21 Ekim 2015 Çarşamba

21.10.2015 Genel Gündem


21.10.2015 Çarşamba
GÜNDEM 

İpek: 271 Işid'li Cezaevinde 
Adalet Bakanı Kenan İpek, Suruç saldırısından sonra 22 Temmuz'dan bu yana PKK, IŞİD, El Kaide, DHKP/C üyesi toplam bin 673 kişinin tutuklandığını yedisi hükümlü 271 IŞİD'linin cezaevinde olduğunu belirtti. Ankara Hakimevi'nde yargı muhabirleriyle bir araya gelen İpek, Türkiye genelinde 361 cezaevinde, 173 bin 87 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu söyledi. İpek, tutuklu ve hükümlülerin, 164 bin 105'inin erkek, 6 bin 307'sinin kadın, 2 bin 287'sinin de suça sürüklenen çocuklardan oluştuğunu aktardı. Tutuklu ve hükümlülerin, 163 bin 391'inin adli, 7 bin 447'sinin terör, 2 bin 249'unun diğer örgütlü suçlar nedeniyle cezaevinde bulunduklarını ifade eden İpek, cezaevlerinde bulunan 25 bin 698 kişinin tutuklu, 147 bin 389'unun da hükümlü olduğunu bildirdi. İpek, Suruç katliamı sonrasında 22 Temmuz'dan bugüne kadar PKK, KCK, YGH, YDG-H örgütüne mensup bin 308, IŞİD ve El Kaide'ye mensup 276, DHKP-C ve diğer sol terör örgütlerine mensup 89 olmak üzere toplam bin 673 kişinin tutuklandığını, bin 463 kişi hakkında da adli kontrol kararı verildiğini açıkladı. 22 Temmuz itibariyle cezaevlerinde terör örgütü DEAŞ'a mensup 6 hükümlü ve 52 tutuklu bulunduğunu belirten İpek, "Bugün itibariyle 264 tutuklu, 7 hükümlü olmak üzere 271 DEAŞ mensubu cezaevlerimizde bulunmaktadır" dedi. İpek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bazı il ve ilçelerde "sözde özerklik ve öz yönetim" açıklayan ve ilan eden belediye başkanları, il ve ilçe başkanlarıyla ilgili de şu an itibarıyla dokuz bölgede, 28 tutuklama, 23 adli kontrol kararı verildiğini bildirdi. İpek, 14 kişi hakkında da yakalama kararı çıkarıldığını ve bu kişilerin arandığını söyledi. Cezaevlerinde terör suçundan bulunan toplam 7 bin 469 hükümlü ve tutuklunun, 5 bin 534'ünün PKK, 366'sının KCK, 292'sinin DHKP-C, 11'inin Devrimci Karargah Örgütü, 51'inin MLKP, 93'ünün TKP-ML TİKKO ve 243'ünün diğer sol örgütlerden olduğuna değinen İpek, 6 bin 590 da sağ örgüt mensubu hükümlü ve tutuklu bulunduğunu bildirdi. İpek, "Bu sağ örgütler içinde 'Paralel Yapı' dediğimiz örgüt de var. Bundan da şu an itibariyle 112 tutuklu var" dedi. İpek, cezaevlerinde toplam 3 bin 365 yabancı bulunduğunu, birinci sırayı bin 140 kişi ile Suriyelilerin oluşturduğunu ifade etti.
Milliyet


Terörle Mücadelede Göreviniz Çok Büyük 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden gelen bazı kanaat önderlerini kabul etti. Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabule 61 kanaat önderi katıldı. Kabulde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, terörün dini, ırkı, milleti ve vatanı olmadığına vurgu yaptığı, teröre karşı birlik, beraberlik ruhunun yükseltilmesi gerektiğine dikkat çektiği ve bu konuda, kanaat önderlerine de büyük görev düştüğünü hatırlattığı ifade edildi. Kabule, Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van'ın da aralarında bulunduğu 16 ilden toplam 61 kanaat önderi katıldı. Konuklarıyla tek tek ilgilenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadele ve bölgenin sorunlarına ilişkin bir konuşma da yaptı. Edinilen bilgiye göre Erdoğan, terörün birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi hedef aldığına dikkat çekti ve kandan beslenenlerin bu süreçte galip gelmesine asla izin verilmeyeceğini yineledi. Erdoğan, terörle mücadelenin milli bir görev olduğuna da vurgu yaptı.
Akşam

Elçi'ye Adli Kontrol Hakan'a Soruşturma 
Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliği'nce hakkında "Terör örgütü propagandası" suçundan yakalama kararı çıkarıldıktan sonra Diyarbakır'da gözaltına alınıp İstanbul'a getirilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, savcılık ifadesinin ardından tutuklanması talebiyle Nöbetçi Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Elçi ifadesinde, programda sarf ettiği sözlerinin arkasında olduğunu belirterek "Sözlerimin doğru olduğuna inanıyorum. Sarf ettiğim sözler suç oluşturmaz" iddiasında bulundu. Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan'ın CNN Türk'te sunduğu "Tarafsız Bölge" programında, "PKK terör örgütü değildir" dediği için hakkında yakalama kararı çıkarılan ve önceki gece Diyarbakır'da gözaltına alınıp İstanbul'a getirilen Elçi, Bakırköy Adalet Sarayı'nda soruşturmayı yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili İdris Kurt'a ifade verdi. Yaklaşık 3 saat ifade veren Elçi, 6 sayfalık ifadesinin ardından tutuklanması istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi. Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliği, Elçi'nin adli kontrol tedbirleri ile yurtdışı çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi. Yayın sırasında Elçi'nin skandal sözlerine müdahale etmeyen Ahmet Hakan da soruşturmaya dahil edildi.
Akşam

Dink İçin 25 Kişilik İddianame! 
Gazeteci Hrant Dink suikastıyla ilgili kamu görevlileri hakkında açılan soruşturmada iddianame aşamasına gelindi. Aralarında dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın da bulunduğu isimlerle ilgili iddianamenin tamamlandığı ancak eksiklikler nedeniyle reddedildiği öğrenildi. Savcı eksikleri tamamlayarak iddianameyi yeniden sunacak. Başsavcılığa onay için gönderilen iddianamede, Cerrah'ın yanı sıra Emniyet istihbarat Daire Başkanı Engin Dinç, Trabzon eski Emniyet Müdürü Reşat Altay, İstanbul eski İstihbarat Şube Müdürleri Ahmet İlhan Güler ve Ali Fuat Yılmazer, İstihbarat eski Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve İstihbarat eski Daire Başkan Yardımcısı Coşkun Çakar'ın da şüpheli olarak yer aldığı öğrenildi. İddianamede 25 şüpheli bulunduğu ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kasten öldürme", "resmi belgede sahtecilik", "görevi kötüye kullanmak" suçlamaları yöneltildiği öğrenildi.
Vatan

EKONOMİ 

Gram Altın 109, 7430-109, 8042                                              
ABD Doları 2, 9002-2, 9012/ Euro 3, 2930-3, 2957/İngiliz Sterlini 4, 4794-4, 4834                              

Göçmenler Koz Olmasın 
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Cansen Başaran Symes, Türkiye- Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde son dönemde göçmen sorunu konusunda öne çıkan işbirliği eğilimine dikkat çekerek, "Türkiye'nin üyelik sürecinde elde etmesi gereken hakları yeni işbirliği koşullarına bağlayan yaklaşımları tutarlı bulmuyoruz. Katılım müzakereleri başlıklarının başka tür işbirliklerinin pazarlık kozu haline gelmesi fazlasıyla yadırgatıcı bir durumdur" dedi. TÜSİAD'ın Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin iş dünyasına yönelik olası sonuçlarını değerlendirdiği raporun tanıtım toplantısında konuşan Cansen Başaran Symes, Türkiye-AB ilişkilerinde Gümrük Birliği anlaşmasının iş dünyası açısından önemli bir dönemeç olduğunu hatırlattı. AB ile Türkiye'nin sadece çıkarlarının değil, değerlerinin ve başa çıkmaya çalıştığı sorunların da ortak olduğunu kaydeden Cansen Başaran Symes, şöyle devam etti: "Bunlarla mücadele edebilmenin en iyi yolu ise, AB'nin tam üyesi olan bir Türkiye'dir. AB'nin dışında, en dış çemberinde veya kıyısında köşesinde duran, gerekli gördüğü zaman işbirliği yapmak zorunda kaldığı, ekonomik bütünleşmeyle yetindiği, demokrasisindeki gerilemelere ve siyasal değerler arasındaki ayrışmaya kısa vadeli ödünler için göz yumduğu bir Türkiye asla değildir. Üyelik sürecinin toplumun bütününe sağlayacağı siyasal ve sosyal kazanımların bir kısmından, ya da bu kazanımları toplumun bir bölümünden (mesela yalnızca iş dünyasına tanınan bir vize kolaylığından) yoksun bırakacak dengesiz bir yaklaşıma sıcak bakmamız mümkün değil. Burada kapsayıcı bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu tip ilişkilerin çoğunu AB zaten Avrupalı olmayan birçok üçüncü ülkeyle de kurmaktadır. Dolayısıyla Türkiye'ye özel bir ayrıcalık değildir." TÜSİAD, Türkiye'nin hem AB'ye üyelik, hem de Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP-Transatlantic Trade and Investment Partnership) müzakerelerinde taraf olma sürecinde önemli bir adım olan Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesini, 'Gümrük Birliği'nde Yeni Dönem ve İş Dünyası' başlıklı bir rapor ile ayrıntılı olarak inceledi. Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği Refah Fonu tarafından finanse edilen rapor, Gümrük Birliği'nin güncelleştirilmesinin iş dünyasını nasıl etkileyeceğini analiz ediyor. Cansen Başaran Symes Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Leigh Turner'ın katıldığı toplantıdaki konuşmasında, Türkiye ekonomisi için en stratejik meselelerden birinin TTIP'e taraf olmak olduğunu vurguladı.
Hürriyet

Şehir İçi Raylı Ulaşıma 13 Milyar Avro Yatırım 
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, şehir içi raylı taşıtların cer ve kontrol sistemlerinin yerli olarak geliştirilmesinin Türkiye'ye büyük mesafe katettireceğini belirterek, bu kapsamda geçen yıl bütçesi TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi iç kaynaklarıyla karşılanan, 1.7 milyon lira kaynaklı Milli Raylı Taşıt Sistemleri Geliştirilmesi Projesi için çalışmalara başlandığını söyledi. Proje kapsamında geliştirilen cer sisteminin, Bursaray Duewag Metro Aracı ve Bozankaya Tramvay aracı üzerinde uygulanmayı planladıklarını belirten Işık, şehir içi raylı toplu ulaşım hedefleri doğrultusunda 2023 yılına kadar 6 bin 500 set tramvay veya metro tipi araç alınması öngörüldüğünü bildirdi. Işık, "Bir araç maliyeti yaklaşık olarak 2 milyon avro olarak alınırsa, şehir içi raylı ulaşım araçları için 2023 yılına kadar yapılacak toplam yatırım tutarını yaklaşık 13 milyar avro olarak hesaplıyoruz" ifadelerini kullandı. Öte yandan Bakan Işık, yerli otomobilin fikri mülkiyet hakları için 40 milyon avro ödendiğini açıkladı.
Türkiye

İstismar Önlenirse Konut Satışı Da İhracat Sayılır 
Son zamanlarda gayrimenkul sektörü temsilcilerinin sıklıkla dile getirdiği "konut satışının ihracattan sayılması" talebi, yeni yaklaşımları da beraberinde getiriyor. Eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara Milletvekili Adayı Ali Babacan, "Seçimlerden sonra bunun ciddi bir şekilde ele alınıp, hızlıca çözülmesinin çok faydalı olacağını düşünüyorum. Yabancılara gayrimenkul satışı, cari işlem hareketi değil doğrudan sermaye girişi kalemi altında değerlendirilir. Böylece istismar önlenerek ihracat sayılabilir" dedi. NTV'de canlı yayına katılan Babacan, şunları söyledi: "Sektör, 'burada mevzuat boşluğu, belirsizlik var, belirsizlikten haksızlıklar oluyor' diyor. Bunun 'Yeter ki bir adını koyalım, ne ödeyeceğimizi bilelim' diye sektörden talep var. Orada her türlü yanlışa açık bir resim görüyoruz. Dolayısıyla bunun adının konması lazım. Aksi halde bu, sadece ekonomide fırsat eşitliği, adaletle ilgili problemleri beraberinde getirmiyor. Aynı zamanda şehirlerimizde çok hızlı görüntü kirliliği, betonlaşma meydana geliyor. Hem hak, hukuk, adalet yerine gelsin, fırsat eşitliği olsun, hem de şehirlerimiz daha düzenli büyüsün."
Türkiye

'ABD'nin Postacısı' Karsan'a Zarf Attı 
Türkiye'nin önemli otomotiv şirketlerinden biri olan Karsan, ABD'de üçüncü kez şansını deneyecek. Daha önce New York belediyesinin açtığı "Geleceğin Taksisi" ihalesine giren ve son anda elenen Karsan, Miami belediyesinin açtığı doğalgazlı otobüs ihalesinde "otobüs tedarikçisi" olarak yer alan Karsan, bu kez de Amerikan Posta İdaresi'nin (USPS) ihalesine girdi. Araç parkı hayli eskiyen ve işletme masrafları artan USPS'in, bu yılın başlarında "gecikmeli olarak" açtığı "yeni nesil dağıtım aracı" ihalesine katılması uygun 15 üreticiye "ön yeterlilik" verilirken, bu üreticiler arasında Karsan da yer aldı. Söz konusu üreticilerin listesi, nisan ayında yayınlanırken, Karsan tarafından dün KAP'a bir açıklama gönderildi. Açıklamada, şirketin ön yeterlilik kazanarak prototip geliştirme amacıyla teklif çağrısı gönderilecek tedarikçiler arasına girdiği hatırlatılırken, USPS'in prototip geliştirmek üzere teklif çağrısını ve nihai şartnameyi Karsan'a gönderdiği belirtildi. 2016 yılının ilk çeyreğine kadar çağrıya cevap verilmesi istendiği belirtilen açıklamada, gelişmelerin daha sonra paylaşılacağı bildirildi. USPS'in "Yeni Nevsil Dağıtım Aracı" (NGDV) ihalesinde ön yeterlilik alan firmalar arasında, dünya devi üreticiler de bulunuyor. Bunlar arasında Ford, Fiat Chrysler (FCA) ve Nissan'ın yanı sıra Amerikan savunma sanayi ihalelerine giren AM General ve Oskosh, Hintli Mahindra, Daimler'in Amerikan ticari araç üreticisi Freightliner gibi üreticiler var. Ayrıca General Motors'un da bu ihaleye ilgi gösterdiği konuşuluyor, ancak GM, listede yer almıyor. Karsan'ın bu ihale için tamamen farklı bir araç üzerinde çalıştığı konuşulurken, New York taksi ihalesi için geliştirdiği, ardından üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü "V1" kod adlı aracın platformunu kullanacağı sanılıyor. Nitekim V1'in benzinli, hibrit ve elektrikli versiyonları üzerinde de çalışılmış, ayrıca Londra için elektrikli prototip hazırlanmıştı. Aracın tamamen farklı bir tasarımla çıkması şaşırtıcı olmayacak. Bunun yanında Karsan'ın, yine kendi geliştirdiği ve Türkiye'de "Jest" minibüslerini ürettiği platformu kullanması da mümkün görünüyor.
Milliyet

'Zorlu' Göreve Vestel Talip 
Geçtiğimiz hafta prototipleri ilk kez paylaşılan yerli otomobil gündem belirlemeye devam ediyor. NEVS firmasının elinde olan Saab platformunun tüm haklarını 40 milyon euroya alındığını açıklayan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilde menzili uzatılmış elektrikli aracın da üretileceğini, geliştirme çalışmaları bitince babayiğitlerle görüşeceklerini açıklamıştı. Son açıklamaysa elektrikli otomobilin motor üretimi için Vestel ile görüşüldüğü oldu. Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu da bakanlık ile Vestel arasında bir çalışmanın olduğunu doğrulayarak, "Sayın Bakan üretimi bizim yapabileceğimizi söyledi ve çalışmamızı istedi. Ekiplerimizin çalışması sürüyor" dedi. "Sonuçta bisiklet üretmiyoruz, gelişmiş bir elektrikli motordan bahsediyoruz. Bu uzun soluklu bir çalışma" diyen Zorlu, yaptığı açıklamada da "Böyle bir çalışma var ama henüz Ar-Ge çalışması aşamasında. Bu daha bir başlangıç" ifadelerini kullandı.
Akşam
 
Barış Tamam, Şimdi Sıra 500 Milyon Dolar Yatırımda 
İstanbul Dünya Ticaret Merkezi A.Ş. (İDTM), Türkiye'nin en büyük fuar alanı yatırımını hayata geçiriyor. Projeyi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mimar Kadir Topbaş ve İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar tanıttı. 500 milyon dolarlık yatırımla toplam 700 bin metrekarelik alan büyüklüğüyle Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ise en büyük 10 fuar merkezinden biri gerçekleştirilecek. Dev yatırımın 300 bin metrekareyi aşan kısmı fuar alanlarına ayrılacak. 365 gün hayatın devam edeceği 35 bin metrekarelik alanda ise alışveriş merkezi, restoran ve kafelerin yer alacağı bir yaşam merkezi bulunacak. Yeşil bina standartlarında inşa edilecek ve Leed Sertifikası sahibi olacak yatırım, iki ayrı etapta gerçekleşecek. Birinci etap inşaatın 2017 yılının Eylül ayında bitirilmesini planlanıyor. İlk etapta ofis veya otel şeklinde ticaret ve turizm alanı oluşturulacak. Fuar alanlarını kapsayacak ikinci etabın inşaatına ise 2018 yılının ilk aylarında başlanacak ve 2019 yılı sonlarında tamamlanacak. İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar, İstanbul'un Türkiye'nin toplam dış ticaret hacminin yarısından fazlasını tek başına gerçekleştirdiğini, çalışan her beş kişiden birinin ekmeğini bu şehirde kazandığını söyledi. Devletin kasasına giren her 100 liralık verginin 44 lirasını İstanbul'un verdiğine işaret eden İbrahim Çağlar, sözlerine şöyle devam etti: "300 bin metrekarelik yeni fuar alanını iki etap halinde inşa ediyoruz. Bunun içerisinde alışveriş alanları ile ticaret ve turizm kompleksleri de olacak. Bu yatırımın karşılığı 500 milyon dolar. İstanbul'u dünya fuarcılığının başkenti yapmak için yola çıktık. Bu konuda ilk çiviyi 2016 yılının ilk aylarında çakacağız."
Vatan

KOBİ'lere Uygun Faizli Masrafsız Kredi 
Vakıfbank, KOSGEB veri tabanına kayıtlı, güncel KOBİ beyannamesi onaylı işletmelerin finansal ihtiyaçlarını ve bankacılık hizmetlerini daha kolay ve uygun koşullarla karşılayacakları bir dönem başlattı. Türkiye'nin dört bir yanında KOBİ'lerin geliştirilmesi ve desteklenmesi için çalışmalar yürüten KOSGEB ile hayata geçirilen işbirliği programının imza töreni, KOSGEB Başkanı Recep Biçer ve Vakıfbank Genel Müdürü Halil Aydoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi. İşbirliği programı kapsamında KOBİ'ler 60 aya varan vadelerde, uygun faiz oranlarıyla masrafsız kredi kullanabilecek. İmza töreninde konuşan Vakıfbank Genel Müdürü Halil Aydoğan, şunları söyledi: "Türkiye'nin küresel rekabette güçlenmesi ve öne çıkması için en temel gerekliliklerden biri, istikrarlı ve yenilikçi yatırımların hayata geçirilmesidir. Bu da, finans sektörü ile reel sektörün ortak akılda buluşmasını gerektirir. Bugün KOSGEB'le imzaladığımız protokolle, binlerce KOBİ'mize özel fırsatlar sunacak olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Son derece kapsamlı bir iş birliği programı oluşturduk KOBİ'lerimize uygun koşullarla kredi vermenin yanı sıra işletmelerin toplam maliyetlerini azaltmalarına katkıda bulunmak üzere bankacılık ürün ve hizmetlerimizde uygun koşullar sağladık ve teknolojik desteklerimizi bu pakete ekledik." KOSGEB Başkanı Recep Biçer de "Yapılan bu protokol sayesinde işletmeler, uygun faiz oranı ve masrafsız kredi kullanmanın yanında KOSGEB veri tabanına kayıt yaptırarak KOSGEB'in diğer faaliyetlerinden de yararlanma imkanı bulacaklardır" dedi.
Star

SİYASET/POLİTİKA

Hem Terör Hem Beyaz Toros Dolaşır 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün Van'da düzenlediği mitingde hem muhalefete yüklendi hem de birlik ve beraberlik mesajı verdi. "Biz millet ötekiler zillet" diye yüklendiği muhalefetin barış getiremeyeceğini belirten Davutoğlu, özetle şunları söyledi: "Zengin Van sofrası gibi Türküyle Kürdüyle Arabıyla Zazasıyla Lazıyla Çerkeziyle hep birlikte kültürel lezzet sofrasıyız. Yörüklerden Ahmet, Batman Kürtlerinden Mehmet, Diyarbakır Kürtlerinden Mehdi, Bingöl Zazası Cevdet, Vanlı Beşir aynı masada oturup Türkiye'nin geleceği için birlikte çalışıyoruz. Yaptığımız işi yarım bırakmayacağız, ne çözüm süreci ne de terörle mücadele süreci yarım kalacak. Söz veriyorum, bir gün, bir saat, bir dakika, bir saniye dahi herhangi bir bebeği, herhangi bir genci, herhangi bir vatandaşımızı Kürttür, Türktür diye ayırırsak bu makamlar da bu nefes alıp verdiğimiz ten de bize haram olsun. Zaten şer odakları da bu kararlılığımızdan çekiniyor. Biliyorlar ki AK Parti zayıfladığında terör odakları güçlenecek, çözüm süreci de bitecek. AK Parti iktidardan inerse buralarda terör çeteleri ya da eskiden olduğu gibi beyaz Toroslar dolaşacak. DEAŞ (IŞİD), PKK bize saldırdığında verdiğim talimat açıktır, terör çeteleriyle mücadele edeceksiniz ama tek bir vatandaşımızın canına, malına, izzetine, onuruna zeval vermeyeceksiniz. Biz ayırıyoruz ama onlar ayırmıyor, sivili de polisi de askeri de korucuyu da şehit ediyorlar. Biz Ergenekon vesayetiyle mücadele ettik ama HDP Kandil'in vesayetiyle bile mücadele edemiyor. Barışı sadece biz getiririz, CHP de, MHP de, HDP de barış getiremez. AK Parti millet ötekiler zillet, zillet içindeler. Silahlar magmaya kadar gömülünceye dek mücadelemizi devam ettireceğiz." AK Parti Van İl Başkanlığı'nca düzenlenen toplantıda kanaat önderleri ve sivil toplum örgülerinin temsilcileriyle bir araya gelen Davutoğlu, "Biz ülkeyi parçalamadık, Ne terör örgütüne fırsat vereceğiz ne de beyaz toroslara. Değerli Vanlılar siz de 'terörist istemiyoruz' diyerek sesinizi yükseltin" diye konuştu.
Hürriyet

'AKP, Işid'i Terör Örgütü Görmüyor' 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bütün emniyet birimlerinin isimleri ve fotoğraflarıyla bildiği katliam faillerinin Ankara'ya gelinceye kadar neden yakalanmadıklarını sordu, "Bana göre AKP hükümeti IŞİD'i hâlâ bir terör örgütü olarak görmüyor" iddiasında bulundu. CHP lideri 11 Ekim'de Başbakan Ahmet Davutoğlu'na ismini verdiği, "Ensar-ı Şeria" örgütünün emniyet kayıtlarına girdiğini, buna ilişkin yazıyı arzu ederse Davutoğlu'na da gönderebileceğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, dün Hatay'daki seçim gezisi öncesi bir grup gazeteciye uçakta şunları söyledi: Canlı bombaları zaten Emniyet biliyordu, fotoğrafları vardı. Emniyet ve Jandarma teşkilatında bu isimler bildirilmişti. Soru şu: Bütün emniyetin bildiği, isimleri ve fotoğraflarıyla bildiği failler neden Ankara'ya gelinceye kadar yakalanmıyor. Bana göre IŞİD'i hâlâ AKP hükümeti bir terör örgütü olarak görmüyor. İki kararname var, kararnameyi yürütme yetkisi Maliye Bakanı'na ait. Çünkü BM, IŞİD terör örgütünün malvarlığına el konulmasını istiyor, Türkiye'ye bunun gereğini yap diyor. Ama IŞİD'in terör örgütü olduğuna dair hükümet açık net tavır almalı, operasyonlar yapmalı ve gereğini yerine getirmeli. Niye getirmiyor? Onu da söyleyeyim: Davutoğlu, 'eylem yapmadan tutuklayamıyoruz' dedi. Bu açıkça IŞİD'i terör örgütü olarak görmüyoruz anlamına geliyor. Terör örgütü üyesi eylem yapsın yapmasın yakalanır ve hapsedilir. Ceza Yasası bunu öngörüyor. Eylem yapmadan tutuklanamıyorsa adi bir suçlu olarak görüyorsunuz demektir. Emniyet Genel Müdürlüğü biliyor. Bildiğini son yayınlanan telefon konuşmaları da kanıtlıyor. Canlı bomba olduklarını, öyle yetiştirildiklerini biliyorlar. Fotoğraflamış, Emniyet'e göndermiş ama gözaltına almıyorsunuz, gereğini yapmıyorsunuz. Emniyet biliyor siyasi otorite izin vermiyor. En son suçlanacak emniyettir. Emniyet bildiği halde gereğini yapmıyorsa siyasi otoritenin hesap sorması lazım. Siyasi otorite hesap sormuyor, çünkü kendisi açıkça bir yazı yazmıyor ama örtülü olarak 'fazla uğraşma' diye verdiği talimat var. Suruç'ta da benzeri oldu. Ben bir örgüt ismi verdim Başbakan'a. 'Ensar-ı Şeria.' Bombanın patladığı gün, örgütün ismi emniyet kayıtlarında var. O gün yapılan yazışmalarda geçiyor. Bombayı patlatanlar şu örgüttendir diye. Bana gelen bilgiyi verdim, onu emniyet istihbaratıyla paylaştı. Öyle bir yazıyı bombanın patladığı gün ben gördüm. Arzu ederse o yazıyı da Davutoğlu'na gönderebilirim. (Haberler yüzünden faillerin kaçtığı yönündeki savcılık açıklamasına ilişkin olarak) Haberleri kim veriyor, ben vermiyorum. Devletse adam gibi baksınlar Başbakan mı, emniyet mi istihbaratçılar mı veriyor. Zaten çivisi çıkmış, yönetilemeyen bir devlet var. Orası şikâyet makamı değil ki. Ben edebilirim ama onların etmeye hakkı yok. Savcılar, AKP hükümetini aklamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Davutoğlu'nun ağzından çıkmış gibi açıklamalar yapıyorlar.
Milliyet

'Taziye Kültürünü İyi Bilmesi Lazım!' 
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Ankara saldırısı sonrası kendisini arayarak hayatını kaybedenler için taziye mesajı göndermesini eleştiren Başbakan Ahmet Davutoğlu'na tepki gösterdi. İstanbul'da dün Ehlibeyt Alimleri Derneği'ni ve ardından Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz'ü ziyaret eden Demirtaş, taziye polemiğiyle ilgili soru üzerine şunları söyledi: "Ülkenin Başbakanı'nın çıkıp bize, 'taziye sizin değil, acıyı sahiplenmeyin' diyecek kadar duygudan yoksun bir hale geldiğini görmek çok üzdü bizi. Taziye Türkiye'deki bütün evlerdir. Ne HDP'nin genel merkezidir ne de başka bir partinin merkezidir. Önceki Cumhurbaşkanımızın şahsımızda bizleri araması ve bizler aracılığıyla ailelere taziyelerinin iletilmesini istemesi, son derece normal, insani bir duruştur. Buradan yola çıkarak bir polemiğe girmek, 'taziye yeri o değil, budur demek' insanın ahlaki seviyesini gösterir. Vicdanının oy uğruna, sandık uğruna karardığını gösterir. İslami gelenekten geliyorum diyen bir başbakanın taziye kültürünü iyi bilmesi lazımdı. Bir insan taziye dileğinde bulundu diye kamuoyunun huzurunda eleştirilmesi, yerden yere vurulması bizim örfümüze, inançlarımıza çok çok aykırıdır." Partisinin 36 üyesinin katliamda yaşamını yitirdiğini söyleyen Demirtaş, "Bunlardan ikisi milletvekili adayımızdı. Çok sayıda partinin, sendikanın üyesi orada yaşamını yitirdi" dedi.
Vatan

DÜNYA 

Halep'ten Kaçış 
Türkiye'nin Suriye'den yeni bir göç dalgasıyla duyduğu endişenin ilk sinyalleri gelmeye başladı. Rusya'ya ait savaş uçaklarının başta Halep'in güney ve doğusu olmak üzere ılımlı muhaliflerle kentin dışında IŞİD'in hâkim olduğu bölgelere yoğun operasyon düzenlemesi, sonrasında da Esad'a bağlı güçlerin kara harekatına başlamasıyla, ilk etapta kentten ayrılmaya çalışan 70 bin kişiden 50 bininin Türkiye istikametine yönelmek için hazırlık yaptığı bildirildi. Güvenlik birimleri, bölgeden alınan istihbaratlar doğrultusunda Halep ve civarına yönelik Esad güçlerinin karadan yaptığı harekâta İran ve Hizbullah da destek veriyor. Türk yetkililer, havadan ve karadan operasyonun bu şiddette devam etmesi halinde Halep'ten hafta sonuna doğru 350 bin kişinin ayrılabileceğini, bunun büyük bir bölümünün de Türkiye sınırına dayanabileceğini belirttiler. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa da, 50 bin kişinin Türkiye yoluna döküldüğü söyledi.. Mustafa, Hürriyet'e şunları söyledi: "Asıl göç, Halep'in güneyinden başladı. Türkmenler, kırsal ve kuzey kesimlerde. Rejim güçleri buraya ulaştığı zaman göç tehdidi daha da büyüyecek. Bayırbucak bölgesinde de şiddetli çatışmalar oluyor. Türkmendağı'nın yanında Cebelekrat'ta (Kürtdağı) rejim güçleri Rusya'nın hava desteği ile yoğun bir operasyon başlattı. Bayırbucak Türkmenlerini de bir yandan Esad, diğer yandan da Rusya ve IŞİD vuruyor. Böyle giderse Türkmenler için durum iyice kötüleşecek." AFAD yetkilileri de Halep ve civarından yoğun göç tehdidine karşılık Hatay ve Kilis'te gereken tüm önlemlerin alındığını söylediler. Cenevre'deki BM ajansı İnsani Olaylar Koordinasyonu Ofisi'nden (OCHA) dün yapılan açıklamada çatışmalar yüzünden 35 bin civarında insanın evini terk ettiği belirtildi. OCHA Sözcüsü Vanessa Huguenin, "İnsanların acilen gıda, temel barınma ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor. Yardım ajanslarının havanın giderek soğumasından ötürü dışarda yaşayan aileler konusunda endişeleri artıyor" diye konuştu.
Hürriyet

İsrail Vahşeti Tam Gaz Devam Ediyor 
İsrail'in son bir ayda gerçekleştirdiği saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 47'ye yükseldi. Uluslararası medyaya "bıçaklı intifada" olarak yansıyan saldırılar neredeyse her gün yaşanıyor. Bu ay başından itibaren 60 kişi için daha idari tutukluluk kararı verilmesinin ardından, İsrail hapishanelerindeki Filistinli idari tutukluların sayısı 400'e ulaştı. İsrail askerleri önceki gün Kudüs ve Batı Şeria'da aralarında Hamas'ın önde gelen isimlerinden milletvekili Hasan yusuf'un da bulunduğu 35 Filistinliyi gözaltına aldı. Bu arada BM Genel sekreteri Ban Ki-mun, Filistinlilere ve İsraillilere seslendi. "duvarlar, kontrol noktaları, güvenlik güçlerinin sert önlemleri ve ev yıkmalar, ihtiyacınız olan barış ve güvenliği sağlayamaz. İşgali sonlandırma ve iki devletli çözüme bağlılığınızı sahada yapacağınız değişikliklerle teyit edin" diyen Ban, artan gerginliği görüşmek üzere bölgeye gideceğini açıkladı.
Türkiye

Sıradışı Bir Siyasi Varis 
Kanada'da Stephen Harper başbakanlığında 9 yıldır süren Muhafazakâr Parti iktidarı sona erdi. Ülkenin yeni lideri ise "Modern Kanada'nın babası" olarak anılan ve dört dönem başbakanlık yapan Pierre Trudeau'nun oğlu olacak. Liberal Parti'nin 43 yaşındaki lideri Justin Trudeau, ülkenin en genç ikinci başbakanı olmaya hazırlanıyor. Liberal Parti (LPC) önceki gün yapılan seçimlerde 338 sandalyeli Kanada Federal Parlamentosu'nda 170'in üzerinde sandalye kazanarak tek başına iktidar olma hakkı kazandı. Yenilgiyi kabul eden Stephen Harper, Muhafazakâr Parti genel başkanlığından da istifa etti. Kampanya süresinde Trudeau'yu 'acemi, cahil ve yetersiz' olarak nitelendiren Harper, ikinci olması halinde siyaseti bırakacağını açıklamıştı. Kanada ve dünya basınında büyük heyecan yaratan Justin Trudeau seçim zaferinin belli olmasının ardından Montreal'de yaptığı konuşmada "gerçek değişim" sözü verdi. "Tüm Kanadalıların başbakanı olacağını" söyleyen Trudeau "Liberaller kazandı çünkü dinlemesini bildik. Korkunun üstesinden umutla geldik, alaycılığı sıkı bir çalışma, kötümserliği olumlu bir vizyonla giderdik. Kanadalıların hepsini bir araya getirdik" dedi. Justin Trudeau, Kanada'nın en önemli liderinin oğlu olsa da, hep spot ışıklarından kaçmaya çalıştı. Kamunun gözü önünden kaybolan Trudeau, McGill Üniversitesi'nde İngiliz ve Fransız dili edebiyatı eğitimi aldığı sırada geçimini snowboard eğitmenliği ve gece kulübünde korumalık yaparak sağladı. Trudeau daha sonra Vancouver'da bir lisede İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Trudeau'yu, tekrar kamu önüne dönmeye zorlayan olay ise, küçük kardeşi Michel'in çığ düşmesi sonucu 1998'de beklenmedik şekilde yaşamını yitirmesi oldu. İki yıl sonra ise oğlunun ölümü ile sarsılan Pierre Trudeau hayatını kaybetti. Justin Trudeau'nun siyasi kariyeri ise 2007 yılında Montreal'den milletvekili seçilmek için yürüttüğü başarılı kampanya ile başladı. Nisan 2013'te ise Trudeau, babasının Liberal Parti lideri olmasından tam 45 yıl bir hafta sonra parti liderliğine seçildi. Çocukluk arkadaşı ve eski bir TV programı sunucusu olan Sophie Gregoire ile evli olan Trudeau ve eşinin üç küçük çocukları var.
Milliyet

İlk Saldırı Sivillere İkincisi Yardım Edenlere 
Rus ordusuna ait savaş uçaklarının Suriye'nin liman kenti Lazkiye'nin doğusunda bulunan Bisurfa Köyü'ne düzenlediği hava saldırısında ilk belirlemelere göre 45 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı bildirildi. Saldırıda yaralananların bölgedeki sahra hastanelerine kaldırıldığını ifade eden yetkililer, sivil savunma ekiplerinin saldırı sonucu yıkılan evlerin enkazı altında kalanlara ulaşmaya çalıştığını kaydetti. Bölgedeki görgü tanığı Firas Hafavi de Rus uçaklarının, birinci saldırıda yaralananlara yardım eden sivillere ikinci saldırıyı gerçekleştirdiğini söyledi. Asıl kaybın ikinci saldırı sonucunda olduğuna değinen Hafavi, ''Rus uçakları Bisurfa Köyü'nde sivilleri vurdu. Ruslar bölgeye iki hava saldırısında bulundu. Birinci saldırıda ölen ve yaralananlar oldu fakat Ruslar asıl saldırıyı bölgede yaralılara yardıma gelenlere yaptı. Ölümler esas bu sırada oldu'' dedi.
Akşam

Esad'sız Suriye Dönemi Planlandı 
Suriye'de Esadsız dönemin yol haritası madde madde hazırlandı. Buna göre geçici hükümet, yeni yönetim biçimini belirleyecek; tüm kesimlere siyasi parti kurma hakkı verilecek; seçimlere, Suriye içindeki ve dışındaki tüm Suriyeliler ile Esad'ın vatandaşlıktan çıkardığı nüfus katılabilecek; tek bir Suriye Ordusu kurulacak ve yeni anayasa hazırlanıp, referanduma sunulacak. Tüm bu değişim 6 aylık geçiş sürecinin ardından gerçekleşecek. Yeni Demokratik Suriye için Siyasi Dönüşüm Yol Haritası" olarak adlandırılan plan kapsamında Esad'ın geçici hükümete 6 ay boyunca sembolik anlamda eşlik etmesi öngörülüyor. Bu süreçte, anayasa, seçim, güvenlik ve sosyoekonomik alanları kapsayacak bir dizi adım atılacak. Uzlaşılan yol haritasına göre geçici hükümet, yeni yönetim biçimini belirleyecek. Geçici hükümette, 2013'te İstanbul'da yapılan seçimle göreve gelen ve uluslararası toplumun da tanıdığı "Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu"ndan da çok sayıda isim yer alacak. Yeni hükümetin, Başkanlık/Parlamenter Sistem karışımı olabileceği belirtiliyor. Geçici hükümetin ise yerini seçimle işbaşına gelen bir Meclis'e bırakacağı kaydediliyor. Plana göre seçim her parti, blog ya da bağımsız adaya açık olacak. Alevi, Dürzi, Türkmen gibi azınlık gruplar ile Esad döneminde yasaklanan partilerin temsil hakkından yararlanabilmesi ilkesi özellikle gözetilecek. Yeni Suriye, yeni bir anayasa üzerine inşa edilecek. Yeni anayasada, eşitlik, hukukun üstünlüğü, denge-denetim ağı ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri güçlü bir şekilde vurgulanacak. Adli sürecin, Suriye yargısı olduğu kadar Lahey gibi uluslararası mahkemeleri de kapsayacağına işaret ediliyor. Kaynaklar, sürecin sonunda, Esad ve katliam yapan herkesin mutlaka yargılanacağını belirtiyor. Yeni Suriye'nin tek bir resmi ordusu olması planlanırken tüm diğer grupların silah bırakması öngörülüyor. Esad döneminde yok sayılan tüm Suriyelilerin, nüfus sayımında yer alması ve vatandaşlık haklarından faydalanması da kararlaştırıldı. Yeni Suriye'de, Esad'ın bilinçli bir şekilde ihmal ettiği tüm ekonomik ve toplumsal reformların da en kısa sürede yapılacağı belirtiliyor.
Star

SPOR 

Dünyanın en önemli bisiklet organizasyonu olarak görülen Fransa Bisiklet Turu, nam-ı diğer Tour de France'ta 2016 yılının rotası Paris'te dün düzenlenen bir tanıtımla duyuruldu. Her zaman olduğu gibi 21 etaptan oluşan Tour'da heyecan 2 Temmuz'da başlayacak ve 24 Temmuz'da Paris'teki müthiş finişle nihayete erecek. Bisikletçilerin turnuva toplamında 3 bin 519 kilometrelik mesafeyi geride bırakacakları Fransa Tour, bu kez Fransa topraklarında başlayacak. Manş kıyısında Mont Saint Michel'den yola çıkacak olan bisikletçiler, 2 dinlenme günü dışında 9 düz, 1 geçiş, aralarında Andorre Arcalis, Mont Ventoux, Finhaut Emosson ve Saint Gervaix Mont Blanc gibi tırmanışların olduğu dağlık etap ve 2 de bireysel zamana karşı koşacaklar. Bu sene Tour, Fransa dışında, İspanya, Andorra ve İsviçre topraklarına uğrayacak.
Hürriyet

Flaş transferlere rağmen ortaya koyduğu futbolla kimseyi tatmin etmeyen F.Bahçe'de Başkan Aziz Yıldırım beklenen hamleyi yaptı. Sezon başında uygulamaya koyduğu sportif direktörlük uygulaması umulanı getirmeyince Yıldırım'ın ilk olarak Giuliano Terraneo ile yolları ayırdığı öğrenildi. Dün Faruk Ilgaz'da düzenlenen yemeğe İtalyan direktör katılsa da aslında operasyonun başlangıcı yapılmış oldu. Yıldırım Kayseri maçının ardından soyunma odasına girip futbolcularla görüşme yapmış, Terraneo'nun görüşme sonrası yüzünün asılması ve takım otobüsüne tek başına gitmesi 'ipler koptu' yorumlarına sebep olmuştu. Yıldırım'ın Teknik Direktör Vitor Pereira'ya da 2 maç krediği tanıdığı sızan haberler arasında. Buna göre Portekizli çalıştırıcı Ajax ve G.Saray maçlarını kazanamazsa yollar ayrılacak. Sıcak ve samimi bir ortamda yenilen akşam yemeğinde keyişi dakikalar yaşanırken, futbolcuları başkana Ajax ve Galatasaray maçlarında galibiyet sözü verdi. Yemekte konuşan Vitor Pereira organizasyon için başkan ve yöneticilere teşekkür ederken, "Çok önemli iki maç öncesi birlik olduğumuzu gösterdik. Fenerbahçe için en iyisini yapmak zorunda olduğumuzun farkındayız. Bu maçlara ne kadar hazır olduğumuzu da hep birlikte hissettik" diye konuştu. Genel Sekreter Mahmut Uslu da, "İki kritik maçın öneminin farkındayız. Bir aile olarak herkese bunu göstermek istedik. İnşallah önümüzdeki dönemde hem Avrupa Ligi'nde hem de ligde yine eskiden olduğu gibi liderliğe oynayarak, taraftarlarımızın yüzlerini güldürmek istiyoruz" değerlendirmesi yaptı.
Türkiye

UEFA Şampiyonlar Ligi C Grubu'nda bu gece Portekiz'in Benfica takımıyla karşılaşacak Galatasaray, Avrupa kupalarındaki galibiyet hasretini bitirmeyi hedefliyor. Devler Ligi'ndeki son zaferini 2013-14 sezonunda Juventus'u 1-0 yenerek elde eden sarı-kırmızılılar, kötü gidişe son vermek istiyor. Bu sezon ilk maçında Atletico Madrid'e evinde 2-0 yenilen Galatasaray, deplasmanda Astana ile 2-2 berabere kaldı. Bu sezon ilk maçında Atletico Madrid'e evinde 2-0 mağlup olan Galatasaray ikinci maçında Astana ile deplasmanda 2-2 berabere kaldı. Grupta namağlup lider olan Benfica ise Astana'yı 2- 0, Atletico'yu ise 2-1 yendi. Türk Telekom Arena'da 21.45'te başlayacak karşılaşmayı, İskoç hakem William Collum yönetecek. Galatasaray'da sakatlığı süren Hamit Altıntop dışında eksik bulunmuyor.
Türkiye

Beşiktaş teknik Direktörü Şenol Güneş, Avrupa Ligi'nde Lokomotiv Moskova ile oynayacakları iki maçın kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. tur formülünü belirleyen Kartal'ın hocası, "2 maçta 4 puan almamız şart" dedi. BJK nevzat Demir Tesisleri'nde dün basına kapalı olarak yapılan antrenmanda oyuncularıyla bir toplantı yapan Güneş'in, Çaykur Rize karşısında alınan galibiyetin unutulmasını isteyerek, "Gruba İskenderbey galibiyetiyle başladık. Sonra sahamızda Sporting Lizbon'la berabere kaldık. Avrupa'da yolumuza devam etmemiz Lokomotiv Moskova maçlarına bağlı" dediği bildirildi. Tecrübeli teknik adam, Rus ekibinin grupta 6 puanla lider olduğunu hatırlatıp, "İstanbul'da Sporting lizbon'a karşı ilk yarıda çok kötü oynadık. Moskova'dan istediğimiz sonuçla dönmek istiyorsak en az Portekiz ekibine karşı ikinci yarıda sergilediğimiz oyunu ortaya koymalıyız. Aksi takdirde hayal kırıklığına uğranız" ifadesini kullandı.
Star

Trabzonspor'da neler oluyor! Sezona ilk 4 maçta 3 galibiyet ve 1 beraberlik alarak iyi bir başlangıç yapan Bordo-Mavililer üst üste alınan 4 yenilgi sonrası paramparça oldu. Karadeniz ekibinde sezon öncesi kaleci Onur Kıvrak ile Sportif Direktör Süleyman Hurma arasında Rabotnicki maçı öncesi Makedonya'da yaşanan olay yeni bir boyut kazanırken, Mehmet Ekici-Erkan Zengin kavgası da tatlıya bağlanamadı. Dünkü idmanda sık sık ikili mücadelede karşı karşıya gelen Erkan ve Mehmet'in birbirleriyle hiç konuşmaması dikkat çekti. Teknik Direktör Şota Arveladze, Onur'un Mersin'de oynamamasını ağır dille eleştirerek "Maçtan bir gün önce 'ağrılarım var' diyor. Takımın kaptanı, bunu iki kez yaptı. Mehmet ile 8 kez konuştum ama ne istiyor anlamadım" sözleri ile durumun ciddiyetini ortaya koydu. Bunlar yaşanırken Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu sessizliğini koruyor. Hacıosmanoğlu'nun bugün ameliyat olacak eşi Hatice Hanım'ın sağlık durumu nedeniyle moralsiz olduğu bildiriliyor. Şota, Mersin'de "Başkan ile durum değerlendirmesi yapacağım" diyerek istifa sinyali verirken, gözler yönetime çevrildi. Aralık ayında kongre olduğu için yönetimin hoca değişikliğine gitmesi beklenmiyor. Şota'nın devam etmesi halinde ise Onur ve Mehmet kadro dışı kalabilir.
Star


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme