16 Eylül 2015 Çarşamba

Yuan'ın Değerinin Düşürülmesi



John Minnich: Merhaba, benim adım John Minnich, son bir kaç gün içinde Çin para birimi Yuan'da gerçekleştirilen devalüasyonu tartışmak üzere Matt Bey'le bir araya geldik. Matt.. Çin Yuan'ının erimesi üzerine piyasa ve büyük medyanın oldukça şiddetli tepki verdiği görüldü. Verilen bu şiddetli tepkinin zıddına daha geniş ve çok okunan bir medya grubunda da devalüasyon ya abartarak aktarıldı veya önemi yanlış tanımlanmakta ısrar edildi. Büyük medyanın yayınlamış olduğu ekonomik raporlarda devalüasyon ile Çin'in ihracatı üzerinde oluşacak olumlu etki ve ihracatın büyütülmesine olan katkıya dikkat çekildi. Raporlara göre; karar Temmuz ayında Çin'den gelen kötü ihracat rakamları üzerine alınmış olduğununa göre, devalüasyonun amacının Çin'in düşme eğilimine giren ihracatının tekrar yukarı doğru çıkarılması olduğu kuşkusuzdu. Ancak devalüasyon kararı alınmasında bu amacın dışında başka şeyler de var gibi görünüyor. Oyunda başka amaçlanan adımlar var mı gerçekten ? 

10 Eylül 2015 Perşembe

01.10.2015 Genel Gündem

01.10.2015

GÜNDEM

İşçiler 28 Gün Sonra Serbest
Irak'ta 28 gün alıkonulduktan sonra serbest bırakılan 16 Türk işçi, ANA uçağıyla Ankara'ya geldi. İşçileri yurda getirmek için Irak'a giden, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Fahri Kasırga'yı taşıyan uçak, Bağdat Havalimanı'ndan uçuş ekibinin "hoş geldiniz" dilekleriyle havalandı. Uçağın havalanmasının ardından Türkeş ve bakanlar işçilerle konuştu, alıkonuldukları 28 güne ilişkin bilgi aldı. Yolculuk sırasında kendileri için özel hazırlanan Türk yemekleri ikram edilen işçiler, gösterilen ilgiden duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Protokol üyeleri ile işçileri taşıyan uçak, yaklaşık iki saatlik yolculuğun ardından Türk güvenlik görevlileri eşliğinde Esenboğa Havalimanı'na indi. Uçağın kapısında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve beraberindekiler tarafından karşılanan işçilerin yakınları da aprona getirildi. İşçiler uçağın merdivenlerinden inerken apronda bekleyen eşler gözyaşına boğulurken, bazılarının kucaklarındaki bebekler de babalarını tanıyarak seslenmeye çalıştı. Burada bayraklarla bekleyen yakınlarıyla bir araya gelen işçilerden Hasan Türkmen, "Bize iyi baktılar, dövmediler, sevgi gösterdiler" dedi. Oğuzhan Yılmaz adlı işçi ise babası ve ağabeyiyle birlikte gittiği Irak'ta ailesiyle beraber esir düştüğünü belirterek, "Bayramda burada olmak isterdik, olamadık. Babamı önceden bırakmışlardı, ağabeyimle birlikte geldik" diye konuştu. Yakınlarına ağlayarak kavuşan bir işçi ise "Allah kimseye göstermesin, Irak işi benim için bitmiştir. Bize iyi davrandılar" dedi. Bir başka işçi "Bizi kim kaçırdı bilmiyorum" derken diğer bir işçi de "Operasyon yapılmadı, bırakıldık" diye konuştu. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun kaçırılan işçilerle ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. Devletin ilgili bütün birimlerinin yapılması gereken her türlü çalışmayı yaptığını vurgulayan Akdoğan, Irak merkezi hükümeti yönetimi ile de her türlü temasların kurulduğunu kaydetti. Akdoğan, "İşçilerin sağlık durumları gayet iyi. İşçilerimize bu süreçte milletimiz de dualarıyla destek oldular. Hepsine çok teşekkür ediyoruz. Havaalanı önünde çok büyük kalabalık var, bütün vatandaşlarımıza duaları için çok teşekkür ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kasırga ise, "Başlarına herhangi bir hadise gelmedi, burunları kanamadı, sorunsuz şekilde bu esaret sürecini geride bırakmış oldular. Iraklı yetkililerle sürekli görüşmeler yapıldı. Şükürler olsun işçi kardeşlerimiz serbest kaldı" ifadesini kullandı. Kasırga, işçilerin özgürlüklerine kavuşmasından Erdoğan'ın da büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "İşçilerin Irak'tan teslim alınması konusunda kendilerine vekaleten beni görevlendirdi ve bu uçağı tahsis etti" dedi.
Milliyet

7 Eylül 2015 Pazartesi

07.09.2015 Genel Gündem

07.09.2015 Pazartesi
GÜNDEM

Terörle Mücadele Çok Farklı Olacak 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Dağlıca'daki hain saldırının ardından yaptığı değerlendirmede, "Eğer 400 milletvekilini alabilecek veya yeni anayasayı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı durum bugün çok daha farklı olurdu" dedi. Saldırıdan haber alındığı dakikalarda ATV'de canlı yayın programında olan Erdoğan, spikerin "Sizin bir metro açılışında seçim öncesi 400 vekil temenni ediyorum istiyorum sözünüzün bu çatışmalı ortama geçilmesinde etkili olduğu söyleniyor. O konuşmanızın tam içeriğini bizimle paylaşır mısınız? Ne diyorsunuz bu eleştirilere?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Bunu anlamak mümkün değil. 400 hedefini gösterme aslında yeni bir Anayasa'nın inşası noktasında böyle hedefi hangi siyasi parti alırsa alsın bu yeni Anayasa'yı inşa edebilsin, kurabilsin, bu yeni Anayasa ile birlikte de Türkiye'de atmak istediğimiz yeni Türkiye adımını rahatlıkla atabilelim. Buna yönelik bir hedef. Buna yönelik hedefin yanında şunu da görmek lazım. Parlamento'ya girme gayreti içerisinde olanların Parlamento'ya 80 milletvekili ile girdikleri halde düşünün; Parlamento'da daha zayıf oldukları dönem olmayacak kadar bu dönem içerisindeki yaptıkları tahribatı neyle ifade edeceğiz. Biliyorsunuz 6-7-8 Ekim olayları yaşadık. Ardından bir Suruç olayı yaşadık. Diyarbakır olayını yaşadık. Burada başka bir yerlere fatura kesmenin anlamı yok. Bunlar bir dayanışmanın yardımlaşmanın neticesinde en azından ülkemizde terör belasının kestirilmesinden başka bir şey değildir. Bu terörü kestirmek suretiyle buradan rant elde ediyorlar. Yaptıkları şey hep bu. Eğer 400 milletvekilini alabilecek veya yeni Anayasa'yı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı bu durum bugün çok daha farklı olurdu." (İstikrar mı olurdu?) "Her şeyden önce bir yeni Türkiye hareketini, bir adımını atmak için böyle bir şey çok çok önemliydi." Sözlerinin sosyal medyada yayılması ve tepkilerin anımsatılması üzerine açıklayıcı bir değerlendirme yapan Erdoğan, "400 milletvekili dediğimiz olay yeni Türkiye'nin yeni anayasanın süratle oluşturulmasına yöneliktir. Onlar da bu tür olumsuzlukları minimize edecek bir olaydır" diye konuştu. Erdoğan, sözleriyle ilgili yorumları "Medya manipülasyonu ve ahlaksızlığın tam bir daniskası" diye niteledi. Erdoğan şunları söyledi: (Dağlıca saldırısı)"Her şeyden önce tabi, üzüntülüyüz. Dağlıca'da yapılan bir temizlik neticesinde böyle bir olay gerçekleşiyor. Temennim odur ki şu anda yapılacak açıklama ve onun ardından da tabi oradaki devam edecek olan mücadele çok daha farklı çok daha kararlı olacaktır. Musluklardan kan akıtanların kimler olduğunu millet gördü. Temenni ederiz ki milletim bu takdiri iyi yapar. Çok daha farklı strateji uygulamalarına girmek suretiyle buradaki süreci kararlı şekilde devam ettirmemiz gerekiyor. Hele hele bu akşamki olaydan sonra bu çok daha farklı bir sürecin içerisine girmiştir. (1990'larla göre farklılık) Çok çok farklılık var. Özellikle teröristlerin ölüsü noktasında çok ciddi rakamlara ulaşıldı. Bunlar artık binlerle ifade ediliyor. Bu öyle zannediyorum ki artarak devam edecektir. Sıkıntılarımız olmayacak değil, olacak. Ama bu sıkıntılara rağmen bu süreci kararlılıkla devam ettireceğiz. Polisin de askerin de vurma yetkisi vardır. "
Hürriyet

6 Eylül 2015 Pazar

06.09.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

'Yiğidin Oğlu Ağlamaz'
Tunceli'de Şehit Narin Bulut Polis Merkezi'ne düzenlenen saldırıda şehit düşen polis memuru Murat Savaş Kale, Kürtçe ağıtlarla uğurlandı. Şehit polis için Elazığ'da düzenlenen cenaze töreninde konuşan Tunceli İl Emniyet Müdürü Fahrettin Şen, "Terör örgütünün siyasi koluna da bir çift sözüm var; sizin bu şehit ailesine acaba söyleyecek bir sözünüz var mı? Nerdesiniz? Ben diyeyim; Vurduğumuz teröristlere yardım etmek için cansiperane bize saldırıyorsunuz. Sizlere, destekçilerinize ve dün karakolda görev yaptığımız sırada bizlere taşlı-sopalı saldırıda bulunanlara hepinize lanet olsun" dedi. Şehit polisin emekli polis olan babası Beşir Kale, kendisine başsağlığı dileyen Elazığ Valisi Murat Zorluoğlu'na şunları söyledi: "Vatan sağ olsun. Bu hainlere fırsat vermeyelim. Başka şehitler vermeyelim kurban olayım sizlere başka şehit verdirmeyin. Ben de 1978-80 de Zonguldak'ta görevliydim yaralandım. Cenab-ı Allah bizi öldürmedi, bunlara fırsat vermedik, siz bunlara fırsat verdirmeyin, artık şehit verdirmeyin." Törene 40 günlük oğlu Yusuf Nihat ile katılan şehit polis memuru Murat Savaş Kale'nin eşi Betül Kale ise "Yiğidin oğlu ağlamaz dedim bakın ağlamadı" diyerek gözyaşı döktü. Şehidin Adana'daki cenaze töreninde de görevli polislerin kucağında gezdirilen şehidin oğlu Yusuf Nihat Kale'yi görenler gözyaşlarını tutamadı. Aslen Mardinli olan şehidin yakınları Kürtçe ağıtlar yaktı. Şehidin naaşı, merkez Yüreğir ilçesindeki Buruk Mezarlığı'nda kılınan cenaze namazın ardından polis şehitliğinde gözyaşları arasında toprağa verildi. Şehit Kale'nin oğlunu hiç görmediği iddiaları da yakınları tarafından yalanlandı. Şehit polisin kayınpederi Hacı Ünal, "Bebeğini doğduktan 10 gün sonra geldi gördü ve geri gitti" dedi.
Milliyet

5 Eylül 2015 Cumartesi

05.09.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Tunceli'de Çatışma Dehşeti
Tunceli Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi'ne dün saat 11.20 sıralarında 2 PKK'lı otomatik silahlarla saldırdı ve polisler anında karşılık verdi. Özel Harekât polislerinin de gelmesiyle devam eden ve yüzlerce kişinin korku filmi izler gibi izlediği çatışmada polis memuru Murat Savaş Kale (30), kaldırıldığı Tunceli Devlet Hastanesi'nde şehit oldu. Çatışmada yaralanan 16 yaşındaki genç kız da tedavi altına alındı. Çevreleri sarılan ve bulundukları yerden ateş etmeyi sürdüren PKK'lılar kaçamayacaklarını anlayınca biri üzerindeki el bombasını patlattı. Teröristlerden biri olay yerinde ölürken, diğeri ağır yaralı olarak kaldırıldığı Tunceli Devlet Hastanesi'nde ameliyat edildi ve yoğun bakımda tedaviye alındı. Çatışma sırasında çevredekiler panikle ev ve işyerlerine sığınmaya çalıştı. Murat Savaş Kale'nin şehit haberini polislikten emekli olduktan sonra Adana'ya yerleşen babası Beşir Kale ile annesi Makbule Kale'ye eve gelen polis müdürleri bildirdi. Ağabey Tekin Barış Kale, "Daha çocuğunu görememişti" dedi. Kale'nin 2006'da polis olduğu, 1,5 yıl önce Mersin'den Tunceli'ye tayininin çıktığı öğrenildi. Hamile eşinin Antalya'daki annesinin yanına gittiği ve bir ay önce doğum yaptığı, şehit polisin terör olaylarından dolayı 1 ay önce dünyaya gelen çocuğunu görmek için izin alamadığı öğrenildi.
Hürriyet
 

4 Eylül 2015 Cuma

04.09.2015 Genel Gündem

GÜNDEM

Onu Vuran Polis Serbest 
Ankara'daki Gezi Parkı eylemleri sırasında Ethem Sarısülük'ü öldüren polis Ahmet Şahbaz tahliye edildi. Ethem Sarısülük, 1 Haziran 2013'te eylem sırasında kafasına isabet eden kurşunla hayatını kaybetti. Sarısülük'ü vuran polis Ahmet Şahbaz, Ankara 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sonucunda 'olası kastla adam öldürme' suçundan 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi, kararı usulden bozarak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi. 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi, yeni duruşma tarihi olarak 7 Eylül'ü belirledi. Duruşmaya az bir süre kala Ankara Valiliği, mahkemeye yazı göndererek polis Şahbaz'ın öldürülebileceği uyarısında bulundu ve davanın başka bir ile alınmasını istedi. Adalet Bakanlığı'nın dosyayı gönderdiği Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi, davanın Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. Davaya bakan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi de dün duruşma yaparak, dosyanın Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'ne yollanmasına ve sanık Ahmet Şahbaz'ın tahliyesine karar verdi. Şahbaz, Elmadağ Kapalı Cezaevi'nden akşam saatlerinde tahliye edildi. Şahbaz'ın tahliyesinde geniş güvenlik önlemleri dikkat çekti. Şahbaz zırhlı polis aracına bindirildi. 1 askeri araç, 1 sivil ekip otosu ve 1 trafik polisi aracı Şahbaz'a eşlik etti. Ethem Sarısülük'ün ağabeyi Mustafa Sarısülük tahliye kararına ilişkin olarak "Bütün dünyanın gözü önünde bir cinayet işlendi. İnce bir tezgâhla katil zanlısını serbest bıraktılar. Ülkenin, adalet sisteminin çivisi çıkmış, hukuk, adalet sistemi kalmamış. Övünsünler, kendi eserleridir" diye konuştu.
Hürriyet

3 Eylül 2015 Perşembe

03.09.2015 Genel Gündem

GÜNDEM 

20 PKK'lı Etkisiz, 1 Şehit 
Hakkâri'nin Şemdinli ilçesi Tekeli Köyü'ne bağlı Üstünağaç ile Çalışkanlar mezrası arasında bulunan bölgede, dün sabah 07.05'te hendek kazan PKK'lılara müdahale eden güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Çıkan çatışmada Piyade Er Batıkan Avcı şehit oldu, 2 asker de yaralandı. Şemdinli'deki çatışmanın ardından bölgeye iki F-16 uçağı gönderildi. F-16 uçaklarının bölgeye yaptıkları hava taarruzları sonucunda doçka mevzileri ile 10'ar kişilik iki grup halindeki 20 teröristin, atılan bombalarla etkisiz hale getirildiği belirtildi. Şemdinli'deki saldırıda şehit olan Piyade Er Batıkan Avcı için Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Jandarma Pilot Yarbay Yusuf Turgut Kışlası Helikopter Filo Komutanlığı'nda tören düzenlendi. Şehidin cenazesi, memleketi Erzurum'a gönderildi. Sözleşmeli er Avcı'nın (24), Erzurum'un Narman ilçesine bağlı Taşburun köyünde yaşayan ailesi ise acı haberle yıkıldı. Oğlunun şehit olduğunu öğrenen anne Meleha ve baba Köksal Avcı ile şehidin kardeşleri gözyaşlarına boğuldu. Acı haberin ardından güçlükle ayakta duran şehit babası Köksal Avcı, "İçim yanıyor. Bu nasıl bir acıdır Allah'ım, oy benim yavrum, oy" diyerek ağıt yaktı. Şehidin cenazesi bugün öğle namazından sonra uğurlanacak. Bitlis'te de terör örgütü PKK mensupları, Bitlis-Diyarbakır karayolundaki Karınca Jandarma Karakol Komutanlığı'na uzun namlulu silahlarla saldırdı. Güvenlik güçlerinin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada, bir asker hafif yaralandı.
Hürriyet 

2 Eylül 2015 Çarşamba

02.09.2015 Genel Gündem


 GÜNDEM

Işid 1 Askeri Şehit Etti, 1 Asker Kayıp
Askeri kaynaklar olayın dün akşam saat 18.15 civarında meydana geldiğini söylediler. Şehit Mehmet Hudut Karakolu'nun sorumluluk alanında kaçakçılık yapan, IŞİD'le bağlantısı olduğu tahmin edilen ve Türkiye'ye girmeye çalışan grupla çatışma yaşandı. Olaydan sonra sınırda konuşlu birlikler, tank atışı da dahil olmak üzere bölgeyi yoğun ateş altına aldı. Sosyal medyada IŞİD yanlısı çevreler Türk askerini, örgütün kaçırdığını ileri sürdüler. Türk yetkililer arama çalışmalarının bu iddialar da dikkate alınarak yürütüldüğünü söyledi. Askeri kaynaklar Türk tanklarının Suriye sınırları içerisine girdiği iddialarını ise doğrulamadı. İçişleri Bakanı Selami Altınok, "Orada bir şehidimiz var, bir askerimiz de kayıp. Kayıp olduğunu söylüyorum, kaçırıldığına dair bir şey söylemiyorum. Vali Bey'den aldığım bilgi öyle" dedi. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada da şöyle denildi: "1 Eylül'de saat 18.15 sularında Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Kilis Şehit Mehmet Hudut Karakolu'nda görevli unsurlarımıza, sınırın Suriye tarafında DEAŞ terör örgütü kontrolündeki bölgeden açılan ateş sonucunda kahraman bir silah arkadaşımız ağır şekilde yaralanmış, derhal ambulansla hastaneye tahliye edilmiştir. Kahraman silah arkadaşımız hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur. Ayrıca çatışma esnasında bir silah arkadaşımız ile irtibatımız kesilmiş olup arama faaliyeti ve operasyonlara devam edilmektedir." IŞİD geçen 23 Temmuz'da da Gaziantep'in Oğuzeli ilçesindeki Dağ Hudut Karakolu'na ateş açarak Astsubay Mehmet Yalçın Nane'yi şehit etmiş, 2 uzman çavuşu da yaralamıştı. TSK, bunun üzerine IŞİD mevzilerine, Suriye Hava Sahası'na girmeden güdümlü bombalarla hava operasyonu gerçekleştirmişti.
Hürriyet

1 Eylül 2015 Salı

01.09.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Neredesin Baba
Şehitler için ilk tören Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü önünde düzenlendi. Törene, il yöneticileriyle şehit polis memuru Ahmet Gılıç'ın eşi Akile, kızı Ece Gılıç, şehit polis memuru İlker Narin'in eşi Emel ile 1.5 yaşındaki kızı Meyra Narin ve polis memuru Yılmaz Dikmen'in yakınları katıldı. Şehit polislerin cenazelerinin tören alanına getirilmesi sırasında Ahmet Gılıç'ın kızı Ece Gılıç, annesinin "Söz vermiştin dik olup ağlamayacaktın" demesine rağmen sürekli ağladı. Babası Ahmet Gılıç'ın fotoğrafına bakarak zaman zaman öpen Ece Gılıç, "Babamı iki aydır görmüyorum. Neredesin baba?" diye feryat etti. Şehit İlker Narin'in eşi Emel Narin soğukkanlı olmaya çalışırken, zaman zaman ağlayan kızı Meyra'yı kadın polisler kucaklayarak sakinleştirdi. Diyarbakır Emniyet Müdürü Adnan Daştan'ın konuşması ve duaların ardından cenazeler ambulanslara konulurken, şehit yakınları ve polisler birbirlerine sarılarak gözyaşı döktü. Şehitler daha sonra toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderildi. Şehit Ahmet Gılıç'ın cenazesi İzmir Bergama'daki Kurşunlu Camisi ve çevresinde toplanan vatandaşlarca alkışlarla ve sloganlarla karşılandı. Annesiyle, şehit babasının tabutuna kapanan 13 yaşındaki Ece Gılıç, "Baba ne olur yanıma gel" diye bağırdı. Şehit kızının bu sözleri törene katılanları gözyaşına boğdu. Güçlükle ayakta duran şehit annesi Ümmühan Gılıç da, "Ahmetim geliyor. Bu acıya nasıl dayanırım" dedi. Şehidin ablası Hacer Kızıltaş da törende baygınlık geçirdi. Şehit polisin cenazesi ilçeye 18 kilometre uzaklıktaki Karahıdırlı Mahallesi Mezarlığı'nda babası Halil İbrahim Gılıç'ın, yanında toprağa verildi. Şehit polis memuru İlker Narin'in cenazesinin Kastamonu Havalimanı'nda karşılanması sırasında kızı Meyra'nın gözyaşları herkesi duygulandırdı. Şehidin cenazesi buradan Taşköprü Sümer Mahallesi Şehit Mehmet Sözen Caddesi'ndeki dede evine götürüldü. Şehidin annesi Elife Narin (51), babası Selim Narin (52) ve kız kardeşi Feyza Şenel (26) tabuta sarılıp ağladı. Şehidin annesi gazetecilere, "Oğlumu vuranın elleri kırılsın. Aslan yavrum. Kalleşlere inat dimdik ayaktayım. Beni çekin, biz yandık, başkaları da yanmasın. Utansınlar. Yavrumu görsünler de utansınlar. Şerefsizler utansın. Oturmayacağım, beni ayakta görsünler. Oğlum için dayanacağım. Yavrum, ben ayaktayım. Benim yavrumu yetim bıraktılar. Ağlayıp onları sevindirmeyeceğim" dedi. Taşköprü Şehir Stadyumu'nda yaklaşık 5 bin kişinin katılımıyla düzenlenen törende İlker Narin'in kız kardeşi Feyza Şenel, tabuta sarılıp ağabeyinin fotoğrafını okşayarak gözyaşı döktü. Şenel, "Bu benim en mutlu günüm, onlara inat dimdik ayaktayım" derken, annesi de "Bana bayramda izin alabilirse 10 gün izine geleceğini söyledi. Ama gelemedi. Çok seviyordu mesleğini. 'Gel, istifanı ver' dedim. 'Ben başka bir şey yapamam' dedi. Yavrumu kurban verdim teröristlere. Evimin neşesi gitti" diye ağladı. Törende konuşan İl Emniyet Müdürü Mustafa Yoldan, "Gerekirse bu yolda hepimiz şehit olmaya hazırız" dedi. Şehidin cenazesi aile kabristanında toprağa verildi. Defin işlemi sırasında fenalık geçiren Narin'in annesi Elife, eşi Emel ve kız kardeşlerine sağlık görevlileri müdahale etti.
Hürriyet