29 Ağustos 2015 Cumartesi

29.08.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Ökkeş De Bitmez Mehmet De
Kahramanmaraş son 15 gün içerisinde 4 şehit haberiyle sarsıldı. Şehit Jandarma Uzman Çavuş Ökkeş Korkmaz, dün son yolculuğuna uğurlandı. Korkmaz için ilk tören Diyarbakır'da düzenlendi. Saldırıda yaralanan 4 askerden 3'ü de törene katılarak şehit arkadaşlarını uğurladı. Korkmaz'ın cenazesi, uçakla Kahramanmaraş'a getirildi. Şehidin cenazesini havaalanında babası Dursun, annesi Eşe Korkmaz, kardeşleri ve yakınları karşıladı. Askerlerin omzunda uçaktan alınan şehidin bayrağa sarılı tabutuna koşup sarılan baba Dursun Korkmaz, baygınlık geçirdi. Korkmaz'ın cenazesi, daha sonra merkez Onikişubat ilçesine bağlı Önsen Mahallesi'ndeki baba evine götürülerek helallik alındı. Ardından törenin yapılacağı aynı mahalledeki Veysel Karani Camisi'ne getirildi. Camide düzenlenen cenaze törenine; Vali Mustafa Hakan Güvençer, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri İlker Çitil, Uğur Dilipak, Veysi Kaynak, MHP Kahramanmaraş milletvekilleri Fahrettin Oğuz Tor, Sefer Aycan, Adana 6'ncı Mekanize Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Erbaş, Adana Bölge Jandarma Komutanı Tuğgeneral Aytekin Şahin, Gaziantep 5'inci Zırhlı Tugay Komutan Yardımcısı Tankçı Kurmay Albay Burç Pekin, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, İl Jandarma Komutanı Albay Coşkun Doğan, Emniyet Müdürü Servet Yılmaz, kent protokolü ile çok sayıda kişi katıldı. Korkmaz'ın cenazesi, bir süre kortej eşliğinde yüründükten sonra kalabalığın tekbirleri eşliğinde aynı mahalledeki mezarlıkta toprağa verildi. Anne Korkmaz yanından geçen askerlere, "Ömerim gitti Allah sizleri korusun yavrularım" diyerek dua etti. Şehidin diyabet hastası olan annesi ve babası ile en son önceki gün telefonda konuştuğu öğrenilirken, sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki profilinden en son paylaştığı fotoğrafının altına da "Hayata inat gülümsüyorum" yazdığı görüldü. Korkmaz'ı şehit eden, PKK'lı teröristlerden 2'si öldürüldü.
Hürriyet
 

Terörün Faturası Sivillere Çıkıyor
Cizre'de ikisi çocuk 4 kişi, Şırnak'ta bir çocuk hayatını kaybetti. Erzincan'da yol kesen PKK'lılar bir kadını öldürdü. Doğubayazıt'da bir polis karakolu önünden geçen araca açılan ateşte de bir sivil hayatını kaybetti Terör ateşi masum sivilleri de yakıyor. Son üç günde tek suçları "çatışmalı coğrafyada yaşamak" olan üçü çocuk 7 sivil kurşunlara hedef olup yaşamını yitirdi. Şırnak'ın Cizre ilçesi sivil kayıpların en fazla yaşandığı yer oldu. DHA ve AA'nın haberlerine göre güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmalarda 2'si çocuk 4 kişi yaşamını yitirdi. Nur Mahallesi'ndeki Garnizon Komutanlığı nizamiyesine önceki gün roketatar ve uzun namlulu silahlarla ateş açılması üzerine başlayan çatışmada 3 asker yaralanırken, sokak aralarına kaçan PKK'lıların yakalanması için bölgede operasyon başlatıldı. Teröristler ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda Cizre Devlet Hastanesi Çocuk Servisi'nde hemşire olan Eyüp Ergen (27), arıza gidermek için bölgede bulunan DEDAŞ çalışanı 39 yaşındaki Mesut Sanrı, olaylar sırasında roketatarın isabet edip çöken duvarın altında kalan 7 yaşındaki Baran Çağlı ile kurşunların isabet ettiği 10 yaşındaki Emin Yanaş, hayatlarını kaybetti. Olaylarda ölen Cizre Devlet Hastanesi Çocuk Bölümü'nde hemşire olan Eyüp Ergen'in meslektaşları büyük üzüntü yaşadı. Hastanede dün acil dışında hasta kabul edilmezken, acil servis önünde toplanan hastane çalışanları, olayları protesto edip, gözyaşları döktü. Hastane personelinin protestosu sırasında bölgeye zırhlı araçlarla gelen polis ekipleri ile hastane çalışanları arasında zaman zaman gerginlik yaşandı. Gerginlik üzerine polis ekipleri bölgeden ayrıldı. Cizre Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet Erzen, hemşire Eyüp Ergen'in dün nöbet çıkışı evine giderken tek kurşunla başından vurularak öldürülmesinin tüm sağlık çalışanlarını derinden üzdüğünü söyledi.
Milliyet

Pilot Üsteğmeni Pkk'lı Diye Linç Etmeye Kalktılar
Konya'da 20 Ağustos gecesi son günlerde tırmandırılan toplumsal gerilimin nerelere vardığını gösteren çarpıcı bir olay yaşandı. Konya 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'nda görevli hava pilot üsteğmen, bir yakınını ziyaretten dönerken, adres sorduğu ve sarhoş oldukları öğrenilen 2 kişinin sözlü saldırısına uğradı. Daha sonra ise sarhoşlar 'PKK'lı' diye bağırınca çok sayıda öfkeli vatandaş toplandı. Üsteğmen olduğunu söyleyen ve kimliğini gösteren genç, kimseyi buna inandıramadı. Bu sırada kalabalığın içinden bazı kişiler üsteğmene saldırdı. Karın ve yüz bölgesinden aldığı darbeler sonucu yere düşen ve hareketsiz uzanan üsteğmen, polis ekiplerinin gelmesi sonucu linçten kurtulabildi. Bilincinin kapalı olduğu ve burnunun kırıldığı öğrenilen üsteğmen, 112 ekiplerinin ilk müdahalesi sonrasında hastaneye kaldırıldı. Polis, yaygarayı çıkaran iki kişiyi gözaltına aldı. Olay, sosyal medyada da hızla yayıldı. Kişinin asker olduğundan habersiz sosyal paylaşım sayfasında da inanılmaz yorumlarda bulunuldu. Sayfada fotoğraflar ile birlikte, "Meram'da PKK'lı olduğu öne sürülen bir kişi mahalleliler tarafından linç edildi. Konyalı'ya yanlış yapılmaz, yapanda pek yaşamaz!" paylaşımı yapıldı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 106, 4237-106, 8087                            
ABD Doları 2, 9190-2, 9284/ Euro 3, 2657-3, 2789/İngiliz Sterlini 4, 4954-4, 5161                  

4.5g'ye Tavan Fiyat Geliyor
4.5G mobil iletişim teknolojilerini sunacak frekans ihalesiyle şu ana göre 10 kata kadar daha hızlı internete bağlanılabilecek. 100 megabiti aşacak mobil internet ile tüketicilerin veri kullanımları da artacak. Hatta 2016'da yeni teknolojiyle kullanıcı başı ortalama veri kullanımının 3 GB'a çıkması bekleniyor bu şu an 1 GB. Bu da 4.5G kullanıcıların daha fazla verinin karşılığı daha fazla fatura ödemesi anlamına geliyor. Ancak Bilgi Teknolojileri ve İletişim KUrulu (BTK), bu sorunu çözmek için şimdiden harekete geçti. BTK yetkililerinden aldığımız bilgiye göre 4.5G ile artacak veri tüketimine karşılık tüketicinin cebinin yanmasının önüne geçilmesi için şimdiden çalışılmaya başlandı. Buna göre abonelerin sahip olduğu internet paketlerinin birim fiyatlarının düşürülmesi planlanıyor. Önceki gün yapılan frekans ihalesinin şartnamesinde mobil iletişim operatörlerinin abonelerine sunacağı 4.5G teknolojisine yönelik fiyatlar yer almıyordu. Aldığımız bilgilere göre ise BTK, şimdiden bu düzenleme eksikliği için harekete geçti. BTK, 1 Nisan 2016'da kullanıcılarla buluşması beklenen 4.5G'den sonra öncelikle abonelerin internet kullanımlarını ve mobil iletişim operatörlerinin fiyatlandırmalarını serbest piyasa koşulları çerçevesinde incelemeye alacak. 4.5G ile beraber kullanıcıları fiyat konusunda olumsuz olarak etkilenmesi durumunda ise BTK bir düzenleme hazırlayarak, 4.5G paketlerine tavan fiyat uygulaması başlatacak. Bunun sonucunda ise 4.5G kullanıcılarının internet paketi birim fiyatları düşürülecek. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verilerine göre Türkiye'deki mobil internet abonelerinin kullanımı 3G'nin yaygınlaşmaya başladığı 2009 yılından beri hızla artmaya devam ediyor. Kurumun pazar verilerinde yer alan bilgilerde Türkiye'de 2009 yılında kullanıcı başına ortalama sadece 25 megabytelık veri tüketilirken rakamın 2015'te 1 GB'ın üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.
Hürriyet

Fıtch: Seçim Belirsizliği Arttırıyor
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, kasım ayında tekrarlanacak seçimler nedeniyle uzayan seçim döngüsünün siyasi belirsizliği artırdığını belirtti. Fitch yayımladığı kısa değerlendirmede, "Yeni seçim siyasi belirsizliği sona erdirmekten ziyade uzatabilir, Türkiye'nin izlediği politikaların iç ve dış alanda karşı karşıya olduğu zorlukları artırabilir" dedi. Ortaya çıkan siyasi belirsizliğin PKK ile yürütülen çözüm sürecinin sona ermesi ve Suriye'de askeri operasyonların başlamasıyla aynı döneme denk geldiğine dikkat çekilen değerlendirmede, "Türkiye içinde şiddet olaylarının hızlanması veya ülkenin uzun sürecek bölgesel bir çatışmanın içine çekilmesi halinde bu durum ülkenin risk profili için negatif olabilir" denildi. Türkiye'yi yatırım yapılabilir en düşük seviye olan BBB- düzeyinde, "durağan" görünümle derecelendiren Fitch, daha önce ülke notu gözden geçirmesini 18 Eylül'de yayımlayabileceğini belirtmişti. Öte yandan Çin kaynaklı küresel büyüme endişeleriyle haftaya sert satış baskısı altında başlayan kur ve faiz haftanın geri kalanında ABD Merkez Bankası (Fed) üyelerinden gelen ve faiz artışlarının Eylül ayından daha ileri bir tarihe sarkabileceğini gösteren açıklamalarla kayıplarının önemli bir bölümünü geri aldı. Geçen hafta tarihi zirve olan 3 seviyesini test eden ve Çin endişeleriyle pazartesi günü 2.98 lira seviyelerinde seyreden dolar haftanın kalanında ise aşağı yönlü bir seyir izledi. Kur dün güne başladığı 2.91'li seviyelerinde hareket etti. Serbest piyasada dolar günü 2.9170 liradan tamamladı.
Hürriyet

Zeybekci: İzmir'i Kurtarıcılarından Kurtarmalıyız
Bu yıl 84.'sü düzenlenen İzmir Enternasyonal Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Fuarın açılışına katılan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci İzmir'in Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde 10'unu üreten bir kent olduğunu belirterek, kentin kurtarıcı beklemeden kendi değerleriyle üretmesi gerektiğini söyledi. İzmir'i odaların, birliklerin içinde yer aldığı bir seferberlikle daha iyi noktaya taşıyacaklarını ifade eden Zeybekci, "İzmir bizim için sadece İzmir değildir. İzmir Ege'dir, tüm Anadolu'dur. İlk yapmamız gereken kurtarıcılardan kurtulmak. Bir kurtarıcı aramamak. İzmir'i kurtaracak olan biziz. Muasır medeniyet dediğimiz seviyenin üzerine çıkarmak. Bunu ticaretle, tarımla, bilimle ve ihracatla yapmak. Ege'nin içinde 16- 17 üniversite ve yüz binlerce öğrenci var. İzmir- Antalya hızlı tren. İzmir'den çıktığınızda en fazla 2.5 saatte Antalya'ya gideceksiniz. İzmir nasıl ki ticaretin, turizmin başkenti olacaksa, sağlık turizminin de başkenti olmalı" dedi.
Türkiye

Tüm Endeksler Tepetaklak
TÜİK'in açıkladığı Ekonomik Güven Endeksi, başta tüketici endeksi olmak üzere tüm alt endekslerdeki gerilemenin etkisiyle, bir önceki aya göre yüzde 1.9 azalarak 84.28'e geriledi. Ekonomik verilerdeki kötü manzaranın sorumlusu olarak siyasi belirsizlik ve dolar kuru olarak gösteriliyor. Tüketici dernekleri ise enflasyonu düşürmek için kurulan gıda komitesinin işe yaramadığı görüşünde. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılı ağustos ayına ilişkin ekonomik güven endeksini açıkladı. Buna göre, ekonomik güven endeksi, ağustosta geçen aya göre yüzde 1,9 azalarak 85,87 değerinden 84,28 değerine düştü. Bu düşüş, endeksi oluşturan tüm güven endekslerindeki azalmadan kaynaklandı. Tüketici güven endeksi, ağustosta bir önceki aya göre yüzde 3,6 azalarak 62,35 değerine düştü. Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 2,6 düşüşle 101,86 değerine geriledi. Hizmet sektörü ve inşaat sektörü güven endeksleri, temmuza göre yüzde 0,7 azalarak 100,65 ve 82,10 değerlerine düştü. Reel kesim güven endeksi ise yüzde 0,1 azalarak 103 değerine geriledi. Piri Reis Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, ekonomik güven endeksindeki düşüş için "Yılın başından bu yana geçen yılın altında seyrediyor, büyüme olarak geçen yılın altında bir büyümeye işaret eden trend görünüyor. Dünya ekonomisindeki yavaşlamanın da Türkiye'ye yansımaları var ihracatımız kanalıyla. Ama yüzde 50'den fazla ağırlık bizim içerdeki gündemimiz. Siyasi, jeopolitik gündem ve belirsizlik ortamının yarattığı, yatırım kararları başta olmak üzere duraklama. Son 2 yılda Türkiye'de güven endekslerinde bir düşüş var" dedi. Ekonomik güven endeksinde, tüketici güveninin ağırlıkta olduğunu anlatan Aslanoğlu şöyle devam etti: "Tüketici güvenini en çok ne etkiliyor sorusunun başında, dolar kuru geliyor. Türkiye'deki siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalması ve istikrar algısının biraz artması gerekiyor. O otomatikman kura da kısmen yansıyacaktır. Seviye önemli ama seviyeden ziyade volatilitenin azalması ve çıkışın durması gerekiyor güvenin artması için. Bu hem tüketici, hem de yatırımcı tarafında böyle. Bugünler henüz bize bunun toparlayacağı yönünde sinyal vermiyor ama gelişmeler olursa toparlanmayı da beklemek yanlış olmaz. Önümüzdeki 1 ayda dolar kuru 2.70'in altına inse mesela, 2.60'lara falan, toparlanma görülür. Bu bir güven getirir. Türkiye'nin büyümesini yukarıya taşıyacak ya da genel endeksleri yukarıya taşıyacak asıl şey, Türkiye'nin, çözmesi gereken şeylerde iradesi olan bir siyasi istikrarı, hükümeti ve jeopolitik risklerin azalmasını görmesi."
Milliyet

Ette Ucuzluk İçin Tam Gaz İthalat
Bir kilo kıymanın fiyatı 40 liraya dayanınca devlet ithalat kapılarını ardına kadar açtı. Et ve Süt Kurumu (ESK) eliyle üçüncü kez ithalat yapılacak. Et ithalatına verilen ilk izin sembolik ancak gümrük kapılarının açılacağına ilişkin önemli bir işaretti. Bu kapsamda Türkiye AB anlaşmasında yer alan ancak çeşitli bahanelerle yıllardır yerine getirmediği ithalata izin vermiş ve AB menşeili 4 bin 300 ton et için ihale açmıştı. Türkiye'nin iki günlük et ihtiyacını karşılayacak miktardaki bu ithal izninden sonra gümrük kapısı aralanmış ama iç piyasada et fiyatı yerinden kıpırdamamıştı. ESK ikinci ithalat hamlesinde ithalat kapısını daha da genişletti. Bu kez 19 bin 500 tonluk ithalata izin verdi. İthalatın 10 bin tonu canlı hayvan, 9 bin 500 tonu karkas et olarak ihale edildi. Türkiye'nin bir haftalık ihtiyacına denk gelen bu miktar et de fiyatları düşürmekte başarılı olamadı. ESK, bu kez daha etkili olması beklenen üçüncü darbeyi indirdi. Buna göre yıl sonuna kadar sıfır gümrük vergisiyle büyükbaş hayvan eti ithalatı için 30 bin ton kontenjan tahsis edildi. 30 bin ton da Türkiye'nin 11 günlük ihtiyacına denk geliyor. Bakanlar Kurulu'nun, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü'nce Kullanılmak Üzere Sığır Eti İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Kararı Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı. Buna göre, ESK'ya taze veya soğutulmuş büyükbaş hayvan eti ithalatında sıfır gümrük vergisiyle bu sene sonuna kadar 30 bin ton kontenjan tahsis edildi. ESK'nın 4 bin 300, 19 bin 500 ve 30 bin ton sırasıyla ithal ettiği et miktarı toplamda 53 bin 800 tona ulaşacak. Türkiye'nin yıllık et tüketimi 1 milyon tonun üzerine çıktı. Ortalamada her gün 2 bin 700 ton et tüketiliyor. ESK'nın yapacağı yaklaşık 54 bin tonluk ithal et yaklaşık 20 günlük tüketime eşdeğer. Bu miktardaki etin de fiyatları düşürmede etkisiz kalması halinde ESK'nın piyasaya daha ağır bir ithalat darbesi indirmek için hazır olduğu belirtiliyor.
Milliyet

Hesaplar Sil Baştan
Petrol fiyatlarındaki oynaklık baş döndürüyor. Hafta başında 42.2 dolara gerileyerek yaklaşık son 6.5 yılın en düşük seviyesini gören Brent petrolün varil fiyatı, önceki gün yüzde 9.5 artarak 2009 yılından bu yana en hızlı günlük yükselişini kaydetti. Dün de yükselişini devam ettiren petrol, 48.43 doları gördü. Brent petrolün varil fiyatı, hafta başında Çin kaynaklı büyüme endişelerinin piyasalarda yarattığı panik havası ile 42.2 dolara gerileyerek yaklaşık son 6.5 yılın en düşük seviyesini görmüştü. Sonraki 2 günde ise Çin Merkez Bankası'nın (PBoC) faizlerde ve zorunlu karşılıklarda indirime gitmesi ve piyasaya likidite enjekte etmesinin ardından toparlanma eğilimine girmişti. Brent petrolün varil fiyatı, önceki gün ABD'de beklentilerin üzerinde gelen 2'nci çeyrek büyüme verileri sonrasında yükselişini hızlandırdı ve 6 yılın en hızlı günlük artışını kaydetti. Önceki kapanışa göre yüzde 9.45 artan Brent petrolün varil fiyatı, bir ara 48 doları görse de günü 47.54 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı dün ise 48.43 dolara kadar yükselmesi sonrasında 47.20 dolar seviyelerinde dengelenmeye çalışıyor.
Vatan

DÜNYA

Havasızlıktan Ölmemek İçin Güverteye Çıkmak Bile Paralı
Libya açıklarında geçen çarşamba günü bir teknede dumanda boğulmuş olarak bulunan 50 göçmenin ardından yeni bir facia yaşandı. Yaklaşık 400 göçmeni taşıyan bir teknenin Akdeniz'de batmasının ardından 105 kişinin cesedi Libya kıyılarına vurdu. Kızılhaç yetkilileri, 200'e yakın kişinin kurtarıldığını, yaklaşık 100 kişinin ise kayıp olduğunu açıkladı. Göçmenlerin, Afrika, Asya ve Ortadoğu ülkelerinden olduğu bilgisi verildi. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü Melissa Fleming, bu yıl içinde Akdeniz'i geçerek Avrupa ulaşan kaçak göçmen sayısının 300 bini geçtiğini açıkladı. Bu sayının 2014'ün tamamın 219 bin olduğunu vurgulayan Fleming, artışa dikkat çekti. Fleming, Akdeniz'de Avrupa'ya gitmeye çalışırken hayatını kaybeden göçmenlerin sayısının da 2 bin 500'ü aştığını belirtirken, söz konusu sayının 2014 yılında 3 bin 500 olduğunu kaydetti. BM Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Fleming, "Şimdiye kadar 200 bin göçmen Yunanistan'a, 110 bin göçmen ise İtalya'ya ulaştı" dedi. BM yetkilisi, "Hayatta kalan göçmenler bize tıka basa dolu teknelerde insan kaçakçılarının geminin en alt kısmında kalanlardan, dışarı çıkıp nefes alabilmeleri karşılığında para istediğini söyledi. Kaçakçılara daha fazla para ödeyebilenlerin güvertede durmasına izin veriliyor diğerleri ise zorla geminin en alt kısmına itiliyor" diye konuştu. İtalyan polis yetkilileri de kurtulanların kendilerine geminin alt kısmından yukarı çıkmak isteyenlerin insan kaçakçıları tarafından sopalarla ve bıçakların arkasıyla dövülerek geri itildiğini anlattığını söyledi. Fleming, "İnsan kaçakçıları insan hayatına zerre kadar değer vermiyor, sadece para peşindeler ve göçmenler o kadar çaresiz ki, kendilerini bu canilere teslim ediyor" şeklinde konuştu.
Hürriyet

Çıkmak Içın Son Ana Kadar Çırpınmışlar
Avusturya'da A4 otobanında yaşanan mülteci trajedisinde başta 50 olarak açıklanan ölü sayısının 71 olduğu bildirildi. Otobanda bulunan TIR'ın kasasındaki cesetlerin durumu nedeniyle tam sayı dün açıklanabildi. Avusturya'nın Burgenland eyaleti polis yetkilisi Hans Peter Doskozil, düzenlediği basın toplantısında "Başlangıçta 20 ile 50 ceset sanıyorduk. Ancak trajedide ölenlerin sayısı 71 oldu. Ölenlerin 59'u erkek, 8'i kadın ve aralarında dört tane de çocuk var. Çocuklardan biri 1 ile 2 yaşları arasında bir kız çocuğu, diğer üçü ise 3, 8 ve 9 yaşlarında erkek çocukları" dedi. Polis yetkilisi, ölenlerin üzerinden çıkan belgelerden cesetlerin Suriyeli mültecilere ait olduğunu düşündüklerini de belirtti. Polis sözcüsü Doskozil, soğutucu TIR'ın kasasında ölen 71 mültecinin donarak mı yoksa havasızlıktan boğularak mı öldüklerinin henüz tespit edilemediğini, ancak büyük bir ihtimalle havasızlıktan öldüklerini söyledi. Mültecilerin kaç saattir TIR'da ölü kaldıkları sorusu da henüz açıklık kazanmadı. Polis sözcüsü, TIR'ın en az 24 saat emniyet şeridinde park halinde kaldığına işaret etti ve içindeki mültecilerin bir buçuk, iki gün TIR'da ölü kalmış olabileceğini tahmin ettiklerini söyledi. Cesetlerin Viyana'da adli tıpa kaldırılacağı belirtildi. Basın toplantısında konuşan savcı Johann Fuchs, dört uluslararası tutuklama kararı çıkardıklarını, bunun sonucu Macaristan'da üç kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Daha sonra Macar yetkililerden dördüncü şüphelinin de yakalandığı haberi geldi. Gözaltına alınanlardan üçü Bulgar, biri Macar vatandaşı. Lübnan kökenli Bulgar vatandaşının TIR'ın sahibi olduğu belirtildi. Trajediyi yaşayan otoban polisi ise olayı şöyle anlattı: "TIR'ı kontrol eden polis memuru gelip 'TIR'ın içinde ne olduğuna inanamazsınız' dedi. İnsan kaçakçıları mı dedim? "Hayır TIR ceset dolu" dedi." Polisten alınan bilgiye göre soğutucu TIR'ın kapıları hiç hava girmeyecek şekilde kapatılmıştı. Ölenler son ana kadar kapıyı açmak için çırpındı. Ancak hiçbir şansları yoktu. Çünkü kasanın kapıları gümrüğe takılmaması amacıyla mühürlü süsü vermek için kapılar telle bağlanmıştı. Alman İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ise Avrupa Birliği'nin iltica taleplerinin değerlendirileceği mülteci kamplarını Türkiye'de kurması gerektiğini söyledi. Euronews'a konuşan Maziere bunun mülteci krizini hafifleteceğini söyleyerek "Büyük bir mülteci kampının Türkiye'de kurulabilmesi için AB fonlarından faydalanabiliriz. O mülteci kampında kimin Avrupa'ya alınacağına karar verebiliriz" dedi.
Hürriyet

Hayatlarını Sırtlarına Yükleyip Gittiler!
Venezulea Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun Kolombiyalı göçmenlerin ülkeden atılması emrini vermesinin ardından iki ülke arasında kriz patlak verdi. Geçen hafta iki ülke arasındaki sınırda kaçakçılar ile ordu arasında çıkan çatışmada üç Venezuela askeri yaralanmıştı. Bu olaydan "Kolombiya eski devlet başkanı Alvaro Uribe'ye bağlı milisleri ve jandarmaları" sorumlu tutan Maduro, sınırı kapatmış ve 60 günlük olağanüstü hal ilan etmişti. Sınırı kapatma kararının ardından Kolombiyalı göçmenlere yönelik sınırdışı işlemleri başlatıldı. Mültecilerin anlattıklarına göre, Venezuelalı güvenlik güçleri sabaha karşı kapılarına dayanarak, onlara ülkeyi terk etmek için 72 saatleri olduğunu bildirdi. Şu ana dek 3 bin 800 kişi sınırdışı edilirken, sıranın kendilerine geleceğini düşünen 5 bin Kolombiyalı da kendi istekleri ile ülkelerine geri döndü. Venezuela'da 5 milyon Kolombiyalı yaşarken, bu kişilerin hayatlarının büyük kısmını burada geçirdiği aktarılıyor. Göçmenler ülkelerine geri dönmek için dize kadar gelen suların içerisinden geçmek zorunda kalıyor. Oldukça yoksul olan göçmenler, sahip oldukları buzdolabı, mobilya gibi eşyaları sırtlarında taşıyarak ülkelerine götürüyor. Çocukları sınır dışı etmek yasak olduğu için büyük bir kaos yaşanıyor. Bölgedeki muhabirler bazı vakalarda çocukların ailelerinden ayrıldığını bildiriyor. Ebeveynleri sınırdışı edilen çocuklar, daha sonra ailelerine iade ediliyor. Venezuela'nın kararı Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos'u öfkelendirirken, Santos Maduro'yu vatandaşlarını dünyaya yanlış tanıtmakla suçladı. Santos, "Sınırdışı edilenler jandarma değil, yoksul aileler" dedi. Devlet Başkanı, "Yaşananları tüm dünyaya anlatmak istiyoruz, çünkü tüm bu olanlar kesinlikle kabul edilemez" dedi. Santos, sınırdışı edilen vatandaşlarına iş bulma konusunda yardım etme sözü verirken, ayaklarının üstünde duracak hale gelene dek aylık 80 dolar yardım yapılacağını duyurdu. Santos ayrıca, Güney Amerika güvenlik bloğu UNASUR'u toplantıya çağırdı. Kolombiya, Venezuela'nın sınırda inceleme yapmalarına izin vermemesi üzerine Caracas'daki büyükelçilerini geri çekti. Venezuela'da "görüşmeler yapmak üzere" Kolombiya elçilerini merkeze çağırdı. Venezuela'da büyük bir kıtlık yaşanırken, Maduro temel ihtiyaçlarda yaşanan sıkıntılar ve şiddetin sorumlusu olarak "göçmen çeteleri"ni suçluyor. Birleşmiş Milletler'e göre, Venezuela dünyada en yüksek cinayet oranına sahip ikinci ülke.
Milliyet

Ab Türkiye'de Büyük Bir Mülteci Kampı Kurmalı
Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, Avrupa Birliği'ne (AB) iltica taleplerinin değerlendirileceği mülteci kamplarını Türkiye'de kurması gerektiğini söyledi. Euronews televizyon kanalına röportaj veren Maiziere, "Büyük bir mülteci kampının Türkiye'de kurulabilmesi için AB fonlarından faydalanabiliriz. O mülteci kampında kimin Avrupa'ya alınacağına karar verebiliriz" dedi. AB, göç politikaları kapsamında Türkiye'ye 469 milyon euro fon ayırmış durumda. Bu tutar hem gerçekleştirilen projeleri hem de plan aşamasındaki projeleri kapsıyor. Avrupa Komisyonu'nun Balkanlar ve Türkiye'deki göç politikaları fonuna dair yapılan son açıklamada, Suriye'den Türkiye'ye gelen mülteciler için fonun 94 milyon euro'luk diliminin kullanıma açıldığı da ifade ediliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) verilerine göre, Türkiye'deki kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 1,9 milyona ulaşmış durumda. Toplam Suriyeli mülteci sayısının 4 milyon olduğunu ifade eden UNHCR, "Suriyeli mültecilerin neredeyse yarısı Türkiye'de" diyor.
Vatan

Fas Kralı'na Kitap Şantajı
Fransa'nın tanınmış araştırmacı gazetecilerinden Eric Laurent ve Catherine Graciet, Fas Kralı 6. Muhammed'e şantaj yapma suçlamasından tutuklandılar. 2012 yılında Kral'ı otoriterlikle suçlayan bir kitap kaleme almalarının ardından Fas'ta 'istenmeyen kişi' ilan edilen Laurent ve Graciet'nin, yine Fas kraliyetini konu alan yeni kitaplarını yayınlamamaları karşılığında 6. Muhammed'den 3 milyon Euro istedikleri ortaya çıktı. Temmuz ayında Fas Kraliyet Sarayı'nı arayarak yeni kitapları hakkında bilgi veren Laurent'in para talebinde bulunması üzerine Rabat yönetimi, Fransız polisiyle bağlantıya geçti. 21 Ağustos'ta Fas Sarayı'nın gönderdiği bir temsilci, başkent Paris'te Laurent'le buluştu. 27 Ağustos'ta Laurent ve Graciet ile bir kez daha buluşan temsilci, gazetecilerle anlaşma imzaladıktan sonra ön ödeme olarak 80 bin Euro verdi. Laurent ve Graciet buluştukları restoranın çıkışında polis tarafından tutuklandı. 2 gazetecinin 2012'de piyasaya çıkan 'Yırtıcı Kral' adlı kitapları, Fas ve Fransa yönetimleri arasında diplomatik skandala yol açmıştı. Kral'ın 2 ülke arasında yeni bir skandal patlak vermemesi için Paris'e baskı yaptığı, ardından da tutuklamaların geldiği yorumları yapılıyor.
Vatan

Bırak O Çocuğu!
Gelecekteki Filistin devletinin sınırları içinde yer alan Batı Şeria topraklarına İsrail hükümetinin izniyle inşa edilen Yahudi yerleşkelerini protesto için Filistinliler dün eylem yaptı. Toplanan kalabalık, Ramallah'ın batısındaki Nebi Salih bölgesinde, Yahudi yerleşim birimi inşası ve İsrail'in inşa ettiği duvarı protesto etti. Cuma namazının ardından düzenlenen gösterilere İsrail askerleri, gerçek ve plastik mermi, göz yaşartıcı gaz, sis bombası, atık su püskürterek karşılık verdi. Bu sırada bir askerin kolu sargılı olan Filistinli bir çocuğu gözaltına almak istemesiyle arbede çıktı. Çocuğun gözaltına alınmasını engellemeye çalışan yakınları askere saldırdı ve tartakladı. Asker sonunda neye uğradığını şaşırmış bir şekilde olay yerinden kaçtı.
Vatan

Abd'nin Yeni Silahı Lws
ABD hükümeti yeni bir modern savaş silahı üretti. Silah üreticisi Boeing, insansız hava uçaklarını düşürmek için lazer hazırladı. Taşınabilir bir lazer top olan Kompakt Lazer Silah Sistemi (LWS), 650 sterlin'e alınabilen kolay taşınabilir 15 dakikada monte edilebilen 10 kilowatlık enerji ile 22 kilometre uzaklıktaki hedefi vurma özelliğine sahip. Silah, Çarşamba günü New Mexico'da bulunan bir sanayi parkında test edildi. Yeni icat edilen bu silahın taşınabilirliği sessizliği ile görünmez ve kesin sonuç veren oyun değiştirici bir özelliği var. Yeni silahın hedefinin alçaktan uçan uçaklar ve insansız hava araçlarını düşürmek olduğu açıklandı.
Star

POLİTİKA

Ak Partili Damgası
Geçen yıl 29 Ağustos'ta 62. Hükümeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a sunan Davutoğlu, 63. Hükümeti de bu tarihin yıldönümünden bir gün önce sundu. Davutoğlu'nun yeni hükümeti Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na sunacağı saatin ertelenmesi ve görüşmenin gecikmesi, kabinede son dakikada revizyon yapıldığı yorumlarına yol açtı. Saat 17.45 olarak duyurulan Erdoğan-Davutoğlu görüşmesi önce 18.30'a ertelendi. Görüşme ikinci erteleme yapılmadan 19.08'de başladı. Sabah belirlenen görüşmenin toplamda 83 dakika gecikmesi, merak uyandırdı. Başbakanlık kaynakları, gecikmeyi mevcut programların uzamasına bağlarken listeye Saray müdahalesi olduğu iddia edildi. Erdoğan ile Davutoğlu'nun görüşmesi 1 saat 10 dakika sürdü. Cumhurbaşkanlığı, kabinenin onaylandığını kısa bir açıklama ile duyurdu. Davutoğlu, bakanları açıklamak için Çankaya Köşkü'ne geçti. Soru almayan Davutoğlu yeni kabinesini hızla okuyarak salondan ayrıldı. Davutoğlu'nun açıkladığı seçim hükümetinde, üç dönemlikler hariç, AK Partili mevcut bakanlardan Ayşenur İslam ile Volkan Bozkır yer almadı. Numan Kurtulmuş, Yalçın Akdoğan, Cevdet Yılmaz, Fikri Işık, İdris Güllüce, Nihat Zeybekci, Çağatay Kılıç, Nabi Avcı, Veysel Eroğlu, Mehmet Şimşek ve Mehmet Müezzinoğlu kabinede kaldı. Davutoğlu, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ü bağımsız kadrosundan kabinesine aldı. Enerji Bakanlığı'na getirilen Ali Rıza Alaboyun da bağımsız listesinden kabineye alınan üç dönemlik milletvekillerinden oldu. Bu iki siyasetçi, hem partilerinden istifa etti hem de 1 Kasım'da aday olamayacak. Davutoğlu, mevcut bakanlarına ilave olarak kabinesinin büyük bölümünü birlikte çalıştıkları müsteşar ve bakan yardımcılarından oluşturdu. Müsteşarlardan Feridun Sinirlioğlu Dışişleri Bakanlığı'na, Ahmet Erdem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na, Cenap Aşçı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na getirildi. Aşçı, bu göreve atanabilmesi için bir gün önce müsteşar yapıldı. Bunlarla birlikte daha önce müsteşar olan Adalet Bakanı Kenan İpek ve Ulaştırma Bakanı Feridun Bilgin yerini korudu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na Bakan Yardımcısı ve eski milletvekili Kutbettin Arzu'yu getirdi. İçişleri Bakanlığı'na ise sürpriz bir isim, 17/25 Aralık operasyonun ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne getirilen Selami Altınok getirildi. Bu nedenle mevcut kabineden Sebahattin Öztürk de liste dışı kaldı. Davutoğlu, böylece 7 bakanlığa, kendi iktidarları döneminde uzun süre görev yapan bürokratları getirmiş oldu. Böylece kabinedeki 23 isim, AK Partili ya da yakın isimlerden oluştu. Geri kalan 3 bakan ise geniş taban mesajını vermeye yetmedi. HDP'den kabineye giren Ali Haydar Konca'ya AB, Müslüm Doğan'a da Kalkınma Bakanlığı gibi icracı olmayan iki makam verildi. MHP'li Tuğrul Türkeş ise Başbakan Yardımcılığı'na getirildi. Eski BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ise Kültür Bakanı oldu. Kabinenin en önemli sürprizi İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyelerinden türbanlı Prof. Ayşen Gürcan'ın, Aile ve Sosyal Politakalar Bakanlığı'na getirilmesi oldu. Başını sonradan kapatan Gürcan'ın adı bakanlık kulislerinde daha önce gündeme gelmemişti. Gürcan'ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın çocuklarının başında olduğu TÜRGEV ve Yeşilay'da görev alması, atamada Saray'ın etkisi olarak yorumlandı. Davutoğlu'nun, Geçici Seçim Hükümeti'nde AK Partililerin üstlendiği bakanlıkların ortak özelliğinin, 'etkin ve icracı makamlar olması dikkat çekti. Seçimde, vatandaşlara yönelik vaatleri hayata geçirecek bakanlıklar, AK Partililere kaldı. AK Partili olmayanlara verilen makamlar sadece temsil niteliğinde. Türkeş'in Bülent Arınç'ın sorumlu olduğu alana, Cevdet Yılmaz'ın da Ali Babacan'a bağlı olan kurumlara bakacağı öğrenildi. Bürokrat kökenli isimlerin görev aldığı makamlarda ise 'gölge bakanların' etkin olacağı öne sürüldü.
Hürriyet

Sert Eleştiri Muhalefet Hakkı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Mayıs 2013'te, Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "Silahlı unsurları Türkiye'de besleyip, cebine para koyup, eline silah verip Suriye'ye göndermek ne zamandan beri Türkiye'nin, Başbakan'ın işi oldu? Reyhanlı'da ölen 51 kişinin katili Recep Tayyip Erdoğan'dır. Esat'la Erdoğan arasında ton farkı var, ikisi de baskıcı, ikisi de medya üzerinde baskı kuruyor" demişti. Erdoğan ise 'kişilik haklarına saldırıldığı' gerekçesiyle Kılıçdaroğlu aleyhine 1 milyon lira manevi tazminat talebiyle dava açtı. Ankara 9'uncu Asliye Hukuk Mahkemesi, Erdoğan'ın talebini reddetti. Mahkeme gerekçeli kararında, açıklamayı yapan Kılıçdaroğlu'nun ana muhalefet partisi lideri olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: "Mesleği ve görevi muhalefet olan davalının, en az iktidardakiler kadar, kamuoyunu ilgilendiren olayların kamuya açıklanması, kamuoyunu bilgilendirilebilmesi, yanlış bir uygulama varsa duyurulmasında topluma karşı sorumluluğu bulunmaktadır. Gerek iktidardaki, gerek muhalefet kanadındaki siyasi parti temsilcilerinin siyasi eleştiri kapsamında birbirlerini sürekli olarak eleştirdikleri bilinen bir gerçektir. Siyasetin doğası gereği, bu eleştirilerin dozunun bazen sert ve kırıcı olduğu görülmektedir. Ancak siyasi parti mensuplarının bu tür konuşmalardan dolayı birbirlerini karşılıklı olarak tolere etmeleri ve bunlara katlanmaları gerektiği, bunların düşünce özgürlüğü ve siyasi yorum kapsamında kalacağı gerek AİHM, gerek Yargıtay'ın değişik kararlarında vurgulanmıştır. Özellikle siyasi iktidarı ellerinde tutanların diğer kişilere göre eleştirilere daha açık, daha hoşgörülü olmaları gerektiği ve zaman zaman yapılan eleştirilere kulak vererek yaptıkları uygulamaları gözden geçirmeleri; çünkü, basın, muhalefet ya da kamuoyundan gelen eleştiri ve tepkilerin bazen yapılan yanlış uygulamaların düzeltilmesini sağladığı zaman zaman müşahade edilmiş ve bunun sonucu olarak demokrasinin güçlenmesinin sağlanacağı düşünülmüştür. İfade özgürlüğü sadece lehte olan düşüncelerin değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanacağı, bunun demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereği olduğu, eleştirinin de kaynağını bu özgürlükten aldığı, eleştirinin doğasından kaynaklanan sertliğin suç oluşturmayacağı, eleştiri övgü olmadığına göre, sert, kırıcı ve incitici olmasının doğal olduğu, kaldı ki belli kamusal görevlere aday olanların tüm yönleriyle değerlendirilmesi, eleştirilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerinden olduğu, hatta böyle bir eleştiri ve değerlendirmede kamu yararı bulunduğu Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları ile benimsenmiştir. Yapılan tespitler karşısında, davalı 'Reyhanlı'da ölen 51 kişinin katili Tayyip Erdoğan'dır' demiş ise de hemen arkasından 'sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır' demiş olmakla, ülkeyi yöneten hükümetin başı olan Başbakan'ın özellikle Suriye ile olan dış politikasının iyi yönetilmediği ve izlediği politika sonucu bu insanların öldüğü vurgulanmak istenmiştir. Aynı konuşmada 'Esat'la Erdoğan arasında ton farkı var' denilmiş ise de son yıllarda basın ve yargı üzerinde bir baskı olduğu algısının vurgulanmak istediği anlaşılmaktadır. Siyasi iktidarı elinde tutanların her türlü eleştiriye açık olmaları AİHM'ce kabul edilmektedir. Yapılan tespitler karşısında, ana muhalefet partisi genel başkanı olan davalının yaptığı basın toplantısında kullandığı ifadelerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, sınır komşusu olan Suriye ile ilgili izlediği politikaya ağır ve sert eleştiri olarak nitelendirilmiştir. Aksi durumun kabulü halinde muhalefet ve eleştiri hakkının ortadan kalkacağı ve bunun demokratik toplumun bünyesine uygun olmayacağı düşünülmüştür."
Hürriyet

'Kürtler Özerklik İlan Etmesin De Ne Yapsın?'
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş önceki akşam Avusturya'nın Viyana'da düzenlenen mitingde partililere seslendi. Bu mitingle 1 Kasım'da yapılacak seçim çalışmalarına da başlamış olan Demirtaş konuşmasında Yüksekova, Cizre'de katliam yaşandığını, HDP milletvekillerinin Yüksekova'ya girmesinin valilikçe engellediğini söyledi. Demirtaş konuşmasında özetle şöyle dedi: "Milletvekillerimiz Hakkari'de yüzde 90'nın üzerinde oy aldılar. Neredeyse yüzde yüz yani. AKP'nin Ankara'da üç imza ile atadığı vali var ya onun memuru emir vermiş; 'vekiller şehre giremez' demiş. Şimdi soruyorum, Kürtler özerklik ilan etmesin ne yapsın? Orada yanlış olan Hakkari halkı mı? Yanlış yapan Hakkari milletvekilleri mi ? Orada fazla olan Hakkari halkı mı atanmış memur vali mi? Fazlalık olan validir. Bugün bunu yapan bu terbiyesizliği yapan yarın bu halkın bombalanmasının önünü açarlar." "Herkes Gezi ruhuyla bir kez daha bu hükümete 'bunları yapamazsın' demeli ve diyebilmelidir. Türk-Kürt savaşa son vermek için el ele vermelidir. Alevi Sünni demeden, genç yaşlı, kadın erkek demeden tek çıkış, tek kurtuluş yolu budur. Geçici seçim hükümetinde halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz. Orada artık HDP'li bakanlar değil, orada artık işçiler var, Kürtler var, köylüler var, çiftçiler var, kadınlar var, ezilenler var, Aleviler var. 7 Haziran seçimlerinde halkla tanıştılar, ilk defa halkın ne demek olduğunu gördüler. Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler bütün ezilenler olarak artık halk iktidarına doğru yürüyoruz dedik. Budur onları panikleten şey." "Ülkenin çatışma içerisinde bulunan savaş koşullarıdır. Bunu hızlı bir şekilde durdurmamız ve bir an önce ölümlerin önüne geçmemiz lazım. 1 Kasım'da yeni bir seçim var. Tekrar seçim, yani derler ya yenilen güreşçi güreşe doymazmış. Bir değil 10 tekrar seçim yapsanız da 10 değil, bin defa bu halkı sandığa götürseniz de biz sizi sandığa gömeceğiz."
Vatan

"Ne İstediğimizi Sağır Sultan Duydu"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yeni kabineyi açıklamasının ardından Twitter'dan çarpıcı açıklamalar yaptı. Bahçeli'nin Davutoğlu'na da yanıt verdiği tweetleri şöyle: Diyalog kurmak için önce samimiyet, sonra da halis bir niyetle konuşmak esastır. Anlamak için dinlemek, dinlemek için ise sabır lazımdır. Bazen konuşana değil, konuşturana dikkat etmek zorunludur. Ağaca bakayım derken ormanı gözden kaçırmamak böyle bir şeydir. Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz derler. Yalan ve haramın ise şu günlerde ne kadar da sözü dinleniyor, ne kadar da hükmü geçiyor! Çelişki ve korku içinde bocalayan her şahsiyet yanlışı müdafaa edecek ölçüde ahlak güzergâhından sapar. Bu sapma hali tükenişin habercisidir Bugün iradesi saraya zimmetli Başbakan şahsımı hedef alarak şu soruyu sordu: "Ne istiyorsun mübarek? Ne istiyorsun Allah aşkına?" Aslında ne istediğimizi sağır sultan bile duydu da, bir tek Davutoğlu ve dedikoducu çevresi anlamadı, anlayamadı, anlamak istemedi. Başbakan bugünlerde çok meşgul, çok bitkin, çok dalgın, çok tedirgin. Ya anlamıyor, ya da anladığını özümseyip muhakeme edemiyor. Üzücü! Anlamak için kulakları açıp pür dikkat odaklanmak gerekiyor. Aklında saray kabusu olanın, anlayışında tıkanıklıklar olması gayet normal. Başbakan tahminim beni yanıltmıyorsa zeki bir insan. Aslında ne söylediğimi anlaması zor değil. Dersine iyi çalışmıyor, kaytarıyor! Bununla da yetinmiyor, gerçekleri saptırıyor, zavallı durumlara düşüyor. Kaldı ki ne istediğimizden önce nasıl dinlediğini değerlendirmeli. Kapalı zarf usulüyle bakanlar kurulu ihalesine çıkması, saraydan geçer not almak için verilen seçim ödevine çalışması zihnini laçkalaştırmış. Şimdi bunları söylerken, ak troller iftira seferberliğine çoktan çıkmışlardır. Bunlar yoklama kaçağı olmamak için saldırıya geçmişlerdir. Bak Sayın Davutoğlu, ne istediğimi bilmek istiyorsun; o kadar söyledim, yine idrak edememişsin. Sözün çoğu cahile, sözün azı arife söylenir. Yine de merak ve stresten dolayı sarayın bahçesinde volta atmaktan, geceleri boşluğa bakmaktan seni kurtaracağım; ama iyi dinle, hıfzet. Biz 17-25 Aralık çerçevesinde; hırsızların mahkemeye çıkarılmasını, rüşvetçilerin yakasından tutulmasını istiyoruz; anladın mı? Biz PKK'ya silah ve mühimmat sağlayan, bölünmeyi kurgulayan, mahvımızı projelendiren çözülme sürecinin çürümeye terkini istiyoruz,anladın mı? Biz saraydaki 17-25 rumuzlu şahsın Türkiye'yi yıkıma ve Türk milletini yok oluşa sürüklemesine itiraz ediyoruz, anladın mı? Biz Anayasa ve yasa üstünlüğünün herkesi kapsayacak derinlikte derhal temin ve takviye edilmesini istiyoruz, anladın mı? Biz mağdur milyonların helal kazancının haramzadelerin kursağından söke söke çıkarılmasını istiyoruz, anladın mı? Biz Türklüğe idam fermanı yazan, milliyetçiliğe haçlı gözlüğüyle bakan hainlere devlet umurunun cesurca gösterilmesini istiyoruz,anladın mı? Hala anlamadıysan senin için yapacağım bir şey yok. İstersen yazılı sor cevaplayayım, istersen ulak gönder soru işaretlerini gidereyim. Biz Türkiye'ye evet dedik, onlar kaçtı. Biz huzura ve kardeşliğe evet dedik, onlar sıvıştı Biz millet için varız dedik,onlar anında kayboldu. Son olarak diyeceğim tekraren şudur: Türk'ü anlamak için önce dinlemek şarttır. Onlar kimseyi dinlemedikleri gibi, bizi de duymadılar. AKP-PKK gayri meşru birlikteliği hükümet nikahıyla ilan edildi. Türk tarihi bu karanlık günleri yazdığında anlama özürlüleri ne yapacak?"
Vatan


SPOR

5. Dünya Gençler Yüzme Şampiyonası'nda Viktoria Zeynep Güneş fırtınası dün de esmeye devam etti. Milli yüzücü, 100 metre kurbağalamada ve 200 metre karışıkta zirveye çıkarak toplamda 3. altın madalyasını boynuna taktı. Singapur'daki OCBC Su Sporları Merkezi'nde düzenlenen şampiyonanın 4. günde 100 metre kurbağalama finali yüzüldü. Finalde 1.06.77'lik derecesiyle rakiplerini geride bırakan Güneş zirveye çıkmayı başardı. İsveçli Sophie Hansson, 1.07.77 ile gümüş, Büyük Britanyalı Katie Matts ise 1.07.96 ile bronz madalya kazandı. Türk vatandaşı olmadan önce Ukrayna adına yarıştığı 2013 Dünya Gençler Yüzme Şampiyonası'nda 200 metre kurbağalamada altın, 50 metre kurbağalamada gümüş ve 100 metre kurbağalamada bronz madalya alan başarılı yüzücünün başarısı bununla sınırlı kalmadı. Kızlar 200 metre karışıkta da yarışan Viktoria Zeynep Güneş, 2.11.03'lük derecesiyle dünya gençler ve şampiyona rekoru kırarak rakiplerini geride bırakarak altın madalyayı kazandı. Bu sonuçla Güneş, Türkiye'ye şampiyonadaki 3. altın madalyasını getirdi. Hüseyin Emre Sakçı ise erkekler 50 metre serbest finalinde 22.79'luk süresiyle 7. oldu. Avustralyalı Kyle Chalmers'ın 22.19 saniyeyle altın madalyaya uzandığı yarışta, ABD'li Michael Andrew gümüş, İtalyan Giovanni Izzo de bronz aldı.
Milliyet

F.Bahçe'nin Avrupa Ligi'ndeki rakipleri büyük bir maziye ve geleneğe sahip. Kulüpler büyük ama kadroları ürkütücü değil. Ajax, Hollanda'da geçen yıl PSV'nin 17 puan gerisinde kaldı ve bu sezon Ş.Ligi elemesinde Rapid Wien gibi mütevazı bir ekibe elendi. Tabii ki Schöne, Klaassen ve El Ghazi gibi yetenekli oyuncuları var. Arsenal'dan Sanogo'yu kiraladılar. Saygı duyulması gereken, dünyanın sayılı kulüplerinden. Böylesi büyük kulübe karşı oynamak F.Bahçe'nin yıldızlarını da ayrıca motive edecektir. Celtic ön elemede, Malmö'ye elendi. Geçen yıl da Maribor'a elenmişlerdi. İskoç Ligi son yıllarda düşüşte. Özellikle Celtic Park'ta seyirci desteği ile herkesi yenebilecek bir takım. Ancak genel kadro kalitesi F.Bahçe'nin altında. 4. torbadan Norveç şampiyonunun gelmesi talihsizlik. Ama bu sezon, geçen yılı arıyorlar. Hoca değişikliği Molde'ye yaramadı. F.Bahçe'nin özellikle deplasman maçları kolay değil. Ama liderlik için grubun favorisi.
Vatan

Beşiktaş, 3. haftanın açılış maçında Gaziantepspor'u dağıttı: 4-0. 19'da Muhammet'in şutu kaleci Tolga'da kaldı. 28'de Sosa'nın serbest atışında Mujhammet'in ters vuruşu kaleye doğru giderken, Karcemarskas son anda kornere çeldi. 31'de Gomez, Sosa'nın pasını ceza alanında düzeltti, sol çaprazdan vuruşu kaleciyi aşamadı. 33'te Vranjes'ten topu alan Barış, Muhammet'i gördü, onun vuruşunda top savunmaya çarparak kornere çıktı. 41'de Muhammet'in kullandığı frikik az farkla auta çıktı. 65'te Chibuke soldan ceza alanına girdi, kaleyi gördüğü anda vurdu ancak yandan aut. 70'te Abuda'nın uzak mesafeden şutunda Rhodolfo'ya çarpan top kornere gitti. 76'da Oğuzhan'ın serbest vuruşunda, Karcemarskas çaresiz kaldı: 0-1. 82'de Cenk Tosun ceza alanı içinde düşürüldü. Penaltıyı 83'te kullanan Cenk farkı ikiye çıkarttı: 0-2. 87'de Gökhan Töre ani atakta soldan ceza alanına girip topu sağa bıraktı. Olcay da affetmedi: 0-3. 90'da Kartal yine ani atağa kalktı, Gökhan bu kez sağdan fırlayıp, soldaki Kerim'i gördü, ona da dokunmak kaldı.: 0-4
Star

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, 4-0'lık galibiyet sonrası temkinli konuştu. Güneş, "3 maçın ikisini kazandık. Trabzon'a karşı da yenilmeyi hak etmemiştik. Bu zeminde akıcı oynamak mümkün değil. Rakibe çok az pozisyon verdik, bu önemliydi" dedi. Tecrübeli hoca, "Her şeye rağmen skor güzel. Ama 4-0'a bakıp, mükemmel oynadık diyemeyiz. Daha çok yapacak işlerimiz var. Maç kaybetsek bile böyle diyebilirdik. Oyuncularımızın kazanma arzusu fazla, bu da önemli" diye konuştu. Güneş, "Kalıcı bir stoper ve orta saha için görüşmelerimiz sürüyor. Alternatifler UEFA ve Türkiye Kupası için önemli. Cenk'in (Gönen) gitmesine üzüldüm, 3 kaleci bizi taşıyabilirdi. Cenk başka şeyler düşünüp, gitti. Bir kaleci almalıyız" dedi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme