23 Ekim 2015 Cuma

23.10.2015 Genel Gündem


23.10.2015
GÜNDEM
Polis Seyretti
Kırşehir'de teröre tepki yürüyüşü sonrası meydana gelen ve 'Madımak Katliamı'nı anımsatan görüntüler Türkiye'yi dehşete düşürürken Hürriyet, olayları yaşayanlardan dinledi. Göstericilerin 32 işyerine ellerindeki 'liste'ye göre saldırdığını ve 'polisin seyrettiğini' iddia eden işyeri sahipleri, "Olay 7 saat sürdü, nasıl önlenemedi" diye sordu. 8 Eylül'deki teröre tepki yürüşünün ardından Kırşehir'de meydana gelen olaylar sırasında Gül Kitabevi ile Diyarbakır Tatlıcısı gibi işyerlerine yapılan saldırının yeni görüntüleriyle birlikte, olayların boyutu da ortaya çıktı. Saat 18.00'de HDP İl Başkanlığı binasına saldırıyla başlayan olaylar, gece 01.00'de son buldu. Saldırganların, 7 saat sokak sokak gezip daha önce belirledikleri işyerlerine tek tek saldırıp yaktıkları iddia edildi. İşyerleri yakılırken içeride ölüm korkusu yaşayan insanların çaresizliği kameralara yansıdı. Saldırgan grup işyerlerini ateşe verirken, birçok yerde polislerin de olduğu görüldü. Ancak polislerin göstericilere müdahale etmek yerine ikna çabaları dikkat çekti. Olayların ardından Kırşehir'de dehşetin izleri halen taze. En büyük saldırının yapıldığı Gül Kitabevi harabeye dönmüş durumda. Sahibi Sait Akıllı, yangında kitapların yüzde 80'inden fazlasını kurtaramadıklarını belirterek, "Yeniden hizmet verebilmek için küçük bir şube açtık. Yanan yeri ise bir süre ibreti alem olsun diye böyle bırakacağız, daha sonra tadilat yapacağız" dedi. Diğer işyeri sahipleri ise güçleri yettiğince tadilat yaparak yeniden hizmet vermeye başladı. Bazı işyerleri, yanan kısımları kamufle ederek dükkanlarının bir bölümünde hizmet vermeye çalışıyor. Esnaf ateşe verilen HDP binası ile 32 işyerinin farklı cadde ve sokaklarda olduğunu söyleyip göstericilerin ellerindeki listeye göre saldırdıklarını öne sürerken bu iddia halen yanıt bekliyor. Hüseyin Beydoğan, üçüncü kuşaktan esnaf. Kentte vali dahil üst düzey bürokratların çoğunun alışveriş yaptığını söylediği Çöl Pazarı adlı giyim mağazası, karakola 70 metre uzaklıkta. O geceyi anlatırken hâlâ korku içinde: "Bize saldırı olmadan önce saat 19.00 gibi bir arkadaş aradı, 'Listede sizin de işyerinizin ismi var, saldırı olacak' dedi. Polise haber verdim. Polis 'Gereken yapılıyor, merak etmeyin' dedi. Ne olur ne olmaz diyerek işyerini kapattık ve dışarı çıktık. 10 dakika sonra işyerine saldırdılar. O sırada kapıda bir grup polis de var. Sadece seyrediyor. Gereken yapıldı ve işyerimiz yakıldı. Eğer işyerini kapatmasaydık canlı canlı bizi de yakacaklardı." HDP Kırşehir İl Eş Başkanı Demet Resuloğlu da yaşadıklarını şöyle anlattı: "Grup toplandıktan sonra güvenlik şube polislerini aradım. İl başkanımıza yönelik bir saldırı olacağını belirterek, önlem alınmasını istedik ancak alınmadı. Akşamüstü tekrar aradım. Bize, 'il başkanınızın olduğu yere yürümeyecekler, kontrolümüz altında' dediler. Yarım saat sonra binamıza saldırdılar. O sırada Gül Kitabevi'ne geçtim. Bizim binaya saldırdıktan sonra kitabevine yöneldiler. İçerde dehşeti yaşadık. Yakmaya başladılar. Her tarafı duman ve alevler sardı. Valiyi, emniyet müdürünü aradık kimse dönmedi. İtfaiye ve 155'i aradık, 'ekiplerimiz yolda' dediler. Biz ikinci kattan kendimizi atarak kurtulduk. Onları bekleseydik şu anda ölmüştük. Olaylar organize. Emniyetin, valinin, polisin, hepsinin bilgisi dahilinde oldu."
Hürriyet
  

Mücadeleyi Size Bıraktım Sakın Enseyi Karartmayın
Dünyanın en çok köşe yazısına sahip yazarlarından biri olarak gösterilen Türk basınının usta ismi 88 yaşındaki gazeteci-yazar Çetin Altan dün sabah saatlerinde tedavi gördüğü Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Çetin Altan için ilk tören bugün saat 11.30'da Çağlayan'daki Milliyet Gazetesi'nin önünde düzenlenecek. Altan'ın cenazesi daha sonra Teşvikiye Camii'nde öğle vakti kılınacak namazının ardından toprağa verilecek. Çetin Altan'ın ölümüyle ilgili tedavi gördüğü Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yazılı açıklama yaptı: "Son olarak Eylül ayında hastanemize yatışı yapılan hastamız KOAH olarak bilinen kronik obstrüktif akciğer hastalığı, solunum yetmezliği ve sepsis tanılarıyla takip ve tedavi edilmekteydi. Hastamız saat 11.05 itibarıyla solunum yetmezliği ve septik şok nedeniyle 88 yaşında vefat etmiştir. Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz." Çetin Altan'ın hayatını kaybettiği hastanede açıklama yapan kızı Zeynep Bakan, gözyaşları içinde, "Babamı kaybettik, ne diyeyim? Babamla birlikte buradaydık. Bir ayı geçmişti, ümitlerim devam ediyordu. Babam yine kalkacak diyordum işte olmadı. Bu yaşlarda herkesin yaşayabileceği sağlık sorunları vardı" dedi. Altan'ın akademisyen oğlu Mehmet Altan ise, "Saat 11'de kendisini kaybettik. Ölüm her zaman erken ölümdür"dedi 22 Haziran 1927'de İstanbul'da doğdu. Dedesinin babası Kırım'dan göç eden arabacı Ahmet Kıpçakski, dedesi Tatar Hasan Paşa'ydı. Babası hukukçu Halit Bey, annesi Nurhayat Hanım olan Altan, Galatasaray Lisesi'ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ulus gazetesinde muhabir olarak başladığı gazeteciliğe Hür Ses, Halkçı, Tan, Akşam, Milliyet, Yeni Ortam, Hürriyet, Güneş ve Milliyet gazetelerinde devam etti. Geçtiğimiz yıla kadar Milliyet'teki 'Şeytanın gör dediği' adlı köşesinde yazılarına devam etti. Elli yıllık yazı yaşamında yazılarından ötürü pek çok kez mahkemeye verilen Altan hakkında ağır cezada 300'den fazla dava açıldı. 1972'de gözaltı süresi 24 saat olmasına karşın 15 gün gözaltında tutuldu. Üç kez tutuklandı, iki kez mahkûm oldu ve iki yıl cezaevinde yattı. Son olarak hakkında 159. maddeye dayanılarak açılan davada tek celsede beraat etti. Hayat hikâyesi, 1998 yılında eşi Solmaz Kâmuran tarafından İpek Böceği Cinayeti adlı kitapta kaleme alınmıştı. 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nden İstanbul milletvekili seçilen Altan, Meclis'teki dört yılı boyunca Türkiye'nin sesini en fazla işittiği siyasetçilerden biri oldu. Önce dokunulmazlığı kaldırılan, sonra da iade edilen ilk milletvekili olarak siyasi tarihimize geçti. 1968'de meclisteki bir konuşması sırasında başlayan tartışma Nazım Hikmet'e kadar sıçramış ve başta o dönemin Adalet Partisi milletvekili Cavit Şadi Pehlivanoğlu ve Hamit Fendoğlu olmak üzere Adalet Partisi milletvekilleri ile karıştığı kavga ile hatırlanıyordu. Altan meclisteki anılarını 'Ben Milletvekili İken' adıyla kitaplaştırdı. Yazar Ahmet Altan ve ekonomi profesörü Mehmet Altan'ın babası olan Çetin Altan, en çok kendi kullandığı 'enseyi karartmamak' deyimiyle hafızalara kazındı. Tenis oynayan köylülere sahip bir Türkiye'nin gelişmiş bir ülke olacağını vurguladı. Kendisini lüks içinde yaşamakla suçlayan kişilere, hayatta en iyi şeylere solcuların layık olduğunu söyleyerek cevap verirdi.
Vatan

Polis Kontrolünden Sorunsuz Geçmişler!
Canlı bombaları Ankara'ya getiren araca eskortluk ettiği gerekçesiyle saldırının ardından tutuklanan Antepli fırıncı Yakup Şahin'in 14 Ekim'de savcılıkta verdiği 17 sayfalık ifadeden çok çarpıcı bilgiler sızdı. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; saldırı öncesi hem rehberlik yapan araç; hem de canlı bombaları taşıyan aracın trafik polisleri tarafından durdurulduğu ve aramanın ardından bırakıldığı ortaya çıktı. Halil İbrahim Durgun'un kullandığı Ford Focus marka araç, 3 canlı bombayla birlikte Yakup Şahin'in ardından 20 dakika kadar bekledikten sonra Gaziantep'ten Ankara'ya yola çıktı. Şahin'in kullandığı araç, Adana Pozantı yolunda yapılan rutin kontrol kapsamında trafik polisleri tarafından durduruldu. Yapılan GBT sorgusu ve aramanın ardından trafik polisleri aracı bırakırken, Yakup Şahin, Halil İbrahim Durgun'a cep telefonu üzerinden "yolda polisin arama yaptığı" bilgisini şifreli bir şekilde, "Aşkım ben bekliyorum" ifadesini kullanarak iletti. Şifreli mesaja Durgun'dan yanıt gelmemesi üzerine Şahin, canlı bombaları taşıyan aracın polis aramasına takılmasını engellemek için geri döndü. Edinilen bilgiye göre, Halil İbrahim Durgun'dan, "Aşkım ben geçtim" şifresiyle polis aramasından geçtiği mesajı gelmesi üzerine Yakup Şahin, geri dönerek tekrar Ankara güzergâhına doğru yola çıktı. Şahin'in kullandığı araç trafik polisleri tarafından aynı yoldan ikinci kez geçmesi nedeniyle şüpheli görülerek ikinci kez durduruldu. Tekrar durdurulan araçta yapılan GBT ve aramanın ardından aracın temiz olduğu gerekçesiyle gitmesine ikinci kez izin verildi.
Vatan

Pkk'nın Bombası Bu Hale Getirdi!
Güvenlik güçlerinin bölgede son dönemde gerçekleştirdiği hava destekli operasyonlarda ağır darbe yiyen terör örgütü PKK, önceki gece Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde bomba yüklü araçla saldırdı. Teröristler, saat 20.00 sıralarında patlayıcı yüklü aracı Kaymakamlık ve Emniyet Müdürlüğü'nün de bulunduğu bölgede infilak ettirdi. Can kaybı ve yaralanan kimsenin olmadığı şiddetli patlamada, aralarında Şemdinli Devlet Hastanesi'nin de bulunduğu resmi binalar ve bazı lojmanlarla, vatandaşlara ait çok sayıda işyeri hasar gördü. İşyerlerinin harabeye döndüğünü gören birçok esnaf zararlarının büyük olduğunu söylerken, güvenlik güçleri patlama bölgesini görüntüledi ve delil topladı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 107, 5749-107, 6308                             
ABD Doları 2, 8652-2, 8661/ Euro 3, 1826-3, 1841/İngiliz Sterlini 4, 4141-4, 4175                   

İşsızlıkte 'Yardım' Farkı
GEÇEN hafta Hürriyet Ekonomi'de Şebnem Turhan'ın yazdığı haberde, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) yayımladığı 'İşgücü Piyasası Bülteni'nde işaret edilen tartışmaya açık bir istihdam hesabına dikkat çekiliyordu. Tartışmaya açıktı; çünkü TİSK'e göre bu yolla işsizlik oranı olduğundan 1.7 puan daha düşük çıkıyordu. Evde engelli ya da hasta aile bireylerine bakım hizmeti veren ve devletten sosyal yardım alan kişiler 2011'den bu yana, istihdam edilenler arasında sayılıyordu. TİSK'e göre bu sayı 500 bin kişi civarında. Eğer bu kişiler, iş arayanlar arasında olsaydı Türkiye'nin işsizlik oranı yüzde 9.8 değil yüzde 11.5 olacaktı. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yetkilileri bu sayının o kadar olmadığını savunurken, sayıların doğrudan değil örnekleme yöntemi ile alındığını hatırlatıyor. "Bu yardım koşullu veriliyor; evde engelli aile bireyinin bakımı ile uğraşanlara sosyal yardım bağlanması için, hanede ortalama fert gelirinin asgari ücretin üçte ikisinin altında olması şartı var. Her bakımla uğraşan kişiye bağlanmıyor. Devamlılığı yok. Bakımla uğraşana herhangi bir sosyal güvence de sağlamıyor." 2014'te ilgili yasaya yerleştirilen ek madde ile bu şartlar sayıldıktan sonra, "engellilere, resmî veya özel bakım merkezlerinde bakım hizmeti ya da sosyal yardım yapılmak suretiyle evde bakımına destek verilmesi sağlanır" deniliyor. Doğru yöntem ne olmalıydı? Ben de bu sorunun peşine takıldım. İlk akla gelen, tüm istatistik yol ve yordamında Avrupa metodolojisini uygulayan TÜİK, bu konuda da Eurostat (Avrupa İstatistik Kurumu) yöntemlerini uygulamış mıydı? Bunu TÜİK başkanı Birol Aydemir'e sordum. Aydemir, 'bu konunun yüzde 49'a yüzde 51 gibi' çok 'bıçaksırtı' bir yerde olduğunu, akademisyenlerden ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) uzmanlarından görüş talep ettiklerini, nihayetinde kendi tercihlerinin istihdamda sayılması yönünde olduğunu anlattı. Aydemir, "2011 yılı Nisan ayından itibaren bu yönde uygulanmasına başlanmıştır. Bu kararda en önemli husus devlet tarafından verilen bu ücretin engelli, hasta veya yaşlı kişiye değil, bakan kişiye doğrudan ücret olarak verilmesi nedeniyle bakan kişi istihdamda gösterilmektedir." Aydemir'e göre nasıl ki ücretsiz aile işçisi istihdam içinde sayılıyorsa evde engelli ya da yaşlı bakımı için sosyal yardım alan çalışmayan aile bireyleri de istihdam içinde sayılmalı idi.
Hürriyet

Notçular İstikrar Bekliyor
Genel seçimlere kısa bir süre kala uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch ile Moody's'ten Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmeler geldi. Fitch, Türkiye'nin dış likiditesinin kendi not kategorisindeki ülkelerden daha zayıf durumda olduğunu savunurken, kasım seçimlerinden istikrar sağlayabilecek bir hükümet çıkmasının yapısal reformlar ve büyüme anlamında fayda sağlayacağını kaydetti. Türkiye'nin son dönemde oluşan dış şoklara gösterdiği direnci korumaya devam ettiği kaydedilen Fitch açıklamasında, "Türkiye'nin kredi notunu daha istikrarlı ve tahmin edilebilir bir politik çerçeve, pozitif etkiler. Ekonomik performansı ve ekonomi politikası güvenilirliğini tehdit edecek uzun süren ve derinleşen siyasi istikrarsızlık kredi notu için negatif olur" denildi. Moody's ise; Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Endonezya üzerine yazdığı bir raporda, Türkiye'nin, dış sermayeye yüksek bağımlılığı ve yıllık dış borç oranı ile yükselen siyasi riskler göz önüne alındığında gelişen beş ekonomi arasında dış risklere karşı en hassas ülke olduğunu belirtti. Moody's, gelişen piyasalar için en büyük dış tehdidin Fed'in para politikasında normalleşmeye gitmesi ve Çin'de beklenenden daha sert bir yavaşlama olacağı beklentileriyle bu piyasalara yönelik risk iştahının düşmesi olduğunu belirtti.
Türkiye

En Eski İhracatçı Birliği 75 Yaşında
Türkiye'nin en eski ihracatçı birliklerinden biri olan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamülleri İhracatçılar Birliği 75. yılını kutladı. İş dünyası, siyaset ve bürokrasinin bir araya geldiği geceye Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, Eski Bakan Kürşad Tüzmen katıldı. Galada, II. Ulusal Endüstriyel Gıda Tasarım Yarışması'nın kazanan tasarımcıları da ödüllendirildi. Yarışmada dereceye giren tasarımcılara toplam 135 bin lira para ödülü dağıtıldı. Gala gecesinin açılış konuşmasını yapan İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, 1940 yılında kurulan birliğin bugün 700'e yakın üyesi ile Türkiye'nin en önemli ihracatçılarını bünyesinde barındırdığını söyledi. Sektörü her geçen gün daha ileriye taşımaya gayret ettiklerini aktaran Zekeriya Mete, "Bugüne kadar birçok başarılı projeye imza attık. Birlik olarak katıldığımız ilk fuarda sadece 12 şirkettik. 150 metrekarelik standımız vardı. İhracatımız ise 150 milyon dolardı. Bugün100'lerce şirketimiz fuarlara katılıyor. İhracatımız 2 milyar dolara yaklaştı" dedi. TİM Başkanı Mehmet Büyük Ekşi ise, birliğin kurulduğu 1940 yılında Türkiye'nin tüm ihracatının 80 milyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatarak "Birliğimizin bünyesinde bugün 300'e yakın üye bulunuyor. 150'nin üzerinde ülkeye ihracat yapan hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü ise 2014 itibariyle 6.7 milyar dolarlık ihracata ulaştı ve 2023 için 19.2 milyar dolarlık ihracat hedefi var. İhracatçılarımız, dijital dönüşüm trendlerini iyi takip etmeliler. Rekabetçiliğimizi arttırmanın bir diğer önemli yolu da tasarımdan geçiyor" ifadelerini kullandı. İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin genç tasarımcıların önünü açmak için başlattığı ve bu yıl ikincisini düzenlediği Endüstriyel Gıda Tasarım yarışmasının ödülleri de sahiplerini buldu. 401 yarışmacının katıldığı ve 130'un üzerinde tasarımın değerlendirildiği yarışmada Profesyonel kategorisinde Wave, Öğrenci kategorisinde ise İrmik Helvalı Dondurma projesi birinci oldu.
Türkiye

Tüketici Güvenine Dolar Dopingi
Tüketici güven endeksi, ekimde geçen aya göre yüzde 7.3 arttı. Uzun süredir aşağıya giden endeksteki çıkışta, dolar kurundaki aşağı yönlü gidişat etkili oldu. İktisatçılar, olumlu yorum yapmak için seçim sonrasını beklemek gerektiği görüşünde. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin tüketici güven endeksini açıkladı. TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliğiyle yürütülen tüketici eğilimi anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, ekimde geçen aya göre yüzde 7.3 arttı. E y l ü l d e 58.52 olan endeks, bu ay 62.78 oldu. Hanenin maddi durum beklentisi endeksi de aynı dönemde y ü z d e 5 . 5 arttı. Geçen ay 82.08 olan endeks, bu ay 86.58'e yükseldi. Artış, gelecek 12 ayda hanenin maddi durumunun daha iyi olacağını bekleyenlerin oranının yükseldiğini gösteriyor. Eylülde 72.04 olan genel ekonomik durum beklentisi endeksi, yüzde 12.3 artışla ekimde 80.87'ye ulaştı. İşsiz sayısı beklentisi endeksi de aynı dönemde yüzde 4.4 artarak, ekimde 64.61 oldu. Bu artış, gelecek 12 aylık dönemde işsizliğin artacağını bekleyenlerin oranındaki azalmadan kaynaklandı. Tasarruf etme ihtimali endeksi de, eylülde 18.11 iken ekimde 19.07'ye yükseldi. Artış, tüketicilerin gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimallerinin bir önceki aya göre arttığına işaret ediyor. Piri Reis Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, dolar kurunun, tüketici endeksini en çok etkileyen veri olduğunu belirtti. Bir başka faktörün de yaklaşan seçim olduğunu ifade eden Aslanoğlu, "Tek parti ya da koalisyon, 'her halükarda hükümet kurulacak' beklentisi arttı. Yine de 1 aylık sert iniş ya da çıkışlarda çok yorum yapmamalı. Seçim sonrasında da birkaç ay devam ederse kalıcı olup olmadığını söyleyebiliriz" dedi.
Milliyet

Dev Projelere Kredi Yağmuru
Piyasalarda hareketliliğin yüksek olduğu bir dönemde sendikasyon kredisi arayan bankalar, rahat kaynak bulurken büyük projelere de finansör olabiliyor. İstanbul'a yapılacak üçüncü havalimanının 6 milyar euro'ya mal olacak ilk etabı için toplam altı bankadan sağlanan 4.5 milyar euro tutarında kredi anlaşması 19 Ekim'de imzalandı. Ziraat Bankası yaklaşık 1.5 milyar euro, Halkbank ve Vakıfbank yaklaşık 1'er milyar euro, Denizbank 500 milyon euro ve Garanti Bankası ile Finansbank da 300'er milyon euro kredi verdi. Bankalar son 3 ay içerisinde yurtdışından milyarlarca dolar ve euro'luk sendikasyon kredisi alarak kendilerine olan güvenin yüksekliğini bir kez daha gösterdi. Sendikasyon kredilerinde sağlanan geniş uluslararası katılım bankaların gücünün yanında yatırımcıların ekonomiye ve bankacılık sektörüne olan güveninin de önemli payı var. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Türkiye'de yerleşik bankaların bilançolarındaki toplam sendikasyon kredileri tutarı 2015'in ağustos ayı itibari ile 20 milyar dolar olarak gerçekleşti. İlk 8 ayda, 2014 sonundaki toplam sendikasyon kredi tutarının üzerinde bir rakama ulaşıldı. Bu yıl ilk 8 ayda son 10 yıldaki en yüksek sendikasyon kredisi alındı. Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde yaygın olarak kullanılan sendikasyon kredileri Türk bankaları için de en önemli dış fon kaynaklarından biri. Başarı ile tamamlanan ve yenilenen her sendikasyon kredisi bankanın piyasadaki itibarını artırmakta, yatırımcıların da yatırım yaparken bunu göz önünde bulundurmalarına neden olmakta. Türkiye'de sendikasyon kredileri yaygın olarak bankalar tarafından kullanılmakta ve Türk bankaları ağırlıklı olarak dış ticaretin finansmanı amaçlı olarak sendikasyon kredileri tesis etmekte.
Milliyet

Bir Mavi Marmara Davası Da Abd'de
Gazze ablukasını kırmayı amaçlayan Mavi Marmara gemisine yönelik İsrail ordusunun baskınında ölen Furkan Doğan'ın ailesi, dönemin İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın cezalandırılması talebiyle California Bölge Mahkemesi'nde hukuk davası açtı. ABD vatandaşlığı da bulunan Furkan Doğan'ın ailesinin avukatları Dan Stormer ve Rodney Dixon, California Merkez Bölge Mahkemesi'ne başvurarak, dönemin Savunma Bakanı Ehud Barak'ın cezalandırılmasını istedi. Dava dilekçesinde İsrail Ordusu'nun uluslararası sularda yardım filosuna saldırarak 10 kişiyi öldürdüğü, çok sayıda kişiyi yaraladığı, alıkoyduğu ve işkence ettiği kaydedildi. Gazze Özgürlük Filosu'na operasyon düzenlenmesini Savunma Bakanı olarak Ehud Barak'ın organize ettiği, talimat verdiği ve yönettiği vurgulanan dilekçede, Barak'ın ABD yasalarına göre suç sayılan "yargısız infaz, işkence, uluslararası terörizm" ve benzeri suçlardan cezalandırılması istendi. Barak, salı günü bir konferan sta konuşmak üzere California'nın Los Angeles kentine gitmişti. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili ise İsrail Ordu Radyosu'na yaptığı açıklamada, "ABD'nin davaya elini sürmeyeceğinden emin olduğunu" belirtti. Yetkili davayı, "İsrail'in yasal araçları kullanmasına yönelik alaycı bir saldırı" olarak niteledi.
Milliyet

Chp Vaadde % 20 Zam Yaptı Mazot Fiyatı % 5.23 Düştü
Ekonomiyi batıracak vaatlerde bulunan CHP'nin, ekonomi, bankacılık ve piyasalarda oluşan rakamlardan haberdar olmadığı ortaya çıktı. Reklam filmlerinde kredi kartı faizinin silinmesi vaadiyle ilgili 'ödemeyin, bankalarla anlaştık' sözünü bankacılar yalanlarken, CHP'ye bir yalanlama da piyasalardan geldi. 7 Haziran seçimlerinde çiftçiye vaat ettiği 1.5 liralık mazot vaadini, 1 Kasım seçimleri için 30 kuruş artırarak 1.8 liraya çıkaran CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu vaadindeki yüzde 20'lik zamma gerekçe olarak dolardaki artışı göstermişti. Kılıçdaroğlu, 1 Kasım seçimlerine yönelik beyannemesini açıklarken, "Ve çiftçi kardeşim. Mazotu sana 1.5 liradan vereceğimizin sözünü vermiştim Mazotu sadece dolardaki artış nedeniyle 1 lira 80 kuruştan vereceğiz" demişti. oysa piyasalarda oluşan fiyatlar Kılıçdaroğlu'nu tamamen yalanladı. CHP, yaklaşık dört aylık sürede mazot vaadine yüzde 20 zam yaparken, bu sürede hem yurt içinde motorin fiyatları düştü hem de uluslararası piyasalarda petrol fiyatları sert geriledi. Kılıçdaroğlu'nun yüzde 20'lik zammına gerekçe olarak gösterdiği dolardaki yükseliş ise kendi zam oranının çok altında kaldı. Kılıçdaroğlu 7 Haziran seçimleri öncesi ile 1 Kasım seçimleri öncesi çiftçiye vaat ettiği mazotun litresinde yüzde 20 zam yaparken, aynı dönemde mazotun pompa fiyatı yüzde 5.23 düştü. Kılıçdaroğlu'nun yine yüzde 20 zamma gerekçe olarak gösterdiği dolardaki artış ise aynı dönemde yüzde 7.9 oldu. Hatta uluslararası yatırım bankaları dahil birçok analist de 1 Kasım seçimleri sonrası siyasi istikrarsızlığın kalkması durumunda doların tekrar 2.7 seviyelerine yani 7 Haziran öncesi seviyelerine dönebileceğini belirtiyor. yine Kılıçdaroğlu'nun vaadine yüzde 20 zam yaptığı dönemde uluslararası piyasalarda petrol fiyatları yüzde 24.5 düştü. Piyasa uzmanları iki seçim arasındaki dönemde piyasada oluşan rakamların, bırakın akaryakıt fiyatlarında artışa, aksine düşüşe neden olduğuna dikkat çekiyor. yani piyasalarda oluşan rakamlar Kılıçdaroğlu'nun yüzde 20'lik zamma gösterebileceği her türlü gerekçeyi yalanlıyor.
Star

DÜNYA

70 Rehineyi Kurtardılar
ABD Özel Kuvvetleri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin talebi üzerine dün sabah Irak'ta IŞİD'e karşı ortak bir operasyona katıldı ve 20'si Irak güvenlik güçleri mensubu 70 rehineyi kurtardı, 5 IŞİD militanını yakalayıp çok sayıda IŞİD mensubunu öldürdü. Operasyon sırasında yaralanan bir ABD askeri ise kaldırıldığı hastanede yaşamını kaybetti. Böylece ABD, 2011'de muharip görevini sona erdirdiğinden beri Irak'ta ilk kez bir kayıp vermiş oldu. Pentagon Sözcüsü Peter Cook, operasyonun Kerkük'ün 30 km güneyindeki Havice dolaylarında, IŞİD'e ait bir cezaevinde gerçekleştiğini duyurdu. Planlı bir şekilde yapılan operasyonun ise rehinelerin infaz edileceği yönünde alınan bir bilgi üzerine başlatıldığını belirtti. Cook, Amerikan özel kuvvetlerinin operasyondaki dahline ilişkin ise "Bu harekât, bizim IŞİD'e karşı Irak güçlerine eğitim, tavsiye ve destek verme çabalarımıza uygundu. ABD, helikopterleri sağladı ve yerleşkede Peşmerge güçlerine eşlik etti" dedi. Cook, kurtarılan rehineler dışında, ABD'nin operasyon sonucu IŞİD'e ait önemli istihbarat bilgileri de edindiğini ifade etti. Kurtarılan kişilerin henüz kimler olduğu açıklık kazanmadı. Ancak Kürt savaşçılar olduğuna dair iddialar söz konusu. Iraklı Kürt güçleri, geçen ay Havice bölgesinde IŞİD'in onlarca erkeği kaçırdığını bildirmişti. ABD, Irak'tan muharip askerlerini çekmişti, ancak IŞİD'in ortaya çıkmasının ardından eğitim ve danışma için 3500 askerini yeniden bu ülkede konuşlandırmıştı.
Hürriyet

Polonya, Ukrayna'dan Tehditle Toprak İstedi
Polonya, Ukrayna'yı savaşla tehdit ederek toprak istedi. Polonya Devlet Başkanı Andrey Duda, 2. Dünya Savaşı öncesinde Polonya bağlı olan, günümüzde ise Ukrayna sınırlarında kalan Lviv, Ternopil, Ivano- Frankivsk, Volın ve Rivne bölgelerini iade etmesini istedi. Devlet kanalı TVP1'de bir programa katılan Duda, Polonya vatandaşlarını, Ukrayna'nın zulüm ve aşağılamalarına maruz kalan soydaşlarının yaşadığı eski Polonya topraklarını geri almak için savaşmaya hazır olmaya çağırdı. Duda, "Eğer modern Ukrayna, SSCB'nin eylemlerini kınıyorsa, o zaman 1939'a kadar Polonya'ya ait olan toprakları da gönüllü olarak geri vermeli" dedi.
Türkiye

159 Kez Türkiye'ye Geldiler
Amerikan Kongresi'nin 113'üncü döneminde görev alan vekillerin İsrail'den sonra en fazla ziyaret gerçekleştirdiği ülkenin Türkiye olduğu açıklandı. Kongre Etik Komitesi'nin yayınladığı rapora göre vekiller Türkiye'ye 159 ziyaret gerçekleştirdi. Raporda ziyaretlerin, bazıları Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen Türk derneklerince finanse edildiği kaydedildi. Vekillerin tüm gezi masraflarını karşılayan dernekler arasında Amerika Avrasya Turkuaz Konseyi ve Boğaziçi Atlantik Kültürel Dostluk ve İşbirliği Derneği bulunuyor. Raporda Temsilciler Meclisi üyesi Yvette D. Clarke'ın 2013'te gerçekleştirdiği 9 günlük Türkiye ziyaretinin 8 bin 700 dolar tutan masraflarının Türki Amerikan Dernekleri Konseyi tarafından karşılandığı belirtiliyor. Amerika Avrasya Turkuaz Konseyi'nin Temsilciler Meclisi üyesi Michelle Lujan Grisham ve nişanlısını İstanbul'da düzenlenen bir konferansın davetlileri olarak 5 yıldızlı otelde ağırladığı kaydedilen raporda, Cumhuriyetçi Parti üyesi vekillerden Leonard Lance'in de davetli olduğu konferans öncesinde yine 5 yıldızlı bir otelde ağırlandığı ifade edildi. ABD'de 2007'de kabul edilen kurallar uyarınca vekillerin lobi firmaları ve yabancı şirketlerin finanse ettiği gezilere gitmeleri yasak. Ancak lobiciler gezilerin masraflarını kâr amacı gütmeyen kurumlar aracılığıyla ödeyerek vekillerin yasağı delmelerini sağlıyor.
Vatan

Mültecilerin Yeni Evi İngiliz Askeri Üssü
İngiltere'nin Güney Kıbrıs'taki askeri üssü RAF Akrotiri'ye önceki gün teknelerle ulaşan 114 mülteci, üsteki hangarlardan birisine yerleştirildi. Çoğunluğunu Suriyelilerin oluşturduğu göçmenlerin Türk sahillerinden yola çıktıkları söyleniyor. İlk olarak balıkçılar tarafından görülen mültecilerin, sahile çıktıktan sonra bir süre gözaltında tutuldukları, ardından da yatakhaneye dönüştürülen bir hangara yerleştirildikleri kaydedildi. İngiliz Dışişleri, üssü çıkan mültecilerin İngiltere'ye sığınma başvurusu yapmalarının anlaşmalar uyarınca mümkün olmadığını açıkladı. Rum yönetimiyle 2003 yılında yapılan anlaşmaya göre İngiliz yetkililerin, mültecileri yerel yöneticilere teslim etmeleri gerekiyor.
Vatan

Esad Ve Pyd'ye Birleşin Teklifi
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Suriye'de rejim kuvvetleriyle Kürt güçleri, teröre karşı birleşmeli" dedi. "Teröristleri 'ılımlı' ve 'ılımlı olmayan' olarak ikiye ayıramazsınız" ifadesini kullanan Putin "Suriye'deki terörist grupları yenmek tüm problemleri çözmeyecek ancak siyasal çözüm için gerekli koşulları yaratacak. Suriye'de hükümet ve Kürt güçler terörle mücadelede güçlerini birleştirmeli" ifadelerini kullandı. Suriyelilerin geleceklerini ültimatom ve şantajla belirlememesi gerektiğini kaydeden Putin "Terörist gruplara hava operasyonlarımızın olumlu etkisi olacak. Amacımız ülkedeki krizin siyasal çözümü için gerekli koşulları oluşturmak. Suriye'deki operasyonlarımız meşru ve barışçıdır" dedi. Esad'ın Moskova ziyareti ABD yönetimince kınandı. Beyaz Saray Sözcüsü Eric Schultz, halkına kimyasal silah kullanan Esad'ın kırmızı halı ile karşılanması Rusya'nın da hedef gösterdiği siyasi geçiş süreci ile çelişen bir durum" dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı da Rusya'nın Suriye'ye askeri desteğini sürdürmesinin Suriye'de iç savaşın uzamasına neden olacağını belirterek "Kaygılıyız" açıklaması yaptı. Ziyaretin kendilerini şaşırtmadığnı kaydeden Sözcü John Kirby "Rusya- Suriye ilişkileri ve Rusya'nın Suriye'deki askeri operasyonları göz önünde bulundurulduğunda Esad'ın ziyarete sürpriz olmadı" dedi. Esad'ın ziyaretin ardından ise Moskova'nın yeni misafirleri PYD heyeti oldu. PYD Eş Başkanı Asya Abdullah ve Kobani Eş Başbakanı Enver Müslim'in de bulunduğu heyet, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ile görüştü. ABD'nin, Ankara'nın uyarılarına rağmen silah verdiği PYD ile Rusya'nın yakınlaşmasına tepkili. İngiliz Times gazetesi Kürtler arasındaki ilişkilerin geliştiğine yönelik işaretler var. Yakınlaşma ABD ve Ankara'yı endişelendirecek. ABD, DAEŞ'a karışı Kürtleri silahlandırıyordu" ifadeleri yer aldı.
Star

Soykırım Bizim Suçumuz
Almanya Başbakanı Angela Merkel Berlin'de, İsrailli Mevkidaşı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin ardından, "Almanların,Yahudi soykırımından kaynaklanan sorumluluğun bilincinde olduğunu" söyledi. Merkel, "Tarih algımızı değiştirecek bir neden görmüyorum" dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby ise Netanyahu'nun açıklamalarına ilişkin "Akademik çalışmalar bu tezi doğrulamıyor" diye konuştu. Bu arada, İsrail'in katliamları sürüyor. İsrail askerleri, Filistinli olduğunu zannetikleri bir İsrailiyi ve 4 Filistinliyi öldürdü.
Star

POLİTİKA

'Kolektif Eylem'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da IŞİD'li canlı bombaların gerçekleştirdiği katliamı terör örgütlerinin kolektif eylemi olduğunu söyledi. Erdoğan, "Şimdi kalkıyorlar, 'efendim burayı DAEŞ yaptı, bunu bilmem kim yaptı'. Burada DEAŞ, PKK, El Muhaberat, PYD var. Hepsi beraber ortak olarak bu eylemi planlamışlardır" diye konuştu. Erdoğan, dün Hak-İş'in 13. Olağan Genel Kurulu ve 40. kuruluş yıl dönümü etkinliklerine katılarak şunları söyledi: Bakın şimdi, televizyonlara, meydanlara çıkıp, sağda solda pervasızca, edepsizce, ahlaksızca diktatör kavramını kullananlar var. Allah aşkına soruyorum, siz 28 Şubat'ta neredeydiniz, 12 Eylül'de neredeydiniz? 12 Eylül'ün paşası Cumhurbaşkanlığı yaparken bir kez olsun bu kelimeyi kullanabildiniz mi? Gerçek diktatörlere bir kez olsun diktatör diyebildiniz mi? Diyemezler. Çünkü bunlar cennetmekan Sultan Abdülhamit Han'a diktatör diyenlerin adeta neslidir, onların devamıdır. 12 Eylül'leri, 28 Şubat'ları, kapatma davalarını, 27 Nisan'ları, Gezi olaylarını, 17-25 Aralık darbe girişimini aştık. Bugün işte bu söylediğim tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan o paralel yapının, bir kısım medyanın, eli kanlı örgütlerinin ortak saldırıları karşısında da boyun eğmeyecek, geri adım atmayacak, bu saldırıları da Allah'ın izniyle milletin desteğiyle yine aşacağız. (Ankara katliamı) Şurada Gar'ın önünde Bakın bu yaşanan olay terörün nasıl kolektif uygulandığını gösteren bir olaydır. Şimdi kalkıyorlar, 'Efendim burayı DAEŞ yaptı, bunu bilmem kim yaptı'. Bu tamamen bir kolektif terör eylemidir. Burada DAEŞ de var, burada PKK da var, burada El Muhaberat da var, burada Suriye'nin kuzeyindeki PYD terör örgütü de var. Hepsi beraber ortak olarak bu eylemi planlamışlardır. Bunu özellikle bilmenizi istiyorum. Kimse kimseyi aldatmasın. Her terör eyleminin ardından yurtiçinde, yurtdışında algı operasyonuna başlıyorlar. Daha eylemin olduğu anda kalkıp da 'bunu saray yaptı' diyenlerin ne mantığının olduğunu artık anlayın. Diyarbakır'da bir belediye, Hz. Peygamber'i son derece edepsizce, ahlaksızca resmeden karikatürü duvarlara astı. Şu anda hukuk bir süreç başlattı, yargıda bir süreç başladı. Ama bu edepsizce hareket, aslında bu zihniyeti ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Bu benim kanıma dokunuyor. Şu partinin, bu partinin kurucusu olduğum, genel başkanlığını yaptığım için değil, siyasi görüşlerimden, ırkımdan, kabilemden, mezhebimden dolayı değil, bir insan, bir Müslüman olarak bu kanıma dokunuyor. Ben Kürt kardeşime diyorum ki teröre, teröriste, terör örgütlerine karşı cesur olun. (Doğan Grubu'na yönelik) Bunlar hayırlı işte yoklar, sadece şerde var. Ama Hilton Oteli'nin arkasındaki o araziye otel müsaadesi, rezidans müsaadesi verilseydi ey Doğan o zaman keyfin yerinde olacaktı. Sana müsaadeyi vermedik diye çılgına döndün 'Kasımpaşalıyım' dediğim zaman bana cevap veriyor, 'Ben de Kelkitliyim' diyor. Kelkitli seninle yürümüyor, bizimle yürüyor. Onlar 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçiminde istikametlerini belirttiler.
Milliyet

90'ları Özlüyorlar
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "7 Haziran'dan sonra azdırılan terör, iç ve dış kumpaslar, plan ve projeler var. Bunlara vakıfız ve bertaraf edilmesi noktasında her zeminde çalışıyoruz. Hain kumpaslara karşı verilecek en iyi cevap sandıktan çıkacak sonuç olacaktır. O da istikrar, istikrar, istikrardır" dedi. Davutoğlu, beyaz Toroslarla ilgili Van'da sarf ettiği sözlerin de arkasında olduğunu söyledi. Başbakan Davutoğlu dün eşi Sare Davutoğlu ile birlikte önce Gaziantep'te ardından Şanlıurfa'da seçim çalışması yaptı. Davutoğlu, Gaziantep'te ilk olarak Yüksekova'da el bombasının patlaması sonucu şehit olan Astsubay Ömer Kılıçoğlu'nun ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Seçim otobüsü ile tarihi Almacı Çarşısı ve Bakırcılar Çarşısı'nı ziyaret eden Davutoğlu, esnafla sohbet etti, saraçlık yapıp bakır işledi. STK temsilcileri, işveren ve işçilerin davet edildiği Ortadoğu Fuar Merkezi'ndeki yemeğe katılıp konuşan Davutoğlu daha sonra Şanlıurfa'da konuştu. Davutoğlu iki kentte şu mesajları verdi: Van'da ne dediysem geçen gün arkasındayım. 90'lı yılların terörüne de, 90'lı yılların JİTEM'ine de bu halkı teslim etmeyeceğiz. Allah şahit kim 90'lı yıllara dönmek isterse onun karşısında çelik bir iradeyle duracağız, demir gibi tek bir yumruk olarak duracağız. Kim 90'lı yıllarda olduğu gibi aynı mantıkla insan hak ve hürriyetlerini yok sayarsa onların karşısında da duracağız. Dediklerim terörün ve teröre sırtını dayayanların zoruna gitmiş. Çünkü onlar 90'lı yılları özlüyorlar. İsterler ki daha çok Kürt genci ölsün, daha çok Türk genci ölsün de Türklerle, Kürtler, Araplar birbirine girsin. 1 Kasım seçimleri çok önemli. 7 Haziran'dan sonra azdırılan terör, iç ve dış kumpaslar, plan ve projeler var. Bunlara vakıfız ve bertaraf edilmesi noktasında her zeminde çalışıyoruz. Hain kumpaslara karşı verilecek en iyi cevap sandıktan çıkacak sonuç olacaktır. O da istikrar, istikrar, istikrardır. Her zamanki gibi dersimize iyi çalıştık. Sandıkta adil hakem olan millet gerekli notu verecek ve inşallah biz hizmetlere devam edeceğiz." Biz yüzde 41'i aşmak için sizin huzurunuzdayız, yüzde 50'lere gelmek için buradayız. Onların hedefi olsa yüzde 30'u yakalamak. Hükümet kurma mümkün olsa yapardık. Ak Parti olarak bizler sorumluluktan kaçmadık, 7 Haziran'dan bu yana ülkeyi hükümetsiz bırakmadık. 4 ay geçti ak koyun kara koyun ortaya çıktı Suriyelilere yıllardır sergilediğiniz kardeşlik takdirin üzerindedir. Avrupa, dünya yeni fark ediyor. Türkiye'nin, Gaziantep'in bütün illerin fedakarlıkları yeni anlaşılıyor. Onlar yeni fark etseler de biz bu kardeşliği tarihin derinliğinden aldık ve kıyamete kadar götüreceğiz.
Milliyet

Ortadoğu'dan Işid Terörü İthal Ettiler
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, adı IŞİD'li canlı bombalarla anılan Adıyaman'dan iktidarın Ortadoğu politikalarını eleştirdi, "IŞİD terörünü Ortadoğu'ndan ithal ettiniz. Ortadoğu'dan geldi, çünkü Türkiye Ortadoğu bataklığına saplanmış" dedi. Seçim çalışmaları için gittiği Adıyaman'da Ak Parti'li Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu, bir süre Kutlu ile sohbet ettikten sonra parti otobüsü ile Sakarya ve Malatya Caddesi'nde tur attı. Kahvehanelerde oturup vatandaşlarla çay içip sohbet eden Kılıçdaroğlu, Atatürk Bulvarı'ndaki CHP seçim bürosunu da ziyaret etti. Kılıçdaroğlu gerek Adıyaman'da gerek daha sonra gittiği Niğde'deki konuşmalarında özetle şu mesajları verdi: Son olaylarla huzur kenti Adıyaman'da insanlar birbirinin kimliğini sorgular hale döndü Burada barış vardı, huzur vardı, kardeşlik vardı. Neden böyle bir şey çıktı ortaya bunu hepimizin düşünmesi lazım. Yazık günah değil mi bu ülkeye? Yazık günah değil mi insanlarımıza? Yazık günah değil mi gencecik çocuklarımıza? O anneler, babalar bu çocuklarını hangi umutlarla besliyorlar, büyütüyorlar. Teröre kurban veriyoruz. Siz eğer terörü bitirmek istiyorsanız halka hesabı veremeyeceğiniz vaatlerin altına girmeyeceksiniz. Onun için terörü bitiremediler. PKK teröre devam ediyor ama aynı zamanda bir de IŞİD terörü çıktı başımıza. IŞİD terörünü Ortadoğu'ndan ithal ettiniz. Ortadoğu'dan geldi, çünkü Türkiye Ortadoğu bataklığına saplanmış. Ben bu uyarıyı 2012'den beri yapıyorum 'Yanlış yapıyorsunuz bakın Ortadoğu üzerinde şu veya bu şekilde taraf olursanız kendinizi sürüklerseniz bu bataklıktan çıkamazsınız' diye. Geldiğimiz nokta bu. Yani terör sadece burada değil Diyarbakır'da var, Ankara'da da var ve insanları endişelendiriyor. İnsanlar gelecek açısından daha karamsar olmaya başladı. Anketleri siz nasıl izliyorsanız ben de aynen öyle izliyorum. Parti olarak anket yaptırmıyoruz. Ama oyumuzun yükseldiğini görüyorum. Bundan ötürü son derece mutluyum. Her vatandaşın şunu görmesi lazım; bu ülkenin sorunlarını en iyi çözen CHP'dir. En iyi çözümleri getiren CHP'dir. En iyi kadroları bünyesinde barındıran CHP'dir. Faili meçhuller demokrasinin en büyük ayıbıdır. CHP bu konuda 24'üncü dönemde tam 24 kez faili meçhullerin araştırtması için önerge verdi. Her seferinde AKP milletvekilleri tarafından reddedildi. Şimdi kalkmışlar bir şantajla toplumun önüne çıkmışlar: 'Bize oy vermeseniz yeni faili meçhuller çıkar' diyorlar. Sizin zamanınızda zaten oldu olmaya da devam ediyor. Faili meçhuller ile mücadele edecek zaten biziz. Allah'ın izniyle 1 Kasım'dan sonra bu beyaz Toros'u tamamen tarihe gömeceğiz. Elinizi vicdanınıza koyun, sandığa giderken düşüneceğiz. Ya Türkiye'nin geleceği için oy kullanacağız, ya da bu baskı devam etsin diyorsanız, tercih size aittir. Ben size doğruları söylemek zorundayım. Benim siyaset anlayışım onların siyaset anlayışına benzemiyor. Benim para derdim yok, para hırsım yok, köşeyi dönme alışkanlığım yok. Hele hele kul hakkı yeme gibi bir geleneğim, bir inancım yok. Herkesin hakkına saygı gösteriyorum. Birisi gelir size etnik kimlik üzerinden siyaset yaparsa ona itibar etmeyiniz. Herkesin kimliği kendi şerefidir. Hiç kimse kendi anne ve babasını seçme hakkına sahip değildir. Ama hepimiz annemizle babamızla gurur duyarız. Birisi gelir size din üzerinden siyaset yaparsa, bilin ki o dine en büyük saygısızlığı yapandır. Allah ile kulun arasına giren bir makam var mı? Kimin elinde terazi var şu daha iyi Müslüman'dır, şu daha kötü Müslüman'dır. Onun takdiri Allah'a aittir. Siyasetin konusu toplumu bölmek, toplumda kavga çıkarmak, gerginlik yaratmak, köşeyi dönmek, vatandaşa yalan söylemek değildir.
Milliyet
'Bir Kilo Toz, Bir Toros'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CNN Türk ile Kanal D'nin ortak yayınında Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı. Bahçeli, Davutoğlu'nun 'Toros' açıklamasıyla ilgili 'Toros dedikleri, herkesin ilgisini çeken bir otomobil. Bunun toplumda ayrı bir yeri olmuştur. Ben de kullandım Toros otomobilleri. Bunun adı beyaz Toros. Fakat bunun başka bir anlamı daha var: Bir kilo toz, bir Toros. Üç kilo toz, bir minibos. Beş kilo toz, bir otobos' dedi. Bahçeli'nin açıklamasından satır başları şöyle: 1 Kasım seçimleri, fiili bazı durumlara imkan tanımayan ama ülkede yönetilebilecek bir tablo oluşturan, 5'inci partinin doğmasına vesile olabilir. Türkiye bir seçimi daha kaldıramaz. 20 aylık bir sürede Türkiye 4 seçim yaşadı. Bu Türkiye için yüktür. İnsanlarda bıkkınlık yarattı. Partiler yorgun. Hal böyle olunca da aziz milletimiz çok iyi düşünecek ve bir sonuca varacak. Bunun birinci yolu da sandığa gitmektir. Ama bu olmaz ise üçüncü dönem seçim Türkiye için zor olacak ama başka türlü yollara başvurmaktansa bu yolu seçmek milletimizin asli bakışı olmalıdır. Şimdi Van'da bir konuşma yapıyor. Bir defa AKP düşerse, demek ki düşme ihtimali var. Düşersen ne olur? Milleti tehdit ediyor. Bir takım şeyler olur. Bu arada da beyaz Toros ortaya atıyor. Acaba bu beyaz Toros nedir? Bu bir şifre midir? Bir örgüt müdür? Toros dedikleri, herkesin ilgisini çeken bir otomobil. Bunun toplumda ayrı bir yeri oldu. Ben de kullandım, Toros otomobilleri. Bunun adı 'beyaz Toros'. Fakat bunun başka bir anlamı daha var. Bir kilo toz, bir Toros. Üç kilo toz, bir minibos. Beş kilo toz, bir otobos. Acaba Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Ahmet Davutoğlu bu tozla yakından alakaları olup, ne ilişkileri var bunların? Türkiye'de yıllardır verilen terörle mücadele var. Bazı konularda da faili meçhul olaylar oluyor. Ama bunların hepsini 'Toros' otomobiliyle yapıyor derseniz bu başka mana taşır. Suçlular kimler? Bunlar ortaya çıkmadan, ben iktidardan ayrılırsam buna benzer şeyler oluyor diyerek, 'beyaz Torosla' halktan intikam alacakları sonucu da çıkar. Bahçeli, "Cumhurbaşkanı 'kuzu kuzu gelecekler' demişti, siz de 'Bir kuzu gönderdik, sırada kurt var' dediniz. Bu Saray'a gideceğiniz anlamına mı geliyor?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Sayın cumhurbaşkanımız muhtarlarla ya da başkalarıyla konuşurken onları etkilemek için siyasi üsluptan cayıyor. Anayasal çizgiyi aşıyor. Sözün nereye gittiğini bilmiyor ve konuşuyor. Sen 'Kuzu kuzu' diyorsan, milletimiz bana yetki verirse 'Bozkurt gibi kaçak saraya girer' gereğini yaparım." Bahçeli kendisini Mr. No'ya benzetenleri de edepsizlik yapmakla suçladı: Dr. No ifadesini yakıştıranlar, Türk milletine saygısızlık ediyor. Bu tür yakıştırmalar edepsizliktir. Herkes haddini bilsin. Bu zavallılar Türkiye tarihinde Türk milletinin varlığı için her tür teklife hayır diyen şahsiyetlerden
Vatan

SPOR

Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde yer aldığı H Grubu'nda liderlik koltuğunda oturan rakibi önünde istediğini aldı. Maicon ile öne geçen Rus ekibine, son haftaların durdurulamayan ismi Mario Gomez karşılık verdi. Ev sahibi, Corluka'nın atılmasıyla maçı 10 kişi tamamladı. Beşiktaş, Avrupa'da da hız kesmedi Süper Lig'de liderlik koltuğunda oturan siyah beyazlılar, UEFA Avrupa Ligi'nde yer aldığı H Grubu'nda en kritik deplasmandan da puanla döndü Rusya'da eski yıldızı Fernandes'in de forma giydiği L. Moskova karşısında zaman zaman etkili bir oyun sergileyen siyah beyazlılar, istediğini aldı. Ev sahibi 54. dakikada Sosa'nın hatasını Maicon ile affetmedi ve öne geçti. 10 dakika sonra Gomez sahneye çıktı. 64. dakikada şık bir vuruşla skoru belirledi.
Hürriyet

Şampiyonlar Ligi'nde ikinci tur şansı için büyük önem taşıyan Benfica maçı öncesinde teknik direktör Hamza Hamzaoğlu ve ekibi tam anlamıyla bir kriz yönetimi uygularken alınlarının da akıyla çıktı. G.BİRLİĞİ karşısına Benfica maçının provası için çıkan ancak ilk yarıda tutuk bir oyun ve geriye düşülmesi ile birlikte değişime gidilirken Rodriguez yerine Yasin oyuna girerek Sneijder de kanattan ortaya kaydırıldı. Aslan, Başkent ekibini devirirken teknik direktör Hamza Hamzaoğlu da Benfica maçına da bu kadro ile çıktı Maç öncesinde ilk 11'ini açıklayan Hamza hoca bunu yapmasındaki amacı yakın çevresine, "Oyuncularımın stresini azalttım. 'Herkes acaba oynayacak mıyım' diye düşünüyordu. Ben kadroyu açıklayınca tüm oyuncularım da rahat bir gün geçirip maça çıktı" dedi. Genelde sol kanatta oynayan Podolski'yi de sezon başından bu yana hep sağda oynatan Hamzaoğlu bunun meyvelerini özellikle Devler Ligi'nde almayı başardı. Portekiz ekibini Alman golcüsünün harika vuruşu ile deviren Aslan, Avrupa'da kendine gelirken derbi öncesinde de takım hayata döndü. Daha önceki yıllarda hangi maç olursa olsun tüm oyuncular F.Bahçe derbisine konsantre olurken teknik ekibin konsantrasyon çabaları da işe yaradı. Sık sık oyuncuları ile konuşan ve 'Önce Benfica' diyen Hamza hoca, maç sonu da bunu hatırlatıp F.Bahçe maçı ile ilgili kimseye yanıt vermemelerini isteyerek "Benfica maçının mutluluğunu bu gece yaşayın. F.Bahçe'yi yarın düşünmeye başlayalım" diyerek takımının moralini daha da yükseltti. Oyuncular da aralarında "Bu bir zafer değil sadece galibiyet. Gelecek diğer galibiyetlerin habercisi. Zafer bizim için gruptan çıkmaktır. Bu sevinci soyunma odasında yaşayalım ve burada kalsın" diyerek derbi öncesi temkinli davrandılar.
Vatan

F.Bahçe, Ajax'ı Kadıköy'de tek golle geçti: 1- 0. 10'da Markovic'in şutu savunmadan sekip kornere çıktı. 11'de Diego 35 metreden çok sert vurdu. Kaleciden dönen topu Nani ortaladı. Yakın mesafeden Van Persie şutu çekti. Cillessen çıkardı. 21'de El Ghazi'nin şutu yandan auta çıktı. 32'de Van Persie sol çaprazdan vurdu, top kalecide kaldı. 35'te Klaassen sert vurdu ama top autu boyladı.38'de Gudelj uzaktan sert vurdu. Top üstten az farkla auta çıktı.54'te Nani'nin ceza alanı dışından sağ çaprazdan kaleye şutunda top Cillessen'de kaldı. 55'te Caner'in soldan ceza alanına uzun gönderdiği topa hareketlenen Josef'in kafa vuruşu autla sonuçlandı. 65'te Nani'nin ortasında De Souza'nın kafa vuruşunu savunma çizgiden çıkarttı. 69'da Klaassen'in ceza alanı içinden yaptığı vuruşa, kaleci Fabiano son anda müdahale etti. 73'te Ozan geriye bıraktı. Souza sert vurdu, farklı aut. 89'da Caner'in korner atışında topa iyi yükselen Fernandao fileleri havalandırdı: 1-0.
Star

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, Moskova'da aldıkları 1 puana sevinmediklerini söyledi. Güneş, "Sahadan beraberlikle ayrıldık. Lider durumundaki rakiple oynadık. Her iki takım da denk bir oyun anlayışı ile oynamaya çalıştı. Biz bir üst kademe daha yukarıda oynayabilirdik, bir eksiğimiz o oldu. Açık söylemek gerekirse 1 puan beni tatmin etmedi. Çünkü son bölümde 2 puan daha alma şansımız vardı. Panikledik ve o bölümde golü buldular. Daha etkili olmamız gerekiyordu. Gol pozisyonu daha fazla üretmemiz gerekiyordu, yapamadık. 10 kişi kaldıkları an darbeyi vurmak gerekirdi. Sahamızda kazanırsak, gruptan çıkarız. Onlar da kazansa avantaj yakalardı. Sporting Lizbon grupta en iyi takım olarak gözüküyor" dedi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme