4 Ocak 2016 Pazartesi

04.01.2016 Genel Gündem

04.01.2015

GÜNDEM

Türkiye Sarıkamış
Enver Paşa komutasında 22 Aralık 1914’te başlayıp, 15 Ocak 1915’te biten Sarıkamış Harekâtı’nda donarak, çarpışarak şehit düşen 90 bin Mehmetçik, Türkiye’nin dört bir yanında anıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca 81 ilde eşzamanlı düzenlenen Sarıkamış Şehitleri Anma Yürüyüşleri’nin ilki Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Kars Valisi Günay Özdemir, AK Parti Kars Milletvekilleri Ahmet Arslan, Selahattin Beyribey, Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, Sarıkamış Kaymakamı Yusuf İzzet Karaman ve Sarıkamış Belediye Başkanı Göksal Toksoy’un katılımıyla dün saat 10.00’da Kars - Erzurum yolu üzerindeki Allahuekber Şehitliği’nde başladı. Soğuk havaya karşın Türkiye’nin dört bir tarafından gelen, yaklaşık 5 bin kişi İl Müftüsü Mehmet Genç ile birlikte dua etti. ‘Vefakâr gençlik, fedakâr ecdadını unutmayacak’ sloganıyla sivil toplum kuruluşlarının desteklediği yürüyüşün ilk adımını atan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, “Üstümüzde kışlık kıyafetler olmasına rağmen üşüyoruz. Ecdadımızın burada gösterdiği fedakârlığın ne anlama geldiğini anlayabilmek için buradayız. Gelecekte de buradaki fedakârlığı iyi hatırlayarak ülkemizi 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine hep beraber taşıyacağız inşallah” dedi. Yürüyüş Yukarı Sarıkamış Şehitliği tören alanında sona erdi. Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Musul ve Kerkük’ten 20 genç de sıfırın altında 25 derecede Sarıkamış Şehitliği’nde çadır kurup, geceyi burada geçirdi.
Hürriyet


Çelişkili İfadeler
Hrant Dink’in 2004 yılında İstanbul Valiliği’ne çağrılıp, ‘uyarılmasıyla’ ilgili eski MİT Bölge Başkan Yardımcısı Özel Yılmaz ve dönemin Vali Yardımcısı Ergun Güngör’ün birbiriyle çelişen ifadeler verdiği ortaya çıktı. Dink suikastında kamu görevlilerinin ihmaline ilişkin soruşturma kapsamında 26 kişiye dava açılırken, Yılmaz ve Güngör’ün de aralarında olduğu kimi şüphelilere de takipsizlik kararı verilmişti. MİT’çi Özel Yılmaz, 22 Aralık 2014’te alınan ifadesinde, Genelkurmay’ın dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’u araması ve Atasagun’un da eski MİT İstanbul Bölge Başkanı Hüseyin Kubilay Günay’a talimat vermesi üzerine Dink’le görüşme yapıldığını ifade ederek, özetle şunları söyledi: “Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğu iddiasını konu edinen yazı nedeniyle Genelkurmay’ın bu konuda yazılı belge olup olmadığı, Dink’in yazıyı neye istinaden yazdığı konusunda talebi olmuş. Bölge başkanımız Vali Muammer Güler’i arayarak, Dink’teki Gökçen ile ilgili belgelerin temini talebinde bulunmuş. Dink’in valiliğe geleceği kesinleştikten sonra vali, konuyu bölge başkanımıza bildirerek, Dink’in valiliğe geldiği gün MİT’ten görevlendirme istemiş. Başkanımız da beni ve Handan Selçuk’u şifahi olarak görevlendirdi.” Valiliğe Dink’le görüşmek için değil, getireceği belgeleri almak için gittiklerini ve ‘tesadüfen’ karşılaştıklarını iddia eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Biz valiliğe Dink ile görüşmek amacıyla gitmedik. Evrakları almak için gitmiştik. Güngör’ün odasında oturduğumuz sırada odaya Dink girdi. Biz odadan ayrılarak yan taraftaki odaya geçmek istediğimizde Dink, ‘Rahatsız olmayın, ben çıkayım’ dediğinde, Güngör bizleri akrabaları olarak tanıttı. Dink bunun üzerine ‘Benim için sakıncası yok’ dedi. Güngör’ün bizleri akrabası olarak tanıtmasından dolayı vali yardımcısını zor durumda bırakmamak adına spontane gelişen bir durumda MİT görevlisi olduğumuz söylemedik. Zaten toplantıya katılmak gibi bir amacımız da yoktu.” Görüşmede Güngör’ün “Gökçen’in neye istinaden Ermeni asıllı olduğu konusunda yazı yazdınız?” diye sorduğunu belirten Yılmaz, şöyle dedi: “Dink, Ermeni asıllı Lübnanlı bir yazarın Ermenice yayınladığı kitapta konunun geçtiğini anlattı. Ayrıca Sabiha Gökçen’in teyze kızlarının Erivan’da yaşadıklarını, bunların da konuyu doğruladığını, Atatürk’ün manevi kızının Ermeni asıllı olduğunu söyledi. Dink, sohbet esnasında Güngör’e bir CD verdi. Bu CD’de Gökçen’in teyzesinin kızlarının fotoğraflarının olduğunu söyledi. Aynı zamanda renkli fotokopilerini de verdi. Güngör hassasiyetini göstermek amacıyla Patrik Mutafyan’ın tehdit edildiğine dair şikâyetinden sonra faili Yalova’da bulduklarını ve şahsın yakalanıp tutuklandığını anlattı. Atatürk’ün manevi kızının Ermeni asıllı olarak gösterilmesinin toplumda hassasiyet yarattığını, dikkatli olunması gerektiğini, cahil insanların kiliselere ve Ermeni okullarına zarar verebileceğini söyledi. ‘Bu konularda ülke açısından hassas olmakta fayda var’ dedi. Bunun üzerine Dink, ‘Sayın valim devletimin benden bir şikâyeti, bir şüphesi var ise bu ülkeyi terk ederim, ben Türk arkadaşlarımın yüzüne bakamam’ dedi. Bu aşamada ben dayanamadım. ‘Siz bu ülkeye lazımsınız, atalarınız binlerce yıldır bu ülkede yaşıyor, buralar ata toprağınız, niye terk edip gideceksiniz’ dedim. Dink bana ‘Ben ihanetle suçlanmaya dayanamıyorum, üzülüyorum, ülkemi de AİHM’ye şikâyet etmeyi kendime zül görüyorum, böyle birşey de yapmak istemiyorum’ dedi.” Yılmaz, görüşmede Dink’in, hakkında açılan ve ceza aldığı davaya ilişkin, “Benim yazımın bütününe bakmayarak, bir cümlesini çarpıtarak, söylemek istediğimin tam tersini söylüyorlar. Beni suçluyorlar. Aslında yazımda kinin bitmesi gerektiği noktasında Ermenileri suçlamıştım” dediğini iddia etti. Oysa Dink Ailesi’nin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, Dink’in ceza aldığı bu davaya ilişkin suç duyurusunun valilikteki görüşmeden bir gün sonra yapıldığını, aylar sonra dava açıldığını ve iki yıl sonra mahkûmiyet çıktığını belirtiyor. Bakırcıoğlu, Dink’in bu görüşmede bu sözleri sarf etmesinin mümkün olmadığı ifade ederek, bu nedenle takipsizlik kararına itiraz edeceğini vurguluyor.
Hürriyet


Kahvaltı Masasında Şarapnelle Vuruldu
Diyarbakır’ın sokağa çıkma yasağı uygulanan merkez Sur ilçesinde dün saat 13.00 sıralarında, Küçük Aktarlı Sokak’taki 3 katlı bir apartmanın ikinci katındaki daireye bir mermi isabet etti. Bu sırada yer sofrasında kahvaltı yaptığı belirtilen Melek Alpaydın başına şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu olay yerinde yaşamını yitirdi, 1 kişi de yaralandı. Yetkililer, patlama sonrasında kahvaltı yapan Melek Alpaydın’ın başının parçalanarak öldüğünü belirtti. Yaralıların hastaneye kaldırılmasının ardından olay yerine gelen polis, geniş kapsamlı soruşturma başlattı. Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan açıklamada, patlamaya sebep olan herhangi bir materyala rastlanmadığı belirtilerek, “Sur İlçesinde sokağa çıkma yasağının ve operasyonların olmadığı İskenderpaşa Mahallesi Küçük Aktar Sokak üzerinde bulunan bir ikamette patlama meydana geldiği bilgisi alınmıştır. Olay yerine giden güvenlik görevlilerine bölücü terör örgütü mensuplarınca el yapımı patlayıcı atılmış, uzun namlulu silahlarla ateş edilmiş ve güvenlik görevlilerinin olay yerine girmeleri bir müddet engellenmiştir. Olay yerinde ve çevresinde meydana gelen olaya ilişkin olarak patlamaya sebep olan herhangi bir materyal elde edilememiştir” denildi. Bu arada Sur ilçesi Fatih Paşa Mahallesi’nde meydana gelen patlamada, bir güvenlik görevlisi ağır yaralandı.
Milliyet

‘Küçük Kandil’ Kontrol Altında
Şırnak’ın 14 Aralık’ta Cizre ile birlikte sokağa çıkma yasağı ilan edilen Silopi ilçesinde hendeklerin kapatılması, barikatların kaldırılması ve PKK’lıların etkisiz hale getirilmesi için güvenlik güçleri operasyonlarını sürdürüyor. Silopi’de operasyonların en kritik noktalarından olan ve PKK yandaşlarının ’Küçük Kandil’ olarak adlandırılan Zap Mahallesi’nde yoğun bir operasyon düzenleyen güvenlik güçleri, adım adım ilerleyip mahalleye girdi. Güvenlik güçleri Kandil Dağı’ndan teröristlere destek verildiği belirtilen mahalleyi PKK’lılardan temizleyerek tam kontrolü sağladı. Güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyon sırasında eylemleri koordine ettikleri ifade edilen PKK’nın 12 üst düzey yöneticisinin de Zap Mahallesi’ni terk ettikleri kaydedildi. Güvenlik güçleri, Zap Mahallesi’nde bomba tuzaklı barikatları imha ederek barikatları kapatıyor. Genelkurmay Başkanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, Silopi’deki operasyonlarda toplam 28 PKK’lının etkisiz hale getirildiği belirtildi. Bu arada Silopi ilçesinde evinden ayrılmak isteyen vatandaşlara PKK’lı teröristlerce açılan ateş sonucu bir kişi öldü, iki kişi de yaralandı. Barbaros Mahallesi’nde terör saldırılarından duydukları endişe yüzünden ayrılıp bir başka yere gitmek isteyen Zübeyde Ezen ile Yusuf ve eşi Şahye Yağıcı’ya teröristlerce ateş açıldı. Yusuf Yağıcı’nın olay yerinde öldüğü saldırıda yaralanan Zübeyde Ezen ve Şahye Yağıcı Silopi Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 99,6406-99,7213                                                                                         
ABD Doları 2,9177-2,9187
Euro 3,1682-3,1707
İngiliz Sterlini 4,2986-4,3011                      

Zam Yüzde 40’a Dayandı
Yeni haftaya köprü ve otoyollarda zam haberiyle girilirken bir kötü haber de Otomatik Geçiş (OGS) ve Hızlı Geciş Sistemi’nden (HGS) geldi. OGS ve HGS’li geçişlerde uygulanan yüzde 20 indirim de kaldırıldı. Yetkililer yüzde 20’lik indirimin yasal dayanağı bulunmadığını ve belli bir dönem teşvik için böyle bir uygulamaya gidildiğini ifade ediyor. Bu nedenle de indirimin dün itibarıyla kalktığı bilgisi veriliyor. Böylece otoyollarda OGS ve HGS ile en kısa mesafede 1.8 TL olan geçiş ücreti yüzde 16’lık zam ve yüzde 20’lik indirimin kalkmasıyla 2.5 TL’yi buldu. Bu da yüzde 38’lik zam anlamına geliyor. Köprülerde ise 3.4 TL olan geçiş ücreti indirimin kalkması ve yüzde 16 zamla 4 lira 75 kuruşa yükseldi. Bu da ücretlerin yüzde 39 arttığını gösteriyor. Hürriyet’in duyurduğu köprü ve otoyollardaki zammın detayları da netleşti. Karayolları Genel Müdürlüğü köprü ve otoyol geçişlerine ilişkin yeni ücret tarifesini duyurdu. Buna göre, İstanbul Boğaziçi ile Fatih Sultan Mehmet köprülerinden otomobil, motosiklet, aks aralığı 3.20 metreden küçük kamyonet ve minibüsler için geçiş ücretine 50 kuruş zam yapılarak 4 lira 25 kuruştan 4 lira 75 kuruşa yükseltildi. Aks aralığı 3.20 metreden büyük her türlü iki akslı araçların geçiş ücreti 50 kuruş artışla 6 lira oldu. Köprü ve otoyol geçişlerine son olarak 2012 yılında zam yapılmıştı. 2 Ocak Cumartesi gününü 3 Ocak Pazar’a bağlayan gece saat 00.00’dan itibaren gişelerden geçiş yapanlar zamlı tarife ile işlem gördü. 2012’den bu yana zam yapılmayan köprü ve otoyolları için yüzde 25 civarında zam yapılması gündeme gelmişti. Ancak Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın yönlendirmesiyle zam yüzde 16’da kaldı.
Hürriyet


Bes’te Kesınti 140 Tl’ye İndi
Yeni yılla birlikte Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES), yeni düzenleme de başladı ve yıllardır eleştirilen, hatta sisteme giren birçok kişinin çıkmasına neden olan kesinti oranları düşürüldü. Yeni düzenlemeye geçmeden önce, 2015’in sonuna kadar uygulama nasıldı, kısaca değineyim. Düne kadar sisteme girenlerden giriş aidatı, şirket yönetim gideri ve fon işletim gideri adı altında üç kesinti yapılıyordu. Giriş aidatı, 120 lira ile 700 lira arasında değişiyordu. Şirket yönetim gideri için de sisteme ödenen katkı paylarından, yıllık yüzde 2 kesiliyordu. Kişilerin fon tercihine göre de yıllık yüzde 1.09 ile 2.28 arasında değişen oranlarda fon işletim gideri alınıyordu. 1 Ocak 2016’dan itibaren ise artık katılımcılardan giriş aidatı, şirket yönetim gideri olarak farklı oranlarda kesintiler yapılamayacak. İlk 5 yıl, yıllık tek bir kesinti yapılacak; bu da, brüt asgari ücretin yüzde 8.5’ini geçmeyecek. Yani, kaç para yatırırsanız yatırın, emeklilik şirketi, asgari ücrete endeksli yıllık tek bir kesinti yapabilecek. Yeni asgari ücretle birlikte 2016 için bu rakam da 140 lira. 5 yıl içinde sistemden çıkarsanız emeklilik şirketi, 5 yılın tamamını sizden toplu kesecek. Örneğin, 3’üncü yılda çıkacaksınız, o güne kadar da sizden 420 lira (bugünkü asgari ücret üzerinden) kesildi; şirket, birikiminizden 280 lira daha alacak. Yani, bugünkü asgari ücretten hesaplarsak, 3’üncü yılda çıktığınızda, toplam 700 lira kesilecek. İyi haber şu; 5 yıldan sonra asgari ücrete endeksli yıllık kesintiler kalkacak. Fon işletim kesintilerinde indirime gidilmedi. Hali hazırda yıllık; hazine bonosu ve devlet tahvilinden oluşan fonlarda yüzde 1.09, kıymetli maden fonlarında yüzde 1.91, hisse senedi fonlarından yüzde 2.28 kesinti yapılıyor. Bu kesintiler sürecek ancak 6’ncı yıldan sonra kesintileri kişilerin hesaplarına iade edilecek. Şöyle ki; 6’ncı yılda o yıla ait fon kesinti tutarının yüzde 2.5’i yılın sonunda katılımcıya iade edilecek ve sonraki yıllarda iade tutarı yüzde 2.5 artarak (7. yıl yüzde 5, 8. yıl 7,5, 9. yıl 10 şeklinde) devam edecek. İade tutarı yüzde 25’e ulaştığında -ki, bu sistemde 15 yıl kalınmış olmayı gerektiriyor, sabitlenecek. Fon kesintilerinin iade uygulaması 2021 Ocak’ında başlayacak. 2013 Ocak’tan itibaren sistemde geçirilen süre, iade oranı belirlenirken hesaba katılacak.
Hürriyet


İndirim Amerika’da Olsa Da Kaçırmıyoruz
Alışveriş kelimesinin yanına en çok 'indirim' yakışıyor. Bu güzel kelimeyi duyanlar ise alışverişe koşuyor. İletişim imkânlarının artmasıyla sadece yurt içindeki mağazaların fırsatlarıyla yetinmeyen Türk tüketicisi, Çin'den Amerika'ya kadar birçok ülkeden alışveriş yapıyor. Bunun için de en uygun zamanları takip ediyor. İndirim takipçisi tüketicilerin artmasıyla bu isteğe aracılık eden siteler de yaygınlaşmaya başladı. Aracı şirketlerden birisi olan Amerikadaniste.com verileri, Türkiye'deki tüketicilerin, indirimi Amerika'da bile kaçırmadığını, bu ülkeden online alışverişin çok hızlı büyüdüğünü gözler önüne seriyor. Verilere göre, son 1 yılda Türkiye'nin 54 ili, Avrupa ve Amerika’da yüzde 70’e varan indirimlerden faydalandı, alışveriş sitelerinden alışveriş yaptı. Söz konusu sitenin üye sayısı 2015 yılında 2014'e göre yüzde 25 arttı. Kıyafet, ayakkabı, tablet, araç/motor parça içerikli ürünler daha fazla tercih edildi. Kargo siparişleri ise 2015'te bir önceki yıla göre yüzde 40 artış gösterdi. Bu durum Amerikadaniste. com'un rakamlarına da yansıdı ve şirketin cirosu yüzde 38 oranında yükseldi. Türk tüketiciler, ABD'nin ünlü indirim dönemleri olan 'Black Friday-(kara Cuma)' ve 'Siber Monday (siber pazartesi)' adlı alışveriş dönemlerini de kaçırmadı. Bu dönemde Amerikadaniste. com üyeleri ABD’deki alışveriş sitelerinden ortalama 300 dolarlık alışveriş yaptı. Amerika'dan en fazla kıyafet, ayakkabı ve çocuk elbiseleri sipariş edildi. Sadece bu iki özel alışveriş gününde Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nu dolduracak kadar ürün satın alındı. ABD'den Türkiye'ye her gün 2 otomobil ağırlığında paket gönderildi. 78 ayrı markanın ürünü Türkiye'ye gelirken, en çok alışveriş yapan iller arasında İstanbul, İzmir ve Ankara’nın yanı sıra Van, Gaziantep, Samsun, Muğla üst sıralarda yer aldı.
Türkiye


İş Dünyasının Halis Ağa’sı Artık Yok
‘Halis Ağa’ olarak tanınan iş adamı Halis Toprak, Fransa’nın Nice şehrinde vefat etti. 78 yaşındaki Toprak, kalp rahatsızlığı nedeniyle kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Toprak’ın naaşı Fransa’dan İstanbul’a getirilecek. Halis Toprak’ın defin sürecinin, aile üyelerinin alacağı kararın ardından açıklanacağı belirtildi. İş adamı Halis Toprak, iş hayatına Adana’da başladı. Toprak, seramik, kağıt, ilaç ve gıda gibi 30’a yakın sektörde faaliyet gösteren Toprak Holding’i Türk sanayine kazandırdı. 78 yaşında vefat eden Toprak, 1938 Diyarbakır Lice doğumlu. 1977’de İstanbul’da Toprak İnşaat firmasını kurdu. 1992 yılında ana ortakları Toprak Grubu şirketleri olan Toprakbank kuruldu. Zararı özkaynaklarını aşan, mali bünyesi zayıflayan Toprakbank 2001 sonunda Tasarruf Mevduatları Sigorta Fonu (TMSF) kapsamına alındı. Halis Toprak, 32 yıl sürdürdüğü yönetim kurulu başkanlığını 2009’da oğlu Mehmet Toprak’a devretti. Aynı yıl Toprak Grubu’nun şirketlerinin tümünün yönetimine TMSF el koydu. Halis Toprak, Toprak Grubu’na ait 22 şirketin ve 21 sanayi tesisinin yönetimini, Toprak Grubu’nun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na olan borcunun tamamını ödeyerek geri aldı. Halis Toprak 29 Haziran 2012 tarihinde tekrar Toprak Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı’na gelmişti. Ünlü işadamının ilk eşi Ayşe Hanım’dan 10 çocuğu vardı. Toprak, 540 milyon lira rekor tazminat ödeyerek bu evliliği sonlandırmıştı. 1999’da evlendiği ikinci eşiyle 10 yıl evli kalmıştı. Bu evliliğinden Turgut isimli bir oğlu vardı. Toprak’ın Nazlıcan Tağızade ile yaptığı evlilik uzun süre kamuoyunda konuşulmuş, bir süre sonra çift boşanmıştı.
Milliyet


Belirsizlikler Azaldı Dalgalanma Olmaz
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, 2016 yılına belirsizliklerin nispeten azaldığı koşullarda girildiğini söyledi. Merkez Bankası ve BDDK’nın 2011’den bu yana aldığı önlemlerin kredilerdeki büyümenin sürdürülebilir düzeyde gerçekleşmesine, ekonominin de herhangi bir sert iniş olmadan yavaşlamasına olanak sağladığını belirten Bali, 2015’teki faaliyet ortamının geçmiş dönemlerden farklı olarak bir dizi belirsizliği şekillendirdiğine dikkat çekti. Seçimlerden sonra 2016 yılında ekonomik ve siyasi açıdan genel olarak istikrarın arttığı bir döneme girildiğine dikkati çeken Bali, finansal piyasalarda Türkiye’ye özgü risklerden kaynaklanabilecek aşırı dalgalanmalar yaşanma olasılılığının geçen yıla göre daha düşük göründüğünü vurguladı. Küresel piyasalardaki oynaklıkların yurt içinde yaratabileceği riskleri bertaraf edebilmek amacıyla TCMB’nin son yıllarda daha esnek bir para politikası izlediğini anlatan Bali, Fed’in faiz artırımı sonrası bankanın, esnek bir para politikasından ziyade; sade, kolay anlaşılabilir ve piyasada etkileri doğrudan hissedilebilir bir para politikası stratejisine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Nitekim, geçen ay Fed’in 9 yıllık bir sürenin ardından 25 baz puanlık ilk faiz artırımını yapmasının akabinde Merkez Bankası’nın da para politikasında sadeleştirme adımlarına bu yıl başlayabileceğinin sinyalini verdiğini aktaran Bali, şöyle devam etti: “Merkez Bankası’nın bu yönde atacağı kademeli adımlarla politika faiz oranının, halihazırda yüzde 7.5 olan 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranının yaklaşık 100 baz puan üzerinde seyreden ağırlıklı ortalama fonlama maliyetine yakınsamasının sağlanacağı anlaşılıyor. Bu gelişme ilk etapta faiz artırımı gibi görünse de bunu esasen TCMB’nin piyasaya sunduğu fonlamanın efektif maliyetinde değişiklik yaratmayacak bir hamle olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu çerçevede, daha anlaşılabilir bir para politikası daha öngörülebilir bir yatırım ortamını da beraberinde getirecektir.”
Vatan


Sur’a 4 Milyar Liralık Dönüşüm
Diyarbakır’ın Sur ilçesine yönelik kentsel dönüşüm projesinin detayları belli oldu. 9 bin binadan tarihi ve kültürel öneme sahip bin tanesi koruma altına alınacak. Sahabe mezarlarının da olduğu yerler tarih, din ve kültür turizmine kazandırılacak. 1 milyon 870 bin metrekare alanda dönüşüm gerçekleşecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, içişleri Bakanlığı ile Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda projenin ana unsuru ‘az konut, çok Ticaret’ olarak belirlendi. koruma amaçlı imar planının hazır olduğu projenin tüm unsurlarıyla hayata geçmesi için uzmanlar, 4 milyar Türk Lirası’na yakın bir rakama ihtiyaç olduğunu belirtirken yapılacak binaların 4 katı aşmayacağını kaydetti. Hiçbir binanın yüksekliği tarihi surların üzerine çıkamayacak. Vatandaşa evlerinin kamulaştırılması karşılığında rayiç bedel üzerinden ödeme yapılacak. ancak belirlenecek rakam bölgede karışıklık çıkmadan yani silahlı eylemler başlamadan önceki değere göre hesaplanacak. Orada yaşayan vatandaşlar hiçbir şekilde maddi kayba uğratılmayacak. kentsel dönüşüm çalışmalarında ünlü sanat tarihçisi Albert Gabriel’in Sur içinin 1930’lu yıllara ait fotoğraflarından da yararlanılıyor. üst düzey bir ekonomi yetkilisi, Sur’un tarih ve doğal yapısı ile Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “Proje tamamlandıktan sonra Sur, Türkiye’nin cennet köşelerinden biri haline gelecek” dedi. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenecek bölgeye ilişkin stratejik plan da hazırlandı. Terörle mücadele sırasında zarara uğrayan vatandaşların yaraları sarılırken, binalarda da hasar tespiti yapılacak. Binaların yaşanabilir durumda olup olmadığı incelenecek. Hasar tespit çalışmasından sonra özellikle tehlike arz eden hasarlı binaların yıkılması süreci başlayacak. yıkım işi yapıldıktan sonra da orada mağdur olan vatandaşlar geçici bir yerde ikamet ettirilecek. kentsel dönüşüm çalışmalarında evi yıkılacak ve hasar görmüş olanlar için her türlü destek sağlanacak. Silahlı eylemler öncesindeki rayiç bedelde ortaya çıkacak rakam yeni evin değerinden düşük ise vatandaş düşük faizli uzun taksitli olarak borçlanacak. riskli binanın değeri fazla ise kendisine aradaki fark ödenecek. kentsel dönüşüm sürecinde ayrıca kira yardımı da yapılacak. Sur içine daha fazla ticaret alanı yapılması planlanırken, sokakların hareketli olması için konutlar da bulunacak. Bu konutlardan daha önce burada yaşayanlar öncelikli olarak alabilecek.
Star


İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsünde Sona Gelindi
İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşım süresini 9 saatten 3.5 saate indirecek Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi’nin en büyük ayağını oluşturan köprüdeki çalışmalar hızla devam ediyor. Dünyanın en büyük orta açıklığa sahip dördüncü asma köprüsü olma özelliğini taşıyan İzmit Körfez Geçişi asma Köprüsü’ne 113 tabliye konulacak. İlk tabliye, kulelerin dibindeki bölüme yerleştirilecek. İzmit Körfezi’nin ‘gerdanlığı’ olarak nitelendirilen köprünün, nisan ayında hizmete açılması bekleniyor. İzmit Körfez Geçişi asma Köprüsü’nün gelecek yıl Gebze-Gemlik kesiminin yapım çalışmalarının tamamlanarak trafiğe açılması hedefleniyor. Otoyolun tamamının, mevcut devlet yoluna göre mesafeyi 95 kilometre kısaltacak olmasının sağlayacağı avantajlar hesaplanırken, 8-10 saatlik ulaşım süresinin 3-3.5 saate inmesi ve karşılığında yılda 650 milyon dolar tasarruf sağlanması öngörülüyor.
Star


DÜNYA

Abd’de Çiftçi İsyanı
ABD’nin Oregon eyaletinde mahkemenin iki arkadaşlarını ‘terör’ ve ‘kundakçılıktan’ 5 yıl hapisle cezalandırmasına isyan eden çiftçiler, önceki gün silahlarıyla hükümete ait bir binayı bastı. 100 kişilik grup, silahlarıyla birlikte Oregon eyaletine bağlı Harney County bölgesindeki Malheur Doğal Yaşamı Koruma Merkezi’ni işgal etti. İşgal anında binada herhangi bir kamu çalışanı olmadığı belirtildi. Harney County Polis Müdürü Dave Ward, “çözüm üzerinde çalıştıklarını” söyledi. Ward, halka işgal edilen binanın çevresinden uzak durmaları çağrısı yaptı. Grup adına basına telefonla açıklama yapan çiftçi Ammon Bundy, “Ne kadar sürerse sürsün buradayız. Kimseye karşı güç kullanma niyetinde değiliz ama bize karşı güç kullanılırsa, kendimizi savunuruz. Burada yıllarca kalmayı planlıyoruz” dedi. Bundy, sosyal medyadan paylaştığı video ile dışarıdaki çiftçilere de kendilerine katılmaları için çağrı yaptı. Eylemci toprak sahipleri, arkadaşları Dwight ve Steven Hammond’ın haksız yere hapse atıldığını savunuyor. Baba-oğul Hammond’lar 2001 ve 2006 yıllarında hükümete ait tarlaları ateşe vermekten suçlu bulundu. Ancak Hammond ailesi kendi tarlalarındaki zararlı bitkileri temizlemek için yaktıkları ateşin kontrolden çıkarak federal hükümetin alanına sıçradığını savunuyor. Mahkeme, 2013 yılında baba Hammond’ı 3 ay, oğlunu ise 1 yıl hapis cezasına çarptırdı. İkisi de cezalarını hapiste çekti. Ancak mahkeme, 2015 Ekim ayında ikilinin gerekenden az ceza aldığına karar vererek 5’er yıl daha hapis yatmalarına hükmetti. İkinci hapis cezası sadece Hammond’lardan değil bölgedeki diğer çiftçilerden de tepki aldı. Bugün hapishaneye götürülmeleri beklenen baba-oğul Hammond’lar için önceki gün yapılan destek gösterisinin ardından hükümet binası işgal edildi.
Hürriyet


Dünyayı Korkutan Tehditler
Suudi Arabistan’ın aralarında Şii din adamı Nimr Bakır el-Nimr’in de bulunduğu 47 kişiyi idam etmesinin ardından Tahran ve Riyad yönetimleri arasındaki gerilim yükseliyor. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyir dün akşam saatlerinde düzenlediği basın toplantısında Tahran’daki büyükelçiliklerinin basılmasından İran yönetimini sorumlu tuttu. Cubeyir, İran ile diplomatik ilişkileri kopardıklarını ve İranlı diplomatların ülkeyi terk etmesi için 48 saat süre verdiklerini açıkladı. Suudi Arabistan’ın İran’la her yerde yüzleşeceğini belirten Cubeyir, “Yemen’de yenilgiye uğratıldılar ve Suriye’de (Devlet Başkanı Beşar) Esad’ı korumaya güçleri yetmeyecek” diye konuştu. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in resmi internet sitesinde ise “Şeyh Nimr Bakır el-Nimr şüphesiz Allah tarafından onurlandırılacaktır ve kuşkusuz ilahi intikamın elleri onun hayatını alan zalimleri boyunlarından yakalayacaktır ve bu, bizim için bir teselli kaynağıdır” sözlerine yer verildi. Dünyayı bu olaya karşı sorumluluk almaya çağıran Hamaney, “Bu mazlum alim ne kimseyi silahlı mücadeleye teşvik etti ve ne de gizlice bir komplo peşinde oldu yaptığı tek şey açıkça eleştirmek olmuştur” dedi. Şeyh Nimr Bakır el-Nimr’in idamı dünya genelinde Şiilerin protestolarına yol açtı. Lübnan, Pakistan, Hindistan, Bahreyn, Irak ve Türkiye’de gösteriler düzenlendi. AFP’ye göre Fransa Dışişleri Bakanlığı da dün yaptığı açıklamada idamları kınadı. Önceki gün ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Önde gelen Şii din adamı ve aktivist Nimr’in idamının, acilen düşmesi gereken bir zamanda mezhepsel gerilimi tırmandırma tehlikesi bulunduğu için özellikle endişeliyiz” denilmişti. ABD ve İngiltere’den dün yapılan açıklamalarda da Suudi Arabistan büyükelçiliğine yönelik baskın kınandı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, “Bu idam, hâlihazırda bölgeye büyük zararlar veren mezhepsel gerginliği, tehlikeli sonuçlara yol açacak şekilde tırmandırma potansiyeline sahip” demişti. Katar, Arap Birliği ve Bahreyn Suudi Arabistan’a destek verirken, Bağdat yönetimi Şii din adamının idamını kınadı. Lübnan Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah, Şii din adamı Şeyh el-Nimr’in idamının ‘hafife alınamayacağını’ belirterek, idamın ‘kan mesajı’ taşıdığını söyledi. Nasrallah, “İdamın arkasındaki mesaj, diyalog, orta yol ve müzakere olmayacağıdır” dedi. Dünya üzerinde Şii-Sünni ihtilaflarının olduğu her yerde Suudi Arabistan’ın parmağı olduğunu savunan Nasrallah, Suudi Arabistan’a yönelik protestolarda şiddete başvurulmamasını istedi.
Hürriyet


Arapları Hedef Gösteren Netanyahu’ya Tepki Yağdı
İsrail’in Tel Aviv kentinde, bir bara yönelik silahlı saldırıda iki kişinin öldürülmesinin ardından açıklama yapan Başbakan Binyamin Netanyahu, ülkedeki Arap azınlığı suçlayan ifadeleri nedeniyle eleştiri yağmuruna tutuldu. Tel Aviv’deki saldırıyı düzenleyen kişinin 31 yaşındaki İsrailli Arap Naşat Milhem olduğu ortaya çıkarken, Milhem kaçmayı başarmıştı. Netanyahu önceki akşam 2 kişinin öldüğü barı ziyaret ederken, İsrailli Araplara, “Hem İsrail’deki haklardan yararlanıp hem de kendinizi Filistinli olarak tanımlayamazsınız” diye seslendi. Arapların İsrail yasalarına uymadığını iddia eden Başbakan, “(Arap mahallelerinde) yeni karakollar açacağız, daha fazla polis istihdam edeceğiz, tüm kasabalara gidecek ve herkesin yasalara sadakâtini talep edeceğiz” dedi. Oysa saldırganın memleketi Arara’daki Arap liderler saldırıyı kınamış, Milhem’in 30 yıldır gönüllü olarak İsrail polisine destek veren babası, ‘oğlundan utandığını’ söylemişti. Buna rağmen, Netanyahu’nun İsrail’in nüfusunun yüzde 18’ini oluşturan Arapların tamamını suçlar nitelikteki açıklaması tepki çekti. Tel Aviv Belediye Başkanı Ron Huldai, Netanyahu’nun İsraillilerin güvenliğini sağlama konusunda başarısız olduğunu, bunun acısını Araplardan çıkarmaya çalıştığını söyledi. İsrail parlamentosunun Arap vekillerinden Ahmad Tibi, Netanyahu’nun konuşmasının ‘ikiyüzlü ve aşağılayıcı olduğunu’, tüm Mülsümanları ve Arap vekilleri hedef haline getirdiğini savundu. Tibi, Arap liderlerin yıllarca polisten Arap bölgelerindeki yasadışı silahların toplanmasını talep ettiğini hatırlattı. Ana muhalefetteki Siyonist Birliği’nin liderlerinden Tzipi Livni, Netanyahu’ya “Bir başbakan gibi davran. Ayrımcılık yapma, bölme, korku ve nefret ekme” diye seslendi. Sol eğilimli Haaretz gazetesinde yayınlanan, Yossi Verter imzalı yazıda ise, “Netanyahu’nun konuşması utanç verici, dehşet yayan bir korku şovuydu. Başbakan, her trajediyi siyasi kazanç elde etmek için kullanırken, nefret ve azınlıkları hedef haline getirme eğilimini kaybetmediğini kanıtladı. Konuşması, kendi standartlarına göre bile alçaktı” denildi.
Milliyet


Polonya’ya Basın Özgürlüğü Uyarısı
Polonya’da basına getirilen kısıtlama ve anti-demokratik uygulamaların parlamentoda kabul edilerek yasalaşmasından sonra Avrupa Birliği’nin hükümete yönelik eleştirileri sertleşti. Avrupa Komisyonu’nun enerjiden sorumlu üyesi Günther Oettinger, Alman Frankfurther Allgemeine gazetesine verdiği demeçte, basına getirilen uygulamaların Avrupa’nın ortak değerler sistemine bir saldırı olduğunu söyledi. Oettinger, basın özgürlüğünün altını oyan bu yasanın AB Komisyonu’nda Polonya’nın oy hakkını kaybetmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Polonya’da basına getirilen kısıtlamalar Avrupa Birliği Komisyonu’nun 13 Ocak tarihinde yapacağı toplantıda gündeme gelecek. Polonya’da Noel öncesinde kabul edilen bir yasa ile maliye bakanına, devlet radyo ve televizyonlarındaki müdürleri atama ve işten atma yetkisi verilmiş, ayrıca devlet radyo ve televizyonları Polonya halkının “yurtsever duygularını güçlendirecek” yayınlar yapmakla da görevlendirilmişti. Avrupa Yayın Birliği (EBU) söz konusu yasa konusunda endişelerini dile getirerek Polonya Devlet Başkanı Andrey Duda’dan parlamentoda kabul edilen yasayı imzalamamasını talep etti.
Milliyet


Tek Dileğim Var, Kravat Tak Yeter
Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos 2016 yılından beklentilerini açıkladı. Ülkesinin uluslararası kreditörlerin dayattığı kemer sıkma politikalarından kurtulmasını ümit ettiğini söyleyen Pavlopulos, esprili bir dille Başbakan Aleksis Çipras’ın da bu sayede yeniden kravat takabileceğini belirtti. Atina Haber Ajansı’nın haberine göre, bakanlar yeni yıl vesilesiyle Pavlopulos’u ziyaret etti. Pavlopulos tokalaşırken Çipras’a “Umarım bu yıl kemer sıkma paketleri olmaz, sen de kravat takmaya başlarsın” dedi. Çipras da “Benim için çıtayı çok yükselttiniz” yanıtını verdi. İtalya Başbakanı Matteo Renzi, hiç kravat takmamasıyla dikkat çeken ve ülkenin borçlarıni ödeyip krizden çıkması halinde kravat takmaya başlayacağını söyleyen Çipras’a Şubat 2015’te ‘İtalyan işi’ kravat hediye etmişti.
Vatan


Ruslar Bombalamayınca Türkmenler Kazanıyor
Suriye’de Rus jetlerinin, Esad rejiminin, İran güçlerinin, Hizbullah’ın ve terör örgütü PYD’nin saldırısı altında bulunan Bayırbucak Türkmenleri, bölgede hâkim bir yer olan Burc el Kasab Tepesi’ni rejimin elinden geri aldı. Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa son durumu anlatarak “Ruslar bombalamayınca kazanıyoruz. Son ana kadar çatışmayı sürdüreceğiz. Karşımızda yedi düvel ama çarpışıyoruz” dedi. rejimin Türkmen esirleri kafasını kestiğini anlatan Mustafa, “Esad bunu DAEŞ gibi değil, gizli yapıyor. ama biz esirlere iyi davranıyoruz” diye konuştu. uğradıkları saldırılara da değinen Türkmen Meclisi Başkanı, “Esad gitmeden Suriye’de barış olmaz. Esad’da ısrarcı olan güçlerin durumu fark etmesi gerek. Bizler barış istiyoruz. DAEŞ değiliz. Fakat anlamsız saldırılarını sürdürüyorlar. Biz direnişimizi sürdüreceğiz. Türkiye sayesinde kamplarda insani sıkıntı yok, sadece sahada silah sıkıntımız var” ifadelerlerini kullandı.
Star

POLİTİKA

Başbakan Yatırım Turlarına Çıkıyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu, yeni yılın ilk ayını ekonomi ve dış politika gündemine ayırdı. İngiltere’de uluslararası yatırımcılar ile bir araya gelecek olan Davutoğlu, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu toplantısına katılacak. Hükümet, Orta Vadeli Program’da yapacağı revizyonu TBMM’ye sunduktan sonra uluslararası ekonomi temaslarını hızlandıracak. 17-19 Ocak’ta yatırım Bankası Merrill Lynch’in davetiyle Londra’ya gidecek olan Davutoğlu, uluslararası yatırımcıları Türkiye’ye davet edecek. Reform paketleri, Avrupa Birliği süreci konularında da yatırımcıları bilgilendirecek olan Davutoğlu, Türkiye’nin yatırım yapılabilir, riskleri minimize edilmiş ekonomik bir atmosfere sahip olduğunun mesajını verecek. Londra’daki toplantılara Davutoğlu’nun yanı sıra Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile bazı bakanlar ve üst düzey ekonomi yetkililerinin katılması bekleniyor. Toplantılarda yeni özelleştirmelerle ilgili yatırımcılarla paylaşılması bekleniyor. Davutoğlu’nun Londra’dan sonraki durağı Dünya Ekonomik Forumu’nun yapılacağı Davos olacak. Başbakan 19-22 Ocak tarihleri arasında başta Suriye sorunu, uluslararası terörizmle mücadele, Rusya ile yaşanan uçak krizi gibi konularda muhataplarıyla temasta bulunacak. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da katılması beklenen Davos toplantılarında Davutoğlu, AB ile ilişkiler bağlamında Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için girişimlerini artıracak. Davutoğlu’nun Davos’ta organize edilen bir toplantıda çok sayıda CEO ile bir araya gelmesi ve ikili görüşmeler yapması da bekleniyor. Davutoğlu, Davos’tan Almanya’nın başkenti Berlin’e geçecek. Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile ortak kabine olarak bilinen yüksek düzeyli işbirliği konseyi toplantısını gerçekleştirecek olan Davutoğlu’nun buradaki gündemi ağırlıklı olarak Türkiye’nin AB üyelik süreci ve ekonomik işbirliği konuları olacak. Bu bağlamda, Ekim 2016’da Türk vatandaşlarının vizesiz olarak Schengen bölgesine geçişini öngören Türkiye- AB vize muafiyeti süreci masaya yatırılacak. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin artırılması konusunda da Berlin’de yeni anlaşmaların imzalanması bekleniyor. Davutoğlu, 2 tam gün sürmesi beklenen Berlin programını biraz daha kısa tutacak ve 23 Ocak’ta akşam saatlerinde Türkiye’ye dönecek. Berlin dönüşü ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ı Ankara’da ağırlayacak olan Davutoğlu’nun gündeminde bu kez Irak ve Suriye konuları olacak. IŞİD’e karşı mücadelede işbirliği, bu kapsamda Irak merkezi yönetimiyle yaşanan Başika krizi ayrıntılı görüşülecek. Yatırımları artırılması, AB süreci, Suriye ve Irak gibi yoğun bir gündem Davutoğlu’nu beklerken Rusya kriznin etkilerinin yayılmaması içinde diplomatik atak başlatan Türkiye bunu sürdürecek. Davutoğlu, Azerbaycan, Bulgaristan ve Sırbistan’a giderek, Rusya’nın Türkiye’ye yönelik propagandasını kırmaya çalıştı. Davutoğlu, bu çerçevede topraklarının bir bölümü Rus işgali altında bulunan Ukrayna’ya da gitmesi planlıyor. Krizin, Rusya ile yakın ilişki içinde bulunan diğer ülkelere yayılmasının önüne geçmek isteyen Davutoğlu, bu temaslarla Rusya krizi nedeniyle ortaya çıkan ekonomik kaybı da çeşitli anlaşmalar yaparak azaltmak istiyor.
Milliyet

Kılıçdaroğlu’na Taban Baskısı
CHP’de 16-17 Ocak tarihlerinde yapılacak 35. Olağan Kurultay’da, özellikle İstanbul ve İzmir delegelerinin mevcut MYK ve PM’nin büyük oranda değiştirilmesi konusundaki görüşlerini Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile paylaşmaya hazırlandığı ifade ediliyor. Ankara Arena’da yapılacak kurultayın ilk günü genel başkanlık yarışına, ikinci gün de Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) seçimlerine tanık olacak. Kulislerde Kılıçdaroğlu’nun ilk gün sorun yaşamayacağı ancak ikinci gün PM seçimlerinde anahtar listesini hazırlamak için yoğun bir mesai harcayacağı konuşuluyor. Kılıçdaroğlu’nun verdiği “değişim” sözünü parti içinde farklı kanatlar farklı biçimlerde yorumlasa da, kurultayda önemli ağırlığı olan İstanbul ve İzmir delegelerinin “yenileşme” ve “sola açılma” beklentilerini, PM seçimlerindeki tercihleriyle göstermeye hazırlandıkları ifade ediliyor. Kılıçdaroğlu’nun 60 kişilik PM’de önemli değişikliklere hazırlandığı ifade edilirken, anahtar listesinde yer vereceği bazı “mevcut yöneticilerin” de seçimlerin çarşaf liste yöntemiyle yapılması durumunda kendilerine yer bulamayacakları ifade ediliyor. Kılıçdaroğlu’nun PM seçimleri için çalışmalarına erken başladığı, yılbaşı tatilini Çukurambar’daki evinde geçirerek, burada yeni kadrosunu kurmak için alternatifler üzerinden değerlendirmelerde bulunduğu ifade ediliyor. Kılıçdaroğlu’nun yeni isimleri siyasete kazandırmayı arzuladığı ancak bunu yaparken partinin yerleşmiş dengelerini de bozmamaya özen göstereceği konuşuluyor. Kılıçdaroğlu’nun Eylül 2014’teki kurultayda rakibi İnce ile arasında az bir oy farkı olması nedeniyle istediği değişimi tam olarak yansıtamadığı, Ocak 2016 Kurultayı’na bu sebeplerle daha rahat girdiği belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan olması durumunda, parti örgütünü tamamen yenilemeyi istediği, daha aktif bir örgüt yapısını kurmak için çalışmalar yapacağı ifade ediliyor. 35. Olağan Kurultayın ardından partide tüzük ve program değişikliği içinde hummalı bir çalışma başlatılacağı belirtiliyor. Kulislerde tüzükteki bazı tartışmalı kavramların güncellenerek, tüzüğün “sıfırdan” ele alınması gerektiği, programda ise “evrensel sosyal demokrasi” ilkeleriyle tartışmalı bazı unsurların değerlendirilmesi, güncelliği nedeniyle programda yer almayan bazı konu başlıklarının da programa yansıtılması gerektiği vurgulanıyor. Tüzük Kurultayı’nda PM üye sayısının 60’tan 40’a düşmesi, gençlik kotasının artırılması gibi konu başlıklarının da ele alınması bekleniyor.
Milliyet

Muhalifler İmzaları Birleştiriyor
MHP’de tüzük kurultayının toplanmasını isteyen “muhalifler” çalışmalarını sürdürüyor. Olağanüstü kurultaylarda genel başkanlık seçilmesine izin vermeyen MHP tüzüğünü değiştirilmesi için de olağanüstü kurultay toplanması gerekiyor. 1 Kasım seçiminin ardından parti yönetiminin değişmesini isteyen ve tüzük kurultayı için ortak bir metinle delegeden imza toplayan MHP’li muhalifler, istediklerini elde etti. Tüzük değişikliği kurultayı için bin 240 delegenin beşte birine denk gelen 248 sayısını aşan muhalifler yeter sayıya ulaştı. Muhalifler, hedefledikleri 700 imzaya ulaşamasa da 400’ü aşkın delege, “tüzük değişsin” talebini genel merkeze sunmayı planlıyor. Genel başkanlık için adı geçen Koray Aydın, Sinan Oğan ve Meral Akşener, delegenin ortak metinle topladıkları imzaları bu hafta içerisinde birleştirecek. Genel merkeze iletilecek imza dosyasının takvimlendirilmesi de bu hafta içerisinde yapılacak. İmzaların, Merkez Yönetim Kurulu toplantısı öncesi ya da sonrasında tek klasörle genel merkeze sunulması planlanıyor. İmzaların ulaşmasının ardından genel merkezin teamül gereği bir ay içerisinde talebe yanıt vermesi gerekiyor. Genel Merkezin olağanüstü kongre taleplerine yanıt vermemesi ya da olumsuz yanıt vermesi halinde muhaliflerin partiyi olağanüstü kongreye götürmek üzere kayyum atanması talebiyle yargıya gitme seçeneği de bulunuyor. Muhaliflerin önündeki en büyük endişe ise, toplanan imzaların genel merkeze iletilmesinin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ekibinin harekete geçerek, kurultay isteyen delegeleri, imzalarını geri almaları yönünde ikna etmesi.
Vatan

SPOR

Spor Toto Basketbol Ligi’nde sıkıntılı günler geçiren Beşiktaş Sompo Japan, sahasında konuk ettiği Banvit’i 96-87 devirdi. Rakibinin savunma zaaflarını bilen Banvit, topu boyalı alana sokarak başladı maça, Vidmar ile kontrolü ele aldı. Beşiktaş’ın kapanan savunmasına karşı Moerman ilk çeyrekte 4’te 4 üç sayı isabetiyle oynayınca farkı 10 sayıya çıkaran konuk ekip ilk çeyreği 28-21 önde kapadı. İkinci periyodun başında Engin ile skor bularak farkı 4’e indiren Beşiktaş, savunmada bir türlü istediklerini yapamayınca Banvit kontrolü elinde tuttu, 10’da 8 üç sayı isabetiyle bitirdiği devreyi 51-45 üstün tamamladı. Darden’den gelen üçlükle 2. yarıya başlayan Beşiktaş, kolay sayı imkanları buldu, Hamilton’ın art arda sayılarıyla 59-57’de maçta ilk kez öne geçti. Ancak ele geçirdiği avantajı da rakibine verdi Kartal, top kayıplarını artırınca, Banvit kontrolü ele geçirdi, 71-63 ile farkı 8’e çıkarıp, son periyoda da 71-66 galip girdi. Beşiktaş, savunmada baskıyı artırıp, topun boyalı alana girmesini engellerken, 9-0’lık seri ile 35. dakikada 79-71 öne geçti. Karşılaşmanın son dakikaları Lampe ile Fortson arasında bir düelloya döndü, ev sahibi galibiyete uzandı. Maça 11’de 9 üç sayı isabetiyle başlayan Banvit’in, kalan bölümde 13’te 2 isabetle oynaması yenilgiye neden oldu, Beşiktaş boyalı alandan üstünlük kurdu.
Milliyet


Trabzonspor “Şampiyonluk” parolasından başka bir şey ile yola çıkamaz ama, şampiyonluğun meşakkatli ve dikenli bir yol olduğu da asla ve asla unutulmamalı. Hava şartları var. Hakemler var. Futbolcuların kendi kaprisleri var. Spor yazarları var. Eski sporcular var. Yerel medya var. Var oğlu var. Bütün bu saydıklarımız var ama işi güzelleştiren de aslına bakarsanız bu unsurlar. Sezon başında “Şampiyonluk parolası” verdin mi bu unsurlara inandırıcı olmak gerekir. Zokora ile M’bia’nın, Adrian ile Constant’ın Yatabare ile N’Doye’nin futbol stillerinde ne fark var? Kayserispor’dan Okay, Alper, Sefa, Salih’in futbol stilinde ne fark var? Erkan Zengin ile satılan Waris’in hatta Yusuf’un futbol stilinde ne farkı var? Hepsi ağır futbolcular. Santrafor Cardozo da ağır. Aykut, Douglas ve Mustafa tek hamlelik oyuncular. İşte böyle aynı stildeki futbolcuların bir araya geldiği takımın şampiyon olması hayaldir. Buna rağmen Trabzonspor sezona iyi başladı. Çünkü ilk karşılaşmalarda birbirlerine yakın oynadılar. Ama bu oyun stili çok kondisyon gerektirdiği için maçlar ilerledikce sıkıntı ortaya çıktı. Maalesef 5. haftadan itibaren fire verilmeye başlandı. Galatasaray maçındaki hakem hatasından sonra gelen mağlubiyet, hakemler ve TFF hakkında verilen sert demeçlerden sonra Trabzon bir türlü toparlayamadı. Kadro şişik takviyeye gerek yok. Belki kupada hedefe varılabilir ama bence lig için çok geç kalınmıştır.
Star


Kartal bir yandan takıma takviye için çalışmalarını sürdürürken, bir taraftan da yıldız oyuncularına gelen tekliflerle uğraşıyor. Teknik Diretör Şenol Güneş ise yönetime, bu isimleri kaybetmek istemediğini net bir dille bildirdi. Beşiktaş savunmasının direği Ersan Gülülüm’ü Çin’in Şandong Luneng ve Şangay Şenhua takımları istiyor. Kartal’ın eski teknik direktörü Biliç, Gökhan Töre’yi West Ham’a götürmek için bastırıyor. Galatasaray’dan Melo ve Telles’i alan İnter, Oğuzhan ile yakından ilgileniyor. İngiltere’den Newcastle, Bromwich ve Norwich ise Kerim Frei’ı kadroya katmanın yollarını arıyor. Şenol Güneş ise söylentilerin önünü kesmek için yönetimle görüştü. Şenol Hoca’nın “Gitmesini istediğim futbolcular belli. Diğer oyunculardan hiçbirini kaybetmek istemiyorum. Bu gençler Beşiktaş’ın geleceği. Yıldızlarımın satılmasını istemiyorum.Takımı en az 2020’ye kadar bu çekirdek kadro taşıyacak. Bu futbolcularla büyük hedeflere koşacağız ve önemli başarılara imza atacağız” dedi.
Star


Fenerbahçe’nin geçen sezonun başında büyük umutlarla transfer ettiği ancak şu ana kadar beklentileri karşılayamadığı için gözden çıkardığı Diego Ribas’a sürpriz talip çıktı. Sarı- Lacivertliler’in Teknik Direktörü Vitor Pereira’nın “Müşterisi varsa devre arasında satılabilir” raporu verdiği Brezilyalı 10 numaranın transferi için Santos kulübünün düğmeye bastığı ortaya çıktı. Fener yönetiminin de Brezilya basınında çıkan haberlerin ardından Santos’lu yöneticilere, “Diego’yu istiyorsanız, gelin görüşelim. Şartlarda kolaylık sağlarız” haberi yolladığı kaydedildi. Santos’un yanı sıra Flamengo ve Corinthians’ın da 30 yaşındaki Sambacı’yla ilgilendiği ileri sürülüyor. Sarı-Lacivertliler, 10 Ocak’a kadar üç kulübün yetkilileriyle bir araya gelerek Diego’yu satmaya çalışacak. Fener’le sözleşmesi 2017’de sona erecek olan Brezilyalı yıldız, maç başılarla birlikte yılda ortalama 3.5 milyon euro kazanıyor. Diego, sezon başında gelen teklifleri önerilen rakam düşük olduğu için kabul etmemişti.
Star





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme