12 Kasım 2015 Perşembe

12.11.2015 Genel Gündem


12.11.2015

GÜNDEM

Annelerin Gözyaşlarıyla
Yüksekova'da konvoyun geçişi sırasında PKK'nın pusu kurarak şehit ettiği Astsubay Üstçavuş Erdem Ertan için Ankara'daki Kocatepe Camisi'nde tören düzenlendi. Törene şehidin yakınlarının yanı sıra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile eşi Sare Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bazı bakanlar, kuvvet komutanları, askeri erkân, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Aileye başsağlığı dileyen Başbakan Davutoğlu naaşın önünde saf tuttuğu sırada Sare Davutoğlu da şehit annesi ve şehit eşini teselli etmeye çalıştı. İki yanındaki şehit eşi ve annesinin ellerini tutarak destek olan Sare Davutoğlu, şehidin öğretmen eşi Hacer Ertan'ın hamileliği ve sağlığıyla ilgili bilgi aldı. Hacer Ertan'ın doğumunu kendisinin yaptırmasını istemesi üzerine Sare Davutoğlu, "Tabii, inşallah yaptırırım" karşılığını verdi. Namaz sonrası cenazenin taşınması sırasında şehit eşi ile yürüyen Sare Davutoğlu, şehidin naaşı top arabasına götürülürken gözyaşlarına hâkim olamadı. Bu sırada Hacer Ertan'ın asker selamı yürekleri dağladı. Ailenin tek çocuğu olan şehit Astsubay Ertan'ın cenazesi Cebeci Askeri Mezarlığı'nda toprağa verildi. Silopi'deki patlamada şehit olan 10 yıllık polis Sabri Altınbaş, 2.5 yıllık evli ve 1 yaşında Bera Zeki adında erkek çocuk babasıydı. Sabri Altınbaş, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Antrenörlük Bölümü'nü 2005'te bitirdikten sonra alanında iş bulamayınca polis olmuştu. Şehadet haberinin ardından Düzce'nin Kaynaşlı ilçesi Darıyeri Yörükler köyündeki babaevi Türk bayraklarıyla donatıldı. Şehidin işçi emeklisi babası Zeki Altınbaş, "Diyecek bir şey yok. Allah'ın bize takdiri. Vatan sağolsun. Şırnak'ın tehlikeli olduğu ile alakalı hiçbir paylaşımda bulunmadı bizlerle. Tam tersine, 'Baba merak etme, biz iyiyiz' diyordu. 'Sizin tahmin ettiğiniz gibi değil. Olacaksa her yerde olur' diyordu. Ama şehit oldu. Yapacak bir şey yok" diye konuştu. 8 yıllık polis Hasan Aslan (34), 3 yıldır Şırnak'ta görev yapıyordu. 5 ve 1.5 yaşlarında iki çocuk babası olan Hasan Aslan'ın Gaziantep Yeditepe Mahallesi'ndeki babaevine ateş düştü. Şehit babası Mehmet Aslan, "Ben de Kürdüm. Kürt asıllıyım ama milliyetçi bir insanım. Bu vatanı çok seviyorum. Bu vatanımda birlik ve beraberlik istiyorum. Bu vatana ihanet edenin Allah müstahakını versin. Ezanın yüzü suyu hürmetine, Allah vatanımıza birlik, beraberlik, dirlik versin. Hiç kimse bizi bölemeyecek" diye konuştu. Şehit Hasan Aslan'ın cenazesi, ikindi namazında Bahattin Nakıpoğlu Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Hürriyet


Helikopter Ve Tank Destekli Operasyon
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde kazılan hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması için üç mahallede ilan edilen sokağa çıkma yasağında 9'uncu gün geride kaldı. Kentte dün sabah saatlerinde helikopter ve tankların da kullanıldığı geniş çaplı operasyon başlatıldı. Çıkan çatışmada ise 24 yaşındaki Jandarma Teğmen Altuğ Tek, şehit oldu. Valilik, operasyonlarda beş PKK'lının öldürüldüğünü, ikisi çocuk üç sivilin de PKK'nın kullandığı patlayıcı maddelere ait şarapnel parçalarının isabet etmesi sonucu yaralandığını açıkladı. Askerlerin tanklar ile katıldığı ve havadan helikopter desteğinde yapılan operasyon sırasında zaman zaman çatışma ve patlama sesleri duyuldu. Çatışmaların olduğu bölgelere ambulanslar sevk edildi. Genelkurmay'dan yapılan açıklamaya göre, çıkan çatışmalarda sabah 08.15 sıralarında Teğmen Altuğ Tek şehit olurken, bir uzman er de yaralandı. Diyarbakır Valiliği de operasyonda beş PKK'lının öldürüldüğünü bildirdi. Açıklamada "Operasyon sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca, güvenlik güçlerine atılan el yapımı patlayıcı maddelere ait şarapnel parçaları bölgedeki vatandaşlarımıza isabet etmiş ve neticesinde, ikisi yaşı küçük olmak üzere üç vatandaşımız hafif şekilde yaralanmıştır" ifadelerine yer verildi. Valilik, güvenlik güçlerinin sivil halkı hedef aldığı yönündeki haberleri de yalanlayarak "Operasyonda keşif ve gözetleme faaliyetleri dışında kesinlikle havadan bir müdahale yapılmadığı, vatandaşların zarar görmemesi maksadıyla azami özen gösterildiği değerlendirilmektedir" dedi. Silvan'da çıkan çatışmalarda isabet eden kurşunlarla yaşamını yitiren taksici Mehmet Gündüz ve Yakup Sinba önceki akşam HDP milletvekilleri ve DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek'in de katıldığı bir törenle toprağa verildi.
Milliyet

Özerk Bölge İstemiyoruz
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, günlük basın brifinginde gazetecilerden gelen bir soru üzerine, PYD'nin sahada etkili savaşan bir güç olduğunu belirterek onların IŞİD'in kontrolündeki kentleri geri alma gayretlerini hava saldırıları yoluyla desteklemeye devam ettiklerini söyledi. PYD'ye ABD silahı sağlamadıkları yönündeki açıklamayı yineleyen Toner, "PYD'ye desteğimiz konusunda her zaman çok net olduk. Ancak onların bir çeşit yarı özerk bölge geliştirmesini istemediğimize dair bazı ikazlarımız hakkında da konuştuk. Suriye'nin birliği ve toprak bütünlüğüne bağlılığımız sürüyor. Suriye içinde müzakere edilmiş gerçek manada bir siyasi geçiş sürecinin geliştirilmesine odaklanmış durumdayız" diye konuştu. IŞİD'den kurtarılan herhangi bir bölgenin Suriye'ye yeniden entegre edilmesi gerektiğini de ifade eden Toner, "İster PYD, ister Suriyeli Arap, ister Türkmen gruplar olsun, kurtarmayı yapan her kimse, toprağı ele geçirme ve elinde tutma yönünde bir teşebbüse girilmemesi gerektiği yönünde bir endişe var. Yerlerinden olanların geri dönüp yaşayabilmesine ve yönetimin yeniden tesis edilmesine izin verilmeli" dedi. Toner, bir başka soru üzerine ise, Suriye'nin kuzeyinde IŞİD'e karşı mücadelenin yollarına dair Türkiye ile yakın koordinasyon halinde olmaya devam ettiklerini kaydetti.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 100, 3636-100, 5452                           
ABD Doları 2, 8671-2, 8721            / Euro 3, 0898-3, 0935/İngiliz Sterlini 4, 3720-4, 3790                 

Çalışana 4 Kritik Hak
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) milyonlarca çalışanın yüzünü güldürürken, banka patronları başta olmak üzere KOBİ'leri ve belediye başkanlarını üzen kısmi iptal kararı dünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. İptalle, KOBİ'lerde çalışan 6.5 milyon işçiye "sendika tazminatı" geri geldi. Bankacılık ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev ve lokavt yapılamayacağı düzenlemesi de iptal edildi. Böylece belediyeler başta olmak üzere şehir içi ulaşım ile 200 bin banka çalışanına "grev hakkı" tanındı. İptal gerekçesinde, bu sınırlama için "Demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmıyor" denildi. İptal edilen düzenlemelerin sendikal hakları sınırlandırdığı ve ölçüsüz müdahale olduğu değerlendirmesi yapıldı. CHP, 18 Ekim 2012 günlü 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 21 maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması amacıyla AYM'ye başvurmuştu. Başvuruyu 22 Ekim 2014'te karara bağlayan AYM yasanın çalışanlar aleyhine önemli düzenlemeler içeren 3 maddesindeki dört hükmü iptal ederken, diğer 18 maddenin iptal istemini ise reddetmişti. İptal edilen hükümler satırbaşları ile şöyle: 1-Madde 25/4: "Fesih dışında" ibaresinin Anayasa'ya aykırı görüldü ve iptal edildi. Böylece, işverenin, işçinin iş akdini fesih etmesi halinde işçinin 1 yıllık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminat alabilmesi yolu açıldı. İptalden sonra "sendikal faaliyet nedeniyle" işten atılan tüm işçiler, işe iade davası ya da sendikal tazminat davası açabilecekler. 2-Madde 25/5: 30'un altında işçi çalıştıran iş yerlerinde sendikaya üye olma, sendikal toplantılara katılma gerekçesiyle işten atılan çalışanlara, "sendikal tazminat verilemez" hükmünü iptal etti. 30 ve daha az işçi çalıştıran iş yerlerinde çalışan işçilerin ya da herhangi bir holdingde 6 aydan az çalışanlar ile geçici süreli iş sözleşmesi imzalayanların sendikal faaliyet nedeniyle işten atılması durumunda "sendikal tazminat" verilmiyordu. Bu tür iş yerlerinde çalışan yaklaşık 6.5 milyon işçi, "asgari ücretli" gösterildikleri göz önüne alındığında, bir işçi sendikal faaliyeti nedeniyle işten atılırsa, mevcut kıdem ve ihbar tazminat hakkına ek olarak, mahkemeye başvurması halinde bir de "sendikal tazminat" alabilecek. Bu tazminat tutarının 1 yıllık ücretinden az olamayacağı hükmü dikkate alındığında, asgari ücretli bir çalışan tüm haklarına ek olarak, 1071 liralık brüt ücretin 12 ile çarpılması sonucu, 12 bin 852 liralık da "sendikal tazminatı" alabilecek. Mahkemenin, 1 yıllık süreyi artırabileceği düşünülürse tazminat daha da artabilecek. 3- Madde 60/6: "Lokavt kararı uyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için de alınabilir" ibaresinin iptal edildi. Böylece, grup toplu iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıklarda grev kararı, uyuşmazlığın kapsamındaki işyerlerinin bir kısmı için alınmış olunması halinde artık işveren lokavt kararını uyuşmazlığın kapsamındaki başka işyerleri için uygulayamayacak. İptalden önceki düzenlemede işveren lokavt kararını uyuşmazlık kapsamındaki başka işyerlerinde de uygulanabiliyordu. AYM iptal edilen kuralın Anayasayla düzenlenen lokavt ile bağdaşmayacağı gibi grev hakkının kullanılabilmesini de engelleyici nitelikte olduğu değerlendermesini yaptı. 4-Madde 62/1: "Bankacılık hizmetlerinde;" ve "ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde" ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduklarına ve iptallerine, karar verildi. Bankacılık ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev ve lokavt yapılamayacağına ilişkin kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı buldu. Böylece banka şehir içi ulaşımında çalışan yüzbinlerce işçiye de 'grev hakkı' geldi.
Hürriyet

1300 Lira Yılbaşı Hediyesi
Asgari ücrette zam pazarlığı 1 Aralık'ta başlıyor. Her yıl yoğun tartışmaların yaşandığı, zaman zaman da Arabulucu'ya giden karar, bu yıl büyük bir mutabakatla alınacak. Böylece Asgari Ücret Komisyonu bu defa bir anlamda formalite icabı toplanacak. Komisyona 1300 lira olan teklifini sunacak. Böylece 1999'da başlayan ve asgari ücretin yılın ilk 6 ayı ile ikinci altı ayı için ayrı ayrı belirlenmesi yönteminden vazgeçilerek, yılın tamamı için tek ücret uygulaması geçerli olacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik, hükümet kurulur kurulmaz verdikleri sözleri yerine getireceklerini belirterek, "Hükümetin tavsiyesi Komisyona iletilecek ve asgari ücret 1 Ocak 2016 itibarıyla bin 300 lira olacak" dedi. İşverenin asgari ücretin artmasının ek maliyet getireceği yönünde açıklamaları üzerine de Çelik, şu değerlendirmeyi yaptı: "Şu anda bizim mevcut net asgari ücretimiz 1000 lira ve 13 Avrupa ülkesinden daha iyi durumda. Tabii asgari ücreti bir geçim ücreti olarak almıyoruz. Asgari ücreti bir koruma ücreti olarak aldığınızda 13 Avrupa ülkesinden iyi olduğumuzu söyleyebilirim. Doğrusu, bu konuda işverenlerin, 7 Haziran'da, yani o süreç içerisinde hiç sesleri çıkmamıştı. Şimdi seslerini yükselttiklerini görüyorum. Ama asgari ücret 1300 lira olacak. Var olan sistem içerisinde rekabeti bozucu, yani üretim anlamında, özellikle emek yoğun sektörde rekabetin aleyhinde bir durum söz konusu olursa bunları her an hükümet olarak ilgili taraflarla oturup değerlendirme imkânımız olmuştur. Bundan sonra da olacağı konusunda kimsenin endişesi olmasın." Çalışanların ücretlerindeki işveren payıyla ilgili indirim isteğine ilişkin bir soru üzerine de Çelik, işverenin, sigorta işveren prim payıyla ilgili taleplerinin öteden beri olduğunu vurgulayarak, "Geçtiğimiz dönem uygulanan 5 puan indirim teşviki devam ediyor. Bunlar hükümet kurulduktan sonra ortaya çıkan dengeler açısından ele alınıp, ona göre hükümet düzeyinde cevaplandırılacak konulardır" ifadesini kullandı.
Türkiye

3.Havalimanı İnşaatı Tam Gaz
Beş aylık siyasi belirsizliğin ardından geleceğine ilişkin çeşitli yorumlar yapılan 3. Havalimanı, hiçbir akamete uğramadan sürüyor. Toplam 4 fazı bulunan projenin ilk faz çalışmaları kapsamında zemin düzeltme, hafriyat ve üstyapı inşaat çalışmaları sürüyor. Projede kurulan onlarca şantiyede bin 800'ü aşkın hafriyat kamyonunun yoğun çalışmaları görülürken, şantiye sahasında günlük 1 milyon 200 bin metre küp toprak hareketi gerçekleştiriliyor. Toplam yatırım bedelinin 10 milyar 247 milyon avro olması öngörülen havalimanının ilk etabının 2018 yılının ilk çeyreğinde faaliyete geçmesi hedefleniyor. Birinci etabının finansmanı için 6 bankadan 4.5 milyar avroluk kredi sağlayan işletmeci firma İGA, projeyle ilgili ilgileri www.igairport.com internet sitesinden yayınlıyor. Yap - İşlet - Devret modeliyle yapılandırılan projede, 25 yıllık işletim hakkı karşılığı, KDV dahil 26.2 milyar avro bedel İGA tarafından devlete ödenecek. Ana Yolcu Terminal Binası, 1.3 milyon metre kare ile dünyanın tek çatı altındaki en büyük terminal binası olacak. Bu terminalde ilk etapta yılda 90 milyon yolcuya hizmet sunulması hedefleniyor. Yıllık yolcu kapasitesi 2028 yılında 150 milyona ulaşacak. Günde 3 bin 500 iniş-kalkış kapasitesine sahip olması planlanan İstanbul Yeni Havalimanı, tamamlandığında 150'den fazla hava yoluna hizmet verecek ve üzerinden 400'e yakın noktaya uçuş gerçekleştirilecek. Projede 898 beyaz yaka ve 8 bin 468 mavi yaka ile toplamda 9 bin 366 personel çalışıyor ve iş yoğunluğuna bağlı olarak bu sayının ilerleyen zamanlarda artması planlanıyor.
Türkiye

Döviz Geldi Cari Açık 'Daraldı'
Türkiye'ye yönelik 'kaynağı belirsiz' döviz girişleri, 2015'in ilk dokuz aylık döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 52 artışla 13 milyar doları aştı. Ödemeler dengesinin 'kaynağı belirsiz giriş' olarak nitelendirilen 'net hata noksan' kalemi, eylül ayında 1.98 milyar dolar arttı. Bu artışla, yılın ilk dokuz ayındaki 'kaynağı belirsiz girişler'in toplamı, geçen yılın aynı dönemindeki 8.87 milyar dolarlık girişin yüzde 52 gibi yüksek oranda üzerine çıkarak, 13.44 milyar dolara ulaştı. Cari işlemler dengesi de, kaynağı belirsiz girişlerin 2 milyar dolara dayandığı eylül ayında, ağustos ayından sonra, 95 milyon dolar ile bu yıl ikinci kez fazla verdi. Merkez Bankası, 1.17 milyar dolar kaynağı belirsiz döviz girişinin yaşandığı ağustos verisini 27 milyon dolar fazlaya revize etti. Cari dengede önceki fazla 2009 Ekim ayında verilmişti. 12 aylık cari işlemler açığı da 40.57 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre 2.54 milyar dolar azalarak 2.53 milyar dolara düştü. Altın kaleminde, bir önceki yılın eylül ayında 648 milyon dolar net ithalat olurken, bu yılın aynı ayında 520 milyon dolar net ihracat gerçekleşmesi de fazla verilmesinde etkili oldu. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, cari açığın yıl sonunda 35 milyar dolar seviyesine gerileyeceğini tahmin ettiklerini söyledi. Zeybekci, cari açığın GSYH'ye oranının yıl sonunda yüzde 5'ler seviyesine inebileceğini kaydetti.
Milliyet

6 Yıl Sonra Fazla Verdi
Cari denge Eylül ayında 27 milyon dolar açık beklentilerine karşılık 95 milyon dolar fazla verdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, geçen yılın Eylül ayında 2 milyar 365 milyon dolar cari açık veren cari işlemler hesabı, bu yılın Eylül ayında 95 milyon dolar fazla verdi. Bir önceki dönemde Ağustos ayı için 163 milyon dolar açık olarak açıklanan cari işlemler hesabı, bu dönemde 27 milyon fazla olarak revize edildi. Böylece cari işlemler hesabı aylık bazda 2009 Ekim döneminden bu yana iki ay üst üste cari fazla verdi. En son Ekim 2009'da 629 milyon dolar cari fazla verilmişti. Ekonominin "yumuşak karnı" olarak da nitelendirilen 12 aylık cari işlemler açığı 43 milyar dolardan 40 milyar 569 milyon dolara gerileyerek, 2010 Ekim'den bu yana gördüğü en düşük düzeye indi. Bu gelişmede, dış ticaret açığının 2.5 milyar dolar azalarak 2 milyar 527 milyon dolara düşmesinin yanında altın kaleminde 520 milyon dolar net ihracat gerçekleşmesinin de etkili olduğu vurgulandı.
Vatan

Birlikte Kazanalım
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) düzenlediği İş Konseyi Başkanları ve Büyükelçiler Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 2023 yılına dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olarak gireceğini söyledi. Türkiye'nin önceliklerinden birinin 2023 hedefleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, ekonomik, sosyal, kültürel her alanda bu hedeflere ulaşmakta kararlı olduklarını bildirdi. 3'üncü Boğaz Köprüsü, Kanal İstanbul, nükler santrallar gibi projeleri anlatarak, devam eden büyük yatırımları süratle tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Siz iş adamlarımıza çok önemli görevler düşüyor. Elbette Türkiye, tüm projeleri, tüm bu çalışmaları, dünyanın dört bir yanındaki dostları ile birlikte gerçekleştirecektir. Onun için kamu-özel yatırımları önem arz ediyor. Biz, 'sadece kendimiz kazanalım' demiyoruz, birlikte kazanalım istiyoruz. Orta Asya'daki kardeşlerimize de Afrika'daki dostlarımıza da Avrupa Birliği'ndeki dostlarımıza da Rusya'ya da Amerika'ya da diğer tüm ülkelere de aynı teklifi yapıyoruz, gelin birlikte kazanalım."
Vatan

Singapur'la En Geniş Kapsamlı Ticaret Anlaşmasını İmzalayacağız
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, bugüne kadarki en büyük, en geniş kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması'nı (STA) Antalya'da Singapur ile imzalayacaklarını söyledi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen 'DEİK İş Konseyi Başkanları ve Büyükelçiler Toplantısı'na katılan Bakan Zeybekci, yeni Türkiye'nin yönetim anlayışının artık sadece sorun çözen değil, geleceği planlayan ve vizyon çizen bir noktaya geldiğini söyledi. Dünyanın baştan yapılandığını, ticaret haritalarının yeniden çizildiğini anlatan Zeybekci, Türkiye'nin de yapılandırılan ticaretin içinde artık edilgen bir şekilde beklemediğini aktardı. Türkiye'nin 18 ülkeyle imzaladığı STA ve bir ülkeyle de tercihli ticaret anlaşmasının yürürlükte olduğuna belirten Zeybekci, 4 ülkeyle de STA'nın iç onay süreçlerinin sürdüğünü söyledi. Gümrük Birliği anlaşmasına da değinen Zeybekci, Türkiye'nin karar alma süreçlerine katılması ve Gümrük Birliği'nin kapsamının genişletilmesiyle ilgili 2016'da çok hızlı bir süreci görmeyi amaçladıklarını ifade etti. DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan da, 1 Kasım seçim sonuçlarına ilişkin "İş dünyası olarak biz, ülkemizde güven ve istikrar ortamının devamını sağlayacak bu gelişmeden son derece memnunuz. Bu sonuç, hem ticaret hem de yatırımlar açısından faaliyetlerimize olumlu yansımaya başladı bile" dedi.
Star

DÜNYA

Ab'den Bakanı Kızdıran Teklif
AB Bakanı Beril Dedeoğlu, AB'nin hazırladığı İlerleme Raporu'nu değerlendirirken, "Rapordaki eleştirilerin, Türkiye'nin geleceği açısından önemli bir kırılma noktasına işaret ettiğini düşünüyorum. Olumlu anlamda. Evet, ağır. Evet, bazı şeyleri insan okurken üzülüyor, bunları duymak istemiyorsunuz. Bir kısmının gerçekten abartılı olduğunu, hangi niyetle yazıldığını görmek çok zor değil. Sonuçta daha iyi bir ülkede yaşamak istiyoruz. Orada da satır aralarında bunun yöntemleri var" yorumunu yaptı. Bir grup gazeteci ile AB İlerleme Raporu hakkındaki görüşlerini paylaşan Dedeoğlu, şu tespitlerde bulundu: "Görüşmelerde biz göç konusu, fasıllarla cebelleşiyorduk. İlerleme Raporu gündemimizde yoktu. Yemekte, bir komiserin yardımcısı mıydı hatırlamıyorum. Komisyondan genç birisi ilerleme raporunun göç konusuna denkleştirme girişiminde bulundu. 'Göç meselesini halledersek şu İlerleme Raporu'nun içini yumuşatır mıyız' gibi bir şey söylendi. Ben bir anda nasıl bir çıkış yaptıysam, diplomat olmamanın avantajını kullandım herhalde. 'Yayınlayın kim korkar, yani 'Neysek oyuz' tavrına bir girdim. Sayın Komiser bana 'Siz galiba sert bir hocaydınız' dedi. O bir daha asla gündeme gelmedi onun da altını çizmek isterim. 'Raporu hazırlarken siz neye bakıyorsunuz?' dedim. İşte 'Siz neyi tartışıyorsanız biz de onu tartışıyoruz' dedi. 'Peki hiç parlamentoya komisyona gelip gidenler olmuyor mu size bilgi vermek için' dedim. 'Bu sene çok oldu' dediler. Kimler gitti, onu sormadım. Ama 'Epey bir gelen giden oldu bize bilgi vermeye hevesli' ('Yani Atlantik ötesinden falan mı?' sorusu üzerine) O kadarını sormadım. Ben lobi yapıldığı izlenimine kapıldım. Ancak bu tür faaliyetler yapılıyor ise Tükiye'nin de kendisine bakıp o alanı kendisinin ya da başka kurumların niye doldurmadığını da düşünmesi gerekir. 'Vay böyle yaptılar' demenin bir anlamı yok. 'Biz niye yapmadık' demek daha yararlı. Abartılı ve Türkiye'nin şevkini kıracak, haketmediği eleştiriler var. 'Bu kadar da değil artık' dediğim yerler olduğunu itiraf etmem gerekir. Hakim ve savcıların yerlerinin çok fazla değişmesiyle ilgili bir paragraf vardı. 'Hakikaten o kadar çok değişiklik bu kadar kısa zamanda yapıldı mı' dedim. Arkadaşlar bir tablo çıkardılar. 2012-2013'te çıkan kararname sayısı ve yer değiştirme oranı şimdikinin iki katı. 'O dönemin raporuna girmiş mi' bu dedim. Girmemiş."
Hürriyet

Almanya'da Mültecilere 1 Yılda 21 Milyar Euro
Almanya'da Münih merkezli Ekonomi Araştırma Enstitüsü (IFO), ülkenin 2015 yılı sonuna kadar mülteci krizi için yaptığı harcamaların 21 milyar euro'yu bulacağını açıkladı. IFO, daha önce 2015 yılı için mülteci harcaması tahminini 10 milyar euro olarak açıklamış, bu rakam Alman hükümetinin ülkeye 800 bin kişi girmesi beklentisine dayandırılmıştı. Alman hükümetinin ülkeye girecek mülteci tahminini yükselttiğini belirten IFO, 2015 sonuna kadar 1.1 milyon mültecinin ülkeye girmesini beklediğini açıkladı. IFO'nun ilk olarak açıkladığı 10 milyar euro'luk 2015 tahmini içerisinde sadece yiyecek ve barınma masraflarının yer aldığı, eğitim ve diğer giderlerin de hesaba katılması durumunda, 2015 sonuna kadar mülteciler için yapılan toplam harcamanın 21.1 euro'yu bulacağı belirtildi. Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi tarafından hazırlanan yıllık raporda ise, 2016 yılında mülteciler için 14 milyon euro'luk harcama tahmini yer aldı. Üyeleri Almanya Cumhurbaşkanlığı tarafından atanan konsey, "Güçlü kamu finansmanı ve etkinlik artırıcı ekonomi polikası düşünüldüğünde, tahmin edilen mülteci bağlantılı ilave giderler yönetilebilir" ifadelerine yer verdi. Almanya Şansölyesi Angela Merkel hükümetine hitaben hazırlanan raporda, tanımlanmış mültecileri başarılı bir şekilde entegre etmek için önemli seviyede eğitim ve alıştırma faaliyeti gerektiği ve iş pazarına girmek için gereken şartların düşürülmesine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Mültecilerin ekonomiye hızlıca entegre olması için kayıt sürecinin hızlandırılması da tavsiye edildi. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, daha önce 2016 yılında mülteciler için kamu harcamasının 8 milyar dolar daha artırılacağını açıklamıştı.
Milliyet

Ab'nin 'İşgal Etiketi' İsrail'i Öfkelendirdi
Avrupa Birliği'nin (AB) en üst yürütme kurumu Avrupa Komisyonu, Brüksel'de dün yapılan toplantıda İsrail'in Haziran 1967'nin ardından işgal ettiği topraklarda üretilen ürünlerin üstüne 'İsrail'de üretildi' yerine açıklayacı bir etiket konulmasına karar verdi. İsrail'in 6 gün savaşlarında gerçekleştirdiği Gazze Şeridi, Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Doğu Kudüs işgali uluslararası hukuk tarafından tanınmazken, Komisyon kararın siyasi değil teknik olduğunu savundu. Kararın ardından Filistin Kurtuluş Örgütü, Twitter üzerinden 'Doğru yönde ama yetersiz bir karar' açıklamasını yaptı. İsrail Başbakanı Binyamin Natenyahu ise kararı Nazi döneminde Yahudi mallarına uygulanan boykota benzeterek, 'AB kendinden utanmalı' dedi. Enerji Bakanı Yuval Steinitz, AB'yi adil olmamakla suçlayarak alınan kararın Çin kontrolündeki Tibet ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde benzer bir uygulamanın olmadığını savundu. İsrail'in 30 milyar euro ile en büyük ticaret ortağı olan AB'ye satılan malların yüzde 1'den küçük bir kısmı bu bölgelerde üretiliyor.
Milliyet

'Ermeniler O Bölgeleri İade Edecek'
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, önceki gün Ermenistan'ı ziyaret ederek bu ülkenin yönetimiyle Yukarı Karabağ sorununu görüştü. Lavrov, Eylül ayında benzer ziyareti Azerbaycan'a gerçekleştirmişti. Ancak Erivan ziyaretinin ardından taraflar arasında yakınlaşma olduğu açıklanmadı. Dün de Rusya'nın ünlü gazetelerinden Kommersant, "Diplomatik çözümde çıkmaz yaşanırken Ermenistan ve Azerbaycan orduları arasında cephe hattındaki durum gerginliğini koruyor" yorumunu yaptı. Öte yandan Kommersant gazetesi, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un Bakü ziyaretinden 2 ay sonra Erivan'a gittiğine dikkat çekerek her iki ziyaretin de ana gündem maddesinin Yukarı Karabağ olduğunu yazdı. Rusya hükümetinden adı açıklanmayan kaynaklardan biri de gazeteye, şu anda ele alınan barış planlarından birinin şöyle göründüğünü söyleyerek "Ermeniler, Karabağ etrafında kontrol ettikleri bölgelerin büyük bir kısmını Azerbaycan'a iade edecek, ancak Karabağ'ı Ermenistan'a bağlayan Laçin koridoru ellerine kalacak" şeklinde sürpriz bir açıklama yaptı. Bakü'deki yetkililer, habere göre resmi olarak Karabağ'ın bağımsızlığını tanımasa da plana uygun olarak sorunu askeri yollarla çözmeme sözünü verecek. Buna garanti olarak bölgeye Birleşmiş Milletler veya Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü barış gücü konuşlandırılacak ve Azerbaycan'a iade edilen bölgeler asker ve silahlardan arındırılması planlanıyor. Gazete, Bakü için maksimum olası tavizin Karabağ'a Azerbaycan içinde geniş özerkliğin tanınması ve diğer tüm bölgelerin kayıtsız şartsız iadesi olduğunu da belirtti. Öte yandan Azerbaycan tarafındaki üst düzey bir kaynak ise, "Eğer başka çıkış yolu bulunamazsa savaşmaya hazırız. Son yıllarda güç dengesi değişti ve Ermenistan lehine olmadığı ortada. Askeri bütçemiz Ermenistan'ın tüm bütçesinden daha fazla. Ordumuza, Erivan'ın sahip olmadığı en yeni silahlar alıyoruz. Ayrıca Nahçıvan'a yerleştirilen ordu birlikleri, savaş durumunda Erivan'a saldırıya geçmeye hazır."
Vatan

İsrail Cocuk Saldırganların Peşinde
İsrail yönetimi, Yahudilere yönelik saldırı eylemlerinde daha fazla Filistinli çocuğun yer alması üzerine, cinayet ve cinayete teşebbüsten hüküm giyme yaşını 12'ye çekecek yeni yasa tasarı üzerindeki çalışmaları hızlandırdı. Önceki gün Doğu Kudüs'te 11 ve 14 yaşındaki iki Filistinli çocuk Yahudilere bıçaklı saldırı düzenlemişti. Muaviye ve Ali Alkam adlı çocukların kuzen olduğunu açıklayan İsrailli yetkililer, Muaviye'nin güvenlik güçlerince silahla vurularak ağır yaralandığını, Ali Alkam'ın da eylemi gerçekleştirmeden yakalandığını duyurdu. Öte yandan geçen ay Kudüs'te benzer bir saldırıya karıştığı sırada ağır yaralanan Ahmed Manasra'nın davası da başladı. Manasra'nın avukatı, 13 yaşındaki çocuğun eylemi öldürme amaçlı gerçekleştirmediğini öne sürüyor. Adalet Bakanı Ayelet Shaked, artan çocuk saldırıları nedeniyle geçtiğimiz haftalarda hüküm giyme yaşını 14'ten 12'ye çekme önerisinde bulunmuştu. Mevcut yasalar, cinayete teşebbüs etse bile 14 yaş altı çocukların hapse atılmalarına izin vermiyor. Tasarı kabul edilirse cinayet, cinayete teşebbüs ve saldırı suçlarından yargılanan çocuklar, 12 yaşından itibaren hüküm giyebilecek.
Vatan

Türkiye'de Dinlemişler
Alman istihbaratının, kanunen yasak olmasına karşın Alman vatandaşı bir diplomatı dinlediği ortaya çıktı. Alman basınında çıkan haberlere göre dış istihbarat birimi BND, şu an AB Türkiye Delegasyonu Başkanlığı görevini yürüten Büyükelçi Hansjörg Haber'e yönelik dinleme faaliyetlerinde bulundu. Haberde Haber'in eşi Emily Haber'in de İçişleri Bakanlığı'nda müsteşar olduğuna dikkat çekildi. Anayasaya göre BND'nin mahkeme izni olmadan vatandaşları dinleme yetkisi bulunmuyor. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius'un da BND tarafından dinlendiği söyleniyor. Kurumun diğer hedefleri arasında Uluslararası Ceza Mahkemesi, Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile Avrupalı ve Amerikalı şirketler bulunuyor. BND Başkanı Gerhard Schindler'in, istihbarat birimlerinin kontrolünden sorumlu meclis komisyonuna, dostlar arasında da casusluk faaliyeti yürütüldüğüne dair bilgi verdiği belirtildi.
Vatan

G-20 Çantasında Daeş Ve Suriye Var
Beyaz Saray yönetimi, ABD Başkanı Barack Obama'nın Antalya'da yapılacak G20 Liderler zirvesi sırasında Suriye ve DAEŞ ile mücadele konularını diğer liderlerle ele alacağını bildirdi. Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, "Türk müttefiklerimizin çok sayıdaki Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapmaları ve sınırlarının öbür tarafında devam eden korkunç şiddet olayları dolayısıyla maruz kaldığı baskı düşünüldüğünde (Obama'nın) oraya kadar gidip DAEŞ'in gücünün azaltılması ve sonuçta yenilgiye uğratılması konusundaki çabaları ele almak üzere zaman harcamaması imkansız" ifadesini kullandı.
Star

POLİTİKA

Dostça Uyarıyorum Siz De Yanarsınız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İş Konseyi Başkanları ve Büyükelçiler Toplantısı'nda dünyaya terör uyarısı yaptı. Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: Türkiye 1 Kasım seçimini tüm sabotaj girişimlerine rağmen, demokratik olgunluk içinde geçirerek önemli bir imtihandan başarıyla çıktı. Seçim sonuçları 2019'a kadar ülkemizde istikrar ve güven ortamının sağlam bir şekilde süreceğine işaret ediyor. 7 Haziran seçimlerinin ardından oluşan belirsizlik ortamı ve tereddütler 1 Kasım ile tümüyle ortadan kalkmıştır. Artık hem bölgesel sorunlar hem de kendi hedeflerimiz bakımından çok daha kararlı ve güçlü adımlar atabilme imkanına sahibiz. Terörle mücadele önceliklerimizin başında yer alıyor. PKK, PYD, YPG, DHKP-C, Paralel Yapı, bütün bunları hepsi, DAİŞ başta olmak üzere şiddetle üzerine gideceğimiz ve bu operasyonların netice almadıktan sonra bitmesi söz konusu değildir. Burada halkımızla bütünleşmek suretiyle, halkımızın bölgedeki huzurunu sağlayana kadar, kararlılıkla bunlar devam edecektir. Tabii şehitlerimiz var ama biz öyle bir milletiz ki şehadeti peygamberlik makamından sonra en yüce makam olarak kabul etmişiz ve askere gidenimiz de polislik görevlerinde bulunanlar da hepsi bunun bilincinde. Bunun bedelini de terör örgütlerine ödetiyoruz, ödetmeye de devam edeceğiz. Terör örgütleri karşısında ikircikli bir tutum izleyerek 'Benim terör örgütüm iyidir, seninki kötü' gibi yanlışlıklara kapılan tüm ülkeleri uyarmak istiyorum. Terör karşısında ilkesel bir duruş sergilenmemesi halinde, bu ateşin eninde sonunda tüm dünyaya sıçrayacak. Bugün kendi sınırlarında güven içinde olduğunu sanan ülkeler, yarın terör ateşini iliklerine kadar hissetmekten kurtulamayacaklardır. Terörü bahane ederek, Suriye üzerinde oynadıkları oyunlarla kazanımlar elde ettiklerini sananlar kısa sürede yanlış yolda olduklarını görecekler. Pek çok ülkenin medyadan takip ettiği, pek çok ülke yöneticisinin kağıt üstündeki analizlerle yönetmeye çalıştığı bu krizle her gün yüzleşiyoruz. Sıkıntıları her gün bilfiil yaşıyoruz. Bizim ifade ettiğimiz hususlar diplomatik bir manevra veya siyasi bir söylem olarak görülmemelidir. Biz gerçeğin ta kendisini söylüyoruz, hatta haykırıyoruz. Suriye ateşine odun taşıyan herkes çok yakında kendini aynı ateşin içinde bulmaktan kurtulamayacaktır. Bu, samimiyetle ifade edilmiş dostça bir ikazdır. Meseleye bugüne kadar hep insani, vicdani ve ahlaki zaviyeden baktık ve bundan dolayı da uyarımızı yaptık.
Milliyet

Davutoğlu'nun 'Özel' Kabinesi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, göreve geldikten sonra özellikle güvenlik, çözüm süreci ve ekonomi konularında uyguladığı, 'özel mekanizma' modelini tüm temel alanlarda yaygınlaştıracak. 'Mini kabine' olarak adlandırılan modele göre Davutoğlu, belli konularla ilgili özel çalışma ekipleri oluşturacak. Davutoğlu'nun bir TV kanalında yaptığı mini kabine kurulacağına dair açıklamasının detayları da belli olmaya başladı. Güvenlik toplantılarındaki yapı devam ederken daha önce birkaç kez toplanan ekonomi odaklı, 'mini kabineler' de devam edecek. Yeni dönemde kurulacak mini kabinede yeni hükümette yer alacak ekonomiden sorumlu bakanların yanı sıra kabinede yer almayan Ak Parti içindeki ekonomi kurmayları da yer bulacak. Ekonomiyle ilgili temel kararlar da Davutoğlu'nun başkanlığını yaptığı bu toplantılarda ele alınacak. Ak Parti içinde ekonomi konusunda Ali Babacan, Mehmet Şimşek ile Berat Albayrak, Nihat Zeybekçi gibi farklı ekolleri temsil eden isimler bulunuyor. Kurulacak bu mekanizmanın geliştirilmesiyle bu farklı yaklaşımlar arasında da 'uzlaşma' sağlanacak ve ekonomi çevrelerine 'uyum' mesajı verilecek. Böylece kamuoyundaki tartışmaların da önüne geçilmesi hedefleniyor. Davutoğlu'nun güvenlik ve ekonomideki yapıların dışında, 'eğitim', 'yargı', 'bilim', 'sosyal politika' gibi konu başlıklarında da ayrı özel ekipler oluşturması bekleniyor. Temel benzeri konu başlıklarında oluşturulacak 'mini kabine'lerde bakanın yanı sıra akademisyen, bürokrat, sendika ve sivil toplum temsilcileri de yer alabilecek. Belli aralıklarda toplanacak reform gruplarında bakanlıkların atacağı bazı kritik adımlar önce burada değerlendirecek. Tüm reformlar önce bu dar ekiplerden çıkacak. Bu yöntemle kamuoyundaki tartışma çıkarabilecek düzenlemelere ilişkin de görüşler alınmış olacak.
Milliyet

Ve Balbay Da Yarışa Girdi
Meclis'te kayıt işlemlerini tamamlarken CHP'nin önündeki kurultay süreci olduğunu hatırlatan Balbay, "Ben CHP'nin İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay olarak partimizi daha ileri götürebileceğimize ve 2019'daki üç seçimde birden partimizin başarılı olması için yeni bir yön, yöntem ve yönetim gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda partimizin olağan kurultayında genel başkanlığa hazırım" diye konuştu. Delegelere güvendiğini belirten Balbay, kurultay sürecinin kırıp dökmeden, kimseye malzeme vermeden, işin doğasının dışına çıkmadan gerçekleşmesi gerektiğine işaret etti. Siyasette vefa borcunun önemli olduğunun altını çizen Balbay, "Ben özellikle demir parmaklıkların ardında bizim için mücadele eden, Silivri önünde bizim için gaz yiyen ve beni siyasete taşıyan CHP'ye vefa borçluyum. Ben bu borcumu kenara çekilerek ödeyemem, düz milletvekilliği yaparak da tam ödeyemem. Ben bu borcumu CHP'yi iktidara taşıyarak ödeyebilirim" değerlendirmesini yaptı. Öte yandan Balbay, olağanüstü kurultay için imza toplayan bir diğer aday Muharrem İnce'nin aksine kendisinin olağan kurultaydan yana olduğunu vurguladı ve olağanüstü kurultay toplanması için imza vermeyeceğini kaydetti. CHP'nin kendi içinde tartışmalar yaşayan bir parti görüntüsünden uzak durması gerektiğini dile getiren Balbay, her şeyin olağan süreci içinde gerçekleşmesinin daha sağlıklı olacağını ifade etti. Balbay, 2023 yılında Cumhuriyetin 100. yılının kutlanacağına işaret ederek, "Ben CHP'nin Türkiye'yi cumhuriyetin ikinci yüzyılına taşımayı vadediyorum" diye de ekledi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da olağanüstü kurultay için kurultay delegesi sayısının yüzde 51'inin imzası gerektiğini söyledi.
Vatan

SPOR

Trabzonspor'da muhteşem bir futbolculuk geçmişi olan Şota Arveladze'nin bordo-mavili takımdaki teknik direktörlük kariyeri ise sadece 5 ay sürdü Karadeniz ekibi, Ersun Yanal ile yollarını ayırdıktan sonra Gürcü teknik adamı temmuz ayında göreve getirmişti. Yıllık 1.2 milyon Euro'dan anlaşma sağlanan 42 yaşındaki çalıştırıcının yönetiminde lige ilk 4 maçta alınan 10 puanla çok iyi bir başlangıç yapan Fırtına, 5. haftadaki 1-0'lık G.Saray mağlubiyetinin ardından ise toparlanamadı. Son 7 haftada 17 puan kaybedip 12. sıraya kadar gerileyen Trabzonspor, 11. haftalar göz önüne alındığında toplayabildiği 14 puanla tarihinin en kötü lig başlangıcını tekrar etmiş oldu. DÜN bordo-mavili kulübün sitesinden yapılan açıklamada "Teknik direktörümüz Şota ile karşılıklı görüşerek yollarımızı ayırdık. Kendisine kulübümüze yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ederiz" denildi. Yeni bir teknik direktörle anlaşılana kadar kulübün gençlik geliştirme teknik sorumlusu Sadi Tekelioğlu'nun takımın başında görev yapacağı ifade edilirken KAP'a yapılan bildirimde ise Şota'ya 200 bin Euro sözleşme fesih bedeli ödeneceği kaydedildi.
Vatan

Basketbolda kıtanın 2 numaralı organizasyonu ULEB Avrupa Kupası'nda E Grubu'nda mücadele eden Beşiktaş Sompo Japan, beşinci maçında ikinci yenilgisini Zenit deplasmanında aldı. Rus rakibi karşısında savunmada hiçbir varlık gösteremeyen Siyah-Beyazlılar farkın bir ara 30'un üstüne çıktığı karşılaşmayı 24 sayı farkla kaybetti. Kartal'da ayakta kalan tek isim 24 sayı 11 ribaunt üreten Polonyalı pivot Lampe oldu. Wolters 10 sayı 5 ribaunt 7 asistle oynadı. Zenit'i ise 20 sayı 4 ribaunt 7 asistle Timma sırtladı. D GRUBU: Unics Kazan-Trabzonspor Medical Park: 78-64, Banvit-Aris: 96-84. FIBA Erkekler Avrupa Kupası: Türk Telekom-KTP: 108-66, Royal Halı Gaziantep-Slask Wroclaw: 74-46.
Star

Alex de Souza, Fenerbahçeli taraftarların sabrını taşırmak üzere. Başkan Aziz Yıldırım'ın aleyhindeki açıklamalarla son günlerde gündeme gelen Brezilyalı futbolcunun heykelinin dikilmesini sağlayan Fenerbahçeliler Derneği (FEDER) Başkanı İlyas Bulcay da yıldız isme tepkisini Starspor aracılığıyla dile getirdi. Heykelin yapılmasına Yıldırım karşı çıkmış, ancak taraftarlar heykelin Yoğurtçu Parkı'na dikilmesini sağlamıştı. Kampanyayı organize eden Bulcay, "Taraftar grupları ile birlikte bu büstü yaptırdık. Fenerbahçe'ye yaptığı hizmetler ve kişilik yapısı üzerine bu kararı almıştık. Ancak Alex'in şu an yaptıklarını asla tasvip etmiyorum. Kendi ayağına kurşun sıktı. Gereksiz yaptığı açıklama bizleri üzdü. Alex çok fazla dolduruşa getiriliyor. Fenerbahçe'yi Alex üzerinden yıpratma çalışması yapanların oyununa geliyor" ifadesini kullandı. Bulcay şöyle devam etti: "Büstün yapılma olayında Başkan Yıldırım istememesine rağmen yine de açılışa Alex'i gönderdi, Aykut Kocaman ve Yönetim Kurulu üyelerini gönderdi. Şu ana kadar yönetimden büst ile ilgili bize kaldırılsın diye bir talimat gelmedi. Ama, Alex artık dikkatli olmalı. Fenerbahçe'yi küçük düşürmeye ve takıma zarar vermeye devam ederse o zaman büst ile ilgili kaldırma kararı alırız."
Star

Galatasaray'da borç 1 milyar liraya dayandı. Sarı-Kırmızılılar'ın Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu'nda düzenlenen kasım ayı olağan divan kurulu toplantısında konuşan yönetim kurulu muhasip üyesi Tayfun Demir, kulübün toplam borcunun 995 milyon lira olduğunu açıkladı. Divan'da 1 Ocak-30 Eylül arasındaki 9 aylık süreçteki mali durum hakkında sunum yapan Demir önemli rakamlar verdi. Kulübün yıllık zararının toplam 216,2 milyon lira olduğunu kaydeden Demir, konsolide borç alacak farkının 995 milyon lira olarak gerçekleştiğini aktardı. Sarı-Kırmızılı yönetici bu rakamın 327 milyon dolara tekabül ettiğini anlattı. Haziran ayında borcun 919,4 milyon lira olduğunu hatırlatan Tayfun Demir, aradaki farkın kurdaki artıştan dolayı meydana geldiğini açıkladı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme