11 Aralık 2015 Cuma

11.12.2015 Genel Gündem

11.12.2015

GÜNDEM

Talimatlar Ondan
Ankara’da 10 Ekim’de 102 kişinin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısının ardından deşifre edilen Gaziantep’teki hücre evlerinde ele geçirilen dijital verilerden önemli bilgiler çıktı. IŞİD’in Ankara dahil kanlı saldırı talimatlarının ‘Ebubekir’ kod adlı 33 yaşındaki İlhami Balı tarafından verildiği belirlendi. İstihbarat raporlarına göre, Hatay doğumlu Balı’nın istihbarat ve terör polisinin takibine takılması geçmişe dayanıyor. 2002 yılından itibaren istihbarat takibinde olan Balı, terör örgütü El Kaide üyeliğinden tutuklanarak cezaevine konuldu. Üç yıla yakın cezaevinde kalan Balı, 2012 yılında Suriye’ye geçerek önce El Kaide bağlantılı El Nusra’ya ardından da 2013 yılında IŞİD’e katıldı. IŞİD’in Suriye’deki gümrük sorumlusu olarak bilinen İlhami Balı, Türkiye üzerinden Suriye’ye geçen IŞİD militanlarının lojistik faaliyetlerini de koordine eden kişi olarak istihbaratın takibine takıldı. Suriye tarafında IŞİD’in kontrol ettiği Cerablus, Atmeh ve Rakka’da faaliyet gösteren Balı’nın telefonu dinlemeye alındı. 2014 yılının sonuna kadar takipteydi ancak IŞİD’in Kobani’de yenilgiye uğrayarak bölgeden çekilmesiyle izini kaybettirdi. Suruç ve Ankara’daki saldırının ardından terör ve istihbarat birimlerince hazırlanan raporda Balı’yla ilgili şu değerlendirmeye yer verildi: “Yakın zamana kadar istihbari takipte olan, Suriye’deki konumu belirlenen kişi ile 2014 yılının sonlarına doğru bağlantının kesildiği, sözkonusu kişinin yabancı ülkelerin istihbaratlarıyla bağlantılı çalıştığının değerlendirildiği, Türkiye’ye yönelik terör eylemlerinin hedef noktasını belirleyen kişi olduğu, eylemi finanse edip, talimatı verdiği, canlı bomba eyleminde kullanılacak kişileri belirleyerek eğittiği, bu kişilerin Türkiye’ye geçişini, ülke içindeki lojistik ve barınmalarını sağladığı” IŞİD’in merkezi konumundaki Rakka’ya yakın bölgede eğitim merkezi kurulduğu, canlı bomba eyleminde kullanılacak teröristlerin buradan eğitildiği belirlendi. Balı’nın 2013 ve 2014 yıllarında yasadışı yollarla birçok kez Türkiye’ye geçtiği, Gaziantep ve Kilis’teki hücre evlerindeki toplantılara katıldığı da belirlendi. Balı’nın son olarak 1 Eylül’de Türkiye’ye yasadışı yollardan sızmaya çalıştığı ancak alınan önlemler sonucu beraberindeki IŞİD’lilerle birlikte sınırdaki birliklere ateş açarak kaçtığı da saptandı. Türkiye’de yakalanan ve Kanada istihbarat servisiyle çalıştığı belirlenen Doktor Mehmet Reşit kod adlı Muhammed El Reşid’in de Balı’yla bağlantısı ortaya çıkmıştı. Üç İngiliz kızın IŞİD’e katılmasını organize eden Reşid’in yakalanmasının ardından yapılan çalışmada Balı ile birlikte IŞİD’li teröristlerin Türkiye üzerinden Suriye’ye geçişini koordine ettiği belirlenmişti.
Hürriyet


Gurur Madalyası
İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen törende Türk bilim insanı Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülü’nü İsveç Kralı 16’ncı Gustav takdim etti. Bu yılın Nobel Ödülü sahipleri, Stockholm Konser Salonu’nda düzenlenen törenle ödüllerini aldılar. Kimya dalında İsveçli Tomas Lindalh, Amerikan Paul Modrich ile Nobel Ödülü’nü paylaşan Prof. Aziz Sancar da ödülünü İsveç Kralı Carl Gustav’ın elinden aldı. Nobel Diploması, altın madalya ve 850 bin euro para ödülü kazanan Sancar DNA onarım mekanizması konusundaki çalısması nedeniyle Nobel’e layık görülmüştü. Ödül töreninin ardından davetliler Kral Gustav’ın ev sahipliğini yaptığı Nobel Yemeği’ne katılmak üzere Stockholm Şehir Evi’ne geçtiler. Stockholm’deki töreni Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök de izledi. Aziz Sancar basına yaptığı açıklamada, “Mardin adına sevindim. Memleketim için hayırlı olsun. İnşallah bundan sonra daha büyük övgüler kazanırlar. Türkiye’de bilime çok büyük katkıda bulunurlar” ifadelerini kullandı. Sancar, alacağı para ödülünü Kuzey Carolina’da kurduğu Türk evi için kullanacağını açıklamıştı.
Vatan


Pkk Yine Hastane Vurdu!
Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi, Yenişehir Mahallesi’ndeki Asker Hastanesi dün akşam saatlerinde PKK’lılar tarafından otomatik silahlarla tarandı. Mermiler nöbetçi kulübesi ile hastanenin toplantı ve yemek salonlarının camlarına isabet etti. Camların kırıldığı silahlı saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı. Sokağa çıkma yasağının 9’uncu gününe girdiği Sur ilçesinde hendeklerin kapatılması, barikatların kaldırılması ve PKK’lıların etkisiz hale getirilmesi için güvenlik güçlerinin operasyonları gün boyu sürdü. Operasyonlar öğleden sonra yoğunlaşırken, ilçeden silah ve patlama sesleri duyuldu. Urfakapı Mevkii’nde polis mevzisine PKK’lıların düzenlediği roketatarlı saldırıda 1 polis parçaların isabet etmesi sonucu yaralandı. Ardından gece saat 23.00’te Kaymakamlık’tan 6 mahalle ile bir caddede uygulanan yasağın kalktığına dair açıklama geldi.
Vatan


‘İstesek Türkiye Bize Silah Verir’
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani, dün Ankara ziyaretinin ikinci gününde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve diğer hükümet yetkilileri ile önceki gün yaptığı görüşmelerin içeriğini Kürt bölgesinden gelen gazetecilere değerlendirdi. Türkiye’ye yaptığı ziyaretin daha önce planlandığının altını çizen Barzani, “Ankara ziyaretim Şengal’i (Sincar) kurtarma operasyonu başlamadan önce planlanmıştı” dedi. Türkiye’deki yetkililer ile yaptığı görüşmenin çok olumlu geçtiğini belirten Barzani, “Görüşmeler sırasında hemen hemen tüm konuları ele aldık. Bizlerin (Kürt bölgesi), Türkiye ve uluslararası koalisyon güçlerinin, terör örgütü DAEŞ’e karşı dayanışma içine girmesi ve ortak hareket etmesi konusu detaylı bir şekilde ele alındı” diye konuştu. Türk askerinin Musul yakınındaki Başika kampına asker sevki konusuna da değinen Barzani, şunları söyledi: “Maalesef Türk askerlerinin Musul yakınlarına geçişi yanlış anlaşıldı. Daha önce de belirttiğim gibi bu durum gereğinden fazla abartılıp büyütüldü. Türk askerleri gönüllü Arap askerlerine askeri eğitim veriyordu. Bizler de hiç bir şekilde ülkenin egemenliğinin ihlal edilmesine razı olmayız. Ancak terör örgütü DAEŞ ile savaşıyoruz ve dostlarımızın yardımına ihtiyacımız var. Bu sorun en yakın zamanda çözülecektir. Şu an tek hedefimiz DAEŞ’i bozguna uğratmak ve bölgemiz dahil tüm ülkelerde ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Biz Türkiye, İran ve tüm ülkelerin dostuyuz. Taraf tutmuyoruz ve bölgemiz üzerinde planlar yapmaya çalışanlara da müsaade etmeyeceğiz. Bu ülkelerin hepsi DAEŞ’le mücadelede bizimle dayanışma içindeler.” Gazetecilerin Türkiye’den silah yardımı talebinde bulunup bulunmadıkları yönündeki soruyu yanıtlayan Barzani, “Türkiye’den silah yardımında bulunmadık ancak böyle bir talep söz konusu olursa Türkiye’nin bu silahları temin edeceğinden şüphem yok” ifadesini kullandı. Barzani yönetimine yakın Rudaw’ın haberine göre de Barzani, “Abdullah Öcalan’la görüştüğünüz yolunda spekülasyonlar var. Bu doğru mu?” sorusuna da, kesin bir dille “Hayır!” yanıtını verdi.
Vatan


EKONOMİ

Gram Altın 100, 2653-101, 4837                                                              
ABD Doları 2, 9225-2, 9284/ Euro 3, 1954-3, 2021/İngiliz Sterlini 4, 4237-4, 4355                  

İzin Değil Bilgilendirme
Başbakanlığın 2 Aralık genelgesiyle uygulamaya koyduğu ‘atama modeli’ kısa sürede hem bürokraside hem de siyasette tartışmaya neden oldu. Bakanlıklar ve kamu kurumlarında, üçlü kararname gerektirmeyenler de dahil tüm atamaların başbakanlığın izni olmadan yapılamayacağına dair düzenleme yumuşatılıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bakanlarıyla yaptığı görüşmelerde de gündeme gelen ‘atama izni’, ‘atama bilgisine’ dönüştürülecek. Geçen hafta yayınlanan Başbakanlık genelgesine göre, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, yüksek mahkemeler, HSYK, YSK, Sayıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, MİT, belediyeler ve TSK hariç olmak üzere bundan sonra tüm memur atamalarında Başbakanlık yetkili olacaktı. Müşterek kararla atama gerektirmeyen; müstakil birim amiri ve üstü kadrolara yapılacak atamalar, il müdürü ve daire başkanı, eşiti ve üstü idari kadrolara kurumlar arası nakil yoluyla yapılacak atamalar ve sınıf değiştirerek kurumlar arası nakil yoluyla yapılan atamalarda da Başbakanlıktan izin alınması gerekecekti. Başbakan Ahmet Davutoğlu imzasıyla yayınlanan genelge, hem siyasette hem de bürokraside büyük yankı yarattı. Kulislerde, Davutoğlu’nun Saray’a yakın bakanların yapacağı atamalardan haberdar olmak için bu yöntemi bulduğu ve böylece tüm kabineye dönük bir kontrol mekanizması geliştirdiği de iddia edildi. Davutoğlu’nun bu kontrolü de tek başına yapmayacağı, başbakanlıkta ‘atamaları izleme birimi’ kuracağı veya bir başbakan yardımcısını bu amaçla görevlendireceği öne sürüldü. Uygun isim olarak da Başbakan Yardıcısı Lütfi Elvan’ın görevlendirileceği konuşuldu. Davutoğlu’nun bakanlarıyla yaptığı görüşmelerde de bu genelge gündeme geldi. Genelgenin uygulanmasının bakanlıklarda sıkıntıya neden olacağı ifade edildi. Üçlü kararname dışındaki tüm atamaların başbakanlığın iznine tabi olmasının, işlerin yavaşlamasına ve her atama için kulis yapılmasına neden olacağı dile getirildi. Toplantıda, uygulamanın amacının koordinasyon olduğu, izin alma değil bilgilendirme amacı taşıdığı, sistemin buna göre revize edileceği bilgisi verildi.
Hürriyet


Gürcistan’dan Ucuz Elektrik
Rusya ile yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle komşularla enerji alışverişinde yeni kaynak arayışları gündeme gelirken, Gürcistan ile elektrik alışverişini kolaylaştıracak bir anlaşma TBMM’de öncelikle görüşüldü. Gürcistan ile enerji alanında işbirliğine dair kanun tasarısı, Sanayi, Ticaret, Enerji Komisyonu’nda kabul edildi. TBMM’de onaylanması beklenen anlaşmanın gerekçesi şöyle: “Gürcistan’ın, yenilenebilir enerji açısından potansiyeli yüksek olmasına rağmen pazarı küçüktür. Bu sebeple hidrolik kaynaklardan üretilecek ucuz elektriğin ülkemize getirilmesi mümkündür.”
Haber Türk


Euro 2016 Tamam Sıra Super Bowl’da
THY, Avrupa Futbol Şampiyonası’nın 55 yıllık tarihinde bir ilk gerçekleştirip Fransa’da düzenlenecek UEFA Euro 2016’nın “ilk resmi havayolu ortağı” olarak, UEFA ile sponsorluk anlaşmasına imza attı. THY Başkanı İlker Aycı, “İmza attığımız sponsorluk anlaşmasıyla, kitleleri bağlamaktan da öte, adeta birbirine kilitleyen futbolun en önemli organizasyonlarından birinin, UEFA EURO 2016’nın resmi havayolu ortağı olarak, başta Türk Millî Takımı olmak üzere, diğer tüm ulus takımlarına, mücadelelerinde başarılar diliyoruz” dedi. UEFA Organizasyonları Pazarlama Direktörü, Guy- Laurent Epstein da “Avrupa’nın en iyi havayolu ile birlikte çalışacak olmak bizler için heyecan verici” dedi. THY’nin Euro 2016 görselleri turnuva süresince müsabakaların düzenleneceği stadyumlarda yer alacak, marka temsil faaliyetleri, anlaşma içerisinde yer alıyor.Öte yandan Aycı, Amerikan Futbol Ligi Süper Bowl’a da sponsor olmayı planladıklarını ve hazırlıkların son aşamaya geldiğini söyledi.
Haber Türk


Borsa %3 Düştü
İyi gelen büyüme ve cari açık verilerine rağmen, gelişmekte olan ülke para birimlerindeki baskılanma, teknik seviyelerden satışlarla hisse senetleri yüzde 2.97 düştü. BIST-100 endeksi dün yüzde 2.97 düşüşle eylül ortasından bu yana gördüğü en düşük seviyelere gerileyerek 72.354 puandan kapandı. Endeks gün içinde en düşük 72.012 puanı gördü. Bankacılık endeksi yüzde 3.61 geriledi. Endeks önceki gün ise Rusya krizi ile negatif ayrışmanının ardından teknik seviyelerden gelen alımlarla yüzde 2 yükselmişti. İntegral Menkul Değerler Araştırma Müdürü Tuncay Reuters’a şu yorumu yaptı: “Bugün (dün) de 75.000’leri geçemedi. Ayrıca gelişmekte olan ülke para birimnlerinde negatif hava var. Reform paketi ilan edildi ancak orada da çok sürprizler yok. Bunun ardından realizasyonlar oldu.” Endeksteki sert satışla ilgili bir analist ise “Büyük bir fonun sattığından bahsediliyor ama bilemiyoruz” dedi. Bu arada Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından dün açıklanan vaatleri büyük oranda 2016 bütçesine yansıttıklarını ve bütçede bir gevşeme olmayacağını açıkladı. Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Şimşek, “Bugün (dün) açıklanan vaatleri büyük oranda 2016 bütçesine yansıttık, bütçede bir gevşeme olmayacak” dedi.
Milliyet


Büyüme 4 Nala
Türkiye ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 4 büyüdü. Sürpriz büyüme oranı yüzde 2.7 civarı beklentileri çok aştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın üçüncü çeyreğine ilişkin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre, üretim yöntemiyle GSYH, yılın üçüncü çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre, sabit fiyatlarla yüzde 4’lük artışla 34 milyar 934 milyon lira oldu. Bu yılın 9 aylık döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla GSYH yüzde 3.4’lük artışla 97 milyar 235 milyon liraya yükseldi. Beklentileri aşan büyüme iç talep ve üreticilerin stok birikimine yönlenmeleri öncülüğünde geldi. OVP’de bu yıl için büyüme yüzde 3 olarak öngörülüyordu, ancak son verinin ardından ekonomistler bu yıla ilişkin büyüme beklentilerini yukarı revize etti. Maliye Bakanı Naci Ağbal da yıl sonunda büyümenin OVP’de yer alan yüzde 3 beklentisinin üzerinde olabileceğini söyledi. TÜİK verilerinden bankacıların yaptığı hesaplamaya göre, yılın üçüncü çeyreğinde büyümeyi yurtiçi tüketim 2.2 puan, devletin nihai tüketim harcamaları 0.8 puan, stok değişmeleri 1 puan, net ihracat 0.1 puan yukarı çekerken, sermaye oluşumu 0.1 puan aşağı çekti. Reuters’ın paylaştığı analize göre, 1 Kasım seçimleri öncesi politik belirsizlik yurtiçi tüketimi azalttı. Özel tüketiminbüyümeye katkısı bir önceki çeyrekteki 3.5 puandan 2.2 puana gelse de büyümeye en önemli katkılardan birini yapmaya devam etti. Analistlerin bir başka dikkat çektiği büyüme ise tarım sektöründen geldi. Kuraklık nedeniyle bir önceki yıl üçüncü çeyrekte büyümeye 0.8 azaltıcı etki yapan tarım, ormancılık ve balıkçılık kalemi bu yıl aynı dönemde büyümeyi 1.6 puan yukarı çekti. Bir diğer taraftan sanayinin katkısı azalarak devam ederken, sektörler içinde en büyük katkı ise yüzde 1.7 ile finans ve sigorta faaliyetlerinden geldi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin 2015’te çok zor bir konjonktürde başarılı büyüme performansı sergilediğine dikkati çekerek, “2016 ise çok daha iyi olacak, çünkü reformlar hayata geçirilecek ve büyüme potansiyeli artacak” ifadesini kullandı. 3. çeyrekte büyümenin özel sektör talebi öncülüğünde gerçekleştiğini belirten Şimşek, çok zor bir konjonktürde Türkiye’nin başarılı bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, “Yüzde 3.5-4 civarında bir büyüme, 2015 yılında Türkiye ekonomisinin Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ekonomilere göre yaklaşık iki kat veya daha hızlı büyümesi demektir” dedi.
Milliyet


Cari Açığa Pansuman
Türkiye’nin yıllık cari açığı (döviz açığı) 38 milyar 109 milyon dolar ile son 5 yılın en düşük düzeyine geriledi. Cari açık, özellikle petrol fiyatlarındaki düşük seyrin devam etmesiyle ekimde de iyileşmesini sürdürdü. Hatırlanacağı gibi, Brent petrolün varili geçen yıldan bu yana 115 dolardan 39.8 dolara kadar düştü. Piyasada 200 milyon dolar civarı beklenen ekim cari açığı, dün 130 milyon dolar olarak açıklandı. Cari açık geçen yıl ekimde ise 2.3 milyar dolar gelmişti. Merkez Bankası verilerine göre, cari işlemler açığı, Ocak - Ekim döneminde 25.4 milyar dolar olurken, 12 aylık cari işlemler açığı eylül ayında 40.29 milyar dolar iken ekim itibariyle 38.1 milyar dolara geriledi. Cari açıktaki iyileşme eğiliminin devam etmesi bekleniyor ancak ekonomistlere göre Rusya ile ekonomik gerginlik bu iyileşmeyi sekteye uğratabilir. Halk Yatırım Araştırma Direktörü Banu Kıvcı Tokalı AA’ya yaptığı yorumda, yılın kalan 2 aylık döneminde baz etkisi göz önüne alındığında yıllık açıktaki düşüşün devam edeceğine dikkati çekerek, “2015 ve 2016 cari açık tahminlerimiz sırasıyla 33 ve 36 milyar dolar” dedi. BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ ise, Reuters’a, iyileşmenin ana nedenleri olarak emtia fiyatlarındaki düşüş, ekonomik aktivitede yavaşlama ve daha yüksek altın ihracatını sayarak şu yorumu yaptı: “Önceki aylara kıyasla iyileşme daha da belirginleşiyor. Rusya ile yaşanan gerginlik cari denge üzerinde bir miktar etki mutlaka yaratacaktır. Ancak iyileşmenin 2016’nın haziran, temmuz aylarına kadar devam etmesini bekliyoruz. Aslında cari açıktaki iyileşmenin beklentilerin de üzerinde olması ve gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının 2016 ortalarında yüzde 3 seviyelerine gerilemesini bekliyoruz. Ağustos, eylül ve ekim aylarında iyileşme, düşük turizm gelirleri ve bavul ticaretine rağmen ivme kazandı. İlk 10 aylık süreçte bavul ticareti Rusya’daki sorunlar nedeniyle yüzde 34 azalırken, turizm gelirleri yüzde 9 daraldı.”
Milliyet


Ovp Hedefini Aşacağız
Maliye Bakanı Naci Ağbal, büyümeye net ihracatın katkısının 0.1 puan, iç talebin katkısının 3.9 puan olduğunu ifade etti. Büyümeye en büyük katkı yapan iç talep bileşeninin 3 puan ile ‘tüketim’ olduğunun altını çizen Ağbal, “Son çeyreğe ilişkin bu olumlu görünüm yıl sonu büyümesinin OVP’de beklediğimiz yüzde 3’ün üzerinde olabileceğini göstermektedir” dedi. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da, “Yüzde 3’lük hedef rahatlıkla gerçekleşecek” dedi.
Vatan


DÜNYA

Muhalifler Bölündü
Suriye’de geçiş süreciyle ilgili Viyana’da belirlenen yol haritası çerçevesinde taraflar 1 Ocak’ta masaya oturmadan önce muhalifler üç cepheye bölündü. Suudi Arabistan’ın organizatörlüğünde yaklaşık 100 temsilci Riyad’da bir izleme ve bir müzakere heyeti belirledi. Riyad’dan dışlananlar ise Kürtlerin öncülüğünde Derik’te toplanıp meclis kurdu. Her iki gruba mesafeli olanlar da Şam’da bir araya geldi. Rojava’nın aktörleri PYD ve YPG, kendisine yakın grup ve kişilerle birlikte 8-9 Aralık’ta Derik’te düzenledikleri Demokratik Suriye Kongresi’nde bir meclis oluşturdu. Rimelan’da 103 kişinin katıldığı toplantıda ‘özgür ve demokratik bir Suriye’nin inşası için’ 42 kişilik ‘Demokratik Suriye Meclisi’ kuruldu. Suriye’nin kuzeyinde 3 kantondan oluşan Rojava Özerk Yönetimi’nin 13, Siyasi Partiler Siyasi Danışma Kurulu’nun 3, Buğday Dalgası Hareketi’nin 2, Arap ve Kürt aşiretlerinin birer, Türkmen, Süryani, Aşuri, Arab ve Ezidi halklarının birer, gençlik hareketlerinin bir, bağımsızların 5 kişiyle temsil edildiği mecliste şu gruplara da birer temsilcilik verildi: Onur ve Haklar Anlaşması Topluluğu, Suriye Ulusal Demokratik Uzlaşı Komitesi, Şehba Bölgesel Meclisi, Suriye Demokratik Çağdaşlık Partisi, Sosyalist Demokratik Baas Partisi, Cebel Arab, Suriye Ulusal Kitle. Meclis Suriye’deki krizin barışçıl müzakere ile çözülmesi, teröre karşı mücadele edilmesi, Suriye’nin siyasi dönüşümü için özgür ve demokratik seçimlerin yapılması, halkların inanç ve kültürlerinin teminat altına alınması ve demokratik anayasanın yazılmasını hedef olarak belirledi. PYD, YPG, YPG’nin Kürt, Arap ve Süryanilerle birlikte kurduğu Suriye Demokratik Güçleri, ABD’nin istemesine rağmen Riyad’a davet edilmemişti. 100 kişinin davet edildiği Suudi Arabistan’daki toplantıda ise müzakerelere liderlik etmek üzere 32 kişilik bir yüksek konsey oluşturulması kararlaştırıldı. Konseyde Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu ve Suriye Ulusal Konseyi ağırlığını korurken silahlı gruplara 10, bağımsızlara 8 temsilcilik ayrıldı. Toplantıda Suriye’nin birliği, demokratik ve sivil devlet, tüm terör eylemleri ve yabancı savaşçıların reddi, devlet kurumlarının korunması ve ordunun yeniden yapılandırılması konularında uzlaşıldı. Riyad’a davet edilen silahlı 15 örgüt arasında eski Kaidecilerin kurduğu ve şeri düzen isteyen Ahrar’uş Şam da yer aldı. Ancak örgüt konferansın ikinci günü rejim yanlısı unsurlara yer verildiği gerekçesiyle süreçten çekildi. Ancak toplantının sonuç bildirgesine dayanan Reuters ajansı, Ahrar’uş Şam’ın da imzacılardan olduğunu bildirdi. Riyad ve Derik’te Suriye yönetimiyle müzakereler için iki farklı yapı şekillenirken üçüncü bir ses Şam’dan geldi. Şam’daki alternatif toplantıya Dayanışma Partisi, Ulusal Gençlik Partisi ve Ulusal Demokratik Eylem Grubu gibi 15 örgüt katıldı. Eskiden yaşa dışı olan bu örgütler 2011’deki reform paketiyle yasalaşmıştı. Bunlardan bazıları Esad yönetimine karşı gösterilere de katılmıştı. Riyad’da öne çıkan aktörler Derik ve Şam’da toplanan grupları rejim ya da Rusya’nın güdümünde olmakla suçluyor. Riyad’da toplananlar ise cihatçılara prim vermekle eleştiriliyor.
Hürriyet


Azeriler 20 Yıl Sonra D.Karabağ’a Tankla Saldırdı
Azerbaycan ordusunun, 20 yılı aşkın bir süre sonra ilk defa ilk defa Dağlık Karabağ’daki hedefleri tanklarla top ateşine tuttuğu iddia edildi. İşgalci Karabağ yönetiminin Savunma Bakanlığı’na göre; 1994 yılındaki ateşkesten bu yana ilk defa yapılan tank ateşi sonucu bir asker hayatını kaybetti. Azerbaycan Savunma Bakanlığı ise “Ermenistan, Azerbaycan’daki yerleşimlerini havan topuyla vurdu. Dağlık Karabağ’daki ‘düşman’ hedeflerine misilleme yapacağız” açıklamasını yaptı. Ermenistan ile Azerbaycan arasında 1990’lı yıllarda bölgede kanlı çatışmalar yaşandı. Ermenistan, Karabağ’ı kendi sınırlarına katma isteğini açıklayınca çatışmalar iki ülke arasında savaşa dönüştü. 1994 yılında ateşkese varılsa da iki taraf bir anlaşma imzalamadı. Bu yüzden, bölgede belli aralıklarla çatışmalar patlak veriyor.
Türkiye


Neo-Nazi Kurbanlarının Aileleri Aihm’e Gidecek
Almanya’da 2000- 2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren neo-Nazi ‘Nasyonal Sosyalist Yeraltı’ (NSU) terör örgütünün kurbanları, NSU davasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşımaya hazırlanıyor. NSU davasında görevli avukat Mehmet Daimagüler Milliyet’e, “Mahkemede, açıklığa kavuşturmasını istediğimiz birçok nokta aydınlatılmadı. Bu davayı AİHM’e taşıma kararı aldık” açıklamasında bulundu. Davanın Mayıs ya da Temmuz 2016’da bitmesi bekleniyor. NSU davasında baş sanık Beate Zschape’nin ilk kez mahkemeye açıklama yapmasını değerlendiren Daimagüler, “Bizim talep ettiğimiz sorulara cevap veren bir dava yürütülmüyor. Davada tanık olarak dinlenen 27 kişi NSU örgütüne yardım ettiğini söyledi ancak mahkemeye göre NSU örgütünün sadece üç üyesi var. Davacı tarafın açıklanmasını istediği konulardan birisi Alman istihbaratının NSU örgütünün içindeki rolünün araştırılması. NSU’ya neden olan durumlardan birisi de polis teşkilatı içindeki kamusal ırkçılıktır. Tüm bunları aydınlatmak için dava sonunda AİHM’e gideceğiz” dedi. Davada, Daimagüler’le birlikte 2001 yılında Nürnberg’de öldürülen Abdurrahim Özüdoğru’nun ailesini temsil eden avukat Onur Özata ise mahkemenin Zschape’nin ailelerden özür dilemesini nihai kararda dikkate alacağını söyledi. Özata, “Zanlı Zschape’nin özrü dürüst değil. Zanlı inandırıcı olmadığı gibi olaya taktiksel yaklaşıyor. Nitekim kurban yakınları müvekillerimiz özrün sahte olduğu inancındalar. Müvekkillerimiz böylesi bir özrün olması yerine, olmamasını daha uygun görüyorlar. Ancak, mahkeme alacağı nihai kararda elbette Zschape’nin özrünü ciddiye alacaktır. Yine de benim şahsi düşünceme göre, nihai kararın hafifletilmesinde bu özür, hem çok geç kaldığı, hem de samimi olmadığı için etkin olamayacaktır” dedi. Özata, Zschape’nin örgütün bütçe planlamasını yaptığından emin olduklarını söyledi. Avukat Daimagüler ise Zschape’nin ‘NSU üçlüsünün’ diğer iki üyesi Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’u işlenen cinayetlerden sorumlu göstermesi hakkında, “Konuşmak için çok geç kaldı ve çok az zamanı var. Anlattıklarının bir kelimesi bile doğru değil. (Mundlos ve Böhnhardt’ı kastederek) ‘kızdım onlara, yaptıklarının yanlış olduğunu söyledim’ diyor. Ben yabancı düşmanı birisi değilim demek istiyor. Bunlar doğru değil” dedi. Daimagüler’e göre, baş sanığın yaptığı açıklamalar davanın hızlanmasına katkı sağlayacak nitelikte değil. Beate Zschape, dün yaptığı açıklamalarda ‘olaylara katılmadığı halde ahlaki sorumluluk hissettiği için’ kurban ailelerinden özür dilemişti. Zschape’nin yıllarca susarak mahkemenin kendisi hakkında birşey ispat edemeyeceğini düşündüğünü söyleyen Daimagüler, 2,5 yıllık suskunluğun ardından kadının bu stratejinin yanlışlığını fark ederek konuşmak zorunda kaldığını söyledi.
Milliyet


Abd Destekli Kürt-Arap Gücü ‘Siyasi’ Örgütünü Oluşturdu
IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin desteğini alan YPG-Arap koalisyonu, siyasi bir kol oluşturacaklarını açıkladı. Siyasi kolun Suriye’de federal yapıyı ve yeni bir anayasayı destekleyeceği belirtildi. Suriyeli siyasi ve silahlı muhaliflerin uluslararası müzakerelerde ortak bir tutum sağlaması amacıyla Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen zirveye davet edilmeyen Suriyeli Kürtlerin Haseke’de düzenlediği konferansın sonunda okunan kararda, Suriye Demokratik Konseyi kurulmasına karar verildiği belirtildi. Oluşturulacak konseyin, küçük Arap ve Hıristiyan grupları ile YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDF) siyasi kolu olacağı aktarıldı. Haseke’de toplanan gruplar, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejiminin “iç savaşta sorunun parçası olduğu için çözümün de parçası olması gerektiğini” belirtti. Oluşturulan konseydeki 42 üyeden biri olan İlham Ahmad, örgütün savaşın bitmesinde rol oynayabilmesi için ‘uluslarası ve bölgesel desteğe’ ihtiyacı olduğunu söyledi. Konseyin Suriye’deki siyasi sistemin adem-i merkeziyetçi olması gerektiğini savunduğu aktarılırken, Kürt halkının haklarının anayasa ile güvence altına alınması da talep ediliyor. Alternatif zirvedeki Kürt yetkililerden Sihanuk Dibo, Kürtlerin Suriye’nin federatif bir sistemle yönetilmesi istediğini, ancak bu sorunun demokratik bir anayasa yapılana kadar çözülemeyeceğini ifade etti. Suriyeli Kürtler, 4 yıllık iç savaş boyunca IŞİD ile mücadeleye odaklanarak Kuzey Suriye’deki Tel Abyad, Haseke ve Kobani’de kanton bölgeler oluşturmuştu.
Milliyet


Netanyahu’nun Kopeği Vekili Ve Savcıyı Isırdı
İsrail’de Başbakan Benjamin Netanyahu’nun temmuz ayında sahiplendiği köpeği ‘Kaia’, Hanuka Bayramı sebebiyle başbakanlık konutunda düzenlenen mum yakma töreninde ‘terör estirdi’. Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisi vekillerinden Sharren Haskel, tören sırasında sevmeye çalıştığı Kaia tarafından elinden ısırıldı. Olay karşısında utanan Netanyahu hemen yardımcılarından vekilin eline pansuman yapılmasını istedi. Haskel’e müdahale yapıldığı sırada olaydan haberi olmayan Savcı Or Alon da köpeği sevmeye çalışınca aynı akıbeti paylaştı. Eli bandajlanan Alon ve Haskel daha sonra Netanyahu’yla birlikte törene kaldıkları yerden devam ettiler. Netanyahu’nun oğlu Avner’in bir barınakta uyutulmayı beklerken bulduğu 10 yaşındaki Kaia’nın genelde sakin mizaçlı bir köpek olduğu söyleniyordu.
Vatan


Balkabağına Dönüştü
Arjantin’de 2 dönem devlet başkanlığı yaptıktan sonra görevini muhalefetin adayı Mauricio Macri’ye devreden Cristina Kirhner, başkent Buenos Aires’te taraftarlarıyla son kez bir araya geldi. Kalabalığa seslenmeden önce, kendisinden önce devlet başkanlığı görevini yürüten eşi Nestor Kirchner’in büstünün acılışını gercekleştiren Kirchner yaptığı konuşmada, “Fazla konuşamayacağım. Zira gece yarısında balkabağına dönüşeceğim” ifadelerini kullandı. Kirchner, kasım ayında gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçimlerinden zaferle çıkan halefi Macri’yi eleştirmeyi de ihmal etmedi. “Halkın devlet başkanı olmakla medyanın devlet başkanı olmak aynı değildir” diyen Kirchner, ABD’yi ima ederek ‘dışarıdan bir gündemin empoze edilmeye çalışıldığını’ savundu.
Vatan


İngiltere Kıbrıs’ta İkili Oynuyor
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın Güney Kıbrıs’ta askeri tesis kurmasına yönelik iki taraf arasında görüşmeler yapıldığına ilişkin haberlerle ilgili, hangi ikili anlaşmalara imza koyacağının Güney Kıbrıs’ın kararı olduğu açıklamasında bulundu. Yapılan açıklamada, İngiltere, Rusya’nın tesisleri insani ve acil amaçlar doğrultusunda kullanımı konusunda Rum yönetimiyle görüştüğünü bildirdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç önceki gün düzenlediği basın toplantısında “Garanti ve ittifak anlaşmalarına göre adada garantörler dışında bir üçüncü ülkenin askeri varlığının bulunması mümkün değil” demiş, Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ise iki gün önce yaptığı açıklamada Rus uçaklarının ihtiyaç anında adada ikmal yapabileceğini ve askeri üsleri kullanabileceğini söylemişti.
Star

POLİTİKA


Musul’daki Askeri Çekmeyeceğiz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret için Türkiye’de bulunan Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Dragan Çoviç ve Konsey Üyesi Bakir İzzetbegoviç ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde baş başa ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerin ardından Erdoğan, Çoviç ve İzzetbegoviç ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, şunları kaydetti: Musul meselesinde buraya Türk askerinin gitmesi aslında 2002 yılında olan bir harekettir. Bu hareketten sonra da 2014’te merkezi yönetim, Haydar Abadi’nin bizi ziyaretlerinde kendilerinin bizden eğitim noktasında talepleri olmuştur. Gerek asker gerekse polis olarak bu tür talebi olmuştur. Bizim oraya giden askerlerimiz muharip olarak gitmemiştir, eğitimci olarak gitmiştir ve şu anda orada gerek Başika’da gerek diğer kamp yerindeki yaptıkları iş eğitimdir. Tabi bu eğitimi vere askerlerimizin eğitimi verdikleri Peşmerge sayısına göre de bu sayı çoğaltılır ve ya azaltılır. Bunu geri çekmek gibi bir şey şu anda söz konusu değil. Ve bu ayın 21’inde de zaten gerek Kuzey Irak, gerek Türkiye, gerekse Amerikalı dostlarımızla üçlü bir toplantı bir çalışma da ayrıca yapılacaktır. Bir gerçeğin altını çizmem lazım oda şudur; Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne gitmesi ne adına, o ayrı bir sorudur. Bir defa Rusya burada taraf değildir. Ne adına oraya gidiyor, o da ayrı bir konu. Türkiye olarak bizler oradan verilen cevabı da gördük. Nitekim Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu müracaatı reddetti. Bundan sonraki süreçte ne olur, onu da izlemeye devam ederiz. Ama biz Türkiye olarak şu anda dünyada özellikle bölgedeki gelişmelerde koalisyon güçleri ile müşterek hareket alanını kendimize seçmiş bulunuyoruz. Talep edilmediğimiz bir yerde yokuz. Her talep edilen veya eden ülkeye de olumlu cevap vermeye kimse mecbur değildir. Peki Rusya’nın bu ülkelerle bir sınırı mı var, değil. Tartus’ta zaten zamanında kendisine orada malum bir üs gibi bir yer kurmuşlardı, şimdi o yetmedi bir de daha kuzeyde Lazkiye’nin kuzeyinde yeni bir üs kurmak suretiyle oraya şu anda uçaklarıyla füzeleriyle yerleşmiş durumda. Önce onu dünyaya izah etmesi lazım ben burada niye varım? Niçin varım?
Milliyet


Şimdi ‘Eylem’zamanı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim beyannamesinde yer alan vaatlerin tamamının 3 ay içinde hayata geçeceğini açıklarken reform paketlerini ise, “3 ay”, “6 ay” ve “1 yıl” olarak kademelendirdi. Seçim sürecinde sık sık gündeme gelen yeni anayasa vaadi, Ak Parti’nin tek başına yaşama geçirmesi mümkün olmadığından eylem planında yer almadı. Davutoğlu, muhalefete, “beraber yapalım” çağrısında bulunurken, yargı ve yükseköğretimle ilgili dört acil anayasa düzenlemesi ile ilgili de muhalefetten destek istedi. “64. Hükümet 2016 Yılı Eylem Planı” dün açıklandı. Planda, “vaatler” ve “reformlar” iki ayrı başlıkta ele alındı. Başbakan Davutoğlu, 44 vaat ve 172 başlıkta toplanan reformlarla ilgili olarak “Seçimden önce ne söyledikse hayata geçireceğiz. Eylem planımızı bütün Türkiye, 78 milyon takip etsin. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2002’de eylem planı açıkladığında herkesi çetele tutmaya, yapacaklarını takip etmeye çağırmıştı. Takip etmenizi istiyoruz. Çeteleyi tutun” dedi. Planda yer almamasına karşılık anayasa mesajı da veren Davutoğlu, bütün bir toplumun çözmesi gereken ana meselenin “yeni anayasa” olduğunu söyledi. Meclis tablosunun demokratik bir anayasanın Ak Parti gayreti ve oylarıyla yapılmasına imkan sağlamadığını vurgulayan Davutoğlu, “Anayasayı değiştirecek mutlak bir çoğunluğa sahip olsaydık da anayasanın diğer partilerle ve toplumun her kesimiyle birlikte yapılmasını ilkesel olarak benimser ve ona göre davranırdık. Öyle bir anayasa çıkaralım ki ana gibi bütün bir toplumu kuşatsın. Ana gibi, insanları ürkütmek yerine ona merhamet ve şefkat sunsun. Ana gibi yar olsun, düşman tanımı yapmasın, vatandaşa dikte edilmesin, vatandaşın özgürlüklerini sınırlamasın. Sayfalarına girdiğimizde kısıtlayıcı hükümlerle bizi karamsar bir tabloya sürüklemesin” dedi. Muhalefete dört temel konu için de çağrı yapan Davutoğlu, “Bir; yüksek yargıda dağınıklığı giderelim. İki; HSYK’yı yeniden yapılandıralım. Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu kuralım ki CHP ile yürütülen istikşafi görüşmelerde bunların bir kısmı üzerinde mutabık kalınmıştı. Üç; yargı üst yönetiminin oluşumunda TBMM’nin rolünü güçlendirelim. Dört; özel üniversitelerin kurulmasına ve yurtdışındaki üniversitelerin Türkiye’de, Türkiye’deki üniversitelerin de yurtdışında faaliyet göstermelerine imkan sağlayacak düzenlemeleri yapalım” dedi. Reformlarım hayata geçirilmesinde, kamuoyunun hakemliğinin önemine işaret eden Davutoğlu, reform niteliğindeki bazı değişikliklerin TBMM’nin iradesini gerektirdiğini söyledi.
Milliyet


‘Basın Özgürlüğü Vazgeçilmezimiz’
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, görüştüğü ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass’e, CHP’nin yeni anayasa tartışmalarında “özgürlükçü bir anayasa” dan yana olduğunu, tutuklu gazeteci kavramını kabul etmediğini ilettiği belirtildi. Bass’i CHP Genel Merkezi’ne gelişinde Kılıçdaroğlu’nun Özel Kalem Müdürü Tuncay Ceylan karşıladı. Alınan bilgilere göre görüşme talebi Bass’ten gelirken, yeni yasama nedeniyle Kılıçdaroğlu’na nezaket ziyaretinde bulunulduğu öğrenildi. Görüşmede yeni anayasa tartışmaları gündeme gelirken, Kılıçdaroğlu’nun özgürlükçü bir anayasadan yana olduklarını, basın özgürlüğü kavramının kendileri için vazgeçilmez olduğunu anlattığı ve “tutuklu gazeteci” kavramını kabul etmediklerini ilettiği belirtildi. Kılıçdaroğlu’nun basın özgürlüğünün durumu konusunda kaygılarını aktardığı, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasını eleştirdiği kaydedildi. Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’de başkanlık sistemine karşı olduklarını, güçlendirilmiş bir parlamenter sistemden yana olduklarını anlattığı da öğrenildi. Alınan bilgilere göre görüşmede ayrıca, Ortadoğu’daki gelişmeler de ele alındı. Bass’in, koalisyon partneri olan Türkiye ile işbirliği halinden memnun olduklarını ilettiği öğrenilirken, Kılıçdaroğlu’nun Suriye krizinde 2012’den itibaren yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını vurguladığı, IŞİD terörünün Suruç ve Ankara katliamları ile Niğde olayı ile Türkiye’ye ithal edilmesinde Ak Parti hükümetinin mezhep eksenli yaklaşımının etkili olduğunu ifade ettiği belirtildi. Rusya ile yaşanan kriz konusunda Bass’in ABD’nin tutumunu anlattığı görüşmede, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da, “Her ülke gibi Türkiye de sınırını koruma hakkına sahiptir” dediği, ancak krizin ele alınış yöntemini eleştirdiği öğrenildi.
Milliyet

SPOR

Turkish Airlines Euroleague B Grubu’ndaki temsilcimiz Anadolu Efes, 9. maçında 5. galibiyetini İspanyol Laboral Kutxa karşısında 95-86 ’ l ı k skorla aldı. Stresli geçen bir ilk turun sonuna yaklaşırken TOP 16 biletinin alınmış olmasının Efes’i çok rahatlatacağı kesindi, zaten temsilcimiz çok rahat skor üretti. İlk çeyrek hariç tabii. İkili oyunlarla sürekli potaya giden Tyus’un bomboş atışları değerlendirememesi, 5’te 0 üç sayı isabeti, 10 dakikalık bölümde 21-16’lık Laboral üstünlüğünü beraberinde getirdi. Efes’in hücumu ne kadar iyiyse, savunması da o kadar kötüydü dün. Bourousis girdikten sonra boyalı alandaki üstünlüğünü artıran, dışarıdan zaten maça 8’de 7 ile üçlük ile başlayan Laboral, daha ilk yarıda Efes potasına 46 sayı gönderdi, soyunma odasına da 5 farklı üstün gitti. İlk yarıda 2 dakika dolmadan faulleri üçleyen ve kenara gelen Saric, 2. yarıya fırtına gibi başladı, 7 sayı birden atarak skoru 51-50 yaptı. Furkan Korkmaz’ın sahada kaldığı 7 dakikalık bölümde savunma da toparlanınca Efes 4 farklı öne de geçti. Ancak nedendir bilinmez, 7 dakikalık bölümde 9 sayılık avantaj yakalayan Efes’te Ivkovic, Furkan’ı hemen kenara çekti, Laboral başta Adams olmak üzere 3 sayı bombardımanını sürdürerek, 5’e çıkan farkı 1’e indirdi. Anlaşıldı ki, Efes bu maçta savunma yapmayacaktı, tek çare atarak kazanmaktı. O görevi de en iyi yapacak isim Heurtel’di, zaten 25 sayı attığı maçın son bölümünde yine sahne aldı, Efes bir anda arayı açtı, ikili averajı ele geçirerek, 2.’lik iddiasını artırırak son haftaya taşıdı. Dünkü maçtaki kötü savunmanın nedeni, TOP 16 rahatlığıysa kabul edilebilir ama sezonun öncesine de baktığımızda böyle olmadığı ortada. Bu nedenle Efes mutlaka savunmada bir çare bulmalı, yoksa iş çok zor ikinci turda. Herkes Laboral değil sonuçta!
Milliyet


Beşiktaş, H Grubu’ndaki 6. ve son maçında Sporting Lizbon’a Portekiz’de yenilerek Avrupa Ligi’nden elendi: 3-1. Ev sahibi ekip oyuna hızlı başladı. 2’de Jefferson ortaladı, Mario vurdu, Tolga kontrol etti. 3’te savunmanın arkasına atılan topu Slimani’den önce Tolga bloke etti. 14’te Quaresma kaptığı topu kale alanına kesti, Gomez ıskaladı. 24’te Mario çaprazdan auta vurdu. Olcay’ın 25’teki şutu dışarı gitti, 31’deki vuruşu yan ağlarda kaldı. 40’ta Quaresma sağ arka direğe doğru kesti, Olcay gelişine vurdu, kaleci mutlak golü önledi. İkinci yarıda oyun hareketlendi. 48’de Carvalho’nun şutu auta gitti. 50’de Sosa’nın serbest vuruşunda Rhodolfo’nun kafası dışarı çıktı. 58’de Quaresma, soldan ceza alanına girdi, harika pasını Mario Gomez filelere gönderdi: 0- 1. 64’te oyuna giren Gutierrez Sporting’e hareket getirdi. 67’de Beşiktaş savunmasının arkasına atılan topta Slimani, Tolga’yı avladı: 1-1. Sporting 72’de öne geçti. Ruiz soldan ceza alanına girerken çaprazdan vurdu. Tolga'nın hamlesi yeterli olmadı: 2-1. Gutierrez, 77’de Tosiç’i de geçip Beşiktaş’a son darbeyi vurdu: 3-1.
Star


Fenerbahçe, Celtic ile 1-1 berabere kaldı: 1-1. 4’te Diego'nun pasında ceza sahası içi sağ çaprazda topla buluşan Mehmet Topal'ın sert şutunda top direkten geri geldi. 29’da Diego’nun uzakta vuruşunda top kaleciden döndü, Josef tamamladı, kaleci Gordon bir kez daha kurtardı. 39’da Gökhan Gönül’ün kendi yarı alanından attığı uzun topa Markoviç hareketlendi, kaleci yanından geçen topa dokunamadı. Markoviç çaprazdan boş kaleye bıraktı: 1-0. 45’te Lustig vurdu, savunmaya çarpan top kornere çıktı. 70’te Josef de Souza’nın uzaktan vuruşu auta gitti. 73’te Alper ceza alanı dışında topla buluştu. Sağa ayağı ile vurdu ancak top çerçeveyi bulmadı. 75’te sağdan gelişen konuk ekip atağında Lustig’in yaptığı ortayı iyi takip eden Commons kafa ile fileleri havalandırdı. 77’de savunmanın uzaklaştırmak istediği top ceza alanı dışında Markoviç’in önüne düştü. Onun vuruşu kalecinin kucağına gitti. 79’da Forrest’in vuruşundan sonuç çıkmadı. 80’de McGregor ceza alanı dışından sol ayağı ile vurdu. Top az farkla auta çıktı.
Star


Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, Celtic maçı sonrası çok mutluydu. Portekizli çalıştırıcı “Ben istediğim kimlikteki bir takımı görebiliyorum. 11'e 11 oynadığımız süre boyunca, son derece başarılı bir oyun ortaya koyduk. Berabere kalsak da, kazanmak isteyen, pozisyon üreten, baskı yapan ve gol atan bir Fenerbahçe vardı. 10 kişi olmak bizi yordu ve zorladı. Sahada agresif olan, önde basan takım bizdik. Ben de bunu istiyordum. Taraftarlarımıza da bunun sözünü verdim. Hangi takımla oynarsak oynayalım, bunu yapabilecek seviyedeyiz. Maalesef kırmızı kart bizi zorladı” dedi. Vitor Pereira şöyle devam etti: “Taraftarlarımıza da teşekkür etmek istiyorum. Bir kez daha söylemek istiyorum, hayatımda gördüğüm en iyi taraftar Fener taraftarı. Kuralar çok bir şey yapabileceğim bir konu değil. Sezon başında yeni bir takım olduğumuzdan bahsettim. Farklı dillerden, kültürlerden gelen oyunculardan oluşan bir takımız. Ben de farklı bir ligden geldim. Sezon başında ben bir söz verdim. Agresif, kendi karakterini sahaya yansıtan, rakibi oynatmayan, topa sahip olmayı bilen ve hücum dinamiğini en iyi şekilde sahaya yansıtacak bir takım sözü verdim. Bugün (dün) gelişimimizi bir kez daha gösterdik. On kişi oynarken golü yedik. Birlik olmayı, takım olmayı başardık. Yeni rakibimize de iyi hazırlanacağız.” “Rakibi oynatmıyoruz, pozisyon buluyoruz. Rakip yarı alanda oynuyoruz. Top daha fazla bizde kalıyor ve ofansif dinamiğimiz çok iyi. Tek üzücü nokta, kırmızı kartla karşılaşmamız.”
Star



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme