10 Kasım 2015 Salı

10.11.2015 Genel Gündem


10.11.2015
GÜNDEM
Hastaneye Roket
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 8 gün önce sokağa çıkma yasağı ilan edilen Tekel, Konak ve Mescit mahallelerinde operasyon sürüyor. Çatışmalarda dün taksi şoförü Mehmet Gündüz (45) ile Yakup Sinbağ ölürken, 1'i polis 6 kişi yaralandı. Mescit Mahallesi'nde PKK'lı teröristler, hendekleri kapatmaya giden bir kepçeyi ateşe vererek güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Açılan ilk ateşte 1 polis memuru yaralandı. Polisin karşılık vermesiyle çıkan çatışmada mahalleye 150 metre mesafedeki bölgede Abdulsemet Kesici, Seyfettin Kurt, Kudbettin Çiçek ve Mustafa Sağlam yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Cami Mahallesi'ndeki evine roketatar mermisi isabet eden 70 yaşındaki Mehmet Emin Çiçek de cam parçalarından yaralandı. Bu arada Silvan Kaymakamlığı, muhtarlar aracılığıyla vatandaşlara dün 3 bin ekmek dağıttı. Silvan'da geçen hafta teröristlerin keskin nişancı silahı Kanas'la vurduğu özel harekât polisi Necmi Çakır şehit olurken, PKK'lı olduğu açıklanan Müslüm Tayyar ile 20 yaşındaki Sertip Polat, 24 yaşındaki Engin Gezici ve kendisine yardım etmek isteyen halası 55 yaşındaki İsmet Gezici ölmüştü. Şırnak'ta dün sabah saat 08.00'de Cizre Devlet Hastanesi'ne giden polis panzerine, teröristler roketatarla saldırdı. Saldırıda, hastanenin diyaliz ünitesi ile morguna roketatar mermisi isabet etti. Binada büyük hasar oldu. 31 hasta Şırnak ve Nusaybin'deki hastanelere sevk edildi. PKK'lı teröristler dün saat 15.40'ta 3 yere eşzamanlı saldırı düzenledi. Saldırılarda Dicle Polis Karakolu, Hükümet Konağı ve Cizre Emniyet Müdürlüğü'ne roket isabet etti.
Hürriyet


'Büyük Ölülere Matem Gerekmez'
Atatürk'ün ölümünün yıldönümü nedeniyle devletin zirvesi 10 Kasım mesajları yayımladı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Atatürk'ün "Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine sadakat gerekir" sözlerini hatırlatarak "TSK'nın mensupları olarak 'Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine sadakat gerekir' düşüncesinden hareketle, ebedi başkomutanımız Atatürk'ün maddi varlığının aramızdan ayrıldığı 10 Kasım tarihini bir matem günü olarak kabul etmek yerine, onun düşünce ve devrimlerini daha iyi anlamak ve anlatmak için bir fırsat olarak görüyoruz" dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise mesajında, "Demokratik iradesi daha çok güçlenen Türkiye, şimdi her zamankinden daha fazla emniyet ve güvenle geleceğe yürüyen bir ülke olma yolunda büyük mesafeler almaktadır" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yayımladığı mesajda, "Gazi Mustafa Kemal, bu milletin en zor zamanında liderlik ettiği istiklal ve istikbal mücadelemizi başarıya ulaştırmıştı. Biz de bugün, ülkemizde ve bölgemizde yaşanan olaylar karşısında aynı dirayetle hareket ediyoruz, etmeye devam edeceğiz. Milletimizle bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak, hep birlikte 2023 hedeflerimiz istikametinde mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız" dedi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 102, 5542-102, 6404                
ABD Doları 2, 9187-2, 9197
Euro 3,1385-3,1410
İngiliz Sterlini 4, 4113-4, 4141                   

Kritik Ziyaret!..
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Abdülfettah Sisi'nin 3 Temmuz 2013'te Muhammed Mursi'yi askeri darbeyle devirmesinden sonra siyasi ve diplomatik ilişkilerin en alt düzeye indiği Mısır'a önceki gece özel bir uçakla kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. Hisarcıklıoğlu ve beraberinde TOBB'dan üç kişilik uzman heyetin gerçekleştirdiği bu gezi, iki yıl aradan sonda Ankara'dan Kahire'ye yapılan en üst düzey ziyaret olması nedeniyle önem taşıyor. Önceki gece Kahire Uluslararası Havalimanı'nda Hisarcıklıoğlu ve yanındaki üç kişilik heyeti Türkiye'nin başkent Kahire'deki Maslahatgüzarı Elçi Müsteşar Ali Rıza Güney karşıladı. Mısır medyasında geniş yer bulan ziyaret, iki yıl aradan sonra Türkiye'den üst düzey bir yetkilinin Mısır'ı ziyaret ettiği ve iki ülke arasındaki ticari ilişkiler adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Üst düzey olarak nitelenecek son ziyareti dönemin CHP milletvekilleri Faruk Loğoğlu ile Osman Korutürk, Eylül 2013'te Mısır yönetiminin daveti üzerine gerçekleştirmişti. Ankara'dan yapılan resmi açıklamaya göre ziyaretin amacı, "İslam Ticaret Odaları Konferansı'na katılmak ve bu kapsamda Mısır Odalar Birliği yetkilileri" ile görüşmeyi içeriyor. Görüşmede Türkiye'nin Mısır'daki yatırımları ve ticaret hacmi gibi farklı konuların masaya yatırıldığı söyleniyor. Ancak başkent kulislerinde TOBB heyetinin bu ziyareti Dışişleri Bakanlığı'nın onayı olmadan gerçekleştiremeyeceği ifade ediliyor. Kulislerde ayrıca, seçim için kurulan geçici hükümette Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Feridun Sinirlioğlu ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasındaki yakın işbirliğine de dikkat çekilerek, "Erdoğan'ın hem Sinirlioğlu, hem de Hisarcıklıoğlu ile yakınlığı biliniyor. Bu nedenle ziyaretin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bilgisi dışında olması mümkün değil" yorumları seslendiriliyor. TOBB çevrelerinde ise iki ülke ilişkileri siyasi ve diplomatik açıdan en alt düzeye indirilmiş olsa da, son dönemde Türkiye'den Mısır'a ihracatta büyük bir artış olmasına vurgu yapılıyor. Bu nedenle ziyaretin iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin daha da ileriye götürülmesi açısından büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Anadolu Ajansı da ziyaretin, Mısır ticaret ve iş çevrelerinde de Türkiye-Mısır ticari ilişkileri bakımından olumlu bir adım olarak yorumlandığını bildirdi.
Hürriyet

Asgari Ücret Artacak Reformlar Başlayacak
Türkiye'nin notu ve görünümünü teyit eden Standard&Poor's'un Türkiye Analisti Aarti Sakhuja, seçim öncesi vaatlerin olumsuzluğa değil, Türkiye'nin görünümünün güçlenmesine işaret ettiğini söyledi. Sakhuja, "Asgari ücretin artırılması konusunda eğer daha önce bahsedilen reformlar gerçekleştirilirse, artışın etkileri dengelenebilir. Asgari ücretin artırılmasının vergi gelirlerin artmasında da etkisi olacaktır. Asgari ücretin artırılması hane halkı gelirlerini destekleyerek, iç tüketimi güçlendirebilir. Bu şekilde vergi gelirlerinde de olumlu bir etki görülebilir" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde atacağı reform adımlarını önemine işaret eden Sakhuja, "Daha önce ortaya konan bazı reformların, özellikle büyük çaplı dış dengesizliklerin azaltılmasını, ekonomik büyümenin artırılmasını ve dış finansmanın düşürülmesini hedefleyen reformların uygulanmasının Türkiye'nin büyüme potansiyelini artırabileceğini düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'de iç tasarruf oranının ve kadınların işgücüne katılımının artırılması gibi adımların ülkenin büyüme görünümünü olumlu etkileyebileceğinin altını çizen Sakhuja, "Türkiye reformları uygulayarak dış finansmana bağlı olan büyüme modelinden kendini finanse edebilen bir ekonomiye doğru ilerleyebilir. Bu reformların uygulanması Türkiye'nin kredisi için pozitif olur" dedi. SP'NİN temel senaryosunda Türkiye'nin 2015-2018 yılları arasında yüzde 3 seviyesinin biraz altında bir büyüme kaydetmesinin beklediğini belirten Sakhuja, "Türkiye ekonomisinde son riskli dönemlerde bile ani duruş görmedik. Evet, sermaye piyasasından çıkış, hisse senetlerinden çıkış gördük ama bankalar örneğin sendikasyon kredileri ile kendilerini finanse etmeye devam ettiler. Biz Türkiye'nin önünde bir ani duruş riski görmüyoruz. Temel senaryoda Türkiye'nin kamu finansmanında istikrar var" dedi. Sakhuja, Türkiye'de uygulanan dalgalı kurun da şokların dengelenmesinde önemli bir mekanizma olduğunun altını çizdi.
Türkiye

Amansız Takip
Bireysel kredi ve kredi kartı borcundan dolayı takipteki kişi sayısı yılın ilk 9 ayında 1 milyon 52 bin kişiye ulaştı. Bu yılın ocak-eylül döneminde yasal takibe girenlerin sayısı, 2014'ün ilk 9 ayına göre yüzde 4 arttı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB), raporu, getirilen sınırlamalar sonrası azalan kredi kartı kullanımı sonrası, bireysel kredi borçlularının sayısının önemli oranda arttığına dikkat çekti. Bireysel krediden takibe alınan kişi sayısı 2014'ün aynı dönemine kıyasla yüzde 10 artışla 558 bin kişiye yükseldi. Aynı dönemde bireysel kart borçluları azaldı. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, takibe neden olan borç miktarında esnafın da önemli payı olduğunu belirterek, "İnsanlar krediye, karta yüklendiler" dedi. Palandöken, borcun düşürülmesi için hükümetin çalışma yapması gerektiğini belirtti. Piri Reis Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Berksoy ise şunları söyledi: "Kredi kartı dönüşü olmadı diye batan banka büyük bir ihtimalle şimdiye kadar yok. Bir sakınca olacağını sanmıyorum. Ama banka sisteminde stres yaratır. Kaynak bulabilme yollarını biraz daha zorlaştırır."
Milliyet

Ponzi Oyunuyla Da Borç Kapatılamadı
Vatandaşların finansal mühendislik denecek bir uygulama ile kredi kartı borcunu, bireysel kredi kullanarak kapatma eğilimi parlak bir fikir gibi görünse de pratikte işe yaramadı. Borcunu ödemekte zorlanan kişiler kredi kartı borcunu ödeyemediği gibi bu kez de bireysel kredi borcunu ödeyemedi. Bu yılın Ocak-Eylül döneminde bireysel kredi veya kredi kartı borcudan dolayı yasal takibe girenlerin sayısı, 2014'ün aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 1 milyon 52 bin kişi oldu. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi'nin Eylül 2015 Raporu'na göre; bireysel kredi veya kredi kartı borcudan dolayı yasal takibe girenlerin sayısı, geçen yılın Ocak-Eylül dönemine göre yüzde 4 artarak 1 milyon 52 bin kişi oldu. Aynı yıl içinde birden fazla kaydı bulunan kişilerin tekilleştirilerek sayılmasıyla hazırlanan verilere göre bu yılın Ocak-Eylül döneminde bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayısı 2014'ün aynı dönemine kıyasla yüzde 10 arttı ve 558 bin kişiye yükseldi. Aynı dönemde bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal eden kişi sayısı yüzde 1 azalarak 788 bine indi. Rakamlar ayrıntılı incelendiğinde kredi kartı borcunu kapatmak ve karta normal piyasa faizinin üzerinde bir faiz ödememek isteyenlerin bireysel ihtiyaç kredisi kullandığı ve bu parayla da öncelikli kart borcunu kapattığı anlaşılıyor. Nitekim kredi kartı borçlu sayısının azalması bunu gösteriyor. Ancak kredi kartı borçlu sayısı azalırken, bireysel kredi borçlu sayısındaki yüzde 10'luk artış, bu hareketi yapanların bu kez de bireysel kredilerinin taksitlerini ödemekte zorlandıklarını ve yine tıkandıklarını ortaya koyuyor.
Vatan

Türkiye'nin Fed'in Faizi Artırmasına İhtiyacı Var
Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) Aralık'ta faizleri artırma ihtimali yüzde 70'i geçerken, Türkiye başta olmak üzere gelişen piyasalarda tedirgin bekleyiş sürüyor. Faiz artışının etkileriyle ilgili birçok farklı senaryo ortaya atılıyor. En ilginç yorumlardan biri de Renaissance Capital Türkiye Stratejisti Michael Harris'den geldi. Harris, "Kulağa tuhaf gelebilir ama Türkiye'nin Fed'in faiz artışına ihtiyacı var" dedi. Harris dün paylaştığı raporunda, "Türk Lirası küresel olarak Fed'in sıkılaşması karşısından en kırılgan para birimleri arasında yer alıyor. Ekim ayı ABD istihdam verisi sonrasında birçokları kuşkusuz Türk Lirası'nda kısa pozisyon tavsiyesi verecektir. Aslında eğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yeni hükümet kutuplaşma hikayesine ve 'faiz lobisi' üzerine saldırılarına devam ederse Türk Lirası'nda kısa pozisyonlar kapanacaktır" değerlendirmesini yaptı. Michael Harris raporunda belirginleşen Fed faiz artışının Türkiye için doğru politika tercihlerinin yapılması noktasında güçlü bir inisiyatif sunduğunu belirtti. Harris, gelecek politika tercihlerinin Fed'in yaratacağı kırılganlığın azaltılması için Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu politikaların yaratılması konusunda yeterli olacağına inandığını söyledi. Renaissance Capital Türkiye Stratejisti, Türkiye'nin düşük emtia fiyatları ve Avrupa'ya yapılan ihracatta liranın seviyesinden dolayı iki haneli büyüme kaydedilmesinin etkisiyle Fed'in yarattığı kırılganlığı tersine çevirebileceğini kaydetti. Kurum, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) Kasım ayında politikasında normalleşmeye gitmesi gerektiğine dikkat çekti.
Vatan

G20'de Dünya Ekonomisine Türkiye Ayarı Verilecek
Küresel ekonomik sorunların çözümünde en önemli platformlardan biri sayılan, dünyanın en büyük 19 ekonomisi ve AB'yi buluşturan G20 liderlerinin 10'uncu toplantısı, 15-16 Kasım'da Antalya'da gerçekleştirilecek. Türkiye'nin G20 dönem başkanlığı dolayısıyla Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilecek zirvede, küresel ekonomi, diplomasi ve siyasi konular detaylı şekilde ele alınacak. Özellikle son dönemlerde küresel piyasalarda yaşanan çalkantılar ve bunun geleceğe yönelik getirdiği endişeler, G20 platformunun bu yılki oturumlarını ve zirvesini çok daha önemli hale getiriyor. Dünya ekonomisinin yüzde 90'ını, dünya ticaretinin yüzde 80'ini ve dünya nüfusunun üçte ikisinin temsil edildiği G20 liderler Zirvesi'nin resmi açılışı, 15 Kasım'da ev sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasıyla yapılacak. Zirveye siyasi liderlerle birlikte dünya ekonomisine yön veren ve karar alma sürecinde yer alan yüzlerce iş dünyası temsilcisi katılacak. 13 bin katılımcının yer alacağı zirveyi 3 bin basın mensubu izleyecek. Türkiye, geçen yıl 1 Aralık'ta devralınan G20 platformunun dönem başkanlığı döneminde önceliklerini kapsayıcılık, uygulama ve yatırım olmak üzere üç kelimede özetledi. KOBi konusu ilk defa ele alındı. Dünya KOBi Forumu, İstanbul'da Milletlerarası Ticaret Odası ile birlikte açıldı. Eylül ayı başında Ankara'da yapılan B20 Türkiye Konferansı'nda 61 ülkeden binin üzerinde katılımcı katıldı. B20 Konferansı'nda küresel iş dünyasının talepleri 19 başlık altında toplanarak Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan'a iletildi. Küresel iş dünyasının taleplerinin G20 liderler Zirvesi'nde ele alınması bekleniyor. Zirvede küresel büyüme için 2014 yılında Avustralya'da verilen taahhütlerin de değerlendirilmesi bekleniyor. Avustralya'da 2018 yılı sonuna kadar küresel ekonomide yüzde 2'lik büyümeye karşılık gelecek şekilde her ülkenin belli tedbirleri uygulayacağı belirtilmişti. Şimdiye kadar bu hedefin üçte biri gerçekleşirken, yeni tedbirler de Antalya zirvesinin önemli başlıklarından olacak. Zirvenin ekonomiye katkısının 200 milyon Euro olması bekleniyor. G20 liderler Zirvesi'nde ekonominin ardından en önemli gündem maddelerinden biri terör ve mülteci sorunları olacak. Bu çerçevede, Suriye'deki iç savaş ve bu ülke kaynaklı mülteci sorunu dünyaya yön veren liderlerin bir araya geldiği toplantıda, kapsamlı olarak ele alınacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 kapsamında bütün liderlerle ortak oturumlarda bir araya gelecek.
Star

DÜNYA

Ikby'ye Susturuculu Silah Kriz Yarattı
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) silah taşıyan İsveç ve Kanada uçaklarının bu ay başında Irak hükümeti tarafından engellendiği doğrulandı. Hürriyet'in Irak Savunma Bakanlığı'ndan aldığı bilgiye göre, Kuzey Irak'a gelen bütün askeri malzemelerin Bağdat'tan geçmesi gerekiyor. Bu kapsamda İsveç ve Kanada'nın askeri malzeme taşıyan uçakları da önce Bağdat'a inmek zorunda kaldı. Uçaklarda, Kuzey Irak'ta görev yapan İsveç ve Kanada askerlerine ait askeri malzemeler olduğu bildirildi. Ancak Irak Savunma Bakanlığı yetkilileri, uçaktaki askeri malzemeleri sayarak daha önceden bildirilen listelerle karşılaştırdılar ve listede bildirilmeyen çok sayıda silah buldular. Ardından da iki ülke yetkililerine 'Uçakları Erbil'e göndeririz ama listelerde bulunmayan malzemelere el koyarız' şartını koştular. Irak Savunma Bakanlığı'nın bu şartı, İsveç ve Kanada hükümetlerince kabul edilmeyince de iki uçak yükleriyle birlikte Irak'tan ayrılmak zorunda kaldılar. İran'ın Fars Ajansı'na göre ise Irak Savunma Bakanlığı, uçakların kargolarıyla Kuveyt ve Türkiye'deki üslerine geri yolladığını açıkladı. IKBY'den yayın yapan NRT televizyonuna konuşan Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Hakim El Zameli, ilk uçağın geçen hafta başı Kanada'dan geldiğini belirterek bu uçağın Kuveyt'ten Bağdat'a geldiğini söyledi. Zameli, "Uçağı aradıklarında güvenlik güçleri, susturucularla birlikte sekiz MP4 silahı buldu" dedi. Bu olaydan iki gün sonra ise Bağdat Uluslararası Havalimanı'na bu kez silah taşıyan bir İsveç uçağı indi. Zameli, "İncirlik Üssü'nden gelip istikameti Kürt bölgesi olan bir uçak Bağdat'a indi. Bu da susturucularla birlikte 51 adet MP4, 41 tabanca ve bir miktar BKC taşıyordu" diye konuştu. "Havalimanı Soruşturma Komitesi uçakların Kürt Bölgesi'ne uçmasını engelledi ve ülkelerine döndüler" diyen Zameli, ABD öncülüğündeki koalisyonun bilgilendirildiğini, yetkililerin silahların kendi güçleri için olduğunu iddia ettiklerini kaydetti.
Hürriyet

Abd, Müslümanları Savaştırmak İstiyor
İran Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan ve Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Hasan Firuzabadi, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter'ın, "İran'ın bölge ülkelerindeki askeri varlığına karşı Arap ülkelerinin savaşması gerekiyor" sözlerine cevap verdi. İran'ın bölgede istikrar ve güvenliği sağlamak için çaba gösterdiğini savunan İranlı Bakan Dehkan, "ABD Savunma Bakanı daha akılcı ve daha dikkatli konuşmalı ve ülkesini Somali, Afganistan, Irak ve Yemen'deki gibi başka belalara sürüklememeli. Orta Doğu'daki meselenin kaynağı, bölge dışındaki devletlerin müdahalesi" diye konuştu. ABD Savunma Bakanı Carter'ın Müslüman ülkeleri birbirine düşürmek istediğini belirten İran Genelkurmay Başkanı Firuzabadi ise, "Carter'ın düşünceleri yanlış bilgiye dayanıyor. Kendisi bölgesel meseleleri doğru okuyamıyor" ifadesini kullandı. ABD'nin yüksek tirajlı dergilerinden The Atlantic'te yayınlanan röportajında ABD Savunma Bakanı Carter, İran'ın Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki askeri varlığına işaret ederek, "Biz onların sahada olmasından hoşlanmıyoruz ancak onlar oyunun içinde" demiş, Arap ülkelerinin de İran'ın bölgedeki nüfuzuna karşı koymak için kara gücüyle savaşa dahil olması gerektiğini söylemişti. İran, 4 yılı aşkın bir süredir devam eden ve 200 binden fazla insanın ölümüne yol açan Suriye iç savaşında Şam rejimine illegal askeri destek vermek, Yemen'i ve Irak'ı ise mezhepçi yaklaşımlarla yönlendirmekle suçlanıyor.
Türkiye

Katalonya Bağımsızlık İçin Meydan Okudu
İspanya'da Katalonya Özerk Bölgesi Parlamentosu, Madrid'in çağrılarına kulak tıkayarak, 2017 yılında bağımsız olmak üzere hazırlıklara başlanmasını öngören bir tasarıyı onayladı. Bölgesel parlamentoda çoğunluğu oluşturan 72 ayrılık yanlısı milletvekilinin oyu, tasarının kabulü için yeterli oldu. Kararın kabulü büyük bir alkışla kutlanırken, karşı çıkan vekiller kararı İspanya bayrakları açarak protesto etti. Oylamanın hemen ardından acil kabine toplantısı düzenleyen İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, televizyonlara yaptığı açıklamada, hükümetinin kararın uygulamaya geçmesini engellemek için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağını duyurdu. Bölgesel parlamentoda kabul edilen tasarı, 30 gün içinde merkezi devletten ayrı bir sosyal güvenlik sistemi ve hazine oluşturulmasını, 18 ay içerisinde de tam bağımsızlığın tamamlanmasını öngörüyor. Tasarı, Katalonya Özerk Bölgesi Başkanı Artur Mas'ın "Birlikte Evet İçin" koalisyonu ve küçük bir radikal sol parti olan CUP'un desteğini aldı. Oylama oldukça hararetli geçerken Birlikte Evet İçin'den Raul Romeva, "Bu düzenleme ile bir devletin inşasını başlatıyoruz" şeklinde konuştu. İspanya Başbakanı Rajoy'un lideri olduğu Halk Partisi'nden Katalonya parlamentosu vekili olan Xavier Garcia Albiol ise "Ben Katalonya'da doğdum ve burada yaşamaya devam etmek istiyorum. Siz zamanınızı Katalonya'yı İspanya'nın geri kalanından ayırmaya çalışırken, her gün 600 bin Katalon iş aramak için sokaklara çıkıyor" dedi. 7.5 milyon nüfuslu Katalonya'da, Katalanca İspanyolca ile birlikte resmi dil olarak kabul ediliyor. İspanya'nın ekonomik üretiminin beşte birini gerçekleştiren Katalonya, eğitim, sağlık ve polis açısından halihazırda geniş özerkliğe sahip. Ancak, bölge yöneticileri, merkeze elde ettikleri bütçeden daha fazlasını verdiklerini belirterek, vergide de özerklik talep etmişti. 2010'da Anayasa Mahkemesi, özerk bölgeye daha fazla yetki veren 2006 tarihli bir yönetmeliği iptal edince, bağımsızlık sesleri giderek yükselmeye başladı. Katalonya, geçen yıl bağımsızlık için resmi bir referandum düzenlemeye çalışsa da Anayasa Mahkemesi, egemenliğin söz konusu olduğu bir referanduma tüm İspanya halkının katılması gerektiğini belirterek referandumu yasadışı ilan etmişti. Özerk bölge yönetimi, karara rağmen sembolik bir referandum düzenleme kararı alırken, katılanların yüzde 80'i bağımsızlık yanlısı oy vermişti.
Milliyet

Bir Ömürlük Demokrasi Mücadelesinde Zafer
Asya ülkesi Myanmar'da 25 yıl sonra 'ilk özgür seçim' olarak değerlendirilen parlemento seçimlerini, sandalyelerin yüzde 70'ini kazanan muhalif lider Aung San Suu Kyi'nin partisi Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) kazandı. 1962'den beri iktidarı elinde tutan askeri cunta, meclisteki sandalyelerin yüzde 25'ini seçimle gelmeyen kendi temsilcilerine ayırıyor. Askeri cunta tarafından 15 yıla yakın bir süre ev hapsinde tutulan Aung San Suu Kyi'nin partisinin tek başına iktidar olması için oyların 3'te 2'sini alması gerekiyor. Ülkedeki 30 milyon seçmenin yüzde 80'i seçimlerde oy kullanırken, Arakanlı Müslümanlar, Nepal (Gorkhalar), Hint ve Çin kökenli etnik gruplar vatandaşlık yasası nedeniyle oy kullanamadı. Orduyla etnik silahlı grupların yıllardır süren çatışması arasında kalan bu halklar, uzun yıllardır dünyadan izole bir şekilde yaşıyor. Suu Kyi de azınlıklara yapılanlara sessiz kaldığı için eleştiriliyor. Myanmar'da 2011 yılında askeri yönetimin bitmesinin ardından devlet başkanı olan Thein Sein, yüzlerce tutsağın serbest bırakılması ve medyaya yönelik sansürün hafifletilmesi gibi bir dizi reform gerçekleştirdi. Fakat ordu, Myanmar siyasetinde hâlâ etkin bir aktör.
Milliyet

Belçika'dan Başörtüsüne Yasak
Belçika'nın Liege bölgesi Temyiz Mahkemesi, okullarda başörtüsü yasağına geçit verdi. Mahkeme, Verviers kenti belediye meclisinin 2013 yılında aldığı, okullarda "dine veya siyasi ve felsefi gruplara ait simgelerin giyilmesini yasaklayan yönetmelikle" ilgili kararında, düzenlemenin herhangi bir grubu veya dini hedef almadığına, genel bir yasaklama getirdiğine ve ayrımcı olmadığına hükmedildi. Adalet ve Demokrasi adlı bir sivil toplum kuruluşu ile Müslüman bir kız öğrencinin ailesi, dini simgeleri yasaklayan yönetmeliğin "ayrımcı" olduğu iddiasıyla dava açmış, yerel mahkemenin başvuruyu reddetmesi üzerine dava temyize taşınmıştı. Belçika'da okullarda dini simgeleri yasaklayan genel bir düzenleme mevcut değilken sınırlı sayıda okul başörtülü öğrencileri kabul ediyor.
Star

Irkçılardan Merkel'e Kırmızı Kart
Almanya'nın başkenti Berlin'de hükümetin sığınmacı politikasına tepki amacıyla göçmen karşıtı 'Almanya için Alternatif Partisi' (AfD) tarafından düzenlenen yürüyüşe 5 bin kişi katıldı. 'İltica için sınırlara ihtiyaç var- Merkel'e kırmızı kart' sloganıyla düzenlenen eylemde binlerce gösterici, 'Merkel'i durdurun, Almanya'yı kurtarın', 'Merkel'in gitmesi lazım', 'Vatan haini' ve 'İslam, Almanya'ya ait değildir' yazılı pankartlar taşıdı. mitingde konuşan AFD üyesi ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Beatrix von Storch, "Biz Merkel'in sebep olduğu sığınmacı kaosuna karşı gösteri yapıyoruz" dedi. 800 kişilik bir grubun da karşıt gösteri düzenlediği bölgede olaylar çıktı. İki grubu birbirinden ayırmaya çalışan polis, 40 kişiyi gözaltına aldı.
Star

POLİTİKA

Başkanlık İçin 3 Öneri Hazırlandı
Başkanlık sistemi tartışmalarının Ak Parti'nin bugün toplanacak MKYK'nda (Merkez Karar Yönetim Kurulu) seçim değerlendirmeleriyle birlikte gündeme gelebileceği ifade ediliyor. AK Parti yönetiminin, MKYK'da konuyla ilgili stratejisinin ana hatlarını netleştirmesi beklenirken, parti kurmayları konuyla ilgili sürecin Başbakan'ın muhalefet partilerine yapması beklenen ziyaretlerde ortaya konulan tavra göre şekilleneceğine vurgu yapıyor. Başbakan'ın TBMM'de temsil edilen 3 muhalefet partisini ziyaret etmeyi planladığını, bu ziyaretlerde yeni Anayasa konusunda da görüş alışverişinde bulunulacağını kaydeden AK Parti kurmayları, yeni anayasa için 24. dönemdeki Uzlaşma Komisyonu benzeri bir komisyon çalışması yapılmasının çok anlamlı olmayacağını vurgulayarak, "Tüm partiler Uzlaşma Komisyonu'nda söyleyeceklerini söylediler. 4 Parti'nin tam mutabakat sağlayabileceği madde sayısının 60'ın ötesine geçmesinin mümkün olmadığı ortada" ifadelerini kullandılar. Ak Partili kurmaylar, "Bu demek değil ki muhalefetle uzlaşma aramayacağız. Tek başımıza bizim yeni Anayasa teklifimizi gündeme getirmemiz risk olur. Parti yönetimleriyle bir mutabakat sağlamadan bu teklifi Genel Kurul gündemine getirdiğimizde kerhen diğer partilerden oy verebilecek milletvekilleri olabilir. Ama yeterli desteği alamazsak, Başkanlık ile ilgili maddeler gizli oylamada düşürülebilir ya da teklif tümüyle son oylamada reddedilebilir ki bu da yeni anayasa çalışmalarını bir süre daha gündeme getirememek anlamına gelir" diyerek, en az bir partinin desteğini almaya yönelik bir strateji izlemek durumunda olduklarını belirttiler. HDP kanadından yapılan açıklamalara da temkinli yaklaşan Ak Parti kurmayları, "HDP alenen destek verse bile tek başına bu parti ile yeni Anayasa için yola çıkmayı düşünmediklerini" ifade ettiler. AK Parti kurmayları, CHP ve MHP'den Başkanlık Sistemi'ne karşı yapılan açıklamaların anımsatılması üzerine ise, "Başkanlık Sistemi önceliğimiz ama olmuyorsa, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanı seçenekleri de gündeme gelebilir" diyerek şu görüşleri dile getirdiler: "Şu ana kadar sadece Recep Tayyip Erdoğan ismine muhalefet üzerinden konu ele alındığı için Başkanlık Sistemi nedir, ne değildir sağlıklı biçimde tartışılamadı. Aslında biz başkanlık sistemine yabancı değiliz. Belediyelerin tamamı Başkanlık Sistemi ile yönetiliyor. Tüm idaremiz öyle. Belediye başkanlarının güvenoylaması var mı? Tüm sistemimiz Başkanlık Sistemi, bir tek hükümetimiz başbakanlık sistemi. 367 kararının ardından Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesiyle birlikte şu anda Türkiye'de fiilen yaşanan da yarı Başkanlık Sistemi. Buna rağmen Başkanlığa hayır deniyorsa, Anayasa'daki Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir hükmü kaldılarak partili Cumhurbaşkanı sistemine geçilmesi de büyük ölçüde sorunu çözebilir. Biz partili cumhurbaşkanına da yabancı değiliz. 1961'e kadar bunu yaşadık. Atatürk partili Cumhurbaşkanıydı. Cumhurbaşkanı'nın parti ile ilişiği kesilmezse kendisi Genel Başkan da olabilir. Bu durumda Başbakanlık sembolik hale gelir. Başbakan bakanlar arası koordinasyonu sağlayan bir pozisyona dönüşür. Bu da mevcut sistemden kaynaklı çift başlılık sorunu büyük ölçüde çözer."
Milliyet

Türk Başkanlık Sistemi De Otoriter Olmayabilir
Gazeteci Christiane Amanpour, dün Ankara'dan gerçekleştirdiği canlı yayında Başbakan Ahmet Davutoğlu ile röportaj yaptı. Amanpour'un Suriye'de IŞİD'e karşı kara gücü kullanılması ihtimalini sorması üzerine Davutoğlu, daha önce belirttiği üzere hem hava hem de kara gücünü içeren entegre bir politika gerektiğini, ancak Türkiye'nin tek başına tüm yükü alamayacağını söyledi. Karada bir güç boşluğu olması durumunda bir başka terör örgütünün ortaya çıkacağını belirten Davutoğlu, Suriye krizinin kapsayıcı bir bakışla ele elınması gerektiğini vurguladı. Hava saldırılarının yetmediğini söyleyen Başbakan, Ankara'nın müttefiklerinden IŞİD'i Türkiye'nin sınırlarından uzaklaştırmak için güvenli bölge talep ettiğini ve bu talebini yinelediğini aktardı. Amanpour'un ABD, Avrupa ve Rusya'nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın belirli bir süre görevde kalabileceğini söylemeleri hakkında ne düşündüğünü sorduğunda Davutoğlu, "ABD ve müttefiklerimizin bunu söylediğini düşünmüyorum" dedi. Araya giren Amanpour ise "Evet söylüyorlar" diye ekledi. ABD'nin PKK ile bağlantılı görülen PYD'nin Suriye kolu YPG'ye olan desteği konusunda ise Davutoğlu, Türkiye'nin Kobani'ye yardım etmeleri için Iraklı Peşmerge güçlerine izin verdiğini hatırlattı. Türkiye'nin IŞİD ile mücadeleye hazır olduğunu belirten Davutoğlu, ABD Kürtleri silahlandırmak istiyorsa bunun Peşmerge gibi güçler olması gerektiğini, PKK teröristleri olmaması gerektiğini söyledi. Başbakan, "Herkes şunu anlamalıdır, PKK bizim sivillerimize, askerlerimize, polisimize, kentlerimize, köylerimize saldıryor" dedi. Basın özgürlüğünün hem ülke hem de ülke dışında büyük endişe yarattığını belirten Amanpour ise bir yıl içinde basın, sivil toplum ve sıradan vatandaşların oluşturduğu yaklaşık 100 kişinin cumhurbaşkanına hakaretten yargılandığını söyledi. Amanpour, "İnsanların ne dediğini umursamıyor musunuz?" diye sordu. Davutoğlu ise kendisinin akademide olduğu dönemde, 1990'larda köşe yazarı olduğunu belirterek basın ve entellektüel özgürlüğün kendisi için kırmızı çizgi olduğunu söyledi. Amanpour, başkanlık sistemi tartışmalarına yönelik olarak, "Neden (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) daha fazla güce ihtiyaç duyuyor?" diye sordu. Başbakan ise, "Öncelikle ben hiçbir zaman daha fazla güç demedim" şeklinde söze başlarken Amanpour ise, "O zaman amaç ne" diye ekledi. Cevap alamayan Amanpour'un soruyu yinelemesi üzerine ise Başbakan sorunun "yanlış bir soru" olduğunu söyledi. Davutoğlu, Amerikan başkanlık sisteminin otoriter olmadığı gibi Türk başkanlık sisteminin de otoriter olmayabileceğini belirtti. "Problem sistem değil mentalite" diyen Davutoğlu, "Yeni bir siyasi mentaliteye, yeni bir siyasi kültüre, yeni bir siyasi söyleme, siyasi yaklaşıma ihtiyacımız var; biz buna yeni Türkiye diyoruz" ifadesinde bulundu.
Milliyet

İnce, Kılıçdaroğlu'na Karşı Yine Bayrak Açtı
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, dün TBMM'de bir grup milletvekili, il başkanlarıyla beraber basın toplantısı düzenledi. İnce, Türkiye'nin, medyanın kuşatıldığını, yargının çökertildiğini, Ankara'nın ortasında bombaların patladığını, hırsızlığın kol gezdiğini, KPSS'de soruların çalındığını, buna rağmen gençlerin CHP'ye yönelmediğini savundu. İnce, üniversite mezunu her üç gençten birinin işsiz olmasına rağmen CHP'ye gelmediğini, 11 milyon emeklinin sofradan aç kalkmasına rağmen CHP'yi umut görmediğini ileri sürerek, "Ortada sıkıntı var. CHP'nin umut olamaması bizleri üzüyor" diye konuştu. Türkiye'nin orta gelir tuzağına yakalandığını, CHP'nin de "orta oy" tuzağına takıldığını, bunun yüzde 25 oy tuzağı olduğunu söyleyen İnce, böyle gitmesi halinde bu oyların da eriyeceğini öne sürdü. İnce şöyle konuştu: "Bunun için yeni bir çıkışa, kadrolara ihtiyaç var. Hiç kimse bizim projelerimizle ilgili eleştiride bulunmadı. Projelerimizi doğru buldu, 'çok güzel' dediler ama oy vermediler. Çünkü inandırıcılıkla ilgili CHP'nin sıkıntısı var. CHP'nin yeni yönetimi, ikna gücü yüksek, risk almasını bilen yönetim olmalıdır, büyük uzlaşmayı sağlamalıdır. Olağanüstü koşulları yönetebilme becerisine sahip olmalı." Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun seçimden sonra, "Olağanüstü koşullar vardı o yüzden başarılı olamadık" dediğini belirten İnce, liderin, olağanüstü durumları selametle geçen, olağanüstü koşulları yönetebilen kişi olduğunu dile getirdi. İnce sözlerini şöyle sürdürdü: "1 Kasım öncesinde olağanüstü koşullar vardı şimdi tek başına iktidar var, daha büyük olağanüstü koşullar var. Türkiye'nin vicdanına sesleniyoruz: 6 seçimde başarılı olamamış CHP var. 7. seçimde bunun başarılı olacağını söyleyen bir Allah'ın kulu var mı? Ne olacak da hangi büyük değişim olacak da 2019'daki üç büyük seçimi başarıyla sonuçlandıracak? Kim burada başarı şansı, ışık görüyor? Ben göremiyorum. Hatta referandum, başkanlık sistemi gelirse Erdoğan, 6 kez yendiği bu yönetimi yeniden yenecektir. Vicdanınıza sesleniyorum, bir otobüse biniyorsunuz 6 kez kaza yaptı, 7. kez aynı firmadan bilet alır mısınız? 6 kez ameliyat olduğunuz doktor hep yanlış ameliyat yapmış, 7. kez aynı doktora ameliyat olur musunuz? Türkiye'nin CHP'ye, CHP'nin de büyük değişime, yenilenmeye, iddia ortaya koymaya ihtiyacı var. Bu ülkede büyük çoğunluk AKP iktidarının değişmesini istiyor ancak bu muhalefet iktidarı değiştiremiyor. O zaman yapılacak bir iş var, muhalefeti değiştirmek. Önce muhalefeti değiştireceğiz."
Vatan

Işid İle Mücadele Sınır Dışında Da Sürecek
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş Bakanlar Kurulu sonrasında, "Türkiye IŞİD'e ve diğer bütün tehdit oluşturan bütün terör örgütlerine karşı kendi sınırlarımızda ve dışında mücadelede kararlıdır. Tehdit etmesine müsaade etmeyecektir. Bu Türkiye'nin varlık meselesidir" dedi. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 63'üncü Hükümetin son kez gerçekleştirdiği Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Seçim hükümeti olarak görev yapan geçici Bakanlar Kurulu'nun 4'üncü ve muhtemelen son toplantısını idrak ettiklerini açıklayan Kurtulmuş, Çankaya Köşkü'ndeki toplantıda Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun geçici hükümette görev alan bakanlara teşekkür ettiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Geçici hükümetin bu süre içerisinde memleketin meselelerine ilk gün de söylemiştik. Bir geçici hükümet tarzı ve tavrıyla değil, kalıcı bir hükümet bilinciyle yaklaştığını ve özellikle 7 Haziran ve 20 Temmuz'dan sonra ortaya çıkan siyasi tablonun getirmiş olduğu ağır yüklere rağmen özellikle terörle mücadele ve Türkiye'nin ekonomik alandaki karşılaşmakta olduğu krizler çerçevesinde büyük bir ferasetle meseleye yaklaştığını gördük" diye konuştu. Türkiye'nin seçim hükümetiyle tarihinde bir ilki yaşadığını belirten Kurtulmuş, "Bu bir ilkti ve bu tecrübeyi de Türkiye, başarılı şekilde gerçekleştirdi. Bu anlamda bundan sonraki süreçlerde inşallah bir daha Türkiye'de böyle bir şey olmaz" ifadesini kullandı. Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti: "Terörle mücadele konusunda denebilir ki on yıllardır en etkili mücadele dönemlerinden birini yaşadık. Terör örgütlerinin önemli bir kısmının özellikle Türkiye'de faaliyet gösterebilen, eylem yapma kapasitesi yüksek olan 3 terör örgütünün eş zamanlı operasyonlarına karşı hükümet hiç taviz vermeden büyük bir kararlılıkla icraatlarını sürdürdü. Bu anlamda ciddi şekilde terörle mücadelede başarı kazanıldı." Son dönemde yaşanan terör olaylarının hedefinin 1 Kasım seçimi olduğunu öne süren Kurtulmuş, "Ancak 1 Kasım seçimleri geçmiş seçimlerle mukayese edildiği zaman diyebiliriz ki en olaysız seçimlerden birisi oldu. Hiçbir yaralama, ölüm olayı vuku bulmadı; ufak tefek sürtüşmelerin dışında Türkiye genelinde doğu ve güneydoğu başta olmak üzere ciddi şekilde başarılı ve olaysız bir seçim günü geride bırakıldı. Seçim sonrasında sandıkların açılması, oyların sayılması, sandıktaki oyların ilçe ve il seçim kurulları bünyesinde tutanakların birleştirilmesi konusunda da hemen hemen itirazın en az olduğu seçimlerden birisini Türkiye, 1 Kasım seçiminde yaşadı" dedi. 64'üncü Hükümetin kurulma sürecine ilişkin bilgiler de veren Kurtulmuş, "1 Kasım sonuçları Türkiye'de milli iradeyi ortaya koydu. Ümit ediyoruz ki YSK'nın takvimine göre ayın 17'sinde TBMM'de yemin töreni başlayacak. Ondan sonraki 5 gün içerisinde TBMM Başkanlık seçimi gerçekleştirilecek. Hemen arkasından da başbakan Türkiye'nin 64'üncü Hükümetini kurma görevini cumhurbaşkanımızdan alarak hükümeti kurma çalışmalarını başlatacaktır" diye konuştu. Çözüm sürecinin geleceğine ve IŞİD'e yapılacak olan operasyona ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Terör örgütü veya terör örgütüne müzahir güçlerin burada 2 yüzlü davranmaması gerekir. Bir elinizde silah diğer elinizde halay çekeceksiniz. Öyle şey olamaz. Silahların üzerine beton dökülmeli. Devletin meşru güçleri dışında elinde hiç kimsenin eline silah almaması ilk şarttır. Bu sağlandıktan sonra barış milli birlik ve kardeşlik süreci gerçekten bütün yönleri ile ortaya konulacaktır. Vatandaşlarımız ile aramıza terör örgütünü girmesine asla müsaade edilmeyecektir. Kıyamete kadar bu topraklarda barış içerisinde yaşa bileyeceğimiz bir düzeni de sağlayacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın" dedi.
Vatan

'G20'de Kimse Suriye Çözümü Beklemesin'
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Antalya'da yapılacak olan G20 Zirvesi ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Kalın, "G20'de Antalya'da, Suriye meselesini çözeceğiz; diye bir beklenti içine kimse girmesin. Küresel ekonomik gelişmelerle küresel siyasi gelişmeler iç içe olduğu için bunları birbirinden ayrı düşünmemiz mümkün değil. Sıcak siyasi konular da orada ele alınacak" dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun G20 Zirvesi çerçevesinde 15 Kasım akşamı bir resepsiyon vereceğini açıklayan Kalın, "Bu yıl bütün G20 ülkelerinin ortak kararıyla liderlerin 15 Kasım akşamı çalışma yemeğinde özellikle derinleşmekte olan mülteci krizi ve küresel terörizm meselesi ele alınacak. Diğer siyasi konular da bu, akşam yemeği çerçevesinde değerlendirilme fırsatı bulacak. Toplamda zirve boyunca, 6 çalışma toplantısı yapılacak" dedi. Açıklamalarının ardından basın mensuplarının zirveye ilişkin sorularını yanıtlayan Kalın, ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le Antalya'daki görüşmelerin ne zaman olacağı sorusu için "Cumhurbaşkanımızın hemen hemen bütün liderlerle ikili görüşmeleri olacak ama zaman el verdiği ölçüde. Liderlerin 4 gün sonra yapacağı görüşmeyle ilgili şimdiden birtakım şeyler söyleyip spekülasyonlara sebep olmak istemem. Bu konuları hem liderlerin akşam yemeğinde hem ikili görüşmelerinde etraflı şekilde ele alacağını söyleyebilirim. Japonya Başbakanı ile görüşmelerimiz 13'ünde olacak. Şu anda İstanbul olarak planlanıyor. Ondan sonra 14'ünde yoğun bir ikili görüşme trafiği başlayacak. 14'ünde öğleden sonra Antalya'ya intikal etmiş olan liderler ve eşlerine cumhurbaşkanımız bir akşam yemeği verecek" dedi.
Vatan

SPOR

Fenerbahçe'nin sezon başında Manchester United'dan transfer ettiği Robin Van Persie geride kalan haftalarda ortaya koyduğu performansla büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Ekim 2015'ten bu yana Sarı-Lacivertli formayla 11'i Süper Lig'de, 1'i Şampiyonlar Ligi ön elemesinde, 6'sı da Avrupa Ligi'nde olmak üzere 18 karşılaşmaya çıkan Hollandalı futbolcu, sadece 5 gol atabildi. 6.5 milyon euro bonservis bedeli ödenen Van Persie, yıllık 4.9 milyon euro garanti ve 20 bin euro maç para alıyor. Geride kalan haftalarda 11 lig, 7 Avrupa maçına çıktığı için 360 bin euro almaya hak kazanan yıldız oyuncunun kulübe bu sezonki maliyeti bonservisiyle birlikte 11 milyon 760 bin euroya ulaştı. Toplam 5 gol attığı için bir golünün maliyeti yaklaşık 2 milyon 352 bin euroya geldi. Teknik Direktör Vitor Pereira'nın 18 maçta 19 şut çekip, 8 isabet sağlayan ve 1 gol atan Van Persie'yle milli arada bir görüşme yapacağı ve toplam 514 dakikadaki istatistiklerini önüne koyarak toparlanmasını isteyeceği bildirildi. Konya maçında oyundan alınınca büyük bir moral bozukluğu yaşayan Robin Van Persie'ye destek milli takım arkadaşı Arjen Robben'den geldi. Sarı-Lacivertli yıldızın bir an önce aralarına dönmesini arzu ettiğini belirten Robben, "Ona mesaj attım. Milli takıma alınmaması teknik direktörün kararı. Van Persie muhteşem bir forvet, onu tartışamayız. 101 kez milli formayı giyip, 50 gol atmış. Tüm zamanların en iyisi. Fit durumda olursa kensinlikle takıma fayda sağlar" ifadelerini kullandı.
Star

Süper Lig'de milli maç arasına lider giren Beşiktaş, ortaya koyduğu performansla da birçok büyük başarıya imza attı. Siyah-Beyazlı ekip bu sezon özellikle deplasmandaki etkili oyunuyla sonuca giderken 6 dış saha maçında hiç yenilmedi. 5 kez galibiyet sevinci yaşadı, 1 maçta da berabere kaldı. Böylece 16 puan toplayan Kartal, maç başına da 2.66 gibi yüsek bir oran tuttururken, bu alanda Avrupa'nın önde gelen liglerinde ikinci oldu. Beşiktaş'ı dış sahada geçen tek takım Fransız ekibi PSG oldu. Paris temsilcisi 7 maçta 6 galibiyet, 1 beraberlik elde ederken, 19 puanın sahibi oldu ve maç başına 2.71 puan ortalamasına ulaştı. Sezona süper giren Bayern Münih 2.60 ile 4., İngiliz ekibi Arsenal, 2.5 ile 6. sırayı elde ederken, 11'er puan toplayan Real Madrid ve Manchester City, 10 puana ulaşabilien Manchester United ile 9 puanda kalan Barcelona gibi dev kulüpler ise sıralamaya bile giremediler. Kartal, bu başarısının yanı sıra golcülüğü ile de bu sezon dikkat çekiyor. Süper Lig ve Avrupa kupalarında oynadığı 15 maçın tamamında rakip fileleri en az 1 kez havalandırdı. Toplamda 32 gol kaydeden Siyah-Beyazlılar, Süper Lig'de ise 11 karşılaşmada 28 gole ulaştı. Bu performans, Kartal'ın lig tarihinde Lucescu ile 2003-04 sezonunda kırdığı rekorun da egalesi oldu. Beşiktaş o sezonu 65 golle tamamlamıştı. Beşiktaş'ın en golcü sezonu ise 88 glole 1996-97 oldu.
Star

G.Saray sezon başında Melo ve Telles gibi uluslararası düzeyde iki oyuncusunu İnter'e kaptırıp, verim alınamayan Dzemaili ve Pandev'i gönderirken yerlerine alınan genç yabancılar da hayal kırıklığı yarattı. UEFA'nın Finansal Fair Play Kriterleri nedeniyle pahalı transfer yapamayan Sarı- Kırmızılılar'da yönetim, genç isimlere yöneldi. Bu politika doğrultusunda 24 yaşındaki Lionel Carole, 21 yaşındaki Jose Rodriguez ve 20'lik Jason Denayer kadroya katıldı. Galatasaray Yönetimi, bu oyuncuların Sarı-Kırmızılı takımın vizyonuna uymayacağı, beklentilere karşılık veremeyeceği ve katkı sağlayamayacağı eleştirilerine ise "Sabır" isteyerek karşılık verdi. Hatta Başkan Dursun Özbek, üç futbolcunun Avrupa çapında yıldızlar olacakları iddiasında bulundu. Fakat şu ana kadar 3 genç yabancının performansları eleştirenleri haklı çıkardı. Sol bek Carole, 10 resmi maçta oynarken, gol ve asist yapamadı, Konya karşısında kırmızı kart gördü, Fenerbahçe derbisinde sakatlandığından beri sahalardan uzak. Denayer'in ise oynayacağı mevkii netleşmedi. Teknik Direktör Hamza Hamzaoğlu, Belçikalı'yı stoper ve sağ bekte kullanırken, 8 maçta görev verdi. Genç futbolcu ligde 2 asist yaptı, gol atamadı, Atletico Madrid ve Benfica yenilgileri ile Astana beraberliğine engel olamadı. Rize'deki pas patası ile rakibin ilk golünün fitilini ateşleyen Rodriguez, 7'si ligde 9 maç oynadı, skora katkı yapamadı. Oynadığı maçlarda Aslan, Osmanlı ve Rize'ye yenildi, Merin ve Astana ile berabere kaldı.
Star

Spor Toto Basketbol Ligi'nde 5. haftanın kapanışında Anadolu Efes, Pınar Karşıyaka'yı 91-87 yendi. Böylece ligde namağlup takım kalmadı. 11 serbest atış kaçıran konuk İzmir ekibi, ilk yarıda sakatlanan Justin Carter'dan 10 dakika yararlanabildi. Ev sahibi Lacivert-Beyazlılar, 3. çeyreğin sonu ile 4. periyodun başındaki bölümde üçlükler ve iyi savunma ile 19-2'lik seriyle öne geçip işi bitirdi. Josh Carter ile ayakta kalan Kaf- Kaf, taktik faullerle geçen son dakikada rakibine yetişemedi. Anadolu Efes yüzde 54 ile (13/24) üçlük atarken, 24 asist üretti. Cedi Osman 5'te 4 üçlükle 13, eski Karşıyakalı Diebler 7'de 4 üçlükle 14 sayı bulurken; Granger 13 sayı 7 ribaunt 5 asistle yıldızlaştı. Pınar Karşıyaka'da 87 sayının 70'i 4 oyuncudan; Josh Carter, İverson, Ragland ve Gabriel'dan geldi. İverson 12 ribaunt alıp "double double" yaptı. Bu sonucun ardından iki takım da ligde 4-1 oldu.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme