7 Aralık 2015 Pazartesi

07.12.2015 Genel Gündem

07.12.2015

GÜNDEM

Yürek Yaktı 
Şırnak’ın Cizre ilçesinde önceki gün otomobil tamircisine giderken PKK’lı teröristlerce otomatik silahlarla ateş açılması sonucu şehit olan Jandarma Astsubay Mehmet Burak Demirci ile Jandarma Uzman Çavuş Halil Karakuşoğlu için dün Şırnak’taki 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı’nda tören düzenlendi. Törenin ardından şehitler memleketlerine uğurlandı. Askeri helikopterle Osmaniye’nin Düziçi ilçesine getirilen şehit Mehmet Burak Demirci’nin cenazesi, önce Uzunbanı Mahallesi’ndeki baba evine götürüldü. Şehidin cenazesi helallik alınmasının ardından namazın kılınacağı İrfanlı Camisi’ne getirildi. 4 yıl önce astsubay olan evli ve 1 çocuk babası şehidin yakınları, Türk bayrağına sarılı tabutun baş kısmına şehidin 1.5 aylık oğlu Selahattin’in battaniyesiyle bir eşarp örttü. Şehidin polis olan eşi Hümeyra Demirci tabuta sarılıp “Kuzum seni çok seviyorum. Bizi bırakıp nereye gidiyorsun?” diyerek ağıt yaktı. Şehit Karakuşoğlu ise Gaziantep’in Nizip ilçesinde toprağa verildi. Törene Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de katıldı. Şimşek’e teşekkür eden şehidin ağabeyi emekli Astsubay Şıh Müslüm Karakuşoğlu, “Vatan sağ olsun. Gerekirse bu vatan için yine şehit veririz” dedi. Karakuşoğlu’nun 18 yıldır asker olduğu ve 2 yıldır Cizre ilçesinde görev yaptığı öğrenildi.
Hürriyet



Montro İhlali 
İstanbul Boğazı’nı geçişi sırasında Rus savaş gemisinin güvertesinde bir askerin omzunda atış pozisyonunda 4200 metre menzilli ‘sam strela-2’ füzesi taşıması tartışma yarattı. O anı fotoğraflayan uluslararası ilişkiler uzmanı Yörük Işık, eski Donanma Komutanı emekli Oramiral Nusret Güner, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ve Stratejist Dr. Nejat Tarakçı bu fotoğrafı şöyle yorumladı: Uluslararası İlişkiler Uzmanı Yörük Işık: “4 yıldır Boğaz’da savaş gemilerinin fotoğrafını çekiyorum. İlk defa böyle bir görüntü ile karşılaştım. Askerin omzuna füze almasının iki sebebi olabilir. İlki, son günlerde Rusya ile olan ilişkililerimizden dolayı gemi komutası tarafından bilinçli olarak yapıldığı. İkincisi ise, genç bir askerdi ve Rusya ile ilişkilerimizden kaynaklı olarak poz vermek amaçlı yapmış olabilir. İkinci ihtimal daha güçlü.” Rus askerin fotoğrafını çeken diğer bir isim Emre Dağdeviren ise görüntüleri Kabataş vapurundan çektiğini belirterek, “Görüntüyü çektiğimde füze askerin omzundaydı ve yanında bir asker daha vardı” dedi. Emekli Oramiral Nusret Güner: Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülkenin güvenliğini esas alır. Bu ülkeler arasında olan Rusya bugüne kadar sözleşmeye titizlikle uydu. Yabancı gemiler Türk kara sularından geçerken güvenliklerini Türkiye Cumhuriyeti sağlar. Ülkeler buna güvenir güvenmez. Kendi güvenliğini sağlar, ama bunu göstermez. Tahrik edici şekilde yapmaz. Geçen gemi de kendini korumaya çalışmaktadır. Ama güverteye silahlı kişiler çıkmıştır. Bu da bizim güvenliğimizi tehdit eder ve uygun değildir. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: “Bunun Rus hükümetinin onaylı bir davranışı olduğunu sanmıyorum. Aklı başında hiçbir hükümet egemen ülkeye ait iç sudan geçerken böyle bir davranışta bulunulmasına onay vermez. Bindiği dalı kırar yoksa. Rus Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazılarak, bu davranışın protesto edildiği belirtilir. Büyükelçiyi çağırmaya gerek yoktur. Münferit bir olaydır. O kişinin hezeyanıdır.” Jeopolitikçi ve Stratejist Dr. Nejat Tarakçı: “Rus askerinin bu davranışı, Türkiye- Rusya krizinin en alt kademeye kadar olumsuz bir şekilde yansıdığının bir göstergesidir. Harp gemileri hangi hal ve zamanda olursa olsun Boğazlardan uluslararası deniz hukukuna göre zararsız geçiş yapmak zorundadır. Bu meydan okuma ve silahla tehdit davranışı, düşmanca bir hareket olarak nitelenebilir. Eğer eldeki roketin menzili kıyıdaki herhangi bir yere zarar verebilecek kabiliyette ise bu hareket daha da önem kazanmaktadır. Rus makamlarına diplomatik yoldan bu davranışın nedeni sorulmalı benzer davranışlarda kısıtlamalar uygulanabileceği konusunda uyarılmalıdır.”
Milliyet

‘Hayretle Karşıladık’ 
Türkiye’nin IŞİD’den petrol aldığını iddia eden İran’a, Dışişleri Bakanlığı’ndan yanıt geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü’nün Türkiye’nin bölgesel politikaları bağlamında söylemleri ve öte yandan bazı İran haber ajansları ile İranlı yetkililerin, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın beyanatıyla ilgili kullandıkları ifadelerin “hayretle karşılandığını” bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz perşembe günü Türk-İş Genel Kurulu’nda “İran Devlet Başkanı ile bunu konuştum, dedim ki ‘Bak, siz çok büyük bir yanlışın içindesiniz, eğer bu böyle devam ederse bunun karşısı çok ağır olur, bedelini siz İran olarak çok ağır ödersiniz’. On gün filan sürdü, daha sonra sitelerinden bunu kaldırdılar. Niye Çünkü iftira, yalan, takiye üzerine kurulu sistemler bu işi daha çok kullanıyor” sözleriyle dile getirmiş, Tahran yönetimi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran Cumhurbaşkanı Ruhani’yi arayarak kendisi ve ailesi hakkında İran medyasında dile getirilen iddialar için uyardığını jet hızıyla yalanlamıştı. Bilgiç, konuya ilişkin soruya cevabında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yle zamanında yaptığı telefon görüşmesinde dile getirdiği hususların, sadece kayıtlarda olmadığını, İran makamları tarafından da bilindiğini söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğü’nün Türkiye’nin bölgesel politikaları bağlamında dile getirdiği hususlar ve bazı İran haber ajansları ile İranlı yetkililerin, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beyanatıyla ilgili kullandıkları ifadelerin “hayretle karşılandığını” belirten Bilgiç, şunları söyledi: “Bu itibarla, söz konusu görüşmeyi yapılmamış saymak veya içeriğini çarpıtmaya gayret etmek, sadece gayriahlaki olmakla kalmayıp, gerçekleri komşu İran halkından saklamak anlamına da gelmektedir. Türkiye bölgesinde mevcut sorunların barışçı yollardan çözümüne yönelik ilkeli ve uluslararası çabalarla uyumlu politikalar izlemekteyken ve sorunun insani boyutuna yönelik olarak uluslararası toplumun çabalarının çok ötesinde imkanlarını seferber etmişken, halkına karşı devlet terörü yapan eli kanlı Şam rejimiyle işbirliği içinde krizin tırmanmasına yol açan devletlerin, ülkemize terörizmle ilgili ithamlarda bulunmalarının ciddiye alınacak bir yönü bulunmamaktadır.”
Vatan



EKONOMİ

Gram Altın 100, 9989-101, 1251                                                              
ABD Doları 2, 8902-2, 8932
Euro 3, 1424-3, 1475
İngiliz Sterlini 4, 3678-4, 3713                  

Rusya Önlemleri Yarın Açıklanacak 
Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Rusya ile ilgili meselenin askeri ve siyasi olduğunu belirterek, “Ekonomik olaylarla bütünleştirmenin, birleştirmenin doğru olamayacağı konusundaki ifadelerimize rağmen Rusya Devlet Başkanı her gün yeni açıklamalarla bu krizi derinleştirme gayreti içerisinde” dedi. Başbakan Davutoğlu’nun talimatı doğrultusunda ekonomi ve bu konuyla ilgili bakanlıkların acil durum tespit toplantısı yaptığını belirten Elitaş, mevcut durumun ihracat ve ithalata yansımalarının değerlendirildiğini ve tartışıldığını anlattı. Konunun Başbakan Davutoğlu’na arz edildiğini ve çeşitli alternatifler sunulduğunu dile getiren Elitaş, şunları kaydetti: “Muhtemelen salı günü Sayın Başbakanımız bu konuyu açıklayabilir. Şu konuda herkes güven içinde olmalı. Rusya ile yapılan ticaretimiz konusunda hiç kimsenin ‘ben buradan mağdur olurum’ diye panik içerisinde olmaması lazım. Ekonomi Bakanlığı Müsteşarlığının başkanlığında bir Rusya masası oluşturduk. Burada odalar birliği temsilcileri, ihracatçı birlikleri temsilcileri, DEİK temsilcileri var. Rusya’daki müşavirlerimiz, konsoloslarımız sürekli bilgiyi bizlere transfer ediyor. Bu bilgilerin tamamı Ekonomi Bakanlığında toplanıp, sorunlar tespit edilip, çözüm yolları aranmaya çalışılıyor.” Rusya’ya alternatif pazarlar araştırılıp alternatiflerin ortaya çıkarılacağını vurgulayan Elitaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunun da öncüsü Ekonomi Bakanlığı olacak. Biz de bütün sivil toplum örgütleriyle yani konunun paydaşlarıyla TOBB, TİM, bütün iş alemiyle bu konuyu masaya yatırıp, birlikte ortak akıl ortaya koyarak çözüm bulmak için gayret göstereceğiz. Çünkü bu doğrudan doğruya özel sektörü ilgilendiren bir durum. Devlet olarak özel sektörün önündeki olağanüstü durumu ortadan kaldırabilmek için çözüm üretmek de bizim görevimiz. Aşamayacağımız engel yok diye düşünüyoruz. İnşallah, Rusya tarafı hissiyatı bir tarafa bırakıp daha rasyonel, daha akılcı bir düşünceyle bu krizi bir an önce bitirmek için iyi niyet gösterisi içerisinde bulunur.”
Hürriyet

Avm Gezmede Erkekler Önde 
Türkiye'de kişisel gelir ve sosyal hayata ilişkin verileri araştıran Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ilginç sonuçlara ulaştı. Buna göre, Türkiye'de yaşayanlar ortalama 8 saat 48 dakikasını uykuya ayırıyor. 2 saat 45 dakikasını yemek ve kişisel bakım, 2 saat 35 dakikasını aileyle vakit geçirmek, 2 saat 20 dakikasını TV izleyip radyo dinlemek için ayıran Türk insanı, kalan zamanını çalışmaya ayırıyor. Cinsiyete göre ayrıldığında, erkekler yemek ve kişisel bakımına 2 saat 46 dakika, kadınlar 2 saat 43 dakika ayırıyor. Kadınlar ailesi için 4 saat 17 dakika ayırırken, erkeklerde bu süre 51 dakika olarak gerçekleşti. Halk olarak en fazla vakti televizyon izlemeye ayırıyoruz. Kadınlar en çok TV izleyip akraba ve arkadaş ziyaretiyle vakit geçirirken, AVM dolaşma ve kitap okumaya da buna yakın zaman ayırdı. Erkekler ise gazete ve dergi okumayı birinci sırada, radyo dinlemeyi ikinci sırada, AVM gezmeyi üçüncü sırada tercih ettiğini bildirdi. AVM'de dolaşma oranı kadınlarda yüzde 38.3, erkeklerde yüzde 42.8 oldu. Çocuk bakımında da erkekler zannedilenin tersine bir tavır sergiledi. Buna göre, çocuk bakımı için çalışan erkekler vakitlerinin yüzde 23.1'ini, çalışmayan erkekler yüzde 9.1'ini ayırdı. Çocuk bakımına çalışan kadınlar yüzde 13.4, çalışmayan kadınlar yüzde 14.2 oranında vakit ayırdı. Erkekler, bahçe işleri ve hayvan bakımına da kadınlardan daha fazla zaman harcadı. Toplamda, kadınların yüzde 46.7'si, erkeklerin yüzde 44.8'i vakitlerini TV ve video izlemeye ayırdı. Bu durum çalışan erkeklerde yüzde 46.7, çalışan kadınlarda yüzde 44.5, çalışmayan erkeklerde yüzde 42.8, çalışmayan kadınlarda yüzde 47.3 olarak gerçekleşti.
Türkiye

Süt İnekleri Kesime Gitti, Et Fiyatı Yükseldi 
Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (Et-Bir) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bılıkçı, piyasanın tüm bileşenlerini vuran yüksek et fiyatlarına tek çözümün kasaplık hayvan varlığının artırılması olduğu vurguladı. Türkiye’de kişi başına et tüketiminin, 12 kilo ile 36 kilo olan Avrupa Birliği (AB) ortalamasının üçte biri düzeyinde kaldığına dikkat çeken Bılıkçı, “Karkas et fiyatları 2014 yılında 14- 15 lira seviyesindeyken bugünlerde 25 lira civarına geldi. Bunun en önemli sebeplerinden birisinin, Türkiye’de etlik besi hayvan sayısının yetersiz kalması olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de geçmişte bir besi hayvanı krizi yaşandı. Süt fiyatlarının düşük olması nedeniyle damızlık ineklerin kesilmesinden kaynaklandı. Hayvan varlığı bu nedenle düştü” dedi. Bu açığın 2009-2013 yılarında yapılan ithalat ile rahatladığını kaydeden Bılıkçı, “Türkiye et ihtiyacını karşılayamayınca fiyatlar yükseliyor. Çözümün, hayvan varlığı ve bağlı olarak et üretiminde kendi kendine yetebilen bir düzeye gelmekte olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye

Turizm Stratejimiz Tamamen Duygusal 
Rusya ile uçak krizinin ardından turizm sektörü gözünü bugün yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısına çevirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, bugün Bakanlar Kurulu’na Rus turistlerin muhafazası ile ilgili sektörün taleplerini içeren yaklaşık 100 maddelik sunum yapacak. Ünal, Rusya ile yaşanan uçak krizinin ardından sektör temsilcileriyle acil gündem toplantısı yaptığı Antalya’da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ünal, Rusya ile olan ilişkide hem turizm hem enerji alanında yapıcı rol oynamaya çalıştıklarını, karşılıklı yapılan açıklamalarla gerilimi tırmandırmak istemediklerini kaydetti. Turizmcilerden kendilerine gelen talepleri üç başlık altında topladıklarını dile getiren Ünal, bu isteklerle ilgili bugün Bakanlar Kurulu’nda sunum yapacağını belirtti. Antalya’nın şu anda dünyanın en iyi turizm altyapısına sahip olduğunu anımsatan Ünal, “Böyle bir altyapının turistsiz kalması diye bir şey olamaz. Biz pazarımızı çeşitlendiririz, hem Antalya özelinde hem de Türkiye genelinde sorunu bu şekilde çözeriz. Bu başka şey ama bütün bunları yaparken biz Rusya pazarını da kaybetmek istemiyoruz. Yani şöyle bir üslup içerisine girip, ‘Bize müşteri mi yok? Rus gelmezse gelmesin’ demek doğru bir söylem olmaz” dedi. Ünal, Rusya ile olan ilişkilerimizde hem enerji hem de turizmin her zaman yapıcı rol oynadığını vurgulayarak, bu alanlarda yapılan açıklamaların öncelikli olarak gerilimi tırmandırmaması gerektiğini vurguladı. Ünal, “Şu anda Rusya’nın hem kendi ülkesine hem de Bağımsız Devletler Topluluğu’na dönük Türkiye karşıtı yürüttüğü bir kara propaganda var. Biz bu kara propogandaya dönük ciddi tedbirler alıyoruz. Yani sektörün hangi noktalarda desteklenmesi ve önünün açılması gerekiyor” diye konuştu. Şu anda Rusya’ya bütün charter seferlerinin durduğunu da dile getiren Mahir Ünal, “Sadece normal uçuşlar var. Bunlarla ilgili de bir sorun gözükmüyor. Türk tur operatörleri çalışmalarını sürdürüyor. 2014’e göre bu krizden kaynaklanan ciddi bir düşüş var. Yakıt desteği gibi belli desteklerin devam etmesi sözkonusu olacak” açıklamasını yaptı. Ünal, mart ayında yapılacak Rusya’daki turizm fuarında Türkiye’nin de stand kurmasının iptaline dönük bir şey olmadığını dile getirerek, katılmayı düşündüklerini sorun olmadığını da aktardı.
Milliyet

‘Rus Çiftçisi Daha Büyük Zarar Görür’ 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, yaşanan krizden Rus çiftçisinin daha büyük zarar göreceğini söyledi. Bakan Çelik, Kanal 24’te gündeme ve bakanlığın faaliyetlerine ilişkin soruları cevapladı. Çelik, Rusya ile yaşanan kriz nedeniyle gündeme gelen yaptırımlarla ilgili, “Tarımsal ürünlerde Rusya’ya 1 milyar 270 milyon dolarlık ihracatımız var. Rusya’dan ithal ettiğimiz tarımsal ürünlerin tutarı ise 3 milyar doları geçiyor. Biz 1 milyon tonun üzerinde buğday ithalatı yapıyoruz. Bunu durdurduğunuz zaman Rus çiftçisine faturası olacak” dedi. Bakan Çelik, sorunun kendi bünyesinde değerlendirilmesi gerektiğini de vurgulayarak, diplomatik çalışmalar yapılmadan olayın çiftçilere döndürülmesi ve toplumların en emektar kesimine okların çevrilmesinin doğru olmadığını vurguladı. Faruk Çelik, bakanlıktaki yeni dönemle ilgili de çalışmaların devam ettiğini ve tüm birimlerden brifingler aldığını aktararak, önümüzdeki hafta tüm sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geleceklerini belirtti. Türkiye’nin 78.5 milyon hektar arazisi bulunduğunu, bunun yaklaşık 24 milyon hektarının tarıma elverişli arazi olduğunu da anımsatan Bakan Çelik, 14.6 milyon hektarın mera alanı, 1 milyon hektarın da su alanı olarak tanımlandığını dile getirdi. Çelik, tarım alanlarının korunması ve verimliliğin arttırılması konusunda reformların kararlılıkla sürdürüleceğini de kaydederek, önümüzdeki dönemde nitelikli ve bilinçli çiftçilik için bir eğitim seferberliği başlatacaklarını açıkladı.
Milliyet

'Faizsiz Bankacılık' İçin Koordinasyon Başlıyor 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimsek, Türkiye'nin uluslararası finans merkezi olmasına katkı sağlayacak, faizsiz bankacılık olarak bilinen katılım bankacılığında koordinasyon mekanizmasının hayata geçirilmesi için çalışmaların başlatıldığını belirterek, buna ilişkin genelgeyi Başbakanlığa gönderdiklerini söyledi._ Türkiye'nin geleneksel bankacılık dışındaki finansman alanında en yüksek potansiyele sahip ülkeler arasında yer aldığının görüldüğünü vurgulayan Simsek, "Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için mevcut uygulamalara ilave yeni inisiyatifler alınması gerekli görülmektedir" dedi. Başbakan Yardımcısı Simsek, dünyanın önde gelen finans merkezlerinin de ilgisini çeken varlığa veya ortaklığa dayalı finans sektörünü sunduğu fırsatlardan Türkiye'nin daha fazla pay alması gerektiğine dikkati çekti. Simsek, "Bu alanda Türkiye'nin sahip olduğu potansiyelin hayata geçirilerek gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bir adım önüne yer almalıyız" dedi.
Akşam

DÜNYA
Ab’den 5 Başlık Içın Özel Mektup 
Hürrıyet’in Türk ve AB’li diplomatik kaynaklardan edindiği bilgiye göre, AB’nin yürütme erkinin başı olan Jean-Claude Juncker’in mektubu, 29 Kasım’da yapılan Türkiye-AB Zirve sonuç açıklamasına ek bir nitelik taşıyor ve açıklama metninde yer almayan başlıklar isimlendiriliyor. Mektupta açılması planlanan 5 başlık şöyle sıralanıyor: 15’inci başlık: Enerji 23’üncü başlık: Yargı ve temel haklar 24’üncü başlık: Adalet, özgürlük ve güvenlik 26’ncı başlık: Eğitim ve kültür 31’inci başlık: Dış, güvenlik ve savunma politikası Türkiye-AB zirvesi sonunda yapılan ortak açıklamada, AB Komisyonu’nun Türkiye’nin katılım müzakere sürecini hızlandırmak amacıyla bazı başlıkların açılması için 2016 yılının ilk çeyreğinde hazırlıklarını tamamlayacağı kaydedilmiş ancak bu başlıkların neler olacağı Kıbrıs Rum kesimi blokajı nedeniyle açıkça yazılmamıştı. Türkiye ise bu başlıkların neler olduğunun açıkca bildirilmesinde ısrarcı olunca AB’nin yürütme erkinin başı sıfatıyla Komisyon Başkanı Juncker’in Başbakan Davutoğlu’na hitaben bir mektup kaleme alması formülünde uzlaşıldı. Hürriyet’e konuşan üst düzey bir Türk diplomatik kaynak, “Bu zirvede yapılan ortak açıklamayla beraber düşünülmesi gereken bir taahhüt mektubudur. Böylece açılacak başlıkların neler olduğu kayda geçirilmiştir,” ifadelerini kullandı. Ankara’da görevli bir AB ülkesinin büyükelçisi de Juncker’in mektubunun önemli bir taahhüt içerdiğini, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin uyguladığı blokajın aşılması açısından da önemli bir adım olduğunu kaydetti. “Açılması kayda geçen başlıklar arasında örneğin enerji var. Biz bu başlığı çoktan açıp enerji güvenliği başta olmak enerji konusunda çok daha etkin bir uyum sağlayabilirdik,” diye konuştu.
Hürriyet



‘Arabuluculuk İran’ın Görevi’ 
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Akbar Velayati, “Rusya ve Türkiye ilişkilerinde aracı olmanın İran’ın görevi olduğunu” söyledi. İran’ın resmi haber ajansına konuşan Velayati, “Bölgedeki gerinliğe yenilerinin eklenmesi iyi olmayacaktır. İran, Türkiye ile Rusya arasındaki gerginliği azaltmakla yükümlüdür” dedi. Yaptığı açıklamanın ardında Rusya’nın Türkiye’nin IŞİD’den petrol aldığı iddiaları için “Rusya’nın yayınladığı kanıtlardan sonra, daha fazla belge sunmaya gerek kalmamıştır” sözlerini kullanan Velayati, “İran taraf tutmamalıdır” açıklamasını yaptı. İran devlet televizyonuna konuşan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise, Türkiye’nin Musul’un Başika bölgesine asker göndermesini ‘yanlış bir hareket olarak’ değerlendirerek “Ülkelerin terörizme karşı mücadelesi, Irak yönetimiyle koordineli olarak merkezi hükümetten izin alınarak yapılmalı” dedi.
Milliyet

Yeni Rota: Mısır-İtalya 
Avrupa Birliği (AB) ile üzerinde anlaşmaya varılan ‘ortak mülteci eylem planı’ kapsamında, AB’nin taleplerini yerine getirmesi gereken Türkiye’yi zorlu bir süreç bekliyor. Vize muafiyeti ve mali yardım karşılığında Türkiye’den, Avrupa’ya giden mültecileri durdurması talep ediliyor. Uzmanlara göre, Türkiye’nin sınırlarındaki kontrolleri artırması durumunda, Avrupa’ya gitmek isteyen mülteciler daha tehlikeli rotalara kayabilir. Milliyet’e konuşan İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Benjamin Ward, Türkiye’nin Avrupa’ya giden mülteci sayısını düşürebileceği söylerken, bunun ne seviyede olacağının ise soru işaretleri doğurduğunu belirtti. Ward, “Yetkililerin ayrılan insanları engellemek için sert taktikler kullanma, yeterli gerekçelendirme olmadan tutuklama, ya da onları geldikleri yere gönderme riski var. Diğer bir risk de, eğer Türkiye ileriye doğru mülteci hareketini engellerse, kendi topraklarında daha fazla mülteci ve sığınmacıyla karşı karşıya kalacak. Türkiye buna sınırlarında daha fazla sınırlamayla cevap verebilir” dedi. Ward, Türkiye’nin Avrupa’ya gitmek isteyen mültecileri engellemesi durumunda mültecilerin, insan kaçakçılarından daha riskli seyahat rotaları talep edebileceğini belirtti. Libya’nın komşularının sınırlarını kapatması ve ülkedeki istikrarsızlığı yarattığı tehlikeler nedeniyle Libya-İtalya rotasının kapanmasının ardından mültecilerin büyük kısmının Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalıştığını hatırlatan Ward, Türkiye’nin de Avrupa yollarını kapatması durumunda, başta Mısır’dan İtalya’ya olmak üzere, daha uzun ve tehlikeli rotaların ortaya çıkacağını söyledi. Türkiye, sığınanların statüsüne ilişkin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi şerh nedeniyle sadece Batı ülkelerinden gelenlere mülteci statüsü veriliyor. Türkiye’de ‘kalıcı koruma’ statüsünde bulunan göçmenler, ‘mülteci statüsüne’ alınmadığı için çalışma izni alamıyor. Bu nedenle büyük kısmı düşük ücretlerle, sigortasız olarak çalışıyor. Ward’a göre, AB ile varılan anlaşma kapsamında Türkiye’nin topraklarındaki mültecilere ‘iş pazarını’ açması, bazı Suriyeli ailelerin Türkiye’de bir gelecek görmesini sağlayabilir. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, Türkiye’de okul çağındaki 700 bin çocuktan 400 bini ilk ve orta eğitime katılmıyor. Suriyeli çocukları Türk okullarına kaydetmek yasal anlamda mümkün olsa da, Türkçe bilmeyen Suriyeli ailelerin okul kayıdı için bürokratik süreçten geçmede zorlandığı belirtiliyor. Ward, Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki mülteci çocukların eğitime erişimini sağlama konusunda yardımcı olabileceğini söylüyor.
Milliyet

Nato Gerilimi Azaltma Peşinde 
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türk hava sahasının ihlal eden Rus uçağının düşürülmesine ilişkin, “Bundan sonra önemli olan gerilimi azaltmak ve gelecekte benzeri durumlardan kaçınmak için gerekli mekanizmaları geliştirmektir” dedi. Stoltenberg, Welt am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, Rusya’nın artan askeri müdahalelerinin endişe doğurduğunu söyleyerek, “Rus askeri varlığının en kuzeyden Akdeniz’e kadar önemli ölçüde yapılandığını görüyoruz. O bölgede de (İskandinav ve Baltık ülkeleri) Türkiye’de gerçekleşene benzer beklenmedik olaylardan kaçınmalıyız” diye konuştu. Türkiye’nin, uçağın düşürülmesiyle ilgili eleştirilemeyeceğine işaret eden Stoltenberg, “Her milletin toprak bütünlüğünü korumaya ve savunmaya hakkı vardır, hava sahası da buna dahildir” dedi. “Suriye’de Ukrayna’dakine benzer sonuçlar doğuran bir çözümü kabul edemeyiz” ifadesini kullanan Stoltenberg, Ukrayna krizi sonrası Rusya’nın Kırımı ilhak ettiğini hatırlattı. Suriye’ye karadan da müdahale edilmesi fikrine karşı olduğunu belirten Stoltenberg, “Bu, koalisyon güçlerinin ve NATO kuvvetlerinin gündeminde yok. Kara güçlerine değil daha çok yerel güçlere ihtiyaç var” dedi.
Vatan

Başkanlık Provası 
Başkent Paris’teki terör saldırıları dolayısıyla olağanüstü halin devam ettiği Fransa’da halk dün bölgesel seçimlerin ilk turu için sandık başına gitti. Seçimde, yaklaşık 21 bin 500 aday arasından, 13 bölgenin yönetimine, 5 yıllığına bin 600 kişi seçilecek. Sandık çıkış anketlerine göre Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı ve göçmen karşıtı Ulusal Cephe Partisi oyların yüzde 30.6’sını alırken, eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin merkez sağ eğilimli Cumhuriyetçiler Partisi yüzde 27.5 oy aldı. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Sosyalist Partisi ise hayal kırıklığı yaratarak yüzde 22.7 oy oranında kaldı. Bir önceki bölgesel seçimlerde yüzde 39 olan katılım oranı bu seçimlerde yüzde 43’e yükseldi. Seçimin 13 Aralık’ta gerçekleşecek ikinci turunda, ilk turda yüzde 10’un üzerinde oy alan partiler yarışacak. Son yaşanan terör saldırıları ve büyüyen mülteci kriziyle desteği artan FN partisinin lideri Marine Le Pen, bu seçimlerde işsizliğin yüksek olduğu kuzey bölgelerinden Calais’den aday. Yerel seçimler, Le Pen için 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ivme yaratma şansı olarak görülüyor.
Vatan

POLİTİKA
Senaryolara Aktörlük Yapanlar Kalıcı Değil 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti içi muhalefete üstü kapalı göndermelerde bulunurken, “Her insan kendi hikâyesini seçen, yazan ve başrol oynayandır. Başkalarına figüranlık yapanların, acentelik edenlerin sonu ise hüsrandır. Korku ve dehşet objesine teslim olanlar; ellerine tutuşturulan senaryolara aktörlük yapanlar sahici olmadığı gibi kalıcı da değildir. Tarih boyunca sahtelik gerçeğe hakimiyet kuramamıştır. Kopya aslına diş geçirememiştir” dedi. Bahçeli, sosyal medya platformu Twitter üzerinden yaptığı açılamada, şunları kaydetti: Doğumdan ölüme kadar seçim yaparız. Seçimlerimiz hayat tercihimizin alametidir. Seçimler her zaman iradenin tezahürü olup isabetli midir? Hayat boyu doğru veya yanlış seçimlerin ya semeresini toplar ya da ceremesini çekeriz. Bu nedenle her seçim akıl süzgecinden geçirilmelidir  Geleceğimizin şifreleri seçimlerimizin ruhunda gizlidir. Duygusal ve öfkeyle yapılacak seçim; taşkınlığa, temelsizliğe ve kayba yol açacaktır. Her insan kendi hikâyesini seçen, yazan ve başrol oynayandır. Başkalarına figüranlık yapanların, acentelik edenlerin sonu ise hüsrandır. Korku ve dehşet objesine teslim olanlar; ellerine tutuşturulan senaryolara aktörlük yapanlar sahici olmadığı gibi kalıcı da değildir. Zulüm, baskı, cehalet, hurafe ve yalan üzerine bina edilmiş bir hayatın ne ahlaken, ne vicdanen, ne de esasen ayakta kalma şansı yoktur. Tarih boyunca sahtelik gerçeğe hakimiyet kuramamıştır. Kopya aslına diş geçirememiştir. Bayat numaralar, taze ümitlere üstünlük kuramamıştır. Su her zaman yatağında akmış, menziline varmıştır. Bulanmadan durulmak, çalkalanmadan sakinleşmek hiç görülmemiştir. Seçim demişken, 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara milletvekili seçilme hakkı getirilmiş, demokratik kazanımlara yeni bir halka eklenmiştir. Kadınlara yerel seçimlere katılma hakkı ise 3 Nisan 1930’da verilmiştir. Elbette bu bir lütuf, ikram, bağış değildir. Olması gereken budur. Kadınlar hayatın aktif bir yüzüdür. Cephede savaşmışlar, evlerinin geçimine destek vermişler, ülke yönetiminde de pay sahibi olmuşlardır. Türk kadının geldiği seviye gurur vericidir ama yeterli değildir. Kadınla birlikte siyasete yeni bir soluk gelmiş, zerafet öne çıkmıştır. Kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 81. yıldönümünün hayırlı olmasını ve demokrasiye daha fazla yansımasını diliyorum.
Milliyet

Türkiye'de Sistem Sos Veriyor! 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun "yeni anayasa" ile "başkanlık sistemi" konusundaki açıklamalarının ardından, atılacak adımlar için gözler AK Parti'ye çevrildi. Davutoğlu, önümüzdeki günlerde muhalefetin kapısını çalacak. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, temas trafiği öncesi yaşananları hatırlatarak, "Sistem SOS veriyor. Türkiye bir yıl kaybetti, vatandaşımızın 1 Kasım'daki ferasetiyle uçuruma yuvarlanmaktan kurtulduk " ifadesini kullandı. Üstün söyle devam etti: Bu sistem ve mevcut anayasa ile iyi bir yönetim yapılamayacağını, sistemin her an tıkanabileceğini, 2023 hedeflerine ulaşamayacağımızı ifade ediyoruz. Muhalefetin de sistemi konuşmak üzere masaya oturması lazım. Meclis Başkanımızı da çıkarsak, 316 oyumuz var. Bizim teklifimiz başkanlık sistemi. Onların teklifi belki başka bir şey olacak ama öncelikle bunu konuşur hale gelmemiz lazım” dedi. Üstün söyle devam etti: “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi genel olarak hedefine ulaşmıştır. Bugün vatandaşımız terör örgütünün değil de, devletin yanında yer alıyorsa bu projenin sunmuş olduğu imkanlar sebebiyledir. Sayın Demirtaş, sanki Türkiye'de siyaset yapan bir insan gibi değil de, düşman bir ülkenin siyasetçisi gibi davranıyor. Önce çıksınlar, bu olayın müsebbiplerini kınasınlar, lanetlesinler; ama yapamazlar. Bunların iradeleri Kandil'e bağlı. Onlardan izin almadan herhangi bir siyaset oluşturamazlar."
Akşam

‘Korku Tacirlerine Fırsat Vermeyelim’ 
Seçimlerden sonra MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik parti içinden yükselen sesler ve son olarak 1 Kasım’da aday gösterilmeyen Meral Akşenir’in çağrısından sonra parti içinde olağanüstü kurultay talepleri alevlendi. MHP İstanbul Merkez Yürütme ve İl Yönetim Kurulu üyeleri, ilçe başkanları ve kongre üst kurul üyeleri, olağanüstü kurultay çağrılarını değerlendirmek üzere Haliç Kongre Merkezi’nde bir araya geldi. İstanbul İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş, 1 Kasım seçimlerinde istedikleri sonucu alamadıklarını, bunun dünyanın sonu olmadığını ifade ederek il yönetimi olarak Bahçeli’ye şu sözlerle destek verdi: “Elinizi vicdanınıza koyarak düşününüz. MHP böyle bir tehdit ve saldırı altındayken, olağanüstü kurultay için imza toplamak, liderlik sorunu varmış gibi göstermek kime ya da neye hizmettir? Varsa düzeltilecek, tamir edilecek ve reforma tabi tutulacak hususlar, bunlar da yeri ve zamanı geldiğinde zaten yapılacaktır. Herkesten ricam, partimize, teşkilatlarımıza ve mensuplarımıza karşı itibarsızlaştırmaya yönelik maksatlı husumet söylemlerini tekrar gözden geçirmeleridir. Sorun başarıysa, çalışır, çırpınır ilk seçimde ulaşırız.”
Vatan

POLİTİKA
Senaryolara Aktörlük Yapanlar Kalıcı Değil 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti içi muhalefete üstü kapalı göndermelerde bulunurken, “Her insan kendi hikâyesini seçen, yazan ve başrol oynayandır. Başkalarına figüranlık yapanların, acentelik edenlerin sonu ise hüsrandır. Korku ve dehşet objesine teslim olanlar; ellerine tutuşturulan senaryolara aktörlük yapanlar sahici olmadığı gibi kalıcı da değildir. Tarih boyunca sahtelik gerçeğe hakimiyet kuramamıştır. Kopya aslına diş geçirememiştir” dedi. Bahçeli, sosyal medya platformu Twitter üzerinden yaptığı açılamada, şunları kaydetti: Doğumdan ölüme kadar seçim yaparız. Seçimlerimiz hayat tercihimizin alametidir. Seçimler her zaman iradenin tezahürü olup isabetli midir? Hayat boyu doğru veya yanlış seçimlerin ya semeresini toplar ya da ceremesini çekeriz. Bu nedenle her seçim akıl süzgecinden geçirilmelidir  Geleceğimizin şifreleri seçimlerimizin ruhunda gizlidir. Duygusal ve öfkeyle yapılacak seçim; taşkınlığa, temelsizliğe ve kayba yol açacaktır. Her insan kendi hikâyesini seçen, yazan ve başrol oynayandır. Başkalarına figüranlık yapanların, acentelik edenlerin sonu ise hüsrandır. Korku ve dehşet objesine teslim olanlar; ellerine tutuşturulan senaryolara aktörlük yapanlar sahici olmadığı gibi kalıcı da değildir. Zulüm, baskı, cehalet, hurafe ve yalan üzerine bina edilmiş bir hayatın ne ahlaken, ne vicdanen, ne de esasen ayakta kalma şansı yoktur. Tarih boyunca sahtelik gerçeğe hakimiyet kuramamıştır. Kopya aslına diş geçirememiştir. Bayat numaralar, taze ümitlere üstünlük kuramamıştır. Su her zaman yatağında akmış, menziline varmıştır. Bulanmadan durulmak, çalkalanmadan sakinleşmek hiç görülmemiştir. Seçim demişken, 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara milletvekili seçilme hakkı getirilmiş, demokratik kazanımlara yeni bir halka eklenmiştir. Kadınlara yerel seçimlere katılma hakkı ise 3 Nisan 1930’da verilmiştir. Elbette bu bir lütuf, ikram, bağış değildir. Olması gereken budur. Kadınlar hayatın aktif bir yüzüdür. Cephede savaşmışlar, evlerinin geçimine destek vermişler, ülke yönetiminde de pay sahibi olmuşlardır. Türk kadının geldiği seviye gurur vericidir ama yeterli değildir. Kadınla birlikte siyasete yeni bir soluk gelmiş, zerafet öne çıkmıştır. Kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 81. yıldönümünün hayırlı olmasını ve demokrasiye daha fazla yansımasını diliyorum.
Milliyet

Türkiye'de Sistem Sos Veriyor! 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun "yeni anayasa" ile "başkanlık sistemi" konusundaki açıklamalarının ardından, atılacak adımlar için gözler AK Parti'ye çevrildi. Davutoğlu, önümüzdeki günlerde muhalefetin kapısını çalacak. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, temas trafiği öncesi yaşananları hatırlatarak, "Sistem SOS veriyor. Türkiye bir yıl kaybetti, vatandaşımızın 1 Kasım'daki ferasetiyle uçuruma yuvarlanmaktan kurtulduk " ifadesini kullandı. Üstün söyle devam etti: Bu sistem ve mevcut anayasa ile iyi bir yönetim yapılamayacağını, sistemin her an tıkanabileceğini, 2023 hedeflerine ulaşamayacağımızı ifade ediyoruz. Muhalefetin de sistemi konuşmak üzere masaya oturması lazım. Meclis Başkanımızı da çıkarsak, 316 oyumuz var. Bizim teklifimiz başkanlık sistemi. Onların teklifi belki başka bir şey olacak ama öncelikle bunu konuşur hale gelmemiz lazım” dedi. Üstün söyle devam etti: “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi genel olarak hedefine ulaşmıştır. Bugün vatandaşımız terör örgütünün değil de, devletin yanında yer alıyorsa bu projenin sunmuş olduğu imkanlar sebebiyledir. Sayın Demirtaş, sanki Türkiye'de siyaset yapan bir insan gibi değil de, düşman bir ülkenin siyasetçisi gibi davranıyor. Önce çıksınlar, bu olayın müsebbiplerini kınasınlar, lanetlesinler; ama yapamazlar. Bunların iradeleri Kandil'e bağlı. Onlardan izin almadan herhangi bir siyaset oluşturamazlar."
Akşam

‘Korku Tacirlerine Fırsat Vermeyelim’ 
Seçimlerden sonra MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik parti içinden yükselen sesler ve son olarak 1 Kasım’da aday gösterilmeyen Meral Akşenir’in çağrısından sonra parti içinde olağanüstü kurultay talepleri alevlendi. MHP İstanbul Merkez Yürütme ve İl Yönetim Kurulu üyeleri, ilçe başkanları ve kongre üst kurul üyeleri, olağanüstü kurultay çağrılarını değerlendirmek üzere Haliç Kongre Merkezi’nde bir araya geldi. İstanbul İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş, 1 Kasım seçimlerinde istedikleri sonucu alamadıklarını, bunun dünyanın sonu olmadığını ifade ederek il yönetimi olarak Bahçeli’ye şu sözlerle destek verdi: “Elinizi vicdanınıza koyarak düşününüz. MHP böyle bir tehdit ve saldırı altındayken, olağanüstü kurultay için imza toplamak, liderlik sorunu varmış gibi göstermek kime ya da neye hizmettir? Varsa düzeltilecek, tamir edilecek ve reforma tabi tutulacak hususlar, bunlar da yeri ve zamanı geldiğinde zaten yapılacaktır. Herkesten ricam, partimize, teşkilatlarımıza ve mensuplarımıza karşı itibarsızlaştırmaya yönelik maksatlı husumet söylemlerini tekrar gözden geçirmeleridir. Sorun başarıysa, çalışır, çırpınır ilk seçimde ulaşırız.”
Vatan

SPOR
Trabzonspor yeni başkanını seçti, bordo-mavili kulüpte Muharrem Usta başkanlık koltuğuna oturdu. Celil Hekimoğlu ile büyük bir yarışın içerisine giren Usta, 3062 oyla rakiplerini geçmeyi başardı. Seçimde Hekimoğlu 3049 oyda kalırken, son başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ise ancak 1040 oy alabildi. Son 5 sandığa önde giren Hekimoğlu, 3.5 saat süren oy sayımının ardından çıkan sonuca itiraz etti. 5 sandık tekrar elden geçti ve Usta’nın 3061 olan oy sayısı bir arttı. Bunun üzerine geçersiz oylar için itiraz yapıldı. Bunlar da kontrol edildi ve sonuç değişmedi. Seçim öncesinde kürsüye çıkan Muharrem Usta, Trabzonspor’un büyük bir camia ve marka olduğunu vurgulayarak, “Trabzon’dan çıktı ama şampiyon oldu, Türkiye’ye mal oldu. Şampiyonlukları elde ederek dünya markası oldu. Trabzon’umuzdan çıkan tek dünya markası Trabzonspor. O halde Trabzonspor’umuzu Trabzon’dan, Ankara’dan, İstanbul’dan, dünyanın dört bir yanından bütün güçlerimizi birleştirerek muhteşem şekilde yöneteceğiz. Size yakışan bir yönetimle Trabzonspor’u şaşalı günlerine tekrar döndüreceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” demişti. Başkanlığı ilan etmesinin ardından kongre Divan Başkanı Ahmet Metin Genç tarafından kürsüye davet edilen Usta, şunları söyledi: “Biz Trabzonspor için varız, öyle de devam edeceğiz. Küçük farkla kazandık ama biz bir bütünüz, ayrılmayız. Benim en yakım arkadaşlarımdan biri Celil Bey, bir diğer arkadaşım da İbrahim Hacıosmanoğlu. İkisini de tebrik ediyorum. 50. yılda şampiyonluk için yolculuğa başladığımızı tüm Türkiye’ye duyuruyorum.”
Milliyet

Beşiktaş’ın Metalist Kharkiv’den önce kiralayıp, sonrada bonservisini aldığı Jose Ernesto Sosa, beklenen patlamayı Kayserispor deplasmanında yaptı. Slaven Bilic’in gözdesi olduğu geçen sezon takıma 5 gol ve 8 asistlik katkı yapan Arjantinli yıldız, bu sezon Şenol Güneş yönetiminde ilk 13 haftada beklenen verimliliği sağlayamadı. Sadece 3-3 biten Kasımpaşa karşılaşmasında bir asist yapan Tangocu, Oğuzhan’ın cezalı olduğu Kayseri maçına ise 1 asist ve 1 golle damga vurdu. Kayseri’de Gomez’e attığı nefis ara pasıyla Beşiktaş’ın öne geçmesini sağlayan Sosa, skor 1-1 olduktan sonra kazanılan frikik atışında kaleci Kayacan’ı jeneriklik bir golle avlayarak üç puanın mimarı oldu. Siyah-Beyazlı formayla ligde 6. golünü atan 30 yaşındaki yıldız, frikik konusunda Juventus’ta efsane olan ve şu an Delhi Dynamos’ta forma giyen 41 yaşındaki Del Piero’yu örnek alıyor. Tongocu’nun Napoli’de oynarken İtalyan starın videolarını izlediği öğrenildi.
Star

F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım, G.Antep karşılaşmasının ardından TFF ve MHK’ye yönelik çarpıcı konuştu. Hasan Ali’nin kırmızı kartını eleştiren Yıldırım, “Sezon başından beri hakemler kötü. Bütün takımlar şikayetçi. Bugün Hasan Ali’nin atıldığı pozisyon kırmızı kart değil. Orada tehlikeli bir hareket varsa ki, dokunmuyor. Bu bana göre kırmızı kart değil. Caner'in son dakikada rakibine yaptığı hareket penaltı! Hakem çalamadı” dedi. Yıldırım, “Bu devre puanlar yakın gidiyor ama kinci devre burası yangın yerine döner. Hiçbir takımın hakkı yenmez. Yalnız bizim değil. Adaletli yönetim istiyoruz. Federasyon bize ceza vermeye kalkmasın. Cezalarla bir yere varılamaz” ifadesini kullandı. Fenerbahçe Başkanı, ‘Profesyonel Hakemlik’ konusuna da değinerek, eleştiri oklarını MHK’ya çevirdi. Yıldırım, hakemlerinin iyi eğitilmediğinin altını çizerek şunları söyledi: “TFF bizi çok seviyor, ondan böyle yapıyorlar! Mahmut Bey bir konuştu, 45 gün ceza verdiler. Beşiktaş maçındaki hakem çok kötüydü, koşamıyordu bile.. Bunları iyi eğitsinler, iyi olanları seçsinler. Burası para alıp yatma yeri değil. Hepsini profesyonel yapacağız diye bazıları kafalarına göre maçları yönetmesinler. Bunların Türk sporuna katkısı yok. Bunlar hepimizi üzüyor. Üzüntülerin sonunda daha değişik konuşmalar yapmaya başlarız ki bu işin tadı da kaçar.”
Star

Kanarya, Gaziantep’te 2 puan ve koltuğu bıraktı: 2-2. 6’da Marçal’ın sağdan yaptığı ortada Volkan boşa çıktı. Arokoyo kafayla savunmanın arkasına sarkıttı. Camara dokundu ve golü attı: 1-0. 11’de sol tarafta Hasan Ali’nin sert şutunda kalecinin müdahalesi sonrası top direğe çarpıp kornere çıktı. 21’de Mehmet Topal topu Nani’ye verdi, onun şutu yandan auta gitti. 38’de Chibuike’nin ceza alanı içinden yaptığı vuruş, kaleci Volkan’da kaldı. 49’da Caner ortaladı, Fernandao, Alper’e o da Gökhan’a bıraktı. Fenerli oyuncu ceza alanı dışından sert vurdu: 1-1. Hava topunda elini fazla açan Diego, topa müdahale edince, hakem penaltıyı gösterdi. 54’te atışı kullanan Muhammet kalecinin sağından topu ağlara bıraktı: 2-1. 65’te Diego’nun ara pasında, savunmadan seken topu kapan Alper yerden vurdu: 2-2. 87’de Muhammet’in kafa şutu Volkan’da kaldı. 90+2’de Fernandao vurdu, direkte patladı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme