18 Ocak 2016 Pazartesi

18.01.2016 Genel Gündem


18.01.2016 Pazartesi
GÜNDEM

Maşeri Vicdanı Yaraladı 
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi'nin bildirisi hakkında "Sadece yanlı değil, yanıltıcı bir metin. Tahmin ediyorum ki bir kısım akademisyen okumadan imzaladı. Maşeri vicdanı yaralayan bir metindir" dedi. Kızılcahamam'da bir grup gazeteci ile sohbet eden Kurtulmuş, özetle şunları söyledi: "Sultanahmet saldırısı Suriye'de devam eden vekalet savaşlarının Türkiye'ye yansıması olarak değerlendiriliyor. Son derece sinsice, haince bir saldırı. Hangi örgüt kullanılırsa kullanılsın, bölgenin biraz daha istikrarsızlaştırılması, yapılabilirse Türkiye'nin kendi içine dönerek istikrarsızlığa sokulması gibi bir amaç olduğu görülüyor. Büyük resme bakarak biz de bu terör çevrelerine inat, ekonomik istikrarı korumak, iç bütünlüğümüzü sağlamak üzere üzerimize düşeni yapacağız. Zor bir süreç, herkesin teröre karşı en azından ortak bir dil kullanmasını, anlayış birliği içinde olmasını arzu ederiz. Halkımızın büyük bir kısmı operasyonlara destek veriyor ama bunun bir an önce sonuçlandırılmasını istiyor. Sivil ölümler de oluyor, ufacık çocuklar hayatını kaybediyor. Bitirilmesinden kasıt, terör örgütünün bu faaliyetlerinin sürdürülemez noktaya getirilmesidir. Reform adımları atılacaktır. Terör ve terörle mücadele arızidir. İkinci aşamada eşzamanlı olarak yapacağımız şey güçlü bir rehabilitasyon. Arızi durum ifadesini bilerek kullanıyorum. Bunun bir an önce bitirilmesi ve demokratikleşme sürecinin tamamlanması gerekiyor. Büyük resmi görmediğimiz takdirde maalesef biz işin hep sonuçlarıyla uğraşmak durumunda kalacağız. Hükümet karşıtlarının bile buna destek vermesi gerekir. Ortalığı bir an evvel düzeltmemiz gerekiyor. Bu parantezi kapatalım ki Türkiye yoluna devam edebilsin. Bölge halkının refaha ermesi, parantezi kapattıktan sonra demokratikleşme adımları, reform adımlarını cesurca atmamız gerekir. (Akademisyenlerin bildirisi) Herkes istediği görüşü açıklayabilir. Buradaki problem görüşlerin açıklanmış olması değildir. Türkiye'deki realitenin dışında sadece yanlı değil, yanıltıcı metinden de söz ediyoruz. Tahmin ediyorum ki bir kısım akademisyen okumadan imzaladı. Maşeri vicdanı yaralayan bir metindir. Sanki güvenlik kuvvetleri kalktılar, 'Silopi ve Cizre'de operasyon yapalım' dediler, böyle başladı. Hendek kazıldı, bombalar patlatıldı. Güvenlik kuvvetleri can havliyle bölgedeki vatandaşın can ve malını korumak için harekete geçti.
Hürriyet


Hendekler AİHM'nde 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), Şırnak'ın Silopi, Cizre ve Diyarbakır'ın Sur ilçelerindeki sokağa çıkma yasağının kaldırılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemiyle yapılan başvurulara red kararı vermesinde, Türkiye adına Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün yaptığı savunmaya delil olarak kullanılan fotoğrafların etkili olduğu ortaya çıktı. Şırnak ve Diyarbakır'da yaşayanlar adına Türkiye'deki avukatları, ilçelerdeki sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve operasyonların durdurulması istemiyle AİHM'ne başvurmuştu. AİHM, Türkiye'den, "sokağa çıkma yasağının yasal dayanağı", "bölgede yeterli sağlık hizmeti sunulup sunulmadığı, temel ihtiyaçların karşılanıp karşılanamadığı" ve "başvurucuların evini terk etmek istemesi halinde tahliyesinin sağlıklı bir şekilde yapılıp yapılamadığı" sorularına yanıt istemişti. AİHM'nin soruları, Türkiye adına Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından yanıtlanmıştı. Türkiye'nin, AİHM savunmasında, sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerde devam eden operasyonlarda, terör örgütü tarafından sokak aralarında kurulan mevziler, kazılan hendekler ve tünelleri gösteren fotoğraşarın da kullanıldığı ortaya çıktı. AİHM'nin ihtiyati tedbir talebini red gerekçesinde, kullanılan bu görsel delil mahiyetindeki fotoğraşarın da etkili olduğu bildirildi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AİHM'nin, "Hem Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin ihtiyaçları karşılama noktasında gösterdiği hassasiyet, hem de bu günden sonra vatandaşların gıda, sağlık, eğitim ve benzeri konulardaki ihtiyaçlarını karşılama noktasında hassasiyet göstereceği inancını ifade etmek suretiyle geçici tedbir kararını reddettiğini" açıklamıştı.
Milliyet

Sultanahmet Saldırısında 10 Tutuklama 
Sultanahmet'te 5 gün önce meydana gelen ve 10 Alman turistin ölümüne neden olan terör saldırısı sonrasında İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, canlı bombayla bağlantılı oldukları iddiasıyla yakalanan Suriye uyruklu 17 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, İstanbul Adliyesi'ne gönderildi. Şüphelilerden 10'u, "terör örgütüne üye olma" suçundan tutuklandı. 7 kişi serbest bırakıldı.
Akşam

İstanbul'da Kar Alarmı 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kentte dün gece başlayan yoğun kar yağışı nedeniyle alarma geçti. Büyükşehir'den yapılan açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AKOM meteoroloji biriminin hava tahmin verilerine göre kentin dün geceden itibaren yoğun kar yağışının etkisi altına gireceği, hava sıcaklığının eksi 2 dereceye kadar düşeceği yarını gece eksi 6 derece olacağı belirtildi. Büyükşehir Belediyesi'nin, şehir hayatının normal seyrinde devam etmesi için tüm önlemleri aldığı ve AKOM'un ilgili tüm birimlerin katılımıyla alarm durumuna geçtiği kaydedilen açıklamada, yol bakım ve altyapı koordinasyon, itfaiye, zabıta, sağlık ve sosyal hizmetler, park bahçe, yeşil alanlar, destek hizmetleri daire başkanlıkları, İETT, İSKİ, atık yönetimi, trafik, kırsal hizmetler destek, veteriner hizmetleri müdürlükleri, Beyaz Masa, İSFALT, İGDAŞ, İSBAK, Şehir Hatları, Ulaşım AŞ, İl Emniyet Müdürlüğü, Karayolları, BEDAŞ, AYEDAŞ ve sorumlu müdürlerin AKOM yönetim masasında 24 saat esasına göre görev yapacağı aktarıldı. Belediyenin karla mücadele çalışmaları kapsamında bin 114 araç ve iş makinesi, 5 bin 450 personelle 4 bin kilometre yol ağında olumsuzluklara karşı vardiyalı görev yapacağı ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: "Tüm araçlar, araç takip sistemiyle anlık olarak AKOM'da takip edilecek. 52 km.'lik metrobüs yolu 32 araçla sürekli açık tutulacak. İETT, bugün ek otobüs seferleri koydu. Metro seferleri sıklaştırılacak. Ani hava soğuması ve buzlanma önceden tespit edilerek ilgili birimler uyarılacak."
Vatan

EKONOMİ 

Gram Altın 106, 6952-106, 8265
ABD Doları 3, 0469-3, 0502/ Euro 3, 0502-3, 3272/İngiliz Sterlini 4, 3469-4, 3496

Kayıt Dışında Birinciyiz 
Türkiye, ekonomisindeki kayıtdışı oranıyla 34 OECD ülkesini geride bırakmayı başardı. Türkiye ekonomisinin yüzde 28.72'si kayıt dışı. İkincilik yüzde 28.70 ile Estonya ve yüzde 2810 ile Meksika'da. ABD yüzde 7.95, İsviçre ise yüzde 8.07'lik kayıt dışı ekonomi oranıyla son sıralarda yer alıyor. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceyhun Elgin'in araştırmasına göre Türkiye'de son 10 yılda kayıt dışı ekonomide hiçbir başarı sağlanamadı. 1950'lerde yüzde 50'yi aşan kayıt dışı ekonomi oranı 1990'ların sonlarına doğru yüzde 30 seviyelerine düşürüldü. Ancak bu yıllardan sonra yüzde 27-29 arasında kayıtdışı ekonomi kronikleşti. Elgin, ayrıca 2023 simülasyonu da yaptı. Buna göre Türkiye ekonomisinin 2023'e gelindiğinde yüzde 24'ü kayıt dışı olacak. Yine çok büyük bir değişiklik yaşanmayacağını söyleyen Elgin kayıt dışı ekonomiyi azaltmak için çarenin ekonomiyi büyütmekten geçtiğini vurguladı. Elgin Türkiye'nin de aralarında olduğu 161 ülkede kayıt dışı ekonominin izini sürdü. Ölçülmesi çok zor olan ve nokta vuruşu yapılması pek mümkün olmayan kayıtdışında bu çalışmayla trend hakkında çok iyi bilgi sahibi olunabildiğini vurgularken Türkiye'de son 10 yılda kayıt dışı ekonomideki azalmama trendine dikkat çekti. Elgin'in araştırmasına göre 1950'den 90'ların sonuna kadar kayıt dışı ekonomide düşüş trendi çok açık. Ancak son 10 yılda kayıt dışı ekonomi yerinde sayıyor. Kayıt dışı ekonominin sadece vergi kaçırma ve kayıt dışı istihdamdan oluşmadığını belirten Elgin teknolojinin gelişmesiyle kişilerin birbirleriyle yaptığı alışveriş, işporta tezgahları hatta ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin de kayıtdışı ekonomiyi beslediğine işaret etti. Elgin "Her ülkede değişmeyen tek gerçek var ki kayıtdışı maliyeti azaltmak için tercih ediliyor. 2007'den beri dolar bazında büyüme gösteremeyen Türkiye ekonomisinde kayıt dışındaki sabitlik de çok sürpriz değil" diye konuşuyor.
Hürriyet

Gelirler Vaatleri Karşılıyor 
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, hükümetin vaatlerinin karşılığının bütçede olduğunu söyledi. Gazetemize konuşan ve bütçeden vaatlere, Orta Vadeli Programdan (OVP) hedeflere kadar birçok konuda sorumuzu cevaplayan Bakan Yılmaz, "Türkiye'nin 2016 yılında yapacağı reformlarla uluslararası anlamda en öne çıkan ülkelerden biri olacağını düşünüyorum. G20 platformlarında da bunu tartıştık. Artık para ve maliye politikaları yetmiyor. Daha yüksek bir büyüme perspektifi için, pozitif yönde ayrışmak için bunları mutlaka reformlarla bütünleştirmemiz gerekiyor" dedi. Hükümetin bütün vaatlerinin mali disiplinden fedakârlık yapmadan gerçekleşebileceğini, büyüme ve vergi gelirlerindeki artışla elde edilecek kaynağın, bu vaatleri karşılayabileceğini ifade etti. Bakan Yılmaz, reform izleme grubunun, Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan'ın koordinasyonunda çalışmalarına başladığını vurguladığı açıklamasında, "Bugüne kadar 3 tane toplantı yaptık. Çeşitli reform kanunlarını burada ele alıp tartışıyoruz. Ar-Ge reform paketimiz sonuçlandı. Bunun ardından üretimle ilgili reformlarımız gelecek. Beklenenin üzerinde büyüdük ve yüzde 4'ü bulduk. Şu an itibarıyla gördüğümüz bu" dedi.
Türkiye

Küresel Ticaret 5 Yıl Geriye Gitti 
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, 2015'in küresel ticaret açısından oldukça zorlu bir yıl olmasına karşın, Türkiye'nin Dünya AB ve Petrol İhracatçısı ülkelerdeki payının zirveye ulaştığını kaydetti. Küresel ticarette son verilere göre yüzde 11.1 daralma meydana geldiğini ifade eden Büyükekşi şunları söyledi: "Öyle ki; ticaret neredeyse 5 yıl geriye dönüp 2010'daki düzeyine indi. 2010 yılında dünya ticaret hacmi 15.2 trilyon dolar seviyesinde iken, 2015'te 16.5 trilyon dolar olacağı tahmin ediliyordu. 2014 yılında ise bu rakam 18.1 trilyon dolardı. Türkiye olarak bizim ihracatımız da düşen emtia fiyatları, değer kazanan ABD doları ve çevre ülkelerdeki sorunlar nedeniyle 2015 yılında yaklaşık 144 milyar dolara indi. Bu yaklaşık yüzde 9'luk bir gerileme anlamına geliyor. Yani dünyadaki pek çok ülkeden daha iyi bir performans gösterdik. Bu dünya ihracatındaki payımızın arttığı anlamına geliyor." Orta Vadeli Program'da Türkiye'nin 2015'i 722 milyar dolar GSYİH ile tamamladığının tahmin edildiğini kaydeden Büyükekşi, "Bu durumda ihracatın GSYİH'deki payı yüzde 20 seviyesine çıkmış olacak. Yüzde 20 şu ana kadar hiç görülmeyen bir düzey. Dolayısı ile mal ihracatımızın ilk kez ekonomimizin beşte birini oluşturduğunu söyleyebiliriz. 2000'li yıllarda ihracatımızdaki ciddi artışa rağmen GSYİH'ye oran olarak incelendiğinde yüzde 15-16 civarında süregiden bir seyir vardı. 2012'den itibaren ciddi bir sıçrama gördük. 2015'te ise ilk kez yüzde 20'ye ulaşmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye

Çinliler Türk Kiraz Tarlalarını Kapatıyor 
Çinliler, Türkiye'den kiraz ithal ederken çok titiz davranacak. Türkiye'den kiraz almaya G20 zirvesinde karar veren Çin, üretim alanlarını bizzat inceleyecek. Çin'e kiraz gönderilecek kiraz bahçelerinde, ihraç edilecek kirazlar dışında hiçbir bitki yetiştirilmeyecek. Türk kirazının Çin'e ihracatı için G20 Liderler Zirvesi'nde imzalanan anlaşmanın ardından, ihracatın detayları belli olmaya başladı. Buna göre Çin Halk Cumhuriyeti Kalite Denetimi, Kontrol ve Genel İdaresi (AQSIQ) yetkililerinden oluşan bir heyet, ihraç edilecek kirazın üretim alanlarının seçimi ile paketleme tesislerini yerinde incelemek için Türkiye'ye gelecek. Anlaşmaya göre Çin'e kiraz gönderilecek kiraz bahçelerinde, ihraç edilecek kirazlar dışında hiçbir bitki yetiştirilmeyecek. Kirazların yetiştirildiği bahçeler, AQSIQ tarafından onaylanacak. Proje başladıktan sonra gerekirse AQSIQ muayene için karantina yetkililerini gönderecek. Heyetin yol, konaklama ve yaşamsal giderler dahil ziyaret masrafları Türk tarafınca karşılanacak.
Milliyet

Darphane Üretimi Son 15 Yılın Dibinde 
Darphane 2015'te ağırlığı 21,6 tonu bulan 7.5 milyon adet altın üretti. Üretimin 7.2 milyonu ziynet, 301 bin 395'i sikke altından oluştu. Altın üretimi, bir önceki yıla kıyasla yüzde 46,2 düştü. Halk arasında güvenli liman olarak görülen altının talebine yıllar itibarıyla bakıldığında, 2001'de 8 milyon 614 bin, 2002'de 9 milyon 793 bin, 2003'te 16 milyon 307 bin, 2004'te 15 milyon 896 bin, 2005'te 17 milyon 464 bin, 2006'da 17 milyon 276 bin adet olmuştu. Bu şekilde bakıldığında geçen yıl altın üretimi, 2001 ekonomik kriziyle 2008'in son döneminde başlayan küresel krizin Türkiye'de etkilerinin görüldüğü 2009'da piyasaya verilen altın miktarının da gerisinde kalarak son 15 yılın en düşük seviyesine geriledi.
Akşam

Lüks Oyuncu Olmanın Bileti Çok Pahalı 
Alman otomotiv devi Daimler'in Başkanı Dr. Dieter Zetsche, rekabetin hızla arttığı lüks segmentte müşterilerin teknolojiden önce markayı tercih ettiğini kaydederek, "Biz bu alanda çok iyiyiz, çünkü dedelerimizden başarılı bir marka aldık. Özellikle bu çağda lüks araç pazarına giriş bileti her zaman olduğundan daha pahalı" dedi. Bu yıl lükslerin damgasını vurduğu Detroit Otomobil Fuarı'nda sorularımızı yanıtlayan Zetsche, premium segmente artan ilgiyi ve pazara girmeye çalışan yeni markaları farklı bir açıdan değerlendirdi. Otomobil üretiminde 130'uncu yılını kutlayan Mercedes'in bu alandaki en köklü markalardan biri olduğunu ifade eden Zetsche, yeni oyuncular için şöyle konuştu: "Bugün lüks sınıfta rekabete girmek, genel otomobil pazarında rekabete girmekten çok daha zor. Bu alanda oyuncu olmanın maliyeti her zamankinden daha yüksek. Buraya giriş bileti oldukça pahalı. Çünkü tüketici lüks segmentte bir araç seçerken sunduğu yenilikçi teknoloji kadar, marka gücüne de bakıyor. Markaya da bir bedel ödüyor." Mercedes'in bu alandaki en köklü markalardan biri olduğuna dikkat çeken Dieter Zetsche, premium araç markalarının teknoloji kadar 'gelenek' sahibi olmaları gerektiğini belirtti ve ekledi: "Dedelerimizden teslim aldığımız 130 yaşındaki Mercedes'i büyük bir sorumlukla geleceğe taşımak için çalışıyoruz."
Vatan

Türkiye'yi Tahrik Etmek İsteyenlerin Oyununa Gelmeyelim 
Son dönemde yaşanan terör olayları ve 1.100 akademisyenin terörü destekler nitelikte yaptığı skandal bildiriye sivil toplum kuruluşlarından sert tepki geldi. TESK, TZOB, TÜRK-İŞ, HAKİŞ, MEMUR-sen, KAMU-sen, TİSK ve TOBB'un imzası bulunan açıklamada özellikle akademisyenlerin terör yanlısı yaptığı bildirinin doğru bulunmadığı ve devletin görevini yerine getirdiği vurgulandı. Yapılan açıklama ise şöyle: "Bizler Türkiye'nin üreticileri, esnafları, çiftçileri, müteşebbisleri, çalışanları olarak, son dönemde ülkemizin birlik ve beraberliğini zedeleme boyutuna ulaşan tabloyu büyük bir dikkat ve endişeyle takip ediyoruz. Bu çerçevede, ülkemizi saran terör olaylarından, artan can kayıplarından son derece rahatsızız. Bugün geldiğimiz noktada artık mesele, maalesef Türkiye'nin sosyal yapısını tahrip eden, vatandaşlarımızın birbirlerini anlamalarını imkânsız hale getiren yeni bir boyuta vardı. Özellikle üniversitelerimizde çalışan akademisyenler de dâhil toplumun tüm kesimlerinin düşüncelerini ifade ederken birleştirici bir dil kullanmaya özen göstermeleri son derece büyük bir önem taşıyor." Hiçbir devletin teröre izin vermeyeceğinin vurgulandığı açıklamada "elbette hiçbir devlet teröre taviz veremez. Elbette hiçbir devlet kendi sokaklarında güvenlik güçleri haricinde, silahlı unsurların dolaşmasını kabullenemez. Elbette hiçbir devlet kendi vatandaşlarının günlük yaşamlarına teröristler tarafından müdahale edilmesini kabul edip, hareketsiz kalamaz. Devletin amacının vatandaşlarımızın en temel haklarını korumak, onların yaşamını bir an önce normale çevirmek olduğunun hep birlikte farkında olmalıyız. Türkiye olarak terörün her türlüsüne karşı ortak bir tavır göstermeli, teröre karşı birlikte mücadele etmeliyiz." denildi. STK'lar tüm kurumlara ve vatandaşlara da çağrıda bulunarak "Birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmek zorunda olduğumuz bu günlerde aklıselim içinde ve sükûnetle birlikte hareket edelim. Bizleri tahrik etmek isteyenlerin oyunlarına gelmeyelim. Kurumlarımızı yıpratan taraşı yorumlardan ve temelsiz suçlamalardan kaçınalım. Bizler devletimizin ve milletimizin, birlik ve beraberlik içerisinde her türlü zorluğun üstesinden geleceğine dair sarsılmaz bir inanca sahibiz. Birlik ve beraberliğimizi muhafaza edeceğiz, terörün sosyal yapımızı tahrip etmesine fırsat vermeyeceğiz" açıklamasını yaptı.
Star

SİYASET/POLİTİKA

'Anahtar' Savaşı 
CHP'de 990 oy ile genel başkanlığa 4. kez Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçildiği 35. Olağan Kurultay'ın ikinci gününde, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu için kıyasıya bir mücadele başladı. Kılıçdaroğlu, 462 adayın çıktığı PM yarışında 104 kişilik bir "anahtar" liste çıkardı. Aynı saatlerde Kılıçdaroğlu'nun bilgisi dahilinde İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, Ankara İl Başkanı Adnan Keskin ve İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel'in başını çektiği bazı il başkanları delegeler arasında "maymuncuk" olarak nitelenen 60 kişilik ikinci bir liste çıkardı. CHP'de 35. Olağan Kurultay'da tek aday olarak girdiği genel başkanlık yarışını 990 oyla kazanan Kılıçdaroğlu, önceki gün Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu'nun anahtar listesini yapmak için çalışmalarını sürdürdü. Kılıçdaroğlu, önceki gece geç saatlerde oyunu kullandıktan sonra parti genel merkezine geçti. Kılıçdaroğlu burada saat sabah 04.00'e kadar İstanbul, İzmir ve Ankara il başkanları ile grup başkanvekillerinin de aralarında bulunduğu bir grup ile listesi üzerinde çalıştı. Kılıçdaroğlu'nun 104 kişilik bir anahtar liste çıkaracağını bu toplantılarda açıkladığı bildirildi. Bu 104 kişilik listede bulunan milletvekilleri sabah saatlerinde grup başkanvekilleri tarafından arandı. Ancak Kılıçdaroğlu'nun bilgisi dahilinde bu 104 kişilik listede yer alan 25 ismi değiştirmemek koşuluyla İstanbul, Ankara ve İzmir il başkanlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 30 il başkanı tarafından 21 vekilin yer aldığı 60 kişilik bir maymuncuk çıkarıldı. Kılıçdaroğlu'nun anahtar listesi ve il başkanlarının maymuncuk listesi salona dün akşam 19.00 sıralarında geldi. Bu listeye tepki duyan Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz'deki bazı il başkanları da ayrı bir liste çıkardı. Genel başkanlık adaylığı niyetini sürdüren Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin çıkardığı ayrı bir anahtar liste ile birlikte bu 4 liste, salonda dolaşan listeler arasında öne çıkan listeler oldu. Salonda 10'a yakın "anahtar" liste dolaştı. İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat'ın Kılıçdaroğlu'na MYK üyeleri Tekin Bingöl ve Veli Ağbaba ile PM üyesi Erdoğan Toprak'ın listede olması durumunda bu isimleri çizeceklerini de ilettiği iddia edildi. Listenin yapılış biçimine kızan Toprak, adaylıktan çekildi. Alınan bilgilere göre parti kurmaylarından Tekin Bingöl ile Gürsel Tekin ve Gürsel Erol arasında bir gerilim yaşandığı, bu isimlerin birbirlerinin olduğu listede olmayı istemediklerini yakın çevrelerine ilettiği belirtildi. CHP'nin yeni yüzleri olarak eski Petrol İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, stratejist Cenk Sidar, Ankara milletvekili adayı Gamze Taşçıer, Ankaragücü'nün eski başkanı Cengiz Topel Yıldırım, faili meçhul cinayete kurban giden Ümit Kaftancıoğlu'nun gelini Canan Kaftancıoğlu, bir süredir CHP lideri ile akademisyenleri biraraya getiren Özkan Yıldız, akademisyenler Caner Yenidünya, İştar Gözaydın Savaşır ile eski HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İşçi Kardeşliği Partisi Genel Başkanı Zeki Kılıçarslan öne çıkıyor. "Maymuncuk" olarak adlandırılan listede MYK üyeleri Seyhan Erdoğdu, Mehmet Bekaroğlu, Yakup Akkaya, Faik Öztrak, Sencer Ayata, Ercan Karakaş ve Nihad Matkap kendilerine yer bulamadı. Matkap ve Öztrak maymuncuk listede yer almamasına karşın Kılıçdaroğlu'nun anahtar listesinde yer aldı. Kılıçdaroğlu'nun 104 kişilik anahtar listesinde yer almayan PM üyeleri ise şöyle: "Gürkut Acar, Mustafa Balbay, Gülsün Bilgehan, Rana Bozkurt, Volkan Canalioğlu, Aytun Çıray, Ahmet Ertuğrul, Didem Gültekin, Sena Kaleli, Ümran Köksüz, Durdu Özbolat, Ali Özcan, Tuncay Özkan, Tanju Özcan, Serpil Öztürk, Şenal Sarıhan, Mehmet Ali Susam, Burhan Şenatalar, Elfin Tataroğlu, Zekeriya Temizel, Erdoğan Toprak, Halit Toraman, Mehmet Tüm, Gaye Usluer, İdris Yıldız." İnce'nin ve Kılıçdaroğlu'nun listesinde yer alan tek ortak isim, eski İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Erdal Aksünger oldu. Bu arada Divan Başkanı olarak belirlenen eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, ikinci gün divana başkanlık etmedi. Maymuncuk listede öne çıkan diğer isimler Anadolu Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, eski İstanbul Kadın Kolları Başkanı Tuğba Ütebay, gazeteci İdris Akyüz, eski İstanbul İl Genel Meclis üyesi İhsan Alpaslan, Türkiye Sakatlar Derneği Başkan Yardımcısı Turan Hançerli oldu. Maymuncuk listede cinsiyet kotasına uyulmamış olması dikkati çekildi.
Milliyet

Hakaret Ederek Kendini Kurtarmaya Çalışıyor 
AK Parti İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuşan Başbakan Davutoğlu, CHP liderinin partisinin kurultayında yaptığı konuşmayı eleştirdi. "Kötü söz sahibinindir" diyen Başbakan, "1 Kasım'da büyük bir yenilgi alanlar hala ders almış görünmüyorlar. Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmayla bunu bir kez daha ortaya koydu. Cumhurbaşkanımıza dönük olarak siyasi lidere yakışmayan bir üslupla tepki göstermeye kalkıştı. Cumhurbaşkanımıza yaptığı küstahlığı kendisine aynen iade ediyoruz. Dikta, CHP siyasetine ait bir kavramdır. Bunlar fikir üretemeyince küfür üretiyorlar. Kılıçdaroğlu, CHP'nin şifa bulmaz hastalıklarını gözden kaçırmak için Cumhurbaşkanımıza hakaret etmek suretiyle kitlesi karsısında kendisini kurtarmaya çalışıyor. Seçmeni bir arada tutacak özgün fikirlere sahip olmadığı için dil uzatarak partisini bir arada tutmaya çalışıyor" dedi.
Akşam

'Saldırı Dalgası Tam Bir Savaş Konseptine Döndü' 
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "7 Haziran öncesi başlayan saldırı dalgası, 7 Haziran'dan sonra tam bir savaş konseptine dönüştü. Mevcut durum karşısında kendimizi çaresiz hissedip sahayı bunlara terk edip gidecek değiliz. Böyle bir durumda çare geri adım atmak, HDP çizgilerinden taviz vermek değildir. Madem ki bu çizgi bu başarıyı elde ettiği için bu kadar kirli odağı korkutuyor, demek ki bunda ısrar etmemiz lazım" dedi. Demirtaş, Türkiye Barolar Birliği Konferans Salonu'nda düzenlenen HDP 1. Olağan Konferansı'nda, hem Ortadoğu hem de ülke için tarihi kırılmaların olduğu dönemden geçtiklerini, bunun ne kadar süreceğini kestiremediklerini belirtti: "HDP 7 Haziran'da bunu aşmayı başardı. HDP'ye büyük bir öfkeyle saldırılmasının nedeni buydu. Türkiye toplumuna 'korkmaya gerek yok' dedik. Yüzde 13 bunun ifadesiydi. Aldığımız oyun üzerinde etki yaratan bir sonuç elde ettik. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu söylemlerle, demokratik eşit özgürlükçe hakiki söylemlere yüzde 13 aldık. Bunun büyüme potansiyeli sadece Türkiye üzerinde değil bölge üzerinde kirli hesapları olan herkesi harakete geçirdi. 7 Haziran öncesi başlayan saldırı dalgası 7 Haziran'dan sonra tam bir savaş konseptine dönüştü. Mevcut durum karşısında kendimizi çaresiz hissedip sahayı bunlara terk edip gidecek değiliz. Böyle bir durumda çare geri adım atmak, HDP çizgilerinden taviz vermek değildir. Madem ki bu çizgi bu başarıyı elde ettiği için bu kadar kirli odağı korkutuyor demek ki ısrar etmemiz lazım." "Çözüm konusunda HDP ya da AKP/hükümetin fikri başkadır. Fakat bir cenazeyi işkence yapılması konusunda farklı düşünülüyorsa ya biz insan değiliz ya onlar insan değil. Akademisyenlere yapılanlar için 'aklım almıyor' diyenler var. Nasıl almıyor? Cenazeye bile bunu yapan akademisyene ne yapmaz? Ölüden hesap sormaya kalkan, diriden hesap sormaz mı?"
Vatan

DÜNYA 

Takip Devam Edecek 
P5+1 ülkeleri ile İran'ın arasında varılan nükleer anlaşmanın uygulanmaya başlanmasına İsrail'den tepki geldi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu yaptığı yazılı açıklamada, "İran, 5+1 ülkeleriyle vardığı nükleer anlaşmaya rağmen nükleer silah sahibi olma arzusu taşıyor. Ortadoğu'da istikrarı sarsmaya ve dünyanın farklı bölgelerinde terör eylemlerine devam ediyor" ifadesini kullandı. Bir ihlal olması ihtimaline karşılık İsrail'in anlaşmanın uygulanıp uygulanmadığını takip edeceğini dile getiren Netanyahu, büyük devletler ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nı (UAEA) İran'ın nükleer santrallerinde ve diğer bölgelerdeki çalışmalarını yakından izlemeye çağırdı. "Herhangi bir ihlale karşı uygun bir cevap verilmemesi durumunda İran, nükleer silah geliştirme çalışmalarına ve bölgede istikrarı sarsan faaliyetlerine devam edebileceğini düşünecektir" ifadesini kullanan Netanyahu, İsrail'in kendi güvenlik ve istikrarını korumak için elinden geleni yapacağını vurguladı.
Hürriyet

İran'a Kapılar Açıldı 
İran'a karşı yıllardır uygulanan yaptırımlar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) açıklamasıyla resmen sona erdi. ABD Başkanı Barack Obama, UAEA'nın açıklamasının ardından İran'a yönelik yaptırımları kaldıran başkanlık kararnamesini imzaladı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, İran nükleer anlaşmasında uygulama safhasına geçildiğini belirterek, "Bugün daha güvenli bir dünyanın ilk günüdür. Önümüzdeki birçok yılın daha güvenli kalacağını ümit ediyoruz. İran'ın anlaşmaya uyduğunu onaylamak için önümüzdeki yıllar boyunca da her gün ve her saat tetikte olmaya devam edeceğiz" dedi. Ambargonun kaldırılmasını 'şanlı bir zafer' olarak değerlendiren İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ''İran dünyayla ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı'' dedi. Ruhani'nin açıklamasının ardından sokaklara dökülen İranlılar ambargonun kalkmasını kutladı. Bu arada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ambargonun kalkmasına tepki göstererek, "İran, 5+1 ülkeleriyle vardığı nükleer anlaşmaya rağmen nükleer silah sahibi olma arzusu taşıyor. Orta Doğu'da istikrarı sarsmaya ve dünyanın farklı bölgelerinde terör eylemlerine devam ediyor" açıklamasında bulundu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ise, İran'ın anlaşmaya uyduğunun teyit edilmesinden memnuniyet duyduğunu bildirdi.
Türkiye

DAEŞ 400 Sivili Kaçırdı 
DAEŞ, Suriye'nin Deyrizor kentinde, hükümetin kontrolündeki bölgelere saldırdı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, kanlı örgütün tam 400 sivili kaçırdığını, 135 kişiyi de katlettiğini kaydetti. Kaçırılanlar arasında hükümet savaşçılarının ailelerinin de olduğu bildirildi. Yetkililer, örgütün bu kişileri infaz edebileceğini söyledi. Suriye devlet haber ajansı SANA, katliamda 300'den fazla sivilin öldürüldüğünü ileri sürdü. Eğer bu veri doğrulanırsa, saldırı, iç savaş başladığından beri bir günde yapılan en büyük katliamlardan biri olacak.
Akşam

Merkel'e Mülteci Davası 
Almanya'da Bavyera eyaleti Başbakanı Horst Seehofer'le Başbakan Angela Merkel arasındaki 'sığınmacı' tartışması yargıya taşınıyor. Federal hükümetin küçük ortağı olan Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin (CSU) de lideri olan Seehofer, Merkel'in sığınmacı akınının engellememesi ve sınırları yasadışı göçe kapatmaması durumunda Almanya Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağını açıkladı. Almanya'nın kabul edeceği sığınmacı sayısının yıllık 200 bin ile sınırlandırılmasını isteyen Seehofer, "Bu sayı makul ve bu sayede entegrasyon da başarılı olur. Bunu aşan sayıyı çok fazla buluyorum" diye konuştu. Koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar'ın (SPD) lideri Sigmar Gabriel de, Merkel'in göçmen politikalarını eleştirirken, "Sığınmacı kabulünü bir düzene sokmalıyız" dedi. Seehofer, Anayasa Mahkemesi eski yargıçlarından Udo di Fabio'ya, federal hükümetin, sınır kontrollerine izin vermeyerek anayasayı ihlal edip etmediğine ilişkin bilirkişi raporu hazırlatmıştı. Di Fabio raporunda, Berlin hükümetinin sığınmacı kabulüne sınırlama getirmeyerek yasaları ihlal ettiğini savunmuştu. Seehofer'in Bakanlar Kurulu'na da sunduğu rapor sayesinde, en fazla göçmenin yerleştirildiği Bavyera eyaletinin sınırlarını kapatmak için Anayasa Mahkemesi'nden izin alabileceği yorumları yapılıyor.
Vatan

Cemil Bayık'tan ABD'ye: Bize Yardım Et 
Terör örgütü PKK'nın Kandil'deki elebaşısı Cemil Bayık, Alman Die Ziet gazetesine verdiği röportajda Türkiye ile barış istediklerini ve bu konuda ABD'nin devreye girmesi gerektiğini söyledi. Bayık, ABD'nin Kobani'de DAeŞ'e karşı ortakları olduğunu ifade ettikten sonra Türkiye ile barış sağlanması konusunda ABD'nin yardımına ihtiyaçları olduğunu dile getirdi. Röportajda "öcalan bir anlaşma taslağı hazırladı ve bunu Türkiye hükümetinden kabul etmelerini söyledi" iddiasında bulunan elebaşı "ABD'nin yakın doğuda kendileri olmadan siyaset yapamayacağını" belirtti. Avrupa içinde de PKK varlığının yararlı olacağı iddia eden Cemil Bayık, Kuzey koridorunu işaret ederek, "Eğer Kürtler Suriye bölgesinde daha güçlü olurlarsa Avrupa Rusya'ya olan enerji bağımlılığından kurtulabilir. Enerjinin Akdeniz'e giden yolu rojova'dan geçiyor. Bu yol eğer garanti altına alınırsa Avrupa rahatlar" görüşünde bulundu.
Star

SPOR 

Süper Lig'de dün Başakşehir Stadı'nda oynanması gereken Beşiktaş- Mersin İdman Yurdu maçı yoğun kar yağışı sebebiyle tatil edildi. Karşılaşmadan bir saat önce başlayan kar yağışı gittikçe şiddetlendi. Aralıksız yağan kardan çimler görünmez olurken sahanın çizgileri kayboldu. Görevliler zemini temizlese de devam eden yağış saha şartlarını gittikçe ağırlaştırdı. Buna rağmen zemini kontrol eden hakem Mete Kalkavan maçı oynatmaya karar verdi. Başlayan mücadelede futbolcuların top kontrolünde büyük zorluklar yaşadığı görüldü. Karşılaşma 6. dakikada hakem Mete Kalkavan tarafından durduruldu ve her iki takım oyuncuları soyunma odasına gönderildi. Verilen arada Kalkavan'ın "Çizgileri göremiyoruz, çizgiler belli edildikten sonra tekrar şansımızı deneyip oynatmaya çalışacağız" dediği öğrenildi. 7 dakika kadar saha temizleme çalışmaları devam ederken, daha sonra Kalkavan kaptanları yanına çağırdı ve maçın tatil edildiğini tebliğ etti. Normal şartlarda mücadelenin 24 saat sonra oynanması gerekiyordu. Ancak TFF Temsilcisi Adnan Sevim İstanbul'da beklenen yoğun kar yağışı ve hafta içinde de kupa maçları olması sebebiyle karşılaşmanın ileri bir tarihe ertelendiğini açıkladı. İlerleyen saatlerde TFF de resmi sitesinden bir açıklama yaparak benzer ifadeler kullandı. Karşılaşma için tribüne gelen 3 bin civarındaki Beşiktaşlı taraftar, tatil kararı sebebiyle maçın hakemi Mete Kalkavan'ı ıslıkladı. Büyük zorluklara maça geldiklerini söyleyen siyah-beyazlı taraftarlar ayrıca, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören aleyhine de tezahüratlarda bulundu.
Türkiye

Şampiyonluk hedefiyle başladığı ligin devre arasına lider Beşiktaş'ın 1 puan gerisinde giren Fenerbahçe, zirveyi kapabilmek için galibiyet serisini devam ettirme peşinde. Ligdeki son 3 karşılaşmasından zaferle ayrılan, kupada da 4'te 4 yaparak 7 maçlık bir galibiyet serisi yakalayan sarı-lacivertliler, Eskişehir deplasmanında da 3 puana odaklanmış durumda. Sarı-lacivertliler, sıkıntılı bir sezon geçiren Es-Es karşısında mutlak galibiyet hedeşiyor. Ancak takımdaki eksikler ve olumsuz hava şartları sarı-lacivertlilerde endişeye sebep oluyor. Eskişehir'deki son 7 maçtan 1'ini kazanabilen Fenerbahçe'de cezalı Alves ve sakatlık olan Diego, Meireles ve Ba'nın yanı sıra gribal enfeksiyona yakalanan Hasan Ali de kadroya alınmadı. Eksikler nedeniyle kadroda rotasyon yapmak zorunda kalan Teknik Direktör Vitor Pereira, stoperdeki açığı Kadlec'le kapatacak, sol bekte ise Caner'e şans verecek. Diego'nun yokluğunda Ozan Tufan'ı tercih ederek orta alanı 3'leyecek olan Portekizli, forvet tercihini ise Fernandao'dan yana kullanacak. Olumsuz hava şartlarında RvP yerine fizik gücü daha yüksek olan sambacıyı tercih edecek Pereira, golcüsünü Nani ve Markovic'le destekleyecek. Soğuk havaya karşı tedbir olarak termal içlik ve özel kramponlarla sahaya çıkacak sarı-lacivertlilerin en büyük korkusu zemin. Oyuncularına özellikle kendi yarı alanlarında gereksiz pas yapmamaları talimatını veren Pereira, "Rakip hırslı, zemin bozuk olacak. Bulduğumuzu atmak zorundayız" uyarısında bulundu.
Türkiye

Bugün oynanan ilk tur maçlarıyla perdelerini açan Avustralya Açık'ta, tenisseverler 2 hafta boyunca büyük heyecan yaşayacak. Turnuvaya son şampiyon olarak gelen Novak Djokovic ve Serena Williams favori isimler olarak öne çıkıyor. Novak Djokovic: 2015'i 6 Masters 1000 ve 3 Grand Slam turnuvası kazanarak noktalayan Djokovic, 2016'ya da kupalarına bir yenisini ekleyerek başladı. Katar'da düzenlenen Doha tenis turnuvasında şampiyon olan Sırp tenisçi, geçen yılki formundan bir şey kaybetmemiş gibi göründü. Bu yıl turnuvayı 6. kez kazanmak için korta çıkacak olan Djokovic, Melbourne'de son 5 yılda 4 kez kupaya uzanan isim olmuştu. Andy Murray: Avustralya Açık'ta 4 kez final oynayan Murray, bunların üçünde Novak Djokovic, birinde ise Roger Federer'e kaybetti. Bu yıl şanssızlığını kırmak isteyen Britanyalı tenisçinin önünde bir başka durum daha var. 2015'te dünyaevine giren Murray, 8 aylık hamile eşi Kim Sears'ın erken doğum yapması durumunda turnuvadan çekilerek eşinin yanına gideceğini açıkladı. Roger Federer: 2014'teki turnuvaya 3. turda veda eden Federer, sezonun geri kalanında formunu bularak 6 kupa kazanmış, Wimbledon ve Amerika Açık'ta da final oynamıştı. 4 kez şampiyon olduğu Avustralya öncesi Brisbane tenis turnuvasında finalde Milos Raonic'e kaybeden 34 yaşındaki tenisçi, 2010'daki son şampiyonluğundan bu yana Melbourne'de yarı finalin ötesine geçemedi. Stan Wawrinka: 2015 Roland Garros tenis turnuvasında finalde Novak Djokovic'i mağlup ederek, Sırp tenisçinin Takvim Slam'i (bir sezon içinde 4 Grand Slam'i de kazanmak) yapmasını engelleyen Wawrinka, yeni sezona Hindistan'daki Chennai turnuvasını kazanarak başladı. 2014'te Avustralya Açık tenis turnuvasını kazanarak ilk Grand Slam zaferini elde eden Wawrinka, turnuvaya 4 numaralı seribaşı olarak katılıyor. Rafael Nadal: Formsuzluklarla mücadele ettiği 2015 yılını, büyük turnuvalardan birini kazanamadan tamamlayan Nadal, geçtiğimiz yıl Melbourne'de çeyrek finalde elenmişti. Sezon sonunda toparlanan İspanyol tenisçi, çekeceği iyi bir kurayla eski günlerine dönmek istiyor. Nadal'ın koçu Toni Nadal, Rafa'nın sezon öncesindeki arada servisleri ve return oyunlarına odaklandıklarını, yeğeninin turnuvayı kazanabilecek güçte olduğunu söylemişti.
Milliyet

Timsah Arena'nın açılış maçında Bursaspor, 2-0 geriden gelerek Trabzonspor'u devirdi: 4-2. 2. dakikada Musa Nizam nefis aşırtma ile Bordo- Mavililer'deki ilk golünü attı ve Trabzon 1-0 öne geçti. 7'de Aytaç'ın vuruşu kaleci Mert'ten döndü, Cardozo tamamladı ve bu sezonki 7. golünü kaydetti: 0-2. Bursaspor skora rağmen oyunu bırakmadı. 23'te Stoch'un serbest vuruşunda Serdar kafayla indirdi. Sercan Yıldırım skoru 2-1'e getirdi. 28'de Mehmet Ekici'nin vuruşunu Mert önledi. 34'te Stoch'un şutunu Onur çeldi, dönen topu Slovak futbolcu auta attı. 39'da Mbia, Sercan'ı düşürdü. Penaltıda Tomas Necid beraberliği getirdi: 2-2. İkinci yarıda Bursaspor şov vardı. 52'de Sivok kafayla ağları havalandırdı. Hakemler önce golü verdi, sonra ofsayt dedi. 71'de Stoch ortaladı, Serdar çevirdi, Sivok, Bursa'yı 3-2 öne geçirdi. 2 asist yapan Serdar Aziz, 82'de Stoch'un ortasını bu kez kendisi ağlara gönderdi: 4-2.
Star

Galatasaray'ın "Kral" unvanlı golcüsü Burak Yılmaz, Sivasspor maçında maruz kaldığı protestolara isyan etti. Sarı-Kırmızılı oyuncu 90 dakikada rakip kaleye 5'i isabetli 6 şut atıp, penaltıdan golünü de kaydetti ama ıslıklardan kurtulamadı. Burak tepkisini "Bu nasıl taraftarlık!" sözleriyle dile getirdi. Sarı-Kırmızılı oyuncu "Önce Sabri.. Sonra Umut Şimdi ben Yarın sıra kimde!.. Protestolar devam ederse gün gelir bizleri kaybederler, yerimize de kimse gelmek istemez" dedi. Burak Yılmaz, Beşiktaş maçında yaşadığı sakatlığın tedavisinin yeni bittiğini hatırlatarak "Daha yeni iyileştim ve iki idmanla bu maça çıktım. Sahada elimden geleni yaptım. Gol atmak için çok mücadele ettim. Ama tribünlerin tepkisine anlam veremiyorum. Daha önce Sabri'ye, Umut'a yaptıklarını şimdi bana da yapıyorlar. Bunların bir yararı olmuyor, tam tersine takım ve bizler zarar görüyoruz" dedi.
Star


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme