30 Aralık 2015 Çarşamba

30.12.2015 Genel Gündem

30.12.2015

GÜNDEM

Bu Benim Babam
Şırnak’ın Cizre ilçesinde pazar günü şehit olan Uzman Çavuş Faruk Gezen ve er Necati Yenikapı ile Silopi’de önceki gün şehit düşen Jandarma Astsubay Üstçavuş Kenan Yıldız dün yapılan törenlerle gözyaşları arasında son yolculuklarına uğurlandılar. Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı’nda görevliyken geçici görevle Silopi’ye giden şehit Yıldız’ın cenazesi dün uçakla Adana’ya, oradan da konvoy eşliğinde Sabancı Merkez Camii’ne götürüldü. Buradaki törene Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu da katıldı. Eşinin geçici görevle Silopi’ye gitmesi nedeniyle Adana’daki ailesinin yanında kalan Hatice Yıldız, babası Cumali Yıldız ile annesi Emine Yıldız ile diğer yakınları törende güçlükle ayakta durabildi. Omzuna Türk bayrağı bağlanan şehidin 3 yaşındaki oğlu Melih ise aynı yaşlardaki amcası Hasan Yıldız’ın oğlu olan kuzeni Kaan ile birlikte tören alanında babasının tabutunun yanında, olup bitenleri anlamakta zorluk çekerek oyun oynadı. Minik Melih, zaman zaman çevresindeki askerlere babası gibi asker selamı verdi, güldü, kuzeni ile koşuşturdu. İlerde sadece yüzünü hatırlayacağı, bir daha hiç göremeyeceği babası için düzenlenen cenaze törenini oyun gibi algılayan ve tabutu göstererek “Bu benim babam” diyen Melih, ara sıra babasının tabutunu öptü. Küçük çocuğun, tabunun önünde duran fotoğrafına da öpücük kondurması izleyen yakınlarını gözyaşlarına boğuldu. Tabutun üstündeki Türk bayrağını kaldıran şehit annesi Emine Yıldız da “Ben şehit annesiyim, Türk bayrağı kaldırıyorum, gurur duyuyorum” dedi.
Milliyet



Çarşı’ya Darbe Suçundan Beraat
Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın tribün liderlerinin de aralarında bulunduğu 35 kişinin Gezi eylemlerinde “hükümeti yıkmaya teşebbüs” ile yargılandığı davada mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme “darbe” ve “örgüt” suçlarından tüm sanıkların beraatlerine karar verdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve Çarşı’nın tribün liderleriyle üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanığın “darbeye teşebbüs” ve “örgüt kurmak” gibi suçlardan yargılandığı davanın karar duruşması dün yapıldı. Duruşmanın başlamasının ardından sanıklara önceki celse açıklanan savcının mütalaasına karşın diyecekleri soruldu. Sanık Savaş Yeşiltepe, olay tarihinde yeni evlendiğini ve balayında olduğunu söyledi. Otelde olduğuna dair belgeleri ve uçak biletlerini dosyaya sunduğunu kaydeden Yeşiltepe, “Burada olmamın tek sebebi Beşiktaş sevdalısı olmamdır. Beşiktaşımın canı sağ olsun. Beraatimi istiyorum” dedi. Sanık Hakan Tezel, “Yandaş değil renkdaş olduğumuz için yargılanıyoruz. Beraat istemiyorum, beraat vermek zorundasınız” dedi. Sanık Ayhan Güner ise, “Kimse Çarşı’yı itibarsızlaştırmasın. Dosyadaki şikayetçi polislerin hiçbiri bugün burada yok. Gezi’de bir sürü insan öldü, biz hükmü ertelesek ne olur ertelemesek ne olur?” diye konuştu. Duruşmada söz alan diğer sanıklar da suçlamaları reddederek beraatlerini talep ettiler. Sanıkların büyük çoğunluğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmedi. Sanıkların ardından söz alan avukatlardan Ersan Şen, müvekkili Cem Yakışkan hakkında iddianamede tek delilin iletişim tespit tutanağı olduğunu söyledi. Bu tutanaklara göre Yakışkan’ın suç tarihlerinde, Beşiktaş ve Taksim civarında olduğunun belirtildiğini söyleyen Şen, “O tarihlerde sokağa çıkma yasağı vardı da biz mi bilmiyoruz? Müvekkilim Cem Yakışkan’ın, Gezi olayları vaktinde dışarıda telefonuyla gezmesi, hangi toplantı ve gösteri yürüyüşü kanununa aykırıdır? Kaldı ki müvekkilimin yerleşme ve seyahat etme özgürlüğü vardır” dedi. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, Çarşı Grubu tribün liderleri Erol Özdil, Cem Yakışkan, Numan Bülent Ergenç’in de aralarında bulunduğu tüm sanıklar hakkında “hükümeti yıkmaya teşebbüs” suçlamasından beraat kararı verdi. Mahkeme bu kararını “tüm sanıkların üzerine atılı olan suçu işlediklerine dair ve cezalandırılmalarını gerektirir dosyada yeterli, kesin, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmaması” gerekçesine dayandırdı. Mahkeme 32 sanık hakkındaki “terör örgütü kurmak” suçlamasından da suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi. Mahkeme ayrıca Çarşı Grubu lideri Erol Özdil, Cem Yakışkan, Numan Bülent Ergenç ve Güray Sözmen’e de “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlamasından beraat kararı verdi. Mahkeme, diğer sanıklar hakkındaki “suç örgütüne üye olmak” suçundan da beraat verdi. Çarşı liderlerinden Numan Bülent Ergenç hakkında “ruhsatsız tabanca taşımak” suçunun sabit olduğu belirtildi. Mahkeme bu suçlama nedeniyle 10 ay hapis cezası verdi. Ancak bu hapis cezası ertelendi. Yine Çarşı liderlerinden Erol Özdil’e 19 adet ses bombası ve 14 adet meşale, İbrahim Halil Turan’a da gaz fişeği, kapsülü ve gaz bombası nedeniyle de ceza verildi. 3’er yıl hapis cezası verilen sanıklara iyi hal indirimi yapıldı. İki sanığa da 2’şer yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme bu iki sanığın cezasını ertelemedi. Sanıklardan Kaan Kabaş’ta bulunan “muşta” için 5 ay hapis cezası verildi. Ceza önce paraya çevrildi daha sonra ise ertelendi.
Milliyet


Kulis Yasağıyla Ne Gizlenecek?
TBMM İdare Amirleri’nin parlamentoda uygulanacak yeni güvenlik önlemlerini belirlemek amacıyla yaptığı toplantıda, basın mensuplarına saat 20.00’den sonra kulis yasağı getirilmesi önerisi gündeme geldi. Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) buna tepki gösterdi. PMD’nin açıklamasında, “Sayın Meclis Başkanı ve TBMM Başkanlık Divanı’nın saygıdeğer üyeleri bu öneriye onay vermemeli; Anayasa, İçtüzük ve evrensel demokratik ilkeleri gözeterek kısmi yasağa karşı durmalıdır. Bilinmelidir ki parlamento muhabirleri her türlü sınırlama, yasaklama girişimlerine karşın basın özgürlüğü ve demokrasinin yanındaki duruşunu taviz vermeden sürdürmeye dün olduğu gibi bugün de kararlıdır. Parlamento muhabirleri 95 yıldır olduğu gibi bundan sonra da TBMM’ye ayna tutmaya; toplumun gözü, kulağı, sesi olmaya devam edecek” denildi. TBMM Başkanlık Divanı onayına sunulacak, “Güvenlik Eylem Planı”na Ak Parti, CHP ve MHP’li İdare amirlerinin imza koyduğu belirtilerek, “Parlamento muhabirlerine kulis sınırlamasının ‘güvenlik eylem planı’ içinde önerilmektedir. Gazetecilerin ‘güvenliği tehdit eden’ bir yapı olarak görülmesi son derece düşündürücüdür. TBMM kulislerinde saat 20.00’den sonra gazetecilerin görmesi istenmeyen, gizlenecek olan nedir, o da bir başka soru işaretidir” ifadesine yer verildi.
Vatan


Yüksekdağ’a Da Soruşturma
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Olağanüstü Genel Kurulu’nda yaptıkları konuşmalar nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Sultan Ulusoy hakkında soruşturma başlattı. Alınan bilgiye göre, Başsavcılık, 26-27 Aralık’ta Kayapınar Spor Salonu’nda yapılan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Olağanüstü Genel Kurulu’nun görüntü kayıtlarını inceledi. İnceleme sonucu Yüksekdağ ve Ulusoy hakkında genel kuruldaki “öz yönetim, özerklik, hendek ve barikat” açıklamaları dolayısıyla soruşturma başlatılmasına karar verildi. Soruşturma, “terör örgütü propagandası yapmak”, “suç işlemeye tahrik”, “halkı isyana teşvik” ile bunların yanı sıra Türk Ceza Kanununun 302. maddesi gereği “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak” gerekçeleriyle yürütülecek.
Vatan


EKONOMİ

Gram Altın 100, 1255-101, 2139                                                              
ABD Doları 2, 9091-2, 9111/ Euro 3, 1809-3, 1834/İngiliz Sterlini 4, 3171-4, 3236                  

‘Asgari’ Teşvik Torbaya Girdi
TBMM Genel Kurul’unda görüşülen Milli Eğitim Bakanlığı’na 12 bin öğretmen kadrosu verilmesini de içeren torba teklife, sürpriz bir madde eklemesi gündeme geldi. Teklife, asgari ücretin 1300 liraya çıkarılması sonucunda işverene getireceği yükün bir bölümünün devlete tarafından karşılanmasıyla ilgili düzenlemenin monte edilmesi planlanıyor. AK Parti, 2015’in son yasal düzenlemesi olacak bu teklifi, birkaç önerge ile genişletmeyi planlıyor. Bunlar arasında en çok dikkat çeken ise asgari ücretin bin 300 liraya çıkartılması vaadinin işverene getireceği yüke ilişkin düzenlemelerin yeni yıla bırakılmaması olacak. Önerge ile yapılacak düzenlemede muhalefetin de desteği alınabilirse, işverene yönelik vergi ve prim yükünün bir kısmını, iki yıl süreyle devlet karşılayacak. Bu düzenlemeden son dakikada vazgeçilmezse, Başbakan Ahmet Davutoğlu, yarın sendikalarla birlikte toplantı yaparak, bunu yeni yıl hediyesi olarak açıklayacak. Hükümet, 1 Kasım’daki bu vaadini yeni yılda TBMM’ye göndereceği vaatler torbasında yapmayı planlıyordu. Davutoğlu’nun 1 Kasım seçimlerinden önce verdiği en önemli vaadi olan asgari ücretin bin 300 liraya çıkartılması, kamuoyunda en çok tartışılan konuyu oluşturmuştu. İşveren temsilcileri, kamuda asgari ücretle çalışanın olmadığı, bunun özel sektöre yük getireceği ve küçük işletmelerde personel maliyetini arttırarak kapanma tehlikesi yaratacağı iddiasını iki aydan beri gündemde tutuyorlar. Hükümet, zaten yılda bir yapılan rutin artışın biraz üzerinde olan bu rakamın, sanıldığı gibi sonuçları olmayacağı, devletin vergi ve prim alacaklarında indirime giderek, işverenin yüküne azaltmayı planladığını açıklamıştı. Hesaplamalara göre, 5 milyon asgari ücretli içinde yaklaşık 2 milyon 250 bini, aslında daha yüksek maaş alıyor; ancak asgari ücret üzerinden gösteriliyor. Bu kişilerin sadece kayıt altında olanın asgari ücreti değişeceğinden işverenin ödediği SGK işveren primi ve işsizlik sigortasında 65 lira ek maliyet oluşturacak. Bunun da aylık maliyeti 146.5 milyon lira olacak. Böylece toplam maliyet aylık 1 milyar 349 milyon lira, yıllık maliyet ise 16.2 milyar lirayı bulacak. Öte yandan teklife yeraltı kömür madenciliğinde çalışanlara asgari ücretin iki katı ödeme nedeniyle işverene gelen yükün de bir kısmının devlet tarafından üstlenilmesi de eklenecek.

Hürriyet


Dönüşemiyoruz
Kentsel Dönüşüm Yasası, ülke genelinde 6.5- 6.7 milyon sağlıksız konutun yenilenmesi amacıyla Mayıs 2012’de TBMM’de onaylanıp yürürlüğe girdi. Yasanın üzerinden üç yıldan fazla süre geçmesine rağmen henüz yeterince ilerleme sağlanamadı. Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik (KENTDER) dönüşümde ne kadar yol alındığını belirlemek için rapor hazırladı. Yaptıkları çalışmaları değerlendiren KENTDER Başkanı Rıza Hüseyin Erkanlı, “20 yılda dönüşüm için her yıl ortalama 330-335 bin konut yenilenmeli. Her yıl değişmekle birlikte biz bunun 3’te biri kadarını yapıyoruz. Bu hızla 6.5 milyon evin dönüşümü hayal. Gerekli adımlar atılmazsa 20 yıl değil, 40-50 yılda dönüşüm zor” dedi. Kentsel dönüşüm sürecinin özel sektör ağırlıklı yapıldığını hatırlatan Hüseyin Erkanlı, “Aslında yapılan iş kentsel dönüşümden çok yenileme. Büyükşehirlerde gayrimenkul fiyatlarının yüksek olduğu yerlerde özel sektör tarafından çalışmalar yapılıyor. Ama dönüşüme giren şirketler bıkkınlık haline. Şuan dönüşüm Türkiye’de patinaj çekiyor” dedi. 6.5 milyon konut yenilenirken süreç içinde yeni sağlıksız konutların da ortaya çıkacağına dikkat çeken Erkanlı, 2023’e kadar 3 milyon civarında yeni riskli yapının ortaya çıkmasını beklediklerini söyledi. 2010 yılından bu yana 14 bin 415 hektar büyüklüğünde 275 alanın Bakanlar Kurulu kararı ile riskli alan ilan edildiğini belirten Erkanlı, “2014 sonuna kadar 41 bin 859 adet yapının riskli olduğu tespit edildi. Bu yapıların 111 bin 693 adeti konut, 17 bin 627 adeti ticari nitelikli. Toplamda 129 bin 320 adet bağımsız bölüm var. 41 bin 859 yapının da 12 bin 384 adedinin yıkımı yapıldı” dedi.
Hürriyet


Asgari Ücret Desteği 'Torbaya' Giriyor
Asgari ücretin 1300 liraya çıkarılması konusunda işçi ve işveren uzlaştı ama işverene getireceği yükün paylaşımı konusunda son çalışmalar devam ediyor. Hükümet, asgari ücretteki maliyet artışının işverene yüküne devlet desteğini, TBMM'de görüşülmeye başlanan torba yasaya ekledi. AK Parti kurmaylarından edinilen bilgilere göre, desteğe ilişkin farklı formüller için Başbakan Ahmet Davutoğlu, taraflarla bir toplantı gerçekleştirecek. Bu toplantıda, asgari ücret artışı ile işverene gelecek ek yükün ne kadarının devlet tarafından karşılanacağına ilişkin son karar verilecek. Desteğin en az bir yıl, en fazla üç yıl olması öngörülüyor. Net süre ise Davutoğlu başkanlığındaki toplantıda belirlenecek. Buradan çıkacak karara göre, TBMM Genel Kurulunda dün görüşmeleri başlayan ve 12 bin 500 öğretmen alımı, er ve erbaşların harçlıklarının artırılması gibi düzenlemeler öngören kanun teklifine, asgari ücrete devlet desteği konusunda bir önerge verilecek. Yarın da (perşembe) Davutoğlu’nun işçi ve işveren temsilcilerinin katılacağı bir basın toplantısıyla asgari ücret artışının ve devlet desteklerinin kamuoyuna açıklanacağı belirtildi.
Türkiye


Suudi Bütçesi Açık Verdi, 30 Milyon Zamla Tanışacak!
Düşük seyreden petrol fiyatları nedeniyle bütçesi 98 milyar dolar açık veren Suudi Arabistan’da, özellikle enerji ve akaryakıt fiyatlarına yüzde 50 zam yapılmasına karar verildi. Gelecek yıl ülkenin harcamalarında da yüzde 14’lük bir kesinti yapılması planlanıyor. Petrol fiyatlarının yüksek olduğu dönemde yerel ekonomiyi zenginleştiren, enerji başta olmak üzere pek çok malda sübvansiyonlar uygulayan Suudi Arabistan, petrolün dünya piyasalarında dip yapması üzerine bu yıl bütçesinde 98 milyar dolar açık verdi. Bunun üzerine acil önlemler almaya karar veren Suudi hükümeti, 2016 bütçesi çerçevesinde yapmayı planladığı harcamalarda yüzde 15’e yaklaşan kesintiye gideceğini ve bazı mallara da zam yapacağını açıkladı. Bu çerçevede ülkede akaryakıt başta olmak üzere bazı kalemlerde yüzde 80’yi bulan oranlarda artışlar gerçekleşti. Söz konusu artışların, ucuz benzine alışık olan 30 milyonluk ülkede hoş karşılanmayacağı, huzursuzluğa yol açabileceği yorumları yapılmaya başlandı. Kurşunsuz benzin fiyatı 0.60 riyalden 0.90 riyale (yaklaşık 70 kuruş), motorin ise 0.25 riyalden yüzde 80’lik zamla 0.45 riyale (yaklaşık 35 kuruş) yükseltildi. Elektrik ve su fiyatları da artırıldı. Suudi bütçesinde ortaya çıkan rekor açığın, petrol fiyatlarının bu yılın başından beri yaklaşık yüzde 50 değer kaybetmesinin yanında, hükümet çalışanlarına dağıtılan ikramiyeler ve Yemen müdahalesi nedeniyle savunma harcamalarındaki artıştan da kaynaklandığı belirtiliyor. Kral Salman, televizyondan halka seslenerek 2016’da bütçe açığının azaltılacağını kaydederken, “Allahın izniyle bu zorlukların üstesinden geleceğiz” ifadesini kullandı. Gelecek yıl açığın 87 milyar dolara düşürülmesinin planladığı kaydediliyor. Ü l k e , günde yaklaşık 7 milyon varil petrol ihraç ederken, bu, hükümet gelirlerinin yüzde 90’ını, toplam ülke gelirlerinin de yüzde 40’ını oluşturuyor. Hükümetin, petrol dışında yeni gelir kaynakları yaratılması konusunda da çalışmalar yapacağı kaydedilirken, Suudi Prens Elvelid bin Talal’a ait Kingdom Holding’in, Amerikan şirketi Lyft’e toplamda 248 milyon dolar yatırım yaptığı açıklandı. Lyft, taksiye alternatif olarak ortaya çıkan Uber’in rakibi olarak biliniyor. Lyft’in piyasa değerinin 2.5 milyar dolar, Uber’in ise 50 milyar dolar olduğu kaydediliyor. Talal, aynı zamanda Twitter’ın da en büyük ortaklarından.
Milliyet


Alışveriş Merkezinde 95 Milyar Tl Harcadık
Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Yönetim Kurulu Başkanı Hulusi Belgü, Türkiye genelindeki alışveriş merkezlerinin (AVM) 2015 yılını 95 milyar TL ciro ile kapatacağını söyledi. AVM’lerin 2014 yılı cirosunun 75 milyar TL olduğunu hatırlatan Belgü, 95 milyar TL’nin beklentilerinin üzerinde bir rakam olduğunu vurguladı. Belgü, “AVM endeks verilerine göre bu yıl cirolar her ay artış gösterdi. Şu ana kadar 18 yeni AVM açıldı ve AVM sayısı Türkiye genelinde 358’e ulaştı. 2015’te durağan bir dönem ve cirolarda küçük bir artış bekliyorduk. Ancak 2014 yılını 75 milyar TL ile kapatan sektör 2015 yılını 90-95 milyar TL’ye ulaşan bir ciro ile kapatacak. Yani tahminlerimizin üstünde cirosal artış söz konusu” dedi. Belgü, 2015 yılını verimli rakamlarla kapatmalarının 2016 hedefleri için çıtayı yükseltmelerine olanak sağladığını anlattı. Belgü, sözlerini şöyle sürdürdü:“ Sektörün 2016’dan beklentisi büyüme ve yatırımların devamı. 2016 yılı için 100 ila 110 milyar TL ciro beklentimiz var. 2016-2017 arasında 17’si İstanbul’da olmak üzere 44 AVM açılacak. İlk kez AVM açılacak illerimiz ise Çorum ve Sivas olacak.”
Vatan


1 Yılda 5 Trilyon Dolarlık Evlilik
2015 yılı küresel ekonomi için zorlu geçerken, şirket satın almalarında tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkıldı. 2015’te satın alma ve birleşmelerin tüm dünyadaki toplam hacmi rekor kırarak ilk kez 5 trilyon doları geçti. Küresel yatırım bankaları platformu Dealogic, global iş dünyasında evliliklerin bu yıl kriz öncesi döneme, 2007 yılı seviyelerine geri döndüğünü bildirdi. Dealogic’in raporuna göre, 2015 yılı verileri 2007’deki rekor olan 4.6 trilyon dolarlık hacmi geride bıraktı. Bununla birlikte enflasyon dikkate alındığında 2007’deki toplam satın alma ve birleşmelerin 5.27 trilyon dolara ulaştığı dikkati çekti. Rekor satın alma ve birleşme hacminin yaklaşık yarısı ABD’li şirketler tarafından gerçekleştirildi. Sağlık-bakım ve teknoloji şirketleri 723.7 milyar dolarlık hacim ile satın alma ve birleşme sözleşmelerinin en tepeye ulaşmasına öncülük yaptı. Teknoloji 713 milyar dolarla hareketli geçen sektörlerden biri oldu. Bu yılın en büyük şirket evliliği Pfizer ile Allergan arasında yaşandı. ABD’li ilaç devi Pfizer, gençleşmek için yüze enjekte edilen botoks ilacını üreten İrlandalı şirket Allergan’ı 160 milyar dolara satın aldı. Viagra’nın üreticisi Allergan’ı bünyesine katarak dünyanın en büyüğü oldu. Anlaşma, sağlık ve ilaç sektöründe bugüne kadar gerçekleşen en büyük satın alma olarak tarihe geçti. Pfizer ve kadın estetiği, botoks ve göz sağlığının dünyada bir numarası Allergan, 330 milyar dolarlık piyasa değeriyle, dünyanın 1 numarası olan Johnson&Johnson’ı solladı. İkinci büyük şirket satın alma işlemi alkollü içecekte görüldü. Dünyanın en büyük bira üreticisi Belçikalı Anheuser-Busch InBev, en yakın rakibi İngiliz SABMiller’ı satın aldı. Bira sektörünün en büyük anlaşması olarak tarihe geçecek anlaşmanın büyüklüğü 117.4 milyar dolardı. Üçüncü sırada Hollanda merkezli Royal Dutch Shell’in İngiliz doğalgaz üreticisi BG’yi satın alması yer aldı.
Vatan


İş Dünyası 2016’da Rusya İle İlişkilerin Normalleşmesini Bekliyor
Müstakil sanayici ve işadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak, Rusya ile ekonomik ilişkilerin orta vadede normale dönmesini beklediklerini ifade ederek, “Belki birkaç gün veya birkaç hafta içinde sonuç alınamayabilir ama 2016 yılında mutlaka Rusya ile ticari ilişkiler normale dönecektir” dedi. Olpak yaptığı açıklamada, Türkiye ile Rusya’nın uzun yıllardır ticari birliktelik yürüttüklerini ve bu birlikteliğin devam etmesinin iki ülke menfaatine olacağını söyledi. Türkiye’nin Rusya’ya yaş sebze-meyve ve derikonfeksiyon ürünleri başta olmak üzere 5-6 milyar dolarlık ürün ihraç ettiğini, bunun karşılığında Rusya’dan enerji ürünleri yoğunluklu 25-26 milyar dolarlık ithalat yaptığına değinen Olpak, iki ülkenin sadece ithalat ve ihracat ürünleri değil, turizm ve diğer konular da ele alındığında birbirine ihtiyacı olduğunu vurguladı. ülkeler arasında yaşanan krizin Türk işadamlarını olduğu kadar Rus iş adamlarını da huzursuz ettiğini ifade eden Olpak, işadamlarının kameralar karşısında kamuoyunda her ne kadar hükümet politikasını desteklediklerini söyleseler de ticaretlerinin azalmasından dolayı rahatsız olduklarını ikili görüşmelerde dile getirdiklerini söyledi. Olpak, hadisenin sadece uçak düşürme mevzusu olmadığını savunarak, “Yeni dengelerden, enerjiyle ilişkin Akdeniz’in konumuyla ilgili dengelerden bahsediliyor. Olaya bu yönden baktığımızda çok kısa vadede çözülmesinde sıkıntı görülse de orta vadede sıkıntı olmayacaktır” dedi.
Star


DÜNYA

Höh’teki İhraca Nato’lu İtiraz
Türkiye’nin Rus jetini düşürmesinin ardından Ankara’ya destek verdiği için Bulgaristan’daki Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin (HÖH) genel başkanlığından alınarak partiden ihraç edilen Lütfi Mestan sessizliğini bozdu. Çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu ve ülkenin üçüncü büyük siyasi partisi olan HÖH’ün Onursal Başkanı Ahmet Doğan’ın topladığı konsey Mestan’ı ihraç etmişti. Güvenliğinden endişe ettiği için bir süreliğine Sofya’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne sığınan Mestan, önceki gün Mestanlı’da asimilasyon döneminde şehit edilen Türkleri anma töreninde yerel gazetecilere açıklama yaptı. Mestan, Rusya’ya karşı Türkiye’yi desteklemesinin gerekçesi olarak Bulgaristan’ın NATO ve AB üyesi olmasını gösterdi. Mestan, “Her bir Bulgar siyasetçinin, siyasi gücün tam da böyle kritik durumlarda ilk önce Bulgaristan’ın NATO ve AB üyesi ülke statüsüne göre pozisyon beyan etmesi borcu. Biz, bir NATO üyesi ülkenin hava sahasının ihlal edilmesinde Rusya ve NATO arasında tarafsız kalamayız” ifadelerini kullandı. Meclis’te yaptığı açıklamayı HÖH Grubu ile birlikte hazırladıklarını anlatan Mestan, “Ama bildiriyi birlikte hazırladığım kişiler, partiden ihraç edilmem ve görevlerimden alınmam kararında yer aldı” diye konuştu. Bulgar basınında kendisiyle ilgili çıkan Türkiye’nin ajanı olduğu iddialarına da cevap veren Lütfi Mestan, “Sözde ben gizli belgeleri dışarı sızdırmışım. Parlamentonun Gizli Bilgileri Koruma Bölümü’ne bir bakın. Bakalım bir yerde benim imzamı görecek misiniz? Merak edip de bir kere oraya girmemişimdir, gizli belgeleri dışarı sızdırmak söz konusu bile olamaz” dedi. Türk kökenli Bulgar siyasetçi Lütfi Mestan, kendisine bir koruma tahsis edilmesi karşılığında Sofya’daki Türk elçiliğinden ayrılmıştı. Mestan’ın partiden ihraç edilmesini sağlayan Onursal Başkan Ahmet Doğan ise Türkiye’ye karşı mesafeli tutumu ile biliniyor. Doğan’ın komünizm döneminde Bulgar devleti için ajanlık yaptığı iddiaları da var.
Hürriyet


İran’ın Uranyumu Rusya’ya Gitti
İran ile Almanya ve BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in oluşturduğu P5+1 grubu arasında 14 Temmuz’da varılan nükleer anlaşmanın en önemli taahhütlerinden biri önceki gün yerine geldi. Amerikan New York Times gazetesinin Rus yetkililerine dayandırdığı haberine göre ‘Mikhail Dudin’ adlı Rus yük gemisi 11.3 ton düşük zenginleştirilmiş uranyum yüklü olarak önceki gün İran’dan ayrıldı. Taşınan uranyum yüzde 20 zenginleştirilmiş seviyedeydi. Nükleer bomba üretmek için yüzde 90 zenginleştirme gerekiyor. Geminin rotası bilinmiyor. Bununla birlikte Rusya’nın kuzeydeki Murmansk bölgesinde nükleer maddelerin depo edilebileceği tesisler bulunuyor. Bu arada Azerbaycan’daki “Dey.az” ile Rusya’daki “Meduza” yayınları, uranyumun Hazar Denizi üzerinden nakledildiğini iddia etti. İran’ın Hazar kıyısında en büyük liman şehri Bandar- Anzali. Rusya’da ise Hazar filosunun konuşlandığı Astrahan limanı bulunuyor. Uranyumun Rusya’da hangi nükleer tesislere nakledildiği ise bilinmiyor. İran hükümeti, Türkiye ve Brezilya ile Mayıs 2010’da Tahran’da imzaladığı anlaşma kapsamında, elindeki düşük zenginleştirilmiş 1.2 ton uranyumu Türkiye’ye göndermeyi kabul etmişti. Ancak bu anlaşma ilerleyen dönemde hayata geçirilememişti.
Hürriyet


Almanya Mültecilere 17 Milyar Avro Ayırdı
Almanya'da 16 eyalet, ekim ayı ortalarındaki 800 bin mülteci sayısını baz alarak önümüzdeki yıl için planlama yaptı. Buna göre 2016 yılında mültecilere yapılacak harcama 17 milyar avroyu bulacak. Mültecilere en çok harcamayı yaklaşık 4 milyar avro ile Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyaleti yapacak. NRW'yi 3.31 milyar avro ile Bavyera takip ederken üçüncü sırada 2.25 milyar avro ile Baden-Württemberg eyaleti bulunuyor. Ülkede mültecilere en az harcamayı 100 milyon avro ile Saarland eyaletinin yapması bekleniyor. Mülteciler için ayrılan 17 milyar avro, Federal Savunma Bakanlığı'nın 2015 yılı bütçesinin yaklaşık yarısına denk geliyor. Almanya'daki mülteci sayısının son aylarda gelenlerle birlikte bir milyon sınırını geçtiği tahmin ediliyor.
Türkiye


Siyahi Çocuğu Polis Değil ‘İnsanlık Hatası’ Öldürmüş
ABD’de oyuncak tabancayla oynayan siyahi çocuğu öldüren beyaz polis memuru cezasız kaldı. Ohio eyaletinin Cleveland kentinde Kasım 2014 tarihinde gerçekleşen olayda, parkta oyun oynayan 12 yaşındaki siyah Tamir Rice, polis memuru Tim Loehmann’ın kurşunlarıyla hayatını kaybetmişti. Loehmann Rice’ın elinde silah olduğunu sandığını söylemiş, ancak silahın oyuncak tabanca olduğu ortaya çıkmıştı. Olay, art arda silahsız siyahi gençlerin beyaz polisler tarafından öldürülmesinin ardından gelmişti. Rice’ın ölümü ile ilgili büyük jüri kararını önceki gün açıkladı. Karara göre, Loehmann ve yanında bulunan polis memuru Frank Garmback, Rice’ın ölümünden dolayı cezai suçlamayla karşı karşıya kalmayacak. Polis memurlarının eylemlerinin suç olmadığını söyleyen Savcı Timothy Mc- Ginty, “Delillerin, suç eyleminin polis tarafından yapıldığını göstermiyor” dedi. Rice’ın ölümünü ‘insan hatası’ olarak niteleyen McGinty, olayın ‘iletişimsizlik sonucunda’ meydana geldiğini belirtti. Savcı Matt Meyers da Rice’ın elindeki silahın uzaktan bakıldığında gerçeğinden ayrılamayacağını ve çocuğun silahı parktaki insanlara doğrulttuğunu belirtti. Jürinin kararına tepki gösteren Rice’ın ailesi ve aktivistler ise polis Loehmann’ın ‘adam öldürmek’ten yargılanmasını istedi. Karara tepki gösteren halk başta Ohio ve New York’ta olmak üzere gösteriler düzenledi. Göstericiler “Ben Tamir Rice’ım” yazılı dövizler taşıdı.
Milliyet


‘Musul’u Kurtarmak İçin Peşmergeye İhtiyaç Var’
Irak Maliye Bakanı Hoşyer Zebari, ordunun Musul kentini IŞİD’den geri almak için Kürtlere ihtiyacı olduğunu söyledi. Ramadi’nin ordu tarafından IŞİD’den geri alınmasının ardından dün kenti ziyaret eden Irak Başbakanı Haydar el-Abadi, başkent Bağdat’ın 400 km kuzeyindeki Musul’un 2016’daki hedefleri olduğunu açıklamıştı. Reuters haber ajansına konuşan Zebari, Musul’un geri alınmasının IŞİD’in Irak’taki kontrolünün sona ermesi anlamına geleceğini söyledi. Kürt siyasi Zebari, “Musul için iyi bir plan ve tüm tarafların bağlılığı gerekiyor” diyerek Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı peşmergeye işaret etti. Zebari, “Peşmerge büyük bir güç, peşmerge olmadan Musul’u alamazsınız” dedi. Musul savaşının ‘çok çetin’ olacağını belirten Zebari, “Kolay bir operasyon olmayacak, bir süredir kendilerini güçlendirdiler, ama yapılabilir” diye konuştu. Peşmerge’nin Musul’un doğusu, kuzeyi ve batısında mevzileri bulunuyor. Irak ordusu ve Şii milisler ise Musul’un güneyindeki Beyci’yi IŞİD’den geri almıştı. Musul’un 2014’te IŞİD’in eline geçmesinin ardından, peşmerge güçlerinin kente ilerlemesi başta Bağdat’ın tepkisini çekmişti. Bağdat merkezli Iraqi Group for Strategic Studies düşünce kuruluşundan Vathik el-Haşimi, Sünni ve Şii Arapların, Kürtlerin Musul savaşını, kontrolleri altındaki toprakları genişletmek için kullanmasından endişe ettiğini söyledi. Irak ordusu sözcüsü Yahya Rasul, geçen hafta yaptığı açıklamada, Musul’da IŞİD’e karşı savaşta Türkiye’nin yardımına ihtiyaçları olmadığını açıklamıştı.
Milliyet


Olmert’e Rüşvetten 1.5 Yıl Hapis Cezası
İsrail eski Başbakanı Ehud Olmert’in yolsuzluk davasından aldığı 6 yıl hapis cezası için temyiz talebini görüşen mahkeme cezayı 18 aya indirdi. İsrail Yüksek Mahkemesi’nin altı yargıçla baktığı davanın dünkü duruşmasında çıkan sonuca göre 18 ay hapis yatacak olan Olmert, İsrail tarihinde hapse atılan ilk başbakan oldu. Yüksek mahkeme, Olmert’in ‘500 bin şekel rüşvet aldığı’ (yaklaşık 130 bin dolar) yönünde daha önce verilen kararı da ‘60 bin şekel’ olarak (yaklaşık 16 bin dolar) olarak değiştirdi. Tel Aviv Merkez Mahkemesi geçen yıl mayıs ayında Olmert’i, Kudüs Belediye Başkanı olduğu dönemde ‘Holyland Park’ emlak projesinde ‘rüşvet almaktan’ suçlu bularak 6 yıl hapsin yanı sıra 1 milyon şekel (yaklaşık 290 bin dolar) para cezasına çarptırmıştı. Mahkeme süreçleri boyunca suçlamaları reddeden ve kendisine yönelik ‘acımasız bir cadı avı’ yürütüldüğünü savunan 69 yaşındaki eski başbakan kararı temyize götürmüştü. Temyiz davasına bakan mahkeme, temyiz süreci sonuçlanana kadar Olmert’in serbest kalmasına hükmetmişti. Geçtiğimiz mayıs ayında başka bir rüşvet davasından 8 ay ek hapis cezası alan Ehud Olmert’in bu mahkumiyeti ertelenmişti.
Vatan


Muhaliflere Saldırı Çözümü Zora Sokuyor
ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’de rejime muhalif islam Ordusu genel komutanı zehran Alluş’un Rusya tarafından öldürülmesinin Suriye’de oluşturulmaya çalışılan ateşkes ve siyasal çözüm arayışlarını daha da karmaşık hale getirdiğini bildirdi. Bakanlık Sözcüsü mark toner dün düzenlediği günlük basın toplantısında, Alluş hakkındaki bir soruya “muhaliflere yapılan saldırılar Suriye genelinde oluşturulmaya çalışılan ateşkesi ve siyasal çözüm çabaları zorlaştırıyor” şeklinde yanıt verdi. toner ayrıca islam Ordusu ve genel komutanı zehran Alluş’un DAeŞ’e karşı mücadeleyi desteklediğini söyledi. Sözcü, Rusya ve ABD’nin Ortadoğu’da hangi grupların terör örgütü olarak kabul edilip, hangilerinin edilmediği tartışmasında ortak bir görüş olmadığını dile getirdi.
Star

POLİTİKA

Demirtaş’a: Sufleli İhanet
Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP Lideri Demirtaş’ın açıklamalarıyla ilgili, “Malum eşbaşkan Rusya ziyareti sonrasında kulaklarına üflenen suflelerin de etkisiyle olsa gerek birtakım hezeyanlar ifade etmiştir. Bu eşbaşkanın yaptığı ihanettir” dedi. Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti öncesinde Atatürk Havalimanı’nda özetle şunları söyledi: “Suriye’deki son gelişmelerin PKK terör örgütünün ülkenin birlik ve beraberliğini bozmaya yönelik iştahını da kabarttığını görüyoruz. PKK’nın Suriye kolu PYD, YPG’nin elde ettiğini düşündüğü bazı kazanımları ülkemize taşıma gayreti, son terör olaylarının gerisindeki sebeplerden biridir. Biz bunlara fırsat vermedik, asla da vermeyeceğiz. Şu anda güvenlik güçlerimiz son derece başarılı operasyonlara imza atıyorlar. Yurtiçinde ve yurtdışında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3 bini aşmış vaziyette. Bu operasyonlar ülkemizde terörü tamamıyla yok edene kadar ve bu noktada bölgeye refah, huzur getirinceye kadar, kararlı şekilde, milli güvenliğimiz için bunu tehdit olmaktan çıkarıncaya kadar devam edecektir. Bölücü örgütün siyasi uzantıları, mevcut konjonktürden istifadeyle ağızlarındaki baklayı çıkarmaya başladılar. Bu süreç maskelerin düştüğü, gerçek yüzlerin de görüldüğü bir süreçtir. Malum eşbaşkan hafta sonu Rusya ziyareti sonrasında kulaklarına üflenen suflelerin de etkisiyle olsa gerek birtakım hezeyanlar ifade etmiştir. Bu eşbaşkanın yaptığı açık ve net olarak bir provokasyondur, ihanettir. Türkiye üzerinde operasyon yapmak, ameliyat yapmak isteyen herkes boyunun ölçüsünü almıştır ve bunlar da alacaktır. Terör örgütü ve onun kuklası olan siyasetçiler, bu noktada attıkları adımlarda bugüne kadar yaptığımız uyarılarla hep dikkatli olmalıdır derken, bunlar tam aksini şu ana kadar icra etmişlerdir. Bu açıklamaların gerçek sebebini de biliyoruz. Bu tür açıklamalar, kazdığı hendeğe gömülen terör örgütünün başarısızlıklarını örtme çabasının ürünüdür. Bölgedeki kardeşlerimizin sağduyusu, güvenlik kuvvetlerimizin başarılı operasyonlarıyla adım adım yok olan terör örgütüne, bu tür provokasyonlarla suni teneffüs yapmaya çalışmaktadırlar. Ne örgüt ne de onun kuklası olanlar kendilerini bekleyen akıbetten kurtulamayacaklardır. Bölge insanı da bu terörist ve siyasetçi güruhunun, hangi senaryoların figüranlığını yaptığını gördükçe onlarla arasına mesafe koymuştur. Ülkemizin birliğine, beraberliğine, huzuruna, kardeşliğine balta vuran bu ihanet şebekesinin hak ettikleri dersi, milletimizden ve hukuktan en kısa sürede alacağına inanıyorum. Anayasamızın 14’üncü maddesi bir defa bunların attığı bu adımlara karşı konulmuş bir maddedir. Siz böyle bir adımı atamazsınız. Böyle bir şeye zaten bu ülkenin ne milli iradesi müsaade eder ne güvenlik güçleri, silahlı kuvvetleriyle, polisiyle, köy korucularıyla buna müsaade eder. Anında bizler gereğini bu güne kadar nasıl yaptıysak, bundan sonra da yaparız. Nasıl o açtıkları çukurlarda kendileri boğuluyorsa, bundan sonra da boğulmaya devam edecek.”
Hürriyet

İlk 4 Maddeye İnanıyoruma Ama
Anayasa görüşmeleri başlıyor. Sayın Kılıçdaroğlu ile yapacağınız görüşmeden umutlu musunuz, sonuç çıkabilecek mi? Genel başkanlardan randevu istedim. İstiyorum ki bundan sonra her başbakan göreve başladığında muhalefet liderleriyle oturup kendi gündemindeki konuları, onların gündemindeki konuları tartışsın ve hatta mümkünse belli aralıklarla da bir araya gelinsin. Gündem olarak ne var diye sorduğunuzda; yeni anayasa, arkasından ikinci olarak üzerinde durmayı arzu ettiğimiz husus iç tüzük Üçüncüsü açıkladığımız reform paketleri var. Bu üç konu üzerine odaklanacağız. Bir de bütçenin çabuk geçmesi için yardımcı olmalarını rica edeceğim. Esas itibariyle bu dört konu tabii bunların merkezinde yeni anayasa hususu var. Sayın Bahçeli ile de aynı şekilde. Yani interaktif bir süreç başlatmak istiyorsunuz Önemli olan bu sürecin işlemesi. Bir şeyi konuşacağım Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile. Yöntem olarak onlar için en uygun yöntem nedir? Herhalde şunda ne Kılıçdaroğlu’nun ne Bahçeli’nin itirazı yoktur. HDP’yi de zikretmek isterdim ama bildiğiniz sebeplerle görüşmeyeceğiz. 12 Eylül anayasasının tümden değişmesi gerektiği konusunda kimsenin itirazı yok. Şöyle bir formülü ben doğru görmüyorum; 12 Eylül’ün ruhu yaşasın formunu değiştirelim. Revizyonist yöntemleri ben oldum olası benimsememişimdir. Ruhu o kadar bozuk ki 12 Eylül anayasasının, olmuyor. Dolayısıyla 12 Eylül anayasasının ruhuna müteallik hususlarda hepimizin anlaşmasında fayda mulahaza ediyorum. İlk dört madde dahil mi? Bu tür konularda her şeye açık olmak lazım. Kendine güvenen anayasa açık anayasadır. Halkına güvenen anayasa açık anayasadır. Ha bu 4 madde ile ilgili benim şüphe beyan ettiğim anlamına gelmiyor. Ben o 4 maddeye inanıyorum ama halkıma güveniyorum, kendime güveniyorum, kuracağımız sisteme güveniyorum ki bunlar açık da olsa bu 4 maddeyi değiştirmeyi kimse düşünmez yani aidiyeti kuvvetliyse böyle bir şeye ihtiyaç olmaz. Her koyduğunuz kısıtlama bir güvensizlik işaretidir. Bizim anayasa devlet odaklı. Halbuki devletin esası insandır. Dolayısıyla da insan onurunu esas alacak. İnsan onuruna aykırı her şey eskiden öyle denirdi; ‘Efradını cami, ağyarını mani’. Güçler ayrılığı prensibi ruhtur, form değildir. Yani yasama, yürütme ve yargı arasındaki güçler ayrılığına dayanan prensip bir sistemin herhangi bir şekilde istismarını ortadan kaldıracak bir ilkedir. Bunu hepimizin savunması lazım. Yani başkanlık üzerinden diktatörlük doğar gibi bir kanaati serdedenlere söylüyorum en büyük diktatörlük bazen jüristokrasi üzerinden doğabilir. Mesela Hitler parlamenter sistem içinde gelişti. Yani anayasanın ruhu meselesinde anlaşabileceğinizi düşünüyorsunuz Düşünüyorum. Eğer bunun dışına çıkarsa zaten anti demokratik bir yaklaşım benimsemiş olur kim benimserse benimsesin. Bunların detaylarına geldiğimizde vatandaşlık tanımıydı, oydu, buydu Türkiye’de herkesin kabul edebileceği, mümkün olan en geniş kabulü sağlayacak şekilde konuşmak lazım. Meseleyi kişiselleştirmememiz lazım. Yani ‘Başkanlık gelirse Sayın Erdoğan başkan olur’ ya da bugünkü konjonktür ‘Başkanlık gelirse biz iktidar olamayız.’ Biz zaten AK Parti olarak daha önce başkanlığı teklif ettik. Yine başkanlığın Türkiye’deki evrilen sistem itibariyle geçişin kolay olacağı kanaatindeyim. Devleti öylesine yeniden tanzim edelim ki iyice düşünelim, konuşalım ama sonra idare etmek kolay olsun. Benim Sayın Kılıçdaroğlu’na söyleyeceğim bu. Üç defa denedik dediniz yeni anayasayı. Her seferinde bir pazarlık meselesi oldu, olay yokuşa sürüldü. Bu sefer de aynı konu olursa başka bir planınız var mı? Ben bu tür şeylerde zihnimde B planını tutarım ama zikretmem. Onu zikrettiğiniz anda karşı tarafa güvensizlik, saygısızlık olur. Önce biz beraber bir plan geliştirelim.
Hürriyet

‘Nasıl Bir Başkanlık Herhalde Bana Söyler’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bugün yapacağı görüşme için “Hoşgeldiniz diyeceğiz. Elbette konuşacağız. Başkanlık sistemiyle ilgili gelecekse, nasıl bir başkanlık olduğunu da ben böylece öğrenme fırsatı bulmuş olacağım” dedi. Kılıçdaroğlu, dün partisinin grup toplantısında şunları kaydetti: Ecevit’in başbakanlık yaptığı dönemde Türkiye’nin iki temel sorun alanı vardı. Ekonomi, toplumsal barış. İki konuda da Ecevit, hiçbir siyasi liderin üstlenmeye cesaret edemediği kararlar aldı. 2015’te iki seçim arasında 400’e yakın vatandaşımız teröre kurban gitti. Türkiye’nin temel sorunu yokken, beş temel sorun çıktı. Sade vatandaşa gelince hukuk, kendilerine gelince guguk. ‘Darbe geliyor, darbeye karşıyız’ diye vatandaşı kandırdılar, 21. yüzyılda darbe mi olur? Çıkıyor cumhuriyet savcılığına gizli ibareli yazı yazıyor. ‘Sayıştay: Kaçak Saray Hileli’ başlığıyla yazı çıkmış, hakaret edildiğini söylüyor, diyor ki savcıya ‘Kanuni işlem yapın, sonucundan bilgi verin’, kimsin sen? Senin savcıya talimat vermeni hangi yasa öngörüyor? Yazdığı her yazının kanun metni olduğunu düşünüyor. Cumhurbaşkanı, hukuksuzluk yapıyor. Son günlerde kafayı ODTÜ’ye takmışlar. ODTÜ’lü kardeşlerime söylüyorum özgürlük anlayışınızı iyi biliyorum. Herkesin inancını özgürce yerine getirmesi herkesin görevidir.. 2 bin kişilik namaz kılınacak camisi var. 10’un üzerinde mescit var. Provokasyonla ODTÜ üzerine tezgah kurmaya çalışılıyor, ODTÜ’lüler üniversitelerine sahip çıkacak. Herşeye maydanoz olan konuşuyor. İstismar edecek ya, önce kendisi, sonra tufan, ‘Hemen gereğini yapın’ diyor. Allah bilir savcıya yazı yazmıştır. ODTÜ’ye tankla, TOMA’yla giremezsin, sınavla girersin. Bir başkası ‘Halk çocukları girsin’ diyor. Bunlar bizim çocuğumuz değil mi? Ötekileştirmeyi o kadar ileri noktaya taşıdılar ki toplum ayrıştı. (Bugünkü randevuyla ilgili) Başbakan’la görüşeceğiz. Hoş geldiniz diyeceğiz. Elbette konuşacağız. Neleri söyleyeceğini ben de merak ediyorum. Başkanlık sistemiyle ilgili gelecekse, nasıl bir başkanlık olduğunu böylece öğrenme fırsatı bulmuş olacağım. Nasıl bir başkanlık sistemi? Herhalde bana söyleyecektir. Bana anlattıklarını sizinle paylaşacağım. Demesin ‘ben söyledim gitti anlattı’ diye. Baştan söylüyorum. Hendekleri savunan adaletten, özgürlükten yana değildir. Şehrin ortasına hendek kazacaksın birileri sessiz kalacak. Sessiz kaldıkları için bu hale geldi. Niye zamanında kapatmadınız? Özerk bölge oluşturulsun diyorlar. Anayasanın ilk dört maddesini buna izin vermek için istiyorlardı, o yüzden ilk dört madde kırmızı çizgimizdir, dedik. Sorun bunlarda değil, Türkiye’yi bu hale getirenlerde Hesabı sen soracaksın sevgili vatandaşım, bu ülke bu hale gelmişse, ona oy veren vatandaşımın da sorumluluğu vardır, sorumluluktan kaçmamalısın. Sen oy verdin, o da böyle yaptı. Gücü senden aldı. Türkiye bir ayrışma sürecinin içinde. Cumhuriyet tarihinin en derin krizlerinden birisini yaşıyoruz. Bütün bu görüşmelerde başkanlık da pazarlığa dahil mi? 400 vekil verin işi bitirelim diyordu, hangi işi nasıl bitirecekti, çık anlat bakalım, tık yok.
Milliyet


SPOR

Galatasaray’da almak değil, satmak zor. Ligin devre arasında takviye yapmak için kolları sıvayan Cim-Bom, Mustafa Denizli’nin listesi doğrultusunda 5 isimle yollarını ayıracak. Ancak bu futbolcuların uzun vadeli sözleşmeleri ve yüksek paralar almaları, sarı-kırmızılıların elini kolunu bağladı. Üstelik bunlara henüz talip de yok. Deneyimli teknik adam, yönetime, içinde Ryan Donk, Ricardo Van Rhijn, Oussama Tannane, Ciro Immobile ve Kevin Diks’in olduğu 12 kişilik liste sunarken, bu futbolculardan 6’sının transfer edilmesini istedi. Denizli böylece transferde sağ bek, ön libero, sol kanat ve forvet için nokta atışı transferler yapıp, kulübeyi de zenginleştirmek istiyor. Ancak Galatasaray Yönetimi’ni transfer edilecek oyuncular kadar gönderilecek futbolcular da bir hayli zorluyor. Buna göre 26 kişilik kadrosu bulunan sarı-kırmızılılar 6 yeni isim için 6 futbolcusuna yol gösterecek. Bu isimlerden 5’inin Tarık Çamdal, Jem Paul Karacan, Koray Günter, Emre Çolak, Jose Rodriquez olduğu öğrenildi. Ancak bu futbolcuların çoğu uzun süreli sözleşmeye sahip ve iyi paralar kazanıyor. Cim-Bom’un Eskişehir’den 4 milyon 750 bin euroya alıp 5 senelik sözleşme yaptığı Tarık Çamdal, bu sezon için 1.3 milyon euro kazanıyor ve rakam artarak devam ediyor. Borussia Dortmund’tan 2.5 milyon euroya transfer edilen ve 2.5 sene daha mukavelesi bulunan Koray Günter ise 800 bin euro alıyor. Bu sezon başında alınan ve 2.5 yıllık anlaşılan Jem Paul Karacan da her yıl için net 600 bin euro ödeniyor. Yine bu sezon başında bonservis bedeli ödenmeden Real Madrid’ten gelen Jose Rodriquez’le de uzun soluklu bir anlaşma yapıldı. 2018- 19 sezonun sonuna kadar sözleşmesi bulunan Rodriquez sezon başına 800 bin euro alıyor. Listedeki en sürpriz isim ise Galatasaray altyapısından yetişen Emre Çolak Sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan Emre Çolak’ın 6 aylık ücreti ise 750 bin lira. Sonuç olarak Galatasaray bu futbolculardan kurtulurken önemli bir fatura ile de karşı karşıya Bu durum kulübün zarar bakiyesinin katlanmasına neden olacak.
Milliyet


Süper Lig’de dün şaka gibi bir gelişme yaşandı. Gençlerbirliği Başkanı ilhan Cavcav, geçen hafta perşembe günü 1.5 yıllık sözleşme imzaladığı Yılmaz Vural’la ilişkisini dün öğlen saatlerinde kesti. 2-0’lık Eskişehir yenilgisinin ardından dün Vural ile Cavcav bir araya geldi. İkili, gönderilecek ve transfer edilecek oyuncular ile ilgili fikir ayrılğına düşünce yollar resmen ayrıldı. Başkent ekibinde 1977’de başkanlığa seçildikten kısa süre sonra görevinden ayrılan, 4 yıl sonra yeniden başkan olan ve 1981’den itibaren kesintisiz kırmızı-siyahlı kulübü yöneten Cavcav, 34 yılda 55 kez çareyi hoca değiştirmekte aradı. Tecrübeli başkanın en çok göreve getirdiği teknik adam ise Mesut Bakkal oldu. Bakkal, başkent ekibinde 5 kez görev aldı. Kemal Özdeş’in 2014-2015 sezonu öncesi maça çıkmadan görevden alınması Gençlerbirliği’nde yaşanan en ilginç teknik direktör ayrılışı oldu. Başkent kulübü, İlhan Cavcav’ın başkanlığı dönemindeki en başarılı yılını, Ersun Yanal yönetiminde 2002- 2003 sezonunda yaşadı; Beşiktaş’ın şampiyon, Galatasaray’ın ikinci sırada bitirdiği ligi üçüncü tamamladı.
Star


Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan’ı ziyaret etti. BJK TV’ye açıklamalarda bulunan siyah-beyazlı kulübün patronu, Baykan’la görüş alış-verişinde bulunduklarını ve Vodafone Arena’nın açılma senaryolarının başladığını belirtip, “Stadımız Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün mülkiyetinde. Onların fikirlerini aldık. Mehmet Baykan kongre üyemiz. Yeni bir döneme girdik, ‘Hayırlı olsun’ deyip sohbet ettik” ifadesini kullandı. Fikret Orman; Ankara’da Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ı da ziyaret etti. Öte yandan geçen hafta Dnipro ile stoper Douglas ve kaleci Boyko konusunu konuşmak için Ukrayna’ya giden Orman, yılbaşı sonrası iki transfere nokta koyup bu isimleri Antalya kampına yetiştirmek için çaba harcıyor. Beşiktaş, Douglas ve Boyko için 6 milyon euro’ya el sıkışmıştı. Öte yandan Fransız RMC Radyosu, Beşiktaş’ın Rennes kalecisi Costil’e de teklif yaptığını öne sürdü.
Star

Fenerbahçe ilk yarıyı ikinci sırada bitirdi ama en büyük sıkıntıyı gol yollarında çekti. Maçlarını daha çok 1-0’lık skorlarla kazandığı için eleştirilen sarı-lacivertli kulüpte yönetim de bu sıkıntıyı gidermek için harekete geçti. Teknik Direktör Pereira’nın da forvete mutlaka bir takviye istediği belirtilirken, gündeme gelen isim Kasımpaşalı Eren Derdiyok oldu. Eren bu sezon eski günlerine döndüğünü gösterirken, ilk yarıda 8 gol kaydetti. Fenerbahçeli yöneticilerin 27 yaşındaki oyuncu için Kasımpaşa ile görüşmelere başladığı öğrenildi. Kulübüyle 1.5 yıllık sözleşmesi bulunan Eren için Lacivert-Beyazlılar’ın 3 milyon euro bonservis bedeli istedikleri öğrenildi. Ancak Fenerbahçe Yönetimi öncelikle bu rakamı yarı yarıya düşürmeyi hedefliyor. Sarı-Lacivertliler gerekirse takasta 1-2 oyuncuyu kullanabileceklerini de Kasımpaşalı yöneticilere bildirdi.
Star




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme