8 Ocak 2016 Cuma

08.01.2016 Genel Gündem

08.01.2015

GÜNDEM

Efe’den Babaya Son Bakış
Sivil kıyafetle birliğine gitmek üzere evden çıktığında PKK’lı teröristlerin saldırısına uğrayan evli ve 2 çocuk babası 27 yaşındaki Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Emet'in cenazesi dün önce Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesi Arı Sokak'taki baba evine getirildi. Şehidin ablası Naciye, "Komutanım onu çıkarıp geri verin bize, biz onu nasıl gömeceğiz, bu soğukta nasıl gömeceğiz?" diyerek ağladı. Daha sonra Bolvadin Ulu Cami’ye götürülen cenaze tekbirlerle karşılandı. Buradaki törene, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Vali Hakan Yusuf Güner, milletvekilleri ve yaklaşık 20 bin kişi katıldı. Cenaze töreni öncesi “Şehidim hakkını helal et bize” ve “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganları atıldı. Şehidin eşi Özlem Emet cenaze namazını gözyaşlarıyla izlerken, 4 aylık kızı Hiranur'un kundağına babasının fotoğrafı iğnelendi. Cenazeyi bir yakınının kucağında izleyen şehidin oğlu 2 yaşındaki Yusuf Efe ise hüzünlü gözlerle babasının tabutuna baktı. 61 yaşındaki baba Rüstem Emet, cenaze töreni boyunca oğlunun askeri kamuflajlı parkasını omzundan indirmedi. Cenaze namazının ardından şehidin tabutu, Emirdağ Caddesi'nde yaklaşık 1 kilometre boyunca omuzlarda taşındı. Bu sırada sürekli tekbir getirildi, terör örgütü aleyhine sloganlar atıldı. Yoğun kalabalık nedeniyle şehidin eşi Özlem Emet ve kadın akrabaları ezilme tehlikesi geçirirken, onları kalabalıktan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun koruma polisleri çıkardı. Şehit asker, Bolvadin Şehitliği'nde dualar eşliğinde toprağa verildi. Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Emet, Afyonkarahisar'ın 250'nci terör şehidi oldu.
Hürriyet



Takipteki Uyarmadı
Soruşturma kapsamında bölgeye gönderilen 2 mülkiye ile 2 polis başmüfettişinin hazırladığı ön inceleme raporunda, çarpıcı tespitlere yer verildi. Diyarbakır Emniyet Müdürü Adnan Taşdan’ın, ekiplerin bağlı olduğu şube müdürlerinin ve 24 polisin bilgisine başvuran, olay yerini, görüntü kayıtları ve tutanakları inceleyen müfettişlerin raporunda özetle şöyle denildi: “İstihbarat bilgisi önceden sağlanmış, bölücü terör örgütü unsuru 2 kişinin içinde bulunduğu araç takibe alınmış, belli süre takip devam edilmiştir. Bu takip sürecinde aracın durdurularak bölücü terör örgütü unsurlarının etkisiz hale getirilmesi gerektiği, bunda gecikme yaşandığı, takibin sürdürüldüğü, Balıkçılarbaşı mevkine gelindiğinde bölgede görevli güvenlik güçlerinin sadece ‘aracın durdurularak incelenmesi’ yönünde bilgilendirildiği, sözkonusu araçtaki kişilerin örgüt mensupları oldukları, silahlı olabilecekleri yönünde uyarı yapılmadığı, aracın durdurulmasında zaafiyet ortaya çıktığı” Teröristlerin içinde bulunduğu taksiye ilk müdahalenin ardından çatışma çıktığı, 2 polisin şehit düştüğünün hatırlatıldığı raporda, şu ifadelere yer verildi: “Basın açıklamasının yapıldığı Dört Ayaklı Minare önündeki polise uyarı yapılmadığı, kaçan teröristlerin son anda fark edildiği, sağlıklı uyarının yapılması durumunda polislerin teröristleri etkisiz hale getirmesinin sözkonusu olduğu, orada görevli polisin olayın ne olduğunu anlamadan kısa sürede gelişmelerin yaşandığı” Taksiyi takip eden ekibin haber merkezine “TT 0980 plakalı araç alınıp incelense iyi olur” şeklinde anons geçtiğinin anlatıdığı raporda, bu uyarının yetersiz olduğu, merkezden de bu uyarı doğrultusunda polislere eksik bilgi aktarıldı, müdahalede zaafiyet gösterildiği vurgulandı. Raporda şöyle denildi: “Bölücü terör örgütü unsurlarının olay sonrası inceleme yapmaya çalışan ekibe uzun namlulu silahlarla saldırdığı, olay yeri ve kriminal incelemenin sağlıklı yapılamadığı, Elçi’nin nasıl vurdulduğuna dair bulguların sağlıklı toplanamadığı, mermi izdüşümü alınarak ölüme neden olan merminin nereden, hangi iz oluşturarak çıkış yaptığının tespitinin yapılamadığı”
Hürriyet


EKONOMİ

Gram Altın 106, 2464-106, 3927
ABD Doları 2, 9914-2, 9966
Euro 3, 2577-3, 2626
İngiliz Sterlini 4, 3791-4, 3864

Karanlıkla Mücadele!
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, son dönemde artan elektrik kesintilerinin büyük ölçüde fiziki altyapının yetersizliğinden kaynaklandığını ifade etti. AK Parti milletvekilleri ile 3 grup halinde görüşen Albayrak, milletvekillerine sorunun çözümü için 17.8 milyar liralık altyapı iyileştirme hamlesi başlattıklarını söyledi. Milletvekilleri ile bir araya gelen Albayrak, Türkiye’nin enerji alanında orta ve uzun vadeli projelerini paylaştı. Bakanlığın politikalarını, Türkiye’nin enerji alanındaki durumunu aktaran Albayrak, vekillerin sorularını da yanıtladı. Milletvekillerinden edinilen bilgiye göre, toplantılarda en çok son dönemde yaşanan elektrik kesintileri gündeme geldi. Albayrak, sorunun büyük ölçüde Türkiye’nin yetersiz ve eski fiziki altyapısından kaynaklandığını ifade etti. Sorunun çözümü için Türkiye çapında altyapı iyileştirmesi hamlesi başlattıklarını kaydeden Albayrak, 17.8 milyar liralık bir yatırımla, altyapının yüzde 85’inin 5 yıl içinde modernize edileceğini söyledi. Albayrak, bakanlığın koordinasyonunda TEDAŞ, Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) ile kurulacak 3 ayaklı mekanizma ile tüm yatırımların yakından denetleneceğini ve takibinin yapılacağını vurguladı. Milletvekilleri, Albayrak’a doğalgaz arz güvenliği ile ilgili önlemleri de sordu. Albayrak, arz güvenliğinde orta vadeli olarak depolama kapasitesinin artırılması için 3 önemli projeleri olduğunu vurguladı. Buna göre, Tuz Gölü Yer altı Depolama Projesi’nin tamamlanmasının yanı sıra Silivri’de 2,6 milyar metreküplük kapasiteye sahip olan doğalgaz depolama tesisinin kapasitesi 4,3 milyar metreküpe çıkarılacak. Ayrıca yeni bir LNG depolama tesisi daha kurulacak. Bu 3 proje ile birlikte depoların sisteme gaz verme kapasitelerinin de artırılması için çalışma yapılacak.
Hürriyet


Ejder Paniği
Dünya piyasaları alt üst oldu. Sorumlu yine Çin. Bu hafta ikinci kez borsasını açıldığı an yüzde 7 düşüşle karşılaşınca kapatan Çin’in sorunları dünyayı sarsıyor. Avrupa borsalarında yüzde 2.75- 3 kayıplar yaşandı. Avrupa’da bu yaşananlar 6 ayın en hızlı düşüşü. Tüm para birimleri dolar karşısında değer kaybediyor. Riskten kaçan para dolara ve altına yönelince, para birimlerindeki kayıp yüzde 2’ye yaklaştı. Altının onsu 1.103 doları geçerek iki ayın zirvesine çıktı. Peki Çin dünyayı neden bu kadar etkiliyor? Dünyanın ikinci büyük ekonomisi, dünya ticaretinin bir numaralı oyuncusu ve dünyanın en büyük emtia ithalatçısı Çin. Tam bir domino etkisi, Çin yavaşlayınca emtia ihracatçıları zora giriyor, küresel ticaret sekteye uğruyor ve küresel ekonomiyi tehdit ediyor. Dünyanın 6.5 trilyon dolarla dünyanın ikinci büyük piyasası Çin borsaları dün son 25 yılın en kısa seansını yasadı. Hisselerin çok kısa süre içinde keskin düşüş yaşaması işlemleri durdurdu. Ağustosta piyasadaki çalkantının yeniden yaşanmaması için Çin’de borsa hareketlerine yüzde 5 ve yüzde 7 kuralı getirilmişti. Bu kurala göre Çin’in 300 büyük şirketini içeren CSI300 endeksinde yüzde 5 düşüş yaşadığında işlemlere 15 dakika ara verilirken düşüş yüzde 7’yi bulduğunda borsalar o gün işleme kapatılıyor. Dün de bu kuralla işlemler durduruldu, borsalar sadece 30 dakika açık kalabildi. Dün akşam saatlerinde ise Çin bu kuralı kaldırdığını açıkladı. Yuanda 2016’nın 7 gününde yapılan devalüasyon yüzde 1.8’i buldu, 2015 boyunca yuan yüzde 4.5 devalüe edilmişti. Türkiye de Çin sarsıntısından nasibini aldı. Dün Borsa İstanbul gün içinde yüzde 2’ye yakın düşerken gün sonuna doğru toparlandı. BIST günü yüzde 0.42 yükselişle 71 bin 495 puandan tamamladı. Çin ile yakın ticari ilişkileri nedeniyle Avrupa’da en fazla sarsılan borsa Almanya Borsası. Düşüş gün içinde yüzde 3’ü aştı. Fransa, İngiltere borsalarında düşüş yüzde 3’e yaklaştı, Hindistan, Japonya borsaları yüzde 2’yi aşan gerilemeler yaşadı. Dünya Bankası dünya ekonomisinde büyüme tahminini bu yıl için yüzde 3.3’ten yüzde 2.9’a indirdi. Kurum Brezilya ve Rusya’nın küçülmesini beklerken Çin’in de yavaşlamasını teyit etti.
Hürriyet


Schengen Tedirginliği
AB ile imzalanan ‘Vize Serbestisi Diyaloğu ve Geri Kabul Anlaşması’ kapsamında Türkiye, Haziran 2016’dan itibaren AB dışındaki 89 ülkeye vize uygulamaya başlayacak. Uygulamanın Türkiye’ye önemli düzeyde turist gönderen ülkeleri de kapsaması turizmcileri endişelendiriyor. Vize Serbestisi Diyaloğu ve Geri Kabul Anlaşması aslında "kazan kazan" prensibine dayanıyor. Avrupa Birliği anlaşma ile Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden gelen yasa dışı göçün önüne geçmeyi hedeflerken, Türkiye'ye bunun karşılığında vize serbestliği sağlanacak. Ancak madalyonun öbür yüzü daha karışık. Çünkü bu anlaşma ile haziran ayında Schengen'e geçmeyi uman Türkiye, vizeleri kaldırdığı bazı ülkelere tekrar vize uygulamak zorunda kalacak. Bunun turizm sektörü için büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) Başkanı Timur Bayındır, “AB ülkelerine vizesiz seyahat son derece önemli bir adım. Ancak ülkemizin sağladığı vizesiz seyahat imkanı ile turizmde rekabet avantajı sağladığı birçok ülkeden gelecek turist sayısında önemli oranda düşüş kaydedilecektir” uyarısında bulundu. Burada önemli olanın ‘Geri Kabul Anlaşması’ süreci olduğuna değinen Bayındır, şunları söyledi: "Anlaşma kapsamında Türkiye’den AB’ye herhangi bir şekilde gidecek 3. ülke vatandaşları gittiği ülkeye kabul edilmez ise kayıtsız-şartsız Türkiye’ye iade edilecek. Bu süreç dikkate alındığında turizm sektörü olarak en önemli avantajlarımız olan ‘ülkemize vizesiz seyahat’ dönemi birçok ülke için sona erecek. Bu ülkeler arasında Arnavutluk, Azerbaycan, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Fas, Ekvator, Gürcistan, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Kolombiya, Lübnan, Makedonya, Maldivler, Sırbistan, Ukrayna, Ürdün, Rusya Federasyonu, Moğolistan, Özbekistan, Peru, Tacikistan, Tunus ve Türkmenistan da bulunuyor.” Bu ülkelerin birçoğundan önemli sayıda turist geldiğini vurgulayan Bayındır, “Örneğin, Rusya, İran, Gürcistan, Türki Cumhuriyetler ile Orta Doğu ülkelerini sayabiliriz. Kaldı ki vize uygulamadığımız ve vizesiz seyahat imkânı sağladığımız bu ülkelerin birçoğu Türkiye vatandaşlarına vize uyguladıkları halde, Türkiye AB’den bağımsız olduğu için kendi başına karar verebiliyordu. Örneğin karşılıklı olarak vizeleri kaldırdığımız Rusya 1 Ocak 2016’dan itibaren Türkiye vatandaşlarına tekrar vize uygulaması başlatırken, Türkiye ise Rusya vatandaşlarına vizesiz giriş uygulamasına devam edecek” diye konuştu.
Türkiye


Otomotivde Cumhuriyet Tarihinin Rekoru Kırıldı
Türkiye otomotiv sektörü, 2015 yılını üretim ve ihracatta tarihi bir rekorla kapattı. Geçen yıl Türkiye’de toplam 1 milyon 359 bin adetlik araç üretimi gerçekleştirilirken, ihracat da 992 bin adede ulaştı. Otomotiv sektörü, gerek iç pazarda 1 milyona yaklaştığı tahmin edilen satış rakamları, gerekse de yeni model yatırımları ve ihracat pazarlarındaki canlı talep sayesinde üretim ve ihracat adetlerinde Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre toplam üretim, bir önceki yıla göre yüzde 16 artışla 1 milyon 359 bin adede ulaşırken, ihracat adetleri de, bir önceki yıla göre yüzde 12 artarak 992 bin adet oldu. OSD Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, “Son yıllarda kapasite ve yeni ürün yatırımlarına hızla devam eden sanayimiz üretimde çok önemli büyüme elde ederek tarihi bir rekora imza attı. Üretilen her 100 aracın 73 adedini yurt dışına göndererek ihracat rekorunu da kırmış oldu” dedi. AB pazarlarındaki büyümenin, üretim ve ihracat rakamlarına pozitif katkı sağladığına dikkat çeken Önen, “İhracatımız adet bazında yüzde 12 artış gösterdi ve euro-dolar paritesindeki gerileme nedeniyle tutarsal olarak dolar bazında yüzde 5 gerilerken, euro bazında ise yüzde 14 arttı. Otomotiv sanayii, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 15’ini oluşturarak sektör sıralamasında birinciliğini korudu” ifadesini kullandı. Sanayide kapasite ve yeni proje yatırımlarının sürdüğüne dikkati çeken Önen, “Bu yatırımların hayata geçmesiyle son 5 yılda üretim kapasitesi 1.5 milyon adetten 1.7 milyon adede yükseldi. Yeni ürün yatırımlarıyla üretim kapasitesinin 2016 yılında 1.9 milyon adede yükselmesini, ihracatın da artmasını bekliyoruz” dedi. “Hükümet programında da yer verildiği üzere otomotiv sanayii ülkemiz için stratejik önem taşıyor” diyen Önen, şöyle devam etti: “Hükümetimizin uygulamakta olduğu Ar- Ge teşviklerinin de büyük katkısıyla global otomotiv markaları için yeni proje ürünlerin geliştirildiği otomotiv üssü konumuna gelen ülkemiz, 2015 yılı ilk 9 ay verilerine göre AB ülkeleri arasında ticari araç üretiminde 1., otomobil üretiminde de 7. sırada yer alıyor. Dünya geneli otomotiv üretiminde ise 2014 yılında 17. sıradaki konumumuz 2015 yılı ilk 9 ay sonunda 16. sıraya yükselmiş durumda. Yeni devreye giren ve girecek olan projeler ile bu konumumuzun daha da kuvvetlenmesini bekliyoruz.”
Milliyet


Doğalgazda Depolama Kapasitesi Artırılacak
Enerji Bakanı Berat Albayrak, Rusya krizi sonrası daha çok tartışılan enerjide arz güvenliği konusundaki projelerini milletvekilleriyle paylaştı. Bu kapsamda, Silivri’de 2.6 milyar metreküplük kapasiteye sahip doğalgaz depolama tesisinin kapasitesi 4.3 milyar metreküpe çıkarılacak, yeni bir LNG depolama tesisi daha kurulacak. Albayrak, Ak Partili milletvekilleri ile üç grup halinde düzenlenen toplantılarda buluştu. Milletvekillerinden edinilen bilgiye göre, toplantılarda en çok sorulan soruların başında elektrik kesintileri yer aldı. Albayrak, sorunun yetersiz ve eski fiziki altyapıdan kaynaklandığını belirterek, sıkıntının giderilmesi için Türkiye çapında altyapı iyileştirmesi hamlesi başlattıklarını söyledi. Albayrak, 17.8 milyar TL’lik bir yatırımla, altyapının yüzde 85’inin 5 yıl içinde modernize edileceğini belirtti. Albayrak, talebi karşılamak amacıyla kurulu gücün de artacağını ifade ederek, önceliği yerli ve yenilenebilir enerji kayraklarına vereceklerini kaydetti. Albayrak yerli kömür üretiminde çevre ve işçi güvenliği hassasiyetinden kesinlikle taviz verilmeyeceğinin altını çizdi. Albayrak dünya genelinde 400’ü aşkın nükleer santral olduğunu ifade ederek, “Dünyadaki durum göz önüne alındığında böyle bir teknolojiden Türkiye’nin yararlanmaması düşünülemez” dedi. Albayrak, borun en büyük kaynağının fındıkta olduğu gibi Türkiye olduğunu kaydederek, “ABD’de fındık yerine kendi ürünleri olan yer fıstığını kullanılıyor. Çünkü hammadde olarak elindeki kaynağı kullanıyor. Borun da kaynağı bizde. Borda kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. AR-GE faaliyetlerine önem vereceğiz” diye konuştu.
Milliyet


Şirketlere 10 Milyar Euroluk ‘Milli’ Davet
İstanbul’a yapılacak üçüncü havalimanının yapım ve işletmesini üstlenen İGA’nın CEO’su Yusuf Akçayoğlu, projeyi milli bir proje olarak kabul ettiklerini; bu doğrultuda 10 milyar euroluk pazar yaratacak inşaat çalışmalarında yerli üreticilere öncelik vereceklerini söyledi. Havalimanı inşaatında kullanılacak malzemelerin yüksek oranda yerli üretimle gerçekleşmesi ve yerli üreticinin desteklenmesi amacıyla İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) düzenlenen toplantıda konuşan Yusuf Akçayoğlu, “Türk firmalarına tamamen pozitif bir ayrımcılıkla bu işi yöneteceğimiz milli bir proje olsun istiyoruz. Bu projeyi milli bir proje olarak kabul ettik ve tasarım anlamında üzerimize düşeni yaptık. Yabancı tasarımcılara bir Türk şirketi ile evlilik şartı koyduk” dedi ve ekledi: “Şantiyemiz dünyanın en büyüğü olmaya aday. Projedeki ihtiyaçlar doğrultusunda yerel üreticilerimizle işbirliği yapmaya özen gösteriyoruz.” İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da Türkiye imalat sanayinin her türlü makina ve ekipmanı kolaylıkla üretebilecek potansiyele sahip olduğunu belirterek, üçüncü havalimanında kullanılacak ürünlerin büyük çoğunluğunun üretimine hazır olduklarını söyledi.
Vatan


Karamsar Konuştu
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Washington Ofisi’nin düzenlediği, “Insight Turkey: 5. Yıllık Konferansı-Türkiye’nin Dış Politikası” başlıklı programda, karamsar ifadeler kullandı. Türkiye’nin ekonomik alandaki başarısına ilişkin bir sunum gerçekleştiren Şimşek, daha sonra soruları yanıtladı. Türkler’in satın alma gücünün 2002’den bu yana büyük artış gösterdiğine, AB ve ABD standartlarına yaklaştığına dikkat çeken Şimşek, “Türkiye ile AB arasındaki satın alma gücü farkını son 13 yılda yüzde 25-30 kapattık. 2000 yılında AB ortalamasının yüzde 30’una denk gelen Türk satın alma gücü, geçen yıl itibarıyla bu ortalamanın yüzde 55’ine yükseldi” değerlendirmesini yaptı. Bununla birlikte, yükselen piyasa ekonomilerinin öne çıktığı dönemin sona erdiğini vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti: “Geride bıraktığımız 10 yıl, yükselen piyasa ekonomilerinin yatırımcıların gözdesi olduğu bir dönemdi. Yüksek derecede sermaye akışı ve yatırım aldı. Ancak, bu dönem artık geride kaldı. Şimdi, bu ülkeler artık iyi durumda değil. Uluslararası Finans’ın tahminlerine göre, geçen yıl yükselen piyasa ekonomilerinden 350-400 milyar dolar civarında sermaye çıkışı yaşandı. Türkiye’den de yaklaşık olarak 10 milyar dolar civarında net sermaye çıkışı oldu.” Şimşek, FED’in faiz artış sürecine girmesiyle güçlenen dolar ve düşen emtia fiyatlarını, yükselen piyasa ekonomileri için ‘En kötü kokteyl’ olarak değerlendirerek, bu ülkelerdeki yavaşlamanın sürpriz olmadığının altını çizdi.
Vatan


DÜNYA
Polis, Bıçaklı Saldırganı Vurdu
Fransa, Charlie Hebdo dergisine düzenlenen 12 kişinin öldüğü saldırının birinci yılını anarken dün Paris’te bir polis karakoluna bıçaklı saldırı düzenlemeye çalışan ve intihar bombacısı olduğu zannedilen bir kişi vurularak öldürüldü. Tekbir getiren eli bıçaklı saldırganın üzerinden sarkan kablonun bir intihar yeleğine ait olabileceği düşünülmüştü. Ancak robot ile yapılan arama sonrasında yelekte patlayıcı olmadığı belirlendi. Alternatif Polis Sendikası’ndan bir yetkili saldırıdan hemen sonra, “Meslektaşlarımıza göre saldırgan kendini havaya uçurmak istemiş. Allahu ekber diye bağırmış, kıyafetlerinden kablo sarkıyormuş. Bu nedenle polis ateş açmış” demişti. İlerleyen saatlerde şüphelinin kimliği belli oldu. BFM kanalı, 2013’te hırsızlık suçundan poliste parmak izi kaydı olan 21 yaşındaki Fas kökenli Sallah Ali’nin, karakola girmeye çalışırken öldürülen kişi olduğunu duyurdu. Kazablanka doğumlu şüphelinin belirli bir ikametgahı olmadığı, evsiz olduğu belirtildi. Olayın yaşandığı Paris’in kuzeyinde Barbes semtinde daha çok Kuzey ve Sahra altı Afrikalı göçmen nüfusu söz konusu. Saldırı haberi tam da Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, emniyet müdürlüğünde Charlie Hebdo saldırıları nedeniyle bir konuşma yaptığı sırada geldi. Hollande, polis, jandarma, istihbarat ve ordunun daha uyumlu, şeffaf ve işbirliği içinde çalışması çağrısında bulundu. Paris, kasımda da 130 kişinin öldüğü terör eylemlerine hedef olmuştu.
Hürriyet


Elçiliğimize Saldırdılar
İran’la Suudi Arabistan arasında Riyad yönetiminin, Şii din adamı Nirm Bakır el-Nimr’i 2 Ocak’ta idam etmesinin ardından başlayan siyasi kriz, İran destekli Husilerle, Suudi liderliğindeki Arap ülkeleri koalisyonu arasında çatışmaların yaşandığı Yemen’de de etkisini gösterdi. İran, Suudi jetlerinin önceki gece başkent Sana’daki Yemen Büyükelçiliği’ni kasten vurduğunu açıkladı. Tahran, elçilik binasının zarar gördüğünü ve bazı çalışanların da yaralandığını bildirdi. İran Dışişleri Sözcüsü Hüseyin Cabir Ensari, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada “Suudi Arabistan’ın bu kasıtlı hareketi uluslararası hukukun diplomatik misyonları koruyan tüm anlaşmalarının bir ihlalidir. Suudi hükümeti, elçiliğe verilen zarardan ve elçilik görevlilerin yaralanmasından sorumludur. İran bu konu hakkında çıkarlarını takip etme hakkına sahiptir” ifadelerini kullandı. İran, elçiliklerinin Suudi uçakları tarafından kasıtlı olarak vurulduğu iddiasıyla BM Güvenlik Konseyi’ne gitme kararı aldı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahiyan, “Suudi Arabistan’ın Sana’ya karşı hava saldırısı sırasında, bir roket elçiliğimizin yakınına düştü ve ne yazık ki korumalarımızdan biri ciddi şekilde yaralandı” dedi. Abdullahiyan, bu saldırının detayları konusunda Güvenlik Konseyi’ni bilgilendireceklerini söyledi. İran’ın “Elçiliğimiz vuruldu” açıklamasına karşın İngiliz haber ajansı Reuters, görgü tanıklarına dayanarak elçilik binasında hasar olmadığını bildirdi. Buna göre bombardımanda vurulan nokta elçilikten yaklaşık 700 metre uzaktaydı. Reuters’e konuşan bir görgü tanığı ise sadece elçiliğin yakınlarına şarapnel parçalarının düştüğünü söyledi. Amerikan haber ajansı AP’nin muhabiri de Sana’daki İran Büyükelçiliği’nde gözle görülür bir hasarın olmadığı bilgisini verdi. Yemen’de Suudi Arabistan’ın liderliğindeki Koalisyon Güçleri Komutanlığı ise İran’ın Sana’daki büyükelçiliğinin bombalandığı iddiasını yalanladı. Koalisyon Güçleri Komutanlığı’nın açıklamasında, soruşturma sonrası koalisyon uçaklarının İran Büyükelçiliği’ni hedef almadığının tespit edildiği belirtilirken “Suçlamalar doğru değildir. İran’ın Sana’daki büyükelçiliği yakınında veya çevresinde herhangi bir operasyon yapılmamıştır” denildi. Arap koalisyonunun sözcüsü Tuğgeneral Ahmed Asseri de iddiayı araştıracaklarını söylemişti. Öte yandan İran, Suudi Arabistan’da üretilen hiçbir malı ithal etmeme kararı aldı. Suudi Arabistan’dan çoğunlukla paketleme malzemeleri ve tekstil ürünleri alan İran’ın Suudilerden yaptığı ithalat yılda 60 milyon doları buluyordu. İran vatandaşlarına da ikinci bir karara kadar umre yasağı getirdi.
Hürriyet


İsrail, Ankara Ve Kahire Arasında ‘Arabulucu’!
İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesine göre, Mısır hükümeti, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi için yürütülen görüşmeler hakkında İsrail’den bilgi istedi. Gazeteye konuşan üst düzey İsrailli yetkililere göre Mısır, “Türkiye’ye Gazze Şeridi’nde bir rol verilmesi konusundaki çekincelerini” iletti. İsrail’in Kahire Büyükelçisi Haim Koren’le görüşen Mısır Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, basında çıkan haberleri hatırlatarak Türkiye ve İsrail’in ilişkilerinin gerçekten de normalleşmeye yakın olup olmadığını sordu. Mısır, İsrail’in Gazze Şeridi’nde Türkiye’ye herhangi bir imtiyaz verilmesine karşı çıktığını iletti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta, İsrail’le yapılan müzakerinin parçası olarak Türkiye’nin Gazze Şeridi’ne elektrik ve inşaat malzemeleri içeren yardım gemileri göndermek istediğini söylemişti. Haaretz’e konuşan İsrailli bir yetkili, Kahire ve Ankara arasındaki krizin, Türkiye ile normalleşme sürecini zorlaştırdığını söyledi. Yetkili’ye göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’de Türkiye’ye verilecek herhangi bir imtiyazın, İsrail’in Mısır’la olan stratejik ilişkisine zarar vereceğinden endişeli. Yetkili ayrıca, İsrailli üst düzey yetkililerin Türkiye ve Mısır arasında arabuluculuk yapmaya çalıştığını, ancak şu ana kadar bir faydasını göremediklerini söyledi. İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon, Mısırlı yetkililerle yapılan görüşmeyi doğruladı. Nahshon, “Mısırla görüşmelerimiz çerçevesinde Türkiye ile ilgili konuşmalar da var. Mısır, konuların nerede durduğunu bilmek istedi” dedi. Ankara, Mısır’ın demokratik yollarla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin, şu anki Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi liderliğindeki ordu tarafından darbeyle görevden alınmasına sert tepki göstermişti. Mısır, 2013’te Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı’yı ‘istenmeyen adam’ ilan etmişti. Sisi, Hamas’ı Gazze’den Mısır’a saldırı düzenlemekle suçluyor.
Milliyet


İran Büyükelçisi’ne Uyarı Yapıldı
Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin ardından Türkiye’den kritik bir hamle geldi. İran’ın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, şu ifadelere verildi: “İran’ın Ankara Büyükelçisi’ne, İran resmi makamlarına bağlı bazı basın organlarında yayımlanan haberlerde, Sayın Cumhurbaşkanımızın geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan’a gerçekleştirdikleri ziyaret ile söz konusu ziyaretten sonra bu ülkede infaz edilen idam cezaları arasında bağ kurulmasını ve doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımızı itham eden ifadelerde bulunulmasını şiddetle kınadığımız ve komşu İran halkında Sayın Cumhurbaşkanımız aleyhinde bir kanaat oluşturmayı hedefleyen bu tür yayınlara derhal son verilmesini istediğimiz bildirilmiştir. Büyükelçiye ayrıca, Tahran’daki ve Meşhed’deki Suudi Arabistan büyükelçiliği ve başkonsolosluğuna yönelik saldırıların hiçbir şekilde kabul ve izah edilemeyeceği vurgulanmıştır.”
Milliyet


Kedi Ve Köpekleri Yemeye Başladılar!
Suriye’deki İnsan Hakları Gözlemevi, hükümet birlikleri ve Esad’ı destekleyen Lübnanlı Hizbullah milisleri tarafından yaklaşık altı aydır abluka altında tutulan Madaya’da durumun gittikçe kötüleştiğini bildiriyor. Suriye Özgür Ordusu tarafından kontrol edilen kentteki 20 bini sivil yaklaşık 40 bin kişinin adeta esir tutulduğu açıklandı. Şam’ın 25 kilometre uzağındaki Madaya’da görev yapan bir hekim Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, halkın ot yiyerek beslendiğini belirterek, “İnsanlar birkaç gün önce kedi ve köpekleri kesmeye başladılar” dedi. Çocukları beslemek için süt de bulunmadığını kaydeden doktor, “Bugün yeterli beslenemediği için 10 yaşında bir çocuk öldü” diye konuştu. Uluslararası yardım örgütü Kızıl Haç, Madaya ve bazı diğer kasabalarda hem tıbbi malzeme hem de gıda ihtiyacının kritik noktalara ulaştığını söyledi. Madaya’da açlığın yanında soğuklar da yaşamı olumsuz etkiliyor. Bir Kızılhaç temsilcisi elektrik ve gazın bulunamaması nedeniyle halkın ev kapılarını veya plastik eşyaları yakarak ısınmaya çalıştığını aktardı.
Vatan


‘Mülteci Akını Schengen’i Öldürdü’
Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Avrupa Birliği (AB) içinde serbest dolaşımı düzenleyen Schengen Anlaşması’nın ‘öldüğünü’ savundu. Sarkozy’ye göre, Avrupa’daki sınır güvenliği sorunu ve mülteci akını Schengen’i tamamen geçersiz hale getirdi. Sarkozy açıklamayı, Belçika’nın Anvers kentindeki İşadamları Deneği’nin (VOKA) yeni yıl resepsiyonunda yaptı. ‘Ortak bir göç politikası oluşturmadan birlik içinde sınırların kaldırılmasının garip bir fikir olduğunu’ söyleyen Sarkozy, AB’nin mevcut yapısıyla devam edemeyeceğini de öne sürdü. Sarkozy, AB için oluşturulması öngörülen ancak uygulamaya sokulamayan anayasa taslağında Hristiyanlık vurgusu olmamasını da eleştirdi.
Vatan


Libya’da Bombalı Saldırı: 65 Ölü
Libya’nın kuzeybatısında yer alan Zlitan kentinde polis eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırıda en az 65 kişi öldü, 127 kişi de yaralandı. Trablus’un doğusundaki Zlitan kentindeki polis eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırı yüzlerce acemi erin eğitim merkezinde toplandığı sırada gerçekleştirildi. Saldırının sorumluğunu üstlenen olmazken, saldırının bomba yüklü araçla gerçekleştirildiği öne sürülüyor. Dün erken saatlerde, Libya’nın doğusundaki Petrol Hilali bölgesinde terör örgütü DaEŞ ile Petrol Tesisleri Muhafızları arasındaki çatışma alanı bölgedeki 7 ham petrol deposuna varacak şekilde genişlemişti. DaEŞ ve Petrol Tesisleri Muhafızları arasında pazartesi günü Petrol Hilali bölgesinde başlayan saldırılarda şimdiye kadar 9 asker hayatını kaybetti. DAEŞ, geçen sene kontrol altına aldığı El-nevfeliyye ve Sirte’deki Hevara bölgelerinde konuşlanıyor. Nevfeliyye bölgesi, ülkenin en büyük petrol limanına sahip Sidra’nın bitişiğinde bulunuyor.
Star

POLİTİKA

Çözüm İradesinin Arkasındayız
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Güneydoğu’daki operasyonların hendekler kapatılıncaya kadar süreceğini, bu süreçte insan hakları ihlallerinin yaşanmaması için büyük hassasiyet gösterildiğini, hak ihlali yaptığı belirlenen birçok kişinin görevden alındığını açıkladı. Aralarında Oya Baydar, Baskın Oran, Nesrin Nas, Mebuse Tekay, Gülseren Onanç, Ali Bayramoğlu, Kezban Hatemi ve Tarık Çelenk’in de bulunduğu Barış Heyeti Başbakan Davutoğlu tarafından önceki gün Çankaya Köşkü’nde kabul edildi. Görüşmeye, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile Başbakanlık Başmüşavirleri Hatem Ete, Sevinç Özcan ile Başbakan’ın yeni başdanışmanları Yılmaz Ensaroğlu ve Muhsin Kızılkaya katıldı. Milliyet’in aldığı bilgilere göre görüşmede heyet üyeleri, Davutoğlu’na, Kürt sorununun çözümünde müzakerelerin yeniden başlaması, bölgedeki insan hakkı ihlallerinin etkin biçimde soruşturulmasını talep etti. Heyette yer alan isimlerin, Diyarbakır’da geçen hafta yaptıkları incelemeler hakkında bilgi verirken, bölgede tarihte hiç olmadığı kadar ciddi bir duygusal kopuş yaşandığına işaret ettiği belirtildi. Heyet üyeleri, operasyonlar sırasında güvenlik güçlerinin sivil halka tasvip edilmeyecek biçimde davranıldığını, cesetlerin sokak ortasında bırakıldığı, okulların kapalı olması nedeniyle çocukların eğitimden mahrum kaldığını anlattı. Davutoğlu’nun özellikle bölgeden gelen aydınlara çağrıda bulunarak, “Bu hendeklerin amacı nedir Allah aşkına. Hendeklerin kaldırılması için siz de yardımcı olun. Bu hendekler kalkmadıkça güvenlik politikaları devam edecek. Biz de sokağa çıkma yasaklarından çok memnun değiliz. Ancak burada amaç sivilleri korumak. Bu bölgeyi teröre bırakmayacağız” dediği belirtildi. Sivillere yönelik ihlal iddialarının hatırlatılması üzerine de Davutoğlu’nun, “İhlaller, hatalar olabilir. Tespit edilen ihlal ve hataları bize bildirin. Zarar gören sivillere yönelik soruşturma başlatıyoruz. İnsan hakkı ihlallerine yönelik iddiaları bütün hassasiyetimizle araştırıyoruz. Güvenlik güçlerinin engellemesiyle bir cenazenin orta yerde bırakıldığını ya da, işkence yapıldığını bildirirseniz, o güvenlik görevlisini derhal görevden alırım. Bugüne kadar iddialarla ilgili soruşturma başlattık ve birçok kamu görevlisini görevden aldık. Olmuyor demiyoruz, bu tür durumlar oluyor. Biz de gereğini yerine getiriyoruz. Şikayet konusu olan (Esedullah Tim imzalı) duvardaki yazıları da kaldırttık” dediği kaydedildi. Bir katılımcının “Tünelin ucunda ışık var mı” sorusu üzerine Davutoğlu’nun, “Biz, çözüm iradesinin arkasındayız. Her türlü riski alarak bu süreci cumhurbaşkanımız başlattı. Bizler de sahip çıktık. Sözünü tutmayan terör örgütüdür” değerlendirmesi yaptığı da kaydedildi. Toplantıda yer alan bir katılımcı, Milliyet’e, “Anladığım kadarıyla güvenlikçi politikalar sürecek, ancak ben Başbakan’ı samimi buldum. Bir taraftan da güvenlikçi politikalar ile sürecin yürümeyeceğini, bir kanal açılması gerektiğini düşünüyor. Bunun için de yeni iki danışmanını Yılmaz Ensaroğlu ve Muhsin Kızılkaya’yı örnek gösterdi. Bizi kabul etmesi de diyalog kurmak için bir adımdı” değerlendirmesi yaptı.
Milliyet


‘Önce Darbe Yasalarını Değiştirelim’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Eylül artığı olan ve darbe yasalarını tahkim eden yasaları değiştirdiğiniz zaman kimsenin aklına başkanlık sistemi gelmeyecek. Getirsinler darbe yasalarının hepsini değiştirelim” dedi. Kılıçdaroğlu, dün NTV’de katıldığı programda şunları kaydetti: Sadece anayasa değil, 12 Eylül darbe hukuku dolayısıyla bir komisyon kuruyoruz. Anayasa, darbe hukukunun parçası. Bu komisyonu Anayasa Komisyonu olarak değil Darbe Hukukunu Temizleme Komisyonu olarak düşünüyoruz. Aynı komisyon, anayasayı görüşürken darbe hukukunu da görüşecek ve değiştirecek. Eş zamanlı değişecek. 12 Eylül artığı olan ve darbe yasalarını tahkim eden yasaların değiştirilmesini istiyoruz. Demokrasiyi, anayasayı bunun için istiyoruz yoksa anayasa olsa ne olur olmasa ne olur. Türkiye’de demokrasinin güçlenmesi, demokrasi kültürünün yerleşmesi, darbenin getirdiği antidemokratik hükümlerin kaldırılması için komisyonun toplanmasını istiyoruz. Toplum kendisini bir cenderede hissediyor. Toplumu özgürlükçü dünyayla buluşturmamız lazım. Tam anlamıyla özgürlükçü bir ülke yaratmak istiyoruz. ‘Demokratik bir başkanlık sistemi’ diyorlar. Getirsinler darbe yasalarının hepsini değiştirelim, ondan sonra da oturalım başkanlık sistemini tartışalım. Bunları değiştirdiğiniz zaman kimsenin aklına başkanlık sistemi gelmeyecek. Bir kişiye endeksli rejim oluşturmaya çalışıyorsunuz. Başkanlık sistemine karşıyız, bunu kişisel olay olarak görmüyoruz, ama o kişisel görüyor. Cumhurbaşkanı anayasal sınırlar içinde kaldığı sürece, ettiği yemine sadık kaldığı sürece sorunumuz yok..
Milliyet


Siyasetçi Konuşmayınca Silahlar Konuşuyor
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sorunların diyalog ve müzakere ile çözülmesi gerektiğini belirterek, “Siyasetçiler konuşmayınca silahlar konuşuyor” dedi. Van’daki mitingde yaklaşık 5 bin kişiye hitap eden Demirtaş, HDP olarak büyük bir iftira kampanyasıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Çözüm için büyük çaba gösterdiklerini kaydeden Demirtaş, “Dolmabahçe görüşmeleri sonrası biz canla başla didindik. Saray’daki her şeyi tuzla buz etmiş, masayı devirmiş,. Sandık; candan ağır gelmiş. Oylar; candan tatlı gelmiş” dedi. Çatışmalar başladığında mitingler yaptığını belirten Demirtaş, “Gençlerin ne silah kullanmasını ne barikat kazmasını istemedik. ’Demokratik siyasette sizin hakkınızı savunabiliriz’, ’Görev bizimdir’ dedik ve bütün bölge mitinglerinde bu mesajı verdik” dedi. Demirtaş şuöyle devam etti: “Gerekirse masada birbirimize bağıralım, kıralım, üzelim ama insanlarımız sokakta dağda birbirini öldürmesin. Son günlere müzakerelere dönülmesi için atak üstüne atak yaptık. Bir anda vatan haini, bölücü ilan edildik. ’Parti kapatılmalı, dokunulmazlıkları kaldırılmalı’ sesleri yükselmeye başlandı. Konuşsan olmaz, sussan olmaz, slogan atsan olmaz, sokakta yürüsen olmaz, Meclis’e girsen, dağa çıksan olmaz. Allah aşkına ne yapsın Kürtler? Her gün bebekler ölüyor. Beyefendi çıkmış ’Sizinle görüşmem’ ciddiyetsizliğini ortaya koyuyor. Biz senin kara kaşına, gözüne hayran değiliz. Siyasetçiler konuşmayınca silahlar konuşuyor. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama siyasi kanallar kapatılamaz. Siz diyalog kanallarını kapattıkça kan akıyor. HDP’yi suçluyorlar.” Başbakanı canlı yayına çıkmaya davet eden Demirtaş, “Sen başkanlığı anlat ben özerkliği anlatayım. Ne zararı var?” diye sordu.
Milliyet


‘Yerel Yönetimlerin Hendek Görevi Yok’
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ardından Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da, Güneydoğu’daki belediye yönetimleriyle ilgili suçlamada bulundu. Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde bazı internet medya temsilcileriyle bir araya gelen Kurtulmuş, özetle şunları söyledi: “Siyasetin özgür olması demek, milletin oylarıyla seçilmiş yerel yöneticilerin, milletin aleyhine hendekler kazmasına cevap vermek değildir. Hiçbir yerel yönetimin hendek kazmak gibi bir görevi yok. Hiçbir yerel yönetimin hendek kazanlara destek vererek, bu hendeklerin içerisine mayınlar döşenmesi gibi bir görevi yok. Bunlar tam tersine milletin kendilerine verdikleri oylara ihanet etmektir. Bu belediye başkanlarını oraya getirenler, bunlar yapılsın diye oy vermedi. Belediye bana daha çok iş versin diye oy verdi. “Bu hiçbir demokraside hak olamaz. Bütün demokratik kurumların birinci şartı kendisini kısıtlayan yasalar çerçevesinde millete hizmet etmektir. Bunu yapmayıp da birileri hendeklerin üzerine mayınların, bombaların yerleştirilmesine müsaade ediyorlarsa, bu asla demokratik hak değildir. Bunlarla ilgili ortaya çıkan sonuçlara göre gerekli adımlar atılır, gerekli tedbirler alınır.”
Vatan




SPOR

Beşiktaşlı Gökhan Töre, Galatasaray derbisinde yaptığı “Töreface” gol sevincinin bir şaka olarak ortaya çıktığını söyledi. Siyah-Beyazlı oyuncu “Evde film izlerken, maç yaparken yüzümü elimle kapatıp, parmaklarımın arasından attığım bakış arkadaşlarımla ortak bir sevincimiz. Gol sonrası arkadaşlarım tribünde beni izliyorlardı, bir anda aklıma geldi ve o çok konuşulan gol sevincini yaptım” dedi. Kulüp televizyonuna konuşan Gökhan. şimdiye kadar en sevindiği golün Galatasaray derbisinde kaydettiği sayı olduğunu söyledi. Yıldız futbolcu “Büyük maçların coşkusu ve heyecanı farklı oluyor. Bu sezon her iki derbiyi de kazandık. Taraftarlarımız çok istekliydi. Çok mutluyuz” diye konuştu. Töre, “Kendime çok güveniyorum. Yeteneğim, sahadaki duruşum ve özgüvenim çocukluğuma dayanıyor. Bu özel bir yetenek, Allah’ın bana verdiği bir armağan. Mario Gomez çok büyük bir futbolcu. Kendini, yeteneğini, kapasitesini bilen ve takım için savaşan bir ruha sahip. Tam bir gol makinası. Mario ile beraber oynadığım için mutluyum. Milli Takım zor bir gruptan çıktı. Son maçta kırmızı kart gördüm, pişmanım. Ama Euro-2016’da olmak isterim” dedi.
Star


Turkcell ile yapılan sponsorluk anlaşmasının ardından Kulüpler Birliği toplandı. 2 saat süren toplantının ardından Başkan Göksel Gümüşdağ, hakem hatalarını gündemin ana maddesi olarak tartıştıklarını belirtip, açıklama yaptı. Kulüplerin ortak derdi hakem hataları olarak göze çarptı. Gümüşdağ, “Hakem hataları artık minimize edilmeli. Baskı altında doğru karar verme kabiliyeti sıkıntısı var. Dünya Kupası ve Şampiyonlar Ligi’nde final yöneten hakem, Süper Lig’de düşük bir yönetim sergiliyor. Süper Lig A.Ş konuşuyoruz ama her puan sezon sonunda milyon lira demek. Hatalara sessiz kalamayız” dedi. Birlik Başkanı Gümüşdağ şöyle devam etti: “Hakemlerin yönetim seviyeleri yükselmelidir. Baskı altında anlık doğru karar vermek eğitimle düzebilir. Hollanda PAF Ligi’nde ekran başındaki 3 hakemin orta hakemle anlık diyalog kurma sistemi deneniyor. Artık bu teknoloji bu işin içine koyulmalı. Bu konu TFF’nin asil görevidir.” “TFF bizim oylarımızla seçildi, desteğimiz de var. Ama bu konuda bizim tavrımız da vardır. Ulenberg’in katkılarını inkar etmiyoruz ama zaman değişti. Collina, Webb gibi isimlerden yararlanmalıyız. Hakem hataları bir takımı şampiyon yapar, bir takımı uzaklaştırır. TFF ile bir araya gelip, bu konuyu tartışacağız.”
Star


Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ ile Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu'nun katıldığı toplantıda sponsorluk anlaşması imzalandı. Gümüşdağ, “Haftanın maçıyla ilgili bir projeleri var. Bizim de daha önce benimsediğimiz bir projeydi. Gerçekten futbolun güzel şeylere ihtiyacı var. Futbolun marka değerini hep beraber yükselteceğiz” dedi. Terzioğlu, ise şunları söyledi: “Bir gol atıldığında 4 dakika sonra onların telefonlarına gollerin 90 saniyelik özetini gönderdiğimizde 1.5 milyon taraftar onu izliyor. Müthiş bir değer. Türk futbolunu desteklemeyi sürdüreceğiz.”
Star



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme