17 Ağustos 2015 Pazartesi

17.08.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Öcalan'ın Projesi Uygulamaya Geçti
Terör örgütü PKK, çerçevesi Abdullah Öcalan tarafından çizilen "demokratik özerklik" ya da diğer adıyla "öz yönetim" modelini Doğu ve Güneydoğu'da fiili olarak uygulama kararı aldı. 9 il ve ilçede özerklik uygulamaya geçirilirken devlet kurumlarının işlevsizleştirilmesine yönelik girişimlerde bulunuldu. Özerklik ilan edilen yerleşim birimlerinde ise "öz savunma" adı altında silahlı milis grupları oluşturuldu. Merkezi Diyarbakır'da olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından Aralık 2010'da ilan edilen "demokratik özerklik" sistemi kapsamında Doğu ve Güneydoğu'da sosyal, siyasal ve güvenlik alanında örgütlenmeye gidilmesi kararı alınmıştı. Bölgede aşama aşama uygulamaya geçirilmesi benimsenen özerklik kararı, çözüm süreci nedeniyle rafa kaldırılmıştı. Çatışmalı sürecin yeniden başlamasının ardından terör örgütü "öz yönetim" modelinin uygulanması talimatı verdi. Kandil'de KCK yönetiminin aldığı karar doğrultusunda bölgede bazı merkezlerde uygulamaya geçildi. İlk uygulamaya Şırnak'ta başlanırken bunu diğer il ve ilçelerdeki özerklik ilanları takip etti. Özerklik ilanları, operasyonlar ve çatışmaların yoğunlaştığı alanlarda birbiri ardı sıra geldi. Şırnak'ı, Yüksekova, Silvan, Silopi, Hakkari, Batman, Cizre, Nusaybin, Diyarbakır merkeze bağlı Sur semti ve diğer yerleşim birimleri izledi. Özerkliğin ilanı KCK Eş Başkanı Bese Hozat tarafından "Kürdistan'da yeni bir dönem başlıyor. Bu dönem sömürgeci devlet yönetiminden kurtulup kendi öz yönetimlerini kurma ve kendi kendini yönetme dönemidir" ifadesi ile aktarıldı. Hozat, ANF'ye yaptığı açıklamada öz yönetim ilanlarının ve uygulamalarının her yerde geliştirilmesini isteyerek "Devletin her türlü yönelimi karşısında da çok güçlü bir biçimde toplumsal direniş ve öz savunmayla kendi sistemini halkımızın savunması gerekiyor. Öyle olmalı ki polis tek kişiyi tutuklamaya dahi cesaret etmemelidir. Polisin mahallelere girişine izin verilmemelidir" dedi. Öz yönetim ilan edilen il, ilçe, semt ve mahallelerde güvenlik güçleri ile PKK'nın gençlik yapılanması YDG-H arasında sokak savaşları yaşanıyor. Demokratik özerklik ilan edilen alanlarda "savunma gücü" kapsamında silahlı gruplar faaliyet gösteriyor.
Milliyet


Görevdeki Son Gün Şehit Oldu
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada şehit düşen Özel Harekat Şubesi'nde Komiser Ahmet Çamur (46), Bingöl'ün Karlıova ilçesinde uzaktan kumandalı bombanın patlatılması sonucu şehit olan üç asker ve Hakkari Dağlıca'da şehit olan bir asker törenlerle gözyaşları arasında toprağa verildi. Şehit Çamur'un Trabzon Çaykara'daki yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı cenaze törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı. Törene Erdoğan'ın yanı sıra İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Adalet Bakanı Kenan İpek, Ak Parti Trabzon Milletvekilleri Adnan Günnar, Muhammet Balta, MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, Trabzon İl Emniyet Müdürü Murat Köksal ile çeşitli siyasi partilerin temsilcileri ile çok sayıda vatandaş da katıldı. Sık sık tekbir getirililen törende şehit polisin Türk Bayrağı'na sarılı tabutu bir süre arkadaşlarının omuzunda taşınarak uçağa bırakıldı. Bu sırada törene katılan bir özel harekat polisi, şehidin kızı Begüm'ü kucağına alarak kürsüye çıkıp tekbir getirdi. Şehit Çamur, törenin ardından uçakla memleketi Trabzon'a uğurlandı. Çamur'un cenazesini getiren Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi Türk Yıldızları uçağını İçişleri Bakanı Sabahattin Öztürk, Trabzon Valisi Abdi Celil Öz ile askerler, polisler ve ailenin yakınları karşıladı. Aynı uçakla gelen şehit eşi Gökçen Çamur ile kızları 11 yaşındaki Elanur, 7 yaşındaki Begüm ve 3 yaşındaki Tuğçe de yakınlarıyla birlikte babalarının naaşının cenaze aracına konulması izledi. Şehit Çamur'un cenazesi daha sonra toprağa verileceği Çaykara ilçesine gönderildi. Tören öncesi şehidin cenazesinin bulunduğu konvoyun Çaykara ilçesine getirilişi sırasında vatandaşlar Türk bayraklarını sallayıp selam durdu. Çamur'un naaşı daha sonra Soğanlı Mahallesi'ndeki aile mezarlığında toprağa verildi. Ankara Özel Harekat Dairesi Başkanlığı'nda görevli olan ve 45 günlüğüne geçici görevli olarak Şemdinli'ye giden Ahmet Çamur'un, Şemdinli'deki görevinin son gününde şehit düştüğü belirtildi. Çamur'un 1990'lı yıllarda 13 yıl Siirt'te görev yaptığı kaydedildi. Şehidin ağabeyi Ömer Çamur, kardeşi ile en son cuma günü sabah saatlerinde telefonla görüştüğünü, kendisine yorgun olduğunu ve uyumak istediğini söylediğini anlattı. Çamur, kardeşinden izin almasını istemesi üzerine de şehit Çamur'un "Buralar çok yoğun şu anda izin alıp gelemem" dediğini aktardı. Çamur, "Vatan sağolsun. Kardeşim öleceğine ben ölseydim" dedi. Ankara'da hakim olan Gökçen Çamur ile evli olan ve Zeynep Ala, Ayşe Begüm ve Elif Tuğçe adında 3 kız çocuk sahibi şehit Çamur, hem öksüz hem de yetim büyüdü. Çamur'un babası İbrahim Çamur 33 yıl önce, annesi Güzela Çamur da 21 yıl önce vefat etmişti.
Milliyet


Acımızı Da Yüreğimizi De Sıvayıp Oturduk!
Türkiye, bundan 16 yıl önce 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de merkez üssü Gölcük olan 7,4 şiddetindeki depremle 45 saniye boyunca sarsıldı. Ekonominin lokomotifi olan sanayi tesisleri de büyük zarar gördü. Deprem, bunların içinde en fazla zararı, ülkenin en büyük sanayi kuruluşu olan Tüpraş'a verdi. İzmit Rafinerisi'ndeki tankları saran dev alevler, o günleri yaşayanların hafızalarına kazındı. O dönemde genel müdür yardımcısı olan ve söndürme çalışmalarında bizzat görev alan Tüpraş Genel Müdürü Yavuz Erkut, depremden 4 gün sonra söndürülebilen yangın sırasında ve sonrasında yaşananları anlattı. Erkut, yangının, depremin ardından İzmit Rafinerisindeki ham petrol ünitesi ve 4 ham madde tankı ile malzeme ve kimyasallar ambarında çıktığını söyledi. Erkut, olağanüstü süreçlerde 3 dakikada görev yerlerinden rafineriye ulaşması gereken 127 kişilik görev gücünün, yıkıntılar ve yolların kapanması nedeniyle yarım saatte ulaşabildiğini kaydetti. Erkut, ilk müdahaleyi ham petrol ve akaryakıt yangınlarında uzmanlaşmış ekibin yaptığını fakat yangının rafineride bir kaç noktada birden çıkması, boru hatlarının çökmesi ve enerji beslemesinin kesilmesinin mücadeleyi güçleştirdiğini ifade etti.
Vatan

Varto'da Sıkıyönetim!
Muş Valisi Vedat Büyükersoy, Varto ilçe merkezinde PKK'lı teröristlerin bir çok yere patlayıcılarla tuzaklama yaptığını, bunların imhası sırasında halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması için 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/C maddesi gereğince sokağa çıkma yasağı konulduğunu söyledi. Varto'da sokağa çıkma yasağı, tuzaklanan patlayıcıların imha edilip halkın can ve mal güvenliğinin sağlanmasının ardından yapılacak ikinci bir duyuruya kaldırılacak. Ellerinde uzun namlulu silah ve roketatarlarla sokaklarda dolaşan yüzleri maskeli teröristlerin çeşitli yerlere tuzakladıkları çok sayıda patlayıcıyı imha çalışması için ilan edilen sokağa çıkma yasağı devam ederken, yer yer silah sesleri duyuldu. Teröristler gasp ettikleri iş makineleriyle ana yollara ve ara sokaklara hendek açan terör örgütü mensupları, ilçenin girişindeki köprüyü yıkıp, belirli bölgelere patlayıcı düzeneği yerleştirdi. Güvenlik güçlerine zaman zaman taciz ateşinde bulunan teröristler, asker ve polisleri patlayıcı düzeneği kurdukları bölgelere çekmeye çalıştı. Vatandaşlara herhangi bir zarar gelmemesi için temkinli davranan güvenlik güçleri ise konuşlandıkları bölgelerde bekleyişlerini sürdürdü. Varto Belediye Eşbaşkanı DBP'li Sabite Ekinci, ilçe merkezinde bir çok hendek kazıldığını, ilçeye takviye güvenlik güçlerinin geldiğini söyledi ve "Varto'da hayat felç olmuş durumda. Kimse tedirginlikten dışarı çıkamıyor. İlçenin özellikle emniyet ve askeriyenin belli noktalarında güvenlik güçleri var. Belli noktalarda yoklar" dedi.
Vatan

'Annen Ölseydi Kuzum!'
Ardı ardına gelen kara haberle dün bir yenisi daha eklendi. Bu kez ateş Kırıkkale'ye düştü. Dün sabah saatlerinde Kars'ın Kağızman ilçesindeki Karakale mevkisinde arama tarama faaliyeti sürdüren jandarma Özel Hareket Timleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada 3 terörist silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirildi, 35 yaşındaki astsubay başçavuş Nurettin Öztürk şehit oldu. Erzurum Jandarma Özel Harekat Timi'nde görevli olan Öztürk'ün, geçici görevle Kars'ın Kağızman İlçesi'ndeki Paslı Karakolu'na gönderildiği öğrenildi. Kara haberi alan şehit yakınları yıkıldı. Acılı baba Habip Öztürk, "Söyleyecek söz bulamıyorum" diyerek gözyaşı döktü. Şehit annesi Elif Öztürk de yakınlarının arasında "Annem, yavrum, annen ölseydi kuzum" diye ağladı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 101, 7971-101, 9674                            
ABD Doları 2, 8349-2, 8385/ Euro 3, 1476-3, 1515/İngiliz Sterlini 4, 4341-4, 4459                  

Yerli Otonun Şifreleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ocak 2011'de başbakanlığı sırasında ilk olarak TÜSİAD Genel Kurulu'nda dile getirdiği ve hükümetin 2023 programı içindeki en önemli hedeflerden biri olan 'Yüzde 100 Türk malı otomobil üretimi'nin, son 4.5 yıldır artık insanların biraz sıkıldığı ve birçok firmanın 'PR' çalışmalarının ötesine geçemediği bir konu olduğu aşikar. 'Yerli oto' gündeme gelme, basında geniş yer alma adına önemli bir koz oldu ama sadece bununla sınırlı kaldı. İstanbul'dan Ankara'ya, Ağrı'dan Sivas'a kadar birçok girişimci 'yerli oto' yaptığını açıkladı. Tümünün emeğine saygı gösteriyor, başarılı olmalarını temenni ediyorum. Ama inanın 'yerli marka' yaratmak bugünkü koşullarda hem bu kadar kolay değil, hem de ihtiyaç değil. Bunun için ciddi Ar-Ge'nizin, ciddi paranızın (OSD rakamı 2 milyar dolar açıkladı) ciddi altyapınızın, ciddi üretim tesisinizin ve en önemlisi de dünyada ciddi pazarlama gücünüzün olması gerekiyor. Bunları yaptınız diyelim kime satacaksınız ve nasıl rekabet edeceksiniz. Hatırlayın, 2011-2012 yıllarında Türkiye'de üretimi olan dünya otomotiv devleri Fiat, Renault, Hyundai ve Toyota, hükümetin 'yerli otomobil' projesine girebileceklerinin mesajını net olarak vermişti. Ama istenen koşullar, yerlilik oranları ve destekler belli olmadığı için bu mesajlar sadece sözde kalmış, kimse de haklı olarak düğmeye basmamıştı. Mevcut yatırımı olan markalar kendi işlerine odaklanıp son 4 yıl içinde çok ciddi şekilde hem de yerlilik oranını artırarak büyüdüler. Tofaş, fikri mülkiyet hakları kendisine ait 3 yeni otomobil projesi için düğmeye bastı. Ford Otosan, yine kendisinin geliştirdiği hem hafif ticari hem kamyon üretiminde önemli yatırımlar yaptı. Hyundai, Türkiye'de üretimini 100 bin adetten 210 bin adede çıkartarak 2 yeni model üretmeye başladı. Yerlilik oranları artırıldı. Toyota, yeni Corolla üretimine başladı. Renault yatırımlarını artırdı. Yani mevcut otomotiv şirketleri yerli oto yerine Türkiye'nin ihracatına, istihdamına ekonomisine büyük katkılar sağlayacak dev yatırımları art arda devreye soktu. Yan sanayiyle birlikte baktığımızda son 4 yılda 5 milyar doların üzerinde bir yatırımın yapıldığını net olarak söyleyebiliriz. Peki bu süre içinde 'yerli oto' projesi rafa mı kalktı? Tabi ki hayır Erdoğan'ın talep ettiği ve Türk işadamlarından istediği bu projenin öyle kolay bir şekilde unutulması düşünülemezdi. 7 Haziran seçimlerinden kısa bir süre önce Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli oto konusunda önemli çalışmalar yaptıklarını ve yol aldıklarını açıkladı. Başbakan Ahmet Davutoğlu da seçimlerden 4-5 gün önce yerli uçaktan sonra yerli oto müjdesini verdi. Seçim gerçekleşti, AKP tek başına iktidar olamayınca 'proje yine rafa mı kalktı?' sorusu gündeme geldi. Öyle olmadı. Bakan Işık geçtiğimiz hafta, "Ağustos ayı içerisinde 4 prototipin 3'ünü üretmiş olacağız, prototipler inşallah bu ayın sonuna kadar hazır olacak ve biz o prototipler üzerinde yoğun bir test ve deney çalışması yapacağız. Yerli otomobilin 3 yıl sonra ticarileşmesini hedefledik" açıklamasını yaptı.
Hürriyet

Beklenen Deprem Hasarı 120 Milyar Dolar
Büyük can ve mal kayıplarına neden olan, 130 binin üzerinde binanın yıkıldığı, 380 bine yakın da konut ve işyerinin hasar gördüğü, ekonomiye ise maliyeti 20 milyar doları bulan Marmara Depremi'nin üzerinden 16 yıl geçti. 17 Ağustos 1999'daki o büyük deprem; bize hem Türkiye'nin bir deprem ülkesi hem de depremlere hazır olmamız gerektiğini öğretti. Aradan geçen sürede de depremlerin neden olacağı can ve mal kayıplarının önüne geçmek, hasarı azaltmak için birçok çalışma başlatıldı. Bu kapsamda Marmara Depremi'nin hemen ardından; depremlerin yarattığı kaybın sigorta sistemi aracılığı ile azaltılması amacıyla Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) kuruldu ve zorunlu deprem sigortası uygulamasına geçildi. Sadece deprem sigortası değil, depremin yaratacağı hasarı azaltıcı tüm sigortalarda önemli gelişme sağlandı. 1999 depreminde tüm konutların sadece 500 bini depreme karşı sigortalıyken, bugün Türkiye'de sigortalanabilir 17.6 milyon konutun 7.1 milyonunun zorunlu deprem sigortası; 5.3 milyonunun da konut paket poliçesi bulunuyor. Böylece konutlarının yüzde 50'ye yakını depreme karşı sigortalandı. Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, Marmara Depremi'nin GSYH'nin yüzde 7.4'ü oranında ekonomik kayba yol açtığını belirterek, dünyanın en büyük reasürans şirketi Swiss Re tarafından gerçekleştirilen çalışmalara göre 2050 yılına kadar gerçekleşme riski yüzde 50 olarak belirtilen İstanbul merkezli 7.5 büyüklüğünde bir depremin, GSYH'nin yüzde 11-15'i oranında yani, 90-120 milyar dolarlık bir kayba neden olacağını söyledi. Bu oranın Türkiye ekonomisi üzerinde ciddi bir etki yaratacağını ifade eden Uğur Gülen, "Marmara depreminde sigortalılık oranı düşük olduğundan 20 milyar dolarlık hasarın sadece yüzde 5'i sigorta şirketleri tarafından karşılandı. Bugün ise DASK'ta, yaklaşık 10-12 milyar TL'lik güvence birikimi sağlandı. Olası İstanbul depreminin yaratacağı 90- 120 milyar dolarlık hasarın yaklaşık 25-30 milyar doları sigorta sektörü tarafından karşılanacak. 1999 yılına göre daha iyi durumdayız ama almamız gereken çok yol var" değerlendirmesini yaptı.
Hürriyet

'Kur'a Komisyon Hakemden Döndü
Türkiye Bankalar Birliği (TBB), kurla yapılan ödemeler üzerinden yüzde 3 komisyon alan bankaya 'alamazsın' dedi. F.B. adlı vatandaş yurtdışına yaptığı ödemeler üzerinden yüzde 3 komisyon alan bankadan parasını geri aldı. Kızının okul masrafları için internetten kredi kartı ile ödeme yapan F.B., provizyonda bekleyen ödemesinin hesap ekstresinde farklı görünmesi üzerine bunun nedenini araştırdı. Bankasının kurla yapılan ödemelerde yüzde 3 komisyon aldığını öğrenmesi üzerine TBB Hakem Heyeti'ne başvuran F.B'nin şikayeti yerinde bulundu ve yüzde 3'lük komisyonun geri ödenmesine karar verildi. F.B, 3 Mart 2015 tarihinde kızının okul taksidini ödemek amacıyla kredi kartı ile 4 bin 250 pound tutarındaki ödemeyi kredi kartı ile gerçekleştirdi. İnternet bankacılığı aracılığıyla yapılan işlem 'provizyonda bekleyen harcamalar' ekranında 16 bin 490 lira olarak göründü. Buna karşın kredi kartı ekstresine 17 bin 99 lira olarak yansıtıldı. Bunun nedenini araştıran F.B., bu işlemden yüzde 3 komisyon alındığını öğrenince bankadan yüzde 3'lük komisyonu geri istedi. Bankanın talebi reddetmesi üzerine TBB Hakem Heyeti'ne başvurdu. 1 Numaralı Banka Kartları ve Kredi Kartları Bireysel Müşteri Hakem Heyeti'nin yaptığı değerlendirmede, tarafların sundukları belge ve dokümanlarda 'Yurtiçi Visa Kartı Üyelik Sözleşmesi'nde yurtdışı harcamalara ve yüzde 3'e varan oranda fazlası olarak belirlenen banka döviz kuruna ilişkin herhangi bir hükme rastlanmadı. Bankanın 25 Kasım 2012 tarihli hesap kesim ekstresinde, "20 Aralık 2012 tarihinden itibaren, yabancı para cinsinden gerçekleştirilen işlemler için kullanılan Banka döviz kuru, TCMB döviz satış kurunun yüzde 3'e varan oranda fazlası olarak belirlenecek ve söz konusu işlemler bu kur ile Türk Lirası'na çevrilerek hesap özetlerine borç kaydedilecektir" ifadesinde bir bilgilendirme yaptığını ancak bunun da 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na uygun olarak yapılmadığına karar verdi. TBB Hakem Heyeti, yurtdışı işlemlerde provizyon sırasında kullanılan kur ile işlemin takasla Bankaya iletildiği gün kurunun farklı olabildiğini belirterek, bu nedenle provizyon sırasında hesaplanan TL tutar ile ekstreye yansıyan TL tutarın birbirbirinden farklı olabileceğini kaydetti. Buna karşılık yüzde 3 komisyonun sahibine iade edilmesi gerektiğine karar verdi. Kararda, " alınan 473,53 TL tutarındaki yüzde 3 komisyonun başvuru sahibine iade edilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır" denildi. TBB hakem heyetinin bu kararından sonra banka F.B.'ye aldığı yüzde 3'lük komisyonu iade etti.
Hürriyet

10 Konuttan 6'sı Sigortasız
17 Ağustos Marmara depreminin üzerinden geçen 16 yılda, zorunlu deprem sigortasının önemi istenilen düzeyde anlaşılamadı. Doğal Afet Sigortaları Kurumu'nun (DASK) verilerine göre, Türkiye'deki her 10 konuttan 6'sının zorunlu deprem sigortası bulunmuyor. Zorunlu Deprem Sigortası, konutları depreme ve depremin doğrudan neden olduğu yangın, infilak, yer kayması ve tsunami gibi afetlere karşı güvence altına alıyor. DASK'ın verilerine göre, ülkedeki konut sayısı 17.7 milyon, sigortalı konut sayısı 7.1 milyon, sigortalılık oranı ise yüzde 40.4 düzeyinde. En yüksek sigortalılık oranına sahip Marmara Bölgesi'ndeki sigortalılık oranı yüzde 50.5 iken, en düşük sigortalılık oranı ise yüzde 26.3 ile Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde. DASK Koordinatörü İsmet Güngör, "İstanbul gibi büyük bir metropolde yüzde 50'lere ulaştık. Sistemin ilk başladığı yılları düşündüğümüzde, geldiğimiz nokta çok olumlu. Şu an yüzde 40'larda olan sigortalılık oranını çok daha yukarı taşımak zorundayız. Bunun için gece gündüz çalışıyoruz" dedi.
Milliyet

Seçim Döneminden 9 Bin Milyoner Çıktı
Türkiye'de genel seçimlerin yapıldığı yılın ilk yarısındaki dönemde 8 bin 967 kişi daha milyonerler kervanına katıldı. 'Milyoner sayısı hiç bu kadar artmamıştı' denilen 2014 yılının tamamında 10.364 yeni milyoner çıkmıştı. Hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası olan mudilerin banka hesaplarındaki parası 550 milyar lirayı geçti. Daha önce bu rakam 298 milyar liraydı. Böylece 6 ayda 252 milyar lira daha milyarderlerin hesabına geçmiş oldu. BDDK verilerine göre, 2015 Haziran sonu itibarıyla hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası olan 86 bin 177 mudi bulunuyor. Bu mudilerin banka hesaplarındaki meblağ 550 milyar 434 milyon 710 bin liraya denk geliyor. Aynı dönemde Türkiye'de banka hesap sayısı Haziran sonu itibarıyla 61 milyon 827 bin 822 oldu. Bu rakam 2014 Aralık sonunda 59 milyon 238 bin 929 idi. Buna göre 6 aylık süre zarfında hesap sayısı 2 milyon 588 bin 893 daha arttı. Haziran sonu itibarıyla bankalardaki 61 milyondan fazla hesabın 58 milyon 690 bin 830'unu hesabında 10 bin liraya kadar bakiye bulunan mudiler, 4 milyon 436 bin 650'sini 10 bin ile 50 bin lira olanlar, 1 milyon 947 bin 714'ünü 50 bin ile 250 bin lira olanlar, 370 bin 67'sini 250 bin ile 1 milyon lirası olanlar, 86 bin 177'sini de 1 milyon lira ve üzeri olanlar oluşturuyor. Hesabında 1 milyon lira ve üzeri bulunan mudi sayısı Haziran 2015 itibariyle 86 bin 177'ye çıktı. Bu rakam 2014 Aralık itibarıyla 77 bin 210 idi. Buna göre, ilk yarıda milyoner sayısı 8 bin 967 kişi daha artmış oldu. Tüm mudilerin bankalardaki bakiyesi ise 1 trilyon lirayı aştı. 61 milyondan fazla mudinin hesabında 1 trilyon 86 milyar 806 milyon lira bulunuyor. Milyonerlerin hesabındaki meblağ ise550 milyar 434 milyon 710 bin lira olarak gerçekleşti. Buna göre, bankalardaki mevduatın yarısı milyonerlere ait durumda.
Vatan

3'üncü Köprü'ye Hız
Türkiye'nin mega projelerinden biri olan 3'üncü Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu Projesi'nde büyük bir adım daha atıldı. Proje'de Asya yakasına konulacak ve köprünün ana halatına ilk bağlanacak olan 12'nci tabliyenin çalışmalarına başlandı. Köprünün ışıklandırma çalışmalarının bitirilmesinin ardından köprüyü taşıyacak olan iki sistemden biri olan eğik askı halatlarının montaj işlemleri tüm hızıyla devam ediyor. Toplamda 78 adet eğik askı halatın montaj işlemleri sona ererken, en ağırı 923 ton olan 59 çelik tabliyeden 23'ünün montaj ve kaynak işlemleri de sona erdi. 3. Boğaz Köprüsü Projesi'nde 'Kedi yolu' montajı da geçtiğimiz aylarda tamamlanmıştı. 'Ana halat' çekimi için kılavuz görevi görecek 'kedi yolu' montajıyla Asya ve Avrupa bir kez daha bir araya gelmiş oldu. Bu kapsamda üzerinden çift yönlü 8 şeritli otoyol ve 2 şeritli demir yolu geçecek olan köprünün Asya yakasından ilk olarak ana halata bağlanacak olan 12. tabliyenin de çalışmaları başladı. Uzunluğu 25 metre genişliği ise 59 metre olan tabliyenin dev vinçler tarafından havaya kaldırıldı. Köprünün Asya yakası kısmına koyulacak olan tabliye, köprünün Avrupa yakası kısmına bağlanılacak olan 20'inci halattan sonra yerleştirilecek. 3. Boğaz Köprüsü Projesi'ndeki çalışmalarda çelik tabliyelerin yerleştirilmesi işlemi kapsamında tabliyelerin asılması işlemi için bin 800 tonluk yüzer vinç de kullanılıyor. Toplam ağırlığı 7 bin 500 ton olan bu yüzer vincin kaldırma kapasitesi ise bin 800 ton.
Star

DÜNYA

Patrıot İddiası
Almanya'nın Kahramanmaraş'ta konuşlu Patriot füze savunma sistemi ve birliğini çekme kararı hükümet ve muhalefet partilerinden tam destek gördü. NATO yetkilileri de Almanya'nın kararını tamamen saygıyla karşıladığını açıkladı. Almanya Patriot'u çekme kararına resmi gerekçe olarak, Suriye'den Türkiye'ye balistik füze tehdidi tehlikesinin azalmasını gösterdi. Ancak bazı kaynaklara göre Türkiye'nin terör örgütü IŞİD ile mücadele yerine terör örgütü PKK hedeflerini vurması, kararın nedenlerinden biri. Türkiye'nin IŞİD'le eşzamanlı PKK hedeflerini vurmasıyla Almanya'da Patriotların geri çekilmesi zaten tartışılmaya başlanmıştı. Ama Angela Merkel hükümeti Türkiye'yi savunmada Patriotların sembol olarak kalmasından yanaydı. Türkiye'deki son gelişmeler Başbakan Merkel'i Türk hükümetine karşı tavır değişikliğine götürdü. Almanya aslında görev süresi 31 Ocak 2016'da dolacak olan Patriotların kalmasını uzatmayıp geri çekebilirdi. Erken karar açıklamasının nedeni Türk hükümetine sinyal olarak yorumlanıyor. Alman Meclisi'nin silahlı kuvvetler raportörü Hans Peter Bartels (SPD), kararı doğru bulduğunu belirterek, "Şayet Türkiye'de Alman ordusunun kullanımı için bir temel kalmadıysa, o zaman sona erdirilmesi doğru. Bizim askerlerimiz özel amaçla orada görev yapmıyor" dedi. Frankfurter Allgemeine Gazetesi'ne göre SPD savunma uzmanı Rainer Arnold, gerekçelerden birinin Türkiye'nin PKK'ya hava operasyonları olduğunu öne sürerek "Türkiye'nin IŞİD'e yönelik NATO stratejisine bağlı kalmadığına dair bir izlenime sahibim. Bu da (Patriot) misyonunun sona erdirilmesi için ek bir neden oldu" dedi. Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier ise tepkileri dengelemeye çalıştı. Suriye'deki iç savaşın Türkiye'nin güney sınır bölgelerinde tehlike yarattığını belirten Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier, "Türkiye'yi savunmada Almanya'nın yükümlülüğü devam ediyor" diyerek güvence verdi.
Hürriyet

Abd De Sınırdaki Patriotları Çekiyor
Suriye'den gelecek saldırılara karşı Türkiye'nin bu ülke sınırına yerleştirilen patriot savunma sistemini Almanya'nın ardından ABD de çekeceğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin görev süresi ekim ayında sona erecek Gaziantep'teki patriot hava ve füze savunma birliklerinin konuşlanmasını mevcut rotasyonun sonunda yenilemeyeceğini Türkiye'ye bildirdiğini duyurdu. ABD'nin bu kararı, Almanya'nın Kahramanmaraş'taki Patriot'larını ve birliklerini çekeceğini açıklamasının ardından geldi. Kararın ardından Türkiye ve ABD hükümetleri ortak bildiri yayınladı: "ABD'nin ve NATO'nun Türkiye dahil müttefiklerinin savunmasına taahhütleri bakidir" denildi. Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin olarak, "İhtiyaç olduğu takdirde ABD patriot hava unsurlarını ve personeli bir hafta içinde Türkiye'ye geri getirmeye hazırdır. ABD ayrıca, doğu Akdeniz'de ABD Donanmasının çok-rollü Aegis gemilerinin devamlı mevcudiyetini sürdürecektir. Bu gemiler, NATO hava ve füze savunmasına destek dahil, Türkiye'nin ve NATO misyonlarının savunmalarını destekleyecek bir dizi yeteneğe sahiptir. ABD Avrupa Deniz Kuvvetleri, Türk savunma ihtiyaçlarının desteklenmesinde Türk Donanmasıyla bölgedeki yakın işbirliğine devam edecektir" denildi.
Türkiye

Rusya'da Yazardan Gizli Kitap Basımı
Rusya'yı yaklaşık 16 yıldır yöneten Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iktidarına eleştirel bir bakışla yazılmış araştırmacı gazetecilik örnekleri ülkede yayınlanabiliyor ama ağır bir sansürle New York Times'a göre son dönemde Batılı pek çok gazeteci, Rusya hakkındaki kitaplarının kendilerine haber verilmeden içerisindeki bazı bölümler tamamen atılmış halde basıldığını öğrendi. İngiliz gazeteci Luke Harding'in "Kovulmuş: Bir Gazetecinin Mafyavari Rus Devletine İnişi" başlıklı kitabının Rusya'da Algorithm adlı bir yayınevi tarafından içeriğinde tahribatla basıldığının farkına vardı. Harding ailesiyle Rusya'da yaşarken uğradığı tacizleri, Alexander Litvinenko suikasti hakkındaki araştırmalarının çıkartıldığını söyledi. Algorithm yayınevinin sahibi Sergey Nikolayev kitabı Ukrayna'dan aldıklarını ve Harding'e 'ulaşamadıklarını' öne sürerek kendisini savundu. The Economist dergisinin eski Moskova muhabiri Edward Lucas'ın araştırma kitabı habersiz basılmış.
Milliyet

'İstanbul Bizim İçin Bir Fanus'
İngiltere'de yayımlanan Independent gazetesi, savaştan ve zulumden kaçan Iraklı ve Suriyeli LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksuel ve Transseksuel) bireylerin İstanbul'da yaşadıkları hayatına yer verdi. IŞİD'in infaz etmesi nedeniyle kaçan Araplar İstanbul'a sığınıyor. Haberde Arap eşcinsellerin ozellikle 'Tek Yon' gibi gece kuluplerinde sosyalleştikleri belirtiliyor. Gerçekleştirilen roportajda, Suriyeli Subhi "İstanbul bolgede ozgurluğun olduğu ve eşcinsel haklarının uygulandığı bir fanus" diye konuştu. Subhi, Suriye'de yaşananları anlatırken, 'El Nusra'nın camilerden eşcinsellerin yakalanmasına yonelik fetva verdirdiğini' belirtti. Subhi yaşadığı bolgede 22 kişinin eşcinsel oldukları gerekçesiyle El Nusra tarafından tutuklanmasından sonra İstanbul'a kaçmış. Ülkelerinden kaçan Arap eşcinseller tarafından İstanbul'da kurulan 'LGBT Arabie' isimli grup, Anadolu yakasında çay içmek ve sohbet etmek için toplanıyor. Grubun kurucularından 25 yaşındaki Nadir, "Burada binlerce kişiyiz" diyor. Genellikle Turkiye'deki LGBT hakları mucadelesi ve dunyadaki eşcinsel haklarının tartışıldığı toplantılara çoğunlukla Suriye ve Iraklı eşcinseller katılırken, Libya ve Faslı katılımcılar da bulunuyor. İstanbul, eşcinsel Araplar için bir ozgurluk alanı olsa da, birçoğu 'hem eşcinsel, hem yabancı' olmaları dolayısıyla duşmanlıkla karşılaştıklarını belirtiyor. Haberde, bu yıl duzenlenmesi engellenen ve polisin katılımcılara şiddet uyguladığı Onur Yuruyuşu ornek gosterilirken, Arap eşcinsellerin bir kısmının kentte kalmayı duşunmediği ve Avrupa'ya iltica etmek için bekledikleri belirtiliyor.
Milliyet

O Şimdi Bm Elçisi
İsrail'de Başbakan Benjamin Netanyahu'nun liderliğindeki aşırı sağcı koalisyon hükümeti BM'de görev süresi dolan Daimi Temsilci Ron Prosor'un yerine çok tartışmalı bir atama gerçekleştirdi. Halen kabinede Bilim ve Teknoloji Bakanlığı yapan Netanyahu'nın partisi Likud'dan Danny Danon, İsrail'in BM Daimi Temsilcisi olarak açıklandı. Ülkenin en uç görüşlere sahip siyasetçilerinden biri olarak bilinen Danon'un ataması İsrail'de gündeme bomba gibi düştü. Muhalefet 'şoktayız' diyerek tepki gösterdi. 'Bu topraklarda sadece tek bir devlet yaşayabilir' diyerek Filistin devletine karşı çıkan, iki devletli barış formülünü temelden reddeden, hatta Batı Şeria'nın da İsrail topraklarına katılması gerektiğini savunan Danon, daha önce Obama'nın Ortadoğu politikalarını da çok ağır sözlerle eleştirmişti. 44 yaşındaki siyasetçi, 6 yıldır Netanyahu'ya karşı parti içinde muhalefet eden ve kurultayda Başbakan'ın karşısına rakip olarak çıkan bir isim. Danon, Savunma Bakan yardımcılığı görevi yaptığı Gazze operasyonu sırasında Netanyahu ile ters düşünce görevden alınmasıyla da gündeme gelmişti. Türkiye ise bu aşırı sağcı siyasetçiyi, 9 Türk'ün hayatını kaybettiği Mayıs 2010'daki Mavi Marmara gemisi baskınından sonra Meclis kürsüsünden okuduğu açık mektup ile hatırlıyor. Danny Danon, Türkiye'nin olay sonrasında tazminat ve özür talep etmesine karşılık kürsüye çıkarak şu konuşmayı yapmıştı: İsrail Devleti adına sizden özür diliyoruz ki Türk hükümetinin desteğiyle teröristler o gemiye silah yükleyip yola çıkmadan önce yeterince önlem alamadık. Özür diliyoruz ki, komandolarımız gemiye çıkıp da silahlı direnişle karşılaştıklarında hala temkinli davranıp hemen kurşunlarını kullanmadılar. Özür diliyoruz ki gemideki sivilleri göz önünde bulunan komandolarımız dikkatli davranıp sadece 9 teröristi öldürdü. Eğer o gemide teröristlerin olduğunu önceden biliyor olsaydık gemide askerlerimizin hayatını tehlikeye atacak herkesin öldürülmesi emri verilmeliydi. Gemideki geriye kalan terör destekçilerini cinayete teşebbüsten yargılamak yerine serbest bırakıp bir de dönüş masraflarını karşıladığımız için bir özür daha dilemek istiyoruz.
Vatan

Erbil'in Barzani Krizi Büyüyor
Görev süresi 20 Ağustos'ta sona erecek olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani'nin koltuğunda kalıp kalmayacağına ilişkin tartışmalar devam ediyor. Süleymaniye merkezli ve İran'a yakın olduğu belirtilen Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Goran Hareketi ve İslami Toplum Partisi (Komel), Barzani'nin 20 Ağustos'tan sonra görevine devam edemeyeceğini savunuyor. Bu partiler, söz konusu tarihten itibaren IKBY Parlamentosu Başkanı Yusuf Muhammed'in bölgesel başkanlığa vekalet etmesi gerektiğini ileri sürüyor. Barzani'nin lideri olduğu Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ise başkanlık seçiminin ertelenmesi nedeniyle Barzani'nin görevde kalacağını belirtiyor. Barzani'nin görev süresinin dolmasına birkaç gün kala Kürt bölgesindeki siyasi gerginlik de yükseldi. Süleymaniye'den yola çıkan Goran Hareketi'ne mensup 15 milletvekili, KDP'ye bağlı güvenlik güçlerinin kendilerini Erbil'e sokmadığını ileri sürüp, geri dönmüştü. Barzani, yükselen tansiyonu düşürmek için dün yayımladığı mesajda, tüm siyasi partilere parlamentoda toplanarak, "başkanlık krizini" çözmeleri çağrısında bulundu. IKBY Yüksek Seçim Kurulu, 20 Ağustos'ta yapılması gereken başkanlık seçimini, teknik hazırlıkların yetersizliğini gerekçe göstererek ertelemişti. Barzani, seçimlerin daha önce belirlenen tarihte yapılması halinde aday olarak 4 yıllığına daha başkan olmayı planlıyordu. Ancak seçimin ertelenmesi bölgesel başkanlık krizine neden oldu. Başkanlık seçimi ertelendiği için Barzani'nin görev süresinin uzatılması gerekiyor. Bunun için parlamentoda temsil edilen siyasi partilerin bir araya gelip ortak bir karar alması bekleniyor.
Star

POLİTİKA

Hem Anahtar Hem Kilit
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Başbakan Ahmet Davutoğlu arasındaki görüşme, MHP liderinin Meclis'teki makamında saat 14.00'te başlayacak. Görüşmeye, 7 Haziran sonrası iki parti arasındaki perde arkası temasları yürüten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın da katılması bekleniyor. Gelinen aşamada en erken tarihte seçime gidilmesini isteyen Davutoğlu'nun 25 Ekim Pazar gününü önerebileceği belirtiliyor. Kasım ortasında Antalya'da G-20 zirvesinin yapılacak olması nedeniyle diğer seçenekler 8 Kasım veya 22 Kasım olarak ifade ediliyor. Davutoğlu, Bahçeli'den, 45 günlük sürenin dolup karar yetkisinin Cumhurbaşkanı'na geçeceği 23 Ağustos'tan önce seçim kararının Meclis'te alınmasını isteyecek. Davutoğlu'nun, mevcut hükümetle veya MHP'nin destekleyip yine AK Parti'nin kuracağı bir azınlık hükümetiyle seçime gidilmesini istemesi bekleniyor. AK Parti'nin Meclis'ten seçim kararı aldırabilmek için Anayasa Komisyonu ve Genel Kurul'da MHP'nin desteğine ihtiyacı var. MHP'nin toplantılara katılmaması veya eksik katılıp çekimser kalması da AK Parti'nin istediği kararı çıkarmasına yetiyor. Olası bir seçim görüşmesinde 549 milletvekilinin de Genel Kurul'da hazır bulunması halinde 275 kabul oyuyla (katılanların yarıdan bir fazlası) karar alınabiliyor. 80 MHP'li oylamaya girip çekimser kalırsa AK Parti 257 sandalyeyle karar çıkaramıyor. Kabul oylarının yüksekliğine karşın geçmişte 1 Mart 2003 Tezkeresi bu nedenle kabul edilmemiş sayıldı ve 1996'daki Mesut Yılmaz hükümetinin güven oylaması da aynı nedenle Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildi. Mevcut parlamento yapısında CHP (131 sandalye) ile HDP (80 sandalye) aynı yönde hareket ederse ve en az 36 MHP'li oylamaya girmezse karar için asgari oy şartı 257'ye düşüyor. Bu durumda AK Parti istediği kararı çıkarabiliyor. MHP Merkez Yönetim Kurulu her türlü kararla ilgili Bahçeli'ye tam yetki verdi. Bahçeli geçen hafta yaptığı açıklamada, "Millet ve devlet bekasının aşırı ve anormal ölçülerde tehdit ve tehlikelere maruz kaldığı bugünkü ortamda hiçbir parti siyasi ikbal ve seçim hesabına odaklanamayacaktır. Erken seçim gündemi artık tedavülden kalkmıştır" demişti. Kulislerde, Davutoğlu'nun çantasındaki diğer seçeneklerin, "süresi bütçe dönemiyle sınırlı bir koalisyon" veya "liste halinde takvime bağlanmış az sayıda yasal değişiklikle seçime gidilmesi" olduğu belirtiliyor. AK Parti'nin, birkaç ay da olsa Meclis'in aktif çalışacağı bir dönem öngörmediği biliniyor. Meclis'in çalıştığı her durumda muhalefet, 17-25 Aralık dosyalarını açtırmak amacıyla soruşturma önergelerini gündeme getirmek için hazır bekliyor. 17-25 Aralık soruşturmasının yeniden açılması Bahçeli'nin de koalisyon ön şartları arasında bulunuyor.
Hürriyet

'Koalisyon'dan Çok 'Erken Seçim'
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun CHP ile yaptığı koalisyon ortaklığı görüşmelerinden bir sonuç çıkmaması üzerine gözler bugün Meclis'te gerçekleşecek Davutoğlu-Bahçeli görüşmesine çevrildi. Ak Parti cephesinde MHP ile yapılacak görüşmelerden 'koalisyona dair bir sonuç' beklenmiyor Davutoğlu, dün Ak Parti'de oluşturulan ve Faruk Çelik'in başkanlığını yaptığı MHP komisyonu ile bir araya geldi. Davutoğlu-Bahçeli görüşmesinde 'koalisyon' ve 'seçim' başlıklarıyla ilgili her türlü olasılık değerlendirilecek. Ancak görüşmenin ardından koalisyona dair bir anlaşma beklenmiyor. Ak Parti kulislerine yansıyan bilgilere göre, Davutoğlu, Bahçeli ile 'koalisyon'dan çok, 'erken seçim'e nasıl gidileceği konusunu ele alacak. Ak Parti, 'kısa süreli hükümet' önerisini buna rağmen MHP'ye de sunacak. MHP'nin buna sıcak bakmadığı biliniyor. Daha önce 'azınlık hükümeti'ne de sıcak bakmadığını açıklayan MHP'nin 'mevcut hükümet ile seçime gitme'ye dair daha önce yaptığı açıklamalar da Davutoğlu tarafından Bahçeli'ye hatırlatılacak. Başbakan Davutoğlu görüşmede, erken seçim kararını Cumhurbaşkanı'nın almasının yasal olarak yetkisi çerçevesinde olduğunu hatırlatacak ve bu seçeneğin kullanılmasının Türkiye'nin geçtiği kritik dönemde 'olağanüstü hava' oluşturacağı için sakıncalarına dikkat çekilecek. Tüm partilerden temsilci alınarak oluşturulacak Bakanlar Kurulu'nun süreci zorlaştıracağı ve bu nedenle en iyi seçeneğin Meclis kararıyla seçime gidilmesi olduğu anlatılacak ve MHP'den destek istenecek. MHP'den olumlu sinyal gelirse bazı düzenlemelerin de yaşama geçirilmesi için destek talebinde bulunulacak. Davutoğlu, cuma günü katıldığı bir televizyon programında, "Bana hiçbir koalisyon sinyali vermeyen Bahçeli'ydi. Bana en başında deseydi ki 'Biz de koalisyon düşünebiliriz, CHP ile eş zamanlı görüşelim' deseydi, eş zamanlı yapardık. Şu ana kadar vakit kaybetmezdik. Bahçeli, CHP ile olmayınca, 'gelin birlikte koalisyon yaparız' sinyali de vermedi. MHP ile görüşebilecek bir aralık kalırdı. Bu arka planı herkesin bilmesi lazım" demişti.
Milliyet


SPOR

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş farklı galibiyetin ardından futbolcularını överken "Kazanmak için sahaya çıktık. Oyuncularım galibiyeti hak ettiler. Bölüm bölüm iyi işler yaptık. Bazen disiplinden koptular. Hücumda zengin savunmada disiplinli olmalıyız. Oyuncularım kalitelerini gösterdiler" ifadelerini kullandı. Quaresma'nın performansını beğendiğini belirten Güneş, Gökhan Töre için ise "Hareketli oynadı" dedi. Galatasaray'ın transferi için ciddi girişimlerde bulunduğu tecrübeli kalecisi Cenk Gönen ile ilgili sorulara net ifadelerle cevap veren tecrübeli teknik direktör Şenol Güneş şunları söyledi: "Bütün oyuncularıma ihtiyaç duyuyorum. Zorlu bir maratona giriyoruz. İlk üç maçı kayıpsız geçmek istiyoruz. Cenk bizim kalecimiz. Bir yere gitmiyor. Bizim ağzımızdan futbolcuları bir yerlere satıyorlar. Takımda kalmak istemeyen oyuncuya yardımcı oluruz."
Hürriyet

Yeni sezon öncesi 10 yeni tranfer yapan Fenerbahçe, 11'inci için geri sayıma geçti. Teknik Direktör Pereira'nın kanatlara takviye için alınmasını istediği Sofiane Feghouli'nin transferinde Sarı-Lacivertliler mutlu sona yaklaştı. Sportif Direktör Guiliano Terraneo, İspanya'ya giderek Valencia ile Cezayirli futbocu için masaya oturdu. Sarı- Lacivertliler pazarlıkları bonservis için 8 milyon euro teklif ederek açtı. Valencia, 25 yaşındaki Feghouli için 10 milyon euro istedi. Yapılan uzun hesaplamalarda Yarasalar, Fenerbahçe'nin istediği rakama gelmeyince Terraneo, masaya kiralama teklifini koydu. Valencia'nin bu öneriye sıcak baktığı ve anlaşmanın yakın olduğu öğrenildi. Öte yandan Fenerbahçe'nin Feghouli ile de maddi konularda el sıkıştığı bildirildi. Valencia'da geçen sezon 33 lig maçına çıkarak istikrarlı bir görüntü veren Cezayirli futbolcu, Sarı- Lacivertliler'in yıllık 4 milyon euroluk teklifine 'evet' dedi. İspanyol ekibinde yıllık 3.8 milyon euro alan Feghouli'nin Fenerbahçe'de kazanacağı paranın primler ve maç başı ücretle 4.5 milyon euro seviyesine çıkabileceği ifade edildi. 25 yaşındaki Feghouli, 2010'da geldiği Valencia'da ilk sezon Almeira'ya kiralık giderken, son 4 sezonda 122 lig maçı oynadı ve 19 gol kaydetti.
Star

Galatasaray yönetimi, Muslera ve Burak Yılmaz ile ilgili açıklama yaptı. Yönetim açıklamasında "Öncelikle her iki oyuncumuz için de kulübümüze gelen resmi bir teklif yoktur. Direkt olarak ne Burak ne de Muslera için bize bir teklif ulaşmadı. Eğer bir teklif olsa bile Burak için 20 milyon euro, Muslera için de 50 milyon euro istiyoruz. Bunun dışındaki teklifleri kabul etmemiz söz konusu değildir" ifadelerine yer verdi. Burak için en ciddi teklif Beşiktaş'ın eski hocası Biliç'in takımı West Ham United'dan geldi. İngiliz kulübü, milli futbolcu için 12 milyon euroyu gözden çıkarmıştı. Galatasaray'ın Burak'ın fiyatını 20 milyon euro olarak belirlemesi West Ham United cephesinden nasıl karşılanacağı merak konusu. Muslera için Manchester United nabız yokluyor. ManU, 50 milyon euroluk bonservisi nedeniyle transferi askıya alabilir. Öte yandan Sivasspor maçına yedek başlayan ancak oyuna girdikten sonra takımının 1 puan almasında önemli rol oynayan Burak Yılmaz'ın maçta omuzuna darbe aldığı açıklandı. Milli futbolcunun omzunda eklem çıkığı tespit edildi. Burak Yılmaz yapılan özel bir bandajla dünkü antrenmanda takımla birlikte çalışmalara katıldı. Sağlık heyetin, Burak için tedaviye hemen başladığı ifade edildi.
Star

Beşiktaş, Mersin'i farklı yendi. 12. saniyede Cenk ceza alanı önünden vurdu. Ancak şutu kalecide kaldı. Aynı dakika içinde kornerden gelen topu Quaresma ceza alanı içinde doldurdu, Atiba'nın kafası direkten döndü. 9'da Oğuzhan'ın pasında Cenk rakibini ekarte ettikten sonra topu uzak direkten ağlara bıraktı: 0-1. 20'de Nakoulma, Khalili'nin ara pası ile ceza alanına girdi, Rhodolfo'dan sıyrıldıktan sonra Tolga'yı da çalımladı ve topu boş kaleye bıraktı: 1-1. 44'te Olcay, Oğuzhan'ın pasıyla ceza alanında hareketlendi, pasını verdi, Cenk dokundu: 1-2. 52'de Cenk çaprazda kaleciden sıyrıldı, vuruşu yandan dışarı çıktı. 60'ta Oğuzhan ceza alanı içinde vurdu, kaleci son anda kornere çeldi. 68'de Cenk, Oğuzhan'ın pasında bir kez daha fileleri havalandırdı: 1-3. 73'te Oğuzhan bir kez daha pasını verdi, bu kez Olcay, sahneye çıktı: 1-4. 89'da Vederson'un frikiği direkten döndü. 89'da Welliton vurdu, kaleciden dönen topu Nakoulma ağlara gönderdi: 2-4. 90+2'de Kerim kapanış golünü attı: 2-5.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme