5 Kasım 2015 Perşembe

05.11.2015 Genel Gündem

05.11.2015

GÜNDEM

Ak Parti'den Yeni Anayasa Hamlesi
1 Kasım seçim başarısından sonra gündemindeki en önemli konuların başında yeni anayasa ve başkanlık sistemi geldiğini açıklayan AK Parti'nin partilere götüreceği öneri de hazır. AK Parti, geçtiğimiz dönem kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na yeni anayasa teklifini sunmuştu. Gerek 1 Kasım gerekse 7 Haziran seçim bildirgesinde bu taslak metne göre hazırlandı. AK Parti, tekrar başlatmayı planladıkları anayasa görüşmelerinde birkaç değişiklik ile bu taslak üzerinden gitmeye hazırlanıyor. AK Parti yeni anayasanın uzlaşma komisyonu yolu ile yapılmasını planlıyor. Ancak daha önceki dönemde bu sistem yürümediği için dört parti yerine CHP ile bir anayasa yapma yolu aranacak. İki partinin milletvekili sayısı 451'i bulduğu için yeni anayasa güçlü bir toplumsal desteğe sahip olacak. Ancak CHP buna sıcak bakmazsa dört partiye çağrı yapılacak. Taslakta hükümet modeli olarak başkanlık sistemini öneriyor. Ancak model ne ABD başkanlık ne de Fransa'daki yarı başkanlık sistemine benzemiyor. Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre hazırlanan sisteme göre sistem şöyle çalışacak: Başkan beşer yıllığına iki kez seçilebilecek. Başkan, "devlet başkanı" sıfatını alacak ve yürütmenin başı sayılacak. Başkan; kanunları onaylayacak, gerekirse TBMM'ye geri gönderecek, Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açabilecek. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olacak. Üst düzey kamu yöneticilerini başkan tarafından atanacak. Bakanlar, başkan tarafından Meclis dışından atanacak ve görevden alınacak. Yeni milletvekilleri bakan olamayacak. Her bakan, başkana karşı sorumlu olacak. Başkan, ihtiyaç duyduğu konularda başkanlık kararnamesi çıkarabilecek. Başkan halka karşı sorumlu olduğu için görevinden alınması mümkün olmayacak. Askeri ve sivil yargı ayırımına son verilecek. Disiplin mahkemeleri dışındaki askeri mahkemeler kapatılacak. Yargıtay ve Danıştay birleştirilerek "yüksek temyiz mahkemesi" kurulacak. Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süreleri AB örnek alınarak tekrar düzenlenecek. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu "Hakimler" ve "Savcılar" olmak üzere ikiye bölünecek. Hakimler Kurulu üyelerinin TBMM tarafından seçilmesi sağlanacak. Yeni anayasa, "özgürlük, eşitlik ve adalet" üzerine inşa edilecek. İnsan onuru yeni anayasanın temel ahlaki referansı olacak. Bireysel hak ve özgürlükler esas alınacak. Toplumun herhangin bir kesiminin dışlanmasına yol açacak değer yargıları ve siyasi terciler barındırılmayacak. Demokratik denge ve denetim ilişkisi esas alınacak. Parti kapatmalar uluslar arası standartlara göre düzenlenecek. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının kapsamı daraltılacak.
Sabah

Başkanlık 'Ana Koşul' Olmayacak
Ak Parti, 100 günde yapacaklarına dair, "Strateji Planı" nı belirlemek için çalışmalarını sürdürürken, orta vadede atılacak adımlara ilişkin de bu hafta içinde toplantılar yapacak. Orta vadedeki adımlardan en önemlisini yeni anayasa oluşturuyor. Ak Parti, orta vadede yani 4 yıllık iktidarın ilk 6 aylık süresinde olmasa da bu süreden hemen sonra anayasayı gündemine alacak. 317 milletvekili olan Ak Parti'nin, yeni anayasa ve başkanlık sistemi odaklı bir referandum için muhalefetten 13 milletvekilini ikna etmesi gerekiyor. Ak Parti'nin, "en önemli gündem" olarak gördüğü yeni anayasa konusunda muhalefet ile birlikte hareket edilmesi planlanırken, başkanlık sistemi konusunda muhalefetin tavrı da partideki en büyük soru işareti olarak duruyor. CHP, MHP ve HDP'nin başkanlık sistemine dair olumsuz tavrı nedeniyle Ak Parti masaya, başkanlık sistemini yeni anayasa için, "ana koşul" olarak koymadan oturmayı planlıyor. Buna göre, ilkesel olarak başkanlık sisteminin Türkiye'nin ihtiyacı olacağı vurgulanacak, başkanlık sistemi masada olacak ancak bu konuda diretilmeyecek ve anayasa görüşmelerine engel oluşturulmamasına dikkat edilerek hareket edilecek. Ak Parti, muhalefetin "peşinen" reddetmesine de karşı çıkacak ve başkanlık sistemi ve çeşitli modelleri tartışmaya açmayı deneyecek. Başkanlık sistemi dışındaki birçok reform, eğitim, yükseköğretim, yargı ve demokratikleşme konularında ise CHP'nin de desteği ile yol alınabileceği belirtiliyor. Uzlaşılan anayasa maddelerinin referanduma da gerek kalmadan, 367 aşılarak Meclis'ten geçirilmesi hedeflenecek. 317 milletvekili çıkaran Ak Parti'nin, Anayasa'da uzlaşılamayan maddeleri referanduma sunması için dışarıdan 13 milletvekilinin desteğini alması gerekiyor. Kulislerde Ak Parti'nin 59 vekili olan HDP'nin bazı taleplerini anayasa değişikliği ile karşılayarak, başkanlık sistemi için destek alabileceği ifade ediliyor. Ancak Ak Parti kaynakları, "sadece HDP" desteğinin, "bir tuzak" olacağını yorumluyor ve, "Ak Parti-HDP bir araya geldi, özerkliği verdiler, başkanlığı aldılar" algısı yaratılarak Ak Parti'nin yıpratılma projesi olduğunu savunuyor. Bu nedenle HDP ile açık bir ortaklık düşünülmüyor. Ancak kaynaklar, bazı maddelerde HDP'nin de gizli oylamada destek verebileceğine dikkat çekiyor. Ak Parti, milletvekili "transfer" etmeyi de düşünmüyor. Ancak milletvekillerinin anayasa değişikliklerinde gizli oy kullandığına dikkat çekilerek, "hür iradenizle karar verin" ve "başkanlık bu ülke için gerekli" algısının yaratılmaya çalışılacağını ifade ediyor.
Milliyet

Işid Üç Partiye Saldıracaktı!
Diyarbakır'da düzenlenen ve çatışmaların 8 saat sürdüğü IŞİD operasyonunda öldürülen militanların kentte kanlı eylem hazırlığında oldukları ortaya çıktı. 26 Ekim'deki çatışmanın olduğu evde ve daha sonra baskın yapılan meskenlerde arama yapan polis, hücre evlerinde ağır silahların yanı sıra canlı bomba ve bombalı saldırıda kullanılmak üzere hazırlanan çok sayıda mühimmat buldu. 47'nci sokakta bulunan IŞİD hücre evinde yaşadıkları, yaklaşık 50 metre uzaklıktaki 53'üncü sokaktaki evde ise planlama ve bomba imalatı yaptıkları belirlendi. Dikkat çekmemek için evlerde bazen kadın nöbetçi kullandıkları öğrenilen IŞİD militanlarının kanlı eylem hazırlığında oldukları ortaya çıktı. Polis, hücre evlerinde yaptıkları aramalarda değişik adreslerin yer aldığı krokiler buldu. Bulunan krokilerde üç partinin Diyarbakır il ve ilçe teşkilatlarının yer aldığı belirlendi. Militanların krokilerde bulunan parti binalarına kanlı eylem hazırlığında oldukları ortaya çıktı. Gaziantep'teki operasyonun detaylarını ise Valilik açıkladı. Buna göre IŞİD militanları, İstanbul'da bir siyasi partinin il başkanlığına, ulusal yayın yapan bir gazetenin Ankara ve İstanbul'daki binalarına saldırı hazırlığındaydı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 102, 2236-102, 3097                           
ABD Doları 2, 8645-2, 8657            
Euro 3, 1151-3, 1160
İngiliz Sterlini 4, 4070-4, 4125                 


Alaboyun: Tahkimden Daha Fazla İndirim İstedik
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bakanı Ali Rıza Alaboyun, Rusya'dan alınan doğalgazın fiyatında üzerinde mutabakat sağlanan yüzde 10.25'lik indirimi yansıtmamasının ardından uluslararası tahkime gidildiğini ve Türkiye'nin tahkimdeki indirim talebinin bu orandan daha yüksek olduğunu söyledi. Alaboyun, Reuters'e yaptığı açıklamalarda "Türkiye bir indirim alacak, bu indirim yüzde 10.25 mi olacak bunun üzerinde mi olacak; biz yüzde 10.25'in üzerinde istiyoruz, bizim elimizde bilgi ve veriler bunun üzerinde ve tahkimde bunun üzerinde bir indirim talep edeceğiz ama taban sınırımız yüzde 10.25 bunda mutabakata varılmıştı. Eğer Rusya yüzde 10.25'lik indirim, kabul ederse sorun tahkime gitmeden çözülecek" dedi. Rusya ile fiyat indirimi konusunda altı aylık görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine Türkiye, ekim sonunda uluslararası tahkim mahkemesine başvurmuş ve BOTAŞ seçtiği hakemi Gazprom'a bildirmişti. Buna karşılık Rusya'nın kendi hakemini bildirmesi ve mahkemenin kararını vermesi gerekiyor. Türkiye'nin tahkime gitmesinin ardından Gazprom yetkilileri, sorunun mahkemeye gidilmeden çözülmesini umduklarını açıklamışlardı. Türk Akımı projesinde teknik görüşmelerin devamı için Gazprom'a davet göndereceklerini söyleyen Alaboyun, "Teknik heyetler gelecek" dedi. Rusya geçen yıl sonunda dört hattan toplam kapasitesinin 63 milyar metreküp olacağını açıkladığı Türk Akımı projesinde daha sonra hat sayısını ikiye, kapasiteyi de 31.5 milyar metreküpe düşürdüğünü açıkladı. Türk Akımı'nda iki hattan birisinin 2021 itibariyle Batı hattını ikame edebileceğini söyleyen Alaboyun, diğer hattan Avrupa gönderilecek gazın da öncelikle Türkiye'nin iletim sistemine girmesi ve Türkiye'nin re-export hakkının olması gerektiğini söyledi. Türkiye ile Rusya arasında sürdürülen görüşmelerde, 29 Aralık 2014'ten geçerli olacak şekilde mutabakata varılan yüzde 10.25'lik indirime dair imzayı Rusya'nın atmaması ve Türk Akımı projesinde tüm hatlar için inşaat izni koşulunu ileri sürmesi üzerine görüşmeler askıya alınmıştı.
Hürriyet

'Reform 18 Ayda Sonuç Verir'
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni hükümetin 4 yıl boyunca ekonomiyi canlandırmak ve yapısal sorunları gidermek amacıyla geniş bir reform paketini uygulayacağını söyledi. Financial Times'a konuşan Şimşek, reformların, devletin gelirlerini artırmak için vergi toplamanın daha iyileştirilmesinden başlayarak, ekonominin tüm kısımları üzerinde odaklanacağını ve etkilerinin ilk 18 ayda görüleceğini söyledi. Şimşek'e göre diğer reformlar ise, rekabetçilik, kişisel tasarruflar, istihdam ve emeklilik gibi konulara odaklanacak. Şimşek ayrıca, Türkiye içinde sermaye piyasalarının derinleştirilmesi için reformlar yapılacağını ve Türk şirketlerinin yerel olarak borçlanmaya ve halka açılmaya yönelteceğini kaydetti.
Milliyet

Merkel Bu Kez Sert Çıktı: Bunu İşi Tamamen Çözün!
Amerika'da ortaya çıkan emisyon skandalı sonrasında ciddi şekilde zorlanan Volkswagen Grubu'na, Almanya Başbakanı Angela Merkel'den de ciddi bir uyarı geldi. Merkel, "Artık bu meseleyi tamamen çözüp, açığa çıkartın" mesajını verdi. Bu arada grubun hisseleri, yeni iddialarla birlikte dün yüzde 8'e varan düşüşler yaşadı. Önceki gün bir açıklama yaparak, Avrupa'da satılan yaklaşık 800 bin aracın daha emisyon değerlerinin ve yakıt tüketimlerinin yüksek çıkabileceğini belirtmesinden sonra VW hisselerinde ciddi düşüşler yaşandı. Önceki gün ve dün şirket hisselerinin büyük oranda değer kaybettiği, bunun değerinin de yaklaşık 3 milyar euroluk bir kayıp anlamına geldiği belirtildi. Şirket, araştırmalarında bazı benzinli motorlara sahip araçlarda da yanıltıcı yazılıma rastlandığını bildirmişti. Şirketin son açıklamasının, daha fazla araç sahibini etkileyeceği kaydedilirken, "karbondioksit emisyonlarına göre vergilendirme"nin yapıldığı Almanya, İngiltere, Fransa ve İsveç gibi ülkelerde bunun ciddi problem yaratacağı belirtiliyor. Nitekim uzmanlar, bu durumda araç sahiplerine ek vergiler gelebileceğini ifade ediyor. Almanya Ulaştırma Bakanı Dobrint, yeni otomobil vergilerinin hesaplanmasına ilişken farklı bir düzenleme üzerinde çalışmaya başladıklarını bildirerek, bunun VW'ye ek yük getirebileceğini söyledi. Alexander Dobrind, VW'nin en son açıkladığı 800 bin araçtan 98 bininin benzinli motora sahip olduğunu da sözlerine ekledi. Alman Başbakanı Angela Merkel de, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada artık bu konuya tam bir açıklık getirilmesi ve çözüme ulaşılması gerektiğini söyledi. Merkel'in sözcüsü, "Hükümet, Volkswagen'in, kendisine yöneltilen suçlamaları artık açıklığa kavuşturması ve çözmesi gerektiğini düşünüyor. VW sözünü tutmalı" dedi. VW, Avrupa'daki durum için "gerekli makamlarla" acil görüşmelere başladıklarını duyururken, Amerika'da soruşturmaların daha derinleştirildiği haber veriliyor. Bu arada önceki gün ABD'de satılan 3.0 lt motorlu Porsche Cayenne'lerde de benzer uygunsuzlukların saptanması üzerine, söz konusu araçların Amerika kıtasındaki satışlarının VW Grubu tarafından durdurulduğu da haber veriliyor.
Milliyet

100 Günde Bütün Vaatler Olacak
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Naci Ağbal, seçim döneminde verdikleri sözleri ilk 100 gün içinde tutacaklarını söyledi. Ağbal, taşeron işçilerin kadroya alınması konusunda 100 gün içinde yasal düzenlemenin yapılacağını belirterek, "Kişi 100 gün içinde, hangi işte çalışıyorsa kamuya alınacağını bilecek" dedi. Naci Ağbal, AK Parti'nin, yoğun bir çalışmayla ilk 100 güne birçok şeyi sığdıracağını belirterek, gelir vergisi, vergi usul kanunu, kamu ihale kanunu tasarılarınınj hemen hemen bittiğini söyledi. İlk 100 günde yapacakları ikinci alanın seçim döneminde söyledikleri vaatler olduğuna işaret eden Ağbal, şöyle devam etti: "Mesela emekli maaşlarında yapacağımız artışı kanunla yapacağız, gençlere, çiftçilerimize birtakım vaatlerimiz var. Seçim döneminde vaat olarak ne söylediysek, bunların hepsini ilk 100 günde hayata geçireceğiz. Bunlar için gerekli olan yasal çalışmayı bu süre içinde tamamlayacağız. Özellikle ücret artışları ve sosyal destekler, bunların hepsi ilk 100 günde realize edilecek. Taşeron işçilerin kadroya alınması konusunda Bakanlar Kurulu kararı çalışmaları zaten bir noktaya gelmişti, hazır. Son bir kez üzerinden geçilir. Sonra da asıl işlerde çalışanların kadroya geçirilmesi için yasal düzenleme yapılması gerekiyor, bu olmadan kamuya alma imkanı yok. İlk 100 gün içinde bunun da yasal düzenlemesi yapılacak ama bu kişilerin müracaatı, bunların değerlendirilmesi ve kadroya alınmaları 100 gün içine yetişebilir veya yetişmeyebilir ama bunu bir yıl içinde olacak diye söylemiyorum. Yasa 100 gün içinde çıkar, uygulaması hemen başlar. Kişi 100 gün içinde, hangi işte çalışıyorsa kamuya alınacağını bilecek."
Vatan

Milli Piyango İki Ay İçinde Yeniden Satışta
Milli Piyango özelleştirmesi yıl sonuna kadar tamamlanacak. UniCredit Grubu tarafından düzenlenen '9. Türkiye Altyapı Finansmanı Toplantısı'nda konuşan Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu, Milli Piyango'nun özelleştime sürecine ilişkin yeni açıklamalarda bulundu. Milli Piyango'nun yıl sonuna kadar özelleştirmesini tamamlamayı hedeflediklerini belirten Aksu, "Milli Piyango ihalesinde ikinci sıradaki şirkete Aralık ortasına kadar süre verildi" dedi. Özelleştirme projeleri hakkında da bilgi veren Aksu, "Bu yıl iki seçim geçirmemize rağmen 2015 özelleştirme programlarını kararlılıkla devam ettirdik, ettiriyoruz. Şu ana kadar 2 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleştirdik. Yıl sonundaki hedefimiz ise 8.7 milyar. Ama 2016 yılında 10 milyar civarında bir özelleştirme geliri bekliyoruz" diye konuştu.
Vatan

Türkiye Demir Ağlarla Baştan Başa Örülüyor
Ulaşım sektörüne yönelik yatırımlarını artıran hükümet Türkiye'yi demir ağlarla örecek projelere hız veriyor. Demiryollarında 2016 yılında Başkentray'ın da arasında bulunduğu 13, 2017 yılında ise 4 ihaleye çıkılacak. Türkiye'nin doğusu ile batısı, kuzeyi ile güneyi Yüksek Hızlı Tren (YHT) hatları ile birbirine bağlanmış olacak. Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdür Yardımcısı İsmail Murtazaoğlu, demiryollarına 2015 sonunda 8.8 milyar Tl yatırım yapılmış olacağını belirterek, bin 213 kilometre yüksek hızlı tren hattının işletme altında bulunduğunu belirterek, yapım ve ihale aşamasındaki hatların uzunluğunun ise bin 520 kilometre olduğunu dile getirdi. Murtazaoğlu, önümüzdeki dönem planları ile ilgili şu bilgileri verdi: "Üçüncü köprüye de bir demiryolu bağlantısı planlanıyor. Bu yılın sonuna kadar bir kesiminin yapım ihalesi projelendirmesi devam ediyor. Yıl sonundan önce ilanına çıkmaya çalışıyoruz. Ankara- Sivas hattının tamamı yapım aşamasında. Ankara- Kırıkkale arasında yaklaşık 40-50 kilometre için bir tane ihalemiz neticelenmek üzere. 150 kilometrelik kısmın alt yapısı tamamlandı. Hattın tamamı 405 kilometre Kalan kısımlardaki alt yapı ilerlemeleri yüzde 70 mertebelerinde. Yıl sonundan önce Ankara-Sivas için bir üst yapı ihalesine çıkmak için hazırlıklarımız sürüyor." YHT hatlarının dışında bir de hızlı tren hatları bulunduğunu aktaran Murtazaoğlu, şu anda yapım ve ihale aşamasında yaklaşık bin kilometre, proje aşamasında ise 12 bin kilometre hat bulunduğunu söyledi. Murtazaoğlu, bir Kuzey-Güney hattı, bir Güney bağlantısı ve bir Batı ile Orta Anadolu bağlantısının, yük ve yolcu taşımacılığında esas olmak üzere 2023 hedefleri çerçevesinde gerçekleşeceğini kaydetti. Murtazaoğlu, YHT ve hızlı tren hatları tamamlandığında Türkiye nüfusunun yüzde 52'sinin bunlarla seyahat etme imkanına kavuşacağını belirterek, "Mevcut hatlarımızı da iyileştirmemiz gerekiyor. Yaklaşık 80 yıldır hiç yenilenmemiş yollar vardı. Bunlarda yenileme yaptık. Böylece ticari hızımız yükselmeye başladı" dedi. Bursa Yenişehir'de hem ikmal ihalesine, hem de bağlantı kısmı projesinin ihalesine bu yıl çıkabileceklerini bildiren Murtazaoğlu, Kayseri- Antalya demiryolu alt yapı inşaatlarının da proje çalışmalarının devam ettiğini, 2017'nin ikinci yarısında tamamlanmasını öngördüklerini söyledi. Murtazaoğlu, Türkiye'nin bir 'yük koridorunun' ortasında bulunduğunu belirterek, alt yapı yatırımlarını tamamlarsa konumu sayesinde çok ciddi kazanç elde edebileceğini aktardı.
Star

DÜNYA

Medya Özgürlüğü Müzakere Dışıdır
Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye ve Batı Balkan ülkelerinde ifade ve medya özgürlüğü alanlarında yaşanan gelişmeleri masaya yatırmak üzere üçüncüsü düzenlenen Speak Up (Sesini Yükselt) konferansında 1 Kasım seçimleri öncesinde gazetecilere gözdağı verilmesine atıf yaparak "medya özgürlüğünün AB üyeliğiyle bağlantılı olduğu" uyarısında bulundu. AB Komisyonu'nun Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, AB'nin Batı Balkanlar ve Türkiye'de medya özgürlüğü konusundaki ilgisini kaybettiğinin söylendiğini duyduğunu belirterek, "Son haftalarda seçimlere giderken gazetecilere çeşitli şekillerde gözdağı verilmesi gibi endişe verici gelişmeler gördük. Çok açık olmama izin verin: Medya özgürlüğü AB entegrasyon sürecinin özünde yer alır ve müzakereye tabi edilemez" dedi. Hahn'ın konferansta dile getirdiği unsurlardan öne çıkanlar şunlar: Bir ülkede hukukun üstünlüğü bazı alanlarda işliyor, aynı zamanda birçok yargıç mahkemede hükümet yetkililerini eleştirdikleri gerekçesiyle gazeteciler aleyhinde karar alıyorsa o zaman hukukun üstünlüğü tam işliyor olmaz. Gazeteciler hâlâ korku içinde yaşamak zorundaysa ve failler kovuşturulmadıysa hukukun etkili uygulandığı ve her vatandaşın doğru dürüst korunduğu iddia edilemez. Bazen kimsenin gerçek sahiplerini ve nihai fayda sağlayanların kim olduğunu bilmediği şeffaf olmayan medya sahipliği hoş görülürken şeffaf rekabetçi pazar ekonomisine sahip olunduğu iddia edilemez. Devasa miktarda kamu parası herhangi bir hesap verebilirlik olmaksızın medyaya harcanırken şeffaf, profesyonel ve politize olmayan kurallara bağlı yönetime sahip olunamaz. AB'yle yakın ilişkide olmayı seçen ülkeler medya alanında Avrupa standartlarına ulaşmalıdır. Bu bir meydan okumadır; ama alternatifi demokratik kontrolü olmayan, yolsuzluğun üzerine sınırlı şekilde gidilen, kamuoyunun yanlış bilgilendirmeye hatta dışarıdan baskılara maruz kaldığı zayıflamış devlet inşasıdır. Maalesef genişleme (aday ülkeler) ülkelerinde ifade ve medya özgürlüğü için yasal çerçeve büyük ölçüde devrede olsa da hukukun uygulanması ve realite ciddi endişe konusu olmayı sürdürüyor. Bazı ülkelerde durum kötüleşmeye devam ediyor. Bazen iktidarlar, hükümet politikasını eleştiren gazetecileri hedef gösterip hain ilan ederek korku ortamı oluşmasına katkıda bulunuyor. Medya özgürlüğü toplumun temel bir direğidir. Ülkeyi güçlü kılar. Sıklıkla konuştuğumuz hukukun üstünlüğü ve ekonomik yönetişimle el ele gider.
Hürriyet

'Başkanlık Sistemi Milletimize Sorulmalı'
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın başkanlık sistemi için referanduma gidilebileceği sinyali verdi. Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yaptığı basın toplantısında, Külliye'yi vatandaşların ziyaretine açmak için gerekli çalışmaları büyük oranda tamamladıklarını, ilerleyen günlerde haftanın belli günü başvuru ve kabul sistemiyle Külliye'nin ziyaret edilmesinin mümkün olacağını kaydetti. Kalın başkanlık sistemi tartışmalarıyla ilgili olarak da seçimin ardından başkanlık sisteminin yeniden tartışılmaya başladığını belirtti. Erdoğan'ın da konuya ilişkin beklentilerinin sorulması üzerine Kalın, "Bu bir şahısla ilgili bir konu değildir. Zaman zaman bazılarının iddia ettiği gibi Cumhurbaşkanımızın kendi geleceğiyle ilgili bir hesabı hiç değildir. Erdoğan'ın böyle bir şeye ihtiyacı yok. Başkanlık sistemi tartışmalarının onun kendi şahsıyla, şahsi geleceğiyle bir ilgisi yok, çünkü onun öyle bir kaygısı yok" yanıtını verdi. Kalın, şunları söyledi: "Özellikle 1 Kasım seçimlerinin sonuçlarını da dikkate alarak elbette bu konu milletimize tekrar sorulmak suretiyle bir karara bağlanacaktır. Başkanlık sisteminin Türkiye'yi ve Türkiye'ye adeta lig atlatacağı konusunda bizim kanaatimiz nettir. Benim tahminim önümüzdeki ay ve yıllarda bu tartışma ivme kazanarak daha sağlıklı bir şekilde yine devam edecektir." Kalın, "Başkanlık tartışmasına ilişkin 'milletimize de sorularak' ifadesini kullandınız. Acaba bunu bir referandum sinyali olarak algılamak mümkün mü?" sorusu üzerine, "Elbette böyle bir önemli konu söz konusu olduğu zaman bu tartışma milletten bağımsız, ayrı elbette düşünülemez. Bunun mekanizması referandumsa referanduma gidilir. Parlamentoda yapılacak birtakım düzenlemeler vardır ama benim asıl altını çizmek istediğim konu burada bu konu milletimizle danışılarak, görüşülerek onların görüş ve kanaatleri alınarak neticelendirilecek bir konudur" diye konuştu.
Milliyet

Gençleri Ölduren İhmal İstifa Getirdi
Romanya Başbakanı Victor Ponta, başkent Bükreş'te 32 kişinin ölümüyle sonuçlanan gece kulübü yangını nedeniyle hükümeti suçlayan geniş katılımlı gösterilerin ardından istifa etti. İstifa ile Ponta'nın başında olduğu Sosyal Demokrat Parti hükümeti de düştü. Yangın sebebiyle hükümeti suçlayan 25 bin kadar gösterici, bir gün önce Bükreş'te Ponta'yı istifaya davet etmişti. Ponta, daha önce hakkında açılan yolsuzluk soruşturması nedeniyle istifa baskısı altında kalmış ancak görevi bırakmamakta direnmişti. Ancak gençlerin hayatlarına mâl olan ihmal, baskıyı artırdı. Ponta kararını açıklarken, "Toplumun haklı öfkesini görme zorunluluğuna sahibim. İnsanlar daha fazla şeye ihtiyaç duyuyor ve bu ihtiyacı görmezden gelmek hata olurdu. Hükümetin istifasının sokağa çıkan insanları tatmin etmesini umuyorum. İstifa ediyorum, çünkü politikacı olarak siyasi bir mücadeleye karşı direnebildim ancak halkla kavga etmeyeceğim" dedi. Yangın nedeniyle 100'den fazla kişi hastanelerde tedavi görmeye devam ediyor. Ağır yaralı kişiler nedeniyle ölü sayısının artabileceği belirtildi. Ponta'nın istifasını talep etmek için sokağa çıkan ve yangında iki arkadaşını kaybeden bir genç kadın, "Biz gençler ülkenin geleceğiyiz. Bize böyle söylendi, böyle eğitildik. Ve bu tip çok ciddi bir olay olduğunda ve genç insanlar öldüğünde, bunu kendimize yönelik bir tehdit olarak görüyoruz. Bunlar değişmeli ve değişiklikler bizi yöneten kişilerden gelmeli" dedi. Göstericiler, 'Yolsuzluk öldürür' ve 'Katiller' gibi sloganlar attı. Ponta'nın istifasından kısa süre sonra ise, yangının meydana geldiği Bükreş'teki 4. Bölge Belediye Başkanı Cristian Popescu Piedone de istifasını duyurdu. Gece kulübünün üç sahibi ise mekanın aşırı kalabalık olması ve yeterli seviyede acil çıkış kapısının bulunmaması suçlamasıyla gözaltına alındı. Romanya hükümetinin düşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis'in muhalefet partisine hükümet kurmak için görev vermesi bekleniyor.
Milliyet

Işid'in 1.5 Milyar $'Lık Yağma Ekonomisi
Irak ile Suriye üzerinde elde ettiği topraklarda 'İslam Devleti' kurmaya çalışan IŞİD örgütü, Avusturya büyüklüğündeki topraklarını yönetmek için de ciddi bir maddi kaynağa ihtiyaç duyuyor. Örgüt, her ay on binlerce savaşçısına 300 ila 2000 bin dolar arasında maaş ödüyor. ABD Hazine Bakanlığı Müsteşarı David Cohen'in 'en iyi finanse edilen terör organizasyonu' olarak nitelendirdiği IŞİD'in 1 milyar dolardan fazla nakit parası olduğu düşünülüyor. Tarihin en zengin terör örgütü olan IŞİD, devletlerle kıyaslandığında ise 'yoksul' kategorisine giriyor. IŞİD, 1.5 milyar dolarlık yılık bütçesi ile Nikaragua'yla aynı sırada yer alıyor. IMF'ye göre, 11 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılası ile Nikaragua dünyanın 131'inci ekonomisi. Banka soymak, fidye, yasadışı petrol ticareti ve tarihi eser kaçakçılığı gibi sürekliliği olmayan yollardan gelir elde eden örgütün ekonomik yapısı için 'yağma ekonomisi' yorumu yapılabilir. Süreklilik yerine ele geçirdiği bölgedeki kaynakları sömüren IŞİD, kontrolündeki bölgede yaşayan 8 milyon insandan düzenli olarak 'vergi' topluyor. Örgütün ekonomisine dair resmi veriler bulunmasa da konu üzerine çalışmalar yapan Financial Action Task Force (FATF), Foreign Policy Researche Institue (FPRI) gibi çok sayıda kuruluş var. Biz de bu kaynaklardan IŞİD ekonomisini araştırdık: Hem kamu hem de özel bankalardan ciddi miktarda nakit paraya el koyan örgüt, kamu bankalarının kendi malı olduğunu açıklarken, özel bankalarda yapılan işlemlerden yüzde 10 komisyon alıyor. IŞİD'in Musul, Ninova, Anbar, Salahaddin ve Kerkük'ü işgal ettiği zaman, bölgeden en az yarım milyar dolar ve çok daha fazla miktarda dinara el koyduğu düşünülüyor. Newsweek dergisi bu rakamın 1.5 milyar dolar olduğunu ifade ediyor. Ancak halkın bölgedeki bankaları kullanmayı azaltması bu gelirlerde ciddi oranda düşüşe sebep oluyor.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Irak'ta IŞİD'in kontrolündeki bölgelerde buğday üretiminin yüzde 40'ının devam ettiğini tahmin ediyor. Çiftçilerin IŞİD'in vergisinden sonra mahsulün ne kadarının elinde kalacağını bilmemesinden ötürü toprağı işlememesi ve su altyapısının bozulması, üretimi ciddi oranda düşürüyor. Tarım ürünleri pahalılaşırken, IŞİD askerlerini doyurmak için daha çok para harcıyor. Temizlik ve benzeri hizmetler için kentte yaşayanlardan 'vergi' toplanıyor. Ancak bölgeden gelen bilgilere göre, yönetim ve bürokrasi deneyimi az olan örgüt kontrolündeki kentlerde çöplerin toplanması gibi birçok hizmette aksamalar yaşanıyor. İşletmelerden yüksek oranlarda gelir vergisi toplanması nedeniyle Irak'ta Saddam yönetiminde birçok işletmenin yasak olmasından ötürü oraya çıkan kayıt dışı ekonomi tekniklerinin yeniden canlandığı belirtiliyor. Irak'ta devlet çalışanlarının yüzde 25'inin hiç işe gelmeyen kişilerden oluştuğu düşünülüyor. IŞİD kontrolündeki bölgelerdeki memurların maaşları ödenmeye devam ederken, buraya aktarılan maaşların 3'te 1'ine IŞİD el koyuyor. Ham ve rafine edilmiş petrol satışı gelirin 2 ana kalemi. Kaçak yollardan Türkiye ve Irak üzerinden satış yapıldığı aktarılırken, alıcılardan biri de Esad rejimi. Ancak örgütün petrol gelirlerinin düştüğü ifade ediliyor. Bunun ilk nedeni, petrol fiyatlarının düşmesi ile IŞİD'in 2014'te varili 50 dolara sattığı petrolü şimdi 20 ile 30 dolara kadar indirmesi. Diğer nedenler ise bölgeye komşu ülkelerin sınırda kontrolleri artırması, ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin ve Rusya'nın hava saldırılarının IŞİD'in petrol üretimi ve taşımasını güçleştirmesi. Günde 50 bin varil petrol üretim kapasitesi olduğu düşünülen IŞİD'in günlük geliri ise 1 ile 3 milyon dolar arasında. Fidye için özellikle Batılı ülkelerin vatandaşlarından yüksek miktarda gelir elde eden örgütün, kaçırdığı dört gazeteci için Fransız hükümetinden 14 milyon dolar aldığı düşünülüyor. Ancak yabancıların artık IŞİD kontrolündeki bölgelere gitmemesi, bu gelir kaleminde düşüşe sebep oluyor. IŞİD'in yaklaşık 4 bin Ezidi kadını kaçırdığı tahmin edilirken, kadınlar ya Müslüman ya da seks kölesi olmaya zorlanıyor. IŞİD askerlerine 13 dolara satılan Ezidi kadınlar, ailelerine ise ortalama binlerce dolara geri veriliyor. IŞİD, bölgeye giren her TIR'dan gümrük vergisi talep ediyor. Ancak örgüt, fiyatları fahiş olarak yükseltemiyor. Zira, Irak kontrolündeki bir noktadan geçmek üzere sınırdaki memura verilecek rüşvet, IŞİD'inkinden ucuz olursa şoförler daha uzak olsa bile o yolu tercih ediyor. Irak'ın kuzeyinde kamyon başına 200 dolar ücret alındığı aktarılıyor. Lübnanlı bir istihbarat ajanına göre, IŞİD şehirlere giren veya çıkan neredeyse her maldan vergi alıyor. İslam dönemi öncesi tarihi eserleri yok etmesiyle bilinen cihatçı terör örgütü, aynı zamanda bu eserleri kaçak yollardan satıyor. Irak hükümetinden bir yetkili, "IŞİD militanları bir seferinde 3-4 ton ağırlığında bir kabartmayı götürdü. Tek seferde alamadıkları için, kesip parçalar halinde taşıdılar" diyor. Bazı kaynaklar, tarihi eser kaçakçılığında en önemli pazarın Türkiye, ardından da Ürdün olduğunu söylüyor. Uzmanlar, bir Mezopotamya eserinin yüz binlerce dolar değerinde olabileceğini belirtiyor. Irak güvenlik güçlerine verilen ABD üretimi askeri mühimmatı ele geçiren IŞİD, bu silahları karaborsada satarak başka ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabiliyor. Özellikle Körfez ülkelerindeki destekçilerinin modern iletişim yolları kullanarak kolaylıkla para yollayabildiği belirtiliyor. Bağışlar, yardım organizasyonları kılıfıyla aktarılıyor.
Milliyet

Yine Rus Uçağı Düştü
Hafta sonunda Mısır'ın Şarm el Şeyh kentinden Rusya'nın St Petersburg kentine gitmek üzere havalanmasından kısa süre sonra düşen Rus Metrojet Havayolları'na ait yolcu uçağının ardından dün de Güney Sudan'ın başkenti Juba'daki havalimanından kalkan Rus yapımı kargo uçağı düştü. Ölü sayısının netlik kazanmadığı kazada 41 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Reuters'a konuşan görgü tanıkları Antonov tipi kargo uçağının kuyruğunun ve diğer parçalarının havalimanı yakınlarındaki Nil Nehri'ne dağıldığını söylediler. Uçağın parçalarının Nil Nehri'nin doğu kıyısındaki evlerin ve insanların üstüne düşmüş olabileceği de belirtiliyor. Güney Sudan Devlet Başkanlığı sözcüsü Ateny Wek Ateny uçağın Yukarı Nil bölgesinde Paloch petrol sahalarına gittiğini açıkladı. Rus Ulaştırma Bakanlığı, düşen kargo uçağının kendi envanterlerinde kayıtlı olmadığını, başka bir ülkeye ait olabileceğini söyledi. Rus Dışişleri Bakanlığı ise kazayı araştırdıklarını açıkladı. Mısır'da düşen Rus Metrojet Havayolları'na ait yolcu uçağının Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından düşürüldüğü iddia edilmişti. Yetkililer, Rus yapımı kargo uçağının da benzer nedenlerle düşürülmüş olmasından endişe ediyor.
Vatan

Abd'den Türkiye Uyarısı
ABD Ordusu Avrupa Komutanlığı, güvenlik gerekçesiyle, çifte vatandaşlığı olanlar dahil, askeri ve sivil çalışanların Türkiye'ye resmi olmayan seyahatler gerçekleştirmesini yasakladı. ABD Ordusu Avrupa Komutanlığı'nın Facebook sayfasında yayımlanan yasaklar 9 Kasım'dan itibaren geçerli olacak. Türkiye'ye yapılan resmi ziyaretlerde ise ordudan izin alınması gerekiyor. Uyarılara ek olarak Türkiye'ye seyahat edecek Savunma Bakanlığı yetkililerinin, 'protesto olaylarından, mitinglerden, gösterilerden ve büyük topluluklardan uzak durması gerektiği' belirtildi.ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, Türkiye'ye yönelik seyahat uyarısının sadece askeri personel ve ailelerini kapsadığını, sivillerin seyahatlerine yönelik kısıtlama olmadığını açıkladı. Açıklamanın gerekçesinin ise, ekimde Ankara'da meydana gelen terör saldırısı ve Türkiye çapında gerçekleşen şiddet içerikli gösteriler olduğu belirtildi.
Vatan

Daeş'e Askeri Plan Hazır
Dışişleri bakanı Feridun Sinirlioğlu seçim sonrası ilk yurtdışı ziyaretini k. Irak'a yaptı. Sinirlioğlu, Erbil'de görüştüğü ırak Kürt bölgesel Yönetimi başkanı mesut Barzani ile terörle mücadelede işbirliği konusunda mutabakat sağladı. Sinirlioğlu, "Türkiye DAEş'e karşı ırak ve Kürdistan bölgesine yardım edecek. askeri olarak harekete geçme planlarımız var" dedi. bölgesel Yönetimin başbakanı Neçirvan Barzani ise, "Türkiye'nin desteği olmadan DAEş'e karşı dayanabilmek zor" ifadesini kullandı.
Star

POLİTİKA

Milli Birlik Süreci, Sonuç Alma Dönemi
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, terörle mücadele konusunda "Önümüzdeki dönem konuşma, tartışma değil sonuç alma dönemidir. Bu işe illa bir isim aranıyorsa, milli birlik ve kardeşlik sürecidir" dedi. Erdoğan, 1 Kasım seçimlerinin ardından muhtarlarla ilk buluşmasında özetle şunları söyledi: "Meclis'te temsil edilen siyasi partilerin çoğunun, 7 Haziran seçim sonuçlarını doğru değerlendiremediklerini gördük. Yüzde 60'lık blok söylemiyle başlayan, rövanşist anlayışla tırmandıran söylemler Türkiye'yi zorlu bir imtihanla baş başa bıraktı. Paralel devlet adını verdiğimiz şer şebekesi, tüm imkânlarını Türkiye'nin kazanımlarına saldırmak için hareket etti. Kendilerini ülkemiz medyasının amiral gemisi olarak görenler de bölücü ve paralel örgütlerin bu ihanetine ortak oldular, destek verdiler. İş çevrelerinden bir grup da bu koroya katıldı. Bölücü terör örgütü ve sırtını ona dayadığını açıkça ifade eden parti, yeniden kanın, gözyaşının hâkim olduğu günlere dönmek için var gücüyle çalıştı. Sadece içeride fitne ateşini körüklemekle yetinmediler, yurtdışında da kampanya organize ettiler. Çözümün içerde ve dışardaki güç odaklarında, terörde, kaosta değil millette aranmasını istedik. Milletimiz bizi mahcup etmedi; teröre, onlara sırtını dayayanlara, paralel yapıya ve bunlara gerekli dirayeti ortaya koyamayanlara mesajını açık şekilde ifade etmiştir. (Suriyeli mülteciler) Kendimizi onların yerine koyalım. Bizi topraklarına kabul etmeyecek birileri olsa ne yapardık? Öyle bir düşünelim ya. Bizim bu vatandan başka vatanımız olmadığına göre, bize bu vatanı dar etmeye çalışanlara, kusura bakmasınlar bu vatanı dar ederiz. Milletimiz müsterih olsun, hiç endişeye kapılmayın. Yarın bugünden daha iyi olacak. Terör örgütüne karşı operasyonlar devam ediyor. Kesmek yok, devam edeceğiz. Terör örgütü silahlarını bırakıp, toprağa betonlayarak gömene kadar, tüm elemanları teslim olana, ülke dışına çıkana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Örgütün şehirlerdeki yapılanmaları çökertilene kadar operasyonlar devam edecek. Önümüzdeki dönem konuşma, tartışma dönemi değil, açık söylüyorum sonuç alma dönemidir. Bu işe illa bir isim aranıyorsa, bunun adı artık milli birlik ve kardeşlik sürecidir. Yani milli birliğimizden daha iyi bir şey olabilir mi? Kardeşlikten daha güzel bir şey olabilir mi? Milli birlik, kardeşlik diyen varsa hepimiz aynı çatı altında toplanmalıyız. Bu gerçek ortakayken hâlâ kanla, silahla, canla, hendekle mücadele etmeye çalışmak bu ülkeye en büyük ihanettir. Güya meydan okuyor, '2 bin Kürt insanı öldürüldü' diyor devlet tarafından. Asla bu devlet Kürt insanına kurşun sıkmaz, bu devlet teröriste kurşun sıkar. Birileri şu anda hep kucaklaşmaktan bahsediyor, biz hazırız. Siz hiç kucaklaşmadınız ki ya? '2 Kasım'da içsavaş çıkacağından endişe ediyoruz' dediniz ya. İçsavaş beklentisi içinde olanlar varsa bunlar ihanet şebekesidir."
Hürriyet
Baş Vermem Geri Adım Atmam
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün, sosyal medya platformu twitter üzerinden yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: 1 Kasım'da Milletvekili Genel Seçimi yapıldı. Kesin olmayan sonuçlar ortaya çıktı. Ve sırayı yoğun tartışmalar aldı. Şahsım ve MHP'yle ilgili yazılanları, söylenenleri, ileri geri geri değerlendirmeleri de hayret ve tebessümle takip ediyorum. Harama göz yumsam, hıyanete göz kırpsaydım baş tacı edilirdim. Ya da çözülme dediklerinde durmayın daha da çözün, bölün, Türklüğü yok edin, Türkiye'yi parçalayın deseydim el üstünde tutulurdum. Türk milletini 36'ya ayırdıklarında yetmez, ama evet; milliyetçiliği ayaklar altına aldıklarında hayaldi gerçek oldu deseydim mesele olmazdı. Hatırlatırım ki; inandıklarımdan hiç taviz vermedim. Eğilmedim, bükülmedim, eyyamcılığa, entrikacılara, saray dalkavuklarına eyvallah etmedim. Kim ne söylerse söylesin, ilkelerime sonuna kadar bağlıyım; bize umut bağlamış mazlum milyonlara hem vefa, hem gönül borcumun farkındayım. Bu damar rüşvet, zillet, hezimet damarı değil; ahlakın, aidiyet şuurunun, bozkurt gibi kalkışın ve Türklüğün zafer müjdesinin eseridir. Teslimiyet sözlüğümüzde olmayan bir kelimedir. Taviz verip kaçmak, gürültü karşısında korkup sinmek bize Fizan kadar uzaktır. Ne ABD'den çekinir, ne AB'den ürkeriz. Ne sarayın tuzaklarından, ne de komplocu aktrollere aldanırız. Biz işimize ve yolumuza bakarız. Şahsen Milliyetçi-Ülkücü iradenin tertemiz vicdan ve iradesine güvenir, ondan başkasını tanımam, takmam, hiç arkama da dönüp bakmam. Bugün olsa, yine olsa, PKK'nın 10 maddesine evet diyenlerin tüm tezgah ve oyunlarına yine hayır derim, demeye de devam edeceğim. 4 milli ilkemizin haysiyetini, itibarını her daim savunurum; bunun için de her şeyi göze alırım. Çünkü mesele vatan ve milletin bekasıdır. Kıvançla söylüyorum, karanlık kampanyalara rağmen üç hilale oy veren 5,5 milyonu aşkın milli ve yiğit kardeşe sahibim ve iftihar ediyorum. Türk milletinin yoluna baş koydum. Baş vermem, geri adım atmam.
Milliyet
'Başkan Adaylarını Kimse Eleştirmesin'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün partisinin MYK üyeleriyle ikinci kez üst üste toplandı. Toplantıda, parti içi muhalefetin olağanüstü kurultay başta olmak üzere kurultaya yönelik talepleri değerlendirilirken, bir sonraki kurultayda aday olacağı sinyalini net bir biçimde veren Kılıçdaroğlu'nun şu ifadeleri kullandığı öğrenildi: Çok sayıda aday çıkabilir. Birden çok aday çıkabilir. Birkaç adaylı bir yarış olabilir. Her çıkan adayın demokratik haklarını gözeterek onlara eşit yarışma imkanı sağlamak zorundayız. Hiçbir parti yöneticimizin ve partilimizin genel başkan adaylarını eleştirmesini istemiyorum. Tüm CHP üyeleri, bu partide genel başkan olabilecek donanımlara sahiptirler. Bunu gözönünde bulunarak süreci götürmemiz gerekir. Kurultay sürecinde yarışacak adaylara propaganda olanaklarını eşit kullanabileceği, onların adaylık sürecini kolaylaştırıcı bir yöntem izlemeliyiz. Parti içine ve topluma demokratik yarışın zedelendiği algısını yerleştirmemeliyiz. Kurultay süreci ve adaylık yarışı sosyal demokrat bir partide olması gerektiği gibi olacaktır. Ben adaylık düşünen arkadaşlarımızın olağanüstü kurultay talep edeceğini zannetmiyorum. Çünkü olağan kurultay süreci devam ediyor ve olağan kurultay takvimi boyunca aday arkadaşlarımıza kurultay delegelerinin de seçileceği il kongrelerinde konuşma ve kendilerini anlatma fırsatı veririz. Hiçbir arkadaşımız kendisini dışlanmış, ötekileştirilmiş hissetmemeli. Türkiye'nin sorunu eleştiriye tahammülsüzlüktür. Kişilik haklarımıza saldırılmadığı sürece tüm partililerimizden, tüm adaylardan gelecek her türlü eleştire açığız. Biz de diğer aday arkadaşlarımızın kişilik haklarına saygılı olacağız. Böylesi demokratik bir yarışın gereklerini oluşturabilmeliyiz. Bu demokratik yarış, partimiz için de Türkiye için de gereklidir. Diğer partilere de örnek oluşturacak bir süreç götürebiliriz. Kendi evine demokrasiyi getiremeyen, Türkiye'ye de ülkeye de bölgesine de demokrasi getiremez. En korktuğum şey, seçim eşitsizliği ve alternatifsiz lider algısıdır. Alınan bilgilere göre söz alan bir MYK üyesi, toplantıda, "Aday olacak arkadaşlarımıza gelip burada da MYK toplantılarında da PM toplantılarında da kendilerine anlatma şansı tanıyabiliriz. Burayı bir serbest kürsü olarak kullanabiliriz" önerisini getirdi. Öte yandan toplantıda 26. parlamento döneminde nasıl bir muhalefet izleneceği konusunda da fikir alışverişinde bulunuldu. Alınan bilgilere göre, "Daha etkin daha sert bir muhalefet" kararı çıkarken, komisyon aşamasından itibaren etkili bir muhalefet sergilenmesi gerektiği vurgulandı. Alınan bilgilere göre sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin desteğiyle, parlamentoya gelecek kanun tekliflerine ilişkin olarak uzmanların ve paydaşların görüşlerinin alınması ve bu doğrultuda muhalefet sergilenmesi görüşü benimsendi. Toplantıda bir sonraki MYK'nın da 10 Kasım Salı günü gerçekleştirilmesi karara bağlandı. 15 gün içinde de Parti Meclisi toplantısının gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Milliyet

Oran, Kılıçdaroğlu'na Rakip
Eski CHP Milletvekili Umut Oran, 1 Kasım Milletvekili Genel Seçimi'nde ortaya çıkan tablonun ardından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hiç vakit kaybetmeden olağanüstü kurultayı toplayarak, acilen güvenoyu tazelemesi gerektiğini savundu. Oran, yaptığı yazılı açıklamada, seçimin başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek, Kılıçdaroğlu'nun "başarının tek ölçütü iktidara gelmektir" ifadesini hatırlattı. CHP'nin son 5 yılda yapılan 6 seçimde "anlamlı bir oy artışı" sağlayamadığına dikkati çeken Oran, CHP seçmeninin, örgütlerinin üzerine düşeni yaptığını, buna rağmen iktidar yüzü görülmüyorsa, sorumlunun CHP yönetimi olduğunu ileri sürdü. Oran, olağan değil olağanüstü kurultay gerektiğini vurgulayarak, "Sayın Kılıçdaroğlu gerçeklerle yüzleşip gereğini yapmadığı takdirde en büyük görev CHP örgütüne ve mevcut kurultay delegelerine düşecektir. Tüm CHP'lilere sesleniyorum, gelin değişimi, dönüşümü beraber gerçekleştirelim. CHP'nin tek başına iktidarını kurmak için her türlü görev ve sorumluluğu almaya hazırım" ifadelerini kullandı.
Vatan



SPOR

Eurocup E Grubu'ndaki temsilcimiz Beşiktaş Sompo Japan, 4. maçında Macar ekibi Szolnoki Olaj'ı 76-67 yenmeyi başardı, 3. galibiyetini aldı. Yağızer Uluğ yönetiminde çıktığı iki maçı da çok yüksek skorlara ulaşarak kazanan Beşiktaş, 3. maçında 76 sayıda kaldı ancak bu kez rakibine de potayı göstermedi, 67 sayı yiyerek kazanmayı bildi. Maça Darden Murphy ikilisiyle başlayan temsilcimiz, rakibinin dış şutlarla ayakta kalma çabasını aynı şekilde önledi, ilk periyodu 22- 15 galip bitirdi. İkinci çeyreğin başında Engin'in hem skor, hem de asistleriyle öne çıkmasıyla iyice rahatlayan ve farkı çift hanelere çıkaran Beşiktaş, devreyi de 37-25 önde tamamlamayı bildi. İkinci yarıya da Engin'in sayılarıyla başlayan Beşiktaş, 58-39'da farkı 19'a kadar çıkardı. Temsilcimizin benchten gelen isimlerden istediği katkıyı alamaması, konuk takımın Natyazhko ile arayı kapamasına neden olsa da 3. çeyrek de Beşiktaş'ın 63-50 galibiyetiyle bitti. Son çeyrekte benhchteki oyuncularına daha çok şans tanıyan ve hücumda istediği ritmi bulamasa da savunma ile ayakta kalan Beşiktaş, 72-57'de yeniden farkı 15'e çıkardı- ğı maçtan 76-67 galip ayrıldı.
Milliyet

Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, Ajax ile zorlu bir maça çıkacaklarını belirterek, "Hedefimiz 3 puan ve maça sadece bu düşünceyle çıkacağız" dedi. Amsterdam Arena'daki basın toplantısında konuşan Portekizli hoca "Bu takımlar, 2 hafta önce karşılaştı. Her iki takım da taktik açıdan ne yapmaları gerektiğini bilen ekipler. Ajax'ın ne yapacağını ve bizi burada neyin beklediğini, karşımıza çıkacak zorlukları çok iyi biliyoruz" dedi. Pereira şöyle konuştu: "Ajax'ın hangi dakika ne yapacağını biliyoruz. Maç içinde yapılabilecek anlık hata, sonuca etki edecektir. Güzel bir gösteri ortaya koyarak galip gelmek istiyoruz. Beklentim 3 puan ve galibiyet. Çok iyi oynar, çok fırsat bulur, o fırsatlardan yararlanamazsak ve maçtan galip ayrılmazsak bu durumda üzülürüz. Fakat bizim üstümüze çok gelirlerse bizi çok zorlarlarsa ve bu şekilde berabere kalırsak o zaman farklı olur. Bu yarınki maçın gidişatına bağlı." Ajax'ın genç futbolculardan kurulu bir ekip olduğuna da dikkati çeken Pereira, Van Persie'nin oynaması halinde tecrübesiyle kendilerine katkı yapabileceğini ifade etti. Fenerbahçe'nin gol yollarında sorun yaşadığına yönelik bir soruyu da cevaplayan Portekizli çalıştırıcı, bunu aşmak için çok çalıştıklarını belirterek "Bizim çalışmalarımız hep daha fazla gol atmak üzerine. Gelecekte şu ana kadar attıklarımızdan daha fazla gol atacağımızı düşünüyorum" dedi.
Star

Şenol Güneş, gruptaki rotayı çizdi. Beşiktaş'ın hocası Lokomotiv Moskova maçı öncesi düzenlediği basın toplantısında, "Grupta ilk yarı tamamlandı. İlk yarıda 2 maç deplasmanda yapmıştık. Puan olarak ikinciyiz. Maçı kazanırsak avantajlı oluruz. Her iş başlangıçta zordur ama zoru başarırsanız kolay olur. Biz maçlarımızı kazanırsak her şey kolay olur. Biz önümüzdeki iki maçı kazandığımız takdirde iş son maça kalmaz. Gruptan lider olarak çıkarız" dedi. Kartal'ın teknik patronu şunları söyledi: "Rakibin oyun planına hakimiz. Yine aynı şekilde oynayacaklarını düşünüyorum. Samedov, Maicon ve Niasse ile çıkacaklardır. Stoperde sıkıntıları var. Corluka cezalı. Diğer stoperler de sakat. Bizde sonra maç kazanamasalar da oyun formatı aynı. Son maçı farklı kaybettiler ama çok baskılı bir maç değildi. Gelen gol oldu. Kontra atağa çıktıklarında bizim ne yapacağımız yapacağımız önemli. Niasse'yi burada kullanıyorlar." "Kadromda olan tüm oyuncular vazgeçilmezdir. Bugün şans bulan oyuncu yarın değişebilir. Yaratıcılık ve hücum olarak forvet önemlidir ama savunmanın oturması daha önemli. Orada değişikliği sadece Tosic ve İsmail'i yaptık. Hücumda değişerek oynayabiliriz, savunmada daha az değişiklik yapacağız. Milosevic'ten genel olarak memnunum top tekniği ve oyun görüşü olarak iyi, yakın markajda sıkıntısı var. Veli idmana çıkabilir ama kontrollü gidiyoruz. Acelesi yok."
Star

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde Arena'da Benfica'yı yenerek yeşerttiği gruptan çıkma umutlarını bu kez Portekiz ekibine karşı deplasmanda aldığı mağlubiyetle karartırken, Yasin Öztekin, 90+2'de boş kaleye kaçırdığı golün şokunda. Sarı-Kırmızılı futbolcu, "Karşılaşma sonrası pozisyonu defalarca izledim. Nasıl kaçırdığımı hâlâ anlamış değilim" ifadelerini kullandı. Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu'nun "Direkt kaleye vursa gol olacak ama şimdi yapacak bir şey yok" diye sitemde bulunduğu Yasin, "Top önüme geldiğinde biraz sekiyordu. İşi sağlama almak için kontrol etmeyi düşündüm. Bu sırada savunma oyuncuları çok çabuk davranıp önümü kapattı. Şutu çektim ama top rakibe çarpıp kornere gitti. Çok üzgünüm. Golü atsam takımıma çok önemli bir puan kazandıracaktım" diye konuştu. Yasin Öztekin'in kaçırdığı pozisyon Sarı- Kırmızılı camiada tepkilere yol açtı. Taraftarlar yıldız oyuncunun yanı sıra Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu'nu kadro seçimi nedeniyle hedef aldı. Bu arada Yasin'in beceriksizliği Galatasaray'ın beraberlik halinde alacağı 500 bin euroyu kaybetmesine yol açtı. Kaçan bu fırsat sonrası Cim-Bom gruptan çıkamazsa Sarı-Kırmızılılar ikinci tura çıkma parası olan 5.5 milyon eurodan da olacak.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme