16 Eylül 2015 Çarşamba

Yuan'ın Değerinin Düşürülmesi



John Minnich: Merhaba, benim adım John Minnich, son bir kaç gün içinde Çin para birimi Yuan'da gerçekleştirilen devalüasyonu tartışmak üzere Matt Bey'le bir araya geldik. Matt.. Çin Yuan'ının erimesi üzerine piyasa ve büyük medyanın oldukça şiddetli tepki verdiği görüldü. Verilen bu şiddetli tepkinin zıddına daha geniş ve çok okunan bir medya grubunda da devalüasyon ya abartarak aktarıldı veya önemi yanlış tanımlanmakta ısrar edildi. Büyük medyanın yayınlamış olduğu ekonomik raporlarda devalüasyon ile Çin'in ihracatı üzerinde oluşacak olumlu etki ve ihracatın büyütülmesine olan katkıya dikkat çekildi. Raporlara göre; karar Temmuz ayında Çin'den gelen kötü ihracat rakamları üzerine alınmış olduğununa göre, devalüasyonun amacının Çin'in düşme eğilimine giren ihracatının tekrar yukarı doğru çıkarılması olduğu kuşkusuzdu. Ancak devalüasyon kararı alınmasında bu amacın dışında başka şeyler de var gibi görünüyor. Oyunda başka amaçlanan adımlar var mı gerçekten ? 

Matt Bey: Doğrudur, yani demek istiyorum ki; sadece devalüasyon kelimesinin kullanılması bile kendi başına büyük bir ağırlık taşıyor. Konuyu tam olarak anlayabilmek için, öncelikle, Yuan'ın belirlenmiş referans değerinden gerçekte oldukça daha zayıf durumda olduğunu tespit edelim ki, bu oran spot piyasalarda referans değerinden yaklaşık % 2 daha düşüktü. Daha önce yapılan tasarımdaki kabule göre; Yuan'ın bilindik ticaret aracı olarak kullanılması sırasında Çin kesin bir referans değer belirleyecek ve ondan sonra da piyasada neler olduğuna bakarak Merkez Bankası eli ile piyasaya müdahale edip parayı aşağı veya yukarı doğru itmeden önce spot piyasada paranın % 2'lik artı eksi farkla dalgalanmasına izin verecekti. Ancak, geçtiğimiz 6- 8 ay içinde ortaya çıkan gelişmeler ve esas olarak Japonya ve Avrupa'da para arzında miktar sınırlamalarının kolaylaştırılması ve bunun üzerine bir de Çin'in kötü ekonomik verilerinin alınmasıyla, Yuan'ın zayıfladığı yönündeki hissiyat kendiliğinden oluşmuş oldu. Bu hisle birlikte yetkililer zamanlarının çoğunu gerçekte zayıflamış Yuan'a destek vermekle geçirmeye başlamışlardı. 

Peki bu karar ile temelde değişen ne olmuştur ? 

Alınan karar ile gerçekleştirilen temel değişiklik yaklaşık olarak şöyledir: Şimdi referans değeri alarak bir önceki gün spot piyasada oluşan değer ne ise ona doğru bir hareket gerçekleştirilip bir sonraki adım belirlenmiş oluyor. Böylece her bir günün referans oranı bir önceki günün spot piyasada oluşan değerini daha fazla yansıtmış oluyor. 

John: Bunu neden yaptıklarını düşünüyorsunuz ?

Matt: Atılan bu adım, Çin'in uzun bir süreç olarak öngördüğü paranın üzerindeki kontrolünü azaltarak Yuan'ın serbestçe alınıp satılmasını amaçlayan uzun vadeli stratejisinin bir parçası olarak görmek lazım. Eğer 2000'lerin ortasına kadar geriye doğru gidersek, şimdiye kadar işletilen modelde gösterge oranının dolara sıkı sıkıya bağlanmış olduğunu görürüz. Şimdi ise; bu bağ belli derecede kaybedilmekle birlikte kontrolün tümüyle elden bırakılmadığını ve % 2 olarak belirlenmiş ticaret bandının üzerinde % 1'den % 2'ye kadar yukarı çıkarılarak bandın esnetildiğini görürüz. Şimdi bu oranı % 3'e yükseltmeyi düşünüyorlar. Salı günü gördüğümüz üzere , yetkililer diyor ki; her ne kadar biz referans oranlarını belirlemiş olsak da referans oranları bir önceki günün sonuçlarına çok daha duyarlı olacaktır. Demek ki bu da daha önceki politikalardan ilave bir dönüş daha yapacaklar. Bu şekli ile doları yakından takip etmek yerine, ileriye doğru takip edebiliyor olabilecekler. Kuşkusuz şimdiki en büyük soru şu olacak; referans oranlarını korumak için ne sıklıkla müdahale edilecek ve bu politkaya ne kadar sadık kalınabilecek.

John: Yani, gündeme gelen bu uygulama son bir yıl içinde diğer ana para birimleri karşısında Amerikan Dolarının değer kazanmasının bir sonucu gibidir… 

Matt: Belli ölçüde evet. Ama ticari dönüşüm oranlarına baktığımız zaman, Çin'in Amerika'ya çok miktarda ihracat yaptığını görürüz, fakat dış ticarette büyük ortaklar kimler asıl ona bakmalıyız; o zaman göreceğimiz ülkeler Kore ve Japonya oluyor. Bu ülkelerde elde edilen rakamsal değerler, Çin'in esas olarak ne yöne gidiyor olduğunun ve neden o yöne baktıklarının nedenini de oluşturuyor. Mesela, Japonya, Çinin uygulamaya koyduğu parasal programa benzer bir planı uygulamaya koyarken Yen'i ciddi bir şekilde devalüe ederek ticari ortakları içinde ağırlıkla yer alan yabancı paraya doğru bir adım atmıştı. Aynı şekilde; Yuan da geçen yıl dolardan daha güçlü bir para olarak Japonya'nın ticaretinde ağırlıklı bir yer almıştı. Büyük fotografın içinde böyle büyük bir parça da var. Diğer yandan şunu da değerlendirmelerimiz arasına almalıyız ki; diğer ülkeler için % 10-20 anlamına gelecek % 2-3'lük bir devalüasyondan konuşuyoruz. 

John: Bu şekli ile, gelecek bir kaç gün için Yuan'ın yıpranmasının önemini ve boyutunu değerlendirebildiğimi tahmin ediyorum. Konuyu tam olarak anlamlandırabilmek için iki ana yolumuz vardır ki, bunlardan birincisi; Çin'in yerel ekonomisi içinde yaratacağı etkiye bakmak ve bu devalüasyonun Çin hükümetinin daha geniş kapsamlı ekonomik reformlarını nasıl destekleyeceğini/köstekleyeceğini görmek. Diğer değerlendirme yolumuz; bu amaçların yanına koyacağımız uluslarası etkinin ne olacağıdır. Bu manadaki temel soru şu olmaktadır: devalüasyon kararı Çin'in ana ticaret ortakları olan Kore, Japonya, Avrupa Birliği ve Birleşik Devletlerin davranışlarını nasıl şekillendirecektir? Yerel bazda, şu ana kadar bana öyle görünüyor ki, eğer kurlar geçen yılın % 5-7'si seviyesinde üstte kalır veya birkaç ay için bir miktar daha yukarıda oluşursa, bu devalüasyon Çin'in ihracat performansı üzerinde önemli bir etki oluşturmayacaktır. Aynı zamanda, belki de sorumuzu daha yüksek sesle sorup alacağımız cevapalara bakmalıyız. Bu durumda soru hane halkı tüketimleri nasıl artırılacak ve reform amaçları ile bu devalüasyon arasında nasıl bir ilişki kurulacaktır ? Çin ekonomisinin son 20-30 yıl içinde ileri doğru yürümeye başladığını ve ihracatının ucuz mallara ve hane halkı tüketiminin karşılanmasına yönelik yatırımların öncülük ettiği bir yapıya halen çok bağımlı olduğunu biliyoruz. Sanırım bu yıpranma, sıradan Çinli tüketicinin hane halkı geçim maliyetini yükseltecek ve Çin'in ekonominin yerel tüketim bazlı bir raya oturtulmasını amaçlayan ve ondan sonra da bölge dışını etkilemesi umulan çabalarının, paranın devalüe edilmesi veya kur yıpranması ile varmak istediği amaçların gerçekleştirilmesi önündeki en önemli potansiyel riski oluşturmaktadır. Bir bakıma kısa vadeli hedefler ile uzun vadeli hedefler birbiri ile çelişir hale gelmektedir. 

Matt: Bir şekilde dikkate alınması gereken bir diğer; husus Çin'in ihracatı odak almış model algısına karşı verdiği mücadeledir. Şimdi, paralarının değerini, nedenlerinin içinde ihracatçılarına bir parça yardım edebilmek de olan, birçok nedene bağlı olarak düşürmeye başladılar, ondan sonraki amaç ise genel olarak liberalizasyonu sağlamak olacak. Bu adımın üstünde yine de bir utanç etiketi yapışık durumda, bu kararla kendi ihracatçılarına bir konum kazandırmaya çalışırlarken, diğer yandan başka ülkerin ihracatçılarına darbe vurmuş olmaları itibarıyla bir bakıma kurlar savaşına da hizmet etmiş oluyorlar. Fakat yine de bu kararlar Çin'de görmekte olduğumuz iç tüketimin artırılmasına yönelik adımların tümüyle ortadan kaldırılmasını amaçlayan türden adımlar değildir. Diğer ülkeleri etkileyen hususlara baktığımızda, Japonya ve Güneydoğu Asya ülkeleri gibi, Çin ile ihracat pazarlarında rekabet eden ülkeler için ihracatta rekabetçi olmak çok önemli değilmiş gibi duruyor. Bir diğer büyük etki de, devalüasyon kararının devamlı olması durumunda Japonya'da da olduğu gibi- hatta bu belki de Çin için daha da önemli- Çin'deki satın alma gücünü düşürecek olmasıdır. Çünkü Birleşik Devletler ve Avrupa, ekonomik krizi takiben geçtiğimiz 5 yıl içinde ekonomik olarak yavaşlamışken, Çin ekonomisi, bazı teşvik edici önlemlerle birlikte bir şekilde daha güçlü hale gelmesini sağlayan bir dizi faaliyet gerçekleştirilmişti. Hatta Japonya'yı, göderdiği teknik kadroları da dikkate aldığımızda Çin pazarı ile daha girift bir bağ içinde bile görebilirsiniz ki bu da durumu her iki ülke için iki kenarı keskin kılıç haline getiriyor. Nitekim Bank of Japan kendi teşvik paketlerini artırmak için konuşmalara başladı bile. Bu adım yalnızca onları bir adım daha ileri atmaya zorlayacak bir çaba olacak ve ondan sonra da herkes belli derecelerde bu adımların içine girmesi için Birleşik Devletler Merkez Bankasının (FED) kararlarını konuşmaya başlayacak. FED'in ise yalnızca Doları korumanın dışında tümüyle farklı yüklenimleri var ve fakat aynı zamanda bu oyunlar ters dönerek faz artırım kararı almasına neden olmazsa, bu tür devalüasyonlar FED'in kendi modeli içinde beli derecede yer almaktadır. Yine de FED en azından önümüzdeki birkaç hafta içinde Çin'in kendi parasına ne yapacağını görmek üzere bekleyecek ve muhtemelen biraz gecikmeli olarak Kasım veya Aralık aylarında bir karar alacaktır. 

John: Teşekkür ederim Matt. Kesin olan bir husus var ki; o da neler olup bittiğine, uzun vadede çıtanın ne kadar yıkarı taşındığına ve Çin'in gerçekleştirmeye çalıştığı reformları ve bu reformların başta Japonya olmak üzere etrafındaki ülkeleri ve global ekonomiyi nasıl etkilediğine yakından bakacağız. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme