9 Ağustos 2015 Pazar

09.08.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Kayserili Orgeneraller
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), her yıl ağustos ayının ilk haftası terfi ve atama heyecanı yaşar. En büyük heyecan da 'Kurmay Albay'lıktan 'Tuğgeneral'liğe terfi konusunda yaşanır. Hafta boyunca Yüksek Askeri Şûra'yla (YAŞ) ilgili en kritik detayları okudunuz. Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilci Yardımcısı Uğur Ergan, genç stajyer arkadaşlarımızın arşiv taramaları sonucu, bu yıl arada kaynayan ama dikkat çeken ayrıntılara ışık tuttu. Ve yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulisi Akar'ın iki özelliğinin bu yılki atamalara damgasını vurduğu net bir şekilde ortaya çıktı. 13 general ve amiralin bulunduğu YAŞ'ta tam 4 Kayseri doğumlu 'Orgeneral' var. Başta Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar. 1952'de Kayseri'de doğmuş, hatta 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi Kayseri lisesinde okumuş. İkinci Kayserili Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevine bu yıl getirilen Orgeneral Abidin Ünal. O da Akar'dan bir yıl sonra Kayseri'de dünyaya gelmiş. Üçüncü isim 1957'da Kayseri'de doğan Eğitim ve Doktrin Komutanı Orgeneral Kamil Başoğlu. Orgeneralliğe bu yıl terfi eden İhsan Uyar da Kayserili. Yeni YAŞ'ta karacı orgenerallerin sınıf durumu şöyle: Hulisi Akar, Galip Mendi ve Yaşar Gürel 'piyade', İsmail Serdar Savaş, Salih Zeki Çolak ve İhsan Uyar 'topçu', Ümit Dündar ve Abdullah Recep ise 'istihkâm'. Bir de bu yıl albaylıktan tuğgeneralliğe terfi eden subayların sınıfına bakmak lazım. 15 piyade albay ve sadece 4 topçu albay. Geçmişte tuğgeneralliğe terfi eden albayların sınıf dağılımına bakıldığında topçu ağırlığının son 2 yılda yerini piyade ağırlığına bıraktığını söylemek mümkün. Ancak piyade sınıfından bir subayın Genelkurmay Başkanı olduğu 2015 YAŞ toplantısında ortaya çıkan 15'e 4 oranının dikkat çekici olduğunu söylemek mümkün. Zira, 2009'dan bugüne dek topçu-piyade oranı ciddi bir şekilde değişmiş.
Hürriyet


Hava Operasyonlarında 390 Terörist Öldürüldü
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Kandil'de PKK'ya yönelik düzenlenen hava harekatında 6 günde 390 teröristin öldürüldüğü, 400'ün üzerinde örgüt üyesinin de yaralandığı bildirildi. Bokriskan'daki bir sığınakta muhafaza edilen milyonlarca dolar ve uyuşturucu maddenin operasyon nedeniyle taşındığı Zergele'deki bir evin de hava harekatı sırasında yandığı anlaşıldı. TSK'nın 1 Ağustos 2015 tarihinde Kuzey Irak'taki Kandil bölgesinde terör örgütünün barınma alanlarına yönelik gerçekleştirilen hava harekatının sonuçları netleşmeye başladı. Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre; hava harekatlarında, Bokriskan'da sözde "Şehit Dilan" Tabur Komutanı Şerevan Fatuvan (kod adı) ve dört büyük grup lideri öldürülürken, 30 örgüt mensubu da yaralandı. Zergele'de ise kod adı "Şervan" olan Kadın Grubu sorumlusu ve 20'nin üzerinde terörist öldürüldü. Enze'de vurulan terör örgütüne ait karargâhlar sonrasında 25-30 kadın örgüt üyesi öldürüldü. 7 Ağustos itibariyle 390 teröristin öldürüldüğü, 400'ün üzerinde teröristin yaralı olduğu belirtildi. Yaralı teröristlerden 150'sinin durumunun da ağır olduğu bildirildi. TSK'nın gerçekleştirdiği operasyonlarda örgütün para ve uyuşturucu deposuna verilen zarar, örgütte infiale sebep oldu. Alınan bilgilere göre, örgüte ait milyonlarca dolar ve aynı değerde eroin ve kokain Bokriskan köyü bölgesinde bulunan bir sığınakta muhafaza edilirken, hava harekatları üzerine daha güvenli olacağı gerekçesiyle para ve uyuşturucu maddeler Zergele köyünde bulunan bir eve taşındı. Ancak hava harekatı nedeniyle para ve uyuşturucunun sevk edildiği evde de yangın çıktı. Terör örgütü üyeleri, para ve uyuşturucu maddeleri kurtarmak için mücadele ederken, çok az miktarda para kurtarılabildi. Yangın sonucu uyuşturucuların tamamı imha oldu. Yaşanan maddi kaybın, terör örgütünün üst düzey yöneticilerinde moral bozukluğu ve öfkeye sebep oldu. Örgütün, maddi kayıptan sorumlu tuttuğu 10'a yakın terörist derhal infaz edildi. Öte yandan örgütün, hava harekatları sırasında verilen can ve maddi kayıpları önlemek amacıyla Zergele köyünde yoğun çaba sarf ettiği kaydedildi.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 97, 6233-97, 8857                                
ABD Doları 2, 7756-2, 7824/ Euro 3, 0431-3, 0485/İngiliz Sterlini 4, 2985-4, 3090                  

Ofis Alarmı
Ofis pazarı bir yandan gelişip büyürken, bir yandan da tehlike sinyali veriyor. Yılın ilk yarısında ilçesine göre değişmekle birlikte ofislerin boşluk oranı yüzde 6 ile 43 arasında değişiyor. Gayrimenkul danışmanlığı şirketi Cushman & Wakefield Yönetici Ortağı Tuğra Gönden'e göre ofis pazarı 2 farklı kola ayrılıyor. Birincisi geleneksel, konut gibi yap-sat modeli. Diğeri ise kurumsal yatırımcılar tarafından hayata geçen ve kiralama yöntemi ile portföyde tutulan ya da toplu satılan ofisler. Geleneksel ofis pazarının riskleri de beraberinde getirdiğin belirten Gönden, "İstanbul'daki ofislerin yüzde 25'i böyle, inşaat halindekilerin ise yüzde 40'ı. Risk şu; kurumsal bir şirket geniş ofis alanı ister. Parça parça satılan bir yerde onlarca kişi ile ayrı ayrı anlaşma yapmak istemez. Ayrıca binada yapılacak her türlü iyileştirmede çoklu mülkiyet yapısı sorun yaratır" diyor. Gönden, bu tip ofislerin olduğu ilçelerde boşlukların arttığına da dikkat çekiyor. İstanbul'da en fazla boşluk oranının yüzde 43 ile Kağıthane'de olduğunu belirten Gönden, ilçenin zamana ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Yaklaşık 4 yıl içinde bölgede 150 bin metrekareden fazla ofis tamamlandığını söyleyen Gönden, "Kısa sürede gelen yoğun arz bölgede arz-talep dengesini bozdu. Lokasyon olarak avantajı var. Ama maalesef burada da ofislerin çoğu yap-sat modeliyle hayata geçiyor ve bu risk yaratıyor" diye konuşuyor. Maslak'ta boşluk oranı yüzde 20, Levent'te ise 14. Ancak Gönden'e göre bu alanlarda riskten söz etmek doğru olmaz. Yılın ilk yarısında yeni biten ofisler olduğu için boşluk oluştuğunu, ancak bu durumun kısa sürede düzeleceğini belirten Gönden, Levent'te proje yapacak yer olmadığını için mevcutların talep gördüğünü dile getirdi. Güneşli Basın Ekspres'te ise boşluk oranlarının, yüzde 20'lerden yüzde 8'e kadar gerilediğini söyleyen Gönden, bunda fiyat avantajının etkili olduğunu belirtiyor. Gönden'e göre Anadolu yakasının cazibe merkezi Kozyatağı ve Ataşehir olacak. Kurumsal firmaların Kozyatağı'na yoğun talep gösterdiğini belirten Gönden, Ataşehir'in de İstanbul Finans Merkezi ile gelişeceğini dile getiriyor. Üst üste gelen projelerin Ataşehir'de boşluk oranını arttırdığını belirten Gönden'e göre yıllar içinde kademeli olarak bu oran düşecek. İstanbul ortalama boşluk oranının yüzde 15.6 olduğunu belirten Gönden, merkezi iş bölgelerinden uzaklaştıkça her 2 yakada riskin arttığına dikkat çekiyor.
Hürriyet

Piyasalar Zor Dönemeçte
Seçimlerin ardından iki aylık bir zaman geçti. Hükümetin henüz kurulmaması ve artan riskler yatırımcıları tam bir kavşak noktasına getirdi. Bu durum finansçıların dillendirdiği bir fıkrayı hatırlatıyor: Adamın biri kavşakta oturuyormuş. Yanına yaklaşan aracın sürücüsü; "Şehre hangi yoldan gittiğim fark eder mi?" diye sormuş. Adam cevap vermiş; "Benim için fark etmez!" Piyasada pozisyon almayanlar için hangi olasılığın gerçekleştiği anlam ifade etmeyebilir. Ancak yatırımda bulunanlar için beklenti ve tercih edilecek yola göre varılacak hedef de farklılık gösterebilecektir. Gelişmelere baktığımızda kavşaktaki yatırımcı için karar vermek zor. Ancak olasılıkların gücüne göre tercih yapması alınacak riski de düşürecektir. Mevcut şartlarda görünen o ki artık ihtimali zayıf görülen bir koalisyon hükümeti kurulsa dahi kalıcı olması zor görünüyor. Bu da normal seçim sürecine gelinmeden bir seçim olasılığını her halükarda güçlendiriyor. Koalisyon görüşmelerindeki her tıkanıklık dolar kurundaki fiyatlamanın yukarı doğru tırmanışa geçmesine neden oluyor. 7 Haziran seçimlerinden sonra 2.81'lere tırmanan dolar/TL, koalisyon hükümetinin kurulacağı beklentisiyle 2.63'lere kadar geriledi. Ancak görüşmelerdeki tıkanıklık ve ABD'den gelen faiz açıklamaları doların yeninden yükselmesine neden oldu. 2.76 seviyesinin üzerine çıkan dolar/TL'de gelişmelerin olumsuz sonuçlanması 2.81'li ve hatta daha üst seviyelerin test edilmesine neden olabilir. Ciddi kâr satışlarının ise 2.81-2.85 bandı içerisinde gerçekleşmesi beklenmeli. Pazartesi gerçekleştirilecek görüşmeler sonrası açılamaların yönüne göre fiyatlarda hareketlenme göreceğiz. Ancak artık koalisyon kurulsa bile bunun uzun soluklu bir yürüyüş olmayacağı biliniyor. Bu nedenle dolar/ TL gevşese bile düşüşler alım fırsatı yaratacaktır.
Milliyet

'Yerli Oto Gün Sayıyor'
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilde binek modellerin bu ay içinde tanıtılacağını, menzil uzatma kitine ilişkin çalışmaları süren SUV modelin tanıtımının ise eylülde yapılacağını bildirdi. Işık, yerli otomobil çalışmalarında gelinen son noktaya ilişkin bilgi verdi. Yerli otomobilin 4 tip olacağını daha önce de açıkladığını hatırlatan Işık, binek modellerin bu ay içinde tanıtılacağını, SUV modelinin ise eylül ayına kalacağını kaydetti. Işık, SUV modelin menzil uzatma kitine ilişkin ek çalışma yapıldığını, bu nedenle de sözkonusu modeli eylülde tanıtacaklarını ifade etti. Bunların ardından ise 30-40 araçlık filonun hazırlanacağını ve her türlü arazi testinin yapılacağını anlatan Işık, sonrasında ise seri üretime geçileceğini söyledi. Yerli telefon üretimine de değinen Işık, sıfırdan bir telefon üretiminden ziyade, donanım ve yazılım konusunda proje oluşturmaya çalıştıklarını dile getirdi. Şu anda 3 projenin donanımla, 5 projenin de yazılımla ilgili destek almaya hak kazandığını belirten Işık, burada asıl önem verdikleri şeyin marka olduğunu ifade etti. Tüm parçaların illa Türkiye'de üretilmesi gibi bir isteklerinin olmadığını vurgulayan Işık, "Cep telefonunda önemli olan marka oluşturmak. Onun dışındaki tüm işlemleri artık bir şekilde elde edebiliyorsunuz" dedi.
Milliyet

Otomobil Sattı Ötv Geliri Arttı
Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gelirleri, bütçede öngörülen şekilde artıyor. Bu yılın Ocak-Haziran döneminde ÖTV gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19.2 artarak, 48.5 milyar liraya ulaştı. En yüksek gelir artış oranı motorlu taşıt kaleminden elde edilirken, ÖTV gelirlerinin yarısı petrol ve doğalgazdan sağlandı. 2014-2015 yıllarının ilk yarı ÖTV gelirleri karşılaştırıldığında, en yüksek artışın motorlu taşıt kaleminde yaşandığı görüldü. Geçen yıl ilk 6 ayın toplamında 4 milyar 910 milyon lira olarak kasaya giren taşıt araçlarındaki ÖTV miktarı, bu sene yüzde 50.2'lik artışla 7 milyar 377 milyon lira oldu. Bunda Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarının bu ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50.8'lik artışla 432 bin 550 adet olarak gerçekleşmesinin etkili olduğu bildirildi. Petrol ve doğalgaz ürünlerinden sağlanan gelir, bu dönemde ÖTV pastasındaki en büyük dilimi aldı. 2014'ün ilk yarısında 21 milyar 111 milyon lira gelir sağlanan petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin ÖTV, bu yılın aynı döneminde yüzde 12.5'lik artışla 23 milyar 740 milyon liraya yükseldi. Böylece, 2015'in Ocak-Haziran dönemindeki 48.5 milyarlık Ö- TV gelirlerinin yüzde 49'u petrol ve doğalgaz ürünlerinden geldi. Tütün ürünlerinden elde edilen ÖTV geliri ikinci sırada yer aldı. Bu dönemde tütün mamullerinden alınan ÖTV, geçen yılın ilk yarısına göre yüzde 16.6 oranında artarak 12 milyar 249 milyon liraya dayandı. ÖTV yoluyla alkollü içkilerden toplanan vergi 3 milyar 206 milyon, dayanıklı tüketim ve diğer mallardan toplanan vergi 1 milyar 798 milyon, kolalı gazozlardan toplanan vergi ise 146 milyon lira olarak gerçekleşti.
Vatan

Körfez Sermayesi 8 Türk Şirketinin Peşine Düştü
Türkiye, seçim süreci ve sonrasında dövizde yaşan hareketliliğe rağmen, Körfez fonları için hala önemli bir yatırım merkezi olmaya devam ediyor. Körfez fonları Türkiye'de eğitim, gıda ve perakende zinciri, otomotiv yan sanayi olmak üzere Türkiye'de şu an 8 şirket ile satın alma yapmak için görüşmeler yapıyor. Son aylarda Türkiye'de yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler göz önüne alındığında kurumsal finansman alanında butik yatırım bankacılığı danışmanlık hizmetleri veren Global Bridging Turkey kurucusu ve yöneticisi Figen Tezcan, Körfez ülkelerinin Türkiye'de satın almalar konusunda daha olumlu düşündüğünü, ekonomik ve siyasi gelişmeler yüzünden yatırımlarını askıya alan bir bakışları olmadığını söyledi. Körfez ülkelerindeki fon yöneticilerinin Türkiye'ye yatırım konusunda Batı ve ABD'li şirketlere göre daha ciddi bir tutum sergilediklerinin de altını çizen Tezcan "Ufak bir ekonomik ve siyasi gelişme olduğunda Batılı fonlar hemen kaygılanmaya başlarken, Körfez fonlarında kesinlikle böyle bir durum söz konusu değil. Türkiye'de borsa düşüp, dolar çıkınca Batılılar hemen tüyleri diken diken oluyor. Ancak Körfez yatırımcısının algısı kesinlikle böyle değil. O yüzden bizdeki ufak tefek sorunlar onlar için önemli bir durum oluşturmuyor" dedi. Risk algısının Batılı fonlarda Körfez'deki fonlara göre daha az olduğu da kaydeden Tezcan "Körfez'in risk iştahı daha fazla. Herhangi bir ekonomik hareketlenmede bu onları Türkiye'ye yatırım yapmaktan geri adım attırmıyor. Dolarda yaşanan durum ve siyasi atmosfer Körfez yatırımcısını yatırım yapmaktan alı koymuyor" dedi. GB Turkey olarak hisse satışı yoluyla Türk şirketlerini yabancı sermayeli stratejik veya finansal fonlarla evlendirdiklerini söyleyen Tezcan şu an çoğu Körfez fonları olmak üzere bazı fonların 8 ayrı satın alım işlemi yürüttükleri bilgisini de verdi. Tezcan "Türk perakende sektöründe 600 milyonluk bir ciroya sahip olan bir şirketle Batılı bir fon ilgileniyor. Bunun yanında bir kahve zinciri ile Körfez fonları çok yakından ilgili. Bu satın alma işleminde Körfez ve Batılı olmak üzere 5 fon masada. Otomotiv yan sanayisinde faaliyet gösteren bir şirket ile Kuveytli bir fon ilgileniyor. Eğitim alanında ise Körfez fonları kolej satın alımları da yapıyor. Ayrıca gıda ve perakende Körfez fonlarının en fazla ilgilendikleri sektör" diye konuştu.
Star

DÜNYA

Almanya'dan Türkiye'ye Uyarı Barış Sürecı Bıterse Ölümcül Olur
Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier Türkiye'yi uyardı. PKK ile çatışmaların artması ve buna bağlı olarak şiddetin tırmanmasından endişe ettiğini belirten Steinmeier, barış sürecinde yaşanacak bir aksamanın bölge için ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Rheinischen Post gazetesine konuşan Steinmeier, "Ortadoğu'da yaşanan sorunlar nedeniyle Kürtlerle yürütülen barış sürecinin sona erdirilmesi, Türkiye ve bölge için ölümcül sonuçlar doğurur" ifadelerini kullandı. "Sadece görüşmelerin sürdürülmesiyle 90'lı yıllarda yaşanan çatışma ortamının yeniden oluşması önlenebilir" diyen Alman Dışişleri Bakanı, çatışma ortamına olası dönüşün bölgenin içinde bulunduğu durum nedeniyle vahim sonuçlar doğuracağını savundu. Barış görüşmelerinin sürdürülmesi konusunda Ankara'nın olumlu sinyal verdiğini kaydeden Steinmeier, "Türk yetkililer barış sürecini sürdürmek konusunda bize ve Avrupalı ortaklarına güvence verdi" dedi. Steinmeier, Türkiye'nin barış görüşmelerinin sürdürülmesi konusunda PKK'nın çatışmalara son vermesini istediğini de hatırlattı.
Hürriyet

Çin'de Tayfun Paniği
Çin'in güneydoğusuna hızla yaklaşan Soudelor tayfunu sebebiyle turuncu alarm ilan edildi. Çin Ulusal Meteoroloji Merkezi'nin açıklamasına göre, Tayvan üzerinden ülkeye hızla yaklaşan Soudelor tayfununun özellikle Fucien ve Guangdong eyaletlerinde etkili olması bekleniyor. Yetkililer, tayfundan olumsuz etkilenecek bölgelerden 158 bin kişinin güvenli bölgelere tahliye edildiğini açıkladı. Bölgede balıkçı tekneleri limana çağrıldı, sahil şeridindeki oteller geçici olarak kapatıldı. Yaklaşan tayfun sebebiyle Fucien ve Guangdong eyaletine düzenlenecek uçak ve tren seferlerinin, pazartesiye kadar iptal edilebileceği kaydedildi. Çin'de hava uyarı sistemi, "mavi, sarı, turuncu ve en üst düzeyde de kırmızı" olmak üzere dört aşamadan oluşuyor.
Türkiye

Obama En Güçlü İsrail Lobisine Karşı Savaş Açtı
İran'la varılan nükleer anlaşma nedeniyle ABD Başkanı Barack Obama ile ülkenin Ortadoğu'daki en büyük müttefiki İsrail arasındaki kriz derinleşiyor. Başkan Obama, ülkenin en büyük İsrail yanlısı lobi kuruluşu olan American Israel Public Affairs Committee'nin (AIPAC) iki yöneticisini bu hafta Beyaz Saray'a çağırarak İran nükleer anlaşmasına yönelik tutumları konusunda oldukça sert mesajlar verdi. Başkan, AIPAC'i "anlaşmaya karşı milyonlarca dolar harcamak ve gerçek dışı iddialar yaymakla" suçladı. New York Times gazetesinin görüşmede bulunan kaynaklarından aldığı bilgiye göre Obama, AIPAC liderlerinin bu tutumuna sert şekilde karşılık vereceğini söyledi. Obama görüşmenin ertesi günü Amerikan Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, anlaşmaya karşı çıkanları "ABD'yi Irak savaşına sokan şahin söyleme milyonlarca dolar akıtan lobiciler" olarak niteledi. AIPAC'in İran nükleer anlaşmasına karşı çabalarına 20 milyon dolar harcadığı, anlaşma karşıtı ilan ve reklamlara da 25 milyon dolar bütçe ayrıldığı aktarılıyor. Yüzlerce AIPAC aktivisti, İran nükleer anlaşmasının oylamaya sunulacağı Kongre'de lobi yaparken, 700 AIPAC üyesi de ülkenin dört bir köşesindeki Kongre üyelerini ikna etmek için çalışmalarda bulunuyor. Cumhuriyetçilerin anlaşmaya karşı çıkması bekleniyor. AIPAC, ayrıca Obama'nın partisi olan Demokratları ikna etmeye çalışıyor. Kongre'deki en önemli Demokrat liderlerden Chuck Schumer'in anlaşmaya karşı olduğunu açıklaması Obama'ya büyük darbe vururken, New York Senatörü'nün kararını 60 AIPAC gönüllüsü ile yaptığı görüşmenin ardından açıklamasına dikkat çekiliyor. Washinton'da Obama'yı Adolf Hitler ile 1938 yılında Münih Anlaşması'nı imzalayan İngiliz Başbakan Neville Chamberlain'e benzeten afişlerin dolaşması ise Başkan'ı çileden çıkarmış durumda. AIPAC ise ilanların arkasında kendisinin olduğunu reddediyor. New York Times, daha önce Ronald Reagan ve George H.W. Bush'un AIPAC ile ufak sorunlar yaşadığını hatırlatırken, bugüne kadar hiçbir başkanın ülkenin silah lobisinden sonra en etkili lobi kuruluşu olan AIPAC'e böylesine meydan okumadığının altını çizdi. New York Times'a göre Demokrat Partili çevreler, Obama'nın sert sözleri ile "biraz ileri gittiğini" düşünüyor ve özellikle de 2016 seçimlerinin yaklaştığı bu dönemde ilişkilerde kalıcı bir hasar oluşmasından endişe ediyor. AIPAC, silah lobisinden sonra ülkedeki en güçlü lobi kuruluşu olarak görülüyor. Eski başkan George H.W. Bush, İsrail'e verilecek konut kredisi garantileri konusunda anlaşmazlığa düştüğü AIPAC için, "Ben sadece Capitol Hill'deki binlerce lobiciye karşı gelen küçük, yalnız bir adamım" demişti.
Milliyet

Esad'ın 'Katil' Yeğeni Lazkiye'yi Karıştırdı
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın geçen yıl çatışmalarda ölen amcası Hilal'in oğlu Süleyman Esad, Lazkiye'de Alevi kökenli vatandaşlarla Şam rejiminin arasını açtı. Merkezi İngiltere'de olan Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, kuzen Esad'ın perşembe akşamı Lazkiye'de kavşakta kendisini solladığı için Hava Albayı Hasan Şeyh'i vurduğunu duyurdu. Örgüt, yerel kaynaklara dayandırdığı açıklamasında Süleyman'ın aracını Şeyh'in otomobilinin önüne kırdığını, daha sonra da albayı ailesinin gözleri önünde öldürdüğünü belirtti. İddiaya göre olaydan sonra aracına binerek uzaklaşan Süleyman Esad'ın tutuklanmaması, kentteki Alevilerin tepkisine yol açtı. Alevi kökenli albayın öldürülmesini protesto eden Lazkiyeliler, Alevi gençlerin cephede Esad rejimini korumak için savaştıklarını, ancak Esad'ın kuzeni olduğu için Süleyman'ı tutuklatmadığını söyledi. Lazkiye kırsalındaki halk savunma komitelerinin başında olan Süleyman Esad'ın babası Hilal, 2014'te Keseb yakınlarında çatışmada ölmüştü.
Vatan

İsrail'den İran'a Örtülü Tehdit
İsrail Savunma Bakanı Moshe Ya'alon, Alman Der Spiegel dergisine verdiği röportajda, Tahran yönetimini tehdit etti. İran'ın nükleer programına karşı kendilerini savunmaları gerektiğini söyleyen Ya'alon, "İran'ın nükleer arzuları öyle ya da böyle durdurulmalı. Biz bunun yaptırımlar ve uzlaşmalar yoluyla yapılmasını istiyoruz. Ancak son kertede, İsrail kendini savunacak durumda olmalıdır" dedi. İsrailli bakan, İran'la yapılan nükleer anlaşmanın 'tarihi bir hata' olduğunu söylerken, Tahran anlaşmanın yükümlülüklerini yerine getirmezse, İsrail'in hava saldırısı düzenleyebileceğini belirtti. Ya'alon röportajda, "İranlı bilim insanlarının hayatlarından sorumlu değilim" ifadesini de kullandı. İran ve P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Çin, Fransa, Almanya ve Rusya) 14 Temmuz'da nükleer müzakerelerde anlaşmaya varmıştı. Anlaşma, İran'ın nükleer programının uluslararası kontrole girmesini ve böylece nükleer silah üretememesini öngörürken, Tahran'a yönelik BM yaptırımlarının da kademeli olarak kaldırılmasını düzenliyor.
Vatan

O Bebeğin Babası Artık Yanında
Yahudi yerleşimcilerin geçen hafta Filistinlilere ait bir evi kundaklaması sonucu çıkan yangında hayatını kaybeden 18 aylık bebek Ali Devabişe'nin babası Saad Devabişe de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Baba Devabişe'nin kardeşi Nasr Devabişe, yangında hayatını kaybeden 18 aylık bebek Ali Devabişe'nin 31 yaşındaki babası Saad Devabişe'nin dün sabah tedavi gördüğü İsrail'in Beer Şeva Soroka Tıp Merkezi'nde hayatını kaybettiğini belirtti. İsrail yönetiminin, Filistin tarafına teslim ettiği Saad Devabişe'nin naaşı, Nablus'taki Necah Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan otopsinin ardından memleketi Duma'ya gönderildi. 18 aylık bebek Ali Devabişe'nin babası olan 31 yaşındaki Saad Devabişe için memleketi Duma'da cenaze töreni düzenlendi. Cenaze töreninin ardından toprağa verilen baba Devabişe, aynı saldırıda hayatını kaybeden 18 aylık bebeği Ali'nin yanına defnedildi. Ellerinde Filistin bayrakları bulunan binlerce kişinin katıldığı cenaze töreninde, sık sık İsrail aleyhine sloganlar atıldı. Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimcilerin geçen hafta Nablus kentinin Duma beldesinde Filistinlilere ait bir evi kundaklaması sonucu çıkan yangında Ali Devabişe isimli 18 aylık bebek hayatını kaybetmiş, anne, baba ve 4 yaşındaki diğer çocukları ağır yaralanmıştı.
Star

Pkk'dan İran'a Saldırı
PKK'nın İran kolu PJAK'ın, Merivan'da bir askeri karakola saldırarak 20 İran askerini öldürdüğü öne sürüldü. Açıklama PJAK'ın (Partiya Jiyana Azad a Kurdistane) askeri kanadı YRK (Doğu Kürdistan Savunma Birimleri) tarafından yapıldı. YRK açıklamasında, saldırının son zamanlarda Devrim Muhafızları'nın "ateşkesi açık bir şekilde ihlal ederek gerillalara karşı giriştiği operasyonlara bir misilleme" olduğu kaydedildi. BBC Farsça'da yer alan habere göre, Kürdistan eyaleti hükümetinin güvenlik yetkilileri, saldırıyı doğruluyor fakat can kaybı olmadığını belirtiyor. KCK çatısı altına yer alan PJAK, 2011 yılında tek taraflı olarak ateşkes ilan etmiş, ancak Devrim Muhafızları üst kademesi, ateşkesin koşullarının "muğlak"olduğunu söyleyerek yeterli bulmadığını ifade etmişti. Bu haftanın başlarında PJAK'ın askeri kanadı YRK, Kürt nüfusun yoğun olduğu Kirmanşah eyaletindeki bir başka eylemde 12 İran askeri ile bir Devrim Muhafızları komutanını öldürdüğünü iddia etmiş, bu haber de resmi makamlarca doğrulanmamıştı.
Star

POLİTİKA
Ypg'lilerin Cenazesine 'Şartlı' Başbakan İzni
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun talimatıyla 13 YPG'linin cenazelerinin "şov ve gösteri" yapılmaması şartıyla Türkiye'ye alındığı öğrenildi. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 22 Temmuz'da Ceylanpınar'da 2 polisin uyurken şehit edilmesi ve bu olayı PKK'nın üstlenmesinden bir gün sonra Bakanlar Kurulu Suriye'de ölen Türk vatandaşlarının yurda alınmamasına yönelik bir ka rar almıştı. Kararın sonrasında 12'si Türk, 1'i Alman vatandaşı 13 YPG'linin cenazesi Habur Sınır Kapısı'na getirildi. Bakanlar Kurulu kararı gereğince cenazeler Türkiye'ye alınmadı. Bunun üzerine, bazı HDP milletvekilleri, AK Parti'nin Kürt kökenli milletvekilleriyle temasa geçti. Başbakan Davutoğlu'nun Doğu ve Güneydoğu bölgesi STK'larıyla yaptığı toplantıda da konu gündeme getirildi. İki HDP'li milletvekilinin Muhammet Dervişoğlu ile yaptığı görüşmede de bu talep iletildi. Bunun üzerine Davutoğlu'nun talimatıyla cenazelerin geçişine "şov ve gösteri" olmaması şartıyla izin verildi. Bu şartların daha önce PKK'lıların Habur'dan girişinde yaşanan görüntülerin bir daha yaşanmaması sebebiyle konulduğu da konuşuluyor. Bu şartların kabul edilmesi üzerine 4 Ağustos gecesi cenazeler Türkiye'ye alındı. Dervişoğlu ile HDP'lilerin görüşmesinde HDP'lilerin "Bir daha cenaze gelmeyecek" sözünü Başbakan Davutoğlu'na ulaşacak şekilde verdikleri de öğrenildi. Ancak bu söze karşın önceki gün 15 YPG'linin daha cenazesi sınıra getirildi. Devlet kanadında yeni cenazelerin getirilmesi PKK'nın "cenazeler üzerinden siyaset yaparak devleti zora sokma ve vatandaşla karşı karşıya getirerek gerginlik çıkarma" adımı olarak yorumlandı. Yapılan değerlendirmelerde, PKK'nın devlet ile cenaze sahibi aileleri karşı karşıya getirmeyi hedeflediği yorumları yapıldı.
Milliyet

Bahçeli'den Ortak Tabana 'Daire'ler Çizerek Açıklama
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "badem bıyıklı kapitalistlerle ne benzerliğimiz olabilir" dediği Ak Parti ile benzerlik noktasını "daireler" çizerek anlattı. Toplumun milli kültürünü bir daire, toplumun inancını da ikinci bir daire çizerek anlatan Bahçeli, iki dairenin birbiriyle kesiştiği noktada hem MHP hem Ak Parti'nin ortak yanlarının bulunabileceğini belirtti. Bahçeli, bazı gazetecilerle özel sohbetinde koalisyon arayışları halen devam etmesine rağmen MHP'nin milletvekili çıkardığı illeri ziyaret etmesinin gerekçesini açıkladı. Bahçeli, "Herkes kendine göre anlatıyor. MHP'nin görüşleriyle bağdaşmayan cümleler kuruyorlar. Bu da tahrip ediyor tabii. Onun için herkese teker teker anlatmaya çalışıyoruz" diye konuştu. CHP'lilerden gelen "stepne, AKP'nin arka tekerleği" gibi "haksız eleştiri ve suçlamaların" toplumda akılda kalıcı yönleri olduğunu belirten Bahçeli, "Cevabını direkt vermesek de bir şeyler anlatmak durumunda kalıyoruz" dedi. Teşkilat toplantılarında Ak Parti ile MHP'nin neden aynı taban olamayacağını iki daire çizerek anlatan Bahçeli, gazetecilerle sohbetinde eline kalem kağıt olarak milli kültür ile İslamiyet'in kesiştiği ortak alan ve Ak Parti ile farklarını anlattı. Bahçeli şunları kaydetti: "Şimdi şurası bir toplumun kültürüdür yani milli kültürüdür. Şu daire o toplumun inanç dairesidir. Burası bize göre İslamiyet burası ise milli kültürümüzdür. Şimdi Türkiye'nin sağlıklı ulusal yapısı, o yapının korunması ve geliştirilmesi, bu iki unsurun bir arada ele alınmasını zaruri kılar. MHP de bu zaruretten hareketle şöyle düşünür: İşte şu alan Türk-İslam ülküsünde kaynağını bulan Türk milliyetçiliğidir. Dolayısıyla İslami alandan gelenler kabulümüzdür. Kültürel alandan buraya gelenler de kabulümüzdür. Bizim söylemek istediğimiz şey budur. AKP'nin inanç alanını temsil eden unsurların içinde milli kültürünü korumak isteyenler de vardır. Onlar bizim reddimiz arasında değildir. Onlar bizim kabullerimiz arasındadır. Çünkü kendisini bir geleneğe bağlı İslami anlayış içerisinde de devam ettirir. 'Muhafazakar Müslümanlık' dediğimiz olay da kendini gösterir. İşte biz şu kesişen içinde herkesi kucaklamak isteriz. Eğer başarabilir isek. Bu genişleme artar artar, biraz daha ileri genişler en sonunda tamamı birbirini kapsar. Yani milli kültür ile İslamiyeti benimsemiş bir toplum yapısı, Türkiye için en huzurlu toplum yapısıdır. Ama bu İslamiyetin içerisinde tek bir mezhep olacak şu olacak bu olacak anlamında değil. İslam inancı taşıyan herkes, ideolojik yönünü demiyorum nasıl inanıyorsa Ama bu örtüşme çok zaman mümkün olmayabilir. 57 tane İslam toplumu vardır. Buralarda bunlar farklılık gösterebilir. Ama biz şunu başarabilirsek Türkiye'de çok şey çözülebilecek inancındayız. Benim söylemek istediğim alan kesişen alının genişlemesidir. Dolayısıyla AKP ile 'birbirimize benzemiyoruz' diyoruz ama benzeyen noktalarımız var. O benzeyen noktalarımız o benzeyen noktalarımızı kesişen noktada buluşturabilirsek kapımızı penceremizi damımızı açık tutuyoruz. Gelen buyursun gelsin diyoruz. Gelmezse ne yapacağız. İslamiyet'te zorlama yoktur. Gelirse gelir gelmezse gelmez ne yapacağız. Onun biz dinini tartışmıyoruz. MHP dinci bir parti değildir. MHP dinsiz bir partide de değildir. MHP dinli bir partidir. Politikalarımızı da bu esas dahilinde geliştiririz. MHP'nin uygulayacağı politika İslam inancıyla çatışmaz. İslamın naslarını reddetmez. Kültürden kaynaklanan görüşleri var, bu İslam inancıyla çatışır hale getirilmişse kendi kültür değerlerini gözden geçirerek yoluna devam eder."
Milliyet

Demirtaş Şehidin Babasına Sarıldı
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Şırnak'ın Silopi ilçesinde nöbet kulübesinde PKK'lı teröristlerce şehit edilen 20 yaşındaki Er Abdulhalik Araz'ın Van'ın Özalp ilçesindeki baba evine taziye ziyaretinde bulundu. Demirtaş, "Biz askerin, polisin, gerillanın cenazesi diye ayıramayız. Her ananın babanın yürek acısı aynıdır. Şehit düşen asker de bizim kardeşimizdir" dedi. Demirtaş, barış mitingi öncesinde PKK'ya ve hükümete seslenerek, "PKK derhal elini tetikten çekmeli. Tahkim edilmiş karşılıklı ateşkese uyacağını ilan etmelidir. Hükümet derhal askeri operasyon seçeneğini bir kenara bırakmalı. Müzakere için hazır olduğunu ifade etmelidir. Bütün toplumun beklentisi budur" diyerek çağrıda bulundu. Demirtaş, partisi tarafından dün Van'da "Savaşa karşı barış" sloganıyla düzenlenen miting öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Van'ın, çatışmaların sancısını en ağır şekilde yaşayan kentlerden biri olduğunu belirten Demirtaş, şöyle konuştu: "Zannediyorum bugün Türkiye'nin neresine giderseniz gidin, şu soru soruluyordur. 'Ne oldu da çatışmalar yeniden başladı. Ne değişti?' Bunun verilecek bir tek cevabı var. HDP yüzde 13 oy aldı. Başka da Türkiye koşullarında bir değişiklik olmadı. AKP'nin iktidardan düşmüş olmasıdır. Hatırlarsanız, hükümet temsilcileri seçimin ardından 'bundan sonra sürecin filmini çekersiniz' dediler. Biz seçimden çıkar çıkmaz çözüm sürecinden geri adım atmadan hızlı bir şekilde görüşmelerin devam etmesi gerektiğini savunduk. Barış süreci halkın malıdır. Biz artık halkımızın bunu bilmesini ve inanmasını özellikle istirham ediyoruz."
Milliyet
Işid'in Saldırdığı Karakolu Ziyaret Etti
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün Türkiye'nin Suriye sınırındaki Kilis'in Elbeyli ilçesindeydi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile bazı bakanların da eşlik ettiği Başbakan Davutoğlu, ilk olarak Elbeyli ilçe merkezinde bir kahvehane önünde durdu. Burada kendisine sevgi gösterisinde bulunan çocukları seven ve hediyeler veren Başbakan Davutoğlu, daha sonra kahvede çay içti. Sohbet ettiği vatandaşlardan sınır hattında görevli güvenlik güçlerine desteklerini sürdürmeleri isteğinde bulunan Başbakan Davutoğlu, "Bu vatan için gece gündüz çalışan askerlere sahip çıkmaya devam edin" dedi. Başbakan Davutoğlu ve beraberindekiler daha sonra, 24 Temmuz'da sınır hattındaki görevi sırasında IŞİD militanları tarafından yapılan saldırıda şehit olan Astsubay Mehmet Yalçın Nane'nin görev yaptığı Dağ Hudut Karakolu'na gitti. Gazetecilerin alınmadığı karakolda, silah arkadaşlarını kaybeden askerlere taziye dileğinde bulunup moral veren Başbakan Davutoğlu, Orgeneral Özel ve bakanlar, sınır hattındaki son duruma ilişkin de bilgi aldı. Ziyaret sırasında, Özel'den görevi devralcak olan Orgeneral Hulusi Akar da hazır bulundu. Askerlerle öğlen yemeği yiyen Davutoğlu, gözlemevi kulesinde brifing aldı Davutoğlu, yaklaşık 1 saat süren ziyaret sonunda beraberindeki Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Akar ile bazı komutan ve milletvekilleriyle birlikte askerler ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Başbakan ve beraberindekilerin ziyaret ettiği yerler ve geçtiği güzergah üzerinde zırhlı araçlarla polis ve jandarmaların yoğun önlem aldığı görülürken, çatılarda keskin nişancılar görevlendirildi, 2 helikopter sürekli uçuş yaptı.
Vatan

SPOR

Spor Toto Süper Lig'de 2015-16 sezonunda, MHK'nin sayısını 42'den 39'a indirdiği üst klasman hakemi görev yapacak. Hakemler 15 ayrı bölgeden gelecek. Ligde İstanbul, 10 hakemle bu alanda da çoğunluğu oluşturuyor. Ayrıca Ankara'dan 7, İzmir'den 5 hakem düdük çalacak. Bunun yanı sıra Trabzon'dan 3, Manisa, Antalya ve Denizli'den ikişer, Adana, Balıkesir, Edirne, Eskişehir, Kayseri, Konya, Sakarya ve Yalova'dan da birer hakem yer alıyor. En genç hakem, 29 yaşındaki Halil Umut Meler olurken, 44 yaşındaki İlker Meral ise en yaşlı olarak ön plana çıkıyor. En kariyerli isim ise Cüneyt Çakır olacak. 2014 FIFA Dünya Kupası'da geçen yaz 3 maç yöneten ve Şampiyonlar Ligi finalinde de düdük çalan Çakır'ın yanı sıra, Hüseyin Göçek, Halis Özkahya, Tolga Özkalfa, Barış Şimşek, Mete Kalkavan ve Ali Palabıyık da FIFA kokartlı diğer isimler. Ayrıca yeni sezonda 4 isim ilk kez görev yapacak. Üst Klasman Hakem listesine giren Caner Ak, Halil Umut Meler, Mehmet Emre Atasoy ve Ümit Öztürk ilk kez bu büyük heyecanı yaşayacak. Mustafa Aydın, Ferhan Kestanlıoğlu ve Murat Türker Süper Lig'de düdük çalamayacak. Tayfur Özkan'ın ise hakemliğini dondurduğu öğrenildi. Öte yandan geçen sezon ligde görev yapan 3 isim mesleği bıraktı. Yunus Yıldırım ile Mustafa Kamil Abitoğlu 45 yaşında düdüklerini asarken, 35 yaşındaki Hüseyin Sabancı ise sürpriz biçimde hakemliği bıraktığını açıkladı.
Milliyet

Süper Lig'de ve kupada şampiyon olan, 4. yıldızı takan Galatasaray, koleksiyonun son parçasını tamamlayarak Süper Kupa'yı müzesine taşıdı. Bursaspor'u, Yasin'in golüyle 1-0 yenen Aslan, muhteşem sezonu Süper Kupa'yla taçlandırdı. Galatasaray tecrübesiyle maçı alırken, Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u ise giden yıldızları Fernandao, Belluschi ile kadro dışı kalan Volkan Şen'i fazlasıyla aradı. Yeni forvet Necid'i de sakatlığı yüzünden oynatamayan Timsahlar, hücum bölgesinde çaresiz kaldı. Melo'yu arayan Aslan'da ise Podolski-Sneijder ve Burak'ın henüz hazır olmadığı gözlendi. Maça istekli başlayan Bursa'ydı. 3. dakikada Bakambu, Muslera'ya takılırken dönen topta Ozan da aynı şanssızlığı yaşadı. Cim-Bom'da 20'de Sneijder'in sol füzesinde Mert fantastik bir kurtarışa imza attı. Bu pozisyon golün habercisi oldu. 1 dakika sonra Yasin sol ayağı ile ceza alanı dışından sert bir şut çıkartarak Mert'i avladı. 2 dakika sonra duran topta Sivok'un kafası ofsayt bayrağına takıldı. 45'te Sabri'nin güzel pasında Burak Mert'i aşamadı. 59'da Bakam- bu'nun kafası direği sıyırdı. Yeşil- beyazlılar baskıyı artırınca Hamzaoğlu, Burak-Emre değişikliği yaptı. Böylece Yasin sola, Emre sağa ve Podolski de en önde, Sneijder de arkasında oynamaya başladı. 79'da Ozan'ın şutunda Hakan Balta cansiperane bir şekilde topun önüne gövdesini koydu. Bursa beraberlik için çok yüklendi. 89'da Emre Çolak da atıldı ama sonuç değişmedi.
Milliyet

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Divan Kurulu'nda gündem yaratacak açıklamalar yaptı. Mali konulardaki başarılarını öven Orman, ezeli rakiplerine göndermede bulunarak "Beşiktaş, son 10 yılda ilk defa bir sezona hiçbir futbolcusuna bir kuruş borcu olmadan girmiştir. Formalarına reklam bulamıyorlar. O Beşiktaş'a laf atanlar, buldukları reklamı açıklasınlar. Onlar ne kadar elde etmiş, biz ne kadar elde etmişiz, piyasa değeri bellidir" dedi. Orman, borçlarla ilgili eleştirilere "Bir heyet kurulsun ve bir dahaki divan toplantısında '1,5-2,5 milyar lira' denen borçları bir açalım. Bir şeyin üstü örtülüyormuş gibi olmasın. Bakkal mantığıyla muhasebe anlatılmaz. Beşiktaş 2,5 milyar lira nasıl borçlanacak? Böyle olsa karşınızda durabilir miydik? Bir şeylerle uğraşıyoruz, bir mücadele içindeyiz. Beşiktaş'ın daha önceki stat geliri 30 milyon dolardı. Stadı yaparak bunu 150 milyon dolara çıkarıyoruz" yanıtını verdi. "Seneler boyu maketlerle gelip hiçbir şey yapmayanlardan hesap sorulmazken, biz suçlu haline geliyoruz. Ne çivi çakmışsınız! Yöneticilik yapmışsınız" diyen Orman, yapımı devam eden Vodafone Arena'ya şu ana kadar 242 milyon harcadıklarını açıkladı. Başkan " Şu anda 870 civarında insan çalışıyor. İnşallah çok iyi bir sezon geçireceğiz ve Vodafone Arena'ya döneceğiz. Şan Öktem Tesisleri de yapılacak. Bunları hava atmak için değil bilgi için söylüyorum" dedi.
Star

Fenerbahçe transfere doymuyor. Kjaer, Şener, Josef de Souza, Nani, Abdoulaye Ba, Fabiano, Fernandao ve Van Perise'yi renklerine bağlayan Sarı-Lacivertliler Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda eşleştikleri Shakhtar'a 0-0 ve 3-0'lık skorlarla elenince Başkan Aziz Yıldırım takıma takviye yapma kararı aldı. Özellikle orta saha için oyuncu aramaya başlayan Fener'in Teknik Direktör Vitor Pereira'nın raporu doğrultusunda Porto'dan Juan Quintero ile Southampton'dan Vitor Wanyama'yı gündeme aldığı ortaya çıktı. Portekiz basını, Porto'nun 22 yaşındaki Quintero için 9.5 milyon euro isteyip indirime yanaşmaması üzerine Kanarya'nın kiralama formülünü devreye sokacağını yazdı. Fenerbahçe bonservis bedeli 15 milyon euro olan Wanyama'yı kadrosuna katabilmek için de İngiliz kulübüne Moussa Sow'u takas olarak önerdi. Yönetim bu iki ismin olmaması durumunda rotasını Pereira'nın eski öğrencisi Luka Milivojevic'e çevirecek. Bu arada Fener'in, sol kanat için de Manchester United'da forma giyen Adnan Januzaj için girişimlerini sürdürdüğü kaydedildi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme