20 Ocak 2016 Çarşamba

20.01.2016 Genel Gündem


20.01.2016

GÜNDEM

2 Kardeşten Babaya Gözyaşlarıyla Veda
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde PKK'lıların Kanas ile açtığı ateş sonucu önceki gün şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Fazlı Altuntaş'ın (37) cenazesi dün memleketi Sivas'ta toprağa verildi. Babasının fotoğrafını alan 11 yaşındaki Fatih gözyaşlarını tutmazken, 6 yaşındaki Alperen ise etrafında olup bitenleri şaşkınlıkla izledi. Şehidin cenazesinin taşınması sırasında küçük oğlu Alperen'in de omuzlara alınarak tabutun peşinden götürülmesi dikkat çekti. Evli ve iki çocuk babası Altuntaş'ın şehadet haberi yetkililerce, Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde ikamet eden eşi Dilek Altuntaş'a ulaştırıldı. Sivas'ın Gemerek ilçesinde yaşayan ve şehadet haberini alınca Kayseri'ye gelinin yanına gelen baba Köksal Altuntaş, fenalık geçirdi. Şehit Altuntaş için Diyarbakır Asker Hastanesi'nde dün tören düzenlendi. Baba Köksal, anne Züleyha, şehidin eşi Dilek ve oğulları Fatih ile Alperen, törende ayakta durmakta güçlük çekti. Şehidin cenazesinin memleketine uğurlanacağı sırada, tabuta sarılarak bir süre ağlayan eşi ve annesi, yakınları tarafından güçlükle sakinleştirildi. Cenaze törenin ardından Sivas'a uğurlandı. Altuntaş'ın cenazesi, Sivas'ın Gemerek ilçesine bağlı Sızır Beldesi'ne getirildi. Cenazenin tören alanına konulmasının ardından yakınları tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Babasının fotoğrafını alan Fatih gözyaşlarını tutmazken, Alperen ise etrafında olup bitenleri üzgün gözlerle izledi. Eşinin tabutuna sarılarak ağlayan Dilek Altuntaş'ı ise askeri personel teskin etmeye çalıştı. Altuntaş'ın cenazesi, belde mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.
Milliyet


Bordo Bereliler De Sur Temizliğinde
Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde 'Bordo Bereliler' olarak bilinen Özel Kuvvetler'in de katıldığı operasyonlar sürüyor. Dünkü çatışmalarda PKK'lı teröristlerin keskin nişancı tüfeği Kanas ile açtığı ateş sonucu üç polis yaralandı. Polis memurlarından birinin durumunun ağır olduğu belirtildi. Sur'daki operasyonlar dün de devam etti. Özel Kuvvetler, jandarma ve polis Özel Harekât timlerinin yürüttüğü operasyonlarda güvenlik güçleriyle teröristler arasında çatışma çıktı. Özellikle Hasırlı Mahallesi'nde evlere, dar sokaklara, hendek ve barikatlara tuzaklanan bombaların temizlenmesi çalışması yürüten güvenlik kuvvetleri dünden bu yana bölgede 20'den fazla tuzaklanmış bombayı imha etti. Bombaların imhası sırasında meydana gelen patlamalar kentin bir çok noktasından duyuldu. Çatışma sırasında PKK'lıların Kanas ile açtığı ateş sonucu üç özel harekât polisi yaralandı. Diyarbakır Asker Hastanesi'ne kaldırılan polislerden birinin durumunun ağır, diğer iki polisin sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi.
Milliyet

1071'de Dikilen Ağaç!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya EXPO 2016 Fuar Alanındaki çalışmaları inceledi. Bu yıl Antalya'da "EXPO 2016 Botanik Fuarı"nın açılacağını belirten Erdoğan, "23 Nisan bizim için bu yıl bir başka olacak. Dolayısıyla bugün bu hazırlıkları yerinde incelemek üzere Antalya'dayız" dedi. Vatandaşlara hitap eden Erdoğan, G-20 Zirvesiyle Türkiye ve Antalya'nın çok büyük bir sınav verdiğini ve dünyanın takdirini kazandığına dikkati çekerek, "Başarılı bir zirve oldu, ev sahipliğinize çok teşekkür ediyorum, takdir ediyorum, tebrik ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya'da 23 Nisan'da açılışı yapılacak 'Çiçek ve Çocuk' temalı botanik dalındaki Expo 2016 Antalya'nın düzenleneceği alanda incelemelerde bulundu. Erdoğan, ardından İzmir'in Ödemiş ilçesi Bademli'den getirilen 945 yaşındaki zeytin ağacının dikim törenine katıldı. Bademli'de 1071 yılında dikilen ve Türkiye'nin en yaşlı zeytin ağacı olan çapı 2.55 metrelik zeytin ağacının dikimine dikimine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Böyle bir ağaç. İnşallah burada da tutacağına inanıyoruz ve 2015 botanik bahçesinin en önemli zenginliklerinden olacak. Tarihi bugüne, bugünü de yarınlara ulaştıracak. Ya Allah Bismillah diyerek biz de toprağımızı atalım arkasından da cansuyunu."
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 106, 6648-106, 7860
ABD Doları 3, 0420-3, 0445
Euro 3, 3226-3, 3269
İngiliz Sterlini 4, 3062-4, 3114

Jeopolitik Endişe!
Suriye ve Ortadoğu'daki gelişmeler başta olmak üzere dünya genelinde artan jeopolitik riskler global ekonomiyi yönlendiren CEO'ların en öncelikli endişeleri arasına girdi. Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi Pwc'nin her yıl Davos Zirvesi'nin (Dünya Ekonomik Forumu) açılışında açıkladığı Küresel CEO araştırmasına göre dünya ekonomisine yön veren CEO'ları bu yıl en çok, artan jeopolitik riskler ve arışı regülasyonlar endişelendiriyor. PwC'nin dünya genelinde 1409 CEO ile görüşerek gerçekleştirdiği 'Değişen Dünyada Başarının Yeni Tanımı' temalı araştırmada, CEO'ların 2016'da küresel ekonominin iyileşeceğine dair büyüme beklentileri, geçen yıla göre 10 puan düşerek yüzde 27'ye geriledi. Küresel ekonominin kötüye gideceğini söyleyen CEO'ların oranı yüzde 23 oldu. Bu oran 2015 yılında yüzde 17 seviyesindeydi. Kendi şirketlerinin gelirinin artacağı konusundaki güvenin de azaldığı araştırmaya göre beklentilerin azalmasında Çin faktörü, ham petrol fiyatlarındaki düşüş ve jeopolitik güvenlik endişeleri etkili oldu. Sonuçları, Davos'ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının dünkü açılışında duyurulan PwC 19. Küresel CEO Araştırması'na göre CEO'ların yüzde 66'sı, 2016 yılında işletmelerini bekleyen tehditlerin üç yıl öncesine göre daha fazla olduğunu düşünüyor. CEO'ların yüzde 79'u 'aşırı regülasyonları' büyüme beklentilerinin önündeki en büyük tehdit olarak görürken, geçtiğimiz yıl CEO'ların endişeleri arasında dördüncü sırada yer alan jeopolitik belirsizlik, bu yıl ikinci sıraya yükseldi. CEO'ların yüzde 74'ü jeopolitik belirsizlikleri işletmeleri bekleyen en önemli tehdit olarak işaret etti. Döviz kurundaki dalgalanma ve kilit yeteneklerin bulunabilirliği konuları da bu yıl CEO'ları en çok endişelendiren sorunlar arasında öncelikli sıralarda yer aldı. Araştırmaya Türkiye'den katılan 30 CEO ise genel trend'den biraz farklılaşarak yüzde 93 oranla jeopolitik belirsizlikler, yüzde 90 oranla döviz kurundaki kırılganlık ve yüzde 77 oranla sosyal istikrarsızlık konularını 2016 yılında kendilerini bekleyen en büyük tehditler olarak öne çıkardılar. Ülke çıkarlarına ve ticari çıkarlara tehditleri temsil eden siber güvenlik konusu da CEO'ların yüzde 61'inin endişeleri arasında öne çıktı.
Hürriyet

Hangisi Meşru?
Yıllardır üzerinde çalışılan ve 'fişleme' kriterleriyle tartışma konusu olan Kişisel Verilerin Korunması Tasarısı, şirketler açısından yeni yükümlülük ve sorumluluklar getiren hükümlerle Meclis'e sunuldu. Tasarıda işveren ve şirket yöneticilerinin "veri işlemeleri" için öngörülen "meşru amaç, meşru menfaat" kavramları tartışılıyor. Tasarı yasalaşırsa Veri Koruma Kurumu'nda Veri Sorumluları Sicili tutulacak. Şirketler, bir veri sorumlusunu kurula bildirecek. Veri sorumlusu, kişisel verilerin işleme amaçlarını ve araçlarını belirleyen kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olacak. Yasadaki hükümlerin uygulanmasından veri sorumluları sorumlu olacak ve gerektiğinde onlar yargılanacak. Aynı kişi veya kurum hem veri sorumlusu hem veri işleyen olabilecek. Örneğin bir muhasebe şirketi kendi personeliyle ilgili "veri sorumlusu" sayılırken, müşterisi olan şirketlere ilişkin tuttuğu veriler bakımından "veri işleyen" kabul edilecek. Veri sorumlusu, hizmet verdiği şirket yetkilileriyle birlikte "müştereken" sorumlu tutulacak. Veri sorumlusunun kimlik ve adres bilgileri, kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, kişisel verilerin aktarılabileceği alıcı veya alıcı grupları, veri güvenliğine ilişkin alınan önlemler, kişisel verilerin işlendikleri amaç için gerekli azami süreler sicile kayıt başvurusunda bildirilecek. "Amacın meşru olmasını" denetleyici kurul takip edecek. Belirttikleri amaçlar dışında veri işlemeleri halinde veri sorumlusu cezalandırılacak. Bir hazır giyim mağazasının müşterilerinin kimlik ve iletişim bilgilerini işlemesi meşru amaç sayılırken, kan gruplarının işlemesi meşru kabul edilmeyecek. Bir hakkın tesisi, kullanılması için kişisel veriler işlenebilecek. Bir şirketin kendi çalışanınca açılan davada ispat için bazı verileri kullanması veya kişinin haklarının korunması için kullanılması uygun sayılacak.
Hürriyet

1 Kapandı 4 Açıldı
Türkiye'de 2011-2015 dönemini kapsayan beş yıllık dönemde toplam 265 bin 735 şirket kuruldu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre, küresel krizin etkilerinin sürmesine karşın, söz konusu dönemde kurulan şirket sayısında önemli artış görüldü. Buna göre, 2011 yılında 53 bin 409 şirket kurulurken, 2012 yılında bu sayı yüzde 27.2 azalarak 38 bin 887'e geriledi. Kurulan şirket sayısı 2012 yılından itibaren ise sürekli artış göstererek 2013 yılında 49 bin 28, 2014'te 57 bin 710, 2015'te 66 bin 701 olarak kayıtlara geçti. Aynı dönem kapanan şirketler açısından değerlendirildiğinde son 5 yılda toplam 68 bin 917 şirketin faaliyetini sonlandırdığı görüldü. 2011 yılında kapanan şirket sayısı 13 bin 95 iken, bu sayı 2012'de 14 bin 168'e, 2013'te 15 bin 538'e yükseldi. Bu sayı 2014 ve 2015 yıllarında ise sırasıyla 14 bin 2'ye ve 12 bin 114'e geriledi. Böylece 2011-2015 döneminde kapanan her bir şirkete karşılık yaklaşık dört şirket faaliyete başladı. Geride kalan beş yılda yabancı ortaklı kurulan şirket sayılarına bakıldığında ise bu dönemde 20 bin 618 yabancı ortaklı şirket kuruldu. 2011 ve 2012 yıllarında sırasıyla 3 bin 575 ve 3 bin 703 yabancı ortaklı şirket faaliyete başlarken, Almanya, İran ve Azerbaycan ortaklı yabancı şirketler ön plana çıktı. Suriye ortaklı şirket sayıları ise 2013 yılından itibaren ağırlığını artırmaya başladı. Bu kapsamda 2013'te kurulan 3 bin 875 şirketin 489'u Suriye ortaklı olarak kurulurken, 2014'te kurulan 4 bin 736 yabancı ortaklı şirketin bin 257'si, 2015'te de 4 bin 729 şirketin bin 599'u Suriye ortaklı olarak faaliyete geçti. Böylece 2013-2015 arasındaki 3 yılda Suriye ortaklı kurulan yabancı şirket sayısı 3 bin 345 olarak kayıtlara geçti.
Türkiye

Davutoğlu Davos'ta Atılımları Anlatacak
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına katılmak üzere geldiği Davos'ta, ekonomi çevreleri, devlet ve hükümet başkanları, bakanlar ve sivil toplum kesimleriyle çok sayıda ikili görüşmeler yapacak. Davutoğlu, 100'den fazla ülkeden yaklaşık 55 devlet ve hükümet başkanı, 300 bakan ve 40'a yakın uluslararası kuruluş başkanının yanı sıra ok sayıda iş adamının katılacağı 46. Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında hükümet programında yer alan atılımları anlatacak. Bu yıl, "4. Sanayi Devrimi" başlığıyla düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısının ana gündemi, "nano teknoloji" ve "insansız teknolojinin ardından yeni istihdam alanları" olacak. Davutoğlu, İstanbul'da 23-24 Mayıs'ta yapılacak, "Dünya İnsani Zirvesi"nin hedefleri ve gündemi konusunda da uluslararası toplumu yarın bilgilendirecek. Davutoğlu, dün öğle saatlerinde İsviçre'nin Davos kasabasına geldi. Dün öğleden sonradan itibaren bazı yatırımcılarla görüşen Davutoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile de bir araya geldi. Bugün ve yarın yapılacak yoğun toplantılarda çok sayıda işadamı, uluslararası kuruluş ve devlet başkanı ile görüşecek olan Davutoğlu, Dünya Ekonomik Forumu'na da hitap edecek. Davutoğlu'nun toplantılarda, hükümet programında da yer alan, Türkiye'de 4. sanayi devrimi alanında öngörülen atılımı Davos'ta hem akademisyenlerle hem de iş dünyası ve siyasi çevrelerle değerlendireceği öğrenildi. Ortadoğu perspektifinde Türkiye'nin küresel rolü ve Türk dış politikasını, yarın zirveye katılanlara hitabında aktaracak olan Davutoğlu'nun, aynı toplantıda, Türkiye'nin özellikle çevresindeki gelişmeler ve bölgeyle ilgili kanaatlerini paylaşacağı belirtildi. Davutoğlu'nun konuşmasında Suriyeli mülteciler sorununa da yer ayırması bekleniyor. Davutoğlu'nun, İstanbul'da 23-24 Mayıs'ta yapılacak, "Dünya İnsani Zirvesi"nin hedefleri ve gündemi konusunda da uluslararası toplumu bilgilendireceği kaydedildi. Dünya mirası geçici listesinde yer alan Göbeklitepe'nin tanıtımı için yapılan resepsiyona da katılacak Davutoğlu, Davos'ta çok sayıda özel sektör temsilcisiyle bir araya gelecek. Davutoğlu, Türkiye'ye ilgi duyan yatırımcılarla da ikili görüşmelerde bulunacak. Davutoğlu'nun, Londra'daki yoğun temaslarının ardından geldiği Davos'un bu yılki gündemi, "4. Sanayi Devrimi" başlığı olacak. 100'den fazla ülkeden 2 bin 500'ü aşkın katılımcı toplantılarda yer alacak.
Milliyet

Çin 25 Yılın En Sert Frenini Yaptı
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi sert fren yaptı. 10 trilyon dolarlık GSYH'ye sahip Çin, 2015'te yüzde 6.9 büyüdü. Çin, Batı standartlarına göre yüksek bir rakam tuttursa da son 25 yılın en zayıf büyümesine imza attı. Ülkede son çeyrek büyümesi yüzde 6.8 olarak gerçekleşti. Çin en son ambargolar nedeniyle 1990 yılında yüzde 3.8 büyümüştü. 2003-2007 yılları arasında yüzde 14'ü geçen büyüme rakamlarına kadar çıkmıştı. Çin'de ekonomik büyümenin geçen yıl yüzde 7'ye ulaşması öngörülüyordu. Çin'de ekonomik büyüme hem finansal krizin başlangıcından bu yana en düşük seviyeye geriledi hem de yatırımcıların yanlış politikalar izlediğine dair endişe duyduğu hükümetin üzerindeki baskıyı artırdı. Hükümetin ekonomik büyümeyi hızlandırmasının önünde zayıf ihracat, fabrikalarda aşırı kapasite kullanımı, yavaşlayan yatırımlar, zayıf konut piyasası ve yüksek borç seviyeleri gibi engeller bulunuyor. Dün açıklanan konut yatırımları da sadece yüzde 1 yükselerek son 7 yılın en düşük oranı elde edilirken, yeni inşaat oranı yüzde 14 düştü.
Vatan

Imf Global Büyüme Tahminini Düşürdü
Uluslararası Para Fonu (IMF) küresel büyüme tahminlerini aşağı çekti. IMF, 2016 küresel ekonomi için büyüme tahminini yüzde 3.6'dan yüzde 3.4'e revize etti. Kuruluş 2017 için büyüme tahminini de yüzde 3.8'den yüzde 3.6'ya düşürdü. IMF, Güncellenen Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda Türkiye'ye ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer vermedi. Bir önceki raporunda Türkiye'nin bu yılki büyüme beklentisini yüzde 3.6'dan yüzde 2.9'a indirmişti. Raporda; Çin ekonomisindeki yavaşlama, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) sıkılaştırma süreci ve emtia fiyatlarındaki düşüşün gelişen ülkeleri baskılamaya devam edeceği ifade edildi. Kuruluş, ABD, Kanada, Fransa, Brezilya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Nijerya ve Güney Afrika gibi ülkelerin büyüme beklentilerini aşağı çekti.
Vatan

Tüketiciye Gelirine Göre Kredi
Türkiye'de 18 milyon kullanıcı ve 151 milyar lira bakiyeye ulaşan tüketici kredisinde yeni dönem başlıyor. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Londra'da tüketici kredileriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Mehmet Şimşek, tüketici kredi limitlerine dair kuralların değiştirilmesinin düşünüldüğünü belirtti. Bakan Şimşek, tüketici kredi limitlerinde gelir bazlı sisteme geçiş için çalışıldığını ifade etti. Şimşek, "Bu hamle, sermaye yeterlilik rasyoları üzerindeki baskıyı azaltabilir" dedi. Bloomberg'e konuşan Şimşek, Türkiye'nin mevcut sisteminin bankaları tüketici kredileri verdikleri için cezalandırdığını, bunun da sektörü cezalandırmak anlamına geldiğini vurguladı. Şimşek'in açıklamalarını değerlendiren Alan Yatırım Araştırma Uzmanı Burçak Gezgin, riskli müşteriler ile risksiz müşterileri ayıracak bir sisteme geçileceğini kaydederek bankalar için avantajlı bir durumun söz konusu olduğunu söyledi. Gezgin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha önce riskli müşteriler için daha fazla karşılık ayırırken bankalar bu sefer uzun vadede daha fazla kredi kullanmış ve zamanında ödemiş müşterileri için önümüzdeki dönemde vereceği kredilerinde daha düşük karşılık ayırabilecek. Bunun hem karlılık hem de sermaye yeterliliği konusunda pozitif etkisi olacaktır. Öncelikle tüketici kredisi fazla veren bankaların pozitif etkilenmesini bekleyebiliriz."
Vatan

Dünya
Suriye Görüşmeleri Öncesı Pyd İddıası
Suriyeli Kürtlerin, Suriye İçişleri Bakanı Tümgeneral Muhammed el Şaar'ın önderlik ettiği Şam heyetiyle gizlice bir araya gelerek İsviçre'nin Cenevre kentinde 25 Ocak'ta başlaması planlanan Suriye görüşmelerine katılmayı görüştükleri iddia edildi. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin başkenti Erbil merkezli BasNews sitesinde önceki gün çıkan habere göre görüşme, Suriye'nin kuzeyindeki Haseke vilayetinde terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'nin kontrolündeki Kamışlı kentinde gerçekleşti. Sitenin Suriye Kürt Ulusal Konseyi'ne dayandırdığı habere göre Şaar, ordudan üst düzey askeri yetkililerin de kendisine eşlik ettiği görüşmede, Demokratik Toplum Hareketi'nden (TEV-DEM) Aldar Halil, PYD'nin silahlı gücü YPG'nin sözcüsü Redur Halil ile Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağı'ndan gelen ve ismi açıklanmayan PKK'nın temsilcileriyle görüştü. PYD lideri Salih Müslim ise görüşme iddiasını doğrulamadı. Görüşmede, Kürtlerin, anlaşmazlık yüzünden henüz taraflara davet gönderilmeyen Cenevre Konferansı'na katılma durumu ele alındı. Suriye heyeti, görüşmede rejimin, konferansa Kürtlerin de katılmasını sağlamaya çalıştığını söylediler. Türkiye'nin PYD'nin Suriye görüşmelerine katılmasını desteklemediği biliniyor. Suriye Yerel Koordinasyonu Komitesi'nden (LCC) yapılan açıklamada ise "Toplantıda, içişleri bakanı, PYD ve PKK'lılar, Haseke kenti ve Kamışlı ilçesinin durumunu değerlendirdi. Katılımcılar, ayrıca Rusya'nın görüşmelerde Esad rejimi ile Kürt temsilcileri arasında bir uzlaşmaya varılması amacıyla, PYD tarafından temsil edilen Kürtlerin katılımı talebini de ele aldılar" denildi. Gizli görüşme iddiasına Esad rejiminden açıklama gelmedi. Suriye Kürt Ulusal Konseyi ise Suriyeli Kürtlerin Cenevre'deki görüşmelere dahil edilmesi için imza kampanyası başlattıklarını açıkladı.
Hürriyet

Aihm'den Türkiye'ye Nokta Mahkûmiyeti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gazetecilerin kaynaklarının korunması, gizli bilginin ifşa edilmesi ve ihbarcıların korunması konularını ilgilendiren çok boyutlu bir ifade özgürlüğü davasında Türkiye'nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna karar verdi. AİHM, 2007'de Genelkurmay Başkanlığı'nın hazırladığı bir akreditasyon listesini haberleştirdiği için aranan ve belgelerine el konulan Nokta dergisinin açtığı davada Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ifade özgürlüğünü garanti altına alan 10'uncu maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Gazetecileri değerlendiren andıç: Dava, Nokta dergisi yöneticileri ve çalışanları Ahmet Alper Görmüş, Mehmet Feda Balancar, Ahmet Haşim Akman, Ahmet Şık, Nevzat Çiçek ve Banu Uzpeder tarafından açıldı. Nokta Dergisi, Genelkurmay Başkanlığı'nda, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yakınlık ve karşıtlık temelinde hazırlanan andıcı içeren bir dosyayı kapak yaptı. Basın-yayın kuruluşları ve gazetecileri içeren detaylı akreditasyon listesinin de yer aldığı yazışmaların yayımlanması üzerine Genelkurmay Başkanlığı şikâyette bulununca Askeri Mahkeme devreye girdi. Mahkemenin talebi üzerine, derginin merkezinde arama yapıldı, basılı dosyaların yanı sıra tüm özel ve profesyonel bilgisayarlarda bulunan elektronik dosyaların ve arşivlerin teslim edilmesi istendi. Görmüş, askeri savcılık tarafından istenilen belgeleri polise teslim ederken 46 bilgisayarda yer alan veriler de aktarıldı. AİHM'ye gitmişlerdi: Nokta'nın ve Görmüş'ün avukatları, gazetecilerin kaynaklarının korunması ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle aramaya karşı itirazda bulundu. Askeri Mahkeme, amacın belgeyi sızdıranın kimliğini açığa çıkarmak olmadığını belirterek itirazı reddetti. Davacılar ilgili makamlarca alınan önlemlerin, özellikle de yapılan arama ve dosyalara el koymanın kaynaklarının belirlenmesi amacı güttüğü, gazeteci olarak bilgi edinme ve verme hakkının da dahil olduğu ifade özgürlüğünün ihlal edildiği teziyle AİHM'ye başvurdu. İfade özgürlüğüne müdahale sayıldı: AİHM yaptığı değerlendirmede, yapılan aramaların ve dosyaların toplanmasının ifade özgürlüğüne müdahale olduğuna kanaat getirirken devreye sokulan önlemlerin ulusal güvenliği koruma amaçlı olduğuna ikna olmadığını vurguladı. Askeri makamların gizli bilgilerin yayılmasını engelleme çabasının meşru olduğunun da altını çizen AİHM, demokratik bir toplumda basının temel bir rol oynadığını ve aralarında diğerlerinin itibarının ve haklarının korunmasının, gizli belgelerin ifşa edilmesinin önlenmesinin gerekliliğinin de bulunduğu belli sınırları aşmamak kaydıyla genel ilgi konusu olan tüm konularda bilgi ve fikir iletme görevine sahip olduğunu belirtti.
Hürriyet

Kızıl Ordu Geri Mi Döndü?
Almanya'nın Bremen kentinde geçen yıl zırhlı bir para taşıma aracına yönelik soygun girişimini, 1970 ve 80'li yıllarda aktif olan aşırı solcu terör örgütü Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) üyesi üç kişinin gerçekleştirdiği açıklandı. Haziran 2015 tarihindeki soygun girişimine katılan silahlı saldırganların kaçmak için kullandıkları bir araçtan yıllardır Alman polisinin aradığı RAF üyeleri Ernst-Volker Staub, Daniela Klette ve Burkhard Garweg'e ait parmak izlerine ulaşıldı. Alman savcılığı olayın ortaya çıkmasının ardından, 2015'in Aralık ayında Wolfsburg'da bir para taşıma aracına yönelik soygun girişiminin de RAF tarafından yapıldığını duyurdu. RAF'ın geçen sene iki saldırı düzenlediğinin ortaya çıkması bir anda ülke gündemine oturdu. Bremen'de iki kalaşnikof ve bir bomba atarla soygun girişiminde bulunan RAF üyelerinin, yeni bir 'şehir gerilla hareketi' için mali kaynak bulmak amacıyla soyguna giriştikleri ihtimali üzerinde duruluyor. Maske ve kamuflaj kıyafetleri giyen RAF üyelerinin, zırhlı araca kurşun sıktığı ancak aracın kapısını açamadıkları için kısa süre sonra çaldıkları araçla hızla olay yerinden uzaklaştıkları belirtildi. Saldırganların kullandıkları araç ise olaydan bir hafta sonra soygun yerine 9 dakika uzaklıkta bir alanda bulundu. Norddeutscher Rundfunk (NDR) kanalı, geçen yıl soyguna katılan Klette ve Staub'un 1999 yılında da Duisburg'da benzer bir soygun girişiminde bulunduklarını aktardı. 'Baader-Meinhof Grubu' ismiyle de bilinen RAF örgütü, 1998 yılında 'şehir gerilla' yapılanmasına son verdiğini açıklamıştı. RAF örgütü 1977 yılında Alman İşverenler Birliği Başkanı Hanns Martin Schleyer'i kaçırmış, bu olayın ardından RAF üyelerini yakalamak için ülkede 44 gün boyunca 'olağanüstü hal' durumu yaşanmıştı.
Milliyet

Işid, Irak'ta 3 Bin 500 Kişiyi 'Köleleştirdi'
Birleşmiş Milletler (BM), IŞİD'in Irak'ta yol açtığı şiddet nedeniyle 1 Ocak 2014- 31 Ekim 2015 tarihleri arasında 18 bin 800 sivilin öldüğünü açıkladı. BM İnsan Hakları Konseyi tarafından hazırlanan raporda, 3.2 milyon kişinin de yerinden edildiği aktarıldı. IŞİD'in Irak'ta kontrol ettiği bölgelerde yaklaşık 3 bin 500 kişiyi köleleştirdiğini belirtilirken, köleleştirilen kişilerin büyük kısmının kadın ve çocuk olduğu ifade edildi. Örgütün kontrol ettiği yerlerde savaş suçu ve insanlık suçu işlediğini ifade eden BM, "Muhtemelen soykırım da yapıyorlar" dedi. Raporda, köleleştirilen kişilerin büyük ölçüde Ezidi olduğu vurgulanıyor. Raporda sadece Musul'da 800 ila 900 çocuğun militan olarak yetiştirilmek üzere ailelerinden zorla alındığı da ifade ediliyor. Raporu İsviçre'nin Cenevre kentinde açıklayan BM İnsan Hakları Konseyi Başkanı Zeyd Ra'ad El Hüseyin, Irak'ın IŞİD kontrolündeki bölgelerinde insanların sadece şiddetten ölmediğini, çok sayıda kişinin de gıda ve sağlık gibi temel insani ihtiyaçlara ulaşamadıkları için hayatını kaybettiğini vurguladı.
Milliyet

Ab Hesap Soracak
AB, ilk defa bir üye ülke ile ilgili soruşturma başlattı. Polonya Başbakanı Szydlo ile Strasbourg'da bir araya gelecek Avrupa Komisyonu yetkilileri, Varşova hükümetinin kabul ettiği yeni medya ve adalet reformlarının AB değerlerine uyup uymadığını değerlendireceklerini belirtti. Fransa'nın Strasbourg kentinde Polonya Başbakanı Beata Szydlo ile Avrupa Komisyonu yetkilileri arasında gerçekleştirilecek müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde, söz konusu reformların AB değerleri için 'tehdit' olduğuna hükmedilerek, yasanın değiştirilmesi için baskı yapılabilecek. Polonya'da ekim ayında gerçekleştirilen seçimlerle iktidara gelen muhafazakâr Kanun ve Adalet Partisi (PiS), anayasa mahkemesinin işlevini zayıflatan ve medya üzerinde kontrolünü artıran bir dizi reform kabul etmişti.
Vatan

Hamaney'den Ruhani'ye Abd Uyarısı: Güvenmeyin
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi 'ABD'nin hilelerine' karşı uyardı. İran'ın resmi ajansı İrna'nın haberine göre, nükleer anlaşma sürecinde ülkeye uygulanan yaptırımların kaldırılmasının ardından Ruhani'nin Hamaney'e hitaben yazdığı mektuba cevap olarak kaleme aldığı mektubunda Hamaney, Ruhani'nin şahsında Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile nükleer müzakere heyetini kutladı ve ABD'li yetkililerin son günlerde yaptıkları açıklamalara kuşkuyla yaklaşılması gerektiğini belirtti. mektubunda, Hamaney, "başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin taahhütlerini yerine getirme konusuna ve hilelerine diğerlerinde olduğu gibi bu konuda da dikkat edilmelidir." ifadelerine yer verdi. İran dini lideri mektubunda ayrıca "Ülke ekonomisinin sorunlarının giderilmesinde ekonomik yaptırımların kaldırılması yeterli değildir. yetkililer bu alanda çaba sarf etmelidir." uyarısında da bulundu. İran Cumhurbaşkanı ruhani dini lider Hamaney'e hitaben yazdığı dünkü mektubunda, dini lidere nükleer müzakereler sürecindeki desteklerinden dolayı teşekkür etmişti.
Star

POLİTİKA

Taşınma 3 Ayda
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı Hakkâri il merkezinin Yüksekova'ya, Şırnak il merkezinin Cizre'ye taşınmasıyla ilgili son kararın, geçen hafta yapılan güvenlik zirvesinde verildiği ortaya çıktı. Bunun için İçişleri Bakanlığı yasal düzenlemeyi hazırlayacak. Valilik, emniyet, jandarma ve adliye binalarının yanı sıra, bakanlıkların tüm il teşkilatları bu ilçelere taşınacak. Edinilen bilgiye göre, yapılan toplantılarda, bu iki il merkezinin değiştirilmesinde önceliğin güvenlik olduğu belirtildi. İllerin havaalanlarının bu ilçelerde olması, sınırlara yakınlıktan kaynaklanan sorunların daha iyi kontrol edilmesi, yerleşim yerlerinin düz olması nedeniyle büyümeye ve gelişmeye daha uygun olması gibi gerekçeler sıralandı. Terör örgütü PKK'nın şehir merkezlerinden daha fazla faaliyet yürüttüğü bu ilçelerin, merkeze uzak olması nedeniyle hem kontrol açısından sorun yaşandığı, hem de müdahale etmekte zaman kaybedildiği dile getirildi. Taşınma için yasal düzenleme gerekiyor. İçişleri Bakanlığı'nın hazırlayacağı düzenleme tasarı olarak Meclis'e sunulacak. Yeni il yasasıyla düzenleme yapılırken, kamu kurum ve kuruluşlarının taşınması ve yeni altyapının oluşturulması için kurumlara 90 günlük süre tanınıyor. Taşınma, valilikler başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının il müdürlüklerinin yeni merkezlere kaydırılması anlamına geliyor. Bu durumda 15 kurumun ve 500'den fazla memurun yer değiştirmesi gerekecek. Plan hayata geçtiğinde İl Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, İl Defterdarlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Aile ve Sağlık Müdürlüğü, İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, İl Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve son olarak İçişleri Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan İl Göç İdaresi Müdürlüğü'nün taşınması gerekiyor. Terör Master Planı'nda, özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde örgütlü olan bakanlıkların her birine görev ve sorumluluklar veriliyor. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un koordinasyonunda yürütülecek çalışmada, ilgili bakanlıklar sorunların çözümü için kendi planlarını hazırlayacaklar. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sivil vatandaşların ihtiyacı olan sosyal yardımlarla ilgili plan yapacak. Tarım il müdürlükleri, üreticilerin kayıplarının giderilmesiyle ilgili adım atacak. Milli Eğitim İl Müdürlükleri, çocukların eğitim haklarının kesintiye uğramaması için çalışacak. Tüm bu çalışmalar, Kurtulmuş'un bakanlığının koordinasyonunda hayata geçirilerek, tek bir plan olarak uygulanacak.
Hürriyet

Bozuntu Dedim Bozuldu
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 35. Olağan Kurultay'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'Diktatör bozuntusu' diye hitap etmesiyle başlayan polemiğe devam etti. Grup toplantısında, "İlk Aydın mitinginde 'Diktatör' dedim tık yok. Ne zaman ki 'Sen diktatör bozuntususun' dedim, mahkemeye veriyor" diyen Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: "Koro halinde yaylım ateşi başladı. Hem Cumhurbaşkanı hem AKP, bakanlardan gençlik kollarına, sosyal medyadan havuz medyasına bir saldırı başladı. Cumhuriyet savcılığı, soruşturma başlatmış. Önce o Cumhuriyet savcısına seslenmek isterim. Saray'ın kapıkulu olan adama Cumhuriyet savcısı denmez. Cumhurbaşkanı da olsa, Başbakan da olsa, Cumhuriyet savcısı da olsa Allah'tan başka kimseden korkmam. Aslında 'diktatör' dediğim için değil, 'diktatör bozuntusu' dediğim için bozuldu. İlk Aydın mitinginde 'diktatör' dedim tık yok. Ne zaman ki 'Sen diktatör bozuntususun', 'Sen diktatör bile olamazsın' dedim, o zaman bozuluyor, mahkemeye veriyor. Mahkemeye sadece TBMM'de yaptığı yeminin kasetini göndereceğim. Namus ve şerefi üzerine yemin etti, ben de hatırlatıyordum. Ölümüne arkasında durduğumuz iki kavram varsa namus ve şereftir. Hemen Bremen Mızıkacıları gibi saldırıya geçiyorlar. Önce havuz medyası, talimat vermişler. Bekir Bozdağ, 'Eleştiri değil, edepsizlik, ahlaksızlık, onun arkasında yüzde 52 oy var, millete hakaret edildi' diyor. Kenan Evren'in arkasında yüzde 92 vardı. Ona diktatör demiyor muydun? Millet yüzde 52 oyu tarafsızlığını korusun diye verdi. Cumhurbaşkanlığı makamı, 'Delidir ne yapsa yeridir' makamı değildir. Diktatörlerin birinci özelliği; dünyanın her tarafında hırsız olmalarıdır. İkinci özellikleri, kamu kaynaklarını kendi cüzdanı gibi görürler. Hitler, Mussolini hep aynısını yapmıştır. Bizim ülkemize bakalım. Örtülü ödenekten örnek vereyim; ilk 11 ayda 1 milyar 616 milyon örtülü ödenek kullanmış. Nereye kullandığını kimse bilmiyor. Ahmet Necdet Sezer'in, 7 yılda harcadığı para 167.4 milyon lira. Abdullah Gül, 722 milyon lira harcadı. Erdoğan'a geliyorum, 1.5 yıl oldu daha. Harcadığı para 2 milyar 800 milyon lira. Diktatörlerin üçüncü özellikleri, babalarının çiftliği gibi ülkeyi yönetmek isterler. Onun için kuvvetler ayrılığı ilkesine inanmaz. Ne demişti 18 Aralık 2012'de; 'Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır' demişti. Dördüncü özellik, dikta yönetimlerinde düşünceyi açıklama ve basın özgürlüğü yoktur. Beşinci özelliği, kendilerine diktatör denilmesini istemezler. Altıncı özellik, bunların yönetiminde istikrar, barış, özgürlük, aş, iş olmaz. Yedinci özellikleri, diktatörler yalan söyler. Sekizinci özellik, diktatörlerin çevresi ona tanrısal bir güç vermeye çaba harcar. Dokuzuncu özellik, sorumsuzca harcama olur." CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "diktatör bozuntusu" sözleriyle başlayan tartışma TBMM Genel Kurulu'na da yansıdı. AK Partili ve CHP'li milletvekilleri sık sık birbirlerine sataşmalarda bulundu.
Hürriyet

Huzur Ve Güveni Sağlayamıyorlar
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural dün TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, altı asker ve polisin şehit olduğunu anımsatarak, şehitlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. 22 Temmuz'dan bu yana 103 emniyet personeli, 131 asker ve 5 köy korucusunun şehit olduğunu belirten Vural, "Aziz milletimiz kendisini bölmek, devletimizi yok etmek isteyenlere karşı yürüttüğü mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmedi ve vazgeçmeyecek. Ölmek var, dönmek yok" diye konuştu. Akademisyenlerin bildirisine imza verenlerin 2010'daki halk oylamasında, "yetmez ama evet" diyenlerin olduğunu iddia eden Vural, "İmza verenlerin bir çoğu açılım ve çözüm adı altında Habur şovuna, çadır mahkemelerine de sahip çıkanlardır. Bazıları Ermeni soykırımının tanınması için yarış başlatanlardır. Devletin terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadeleyi akamete uğratmak için sürgün, kıyım, katliam gibi nitelendirmelerle güvenlik güçleri suçlanıyor. Şehit olan güvenlik güçlerimizi suçlayacak noktaya geliyorlar" dedi. Vural, PKK'nın zulmünü görmeyenlerin, PKK'nın güçlenme sürecini, çözüm sürecini destekleyenlerin, bugün güya bir bildiriyle düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandıklarını söyledi. Vural, şöyle devam etti: "Demokrasiye darbe vurmak isteyen terör örgütünün siyasi amaçlarını meşrulaştırmak istemektedirler. Hayretle karşılıyorum. Devletin terörle mücadelesini gayrimeşru göstermek ne zamandan beri düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Kimi çevrelerden, ana muhalefetten destek veriyorlar. O bildiriye verilen destek, terörle mücadele edenlerin önüne hendek koymak, bomba pimi çekilmesini, suikast silahlarıyla öldürülmesini tetiklemek demektir. Bu bildirinin düşünce, ifade hürriyetiyle zerre kadar alakası yoktur. Nasıl bunları söyleyebiliyorsunuz bre vicdansızlar. Bu mücadele bir demokrasi mücadelesidir." Vural, Davutoğlu'nun Hakkâri ve Şırnak il merkezlerinin taşınabileceği açıklamalarını anımsatarak, şöyle devam etti: "Daha önce, 'Hakkâri'yi Konya'ya mı taşıyacaksınız' diye sormuştum. Önce yakın ilçelere taşıyacaklar, zihniyete bakın. Ondan sonra nereye taşıyacaksınız? Türkiye'nin her yerinde huzur ve güvenliği sağlayamamanın ifadesidir bu. PKK'dan insanları, şehirleri kaçırmak Buldukları çözüm bu. Kendi toprakları içinde iki şehir merkezini güvenlik nedeniyle taşımak bir zafiyet ifadesidir. Orada yaşayan her insanımız devletimizin yaratacağı huzur ve güvenlik ortamında yaşamalı ve yaşatılmalıdır. Kendi toprakları içinde devlet kurumlarını başka noktaya taşımak bir devletin ricatıdır."
Milliyet


SPOR

CEV Avrupa Şampiyonlar Ligi C Grubu mücadelesinde Eczacıbaşı Vitra Bayan Takımı, Çek Cumhuriyeti temsilcisi Agel Prostejov'u tie-break setinde yıktı, 5. maçında 3. galibiyetini alarak şansını son maça taşıdı: 3-2 Birinci sete iyi başlayan Eczacıbaşı etkili servisler attı. Neslihan'ın plaseleri, Poljak'ın ikiye kaçarak ürettiği sayılarla teknik molaları 8-6 ve 16-13 önde geçen turuncu-beyazlı ekip üstünlüğünü sürdürünce seti de 25-20 kazandı. İkinci sette roller değişti. Eczacıbaşı'nın hatalarını affetmeyen misafir ekip bu bölümü 25-18 önde tamamladı. Üçüncü seti de 25-22 önde tamamlayan Agel Prostejov durumu 2-1 yaptı. Dördüncü sette büyük çekişme vardı. Neslihan sakatlanıp çıkmasına rağmen Eczacıbaşı pes etmedi. 23- 23'te skor eşitlendi. Ancak Eczacıbaşı seti 28-26 kazandı ve mücadele tie-break setine taşındı: 2-2 Tie-break seti karşılıklı sayılarla sürerken Poljak ortadan etkili olmaya başlayınca temsilcimiz 8-5 öne geçti. Ardından bu avantajını kaybetmeyen Eczacıbaşı seti 15-12, maçı da 3-2 kazandı. Turuncu-beyazlı ekibimiz gruptaki son maçını 27 Ocak'ta deplasmanda İtalyan Pomi ile oynayacak.
Milliyet

Kaleci transferinde son aşamaya gelen Beşiktaş, Dnipro'dan Denys Boyko'yu renklerine bağladı. Bir süredir Ukrayna ekibiyle bonservis bedeli konusunda pazarlık halindeki Kartal, rakamı son olarak 3.3 milyon euro'ya indirdi. Dnipro, ekstralar (prim) birlikte bu rakamı kabul etti. 28 yaşındaki Ukraynalı kaleci de 3 buçuk yıllık sözleşmeye "Evet" dedi. Boyko'ya verilecek ücret, yaklaşık 4 milyon euro olacak. Ukraynalı file bekçisine bu sezonun ikinci yarısı için 350 bin euro garanti para ödenecek. Boyko, önümüzdeki sezon 900 bin, 2017- 18 ve 2018-19 için 1 milyon euro artı maç başı 15 bin euro alacak. Boyko, bu sabah Dnipro'nun Antalya'daki kampından ayrılarak, öğle saatlerinde İstanbul'a gelecek. Ukraynalı file bekçisi, Gloria Golf Resort'ta kamp yapan Dnipro'nun dün akşamki idmanına çıkmadı.
Star

Süper Lig'de Eskişehirspor'u deplasmanda net bir skorla mağlup eden Fenerbahçe'de ilk golü getiren penaltının tartışılması Teknik Direktör Vitor Pereira'yı isyan ettirdi. 90 dakika bitimi kazanmayı sonuna kadar hak ettiklerini belirten Portekizli hoca, "Takım olarak şampiyonluğa kilitlendik. Kimse haklı galibiyetimize gölge düşürmesin. Üç gol atıp, üç puan kazandık. Belki daha fazla gol de atabilirdik" ifadesini kullandı. Pereira, "Fenerbahçe'nin çok büyük bir olduğunu biliyordum. Ama bunu bir kez daha anladım. Sezon başında ben ve oyuncularımla ilgili kriz haberleri yapıldı. Şimdi de lehimize bir penaltı verildi, herkes bunu konuşmaya başladı. Kimse Fernandao'nun şutunda rakip futbolcunun eline çarpan topu konuşmuyor. Sezon içinde birçok penaltımız verilmedi. Bu takım yaklaşık bir yıldır penaltı atmadı. F.Bahçe üzerine algı operasyonu yapılıyor" dedi. Sarı-Lacivertliler'in hocası, "Bizim tek hedefimiz var o da şampiyonluk. Şampiyonluğa ulaşmak için takım olarak gerekeni yapacağız" diye konuştu. Bu arada Vitor Pereira yönetimindeki Fenerbahçe, yaptığı son 21 resmi karşılaşmayı kaybetmeyip adeta yenilgiyi unuttu. Kanarya, Avrupa'nın önde gelen 5 ligindeki takımlara bakıldığında Barcelona'dan sonra en fazla namağlup maç serisi yapan ikinci ekip olarak dikkat çekiyor.
Star

Başkan Dursun Özbek'ten acı haber! Özbek, "Finansal Fair Play Komitesi, Galatasaray'ın Avrupa'dan 1+1 yıllık men edilmesini istiyor. Bu karar değildir, görüşlerini öyle belirtiyor. Bu komite bizi davet edecek. Orada biz görüşlerimizi kendilerine tekrar ileteceğiz. Galatasaray'ı 1 sene kupalardan men edelim. Eğer 2016 sonunda zararı 10 milyon euro seviyesine inerse sadece 1 sene ceza verilmesi yönünde bir tavsiyede bulunuyor. Bu da hedefimiz" dedi. Özbek, "Biz gelince Galatasaray tablosunda bunu gördük ve bazı önlemler aldık. Ceza alacağımızı aklıma dahi getirmedim. 10'a yakın ceza maddesi var. 55.8 milyon seviyesinde Galatasaray A.Ş. zarar etti. Bunun sebebi geçmişte yapılan kontratlardır. O anda gelen yönetimin yapabileceği bir şey yok. UEFA, bize verilen sürenin uzatılması halinde Galatasaray'ın dengeye geleceğini belirttik ve 3 sene ek süre istedik. Ancak UEFA'nın tavrı net" diye konuştu. G.Saray Başkanı, "Ben hizmet etmek için geldim. Bu tablonun müsebbibi ben değilim. Galatasaray, Avrupa hayalinden men edilmezse, bu tablo geçerli bir tablo mudur? Bu tablo ile hayat devam edebilir mi? Bütün Galatasaraylılara sesleniyorum, bu tabloya sahip hiçbir kulüp hayatını devam ettiremez. Acı reçeteyi herkes tadacak. Herhangi bir hayal kırıklığı içerisinde değilim. Zor zamanlarda hizmet daha önemli. Galatasaraylılar da beni takdirle karşılayacak" dedi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme