşumuze gore PKK, Turk hedefl erine yonelik saldırılara karıştığı surece Turklerin kendilerini savunmaya çalışmaları meşrudur. Ancak uzerinde çalıştığımız anlaşma, dikkatlice şunlar etrafında: Suriye'ye geçmeye çalışan yabancı savaşçılar için o sınırları nasıl kapatırız? Yapacağımız her şey bu hususa dayanıyor." Dışişleri Bakanlığı Sozcusu Tanju Bilgiç dun duzenlediği basın toplantısında soru uzerine haberin içeriğiyle başlığı arasında herhangi bir ilginin olmadığını soyledi. Obama'nın açıklamasının içeriğinde Turkiye'nin PKK'ya karşı kendini savunma hakkı olduğunu ifade ettiğini aktaran Sozcu Bilgiç, "PKK, ABD için de bizim için de bir teror orgutudur. Terorist orgutler arasında ayrım yapmak doğru değildir. BM Genel Sekreteri dahil pek çok lider Turkiye'nin ozellikle PKK'ya yonelik olarak yaptığı operasyonların kendini savunma hakkı olduğunu soyledi. Turkiye terorun her turlusuyle kararlılıkla mucadele etmektedir ve edecektir. Bunları yaparken de kimseden icazet almasına gerek yoktur" diye konuştu.
Milliyet

Işid Yüzlerce Kişiyi Kaçırdı
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanları, Suriye'de önceki gün kontrolü ele geçirdikleri Karyatayn Kasabası'nda, aralarında 60 Hristiyan'ın da olduğu 230 sivili kaçırdı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, kaçırılan kişilerin 'Suriye rejimiyle işbirliği yapmak suçundan' arandığını ve IŞİD'in bu kişilerin isimlerinin yazdığı bir listeyi kullanarak 'suçluları' yakaladığını belirtti. IŞİD'in Suriye ordusu için önemli bölgelerden biri olan Karyatayn'ı alması, Mayıs'ta antik kent Palmira'yı ele geçirmesinden bu yana ulaştığı en büyük zafer olarak niteleniyor. Halep'ten kaçan Hristiyanların sığındığı kentte, Suriye krizi öncesi 18 bin kişi yaşıyordu. Bunların 2 bine yakın Katolik ve Ortodoks Hristiyanlardan oluşuyordu. Ancak Şam'da yaşayan Karyatayn'lı bir Hristiyan, kriz çıktıktan sonra ise bu sayının 300'e kadar düştüğünü söyledi.
Vatan

Obama'dan Pkk'ya Karşı Operasyonlara Tam Destek
ABD Başkanı Barack Obama, "Terör örgütü PKK, Türkiye'yi hedef alan saldırılarda bulunuyor, Türklerin kendini savunmaya çalışması meşru" dedi. Obama, İran ve Ortadoğu politikası konusunda gazetecilerle Beyaz Saray'da bir araya geldi. Huffington Post'un haberinde Obama'ya, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın DAEŞ'e karşı yürütülen kampanyayı, Suriye'de savaşanlarla müttefik olan PKK'yı hedef almak için bahane olarak kullanması yönünde endişeniz var mı?" şeklinde soru soruldu. Başkan Obama cevabında, "Terör örgütü PKK, Türkiye'yi hedef alan saldırılarda bulunuyor, Türklerin kendini savunmaya çalışması meşru bir şey" ifadesini kullandı. Bunun yanında, "DAEŞ'in bölgedeki en büyük tehdit olduğu ve buna odaklanmaları gerektiği noktasındaki güçlü bakış açılarını da Türkiye ile konuştuklarını" belirten Obama, "Üzerinde çalıştığımız anlaşma, dikkatlice şunlar etrafında: Suriye'ye geçmeye çalışan yabancı savaşçılar için o sınırları nasıl kapatırız? Yapacağımız her şey bu hususa dayanıyor" dedi.
Star

Kuzey Kore Kendi Zaman Dilimini Oluşturdu
Kuzey Kore, saatleri standart saat diliminin 30 dakika gerisine alarak kendi zaman dilimini oluşturacağını açıkladı. Resmi Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), yeni uygulamanın, Kore'nin 2. Dünya Savaşı'nın ardından 15 Ağustos 1945'te Japonya'nın işgalinden kurtulmasının 70. yıl dönümünde başlayacağını duyurdu. Haberde, "Pyongyang Saat Dilimi"nin "Japon sömürgesi döneminin kalan son izlerini de söküp atacağına" işaret edildi. Kuzey Kore'nin yeniden kullanmaya başlayacağı saat dilimi, Kore Yarımadası'nda 1908'de kabul edilmişti. Halihazırda Kuzey Kore, Güney Kore ve Japonya'da uygulanan ortak saat dilimi ise Japonya'nın 1910'dan 1945'e kadar Kore Yarımadası'nı işgali sırasında başlatılmıştı. Kuzey Kore, kendi saat dilimine sahip tek ülke değil. Eski Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, 2007'de "gün ışığını halka daha eşit bir biçimde dağıtmak amacıyla" saatlerin yarım saat geri alınmasına karar vermişti.
Star

İran Suçüstü Yakalandı
İran medyasında son dönemde Türkiye ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhinde yoğun bir kampanya gözleniyor. İran yönetiminin izni ve bilgisi dahilinde süren yayınlarda, bölgesel ve uluslararası kamuoyunda Türk yöneticiler ve Türkiye'nin dış politikasına ilişkin olumsuz bir algı yerleştirilmeye çalışılıyor. İran'da devlete ait ya da devletin desteklediği medya kuruluşlarında uzun zamandır yürütülen en kapsamlı algı operasyonu, "Türkiye'nin Ortadoğu'daki teröristlere özellikle DAEŞ'e yardım ettiği" iddiasının işlenmesi şeklinde görülüyor. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye bağlı IRNA'da, Türkiye aleyhtarı iddia ve suçlamalara geniş yer ayrılırken, bu iddiaların asılsızlığını ispatlayan ya da bunları reddeden resmi açıklamalara yer vermekten kaçınılıyor. İran'da yayımlanan "aferineshdaily" adlı gazetede yer alan başmakaleyi 26 Temmuz 2015'te abonelerine servis eden IRNA, Türkiye'nin DAEŞ'e karşı mücadelesinin ciddi olmadığını ve sorgulanması gerektiğini savundu. Türkiye'ye yönelik karalama kampanyasının yönetimin izni ve kontrolünde geliştiğinin göstergelerinden biri de dini lider Ayetullah Ali Hamaney'e yakınlığıyla bilinen Keyhan gazetesinin yayınları. Ülkenin en köklü basın kuruluşlarından olan gazete, 25 Haziran 2015'te "Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar: DAEŞ'in merkez komutanlığı" manşetini atarak, uzun süredir özellikle Batı medyasında incelikle işlenen "Türkiye'nin DAEŞ'e destek verdiği" suçlamasını seslendirdi. Türkiye'nin terör örgütleri DAEŞ ve PKK'ya yönelik başlattığı sınır ötesi operasyonlar İran yönetiminde büyük rahatsızlığa neden oldu. Hükümet yetkililerinin rahatsızlıklarını açıkça dile getirmesine paralel olarak yönetimin kontrolündeki İran medyası, bu gelişmeleri, "Türkiye'nin terör bahanesiyle Suriye topraklarına saldırdığı" şeklinde karaladı. Türkiye karşıtı kampanya yürüten yönetim destekli İran medyasının en işlevsel araçlarından biri de İngilizce yayın yapan Press TV. İran Devrim Muhafızları tarafından yönetildiği bilinen kanal, 21 Temmuz 2015'teki yayınında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'ı Suriye sınırındaki bir hastanede tedavi edildiği iddia edilen terör örgütü DAEŞ militanlarını ziyaret etmekle suçladı. İran'daki, yönetim destekli medyanın Türkiye'ye yönelik karalama kampanyası karşısında Ankara'nın rahatsızlığını çeşitli mekanizmalarla Tahran yönetimine bildirdiği ancak İranlı yetkililerin uyarıları dikkate almama noktasında ısrarcı bir tutum sergilediği öğrenildi.
Star

POLİTİKA

Sivil Yerleşim
HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir başkanlığındaki heyetin 1 Ağustos'ta bombalanan ve 8 sivilin hayatını kaybettiği belirtilen Zergele köyüne ilişkin raporunda özetle şu değerlendirmelere yer verildi: "Bombardımana maruz kalan Zergele köyünün sivil bir yerleşim yeri olduğu görülmüştür. Bombardıman sonucu hayatını yitirenler sivil insanlardır. Hava saldırısından kurtulan çocuk, genç, kadın, yaşlı tüm yaralılar Zergele sakinleri olup, yaşadıkları topraklarda tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraşan sivil vatandaş oldukları tespit edilmiştir. En az 37 betonarme ev, cami, belediye binası, okul, onlarca ahırdan oluşan sivil bir yerleşim birimi olduğu tarafımızdan da teyit edilmiştir. Bombardımandan kurtulan yerleşik halkın tanıklıklarına göre, saldırı gününden biriki gün öncesinde insansız hava araçlarıyla kapsamlı keşifler yapıldığı, 1 Ağustos 2015 tarihinde, saat 04.00'te ilk saldırının başladığı, 06.00'ya kadar belirli aralıklarla en az üç kez bombardıman yapıldığı tarafımıza aktarılmıştır. İki saate yakın süren hava hareketliliği ve bombardıman sonrası tamamı sivil, silahsız 8 insanın katledildiği hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde tarafımızca tespit edilmiştir. Kandil, 100'e yakın köy ve mezranın bulunduğu geniş bir bölgedir. Tüm yerel kaynaklar bu sivil yerleşim birimlerinin içinde ve yakın çevresinde herhangi bir PKK kampının olmadığını belirtmektedir. Türkiye resmi makamlarının, saldırıdan önce Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni bilgilendirdiklerine ve hava operasyonlarını desteklediğine dair yaptığı açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır." Zergele köyüne ilişkin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) İçişleri Bakanlığı'nın görevlendirdiği 3 kişilik heyet de rapor hazırladı. HDP Siirt Milletvekili Prof. Dr Kadri Yıldırım tarafından Türkçe'ye çevrilen raporda ise şöyle denildi: "Bombardımanda 8 sivil vatandaş şehit düşmüş, 20 sivil vatandaş da yaralanmıştır. Zergele, 37-38 aileden oluşmaktadır. Bu aileler bombardımandan gördükleri zarar nedeniyle köyü terk etmişlerdir. Zergele Köyü Muhtarı İsmail Ula Kadir ifadesinde, 'İlk bombardımanda Ayşe Ahmed Mustafa adlı yaşlı kadın şehit düştü. Bombaların sesiyle uyanan insanlar bağırıp kaçışırken ikinci bombardıman başladı ve bu saldırıda Şükriye Ahmed Mîr Muhammed, Gurbet Ahmed Mir Muhammed ve kardeşimin kızı Ceylan Reşîd Ahmed yaralandılar. Yaralılara ulaşmaya çalışırken üçüncü bombardıman başladı ve ben de yaralandım. Köylüler ve Boliskan köyünden gelenler yaşlı Ayşe'nin cesedini enkaz altından çıkarmaya çalışırken dördüncü saldırı da yapıldı ve bu saldırıda da ölen ve yaralananlar oldu' dedi."
Hürriyet
Acemice Delil Üretme Çabası
Akşam ve Güneş gazetelerinde gündeme gelen yazışmalar üzerine dönemin CHP Milletvekili Umut Oran ile Akif Hamzaçebi böyle bir yazışma yapmadıklarını, kendilerine iftira atıldığını beyan ederek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştu. Ankara Başsavcılığı 'görevsizlik' kararıyla dosyayı İstanbul Basın Savcılığı'na gönderdi. Soruşturma dosyalarına bakan Bakırköy Basın Savcısı Hüseyin Parlakkılıç her iki gazeteye 4 ayrı dava açarken, Savcı Mustafa Gökay da iki gazeteye 'iftira' suçundan iddianame düzenledi. İddialarla ilgili 'yayın yoluyla zincirleme hakaret ve iftira' suçlamasıyla açılan toplam dava sayısı 5 oldu. Savcı Parlakkılıç tarafından hazırlanan ve "Sümeyye Erdoğan'a suikast" konuşmalarını içeren 2015/13974 sayılı iddianamede, bahse konu Twitter konuşmaları için iki ayrı bilirkişi raporu düzenlendiği, yazışmaların sahte olduğunun ortaya çıktığı belirtildi. Bakırköy 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilen 11 sayfalık iddianamede, amacın 'algı oluşturmak' olduğu vurgulanırken özetle şöyle denildi: "Bilişim ve Adlı Bilişim Uzmanı Yeminli Adli Bilirkişi T.Koray Peksayar tarafından hazırlanmış bilirkişi raporu incelenmiş olup her iki raporun da Twitter yazışmalarının gerçek Twitter yazışması olmadığı, son raporda acemice hazırlanmış bir delil üretme çabası olduğunun belirlendiği görülmüştür. Hakkında soruşturma devam eden ve tespite çalışılan fuatavni isimli Twitter hesabı ile somut şüphe oluşturacak, çağrışım ve kanaat uyandıracak bir bilgi ve belge bulunmadığı halde, sırf haber yapılan Twitter yazışmalarda hesap sahibinin müşteki gibi gösterilerek hazırlanmış yazışmaların müşteki tarafından yapılmış gibi gerçek dışı bir bilgiyi eleştiri veya yorum sayılamayacak şekilde manşetten verilmesi telafisi zor sonuçlara yol açacaktır."
Hürriyet

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berdimuhamedov Görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tarabya Köşkü'nde Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulu Berdimuhamedov ile bir araya geldi. Konuğunu kapıda karşılan Erdoğan ardından Berdimuhamedov ile baş başa öğle yemeği yedi. Yemeğin ardından heyetler arası görüşme gerçekleştirildi. Tarabya Köşkü'nde Boğaz manzarası eşliğinde gerçekleşen çalışma yemeğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Devlet Başkanı Berdimuhamedov, dost ve kardeş iki ülke arasındaki ilişkilerin ortak gündeminde yer alan konuları ele aldıkladıkları, bölgesel ve uluslararası gelişmeler konusunda görüş alışverişinde bulundukları öğrenildi. Yemeğin ardından heyetler arası görüşmeye geçildi. Görüşme masasında Türk heyetinde Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da yer aldı. Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ilişkilerin gündeminde yer alan konular, heyetler arası görüşmede ele alındı. Yaklaşık 2.5 saat süren ziyaretin ardından Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhamedov saat 17:10 sularında Tarabya Köşkü'nden ayrıldı.
Milliyet
Mevcut Hükümetle Seçime Gidilebilir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bazı başlıklarda tıkandığı dile getirilen koalisyon görüşmeleri konusunda her iki partinin tıkandıkları başlıkları atlamaları, koalisyonu kurduktan sonra "koordinasyon kurulu" oluşturarak çözümsüz konuların hükümet devam ederken müzakere edilebileceğini kaydetti. Bahçeli, erken seçime gitme yöntemi konusunda ise çarpıcı çıkış yaparak Meclis kararıyla bugünkü Ak Parti hükümetiyle seçime gidilmesine vize verdi. Bahçeli, Uşak gezisi dönüşünde gazetecilerle özel sohbetinde şu mesajları verdi: (Kamu Güvenliği Müsteşarıyla görüşmeler oldu, HDP'liler Brüksel'e gitti, çözüm süreci yeni yöne mi evriliyor?) Görüşmelerin boyutunu ve derinliğini bilemiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı veya onun çok samimi danışmanları, alınan kararlar ve topluma verilenlerle, hükümet ve hükümet dışı bazı unsurların söyledikleri arasında doğruluk hangisindedir birinin millete anlatması lazım. Yalnız bilinen bir şey var. Çözüm sürecinin başlangıcı Oslo'dur ama merkezi Brüksel'dir. Brüksel'e gidişi hafife almamak lazım. Brüksel Türkiye'nin etnik temelli bölünmesi, PKK-Türkiye hükümeti arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi noktasında ve buna ilave olarak da Oslo da başlayan müzakere sürecinin denetimi, kontrol merkezidir. Zannediyorum eğer bir kopuş olmuşsa onu tekrar düzenlemek açısından Brüksel'e gitme ve yeni direktifler alma ihtiyacı hissedilmiştir. Yönlendirme Merkezi Brüksel, başka yere gitmiyorlar, Brüksel'e gidiyorlar Erbil'e gitmiyorlar. Bu işin içinde hükümet olmaz olur mu. Hükümetsiz bir şey olmaz. Brüksel'den ilişkisi olmazsa olur mu? O zaman hükümet dışı güçler hükümet adına bir takım şeyler yapıyor anlamı çıkar. Sağlıklı bir devlet yapılanması olmaz o zaman. Bu da doğru değil, sağlıklı devlet yapılanması değil. (Meclis'in seçim kararı alarak AKP hükümetiyle seçime gidilmesi tartışılıyor. Yapabilirler mi?): Yapabilirler efendim, niye yapmasınlar. Önemli olan seçimse hepimiz sandığa gideceğiz demektir. Giderken şöyleydi böyleydi diye kafamızı fazla yormanın gereği yok. Arzuladıkları seçimse bizi ilgilendiren sandıktır. Bu kimin hangi formülü ve modeliyle oldu olacak bizi fazla ilgilendirmez. Seçime Ak Parti ile gitsinler. Ak partiye karşı olanlar Ak Partiyle hükümet olmak için de yarışa giriyorlar. Bunun ne sakıncası var. Farklı bir model çeşidi yok. Eğer başbakanlık olarak hükümet kurmaya görevlendirilmiş insanlar, bu görevde başarısız kalıp, 45 günlük süre içinde diğer alternatifleri deneyerek sonuç alamıyorlarsa, görevi iade edeceklerdir. O zaman Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir konu üzerinde yeni bir görevlendirme mi yapacak zaman kazanmak açısından veya bir seçimi düşünebilir mi? Bunu düşündüğü takdirde halihazırda yeni bir hükümet kurulmadığına göre Türkiye'de yasaya göre hükümet kuruluncaya kadar var olan hükümetin görevine devamı istenmişse o zaman siyasi sosyal ekonomik ve idari tasarrufları kullanma hakkı var demektir. Bu hakkın içerisinde seçime ülkeyi götürme sorumluluğunu da taşıyorsa götürebilir.
Milliyet


SPOR

G.Saray ile Bursaspor arasında bu akşam oynanacak maç öncesi, G,- Saray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam ile iki takımın kaptanları Selçuk İnan ve Ozan İpek'in katıldığı ortak bir basın toplantısı düzenledi. Sağlam, Hamzaoğlu'nun kendisini arayarak Ozan Tufan'ı istediğini, kendisinin ise oyuncunun önemini vurgulayarak olumsuz yanıt verdiğini söyledi. Hamzaoğlu ise "Geçtiğimiz sezonu iyi noktaladık. Sadece futbolun konuşulduğu güzel bir maç olsun istiyoruz ama Süper Kupa da bizim için çok önemli" dedi. Melo ile ayrılacak olmaları ile ilgili görüşleri sorulan Selçuk İnan, "Melo ile yaklaşık 4 yıldır beraber oynadık. İyi de bir ikili olduğumuzu düşünüyorum. Oyunculuğu dışındaki olaylar bizi ilgilendirmiyor" diye konuştu. Bursaspor kaptanı Ozan İpek ise "Bildiğiniz gibi Galatasaray'a finalde kaybetmiştik. Onun rövanşı niteliğinde bir maç olacak. İyi hazırlandık. Finali kendi şehrimizde kaybetmemiz bizi çok üzdü. Bu maç çok önemli. Bu kupaya Galatasaray'dan daha çok ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
Hürriyet

UEFA Avrupa Ligi'nde son iki sezondur gruptan çıkıp ikinci turda Juventus ve Napoli gibi dev kulüplere elenen Trabzonspor, Avrupa futbolunun isimsiz takımlarından Rabotnicki'ye boyun eğmenin üzüntüsünü yaşıyor. Onur-Cavanda anlaşmazlığı sonucu yenilen golle turu adeta kendi elleriyle rakibine hediye eden Bordo-Mavili takımın soyunma odasındaki üzüntüsünü dağıtan isim Teknik Direktör Şota Arveladze oldu. Karşılaşmanın ardından soyunma odasına giren Arveladze, tüm futbolcularının başları önde ve çok üzüntülü görünce moralleri düzeltmeye çalıştı. Özellikle mücadelelerinden dolayı tebrik ettiği oyuncularından başlarını kaldırmalarını isteyen Gürcü teknik adam, "Bu maçı kaybettik, Avrupa'ya veda ettik ama bunlar geride kaldı. Bugünkü mücadelenizden dolayı sizi kutluyorum. Henüz sezon başında 120 dakikalık oyun çıkarmak kolay değil" ifadesini kullandı. Bir maçla umutlarını yitirmemelerini gerektiğini belirten Arveladze, "Ama bu akşamki mücadeleniz bana umut verdi. İnanılmaz coşkulu bir sezon bizi bekliyor. Güzel günler bizi bekliyor. Kafanızı kaldırın, dik durun. Birbirinizle konuşun. Ama hesap sormayın, yardımcı olun. Bu günleri ancak böyle geçeriz" dedi. Bu sözlerin ardından odadaki hüzün havası biraz dağılırken oyuncular da başlarını kaldırarak, lige galibiyetle başlayarak kendilerini affettireceklerinin sözünü verdi.
Star

Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi Play- Off turunda Yunanistan'ın Atromitos takımı ile karşılaşacak. Kanarya, başkent Atina'nın temsilcisi olan rakibi ile ilk maçını 20 Ağustos'ta yapacak. Rövanş 27 Ağustos'ta Saracoğlu Stadı'nda. 1923 yılında çoğunluğu Türkiye'den ve Edremit'ten göçen gencin Atina'da kurduğu kulübün adı "Atromitos"un kelime anlamı "Korkusuzlar." Kulübün ilk başkanı da yine Anadolu'dan göçen doktor Iosif Chouroukchoglou. Kadrosu 158 milyon sterlin eden Fener'e rakip olan Atromitos'un değeri 13 milyon euro. Takımın en pahalı ismi bonservisine 1.5 milyon euro biçilen İtalyan Napoleoni, geçen sezon 13 gol atarak dikkatleri çekti. Yunan ekibi 3. ön eleme turunda AİK Stokholm'ü 3-1 ve 1-0 ile geçti. Maçlarını 10 bin kişilik Peristeri Stadı'nda oynayan Atromitos, tıklım tıklım dolan tribünlerin etkisiyle rakipleri üzerinde boğucu bir etki yaratıyor. Geçen sezon Teknik Direktör Georgios Korakakis yönetiminde 4-1-4-1 oynayan Yunan ekibi, yeni hocası Michalis Grigoriou ile 4-2-3-1'e geçti. İtalyan forvet Napoleoni'nin yanı sıra Brezilyalı Marcelinho ila Arjantinli Fernando Godoy ve Pitu, takımın diğer silahları. Yunan Ligi'nde 5. olan Atromitos, geçen sezon Fener'in hocası Pereira yönetimindeki Olimpiakos'a 2-1 yenildi. Yunan ekibi geçen ay ise hazırlık maçında Başakşehir'e 1-0 mağlup oldu.
Star


Beşiktaş, Mario Gomez, Ricardo Quaresma, Luiz Rhodolfo, Andreas Beck ve Dusko Tosic için imza töreni düzenledi. Başkan Fikret Orman, Nevzat Demir Tesisleri'ndeki törende açıklamalarda bulundu. Kartal'ın Başkanı, "Zor bir dönemdi. Üzerimizde baskı oluşturulmak istendi. Transferleri hızlı yapmamız gerekiyormuş gibi bir algı yaratıldı. Ben ve yönetici arkadaşlarım bu algıdan soyutlandık ve Beşiktaş'ın menfaatleri ışığında takıma katkı sağlayacak transferler yaptık" dedi. Başkan Orman, "Sadece al dönemi değil sat dönemi de olacaktır. İki kıymetli oyuncumuzu başka takımlara transfer ettik. Yönetici arkadaşlarımla çok istişarelerde bulunduk. Hepsine teşekkür ediyorum. Bundan sonrası oyuncularımızın sahada gösterecekleri performansa bağlı. Yeni stadımızla beraber şampiyonluk yaşayacağımıza inanıyorum. Erdal Torunoğulları çok çalıştı. Transferlerin gerçekleşmesinde yardımcı olan dostlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Orman, "Tolgay'ın şanssız bir sakatlığı oldu. Veli'nin de sakatlığı üzdü. Veli bir iki hafta içinde takıma dönecek. Başkanlıkta 3 senem geride kaldı. Yapılanma çalışmaları sona ermek üzere. Başarılar kazanmak istiyoruz. Ön liberoya transfer yapmak istiyoruz bir ya da iki tane. Kaleci almayacağız. 28-29 tane oyuncumuz var. Son hazırlık maçından (Olympiakos) sonra kadro netleşir. Ligde şampiyon olmak istiyoruz ve Avrupa'da kupa kaldırmak istiyoruz" ifadesini kullandı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme