24 Ağustos 2015 Pazartesi

24.08.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Yarbay Abinin Şehit İsyanı
Şehit Yüzbaşı Ali Alkan'ın (32) naaşı Şırnak'taki törenin ardından helikopterle Osmaniye'deki Şehit Halil İbrahim Karaoğlanoğlu Kışlası'na getirildi ve Osmaniye Devlet Hastanesi morguna konuldu. 1.5 yıl önce annesi Fatma Alkan'ı kaybeden şehidin cenazesi dün öğlen helallik için önce Fatih Mahallesi 3026 Sokak'taki baba evine getirildi. Helallik alınmasının ardından şehidin cenazesi, tören için Envar-ül Hamit Camii'ne getirildi. Şehidin cenaze törenine, Osmaniye Valisi Kerem Al, AK Parti, CHP ve MHP milletvekilleri, Osmaniye Belediye Başkanı MHP'li Kadir Kara, askeri ve mülki erkan ile büyük bir kalabalık katıldı. AK Parti Osmaniye milletvekilleri Suat Önal ve Mücahit Durmuşoğlu ile AK Parti İl Başkanı Hamza Tor alana gelip cenaze namazı için ön safa geçmek istediği sırada kalabalıktan bir kişi "Sizin burada işiniz yok. Defolun buradan" diyerek tepki gösterdi. Bunun üzerine şehidin yakını olduğunu belirten bir başka kişi de "Ben şehit yakınıyım, ön safta değilim, bu çapulcuların önümde ne işi var" dedi. AK Parti milletvekillerine ön safta protokol yeri açtığı için bazı kişiler cenaze namazını kıldıran Osmaniye Müftüsü Ramazan Çortul'a tepki göstererek, "Kula kulluk yapma, makamına saygı göster" diye bağırdı. Gelen tepkiler nedeniyle AK Partililer kalabalık tarafından alandan uzaklaştırıldı. Şehidin teyzesinin oğlu Ahmet Şahin ise bu sırada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a seslenerek "Ne anlaşması yaptın ki bu vatan evlatları böyle gidiyor? Bunun sonu ne zaman gelecek? Neden Türkiye ayağa kalkmıyor? Türkiye neden uyuyor? Çözüm Süreci bu mu? Çözüm burada yatıyor" dedi. Şehidin abilerinden biri de "Ben alıyorum, götürüyorum. Bu cenaze namazı alayda kılınacak. Ben burada bu çapulcularla birlikte istemiyorum cenaze namazını" dedi. Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, acılı abinin ağzını kapatarak sakinleştirmeye çalıştı. Daha sonra arka saflarda duran şehidin diğer abisi Jandarma Yarbay Mehmet Alkan, şapkasını çıkarıp "Bırakın beni" diyerek tabutun başına geldi. Şehidin babası Hasan Alkan ile abisi Deniz Astsubay Başçavuş Mustafa Alkan ise törende güçlükle ayakta durabildi. Tepkilerin artması üzerine Müftü Çortul, gerginlik daha da tırmanmadan namazı kıldırmak için "Allahuekber" diye tekbir getirip halkı cenaze namazına davet etti. Ancak törene katılanlar bir türlü sakinleştirilemedi. Müftü Çortul ile birlikte Belediye Başkanı Kadir Kara ve yanındaki imamlar namaza durdu. Namazın ardından tabutun başına gelen Yarbay Mehmet Alkan şehit kardeşine "Ali'm" diye seslendi ve şapkasını çıkarıp bağırarak, "Buradaki vatan evladı daha 32 yaşında. Vatanına, sevdiklerine doyamadı. Bunun katili kim? Bunun sebebi kim? Düne kadar çözüm diyenler ne oldu da sonradan savaş diyor" diye feryat etti.
Hürriyet


Manzara Değişmedi!
İstanbul'da sabah saatlerinde etkili olan sağanak yağış, vatandaşlara zor anlar yaşattı. Aniden bastıran yağmura hazırlıksız yakalanan İstanbullular, Kadıköy'de Haldun Taner Tiyatro binasının önüne sığındı. Üsküdar'da sahilde ise yol üzerinde oluşan su birikintileri vatandaşa adeta seksek oynattı. Suyun üstünden atlayarak geçmeye çalışan vatandaşların görüntüsü dikkat çekti. Taksim'de ise yağmura hazırlıksız yakalananlar mağazaların tentelerinin altına sığınarak yağmurdan korunmaya çalıştı. İstanbul'un bazı semtlerinde aniden başlayan sağanak yağmur, hayatı felç etti. Taksim Meydanı'nın altından geçen alt geçidi, sağanak yağmur sonrası su bastı. Yarım metreyi geçen su birikintisi nedeniyle sürücüler zor anlar yaşadı. Alt geçidi su basması nedeniyle Tarlabaşı'ndan trafik kesildi. Tüneldeki su seviyesi yarım metreyi aştı. Su birikintisi nedeniyle ilerlemekte güçlük çeken araçlar uzun kuyruklar oluşturdu. Alt geçitteki su vidanjör ile tahliye edildi. Tarlabaşı istikametinden Şişli yönüne gitmek isteyen araç sürücüleri, alt geçidin üstünden Tarlabaşı istikametine dönmek zorunda kaldı. Bazı sürücü ve yolcular görevlilere tepki gösterdi. Kimi yolcularda otobüslerden inerek gidecekleri yere yürüdüler. Bir özel halk otobüsü şoförü, Eminönü'nden geldiğini belirterek, "Şimdi Kasımpaşa'dan dolansam saatimiz de geçecek. Nasıl olacak bilmiyorum. Suyun tahliye edilmesini bekleyeceğim" diye konuştu. Üsküdar'da da aniden bastıran yağmur, yaya ve taşıt trafiğini olumsuz etkiledi. Araçlar yolda ilerlemekte zorluk çekerken, bazı vatandaşlar ayakkabılarını çıkarıp yürüdü. İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı ekipler ise yağmurdan kilitlenen meydanı açmak için çalışmalar yaptı. Üsküdar meydanda biriken suyu ayakkabılarını çıkartarak aşan Ömer Aykut, "Maalesef ülkenin hali bu. Yapılacak bir çözüm de yok. Ayakkabıları çıkartmadan geçmek biraz zor. Su soğuk değil ama pek güzel bir olay da değil" diye tepkisini dile getirdi.
Milliyet

Hapishaneler 'Örtülü Af' Yöntemiyle Boşaltılacak
Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı yönetmelik değişikliği ile hükümlülerin kapalı cezaevinden açık cezaevine geçiş süresi yarı yarıya indirildi. Yönetmeliğin önceki halinde cezalarının 5'te 1'ini iyi halli olarak çeken hükümlülerin açık cezaevine geçişi öngörülürken değişiklikle bu oran 10'da 1 olarak düzenlendi. Açık cezaevinde 6 ay kalan hükümlülerin şartlı tahliye tarihine 1 yıl kala erken tahliye olabileceklerine ilişkin 2012'de yürürlüğe giren "örtülü af" düzenlemesi ile birlikte değerlendirildiğinde örtülü aftaki ceza indirimleri artmış oldu. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'da 5 Nisan 2012'de yürürlüğe giren değişiklikle af gibi bir düzenleme getirilmişti. Düzenleme, cezalarının son 6 ayını açık cezaevinde geçiren ve şartlı tahliyesine 1 yıl kalan hükümlülerin, denetimli serbestlik tedbiri alınarak tahliye olacaklarını öngörüyordu. Açık cezaevine geçme koşulu ise kanunda cezasının en az 5'te 1'ini iyi halli yatmış olmak olarak düzenleniyordu. Ancak bu düzenlemede öngörülen sürelerin de cezaevi nüfusunu azaltmakta yetersiz kalması üzerine 24 Ocak 2013'de yeni bir indirim düzenlemesi getirildi. Buna göre tahliye için aranan "son 6 ayını açık cezaevinde geçirme" koşulunun 31 Aralık 2015 tarihine kadar uygulanmayacağı hükme bağlandı. Değişikliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte, 18 ay ceza alan bir hükümlü hiç cezaevine girmeden, diğer hükümlüler ise şartlı tahliyelerine 1 yıl kala "tahliye" olabiliyor. Uygulamaya göre 3 yıl hapis alan hükümlü cezasının 5'te 1'ini yani 7 ay 6 gün açık cezaevinde yatıp tahliye oluyordu. Yapılan son değişiklikle yeni bir durum ortaya çıktı. Önceki gün Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile açık cezaevine geçme koşulları yeniden düzenlendi. Buna göre eski yönetmelikte cezanın en az 5'te 1'ini çekme koşulu, 10'da 1 olarak düzenlendi. Bu düzenlemeye göre 18 ay hapis cezası alan hükümlü açık cezaevinde sadece 54 gün hapis yatıp tahliye olabilecek. Yönetmelik değişmeseydi bu hükümlü 6 ay açık cezaevinde kalıp tahliye olacaktı. 3 yıl hapis cezası alan hükümlü ise sadece 3 ay 18 gün kapalı cezaevinde kaldıktan sonra 6 ay da açık cezaevinde kalacak ve tahliye olacak. Eski durumda bu hükümlü de 7 ayı açık cezaevinde olmak üzere toplam 1 yıl 1 ay yatıp tahliye olacaktı. Bu durum daha ağır cezalar alan hükümlüler için de önemli indirimler anlamına gelecek. Açık cezaevine geçmek için koşullu salıverilme tarihine 6 yıl veya daha az süre kalması koşuulu ise 7 yıl olarak değiştirildi. Müebbet hapis alanlar için 5 yıl, yüksek güvenlikli cezaevlerinde kalanlar için 3 yıl olarak belirlenen bu süreler ise değişmedi.
Milliyet


O Da Mı Kanada'ya Sığınacak?
İstanbul Bakırköy Savcılığı'nca hakkında yakalama kararı çıkarılan Ergenekon'un eski savcısı Zekeriya Öz'ün, Almanya'dan siyasi sığınma istediği iddia ediliyor. Federal Alman Savcılığı'na başvurup siyasi sığınma talebinde bulunduğu öne sürülen Öz'ün Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvurup yanında götürdüğü belgeler ile 21 CD'yi teslim edeceği ardından da Kanada'ya gidip sığınma isteyeceği de diğer iddialar arasında. Ergenekon davasının kilit isimlerinden olan Tuncay Güney de Kanada'da yaşıyor. Öz'ün akıbeti tam bir bilmeceye dönüşürken Balyoz davasının açılmasına neden olan evrak dolusu bavulu Mehmet Baransu'ya veren kişi olarak bilinen ve Baransu'yla birlikte Balyoz davasına ilişkin kitap yazan Tuncay Opçin de yurt dışına çıktı. Hakkında açılmış bir dava bulunmamasına rağmen yurt dışına çıkan Opçin, gidişini sosyal medyadan duyururken twitterda, "Elimi kolumu sallayarak, Atatürk Havalimanı'ndan çıktım. Gidebilen gitti, kalan yakalandı" yazdı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca (HSYK) önceki gün yapılan açıklamada Öz'ün hâlâ 'savcı' kimliği taşıdığı çıktı. İstanbul Başsavcılığı, Öz'ün savcı olup olmadığını, HSYK'ya sordu. HSYK, meslekten ihraçla ilgili "Karar tebligat aşamasında" dedi. Bu cevap Öz'ün hâlâ savcı olduğu anlamına geliyor. Öte yandan Adalet Bakanlığı yurt dışına kaçan Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın görüldüğü ülkede yakalanması için kırmızı bülten hazırladı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 110, 0250-110, 1606                             
ABD Doları 2, 9486-2, 9527/ Euro 3, 3596-3, 3652/İngiliz Sterlini 4, 6207-4, 6301                  

Otomotivde 'Zam' Sesleri
İçeride siyasi belirlisizlik, erken seçim ve terör olayları dışarıda ise Fed'in eylül veya aralıkta faiz artırımana gideceği beklentisiyle kurlarda yaşanan hızlı artış en çok otomotiv pazarını etkileyecek. Doların 3 TL'yi, Euro'nun ise 3.30 TL'yi bulmasıyla birlikte otomotiv sektöründe 'zam' kaçınılmaz oldu. Eylül ayıyla birlikte elinde fazla stoğu olmayan en az yüzde 5 ila 10 arasında bir zam yapmak zorunda kalacak. Hatta kurla satış yapan bazı markalar şimdiden yüzde 5 zammı işleme koydu bile. Yani yılın ilk 7 ayında yüzde 50'ye yakın büyüyen, ağustos ayında da 'zam gelecek' endişesiyle satışlardaki artışı sürdüren otomotivde yılın son 4 ayında önemli kayıplar yaşanabilir. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Genel Koordinatörü Hayri Erce de otomotiv pazarının 2015 yılında ağustos ayına kadar beklentilerin bir miktar üzerinde geldiğini, ancak yılın kalan kısmının çok kolay olmayacağını söyledi. Erce, bu yılın ilk 7 ayında yaklaşık yüzde 50 büyüyen otomotiv pazarı için senenin geri kalan kısmının biraz daha belirsiz göründüğünü ifade etti. Erce, "Bundan sonra ağustos ayının da geçtiğini düşünürsek, 'Eylülün başından itibaren daha zorlu bir süreç bekliyor' düşüncesiyle şu ana kadar, özellikle de senenin ilk 6 ayı daha öngörülebilir değerlendirildi herkes tarafından. İstanbul Autoshow fuarımızın da olumlu etkisini yaşadık. Dolayısıyla bu sene beklentilerin bir miktar üzerinde pazarla ağustos ayına kadar geldik. Ama bundan sonra yılın kalan kısmının çok kolay olacağını düşünmüyorum" diye konuştu. 2015 yılı için otomotiv pazarı tahminlerinin 900-950 bin arasında olduğunu aktaran Erce, erken genel seçimle birlikte pazarın 900 bin civarına, hatta bunun bir miktar altına kayabileceğini dile getirdi. Hayri Erce, daha öngörülebilir değerlendirilen yılın ilk döneminde "Fed faiz artırmaya başladığında veya seçimlerin tekrarı söz konusu olursa kurlar artabilir, faiz yükselebilir" düşüncesiyle satışların bir miktar öne çekildiğini aktardı. Otomotiv pazarındaki satışlarda 7-8 ayda baz etkisiyle bir artış yaşandığını ve bunun etkisiyle bu senenin zaten olumlu kapanacağını belirten Erce, "Ama senenin son çeyreğinde zor bir süreç bizi bekliyor" dedi.
Hürriyet

15 Dakikada Göztepe
İstanbul'un iki yakasını deniz tabanında karayolu tüp geçişi ile birbirine bağlayacak olan Avrasya Geçişi Projesi'nin tünel kazma çalışmaları tamamlandı. 2014 yılı Nisan ayında başlayan ve 2017 yılında ulaşıma açılması planlanan proje 1 milyar 245 milyon dolarlık finansman ile gerçekleşiyor. Yap-İşlet- Devret modeli ile 24 yıl 5 ay Ataş tarafından işletilecek olan Avrasya tüneli bu sürenin sonunda kamuya devredilecek. 3.4 kilometresi İstanbul Boğazı'ndan olmak üzere toplamda 14.6 kilometre uzunluğunda olan Avrasya Geçişi Projesi, trafiğin yoğun olduğu Kazlıçeşme- Göztepe güzergâhındaki ortalama 100 dakikalık yolculuk süresini, 15 dakikaya kadar düşürecek. Proje Ağustos 2017'de tamamlandığında 'seyahat sürelerinin kısalması' ile emisyon miktarlarında, yakıt tüketiminde ve araç bakım masraflarında azalma gerçekleşirken, Türkiye ekonomisine de katkı sağlayacak.
Hürriyet

230 Tl Zam
Hükümet ile Memur-Sen arasında önceki gün imzalanan toplu sözleşmeyle memurlara 2016 yılında verilen yüzde 6+5 zam, işe yeni giren bir hizmetlinin maaşını sosyal yardımlarla birlikte 2016 yılı ocak ayında 2 bin 151 TL'ye, temmuzda ise 2 bin 259 TL'ye çıkaracak. Türkiye Kamu-Sen ARGE merkezinin çalışmasına göre aynı dönemde Başbakanlık Müsteşarı'nın maaşı da sosyal yardımlarla birlikte 8 bin 712 TL'ye kadar yükselecek. Zamlardan memur emeklileri de yararlanacak. Anlaşma, 2016 yılından itibaren emekli olacak memurların ikramiyelerinde de 3 bin 765 TL'lik bir artış getirecek. Konfederasyonun hesaplamasına göre, 16 yıllık bir öğretmen şu anda 2 bin 699 TL alırken; ocak ayında sosyal yardımlarla birlikte 2 bin 860 TL alacak. Temmuz'dan sonra ise maaşı 3 bin 4 TL olacak. 16 yıllık bir pratisyen tabibin maaşı 4 bin 62 TL'den, ocak ayında 4 bin 306 TL'ye; Temmuz'da da 4 bin 521 TL'ye çıkacak. İmzalanan toplu sözleşmenin bütçeye maliyeti ise açıklanmadı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik konuyla ilgili sorulara yapılacak hesaplamadan sonra yazılı bir açıklamayla maliyetle ilgili bilgi verileceği yanıtını verdi. Daha önce yapılan açıklamalarda ise memur maaşlarında her bir puanlık artışın 1.5 milyar TL yük getireceği belirtilmişti. Bu hesaba göre yılın ilk 6 ayı için verilen 6 puanlık zammın maliyeti 9 milyar TL'ye çıkıyor. Öğretmenlerin nöbet ücretlerinde yapılan artışın da ciddi bir maliyeti olduğu belirtilirken; ilk 6 aylık maliyetin 10 milyar TL'yi aştığı vurgulanıyor. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da yaptığı açıklamada, imzalanan toplu sözleşmenin bütçeye getirdiği yükün 20 milyar TL'yi bulduğunu belirtti. Ekonomi yönetiminin imzalanan toplu sözleşmeye bütçeye etkisi nedeniyle itiraz ettiği, ancak hükümetin "Masadan anlaşmayla kalkılacak" yaklaşımı gösterdiği de belirtiliyor.
Hürriyet

Döviz Fırladı, Böyle Oldu
Dolar 3 liralık psikolojik sınırı geçti, yılbaşından bu yana yükselişi yüzde 30'u buldu. Bu yükseliş şirketlerin yükümlülüklerini, dolarla borçlananların borçlarını artırdı, TL'yi en fazla değer kaybedenler listesinde ikinciliğe taşıdı. İthal ürünler yüzde 30 zamlandı, dolarla alıp TL ile satanlar "zam yapsam satamam, yapmasam zarardayım" ikilemiyle ne yapacağını şaşırdı. Doların etkisiyle değer kazanan altın son 4 yılın en yüksek seviyesine çıkınca, çeyrek altının fiyatı 2 ayda 30 lira arttı. Bu da bir taraftan düğün yapacakları kara kara düşündürürken, diğer taraftan da Türk kadınlarının geleneksel sosyal faaliyeti olan altın günlerine darbe vurdu. Dolardaki artışın tek 'olumlu' sayılabilecek noktası ise, ithal ürün çılgınlığının gerilemesi oldu.
Türkiye

Uzay Ve Havacılıkta 2 Milyar $ Ciro İçin Osb Sırasına Girdiler
Yıllık potansiyel ciro hedefi 2 milyar dolar olan Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) yer almak için 104 şirket yaklaşık 1 milyon metrekarelik talepte bulundu. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş, Kazan sınırlarında ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ'nin (TUSAŞ/TAI) yanında 730 hektarlık alanda kurulacak OSB için SSM, Ankara Sanayi Odası ve Savunma Sanayi İmalatçılar Derneği'nin katılımıyla tüzel kişilik oluşturulduğunu söyledi. Bu yılın sonuna kadar OSB'nin alt yapı ihalesinin yapılmasının öngörüldüğünü belirten Aktaş, "Bugüne kadar 104 şirket tarafından yaklaşık 1 milyon metrekare talepte bulunuldu. Bunların 370 bin metrekarelik kısım için ön ödemeleri yaptı" dedi. 2016'da tamamlanması planlanan OSB'nin yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağlanacağına dikkati çeken Aktaş, yıllık potansiyel ciro hedefinin 2 milyar doları bulduğunu belirtti.
Türkiye

Toplu Sözleşme Resmi Gazete'de Yayımlandı
Kamu görevlilerinin geneline ve hizmet kollarına yönelik mali ve sosyal haklarına ilişkin 2016- 2017 yıllarını kapsayan 3. dönem toplu sözleşme, Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, kamu görevlilerinin aylıklarında 2016'nın birinci 6 aylık dönemi için yüzde 6, ikinci 6 aylık dönemi için ise yüzde 5 olmak üzere kümülatif yüzde 11.3 oranında artış yapılacak. 2017'nin birinci 6 ayı için yüzde 3, ikinci 6 aylık dönemi için ise yüzde 4 olmak üzere kümülatif yüzde 7.1 artış olacak. Bu artışa ilave olarak her iki yılda da enflasyon oranının yapılan maaş artış oranını aşması durumunda ortaya çıkan enflasyon farkı da kamu çalışanlarına ayrıca ödenecek. Eylül 2015''ten geçerli olmak üzere memur emeklilerinin tazminatlarında yapılacak düzenlemeyle memur emekli aylıklarında ortalama 100 lira artış sağlanacak. 2005 yılından sonra göreve başlayan kamu çalışanlarına ilave bir derece verilecek. Öğretmenlere 2016 yılında aylık brüt 98 liraya kadar, 2017 yılında da aylık brüt 140 lira nöbet ücreti ödenecek. Hafta sonlarında merkezi sınavlarda görevlendirilen öğretmenlerin sınav ücretleri 58 liradan, 132 liraya çıkarılacak. Toplu sözleşmede, öğretmenlere öğretim yılına hazırlık ödeneği de belirlendi. Buna göre, öğretmenlere 2016 yılında bin lira, 2017'de bin 50 lira olarak ödenecek. Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan bazı personel için döner sermaye ek ödeme tavan katsayısı artırıldı. Başta sağlık personeli olmak üzere hizmet kollarında yetkili sendikalarca gündeme getirilen fiili hizmet zammı talebini değerlendirmek üzere bir "Bilim Kurulu" oluşturulacak.
Milliyet

4.5g Hız Farkı 1.1 Milyar Tl
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 26 Ağustos'ta başkentte yapılacak 4.5G ihalesinde son 48 saate girildi. Kamuoyunda 4G olarak tabir edilen IMT (Uluslararası Mobil Telekomünikasyon) Yetkilendirmesi İhalesi'nde geçen ay yapılan değişiklikle kurulacak yeni altyapılarda asgari "IMT-Advanced" yani 4.5G teknolojisi kullanılması şartı getirildi. 26 Ağustos'taki ihale için Turkcell, Avea, Vodafone ve Netgsm tarafından 50 bin lira bedelle şartname alındı. İhalenin katılımcıları belli olurken, ödeyecekleri tutarda asgari 1.1 milyar liralık fark oluştuğu dikkat çekiyor. 26 Ağustos'ta 20 ayrı frekans paketi, açık artırmayla ihale edilecek. 800, 900, 1800, 2100 ve 2600 MHz bandında 20 ayrı frekans paketinin asgari değer toplamı KDV hariç yaklaşık 2.3 milyar euro olacak. BTK tarafından ilk önce 4G olarak 26 Mayıs'ta yapılacağı duyurulan ihale, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamada, "Dünya 5G'yi konuşuyor. 4G'yle hiç zaman kaybetmeyelim. Aksi takdirde 4G'ye geçersek Türkiye çöplük haline döner" ifadesini kullanması üzerine, 26 Ağustos'a ertelenmiş, ihale şartnamesi 4.5G olarak yeniden düzenlenmişti. 3 aylık erteleme, kurda rekorlar kırdıran büyük dalgalanma nedeniyle TL cinsinden maliyette büyük fark ortaya çıkardı. 26 Mayıs'ta KDV dahil 7 milyar 791 milyon liralık ihale bedeli, bugün itibariyle 8 milyar 933 milyon liraya yükseldi. 3 ayda 1 milyar 142 milyon liralık fark oluştu. Bir başka deyişle şirketler 4.5G hızı için ekstradan asgari 1.1 milyar lira kadar daha fazla ödeme yapacak.
Vatan

'Altın Günü' Gitti 'Tl Günü' Geldi
Yılbaşından bu yana yükselen doların etkisiyle yurt içinde artan çeyrek altın fiyatları, altın borcu olan ve düğün yapacakların yanı sıra "Altın günü" düzenleyen kadınları da etkiledi. "Altın günü" için genellikle tercih edilen çeyrek altın fiyatlarının dünya ve iç piyasadaki dalgalanmalara bağlı olarak her ay değişmesi kadınların arasını açtı. Yıl başında 148 lira olan çeyrek ziynetin satış fiyatı, 21 Ağustos Cuma günü 178 liraya kadar yükseldi. Fiyattaki bu yükseliş kadınların birikim tercihlerine de yansırken, "Altın günleri" "TL Günü'ne dönüştü. Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, altın fiyatlarının son 4 yılın zirvesini gördüğünü anımsattı. Ramazanda düğün sezonu olmadığı için altında fiyatların düşük seyrettiğini hatırlatan Memiş, bir kısım vatandaşın o dönemde düşüşten faydalanarak altın aldığını dile getirdi. Ramazanda 155 lira civarında seyreden çeyrek altın fiyatının bugünlerde 180 liraya kadar çıktığını anlatan Memiş, ciddi yükselişten hem düğün yapacakların, hem de "Altın Günü" yapan kadınların etkilendiğini, şu anda her iki tarafın da şokta olduğunu ifade etti.
Vatan

DÜNYA
'Midilli'deki Dram İçin Avrupa Yardım Etmeli'
Yunanistan'ın Midilli Adası Ticaret Odası Başkanı Evangelos Myrsinias, adada yaşanan göçmen dramının sadece Türkiye ve Yunanistan'ın sorunu olmadığını vurgulayarak, Avrupa'nın bu insanlara kapılarını açmalarını ve sorunun çözümüne yardımcı olmalarını istedi. Umut yolculuğuna çıkan kaçak göçmenlerin Avrupa'ya ayak bastıkları ilk nokta Midilli Adası'nda insanlık dramı yaşanıyor. Yerel yönetimler, ada halkı ve gönüllüler bu insanlara yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyor ancak sorunu asıl çözecek olanın, bu insanlara kapılarını açacak olan Avrupa Birliği ülkeleri olduğuna inanıyorlar. Midilli Ticaret Odası Başkanı Evangelos Myrsinias, adada son zamanlarda çok büyük mülteci sorunu yaşadıklarını, artık rakamlara inanmakta zorlandıklarını söyledi. Bu insanları suçlamak gibi bir düşünceleri olmadığını belirten Myrsinias şöyle konuştu: "Çünkü onların ülkelerinde de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Ülkelerinde evlerini, hayatlarını, şimdiye kadar yaşamış olduklarını bırakarak geliyorlar buraya. O yüzden suçlu olan onlar değil. Çoğu Yunanistan'da kalmayı istemiyor. Hayat standartlarının, insan haklarının ve sosyal güvencenin çok daha iyi olduğu kuzey Avrupa ülkelerine gitmeyi arzuluyorlar. Biz de Kuzey Ege Bölge Valiliği, Belediye ve Ticaret Odası olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Özellikle iç turizmdeki yoğunluk nedeniyle son 2 haftada Atina'ya ekstra gemi seferleri ekledik. Ona rağmen bu seferler yeterli değil. Bizim şu anda tek yapabildiğimiz şey Avrupa Birliği ülkelerinden, özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinden, hiç olmazsa bu mültecilerin bir kısmını kabul etmeleri ve bu sorunun paylaşılması. Bu sadece Türkiye'nin ve Yunanistan'ın sorunu değil. Hep birlikte bir çözüm yolu bulmamız gerekiyor." Myrsinias, ilerleyen günlerde kaçak göçmen sayısında daha da artış olması halinde, bunu çözmenin tek yolunun Ada'da kalış sürelerini 2 güne kadar indirip Atina'ya göndermek olacağını ifade etti.
Hürriyet

Lübnan'da Çöp İsyanı
Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta haftalardır toplanmadığı için sokakta biriken çöpler ve ülkedeki yolsuzluklar halkta öfke patlamasına yol açtı. Önceki gece protesto için sokağa çıkan onbinlerce Lübnanlı, hükümeti protesto ederken, polisin müdahalesi sert oldu. Olaylarda biri ağır olmak üzere 35 kişi yaralandı. Polis, biber gazı, tazyikli su ve plastik mermiyle eylemcileri dağıtmaya çalıştı. Göstericiler de buna şişe fırlatarak karşılık verdi. Güvenlik güçlerinin müdahalesi halkın tepkisini büyütürken, protestocular, Arap Baharı'yla yayılan "Halk rejimin değişmesini istiyor", "Halk rejimin yıkılmasını istiyor" sloganlarını attı. Sanat ve medya dünyasından isimlerin de katıldığı gösteride, ülkedeki ekonomik, siyasi, güvenlik ve toplumsal alandaki sorunların kınandığı dövizler taşındı. Eylemciler, dini mercilerin de yolsuzluklara adının karıştığını savunarak, Lübnan Müftüsü Abdullatif Deryan ve Maruni Patriği Beşşara er-Rai'ye tepkilerini gösterdi. Lübnanlı aktivistler, Twitter'da da #YouStink (Siz kötü kokuyorsunuz) hashtagiyle konuyla ilgili paylaşımlar yaptı. Eylemciler, çatışmaların ardından Riyad el Sulh Meydanı'nda çadırlarıyla kalmaya devam ediyor. Lübnan Başbakanı Temmam Selam ise göstericilerin yanında olduğunu ve aşırı güç kullanan güvenlik güçleriyle ilgili yasal işlem yapılacağını söyledi. Selam, "Barışçıl gösteriler, anayasal haktır. Vatandaşlarımızın düzenlediği barışçıl gösterilerde, onları korumamız gerekiyor. Yaşananlar karşısında kimse sorumluluktan kaçamaz. Özellikle de sivil toplum kuruluşları mensuplarına ve oradakilere aşırı güç kullanımı konusunda. Olayın üzeri hesap sorulmadan kapatılmayacak. Sorumlu herkes hesap verecek, kimseyi korumayacağım" ifadelerini kullandı. Selam, "Mesele yalnızca çöp değil, bilakis daha büyük siyasi çöp sorunları var" diyerek siyasetçilerin sorumluluğuna da işaret etti. Cumhurbaşkanı seçilemediği için bu görevi de geçici olarak üstlenen Selam, Amerikan AP ajasına göre başbakanlıktan istifa edebileceği imasında da bulundu. 15 Şubat 2014'te başbakan olan, 25 Mayıs 2014'te de geçici olarak cumhurbaşkanlığı görevini alan Temmam Selam, 2005'te Suriye işgaline son veren Sedir Devrimi sırasında kurulan 14 Mart İttifakı'na yakın bağımsız bir politikacı olarak tanınıyor. Bununla beraber Selam, Hizbullah'ın da yer aldığı Şii ağırlıklı oluşumların bulunduğu 8 Mart İttifakı ile de iyi ilişkilere sahip.
Hürriyet

Türk Pasaportlu Bombacı!
Bangkok'ta ülke tarihinin en büyük terör saldırısında güvenlik kamerasına yakalanan sarı gömlekli bombacıyla ilgili spekülasyonlar Türkiye'ye kadar uzandı. Saldırının hemen ardından Taylandlı yetkililer saldırganın Müslüman azınlıktan değil muhtemelen hükümete muhalif 'kırmızı gömlekliler' hareketinden bir kişi olduğunu açıklamıştı. Ancak dün Tayland basınında yer alan 'Saldırgan Türk pasaportu kullanıyordu' haberi akılları karıştırdı. Habere göre Tayland Göçmen Bürosu yetkilileri basına dağıtılan robot resme benzeyen kişilerin pasaport fotokopilerini çıkarıp araştırmalara başladı. Khaosod haberine göre bir motosikletli taksici Muhammed Hüseyin adına düzenlenmiş Türk pasaportunda fotoğrafı olan kişiyi iki kez kaldığı oteline götürdüğünü söyledi ve bu kişiyi götürdüğü otelin resepsiyonunun çalışanı kendisine bir Türk pasaportu gösterildiğini belirtti. Resepsiyonist Suthiranın otelde son aylarda kalan başka Türk de olmadığını söylediği iddia edildi. Alınan bu bilgiler sonucunda Tayland polisi araştırmalarını bu yönde yoğunlaştırdı.
Vatan

'Mesele Sadece Cop Değil'
Başkent Beyrut'taki tek çöp toplama şirketinin Temmuz ayının ortalarında çalışmalarını durdurması ve ana çöp depolama merkezlerinden birinin kapatılması, başkentin ana caddeleri ile ara sokaklarında büyük çöp yığınlarının oluşmasına neden oldu. Lübnan'da hükümetin iki aydan bu yana soruna bir çözüm bulamaması, ülkede tansiyonun artmasına neden oldu. Beyrut'taki Meclis binası yakınında, ülkedeki çöp krizini protesto etmek amacıyla toplanan göstericiler, 'Arap Baharı' adı verilen halk ayaklanmaları sırasında olduğu gibi 'Halk devrim istiyor' ve 'Halk rejimin yıkılmasını istiyor' sloganları attı. Gösterilerde ülkedeki yolsuzluk iddiaları da protesto edildi. Güvenlik güçleri, cop, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla gösteriye müdahalede bulundu. Polis ile göstericiler arasında çatışmalar çıktı, 35 kişi yaralandı. Lübnan İçişleri Bakanı, çıkan olaylar sırasında gözaltına alınan göstericilerin serbest bırakılması için talimat verdiğini açıkladı.
Vatan

Mahmud Abbas İstifa Etti
Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Komitesi'nin yeniden seçilebilmesi için komitenin başkanlığından istifa etti. Abbas ile birlikte, 18 kişilik komitenin yarısından fazlası da istifalarını sundu. Filistinli yetkili Vasil Ebu Yusef, "Komitenin yarısından fazlasının istifası, yasal bir boşluk yaratıyor. Bu nedenle Filistin Ulusal Konseyi'nin bir ay içerisinde toplanıp yeni yürütme konseyini seçmesi gerekiyor" dedi. Yusef, istifaların bir sonraki Filistin Meclisi oturumundan itibaren geçerli olacağını söyledi. 740 üyeli meclis, neredeyse 20 yıldır toplanmadı. Yürütme Komitesi, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün en yetkili karar mercii konumunda bulunuyor. Komite, tüm Filistinliler adına İsrail ile barış görüşmelerini yürütüyor. Yusef, istifalar açıklanmadan önce komitenin Filistinli müzakereci Saeb Erakat ve Yasser Abed Rabbo'yu komitenin genel sekreterleri olarak seçtiğini de söyledi.
Vatan

Önce Dövdüler Sonra Aldılar
Yunanistan'dan Makedonya'ya geçmek için günlerdir sınırda temel insani ihtiyaçlarından yoksun bir şekilde bekleyen sığınmacılar geçişlerine engel olmaya çalışan Makedonya polisinin uyguladığı fiziksel şiddet sonrası ülkeye alındı. Makedonya hükümeti Perşembe günü olağanüstü hal ilan ederek çoğunluğunu Suriyelilerin oluşturduğu mültecileri durdurmaya çalıştı. Ancak sersemletici bomba ve cop kullanan Makedon polisi yine de sınırı geçmek için gelen sığınmacılara engel olamadı. Yetkililer, dün bin 500'e yakın göçmenin Makedonya'ya girdiğini belirtti. Makedonya'ya girebilenler, sınırdaki Gevgeli tren istasyonunda beklemeye başladı. Amaçları buradan Sırbistan'a giden trenlere binebilmek. Çoğu Suriyeli olan sığınmacılar arasında Iraklılar, Afganistanlılar, Keşmirliler ve Myanmarlılar var. Çoğu Türkiye üzerinden deniz yoluyla Yunanistan'a geçti. Asıl amaçlarıyla Sırbistan'a oradan da schengen bölgesindeki Macaristan'a, en nihayetinde ise Almanya'ya gitmek. Keşmir'den gelen Muhammed Usman Khan, yaşadıkalrı yerin Pakistan, Hindistan ve Çin arasında paylaşılamadığını ve o yüzden yaşanmaz bir hale geldiğini söylerek "Ben buraya yaşamak için değil sadece Avrupa'ya gidebilmek için geldim. Lütfen yolları açın. Bizi düşünmüyorsanız, burada sefil olan hamile kadınları, çocukları ve yaralıları düşünün" sözleriyle haykırdı. Kızılhaç ile birlikte bölgedeki göçmenlere yardım eden UNHCR'in Üsküp temsilcisi Aleksandra Kraus, bölgedeki göçmenlere yiyecek ve su dağıttıklarını, ayrıca ihtiyacını olanlara battaniye verdiklerini söyledi. Sınırdan geçişlere izin verildiği takdirde her şeyin eskisi gibi normale döneceğini kaydeden Kraus, "Bu şekilde durum daha idare edilebilir olacak ve insanların sağlıklı bir şekilde tren istasyonuna ulaşabilmeleri sağlanacak" diye konuştu. Aç, susuz ve yorgun oldukları gözlenen göçmenleri Sırbistan sınırındaki Tabanovtse'ye ulaştırmak üzere altı tren tahsis edildiği bildirildi.
Star

İngilizler Yeniden Tahran'da
İngiltere'nin Tahran Büyükelçiliği yaklaşık dört yıl aradan sonra yeniden açıldı. Elçiliği 2003'ten sonra Tahran'ı ziyaret eden ilk İngiltere Dışişleri Bakanı olan Philip Hammond açtı. İran da Londra Büyükelçiliği'ni dün yeniden açtı. Hammond, "Dört yıl önce İngiliz Büyükelçiliğine yapılan saldırının ardından, büyükelçiliğimizi yeniden açıyorum. 2011'den bu yana ilişkilerimiz gelişme kaydetti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin seçilmesi ve geçen ay gerçekleştirilen nükleer anlaşması önemli dönüm noktaları oldu" ifadelerini kullandı. Tahran'daki Büyükelçilik, 2011'de İran'a uygulanan yaptırımları protesto eden bir grubun binaya düzenlediği baskının ardından kapatılmıştı. Elçilik binasının yağmalanması ve bazı belgelerin çalınması üzerine İngiltere de Londra'daki İran Büyükelçiliği'ni kapatıp diplomatları istenmeyen kişiler ilan etmişti.
Star

POLTİKA

Sorumlu O
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Akan kanın sorumlusu Çankaya'da değil kaçak sarayında oturuyor. Akan kanın, kaosun, terörün sorumlusu odur. Kaçacak yeri yoktur. Terörsüz bir iktidar devraldılar. Türkiye kan gölü, ateş çemberi içinde. Türkiye'yi bu hale kim getirdi?" dedi. CHP Parti Meclisi toplantısı öncesinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:Seçimlerden sonra Sayın Ahmet Davutoglu, CHP'yi ziyarete geldi. Kendilerine '14 ilkemiz var, ilkelerimizi kabul ediyorsanız sorunumuz yok' dedim. Bunun üzerine 'Görüşmelere başlayabiliriz' dedi. Zaman zaman bize şu eleştiri geliyor, 'Niye bu kadar vakit kaybettiniz' diye. Daha birinci gün koalisyon ilkelerini belirledik. Neleri yapacağımızı Davutoğlu'na söyledik, onlar da 'evet' dediler. Görüşme süremiz 10 gündür, araya bayram tatili ve Yüksek Askeri Şûra girdi. Son görüşmede iki konuda derin görüş ayrılığı olduğu söylendi. Eğitim ve dış politika Görüş ayrılığı için müzakere yapılması lazım, müzakere hiç yapılmadı. Sayın Davutoğlu anlattıklarımın doğru olmadığını söylüyorsa iki partide de tutanaklar var, lütfen açıklasın. Biz ne söylüyorsak son kertesine kadar doğrudur. Bizim zaten kırmızı plaka hevesimiz, koltuk, makam hedefimiz hiç yok. Siyaset görevini namusuyla, dürüst yapsın, hedefimiz buydu. Bizim toplumsal barışa ihtiyacımız var. Her gün şehit cenazeleri geliyor. Şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapıyorlar. Akan kandan beslenen siyasetçiler var. Ülkenin Cumhurbaşkanı şehit cenazesini siyasi çıkarları için kullanıyor. Elinde mikrofon, şehit anneleri ağlıyor, 'Ne mutlu size çocuğunuz şehit oldu' diyor. Ben o Cumhurbaşkanı'na seslenmek isterim: Niye sen o mutluluktan kaçındın, hangi gerekçeyle. Çocuklarını niye askere göndermedin?' Çocuklar şehit oluyor başlarında edebiyat yapıyorsun, o annelerin dramını biliyor musun? Hani analar ağlamayacaktı, kandan besleniyorsun. Şimdi kaosla kendi iktidarlarını korumak istiyorlar. Akan kanın sorumlusu Çankaya'da değil kaçak sarayında oturuyor. Akan kanın, kaosun, terörün sorumlusu odur. Kaçacak yeri yoktur. Şehit cenazesinde annelerin haykırışlarını dinleyen birisinin o gece uyumaması lazım. Bu dramı, tabloyu Türkiye'ye musallat eden kim? Terörsüz bir iktidar devraldılar. Türkiye kan gölü, ateş çemberi içinde. Türkiye'yi bu hale kim getirdi? Önce bu soruyu otur, vicdanına sor vatandaş. Allah'tan korktuğu konusunda ciddi endişelerim var. Allah'tan korkan vicdanı olan bunları yapmaz. Kocatepe'de bir şehit cenazesine katıldım. Bana da Davutoğlu'na da Bahçeli'ye de şehit babası 'Bizim ocağımız söndü, başkalarının ocağı sönmesin' dedi. Şehit babasına sesleniyorum. Sevgili kardeşim bu tabloyu senin istediğin noktaya getirmek için elimden geleni yaptım, Allah şahittir. Bu ülkede kan akmasın diye elimden gelen her şeyi yaptım. Ama onlar el vermediler, kaosu tercih ettiler. Çünkü onların derdi senin çocuğun değil, onların derdi kendi koltukları. Bu ülke buraya kolay gelmedi bilinçli getirildi. Bir kaos ortamı yaratıp 'Bakın bizi seçmediniz bu hale geldi' mesajı vermek istiyorlar. Senin iradene saygı duymuyor o kişi. Buna izin vermemeliyiz. Dolar yükseldi, diyorlar ki 'Doların yükselişinde kaygılanacak bir şey yok'. Vatandaşın dolar hesabı mı var, sizin hesabınız var. Sen vatandaşı mı düşünüyorsun? 'Eğer siz Cumhurbaşkanı değil başkan seçseydiniz bu kaos olmazdı' diyorlar, olacak şey mi? Önümüzdeki seçimler bir dayatma seçimidir. Türkiye'de hukuk yok şu anda, demokrasi askıya alınmış, şu anda anayasa çalışmıyor. Bir sivil darbeyle karşı karşıyayız. Teamüller hiç çalışmıyor. 'Beştepe'nin yolunu bulamayana ben görev, yetki vermem' diyor. Senin yol bulduğun gibi biz bulmayız. Senin paraları nasıl sıfırladığını çok iyi biliyoruz. Biz namuslu, ahlaklı insanlarınız. Kul hakkı yemek bizim kitabımızda yoktur. Mağduriyet edebiyatı da yapmıyoruz, onlar gibi değiliz. Biz kavgadan yana değiliz. Koalisyon olsaydı bu bayramda emekliler birer maaş ikramiye alacaktı, asgari ücret 1500 lira olacaktı, taşeron denilen belaya son verilecekti. Bunlar olmadı. Vatandaşlarımız diyecek ki 'Bu ülkede bir Başbakan var'. Doğru Başbakanlık'ta oturuyor. Ama üzülerek söyleyeyim etkisiz eleman. Boynunda davuluyla geziyor, tokmak başka yerde."
Hürriyet

Muhatabım Vekiller
Başbakan Davutoğlu, olası seçim hükümetinde yer alacağını açıklayan HDP'nin yanı sıra bu hükümete katılmayacaklarını belirten MHP ve CHP'li vekillere de bakanlık teklifi götüreceğini açıkladı. Alevi Kültür Dernekleri'ni ziyareti sonrası Medya İhtisas Gazetecileri Federasyonu'nda basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu şunları söyledi:"Erken seçim hükümeti için bir görevlendirme Cumhurbaşkanı'nın takdiridir. Bana görev tevdi edilirse, Anayasa'nın ruhuna bakarım. Herkes Anayasamıza uyulması çağrısında bulunuyor, özellikle Cumhurbaşkanımıza hitaben bu çağrılar çok yapılıyor. Ben şu andaki sistem içerisinde Anayasa ne diyorsa onu yaparım. Anayasa'nın 114 ve 116'ncı maddelerinin uygulaması açıktır. Görevlendirilen başbakan adayı Meclis Başkanı'ndan oranlara göre bakanların sayılarını aldıktan sonra görevlendirme yapar ve kişisel olarak teklif eder. Orada parti grubuna teklif götürür diye bir şey yoktur. O kişiler teklifi kabul eder veya etmez. Bu millete 2 ay değil 2 dakika bile bakan olarak hizmet etmek büyük bir onurdur. Hele hele böyle kritik bir dönemde bakanlık görevi üstlenmek milli bir vazifedir. Kabul etmeleri kendileri için de bir şereftir. Etmemeleri halinde yerlerine ehliyetine güvendiğim ve hiçbir zaman da siyasi bir hesap yapmadan karar vereceğim bakanları atar ve Cumhurbaşkanımızın onayına sunarım. Burada hiçbir anayasa dışına çıkan husus yoktur. Umarım herkes bu ulvi ve milli görev için elini taşın altına koyar. Bütün partilerin kendi iç işleyişlerine saygı duyarım. Onların iç işleyişlerine de karışmam. Ama Anayasa bunu söylüyorsa, her şeyden üstündür. Hepimiz varolan sistemi savunuyorsak. Bu sistem ne diyorsa, o olacak. O sistem gereği de muhattaplarımıza, muhattaplarımız burada tek tek milletvekilleridir. Partilerle ilgili olarak o partinin sayısal temsil oranlarıdır. O milletvekilleri, kendileri nasıl karar alırlar, partileri ile nasıl istişare ederler, o beni ilgilendiren bir husus değil. Ben en doğru adaylara, en doğru bakanlıkları teklif etmeyi bir sorumluluk olarak görürüm. Önümüdeki 2.5 ay kısa gibi görünüyor ama çok kritik bir dönem. Terörle mücadele devam ediyor, dünya ekonomik olarak bunalımdan geçiyor. Böyle bir dönemde tek taraflı bakış açılasına izin vermem, doğru olan neyse onu yaparız. Dolayısıyla bütün partilere bana verilen oran doğrultusunda teklifte bulunurum. Evet veya hayır demek onlara kalmış. (AK Parti'nin 3 dönem kuralıyle ilgili) Felsefi yaklaşım itibarıyla doğru bir ilke olduğunu hep kabullendik ama bu sefer özel bir durum hasıl oldu. Çok kısa bir sürede 2 ayda, 3-4 ayda bir dönem bitmiş oldu. Bunu dönem olarak saymak, bazı arkadaşların tam da siyasete girmiş ve 2 dönemdir tecrübe edinmiş arkadaşların birikimlerini kullanmak bakımından zorluklar doğurur. Dönem olarak saymamak da bu sefer 3 dönemi doldurmuş olan arkadaşların hakları bakımından yanlışlık olur. Bir heyet oluşturduk, bir tüzük heyeti, son MYK'da. Tüzük heyetinde bu konuda çalışma talimatı verdim. Sadece bu değil, başka değişikliklerin olmasını da planlıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu'na görevin verilip verilmemesi hususu ise Cumhurbaşkanımızın takdiridir. Bana verilen görev bir hükümet kurmaktı, elimden geleni yaptım ve hiç vakit kaybetmeden de Cumhurbaşkanımıza görevi iade ettim. Ondan sonrası, Sayın Cumhurbaşkanımızın, diğer parti liderlerinin hükümet kurup kurmama imkanlarına göre yapacağı bir değerlendirmedir."
Hürriyet

'Bağımsız' Bakanlar Atanabilir!
Seçimlerin ardından hükümetin kurulması için gerekli 45 günlük Anayasal süre dün sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimin yenilenmesi yetkisini kullanacağını açıklamıştı. Bu durumda, Türkiye tarihinde ilk kez ülkeyi seçime taşıyacak Geçici Bakanlar Kurulu oluşturulacak. Bundan sonraki sürecin kuralları özetle şöyle: Cumhurbaşkanı, Geçici Bakanlar Kurulu kurma görevini AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na verecek. Cumhurbaşkanı, seçimin yenilenmesine karar verdikten sonra durum, Bakanlar Kurulu'nca 48 saat içinde ilan edilecek. Seçimin yenilenmesi kararının alındığı günden sonra gelen 90. günü takip eden ilk pazar seçim yapılması gerekiyor ancak YSK, bu süreyi 60 günde tamamlamayı planlıyor. YSK, bu çerçevede 1 Kasım'da seçim yapılabileceğini bildirmi, Cumhurbaşkanı da bu tarihi ilan etmişti. Geçici Bakanlar Kurulu'na, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları TBMM'deki veya Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre üye alınıyor. AK Parti 11, CHP 6, MHP ve HDP 3'er bakanlık alacak. Teklif edilen bakanlığı kabul etmeyen veya çekilen partililer yerine TBMM içinden veya dışarıdan bağımsızlar atanıyor. Yenileme kararının Resmi Gazete'de ilanından itibaren 5 gün içinde kurulan Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmuyor.
Vatan

SPOR

Usain Bolt dünyanın en hızlısı olduğunu bir kez daha gösterdi. Pekin'in ev sahipliğinde düzenlenen 2015 Dünya Atletizm Şampiyonası'nın ikinci gününde dünya gözlerini 100 metre erkekler finaline çevirdi. Son iki sezonu sakatlıklarla geçirmesine ve şampiyona öncesi istediği hazırlığı yapamamasına karşın en büyük favori olan Jamaikalı dünya rekortmeni, bu sezonun en iyi derecelerine imza atan, aldığı 2 doping cezası nedeniyle hep tartışmaların odağında olan Justin Gatlin'i 0.01 saniyeyle geçip, üst üste 3. 100 metre dünya şampiyonluğuna ulaştı. Daha önce Carl Lewis ve Maurice Green bu başarıya erişmişlerdi. EN son 2013'te Bolt'a geçildikten sonra ne 100 ne de 200 metrede yarış kaybetmeyen Gatlin, finale kadar çok rahat geldi. Yarı finalde ABD'li 9.77 koşarken, çıkışta sendeleyen Bolt, 9.96 ile elemelerde olduğu gibi, soru işaretlerini finale taşıdı. Düne kadar 7 yarışın 6'sında gerisinde bıraktığı Gatlin karşısında finalde beklediği gibi bir çıkış yapamayan Jamaikalı yıldız, son 10 metrede Gatlin'in ritminin bozulmasıyla rahatlayıp altını boynuna geçirdi.
Hürriyet

Daha sezonun ikinci maçında kızaran Quaresma için Başkan Fikret Orman devreye giriyor. Beşiktaş'taki ilk döneminde 2 lig - 1 kupa maçında kırmızı kart gören ve ikinci döneme de yine benzer şekilde başlayan Portekizli yıldızı, Orman bizzat uyararak, bir daha tekrarlanmaması için gerekli önlemleri alacak. Orman, hafta içinde oyuncu ile bir görüşme yapacak ve "Seni büyük ümitlerle transfer ettik. Diğer oyunculara örnek olman gerekir ama sen çok basit iki sarı kartla oyundan atıldın. Böyle olayların tekrarı halinde ağır bir şekilde cezalandırılırsın" diyecek. Öte yandan yönetimin Quaresma'ya gördüğü bu kırmızı kart nedeniyle uyarı mahiyetinde 20 bin euro fatura keseceği, ancak bundan sonra ceza miktarının yüksek olacağı ifade edildi.
Star

F.Bahçe, bu sezonki ilk deplasmanında Rize'yi geçemedi: 1-1. 4'te Robin Yalçın'ın uzaktan şutu Volkan'da kaldı. 18'de Nani'nin içeriye çevirdiği topu sağ ayağı ile düzelten Van Persie, solu ile sert vurup, fileleri havalandırdı: 1-0. Volkan'ın 31'de Deniz'i düşürmesiyle kazanılan penaltıyı Deniz kullandı, Volkan'dan dönen topa Kweuke vurdu, kaleci yine kurtardı. 57'de Şener'in ortasında De Souza kafayı vurdu, İtandje son anda kornere çeldi. 60'da Nani'nin köşeye giden serbest vuruşunda İtandje yine başarılıydı. 74'te Silvestre çaprazdan şutunu çekti, Kjaer'in ters vuruşu ağlara gitti: 1-1. 87'de Kweuke altı pastan sert vurdu, Volkan gole izin vermedi. 90-4'te Sow topu kaleye yolladı. De Souza dokunmadan Orhan çizgi üzerinden uzaklaştırdı. 90+6'da Chevailer boş pozisyonda kaleyi yokladı, Volkan kurtardı.
Star

Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, 1-1 sona eren Rizespor maçının ardından iddialı açıklamalarda bulundu. Portekizli hoca, "Avrupa Ligi'ndeki son maçlar kıyaslarsak oyuncularım daha agresif olmayı denedi. Zor bir rakibe karşı oynadık. Şu ana kadar gördüğüm kadarıyla bu lig kolay bir lig değil. Henüz 1.5 ay geçmişken her maçı kazanmamızı bekleyemezsiniz. Güzel sahalarda da oynayamıyoruz" şeklinde konuştu. Vitor Pereira "İlk yarı bizim için çok iyi geçmedi. İkinci yarı daha fazla topa sahip olmaya başladık. Daha iyi olduğumuz devrede golü kalemizde gördük. Bu akşam oynadığımız rakip her maçını böyle oynarsa rakiplerini hep zorlayacaktır. Avrupa Ligi'nden 3 gün sonra oynamak da bizi biraz zorladı. Oyuncularım 3 puan için her şeyi yaptı. Ben asla beraberlikle mutlu olmam. Önümüzde daha çok maç var. Biz kesinlikle şampiyon olacağız" ifadesini kullandı. Fenerbahçe'nin hocası sözlerini şöyle takmamladı: "Çok fazla sayıda top kaybettik ilk yarıda. İyi oynadığımız ikinci yarıda bir hata oldu ve sonra gol yedik. Maçtan sonra oyuncularım 'Biz bu maçta her şeyimizi verdik' diye düşünsünler isterim. Oyuncularımın her şeyi verdiğini düşündüm. Takımın kaybettiği bir maçı, bireysel hatalarla bir oyuncunun üzerine yıkmayacağım hiçbir zaman."
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme