14 Kasım 2015 Cumartesi

14.11.2015 Genel Gündem


14.11.2015

GÜNDEM

Silvan'da Savaş Gibi Manzaralar
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde terör saldırılarının yoğun olduğu üç mahalle PKK'lılardan temizlendi, kontrol tamamen sağlandı. Vali Hüseyin Aksoy, savaşı andıran manzaraların görüldüğü ilçede dün bir çatışma yaşanmadığını patlayıcı tuzaklarının temizlenmesi ve hendeklerin kapatılmasından sonra 11 gündür süren sokağa çıkma yasağının en kısa sürede kaldırmayı planladıklarını açıkladı. Güvenlik güçleri, sokağa çıkma yasağının ilan edildiği ve teröristlerin saldırılarının yoğun olduğu Tekel, Mescit ve Konak mahallelerindeki operasyonlarda büyük başarı sağladı. Mahalleleri teröristlerden temizleyen güvenlik güçleri, evleri ve sokakları tek tek kontrol ederek tuzaklanan patlayıcıları etkisiz hale getiriyor. Teröristlerin açtığı hendeklerin kapatılmasına yönelik çalışmalar sürerken, PKK'lıların Konak, Tekel ve Mescit mahallerinde verdiği zarar gözler önüne seriliyor. Birçok evde çatışmaların izleri görülürken, teröristlerin patlayıcılarda kullandığı tüplerin parçaları da sokaklarda duruyor. Bazı evlerin yıkılmış duvarları ile yaşananların ardından evlerini terk etmek zorunda kalanların sıkıntıları da göze çarpıyordu. Mescit Mahallesi'ndeki Silvan Yatılı İlköğretim Okulu ile yakınındaki Silvan Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin duvarlarına tehdit dolu mesajlar, balyozlarla açılan delikler de dikkat çekti. Evleri sokağı gören yerlerdeki ailelerin, teröristlerce evlerinden çıkarıldığı belirlendi. Bu evlere mevzilenen teröristlerin, konumu itibarıyla fayda sağlamayacağını düşündükleri yerlerde oturan aileleri ise "kalkan" olarak kullanmaya çalıştığı ortaya çıktı. Evlerin duvarlarında açtıkları deliklerden çevreyi gözetleyen, güvenlik güçlerine ateş açan teröristler, duvarları delerek evler arasında koridorlar oluşturduğu görüldü. Yaşananların ardından ibadete kapanan camiler de teröristlerin hedefleri arasında yer aldı. Teröristler, mevzi olarak kullandıkları camilerden güvenlik güçlerine saldırdı. Güvenlik güçleri, evleri tek tek kontrol edip, hendekleri kapatarak mahallede ilerledi. Teröristlerce indirilen Türk bayrağını yeniden Silvan Aile Sağlık Merkezine asan güvenlik güçleri, PKK'lılardan temizledikleri Tekel Camisi'nde namaz kıldı. Operasyonda şehit olan arkadaşları Necmi Çakır'ı da unutmayan özel harekat polisleri, Çakır'ın vurulduğu binaya büyük boy Türk bayrağı astı.
Milliyet


Rusya İncirlik'i Menziline Aldı!
Rusya'nın İran ile yaptığı füze savunma sistemi anlaşması kapsamında gelişmiş hava savunma sistemi S-300'lerin yıl sonuna kadar İran'a gönderileceğine ilişkin haber dünyada büyük yankı bulmuş, benzer bir sistemin Suriye'ye de kurulmasının Ortadoğu'da dengeleri değiştirebileceği vurgulanmıştı. Ruslar daha da ileri giderek S-300'den de gelişmiş olan 400 kilometre menzilli S- 400 sistemini Lazkiye'deki üssüne kurdu. Bu sistemin üsse yerleştirildiği haberi üste çekilen ve Rusya Savunma Bakanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafla ortaya çıktı. Fotoğrafı inceleyen savunma uzmanları bunun S-400 olduğunu tespit edince haber dünyada bomba etkisi yarattı. Böylece Suriye'deki Rus güçleri İncirlik dahil olmak üzere Türkiye'nin güneyi, İsrail, Kıbrıs'taki İngiliz hava üssü dahil olmak üzere tüm Ada'yı menziline almış oldu. Bu şu anlama geliyor: Menzil içerisinde havalanan bir F-15 ya da F-16 savaş uçağı bu sistemin radarında hemen yer alacak ve 400 kilometre uzakta ve 90 bin feet irtifada olsa dahi tek bir tuşla Suriye'deki S-400 tarafından hedef alınması mümkün olacak. Bu da Suriye'ye ve dolayısıyla Rusya'ya bölgedeki ülkeler içinde çok önemli bir stratejik avantaj sağlıyor. S-400'lerin Suriye'ye konuşlanması İsrail için de kâbus olacak. Çünkü İsrail, daha önce Suriye üzerinde gizlice uçarak istihbarat çalışmaları yapıyor, hatta Esad'ın sarayının üzerinde uçup gözdağı bile verebiliyordu. Bunun yanı sıra Suriye'nin Kuzey Kore ile ortak olarak inşasına başladığı nükleer santrali de İsrail uçakları tarafından bombalanmış ve yerle bir edilmişti.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 99, 7367-99, 7988                               
ABD Doları 2, 8628-2, 8640            / Euro 3, 0800-3, 0844/İngiliz Sterlini 4, 3607-4, 3666                 

Karnemiz Zayıf Dolu
2008-2009 küresel krizi sonrasında her yıl liderler düzeyinde toplanarak küresel vitrine çıkan G-20 toplantıları bu yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılıyor. Her ev sahibi ülke G-20 gündemine kendi öncelikli başlıklarını belirliyor; Türkiye 'kapsayıcılık', 'uygulama', 'yatırım' başlıklarını belirledi. Gerçekten de, küre bir tarafa Türkiye'nin ihtiyacı olan başlıklar bunlar. 'Terzi söküğünü dikemez' sözünü tesciller gibi, kutuplaştırıcı ayrıştırıcı, ötekileştirici iç politika gerçeğinin ışığında; kapsayıcı bir politika çerçevesine, reformların uygulanmasına ve sonucunda da ülkemize gelecek yatırımlar hayaline ve refah artışına çok ihtiyacımız var. G-20 platformu aslında küresel finansal sistemin hızlı biçimde köklenmesinin bir ürünü. Gelişmiş ülkeler 1999'a kadar, G7 ülkeleri boyutunda bir araya gelip gelişmeleri değerlendirip, kararlar alırken; 1999'da platformu büyütme kararı aldılar. Buna iten neden, gelişen ülkelerin de artık küresel finans ve ekonomide belli bir yer tutmaya başlamaları, yarattıkları dalgaların etkili olmaya başlamasıydı. 1994 Meksika ve Türkiye krizleri, 1997 Güney Asya krizi ve 1998 Rusya krizi gelişmiş ülkeleri de salladı. Bu krizler G-20'ye geçişin kilometre taşları oldu. G-20 bağlayıcı bir karar mekanizmasına sahip değil. 2014 itibariyle küresel ekonominin yüzde 85'ini temsil eden, en etkili politik düzeyde bir araya gelen ülkelerin ortak bir forumu. G-20'nin işlevsel olarak ilk 'orkestra halindeki' kararı, 2008-2009 küresel kriz sırasında para ve maliye politikalarının birlikte harekete geçirilmesidir. Krizin başladığı 2008 yılı dahil olmak üzere 7 yılda ortalama yıllık büyüme ne oldu? Yani G-20 ülkelerinde, iniş ve çıkış ile sonrası süreçte ortalama büyüme ne oldu? Gelişmişler içinde Avustralya ve Kanada'nın diğer gelişmiş ülkelerden daha iyi performans gösterdiği gözleniyor. İtalya ise G-20'nin belirgin kaybedeni; 7 yıl boyunca yıllık yüzde 1.3 küçülmüş. Türkiye'nin ise potansiyel büyümesinin de altındaki yüzde 3.3'lük bir ortalama büyüme ile Hindistan ile Endonezya'nın gerisinde kaldığı gözleniyor. Kapsayıcılık, uygulama ve yatırım başlıkları, aslında Türkiye'nin gelişmiş ülkelerle arasında olan gelişmişlik, refah ve yaşam kalitesi uçurumunun kapatılması için çok önemli başlıklar. G-20 üyesi olma niteliği, ülkelerin milli gelir büyüklüklerine göre temsil edildiği gibi görünse de, coğrafi temsil ve küresel ekonomide belirgin bir ağırlığı olması faktörü de var. Örneğin İspanya ve Hollanda ilk 20 ekonomi arasındalar ama G-20'de yoklar. İsviçre de bu tür platformlara, kuruluşlara katılmıyor. Arjantin ve Güney Afrika ilk 20 ekonomi dışındalar. Son 10 yılda ülkelerin refahı için artık milli gelir ya da kişi başı milli gelire bakmaktan çok, o ülkede yurttaşların nasıl bir yaşam sürdürdükleri, yani refah ve yaşam kalitesi ölçülüyor. Gelişmişliğin tanımı artık bu.
Hürriyet

Türkiye Sağlıklı Büyüyor
Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa ülkelerine ilişkin Bölgesel Ekonomik Sorunlar Raporunu yayımladı. Raporun Türkiye'ye ilişkin bölümünde, "ekonominin, sağlıklı hızda büyümeye devam etmesinin beklendiği" belirtildi. Büyümenin, siyasi belirsizlik ve artan kurumsal borç sebebiyle aşağı yönlü risklere rağmen güçlü kaldığının altını çizen IMF; Türkiye'deki kamu harcamalarının büyümeyi teşvik eden bir yapıya sahip olduğu belirtti. Öte yandan, Türkiye'deki enflasyon beklentilerinin yüksek seyrettiğine işaret eden kuruluş, ABD Merkez Bankası'nın (FED) beklenen faiz artışının da Türk lirası ve sermaye akışları için bazı riskler teşkil ettiğini hatırlattı. IMF, dün yayımlanan raporunda Türkiye'ye ilişkin ekonomik projeksiyonlarında herhangi bir revizyona gitmedi. Ekim başında yayınlayan IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda, Türkiye'nin bu yıl yüzde 3 ve gelecek yıl yüzde 2.9 büyüyeceği tahminine yer verilmişti. Kuruluş aynı raporda, Türkiye'ye yönelik enflasyon tahminini 2015 için yüzde 6.6'dan yüzde 7,4'e, gelecek yıl içinse yüzde 6.5'den yüzde 7'ye çıkarmıştı. Bu arada Dünya Bankası Türkiye Masası'nda önemli bir görev değişimi yaşandı. Martin Raiser, Türkiye Direktörlüğü görevini Johannes Zutt'a devretti. Hollanda vatandaşı olan Jutt, Dünya Bankası'na 1999 yılında katıldı. Zutt, Harvard Üniversitesi'nden hukuk lisans derecesine ve Oxford Üniversitesi'nden doktora derecesine sahip.
Türkiye

Tl, 2016'da % 10 Değer Kaybeder
1 Kasım seçimlerinden sonra AKP'nin hükümeti kurma gücünü elde etmesinin Türkiye'de kararların alınması açısından iyi bir gelişme olarak gördüklerini belirten alacak sigortası şirketi Euler Hermes'in Baş Ekonomisti Ludovic Subran, 2016 yılında Türk Lirası'nın (TL) dolara karşı en fazla yüzde 10 değer kaybedeceğini söyledi. Hükümetin kurulmasıyla son yıllarda aksayan reform ve tedbirlerin uygulamaya konulması açısından beklentiler olduğunu kaydeden Subran, TL'nin 2015'te yüzde 24 ile dolara karşı en sert darbeyi alan para birimi olduğunu ifade etti. Ludovic Subran, Amerikan Merkez Bankası Fed'in aralık ayında faiz artırmasından sonra TL'nin 2016'da nasıl olacağına ilişkin görüşünü şöyle açıkladı: "Türk Lirası, 2015 yılında en büyük darbeyi alan para birimlerinden biri oldu. 2015'in tamamında Amerikan Doları'na karşı yüzde 24 değer kaybının beklenmesi ile TL, en sert darbeyi alan para birimlerinden biri olacak. 2016'da Fed'in faiz artımına geçmesinin etkisiyle en fazla yüzde 10'luk daha değer kaybına yol açmasını bekliyorum. Volatilitenin yüksek olacak. Fed'in yapacağı faiz artışı fiyatlandı. Türk ekonomisi bunun etkisini hazmetti. Yüzde 75 hazmedildi. TL'nin değeri düşmeye, finansman fiyatı artmaya devam edecek. Dolar 2013 ortasından bu yana yüzde 46 değerlendi. TL'nin değer kaybı yüzde 10'dan az olur. Fed'in faiz artışı iki yıldır bekleniyor. Piyasalar doların pahalı olmasını bekliyor. Türk Lirası gelecek yıl maksimum yüzde 10 değer kaybeder. Asıl sorun doların ülkeden çıkışıyor olması. Ama bankacılık ve diğer finansal kuruluşlar buna hazır. Şu an Türkiye'de olan para şirketlere verilen ve yatırım amaçlı para." Merkez Bankası'nın (MB) faiz oranlarında değişiklik olmayacağını ileri süren Ludovic Subran, "Ancak bireylerin borç faizi artacak. Ayrıca şirketlerin döviz borçları da artacak" dedi. 2015'te yerel talepte iyileşme kaydedilse de bunun ihracata katkısının olumsuz olduğunu, bu katkının önümüzdeki yıl artmasının beklendiğini belirten Subran, zorlukların özel sektöre yayıldığını söyledi. Subran, "Ödeme yapılmaması riski sürerken, iflaslardaki 2 yıllık aşağı yönlü eğilim 2016'da sona erecek. 2014'teki yüzde 9'luk düşüşün ardından kurumsal iflasların 2015'te yüzde 5 gerileme kaydetmesini bekliyoruz. Ancak 2016'da yüzde 6'lık artış olacağını tahmin ediyoruz."
Milliyet

Türk Şirketleri Kktc'de Rekortmen
KKTC'de 2014 yılının en yüksek vergi ödeyen mükellefleri listesi açıklandı. Buna göre en çok vergi verenler listesinin üst sıralarını, Türkiye merkezli şirketler aldı. Türkiye İş Bankası, 4.4 milyon TL kurumlar ve 6 milyon TL de gelir vergisi vererek birinci sırada yer aldı. İkinci sırayı 3.7 milyon lira kurumlar ve 5 milyon TL'de gelir vergisi ödeyen Ziraat Bankası ise ikinci sırada. Turkcell ise 3.4 milyon TL kurumlar vergisi ve 4.7 milyon TL de gelir vergisi ödeyerek listenin üçüncü sırasına yerleşti. Vergi rekortmenlerinin ilk 10 sırasında 7 banka yer alırken, en çok vergi veren kişiler arasında da ilk sırayı işadamı Topal Tahir (478 bin TL) aldı. Tahir'i, işadamı Günay Çerkez (459 bin TL) ve Ergün Şevket (453 bin TL) izledi. 2014 yılında 2 bin 36 kurum Maliye Bakanlığı'na zarar beyanında bulundu. KKTC'de "Havadis" gazetesi de vergi listesini, "Vergi çıkmazı" manşeti ile duyurdu. Gazete, "Ülkenin bir çok bilinen büyük işadamları, listede yer almadı" eleştirisinde bulundu.
Milliyet

Yabancı Yatırım 2014'ü Solladı
Yılın ilk 9 ayında Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 12.6 milyar dolara ulaştı. Böylece Türkiye'ye giren yabancı yatırım 2014'ün toplamını şimdiden geçmiş oldu. Geçen yıl Türkiye'ye 12.4 milyar dolar doğrudan uluslararası yatırım gerçekleşmişti. Yabancı yatırımda rekor 2007'de 22 milyar dolarla kırılmıştı. Merkez Bankası'nın verilerine göre, Eylül'de yatırım girişi 791 milyon dolar olurken, Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 32 oranında bir artış kaydedildi. Sektörel dağılıma bakıldığında Eylül ayında en çok yatırım alan sektör finansal hizmetler sektörü oldu. Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) Başkanı Arda Ermut, 2015'te kısa aralıklarla gerçekleşen iki seçim ve bazı komşu ülkelerdeki olumsuzlukların devam etmesi gibi uluslararası yatırımlar açısından daha fazla risk anlamına gelebilecek koşullara rağmen yatırımcı güveninin arttığını söyledi.
Vatan

G20'de Sonuç Alma Zamanı
Türkiye'nin 1 yıldır başarıyla yürüttüğü G20 dönem başkanlığında birçok ilke imza atılırken sıra haftasonu yapılacak Liderler Zirvesi'nde sonuç almaYa geldi. Dünya 15-16 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek G20 Liderler Zirvesi'ne odaklanırken, tüm hazırlıklar tamamlandı ve katılımcılar gelmeye başladı. Türkiye'nin G20 Zirvesi'ni fırsat olarak değerlendireceğini anlatan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci "Bugüne kadarki G20'nin bütün alanlarda en aktif çalışıldığı bir alan oldu. Kadın20, Genç20, enerji bakanları, tarım bakanları, turizm bakanları, ekonomi, finans bakanları çok güçlü bir şekilde hepsini Türkiye'de topladı. Bir yıl boyunca dünyanın çok önemli konuları Türkiye'de ele alındı. Bunu çok iyi değerlendirdik ve sonuçlarını alma zamanı" dedi. Bakan Zeybekci "G20 Zirvesi'nin bu döneminde Türkiye olarak şu fırsatları yakaladık, dünyada bariyerlerin kaldırılması, ticaretin önündeki engellerin kaldırılması, dünyada alınan kararların uygulanabilir olması. Yani dünyada uluslararası organizasyonlarda birçok karar alınıyor. Alınan kararların birçoğu sadece sembolik hale gelebiliyor. Dünya Ticaret Örgütü'nde yaşadığımız bir şeydir bu" diye konuştu. Bakan Zeybekci "Türkiye'nin bölgesiyle ilgili, coğrafyasıyla ilgili söyleyeceği çok sözler var. Bunu bir şans olarak görüyoruz, fırsatların ortasında olan bir Türkiye var" dedi. Zeybekci, G20'nin Türkiye'nin kendi doğrularını dünyaya anlatması, söylediklerinin duyulması anlamında bir fırsat olduğunu ve bunu çok iyi değerlendireceklerini bildirdi. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nin kapsamının genişletilmesi, yenilenmesi anlamında önemli fırsatları gündeme getireceklerini belirten Bakan Zeybekci "Avrupa Birliği tam üyelik süreciyle ilgili bu fırsatları tekrar değerlendireceğiz" ifadesini kullandı. Bakan Zeybekci, haftasonu Singapur'la en kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması imzalanacağını da hatırlattı.
Star

Üç Çocuklu Çalışan İçin Asgari Ücret 1.380 Tl
Asgari ücretin yılbaşında 1.300 lira olacağı büyük ölçüde netleşirken, Asgari geçim indirimi (Agi) rakamları da yükselecek. Halen bekar bir çalışan için 90.11 lira olan Agi'nin 122-123 liraya çıkacağı hesaplanıyor. iki çocuklu eşi çalışmayan birinin asgari geçim indirimi de 135 TL'den 185 liraya kadar çıkacak. Bu gelişme yılbaşından itibaren 1.300 lira olacak net asgari ücrettin daha da artmasına neden olacak. Net asgari ücret bekar çalışana göre hesaplandığı için evli, eşi çalışmayan ve çocuk sahibi olanların maaşı daha da artış gösterecek. Buna göre iki çocuklu eşi çalışmayanın Agi ile birlikte yılbaşından sonra eline yaklaşık 1.360 lira geçecek. Bu rakam 3 çocuklu ve eşi çalışmayan biri için 1.380 liraya kadar yükselecek. Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve sosyal güvenlik Bakanlığı bürokratlarının yürüttüğü çalışma ile de net rakam ortaya çıkacak. Asgari ücretteki net rakam belirlenirken hesabın bekar çalışana göre yapıldığını aktaran üst düzey bir ekonomi yetkilisi, "Yılbaşından itibaren asgari ücretin net 1.300 lira olmasında sorun görünmüyor. Ancak kafalarda Agi'nin nasıl yansıtılacağına ilişkin karışıklık var. Bizim şimdiki uygulamamız bekar çalışana göre hesaplanıyor. Yani evli çalışan ve çocuk sahibi olanların net asgari ücreti daha fazla olacaktır. Eğer düzenlemede herhangi bir değişikliğe gidilmezse" dedi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu asgari ücreti her yıl belirlerken, yılbaşı ve yıl ortası şeklinde rakam ortaya koyuyor. Net 1.300 lira olacak asgari ücret, 2016 yılının tamamı için geçerli olacak. Yılın ikinci yarısında herhangi bir artışa gidilmeyecek. Vergi iadesi uygulamasının kaldırılmasının ardından, çalışanların medeni durumlarına ve çocuk sayısına göre değişen oranda, daha az kesinti yapılmasını öngören asgari geçim indirimi uygulamasında yeni yılda rakamlar artıyor. Çalışanlardan, maaşının asgari ücrete karşılık gelen kısmından belirli bir oranda gelir vergisi indirimi uygulanıyor. Bu rakam evli, eşi çalışmayan ve iki çocuklu çalışan için 135.17 lira düzeyinde bulunuyor. Asgari ücretin net bin 300 liraya çıkması halinde, bekar çalışanın Agi'si 90 liradan 30 TL'yi aşan tutarda artış gösterecek. iki çocuklu eşi çalışmayan birinin Agi'si ise 135 liradan 185 TL'ye kadar çıkacak.
Star

DÜNYA


Sıncar Kasabası Kürtlerın Elınde
Irak'ta Musul'a bağlı Sincar'a (Şengal) yönelik önceki sabah Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) bağlı Peşmerge güçlerinin ABD savaş uçakları desteğinde başlattığı operasyonda dün ilçe merkezi IŞİD'den geri alındı. Peşmerge güçleri ilçe merkezini tamamen ele geçirdiklerini ve kamu binalarına IKBY bayrağı astıklarını açıkladı. Amerikan AP'ye konuşan harekâta katılan Peşmerge komutanlarından Ghazi Ali, kasabaya üç koldan girdiklerini, çok az direnişle karşılaştıklarını söyledi. Ali, "Kimse karşı koymadı. Bazı el yapımı patlayıcılar ve birkaç keskin nişancı vardı. Ama çatışma olmadı" dedi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani de, "Şengal'in kurtarıldığını ilan ediyorum. Şengal'i Peşmerge kurtarmıştır. Peşmerge'nin dışında hiçbir güç bu operasyonda yer almamıştır" dedi. Barzani, PKK ve Şii Haşdi Şabi milislerinin de operasyona katıldığına dair iddiaları yalanladı. Barzani, Peşmerge dışında hiçbir gücün Sincar operasyonuna katılmadığını belirterek, "Sadece Peşmerge Şengal'i kurtarmış ve zafer elde etmiştir. Şengal'de Kürdistan bayrağı dışında hiçbir bayrağa müsaade edilmeyecektir. Başka güçler var olsaydı şimdiye kadar neredeydiler" dedi. ABD ve diğer koalisyon güçleri ile "dost ülkelere" teşekkür eden Barzani, "Şengal zaferi, Kürtler için büyük öneme sahiptir" dedi. Amerikan New York Times (NYT) gazetesi ise birbirleriyle rekabet eden Peşmerge ve PKK'nın iki ayrı koldan kasaba merkezine girdiğini yazdı. NYT'ye konuşan PKK'lı gruba liderlik Agit Kalari, Sincar belediye binasına ilk kendilerinin geldiğini, tahıl silosu ve hastaneyi ele geçirdiklerini belirterek, "Sabah altıda biz Sincar'daydık. Peşmerge'den dört saat önce. Kenti kurtardıktan sonra Peşmerge kamyonetleriyle geldi" dedi. IŞİD'e karşı Suriye ve Irak'ta yürüttüğü Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay Steve Warren ise gazetecilerin "PKK'nın Sincar'daki rolü nedir" sorusuna, "Bu operasyon Peşmerge öncülüğünde yapıldı. Başka bazı gruplara ait unsurlar da vardı. Ezidilerden küçük bir gücün katıldığını biliyorum. Onlara (PKK'ya) dair bilgim yok" dedi.
Hürriyet

Rehinelerin Kafasını Kesen Cellat Öldürüldü
ABD, Suriye'deki IŞİD'e ait noktaların hedef alındığı hava saldırılarına devam ediyor. Rakka'ya hava saldırıları düzenleyen ABD ordusu, rehineleri infaz eden "Cellat John" olarak bilinen İngiliz vatandaşı Muhammed Emwazi'yi hedef aldı. İnsansız hava aracı, hareket halindeki bir aracı vurdu. Araçta Emwazi dışında bir kişinin daha bulunduğunu açıklayan ABD'li bir yetkili "John öldürüldü" dedi. İngiliz yayın kurumu BBC de hava saldırısında militan John'un büyük ihtimalle öldüğünü duyurdu. İngiltere Başbakanı David Cameron ise düzenlediği saldırıyı "nefsi müdafaa" olarak nitelendirerek, "Doğrulanmasını bekliyoruz ama eğer saldırı başarılıysa IŞİD'i kalbinden vurmuş olacağız" dedi.
Türkiye

Paris'te Kanlı Cuma
Paris'te eşzamanlı 6 silahlı ve 3 bombalı saldırı gerçekleşti. Makineli tüfekli saldırganların Suriye ile ilgili sloganlar attığı belirtildi. Saldırılarda en az 160 kişi yaşamını yitirdi. Saldırılardan sonra Fransa'da olağanüstü hal ilan edildi. Sınırların kapatıldığı açıklandı. Paris'in doğusunda bir restoranda ve bir konser salonunda iki ayrı silahlı saldırı gerçekleşti. Ayrıca Fransa-Almanya dostluk maçının oynanmakta olduğu Stade de France'ın yakınlarında iki ayrı patlama meydana geldi. Paris'in 10. bölgesinde yer alan Le Petit Cambodge adlı restorana dışarıdan ateş açıldı. Polisin olay yerine ulaştığı ve çatışmada çok sayıda ölü ve yaralı olduğu bildirildi. Restorandaki saldırıyla yaklaşık aynı zamanda yine Paris'in doğusunda 11. bölgede yer alan Bataclan adlı konser salonunda da ateş açıldığı kaydedildi. Fransız haber kanalı iTele konser salonunda iki kişinin ateş açtığını açıkladı. Polis güvenlik nedeniyle çevredeki restoranları boşalttı. Saldırganların elinde makineli tüfek olduğu belirtildi. BBC'nin aktardığına göre Bataclan Konser Salonu'nda en az 100 kişi rehin alındı. Konser salonunun geçen yıl saldırıya uğrayan Charlie Hebdo'ya 200 metre uzaklıkta olduğu öğrenildi. Konser salonuna düzenlenen operasyonda iki saldırgan etkisiz hale getirildi. AFP polis kaynaklarından aldığı bilgiye dayanarak salondaki 100'den fazla rehinin öldürüldüğünü açıkladı. Stade de France yakınlarında da iki patlama meydana geldiği aktarıldı. Patlamanın olduğu sırada Fransa ile Almanya arasında oynanan Euro 2016 hazırlık maçının oynandığı Stade de France'de Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande da bulunuyordu. Hollande özel ekiplerce stattan uzaklaştırıldı. Taraftarların uzun süre stattan çıkmalarına izin verilmedi. Fransa Futbol Federasyonu Başkanı stat girişinde ilk patlamada en az üç kişinin öldüğünü birçok kişinin yaralandığını, ikinci saldırıda ise bir saldırganın öldüğünü açıkladı. Canlı bomba olduğu açıklanan teröristin maça girmeye çalıştığı, başarılı olamayınca da bombayı patlattığı öne sürüldü. Saldırıların olduğu noktalarda güvenlik önlemleri artırıldı. Saldırıların gerçekleştiği bölgede kafe ve restoranlar boşaltıldı.
Milliyet

Abd, Cihatçı John'u Rakka'da Hedef Aldı
ABD Savunma Bakanlığı, Suriye'nin Rakka kentinde düzenlenen hava saldırısında 'Cihatçı John' olarak bilinen Muhammed Enwazi'nin hedef alındığını açıkladı. Pentagon Sözcüsü Peter Cook, Cihatçı John'un ölü olduğuna yönelik kesin bir ifade kullanmazken, BBC'ye konuşan ABD'li askeri kaynaklar Enwazi'nin 'yüzde 99' ihtimalle öldürüldüğünü belirtti. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise, Rakka'nın merkezinde gerçekleşen saldırıda bir aracın içinde bulunan 4 kişinin öldürüldüğünü açıklarken, sahadaki kaynaklarının ölenler arasında IŞİD'in İngiliz kökenli kıdemli bir üyesinin de bulunduğunu doğruladı. Enwazi'nin hedef alındığı alanda, IŞİD'in işkenceleri ve infazları gerçekleştirdiği saat kulesi, Şeriat Mahkemesi ve IŞİD'in ana karargahı bulunuyor. Bu durum, özellikle İngiliz basınında yer alan haberlerde oldukça manidar bulundu. 'Cihatçı John', IŞİD'in esir aldığı yabancı kökenli kişileri soğukkanlı şekilde bıçakla infaz ettiği videolar ile tanınmış, IŞİD'e karşı yürütülen hava saldırılarının hedefi haline gelmişti. Enwazi'nin kurbanları arasında, ABD'li gazeteciler Steven Sotloff ve James Foley, yardım görevlisi Peter Kassig, İngiliz yardım gönüllüleri David Haines ve Alan Henning, Japon gazeteci Kenji Goto bulunuyor. İngiltere Başbakanı David Cameron, "O IŞİD'in baş infazcısıydı ve birçok Müslümanı da öldürdüğünü unutmayalım. Daha çok insanı da öldürmeye niyetliydi. Bu nedenle bu (hava saldırısı) bir nefsi müdaafaydı" dedi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise, "Bu saldırının sonuçlarını hâlâ değerlendiriyoruz ancak IŞİD'e bağlı teröristlerin şunu bilmesi gerekir. Günleriniz sayılı ve yenileceksiniz" dedi.
Milliyet

Abd'ye Ait F-15'ler İncirlik Üssü'nde
ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü Peter Cook, IŞİD'le yapılan mücadeleyle ilgili önceki gün yaptığı basın toplantısında altı adet F-15 E tipi savaş uçağının, İncirlik Üssü'ne ulaştığını açıkladı. Türkiye'nin hava sahası güvenliği için yardım talebi üzerine uçakların gönderildiğini İfade eden Cook, "Bir Nato müttefiki olan Türkiye, ABD'nin dostudur ve daha da önemlisi IŞİD'e karşı savaşan koalisyonun bir parçasıdır" açıklamasını yaptı. Bu hafta başında, F-16 C tipi savaş uçaklarının da İncirlik'e ulaştığına değinen Cook, savaş uçaklarının, Türk F-16 uçakları ile birlikte IŞİD ile mücadelede görev yapacaklarını söyledi. Cook, yabancı savaşçıların geçişinin engellenmesinde, hava operasyonunda ve 'Suriyeli muhaliflerin' desteklenmesinde Türkiye'nin kritik bir rolü olduğunu vurguladı. F-15 E, 1988 yılından beri Irak, Afganistan ve Libya'da çok sayıda göreve katılmış uzun menzilli bir uçak.
Milliyet

Ab'den Türkiye'ye 3 Milyar Euro Yardım
Göçmen krizini çözmek için Malta'nın başkenti Valetta'da bir araya gelen Avrupa Birliği (AB) liderlerinin, sığınmacı akınını durdurması karşılığında Türkiye'ye 3 milyar Euro'luk yardım yapılması konusunda anlaşmaya vardıkları belirtiliyor. İngiltere Başbakanı David Cameron, Türkiye'ye verilecek yardımın 400 milyon Euro'luk bölümünü ödemeyi teklif ettiğini yazan İngiliz basını, Londra'nın şu ana plan uyarınca para yardımı teklif eden ilk ve tek AB üyesi olduğunu vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın ise, söz konusu yardımın ulusal hükümetlerden değil AB bütçesinden çıkması gerektiğini savunduğu öğrenildi. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile zirve sonunda yaptığı açıklamada, Türkiye'ye verilmesi planlanan 3 milyar Euro'nun 500 milyonluk kısmını karşılamayı teklif etmişti. Almanya Başbakanı Angela Merkel, üzerlerine düşen payı ödemeye hazır olduklarını belirtirken, bazı ülkelerin yardıma katkıda bulunma konusunda isteksiz olduğuklarını ifade etti. Plan kapsamında 28.5 milyon Euro ödemesi istenen İrlanda, 3 milyon Euro ödeyebileceğini ve sadece 20 mülteciyi alabileceğini açıkladı.
Vatan

POLİTİKA

Bir Döneme Daha Beraat
Yargıtay Genel Kurul Salonu'ndaki dünkü karar duruşmasında konuşan sanıklardan CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner'in avukatı Turgut Kazan, beraat talebinde bulunurken "Mutlaka dosyadaki bilgi ve belgelerle kendini ele veren bu tertibin, tuzağın, kumpasın ortaya çıkarılması için baş sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekir" dedi. Diğer sanıklar da aynı talepleri yineledi. Cihaner son savunmasında, "Ortada 'Ergenekon' diye bir örgüt yok, darbe yok, darbe planı yok. O zaman beraat için 'delil yetersizliğinden' farklı bir karar verilmesi gerekiyor" diye konuştu. Sanıklardan eski Eskişehir İl Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu ise "Son sözüm şudur, bizim intikamımızı hukuki olarak almamıza yardımcı olun. Bizi, içimizde öç alma duygusuyla yaşamaya mahkûm etmeyin" dedi. Savcılık mütalaasında sanıklar için 'delil yetersizliğinden' beraat istendi. Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Hüseyin Eken, duruşmaya verilen aranın ardından kararı açıkladı. Eken, sanıklar eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, eski Eskişehir İl Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu, eski Erzincan MİT Bölge Müdürü Şinasi Demir, eski Erzincan İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim Ersan, eski Erzincan İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Üsteğmen Ersin Ergut, eski Erzincan Yaylabaşı beldesi Jandarma Komutanı Astsubay Murat Yıldız, Erzincan İl Jandarma Komutanlığı eski personeli astsubaylar Orhan Esirger, Şenol Bozkurt, eski MİT personelleri Kıvılcım Üstel, Sadri Barkın İnce, eski Erzincan 3. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Saldıray Berk, eski Erzincan İl Jandarma Komutanı Albay Ali Tapan, Astsubay Ahmet Saraçlar ve Erzincan Avcılar Derneği Başkanı Yaşar Baş'ın 'üzerilerine atılı suçları işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlarına' hükmedildiğini bildirdi. Gizli tanıklar hakkındaki koruma kararının kaldırıldığını belirten Eken, sanıkların beraat etmeleri nedeniyle tazminat davası açabileceklerini söyledi. Salonda bulunanlar, Cihaner ve diğer sanıkları kutladı ve sanıklarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Duruşmayı izleyen Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ kararı Hürriyet'e şöyle değerlendirdi: "Beraat kararı verildi ama, hiç kimse bu kararı Türk yargısının aklanması olarak değerlendirmesin. Son bir buçuk yılda da önceki 4,5 yılda yapılanlar tekrar edilmiştir. Ne olduysa geçen duruşmada olmuş ve Yargıtay görüş değiştirmiştir. Her şeye rağmen bizleri umutlandıran bir karar olmuştur. Umarım bir daha bu tür yargı rezaletleri yaşanmaz. Tuzak kuran polis, savcı ve yargıçlarla diğer figüranları hakkında suç duyurusunda bulunulması da isabetli olmuştur."
Hürriyet
Erdoğan'ın Zirve Çantasında 7 Dosya
Dünyanın en büyük 19 ekonomisi ve AB'yi buluşturan G20'nin 10'uncu zirve toplantısı yarın Antalya'nın Belek beldesinde başlıyor. Dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 90'ını, ticaretinin yüzde 80'ini ve nüfusunun 3'te 2'sini temsil eden G20'nin Belek buluşmasında Suriye'den ekonomik gelişmelere, mülteci sorunundan terörle mücadeleye, DAEŞ'e yönelik kara hareketinden Kıbrıs sorununa kadar birçok konu masaya yatırılacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğindeki zirveye ABD Başkanı Barack Obama, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, İngiltere Başbakanı David Cameron ve Suudi Arabistan Kralı Selman gibi liderler katılacak. Arjantin'in seçimler nedeniyle katılmayacağı zirvede Erdoğan, liderlerle ikili görüşmeler yapacak. Obama ve Putin gibi liderlerle yapacağı görüşmelerde Erdoğan'ın çantasında Suriye, PKK-PYD, DAEŞ, mülteci sorunu, Kıbrıs, Filistin ve BM'nin yapısına ilişkin dosyalar olacak. Erdoğan'ın liderlerle yapacağı görüşmelerde gündeme getireceği yedi mesaj şöyle olacak: Suriye'de bir rejim sorununun olduğunun altı kalın çizgilerle çizilecek. Suriye Devlet Başkanı Esad gitmedikçe bölgede huzur ve istikrarın sağlanamayacağı belirtilecek. Rusya'nın Suriye'ye silah vermesi başta olmak üzere tavrının da bölgede huzura katkı sağlamadığı dile getirilecek. Mutlaka halkın sesine kulak verilmesi ve ona göre bir yönetimin gelmesi üzerinde durulacak. Suriye'de eğit-donat yapılması, terörden arındırılmış bölge ve uçuşa yasak bölge ilan edilmesi dile getirilecek. Özellikle terörden arındırılmış bölgenin olmasının mültecilerin birçok ülkeye gidişini durduracağı belirtilecek. Suriye'de halkın istediği bir yönetimin işbaşına gelmesi ile mülteci sorunun da biteceği ve böylece Suriyelilerin ülkelerinde kalacağı dile getirecek. Erdoğan bir çok ülkenin sıkıntılı günler yaşamasına neden olan mülteci sorunun kapıları kapatmakla, sınırlara duvar çekmekle çözülemeyeceğini de söyleyecek. Maddi yardımlarla kısa vadede çözüm olacağının belirtileceği görüşmelerde kalıcı adımlar atılmazsa göç dalgasının artacağı vurgulanacak. Erdoğan, sadece Avrupa'nın değil tüm dünyanın göç ve mülteci krizinden etkileneceğini belirtecek. Türkiye'yi tehdit eden tüm terör örgütleriyle mücadelede uluslararası toplumla birlikte hareket edileceği yönelik mesajlar verilecek. DAEŞ ile mücadelenin ele alınacağı görüşmelerde hava hareketinin yeterli olmayacağı vurgulanacak. DAEŞ ile mücadelede Türkiye'nin koalisyon güçleriyle birlikte hareket edeceğinin altı çizilecek. Kara harekatına yönelik görüşlerin de değerlendirileceği görüşmelerde İncirlik'i kullanan koalisyon güçlerinin diğer üsleri de kullanabilecekleri dile getirilecek. 'Benim terör örgütüm iyidir, seninki kötü' gibi tavırların kabul edilmeyeceğinin belirtileceği görüşmelerde PYD'nin de PKK gibi terör örgütü olduğu vurgulanacak. DAEŞ ile mücadele için PYD'ye destek verilmesinin kabul edilmeyeceğinin altının çizileceği görüşmelerde terör karşısında ilkesel bir duruş sergilenmemesi halinde, bu ateşin eninde sonunda tüm dünyaya sıçrayacağı belirtilecek. Halep gelişmelerinin takip edildiğinin belirtileceği görüşmelerde Türkiye'nin PYD'nin Fırat'ın batısına geçmesine izin vermeyeceğinin altı çizilecek. Erdoğan görüşmelerinde özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konusunda yanlış yaptığını vurgulayacak. Batının ve BM'nin yanlış tutumundan ötürü Esad'ın her geçen gün ülkesinde masum insanları öldürmeye ve insanlık suçu işlemeye devam ettiğini belirtecek olan Erdoğan, "artık buna dur demenin zamanı geldi" mesajı verecek. Erdoğan, BM'nin Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısının değişmesi gerektiği üzerinde duracak. Suriye'de 370 bin insan öldürülerken harekete geçmeyen bir yapının insanlığın vicdanında yara aldığını söyleyecek. Türkiye'nin mevcut müzakere sürecinin bir an evvel adil, kapsamlı ve kalıcı bir çözümle neticelenmesini samimiyetle temenni ettiği vurgulanacak. Kıbrıs sorununun çözümü için özellikle AB ve uluslararası topluma da büyük görevler düştüğü belirtilecek. KKTC'nin tüm olumlu adımlarına rağmen Rum tarafının sorunun çözümünü engellediği belirtilecek. İsrail'in başta Mescid-i Aksa işgali olmak üzere Müslümanlara zulmettiği belirtilecek. İsrail'in uluslararası toplumun sessiz kalmasından ötürü İsrail'in, Filistinlilere yönelik cinayetlerine, baskılarına, zulmüne her gün yenisini eklendiği vurgulanacak. Filistin sorununun çözülmemesi halinde Ortadoğu'daki çatışmaların bitmeyeceği, artarak süreceği ifade edilecek.
Milliyet

Vali'nin İfadesi Maksadını Aşıyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Hamdi Akseki Camii'nde cuma namazını kıldıktan sonra geçen hafta görev süresi uzatılan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ da Davutoğlu'na eşlik etti. Diyanet'ten çıkışında gündeme ilişkin soruları da yanıtlayan Davutoğlu, şunları söyledi: (Bakanlık sayılarının artırılması ve hükümetin ne zaman kurulacağı) Görevlendirmeyi ne zaman yapacakları Cumhurbaşkanımızın takdiridir. Ancak şu anda, 7 Haziran'dan farklı olarak zaten hükümet kurma anlamında çok net bir tablo var. Dolayısıyla da bütçe takvimi bağlamında da ele alındığında bir an önce hükümetimizin kurulması ve göreve başlaması önem taşıyor. Hükümet süratle kurulup şu anda kadük durumda olan bütçenin geçirilmesi gerekiyor. İlk atamada bu yapıların değişmesi kanunen yani yasal olarak mümkün değil, çünkü var olan yasayla hükümeti kuracağız ama biz 13 yıl içinde birçok tecrübeler edindik. İcap ederse, ileride böyle bir ihtiyaç hasıl olursa bakanlık bölünmesi için de gerekli çalışmalar yapılabilir. Benim şahsen mülahaza ettiğim, değerlendirdiğim bazı hususlar var. Hükümetin bu aşamada kurulması var olan Bakanlar Kurulu yapısıyla olur. Çünkü bunun kanunla değişmesi lazım. Öyle çok büyük bakan sayısı artışları da o çerçevede dahi beklemek doğru değil. Bir ihtiyaç varsa onun gereği yapılır. (Manisa Valisi'nin açıklamaları) Hukuk devleti kuralları içinde de herhangi bir konu da da soruşturma yürütülürken bayan olsun, erkek olsun, başörtülü olsun, başı açık olsun, ihtiyaç hasıl olmadıkça kelepçeli bir görüntünün ortaya çıkmasını tasvip etmeyiz. Vatandaşlık hukuku bağlamında da kimsenin diğerine göre bir farklılığı yoktur. Kıyafetler üzerinden ya da ideoloji üzerinden bir farklılık söz konusu olamaz hukuk devletinde. Hepimiz hukuk devleti kuralarına riayet edeceğiz. Eğer bir soruşturma yürüyorsa bunun gereği gözaltına alınması icap ediyorsa, bu hukuki şartlar içinde nasıl oluyorsa öyle yapılacak. Kaçma tehlikesi ya da başka bir takım ihtimaller söz konusuysa tedbir alınabilir ama normal şartlarda zaten polisin, güvenlik birimlerinin çağrısına uygun bir şekilde çalışma yürütülüyorsa özelikle de hanımların kelepçeli bir şekilde götürülmesini, erkeklerden ayırdığım için söylemiyorum, herkes için geçerli, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Yürütülen soruşturmaya gölge düşürmek istercesine ortaya çıkarmak istenen bir tablo var. Yani bir mağdur psikolojisi oluşması da söz konusu, bu doğru değil. Hukuk devletinde gözaltı işlemi yapılacaksa bunun esasları bellidir. Bu esaslar uygulanırken de daha gözaltı, nihai suçluluk aşaması da değil. Vatandaşlar gidip üzerine düşen o soruşturmanın gerektirdiği şekilde gerekeni yapar, güvenlik birimlerimiz de yapar. Başörtülü, başı açık ayırımı yapmak ve vatandaşlarımız arasında 'olumlu imaj sahibi olanlar', 'olumsuz imaj sahibi olanlar' gibi bir ayırım yapmak da kesinlikle kabul edeceğimiz bir tutum değildir. Bizim için bütün vatandaşlarımız aksi ispat edilene kadar olumlu imaja sahiptir. Aksi nasıl ispat edilir; bir suç vardır yüz kızartıcı veya kamu düzenine aykırı bir suç vardır. O zaman da hukuki işlem vardır. Buradan özellikle zikrediyorum; bu maksadını aşan bir ifadedir. Maksadın ne olduğunu tartışmak da istemem. Kesinlikle 78 milyonun her biri bizim için olumlu imaja sahiptir ve her birinin her hukuki soruşturmada hakları, hukukları ve en önemlisi de izzetleri ve onurları da devletimizin teminatı altındadır. (Manisa Valisi'yle ilgili bir tasarruf söz konusu olacak mı' sorusu üzerine) Gerekeni söyledim, bakarız.
Milliyet

Basın Özgürlüğü Hiçe Sayılıyor!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bazı basın kuruluşlarının Antalya'da düzenlenen G20 Zirvesi'ni izlemelerinin engellenmesi hükümetin keyfiyete dayalı ve ayrımcı bir politika izleyerek anayasayı ihlal ettiğini ve basın özgürlüğünü hiçe saydığını göstermektedir" dedi. Kılıçdaroğlu, yazılı açıklamasında, basın özgürlüğünün, çağdaş demokrasilerin ve özgürlükçü rejimlerin en temel göstergelerinden birisi olduğunu belirtti. Özgür basının varlığının ve haber alma hürriyetinin güvence altına alınmasının, sağlıklı bir kamuoyunun oluşmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, toplumların, halkı bilgilendirme sorumluluğunu özgürce ve korkusuzca yerine getirebilen basın eliyle nefes aldıklarını vurguladı. Bu nedenle basın özgürlüğünün halkın özgürlüğü anlamına geldiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Aksi takdirde, sadece baskıcı uygulamalardan, ceberut rejimlerden ve hatta diktatörlerin egemenliğinden söz edilebilir" değerlendirmesini yaptı. Anayasanın 28. maddesinde, "basın hürdür ve sansür edilemez" ve "devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır" denildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, anayasanın, basın mensuplarının özgürce çalışma hakkını güvence altına alan bu maddesinin, belli yayın organlarını değil bütün basın kuruluşlarını kapsadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Fakat bazı basın kuruluşlarının Türkiye'nin dönem başkanlığı ve ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenen G-20 Zirvesi'ni izlemelerinin engellenmesi, hükümetin keyfiyete dayalı ve ayrımcı bir politika izleyerek anayasayı ihlal ettiğini ve basın özgürlüğünü hiçe saydığını göstermektedir. Öyle ki G20 Zirvesi'ne yaklaşık 3 bin gazeteci akredite edilirken, hükümete muhalif yayınlarıyla bilinen iki basın kuruluşuna olumsuz yanıt verilmiştir. Türkiye'de basın özgürlüğünün iktidar eliyle ortadan kaldırıldığını gösteren bu uygulama, AB Komisyonu'nun 2015 Türkiye İlerleme Raporu'nda demokratikleşme ve basın özgürlüğü konularında belirtilen endişelerin haklılığını gösteren yeni bir delil niteliğindedir. AKP iktidarları, Türkiye'yi basın özgürlüğü alanında 180 ülke arasında 149'uncu sıraya gerileterek bir utanç tablosunun parçası yapmışlardır. Birinci sınıf bir demokrasi olmasını istediğimiz ülkemizde basın özgürlüğü, bazı baskı rejimlerinin bile gerisindedir. Sansür ve otosansür altında ezilen ve hatta iktidar milletvekilleri öncülüğünde saldırıya uğrayan basın kuruluşları; tehdit edilen, dövülen ve keyfi nedenlerle tutuklanan gazeteciler ülkemizde basının geldiği noktayı göstermekte, bu uygulamalar kara bir leke olarak tarihe geçmektedir."
Milliyet

Mhp'de Akşener İddiası
1 Kasım'da en büyük oy kaybına uğrayan parti olan MHP'de, Genel Başkan Devlet Bahçeli'ye karşı Meral Akşener'in aday olmaya karar verdiği öne sürüldü. Sözcü gazetesinin haberine göre, Bahçeli'nin seçimlerde milletvekili adayı göstermeyip "Dinlensin" dediği Akşener, Genel Başkanlığa aday oluyor. Akşener'in yakın çevresine, "Tabandan ve kamuoyundan gelen baskılara kayıtsız kalamayacağım" dediği iddia edildi. Akşener'in olağanüstü kurultayda Bahçeli'nin karşısına rakip olacağını MHP'nin eski İzmir İl Başkanı Musavvat Dervişoğlu açıkladı. 2012'de yapılan Bahçeli'ye rakip olan Dervişoğlu, sosyal medya hesabından, "Fazla kafa karışıklığına gerek yok. Akşener aday. Ama asıl önemli olan kurultayın şartlarını temin etmek. Sayın Akşener'in Genel Başkanlık için isminin geçmesi bazı çevrelere çok fazla rahatsızlık vermiş olacak ki, hemen her alanda manipülatif haberler yayınlanarak aday olmayacağına dair dedikodular yayılıyor. Her gün defalarca görüştüğüm Akşener MHP Genel Başkan adayıdır" dedi.
Vatan

SPOR

NBA'de geçen sezon Clippers forması giyen Hidayet Türkoğlu, aktif basketbol hayatını noktalama kararı aldı. NBA'de sezonun başlamasıyla birlikte kendisine gelen teklifleri reddeden Hido, normal sezonda 997 maçta forma giymişti. NBA'de 1000 maç forma giyen ilk Türk olma unvanına çok yaklaşmışken, flaş bir karar alan Hidayet Türkoğlu, bir basın açıklaması yaparak, hayranlarını üzdü. 36 yaşındaki Türkoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, basketbol kariyeri boyunca kendisine destek veren ve emeği geçen herkese teşekkür ederek, "Amerikan Basketbol Ligi'nde (NBA) aralıksız 15 yıl forma giyen ve halen milli formayı en fazla taşıyan oyuncu olma unvanına sahip bir sporcu olarak gururla aktif sporculuk hayatımı noktalama kararı aldım" ifadelerini kullandı. Kariyerine 1996'da Efes'te başlayan Hido, 2000'de NBA'in yolunu tuttu. Kings, Spurs, Magic, Raptors, Suns ve Clippers formalarını giydi. NBA'deki ilk yılında "Yılın En İyi İkinci Çaylak 5'i"ne seçilen Türkoğlu, 2009'da Orlando Magic formasıyla NBA finalinde mücadele etti. Hido normal sezonda 997, play-off'larda ise 98 NBA maçına çıktı.
Star

Euro 2016'nın ev sahibi Fransa, Almanya ile yaptığı özel maçı 2-0 kazandı. Ancak ülke tarihinin en büyük terör saldırısı, karşılaşmayı kabusa dönüştürdü. Stade de France'da oynanan karşılaşmayı ev sahibi takım, 45 ve 86. dakikalarda Giroud'nun attığı gollerle kazandı. Panzerler'de Mario Gomez, ilk onbirde maça başlayıp 90 dakika forma giydi. Podolski ise süre almadı. Maçı izleyen Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, patlamaların ardından yoğun güvenlik önlemleri eşliğinde stattan çıkarıldı. Maç bitmesine rağmen taraftarların çıkışına izin verilmedi. Korku ve panik nedeniyle kalabalık bir taraftar grubu sahaya inip bekledi. Stattaki gelişmeleri Noel Le Graet açıkladı. Fransa Futbol Federasyonu Başkanı, stattaki J kapısının girişinde meydana gelen patlama sonucu 3 kişinin öldüğünü, çok sayıda kişinin yaralandığını belirti. Öte yandan; gündüz saatlerinde de Almanya Milli Takımı'nın kaldığı otele yapılan bomba ihbarı asılsız çıktı. Almanya Milli Takımı kafilesi, yoğun önlemler altında ülkelerine döndü.
Star

Türkiye özel maçta Katar'ı devirdi: 1-2. 1'de Ali Adalla'nın aşırtma vuruşunda Emre Taşdemir boş kaleye giden topu kafayla karşıladı, meşin yuvarlak üst direkten döndü. 22'de Mehmet Topal'ın şutunda kaleci Lecomte topu son anda kornere çeldi. 26'da defansın arkasına sarkan Ali Asadalla, Volkan'ın yanından topu ağlara yolladı: 1-0. 39'da Hakan'ın kullandığı kornerde kaleci Lecomte topu yumrukla uzaklaştırdı. 40'da Atınç'ın kafa şutunda top kaleci Lecomte'de kaldı. 45'te Arda dar açıdan vurdu, top yan ağlarda kaldı. 52'de defanstan dönen topa Arda vurdu, auta çıktı. 60'da gelişen atakta Al Haidos soldan ceza alanına girdi, şutunda Volkan çeldi, dönen topa Mohammed Musa vurdu, bu kez Mehmet Topal çizgi üzerinden çıkardı. 64'te Yasin ortaladı, Yunus Mallı penaltı üzerinden topu üstten dışarı attı. 66'da Arda'nın serbest atışında top üst direkte patladı. 70'de Gökhan'ın ortasında Arda penaltı noktası üzerinden skoru eşitledi: 1-1. 73'te Cenk Tosun, Arda'nın pasında topu ağlara yolladı: 1-2. 79'da Arda'nın göğüs pasında Volkan araya giren Katarlılar'a gol şansı vermedi.
Star

Teknik Diretör Vitor Pereira, Fenerbahçe'nin karşısına çıkan takımların anti futbol oynadıklarını savundu. Sarı- lacivertli takımın deneyimli hocası, takımına iyi ve göze hoş gelen futbol oynatmayı istediğini ve bunun için çalıştığını belirtirken "Ancak sunu kimse unutmasın ki Fenerbahçe'nin karşısına çıkan takımların ilk hedefi bize futbol oynatmamak. Bunu sertliği de kullanarak yapıyorlar" değerlendirmesinde bulundu. Rakiplerin amaçlarının gol atarak Fenerbahçe'yi yenmek değil, gol yemeden maçı 0-0 bitirip 1 puan almak olduğunu ileri süren Pereira "Bu da bizim futbolumuzu olumsuz etkiliyor. Buraya gelmeden önce Fenerbahçe'nin tarihini ve kültürünü inceledim. Taraftarlarımızın beklentilerini biliyorum. Onların istediği agresif, coşkulu ve tempolu futbolu oynamak için çok çalışıyoruz" açıklamasını yaptı. Portekili teknik direktör bunun için zamana ihtiyaçları olduğunu da vurgulayarak "Kısa sürede taraftarların beklentilerini karşılayan bir takım olarak karşılarına çıkacağız" dedi. Pereira, ligde ikinci olmalarına rağmen takımına güvenini dile getirirken "Taraftarlarımız rahat olsun. Bu takım gerekli ivmeyi yakalayacak. Sezon sonunda biz şampiyon olacağız. İkinci kim olur bilmem" dedi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme