26 Ağustos 2015 Çarşamba

26.08.2015 Genel Gündem


GÜNDEM 



34 PKK'lı Ölü 

Genelkurmay Başkanlığı, Kuzey Irak'ta bulunan Kandil Dağı'ndaki PKK hedeflerine yönelik operasyon düzenlendiğini açıkladı. Genelkurmay'ın açıklamasında "Irak kuzeyinde bulunan Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) hedeflerine düzenlenen hava harekâtı sonucunda toplam 34 BTÖ mensubu terörist etkisiz hale getirilmiştir" denildi. Mardin'in Nusaybin ilçesinden geçen ve Irak'a açılan Habur Sınır Kapısı'na giden uluslararası İpek Yolu'nun Kızıltepe ilçesi yönüne, bir grup PKK'lı tarafından önceki gece bombalı saldırı düzenlendi. Karayolunun Nusaybin'deki Tepeüstü Mahallesi kesiminde menfeze tuzaklanan bomba gece yarısı uzaktan kumandayla patlatıldı. Bomba paniğe neden olurken saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı. Karayolunda büyük hasar oluştu, bir şeridi kullanılamaz hale geldi. Saldırı üzerine güvenlik güçleri karayolunu çift yönlü trafiğe kapattı. Jammer'lı araçlar eşliğinde bomba uzmanı dedektör köpeklerle karayolunda patlayıcı araması yapıldı. Yaklaşık 1 saat süren çalışma ardından uzun araç kuyrukları oluşan karayolu, karşı yönden trafiğe açıldı. Van'ın Çaldıran ilçesinin Soğuksu Mahallesi yakınlarında menfeze yerleştirilen bombanın PKK'lılarca dün 05.00'te patlatılması sonucu Çaldıran-Doğubeyazıt karayolunda hasar meydana geldi. Yol kısmen açık ve trafik kontrollü olarak sağlanıyor

Hürriyet




YSK Kararı: Genel Seçim 1 Kasım'da 

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlerin yenilenmesi kararının ardından seçim tarihini netleştirmek üzere toplandı. Toplantının ardından açıklama yapan YSK Başkanı Sadi Güven, 7 Haziran 2015'te yapılan milletvekili genel seçimi sonrasında 45 gün içinde Bakanlar Kurulu'nun oluşturulamadığını ve Erdoğan'ın anayasanın 104'üncü ve 116'ıncı maddeleri uyarınca seçimlerin yenilenmesine karar verdiğini hatırlattı. YSK'nın, yasada öngörülen 90 günlük süreyi kısaltma yetkisi bulunduğuna karar verdiğini anımsatan Güven, "Yüksek Kurulumuz, bugün (dün) yapmış olduğu değerlendirmede kış mevsiminin yaklaşmasını da göz önüne alarak Anayasa'nın 79'uncu, 116/son, 2839 sayılı Kanun'un 8'inci ve 9'uncu maddelerine göre 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nin 1 Kasım 2015 Pazar günü yapılmasına karar vermiştir" dedi. "Seçim takviminin ne zaman açıklanacağı"na yönelik soru üzerine Güven, bir iki detay üzerinde çalıştıklarını, takvimi 2 gün içinde açıklayacaklarını söyledi. Güven, siyasi partilerden seçim takvimine yönelik doğrudan bir itiraz gelmediğini ifade ederek, "Bir parti, 1 Kasım'ın, 8 Kasım yapılması şeklinde bir teklifte bulundu. Ama Yüksek Kurulumuz Doğu ve Güneydoğu'daki mevsim şartlarını göz önüne alarak, 1 Kasım'ı uygun buldu. Anayasa'nın 79'uncu maddesinin bize verdiği seçimin düzen içinde yapılması yetkisini kullandık" dedi.

Milliyet



EKONOMİ 



Gram Altın 108, 1740-108, 4284                                              

ABD Doları 2, 9402-2, 9466/ Euro 3, 3944-3, 4009/İngiliz Sterlini 4, 6148-4, 6253                        



Geçici Bütçe Bile Yok 

Hükümet kurma krizi, ekonomi kadar ekonomi bürokratlarını da etkiledi. Maliye Bakanlığı, hem bütçe, hem de geçici bütçe hazırlıklarını hükümet olasılıklarına göre yaptı. Koalisyon hükümeti kurulması olasılığına göre hazırlanan geçici bütçenin, TBMM'ye gönderilerek yasalaşması planlanmıştı. Ancak geçici seçim hükümeti ile seçime gitme kararı planları değiştirdi. Geçici bütçenin TBMM'ye sevki ertelendi. Bütçe seçim sonrası kurulacak yeni hükümete kaldı. Birkaç maddelik geçici bütçe, seçimden sonra oluşacak Meclis'te ele alınacak. 29 Aralık tarihine kadar vakti bulunan geçici bütçeyi, yeni Meclis'teki yeni komisyonlar görüşecek. Maliye Bakanlığı, seçim ve seçim sonrasındaki hükümet kurma krizinden bağımsız olarak, 2016 yılı bütçe tasarısı ile ilgili çalışmalara başlamıştı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek imzasıyla haziran ayında bir yazı gönderilerek, bütçe tekliflerini iletmeleri istendi. Ayrıca Maliye Bakanlığı'nda kurumlarla tek tek görüşme takvimini ilan etti. Bakanlığın normal takvime göre yaptığı bu çalışmalar, siyasetteki gelişmelere göre 'biçim" değiştirdi. Hükümet kurulamaması ve yeniden seçime gidilme kararı üzerine çalışmalar, geçici bütçe üzerinde yoğunlaştı. Geçici bütçenin TBMM gündemine hangi takvim aralığında geleceğini ise hükümet belirledi. Seçim kararının ardından geçici bütçeyi de yeni oluşacak Meclis'in ve kurulacak yeni hükümetin yapması kararlaştırıldı. Seçimlerin hemen ardından, komisyonlar kurulacak. Hükümet kurma süreci uzasa bile oluşacak yeni Meclis'te kurulacak Plan ve Bütçe Komisyonu, bir kaç maddelik geçici bütçeyi görüşecek. Bunun için 29 Aralık tarihine kadar zaman olduğu belirtildi. Geçici bütçe son olarak 2002 yılında yapılmıştı. 4776 sayılı 2003 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçeleri Kanunlaşıncaya Kadar Devlet Harcamalarının Yapılmasına ve Devlet Gelirlerinin Tahsiline Yetki Verilmesine Dair Kanun 9 maddeden oluşmuştu. 2002'de olduğu gibi yasada, bir önceki yıl bütçesinin hangi ödenek için ne kadarlık kısmının kullanılabileceği tek tek yazılacak ve yeni hükümete, belli bir süre için gelirleri toplama yetkisi verilecek. Giderlerle ilgili bir önceki yılın bütçesi üzerinden toptan ödenek verilecek. Bütçe tasarılarının mali yıl başlamadan 75 gün önce TBMM'ye sunulması gerekiyor. Bu tarih de 17 Ekim'e denk geliyor. Bilinen bu takvim, bu yıl işlemeyecek. Normal bütçe, mart ayından sonra takvimlendirilecek.

Hürriyet



Çin Dalgası 7 Türkiye'yi Eritti 

Küresel piyasalarda pazartesi günü Çin'den başlayarak dünya geneline yayılan panik havası, dün yerini daha sakin bir atmosfere bıraktı. Çin borsasındaki çöküşün dün de devam etmesine rağmen, ABD ve Avrupa başta olmak üzere tepki alımlarıyla borsalar nefes aldı. "Kara Pazartesi" diye anılacak "24 Ağustos 2015" tarihi ise, bütün piyasaları âdeta eritti. Bir günde borsaların toplam değer kaybı 5 trilyon doları buldu. Bu rakam, Türkiye'nin GSYH'sinin 7 katına denk geliyor! Sadece ABD'nin kaybı trilyon doları aşarken, İngiltere ise 700 milyar sterlin küçüldü. Avrupa'daki kayıp ise 500 milyar avroyu buldu. Avrupa Merkez Bankası'nın bilanço büyüklüğünün 500 milyar avro olduğu dikkate alındığında; kıtadaki borsalarda yaşanan kayıp, bir merkez bankasına bedel oldu! Bu arada Asya borsalarında sert düşüş dün de devam etti. Çin'de Şanghay bileşik endeksi, dün yüzde 7 değer kaybederek 3 bin puanın altına indi ve son 8 ayın en düşük seviyesini gördü. Japonya'da Nikkei endeksi yaklaşık yüzde 4 düşüşle günü tamamladı. Piyasalardaki panik üzerine Çin Merkez Bankası Devreye girdi. Banka, likidite sıkıntısı yaşanmaması için finans kuruluşlarına uyguladığı zorunlu karşılıkları 50 baz puan düşürdü. Böylece büyük bankaların zorunlu karşılıkları yüzde 18'e kadar indi. Çin Merkez Bankası ayrıca bir yıllık borç alma ve verme faizini de 25'er baz puan düşürdü. Banka bu hamlesiyle de "paranın maliyetini düşürerek" piyasayı rahatlatmaya çalıştı. Bu hamleler Avrupa ve ABD borsalarının, kayıplarını ikinci güne taşımasına engel oldu. Söz konusu piyasalar, pazartesi kayıplarının bir kısmını da geri alarak yüzde 3 ve üzerinde prim yaptı.

Türkiye



Bu İhale Devletin Kasasını Dolduracak 

Türkiye'de teknolojik değişimi hızlandıracak olan 4.5G ihalesi, bugün yapılacak. Sektörde faaliyet gösteren Turkcell, Avea, Vodafone, Netgsm ve Huawei'nin şartname aldığı ihale, bugün Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yapılacak. BTK'nın sadece şartname satışından 250 bin lira gelir sağladığı ihalede şirketler, 800, 900, 1800, 2100 ve 2600 MHz bandında 20 ayrı frekans için yarışacak. Söz konusu frekansların asgari bedeli, KDV hariç, 2 milyar 298 milyon avro olarak belirlendi. Buna bir de yüzde 18 KDV dahil edildiğinde devletin kasasına girecek tutar da 2.7 milyar avroyu bulacak. Kapalı teklif, açık ihale usulü ile gerçekleştirilecek ihale, teklif zarflarının açılmasıyla başlayacak. İhale komisyonunun teklif zarflarındaki evrakı kontrolünün ardından 20 ayrı frekans paketi, açık artırmayla ihale edilecek. Kazananlar, ödemelerini 6'şar aylık dönemler halinde 4 eşit taksitte yapabilecek. Ödemenin vade tarihinden en fazla 30 gün içinde belirtilen faiz oranıyla yapılmaması halinde yetkilendirme BTK tarafından iptal edilecek. İhalede, yetkilendirme süresi 30 Nisan 2029'a kadar devam edecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "4G yerine doğrudan 5G'ye geçelim" teklifinin ardından 5G'ye hazırlık için oluşturulan sistemle, mobil iletişim ve internet bugün ulaşılan hızın en az 10 katına çıkabilecek. İşte 4.5G'nin getirecekleri: Geniş bant erişimindeki her yüzde 10'luk artış ülkelerin Gayri Safi Milli Hasılalarında yüzde 1-1.5 büyüme sağlıyor. Dolayısıyla ihale sebebiyle geniş bant altyapısı daha da genişleyecek, mobil hizmetler daha fazla vatandaşa ulaşacak ve ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak. İhale sonrasında söz konusu frekanslar kullanılarak tüketicilere 5G de dahil yeni teknolojiler sunulabilecek. 4G ile 6.5 dakika, 3G teknolojisiyle 1 saatten fazla süren 8 gigabayt büyüklüğünde yüksek çözünürlükte filmi indirme süresi, bu teknolojiyle 6 saniyeye düşecek.

Türkiye



Spekülasyon Canavarı Uyandı 

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, kurlardaki en önemli meselenin, "spekülatif talebi uyarmamak" olduğunu belirtirken, "Spekülatif talebi uyardığınızda da döviz kurlarında aşılmayacak seviye yoktur. Keskin ihtiyaç olduğunda hiçbir rezerv yeterli değildir. Fed'den boru döşetseniz bile" ifadesini kullandı. Döviz kurunda spekülatif talebi uyarmamanın önemine işaret eden Bali, "Spekülatif talebi uyardığınızda bana göre aşılmayacak seviye yok. Bu, hiç doğru bir şey değil. Rezerv politikaları da spekülatif talebe yetmez. Keskin ihtiyaç olduğunda hiçbir rezerv yeterli değildir. Fed'den boru döşetseniz bile… Onun için beklentileri doğru yöneterek, güveni tesis ederek, istikrarı kazanmak suretiyle spekülatif talebin oluşmasına engel olmak lazım" dedi. Bali, spekülatif talebin yönetilebilir olmadığını da vurguladı. Döviz kredilerinin yaygın mikro işletmeler veya küçük KOBİ'lerden çok, belli büyüklükteki ticari firmalar, kurumsal ölçekte firmalar, proje finansmanları ve büyük yatırımlara kullandırıldığını kaydeden Bali, "Zaten mevzuat açısından da, her ölçekteki firmaya döviz kredisi kullandırma imkânı yok. İyi ki de yok!" diye konuştu. 10-15 yıldır gelişmekte olan ülkelere yönelik olumlu konjonktürün değişmekte olduğuna dikkat çeken Bali, ABD'yi kastederek, "Güvenli liman diye kabul edilen bir yer, bugün faiz artışı ve büyüme hikâyesi de üzerine eklendiğinde gelişmekte olan ülkelere göre çok daha cazip hale geliyor. Bu, birçok gelişmekte olan ülkede faiz politikalarında değişikliğe yol açtı" dedi. Brezilya'nın politika faizini artırdığını, Güney Afrika'nın para politikasını sıkılaştırıcı adımlar attığını anlatan Adnan Bali, "Türkiye de bu etkiye maruz kalıyor. Bir de Türkiye, geçmiş dönemlerin aksine iç gündemleriyle de daha fazla etkileniyor" diye konuştu. İş Bankası Genel Müdürü Bali, geçmişte Merkez Bankası politikalarının esneklik üzerine inşa edildiğini, ancak şimdi, iç sorunların artması ve dış konjonktürün aleyhe dönmesiyle esneklik yerine daha basit, sade ve doğrudan yöntemleri kullanması gerektiğini belirtti.

Milliyet



Tüketim Ilımlı, Yatırımlar Toparlanamıyor 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 18 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantısı'nın özetini yayımladı. Toplantı özetinde, "Sadeleşme tamamlanınca politika duruşunu 1 haftalık repo faizi belirleyecek" değerlendirmesine yer verilirken, yatırımların zayıf seyrini koruduğu vurgulandı. Temmuz ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0.09 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 0.39 puan düşerek yüzde 6.81 olduğu kaydedilen özette, döviz kuru etkisiyle temel mal grubu enflasyonunun sınırlı bir oranda yükseldiği, çekirdek enflasyon göstergelerinin ana eğiliminde bir miktar iyileşme kaydedildiği belirtildi. Haziran ayında üretimde görülen yüksek oranlı artışın iktisadi faaliyette bir ivmelenme anlamına gelmediği, bu gelişmede daha çok otomotiv sektöründeki grevlerin bir önceki ayda yol açtığı üretim kaybının telafisi ile Ramazan ayı öncesinde üretimin öne çekilmesinin etkili olduğu düşüncesi paylaşılan özette, "Mevcut göstergeler tüketim talebinde ılımlı bir görünüme işaret ederken yatırımlarda toparlanma sürecinin başladığına ilişkin bir sinyal vermemektedir. İnşaat sektörüne ilişkin göstergeler de inşaat faaliyetlerinde toparlanmaya işaret etmemektedir" denildi.

Vatan



En Düşük Öğretmen Maaşı 2 Bin 462 Lira 

Memura, 2016 yılında yüzde 6+5, 2017 yılında yüzde 3+4 zam yapılması kararının ardından öğretmenlerin yeni maaşları belli oldu. Buna göre 2016 yılının ocak ayında en düşük net öğretmen maaşı 2 bin 462 lira, temmuz ayında en yüksek net öğretmen maaşı 3 bin 2 bin lira oldu. 2016-2017 yıllarını kapsayacak eğitim ve öğretimde toplu sözleşme kazanımlarını açıklayan Eğitim- Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, zamlı yeni maaşlara bakıldığında 9/1 dereceli bir öğretmenin şu an 2 bin 322 lira maaş alırken, 2016 yılının ocak ayında 2 bin 462, temmuz ayında ise 2 bin 585 lira alacağını söyledi. Selvi, kazanımları şöyle açıkladı: "4/1 dereceli öğretmenin 2 bin 533 lira olan maaşı ocakta 2 bin 685 lira, temmuzda 2 bin 819 lira olacak. 1/4 dereceli bir öğretmenin 2 bin 697 lira olan maaşı da ocakta 2 bin 859 lira, temmuz ayında ise 3 bin 2 liraya yükselecek." Ayrıca yeni zam oranıyla birlikte merkezi bir sınavda görev yapan bir öğretmene 2016 yılının ocak ayında 140.91 lira, temmuzda 147.95 lira, 2017 yılının ocak ayında 152.39 lira, temmuz ayında 158.49 lira sınav görev ücreti ödenecek. Her eğitim yılının başında öğretmenlere verilen ve şu an 950 lira olan öğretim yılına hazırlık ödeneği 2016'da 1.000 lira, 2017'de bin 50 lira olarak ödenecek. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından daha önce 7 Eylül olarak açıklanan öğretmen atama tarihinin eğitim öğretim takviminde yaşanan değişiklikle birlikte ertelendiği de belirtildi. Edinilen bilgiye göre atamalar en geç 15 Eylül'de yapılacak. Başvurular ise 4 Eylül'de alınmaya başlanacak.

Star



32 Milyonun Yüzde 65'i 'Kredi Alabilir' 

Türkiye'nin önde gelen dokuz bankasının ortaklığı ile kurulan Kredi Kayıt Bürosu'nun verilerine göre Türk halkının kredi notunun ortalamanın üzerinde olduğu belirtildi. Finansal sistemin içinde olan 32 milyon kişinin yüzde 65 gibi bir oranının kredi notunun 'kredi verilebilir' seviyede olduğu kaydedildi. Yüzde 22 gibi bir oranın kredi notunun çok riskli bir durumda olduğu da gözlemlenirken kredi kullanan 5 kişiden 1'nin riskli durumda olduğuna vurgu yapıldı. Bireyler ve reel sektöre özel tasarlanan finansal hizmet platformu Findeks'in birinci yılı nedeni ile düzenlenen toplantıda konuşan Kredi Kayıt Bürosu Genel Müdürü Kasım Akdeniz, platforma üye 1 milyon 90 bin aktif bireysel ve 10 bin şirketin verileri çerçevesinde kredi notu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Findeks'in finansal hayatta yeni bir dönemi başlattığını belirten Akdeniz, kişinin geçmiş kredi davranışları ve ödeme performansı üzerinden hesaplanan kredi notunun artık herkesin hayatının önemli bir parçası olduğuna vurgu yaparak "Kredi notu yüksek olanların her zaman bir adım önde olacağını unutmamak gerek. Findeks üyelerinin verilerine göre, 1.900 üzerinden derecelendirilen sistemde Türkiye'nin kredi notu ortalaması 1.450" dedi. 32 milyon kişinin skor kategorisi ele alındığında bunun yüzde 35'inin riskli olarak karşılarına çıktığını belirten Akdeniz "Bu riskli grubun yüzde 22'si ise çok riskli durumda. Bununla birlikte yüzde 30'luk bir oranda orta risk (kredi verilebilir) görülürken geriye kalan yüzde 35'lik bir bölüm ise kredi alabilir olarak gözüküyor" dedi. Kişilerin kredilerini ödeme performanslarının borç büyüklüklerine bakarak değerlendirildiğini de söyleyen Akdeniz "Son dönemde gelişmiş dünya ekonomilerinde olduğu gibi, Türkiye'de de pek çok alanda tüketicilerin kredi notlarına ve risk raporlarına bağlı olarak çeşitli finansal avantajlar sağlanmaya başlandı" dedi. 15 Haziran itibariyle birçok bankada uygulamaya giren Karekodlu Çek ile reel sektörün karşılıksız çek mağduru olmasının önüne geçilebildiğini belirten Akdeniz "Her ay ortalama 20 bin kişinin çeki karrşılıksız çıkıyor. 2 simit parasına çek raporu alınabilir. Böylece büyük bir riskten kurtulunabilinir" diye konuştu

Star



SİYASET/POLİTİKA



Terörde PKK Dışında Kimlerin Parmağı Var 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'li Deniz Baykal'ın "Meclis Başkanı olsaydım bugün koalisyon hükümeti mutlaka kurulmuştu. Erdoğan koalisyondan yanaydı" sözlerine "Sayın Baykal olmasaydı Erdoğan olmazdı, AKP iktidarı olmazdı" tepkisini gösterdi. Bahçeli, Davutoğlu'nun MHP'lilere bakanlık teklifi götüreceği yönündeki sözlerine de "Bizim partililerimiz değil dava arkadaşlarımız vardır. Dava ne alınır, ne satılır" yanıtını verdi. Bahçeli, dün genel merkezde il başkanları ile görüştükten sonra basın toplantısında konuştu: "Erdoğan seçim sonuçlarını hiçbir zaman hazmedememiştir. Koalisyonu Erdoğan sabote etmiştir. 13 yıla yaklaşan rezalet dolu iktidar yıllarının sorgulanmaması için Erdoğan canını dişine takmıştır. Hasbi olmadığı gibi haysiyetli de değildir. Çünkü Erdoğan ailesinden ve şahsından başka kimseyi düşünmemektedir. Hâlâ iç yüzü aydınlatılmamış olan Suruç katliamında 32 kişi hayatını kaybetmiştir. Türkiye tam bir kaosa sürüklenmiştir. Koalisyon arayışları esnasında terör düğmesine basılması elbette çok kuşku vericidir. Şehit kanının dökülmesinde cinayet örgütü PKK dışında kimlerin parmağı olduğu mutlaka araştırılması gereken bir konudur. Yarbay Mehmet Alkan, şehit edilen kardeşinin tabutuna sarılıp haklı tepkisini gösterirken, insanlıklarını kaybetmiş Saray yönlendirmeli AK troller iftira yarışına girmişlerdir. Erdoğan, Trabzon'da şehit tabutuna elini koyup 'Ne mutlu şehit analarına' nutkunu yüzü kızarmadan atarken mesele olmamıştır da kardeş acısıyla gözyaşına boğulan Yarbayımız şerefsizlerin gözüne batmıştır. Bu aziz ülkenin AKP'den kurtulması da haktır. Yoksa içsavaş kapımızdadır. Kardeşin kardeşe silah doğrultması an meselesidir. AKP'yle HDP'nin hasreti sonunda bitecek, çözümde ortak olanlar hükümette buluşacaklardır. Türkiye'yi seçime kadar tescilli müzakereciler, Kandil dönmeleri, maskeli PKK'lılar yönetecektir. Artık PKK'nın hükümete girmesine sayılı günler kalmıştır. Erdoğan ve AKP'nin devlet gücünden mahrum olmamak için her provokasyona tevessül edeceğini iyi biliniz. Erdoğan'ın akıbeti iktidarın devamlılığına bağlıdır."  

Hürriyet



Tüm Vekillerin Özgeçmişini İnceledim 

Seçimlerin yenilenmesine karar veren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu, 'Seçim Hükümeti'ni kurmakla görevlendirdi. Partileri kabul etmese bile milletvekillerine bakanlık teklif etmesinin anayasa gereği olduğunu, "Yapmazsam anayasal suç işlerim" sözleriyle açıklayan Davutoğlu, tüm milletvekillerinin tek tek özgeçmişlerini incelediğini, liyakata göre yapacağı bakanlık tekliflerini de hukuki bakımdan delillendireceğini söyledi. Cumhuriyet tarihinin ilk seçim hükümetini kurmakla görevlendirilen Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yaklaşık 1.5 saat süren görüşmenin ardından Çankaya Köşkü'nde yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Son iki gün içinde gerek partideki gerekse akademik hayattaki anayasa hukukçularıyla, hukuk formasyonuna sahip, kanaatine güvendim bütün uzmanlarla istişareler yaptım. Şundan herkesin emin olmasını isterim, bizden gayri ahlaki bir tavır olmaz. Hiçbir şekilde herhangi bir partinin içinde birtakım huzursuzluk çıkması için küçük ayak oyunlarına, kurnazlıklara da itibar etmeyeceğimizi herkes bilir. Liderleri aşarak milletvekillerine dönük bir hesap içinde değilim. Ama Anayasa kendisi zaten bunu böyle çiziyor. Liderler çözemediği için geçici bakanlar kurulu oluşuyor. Buradaki niyet kesinlikle baypass yapma niyeti değil. Ben teklif etmezsem, o bakanlık boş kalır. Devlet tecrübesi içinde olmak üzere bir değerlendirme yapmaya çalıştım. İsimler bende mahfuzdur, en yakın arkadaşlarım da bilmiyor. En uygun yöntemle ama hukuki bakımdan görevimi yapmış olduğumu delillendirecek şekilde teklif ileteceğim. Önce diğer partilerin milletvekillerine, ardından AK Parti'de görevlendirmeler yapacağım. Zihnimde başbakan yardımcılıkları, bakanlıklar üzerine kime, hangi görevi deruhte edeceğime ilişkin bir resim var. Milletvekillerine teklif yapmazsam, Anayasa'ya aykırı davranmış olurum."

Hürriyet



'Teklif Götürmezsem Anayasal Suç İşlerim' 

Hükümeti kurma mesaisine başlayan Davutoğlu, Başbakanlık'ta düzenlediği basın toplantısında Türkiye'de ilk kez demokrasi tarihinde yaşanacak bir tecrübe nedeniyle basının huzurunda bulunduğunu vurguladı. Davutoğlu, Başbakan olarak görevlendirildiğini belirterek bu nedenle toplantıyı Ak Parti yerine Başbakanlık'ta yaptığını belirterek şöyle devam etti: Yanlış bir teamülün başlamasına ön ayak olmak istemem. Anayasa çerçevesinde hareket etmek hepimizin üzerine borç. Özellikle ahlakilik çizgisi çerçevesinde yapılan yorumları hem talihsiz hem de Anayasa ile çelişik bulduğumu ifade edeyim. Biz Güneş Motel uygulamaları vesaire peşinde değiliz, burada koalisyon hükümeti kuruyor değiliz. Eğer Güneş Motel benzetmesi yapılacaksa 8-9 Haziran'da eksiğimizi tamamlamak için böyle bir yola tevessül edebilirdik. Benim tevdi edilen görevi yerine getirmem için çaba sarf etmem nasıl anayasal bir görevse, görev tevdi edilen milletvekillerinin bunu yerine getirmesi de anayasal bir sorumluluktur. Artık burada Ak Parti, CHP, MHP, HDP yok. Ülke bütünüyle TBMM'den çıkacak bir hükümetin yönetiminde gidecek. Ak Parti'de şunu demiş olsaydı, biz de bu hükümete üye vermeyiz ne olacak Türkiye'nin hali. Liderlere ve vekillere çağrıda bulunuyorum, gelin bu sorumluluğu birlikte omuzlayalım. Bakanlar Kurulu üyelikleri için teklif edeceğim. Gelin, suçlamak yerine bu sorumluluk çerçevesinde anayasanın gösterdiği çerçevede bir hükümet oluşumu için çaba sarf edelim. 'Bizden hiçbir şekilde Bakanlar Kurulu'na katılım olmayacak' diye sorumluluktan kaçmak, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açar. Liderlere yaptığım çağrı, seçime giderken bugün ve gelecekte önümüzdeki iki ay içinde ülkenin gereksiz siyasi gerginliklerine düşmesine izin vermeden her an görüşebilme çağrısıdır. Biz düşman değiliz olsa olsa rakibiz. Oturup konuşalım. Bunlar tek tek görevlendirmeler olduğu için parti dengesinden çok kişilerin o görevi ifa edebilmeleri açısından değerlendirmenin doğru olduğu kanaatindeyim. Partilere teklif ederken aklımın ucundan köşesinden, şu partide genel başkana şunlar muhalifmiş onlara yönelelim zinhar geçmedi. Bu tecrübe bağlamında birileri muhaliftir birileri yakındır o beni ilgilendirmez. Ne ben ne arkadaşlarım hiçbir şekilde herhangi bir partinin iç işlerine müdahil olmadık, olmayız. Hiç kimseye menfaat teklifinde bulunmadık, bulunmayız. 'Bize teklifte bulunmadan bağımsız üye atasın' denebilir, atayamam, Cumhurbaşkanımız da bunu onaylayamaz. Anayasa açık eklide diyor. Ben onlardan kimseye teklif götürmeyeyim, bağımsız atayayım desem anayasal suç işlemiş olurum. Zihnimde Başbakan yardımcılıkları, bakanlıklar üzerinde bir resim var. Ak Parti'deki ve dışarıdan bütün anayasa hukukçularını davet ettim. Eğer milletvekillerine teklif yapmazsam, anayasaya aykırı davranmış olurum. Resen dışarıdan atarsanız, sen kendi yakınını mı atadın diye bir sual ile gelinebilir. Burada Anayasal ihlal olduğu kanaatinde değilim. Bakanlık için kriterler çok açık. Ehliyet, liyakat, uyum, devlet veya sivil toplum hayatında belli sorumlulukları almış olmak. İsimleri belirlerken şu veya bu siyasi kanaati, parti içindeki konumu, şu veya bu olmasını göz önüne almam. Her vekilin istişare etme hakkı var genel başkanı ile. Anayasa açık teklif yapılacak. Bağımsız atanamaz teklif olmadan. Hükümet kurulamadan da ülke seçime gidemez. Teklifleri makul sürede cevaplandırmaları için davette bulunacağım.

Milliyet



'Hükümetin Yarısı Kadın Olsun' 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesinde parti genel merkezinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirtaş seçim hükümeti ve erken seçim konusunda şunları söyledi: HDP, seçimin güvenliği, seçimin sağlıklı ortamda yapılabilmesi açısından da iktidar olanaklarının bir parti lehine seçimde kullanılmasının önüne geçmek açısından da bu hükümette yer almayı kararlaştırmıştır. Her bir milletvekilimiz o hükümette bakanlık yapabilir. Dolayısıyla HDP'nin isimler üzerinden tartışılması ya da HDP'nin meşruiyetinin tartışılmasını asla doğru bulmayız. Görev alacağız bu hükümette. Geçici bir hükümettir. Bir koalisyon falan değil. Hangi bakanlık olursa olsun daha fazla icraat yapma şansı yok. Sadece Bakanlar Kurulu'nda temsiliyeti önemsiyoruz. 3 bakanlık hakkı var 6 milyon insanın. Seçmenimizin hakkı olan 3 bakanlık hakkını teslim edeceğiz Sayın Davutoğlu'na çağrım şudur, Türkiye'nin, toplumun, seçmenlerin yarısı kadındır. Seçim hükümetinin yarısı da kadınlardan oluşmalıdır. Hangi partiden olursa olsun, bağımsızlardan olursa olsun Türkiye en azından bu konuda kadın özgürlüğü, temsiliyeti konusunda seçim hükümetinde de olsa ciddi bir hamle yapabilmeli ve Sayın Davutoğlu bakanların yarısını kadın üyelerden seçebilmelidir. 2- 3 ay Türkiye'yi geçici olarak idare edecek Bakanlar Kurulu'nda isimleri tartışacak halimiz yok. 80 milletvekilimizin tamamı, dürüstlük, adalet, eşitlik konusunda aynı düşünceye sahiptir, her biri aynı liyakata sahiptir. (HDP'nin seçim hükümeti dışında bırakılmak istendiği yönündeki iddialar) Şu anda Anayasa askıda, saray darbesi yürürlükte. HDP'siz bir seçim hükümeti kurup Anayasa'yı ihlal edip, Anayasa suçu işlerlerse şaşmamak lazım. Hangi gün işlemiyorlar ki? Her saat Anayasa'yı ihlal ediyorlar bu ülkede, her saat Anayasa suçu işleniyor. Böyle bir şey bizi şaşırtmaz ama vebali ağır olur. Anayasa Mahkemesinden hızlı bir şekilde döner böylesi bir yaklaşım. Birkaç ay önce görev başına gelmiş milletvekillerinin geniş kapsamlı bir şekilde değişik bir liste ile toplum önüne çıkarılmasının anlamı yok. Toplumun onay verdiği bir listedir. Aşağı yukarı, tahminime göre bu listeye benzer bir liste ile yeniden halkımızın huzuruna çıkacağız. Tüzük gereği aday olamayacak hiç kimse yok.

Vatan



'Zaaf Gösterecek CHP'li Vekil Yok' 

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Toplantısı, dün Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapıldı. Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Koç, toplantı sonrası şu açıklamaları yaptı: "AKP-CHP koalisyonu çıkmaza sokanların kararından sonra reel sektörün uğradığı toplam zarar 32 milyar 400 milyon Türk lirasıdır. Bu parayı kim ödüyor? Bu parayı sırça köşklerinde oturanlar ödemiyor, ayakkabı kutularına dolar istifleyenler ödemiyor, onlar kazanıyor, onların gemileri yüzüyor ama milletin ocağı tütmüyor. Türkiye bu süreçte 'geçici, baştan savma hükümetlerle yönetilmesin' dedik. Küçük parti çıkarlarını bırakalım, 'biz önce Türkiye' diyoruz da size de 'önce Türkiye dedirtelim' dedik. Biz 'önce Türkiye' dedik, siz 'önce saray' dediniz. Onların tek derdi başlarında Demokles'in kılıcı gibi duran kaçak saray. Eğer CHP iktidarda olsaydı, bir koalisyonun parçası olsaydı bugün birçok şey farklı olacaktı. 7 Haziran'dan beri milletimiz izliyor, milletimiz görüyor, en güzel notu da milletimiz verecektir. Huzur için, barış için, hukuk için, temel uzlaşmazlık konularını çözmek için biz milletimizden 4 yıl yetki istiyoruz. 1 Kasım'a bu çerçeve içerisinde gideceğiz.("Seçim hükümeti için partili milletvekillerine teklif gelirse ve kabul ederse ihraç edilir mi") sorusu üzerine CHP tavrını göstermiştir, CHP bu tavrını gösterdikten sonra zaaf gösterecek hiçbir CHP'li milletvekili yoktur."

Vatan



DÜNYA 



O Duvarlar Kaldırılıyor 

Lübnan'da geçen hafta sonu başlayan "çöp krizi" ve "yolsuzluğu" protesto amacıyla düzenlenen gösterilerin büyümesinin ardından önceki gün Başbakanlık konutu Grand Serail'i korumak için konulan "duvar" kaldırılıyor. Eylemcilerin Başbakanlık binasının bulunduğu alana ilerlemek istemesi üzerine güvenlik güçleriyle protestocular arasında arbede yaşanınca, Beyrut'ta Başbakanlık binası önüne önceki gün beton duvarlar yerleştirilmişti. Bazı göstericiler, beton parçalarının üzerine graffitiler çizdi, "Utanç duvarı", "Burası Lübnan, işgal edilmiş Filistin değil" yazıları yazarak hükümete tepki gösterdi. Duvarların önünde toplanan bir grup engelli de yolsuzluğu ve şiddeti kınayan dövizler taşıdı. Dün ise duvarlar, Başbakan Temmam Selam'ın talimatıyla vinçlerle sökülmeye başlandı. Göstericilerden biri, kararı memnuniyetle karşıladıklarını söylerken "Mutluyuz, halka hükümet arasında duvar olmamalı" dedi. Başka bir gösterici ise "İlk kez hükümet bizi dinliyor" diye ekledi. Öte yandan "çöp" protestolarını başlayan "Kötü kokuyorsunuz (You Stink)" koalisyonu, cumartesi günü eylem yapacağını açıkladı. Beyrut'taki tek çöp toplama şirketinin temmuz ayının ortalarında çalışmalarını durdurması ve ana çöp depolama merkezlerinden birinin kapatılması, büyük tepki çekmiş, hükümetin istifası talep edilmişti.

Hürriyet



Mescid-İ Aksa'ya '200 Ek Muhafız' Projesi 

Ürdün parlamentosunun üçte birini temsil eden 52 milletvekili, Mescid-i Aksa'nın güvenliğine takviye amacıyla 200 ek muhafız gönderilmesini teklif ettiler. Kutsallar ve İslami İşler Bakanı Hail Davud, Aksa'nın 300 olan muhafız sayısını 500'e çıkarmayı hedefleyen bir plan üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Mescid-i Aksa'yı korumak için Ürdün askeri gönderme konusuna değinen Davud, bu durumun ülkenin genel siyaseti, silahlı kuvvetler ve diplomatik kanallarla ilgili bir mesele olduğu görüşünü dile getirdi. Ürdün Kralı Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Mart 2013'te, Ürdün'e "Kudüs'ü ve kutsal değerleri koruma hakkını" veren anlaşmayı imzalamıştı. Ürdün ayrıca 1994 yılında İsrail ile imzalanan Vadi Araba Barış Anlaşması uyarınca Kudüs'teki dini işlerden sorumlu olma hakkını korurken, Ürdün Vakışar Bakanlığı çatısı altında 300'ü Mescid-i Aksa muhafızı olmak üzere Kudüs'te 850 kişi görev yapıyor.

Türkiye



'İran'ı Denetlemeye Yetecek Paramız Yok' 

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) dünya güçleri ile Tahran yönetimi arasında varılan anlaşmanın öngördüğü şekilde, İran'ın nükleer tesislerini denetleyebilmeleri için daha fazla kaynağa ihtiyaçları olduğunu açıkladı. Kurumun Genel Direktörü Yukiya Amano, yönetim kurulu başkanı Marta Ziakova'ya yazdığı mektupta, acil fon gerektiğini vurguladı. Amano, kurumun aylık 1 milyon dolar değerinde açığı olduğunu belirtti. Mektupta aktarılanlara göre, IAEA'nın denetimler için her ay 1.1 milyon dolara ihtiyacı olacak. Denetim yapılması öngörülen 15 yıllık sürede ise harcamalar 157 milyon dolara çıkacak. Amano mektubunda IAEA'ya geçmişte finansal katkılarda bulunan ülkelere teşekkür ederken, onları kuruma bağlılıklarını yenilemeye çağırdı. ABD'nin Viyana Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, "Washington'ın denetim boyunca IAEA'nın parasının olmasını sağlayacağı" belirtildi. ABD'nin yanı sıra, Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya, Çin, Japonya, Finlandiya, Avustralya, Kanada, Hollanda ve Yeni Zelanda'nın da katkıda bulunabileceği aktarılıyor.

Milliyet



800 Işid'çi Avrupa'da 

İspanyol istihbaratı, Irak ve Suriye'de baştan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) olmak üzere terör örgütlerinin saflarında savaştıktan sonra Avrupa'ya dönen 800 civarında militan belirlendiğini duyurdu. Yetkililer, ülkelerine geri dönen militanlardan bir bölümünün takip altında tutulduğunu, ancak bazılarının Avrupa genelinde nerede olduklarının bilinmediğini vurguluyor. İstihbarat yetkilileri, dönüş yapan IŞİD militanlarının Avrupa'da terör saldırısı düzenlemek için Suriye'deki liderlerinden talimat beklediğini öngörüyor. Amsterdam- Paris seferini yapan hızlı trende cuma günü silahlı saldırı düzenlemeye çalışırken yolcular tarafından etkisiz hale getirilen Fas asıllı Eyip el Hazzani'nin saldırı emri alan militanlar arasında yer aldığı düşünülüyor.

Vatan



Çavuşoğlu Noktayı Koydu: ABD İle İmzalar Atıldı 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, DAEŞ'e yönelik ortak operasyonlara ilişkin ABD ile müzakerelerin tamamlandığını ve imzaların atıldığını açıkladı. Çavuşoğlu, önceki gün yaptığı açıklamada, "Görüşmeler tamamlandı, DAEŞ'e karşı operasyonlar yakında başlayacak" demiş, ancak bu açıklama ABD tarafından doğrulanmamıştı. ABD yetkilileri görüşmelerin sürdüğünü söylemişti. Çavuşoğlu bu farklı açıklamalarla ilgili olarak "Ben teknik detaylara dair müzakerelerin tamamlandığını söylemiştim. Bu doğru bilgiydi. O açıklamamdan sonra o müzakere metni de Türkiye ve ABD yetkilileri tarafından imzalandı. Ben görüşmelerin tamamlandığını söyledim, imzaların atıldığını söylemedim. Belki ABD'li sözcüler imzaların atılmadığına vurgu yaptı. Belki saat farkından dolayı böyle bir açıklama yaptılar" değerlendirmesinde bulundu. Çavuşoğlu "Operasyonların ne zaman başlayacağı gibi teknik konular askeri makamların konuşacağı konulardır" şeklinde konuştu. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook ise "Teknik detaylar tamamladı. Türkiye ile aynı görüşteyiz" ifadesini kullandı.

Star



SPOR 



Pekin'deki 15. Dünya Atletizm Şampiyonası'nda erkekler 200 metrede Türkiye'yi temsil eden Ramil Guliyev elemelerde Türkiye rekoru kırarak yarı finale çıktı. Guliyev, 20.01 saniyelik derecesiyle serisinde birinci olurken elemelerin de en hızlı atleti olmayı başardı. Altın madalyanın iki favori ismi Jamaikalı Usain Bolt 20.28 ve ABD'li Justin Gatlin 20.19 ile kendi eleme yarışlarında birinci olarak yarı finale kaldı. Erkekler 200 metre yarı finalleri bugün 15.30'da başlayacak. Şampiyonada erkekler 400 metre engellide finalde koşan Yasmani Copello Escobar 48.96 koşarak altıncı oldu. Yarışta Kenyalı Nicholas Bett, 47.79 saniyeyle bu yıl dünyanın en iyi derecesini yaparak, altın madalyaya uzandı. 23 yaşındaki Bett, erkekler 400 metre engellide Kenya'ya ilk dünya şampiyonluğunu getirdi. Kadınlar 1500 metrede Etiyopyalı Genzebe Dibaba, yine kadınlar disk atmada Kübalı Denia Caballero altın madalya kazanan sporcular oldu.

Türkiye



Trabzonspor'un prensip anlaşmasına vardığı ve Trabzon'a özel uçakla getirdiği Marko Marin dün sağlık kontrolünden geçti. Alman futbolcunun, yapılan kontrollerinde herhangi bir rahatsızlığa rastlanmadığı öğrenilirken kronik bir sakatlığının da bulunmadığı ifade edildi. Ardından bordo-mavili takım futbolcu ve kulübü Chelsea'yla anlaştığını KAP'a gönderdiği yazıyla resmen duyurdu. Marin 1 yıllığına Karadeniz ekibinde kiralık oynayacak. Satın alma opsiyonu 4 milyon avroyla Trabzonspor'da olacak. Futbolcuya 1 yıl için 1.6 milyon garanti, 10 bin avro da maç başı ücret verilecek. 26 yaşındaki oyuncuyla bugün resmi sözleşme imzalanacak. Sol kanat oyuncusu Marko Marin, 2007 yılında Mönchengladbach'ta oynarken, Alman futbolunun yıldız adayları arasında yer alıyordu. 2009'da 8.2 milyon avroya Werder Bremen'e satılan Marin, 3 yıl burada oynadıktan sonra 8 milyon avroya Chelsea'ya transfer oldu. İngiliz ekibinde fazla forma şansı bulamayan 1.70 metre boyundaki oyuncu sırasıyla Sevilla, Fiorentina ve Anderlecht takımlarına kiralandı.

Türkiye



Beşiktaş'ın her konuda prensip anlaşmasına vardığı Lucas Leiva'nın transferinde son dakika krizi çıktı. Arsenal maçında ilk onbirde oynayan ve müthiş bir performans gösteren Brezilyalı oyuncuyu, Teknik Direktör Brendan Rodgers bırakmak istemedi. Joe Allen'in sakatlığı nedeniyle Arsenal maçında kendine yer bulabilen Lucas Leiva, oynadığı futbolla, teknik heyetin beğenisini toplayınca transferde beklenmedik gelişmeler yaşandı. Allen'in ne zaman sahalara döneceği konusunda Liverpoollu doktorlar kesin bir rapor vermediği için, Brendan Rodgers'ın, bu oyuncunun gönderilmemesi için yönetime baskı uyguladığı öğrenildi. İn- g i l i z Yönetimi'nin ise Kuzey İrlandalı teknik adama, "Biz Beşiktaş ile her konuda anlaştık. Leiva da her konuda el sıkıştı. Üstüne üstlük sen de onun gitmesini onayladın. Bu saatten sonra Beşiktaş'a nasıl 'Biz bu transferden vazgeçtik' diyebiliriz" karşılığını verdikleri ortaya çıktı. Yönetimden sonra Lucas Leiva ile de konuşan Brendan Rodgers'in, oyuncudan da olumsuz yanıt aldığı bildirildi. Beşiktaş'a gitmek istediğini söyleyen Leiva'nın, "Tabi ki Liverpool büyük bir kulüp ama benim burada sürekli oynayacağımın garantisi var mı? Allen sahalara birkaç hafta sonra dönerse muhtemelen yine yedek soyunacağım. İzin verin, en azından sürekli oynayabileceğim bir takımda forma giyeyim" dediği öğrenildi. Beşiktaşlı yöneticiler ise "Leiva Arsenal maçında o kadar iyi oynadı ki hocasının kafası karıştı. Olmaz böyle bir şans" dediler.

Milliyet



Galatasaray'da kamp döneminde başlayan Cüneyt Tanman krizi, sarıkırmızılı yöneticinin kulüp yönetiminden istifasıyla son buldu. Kamp döneminde Başkan Dursun Özbek kardeşi Mehmet Özbek'i futbol takımının işleriyle ilgilenmesi için görevlendirmişti. Tanman da yetkilerine müdahale edildiği gerekçesiyle futbol şubesindeki görevini bırakmıştı. Bu kararından sonra yönetici olarak devam eden Galatasaray'ın eski kaptanı, son olarak Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu ile Burak Yılmaz arasında sıkıntı olduğunu söyledi. Tanman, Osmanlıspor maçından sonra yaptığı değerlendirmede "Hamza Hamzaoğlu ile Burak arasında bir sıkıntı olduğu kesin. Burak, Sivas'ta da maça onbirde başlamadı" dedi. Yorumuna "Bu kez de oyundan alındı. Hamza hoca ile Burak arasında sıkıntı olduğu kesin. Burak'ın taraftarla da arası iyi değil" diye devam eden Tanman'ın bu sözleri camiada ve yönetimde büyük tepki topladı, ardından dün yönetim kuruluna istifasını sundu. Tanman'ın istifasını kabul eden yönetim, yerine yedek üyelerden Ali Yüce'yi asil üyeliğe aldı.

Star



Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi'nde tura kenetlendi. Play-Off turu rövanş maçında yarın Yunan ekibi Atromitos ile rövanşa çıkacak olan Sarı-Lacivertliler'de Teknik Direktör Vitor Pereira, oyun felsefesini ve taktiğini belirledi. Oyuncularıyla yaptığı toplantılarda adeta beyin yıkayan Portekizli hoca özellikle erken golün önemine vurgu yaptı. Pereira "Maçın başında bulacağımız bir gol rakibin direncini kırar ve işimizi kolaylaştırır" dedi. Kanarya'nın teknik patronunun futbolcularıyla yaptığı konuşmalarda "İlk maçta 1-0 kazandık ama ne kadar zorlandığımızı biliyorsunuz. Henüz turu geçmedik. Rövanşta dikkati elden bırakmamamız gerek. Özellikle savunmada açık vermemeliyiz. Çünkü sadece gol yemezsek bile turu geçebiliriz. Ancak kendi taraftarımızın önünde oynayacağımızı unutmayalım. Onlara coşkulu bir futbol izletmeliyiz" ifadelerini kullandığı öğrenildi. Eskişehir maçında taraftara hayran olan Pereira, Atromitos mücadelesinde de aynı atmosferin olacağını söyleyerek, Sarı-Lacivertliler'e "Bu taraftar her türlü güzelliği ve başarıyı hak ediyor. Onlara farklı bir galibiyet hediye edip gönüllerini kazanın" dediği belirtildi. Bu arada cezası nedeniyle Atina'da olduğu gibi Saracoğlu'nda da yedek kulübesinde yer almayacak olan Pereira, bugün 15.30'da Saracoğlu'ndaki basın toplantısında maçla ilgili konuşacak.

Star




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme