29 Ocak 2016 Cuma

29.01.2016 Genel Gündem


29.01.2016

GÜNDEM

Cizre Ambulansı En Fazla 400 M Sonra Kurşun
Şırnak'ın Cizre ilçesinde Cudi Mahallesi'nde çatışma ve patlamalarda üst katları yıkılan bir binanın bodrum katında aralarında yaralıların da olduğu 30 kişinin 5 gündür mahsur kaldığı iddiaları dün Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na soruldu. Gazetecilerle dün bir araya gelen Müezzinoğlu, "İletişime geçeceğimiz kişilerin telefon numarasını istiyoruz. 3 numara veriyor 1 telefon açılıyor. 'Kimliğimle ilgili, burasıyla ilgili bilgi veremem, bir daha da beni rahatsız etmeyin' diyor. 'Siz orada mısınız' diyor bizim görevlimiz 'o bilgiyi de veremem' diyor. Orada farklı bir algı yönetimini HDP'li vekiller yönetmeye çalışıyorlar. Şu anda bizim 84. kavşakta iki ambulans ekibimiz var. İyi niyetli olsalar yaralıları oraya götürürler. Yaralı değil, yaralı üzerinden kamuoyu yaratmak, dünya kamuoyunda farklı algı yaratmak isteniyor" dedi. Bakan Müezzinoğlu daha sonra Cizre'deki bir yetkili ile telefon bağlantısı kurdu. Bakan ile görevli arasında özetle şu görüşme oldu: Müezzinoğlu: Orada kaç yaralı var? Yetkili: Yaralı bilgisini net vermiyorlar. Müezzinoğlu: Ambulansla bu yer arasında ne kadar mesafe var? Yetkili: 1 kilometre. Müezzinoğlu: Yaralıları neden taşımıyorlar? Yetkili: Yaralılar ağır deniyor. Çatışma durdurulabilir mi diye soruyorlar. Emniyetle görüştük alana yaklaşmaya çalışıyoruz ancak terör örgütü ateş ediyor diyorlar. Ayın 23'ünden itibaren ambulansımız güvenli bölgede bekliyor. Belediye de güvenlik nedeniyle ambulans gönderemiyor. HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, dün üç kez ambulansların sokağın başına kadar gittiğini ancak çatışmalar nedeniyle geri döndüğünü yazdı. Bu arada Ambulansların ve Cizre Devlet Hastanesi'nin de üzerinde bulunduğu Nusaybin Caddesi, yaralıların bulunduğu Bostancı Caddesi ile kesişiyor ve sokağın başından eve olan mesafe 400 metre. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, evin güvenli bölgeye uzaklağına ilişkin tartışmalı bilgiler olduğu iddiaları üzerine, "Birden fazla güvenli bölge var. Bazı yerler 400 metre, bazı yerler 600 metre, bazı yerler ise bir kilometre uzaklıkta" bilgisini verdi.
Hürriyet


O Füzeyle Pyd'ye Eğitim
Moskova yönetiminin terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD ile kurduğu temaslar, Rusya'nın Cenevre'deki Suriye görüşmelerine PYD'nin katılmasında neden ısrarcı olduğunu da gösteriyor. Güvenlik birimlerinin hazırladığı ayrıntılı rapor, Rusya ile PYD arasında şimdiye kadar yapılan 5 toplantı sonunda, Moskova'nın PYD'ye başta askeri olmak üzere hemen her alanda destek verme kararı aldığını ortaya koyuyor. Raporun ayrıntıları şöyle: PYD ve silahlı kanadı YPG unsurlarıyla Rusya arasındaki temaslar, terör örgütü IŞİD'e karşı işbirliği kapsamında Eylül 2015'te başladı. İlk görüşme Suriye'de Rus askeri uzmanlar ve örgüt temsilcileri arasında yapıldı. 2. görüşme PYD / YPG üst düzey yöneticileri ile Rus yetkilileri arasında, Ekim 2015'te Rusya'da yapıldı. Aynı ay içinde Lazkiye'de Rus askeri yetkilileri, Suriye rejimi temsilcileri ve PYD unsurlarının katılımıyla 3. görüşme yapıldı. Ruslar, PYD/YPG üzerindeki kontrol imkânlarını artırmak üzere silah ve mühimmat yardımı yapmayı teklif etti. Askeri görüşmelere eşzamanlı olarak 3'üncü Kürt Konferansı Moskova'da yapıldı. Bu gelişmelerin ardından Suriye rejiminin elinde bulunan Rus yapımı 'gece görüş sistemleri', Suriye'de El Hol'de IŞİD'de karşı gerçekleştirilen operasyonlarda kullanılmak üzere PYD / YPG'ye teslim edildi. Bunların bir bölümü PYD tarafından terör örgütü PKK'ya da verildi. PYD ile Rus yetkililer arasında Kasım 2015'in ilk haftasında Suriye'de 4. görüşme yapıldı. Ardından Suriye Ecnihad El Şam firmasına ait bir kargo uçağı ile Rus yapımı tank ve havan mühimmatı içeren kargolar Kamışlı Havaalanı'na ulaştırıldı. Askeri malzemeler birkaç gün rejimin kontrolünde kaldı ve sonra PYD/YPG güçlerine teslim edildi. PYD, mühimmatı Kamışlı/Himo bölgesine nakletti. Aralık 2015 sonundaki 5. görüşmede IŞİD'e karşı ortak operasyonel birlik oluşturulmasına karar verildi. Ruslar Haseke bölgesindeki PYD unsurlarını da silahlandıracağı sözünü verdi. Bu toplantı sonrası Halep-Şeyh Maksut ve Afrin bölgelerindeki PYD mensuplarına helikopterlerle silah ve mühimmat yardımı yapıldı. 5 aylık görüşme trafiği neticesinde Rusya ile PYD arasındaki işbirliği devamlı hale getirildi. PYD/YPG unsurlarına eğitim vermek üzere 22 Rus uzman asker, 14 Ocak 2016'da Kamışlı Havaalanı'na geldi. Rus subaylar, Kamışlı, Tel Abyad ve Kobani'yi gezerek PYD'nin ihtiyaçlarını tespit etti. Bu doğrultuda silah ve mühimmattan oluşan yardımlar, bu ayın ikinci haftasında Tel Abyad ve Ayn İsa'daki PYD/YPG unsurlarına verildi. PYD'nin askeri güvenlik teşkilatı (REL) mensuplarının Ruslar tarafından askeri ve istihbari olarak eğitilmeleri kararlaştırıldı. Rus Strela füzelerinin kullanımı amacıyla 15 örgüt mensubunun eğitim almasına da karar verildi.
Hürriyet

Üzülmeyin, Çocuklarınızın İntikamını Aldık
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde önceki gün PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Yüzbaşı Yiğitcan Çiğa, Astsubay Üstçavuş Özgür Erdoğan, Uzman Çavuş Osman Ateş, Özel Harekat Komiser Yardımcısı Zekeriya Bilgen ile dün sabah tedavi gördüğü hastanede şehit olan Özel Harekat polisi Bora Tayfur, Diyarbakır Asker Hastanesi'nde düzenlenen törenle toprağa verilmek üzere memleketlerine uğurlandı. Törene Cizre, Silopi ile Sur'da PKK'ya yönelik operasyonlara komuta eden 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Emniyet Müdürü Adnan Taşdan, askeri erkan ile şehitlerin yakınları ile asker ve polisler katıldı. Saldırıda birlikte şehit Yüzbaşı Çiğa, Astsubay Üstçavuş Erdoğan, Uzman Çavuş Ateş, Özel Harekat Komiser Yardımcısı Bilgen ile Özel Harekat polisi Tayfur'un tören alanına gelen yakınlarından bazı kadınlar fenelaştı. Görevli kadın asker ve polisler, onları teselli etmeye çalıştı. Kayseri 1. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Aydoğan Aydın, "Çocuklarınızın intikamını aldık, üzülmeyin, namertleri sevindirmeyin" diyerek teskin etti. Vatani görevini yaptığı birliğinden özel izinle törene katılan şehit Osman Ateş'in kardeşi Emre Ateş de gözyaşları içinde ağabeyinin çok genç olduğunu ve evleneceğini belirterek, birbirlerine doyamadıklarını söyledi. Şehit Astsubay Erdoğan'ın 5 yaşındaki kızı Eylül Ada ise her şeyden habersiz, elindeki oyuncak bebekle oynadı ve babasının fotoğrafını annesine gösterdi. Şehit polis memuru Tayfur'un anne ve babası ise cenazeler ambulanslara konulacağı sırada evlatlarının tabutunun arkasından koştu. Şehit tabutuna sarılan ve fotoğrafını öpen babası, "Oğlum, genç yaşta beni bırakıp gittin" diyerek feryat etti. 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, şehit yakınlarına taziye dileklerinde bulunurken, şehit yakınları da komutana sarılarak gözyaşlarına boğuldu. Şehit askerler Özgür Erdoğan ve Osman Ateş ile şehit polisler Mehmet Bora Tayfur ve Zekeriya Bilgen'in yarın toprağa verileceği öğrenildi.
Milliyet


Kozmik Odaya Girene Soruşturma!
Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a 'suikast' iddialarıyla 2009'da başlatılan ve devletin çok gizli bilgilerinin bulunduğu Genelkurmay'a bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu'nda bir aya yakın arama yapılmasıyla gündeme oturan 'Kozmik Oda' soruşturmasında ikinci perde açıldı. HSYK 3. Dairesi, kamuoyunda "kozmik oda" olarak bilinen Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında arama yapan 8 hakim ve savcıyla ilgili soruşturma izni verdi. HSYK 3. Dairesi tarafından, Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında arama yapılmasına ilişkin, hakim ve savcılar hakkında inceleme başlatıldı. Daire, görevli savcılar Mustafa Bilgili ve Şadan Sakınan ile hakimler Hasan Şatır, Dündar Örsdemir, Nihal Uslu, Halil İbrahim Kütük, Abdullah Bahçeci ve emekli hakim Selahattin Türkeri hakkında soruşturma izni verilmesini kararlaştırdı. HSYK müfettişlerinin hazırlayacağı rapor doğrultusunda söz konusu hakim ve savcılar hakkındaki tedbir ve kovuşturmaya ilişkin kararı, HSYK 2. Dairesi verecek. Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddiası üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış, bu kapsamda "kozmik oda"da arama yapılması kararlaştırılmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmaya ilişkin 38 şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti. Takipsizlik kararında, şüphelilerin üzerine atılı suçları işlediklerine dair soyut iddia dışında kamu davası açmaya yeterli, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği belirtilmişti. HSYK, "kozmik oda"da arama yapan ve daha sonra Yargıtay'a üye seçilen hakim Kadir Kayan ile ilgili dosyayı daha önce Yargıtaya göndermişti. Yargıtay, Kayan hakkında inceleme başlatmıştı.
Vatan

Bilgisayarından Işid Eylem Planı Çıktı
Ankara Garı önündeki bombalı saldırının azmettiricisi olduğu belirlenen, "Ebu Ali" kod adlı Yunus Durmaz'a ait bilgisayarda, terör örgütü DAEŞ'in Türkiye'de yapmayı planladığı eylemlerin detaylarına ulaşıldı. Bölgede yaşayan insanların demografik analizlerinin yanı sıra barajlar ve kritik noktadaki güvenlik birimlerine ilişkin keşiflerin de yer aldığı bilgisayarda örgütün, 19 ilde 26 ayrı noktayı hedef aldığına ilişkin notlar bulundu. İncelenen belgelerden, Durmaz'ın, Suriye'deki örgüt yöneticileri ile Ankara, Suruç, Mersin ve Diyarbakır'da gerçekleştirilen saldırıların öncesi ve sonrasında irtibat kurduğu, örgütün 14-15 Kasım 2015'te Antalya'da yapılan G20 zirvesine yönelik ciddi eylem hazırlığı içerisinde olduğu belirlendi. Örgüt üyelerinin, zirveye katılacak liderlerin kalacağı oteller ile muhtemel ve alternatif güzergahlarına ilişkin keşif yaptığı, güzergah üzerinde bombalı saldırı gerçekleştirilebilecek noktaların tespit edildiğine dair bilgiler 17 Ekim'de Antalya Emniyet Müdürlüğü ile de paylaşıldı. Bu bilgiler doğrultusunda zirve nedeniyle alınan önlemler tekrar gözden geçirildi. Terör örgütünün ayrıca yine Antalya'da eğlence mekanlarına yönelik araştırma yaptığı, zirveye yönelik saldırıya alternatif saldırı planladığı da öğrenildi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 106, 4733-106, 6050
ABD Doları 2, 9698-3, 9724/Euro 3, 2476-3, 2514/İngiliz Sterlini 4, 2631-4, 2687

Ekonomiye Güvende Sert Düşüş
Ekonomik güven endeksi yılın ilk ayında geçen yılın son ayına göre yüzde 16.8 azalarak 83.88 değerine geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu ekonomik güven endeksi ile tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir endeks oluşturdu. Endeks, tüketici güven göstergesi ile mevsim etkilerinden arındırılmış imalat sanayi (reel kesim), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ilişkin endekslerin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşuyor. Endeksin 100'den küçük olması kötümser, büyük olması iyimser durumu gösteriyor. Yılın ilk ekonomik güven endeksi verisindeki düşüş TÜİK açıklamasına göre, hizmet, reel kesim (imalat sanayi), tüketici ve inşaat güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı. Ekonomik güven endeksi siyasi belirsizlik, güvenlik endişeleri ve TL'deki değer kaybı nedeniyle eylülde ayında 72.6'ya gerileyerek TÜİK'in veriyi hesaplamaya başladığı Ocak 2012'den beri en düşük değeri almıştı. Endeks sonraki aylarda yükselişe geçerek ekimde 82.6, kasımda 104.8, aralıkta ise 100.8 değerini almıştı. TÜİK endeksin, ekonomik büyümeye ilişkin olarak diğer ekonomik göstergelere kıyasla daha erken bilgi sağladığından öncü bir gösterge olduğunu belirtiyor. Ekonomik güven endeksinde bulunan hizmet sektörü güven endeksi ocakta ayında bir önceki aya göre yüzde 6.6 azalarak 92.53 değerine düştü. Reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi aralık ayına göre yüzde 2.7 düşerek ocak ayında sırasıyla 105.90 ve 71.62 değerlerine ulaştı. İnşaat sektörü güven endeksi ise yüzde 1.4 azalarak 83.91 değerini aldı. Perakende ticaret sektörü güven endeksi ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 3.6 oranında artarak 104.93 değerinden 108.76 değerine yükseldi.
Hürriyet

Bize Karşı Terörü Kullanıyorlar
Uluslararası ilişkilerde turizmin bir yaptırım aracı olarak kullanılmaması gerektiğini ifade eden Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, terörün bir rekabet aracı olarak kullanıldığını söyledi. Türkiye'nin sadece 3 ilçesinde devam eden terörle mücadeleyi sanki tüm ülkede böyle bir görüntü varmış gibi sunduklarını söyleyen Mahir Ünal, "Terörü rekabet aracı haline getirenleri, döner vurur. Terör her ülkenin yaşadığı bir sorundur. Pazarda rekabet aracı oluşturmak için Türkiye'ye karşı terör bir rekabet aracı haline getirilirse bu ahlaki ve uluslararası açıdan kabul edilemez" dedi. Türkiye olarak bir terör sorunu yaşadığımızı belirten Mahir Ünal, "Suriye kaynaklı bazı sorunlar yaşanıyor. Biz insanlık adası olarak bölgede 2.5 milyon insanı misafir ediyoruz. Biz öte yandan silaha ve şiddete başvuran bir terör örgütü ile de uğraşıyoruz. Biz 2.5 miyom mülteciyi de misafir eder, Antalya, Muğla gibi tatil yerlerinin güvenliğini sağlar, devlet desteğini de veririz. Sektör temsilcileri rahat olsun." EMITT Fuarı'nın açılışında konuşan Bakanı Ünal, tur operatörlerinin, seyahat acentaları için önemli çalışmalar yaparak devletin çözüm ortakları tarafında yer aldığının altını çizen Bakan Ünal, "dünyayı keşfetmek isteyen insanların önünü açıyorlar. Bize düşen temel sorumluluk, kolaylaştırıcı olmak. Birçok ülke, turizmle ilgili sorunlar yaşadı. Geçmişte İspanya bu sorunları yaşadı. Geçtiğimiz 12 yılda mucizevi gelişme gösterdik. 41 milyona ulaşan turist sayısı ile dünyada altıncı sıraya yükseldik" diye konuştu. Bu durumun sürdürülebilir olması gerektiğine dikkat çeken Bakan Ünal şunları söyledi: "Bunun için ürün çeşitliliğine ihtiyaç var. Uygarlık hazinemizin tanıtılması gerekiyor. Birçok tur operatörü ile kampanyalar yapıyoruz. Tabii bunları yaparken yaşadığımız krizler bize çok şey ifade ediyor. Geçmişte İspanya hem terörle uğraştı, hem turizmini korudu. Kendileri ile görüştüğümde ETA'nın bir eylem yaptığında sivil toplum, medya ve akademisyenlerin teöre karşı tek ses olduklarını söylediler."
Hürriyet

'Part-Time' Çalışan Yerine 'Yedek İşçi'
Doğum yapan memur ve işçilere yeni haklar getiren torba yasa tasarısında yapılan dikkati çeken değişikliğe göre yarı zamanlı çalışacak annelerin çalışmadığı saatler için işveren, 'yedek işçi' alabilecek. Yeni düzenleme uyarınca kısmi süreli çalışmaya geçen işçinin tam zamanlı çalışmaya başlaması durumunda yerine işe alınan işçinin iş sözleşmesi kendiliğinden sona erecek. Bu haktan faydalanmak veya tam zamanlı çalışmaya geri dönmek isteyen işçi, işverene bunu en az bir ay önce yazılı olarak bildirecek. Düzenlemenin gerekçesi ise önergede şöyle açıklandı: "Analık izni veya yarı zamanlı çalışma sonrasında her ikisi de çalışan ebevenylerden birine çocukları mecburi eğitim yaşına gelene kadar İş Kanunu'nda düzenlenmiş olan kısmi süreli çalışmadan faydalanma imkanı getirilmiştir. İşçinin talebi halinde işverenin bu talebi karşılaması zorunlu olacak. İşveren bu talebi geçerli fesih sayamayacaktır. Burada işçinin işinin korunması amaçlanırken işçiye yazılı bildirim şartı getirilerek işverenin zorunlu olarak kısmi çalışma talebini karşıladığı işçinin yerine ikame işgücü bulabilmesi için süre tanınmıştır. Bu süre işyerinde düzenin saflanması açısından önem arzetmektedir. Ayrıca evlat edinme durumunda da bu haktan faydalanma imkanı getirilmiştir."
Milliyet

Yellen Karizmayı Çizdirdi
Amerika Merkez Bankası Fed, son toplantısında politika faizine dokunmadı. Ancak politika metinine eklediği güvercin ton kanımca stratejik bir hataydı. Hatırlanacağı gibi Fed, Aralık toplantısında uzun yıllar sonra ilk kez faiz artırımına gitmiş, ABD ekonomisi ile ilgili oldukça iyimser bir tablo çizmiş ve 2016 içerisinde yaklaşık dört faiz artırımı daha geleceğini söylemişti. Fed'in bu yol haritasını pek çok yorumcu gibi ben de çok iddialı bulmuş ve Fed'in 2016 içerisinde yüzde 1.7'lere kadar yükseleceğini düşündüğü enflasyon tahmini ile ilgili çekincelerimi ifade etmiştim. Aralık toplantısı sonrası gelişmeler Fed'in lehine olmadı. Petrol fiyatları bir türlü sakinleşmediği gibi iniş trendini sürdürdü. Sırf Aralık toplantısından bugüne petrol fiyatları yüzde 20'ye yakın değer kaybetti. Çin'den gelen olumsuz veriler devam etti. Avrupa Merkez Bankası ECB, bu gelişmelere "parasal genişleme daha da artacak" sinyali ile cevap verince dolar daha da değer kazandı. Fed'in bu gelişmelere cevabı politika metininden "ABD ekonomisi için risklerin dengeli olduğu" ifadesini çıkarması, "enflasyonun yakın vadede düşük seyredeceği" ifadesini eklemesi ve uluslararası finansal gelişmelere dikkat çekmesi oldu. Bütün bunlar son derece güvercin ifadeler. Fed, Aralık toplantısı sonrasında faiz artırımlarına devam için enflasyonun yükselmesi önkoşulundan bahsetmişti. Dolayısı ile enflasyonun yakın vadede düşük kalacağının ifadesi bence "yakın vadede faiz artırımı beklemeyin" mesajı olarak yorumlanmalı. Fed'in Aralık toplantısında çizdiği yol haritasından daha bir ay geçer geçmez sapma göstermesi bence kredibilitesini sarsacak, stratejik bir hataydı. Diyebilirsiniz ki, Aralık toplantısından sonra olan gelişmeler Fed'i geri adım atmaya zorladı. Ancak yukarıda saydığım bütün bu gelişmeler zaten 2015'in ikinci yarısından beri süregelen gelişmelerdi. Hiçbir gelişme son bir ay içerisinde vuku bulan sürpriz bir gelişme değildi. İşte bu nedenle Aralık toplantısı öncesi benzer bir konjonktüre bakıp şey yolunda" mesajı veren Fed'in bir ay sonra "galiba acele ettik, önümüzü göremiyoruz" mesajına dönmesi Fed'in Aralık'ta bir değerlendirme hatası yaptığı sonucunu doğurdu. Ben sırf yukarıdaki sonucun doğacak olmasından çekinerek Fed'in usta bir poker oyuncusu gibi davranmasını ve endişeleri artsa da en azından Mart ayına kadar elini belli etmemesini beklerdim. O zaman akla Fed neden bu kadar acele etti ve zor kazanılıp kolay kaybedilen kredibilitesini riske attı sorusu geliyor. Bu sorunun cevabı hoşuma gitmiyor. Çünkü aklıma gelen tek açıklama Fed'in "global bir resesyon -durgunluk-" ihtimalinden ciddi bir şekilde korkması ve karizmayı çizdirme pahasına piyasaları rahatlama çabası oluyor.
Milliyet

2015'te 38 Bin Kobi'ye 351 Milyon Lira Verildi
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, geçen yıl 38 bin KOBİ ve girişimciye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) aracılığıyla 351 milyon lira destek sağlandığını açıkladı. Işık, "Bu miktarın 160 milyon lirası genel destek programı, 126.5 milyon lirası girişimcilik desteği, 54 milyon lirası Ar-Ge, inovasyon ve endüstriyel uygulama destek programı, 8 milyon li r a s ı güç birliği destek programı ve 2.5 milyon lirası da KOBİ proje destek programından oluştu" dedi. Işık, Türkiye'nin geldiği noktada girişimci ve KOBİ'lerin büyük payı olduğunu bildirdi. Işık, bakanlığın Girişimci Bilgi Sistemi verilerinde de KOBİ'lerin ihracattaki ve gelir artışındaki rolünün net olarak görüldüğüne dikkati çekerek, "İhracatımızı 500 milyar dolar seviyesine, milli gelirimizi 2 trilyon dolara Kobi'lerimiz taşıyacak. KOSGEB aracılığıyla Kobi'lere sağladığımız destekler, katlanarak artacak" diye konuştu. Geçen yıl 38 bin Kobi ve girişimciye KOSGEB aracılığıyla yaklaşık 351 milyon lira destek sağlandığına işaret eden Işık, "2015 yılında KOBİ'lere verilen bu miktarın 160 milyon lirası genel destek programı, 126.5 milyon lirası girişimcilik desteği, 54 milyon lirası Ar-Ge, inovasyon ve endüstriyel uygulama destek programı, 8 milyon lirası güç birliği destek programı ve 2.5 milyon lirası da KOBİ proje destek programından oluştu" ifadesini kullandı. Ülkedeki girişimci havuzunu büyütmek ve daha fazla işletmenin kurulmasını sağlamak istediklerini vurgulayan Fikri Işık, çoğalan desteklerle yenilikçi ve rekabetçi Kobi sayısını yükseltmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Destek çeşidi ve miktarlarının arttığına değinen Işık, bütçede KOSGEB'e ayrılan her bir kuruşu dahi girişimcilere, işletmelere ve Kobi'lere aktaracaklarını bildirdi. Bakan Işık, işletmelerin niteliğini yükseltmeye odaklandıklarını belirterek, Kobi'lerin seviyesini yükseltmenin en önemli öncelikleri olduğu ifadesini kullandı. Güçlü Kobi'ler olmadan güçlü bir ekonomi inşa edilemeyeceğine işaret eden Işık, desteklerle Kobi'lerin gücüne güç katmaya devam edeceklerini söyledi. Işık, sağlanan desteklerin yerinde kullanılmasının önemine işaret ederek, bu bağlamda KOSGEB'in, ucuz finansman kaynağı olarak görülmesini istemediklerini de kaydetti.
Milliyet

78 Milyon Olduk
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçları açıklandı. Türkiye'de ikamet eden nüfus 2015 yılında, bir önceki yıla göre 1 milyon 45 bin 149 kişi arttı. Erkek nüfusun oranı yüzde 50,2 (39 milyon 511 bin 191 kişi), kadın nüfusun oranı ise yüzde 49,8 (39 milyon 229 bin 862 kişi) olarak gerçekleşti. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2014 yılında yüzde 91,8 iken, bu oran 2015 yılında yüzde 92,1'e yükseldi. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 7,9 olarak gerçekleşti. İstanbul'da ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre yüzde 2 artış göstererek 14 milyon 657 bin 434 oldu. Türkiye'te 2014 yılında 30,7 olan ortanca yaş, 2015 yılında önceki yıla göre artış göstererek 31 oldu. Ortanca yaş erkeklerde 30,4 iken, kadınlarda 31,6 olarak gerçekleşti. Ortanca yaşın en yüksek olduğu iller sırasıyla Sinop (39,3), Balıkesir (38,8) ve Kastamonu (38,3) iken, en düşük olduğu iller ise sırasıyla Şanlıurfa (19,3), Şırnak (19,5) ve Ağrı (20,3) oldu. 15-64 yaş grubunda bulunan (çalışma çağındaki) nüfusun oranı 2015 yılında, bir önceki yılda olduğu gibi yüzde 67,8 (53 milyon 359 bin 594 kişi) olarak gerçekleşti. Çocuk yaş grubundaki (0-14) nüfusun oranı ise yüzde 24'e (18 milyon 886 bin 220 kişi) gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı da yüzde 8,2'ye (6 milyon 495 bin 239 kişi) yükseldi. Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen "bir kilometrekareye düşen kişi sayısı", Türkiye genelinde 2014 yılına göre 1 kişi artarak 102 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 821 kişi ile nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu il oldu. Bunu sırasıyla; 493 kişi ile Kocaeli, 347 kişi ile İzmir ve 283 kişi ile Gaziantep takip etti. Nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 12 kişi ile Tunceli oldu.
Vatan

30 Günden Geriye Düşmeyiz
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Ekonomi Muhabirleri Derneği'nin sohbet toplantısına katıldı. Kıdem tazminatı hesaplamasıyla ilgili açıklama yapan Soylu, "Diyorlar ki 'Bizim bugün 30 günümüz var.' Doğru. Biz bundan geriye düşmeyiz. Ama görece olarak kıdem tazminatında eksik var" dedi. Bireysel kıdem tazminatı hesabının gerekliliğine vurgu yapan Soylu, "Herkesin bireysel kıdem tazminatı hesabı olsa ve hafta sonu ailemizle bilgisayarın başına geçtiğimizde 'Bakın bakalım, bu hesap nereye kadar gelmiş' diye baktığınızda, bu hesap sosyal tarafların her birinin gözetimi altında olsa dünyadaki muadilleri gibi bu yönetilse işçiyle işveren arasında bir kıdem tazminatı tehditleşmesi olmasa ve işçiyle işveren arasının tek taraf olduğu bir çalışma hayatı biçimine doğru daha fazla evrilsek herhalde daha iyi bir süreç olur. İşçi rahatlar. Bu hem kendisi için hem ailesi için çok önemli bir garanti. İşveren için önemli. Asgari ücretlerdeki artışta işverenin en çok zorlandığı alanlardan biri kıdem tazminatı yükü oldu. Maaşların arttığı kadar kıdem tazminatı da aynı oranda artıyor" ifadelerini kullandı. Kıdem tazminatı hesaplamasında 30 günden geriye gidilmeyeceğini açıklayan Bakan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama bugün 30 günün görece olduğunu siz benden daha iyi biliyorsunuz. Kıdem tazminatı neyi veriyor? Son aldığı maaşın üzerinden kaç yıl çalışmışsa. Peki en yüksek son aldığı maaş ne kadar? Bunun bir limiti var mı? Niye onu tartışmıyoruz o zaman? Ödenecek tavan maaş gerçekliği yansıtıyor mu? Hayır. Demek ki görece olarak kıdem tazminatında eksik var. Örtülü anlaşmalara gerek kalmayacak. Tamamen şeffaf yürüyecek bir süreç ortaya koymaya çalışıyoruz. Ne işveren ani ödemelerle karşılaşacak ne de işçi kendi beklentisinin çok altında ve çok zorlanarak bir karşılık alacak."
Vatan

DÜNYA

Aihm Sıcılı Yıne Kabarık
Merkezi Strazburg'da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından açıklanan 2015 istatistikleri Türkiye'nin hakkında en çok başvuru yapılan ve ihlal kararı verilen ülkeler arasında yer almayı sürdürdüğünü gösterdi. AİHM istatistikleri toplam 64 bin 850 başvuru bulunduğunu, bunlardan 8 bin 450 tanesinin Türkiye'ye ilişkin olduğunu ortaya koyuyor. Bu da AİHM'nin iş yükünün yüzde 13'üne denk düşüyor. Başvuru sayısında Türkiye, Ukrayna (13 bin 850) ve Rusya'nın (9 bin 200) ardından üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye hakkında 2014'te toplam 9 bin 488 başvuru vardı. Bu alandaki düşüş eğilimi büyük ölçüde Eylül 2012'den itibaren AİHM'ye gitmeden Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapmanın zorunlu kılınmasından kaynaklanıyor. AİHM, 2015'te en fazla Rusya (116) hakkında karar açıklarken bu ülkeyi Türkiye (87) ve Romanya (84) izledi. Türkiye'nin, hakkında açıklanan 87 kararın 79'unda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin en az bir maddesini ihlal ettiği sonucuna varıldı. En az bir ihlal belirlenen kararlarda ilk üç sıra Rusya (109), Türkiye (79) ve Romanya (72) olarak belirlendi. Yıllık istatistikler geçen yıl alınan kararlar bağlamında Türkiye'nin en çok ihlal ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) maddesinin adil yargılanmayı garanti altına alan 6'ıncı madde olduğunu gösterdi. Bu madde Türkiye tarafından 29 kez ihlal edildi. Türkiye'nin en çok ihlalde bulunduğu diğer AİHS maddeleri ise kötü muamele ve işkenceyi yasaklayan 3'üncü (27), yaşam hakkını garanti altına alan 2'inci (17), özgürlük ve güvenlikle ilgili 5'inci (14) ve ifade özgürlüğünü koruyan 10'uncu madde (10) oldu.
Hürriyet

Cenevre'de Son Kozlar Oynanıyor
Günlerdır Suriye yönetimiyle hangi muhalif grupların müzakere edeceğinin tartışıldığı Cenevre Konferansı'nın bugün başlaması planlanıyor. Suriye yönetiminin karşısına çıkarılmak üzere hazırlanan ve 'Rusya listesi' ve 'Riyad listesi' diye anılan iki heyetle ilgili sorunlar ise dün de çözülemedi. Riyad'da başta Suriye Ulusal Koalisyonu olmak üzere farklı muhalif grupların bir araya gelmesiyle oluşturulan Yüksek Müzakere Heyeti (YMH) ise BM'ye sunduğu şartlar kabul edilene kadar müzakerelere katılmayacaklarını açıkladı. Suriye Ulusal Konseyi Başkanı George Sabra dün yaptığı açıklamada "Yarın Cenevre'de YMH Cenevre'de olmayacak" dedi. YMH üyesi Riyad Hicab da, talepleri karşılana kadar masaya oturmayacaklarını söyledi. YMH Cenevre'ye gitmek için şu şartları ileri sürmüştü: Rusya ve Suriye ordularının yürüttüğü askeri operasyonlara son verilsin. Kentlerdeki kuşatmaların kaldırılsın. Sivillere insani yardımlar ulaştırılsın. Tutuklular bırakılsın. Masaya oturan yegane muhalif grup olmayı da isteyen YMH, BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura'dan davetlilerin tam listesini talep etti. Liste daha fazla bölünmelere ve itirazlara yol açmamak için açıklanmadı. BM'ye iletilen listedekilerin tamamına davetiye gitmediği, davet gidenlerden bazılarının da listede olmadığı belirtildi. YMH'nin görüşmelere katılmamasının Cenevre takvimini değiştirmeyeceği bildirildi. De Mistura'nın sözcüsü görüşmelerin bugün başlayacağını kaydetti. Rusya heyetinde yaşanan kriz ise Rojava'daki özerk oluşumunun siyasi aktörü Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) dışlanmış olması. PYD'nin başını çektiği Suriye Demokratik Meclisi, Riyad'a gitmeyen diğer örgütler ve bağımsız isimlerle birlikte alternatif bir liste sunmuştu. Listede şu isimler yer alıyordu: Suriye Demokratik Meclisi Eşbaşkanları Heysem Menna ve İlham Ahmed, PYD Eşbaşkanları Salih Müslim ve Asya Abdullah, PYD'nin Avrupa temsilcilerinden Halid İsa, Kurtuluş ve Değişim İçin Halk Cephesi Başkanı Kadri Cemil, Suriye Demokratik Forumu Başkanı Samir el Aita, Mecid Habbo, Mazen Mağribiye, Amina Vausau, Rim Türkmani, Abbas Habib, Rande Kassis, Nemrud Süleyman, Fatih Camus, Salim Hayrbek. Bunlardan Heysem Menna, Rande Kassis ve Kadri Cemil dahil sekizine davet gittiği belirtilmişti. Bu liste dışında kendisine davet giden eski Dışişleri Sözcüsü Cihat Makdissi katılmayacağını kaydetti. Salih Müslim ile İlham Ahmed ile birlikte Rojava'yı temsil eden 4 kişiye ise davetiye gitmedi. BM'ye listeyi sunan Heysem Menna, Kürt temsilciler çağrılmadığı takdirde görüşmeleri boykot edeceğini açıklamıştı. Menna dün BM'ye görüşmelere katılması gereken muhaliflerden oluşan yeni bir liste gönderdiklerini belirterek Kürt temsilcileri dışlayan kararın gözden geçirilmesini istedi. De Mistura'nın sözcüsü ise yeniden davetiye gönderilip gönderilmeyeceği sorularını yanıtsız bıraktı.
Hürriyet

'Ypg, Türkiye Sınırında Kırmızı Çizgiyi Aşacak'
Reuters haber ajansına konuşan YPG kaynakları, Ankara'nın PKK'nın Suriye kolu olarak nitelediği örgütün Arap müttefikleriyle birlikte, Türkiye sınırında IŞİD'in kontrolündeki son bölge olan Cerablus- Azez hattına kısa süre içerisinde "dev bir operasyon" başlatacağını söyledi. Türkiye, Fırat Nehri'nin batısında kalan bu bölgeye, YPG'nin girmesini "kırmızı çizgi" olarak nitelemişti. Üst düzey bir YPG yetkilisi, Xeber24 haber sitesine yaptığı açıklamada, planın Fırat Nehri'ni geçerek IŞİD'in elinde bulunan Cerablus ve Menbij kasabalarının yanı sıra El Nusra ile Özgür Suriye Ordusu'nun bileşenlerinin bulunduğu Azez'e saldırı düzenlemeyi içerdiğini söyledi. Reuters haber ajansına konuşan YPG kaynakları, söz konusu planı doğruladı. Operasyon planı, YPG'nin siyasi kanadı olan PYD'nin Türkiye'nin itirazları üzerine Cenevre'de Suriyeli muhalifler ve Beşar Esad rejimini buluşturacak görüşmelere davet edilmemesinin ardından geldi. Türkiye ve ABD, aylardır Cerablus-Azez hattını IŞİD'den temizleyecek bir plan üzerinde çalışsa da henüz bu konuda ilerleme kaydedilmiş değil. Ankara, Cerablus-Azez operasyonunda karada eğitim verilecek Türkmen ve Arap güçlerin yer almasını isterken, Türkiye ve ABD'nin de operasyona hava saldırıları ile destek vermesi konuşulmuştu. IŞİD örgütü, 98 kilometrelik Cerablus-Azez hattını kaçakçılık ve yabancı militanların girişi için kullanıyor. Bu nedenle bölgenin IŞİD'den arındırılması örgüte büyük darbe vuracak. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Direktörü Rami Abdülrahman, "Azez yakınlarında Türkiye'nin desteklediği isyancıların IŞİD ile savaştığını, ancak son üç aydır bu grupların birbirine düştüğünü" aktardı. Rusya'nın desteğini alan Suriye ordusu ise Manbij'in 50 km güneybatısında IŞİD'in kontrolündeki el- Bab'a doğru ilerliyor.
Milliyet

Ege'de Yakalananlar Türkiye'ye Yollanacak
Hollanda'da yayımlanan 'De Volkskrant' gazetesi, Avrupa Birliği'nin (AB) kaçakçıların yardımıyla Ege Denizi'ni aşarak Türkiye'den Yunanistan'a giden mültecileri gemiyle Türkiye'ye geri göndermek istediğini yazdı. Habere göre, mültecilerin Türkiye'ye gönderilmesi karşılığında yılda 150 bin ila 250 bin arasındaki mülteci yasal yollarda AB içindeki gönüllü ülkelere giriş yapacak. Hollanda'da koalisyon ortağı İşçi Partisi'nin lideri Diederik Samsom, buna benzer bir planın birkaç AB ülkesi tarafından görüşüldüğünü ifade etti. Samson, Türkiye'nin belirli sayıda mültecinin yasal yollardan Avrupa'ya alınması koşuluyla, Yunanistan'daki mültecileri gemilerle ülkeye almaya hazır olduğunu söyledi. Hollanda Başbakanı Mark Rutte'nin konuyu Almanya, İsveç ve Avusturya ile görüştüğü belirtiliyor. Plana göre, Yunanistan'a varan mültecileri Türkiye'ye geri götürecek gemi seferleri Mart ya da Nisan aylarında başlatılacak. Yeni mülteci planının, kısa süre önce AB dönem başkanı olan Hollanda tarafından gündeme taşındığı belirtildi. Samson, Türkiye'nin mültecilerin geri gönderilebilecekleri 'güvenli ülke' statüsünü tam olarak kazanması durumunda, dönüşlerin hızlı bir şekilde başlayacağını belirtti. Mültecileri- almaya gönüllü ülkeler gelenleri kabul etse de, mülteciler için harcanacak mali kaynak bütün üye ülkeler tarafından karşılanacak. Almanya'dan sonra Avrupa'da en çok mülteci kabul eden ülke İsveç ise sığınma başvurusu kabul edilmeyen yaklaşık 80 bin mülteciyi ülkeden göndereceğini açıkladı. İsveç İçişleri Bakanı Anders Ygeman, sınır dışı edilecek göçmen sayısının şu anda 60 bin olduğunu ancak bu sayının 80 bini bulabileceğini belirtti. İsveç'e 2015 yılında 163 bin kişi sığınma başvurusunda bulundu.
Milliyet

'İsterse Türkiye De Bize Katılabilir'
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis'le üçlü zirve için Lefkoşa'ya gitti. Yapılan görüşmede, İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'ı birleştirecek elektrik ve doğalgaz hattı projesi görüşüldü. Türkiye'ye işaret eden Çipras, "Bu toplantı hiç kimseyi hedef almıyor. Biz hiç kimseye karşı değiliz. Başkalarının katılımına da memnun oluruz" diye konuştu. Netanyahu ise, Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile işbirliğinin Türkiye ile normalleşme sürecinden bağımsız olarak yürüdüğünü vurguladı. Zirveye katılan üç lider yaptıkları ortak açıklamada, "İşbirliğimiz dışlayıcı bir yapıda değil. Bizim gibi düşünen diğer aktörlerin işbirliği ve koordinasyonu artırmak için bize katılmasını hoş karşılamaya hazırız" ifadesi yer aldı. Güney Kıbrıs ziyaretinden önce Çipras, İsrail'in Kudüs kentinde Netanyahu ile görüştü.
Milliyet

Kim Bu Kez Füze Deneyecek
Sahip oluğu hidrojen bombasıyla ABD'yi 'tek seferde' yok edebileceğini iddia eden Kuzey Kore'nin gelecek hafta uzun menzilli füze denemesi yapacağı öne sürüldü. Kyodo Haber Ajansı'nın adını vermediği bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, ülkenin batı kıyılarındaki Tongchang-ri füze deneme alanının uydu görüntülerinin incelenmesi sonucunda, Kuzey Kore'nin uzun menzilli füze denemesi yapacağını gösteren veriler elde edildiği belirtildi. Japon yetkili, denemenin bir hafta içinde yapılabileceğini kaydetti. Kuzey Kore, geçtiğimiz haftalarda Devlet Başkanı Kim Jong-un'un talimatıyla 'minyatürize hidrojen bombası' denediğini duyurmuştu.
Vatan

POLİTİKA

Millet Hazır
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa ve başkanlık sistemini halka anlatmak için düğmeye bastı. "Başkanlık sistemini dışlayan anayasa çalışması sakat kalır. Millet hazır, millet meydanlarda kükrüyor, bunu bekliyor" diyen Erdoğan, 300'e yakın STK'nın desteklediği Yeni Anayasa Platformu toplantısında şu mesajları verdi: "Yeni anayasa konusuna, milletimizin değerlerini yaşatma noktasında hassasiyet sahibi sivil toplum kuruluşlarımızın öncülük etmesi, rastgele bir durum, bir tesadüf değildir. Millet kendi meselesi olan yeni anayasa talebine kendisini temsil eden STK'lar aracılığıyla sahip çıkıyor. Bugüne kadar kurulan anayasaların hepsi ithaldir, yerli değildir. İthal ürünlerle yöneltildik, ithal mantıklar bize hâkim oldu. Şimdi biz yerliye, milliye dönmeliyiz. Seçimler yapıldı yeni anayasayı konuştuğumuz zaman meydanlar kükrüyordu. Bizdeki anayasa metinleri dayatmadır, darbe direktifleri olarak hazırlanmıştır. Yeni anayasanın yapımındaki usulü çok iyi belirlemeliyiz. Şimdi sivil toplum kuruluşlarımız aracılığıyla milletimizin tüm kesimlerini de içine alacak bir anayasa yazım süreci yürütmeliyiz. Seçkinci değil kapsayıcı, böyle bir anayasa metnini ancak bu şekilde ortaya çıkarabiliriz. Millet hazır, ben elitim diye geçinenler, siyasetçiler buna tam hazır değil, sıkıntı burada. Yoksa millet hazır, millet zaten meydanlarda kükrüyor, bunu bekliyor. Milleti merkeze alan, kadim yönetim geleneğimize yaslanan bir anayasa Türk tipi anayasadır. Yargı organlarıyla yasama ve yürütme arasında eskiden beri süre gelen sıkıntıların temelinde mevcut anayasanın, güçlerin uyumunu değil, çatışmasını esas alan anlayışı vardır. Yeni anayasanın ruhu çatışma yerine uyum ve denge, birbirlerini yıpratma yerine birbirlerini destekleme mantığıyla oluşturulduğunda bu sıkıntı kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Yürütme meselesi yeni anayasa çalışmalarının düğüm noktasını teşkil edecek. Biz parlamenter sistemin ülkemizde miadını doldurduğuna inanıyoruz. Yapmamız gereken nedir? Bir; halkımızın yeni anayasa veya başkanlık sistemiyle ilgili daha da bilgilendirilmesi. İki; televizyonlarda, gazetelerde bunun anlatımı ve bu konuda milletimizin bir an önce bilgilendirilmesi büyük önem arz ediyor. İşte STK'lar bu adımı atmış durumdalar. Üniversitelerimizin başta hukuk fakülteleri olmak üzere, uluslararası ilişkilerde, ekonomi, iktisat fakültelerinde bunlar artık tartışılır noktaya geldi ve oralarda da paneller, sempozyumlar başlıyor, başlayacak. Yeni anayasa başkanlık sistemi tartışmaları birtakım kesimler tarafından kasıtlı olarak üniter yapımızla, ülke bütünlüğümüzle, milli birliğimizle ilişkili hale getirilmeye çalışılıyor. Nasıl sözde cemaat adı altında devlet içinde paralel yapı oluşturmak isteyenlere dünyayı dar ediyorsak, özerklik adı altında, özyönetim adı altında devlet içinde devlet kurmaya çalışanların da dünyayı başlarına yıkarız."
Hürriyet

Tek Bir Terörist Bırakmayacağız
Silopi'nin teröristlerden temizlendiğini belirten Davutoğlu, "Birkaç güne de Cizre'de Sur'da da tamamlanacak. Tek gözü yaşlı vatandaş ve tek bir terör mensubu da bırakmayacağız" dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kanal 7'de katıldığı programda, Doğu ve Güneydoğu'da devam eden operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Davutoğlu özetle şunları söyledi: (Cenevre toplantısı) İlkeli bir tavır sergiledik. Suriye rejimini ikna etmeye çalıştık. Halkına karşı savaş yapmaması için. Ilımlı muhalefetin iyi organize olması için çaba sarf ettik. PYD'ye 3 şart koyduk, Türkiye'ye karşı eylemde bulunmayacaksınız, iki; rejim ile birlikte hareket etmeyecek rejime net tavır koyacaksınız, üç; defacto bir yapı oluşturmaya kalkmayacaksınız. Bir masa oluşacak hep birlikte hareket edeceksiniz dedik üçünü de yapmadılar. Kobani bahanesi ile 20 Temmuz'dan itibaren silahlanma ayaklanma çağrıları ile Suriye'deki mücadeleyi Türkiye'ye taşımak istediler. Suriye'deki yöntemi Türkiye'ye taşımaya kalktılar. Amerika kendi ulusal tanımlamasını yaptı. Belgelerle hangi yollardan nasıl bir PYD ve PKK'nın terör faaliyetlerini gösterdik. Kaygıları anladıklarını ifade ettiler. Anlamamış olsalar masaya davet etme de farklı tutum alınırdı. Getirdiğimiz argümanların gücü etkili oldu. Suriyeli Kürtler olmadan masa kurulmaz, Araplar, Türkmenler, Hristiyanlar, Nusayriler olmalıdır ama terör unsuru olmamalıdır. Ağırlımızı koyduk bir daha da koyarız gerekirse. YPG ve PYD terör örgütü olduğu için toplantıya katılmasını istemiyoruz. YPG PYD'ye davetiye gitmedi. Tavır Kürt kardeşlerimize değildir. Bu örgütler bu durumu fırsata çevirip Türkiye'yi kötülemek isteyecekti. (ABD ve Rusya anlaştı iddiaları) Herkes anlaştı Türkiye dışarıda kaldı gibi bir şey yaymaya çalışıyorlar. Konjonktür o kadar hareketli, dinamik. Aynı çevreler 2-3 gün önce PYD masaya gelecek diyorlardı ne oldu? Rusya ile sıkıntılarımız var. Türkiye'nin öngörmediği bir çözüm başarılı olamaz. Olması gereken düzeyde Cenevre'de olacağız. (Bölgedeki operasyonlar sonrası rehabilitasyon) Kimse hayale kapılmasın. Silopi bütün sokakları ile temizlendi. Birkaç güne de Cizre'de operasyon tamamlanacak. Aynı şekilde Sur ve diğer ilçelerle ilgili adımlar atılacak. Sur'dan çıkmak zorunda kalan 6 bin aileye kira yardımı yapıyoruz. Otellerde ağırlıyoruz. Bunlar dışarı çıkınca sanılıyor ki sahipsiz. Bize başvuran herkese yardım yapılıyor. Terörist ile halkı ayırır. Bu vatandaşlar sağlam evlerine girene kadar her türlü yardımlar yapılacak. Bazı sızmalar oluyor mahallelere. En iyi imkanlarla evler yapılacak. Salt bir ev kalacak yer ikamesi gibi değil, çevre düzenlemesi, yeşil alan ile çok daha çağdaş bir kent kurulacak. Tek gözü yaşlı vatandaş ve tek bir terör mensubu da bırakmayacağız. Sanıyorlar ki masa kurulsun konuşalım, hayır. Kimsenin elinde silah kalmayacak. Bu olmadan barış havarisi kesilmek iki yüzlülüktür. Bırakın hendek kazsınlar, bırakın roket atsınlar bir taraftan da görüşme olsun, hayır. Demirtaş'a da Kobani öncesi bunu söyledim. Kamu düzenini bozdurmayız dedim. (Cumhurbaşkanı sahaya indi yorumları yapılıyor sorusu üzerine) Sahadan hiç çıktı mı ki, biz hiç sahadan çıkmadık ki. Cumhurbaşkanımız da ben de hep sahada olduk. Anayasa komisyonunda uzlaşmayı deneyelim olmaz bakarız, olumsuz soru sorulmamalı. İlan ettiğim hiçbir projeden geri kalmamaya özen gösteririm. Seçim sonrası bazı arkadaşlar taksit taksit çıkarsak dedi. Ben de dedim ki, 'Halk bunları yaptılar' desin yeter. Söz verdik tutuyoruz, halk bunu görüyor. Cumhurbaşkanı gibi, benim gibi halk bilgilendirilir, neden istiyoruz anlatılır. Tartışalım ama şu anayasa yükünü bir atalım.
Milliyet

SPOR

Sezon başında forvete Van Persie ile Fernandao'yu alan ancak zaman zaman gol bölgesinde sıkıntı yaşayan Fenerbahçe, çare olarak Doumbia'yı kadrosuna katmaya hazırlanıyor. Sarı-Lacivertliler, Fildişi Sahilli forvet için Roma ile pazarlıklarını sürdürüyor. Genel Sekreter Mahmut Uslu'nun yürüttüğü görüşmelerde İtalyanlar ile sezon sonuna kadar kiralama ve daha sonra bonservisini alma konusunda anlaşma zemini aranıyor. 6 aylık kiralama bedeli olarak 1 milyon euro ödenecek. Fenerbahçe, sezon sonunda Roma'ya 6 milyon euro daha vererek Doumbia'nın bonservisi de alabilecek. 29 yaşındaki futbolcu ile yarım sezon için 1.5 milyon euroya anlaşılırken yeni sezonda ise yıllık 4 milyon euro'dan 3 yıllık sözleşme imzalanması konusunda görüşmeler sürüyorl. 1987 doğumlu Doumbia, futbola İnter akademisinde başladı. 2006'da Japon ekibi Kashiwa Reysol'a giden Fildişi Sahilli oyuncu 2 yıl sonra İsviçre'nin Young Boys, Şubat 2010'da da CSKA Moskova'ya transfer oldu. Geçen sezon Roma'ya gelen Doumbia bekleneni veremedi ve yine CSKA'ya kiralık gitti.
Star

Fikret Orman, "Futbol Zirvesi"nde önemli açıklamalar yaptı. Beşiktaş'ın patronu, Vodafone Arena'ya büyük önem verdiklerini belirtirken, "Stat açıldığında neler yapabileceğimi düşünemiyorum bile. Hayal değil, bu sezon biz şampiyon olacağız. Kupayı stadımızda alıp, seneye Avrupa'da ülkemizi temsil edeceğiz. 1-0, 2-0 önde de olsak bir maçta stadı terkedersem, o maçtan korkun, kaybedebiliriz" dedi. Finansal Fair Play'in futbolun en önemli unsuru olduğuna dikkat çeken Orman şunları söyledi: "Bir kulübün büyümesi bir şey ifade etmez. 18 kulüp ortaklaşa büyürse bir yerlere gelebilir. Örneğin Rize ve Kayseri büyüdüğünde, Beşiktaş da büyüyecektir. G.Saray Başkanı Özbek doğru söylüyor. Spor adamı olmak futbolu büyütmeyi bilmekten geçer. Onun için Dursun Özbek gibi bir zihniyetle rekabet etmekten keyif alıyorum." "Kulüplerin yüzde 90'ı dernek. Gelen başkanlar kulüplerin sahibi değil. Şahsi egolar kulüplere zarar veriyor. Harcanan para taraftarın parası. Para çok önemli, onsuz olmuyor. Parayı kazanmaktan çok, iyi ve doğru kullanmak önemli. UEFA'nın Fair-Play kuralları bunun için konmuş. Biz de bu nedenle 1 yıl Avrupa'ya gidemedik. Kulübün bütçesini büyütmenin haricinde kaynaklarımızı doğru harcamaya çalışıyoruz."
Star

Teknik Direktör Mustafa Denizli, Galatasaray'a gelirken kariyerini riske ettiğini ancak bunun sorun olmadığını belirtti. Dün Florya'da basınla sohbet eden Cim-Bom'un teknik patronu, UEFA'dan ceza gelmesi olasılığı ve transfer yapamama durumunu bilseydi de göreve geleceğini dile getirdi. Denizli " Çalışmalarımızı yarı yolda bırakmayız. Sonuna kadar gideriz" dedi. Deneyimli hoca "Kariyerim bir yara alacaksa burada alsın. Başka yerde değil. Buna da hazırlıklı geldik. Bunları öngörseydim yine gelirdim. Burası Galatasaray'sa ben de Mustafa Denizli isem tereddüt etmeden gelirdim" diye konuştu. Denizli, Başkan Dursun Özbek ile fikir ayrılığına düştükleri yönündeki haberlerin de gerçek olmadığını söyledi. Aslan'ın teknik patronu Başkanımız, yönetimimiz ve ben, bu koşullar gerçekleşmedi diye asla farklı bir yöne savrulmayız" ifadelerini kullandı. UEFA'dan ceza gelmesi olasılığına de değinen Denizli "23 Şubat'ta UEFA yetkilileriyle görüşme var. UEFA, Galatasaray'ın çabasını görüyor, marka değerini biliyor. Galatasaray'ın ceza alması uzak ihtimal" dedi.
Star

Avrupa'nın önemli isimleri İstanbul'da gerçekleştirilen 'Futbolun Zirvesi' sempozyumunda buluştu. Türk futbolunun gelecekte önemli yerlere geleceğine inandıklarını belirten Chelsea ve Manchester United'ın eski CEO'su Peter Kenyon, "Sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemli bir gün. 80 milyonluk Türkiye'yi tam bir futbol delisi olarak görüyorum. 4 yıl sonra liginizi Avrupa'nın önemli ligleri arasında görebiliriz" dedi. Kenyon, "Kulüpleriniz, tüm Avrupa'da olduğu gibi çok büyük rekabet içinde. Başarı yolunda ilerlemesi ligle doğru orantılı. En iyi futbolu sergilemeye, iyi oyuncularla sizde istersiniz. 15 milyon euro büyük para ve bu paraya iyi oyuncu alabilirsiniz. Ancak gelir-gider düzeyine dikkat edilmeli. Türkiye çok önemli yerlere gelecektir" ifadesini kullandı. M.Gladbach Başkanı Rolf Könnings, Türk-Alman dostluğunun önemli olduğunu dile getirdi. Könnings, "2023'e kadar bir hedefiniz varsa büyük hamle olacaktır. Ben 260 bin nüfuslu kentten geliyorum. Her maçı 50 bin kişi izler" dedi. Premier Lig Yöneticisi Coward, "En başarısız takımın bile 66 milyon sterlin geliri var" ifadesini kullandı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme