31 Ekim 2015 Cumartesi

31.10.2015 Genel Gündem


31.10.2015

GÜNDEM

Rakka-Şanlıurfa Vahşet Hattı
Şanlıurfa'da haftalık Arapça yayınlanan 'Ayrı Vatan' gazetesinin yazı işleri müdürü İbrahim Abdulkadir ile muhabiri Firaz Hamadi bıçakla boğazları kesilerek öldürüldü. Suriyeli gazetecilerin IŞİD militanları tarafından öldürüldüğü sanılırken, 7 kişi gözaltına alındı. Olay, dün Atatürk Mahallesi'nde meydana geldi. Suriye'deki iç savaştan kaçarak Şanlıurfa'ya yerleşen ve kiraladıkları evde birlikte kalan gazeteciler İbrahim Abdulkadir ile Firaz Hamadi, bıçakla boğazları kesilerek öldürüldü. Üç katlı binanın ikinci katındaki daireye gelen yakınları, onları boğazları kesilmiş kanlar içinde bulunca, polis ve sağlık görevlilerini aradı. Sağlık görevlileri gazeteciler İbrahim Abdulkadir ile muhabiri Firaz Hamadi'nin öldüğünü belirledi. Aynı zamanda Özgür Suriye Ordusu'na üye oldukları ileri sürülen Suriyeli gazetecilerin cesedi, yapılan incelemenin ardından otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. Bu arada bazı yakınları Suriyeli gazetecilerin IŞİD aleyhine haber yaptıklarını, bu yüzden tehdit aldıklarını ileri sürdü. Polis, bölgedeki güvenlik ve Mobese kamera kayıtlarını incelemeye aldı. Polis, Suriyeli 2 gazetecinin cesetlerini bulan ve olay yerinde bekleyen 7 Suriyeliyi gözaltına aldı. Hamadi ve Abdulkadir ile birlikte evde olan Suriye uyruklu Talas Surur'a ise ulaşılamadığı bildirildi. Polis Surur'u arıyor.
Hürriyet

30 Ekim 2015 Cuma

30.10.2015 Genel Gündem


30.10.2015 Cuma
GÜNDEM

Cumhuriyet Hep Yaşayacak 
Cumhuriyetin ilanının 92. yıl dönümü, Ankara başta olmak üzere yurt genelinde törenlerle kutlandı. Başkentte devlet erkanının katıldığı törenlerin adresi ise hipodrom oldu. Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Bakanlar Kurulu üyeleri ve kuvvet komutanları katıldı. Bu yıl alana ilk kez kırmızı beyaz renkli 90 metre uzunluğunda dev bir platform kuruldu. "Cumhuriyetimizin 92. yılı kutlu olsun" ifadelerinin yazılı olduğu platformda özel tasarım 92. yıl amblemi kullanıldı. Bu yıl ilk kez geçiş töreninden önce CSO sahne aldı. İlk olarak besteci Melih Kibar'ın Çoban Yıldızı adlı eserini seslendiren orkestra daha sonra Mülkiye Marşı'nı çaldı. Törende, dev ekranlardan kısa bir belgesel gösterimi yapıldı. "23 Nisan 1920 ile başladı mücadele" sloganıyla başlayan belgeselde, Atatürk'ün ardından Menderes, Özal ve Erdoğan'ın görüntülerinin kullanılması dikkati çekti. Belgesel, "Bir yolculuktur Cumhuriyet" sloganı ile sona erdi. Daha sonra CSO ile Devlet Çok Sesli Korosu'ndan oluşan 150 kişilik ekip İstiklal Marşı'nı seslendirdi. Erdoğan, 3,5 dakikalık kısa konuşmasında şunları söyledi: "Cumhuriyetimizin ilanının 92. yıldönümünü hep birlikte sevinçle, gururla, coşkuyla yaşıyoruz. Türkiye'yi bölgesinin ve dünyanın en önemli ülkelerinden, yükselen yıldızlarından biri haline getirdik. Öte yandan birlik, beraberlik, kardeşlik içinde verdiğimiz demokrasi ve kalkınma mücadelesinden rahatsız olanlar her dönemde önümüze engeller çıkarmışlardır. Şartlar ne olursa olsun tarihe geçen bir istiklal mücadelesi ile kurduğumuz cumhuriyetle taçlandırdığımız devletimize yönelik her türlü tehdidin üstesinden gelecek güce, imkâna ve kararlılığa sahibiz." Erdoğan'ın konuşmasının sonra CSO, önce Mozart'ın "Türk Marşı", daha sonra da Ulvi Cemal Erkin'in "Köçekce" eserlerini seslendirdi. Tören programında bu yıl Erdoğan'ın isteği üzerine yapılan bazı değişiklikler dikkati çekti. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda silah sistemlerinin geçişi ile günün anlamına uygun olarak askeri boyut ve gösteri öne çıkarılmıştı. 29 Ekim töreninde ise bu yıl sivil boyut daha fazla öne çıkarıldı. Törene zırhlı askeri araçlar, füze ve topçu birlikleri, taarruz helikopterleri ile F-4 ve F-16 savaş uçağı kolları katılmadı.
Milliyet

29 Ekim 2015 Perşembe

29.10.2015 Genel Gündem


29.10.2015 Perşembe
GÜNDEM

Hem Kapıyı Hem Yayını Kestiler 
Koza-İpek Yayın Grubu'na ait Kanaltürk TV, Bugün TV'nin yayını dün kesildi. Polislerle birlikte binaya giren kayyum ekibi içeri girdikten sonra reji odasına geçti ve yayını sonlandırmak istedi. Bugün TV Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros, "Kanalın genel yayın müdürü benim. Bu yayın devam edecek. Yayına müdahale edemezsiniz" diyerek karşı çıktı. Ancak tartışmaların ardından yayın saat 16.33'te kesildi ve iki televizyonun ekranı karardı. Kanaltürk ve Bugün TV'nin İstanbul'daki binasında kayyumların yönetime el koymasıyla başlayan, polis müdahalesiyle gerginliğin tırmandığı ve ardından kanalların yayının tamamen kesilmesiyle sonuçlanan olaylar şöyle gelişti: Koza-İpek Yayın Grubu'na ait Kanaltürk TV, Bugün TV ile Bugün ve Millet gazetelerinin bulunduğu Mecidiyeköy'deki binada, kanal çalışanları ve izleyenleri sabaha kadar nöbet tuttu. Saat 04.45 sıralarında Çevik Kuvvet otobüsleri ve 2 TOMA, bina önüne geldi. Kalabalık, alkış ve ıslıklarla polisin gelişini protesto etti. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve Eren Erdem de gelerek kalabalığa destek verdi. Saat 07.00'de çok sayıda Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü polisi binanın önüne geldi. Sabah saat 07.15'te binanın kapısına yüklenen polis ekipleri içeriden direnişle karşılaştı. Kapı önünde bekleyenlere biber gazı sıkarak uzaklaştıran polisler, demir zincirlerle kitlenen kapıyı itfaiyenin demir kesme makasıyla kesip söktü. Binaya giren polisler çalışanları yaka paça dışarı çıkarttı. Bazı çalışanlar yere yatırılarak gözaltına alındı. Ters kelepçe takılan bir çalışan, daha sonra kelepçeli olarak bırakıldı. Binanın içi boşaltıldıktan sonra Kayyum ekibi polis eşliğinde içeri alındı. Çalışanlardan bazıları da yaşanan arbede de yaralandı. Bir gazeteci ise yaralı elindeki sarı basın karını göstererek 'Basın kartıma kan bulaştı' dedi. Kanaltürk TV canlı yayın kablosu polis tarafından koparılarak canlı yayına son verildi. Kapıda bekleyenlere TOMA'dan basınçlı su sıkılarak dağıtıldı. TOMA'nın önüne gelen 4 kişi ise hareket etmesini önlemek için elleriyle TOMA'yı ittiler. Polisler çekim yapan kameramanları da engelledi. Bu gelişmeler üzerine Bugün TV Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros, ana kumanda odasına girdi ve destek vermek için gelen konuklarla yayına burada devam etti. MHP İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter ile MHP İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş ve İl Başkan Yardımcısı Erdem Kekeç saat 11.00 sıralarında binaya geldi. Polisin içeri girmelerine izin vermemesi üzerine çıkan arbedede Kekeç'le polisler yumruklaştı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile CHP'li vekiller Mahmut Tanal, Barış Yardakaş ve Eren Erdem, Şafak Pavey ile HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP'li vekiller Garo Paylan ve Ali Kenanoğlu ana kumanda odasına gelerek canlı yayında konuştu. Demirtaş, "Seçime birkaç gün kala muhalif kanalların susturulmaya çalışılması kafalarda şaibeleri daha da artıracaktır. Korkunuz ne? tereddüdünüz ne? Seçim günü yapılacak yayınlarla ilgili tereddüdünüz mü var" dedi. İçeri giren kayyum ekibi reji odasına geçti ve yayını sonlandırmak istedi. Toros, "Kanalın genel yayın müdürü benim. Bu yayın devam edecek. Yayına müdahale edemezsiniz" diyerek tepki gösterdi. Tartışmaların ardından yayın saat 16.33'te kesildi ve iki televizyonun ekranı karardı.
Hürriyet

28 Ekim 2015 Çarşamba

28.10.2015 Genel Gündem


28.10.2015

GÜNDEM

Koza-İpek'e Biber Gazlı Giriş
Koza-İpek Holding yönetiminin 'Fetullahçı Terör Örgütü'ne maddi destek sağladığı' iddiasıyla kayyuma devredilmesinin ardından karar dün Ankara'daki holding binası önünde protesto edildi. Sabah saatlerinde holdingin İstanbul yolundaki binası önünde toplanan yüzlerce kişilik grup, taleplerini içeren pankartlar açtı, çeşitli sloganlar attı. Grubun bekleyişi sürerken, kayyumun şirkete geleceğine yönelik haberin yayılması üzerine kalabalık kol kola girerek şirket binasının girişini kapattı. "Akın İpek seninleyiz", "Kayyumu buraya sokmayacağız" sloganları atan gruba, polis biber gazıyla müdahalede bulundu. Binaya giren polis, kayyum atanması kararının holding yetkililerine tebliğ etti. Kayyumun göreve başladığı belirtildi. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimi Yunus Süer'in verdiği kayyum kararının ardından, Koza İpek Medya Grubu'nun İstanbul Mecidiyeköy'deki binası önünde de kayyum nöbeti başladı. Ellerinde Türk bayrakları ve çeşitli dövizler taşıyan okuyucu ve izleyiciler binanın önüne adeta etten duvar ördü. Çevik Kuvvet polisi ve bir TOMA binanın yakınında nöbet tutmaya başladı. Bina önündeki kalabalık sabah saatlerinde 500 kişiyi buldu. Saat 10.00 sıralarında bir TOMA da çevik kuvvet polislerinin yanında beklemeye başladı. Saat 11.00'de İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli olduğunu söyleyen bir polis memuru mahkemenin kararını tebliğ etmek için binaya geldi. Dış giriş kapısından içeri giren polis burada şirket avukatları ve CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal tarafından durduruldu. Avukatlar ve Tanal polise, tebliğ yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle içeri geremeyeceğini söyledi. Kapıda bekleyenler de "Polis dışarı" diye slogan attı. Yaklaşık 5 dakika süren görüşmenin ardından, polis memuru "Yetki belgesi getireceğim" diyerek dışarı çıktı.
Hürriyet

27 Ekim 2015 Salı

27.10.2015 Genel Gündem


27.10.2015

GÜNDEM

Seçimde Yurtdışı Etkisi
Yurtdışı temsilciliklerdeki oy verme işlemi sona ererken gözler bir kez daha gurbetçi oylarına çevrildi. 7 Haziran'da 1 milyon 41 bin gurbetçi oy kullanırken 1 Kasım'da bu rakam 1 milyon 270 bini aştı. Gümrüklerde oy verme sürecinin devam ettiği dikkate alındığında gurbetçi oyları geçen seçime göre yaklaşık 250 bin artacak. Bu durumda, kıl payı farklarla milletvekilliklerinin el değiştirdiği iller açısından yurtdışı oyları daha da kritik hale geldi. Seçmen ağırlığına göre illere dağıtılan bu oylar geçen seçimde Amasya ve İzmir'de AK Parti'ye, Kocaeli'nde ise HDP'ye 1 vekillik kazandırmıştı. Yurtdışı oyların yüzde 50'sini alan AK Parti ile yüzde 21'ini alan HDP, Türkiye genelindeki oy ortalamalarının üzerine çıkmıştı. Yurtdışı oyların bu kez 10'a yakın seçim bölgesinde etkili olabileceği hesapları yapılıyor. YSK verilerine göre, 7 Haziran'da yurtdışı ve gümrük kapılarında 1 milyon 41 bin 470 gurbetçi oy kullandı. AK Parti 519 bin 664, CHP 179 bin 458, HDP 211 bin 355 ve MHP 96 bin 451 oy aldı. Buna göre de oy dağılımı AK Parti yüzde 50, CHP yüzde 17, HDP yüzde 21 ve MHP yüzde 9 oldu. Gurbetçi oylarının yurt içi oylarına eklenmesiyle Kocaeli, Amasya ve İzmir 2'nci Bölge'de milletvekili dağılımı değişti. AK Parti'ye 2, HDP'ye 1 vekillik geçti. Gurbetçi oylarının 3 ilde vekil sayısını etkilemesi, bazı illerde de vekilliklerin bıçak sırtı bir sonuçla kazanılması 4 partinin, 1 Kasım sürecinde yurtdışı çalışmalarına hız vermesine neden oldu. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim kampanyasını gurbetçilerle buluştuğu 3 Ekim'deki Almanya gezisiyle başlatırken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, 4 Ekim'de Fransa'nın Strasbourg kentindeki 'Milyonlarca Nefes Teröre Karşı Tek Ses' mitingi ile aynı gün Belçika'da 'Birlik, Huzur, Sevgi, Barış Buluşması'na katıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 23-27 Eylül'de 6 ülkedeki 10 şehirde gurbetçilerle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu 5 günde, İsviçre, Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya ve Avusturya'da kapsamlı bir kampanya yürüttü. Kılıçdaroğlu, bir günlük Fransa gezisinde de Lyon'da gurbetçilerle buluştu. HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise İngiltere, Almanya, Avusturya, İsveç, İsviçre, Danimarka, Avusturya, Hollanda, Belçika'da gurbetçilerle bir araya geldi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yakın kurmaylarından oluşan bir ekibi, üç tur halinde 6 Avrupa ülkesine gönderdi.
Hürriyet

26 Ekim 2015 Pazartesi

26.10.2015 Genel Gündem


GÜNDEM

'Sarayı Hilafet İçin İnşa Etti'
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel olarak lüks düşkünü olduğu için değil, bir tür hilafet sistemine hazırlık için Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı inşa ettirdiğini öne sürdü. İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi'nde partisinin düzenlediği 'Gençlik Buluşması'na katılan Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı Sarayı konusunda şunları söyledi: "Erdoğan, bir tür hilafet sistemi diyebileceğimiz, kendisini de dini lideri olarak tanımlandığı bütün İslam ülkeleri ve toplumlarının lideri olarak konumladığı bir siyasi kimlik hazırladı. Sarayın inşa edilme nedeni budur. Sarayın mimarisinden ihtişamına kadar hepsi onun için planlanmıştır. Yoksa kişisel olarak lüks düşkünü olduğu için değil. Saray yeni bir siyasi düşüncenin sembolüdür. Tarihsel bir geçişin sembolüdür." 1 Kasım'da 7 Haziran'a benzer bir sonucun çıkması halinde nasıl bir tablonun oluşacağı sorusunu Demirtaş, "Koalisyon kurulur, fakat benim tahminim 2019'a kadar sürmeyebilir ama 1,5 - 2 yıl sürecek bir koalisyon kurulur" diye cevapladı. 7 Haziran'da HDP'nin aldığı oyun yüzde 13, ama etkisinin yüzde 50'den daha büyük olduğunu söyleyen Demirtaş, "Sarsıcı oldu. Aldığız oy domino etkisi yaptı. Çünkü Ortadoğu'da kendisini alt emperyal bir güç olarak gören AKP iktidarı Türkiye'de artık devrildi" diye konuştu. Demirtaş'ın konuşmasının ardından soru cevap kısmına geçildi. Demirtaş'a sorulan 'Diktatör Pinochet'nin devrilişini anlatan "No" filmini izlediniz mi' sorusu üzerine Demirtaş "Biz o filmi çekiyoruz" dedi.
Milliyet

25 Ekim 2015 Pazar

25.10.2015 Genel Gündem


25.10.2015

GÜNDEM

O Da Tanıdık
Emniyet Genel Müdürlüğü, Ankara'da 10 Ekim'de102 kişinin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısından hemen sonra 81 il emniyet müdürlüğüne terör örgütü IŞİD üyesi 1'i yabancı kadın ile 4 kişinin sansasyonel eylem için kısa süre önce Suriye'den giriş yaptıklarını ve büyük bir eylem planladıklarını belirtti. Önceki gece medyaya yansıyan uyarıda teröristlerin fotoğrafları, kimlik ve sahte kimlik bilgileri de paylaşılırken, eylemcilerin Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Muhammet Zana Alkan ve Kazakistan doğumlu kadın terörist Walentina Slobodjanjuk olduğu açıklandı. Bu 4 kişinin, Ankara'yı kana bulayan canlı bomba saldırganlarıyla aynı tarihte Türkiye'ye Kilis Elbeyi'nden yasadışı yollarla giriş yaptığı ortaya çıktı. Gaziantep'e geçtikleri de belirlenen eylemcilerin daha sonra bu kentten ayrıldıkları, başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlere geçmiş olabilecekleri de belirtildi. Emniyet'in paylaştığı 4 canlı bomba eylemcisinden Savaş Yıldız'ın, HDP'nin Adana ve Mersin bürolarına 18 Mayıs tarihinde çifte bombalı saldırı yapan kişi olduğu ortaya çıktı. MİT, Jandarma ve Emniyet'in çalışmasında zaman ayarlı, parça tesirli bombalı saldırıda bulunan Savaş Yıldız, görüntülerden de tespit edilmişti. Yakalanamayan Savaş Yıldız'ın Suriye'ye kaçtığı belirtilmişti. Bombalı saldırıda bulunan ve aranan Savaş Yıldız'ın isminin, 5 ay sonra ise canlı bomba eylemcisi olarak Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından tüm birimlere bildirilmesi dikkat çekti. Tunceli Emniyeti, yerel kaynaklar ve kullandığı muhbirlerin paylaştığı bilgiler doğrultusunda 17 Eylül'de IŞİD'in bir mitingi canlı bomba ile hedef alabileceğini, "DEAŞ'ın ülkemize yönelik uluslararası ses getirecek çapta büyük bir eylem yapma kararı aldığı, bu eylemle ilgili olarak seçtiği grubu Suriye/Deyr-ez Zor'da bulunan bir kampta özel eğitime tabi tutmaya başladığı, planlanan eylemin uçak/gemi kaçırma ya da miting/kalabalık yerde aynı anda çok sayıda canlı bomba patlatma şeklinde kompleks bir eylem olabileceği" yazısını Emniyet Genel Müdürlüğü ile paylaştı. EGM de Tunceli'den gelen uyarı yazısını tüm birimlere geçti. Türkiye'ye geçiş yapan IŞİD bağlantılı canlı bombaların bilgileri 81 il emniyet müdürlüğüne iletilmesine rağmen eylemciler yakalanamadı. MİT'in Suriye'deki istihbarat çalışmalarının ardından 29 Eylül ve 7 Ekim'de IŞİD bağlantılı canlı bomba veya bombalı eylem yapılacağı bilgisini güvenlik birimleriyle paylaştığı öğrenildi. MİT'in uyarı yazısında, "DEAŞ(IŞİD) bağlantılı eylemcilerin Türkiye'ye geçiş yaptığının değerlendirildiği, söz konusu eylemcilerin bombalı veya canlı bomba olarak eylem yapmayı planlandığı, eylemlerini kalabalık alanlar, miting alanları, büyükşehir ve sınır şehirlerinde yapacaklarının değerlendirildiği" belirtildi. Uyarı yazısında Adıyaman'daki "Dokumacılar" grubundaki 16 kişi ile 3'ü yabancı eylemcinin de isimlerinin yer aldığı da belirtildi.
Hürriyet

24 Ekim 2015 Cumartesi

24.10.2015 Genel Gündem


24.10.2015
GÜNDEM
Savcı İhmali
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde 52 kişinin öldüğü, 222 kişinin de yaralandığı patlamayla ilgili 33 sanık hakkında açılan davanın görülmesine Ankara 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkeme, bir önceki duruşmada, Reyhanlı patlamasına ilişkin soruşturmayı yapan ve aynı zamanda MİT TIR'larına ilişkin soruşturma nedeniyle yargılanan savcı Özcan Şişman hakkında soruşturma olup olmadığını Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) sormuştu. HSYK, patlamada ihmali olduğu gerekçesiyle savcı Şişman hakkında soruşturma izni verdiğini mahkemeye bildirdi. Kararda, Reyhanlı patlaması öncesindeki dikkat çekici yazışmalara yer verildi. Kararda, MİT'in 'Suriye istihbaratıyla bağlantılı olan Acilciler terör örgütünün Türkiye'de bombalama eylemi yapacağını' içeren ihbarını, patlamadan 3 gün önce; 8 Mayıs 2013 tarihinde Hatay Emniyeti'ne bildirdiği ifade edildi. İhbar üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığı, ihbarda adı geçen ve halen dava dosyasında tutuklu olan sanık Nasır Eskiocak'ın da aralarında bulunduğu 4 şüphelinin telefonlarının dinlemeye alındığı, teknik araçlarla izlendiği belirtildi. HSYK kararında, MİT Adana Bölge Başkanlığı tarafından 9 Mayıs 2013 günü, bizzat dönemin Adana Cumhuriyet Savcısı Özcan Şişman'a, "Harekete geçilmesinde yarar görüldüğü" bilgisinin verildiği de anlatıldı. Ancak Şişman'ın, mevcut verilerle yapılacak bir operasyonda, şüphelilerin serbest kalma ihtimalinin bulunduğu, somut delillere ulaşabilmek için beklemenin daha doğru olacağı yanıtı verdiği iddia edildi. Yazıda, MİT'in patlamadan iki gün önce Hatay Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç'la da şüphelilerin gözaltına alınması için görüştüğü belirtilerek şöyle denildi: "Süreç bir bütün olarak ele alındığında, oldukça somut olduğu kanaatine ulaşılan anılan ihbar varken, tüm riskler de alınmak suretiyle ihbarda adı geçen şahısların derdest edilerek toplanması yerine, ısrarla şahısların silah ve/veya patlayıcı gibi somut birtakım delillerle yakalanmasını teminen delil toplama sürecine devam edilmesi yönünde görüş bildirerek, yapılmak istenen operasyonun yapılmasına, dolayısıyla söz konusu bombalama eylemi ile ilgili olarak isimleri geçenlerin gözaltına alınmaması sonucunda anılan patlamanın ve neticelerinin engellenmemesine sebep olmuştur."
Hürriyet

23 Ekim 2015 Cuma

23.10.2015 Genel Gündem


23.10.2015
GÜNDEM
Polis Seyretti
Kırşehir'de teröre tepki yürüyüşü sonrası meydana gelen ve 'Madımak Katliamı'nı anımsatan görüntüler Türkiye'yi dehşete düşürürken Hürriyet, olayları yaşayanlardan dinledi. Göstericilerin 32 işyerine ellerindeki 'liste'ye göre saldırdığını ve 'polisin seyrettiğini' iddia eden işyeri sahipleri, "Olay 7 saat sürdü, nasıl önlenemedi" diye sordu. 8 Eylül'deki teröre tepki yürüşünün ardından Kırşehir'de meydana gelen olaylar sırasında Gül Kitabevi ile Diyarbakır Tatlıcısı gibi işyerlerine yapılan saldırının yeni görüntüleriyle birlikte, olayların boyutu da ortaya çıktı. Saat 18.00'de HDP İl Başkanlığı binasına saldırıyla başlayan olaylar, gece 01.00'de son buldu. Saldırganların, 7 saat sokak sokak gezip daha önce belirledikleri işyerlerine tek tek saldırıp yaktıkları iddia edildi. İşyerleri yakılırken içeride ölüm korkusu yaşayan insanların çaresizliği kameralara yansıdı. Saldırgan grup işyerlerini ateşe verirken, birçok yerde polislerin de olduğu görüldü. Ancak polislerin göstericilere müdahale etmek yerine ikna çabaları dikkat çekti. Olayların ardından Kırşehir'de dehşetin izleri halen taze. En büyük saldırının yapıldığı Gül Kitabevi harabeye dönmüş durumda. Sahibi Sait Akıllı, yangında kitapların yüzde 80'inden fazlasını kurtaramadıklarını belirterek, "Yeniden hizmet verebilmek için küçük bir şube açtık. Yanan yeri ise bir süre ibreti alem olsun diye böyle bırakacağız, daha sonra tadilat yapacağız" dedi. Diğer işyeri sahipleri ise güçleri yettiğince tadilat yaparak yeniden hizmet vermeye başladı. Bazı işyerleri, yanan kısımları kamufle ederek dükkanlarının bir bölümünde hizmet vermeye çalışıyor. Esnaf ateşe verilen HDP binası ile 32 işyerinin farklı cadde ve sokaklarda olduğunu söyleyip göstericilerin ellerindeki listeye göre saldırdıklarını öne sürerken bu iddia halen yanıt bekliyor. Hüseyin Beydoğan, üçüncü kuşaktan esnaf. Kentte vali dahil üst düzey bürokratların çoğunun alışveriş yaptığını söylediği Çöl Pazarı adlı giyim mağazası, karakola 70 metre uzaklıkta. O geceyi anlatırken hâlâ korku içinde: "Bize saldırı olmadan önce saat 19.00 gibi bir arkadaş aradı, 'Listede sizin de işyerinizin ismi var, saldırı olacak' dedi. Polise haber verdim. Polis 'Gereken yapılıyor, merak etmeyin' dedi. Ne olur ne olmaz diyerek işyerini kapattık ve dışarı çıktık. 10 dakika sonra işyerine saldırdılar. O sırada kapıda bir grup polis de var. Sadece seyrediyor. Gereken yapıldı ve işyerimiz yakıldı. Eğer işyerini kapatmasaydık canlı canlı bizi de yakacaklardı." HDP Kırşehir İl Eş Başkanı Demet Resuloğlu da yaşadıklarını şöyle anlattı: "Grup toplandıktan sonra güvenlik şube polislerini aradım. İl başkanımıza yönelik bir saldırı olacağını belirterek, önlem alınmasını istedik ancak alınmadı. Akşamüstü tekrar aradım. Bize, 'il başkanınızın olduğu yere yürümeyecekler, kontrolümüz altında' dediler. Yarım saat sonra binamıza saldırdılar. O sırada Gül Kitabevi'ne geçtim. Bizim binaya saldırdıktan sonra kitabevine yöneldiler. İçerde dehşeti yaşadık. Yakmaya başladılar. Her tarafı duman ve alevler sardı. Valiyi, emniyet müdürünü aradık kimse dönmedi. İtfaiye ve 155'i aradık, 'ekiplerimiz yolda' dediler. Biz ikinci kattan kendimizi atarak kurtulduk. Onları bekleseydik şu anda ölmüştük. Olaylar organize. Emniyetin, valinin, polisin, hepsinin bilgisi dahilinde oldu."
Hürriyet
  

22 Ekim 2015 Perşembe

22.10.2015 Genel Gündem


22.10.2015 Perşembe
GÜNDEM

Terörle Aralıksız Mücadele 
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ekim ayı olağan toplantısını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdi. 6 saat süren toplantıda, başta Ankara saldırısı olmak üzere terör olayları ve yürütülen operasyonlar, seçim güvenliği, Suriye'deki sıcak gelişmeler değerlendirildi. Toplantı sonrası açıklamada söyle denildi: Ankara'daki menfur saldırı, çok yönlü ele alınmıştır. Milletimizin bir arada yaşama iradesini, huzur ve barış ortamını ortadan kaldırmayı hedefleyen terörist faaliyetler içindeki örgütler ve uzantılarıyla mücadelenin aralıksız sürdürüleceğinin altı çizilmiştir. Bölücü terör örgütünün Suriye'deki uzantılarının da uluslararası alanda terör örgütleri kapsamında tescilinin gerekliliğinin altı çizilmiş, DEAŞ terör örgütüne karsı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır. Suriye'de yaşanan ve uluslararası niteliği gün geçtikçe artan gelişmeler değerlendirilmiş, Güney sınırlarımıza yakın bölgelerdeki hareketlilik, hava sahası ihlalleri ele alınmış ve sınır güvenliği gözden geçirilmiştir. Rusya ve İran'ın Suriye'deki rejimle ve bölgedeki gelişmelerle ilgili tutum ve politikaları değerlendirilmiştir. İsrail'in, insanlığın ortak mirası Kudüs şehri ve Mescid-i Aksa'da izlediği tahrik edici tutumun kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.
Akşam

21 Ekim 2015 Çarşamba

21.10.2015 Genel Gündem


21.10.2015 Çarşamba
GÜNDEM 

İpek: 271 Işid'li Cezaevinde 
Adalet Bakanı Kenan İpek, Suruç saldırısından sonra 22 Temmuz'dan bu yana PKK, IŞİD, El Kaide, DHKP/C üyesi toplam bin 673 kişinin tutuklandığını yedisi hükümlü 271 IŞİD'linin cezaevinde olduğunu belirtti. Ankara Hakimevi'nde yargı muhabirleriyle bir araya gelen İpek, Türkiye genelinde 361 cezaevinde, 173 bin 87 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu söyledi. İpek, tutuklu ve hükümlülerin, 164 bin 105'inin erkek, 6 bin 307'sinin kadın, 2 bin 287'sinin de suça sürüklenen çocuklardan oluştuğunu aktardı. Tutuklu ve hükümlülerin, 163 bin 391'inin adli, 7 bin 447'sinin terör, 2 bin 249'unun diğer örgütlü suçlar nedeniyle cezaevinde bulunduklarını ifade eden İpek, cezaevlerinde bulunan 25 bin 698 kişinin tutuklu, 147 bin 389'unun da hükümlü olduğunu bildirdi. İpek, Suruç katliamı sonrasında 22 Temmuz'dan bugüne kadar PKK, KCK, YGH, YDG-H örgütüne mensup bin 308, IŞİD ve El Kaide'ye mensup 276, DHKP-C ve diğer sol terör örgütlerine mensup 89 olmak üzere toplam bin 673 kişinin tutuklandığını, bin 463 kişi hakkında da adli kontrol kararı verildiğini açıkladı. 22 Temmuz itibariyle cezaevlerinde terör örgütü DEAŞ'a mensup 6 hükümlü ve 52 tutuklu bulunduğunu belirten İpek, "Bugün itibariyle 264 tutuklu, 7 hükümlü olmak üzere 271 DEAŞ mensubu cezaevlerimizde bulunmaktadır" dedi. İpek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bazı il ve ilçelerde "sözde özerklik ve öz yönetim" açıklayan ve ilan eden belediye başkanları, il ve ilçe başkanlarıyla ilgili de şu an itibarıyla dokuz bölgede, 28 tutuklama, 23 adli kontrol kararı verildiğini bildirdi. İpek, 14 kişi hakkında da yakalama kararı çıkarıldığını ve bu kişilerin arandığını söyledi. Cezaevlerinde terör suçundan bulunan toplam 7 bin 469 hükümlü ve tutuklunun, 5 bin 534'ünün PKK, 366'sının KCK, 292'sinin DHKP-C, 11'inin Devrimci Karargah Örgütü, 51'inin MLKP, 93'ünün TKP-ML TİKKO ve 243'ünün diğer sol örgütlerden olduğuna değinen İpek, 6 bin 590 da sağ örgüt mensubu hükümlü ve tutuklu bulunduğunu bildirdi. İpek, "Bu sağ örgütler içinde 'Paralel Yapı' dediğimiz örgüt de var. Bundan da şu an itibariyle 112 tutuklu var" dedi. İpek, cezaevlerinde toplam 3 bin 365 yabancı bulunduğunu, birinci sırayı bin 140 kişi ile Suriyelilerin oluşturduğunu ifade etti.
Milliyet

20 Ekim 2015 Salı

20.10.2015 Genel Gündem


20.10.2015
GÜNDEM
'Mehmet'im Burada Üşür'
Teröristlerin Tunceli'de zırhlı aracın geçişi sırasında düzenlediği bombalı saldırıda şehit olan Astsubay Kıdemli Çavuş Mehmet Şimşek ve Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Onur Sönmez dün son yolculuklarına uğurlandı. Şehit astsubaylar için ilk tören Elazığ'da düzenlendi. Daha sonra Şimşek'in cenazesi Afyonkarahisar'ın Çay İlçesi'ne, Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Onur Söylemez'in cenazesi de toprağa verilmek üzere Kayseri'ye gönderildi. Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Mehmet Şimşek'ın cenazesi askeri uçakla memleketi Afyonkarahisar'a getirildi. Şehidin cenazesini taşıyan ambulansın Çay'a bağlı Çayırpınar Köyü'ne gelmesiyle baba evinden feryatlar yükseldi. Yakınlarının tek tek ambulansa binerek şehidi son kez gördüğü helallik sırasında eşi Şeyda Şimşek'in çığlıkları ambulansın dışına taştı. Anne Adile Şimşek, eşi Şeyda Şimşek ile şehidin yakınlarının fenalık geçirdiği evin önünde helallik alınarak dua edildi. Daha sonra şehit Astsubay Mehmet Şimşek için Çayırpınar köy mezarlığı önünde askeri tören düzenlendi. Cenaze törenine Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Afyonkarahisar Valisi Hakan Yusuf Güner, İkmal ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Gökhan İsmet Gülmez, Afyonkarahisar milletvekilleri Ali Özkaya, Burcu Köksal ve Mehmet Parsak, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Ak Partili Burhanettin Çoban ve vatandaşlar katıldı. Törenin ardından şehidin cenazesi köy mezarlığına defnedildi. Eşinin fotoğrafını okşayan Şeyda Şimşek, "Mehmet'imin yüzü çok güzeldi ama parçalamışlar yüzünü" diye ağladı. 26 yaşındaki şehit Sönmez'in Türk bayrağına sarılı cenazesi uçakla Kayseri Erkilet Havalimanı'na getirildiktan sonra babasının evine götürüldü. Burada, helallik alınması sırasında baba Yavuz, anne Şenyurt Sönmez gözyaşı döktü. Seyyid Burhanettin Türbesi bahçesindeki Kalemkırdı Camii'ndeki cenaze namazına mülki ve askeri yetkilerin yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. 5 yıllık asker şehidin cenazesi silah arkadaşlarının omuzunda, Garnizon Şehitliği'ne getirilerek, burada toprağa verildi.
Milliyet

10 Ekim 2015 Cumartesi

03.10.2015 Genel Gündem

03.10.2015

GÜNDEM

'Katilleri Hesap Versin'
'Kafes eylem planı', 'amirallere suikast', 'Gölcük belgeleri', 'Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) yöneticileri hakkındaki iddialara' ilişkin dosyaların birleştirildiği 'Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmat' davasında yargılanan sanıklar dün son kez hâkim karşısına çıktı. Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu'ndaki duruşmaya 70 sanık ve aileleri katıldı. 6 yıldır devam eden davayla ilgili beraat isteyen savcı Sezai Öztürk'ün mütalaasını okuyan Mahkeme Başkanı Selçuk Kaya, avukat ve sanıkların son sözlerini sordu. Emekli Binbaşı Levent Bektaş'ın avukatı Celal Ülgen, "Bu üretilmiş delillerin geçersiz olduğunu bile bile yargılamaya devam eden ve sanıkların tutuklanmasına karar veren yargıçlardan Mehmet Karababa, Vedat Abdurrahmanoğlu, Mehmet Erdoğan ve Mehmet Hamza Çebi haklarında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz" dedi. Sanıklar son sözlerini söylerken konferans salonunun üst katında duruşmayı izleyen Yarbay Ali Tatar'ın ablası Hürriyet Ünver "Ali burada, ruhu bizi izliyor" diye bağırdı. Ünver, "Ali'nin katilleri hesap versin. Kardeşimin katilleri hesap versin. Burada da mahşerde de bitmeyecek. Kardeşim boşuna gitmedi" diye bağırarak sinir krizi geçirdi. Mahkeme Başkanı Selçuk Kaya, oybirliğiyle alınan kararlarını açıkladı. Başkan Kaya, dava devam ederken Somali'deki saldırıda ölen SAT komandosu Sadettin Doğan'ın davasının düşürülmesine, birleşen 6 dosyada tüm sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri sabit görülmediğinden ayrı ayrı beraatlerine, bilirkişi raporları sonucunda sahte delil üreten kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Mahkeme, sahte olduğu ileri sürülen CD ve hard disklerin, yapılacak yeni yargılamalara konu olması nedeniyle emanette kalmasına da karar verdi. Sanıklara ayrıca 3'er bin lira vekalet ücreti ödenmesine hükmedildi. Mahkeme başkanının kararı açıklamasının ardından salonda alkış koptu. Alkışla birlikte "Bu hiç bitmeyecek", "
Hürriyet

8 Ekim 2015 Perşembe

08.10.2015 Genel Gündem

08.10.2015

GÜNDEM

Bombalı Araçla Karakola Saldırı
Van'ın Başkale ilçesi Eşmepınar Jandarma Karakolu'na önceki akşam bomba yüklü araç, roketatar ve otomatik silahlarla saldıran PKK'lı teröristlerden 1'i ölü olarak ele geçirildi. Çatışmada 14 asker ise yaralandı. Batman ve Siirt'te de dün akşam PKK'nın gençlik kolu YDG-H'li teröristlerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı. Batman'da 4 kişi yaralandı. Sokağa çıkma yasağı uygulanan Diyarbakır Bismil'de PKK'lıların bir kamu bankasına ait para nakil aracından 110 bin lira gasp ettiği ve ilçe genelinde düzenlenen operasyonlarda 4 PKK'lının öldürüldüğü açıklandı. Van Valiliği, Başkale'ye 50 kilometre uzaklıktaki Eşmepınar mahallesi yakınında bulunan Eşmepınar Jandarma Karakoluna bir grup PKK'lı terörist tarafından önceki gece saat 18.35'te yapılan saldırı ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, saldırının bomba yüklü araç, roketatar ve uzun namlulu silahlarla yapıldığı "Saldırıya görevli askerlerimizce anında ateşle karşılık verilmiş, çatışma sonucunda 14 personel hayati tehlike arz etmeyecek şekilde yaralanmıştır. Çıkan çatışmada 1 terörist ölü olarak ele geçirilmiştir" denildi. Batman'ın Bağlar ve Çamlıtepe mahallelerinde önceki akşam saat 21.00 sıralarında polis, Bağlar ve Pazaryeri mahallelerinin kesiştiği noktada, çok sayıda piknik tüpüyle güçlendirilmiş bomba düzeneği olduğunu tespit etti. El yapımı patlayıcının imha edilmesinin ardından yasadışı göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Olaya karışan 4 kişi yaralı olarak yakalandı. Siirt kent merkezinde önceki akşam saat 21.00 sıralarında, YDG-H üyeleri ile bunları dağıtmak isteyen güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Grup, bu 3 caddede barikat kurarak, yolu trafiğe kapatmak istedi. Polis de gaz bombaları ve tazyikli su ile müdahale etti. Diyarbakır Valiliği, sokağa çıkma yasağı bulunan Bismil'de PKK'lıların bir kamu bankasına ait para nakil aracından 110 bin lira gasp ettiğini, ilçe genelinde düzenlenen operasyonlarda 4 PKK'lının etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Siirt'te de Aydınlar, Cumhuriyet ve Sakıpbeygo caddelerinde toplanan bir grup terör örgütü mensubu ile yandaşı, barikat kurdukları yolları trafiğe kapattı. Güvenlik güçlerine saldıran grup içerisinden uzun namlulu silahla ateş edildi. Kaçan teröristlerin yakalanması için operasyon başlatıldı. Şırnak'ın Silopi ilçesindeki 8 mahallede, Valilik kararı ile dün akşam saat 20.00'dan itibaren, ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yapılan açıklamada, "İlimiz Silopi İlçesinde; Nuh, Cudi, Başak, Barbaros, Yenişehir, Karşıyaka, Şehit Harunboy ve Yeşiltepe Mahalleleri'nde, bölücü terör örgütü mensuplarının yakalanması, halkımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması için sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir" denildi.
Milliyet

7 Ekim 2015 Çarşamba

07.10.2015 Genel Gündem

07.10.2015

GÜNDEM

7 Kişi Var Ama Örgüt Yokmuş
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'ndeki işlemlerinin ardından 4 Ekim akşamı adliyeye sevk edilen 7 şüpheli, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun nöbetçi savcısı Mehmet Şenay Baygın tarafından 6 saat sorgulandı. Savcı Baygın, şüphelilerin 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'mala kasten zarar verme', 'birden fazla kişi ile tehdit' ve 'hakaret' suçlamalarıyla tutuklanmalarını istedi. İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği'nce sorgulanan şüphelilerden bazıları emniyette baskı gördüklerini, bu nedenle ifadelerini kabul etmediklerini söyledi. Eski özel harekât polisi Yahya Kemal Gezer ve yine eski polis olan Nezih Özbirinci'nin talimatıyla örgüt kurdukları iddiasını reddeden şüpheliler, Ahmet Hakan'a 'hakaret, tehdit ve mala zarar verme' gibi suçları da işlemediklerini öne sürdü. Mahkemenin kararında, 'örgüt kurma ve üyesi olma' suçuna ilişkin dosyaya yansıyan hiyerarşik bir yapı, bu yapı içerisinde emir verme, emir alma, süreklilik gibi Yargıtay uygulamalarında aranılan unsurların tüm ayrıntılarıyla delillendirilmediği gerekçesiyle şüphelilerin tutuklanmasına yeterli görülmediği belirtildi. 'Mala zarar verme' suçundan Ahmet Hakan Coşkun'un aracına, gözlüğüne verilmiş bir zararın fotoğraflarıyla birlikte dosyaya yansıtılmadığı, varsa hangi şüpheli tarafından gerçekleştirildiği açıkça belirtilmediği ve bu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu kaydedilen kararda, cezanın alt ve üst sınırı dikkate alınarak tutuklamanın ağır tedbir olacağı belirtildi. 'Hakaret, silahla tehdit, birden fazla kişiyle tehdit' suçlarına yönelik ise şikâyetçi beyanından başka dosyaya sunulmuş delil olmadığı belirtilen kararda, "Silahla tehdit suçunda unsur olarak gösterilen silahın bir adet bira şişesi olup bu şişenin de suçta kullanıldığına dair beyan ya da sağlık raporu bulunmadığı, bu haliyle tutuklama talebinin mevcut haliyle ağır bir tedbir olacağı görülmektedir" denildi. Kararda, 'kasten yaralama' suçu yönünden ise örgüt yöneticiliğiyle suçlanan Yahya Kemal Gezer ve Nezih Özbirinci'nin örgüt kurma eylemi delillendirilmediğinden sorumlu tutulamayacakları ifade edildi. Diğer şüphelilerin de Ahmet Hakan'a doğrudan eylemde bulundukları yönünde tutuklamayı gerektirir ölçüde delil bulunmadığı ifade edilen kararda, şüphelilerden Ahmet Şengüler'in şikâyetçi ve mağdurlar tarafından net olarak teşhis edildiği vurgulandı. Mahkeme Ahmet Şengüler'i 'kasten yaralamak'tan tutuklarken aralarında saldırıda yer alan Uğur Adıyaman, Kamuran Ergin ve Fuat Elmas'ın da yer aldığı sanıkları serbest bıraktı. Mahkeme kararının devamında ise yaralama eyleminin basit yaralama kapsamında kaldığı ancak "gazetecilik mesleği ve görüş bildirme özgürlüğü kapsamında yapılan saldırının hukuk düzeni tarafından kabul edilmez nitelikte olduğu" belirtildi.
Hürriyet

6 Ekim 2015 Salı

06.10.2015 Genel Gündem



06.10.2015 Salı
GÜNDEM

Sendika '23 Taksitle Tazminat'ı Onaylamış 
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan (TMSF) yapılan bilgilendirmede, geçen yıl 301 işçinin faciada hayatını kaybettiği Soma Madeni'nde çalışan işçilerin tazminatları için Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ile Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nın bir protokol imzaladığını, işçilerin Ekim 2015'ten başlamak üzere alacaklarını 23 taksitte alacakları duyuruldu. TMSF, işçilerin toplam 34,19 milyon TL alacağı olduğunu açıkladı. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, ortaya çıkan bu protokolü eleştirirken, "Seçimlerden önce AKP tazminatların ödeneceği sözünü vermişti. Bu söze güvenen işçiler faizle borç aldılar, kimisi de mevcut borçlarını imzalayacağına dair taahhüt bile imzaladı. Bu protokolü imzalayanlar önce işçiyi patrona sattılar, şimdi de işçiyi TMSF'ye sattılar. Bu protokolü imzalayanlar elbet bir gün hesap vereceklerdir" dedi. Özel'in Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye ilişkin TMSF'ye yaptığı bilgi edinme başvurusuna gelen yanıt, önemli bir gerçeği ortaya çıkardı. TMSF'den verilen yanıtta şirkette Alp Gürkan'a ait yüzde 16,99'luk hisseye haciz koyduğunu belirtilirken, "TMSF bu süreçte, bir yandan Gürkan'dan olan kamu alacağının tahsili işlemlerini yürütürken bir yandan da, elim vakıa nedeniyle mağdur olan işçilerimizin alacaklarının Sendika-TKİ-Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. koordinasyonu içinde ödenmesini teminen büyük bir hassasiyetle hareket etmiştir. Bu bakımdan, Alp Gürkan'ın sulh teklifi, TMSF karar organı olan Fon Kurulu'nca uygun bulunmuş ve sulh sözleşmesi imzalanmıştır" denildi. Yanıtta, şunlar kaydedildi: "Buna göre, ilk aşamada Gürkan'a ait olan İstanbul Ortaköy'deki bir taşınmaz 8 milyon 75 bin TL bedelle TMSF tarafından satın alınmış, satın alma bedeli taşınmaz sahibine ödenmeyerek bu bedelin 6,185 milyon TL'si işçilere ödenmiştir. Bakiye işçi alacaklarıyla ilgili sorunun çözüme kavuşturulması ile ilgili olarak da sulh sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 3 ay süre verilmiştir. Bu süre içinde Şirket ile Türkiye Maden İşçileri Sendikası arasında 11 Haziran 2015 tarihli bir protokol imzalanarak TMSF'ye ibraz edilmiş olup, bu protokole göre, 34,195 milyon TL'lik işçi alacaklarının Ekim 2015'ten başlamak üzere 23 ay taksitte sendika aracılığı ile ödeneceği hususu protokol taraflarınca kararlaştırılmıştır." Verilen yanıtta ayrıca, Alp Gürkan adına kayıtlı olduğu tespit edilen 20 adet taşınmaz ile muhtelif oranlarda hissedarı bulunduğu tespit edilen beş adet şirketteki hissesine haciz şerhi işletildiği, muhtelif yerlerde bulunan yedi adet taşınmazı için satış ilanı yayımlandığı belirtildi. Taşınmazlar için muhammen 36,6 milyon TL değer tespit edildiği belirtilen yanıtta, sulh teklifi nedeniyle taşınmazların satıştan çekildiği kaydedildi. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin satışının söz konusu olmaması nedeniyle değerleme yapılmadığı belirtilen yanıtta, işçilerin kıdem tazminatı ödemelerinin 4 Haziran tarihinde yapıldığı ifade edildi.
Milliyet

5 Ekim 2015 Pazartesi

05.10.2015 Genel Gündem

05.10.2015 Pazartesi

GÜNDEM

İzle, Döv Serbest Kal 
Gazeteci Ahmet Hakan'a düzenlenen saldırının ardından Ahmet Şengüler, Kamuran Ergin, Fuat Elmas ve Uğur Adıyaman, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki çapraz sorguları sırasında azmettirici olarak eski özel harekât polisi Yahya Kemal Gezer, eski polis Nezih Öz ve Soner Arık'ın isimlerini verdi. Bu kişiler de gözaltına alınarak sorgulandı. Şüphelilerin ifadesini Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun nöbetçi savcısı Mehmet Şenay Baygın aldı. 7 şüpheli 6.5 saat ifade verdikten sonra 'tehdit, örgüt kurma, kasten yaralama, mala zarar verme ve darp' suçlamalarından tutuklanmaları talebiyle İstanbul 6'ncı Sulh Ceza Hâkimliği'ne sevk edildiler. Hâkimlik, saldırganlardan Ahmet Şengüler'in 'Kasten yaralama'dan tutuklanmasına karar verdi. Saldırganlardan Kamuran Ergin, Fuat Elmas ve Uğur Adıyaman adli kontrol şartıyla bırakıldı. Her gün karakola giderek imza atacaklar. Eski polisler Yahya Kemal Gezer ve Nezih Öz ile Soner Arık ise serbest bırakıldı. Mahkeme, dava dosyasına 'kısıtlama' getirirken, avukatlar kendilerine bile bilgi verilmediğini söyledi. Yahya Kemal Gezer'in ismi daha önce iki davada anılmıştı. Davalardan ilki 16-17 Nisan 1992'de terör örgütü DHKP-C üyesi oldukları iddia edilen Sebahat Karataş, Eda Yüksel ve Taşkın Usta'nın İstanbul, Çiftehavuzlar'da öldürülmesiyle ilgiliydi. Gezer bu davada eski Emniyet Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ve özel harekâtçı Ayhan Çarkın'la birlikte yargılanan isimlerden biriydi. Gezer'in ismi 2003'te ise 'denizdeki Susurluk' olarak anılan Damga Operasyonu'na da karıştı. Olaylar zinciri, 27 Haziran 2003'te eski Dev-Sol militanı Seyfettin Karataş'ın emekli polis memuru Mehmet Güzel'i öldürüp, Eminönü İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polis Öner Aktaş'ı yaralamasıyla ortaya çıkmıştı. Karataş, mazot kaçakçısı Recep Ahmet Mercan tarafından öldürtülmek istendiğini ve polislerin onun adamı olduğunu ileri sürmüştü. Jandarma, bunun üzerine İstanbul Boğazı'ndan transit geçiş yapan gemilerden, küçük teknelerle alınan akaryakıtı piyasaya süren şebekeye yönelik operasyona başlatmıştı. Yargılanan isimlerden biri de o dönem Cinayet Büro Amirliği'nde çalışan Gezer'di. Yahya Kemal Gezer'in Recep Ahmet Mercan'la çok yakın ilişkide olduğu ve İstanbul Emniyeti'ndeki ilişkilerini yürüttüğü iddia edilmişti.
Hürriyet

4 Ekim 2015 Pazar

04.10.2015 Genel Gündem



04.10.2015

GÜNDEM

'Yolda Kalmaya Tahammülümüz Yok'
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için Tuzla'daki Anadolu Tersanesi'nde yapılan dünyanın en büyük amfibi çıkarma gemilerinden TCG Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı törenle dün suya indirildi. Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Milli Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulisi Akar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, ADİK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Süalp Ömer Ürkmez ve denizcilik sektöründen birçok isim katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milli savaş gemisi projesi kapsamında ürettilen Heybeliada gemisinin 2011'de, Büyükada gemisinin de 2013'te teslim alınarak donanmanın emrine verildiğini belirterek şunları söyledi: "Türkiye 2002'de savunma sanayi ihtiyaçlarının yüzde 80'ini ithal etmek zorunda olan bir ülkeydi. Bu vahim tablonun istiklalilimiz ve istikbalimiz için çok büyük bir tehdit olduğunu gördüğümüz için savunma sanayini önceliklerimiz arasına aldık. Savunma sanayindeki dışa bağımlılığımızı bugün yüzde 40'lar düzeyine kadar indirmeyi başardık. Hedefimiz 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmaktır. Temel savunma ihtiyaçlarımızın tamamını kendimiz tasarladığımızda ve ürettiğimizde istiklalimize ve istikbalimize daha güvenli bakabilir hale geleceğimiz açıktır. Milgem başta olmak üzere, bu alandaki projelerimizi devam ettirmek, yeni projelerle donanmamızı güçlendirmek zorundayız. BHızır Reis'in donanmayla seferden geldiği günün heyacınını yeniden yaşayacağımız günleri hep birlikte görmeyi temenni ediyorum." "Bugün, ilk gemiyi denize indiriyoruz. Milgem Projesi'nde de 8 gemiden henüz ikisini denize indirebildik. Helikopter, tank, insansız hava aracı, uçak gibi pek çok projede ciddi ilerleme kaydettik. Üretim aşamasına geldik. Ama halen katetmemiz gereken mesafeler var. Küresel sistem, ekonomik kaosla birlikte jeopolitik bir yeniden yapılanma sürecinin de işine geliyor. Üstelik bu sürecin tüm önemli çatışmaların, çekişmelerin, mücadeleleri bizim yakın çevremizde cereyan ediyor. Bu dönemi ülkemiz ve milletimiz lehinde değerlendirebilmemizin en başta gelen şartı güçlü bir orduya, güçlü bir savunma sanayine, güçlü bir yüksek teknolojiye dayalı üretim alt yapısına sahip olmamızdır. Askeri güçle desteklenmeyen diplomasi, sizi yolda bırakır. Bizim yolda kalmaya tahümmülümüz yok."
Milliyet

2 Ekim 2015 Cuma

02.10.2015 Genel Gündem

02.10.2015

GÜNDEM

Hedef Gösterildi Korunmadı
Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, önceki gece Teşvikiye'deki evinin önünde 4 kişinin saldırısına uğradı. Hastaneye kaldırılan Ahmet Hakan'ın burnunda ve kaburgalarında kırıklar olduğu belirlendi. Otomobil ile Ahmet Hakan'ı Bağcılar'daki Doğan TV Center önünden evine kadar takip edip daha sonra saldıran 4 kişi yakalandı. Saldırganlardan birinin tehdit, diğerinin yaralama, tehdit, yağma ve uyuşturucu bulundurmak suçundan poliste kayıtları olduğu ortaya çıktı. Ahmet Hakan, önceki gece CNNTürk'teki 'Tarafsız Bölge' programından sonra şoförü Sadi Demir ve koruması Ceyhun Kral'ın bulunduğu otomobiliyle, Doğan TV Center'dan evine gitmek üzere ayrıldı. 00.35'te Teşvikiye'deki evinin önünde, 34 VY 7765 plakalı siyah Toyota marka otomobil, Ahmet Hakan'ın bulunduğu otomobile arkadan çarptı. Otomobilden inen dört saldırgandan biri koruma görevlisine, diğer üçü Ahmet Hakan'a saldırdı. Ahmet Hakan'ı darp eden saldırganlar otomobile binerek kaçtı. Koruması Ceyhun Kral, hemen polisi arayarak kaçan aracın plakasını verdi. Ahmet Hakan ve koruması Amerikan Hastanesi'ne kaldırıldı. Tomografisi çekilen Ahmet Hakan'ın burnunda ve kaburgasında kırık tespit edildi. Ahmet Hakan'ın hastanede yatarken, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin aracılığıyla yolladığı "Yılmayacağız, korkmuyoruz. Bildiğimiz yolda yürüyeceğiz" mesajı binlerce kez paylaşıldı. Yabancı ajanslar haberi duyururken, 6-8 Eylül'de Hürriyet binasına yapılan taşlı-sopalı saldırıyı ve hem Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'e hem Ahmet Hakan'a yönelik tehditleri hatırlattı. Ahmet Hakan, sabah 04.00'te hastaneden taburcu edildi. Saldırganların kullandığı kiralık otomobilin görüntüsü, saldırıdan bir süre önce keşif yaparken ve kapı önünde beklerken Doğan TV Center'ın güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde Ahmet Hakan aracıyla Doğan TV Center'dan ayrılıyor. Hemen ardından saldırıya karıştığı belirtilen 34 VY 7765 plakalı araç görüntüye giriyor. Kiralık aracın Ahmet Hakan'ın çıkışından önce de Doğan TV Center önünden geçtiği ve bir süre beklediği belirlendi. Plakadan yola çıkan Asayiş Şube ekipleri saldırganların Fatih ve Bayrampaşa'daki adreslerini saptadı. Polis, saldırıya karıştıkları belirlenen Uğur Adıyaman (29), Ahmet Güler (37), Kamuran Ergin (29) ve Fuat Elmas'ı (32) gözaltına aldı. Saldırıda kullandıkları aracın Uğur Adıyaman'ın kiralama şirketi sahibi ağabeyine ait olduğu belirlendi. Uğur Adıyaman hakkında tehdit suçundan 6, Kamuran Ergin hakkında ise yaralama, yağma, tehdit ve uyuşturucu suçundan 7 dava açıldığı ortaya çıktı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, soruşturmanın daha kapsamlı bir şekilde yapılması için ek gözetim süresi verdi. Zanlılar Asayiş Şube'den Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün de araştırma yürüttüğü bildirildi. Ahmet Hakan'ı aralarında Hasan Cemal ve Cüneyt Özdemir'in de aralarında bulunduğu çok sayıda meslektaşı ziyaret etti. Hasan Cemal çıkışta Ahmet Hakan'ın "Yılmak yok, yola devam" mesajını paylaştı, "Ağrıları var. Burnundan dolayı muhtemelen yarın ameliyat olacak" dedi.
Hürriyet