5 Eylül 2015 Cumartesi

05.09.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

Tunceli'de Çatışma Dehşeti
Tunceli Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi'ne dün saat 11.20 sıralarında 2 PKK'lı otomatik silahlarla saldırdı ve polisler anında karşılık verdi. Özel Harekât polislerinin de gelmesiyle devam eden ve yüzlerce kişinin korku filmi izler gibi izlediği çatışmada polis memuru Murat Savaş Kale (30), kaldırıldığı Tunceli Devlet Hastanesi'nde şehit oldu. Çatışmada yaralanan 16 yaşındaki genç kız da tedavi altına alındı. Çevreleri sarılan ve bulundukları yerden ateş etmeyi sürdüren PKK'lılar kaçamayacaklarını anlayınca biri üzerindeki el bombasını patlattı. Teröristlerden biri olay yerinde ölürken, diğeri ağır yaralı olarak kaldırıldığı Tunceli Devlet Hastanesi'nde ameliyat edildi ve yoğun bakımda tedaviye alındı. Çatışma sırasında çevredekiler panikle ev ve işyerlerine sığınmaya çalıştı. Murat Savaş Kale'nin şehit haberini polislikten emekli olduktan sonra Adana'ya yerleşen babası Beşir Kale ile annesi Makbule Kale'ye eve gelen polis müdürleri bildirdi. Ağabey Tekin Barış Kale, "Daha çocuğunu görememişti" dedi. Kale'nin 2006'da polis olduğu, 1,5 yıl önce Mersin'den Tunceli'ye tayininin çıktığı öğrenildi. Hamile eşinin Antalya'daki annesinin yanına gittiği ve bir ay önce doğum yaptığı, şehit polisin terör olaylarından dolayı 1 ay önce dünyaya gelen çocuğunu görmek için izin alamadığı öğrenildi.
Hürriyet
 

Polisin Tahliyesi Gayrimeşru
Ankara'daki Gezi Parkı eyleminde Ethem Sarısülük'ü ateş ederek öldüren polis Ahmet Şahbaz'ın önceki gün Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tahliye edilmişti. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre kararda, davanın güvenlik gerekçesiyle Aksaray'a nakledildiği hatırlatılarak, nakil nedeniyle yargılama uzayacağından sanığın tahliyesine hükmedildi. Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar dün tahliye kararına itiraz etti. Bayraktar, itiraz dilekçesinde, sanığın 'gayrimeşru biçimde tahliye' edildiğini savundu. Dilekçeye göre Şahbaz'a verilen 7 yıl 9 ay 10 günlük hapis cezası Yargıtay tarafından usul yönünden bozulduktan sonra, mahkemen 10 Temmuz'da Şahbaz'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Şahbaz'ın tutukluluk hali 7 Ağustos'ta tekrar gözden geçirildi ve yine tahliye kararı çıkmadı. Sanığın itirazı da reddedildi. Sanık avukatları adli tatil sırasında, kamu güvenliğini gerekçe göstererek davanın naklini istedi. Geçici mahkeme heyeti de bu amaçla Yargıtay'a başvurdu. 5. Ceza Dairesi, 31 Ağustos'ta davanın Aksaray'a nakline karar verdi. Dilekçe bu tarihten itibaren Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yargılama yapma yetkisi ve görevinin son bulduğu vurgulandı. Ancak buna rağmen mahkemenin önceki gün taraflara bildirim yapmadan toplandığı ve savcılığın 'Tutukluluk hali devam etsin' yönündeki görüşüne rağmen Şahbaz'ın tahliyesine karar verdiği anlatıldı. Dilekçede şöyle denildi: "Yedi yıl dokuz ay on gün hapse mahkum edilen sanığın tutuklu kaldığı süre yaklaşık 14 aydır. Bu açıdan bakıldığında da tahliye kararı verilecek bir aşamada olunmadığı açıktır. Mahkeme heyeti dosyayı incelememiş, tahliye kararı dosya Yargıtay'dan gelmeden verilmiştir. Olayların gelişimi mahkemeye yasa dışı bir müdahalede bulunulduğu izlenimi vermektedir. Nakil talebi ile birlikte ceza yargılama usul hükümleri açıktan ve cüretkar bir biçimde ihlal edilmeye başlanmış ve sonunda sanığın gayrı meşru biçimde tahliyesi sağlanmıştır. Hiçbir hakim görev suçu niteliği taşıyan böyle bir eylemde bulunmaz. Mahkeme heyeti hakimleri görevlerini kötüye kullanmışlardır."
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 108, 4326-108, 7096                            
ABD Doları 3, 0035-3,0101/ Euro 3, 3505-3, 3545/İngiliz Sterlini 4, 5573-4, 5653                   

Adım Adım Yaklaşıyor
Gelişen ülke paraları geçen haftayı yoğun baskı altında geçirdi. Çin'den gelen olumsuz haberler, Avrupa Merkez Bankası'nın gevşek para politikasını ilave alımlarla daha da gevşetme olasılığı, artan ölçüde çalkantılar içine giren gelişen ülkelerin artık küresel büyümeye de tehdit oluşturmaya aday olması ve tabii ki FED'in yaklaşan faiz artırım olasılığı ana gündem olunca, Türk lirası dolara karşı dün sabah 2.97'den açılıp 2.9980'e yaklaşıp sonra yeniden 2.9750'ye gerilerken gün sonunda 3 TL'yi aştı. Türkiye gibi bu potansiyel gelişmelere hazırlıksız tüm gelişen ülke paralarında, bu dalgalanma izlendi. FED'in faizi ne zaman artıracağı, dün açıklanan ABD istihdam verisine çok fazla önem atfedilmesine yol açtı. Nedeni, temmuzda yapılan FED toplantısından çıkan açıklamada 'işgücü piyasasında biraz daha iyileşme sağlanmasına' atıfta bulunulması idi. Ağustos başındaki yüksek istihdam verilerinden sonra mali piyasalar gözünü dünkü verilere dikmişti. Gelen sonuç, FED'in 17 Eylül'de faiz artırımına bir adım daha yaklaştırdı. Dün açıklanan verilere göre; ABD'de Ağustos ayında işsizlik oranı önceki aydaki yüzde 5.3'den yüzde 5.1'e geriledi. Bu işsizlik oranı, Nisan 2008'den bu yana en düşük orana işaret ediyor. Ayrıca, tarım dışı istihdam artışı da, ağustos ayında 217 bin beklenirken 173 bin olarak açıklandı. Bu artış son aylardaki 200 binlik artışların altında kaldığı için olumsuz gibi görünse de, önceki aylar için açıklanan verilerin epeyce yukarı güncellenmesi bu fotoğrafı değiştiriyor. Haziran ve Temmuz istihdam verileri toplamda 44 bin kişi yükseltildi. Saatlik ücretlerdeki artış ise aylık yüzde 0.3 artarak yılık yüzde 2.2'ye geldi. FED Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, geçen hafta FED'in faiz artırımına geçmek için enflasyonun yüzde 2'ye gelmesini bekleyemeyeceğini söylemesi de hesaba katıldığında, 17 Eylül'de faiz artırım kararının çıkması sürpriz olmayacak. İşin karmaşık tarafı şu; yaklaşık bir yıl öncesine kadar ana gündemde sadece ABD'de faizlerin ne zaman artırılacağı ve bundan gelişen ülkelerin nasıl etkileneceği tartışılırken, buna şimdi yavaşlayan Çin, parasal genişlemeyi başlatan ve büyütmesi olasılığı olan Avrupa eklendi. Çoklu bir denklem halini aldı. Hem uluslararası piyasalarda doların değeri dalgalanıyor, hem de gelişen ülke paraları. Çin'deki sorunlu gölge bankacılık ve ekonomideki belirgin yavaşlama, mali piyasadaki son birkaç aydaki sert düşüş, kur rejiminde değişiklik tedirginliği artırıyor. Çin ekonomisindeki büyümede yıllık bir puanlık düşüş, küresel ekonomide yarım puanlık düşüş yaratıyor. Hele ki şimdilik yüzde 7'lik büyüme hedefiyle giden Çin'in ekonomik büyümesinde yüzde 4'e doğru bir düşüşün, küresel ekonomide 1.5 puanlık düşüş getirmesi işten bile değil.
Hürriyet

Japonya Başardı Sıra Sizde
Uluslararası Para Fonu (IMF) Direktörü Christine Lagarde, Ankara'da düzenlenen B20 (Business 20) Türkiye Konferansı'na katıldı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın moderatörlüğünde düzenlenen ve küresel ekonominin değerlendirildiği oturumda konuşma yapan Lagarde, "Kadınların iş gücü piyasasına girmesi çok önemli. Japonya Başbakanı bu konuyla ilgilendi ve ekonomiye katılmalarını sağladı. Bu Türkiye için de önemli bir konu" dedi. Görevlerinin istikrara katkıda bulunmak olduğunu anlatan Lagarde, şöyle konuştu: "İstikrar özellikle yatırım yapanlar için önemli. Kesinlik, tahmin edilebilirlik, istikrar Ortak noktamız kırılgan toparlanma. Bu toparlanma ülkeler arasında her zaman eşit şekilde de olmuyor. İstediğimiz kadar hızlı olmasa da daha çok daha gelişmiş ekonomilerde toparlanmanın olduğunu görüyoruz. Ortak nokta verimliliğin düşük seviyelerde seyretmesi. Bu da büyümenin kalitesini etkiliyor. Avustralya'nın G20 Başkanlığı döneminde büyümeyi ne tür tedbirlerle 5 yıl içerisinde yüzde 20 artırabiliriz üzerinde durmuştuk. Ama artık ben nicel olarak bakmak istiyorum. Altyapı büyümede çok önemli. Altyapı yatırımlarında ileri ekonomilerde yüzde 1'lik artış, büyümede yüzde 0.4'lük artışa karşılık geliyor. Ama burada 'aracıların aradan çıkarıldığı işlerin şeffaf bir tedarik yöntemiyle yapıldığı etkili altyapı yatırımlarından' bahsettiğimi de belirtmeliyim. Ekonomik krizden sonra bazı kanallar halen tıkalı ve kredi akışı ancak toparlanabildi. Birtakım ödenmeyen, batık krediler sorunu söz konusu oldu. Bu konulara da değinmek gerekiyor. Şirketlerin önündeki engeller kalkmalı ve istihdam piyasasıyla ilgili sistemler çok kolay olmalı. KOBİ'ler için birlikte çalışmak çok önemli."
Hürriyet

Doğuda Çalışan Hekime Yüksek Ve Sabit Maaş!
Sağlık Bakanlığı Doğu ve Güneydoğu illerinde mecburi hizmet süresi biten doktorlara "çakılı kadro" vererek, bu bölgelerde çalışmayı teşvike hazırlanıyor. Bakanlık bunun için 5 bin kadro ayırdı. Doktorların bir yıllık görev süreleri biter bitmez batı illerine tayin istediklerini ifade eden Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş; "Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki hekimlerin uzun vadeli kalmalarını ekonomik hak vererek sağlamayı hedefliyoruz. Bize, 'Bunu verin, kalalım' dediler. Biz de bunun üzerinde çalışıyoruz" açıklamasında bulundu. Gümüş, şöyle devam etti: "Kars, Mardin, Şırnak, Batman ve Siirt gibi illerde inceleme yaptık. Sağlık personeli ile bir araya gelerek taleplerini dinledik. Orada çalışan hekimlerimizin bazılarının hasta sayıları fazla değil, o yüzden döner sermayeleri düşük olabiliyor. Gelirleri de batıya göre az olabiliyor. 'Çakılı kadro' dediğimiz bir sistem var. Bunların fiks bir maaşları var. Herhangi bir performansa bağlı değil. Tamamen net maaşları var. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne veya kritik bölgelere, şehirler dahil yaklaşık 5 bin kadroyu düşünüyoruz. Bunların ücretleri diğerlerinden daha fazla olacak ve döner sermaye derdi de kalmayacak. Hasta gelsin, gelmesin paralarını alacaklar" diye konuştu.
Türkiye

Dolar Rekor Tazeledi 3 Tl
Dolar, ABD'de açıklanan verilerin ardından yükselişe geçerek dün 3.00 lirayı aşarak 20 Ağustos'taki tarihi zirvesini test etti. 20 Ağustos'ta 3.0020 TL ile tüm zamanların rekorunu kıran dolar dün de 3.0005 liraya kadar çıktı. Piyasaların merakla beklediği ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 16-17 Eylül tarihli toplantısı öncesinde, dün gözlerin çevrildiği tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin altında kalmasına karşın hafta boyunca etkili olan doların yükseliş eğiliminin devam etmesi dikkati çekti. A B D ' d e bu hafta açıklanan ADP öz e l sektör istihdamının 190 binle beklentilerin altında kalmasının yanısıra, dün de ağustos ayı tarım dışı istihdam verisi 173 binle 217 bin olan piyasa beklentisini karşılamadı. Buna karşın, ülkede işsizlik oranının yüzde 5.1'e gerilemesi, Fed'in önem verdiği veriler arasında olan ortalama saatlik ücretlerde yüzde 0.3'lük artış yaşanması ve önceki iki ayın tarım dışı istihdam verisinin yukarı yönlü revize edilmesi, küresel piyasalarda dolar talebinin artmasına neden oldu. Piyasalar dalgalı ABD istihdam verisinin öncesinde 73.570 seviyesinde olan BIST 100 Endeksi, veri sonrasında etkisini artıran satışla 73.000 puanın altına kadar geriledi. Dolara talebin artmasıyla euro/ dolar paritesi 1.1157 seviyesinden 1.1091'e kadar düşerken altının onsu da önce 1.132 doları gördü, ardından 1120 dolarda dengelendi.
Milliyet

Barışa Ulaşmanın En İyi Yolu Birbirine Bağlı Ekonomilerdir
Başbakan Ahmet Davutoğlu, B20 Konferansı'nda dünyanın önde gelen finansçılarına seslendi. IMF Direktörü Christine Lagarde'ın da bulunduğu Merkez Bankası Başkanları'na konuşan Davutoğlu, küresel ekonomiye ilişkin siyasi, ekonomik ve diplomatik değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, dünya liderlerine 'kazan kazan' senaryosunu anlatacaklarını söyledi. Davutoğlu, şunları söyledi: "Küresel bir değişim dönüşüm yaşanıyor. G20 politika yapıcılardan oluşur. B20 de iş dünyasını temsil eder. Uygulamayı yapan iş dünyasını temsil eder. İkisi arasında işbirliği şarttır. Türkiye'nin dönem başkanlığında yapılan bu toplantı bizim için çok önemli. Sizin sesinizi duymak istiyoruz geleceğe yönelik hedeflerinizi duymak istiyoruz. Ortak hareket etmenin omuz omuza yaşandığı insanlığın geleceği için önemli bir süreç." Ekonominin barış için en iyi yöntem olduğuna vurgu yapan Davutoğlu, şunları söyledi: "Barışa ulaşmanın en iyi yolu birbirine bağlı ekonomilerdir. Ekonomi, barış için en iyi yöntemdir. Ancak ekonomik düşüş, siyasi ve insani kriz için de en önemli sebeptir. Dolayısıyla hepimiz için beraber hareket etme zamanıdır. Hepimiz aynı gemideysek, o gemi batacak olursa hepimiz etkileniriz. Dünya birbirine entegredir. Beraber hareket etmemiz gerekiyor. Kısa dönemli finansal krizlere yanıt vermek müdahale etmek zorunluluktur. Hemen reaksiyon göstermemiz gerekiyor. Sadece kısa dönemli krizlere odaklanıp uzun vadeli önleyici stratejileri unutacak olursanız sadece reaktif hareket etmiş olursunuz. Uzun dönemli yapısal sorunlara da odaklanmalıyız. İş dünyası KOBİ'leri desteklemeli. Türkiye en az gelişmiş ülkeler için koordinatör ülke. En gelişmiş ve en az gelişmiş arasında bir ilişkinin kurulması küresel ekonomi için önemli. Ticareti artırmak için önemli."
Star

Fiberde Kentsel Dönüşüm Gibi Seferberlik Başlatalım
Turkcell'in New York Borsası'na (NYSE) kote olmasının 15. yılı nedeniyle düzenlenen gong seremonisine katılmak üzere gittiğimiz New York'ta Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ile sohbet ettik. Terzioğlu, Turkcell Grup'un belirlediği yeni yapılanma hedeflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulunurken, tabii ki en çok merak edilen konu kısa süre önce yapılan 4.5G ihalesi ve bu konuda yapılacaklardı. 4.5G ihalesinin yapılacakların yarısı olduğuna dikkat çeken Terzioğlu, diğer yarısının da fiber altyapısı olduğuna dikkat çekti. Kentsel Dönüşüm gibi fiberde de seferberlik başlatılarak acil 'dijital dönüşüm'le ilgili yasaya ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Terzioğlu, şunları söyledi: "Ülkemizin bir dijital dönüşüm yasasına ihtiyacı var ve 4.5G bunun için iyi bir fırsat. Kentsel dönüşüme baktığınız zaman, bir konut üretiminde elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz altyapısı, ilgili binaya inşaat ruhsatı aldığınız zaman sanki otomatikmiş gibi geliyor, bu hizmetler sağlanıyor. Bunu hiçbirimiz sorgulamıyoruz bile. Fiberin de evlere bu kolaylıkta gelmesi lazım. Öte yandan fiber optik alyapı, doğal bir vatandaşlık hizmetinin verilmesi için gerekli altyapının bir parçasıdır. Elektrik neyse fiber altyapı da budur. İlgili kanuna bir ifade eklenerek bence rahatlıkla netleştirilebilir." Tüketicinin, vatandaşımızın bu servise daha hızlı sahip olması için bunun yapılmasının gerektiğini ve bunun bir rekabet konusu olmaması gerektiğini belirten Terzioğlu, 'hodri meydan' diyerek, kendi fiber abonelerini kurulacak bir şirkete devretmeye hazır olduklarını söyledi. Terzioğlu'dan, sektöre yaptığı bu çağrıyı açmasını istediğimizde de İsveç örneğini vererek, şunları söyledi: "Rekabet dengelerini de etkilediği için, bir yandan da çok hassas bir konu. Ama dünyada eğer bu olayın nasıl çözüldüğüne bakarsanız çözüm metotlarından bir tanesi şu; İsveç Stockholm'de uygulanmış bir model. Kamu otoritesi, tüm fiber altyapı sahiplerinden sahip olduğu altyapıyı kağıt üzerine dökmesini, bu altyapıları bir şirkete devretmesini istiyor. Bu şirket bütün operatörlere eşit şekilde hizmet vermeyi taahhüt ederek, halka açılabilir, fon toplayabilir, daha hızlı, daha fazla fiber altyapı yatırımı yapmak için de yetkili hale gelir. Bu bir modeldir. Dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Türkiye'yi uçtan uca fiberle donatmak için sektörümüzdeki diğer oyunculara çağrıda bulunuyoruz; gelin hep birlikte bir altyapı şirketi kuralım ve bu şirket ülkemizin eşsiz bir fiber altyapıya kavuşması için canla başla çalışsın. Ve hepimiz mevcut fiber altyapımızı bu şirkete devredelim. Biz altyapı paylaşımına tamamen hazırız. Bu sayede, tüm sektörlerde teknolojik bir dönüşümün fitilini hep beraber ateşleyerek ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasını sağlayalım ve teknolojide tüketen değil, üreten bir ülke konumuna ulaşalım."
Star

DÜNYA

Bağdat'ta Türk İşçi Muamması
Irak ordusunun Bağdat'ta kaçırılan 18 işçiyi bulmak için önceki gece Ketaib-i Hizbullah adlı Şii milis grubuna düzenlediği baskında bir asker öldü. Ancak örgüt, işçilerin kaçırılmasıyla ilgileri olmadığını ve ordu güçlerinin ellerindeki bir IŞİD komutanını almaya çalıştığını savundu. Irak ordusu, "Türk işçilerin örgütün Bağdat'ın Filistin Caddesi'nde bulunan merkezinde tutulduğu" istihbaratı üzerine harekete geçtiklerini söyledi. Önceki akşam düzenlenen baskında milislerin ordu güçlerini binaya sokmak istememesi üzerine başlayan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. Çatışmada bir askerin öldüğü, üç asker ve üç milisin de yaralandığı belirtildi. Ancak BBC'ye bilgi veren bir örgüt sözcüsü, ordunun Türk işçiler için değil, ellerindeki üst düzey IŞİD komutanı Ziad Halaf'ı almak için geldiklerini söyledi. Sözcü Türk işçilerin kaçırılmasıyla ilgileri olmadığını savundu. Irak Parlamentosu'nun Güvenlik Komisyonu Başkanı Hakim ez-Zamili'nin araya girmesiyle ordu ile milislerin anlaştığı belirtildi. Milislerin bölgedeki tüm binaların aranmasına izin verdiği, ancak şu ana dek Türk işçilerin izine rastlanmadığı kaydediliyor. Başbakan Haydar İbadi, kaçırma olayını gerçekleştiren suç çetelerinin terörist muamelesi göreceğini açıklamıştı. Türk yetkililer, kaçırılma olayının IŞİD ya da PKK ile alakalı olmadığını, fidye için kaçırılmış olabilecekleri üzerinde durulduğunu belirtmişlerdi. Hakim ez-Zamili, kaçırılan 18 Türk işçinin kurtarılması için emniyet güçleri ve ilgili makamların daha sorumlu davranması gerektiğini belirtti. Hakim ez-Zamili, olayın yaşandığı Sadr bölgesindeki vatandaşların bu durumdan rahatsız olduğuna ve işçilerin bir an önce bulunmasını talep ettiklerine dikkati çekti.
Hürriyet

Trende Direniş Almanya'ya Yürüyüş
Başkent Budapeşte'deki Doğu İstasyonu'ndan Avusturya sınırına gitmek üzere trene binen yaklaşık 500 kaçak göçmen, getirildikleri sığınmacı kampının bulunduğu Bicske kentindeki istasyonda pasif direniş eylemlerini sürdürüyor. Göçmenler, Almanya'ya gidişlerine izin verilinceye kadar eylemlerine devam edeceklerini belirttiler. Bine yakın başka bir grup göçmen ise Almanya'ya ulaşmak için Macaristan'ın içinde yürümeye başladı. Dün gün boyu başkent Budapeşte'nin içinden Avusturya sınırına doğru mülteci yürüyüşü sürdü. İstasyondan Avusturya sınırına uzaklık 160 km. Yürüyüş sırasında bazı gönüllüler yürüyen mültecilere su dağıttı. Macaristan polisi ise mültecilere yürüyüşleri boyunca eşlik etti. Avusturya, Macaristan'daki kaçak göçmenleri ülkeye getirenlerin cezalandırılacağını açıklarken Çek ve Slovak içişleri bakanları ise Macaristan'dan Almanya'ya bir tren koridorunun düşünülebileceğini kaydetti. Öte yandan Ege'de, Ayvalık'ın karşısındaki Midilli Adası'nda büyük bölümü Afgan olan üzere 1000 kadar mülteci, Atina'daki Pire Limanı'na hareket etmeye hazırlanan "Blue Star 1" adlı feribot gemisini işgal etmeye kalkıştı. Günlerdir limanda bekleyen mülteciler "Atina Atina" diye slogan atarak gemiye binmek istedi. Polis, gözyaşartıcı gaz kullanarak mültecilerin gemiye binmelerini engelledi. Bodrum'un karşısındaki İstanköy (Kos) Adası'nda ise bir grup fanatik Yunan, "Kos'u biz temizleyeceğiz" diye bağırarak Atina'ya gidebilmelerini sağlayacak gerekli evraklar için karakolun önünde bekleyen mültecilere saldırdı. Çok sayıda mülteci darp edildi.
Hürriyet

'Rus Askerlerin Suriye'de Savaştığı İddiasını İnceliyoruz'
Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, Rusya'nın Suriye'de Beşar Esad rejimine askeri destek verdiğine dair haberlerin farkında olduklarını belirterek, "Esad rejimine yönelik herhangi bir askeri destek, herhangi bir amaçla, bu ister askeri personel, uçak bakımı, silah veya kaynak sağlama şeklinde olsun, istikrarı bozucu ve zarar vericidir" dedi. Özellikle İsrail basınında, Moskova yönetiminin, IŞİD'le mücadele için Suriye'ye uçak gönderme kararı aldığı şeklinde haberler yer almıştı. Kremlin Basın Sözcüsü Dimitri Peskov da Rusya'nın Suriye'deki IŞİD mevzilerine yönelik operasyona katılmadığını bildirmişti. Earnest, "Rusya'nın Suriye'ye askeri personel ve uçak gönderdiği iddialarının yer aldığı haberlerin farkındayız. Bu iddiaları dikkatlice inceliyoruz" dedi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Rusya'nın Suriye'ye insansız hava aracı (drone), Sukhoi Su-34 tipi savaş uçakları, askeri kara araçları gönderdiği iddia edilmişti. Suriye rejimi bilindiği kadarıyla hava saldırı kapasitesini artırabilecek Sukhoi jetlerine sahip değil.
Milliyet

Bağdat'ta Şii Milislere Baskın Bilmeceye Döndü
Irak'ın başkenti Bağdat'ın Şii nüfusun ağırlıkta olduğu Sadr City bölgesinde çalıştıkları inşaattan kaçırılan 18 Türk vatandaşının bulunması için Irak ordusu operasyon düzenledi. Fakat operasyon düzenlenen Şii paramiliter örgüt Ketaib-i Hizbullah, ordunun asıl amacının ellerinde esir tuttukları bir IŞİD komutanını almak olduğunu öne sürdü. Irak ordusu, 'Türk işçilerin örgütün Bağdat'ın Filistin Caddesi'nde bulunan merkezinde tutulduğu" istihbaratı üzerine harekete geçtiklerini söyledi. Baskında bir asker ölürken, üç asker de yaralandı. BBC'ye bilgi veren bir örgüt sözcüsü, ordunun Türk işçiler için değil, ellerindeki üst düzey IŞİD komutanı Ziyad Halaf'ı almak için geldiklerini söyledi. Sözcü, Türk işçilerin kaçırılmasıyla ilgileri olmadığını savundu. Irak meclisinde Güvenlik Komisyonu Başkanı Hakim el Zamili'nin araya girmesiyle ordu ile milislerin anlaştığı belirtildi. Reuters'a konuşan Iraklı bir güvenlik kaynağı da milislere ait binalarda yapılan aramalarda Türk rehinelerin izine rastlanamadığını duyurdu. Öte yandan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Irak'ta kaçırılan 18 Türk vatandaşı ile ilgili Irak Başbakanı Haydar El Abadi'yi telefonla aradı. Davutoğlu, Abadi'ye Irak'ta Türk işçilerinin kaçırılması olayını bizzat takip etmesinden ve Irak güvenlik güçlerinin Türk işçileri kurtarmak için gösterdikleri çabadan dolayı teşekkür etti. Davutoğlu, "Kaçırılan işçiler sadece kendi rızıklarını kazanmak için değil, Irak ekonomisine ve Irak'ın yeniden imarına katkıda bulunmak için oradalar" ifadelerini kullandı. Irak Başbakanı Abadi de işçilerin kurtarılması için her şeyi yaptıklarını en kısa zamanda iyi haber almak için çalıştıklarını belirtti. CHP TBMM Grubu tarafından, kaçırılan işçilerle ilgili kurulan ve üç milletvekilinden oluşan komisyon, bugün Bağdat'a gidecek. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın'dan oluşan üç kişilik komisyon; Türkiye Büyükelçiliği ve işçilerin çalıştığı şirketin yetkilileriyle görüşmelerin ardından Irak Hükümeti nezdinde çalışmalar yapacak.
Milliyet

Tayland Polisi Aranan Bombacıyı Bulamadı
Tayland polisi, 17 Ağustos'ta başkent Bangkok'taki Erawan Tapınağı yakınlarında düzenlenen bombalı saldırıyla ilgili gözaltına alınan 2 zanlının DNA örneklerinin, olay yerinden toplananlarla uyuşmadığını açıkladı. Polis, Kamboçya sınırı yakınlarında yakalanan ve adının 'Yusufu Mieraili' olduğu açıklanan Uygur kökenli zanlıdan alınan parmak izleri, başkentte düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen bomba yapım malzemelerinin üzerindekilerle eşleştiğini duyurmuştu. Zanlının, saldırı günü güvenlik kameralarınca görüntülenen 'sarı tişörtlü saldırgan' olduğu söyleniyordu. Polis 20 kişinin öldüğü, 100'e yakın kişinin de yaralandığı saldırıyla ilgili şu ana kadar 7 kişi hakkında arama emri çıkarttı. Arananlar arasında 'Emrah Davutoğlu' adlı Türk ve halen Kayseri'de olduğu söylenen eşi Wanna Suansun da bulunuyor.
Vatan

Bu Göçte Payınız Var Almak Zorundasınız!
Ortadoğu ve Afrika'nın zengin enerji ve maden yataklarını yüzyıllardır sömüren batılı devletler, Arap Baharı sonrası bölgeden gelen yardım çığlıklarına cevap vermek istemiyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği rakamlarına göre, 1 milyon 939 bin sığınmacı kabul eden Türkiye'nin yanında, batılı güçlerin kabul ettiği rakamlar komik düzeyde kalıyor. Almanya 98.783 kişiyle, Avrupa'da en fazla sığınmacıyı kabul eden ülke konumunda. Ancak görüldüğü gibi bu rakam bile Türkiye'nin kabul ettiği sığınmacı sayısının ancak 20'de 1'ini oluşturuyor. Almanya'yı 64.685 ile İsveç, 49.446 ile Macaristan, 18.647 ile Avusturya , 15.197 ile Bulgaristan ve 14.137 ile Hollanda takip ediyor. Bölgede yüzyıllardır sömürgecilik faaliyetleri ile bilinen İngiltere, Fransa, İspanya ve Portekiz ise yanlızca 7030, 6657, 554 ve 188'er mülteci kabul etmiş durumda. Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Şahin, batılı ülkelerin yüzyıllardır bölgeyi sömürdüğünü hatırlatarak, tüm politikalarını bunun üzerine kurduklarını ifade etti. "Bu ülkelerin yer altı kaynaklarıyla ilgilendikleri kadar insanlarıyla da ilgilenselerdi, bugünkü göçmen sorununu yaşamazlardı" diyen Doç Dr. Şahin, "Son gördüğümüz acı fotoğraf gösterdi ki bu dünya düzeni artık sona ermelidir. Bölgede kalıcı çözüm için adımlar atılmalı ve bu ülkeler mülteci sorununda elini taşın altına koymalıdır." ifadelerini kullandı. STAR Gazetesi'nin sorularını yanıtlayan Brooking Enstitüsü Dış Politika Uzmanı Luay Al Khatteeb ise kendisinin de bir zamanlar kötü şartlar nedeniyle sığınmacı olarak bir başka ülkeye göç etmek zorunda kaldığını anlattı. Mülteci olmanın bir tercih olmadığının altını çizen Luay Al Khatteeb , göçün başlıca nedeninlerinin Arap Baharı ve batılı güçlerin müdahalesi sonrası yaşanan ekonomik ve sosyal şartlar olduğunu aktardı. Batılı ülkelerin bölgedeki krizden direkt olarak sorumlu olduğu belirten Al Khateep, yükselen İslamofobi, ırkçılık ve terör gibi etkenlerinin sorunun çözümünü zorlaştırdığını belirtti. Bögede milislerden arındırılmış güvenli bir alan oluşturulması gerektiğini belirten Luay Al Khatteeb ancak bu yapılırken Srebrenitsa tarzı bir soykırımın önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.
Star

POLİTİKA

'Ağabeyler' Başvurmadı
Listelerde büyük çaplı oynama olmayabileceği söylentileri AK Parti'deki aday adaylığı başvurularını da etkiledi. 1 Kasım seçimleri için yaklaşık 3 bin kişi aday adaylığı başvurusu yaptı. 7 Haziran seçimlerindeki 6 bin 223 aday adayı başvurusu dikkate alındığında bu kez başvuruların yarı yarıya azaldığı gözlendi. 3 dönem kuralının esnetilmesi nedeniyle 7 Haziran seçimlerinde bu kurala takılan 70 isimden 27'si, önceki akşam itibariyle adaylık başvurusunda bulunurken, 1 Kasım seçimlerinde 3 dönem kuralına takılacak isimlerin önemli bölümü de aday adaylığı başvurusu yaptı. Partinin 'abileri' Cemil Çiçek, Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin ve Ali Babacan'ın da aralarında bulunduğu etkin birçok isim başvuru yapmadı. Nihat Ergün, Sadullah Ergin, Hüseyin Çelik, Abdülkadir Aksu'nun yanı sıra eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam da aday adaylığı başvurusu yapmazken, 3 dönem kuralına takıldıkları için 7 Haziran seçimlerinde aday gösterilmeyen isimlerden Beşir Atalay, Binali Yıldırım, Ömer Çelik, Bekir Bozdağ, Mevlüt Çavuşoğlu, Taner Yıldız, Haluk İpek, Mustafa Elitaş, Burhan Kuzu ve Bülent Gedikli ise adaylık başvurusunda bulundu. AK Parti kulislerinde, aday adaylığı başvurusunda bulunmayan etkin isimlerden bazılarının gerçekten siyasete ara vermek istedikleri belirtiliyor. Bu konuda Şahin, Babacan ve İslam'a dikkat çekilirken, bazı isimlerin ise davet beklediklerinden söz ediliyor. Kulislerde, resmi başvuru süresi sona erse de listelere son şeklinin verilmesi için YSK'ya teslim edileceği 18 Eylül'e kadar zaman bulunuyor. Parti yönetiminin, listelerde görmek istedikleri isimlere davette bulunabileceği de konuşuluyor. 12 Eylül'deki kongrede parti yönetiminde görev verilmesi düşünülen isimlerin ise aday gösterilmeyeceği belirtilirken, parti yönetiminde etkin bir konuma getirilebileceği öne sürülen Arınç'ın durumuna dikkat çekiliyor.
Hürriyet

Tereddüt Yok
Başbakan Ahmet Davutoğlu, B-20 Konferansı'nın ardından basının sorularını yanıtladı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Bölgede seçim yapılabilecek atmosfer yok" sözleri anımsatılınca Davutoğlu, 90'lı yıllarda hiçbir seçimin daha iyi şartlarda yapılmadığını, hatta 2011'de de saldırılara muhatap kaldıklarını belirterek özetle şunları söyledi: "Kimse tereddüt etmesin. Terörle mücadele etmeye de kararlıyız. Seçimi de en güvenli şartlarda gerçekleştirmeye kararlıyız. Seçim güvenliğini en fazla etkileyen husus, belli köylerde, az nüfuslu yerlerde terör örgütünün baskıyla gidip 'Burada, bu sandıkta yüzde 100 şu partiye oy vereceksiniz' diye baskı yapması. Bu konuda Yüksek Seçim Kurulu'na başvurduk ancak yasal çerçevede başka yerlerde oy kullanmanın mümkün olmadığı bizlere iletildi. (TBMM'deki yemin krizi hakkında) Meclis'te gördüğünüz tablo bu üç partinin negatif, yıkıcı bir muhalefet yapmak gerektiğinde nasıl bir araya geldiğini açık bir şekilde gösteriyor. Ülkede hükümet anayasal zorunluluk olarak göreve başlamış, bu hükümetin bağımsız bakanlarının yemin ettirmesini engelleyerek bir siyasal kriz çıkarmaya çalışıyor. Gerçekten muhalefet partileri, Türkiye'nin ve dünyanın içinden geçtiği kritik süreci görmeyip eğer AK Parti'yi köşeye sıkıştırmaya dönük kısır hedefler peşinde koşarlarsa, seçim güvenliğini tehdit eden bu yaklaşımdır. Seçim güvenliğini güvenlik güçlerimiz teminat altına alır. Var olan bu yasaları değiştirebilseydik daha emin olabilirdik. Bunun da sorumlusu CHP ve MHP'dir. Bu yasaları değiştirmek için özelikle teklifte bulundum. 'Anayasal değişiklik yapalım, barajı aşağı indirelim ve herkes rahat davransın' dedik. Ama yanaşmadılar, şimdi de Meclis'te çıkan tablo ile tekrar ülkeyi bloklaşmaya, kutuplaşmaya sevk edenler seçim güvenliğine en fazla tehdidi yapanlardır. Hiç kimse merak etmesin, Türkiye'nin her ilinde, her ilçesinde vatandaşlarımızın özgür iradesini yansıtabilecekleri şartların oluşturulması için gece gündüz çalışıyoruz. Bu seçim mutlaka yapılacaktır. Seçim Türkiye'de vaktinde, uluslararası standartlarda, objektif hukuk kuralları içinde gerçekleşecektir, bundan kimsenin tereddüdü olmamalıdır. (AK Parti'deki adaylık süreci) Biz, parti içi demokrasiye ve partimizin özellikle de seçimlere yenilenmiş ve güçlenmiş bir şekilde gitmesine önem verdiğimiz için seçimler öncesinde kongre yapma kararı aldık. Bu aslında cesur bir karardı. Bu kararı alırken ben; partimize, partiye gönül vermiş delegelerimize, katkılarıyla bu partiyi omuzlamış bütün milletvekillerimize, geçmişteki milletvekillerimize, bakanlarımıza, bütünüyle AK Parti ailesine duyduğum güvenin neticesidir. Partimizin daha önce tüzüğünde de söz konusu olan 'üç dönem' ile ilgili husus, oluşturduğumuz özel bir tüzük komisyonununda inceleniyor, Mehmet Ali Şahin başkanlığında. Onlarla bir görüşme yaptım. Bu çerçevede neler yapılacağını ele aldık. Üç dönem kuralı kalmakla birlikte bütün arkadaşlarımın aday olabilmesini temin edecek bir çerçeve hazırladık. Bu aday başvuruları dışında da tabii 18'i akşamına kadar oluşacak üst kurulda biz herkese adaylık başvurusu teklifinde bulunabiliriz. O anlamda herhangi bir üç dönemlikle ilgili, 'üç dönemdeki arkadaşlar', böyle tanımlamak bile benim hoşuma gitmiyor. Bütün arkadaşlar bizde eşittir. Herkesin aday olma hakkı da vardır, herkes potansiyel adayımızdır da. Bu böyle görülmeli. Kimse 'şunlar aday oldu, bunlar olmadı, şunlar bu olacak' gibi spekülasyona girmesin. Bu arkadaşlarımızın hepsi geçmişte AK Parti davasını omuzlamış arkadaşlar. Bugün de aday olarak da veya başka pozisyonlarda, milletvekili olarak da her zaman bu davaya omuz verirler. AK Parti, bu anlamda çok sınavdan geçti."
Hürriyet

'Serçe Kalksa Dağ Ne Kaybeder?'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İstanbul İl teşkilatını ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Devlet Bahçeli, Tuğrul Türkeş'in açıklamalarının sorulması üzerine, "Böyle bir açıklamayı uygun bulmadığımı, Sayın Tuğrul Türkeş Bey'e de yakıştırmadığımı ifade etmek isterim" dedi. Bahçeli, "Hiç kimse hiç bir partili kendisini yasalar üzerinde görmemeli, tüzüğün üstünde görmemeli, partinin üstünde görmemeli, o partiye gönül vermiş insanlar üstünde görmemeli. Yasaya, tüzüğe yersiz kalmış olan kişi, disiplin kurulu gereğiyle her türlü işlemle muhatap kılınabilir. Önümüzdeki günlerde bunu sizde yakından göreceksiniz" şeklinde konuştu. Bahçeli, "Tuğrul Türkeş bu süreç içerisinde aday olmak isterse kendisine ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine, "Siz çok ilgileniyorsunuz Tuğrul Türkeş'in arkadaşı mısınız? O konu bizim gündemimizden düşmüştür. Tekrar tekrar soru sormakla bizi konuşturamazsınız" dedi. Biz gazetecinin "Türkeş'in durumu MHP'nin oylarını böler mi?" sorusuna Bahçeli, "Bir dağa bir serçe konsa dağ ne kazanır, bir dağdan bir serçe kalksa dağ ne kaybeder? Bilmem anlatabildim mi?" şeklinde yanıt verdi. Devlet Bahçeli, "Partinize yönelik 'hayırcı' ifadelerine ne diyorsunuz?" sorusuna şöyle yanıt verdi: "Biz Dolmabahçe Sarayı'nda PKK'nın 10 maddesine evet diyenlere karşı milletimizin birliği, dirliği ve devamı için ortaya koyduğumuz 4 maddeye hayır diyenleri milletimize anlatacağız. 4 maddeyle beraber MHP'nin hayırları, 1 Kasımdan itibaren milletimiz için hayırlara vesile olacak." Bahçeli, artan terör olayları konusunda neler yapılması gerektiğinin sorulması üzerine şunları kaydetti: "Bununla ilgili olarak herkesten önce 2 Eylül'de toplanmış olan Milli Güvenlik Kurulu'nu daha önce olağanüstü toplantıya çağırmış ve Türkiye'nin güvenlik meselesine öncelik verebilecek tarzda tüm tedbirleri görüşmelerini, alınması gereken tedbirleri de hükümete tavsiye etmelerini salık vermiştik. Fakat Milli Güvenlik Kurulu'nun 2 Eylül'de yaptıkları görüşmelerde yine bazı tedbirlerin alınacağı ifade ediliyor ama aynı gün 4 şehidimiz geliyor. Bunu da düşünmek lazımdır."
Milliyet

Üç Dönem İçin Özel Komisyon
Ak Parti'den milletvekili aday adayı olmak isteyenler için başvuru süresi önceki gün sona erdi. Gözler şimdi kimlerin yeniden aday olup olmadığında. AP'nin haberine göre AK Parti hükümetlerinde görev almış Mehmet Ali Şahin, Bülent Arınç, Ali Babacan, Cemil Çiçek, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin ve Ayşenur İslam adaylık başvurusunda bulunmadı. Başbakan Davutoğlu konuyla ilgili şunları söyledi: "Partimizin tüzüğünde de olan 'üç dönem'le ilgili husus, oluşturduğumuz özel bir tüzük komisyonunda inceleniyor, Mehmet Ali Şahin başkanlığında. Bir görüşme yaptım. Kural kalmakla birlikte arkadaşlarımın aday olabilmesini temin edecek bir çerçeve hazırladık. " Anadolu Ajansı'nın haberine göre üç dönem kuralına takılarak 7 Haziran seçimlerinde listede yer alamayan eski milletvekillerinden bazılarının, 1 Kasım seçimlerinde üç dönem kuralına takılan isimlerin de tamamının aday adaylığı başvurusu yaptığı öğrenildi. 24. dönemde üç dönemlik olduğu için 7 Haziran seçimlerine giremeyenler ile 25. Dönemde üç dönem kuralına takılan isimlerin de aday adaylığı başvuruları kabul edildi.
Vatan

Balyoz Davası Hakimlere Değil Devlete Açılacak
CHP İstanbul Milletvekili, emekli Albay Dursun Çiçek'in, Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılandığı sırada tutukluluk kararlarına yaptığı itirazları reddeden eski özel yetkili 6 hakim hakkında açtığı tazminat davası usul yönünden reddedildi. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi, eski özel yetkili hakimler Metin Özçelik, Birol Bilen, Mehmet Ekinci, Rüstem Eryılmaz, Hadi Çağdır ve Mesut Özcan'dan toplam 60 bin TL'lık tazminat talep eden Çiçek'in davasını, 6545 sayılı yasa gereğince devlet aleyhine açması gerekirken hakimlere açması nedeniyle reddetti. Duruşma sonrasında Çağlayan Adliyesi'nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dursun Çiçek, "Dilekçemin davalılar bölümüne davanın bakanlık adına açılması gerektiğini öğrendikten sonra Maliye Bakanlığı'nı ekledim. Talebim gibi karar verilmesini isterim" dedi. Meclis'te önceki gün Adalet Bakanı ile görüştüğünü dile getiren Çiçek, "17 Aralık operasyonundaki hakim savcılara yapılan süratli işlemin neden Ergenekon ve Balyoz hakimlerine yapılmadığını defaatle sordum. Bize söyledikleri 'Biraz daha sabredin. Dosya kapsamlı. Onlar hakkında da işlem yapacağız.' Şimdi sembol olduğu için söylüyorum. 13'ün başkanı (Ağır Ceza Mahkemesi) Özese, 10'un başkanı Ömer Diken hala devletten maaş alıyor. Bu herkesin vicdanını sızlatıyor. Şimdi iktidarda olanların da vicdanını sızlatması lazım. Kumpas davalarının mağdurlarına yargısız infaz yapan hakimlerin de bir an önce haklarında işlem yapılmasını her makamda talep ediyoruz" diye konuştu.
Vatan

SPOR

Avrupa Şampiyonası'na doğrudan katılma şansını tüketen Türkiye Milli Takımlar Direktörü Fatih Terim, play-off oynama konusunda ümitli. "Pes etmedik" diyen kurt teknik adam, "Hollanda'yı yenip, play-off'a kalacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın, benim yok. Ben ekibime ve oyuncularıma güveniyorum. Ülke olarak o güveni futbolcularımıza da hissettirdiğimizde Milli Takım olarak her türlü zorluğun üstesinden gelebiliriz. Belki ölçü değil ama futbol olarak bunu Letonya maçında gösterdik. Tek eksiğimiz o baskılı oyunda ikinci golü bulamamaktı" açıklamasında bulundu. Terim, "Gönül isterdi ki; finallere ikinci olarak gidelim ama olmadı. Zaten finale giden yol hep play-off ile oldu. Bu defa da zor yoldan gideceğiz. EURO 2016 finallerine gideceğiz, bu ülkeyi orada temsil edeceğiz. Buna canı gönülden inanıyorum, son gülen biz olacağız. Benim takımında final oynayacak kalite var" dedi. Tecrübeli teknik adam, "Gol kaçar, önemli olan pozisyona girmek. Şimdi herkes Volkan Şen'e yükleniyor. Bu, büyük haksızlık. Beni eleştirin ama oyuncumu suçlamayın. Volkan Şen'in elbette alternatifi var ama onun girdiği pozisyonlara başkası giremezdi. Aslında maça farklı konumda Oğuzhan ile başlayabilirdim ama Volkan Şen'in bire birde adam eksiltmek gibi çok önemli bir özelliği var. Nitekim bunu maç içinde de başarılı bir şekilde gerçekleştirdi" vurgusunu yaptı. Fatih Terim, "Türk futbolu da futbolcusu da gelişim gösteriyor hele yerli uygulaması ve ligimizdeki yabancıların artmasıyla birlikte bizim oyuncuların rekabet anlayışı da mücadele biçimi de çok değişti. Bu önemli gelişme. Ayrıca Türkiye'yi dünyayı tarıyoruz. Ayyıldızlı takımda oynamak isteyenleri ekibimize katacağız. 2018'de çok daha iyi oluruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Türkiye

İlk olarak 2013'te dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenen Turkish Airlines World Golf Cup'ın İstanbul ayağı dün start aldı. Kemer Country Club'da gerçekleştirilen ve yarın sona erecek olan turnuvada toplam 300 sporcu mücadele edecek. 70 destinasyondan 5000 amatör golfçünün katılması beklenen turnuvada, her bir destinasyonda en iyi 2 kişi, kasım ayında Antalya'da yapılacak olan Büyük Final'e katılacak. BÜYÜK Final'e kalan 140 kişi, Türk Hava Yolları ile Business Class sınıfında Antalya'ya seyahat edecek ve 7 gün boyunca her şey dahil konaklama imkanına sahip olacak. Katılımcılar, Turkish Airlines Open Pro-Am turnuvalarında EuropeanTour'un en iyi oyuncularıyla birlikte oynama fırsatını kazanabilmek için Büyük Final'de mücadele edecek. AYRICA 29 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Maxx Royal Montgomerie Golf Club'da gerçekleştirilecek 7 milyon dolar ödüllü Turkish Airlines Open'da Türk Hava Yolları'nın VIP misafirperverliğinin tadını çıkaracaklar. TÜRK Hava Yolları'nın, premiumsegmentteki müşterilere ulaşmak amacıyla düzenlediği ve geleneksel hale getirdiği amatör golf turnuvası Turkish Airlines World Golf Cup, ilk olarak 2013 yılında, Türk Hava Yolları'nın uçuş yaptığı en önemli 12 destinasyonda gerçekleştirildi. Geçtiğimiz 2014 yılında 50 destinasyonda yapılan turnuva bu yıl 47 farklı ülkede toplam 70 destinasyonda düzenlendi.
Vatan


Galatasaray'ın Almanya'nın Borussia Dortmund Kulübü'nden kadrosuna kattığı ancak FIFA Transfer Eşleştirme Sistemi'ne (TMS) imzası eksik evrak girildiği için lisansı çıkarılamayan Kevin Grosskreutz, antrenmanlarda da olsa sarı-kırmızılı takıma katkı vermek istediğini belirtti. Alman futbolcu, kişisel İnstagram hesabından yaptığı açıklamada taraftarlara sabırlı olmaları çağrısını yaparak şu ifadeleri kullandı: "Maalesef ocak ayına kadar oynayamıyorum ama şimdiden bu büyük takımın antrenmanlarına katılıyorum. Ben, Galatasaray'ı seçtim, çünkü sizleri daha yakından tanımak ve şimdiden takımıma antrenmanlarda bile yardım etmek istiorum. Daha da başarılı olmamız için bütün gücümle yardım etmeye hazırım. Bu takım için yaşamayı, savaşmayı ve mücadele etmeyi istiyorum. Sizinle beraberliğimize ve ilk maçımıza şimdiden çok seviniyorum." Öte yandan, Grosskreutz transferinin iptal gerekçesi açıklandı. FIFA Futbolcular Statüsü Komitesi; hem Galatasaray, hem de TFF'nin Galatasaray adına yaptığı başvurunun iki nedenle kabul edilmediğini bildirdi: "Kontrat; ne oyuncu, ne de Galatasaray'ın imzasını taşımamaktadır. Aynı zamanda, transfer anlaşması olarak yüklenen belge de, Galatasaray Kulübü'nün imzasını taşımamaktadır. Geçerlilik için tem tarafların imzasının olması temel unsurdur"
Star


Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Ortaköy Fenerium'da çarpıcı açıklamalanda bulundu. Yıldırım, yeni transferlerle ilgili yapılan eleştirilere; "Van Persie iyi oyuncu değil. Nani de iyi oyuncu değil ama aldık getirdik. Yahu biraz bekleyin. Sene sonunu bekleyelim. Messi de gelse bu ülkeye eleştirilecek. Nani'ye Van Persie'ye Gomez'e Sneijder'e hep yapıyorlar. Biz bunlara kulaklarımızı tıkayacağız. bizim hedefimiz şampiyon olmak" dedi. Avrupa'da yükseğe çıkmayı hedeflediklerini belirten F.Bahçe Başkanı, "Messi ve Ronaldo'ya bu projelerle teklifimizi sunarız. Onlar gelmek isterse gelir. İbrahimovic'in yıllık 14 milyon euroluk maaşını karşılayabilecek güçteyiz biz. Ama biz bir tık üzerindeki genç oyuncuları getirmek istiyoruz. Dünyada çok fazla genç yetenek var. Yalnızca biz değil her takım bunu yapmalı. Basın da kulüpleri aşağı çekmektense yukarı doğru itmelidir" ifadesini kullandı. Yıldırım, Fenerium'dan sonra Bağdat Caddesi'nde yaptığı turun benzerini Ortaköy'de de yaptı. Yıldırım, esnafları ziyaret ederek; internet arama motorlarını Yandex olarak değiştirmelerini istedi. Kulübe üye olmayanlara üyelik teklif eden Fenerbahçe Başkanı, "Kazancınıza göre, Fenerbahçe'ye de katkıda bulunun. 1 milyon hedefimiz projesinde güzel günler göreceğiz" ifadelerini kullandı. Yıldırım'ın, esnaflarla yaptığı espriler, kahkahalara neden oldu.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme