19 Aralık 2015 Cumartesi

19.12.2015 Genel Gündem

19.12.2015

GÜNDEM

İmdat Telefonu
Uşak Tabip Odası Başkanı Adnan Memiş, geçici görevle Şırnak Cizre’de görevlendirildi. PKK’lı teröristler perşembe akşamı hastaneye roketle saldırdı. Doktorların kaldığı yere roket mermileri isabet etti. Doktorların da aralarında bulunduğu 176 personel, sığınaklara kaçtı. Ortopedi uzmanı Memiş’in ‘imdat’ çığlığının Meclis’e, oradan da Türkiye’ye ulaşmasını ise üç kent arasında kurulan müthiş bir telefon köprüsü sağladı. Dehşeti yaşayan doktorlardan Adnan Memiş, ilk önce Uşak Tabip Odası Genel Sekreteri, arkadaşı doktor Ali Karaoba’yı aradı. Karaoba, Memiş’le konuşmasını şöyle aktardı: “Gece beni aradı, ‘Ali sığınaktayız, durumumuz hiç iyi değil, o kadar kötü ki, burada sağlık hizmeti verme şansımız hiç yok’ dedi. Kendisi ortopedi uzmanıdır, travmalara alışkın soğukkanlı bir insandır. Ama sesi çok tedirgindi, neredeyse utanmasa ağlayacak konumdaydı. Bana ‘10 günlüğüne buradayım ama buradaki insanların durumuna gerçekten çok üzüldüm, çünkü çoluk çocuk buradalar. Doktor odası, bir roket geldiği için kullanılamaz durumda. Bizler de bir hasta gelince yukarı çıkıyoruz, hastaya baktıktan sonra tekrar sığınağa iniyoruz’ dedi.” Ali Karaoba, hemen CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ı aradı. Bundan sonrasını ise Yalım şöyle anlattı: “Ali Bey, beni saat 23.00 civarında aradı. Ben o sırada hastanede yatan bir belediyeci arkadaşımın yanındaydım. Durumu Grup Başkanvekilimiz Özgür Özel Bey’e ileteyim dedim ancak kendisi o sırada bütçe görüşmelerine yoğunlaştığı için Meclis’te olan Denizli Milletvekili arkadaşım Kazım Arslan’ı arayıp durumu ilettim.” Kazım Arslan, Yalım’ın aktardığı bilgiyi Grup Başkanvekili Özel’e iletirken, Özel’in istediği ayrıntılı bilgi notunu da, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Yalım ile görüşerek hazırladı. Meclis Genel Kurulu’ndaki geçici bütçe görüşmelerine yansıyan olayı Özgür Özel de şöyle aktardı: “Bir yandan bütçe görüşmelerini sürdürüyoruz, bir yandan milletvekillerimize sürekli telefonla uyarılar geliyor. Denizli milletvekilimizi arayan Cizre Devlet Hastanesi’ndeki doktor Adnan Memiş, Cizre Devlet Hastanesi’nin çatışma odağına dönüştüğünü, 176 personelin bulunduğunu, 13-14 hekimin olduğunu, 7’sinin sığınakta mahsur kaldığını, havan topu saldırısı altında bulunduklarını, ailelerinin ve kendilerinin hayatlarından endişe ettiklerini söylüyor. Tabii, durum çok vahim. Devletin, devlet memuru olan bu personelinin güvenliğini sağlamasıyla ilgili sorumluluğunu ve Cizre’de yaşayanların hayatlarını sürdürmelerini sağlamak için orada olan doktorların güvenliğine herkesin azami dikkat göstermesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.” Maliye Bakanı Naci Ağbal da bu konuda Meclis’i bilgilendirmek istediğini belirterek, şunları söyledi: “Cizre Devlet Hastanesi’ne bugün (önceki gün) PKK’lı teröristler tarafından 5 adet roket atılmış. Şu anda hastanede 22 diyaliz hastası ile 3 doğum ve 3 yenidoğan hastası hizmet almaya devam etmektedir. Cizre Devlet Hastanesi’nde hizmetlerin sürekliliği ve güvenliliği hususunda ise güvenlik güçlerimiz tarafından her türlü tedbir alınmıştır. Doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız, hastanenin iç kısmında hizmet vermeye devam ediyorlar.”
Hürriyet



Mgk’nın Gündemi Rusya Ve Suriye
Suriye sınırında Türk hava sahasını ihlal eden SU-24 tipi savaş uçağının düşürülmesi nedeniyle Türkiye ile Rusya arasında oluşan krizin geldiği boyut Milli Güvenlik Kurulu’nun bildirisine de yansıdı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 5 saat 45 dakika süren toplantının ana gündem maddelerini; uçak düşürme sonrası Rusya ile oluşan kriz, terör örgütü IŞİD’in Suriye ve Irak’taki varlığı, PKK ve gençlik yapılanmasını kentlerden temizlemeye yönelik kapsamlı operasyonlar, Türkiye AB ilişkileri ve Kıbrıs sorunu oluşturdu. Toplantıdan sonra yayınlanan 7 maddelik bildiride, şu ifadelere yer verildi. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanmasına müteallik hususlar görüşülmüş; milli güvenliğimize yönelik iç ve dış tehditler kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Paralel Devlet Yapılanması’yla yurt içinde ve yurt dışında sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği teyit edilmiştir. Ülke genelinde kamu düzenini bozmak amacıyla terör saldırıları ve provokatif eylemler gerçekleştiren; bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde mukim vatandaşlarımıza yönelik baskı ve şiddet uygulayan bölücü terör örgütüyle mücadeleye, terör sona erdirilinceye kadar kararlılıkla devam edileceği, terörle mücadeleden bölgede yaşayan vatandaşlarımızın olumsuz etkilenmesine müsaade edilmeyeceği vurgulanmıştır. Dini, mezhebi, etnik kavram ve hassasiyetleri istismar eden tüm terör örgütleri ve bunlara destek veren odaklarla, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, ayrım gözetilmeksizin mücadeleye devam edileceği belirtilmiştir. Suriye’de yaşanan ihtilafa dair son gelişmeler ve Suriye kaynaklı tehditlerin, gerek ülkemizin, gerekse bölgenin güvenlik ve istikrarına etkileri, önümüzdeki dönemde alınabilecek tedbirler ile müttefiklerimiz ve uluslararası toplumla iş birliğimiz gözden geçirilmiştir. Beşerî değerlere, başta İslam olmak üzere tüm inançlara ve insanlığın ortak mirasına karşı suç işleyen DEAŞ terör örgütüyle mücadelenin, bölge ülkeleri ve uluslararası toplumla iş birliği içerisinde sürdürülmesinin önemine dikkat çekilmiştir. Irak’ta yaşanan son gelişmeler, bölge güvenliği açısından gözden geçirilmiş, Irak’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini tehdit eden DEAŞ ve benzeri terör örgütlerine karşı Irak halkının yanında olduğumuz teyit edilmiştir. Rusya’nın Suriye’deki rejimle birlikte bölgede yürüttüğü faaliyetler ile bu faaliyetlerin yol açtığı, mülteci konusu dâhil, tüm insani meseleler hakkında kurul bilgilendirilmiştir. Rusya’nın ülkemizin meşru tutumuna karşı gösterdiği kabul edilemez tavır değerlendirilmiş, bu durum karşısında Türkiye’nin aldığı ve alacağı tedbirler ayrıntılı olarak görüşülmüştür. Bayırbucak bölgesinde yaşayanlar dâhil, Türkmenlerin durumu ele alınmış, sınırlarımızın dışında bulunan soydaş ve akraba topluluklar ile ılımlı muhaliflerin yaşadığı sorunlar karşısında duyarsız kalınmayacağı ifade edilmiştir. Kıbrıs’ta, müzakere sürecinde yaşanan son gelişmeler, bölge güvenliği ile KKTC’nin hak ve menfaatlerinin korunması çerçevesinde ele alınmıştır.
Milliyet

30 Bin Öğretmen Şubatta Atanacak
TBMM Genel Kurulu, önceki gün saat 14.00’te başlayıp dün sabaha karşı 04.00’te sona eren mesaisiyle 2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanunu’nu yasalaştırdı. Bütçe 71 ret oyuna karşın 243 oyla Meclis’ten geçerken, Genel Kurul’da iktidar ile muhalefet temsilcileri arasında sık sık gerilim yaşandı. Görüşmelerde dört partinin milletvekillerinden de alkış alan tek isim, “Romanları sevmeyen var mı?” diyerek bütçeden pay isteyen CHP’li Özcan Purçu oldu. Purçu sayesinde Meclis kürsüsü, “Romanca” ile de tanıştı. Geçici Bütçe, 1 Ocak-31 Mart 2016 tarihlerini kapsıyor. Buna göre, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, özel bütçeli idareler, düzenleyici ve denetleyici kurumlara, 1 Ocak’tan 31 Mart 2016’ya kadar geçecek üç aylık dönemde, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’ndaki başlangıç ödeneklerinin belirli oranları karşılığı kadar ödenek kullanma yetkisi verilecek. Bu oran, Cumhurbaşkanlığı bütçesi için yüzde 28.14, Başbakanlık bütçesi için yüzde 85, Milli Eğitim bütçesi için yüzde 75, Maliye Bakanlığı bütçesi için değişik tertiplerde yüzde 56, yüzde 38, yüzde 55, yüzde 100, yüzde 38.8, yüzde 53, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi için yüzde 60, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi için yüzde 66, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bütçesi için yüzde 75, Adalet Bakanlığı bütçesi için yüzde 40, Hazine Müsteşarlığı bütçesi için yüzde 30, YÖK ve Yurt-Kur bütçesi için yüzde 45, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı için yüzde 100 olacak. Siyasi Partiler Kanunu’na göre, siyasi partilere 2016 yılının tamamı için yapılacak yardımın hesaplanmasında, ilgili kanundaki genel bütçe gelir tahmininin yüzde 16.44 fazlası esas alınacak. Kamu görevlilerine ilişkin toplam atama sayısı sınırları, 40 binden 55 bine çıkarılacak. Genel Kurul’da söz alan Ak Parti Sivas Milletvekili Habib Soluk, 55 bin memur atamasının 30 bininin öğretmen ataması olacağını ve bu atamaların şubatta gerçekleştirileceğini söyledi. CHP’nin Roman vekili Özcan Purçu, Roman olmanın dünyanın her yerinde zor olduğunu belirtirken vekillere, “Allah aşkına söyleyin Romanları sevmeyenler var mı?” diye sordu. Hükümet sıralarında oturan Maliye Bakanı Naci Ağbal’a dönerek, “Sayın Bakan size soruyorum, seviyor musunuz? O zaman Romanlara 2016 bütçesinden pay ayıracağız, söz mü?” diyen Purçu’ya Ağbal, “seviyoruz tabii” yanıtını verdi. Ancak Purçu’nun beklediği sözü vermedi. Kendisinin Roman açılımı olduğunu ifade eden Purçu, Genel Kurul’u Romanca selamladı. Böylece Meclis kürsünden ilk kez Romanca da kullanılmış oldu. Purçu konuşmasının ardından yerine geçmeden önce Ağbal, Başkanlık Divanı üyeleri ve tüm partilerin ön sırada oturan vekilleriyle tek tek tokalaştı. Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk ise tokalaşmayla da yetinmeyip, Purçu ile kucaklaştı. Genel Kurul’da Ak Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun HDP’lilere yönelik, “Hendeklerin arkasına sığınarak yaptığınız terör olayları nedeniyle ülkemiz milyonlarca dolar kayba uğradı” ifadesi ve HDP’li vekillerin algılama zorluğu çektiklerine ilişkin sözleri tartışma çıkardı. “Elhamdülillah bu ülkeye saygılı Kürt’üm” diyen Taşkesenlioğlu’nun ardından tüm HDP’li vekiller sataşma gerekçesiyle söz istedi. Ancak TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bu talebi kabul etmedi. Grubu adına konuşan HDP’li İdris Baluken, “Dünyada terör olayları yapmakla suçlanan şu anda tek bir siyasi parti var, AKP. Avrupa’dan herhangi birini çevirin, ‘terör’ deyin, ‘IŞİD, El Kaide, El Nusra’ deyin size ‘AKP’ der. Karıştığınız terör olayları, sizi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde zaten yargılayacak. Bu terörün hesabını tek tek hepinizden soracağız” dedi. Tansiyonun yükselmesi üzerine Hamzaçebi, birleşime ara vererek, grup başkanvekilleriyle görüştü. Aranın ardından Ak Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Taşkesenlioğlu’nun kastı aşan bir ifade kullandığını, parti olarak buna katılmadıklarını söyledi. Baluken de Ak Parti’ye yönelik sözlerinin suçlama değil uyarı amaçlı olduğunu kaydetti. Görüşmelerde HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk, kürsüden Van’da çektiğini söylediği plakasız bir arazi aracının fotoğrafını gösterdi. Öztürk, iktidar grubuna, “Siz 90’ları 1-0 geçtiniz. 90’ların Torosları, şimdilerin Ranger’ları” diye seslendi. CHP İzmir Milletvekili Musa Çam da baştan sona Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan bir konuşma yaptı.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 99, 5940-99, 7557                                                                  
ABD Doları 2, 9059-2, 9098/ Euro 3, 1594-3, 1642/İngiliz Sterlini 4, 3336-4, 3404                  


Gaz Barışı
Türkiye ve İsrail arasında son dönemdeki sıcak gelişmeler ve normalleşme, İsrail-Türkiye doğalgaz boru hattının da önünün açıldığı yorumlarına neden oluyor. Aslında iki ülkedeki şirketler arasındaki görüşmeler bozuk olan siyasi ilişkilere rağmen sürüyordu. Ancak belirsizlik gölgesinde sürüyordu. Türkiye ve İsrail’in İsviçre’de anlaşmaya vardığı; İsrail’in Mavi Marmara baskını için Türkiye’ye tazminat ödeyeceği ve büyükelçilerin göreve başlayacağı haberi, şüphesiz İsrail doğalgazının akıbeti açısından da oldukça önemli. Normalleşme sağlanırsa, doğalgaz anlaşması imzalanabilir. Böylece Türkiye’ye 25 yıl boyunca İsrail’den yıllık 10 milyar metreküp (bcm), yani toplamda yaklaşık 250 milyar metreküp doğalgaz gelebilir. Türkiye’nin 2014 yılındaki 49.2 bcm doğalgaz ithalatı dikkate alındığında, yıllık 10 milyar metreküp Türkiye’nin toplam gaz ithalatının yüzde 21’ine tekabül ediyor. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye ve İsrail arasındaki yakınlaşmanın, iki ülke arasında uzun yıllardır devam eden doğalgaz görüşmelerinde, anlaşma sürecini hızlandırabileceğini söylerken, İsrail gazının 2019 gibi Türkiye’ye gelebileceğine işaret ediyor. İsrail ile devam doğalgaz görüşmeleri hakkında bilgi sahibi bir sektör temsilcisi, şöyle konuşuyor: “İsrail’deki doğalgaz yataklarını işleten Delek ve Nobel şirketlerinin öncelikle Türkiye tarafı ile doğalgaz alım-satım sözleşmesi imzalaması gerekiyor. Bu, Türkiye’deki bir özel şirket, özel şirketler konsorsiyumu, BOTAŞ veya Türk Petrolleri gibi bir kamu şirketi veya özel-kamu ortaklığı ile olabilir. Eğer 2016’ya kadar pürüzler çözülür ve 2016’da taraflar arasında bir sözleşme imzalanırsa, Delek ve Nobel saha geliştirme projesine başlayacak. Yıllık 10 bcm gaz, günlük 30 milyon metreküp eder, bu gazın çıkarılması için ilave sondajlar yapmaları gerekecek, daha sonra sondajlardan çıkan gazlar bir platformda toplanacak. Sonuçta gaz şu anda Türkiye’ye satılabilir halde değil, denizin altında. Saha geliştirmesi için 2 yıl civarında zamana ihtiyaç var. Eğer 2016’da sözleşme imzalanır ve saha geliştirme çalışmaları başlarsa, 2019’da İsrail’den Türkiye’ye gaz akışı başlayabilir. Sahadaki platform ile Türkiye sahili arasında yaklaşık 475 kilometrelik bir boru hattı inşası gerekiyor.”
Hürriyet


Bölünmüş Yolda Yeni Hedef 35 Bin Kilometre
Maliye Bakanı Naci Ağbal, bölünmüş yolda AK Parti’nin hedefinin 35 bin kilometreye ulaşmak olduğunu söyledi. TBMM Genel Kurulu’nda 2016 Yılı Geçici Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Ağbal, bölünmüş yol yapımlarına ilişkin sorular üzerine, “AK Parti hükümetleri yaklaşık 6 bin 100 kilometre ile başlamış olduğu bölünmüş yola 18 bin 162 kilometre ilave ederek bugün itibarıyla 24 bin 263 kilometreye çıkardık. İnşallah hedefimiz 35 bin kilometreye hızla çıkarmak” dedi. Ağbal, işsizlikle ilgili soruları yanıtlarken de, “2009 global krizinden sonra gerçekten birçok ülkede işsizlik oranları önemli ölçüde arttı. Ve hâlâ birçok ülke 2009 seviyesine gelemedi. Ama Türkiye global krizden sonra yaklaşık 7 milyon insanına istihdam oluşturdu. Dolayısıyla işsizlik oranlarına ilişkin duyarlılığa katılmakla birlikte global koşulları ve gelişmeleri düşündüğümüzde, kriz sonrası 7 milyon civarında bir istihdam oluşturulmuş olması hususunun da takdirle karşılanmasını beklemek bizim hakkımız” diye konuştu.
Türkiye


86 Bin Milyonere Pasta Sürprizi
Gayrimenkul portföy yönetimi şirketi EYG’de hisse devir işlemleri tamamlandı. Şirket, GYODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Sur, Soyak Holding CEO’su Emre Çamlıbel ve Mehmet Ali Ergin ile Caner Bingöl ortaklığının kurduğu şirkete geçti. İsim değişimi için SPK onayı bekleyen bu şirketin adı, İngilizce’de pastayı paylaşmak anlamına gelen RE-PİE Gayrimenkul Portföy Yönetimi oluyor. “Nitelikli yatırımcı” olarak kabul edilen 1 milyon TL ve üzeri nakit veya nakit benzeri varlığı olan 86 bin kişinin gayrimenkul işlerine yatırım yapmasının önünü açmayı planlayan oluşum portföy büyüklüğü 280 milyar TL’ye denk gelen pazarda iş yapacak. Şirketin bu noktada hedefi 2016’da gayrimenkul yatırım fonu pazarında 500 milyon TL büyüklüğe ulaşmak. Şirketin kuracağı markalı konut fonlarına sepet bazında ve iskontolu olarak yatırım yapılabilecek. RE-PİE, sadece ofis konut değil AVM yatırımı da yapacak. Bunun için kira getirili ticari gayrimenkul fonu kurulacak. Şirket Türkiye’nin farklı yerlerindeki 8 AVM için hazırlık yapıyor. Yatırımcılar yabancı para cinsinden kira getirisi olan AVM’lerden katılım payı alabilecek. 3 ayda bir düzenli kira geliri sağlayacak. GYO’ların küresel büyüklüğü 907 milyar dolar. Türkiye’deki büyüklük 8 milyar dolar. Altyapı GYO’ları dünyada 150 milyar dolar büyüklükte, Türkiye’de bu tip fon yok. GYF’lerin küresel büyüklüğü 92 milyar dolar. Türkiye’de bu fonlar da yok. İlk kuruluş REPEİ ile gerçekleşmiş olacak. RE-PİE Genel Müdürü Hasan Bayhan, “Son dönemlerde tartışılan gayrimenkul yatırım ortaklıklarının vergi avantajı veya gayrimenkullere yönelik vergi artışı konuları, gayrimenkul yatırım fonları için bir endişe oluşturmuyor. Beklenti, yıl sonunda uzatılacak olan geçici 67 vergi kanununun GYF’leri de içermesi. Bu sayede, yatırımcı için vergi yükü yüzde 35’ten yüzde 10’a düşecek” dedi. GYF kazançlarına gelir vergisi stopajı yok. Gerçek kişilerin için kazancın yarısı vergiden muaf. Tüzel kişilerde kazanç kurum kazancına dahil edilebiliyor. GYF katılma belgelerinin fona iadesinde oluşan alım satım kazançları da kar payı geliri gibi vergilendiriliyor. GYF kazançları kurumlar vergisinden muaf. Damga vergisi muafiyeti de var.
Milliyet


Öğrenci Başına Eğitim Harcaması 5.403 Liraya Çıktı
Eğitim harcamaları 2014 yılında yüzde 13.2 artarak 113.5 milyar TL oldu. Öğrenci başına yapılan eğitim harcaması ise 2011 yılında 3 bin 819 TL iken, 2014 yılında 5 bin 403 TL’ye yükseldi. Eğitim harcamasının gayri safi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 6.5 olarak gerçekleşti. Eğitim harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya oranı 2013’te yüzde 6.4’tü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Eğitim Harcamaları İstatistikleri raporuna göre Türkiye’de eğitim harcamaları 2014’te eğitim harcamalarının en çok arttığı eğitim düzeyi yüzde 20.4 ile ortaöğretim oldu. Eğitim harcamalarının yüzde 77.7’si devlet tarafından finanse edildi. Vatandaşın yaptığı harcamaların payı ise yüzde 19.8 oldu. Devlet ve özel kurumlar en büyük eğitim harcamasını yükseköğretime yaptı. Devlet kurumlarınca yapılan harcamaların yüzde 32.9’unu (25 milyar 594 milyon TL) yükseköğretim oluşturdu. Özel kurumlarca yapılan harcamaların ise yüzde 47.9’u (9 milyar 87 milyon TL) yükseköğretime yapıldı. En çok yükseköğretime para harcandı. Eğitim düzeylerine göre değerlendirildiğinde, 2014 yılında öğrenci başına harcamanın en yüksek olduğu eğitim düzeyi 13 bin 245 TL ile yükseköğretim oldu.
Milliyet


Çok Uçmuşlar
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yaklaşık 10 yıl aradan sonra faizleri artırması, nefesini tutarak tarihi kararı bekleyen piyasaları ‘teğet’ geçti. Fed’in faiz artırımı beklentilerin aksine dalga yaratmadı ve ve politika yapıcılar piyasadan sadece 105 milyar dolar çekti. Fed’in faiz artışıyla Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkelerden 500 milyar doların çıkması bekleniyordu. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in öngörüsü de 300 milyar dolarlık çıkışın olması yönündeydi. Federal Home Loan Bank’ta Sermaye Piyasaları Müdürü olan Bill List, Fed fon oranlarının işlem gördüğü piyasaların oldukça sakin ilerlediğini kaydetti. List “Tüm Fed fonları piyasası görece rahatlamaya ayak uydurdu. Tüm varlıklar için hedefler yükseldi” dedi. Fed, 2008’den bu yana yüzde 0- 0.25 arasında tuttuğu faizleri Çarşamba günü 25 puan yükseltirken, piyasaların üzerindeki Demokles’in Kılıcı’nı andıran baskının kalkması dünyayı rahatlattı. Fed Başkanı Janet Yellen’in ‘güvercin’ mesajları da küresel piyasalara moral verdi. Yellen, faiz artışlarının kademeli ve ılımlı olacağını açıklayarak piyasaları rahatlattı.
Vatan


Tüik: Ağır İşte Asgari Ücret 1.600 Tl Olmalı
Milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren 2016’dan itibaren geçerli olacak 1.300 liralık asgari ücrette artan maliyetler konusunda işveren ile hükümetin pazarlıkları sürüyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, yeni asgari ücreti belirlemek üzere 3’üncü kez toplanırken, iki taraf arasında destekle ilgili henüz uzlaşılamadı. Toplantıda, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) asgari ücret hesaplaması paylaşıldı. Buna göre, net asgari ücretin ağır işlerde 1.599 lira, orta ağır işlerde 1.427 lira, hafif işlerde 1.326 lira olması gerektiği belirtildi. Komisyon, gelecek hafta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu ve tarafların programının uygun olduğu bir gün, 4’üncü kez toplanma kararı aldı. İşverenin asgari ücrette “artan maliyeti devletle paylaşalım” talebini değerlendiren hükümet, “işveren SGK primi, işveren işsizlik fonu ve asgari geçim indirimi” kalemlerini gözden geçiriyor. Asgari ücret, halen bekar bir işçi için brüt 1.273 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde net 1.000 lira 54 kuruş olarak uygulanıyor. Kapıcılarda gelir ve damga vergileri kesilmediği için net 1.082 lira 47 kuruş olarak hesaplanıyor. Asgari ücretin işverene maliyeti bir işçi için 1.496 lira 36 kuruş düzeyinde.
Vatan


Kış Biter Gaz Ucuzlar
Petrol fiyatları 110 dolarlardan 37 doların da altına indikten sonra vatandaşın doğalgaz faturasında iyileşme beklentisi gerçekleşmeyecek gibi görünüyor. Elektrikte yeni yıldan itibaren zam konuşulmaya başlanırken, en azından doğalgaz fiyatı zamlanmayacak ancak ucuzlamayacak da. Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ) eski Genel Müdürü Gökhan Yardım, doğalgazda indirim konusunun Nisan 2016’dan önce gündeme alınamayacağını belirtti. Petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün doğalgaz fiyatlarında da indirim getireceği görüşlerini değerlendiren Yardım, “Doğalgaz fiyatları petrol fiyatlarına oranla dokuz ay geriden geliyor. Yani petrol fiyatlarındaki düşüşün yansımaları ancak belli bir süre sonunda sektöre yansıyor. Diğer taraftan da dolar yükseliyor ve böylece iki durumda birbirinin etkisini minimalize ediyor’’ dedi. Yardım, BOTAŞ’ın tüketiciye sattığı gazda indirimin kısa vadede rasyonel bir durum olmayacağına işaret ederek, şöyle konuştu: “Hem BOTAŞ’ın hem de toptan satış şirketlerinin geçen seneden itibaren büyük kayıpları var ve bu kayıpların miktarı henüz belirlenmedi. Bundan dolayı kayıplar ve telafisi net şekilde hesaplanmadan ve 8-9 ay sonra fiyatların hangi seviyede olacağı tam olarak kestirilmeden, hemen ‘gaz fiyatlarında indirim yapalım’ demek çok gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Doğalgazda bahardan önce indirim zor. BOTAŞ’ın doğalgaz indirim meselesini ancak Nisan 2016’dan sonra gündemine alabileceğini ve şu an böyle bir indirim planının olmadığını düşünüyorum.”
Vatan


DÜNYA

Selanik’teki Türk Başkonsolosluğuna Molotoflu Saldırı
Yunanistan’da, Türkiye’nin Selanik Başkonsolosluğu binasının önünde görevli polislere saldırı düzenlendi. Atatürk’ün doğduğu evin de bulunduğu başkonsolosluk binasının önündeki polis kulübesi ile yine aynı bölgedeki bir polis otobüsüne saat 03.20 sıralarında yüzleri maskeli kişiler molotofkokteyli attı. Maddelerin bir kısmı konsolosluk binasının dış duvarına isabet etti, saldırıda yaralanan olmadı. Yunan Haber Ajansı ANAMPA, Agiyu Dimitriyu Caddesi’ndeki saldırıyı yaklaşık 25 kişinin gerçekleştirdiğini ve konsolosluk binasının önünde görevli polislere 15 molotofkokteyli fırlattıktan sonra kaçtıklarını duyurdu. Selanik’te Türk başkonsolosluğunun önündeki polis kulübesi, daha önce de birçok defa saldırıya uğramıştı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Türkiye


‘Alman İstihbaratı Esad İle İşbirliği Yapıyor’
Bild gazetesinin haberine göre, Almanya’nın istihbarat teşkilatı, Berlin’in Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın varlığına olan itirazlarına rağmen Şam rejiminin gizli servisi ile IŞİD’e karşı bilgi alışverişi yapmaya başladı. Konu hakkında geniş bilgiye sahip kaynaklara dayandırılan haberde, Almanya Federal Haber Alma Servisi (BND) ajanlarının düzenli olarak Suriye’nin başkenti Şam’a giderek Suriyeli mevkidaşlarıyla görüştükleri iddia edildi. Alman istihbaratı ve Şam’ın, IŞİD dahil radikal İslamcı gruplar hakkında bilgi paylaşımı yaptığı aktarıldı. Almanya’nın bilgi alışverişi yapmasının nedenlerinden birinin, olası bir kazada pilotlarının Suriye’ye düşmesi durumunda Suriye ile sağlıklı bir iletişim halinde olmak istemesi olduğu ifade edildi. Bild, BND’inin Şam’da kalıcı bir ofis açmak istediğini ve hazırlıkları Esad hükümetinin bilgisi dahilinde yaptığını öne sürdü. Başkente giden ajanların kapalı olan Alman büyükelçilik binasını kullanma niyetinde olduklarını ifade eden Bild, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in sene sonuna kadar konuyla ilgili bir karar vereceğini aktardı.
Milliyet


60 Milyon Kişi Evini Terk Etmek Zorunda Kaldı
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), 2015 yılının ilk altı ayına ilişkin göç raporunu yayımladı. BMMYK’nın rakamlarına göre, mülteci, sığınmacı ve göçmen olarak evlerinden kaçmak zorunda kalmış kişi sayısı 60 milyonu geçerek tarihin en yüksek seviyesine çıktı. Bu rakam 2014 yılı sonunda 59.5 milyon seviyesine ulaşmıştı. BMMYK’nın raporuna göre, yeryüzünde yaşayan her 122 kişiden biri bulunduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Günde ortalama 4 bin 600 kişi evini terketmek zorunda kalıyor. 2015’in ilk altı ayında, 839 bin kişi şiddet ve savaş nedeniyle ülkesini terketmek zorunda kaldı. Raporda, 2015 yılında şu ana kadar 1 milyon kişinin Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaştığı ifade edildi. 2014 yılında dünyada toplam mülteci sayısı 19.5 milyonken, bu rakam 2015 yılının ilk 6 ayında 20.2 milyon barajını geçti. 20 milyon mülteci barajı, 1992 yılından bu yana ilk kez geçildi. Ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalmış kişi sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre 2 milyon artarak 34 milyon oldu. Rapora göre Türkiye, dünyada en fazla ‘mülteciye’ ev sahipliği yapan ülke oldu. 30 Haziran tarihi itibariyle Türkiye’de 1,85 milyon mülteci bulunduğu açıklandı. Türkiye, 2012 yılına kadar dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ilk 20 ülke içinde yer almazken, 3 yıl içinde en fazla mülteci ağırlayan ülke haline geldi. Türkiye’deki mültecilerin yüzde 98’ini Suriyeliler oluşturuyor; bu kişilerin büyük kısmı kentsel alanlarda yaşıyor. Ülkede 20 bin kadar Iraklı yaşadığı belirtildi. Raporda, Türkiye’de yaşayan her bin kişiden 24’ünün mülteci olduğu ifade edildi. Türkiye’de ‘geçici koruma statüsünde’ bulunan ‘mülteciler’, Türkiye’ye sığınma başvurusu yapmaya devam ediyor. 2015’in ilk altı ayında Türkiye’ye 43 bin 600 kişinin BMMYK aracılığıyla sığınma başvurusunda bulunduğu belirtildi. (Türkiye, 1951 Tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne, 1967 tarihli EK Protokol’e coğrafi çekince ile taraf olmuştu. Bu nedenle Türkiye’de doğudan gelen kişilere mülteci statüsü verilmiyor) Mültecilerin, yaşadıkları bölgeyi terk ettikten sonra, bu bölgeye geri dönme oranı ise son yılların en düşük seviyesinde bulunuyor. 2014 yılında 107 bin kişi terk ettikleri evlerine geri dönerken, 2015 yılında geri dönen kişilerin sayısı yaklaşık 84 bin oldu. Raporda, “Mülteci olunması durumunda, terk edilen bölgeye geri dönülme şansı, son 30 yılın en düşük seviyesinde” ifadesi yer aldı. Lübnan, nüfusuna oranla en fazla mülteci ağırlayan ülke oldu. Lübnan’da her bin kişiden 209’unun mülteci olduğu açıklandı. Mülteci krizine karşı küresel sorumluluğun en fazla Suriye ve Irak gibi savaş ve çatışma ortamı içindeki ülkelere komşu Türkiye, Lübnan gibi devletler tarafından üstlenildiği ifade edildi. Suriye’nin yanı sıra, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Somali, Afganistan, Kongo ve Irak’taki çatışma ortamı, evlerini terk eden kişi sayısındaki artışa neden oldu.
Milliyet


Torun Humeyni Gözünü Dedesinin Koltuğuna Dikti
İran’da yaklaşan Uzmanlar Konseyi seçimlerinde, İslam Devrimi’nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin torunu Hasan’ın da aday olacağı öne sürüldü. Humeyni ailesinin hayatta olan tek erkek üyesi durumundaki Hasan’ın, şubat ayında gerçekleşecek seçimlerde aday olmak için, ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in onayını aldığı belirtildi. Hamaney’in, reformcu kanada yakın olan Hasan’ın aday olmasında bir sakınca görmediği, buna karşın torun Humeyni’yi, dedesinin adını lekeleyecek bir harekette bulunmaması yönünde uyardığı söyleniyor. Humeyni ailesine yakın kaynaklar, 43 yaşındaki Hasan’ın Uzmanlar Meclisi’ne girmesi halinde, Hamaney’in ardından dini liderlik için de aday olabileceği yorumunda bulunuyor. İran’da dini liderin seçilmesi görevi Uzmanlar Meclisi’nde bulunuyor. Üyeleri 10 yılda bir seçilen meclise yeni dönemde katılacak isimlerin, Hamaney’in halefini seçme görevini üstlenmesi de yüksek bir olasılık olarak görülüyor. 76 yaşındaki Hamaney’in prostat kanseri hastası olduğu biliniyor. Kadın hakları, sosyal özgürlükler gibi konularda reformcularla benzer görüşleri olduğu söylenen Hasan Humeyni’nin, şu anki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve eski başkanlardan Ali Ekber Haşimi Rafsancani ile de yakın olduğu belirtiliyor.
Vatan


Nato’dan Türkiye’ye Hava Savunma Desteği
NATO, Türkiye’nin hava savunmasını güçlendirmek için göndereceği destek konusunda hazırlıklarını tamamladı. Rusya ile uçak krizinden aylar önce hazırlıkları başlayan plan kapsamında NATO, Türkiye’ye avcı uçakları, AWACS erken uyarı uçakları desteği verecek. NATO desteği kapsamında, hava savunma füzeleri taşıyan bir savaş gemisi de gönderilecek. Plana göre Türk uçakları kendi angajman kurallarına, ittifaka ait uçaklarsa NATO’nun angajman kurallarına göre hareket edecek. İttifakın angajman kurallarının Türkiye’ye göre daha ihtiyatlı olması, NATO’nun Rusya ile yeni bir uçak krizi yaşanmasını engelleme girişimi olarak yorumlanıyor.
Vatan


Kremlin Şov Devam Ediyor
Rusya Savunma Bakanlığı, 24 Kasım’da Türk hava sahasını ihlal eden savaş uçağı ile ilgili yeni bir basın toplantısı düzenlendi. Rus uçağına ait kara kutu, Moskova’da düzenlenen basın toplantısında kameraların karşışında ve Rus diplomatlar eşliğinde açıldı. Özel bir laboratuvarda başlatılacak kara kutu incelemelerinde elde edilen ilk verilerin 21 Aralık’ta paylaşılacağı söylendi. Rusya Hava kuvvetleri komutan yardımcısı Sergey Dronov kara kutunun zarar gördüğünü ve çözümleme işleminin özel ekipmanlarla yapılacağını ifade ederek, “kara kutu zarar görmüş. Uçuş bilgilerinin çözümlenmesi için özel ekipmanlar kullanılacak. Şu ana kadar kara kutuda herhangi bir işlem yapılmadı. Kara kutu halen, kaza alanında bulduğumuz gibi” dedi. Dronov, Çin ve İngiltere’den uzmanların soruşturmaya dahil olunması konusunda hemfikir olduklarını bildirerek, “En fazla şeffaflık ve açıklığın sağlanması için 14 ülkeden uzmanları davet ettik. ancak, Çin’den Liu Chang Wei ve İngiltere’den Jonathan Gillespie dışında çok sayıda uzman çeşitli nedenlerle davetimizi reddetti” ifadelerini kullandı. Sergey Dronov, ABD’li Del Gandio ve Ron Schleed’in de bu çalışmalarda yer alacağını belirtti
Star

POLİTİKA

Erdoğan Ve Obama Irak’ı Konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile dün gece bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmenin detayıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanlığı tarafından yazılı bir açıklama yapılarak, şöyle denildi: “Görüşmede, Kuzey Irak’ta Türk askerlerinin son durumuna ilişkin Türkiye ve Irak arasındaki görüş ayrılıklarının giderilmesine yönelik çabaların koordinasyonu ele alınmıştır. Obama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Türk güvenlik güçlerinin tanzimi dahil, Irak ile gerilimi düşürmek için ilave adımlar atılması talebinde bulunmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Türkiye’nin, Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu teyit etmiştir. Türk güvenlik güçlerinin Irak’ta bulunma amacının DAİŞ’le mücadele olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türkiye’nin gerekse Irak’ın güvenliği bakımından bunun önemli olduğunu da vurgulamıştır. İki lider, gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik temaslar ve DAİŞ’e karşı yürütülen askeri çabaların koordinasyonu için Türkiye, ABD ve Irak’ın beraberce çalışması konusunda mutabık kalmışlardır. ABD Başkanı Obama, DAİŞ’e karşı verilen mücadelede Türkiye’nin sağladığı katkıların önemine dikkati çekmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Obama, DAİŞ’e karşı baskıyı artırmak ve ılımlı muhalifleri desteklemek konusunda ortak çalışmaların güçlendirilmesi, ayrıca Cenevre ve Viyana deklarasyonları doğrultusunda sorunun müzakerelerle çözüme kavuşturulmasını sağlayacak zemin oluşturmaya yönelik çabaların sürdürülmesi konularını da değerlendirmişlerdir.”
Milliyet

“İstihbarat Geldi, Takviye Yaptık’’
Başbakan Davutoğlu, ABD’li Joe Biden’ın, Türk askerlerinin Musul’dan çekilmesi yönündeki sözleri hatırlatılınca şöyle dedi: “Biden’ın böyle bir açıklaması gelmedi bana. Başka bir açıklama olabilir. Ben Biden ile iki görüşme yaptım hiçbirinde bana askerleri çekmemiz gerektiğini söylemedi. Yani böyle bir şey yok. Ama Irak hükümeti ile uzlaşarak bunu yürütürseniz iyi olur dedi tabii. Hepimiz bunu istiyoruz. Ama şu gerçeği kabul etmek durumundayız. Türkiye’nin sınır güvenliği sınır ötesinden başlıyor. Yani muhatabımız devletler Irak ve Suriye sınırlarını kontrol edemiyor. İşte bugün görüşmeler sürerken bir mermi daha isabet etmiş nizamiyeye. Şunu biliyoruz ki eğer o hat üzerinde biz DAEŞ ve PKK’yı kontrol edebilecek bir güvenlik atmosferi oluşturamazsak Türkiye içinde de güvenlik oluşturamayız.” “Düşünün şimdi Cizre’de Silopi’de operasyonlar yürüyor. Cizre’de Silopi’de yürüyen operasyonlar acaba Irak’ta Suriye’de muhatap alınabilecek devlet otoriteleri olsaydı oraya o kadar silah girmesi mümkün olabilir miydi? Ne kadar kontrol ederseniz edin karşı tarafta muhatap bir devlet olmayınca bu giriyor. Dolayısıyla Irak hükümeti Suriye’den farklı olarak bizim meşru gördüğümüz bir hükümettir. Sayın Abadi ile biz yakın dostluk da kurduk. Buradaki mevcudiyetimizin bir sorun ve Türkiye’nin yayılmacı emeli gibi görülmemesi lazım aksine Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyan bir tedbir olarak görülür. Yapılan saldırı da oradaki eğitim faaliyetinin devamı için aldığımız askeri takviye kararının ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Çünkü bize bir hafta kadar önce bir istihbarat bilgisi geldi oradaki durum ile ilgili, onun üzerine asker gönderdik. Irak’tan izin alsaydınız diye bir argümanın karşılığı yok. Çünkü o askerin güvenliği için de bunun mahremiyet içinde yürütülmesi lazım. Irak’la prensipte anlaşmış olduğumuz için bunun bir sorun teşkil etmeyeceğini düşündüm. “Ayrıca şu da var daha yakın zamana kadar bir sene önce diplomatlarımız DAEŞ’in elinde esirken kaçırılmış ve esir iken biz operasyon yapmadığımız için bizi eleştirenler şimdi orada niye bulunuyorsun diye eleştiriyorlar. Türkiye’den Irak’ın istikrarından, Suriye’nin istikrarından Türkiye’den fazla etkilenecek başka ülke var mı? Dolayısıyla biz bu hareketimizi devam ettireceğiz.” “Meselenin Irak olduğunu, Irak hükümeti olduğunu düşünmüyorum. Irakta etkili bazı üçüncü tarafların bu meseleyi tırmandırdığını ve kendi askeri mevcudiyetlerini görmeyip göz ardı edip bu üçüncü tarafların Türkiye mevcudiyetine dikkat çektiğini söylemek isterim. Bu üçüncü tarafların kim olduğunu tahmin edersiniz. Biz çekildik diyelim o bölgeden gelecek olan DAEŞ’tir.”
Vatan
Parlamentodan Çekilmek Yok
HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, DTK Eş Başkanları Hatip Dicle ve Selma Irmak, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek ve HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü, yaşanan gelişmeler ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Demirtaş toplantıda şunları söyledi: “Putin’e bir iki gün meydan okuyup sonra süt dökmüş kediye dönen Başbakan ve Cumhurbaşkanı, Musul’a asker gönderdikten sonra bir iki gün dünyaya meydan okuyup arkasından pısırık pısırık askerlerini oradan çeken Cumhurbaşkanı ve Başbakan. İsrail’e ’one minute’ diye meydan okuyup dün gece 20 milyon dolara o değerleri pazarlayan Başbakan ve Cumhurbaşkanı, sıra Kürt halkına gelince mi kabadayı kesiliyorsunuz? Sıra Cizre’ye gelince mi kabadayı kesiliyorsunuz? Şimdi Cizre’de 20 PKK’lı var diye 6 General, 36 Albay, 10 bin askerle oraya operasyon yapmak mıdır kahramanlık? Bu mudur sizin temizlik operasyonu anlayışınız? Öz yönetimin, özerkliğin inşası ve içinin doldurulması ve sürecin siyasi zeminde daha güçlü şekilde ilerletilmesi için çok yoğun tartışmalar yapacağız ve önemli kararlar alacağız. Bunların hepsini de hayata geçireceğiz.” “Kusura bakmasınlar. Gençler hendek kazıyormuş, halk barikat kuruyormuş. Başka bir yol gösterin onu yapsınlar. Nereye şikayet etsinler? Kimse küçümseyerek bu darbeye karşı onurlu duruşu hiçleştirerek bu halkın tarihi mücadelesini durduracağını zannetmesin.” Demirtaş, bir gazetecinin operasyonların sürmesi halinde HDP’nin Meclis’ten çekilip sine- i millete döneceği tartışmaları hatırlatması üzerine “Zaten milletin sinesindeyiz. Parlamentodan çekilme gibi bir kararımız yok” dedi.
Vatan

‘Bahçeli Mit Ajanı’ İddiasına Sert Tepki
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Genel Başkan Devlet Bahçeli hakkında ortaya atılan “MİT ajanı” iddiasına sert tepki gösterdi. İsim vermeden iddiaları atan Yaşan Okuyan’a yüklenen Yalçın, “kapı kapı dolaşmaktan artık siyasi rengini ve kimliğini yitirmiş eski bakan” ifadesini kullandı. Verdiği demeçlerde “tümen tümen iftiralar sıraladığını” belirten Yalçın, şöyle dedi: “Bahçeli’ye yapıştırılmak istenen ‘MİT ajanı’ yaftası, kamuoyuna öyle sunulmaktadır ki Genel Başkanımız gayri meşru ve terörist bir örgütün, bir ihanet şebekesinin, bir suç örgütünün mensubuymuş sanırsınız. Bu iddianın asılsızlığı kadar, onu yeniden gündeme getiren kimsenin kişiliği ve hedefi de önemlidir.” Yalçın, yıllar önce konuşulup gündemden kaldırılmış konuların, yeniden kamuoyu önüne getirilmesinin, “çamur at izi kalır” ve “Bir yalanı sürekli söylerseniz bir süre sonra o yalan gerçek sanılmaya başlanır” gibi amaçlardan kaynaklandığını dile getirdi.
Vatan


SPOR

Yüzme branşında bir rekor da Emre Sakçı’dan geldi. Turkcell Açık Yaş Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda, erkekler 50 metre kurbağalamada yüzen Fenerbahçeli sporcu gençler dünya rekorunun yeni sahibi olarak bir ilke imza attı. Türkiye Yüzme Federasyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, İstanbul’daki Tozkoparan Yüzme Havuzu’nda gerçekleştirilen şampiyonanın 2. gün sabah seansında, erkekler 50 metre kurbağalama seçmelerinde yarışan Fenerbahçeli yüzücü, 26.67’lik zamanıyla gençler dünya rekorunu kırdı. Uluslararası Yüzme Federasyonu (FINA) tarafından bu kategoride yılın en iyi zamanı olarak belirtilen 27.05’i geçen Emre Sakçı, gençler dünya rekoruna imza atarak erkeklerde gençler dünya rekoru kıran ilk Türk sporcu oldu. Başarılı yüzücü, 47.27’lik derecesiyle erkekler 100 metre serbestte zirveye çıkmış ve rekorun 0.07 saniye gerisinde kalmıştı. Emre Sakçı, final etabında da 26.91’lik derecesiyle 2. sırayı aldı. Bu etabın en başarılı ismi yine Fenerbahçe’den geldi. Demir Atasoy 26.48 ile ilk sırayı aldı.
Milliyet


Beşiktaş’ta ilk devrenin sona ermesine az bir süre kala transfer çalışmaları başladı ve acil bölge kale olarak belirlendi. Başkan Fikret Orman’ın, Tolga Zengin’in Sporting Lizbon maçındaki kötü performansına işaret ederek; “Beşiktaş takımı 15 dakikada 3 gol yemez. Kaleci transferi yapılacak” açıklamasının ardından yöneticiler, harekete geçti. Menajerler vasıtasıyla yapılan çalışmada rota yabancı kaleciye çevrildi. U-20 Dünya Kupası’nda Sırbistan’la şampiyonluk yaşayan Rajkoviç’in kulübü Maccabi Tel Aviv’le görüşmelere başlandı. Hava toplarında etkili olan genç isim için Şenol Güneş de sıcak bakıyor. Beşiktaş’ın ilgilendiği bir başka isim Dnipro’dan ayrılmak isteyen Boyko için de menajer Shabily teklifleri düşündüklerini belirtti. 27 yaşındaki kaleci de Beşiktaş’ta oynamaya sıcak bakıyor. Alternatif isimlerden Sporting Lizbon, Nantes, Wigan gibi takımlarda oynayan tecrübeli eldiven Stojkoviç. Sırp kalecinin fiyatının uygun olması Kartal’ın işini kolaylaştıracak.
Star


Kupadaki Akhisar maçı sonrası “Budayacağız da, sulayacağız” da diyen Galatasaray Teknik Direktörü Mustafa Denizli’nin göndereceği isimler yavaş yavaş netleşiyor. sarı-kırmızılı takıma geldikleri günden beri beklenen patlamayı yapamayan ve istenilen performansı bir türlü ortaya koyamayan 5 futbolcunun topun ağzında olduğu belirtildi. Denizli’nin bu isimleri bir raporla yönetime bildireceği öğrenildi. Kara listedeki isimlerin başında Koray Günter var. İki sezon önce devre arasında Borussia Dortmund’dan transfer edilen genç stoper, bir türlü çıkış yapamadı. Semih ve Chedjou’nun sakat, cezalı ya da formsuz olduğu dönemlerde bile Koray alternatif olamadı. Bu sezon başında İngiliz ekibi Reading’ten alınan Jem Paul Karacan, Melo’nun gidişi ile boşluk yaşanan orta sahaya aranan ilaç olamadı. Şans bulduğu maçlarda farkını ortaya koyamadı. Eskişehirspor’dan transferi olay olan Tarık Çamdal iki sezondur Galatasaray’da savunmanın sağında ve solunda denendi ancak ne Sabri’ye alternatif oldu, ne İnter’e giden Telles’in boşluğunu doldurabildi. Hamit Altıntop ise sakatlığı nedeniyle Denizli’nin kara listesine girdi.Geçen sezonu sakat kapatan, 3 yılda 48 maç kaçıran ve yıllık 2.7 milyon euro alan futbolcunun durumuna kampta bakılacak, beklentilere yine karşılık veremezse gönderilecek.
Star


Fenerbahçe’de, Gaziantep deplasmanında gereksiz yere penaltı yaptırdıktan sonra Avrupa Ligi A Grubu’nda Celtic’le oynanan kritik karşılaşmada rakibine tekme atıp kırmızı kart gören Diego Ribas’ın ipi çekiliyor! Büyük umutlarla transfer edilen ancak şu ana kadar beklenen katkıyı yapamayan Sambacı’ya UEFA tarafından gördüğü kırmızı kart nedeniyle 3 maç ceza verilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Sarı-Lacivertliler, ilk olarak Avrupa Ligi ikinci turunda Lokomotiv Moskova ile oynanacak her iki karşılaşmada ve bir sonraki turda da bir maçta forma giyemeyecek olan Diego’ya 150 bin dolar para cezası kesti. Yönetim, normalde 30 bin dolar olan kırmızı kart cezasını, Brezilyalı futbolcunun gereksiz yere altılması yüzünden 5 kat zamlı uygulamaya karar verdiği kaydedildi. Fener, verdiği bu cezanın yanı sıra Haziran 2017’ye kadar sözleşmesi olan Sambacı ile yollarını ayırma kararı aldı. Vitor Pereira’nın da görüşünü alan Sarı-Lacivertli yönetim, taliplisi çıkarsa Diego’yu devre arası satacak.
Star



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme