7 Ekim 2015 Çarşamba

07.10.2015 Genel Gündem

07.10.2015

GÜNDEM

7 Kişi Var Ama Örgüt Yokmuş
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'ndeki işlemlerinin ardından 4 Ekim akşamı adliyeye sevk edilen 7 şüpheli, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun nöbetçi savcısı Mehmet Şenay Baygın tarafından 6 saat sorgulandı. Savcı Baygın, şüphelilerin 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'mala kasten zarar verme', 'birden fazla kişi ile tehdit' ve 'hakaret' suçlamalarıyla tutuklanmalarını istedi. İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği'nce sorgulanan şüphelilerden bazıları emniyette baskı gördüklerini, bu nedenle ifadelerini kabul etmediklerini söyledi. Eski özel harekât polisi Yahya Kemal Gezer ve yine eski polis olan Nezih Özbirinci'nin talimatıyla örgüt kurdukları iddiasını reddeden şüpheliler, Ahmet Hakan'a 'hakaret, tehdit ve mala zarar verme' gibi suçları da işlemediklerini öne sürdü. Mahkemenin kararında, 'örgüt kurma ve üyesi olma' suçuna ilişkin dosyaya yansıyan hiyerarşik bir yapı, bu yapı içerisinde emir verme, emir alma, süreklilik gibi Yargıtay uygulamalarında aranılan unsurların tüm ayrıntılarıyla delillendirilmediği gerekçesiyle şüphelilerin tutuklanmasına yeterli görülmediği belirtildi. 'Mala zarar verme' suçundan Ahmet Hakan Coşkun'un aracına, gözlüğüne verilmiş bir zararın fotoğraflarıyla birlikte dosyaya yansıtılmadığı, varsa hangi şüpheli tarafından gerçekleştirildiği açıkça belirtilmediği ve bu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu kaydedilen kararda, cezanın alt ve üst sınırı dikkate alınarak tutuklamanın ağır tedbir olacağı belirtildi. 'Hakaret, silahla tehdit, birden fazla kişiyle tehdit' suçlarına yönelik ise şikâyetçi beyanından başka dosyaya sunulmuş delil olmadığı belirtilen kararda, "Silahla tehdit suçunda unsur olarak gösterilen silahın bir adet bira şişesi olup bu şişenin de suçta kullanıldığına dair beyan ya da sağlık raporu bulunmadığı, bu haliyle tutuklama talebinin mevcut haliyle ağır bir tedbir olacağı görülmektedir" denildi. Kararda, 'kasten yaralama' suçu yönünden ise örgüt yöneticiliğiyle suçlanan Yahya Kemal Gezer ve Nezih Özbirinci'nin örgüt kurma eylemi delillendirilmediğinden sorumlu tutulamayacakları ifade edildi. Diğer şüphelilerin de Ahmet Hakan'a doğrudan eylemde bulundukları yönünde tutuklamayı gerektirir ölçüde delil bulunmadığı ifade edilen kararda, şüphelilerden Ahmet Şengüler'in şikâyetçi ve mağdurlar tarafından net olarak teşhis edildiği vurgulandı. Mahkeme Ahmet Şengüler'i 'kasten yaralamak'tan tutuklarken aralarında saldırıda yer alan Uğur Adıyaman, Kamuran Ergin ve Fuat Elmas'ın da yer aldığı sanıkları serbest bıraktı. Mahkeme kararının devamında ise yaralama eyleminin basit yaralama kapsamında kaldığı ancak "gazetecilik mesleği ve görüş bildirme özgürlüğü kapsamında yapılan saldırının hukuk düzeni tarafından kabul edilmez nitelikte olduğu" belirtildi.
Hürriyet


'Beyaz Bayrak'lı Diyaliz Hastası!
Mardin'in Nusaybin ilçesinde sokağa çıkma yasağı sırasında sosyal medyada elinde beyaz bayrakla ambulansa giderken çekilmiş fotoğrafı ile gündeme gelen 69 yaşındaki diyaliz hastası Seyit Hasan Tekin, "Polisi aradım. Polis de 'çubuğa beyaz bez bağlayın gelin' dedi" diye konuştu. Nusaybin'in Yenituran Mahallesi Azizoğlu Sokak üzerindeki evinde yaşayan ve diyaliz hastası olan Seyit Hasan Tekin, sokağa çıkma yasağı sırasında zor anlar yaşadığını anlattı. Sokağa çıkma yasağı sürerken rahatsızlandığını belirten Tekin "Acil servisi aradım, bize 'Çarşı merkezindeki Dörtyol'a gelin. Sizin evin orası çok tehlikelidir' dediler. Ben de 155 polis hattını aradım polis de 'Çubuğa beyaz bez bağlayın gelin' dedi" ifadelerini kullandı. Tekin, o anları şöyle aktardı: "Ben, eşim ve bir komşumuzla beraber elimize aldığımız beyaz bayraklarla sokağa çıktık. Polis aracıyla karşılaştık, bizi durdurup nereye gittiğimiz sordular. Diyaliz hastası olduğunu ve hastaneye gideceğimi söyledim. 'Gidebilirsiniz biz hastalara ve kadınlara bir şey demiyoruz' dediler. Evimizden yaklaşık 1500 metre uzaklıktaki Dörtyol'a ulaştık. Bir ambulans geldi biz de bizim çağırdığımız ambulanstır diye durdurduk. Bizim için mi geldiniz diye sorduğum da bir doğum hastasını almaya geldiklerini söylediler. Ambulans doğum hastasını almaya gitti, biz orda kaldık." Dörtyol mevkiinde bir süre beklediklerini belirten Tekin yeniden 112 Acil Servisi telefonla aradıklarını söyledi. Tekin, bu kez kendilerine 4 kilometre mesafedeki Otogar Mevkii'ne ya da 1 kilometre mesafedeki Hükümet Konağı veya Ahmet Kaya Köprüsü üzerine gelmelerinin istendiğini söyledi. Acil servisin söylediği yerlerin uzak olduğunu belirten Tekin, "Çare olmayınca eve dönmeye karar verdik. Eve giderken doğum hastasını alan ambulans bize doğru gelince ben de durdurdum. Onlardan rica ettim, diyaliz hastasıyım hastaneye gitmek zorundayım dedim. Onlar da yer olmadığını, beni alamayacaklarını söylediler. Baktılar ki çaresizim bir kişi önden çıkıp arka tarafa bindi. Ben de tek başıma ambulansın önüne bindim. Ailem beyaz bayrakla eve döndü. Biz de hastaneye gittik. Beni tedavi altına aldılar, gece 3'te tedavim bitti. Yasak kalkınca ben de eve geldim" dedi.
Milliyet

Şehidi 10 Bin Kişi Uğurladı
Osmaniye'nin Amanos Dağları'nda PKK'lı teröristlerle girdiği çatışmada şehit düşen 25 yaşındaki Jandarma Uzman Çavuş Ufku Demirel memleketi Tokat'ın Turhal ilçesinde düzenlenen törenle toprağa verildi. Şehit için Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Tokat Valisi Cevdet Can, AK Parti Milletvekilleri Celil Göçer ve Coşkun Çakır, CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün, MHP Tokat Milletvekili Abdurrahman Başkan, Tokat Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Adnan Arslan ile askeri ve sivil erkan ile yaklaşık 10 bin vatandaş katıldı. Şehit jandarma uzman çavuş Ufku Demirel'in yaklaşık 1 yıl önce göreve başladığı ve CHP eski Tokat Milletvekili Fermuz Şahin'in de akrabası olduğu öğrenildi.
Vatan


Temyiz 'Adil Yargılama' Sözüyle Start Aldı
Ergenekon davasının Yargıtay 16. Ceza Dairesi'ndeki temyiz incelemesi dünkü duruşmayla başladı. 274 sanıklı davanın duruşmasına İlker Başbuğ, Hikmet Çiçek, Yalçın Küçük, Dursun Çiçek, Sinan Aygün, Doğu Perinçek, Mustafa Balbay, Levent Ersöz, Nusret Senem'in de aralarında bulunduğu bazı sanıklar, sanık yakınları, avukatlar katıldı. Avukatlar, usulden bozulması istenen davanın esasa girilerek bozulmasını talep etti. Mahkeme Başkanı Eyüp Yeşil, 22 değişik dosyanın birleştirildiği bu davanın, Cumhuriyet tarihinin en büyük dosyalarından olduğuna dikkat çekti. Yeşil şunları söyledi: "Duruşma sürecinde, son celse DVD'sini izlediğimizde oldukça sıkıntılı sürecin geçtiği, bir kısım dilekçelerin sanık müdafilerin 'temyiz ettik, duruşma istedik' demelerine rağmen dosya içinde olmadığı görüldü. Ancak hak kaybı olmaması açısından beyanları esas alarak, personelin de ihmalinden kaynaklanmış olabilir, bu talepte bulunanlara duruşmalı inceleme kararı verdik. Adil yargılama ilkelerini gözeterek, mümkün olduğu kadar savunma hakkınıza sonsuz saygı göstererek, istediğiniz oranda savunma için imkan sağlayacağız. Ancak sizden istirhamımız duruşmanın hızlı yürümesi, erken sonuçlanması açısından mümkün olduğunca tekrardan kaçınmanız." Başkan Yeşil, sanık ve müdafi sayısı fazla olduğu için alfabetik sıraya göre savunma hakkı tanınacağını, duruşmaların haftada 4 gün, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe günleri yapılacağını bildirdi. Adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkesi gereği savunmaların kesilmeyeceğini tekrarlayan Yeşil, isteyenlerin kürsüde, isteyenlerin ön sırada oturarak savunma yapabileceklerini de söyledi. Başkan Yeşil, "Şimdiden yargı camiası ve ülkemiz için hayırlı olsun" dedi. Başkan Yeşil ayrıca, duruşmalı temyiz talebini de "yerel mahkeme sürecinin normal yürümediğini" belirterek kabul etti. Bugünkü duruşmada, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ savunma yapacak.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 109, 1130-109, 2739                            
ABD Doları 2, 9557-2, 9589/ Euro 3, 3311-3, 3348/İngiliz Sterlini 4, 5039-4, 5087                  

32 Saatlik Vekillere Son Bir Hediye
Parlamento tarihinin en kısa süreli döneminde ancak 32 saat Genel Kurul mesaisi yapan milletvekillerine son bir jest çıktı. 2 yılı doldurmadıkları için henüz milletvekili statüsünde emekli olamayan vekillerin 4 yıllık sosyal güvenlik primleri, çalışmasalar bile Başbakanlık Müsteşarı'na endeksli olarak Meclis bütçesinden ödenecek. 25'inci yasama döneminde 4 ay gibi kısa bir süre parlamenter unvanını taşıyan TBMM üyeleri, seleflerinin 2012'de getirdiği yasal hükümlerden faydalanacaklar. TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, milletvekillerine gönderdiği yazıyla yeni sosyal haklarını anımsattı. Yılmaz'ın, iki yılı doldurmadıkları için emekliliği hak etmeyen milletvekillerine verdiği bilgi şöyle: "Emeklilik hakkını elde edemeyen milletvekilleri, bu görevlerinin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde SGK'ya müracaat etmeleri halinde erkekte 25, kadında 20 yıllık hizmet yılının dolumuna kadar olan süre içerisinde 4 yıl boyunca Başbakanlık Müsteşarı'na endeksli primin; Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi çalışması olmayanların tamamı; vergi mükellefi olarak iş yapanlar ile bir işverene tabi olarak çalışanların ödedikleri primler ile Başbakanlık Müsteşarı'na ödenen prim arasındaki farkı TBMM bütçesinden karşılanacaktır." Meclis Başkanı'nın yazısında ayrıca "Aday olmayan veya aday olup da tekrar seçilemeyen milletvekillerinin tedavi yardımı mevcut haliyle aynen devam edecektir. Diplomatik pasaportlarınız hususi pasaporta dönüşeceğinden bu pasaportların Milletvekili Hizmetleri Başkanlığı'na teslim edilmesi gerekmektedir. Talebiniz üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bildirilerek 'Milletvekilinin kullandığı araç' şerhi konulan araçlardaki şerh 1 Kasım 2015 tarihi itibariyle kaldırılacaktır" denildi. Bu uyarı, milletvekilliği sona ereceklerin dokunulmazlık kazanan araçlarına 1 Kasım'dan itibaren ceza yazılacağı anlamına geliyor.
Hürriyet

Yeni Hedef Gençler
Türkiye'de 1 Kasım milletvekili seçimleri öncesi partilerin açıkladığı seçim beyannamelerinde gençlere yönelik destekler öne çıkıyor. 7 Haziran'da yapılan genel seçimlerde emeklileri hedef alan partiler 1 Kasım'da 300 bin yeni seçmeni de göz önünde bulundurarak, gençler ve asgari ücretlilere yoğunlaştı. AK Parti'nin seçim beyannamesine göre, gelecek yıl için öncelikle asgari ücret bin 300 liraya yükselecek. Ayrıca yapılan işin tehlike sınıfına göre, asgari ücrette farklılaştırılma da sağlanacak. Genç işsizliğinin önüne geçmek için "ulusal genç istihdamı strateji belgesi" hazırlanacak. Gençlerin ortaöğretimden yükseköğretime geçişte, eğitim ve kariyer planlamasına yardım edecek "kariyer merkezleri" kurulacak. Kendi işini kurmak isteyen gençlere proje karşılığı 50 bin liraya kadar karşılıksız nakdi destek verilecek. 100 bin liraya kadar da faizsiz kredi imkânı sunulacak. Gençlerin kullanacakları 100 bin lira kredi için Kredi Garanti Fonu aracılığıyla yüzde 85 kefalet imkanı sağlanacak. Yeni iş kuran gençlere üç yıl boyunca gelir vergisi muafiyeti sağlanacak. İlk defa iş bulan her gencin maaşının bir yıl boyunca devlet tarafından karşılanması sağlanacak. Bu dönemde gençlerin iş başında eğitimi de temin edilerek beceri kazanmaları sağlanacak. Üniversite yurtlarının kapasitesi daha da artırılacak. Yükseköğrenimde, müracaat eden tüm öğrencilere barınma imkânı sağlanacak. Lise veya üniversite mezunu gençlerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) giderlerinin 2 yıl süreyle gelir testi yapmaksızın ve prim alınmaksızın devlet tarafından karşılanması sağlanacak. Gençlere ücretsiz internet erişimi imkânı getirilecek. Gençlerde evliliğin teşvik edilmesi amacıyla çeyiz hesabı geliştirilecek. Annelere "doğum hediyesi" programı kapsamında; ilk çocuk için 300 lira, ikinci çocuk için 400 lira, 3 ve üzerinde çocuklar için 600 lira ödeme yapılacak.
Türkiye

Sükût İkrardan Gelir* Artışı
Eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara milletvekili adayı Ali Babacan, asgari ücreti 1300 TL'ye çıkarma kararını, iş dünyasının muhalefetin yüksek asgari ücret vaatleri karşısında bir tepki göstermemesi üzerine aldıklarını söyledi. Babacan, BloombergHT televizyonunda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Muhalefetin 7 Haziran seçiminde asgari ücretle ilgili vaatleri konusunda iş dünyasında sessizliğin hâkim olduğunu kaydeden Babacan, "Bunun üzerine biz de araştırdık. Kendi içimizde yaptığımız değerlendirmelerle böyle bir asgari ücretin etkisinin sınırlı olacağını, yönetilebilir olabileceğini gördük" dedi. AK Parti, asgari ücretin 1300 TL'ye çıkarılması ve emekliye aylık 100 TL maaş artışı taahhüdünde bulundu. Asgari ücret konusunda CHP 1500 TL, MHP 1400 TL ve HDP 2000 TL vaat ediyor. AK Parti'nin hem asgari ücrette, hem de emekli maaşında vaatte bulunduğuna değinilerek, "Kaynak konusunda bir gelişme mi oldu?" sorusu üzerine Babacan, "Asgari ücret artışının kamuya doğrudan bir maliyeti yok. Asgari ücret daha çok özel sektörümüzün üretim maliyetiyle ve Türkiye'nin rekabet gücüyle ilgili bir konu" diyerek, şöyle devam etti: "Kendi içimizde yaptığımız değerlendirmelerle bir yandan özel sektörün rekabet gücünü korurken, bir yandan Türkiye'nin sahadaki gerçeklerine, fiili uygulanan ücretlere bakıp, böyle bir asgari ücretin ekonomimiz üzerinde, Türkiye'nin rekabet gücü üzerindeki etkisinin sınırlı olacağı kanaatine vardık. Hiç etkisi olmaz demek zor açıkçası, bir etkisi olur ama bu etkinin sınırlı olacağını ve yönetilebilir olduğu kanaatine vardık." Bunun etkilerinin sorulması üzerine de Babacan, maliyet kaynaklı enflasyon etkisi olabileceğini ancak burada belli eşikler olduğunu, o eşiklere kadar bunun tolere edilebileceğini söyledi. 1 Kasım seçim vaatlerinde bir aşırılık bulunmadığını ve vaatlerin ekonomik dengelere zarar vermeyeceğini belirten Babacan, şunları söyledi: "Gelecek sene bütçede harcamalar 550 milyar TL civarında olabilir, paketin maliyeti 20 milyar TL olduğu için kaynak sorunu olmaz. Vaatlerimiz rahatlıkla yönetilebilir ve ekonomik dengelere zarar vermeyecek boyutta, aşırılık yok."
Milliyet

Dijital Veriler Para Gibi Kıymetli
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Veri dijital ekonomide adeta para kadar kıymetli. 'Paran kadar konuş diye bir söz' vardı, artık 'verin kadar konuş' diyorlar" dedi. B20 Dijital Ekonomi Konferansı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin'in katılımıyla Swissotel'de başladı. Veri kullanımında güven olmazsa dijital ekonominin işlemeyeceğini belirten Hisarcıklıoğlu, "Dünyada dijital ekonominin gelişimi, kişisel verilen korunmasına ilişkin karşılıklı güven ortamının tesisiyle olur. Bu vesileyle ülkemizde de Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun'un bir an önce yasalaşmasını bekliyoruz" diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, 2005'te 1 milyar olan internet kullanıcı sayısının şu anda 3 milyarı aştığını hatırlatarak, 5 yıldan kısa bir sürede bu rakamın 4 milyara çıkacağını ancak halihazırda internete dünya nüfusunun yarıdan çoğunun hiç erişiminin olmadığını aktardı. İnternete erişim oranının Afrika'da yüzde 13, en az gelişmiş ülkelerde ise yıl sonu itibarıyla yüzde 10'un altında kalacağını dile getiren Hisarcıklıoğlu, büyük bir çoğunluğun sohbet etmek için kullandığı internet üzerinden iş yapmanın yeni beceriler edinmeyi gerektirdiğini, internetin bir yandan yeni fırsatlar getirirken bir yandan da dünyada yeni uçurumlar oluşturduğunu anlattı. İnternetin, girişimciliğin önünü açtığını aktaran Hisarcıklıoğlu, bu nedenle internetin yönetişiminde kamu, özel sektör, sivil toplum ve kullanıcıların beraber rol almasının önemine işaret etti. Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak internetle alakalı kurallarla ilgili beklentilerini ise şöyle sıraladı: "Kurallar interneti kısıtlayan değil, internetin önünü açan bir rol üstlenmeli, hızlı, teknolojik gelişime ayak uydurabilecek şekilde sade ve esnek olmalı, özel sektörün görüşü alınarak konmalı, girişimcilere işini nasıl yapacağını dayatmamalı, sadece bir genel çerçeve çizmeli, kuralların devletler arasında uyumlu olmasına özen gösterilmelidir."
Milliyet

Hava İhlalinden Sonra Gaz Kaçağı
Gazprom CEO'su Aleksey Miller, Türk Akımı'nın kapasitesini yarı yarıya indirme kararı aldıklarını açıkladı. Miller, Rus gazını Baltık Denizi'nin altından Avrupa'ya taşıyacak olan 'Kuzey Akım 2' projesinin kapasitesini dikkate alarak böyle bir karara varıldığını belirtti. Karadeniz'in altından geçecek Türk Akımı, ilk başta belirlenen yıllık 63 milyar metreküp kapasite planına göre her biri 15.75 milyar metreküp kapasiteli dört hattan oluşacaktı. Hattın gaz kapasitesinin 47 milyar metreküpü Avrupa'ya, geri kalanı ise Türkiye'ye verilecekti. Gazprom'un kararının ardından bu dağılım da değişecek. Türkiye ve Rusya, Kuzey Akım 2 projesine bağlı olarak kapasitesi yarıya indirilen Türk Akımı için Rusya henüz bir anlaşma imzalanamazken, Gazprom geçen ay AB ülkeleri ile Kuzey Akım 2 projesinin inşasına başlanması için anlaşma imzalamıştı. 2019 yılında faaliyete geçmesi hedeflenen bu proje çerçevesinde, toplam 55 milyar metreküp kapasiteli iki yeni boru hattı inşa edilecek. Böylece Kuzey Akım doğal gaz boru hattının kapasitesi iki katına çıkarılacak.
Vatan

Biz Balık Satarken Buldozer Gibi Ezildik
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi ziyarette bulunduğu Japonya ile ticaretimiz geriye gidiyor. 4.9 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü ile dünyanın üçüncü en büyük ekonomisi Japonya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi geçen yıl itibarıyla 3 milyar 575 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu miktar, 2011 yılında 4.5 milyar dolar seviyesindeydi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Japonya İş Konseyi Başkanı Mehmet Nurettin Pekarun, hedef ülke olarak belirlenen Japonya pazarında Türk firmalarının daha etkili olabilmesi için ürün ve üretim kalitesinin Japon standartlarına uygun hale getirilmesinin önem taşıdığını söyledi. İki ülke arasındaki ticari ilişkilere bakıldığında Japonya'ya balık, makarna, tütün ve dokuma ürünleri ihraç edildiğini ifade eden Pekarun, Japonya'dan buldozerler, greyderler, toprak tesviye makinaları, mekanik küreyiciler, ekskavatörler, karayolu taşıtları için aksam parça ve aksesuarları, baskı yapmaya mahsus makinalar, binek otomobiller ve diğer motorlu taşıtlar ithal edildiğini belirtti. Japonya ile ticaretin, yıllar itibarıyla sürekli Türkiye aleyhine açık vermeye devam ettiğine dikkati çeken Pekarun, "Ticari ilişkiler ağırlıklı olarak Japonya'dan yapılan ithalatla yönlendiriliyor"
Vatan

Yerli Otomobilin Perdesi Bakanlar Kurulu'nda Açılacak
Türkiye'nin en büyük projelerinden biri olması nedeniyle yerli otomobilin ilk sunumu Bakanlar Kurulu'na yapılacak. Bilim, Sanayi ve teknoloji Bakanı Fikri Işık, elektrikli yerli otomobille ilgili çalışmaları bu hafta Bakanlar Kurulu'na sunmayı arzu ettiklerini belirterek, "yerli otomobilde lansman konusunda Bakanlar Kurulu sunumundan sonra Sayın Başbakanımızın talimatını alacağız" dedi. Bakan Işık, Bilkent Otel'de düzenlenen 5'inci Ulusal Verimlilik Kongresi'nin açılışının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Elektrikli yerli otomobilin prototipinin ne zaman tanıtılacağı sorusu üzerine Bakan Işık, elektrikli yerli otomobilde 3 adet prototip üretildiğini, bunlar üzerinde geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini açıkladı. Projenin programa uygun devam ettiğini dile getiren Bakan Işık "Bir aksilik olmazsa bu hafta Bakanlar Kurulu'na sunmayı arzu ediyoruz. yerli otomobilde lansman konusunda Bakanlar Kurulu sunumundan sonra Sayın Başbakanımızın talimatını alacağız. Bu yıl içinde prototipler üzerindeki geliştirme çalışmalarını sürdüreceğiz. 2016'da filo üretimini yapıp, tüm araziyi, ilkim ve mevsim şartlarında testleri yapacağız. 2020'den önce de seri üretime geçmeyi hedefliyoruz. yerli otomobille ilgili çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor" diye konuştu.
Star

DÜNYA

Dostunuzu Kaybedersiniz..
Brüksel'deki temasları çerçevesinde dün Belçika Başbakanı Charles Michel ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşme sonrasında yapılan basın açıklamasında şunları söyledi: "Nitekim dün bu konuyla ilgili evvelsi gün de ne yazık ki arzu etmediğimiz bazı adımlar atılma durumundadır ve bunu kabullenmek özellikle Türkiye'ye yakışmayacağı gibi NATO'nun da kendi prensiplerinin tamamen dışındadır ve dolayısıyla da buna karşı tavrını NATO almıştır, bundan sonra da alacağına kesinlikle inanıyorum. Çünkü Türkiye'ye yapılan saldırı, NATO'ya yapılmış bir saldırıdır. Bu konuyla ilgili olarak Rusya ile olan ilişkilerimiz malumdur; ama Rusya, Türkiye gibi eğer bu konuda birçok işbirliği yapmış olduğu dostunu da kaybederse çok şeyi kaybeder, bunu da bilmesi lazım." Suriye'deki kriz, savaşın sona erdirilmesi ve Esad rejiminin gitmesi konusunda farklı hassasiyetler olduğunu kaydeden Erdoğan şöyle konuştu: "350 bin insanın ölümüne neden olan, bir devlet terörü estiren bir kişi şu anda Suriye'nin başındadır, ama bunu korumaya çalışanlar var. İran bunlardan bir tanesidir. Rusya bunlardan bir tanesidir. Bunu korumaya çalışanlar, işte şu anda Rusya'nın Suriye'de yaptığı ve orada kendine ait bir üs hazırlama gayreti ve bunun yanında bizim sınırlarımızı ihlal etme olayı. Bu, NATO'nun da dün (önceki gün) biliyorsunuz bu konuyla ilgili sert bir ültimatomuyla karşılık bulmuştur. Buna tabii bizim sabretmemiz mümkün değil." Terörle mücadele konusuna da değinen Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı: "DAİŞ terör örgütüyle bunun yanında PKK, DHKP-C, bütün bu terör örgütleriyle bir ortak mücadele platformunun oluşması lazım. 'Benim teröristim iyi, seninki kötü' anlayışı olmaz. El Nusra terör örgütü, ne deniyor, 'DAİŞ'e karşı o da savaşıyor'. DAİŞ ile savaşıyor diye El Nusra iyi oluyor mu? Ama PYD ve PKK, DAİŞ ile savaşıyor diye onu dost olarak ilan edenler var. Böyle bir yanlışlık olamaz."
Hürriyet

'Yanlış Anlaşılmaları Gidermeye Hazırız'
Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anatoliy Antonov, Suriye konusunda oluşabilecek yanlış anlamaları önlemek için Türkiye Savunma Bakanlığı ile görüşmeye hazır olduklarını açıkladı. Antonov, "Rusya Genelkurmay Başkanlığı, isteyen her devletle, öncelikle de Türkiye ile Suriye konusunda çalışma grubu oluşturulmasına hazırdır. Türkiye Savunma Bakanlığı yetkililerini Moskova'da ağırlamaktan memnuniyet duyacağız" dedi. Antonov, Türk tarafıyla böyle bir görüşme yapılması halinde, Rusya'nın Suriye'de yürüttüğü hava operasyonu sırasında oluşabilecek yanlış anlamaları engellemek için tüm teknik konuların tartışılabileceğini belirtti. Brüksel'de soruları yanıtlayan Rusya'nın NATO Daimi Temsilcisi Aleksandr Gruşko ise, "Türkiye'nin hava sahasının ihlal edilmesinin, NATO'nun da Rusya hava kuvvetlerinin Suriye'deki hava operasyonlarının amacını çarpıtmak için Batı'da başlatılan enformasyon kampanyasının bir parçası hâline getirilmek için kullanıldığı izlenimini veriyor" ifadelerini kullandı. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral İgor Konaşenkov, "3 Ekim Cumartesi günü planlı uçuşunu tamamlayan Rus savaş uçağı Su-30'un Hmeimim hava üssüne dönmek için dağlık ve ormanlık alan üzerinde manevra yaparken kötü hava koşullarından dolayı birkaç saniye için Hatay'ın Yayladağı ilçesinde Türk hava sahasına girdiğini" belirtmişti. Rusya Dışişleri Bakanlığı, ikinci ihlali ise araştırdıklarını açıklamıştı. Suriye hava sahasında faaliyet gösteren güçlerin karşı karşıya gelmemeleri için yapılan görüşmeler ise sürüyor. Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Antonov, Rusya ile ABD'nin IŞİD'e karşı düzenlenen hava operasyonlarında işbirliği yapılmasına ilişkin bir belge hazırladığını belirterek, "ABD'nin bize ilettiği belge üzerinde çalışıyoruz. Rus Genelkurmay Başkanlığı belgeyi prensipte destekledi, içeriği üzerinde çalışma yürütüyoruz" dedi. Rus Genelkurmay Başkan Yardımcısı Nikolay Bogdanovskiy de dün İsrail'e ziyarette bulundu. Bogdanovskiy'nin İsrail Genelkurmay Başkan Yardımcısı Yair Golan ile Suriye topraklarında iki ülke güçleri arasında çıkabilecek şiddet olaylarının önlenmesinin yollarını görüştüğü belirtildi.
Milliyet

Nato: Rusya'nın İhlali Kasıtlıydı
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya'yı kasıtlı bir şekilde Türk hava sahasını ihlal etmekle suçladı. Stoltenberg, "Motivasyonları hakkında spekülasyon yapmak istemem ama bu biz kaza gibi görünmüyor. Bu ciddi bir ihlal. Bu (sınır) ihlali, Avrupa'da daha önce gördüğümüz hava sahası ihlalleri ile karşılaştırıldığında uzun sürdü" dedi. Genel Sekreter, Rusya'nın ihlalin ardından bunun bir hata olduğu yönündeki açıklamasından şüphe duyduğunu söyledi. Stoltenberg, Türkiye'nin Rusya'dan henüz gerçek bir açıklama almadığını vurguladı. Rusya'nın Suriye'de kara birlikleri nin de bulunduğunu vurgulayan Stoltenberg, "Rusya'nın Suriye'de askeri inşasını gördük. Bunlar hava savunma, hava kuvvetleri ve aynı zamanda sahip oldukları hava üssü ile bağlantıda olan kara birlikleri" dedi. ABD Savunma Bakanı Ash Carter ise Rusya'yı kınayarak, hava sahası ihlalini "ciddi anlamda sorumsuz ve profesyonel olmayan bir hareket" olarak niteledi.
Milliyet

Hem Havadan Hem Karadan Yeni Taciz!
Suriye Hava Savunma Sistemleri ağırlıklı olarak İsrail sınırı ve Akdeniz bölgesinde konuşlandırılmıştı. Türkiye ile yaşanılan kriz sonrasında ağırlıklı olarak Akdeniz bölgesinde konuşlu füze sistemleri Türkiye sınırına kaydırıldı. Hava savunma sistemlerinin özellikle Akdeniz kıyılarında, Tartus'dan Lazkiye ve Türkiye'ye kadar uzanan şeritte beş S-75, on iki S-125 (SA-3) ve iki uzun menzilli S-200 rampası ile iki adet erken uyarı üssü bulunuyor. Mobil araç üzerine konuşlu bulunan SA-8 (9K33 Osa), SA-17 (9K37 Buk M1) ve SA-22 (Pantsir S-1) gibi füze sistemleri de Türkiye sınırına yakın bölgelere konuşlanmış durumda.
Vatan

Ard Merkel'i Çarşafa Soktu
Alman Devlet Televizyonu birinci kanalı ARD, Başbakan Angela Merkel'i kara çarşafa soktu. Merkel'in mülteci krizindeki tutumunu eleştirmek amacıyla, Şansölye'ye fotomontajla kara çarşaf giydiren ARD, mülteci akınına uğrayan Almanya'nın gelecekte kendi değerlerini kaybedeceğine vurgu yaptı. 'Bericht aus Berlin' adlı programda mülteci krizini irdeleyen moderatör Rainald Becker, arka fonda kara çarşaflı Merkel ile Alman Parlamentosu'nu minare ve hilallerle gösteren bir grafik eşliğinde, "Gerçekten başaracak mıyız, yoksa baş edemeyecek miyiz? Başarırsak bizim değerlerimiz ne olacak? Mülteciler kadın hakları, eşitlik, düşünce özgürlüğü ve basın özgürlüğü konusunda sıkıntı yaşarsa nasıl davranacağız? Bu sorular toplumda korku yaratıyor" ifadelerini kullandı. ARD'nin fotomontajı, sosyal medyada tartışma başlattı. Kimi kullanıcılar, "Toplumda korkuyu asıl böyle haberler arttırıyor" görüşünü savunurken, çarşaflı Merkel görselinin 'göçmen karşıtı PEGIDA hareketinin fotoğrafa dönüştürülmüş hali' olduğu yorumları yapıldı. ARD yönetimi ise, amaçlarının, polarize ederek bilinçlendirmek ve batılı değerlere vurgu yapmak olduğuna dikkat çekti.
Vatan

İsrail'den Zulmü Genişletme Kararı
Batı Şeria'nın farklı yerlerinde Filistinli gençler ile İsrail askerleri arasındaki çatışmalar devam ederken acil olarak toplanan güvenlik kabinesi, Filistinlilere yönelik bazı uygulamalarda yeni düzenlemeler yapılmasına karar verdi. Yeni düzenlemeler kapsamında "Batı Şeria ve Kudüs'te çeşitli gerekçelerle evlerin yıkılmasında acele etme, idari tutukluluğun kapsamını genişletme, Batı Şeria ve Kudüs'teki güvenlik önlemlerini artırma, Eski Şehir ve Harem-i Şerif'ten uzaklaştırma" gibi uygulamaların yer aldığı ifade edildi. Bu arada İsrail güçleri, geçen yıl İsraillilere yönelik saldırıları nedeniyle öldürülen 3 Filistinliden 2'sinin evlerini yıktı, birinin evini ise betonla doldurarak kullanılamaz hale getirdi.
Star

POLİTİKA

'Takım Tutar Gibi Parti Tutmayalım'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçmenin futbol takımı tutar gibi parti tutmaktan vazgeçmesini ve düşünerek sandığa gitmesini istedi. Kılıçdaroğlu, ülkenin sorunlarını CHP dışında hiçbir partinin çözemeyeceğini savundu. Kılıçdaroğlu, dün Tokat'ta planlanan mitingini aynı zamanda eski CHP Gençlik Kolları üyesi olan şehit Uzman Çavuş Ufku Demirel'in cenaze töreni nedeniyle iptal etti ve Turhal'daki cenaze törene katıldı. Kılıçdaroğlu, daha sonra Amasya mitinginde şu mesajları verdi: 7 Haziran'da millet sandığa gitti, milli irade tecelli etti. Vatandaş, diktatörlüğe izin vermedi. İradenize saygı gösteren tek parti CHP'dir. Bütün samimiyetimizle koalisyon masasına oturduk, 3 aylık seçim önerdiler, yokuz dedik. Davutoğlu, kuramadı, Anayasa'ya, teamüllere göre hükümeti kurma görevinin bize verilmesi lazımdı. Sandılar ki, biz onlar gibi meydan meydan dolaşıp mağdur edebiyatı yapacağız. Biz yetkimizi saraydan değil, halktan alacağız. Sizden yetki istiyorum. Bu seçimler normal seçimler değil, ya demokrasiyi, özgürlüğü isteyeceğiz, ya dikta yönetimini isteyeceğiz. Bu seçimlerde ya gencecik çocuklarımız şehit olacaklar, ya da Türkiye'de terör bitecek, barış ve huzur gelecek. 13 yıldır iktidardalar. Ne zaman sıkışsalar, 'bizi kandırdılar' dediler. 7 Haziran'da seçim oldu, meydan meydan dolaştılar, 400 vekil çıkmayınca bu toplumun önüne acıyı, kanı, gözyaşını şantaj olarak koydular. Düşünerek sandığa gidin, davulla zurnayla değil, 'Efendim, o bizim partimiz, bir daha oy vereceğiz' demeyin. Futbol takımı gibi parti tutmaktan vazgeçelim. Hangi parti, ülkenin çıkarlarını savunuyorsa, vatandaşın soyulmasını engelliyorsa, oyunuzu verin. Sizden bunu istiyorum. Yeter diyin artık, yeter. Türkiye'nin sorunlarını ancak ve ancak CHP çözer. Çünkü CHP kurucu partidir. CHP, dışında hiçbir parti çözemez. CHP, avukatlık bürolarında kurulan bir parti değil, savaş meydanlarından gelip bu ülkeye hizmet eden bir partidir. Birisinin sevdası, 'ülke batsın, ben başkan olayım.' Ülke batmayacak sen de olmayacaksın kardeşim. İktidar partisi sadece ceplerini doldurdu, köşeyi döndü. İkinci parti, herşeye hayır dedi. Hayır diyorsan niye seçime giriyorsun kardeşim, girme, diğer parti denklem dışı zaten. 1 Kasım'da sandığa gideceğiz. Eski alışkanlıklarınızı Allah aşkına bir tarafa bırakın, illa ben bu partiye oy verdim, arkasından gideceğim diye bir hatanın içine girmeyin. 7 Haziran öncesi asgari ücreti bin 500 TL yapacağız, taşerona son vereceğiz, aile sigortasını getireceğiz dedik. Bize itiraz ettiler, parayı, kaynağı nereden bulacaksın dediler. Şimdi bizim söylediklerimizi biraz utanarak beyannamelerine koymuşlar. Bizi örnek aldılar. Daha çok örnek alacaksınız. Bütün umudum kadınlarda. Erkekler hava güzelse, 'okey oynayacağız' diye kaçabilir, izin vermeyin, alın eşinizi sandığa götürün, oylarını kullansınlar. Anneler size iki sözüm var: Çocuklarınız tam gün okula gidecek, öğle yemeklerini öğretmenleriyle beraber ücret vermeden yiyecekler. Taşımalı sisteme son vereceğiz, nerede çocuk varsa öğretmen orada olacak. Öğretmen ile öğrenciyi Ferhat ile Şirin'in buluştuğu gibi buluşturacağım.
Milliyet

Nato'ya Yapılmış Bir Saldırıdır
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, devlet ziyareti için bulunduğu Brüksel'deki temaslarının ikinci gününde, Belçika Başbakanı Charles Michel ile bir araya geldi. Erdoğan, Belçika Başbakanı Charles Michel ile görüşmelerinin ardından düzenlenen basın toplantısında, Osmanlı ve Belçika devletleri arasında 1838'de başlatılan resmi ilişkiler kapsamında ilk devlet ziyaretini gerçekleştirdiğini belirtti. Türkiye'nin Suriye ile 911 kilometre, Irak ile de 350 kilometre sınırı bulunduğunu, Türkiye'de 300 bini Irak'tan, 2.2 milyonu Suriye'den gelen 2.5 milyon sığınmacı olduğunu anlatan Erdoğan, Müslüman, Ezidi, Hristiyan ayrımı yapmaksızın tüm sığınmacıların Türkiye'de misafir edildiğini belirtti. Sığınmacıların Türkiye'nin tüm illerine de dağıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bunun sosyolojik yıkımları, psikolojik travmaları oluyor. Bütün bunları da karşılamak durumdasınız" dedi. Erdoğan, 5 yıldan beri devam eden süreci tüm dünyaya anlatmaya çalıştıklarını, ancak Aylan Kurdi'nin kıyıya vuran cansız bedeninin fotoğrafıyla dünyanın bu konuya yaklaştığını dile getirdi. Sahil Güvenlik Komutanlığı kuvvetlerinin bu yıl Akdeniz ve Ege'den 60 bin kişiyi kurtardığına dikkat çeken Erdoğan, "Sadece sınırlarımızdan geleni değil bir de denizde ölüme mahkum edilenleri de topluyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Görüşmelerde Suriye krizinin de ele alındığını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye krizi, savaşın sona ermesi, Esed'in artık burayı bırakıp gitmesi noktasında hassasiyeti olanlar var, olmayanlar var. 350 bin insanın ölümüne neden olan, bir devlet terörü estiren bir kişi şu anda Suriye'nin başındadır ama bunu korumaya çalışanlar var. İran bunlardan bir tanesidir. Rusya bunlardan bir tanesidir. Bunu korumaya çalışanlar, işte şu anda Rusya'nın Suriye'de yaptığı ve orada kendine ait bir üs hazırlama gayreti ve bunun yanında bizim sınırlarımızı ihlal etme olayı. NATO'nun da dün biliyorsunuz bu konuyla ilgili sert bir ültimatomuyla karşılık bulmuştur. Buna sabretmemiz mümkün değil." "Dün bu konuyla ilgili, evvelsi gün de ne yazık ki arzu etmediğimiz bazı adımlar atılma durumundadır" diyen Erdoğan "Bunu kabullenmek özellikle Türkiye'ye yakışmayacağı gibi NATO'nun da kendi prensiplerinin tamamen dışındadır ve dolayısıyla da buna karşı tavrını NATO almıştır ve bundan sonra da alacağına kesinlikle inanıyorum çünkü Türkiye'ye yapılan saldırı NATO'ya yapılmış bir saldırıdır, bunun bilinmesi lazım. Bu konuyla ilgili olarak Rusya ile olan ilişkilerimiz malumdur ama Rusya, Türkiye gibi eğer bu konuda bir çok işbirliğini yapmış olduğu dostunu da kaybederse çok şeyi kaybeder, bunu da bilmesi lazım" ifadelerini kullandı. Erdoğan, Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği'nin yenilenen Kançılarya binasının açılışını yaptı. Erdoğan, gerek büyükelçilik binasının gerekse başkonsolosluğun restorasyonuyla ilgili çalışmanın iki yılda bittiğini belirterek, artık buradaki hizmetlerin huzurlu ve rahat bir şekilde verilebileceğini söyledi. Öte yandan RTBF (Belçika Radyo Televizyon) internet sitesi, Erdoğan'ın korumaları ile Belçikalı yakın koruma polisleri arasında iki defa gerginlik yaşandığını ileri sürdü.
Milliyet

'Bizi Koalisyona Mecbur Bırakmayın'
Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Erzurum İstasyon Meydanı'nında düzenlediği mitingde vatandaşlara hitap etti. 7 Haziran seçimlerinin ardından muhalefetin sorumluluk almaktan kaçındığını savunarak "Bizi koalisyona mecbur etmeyin" mesajı veren Davutoğlu, asgari ücret tartışmaları ile ilgili muhalefetin "13 yılda niye yapmadın" eleştirilerine "Asgari ücreti 184 liradan bin liraya çıkaran biziz" yanıtını verdi. Davutoğlu özetle şunları söyledi: "Erzurum her zaman dik durmuştur. Bizi 13 yıl desteklediniz, bilin ki 13 yılın kazanımlarının gitmesine asla izin vermeyeceğiz. 7 Haziran'dan sonra 4 siyaset çıktı. Bir AK Parti'nin birlik siyaseti. İkincisi CHP'nin izlediği blok siyaseti. Üçü Bahçeli'nin izlediği Hayır siyaseti, biliyorum bundan MHP'li kardeşlerim de memnun değil. Biri de HDP'nin izlediği terör siyaseti. Bu zor dönemde terörle mücadele ederken CHP ve MHP ülke yönetimine katkı vermedi. 7 Haziran'dan sonra sorumluluğu almaktan kaçındılar ve seçim süreci başladı. 7 Haziran'dan sonra puslu havayı seven çakallar gibi terör örgütleri meydana çıktı. Hadlerini bildirdik. Bundan sonra da bu ülkeye kast eden kim olursa olsun gerekli her türlü tedbiri alacağız. Milletimiz 7 Haziran'dan bu yana yegane umudun AK parti olduğunu gördü. Minderden kaçanları, elini taşın altına koymayanları gördü. Milletin terazisi şaşmaz. Bizi koalisyona mecbur bırakmayın."
Vatan


SPOR

Galatasaray Futbol Takımı sahada başarı için ter dökerken, Dursun Özbek başkanlığındaki yönetim ise masa başında UEFA ile Finansal Fair Play kriterlerine uyum sağlamak için savaş veriyor. UEFA ile yapılan son toplantının ardından sarı-Kırmızılılar'ın transfer politikasındaki tutumlu tavrını koruması gerektiği ortaya çıktı. Cim-Bom, geçtiğimiz transfer sezonunda Amrabat ve Melo'yu satıp, Telles, Bruma ve Dzemaili gibi isimleri kiralık verip toplamda 45 kişilik kadrosunu 24'e indirmesine karşın UEFA'nın zarar opsiyonundaki ceza sınırlaması seviyesine inebilmiş değil. Çünkü Ünal Aysal döneminde 3 yılda yapılan toplam 90 milyon Euro zarar ancak 70 milyon Euro'ya indirilmiş durumda. UEFA ise bu rakamın 30 milyon Euro olması konusunda ısrarlı. UEFA yaptırımı ile karşılaşmamak için mali tablodaki olumlu gelişmeyi aktaran ve 1 yıl ek süre isteyen Galatasaray yönetimi, devre arasında maliyetli transfer yapmayı düşünmüyor. FIFA'nın lisans vermediği Kevin Grosskreutz'u 2. yarıda yeni transfer olarak gösterecek yönetim, bonservis bedeli ödemeyeceği oyunculara yönelecek. Galatasaray'ın gelecek sezon transfer yapması ise ancak satış opsiyonlu kiralanan Bruma ve Telles'in satılması durumunda elde edilecek gelirle mümkün olabilecek.
Star

Kanarya'da beklediği ortamı bulamayan Robin Van Persie'den ayrılık sinyalleri. Formasını Fernandao'ya kaptıran ve Teknik Direktör Pereira'ya tepkisini açıkça gösteren Hollandalı yıldız son olarak Akhisar Belediye maçında Brezilyalı futbolcunun attığı gole sevinmemişti. Yaşadığı huzursuzluğu artık her ortamda dile getiren golcü futbolcunun devre arasında Sarı-Lacivertli takımdan ayrılmayı düşündüğü öğrenildi. Sportif Direktör Terraneo ile bir görüşme yapan Van Persie'nin, "Ben buraya oynamaya geldim. Burada sürekli oynarsam, Hollanda Milli Takımı'ndaki yerim garanti olur. Eğer oynamazsam, Milli Takım'daki formamı da kaybedebilirim. Kariyerim ortada. Burada sözleşmemin sonuna kadar hizmet etmek istiyorum. Ancak yedek kalacaksam, bu benim kariyerime zarar verir. O zaman da ayrılmaktan başka çarem kalmaz" diye rest çektiği ifade edildi. Öte yandan Sarı-Lacivertli golcü ile Southampton'ın yakından ilgilendiği ileri sürüldü. İngiliz basınında yer alan haberlere göre Van Persie, daha önce de kendisine teklifte bulunan Southampton'ın teknik direktörlüğünü yapan vatandaşı Ronald Koeman ile sürekli görüşüyor. Devre arasına kadar Fenerbahçe'deki durumu düzelmezse Koeman'a evet diyecek. Van Persie'nin Fenerbahçe ile 3 yıllık sözleşmesi bulunuyor.
Star

Süper Lig'de sezona iyi başlayan Beşiktaş'ın en başarılı oyuncuları arasında yer alan Gökhan Töre'nin performansı, İngiliz, İspanyol ve Almanlar'ın dikkatinden kaçmadı. Premier Lig'den Newcastle United, Aston Villa ve Arsenal, İspanya'dan Valencia, Almanya'dan ise Werder Bremen'in scoutlarının Siyah-Beyazlı futbolcuyu yakın takibe aldıkları ve sezon sonuna kadar da izlemeyi sürdürecekleri öğrenildi. Özellikle Beşiktaş'ın Avrupa kupasında yaptığı maçlarda en az 3-4 scout Gökhan Töre için notlar alırken, ikinci yarıyla birlikte Süper Lig'de oynanacak karşılaşmalar için de izleme ekiplerinin işbaşında olacağı kaydedildi. Gökhan ile özellikle İngiliz kulüplerinin devrede olduğu öğrenilirken bu oyuncunun 2009- 11 yılları arasında Chelsea'nin kadrosunda olması nedeniyle Premier Lig'de bilinen bir oyuncu olduğu ifade ediliyor. Sezon başında İspanyol kulübü Atletico Madrid'in transfer gündemine aldığı Gökhan için şimdi bir başka İspanyol kulübü Valencia'nın ilgilendiği kaydedildi. Almanya doğumlu olan Gökhan Töre'nin gelecek sezon forma giyme ihtimali olan bir diğer lig de Bundesliga. Werder Bremen kulübü sezon sonuna kadar izlediği Gökhan'ı beğenirse ve Beşiktaş'ı ikna edebilirse Beşiktaşlı oyuncu futbola başladığı ülkeye dönebilir.
Star

Trabzonspor'un 2-1 kaybettiği Torku Konyaspor maçının hakemi Süleyman Abay için suç duyurusunda bulunuldu. Avukat sefa Uslu, Trabzonspor'un yediği iki golde de hatalı kararlar verdiği gerekçesiyle Abay hakkında, "Görevi kötüye kullanma, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, 6222 sayılı kanuna muhalefet" suçlamasıyla suç duyurusu yaptı. 2 Ekim'deki maçta Trabzonspor aleyhine ceza sahası dışında yaşanan bir pozisyonda penaltı kararı veren, yenilen ikinci golde de ofsayt pozisyonunu devam ettiren Süleyman Abay, Trabzonspor camiasından çok büyük eleştiriler almıştı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme