31 Ocak 2016 Pazar

31.01.2016 Genel Gündem


31.01.2016

GÜNDEM

Tsk'daki Fethullahcılar Açığa Çıkmadı
Balyoz, Askeri Casusluk ve Genelkurmay'a hakaret davalarında yargılanıp beraat eden emekli Kurmay Deniz Albay Koray Eryaşa, hukuk mücadalesine başlıyor. Eryaşa "Bu davalarda Fethullahçı polisler ve hâkimler açığa çıktı, ama TSK içindeki Fethullahçılar açığa çıkmadı" diyerek dava açacağını söyledi. İzmir'in Foça ilçesindeki Batı Görev Grup Komutanlığı'nda 3'üncü Hücumbot Komodoru olarak görev yapan Deniz Kurmay Albay Koray Eryaşa'nın başarılarla dolu meslek hayatı, 3 Ağustos 2010'da İstanbul merkezli 'Askeri Casusluk' soruşturmasıyla kabusa döndü. Eryaşa, gözaltına alınıp bu davada tutuksuz yargılanmaya başladıktan 1 yıl sonra, Eylül 2011'de ise Balyoz Davası kapsamında tutuklandı. 'Askeri Casusluk' davasının duruşmasında savunma yaparken "Genelkurmay bize ihanet etti" sözleri üzerine de Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği'nin şikâyeti üzerine hakkında bir de 'hakaret' suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle askeri mahkemede dava açıldı. Peş peşe açılan 3 davada yargılanan Eryaşa ilk olarak İstanbul 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki casusluk davasında 2012'de 5 yıl 7 ay ceza aldı. Bir ay sonraysa 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Balyoz davasından 16 yıl ceza verildi. O dönem İzmir'deki Şirinyer Askeri Cezaevi'nde bulunan Eryaşa, Yargıtay'ın cezaları onaması üzerine emekliye sevk edildi. Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kapatılmasıyla bu kez de art arda sevindiren haberler geldi. Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararından sonra Balyoz Davası'ndan Haziran 2014'de tahliye edildi ancak casusluk davasındaki kesinleşen cezasından dolayı cezaevinden çıkamadı. Eryaşa, 6 ay sonra Aralık 2014 tarihinde casusluk davasındaki cezasının infazını tamamlayınca tahliye olabildi. Bu sürecin ardından da beraat kararları gelmeye başladı. İlk beraat 30 Mart 2015'te Genelkurmay'a hakaret ettiği iddiasıyla açılan davadan geldi. Bir gün sonraysa Balyoz Davası'ndan beraat etti. Son beraat da İstanbul merkezli 'Askeri Casusluk' davasından 29 Ocak'ta geldi. Eryaşa casusluk davasında, aldığı 5 yıl 7 aylık hapis cezasını 3 yıl 2 ay cezaevinde kaldıktan sonra, kalan son 1 yılı da denetimle serbestlikten yararlanıp tamamlayan tek asker oldu.
Hürriyet


1 Yılda 1139 Işid'li Terörist Yakalandı
Güvenlik kaynakları geçen yıl yılbaşından bugüne kadar Türkiye sınırlarında yasadışı geçiş yapmaya çalışan terör örgütü IŞİD mensubu bin 139 yabancının yakalandığını açıkladı. Bölgedeki güvenlik kaynakları, kara hudutları ve jandarma sorumluluk bölgelerinde alınan etkili tedbirler sonucu IŞİD mensubu teröristlerden yakalananların sayısında önemli ölçüde artış olduğunun gözlendiğini belirtti. Bu kapsamda yapılan incelemede; 1 Ocak 2015 tarihinden bugüne kadar Türkiye sınırından yasadışı geçiş teşebbüsünde bulunan yabancı uyruklu bin 139 IŞİD üyesinin yakalandığı ve yakalanan IŞİD üyelerinin 643'ünün Türkiye'ye, 496 kadarının da Suriye'ye geçmeye çalıştığı belirtildi. 2015 yılının son beş ayında yakalanan IŞİD mensubu sayısında, önceki aylara göre yüzde 90 artış gerçekleştiği ve Ocak 2015 ayıyla Ocak 2016 aylarındaki yakalamalar karşılaştırıldığında artışın 3.5 kat seviyesine ulaştığı öğrenildi. Güvenlik kaynakları, ayrıca yasa dışı geçiş teşebbüsleri ve yakalamaların Kilis'in Elbeyli bölgesinde yoğunlaştığını belirterek son dönemde yakalamaların artmasında Sınır Güvenlik Sistemleri konusunda alınan tedbirlerin etkili olduğu bilgisini verdi. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden yapılan açıklamada da Suriye sınırından Türkiye'ye yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 775, Türkiye sınırından Suriye'ye geçmeye çalışan iki kişinin yakalandığı belirtildi. Bu kişilerle birlikte 4 bin 370 paket sigara, 43 kilogram çay, 100 kilogram bakır ve bin 533 adet muhtelif ilaç ele geçirildi.
Milliyet

Şehit Babasına Son Kez Dokundu
Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde önceki gün çıkan çatışmada ağır yaralanan ve kaldırıldığı Diyarbakır Asker Hastanesi'nde tüm müdahalelere rağmen şehit olan Jandarma Astsubay Başçavuş Tamer Meriç'in (36) cenazesi dün düzenlenen törenle memleketi Erzincan'a uğurlandı. Şehit Meriç için dün Diyarbakır Asker Hastanesi'nde tören düzenlendi. Cenaze törenine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, Vali Hüseyin Aksoy, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu ve Ebubekir Bal, 7'nci Kolordu ve Garnizon Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz, Bölge Jandarma Komutanı Tümgeneral Musa Çitil, 8'inci Ana Jet Üs Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral Deniz Kartepe, 16'ncı Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Savaş Beyribey ile sivil yetkililer katıldı. Meriç'in cenazesi defnedilmek üzere memleketi Erzincan'a uğurlandı. Meriç'in Erzincan'da bulunan eşi Hülya Meriç'e acı haberi Vali Vekili Dede Musa Baştürk verdi. Ziyarette İl Jandarma Komutanı Albay Murat Orhan Tonğ, Emniyet Müdürü Doğan İnci de hazır bulundu. Meriç'in kayınpederi İbrahim Akarca'nın evi acı haberin ardından ziyaretçi akınına uğradı. Erzincanlı olan ve Tunceli İl Jandarma Komutanlığı'nda görev yapan Başçavuş Meriç'in üç hafta önce Diyarbakır'a geçici görevle gittiği bildirildi. Okulların tatil olması nedeniyle eşi Hülya Meriç'in 13 yaşındaki oğlu Mert ve 8 yaşındaki kızı Miray'ı yanına alarak memleketi Erzincan'a geldiği belirtildi. Şehit Meriç'in sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta 15 Şubat 2012'de paylaştığı bir görüntüde, bu tarihten bir gün önce Şırnak'ta teröristlerle girdiği çatışmada şehit olan arkadaşı Astsubay Üstçavuş Murat Bayram ile birlikte türkü söylediği video için "Dün şehit olan hemşehrim Murat Bayram ile birlikte geçirilen keyifli dakikalar. Yerin cennet olsun kardaşım" yazılı mesajı dikkat çekti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, şehit Meriç için başsağlığı mesajı yayımladı. Şehit Astsubay Tamer Meriç'in (36) cenazesi memleketi Erzincan'da son yolculuğuna uğurlandı. Diyarbakır'daki törenin ardından askeri uçakla Erzincan'a nakledilen Meriç'in Türk bayrağına sarılı naaşı, Yavuz Selim Mahallesi'ndeki baba ocağına getirildi. Helallik alınmasının ardından şehidin cenazesi Tebrizbaba Camisi'ne götürüldü. Naaşın camiye getirilmesi sırasında baba Sait Mustafa, eşi Hülya, 13 yaşındaki oğlu Mert, 8 yaşındaki kızı Miray ve bazı yakınları tabutun başında gözyaşlarına hakim olamadı. İl Müftüsü Karabayır tarafından kıldırılan cenaze namazına ailesi ve yakınlarının yanı sıra yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Şehidin oğlu Mert'in, babasının tabutunun cenaze aracına konulmasının ardından "Baba beni de al yanına" diyerek hıçkırıklara boğulması, törene katılanların yüreğini yaktı. Şehidin eşi Hülya Meriç de eşininin tabutunu küçük kızı Miray ile birlikte okşayarak, son yolculuğuna uğurladı. Küçük Miray, tabutun üzerine tören için hazırlanan yaka fotoğraflarını öperek bıraktı. Meriç'in cenazesi, Garnizon Şehitliği'nde defnedildi.
Milliyet

Kahve Makinesinde Bomba Harmanı!
Önceki gün Diyarbakır'ın Sur ilçesinde polisin düzenlediği operasyonlarda tarihi evlere gizlenmiş PKK'lı teröristlere ait, aralarında zırh delici Zagros silahın da bulunduğu çok sayıda silah, patlayıcı ve mühimmat ele geçirilirken, el yapımı patlayıcıların harmanlanmasında kullanılan kahve makineleri emniyet güçlerini bile şoke etti. Operasyonlarda RPG 7 roketatar, Kalaşnikof tüfekler, M-16 piyade tüfekleri el bombaları, çok sayıda savunma tipi el bombası, plastik bidonlara sıkıştırılmış kablo tuzaklamalı el yapımı patlayıcı, RPG 7 roket atar mühimmatı, RPG 7 roket atar sevk fişekleri, tank savar roket başlığı, bol miktarda mermi ve şarjörler, tıbbi malzemeler, bomba yapımında kullanılan gübre ve malzemeleri ve yaşam malzemeleri de ele geçirildi. Van'da tutuklanan V.B'nin ifadesi ise, el yapımı patlayıcıların infilak etmeme ihtimalini ortadan kaldırmak için pil yerine, örgüt mensuplarına elektrikli bisiklet aküsü temin ettiğini ortaya çıkardı. Soruşturmayı derinleştiren polis de bölgede yaptığı incelemelerde, bisiklet aküsü kullanıldığını belirledi. Başsavcılık, diğer patlayıcılara göre hazırlanması daha basit ama etkisi daha yüksek olan bu yöntemin, daha önce Akköprü ve Seyit Fehim Arvasi mahallelerinde iki zırhlı polis aracının geçişi sırasında patlatılan iki bombada kullanıldığını tespit etti. V.B.'nin evinde yapılan aramalarda çok sayıda akü bulundu.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 106, 1158-106, 2285
ABD Doları 2,9525-2,9550
Euro 3,2002-3, 2023
İngiliz Sterlini 4,2090-4,2123

Dolarda Kritik Nokta 2.92 Tl
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi'nin açıklamalarının ardından geçen hafta da önce FED kaynaklı açıklamalar, sonra da Japonya Merkez Bankası'ndan gelen sürpriz negatif faiz kararı piyasalara olumlu yansıdı. Bu gelişmelerin bir süredir düşüş trendinde olan gerek Borsa İstanbul, gerekse dış borsaların dip veya destek seviyelerinde gelmiş olması tepki hareketlerinin ivme kazanmasına neden oldu. Ayrıca piyasaların gösterge olarak izlediği petrol fiyatlarının yönünü yukarı çevirmesi, Çin kaynaklı gelişmelerle jeopolitik risklerin piyasalar üzerindeki etkisinin azalması iyimserliğe katkı yapan gelişmeler. Merkez bankaları kararları ve petrol fiyatının etkisi olarak özetlenecek olumlu havaya rağmen piyasayı taşıyacak beklenti ihtiyacının sürüyor olması ve kısa dönem olumlu fiyatlamanın belli ölçüde yapılmış olması borsada kâr satış olasılığını gündemde tutuyor. Bu açıdan teknik destek direnç seviyelerinin yakından izlenmesinda yarar var. Önümüzdeki hafta, içeride Ocak enflasyonu, ABD'de ise tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri takip edilecek önemli veriler. Borsada kasım ayından bu yana devam eden düşüş trendi 71.500 seviyesinin geçilmesiyle kırıldı. 74.000 ve 75.000 direnç noktaları olarak görülürken 75.000 daha önemli. Bu seviyelerde kâr satışları gelebilir. 75.000 seviyesinin üzerinde ise çıkışın devamı beklenebilir. Geri çekilmelerde 72.000 ve 71.000 destek seviyeleri. Yükseliş hareketi gücünü korumakla birlikte direnç noktalarında kâr satışları görülebilir. Dolar/TL kurunda, kâr satışları sürüyor. Kısa dönem 2.94 ve 2.92 destek noktaları. Bu seviyenin üzerinde tepki alımları gelebilir. 2.92 seviyesinin altında ise satışların devamıyla "çift tepe" (düşüş formasyonu) olasılığı artabilir. Yükselişlerde ilk direnç 3.00 seviyesinde. Sonraki dirençler 3.06-3.08 seviyelerinde bulunuyor. Destek seviyelerinde tepki alımları görülebilir.
Hürriyet

İstasyon Enflasyonu
Rekabet Kurulu'nun 2009'da aldığı bir karar çerçevesinde, beş yılda bir akaryakıt bayi ve dağıtıcı şirketler arasında sözleşmeler yenileniyor. Bu kapsamda ilk sözleşme yenileme süreci 2010'da, ikinci sözleşme yenileme dönemi ise geçtiğimiz yıl gerçekleşmişti. Bu süreçte istasyon kapma yarışına giren dağıtıcı firmalar, bayi ağını genişleterek pazar payını artırmayı hedefliyor. Ancak firmalar, Türkiye'deki sistemin sürdürülebilir olmadığı görüşünde. Bunun nedeni ise sayısı 13 bine yaklaşan istasyonlar. 2010 ve 2015 yılında gerçekleşen bayi transfer döneminin lideri olan Aytemiz'in Genel Müdürü Ahmet Eke, Avrupalı oyuncuların, sahip oldukları bayi ağını daha da verimli kılmak adına küçülttüğünü, Türkiye'nin ise istasyon enflasyonuyla uğraştığını kaydederek, "Son dönemde araçların motor hacimleri küçülürken çok daha çevreci, ekonomik ama aynı zamanda yüksek performanslı olması gibi, Avrupa'daki dağıtıcı markalar da, daha verimli bir modeli kullanıyor. Avrupa'da akaryakıt dağıtım şirketleri de bayilik sistemiyle çalışmak yerine kendi istasyonları ile faaliyet gösterirken, verimliliği artırmak adına istasyonlarını kapatıyor. Hatta bazı ülkelerden çıkış kararı bile alabiliyorlar. Türkiye'de ise istasyon sayısı, her geçen gün artmaya devam ediyor. Bu tabloya baktığımızda, Türkiye'de firmalar, doğal olarak Avrupa'daki verimlik seviyelerine erişemiyor" diyor.
Hürriyet

Mülteci Formülü 3+2 Milyar Euro
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, AB tarafından Suriyeli sığınmacılara yönelik olarak aktarılacak 3 milyar euro'nun şubat ayı sonunda Türkiye'ye geleceğini açıkladı. İtalya'nın başkenti Roma'da resmi temaslarda bulunan Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, İtalyan muhataplarıyla yaptığı görüşmeleri Türk gazetecilere değerlendirdi. Dışişleri Bakanı Gentiloni ile görüşmesinde, Türkiye'nin, AB'nin başını ağrıtan sığınmacı krizi konusunda aldığı önlemleri ve ortaya çıkan sonuçları değerlendirdiklerini anlatan Bozkır, "Deniz ve kara yoluyla gelen Suriye vatandaşlarına uyguladığımız vizenin önemli sonuçlar verdiği bilgisini paylaştım. Suriyeli kardeşlerimize Türkiye'de çalışma izni verilmesiyle bu göç dalgasındaki baskının azalmasının beklendiğini ifade ettim. 2015'te yaklaşık 160 bin illegal göçmeni Türkiye'nin yakaladığını ve 3 bin 700 insan kaçakçısının da bu şekilde tutuklandığını kendileriyle paylaştım" dedi. AB'nin Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar için ayırdığı 3 milyar euro'luk kaynağın İtalya tarafından bloke edilmesine dair ortada yanlış bir algı olduğunu dile getiren Bozkır, "Bu algının, hiçbir şekilde doğru olmadığı bu görüşmelerimiz sırasında anlaşıldı. İtalya'nın bütün derdi; 250 milyon civarındaki katkısının İtalya bütçesinden değil de AB mekanizmaları içerisinde değerlendirilip, zaten AB'ye yapmakta olduğu katkılar çerçevesinde Türkiye'ye gönderilmesini savunuyordu" dedi. Bozkır, İtalya Başbakanı Matteo Renzi ve Almanya Başbakanı Angela Merkel arasındaki görüşmede bu konunun çözüme kavuştuğunu söyledi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Davos'ta Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılara yönelik açık kapı politikasını sürdürdüğünü belirterek Türkiye'nin sığınmacılara 8 milyar dolar harcandığını açıklamıştı.
Milliyet

Borsanın Yıldızı Bankalar Olacak
Kâr düşüşüyle birlikte dolar bazında tarihi dip seviyelerine inen bankalar için 2016 yılı beklentisi hayli yüksek. Veriler, geçtiğimiz yıl dolar bazında yaşanan yüzde 39.84 oranındaki değer kaybından sonra bu yıl için iyimser işaretler veriyor. Buna göre hisselerin fiyat performansının dolar bazında artıya geçmesi şaşırtıcı olmayacak. Bankalardaki olumlu hareket beraberinde BİST 100 Endeksi'ni de olumlu yönde etkileyecek. Zira bankaların endeks üzerinde ciddi bir ağırlığı bulunuyor. Sadece 6 banka, endekste yüzde 30 ağırlığa sahip bulunuyor. Bu bankalar Garanti Bankası, Akbank, İş Bankası, Halk Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ile Vakıflar Bankası. Piyasadaki dönüş hareketlerini izleyenlerin gözü özellikle Garanti Bankası ile Akbank hisselerinde oluyor. Bunun nedeni ise sadece iki bankanın BIST 100 Endeksi'ndeki ağırlığı yüzde 19.28. İş Bankası ile Halkbank'ın birlikte endeksteki ağırlıkları ise yüzde 8.23 seviyesinde bulunuyor. Bankaların dolar bazında yıllık fiyat hareketlerine baktığımızdaysa 2001'deki kriz dışında üstüste kaybettirmedikleri yönünde. İvmede değişiklik olmaması halinde dolar bazında geçen yıl yaşanan sert düşüş sonrası bu yıl bankalar için toparlanma dönemi olacak. Bankalardaki hareket, endeksi de olumlu yönde etkilerken genel olarak borsanın olumlu bir seyir izlemesine imkan verecek.
Milliyet

Çinli Bizden Az Kazanıp 3 Katımızı Biriktiriyor
Gelişen ve gelişmekte olan ülkeler arasında yüksek tasarruf oranları açısından ilk sıralarda petrol ve doğalgaz zengini ülkeler yer alırken, küresel piyasalarda dalgalanmalara neden olan ücretlerinin düşüklüğü ile ünlü Çin de listede bulunuyor. Kazançlarının yarısını tasarrufa ayıran Çinliler, daha az kazanmalarına rağmen Türkiye'deki tasarruf oranının 3 katını aşan performanslarıyla dikkati çekiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tasarruf oranlarına ilişkin verilerinden derlenen bilgilere göre, söz konusu ülkelerde ortalama tasarruf oranı 2014 yılında yüzde 32.62 olarak gerçekleşti. Körfez ülkelerinden doğalgaz zengini Katar, yüzde 56 ile en fazla tasarruf oranına sahip ülke olurken, Katar'ı yüzde 54.76 ile petrol ihracatçısı Kuveyt izledi. Dünyanın en büyük doğalgaz üreticileri arasında yer alan Cezayir'de bu oran yüzde 53.23 seviyesinde gerçekleşti. Büyüme hızına ilişkin endişeler dolayısıyla küresel piyasalarda son dönemde kaygıyla takip edilen, kişi başına milli gelirin 7 bin 400 dolar olduğu Çin, yüzde 50'yi bulan tasarruf oranıyla petrol ve doğalgaz zenginlerinden sonra listede dikkati çeken ülke oldu. Çin'i yüzde 47 tasarruf oranıyla İran izledi. Petrol gelirlerinden elde ettiği fonu kullanmaya başlayan Suudi Arabistan'da tasarruf oranı yüzde 46 oldu. Tasarruf oranı, Güney Kore'de yüzde 35, Hindistan'da yüzde 31, Endonezya'da yüzde 31.Almanya'da bu oran yüzde 27'de kaldı. Bu oran Rusya'da yüzde 23, ABD'de yüzde 18 olurken, İngiltere yüzde 12'lik oranla G20 ülkeleri içinde sonuncu oldu. Türkiye'de yüzde 12.3'lük oranıyla İngiltere ile birlikte son 2 sırayı paylaştı. Tasarrufu artırmak için Türkiye'de geçen 2 yılda önlemler alınsa da bu yeterli olmadı. Bu önlemler içinde uzun vadeli tasarrufa daha fazla faiz gibi alternatifler vardı. Son olarak da Maliye Bakanlığı her çalışanın Bireysel Emeklilik Sistemi'ne girişini mecburi kılacak bir model üzerinde çalışıyor. Çalışanların en az 3 ay BES'e katkı yapması istenecek. 3 ayın sonunda çalışanın BES katkısını sürdürüp sürdürmeyeceği kendi kararına bırakılacak. Bu modeli Maliye Bakanı Naci Ağbal geçtiğimiz hafta "Herkes bir tasarrufun tadını alsın istiyoruz" diye açıklamıştı.
Vatan

Türk İş Dünyasının Yeni Gözdesi Latin Amerika
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün başlayacak ve 4 Şubat'a kadar sürecek Ekvador, Peru ve Şili'de gerçekleştireceği temasların, Türkiye'nin bu ülkelerle ekonomik ilişkilerini canlandıracağı öngörülüyor. Ortadoğu ve Rusya başta jeopolitik nedenlerle son dönemde kayıp yaşanan pazarlara alternatif arayışına hız verilirken, Erdoğan'ın Latin Amerika temasları büyük önem kazandı. Latin Amerika ülkeleri ile coğrafi uzaklığın her zaman ikili siyasi ve ekonomik ilişkiler önünde engel olarak çıkmasına rağmen, son yıllarda durumun değiştiği belirtiliyor. ABD'nin özellikle Asya'ya dönmesi ve Çin'in hızlı yükselişiyle Latin Amerika'nın önemi artarken, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e açılması için bu ülkelerin iyi bir kapı olabileceği kaydediliyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, bir yandan güçlü oldukları mevcut pazarlardaki varlıklarını muhafaza ederek ve güçlerini artırarak sağlamlaştırdıklarını, bir yandan da yükselen pazarlara entegre olup buralardaki pazar paylarını arttırdıklarını belirtti. Türk Peru Resmi Ticaret Odası Başkanı Ali Yeni, Türkiye'nin Peru'ya yurt dışı müteahhitlik hizmetleri ve altyapı projelerinden toplu konut ve sitelere, her türlü inşaat malzemeleri, oto yedek parçaları, madencilik ve ekipmanlarının da aralarında bulunduğu birçok alanda ihracat yapabileceğine işaret etti. Erdoğan'ın ziyaretinin önemine işaret eden Yeni "Türkiye'nin gücü ve potansiyeli, sadece yakın ve konvansiyonel pazarlara değil, dünyanın öbür ucundaki Peru'ya da ulaştırılmalı, hem de kalıcı şekilde" diye konuştu. Erdoğan'a ziyarette Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Enerji Bakanı Berat Albayrak ile çok sayıda iş adamı eşlik ediyor.
Star

DÜNYA

Muhaliflerden Görüşme Öncesi 'Çekiliriz' Resti
Suriye'de 5 yıla yaklaşan iç savaşı sona erdirmek amacıyla düzenlenen Cenevre Konferansı kapsamında muhalifler dün İsviçre'nin Cenevre kentine geldi. Cenevre'ye gitmek için önceki gün geç saatlere kadar Suriye rejiminin saldırıları durdurması ve abluka uyguladığı bölgelere insani yardımların girmesine izin vermesini ön şart olarak koyan Suudi Arabistan destekli Yüksek Müzakere Komitesi (YMK) öncelikle bu şartları tartışacak. YMK'den yapılan açıklamada görüşmelere katılmaktaki amacın ülkedeki insani durumu iyileştirmek olduğu ama müzakere sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmeyeceği belirtildi. 17'si müzakereci 42 kişilik muhalif grup, dün sabah Riyad kentinden Cenevre'ye uçtu. Dün akşam gelenlerin arasında muhalefetin ana temsilcisi konumundaki YMK'nin Başkanı Riyad Hicab ve başmüzakereci Riyad Naasan Agha bulunuyor. Suriye'nin eski başbakanı Hicab, 2012'de muhalif saflara katılmıştı. Agha da Suriye'nin eski kültür bakanı. Müzakere heyetinde dikkat çeken isimlerden bir diğeri de rejim ordusundan ayrılıp Esad karşıtı Özgür Suriye Ordusu'na katılan General Esad el Zubi. İsviçre'ye hareketlerinden önce açıklama yapan Agha, "Müzakerelere doğru ilerlerken dünyaya siyasi bir çözüm bulma konusunda ciddiyetimizi göstermek istiyoruz. Mucizeler olmasını ya da düşmanlıkların bir anda bitmesini beklemiyoruz ama rejim ve rejimin Rus destekçilerinin, ayrım gözetmeden pazar yerlerini, hastaneleri ve okulları vurmayı bırakmasını istiyoruz" dedi. Riyad Hicab ise "Suriye rejimi, ülkede sivillere karşı işlediği savaş suçlarına devam etmesi durumunda, Suriye muhalefeti heyeti, Cenevre'deki Suriye görüşmelerini terk edecek "açıklaması yaptı. Bugün BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile görüşecek olan YMK heyeti, Esad rejimi ile şu aşamada dolaylı olarak dahi müzakere yürütmeyi reddediyor. Mistura, görüşmelerin ilk gününde rejim adına görüşmelere katılan Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Beşar el-Caferi ile bir araya gelmişti.
Hürriyet

Sınırı Aşan Mültecileri Vuralım
Sağ popülist çizgide olan Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) Genel Başkanı Frauke Petry, "Polis yasa dışı yollarla ülkeye giren sığınmacıları gerekirse vurmalı" dedi. Mültecilerin Avusturya üzerinden Almanya'ya gelişlerinin engellenmesi gerektiğini kaydeden Petry, "Hiçbir polis, bir sığınmacı vurmak istemez. Ancak polis, sınırın yasadışı olarak geçilmesini engellemek zorunda, eğer gerekirse silahını kullanmalı, yasada böyle yazar" diye konuştu. "Bunu tabii ki ben de istemem" diyen Petry, "silah kullanma mecburiyetinin devreye girmesinin hukuki çerçevede olduğunu" vurguladı. Frauke Petry, mevcut durumun bu raddeye gelmemesi için Avusturya ile anlaşma ve AB sınırlarında kontroller yoluyla mülteci akışının frenlenmesi gerektiğini ileri sürdü.
Türkiye

Ruslar Sonucuna Katlanırlar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şili'ye hareketi öncesi Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Rus savaş uçaklarının Türk hava sahasını işgaliyle ilgili şöyle konuştu: "İngilizce ve Rusça olarak tüm ikazlara rağmen gerçekleşen bu ihlali Rusya'nın bölgedeki krizi tırmandırmak çabasının bir sonucu olarak görüyoruz. İhlal edilen hava sahası aynı zamanda NATO Hava Sahası olduğu için konu NATO'nun da takibindedir. Zaten bizden önce NATO bu tespiti yapmış bulunuyor. Rusya Türkiye'nin egemenlik haklarına yönelik bu ihlallerine devam etmesi halinde sonuçlarına katlanmak mecburiyetinde kalacaktır. Bu tür sorumsuz adımların ne Rusya federasyonuna ne NATO Rusya ilişkilerine ne de bölgesel ve küresel barışa faydası yoktur. Tam tersine ciddi zararları vardır. Bütün bu hususlar Rusya büyükelçisine açıkça anlatılmış, yaşanan olaylar şiddetle protesto edilmiştir. Bu arada da ben dışişleri müşteşarımıza 'Rusya tarafıyla görüşün sayın Putin'le bizzat görüşme bizzat görüşmek istiyorum' demişimdir. O andan bu ana kadar henüz kendisine ilettikleri fakat oradan bir dönüş olmadığını bizim büyükelçiliğimiz buraya bildirmiştir" Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Rusya'nın bölgedeki operasyonlarının terör mücadele ile hiçbir ilgisi olmadığı tamamen Suriye rejimini ayakta tutma çabasına dönüştüğü açıktır. DAİŞ'le yakından uzaktan bu saldırıların alakası yoktur. DAİŞ mevzilerine yönelik her hangi bir adım söz konusu değildir. Tamamı ile oradaki özellikle Suriye Türkmenlerinin yaşadığı bölgelere yönelik bombalamalar söz konusudur. Şu ana kadar sürekli olarak bölgede bir çok Laskiye Türkmenlerine ait köyler vurulmuştur. 3 bin kişi şuan da bizim tarafımıza geçiyor. Başbakan yardımcımız Yalçın Akdoğan, AFAD'la birlikte orada yapılan çalışmalarla soydaşlarımızı mültecileri de bu kamplarda ağırlama hazırlığı içerisindeyiz" Erdoğan, Cenevre görüşmelerine PYD'nin davet edilmesi hususunda şunları söyledi: "Bir terör örgütüyle masaya oturup da bir barış görüşmesi yapamayız. PYD bir terör örgütüdür. Biz bir terör örgütüyle neyi konuşacağız. Yani kalkıp ta terör örgütüyle eğer bunu konuşacaksak o zaman bu teklifi getirilen DAİŞ'le de masaya otursunlar. Buna normal bakılabilir mi? Bakılamaz. O nasıl normal değilse aynı şekilde böyle bir terör örgütüyle de bizim masaya oturmamız asla mümkün değildir. Efendim PYD, DAİŞ'e karşı mücadele veriyormuş veya savaşıyormuş. Bunlar bizi ikna etmez. Aynı şekilde Nusra da DAİŞ'e karşı ciddi bir mücadele içerisindedir. Eee.. Nusra'yı kabul etmiyorsun, terör örgütlerinin iyisi olmaz terör örgütlerin hepsi kötüdür. Dolayısıyla kimse kimseyi aldatmasın. Rusya'nın burada yaklaşım tarzı da doğru değildir, dürüst değildir. Zaten Rusya'nın PKK terör örgütüyle görüşme yapmak suretiyle sicili bu noktada da kirli haline gelmiştir. Bunun arkasından da çok açık ve net bir şekilde onlara gerekli desteğin verileceği bilgisi haberi tarafımıza ulaşmıştır"
Milliyet

Rejim İlerliyor Türkmenler Kaçıyor
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın memleketi Lazkiye'nin kırsalında rejim güçleri ile muhalifler arasında süren çatışmalardan kaçan yüzlerce Türkmen, Türkiye'ye sığınıyor. Son üç gündür çatışmaların yoğunlaşmasının ardından kaçışlar başlarken, önceki geceden sabaha kadar Yayladağı sınırından Türkiye'ye alınan 797 Suriyelinin kayıt işlemleri tamamlandı. Sınırın Suriye tarafında yaklaşık 3 bin Türkmen'in Türkiye'ye geçmek için beklediği, kayıt işlemlerinin devam ettiği aktarılıyor. Patlama sesleri Yayladağı ilçesinden de duyulurken, büyük çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan Türkmenler sınıra otobüslerle getiriliyor. Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, ağır Rus bombardımanının Lazkiye'nin kuzeyindeki köyleri neredeyse "haritadan sildiğini", Rabiya (Gebelli) kasabasının geçen hafta Beşar Esad rejimi tarafından geri alınmasının ardından Türkmenlere yönelik riskin arttığını söyledi. Ankara'da bulunan Mustafa, "Yamadı kasabası şu an tehdit altında. Rus hava saldırıları ve çatışmaların menzilinde" diye konuştu. Anadolu Ajansı (AA), Bayırbucak bölgesinde Türkmen sığınmacıların kaldığı çadırlara havan topu ve füzelerle yapılan saldırıda 5 kişinin yaralandığı iddia etti. Köylerini terk ederek Türkiye sınırına yakın noktalarda çadırlara yerleşen Türkmenler, yeniden köylerine dönmeyi umuyor. Türkmen sivillerden Muhammed Kömbel, AA'ya "Gençlerimiz başarılı olur da rejimin aldığı yerleri tekrar kazanırlarsa biz de geri köyümüze döneriz" dedi. Türkiye sınırına yakın boş bir alana çadır kuran Mustafa Ömer ise ailesini güvenli bölgeye yerleştirdikten sonra cepheye döneceğini belirterek "Eli silah tutan, burada kalıp mücadele etmeli. Bu toprakları onlara vermemeliyiz. Bizim dedelerimizin toprağı burası" dedi. Çatışmaların yaşandığı bölgede, Türkmen savaşçıların yanı sıra radikal Selefi Ahrar-uş Şam, El Kaide'nin Suriye kolu El Nusra Cephesi ve Ensar el-Şam'a bağlı güçler bulunuyor. Rus uçaklarının desteğini alarak Lazkiye'de ilerleyen rejim güçleri hafta içinde Türkiye sınırına yakın Rabiya kasabasını ele geçirmişti. BBC Türkçe'ye göre Rabia'nın yanı sıra Kızıldağ olarak bilinen bölgeye bağlı Murtlu, Kırbeştepe, Gökdağ ve Acısı kasabaları da rejimin kontrolüne geçti. Kuruca, Karamanlı ve Kelez hattının da rejimin ilerlemek istediği hedeflerden olduğu aktarılıyor. Rejim birliklerinin safında İranlı milis grupların ve Lübnan Hizbullahı'nın da bulunduğu belirtiliyor. Bölge, Suriye'nin kuzeyini Akdeniz'e bağlayan hattın üstünde, Beşar Esad rejiminin kalesi olan Lazkiye vilayetine bağlı. Bölge aynı zamanda muhaliflerin Türkiye'yle ikmal yollarının üzerinde bulunuyor ve Rusya'nın Suriye'deki tek limanı Tartus'a yakın konumuyla da stratejik önem taşıyor. Suriye rejiminin bölgede ilerleyişi, Ahrar-uş Şam ve El Nusra Cephesi'nin kontrolündeki İdlib'e de yaklaşması anlamına geliyor.
Milliyet

Eski Başkan'a Rüşvet Sorgusu
Brezilya'nın Sao Paulo Eyalet Savcılığınca, şüpheli para aklama soruşturması kapsamında eski Devlet Başkanı Lula da Silva ifade vermeye çağrıldı. Savcı Cassio Conserino'nun ofisinden yapılan açıklamada, soruşturma kapsamında mahkeme celbi gönderilen Silva ve eşi Marisa Leticia'nın 17 Şubat'ta ifade vereceği belirtildi. Savcıların bu hafta içinde, ülkenin önde gelen inşaat şirketlerinden OAS'ın da içinde olduğu, devlete ait petrol şirketi Petrobras yolsuzluk skandalında, paranın bir kısmının gayrimenkul işlemler yoluyla aklanıp aklanmadığını araştırdığı ifade edildi. Silva'nın, para aklamak adına OAS'nin inşa ettiği apartmandan daire satın aldığı öne sürülüyor. Silva, kendisinin ve eşinin Guaruja kentinde apartman dairesi satın alma hakkı olduğunu ancak asla almadıklarını ifade etti. Emniyet kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Petrobras soruşturması kapsamında, Brezilya Ulusal Kongresinin alt kanadı Temsilciler Meclisi Başkanı Cunha Eduardo'nun yanı sıra bir senatör ve iki devlet bakanının da evinde arama yapılmıştı. Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff, 2003-2010 arasında Petrobras'ın başkanlığını yapmıştı.
Vatan

Londra Valisi Johnson Bakanlığı Reddetmiş
İngiltere'de David Cameron'dan sonra Muhafazakar Parti'nin başına geçmesine kesin gözüyle bakılan Türk asıllı Londra Belediye Başkanı Boris Johnson'ın Cameron'ın bakanlık teklifine 'hayır' dediği ortaya çıktı. İngiliz basınında yer alan habere göre Cameron seçimlerden hemen sonra Johnson'a 'Kültür Bakanım ol' teklifinde bulundu. Ancak Boris Johnson, 'Londra Belediye Başkanlığı Kültür Bakanlığı'ndan çok daha iyi bir görev. İkisi kıyas bile edilemez' diyerek bu teklifi geri çevirdi. Johnson'ın görev süresi Mayıs ayında doluyor. Aynı zamanda milletvekili olan Belediye Başkanı, görev süresi dolmadan kabinede yer almayı kabul etmeyeceğini daha önce de belirtmişti.
Vatan

POLİTİKA

Chp 4 Maddeyle Masaya Oturacak
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan ve Balıkesir Milletvekili Namık Havutça'dan oluşan CHP'nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri, ilk toplantısını 4 Şubat'ta TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın başkanlığında yapacak komisyon sürecinde partilerinin yol haritasını belirledi. Milliyet'e bilgi veren bir parti kurmayı, CHP'nin komisyonu salt Anayasa Uzlaşma Komisyonu olarak değil, darbe hukukuyla hesaplaşılması sürecinin de önemli bir parçası olarak değerlendirdiğini vurguluyor. Aynı kurmay, "Başından itibaren darbe hukukunu ve onu tahkim eden yasalarla birlikte anayasayı ele almak çözüm olabilir. Yoksa basın özgürlüğü konusunu görüşeceğiz. Eski anayasada 'Basın hürdür' deniliyor, biz de aynısını diyeceğiz. Ama 52 makale suç delili gösteriliyor, iki tane gazeteci tutuklu durumda, Can Dündar ve Erdem Gül hakkında iddianame düzenleniyor" örneğini paylaştı. Anayasada ilgili maddeler görüşülürken o maddelerle ilintili yasal düzenlemelerin de eşzamanlı olarak ele alınması gerektiğini, alt metinlerin komisyon üyeleri tarafından taranarak komisyon gündemine getirilmesinin zorunluluğuna işaret eden CHP kurmayı, "Sadece anayasayı değiştirelim, gerisi sonradan gelsin anlayışı doğru değil. Beraber yürüteceğiz" değerlendirmesinde bulundu. CHP kaynakları, CHP'nin bu süreçte Siyasi Partiler Kanunu, barajın makul bir seviyeye indirilmesini öngörecek Seçim Kanunu, demokratik gösterilere olanak sağlayan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile sulh ceza hakimliklerine son verecek Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda kapsamlı değişiklikleri komisyon gündemine getireceğine dikkati çekiyor. CHP, komisyonda "kurucu irade" olara tanımladığı, anayasanın ilk dört maddesini tartışmaya açmayacağına işaret ederken, ne kurulan komisyonun ne de mevcut parlamentonun bu, "irade"yi tartışma yetkisine sahip olmadığını tezini savunacak. Kurmaylar, komisyonda sürecin parlamenter demokrasi esasları üzerinde yürütüleceğini ve başkanlık rejimi tartışmalarının komisyon sürecini gölgelemesine izin vermeyeceklerini vurgulayacak. Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin kısılarak, TBMM'yi daha etkin çalıştıracak bir parlamenter demokrasinin inşasını savunduklarını belirten CHP kurmayları, başkanlık rejimi tartışmalarına ilişkin olarak da, "Başkanlık rejimi Türkiye için iki temel risk alanıdır, demokrasiyi ve Türkiye'nin üniter yapısını tehdit eder. Meclis Başkanı'ndan parlamentodaki ihtisas komisyonlarını çalıştırmasını istiyoruz. Sanki sistem çalıştırmayarak, sistem tıkanıyor algısı yaratmak için özel bir çaba var" tespitini yapıyor. CHP, ayrıca yeni anayasanın meşruiyetinin temelinin güçlü olmasından hareketle, komisyonda kararların 24. dönemde kurulan komisyonda olduğu gibi oybirliğiyle alınmasından yana. Bir parti kurmayı, "Masada durulur mu kalkılır mı tartışması gündemimizde yok. Biz, çözmek için masaya oturduk. Masadaki seyir ne olur onu bilemem ama biz samimi olarak çözüm arayışındayız" ifadesini kullandı.
Milliyet

'Size Etek Giydirip Gezdiririz'
AK Parti Genel Sekreteri Abdulhamit Gül, Şehitkamil İlçesi Danışma Kurulu Toplantısında yaptığı konuşmada, 7 Haziran sonrası herkesin ülkenin geleceği açısından bir takım endişelere kapıldığını ve istikrarın önemine inanların 1 Kasım'da Türkiye'nin yönelimi ve gidişatı açısından AK Parti'ye mührü vurduğunu bildirdi. Gül, "Şundan emin olun ki, o çukurlar kapatılıncaya kadar ya da o çukurlara kendileri gömülünceye kadar bu mücadele kararlı şekilde sürecek" dediği konuşmasında özetle şunları söyledi: "Şimdi çıkmışlar 'çocuklar ölmesin', 'Barış olsun' diyorlar. Çocuklar ölmesin diyenler, çocukları ölüme gönderiyor. 13 yaşındaki çocuğu, 2 aylık bebeği öldürenler, sanki masummuş gibi çıkıp 'Çocuklar ölmesin' diyor. Bari alnındaki kanı sil de sonra çık çocuklar ölmesin de. Bunlar, bu kadar yüzsüz. Çocuklar ölmesin diyor ama küçücük çocuğun eline silah veriyor. Yahu o çocuğun elinde kitap olması lazım. Bölge halkına en büyük zulmü yapan anlayışı şiddetle kınıyoruz. Cumhurbaşkanımız 'Dünyayı başlarına yıkacağız' dedi. Eş başkan bozuntusu da çıkmış 'bu lafı yediririz' diyor. Senin her gün Mecliste gerilla diye bağırdığın ve erkek diye gezinen teröristler, etek giyip geziyorlar. Bu ülkede vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı sokakta bulmadık, size de yedirmeyeceğiz. Size etek giydirip gezdiririz ama bu ülkeyi böldürmeyiz." "Alt alta geldiler, yan yana geldiler yine kuramadılar, üst üste geldiler yine kuramadılar. Çünkü blok dedikleri şey bu ülkede veya coğrafyada asla tutmadı. Netice itibariyle de hükümetler krizi oldu. Aslında bu da parlamenter sistemin sorunuydu. Bu sistem sorunun da çözülmesi lazım. 22 Temmuz gününden itibaren bu ülkede terör üzerinden milleti vesayet altına almak isteyen içeride ve dışarıdaki hainlerin mücadelesini gördük. Ama o günden itibaren terör gerekçesiyle bu ülkeye diz çöktürmek isteyenlere asla fırsat tanımadık. Bugün her gün bir çukur kazanlar ve o çukurlara bombalar koyanlara karşı tüm güvenlik güçlerimiz mücadelesini sürdürüyor. Şundan emin olun ki, o çukurlar kapatılıncaya kadar ya da o çukurlara kendileri gömülünceye kadar bu mücadele kararlı şekilde sürecek. Bu ülkede Kürdün kanı üzerinden siyaset yapmak isteyenler var. Hükümetin yapmış olduğu mücadele, oradaki Kürt kardeşime değil, orada Kürt kardeşimi baskı altına alan ve tehdit eden teröristlere karşıdır."
Vatan

SPOR

Sezonun ilk grand slam turnuvası olan Avustralya Açık'ta tek kadınların şampiyonu Angela Kerber oldu. Yarı finalde Konta'yı eleyerek kariyerinin ilk grand slam finaline çıkan Alman raketin karşısında son şampiyon Serena Williams vardı. ABD'li raket eğer kazansa önemli bir başarı yakalayacak ve 22. şampiyonluğuyla tarihin en fazla Grand Slam kazanan kadın tenisçisi sıralamasında Alman Steffi Graf'ı yakalayacaktı. Ancak 6-4, 3-6 ve 6-4'lük setlerle sonuca giden Kerber oldu. Maça hızlı başlayan Williams, servis oyununda rakibine puan vermeyerek 1-0 öne geçmesine rağmen "backhand" vuruşlarıyla etkili olan Kerber, 3. oyunda servis kırarak 2-1 üstünlük yakaladı, seti de 6-4 aldı. İkinci setin 4. oyununda servis atarken üst üste 2 çift hata yapan Kerber karşısında bu durumu avantaja çeviren Williams, oyunu alarak rakibi karşısında 3-1 üstünlük sağladı. Sert servisleriyle rakibi karşısında üstünlüğünü korumayı sürdüren 34 yaşındaki Williams, seti 6-3 alarak durumu 1-1'e getirdi. Final seti unutulmaz bir mücadeleye sahne oldu. Kerber ilk oyunda servisine tutundu, 2. oyunda ise rakibinin servisini kırarak 2-0 öne geçti. Çabuk toparlanan Williams, Kerber'in servis oyununda kortun çaprazına gönderdiği sert ve düzgün vuruşlarla kontrolü yeniden ele aldı ve skoru 2-2'ye getirdi. Kerber, 6. oyunda file önüne bıraktığı teknik vuruşların da yardımıyla Williams'ın servisini bir kez daha kırarak 4-2 öne geçti. Finalin son setinde 5-2 geriye düşen Williams, ardından Kerber'in servisini yeniden kırdı ve oyunu 5- 4'e getirdi. 10. oyunda Kerber, Williams'ın basit hatalar yapmasından da faydalanarak seti 6-4, karşılaşmayı 2-1 alarak kariyerindeki ilk grand slam şampiyonluğuna ulaştı. Kerber, 1999 Fransa Açık'ta Graf'ın şampiyonluğundan sonra Grand Slam kupasını kazanan ilk Alman tenisçi oldu.
Milliyet

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, yeni üyelerin berat töreninde şampiyonluk yarışında sonuna kadar olacaklarını söyledi. Özbek, "Lig daha devam ediyor. Bundan sonra da mücadelemiz aynı hırsla ve arzuyla devam edecek" dedi. Podolski'ye Çin'den transfer teklifi yapıldığına yönelik iddialarla ilgili Özbek, "Ciddi bir şey olsaydı, bana kadar ulaşırdı. Zaten Podolski de böyle bir teklif almadığını açıkladı" ifadesini kullandı. Özbek, şunları kaydetti: "Kulübün böyle bir arzuyla hareket etmesi yanlış olur. Sadece oyuncu satmaya değil, aynı zamanda sportif başarıya da odaklanmış bir kulübüz" dedi. Mustafa Denizli'yle bir görüşme yapıp yapmadığı sorusuna Galatasaray Başkanı, "Hocam bana takımın iyi seviyede olduğunu söyledi. Önümüzdeki günlerde oynanacak maçlarda bunu da izleme ve tespit etme fırsatını yakalayacağız" diye yanıt verdi.
Star

2.Başkan Ahmet Nur Çebi BJK TV'ye konuştu. Çebi, hangi yöneticinin hangi futbolcu olacağı sorusuna, "Gomez, Orman olurdu. Ben de güneşte biraz yanarsam Atiba olurum" cevabını verdi. Çebi şunları söyledi: "Herkesin 2. başkanlık yapma hakkı var. Dinlenmek, ara vermeyi bilmek lazım. Biliç şampiyon olup gitmek istiyordu. Olamayınca gitti. Biliç kim iyiyse onunla oynardı. Şenol hoca iyi olmayanları da hazırlıyor. Oğuzhan ve Kerim, onunla gelişti." "Geçen sene şanssızlık ve hakem hataları son iki ayda motivasyonumuzu bitirdi.Boyko ve Tolga'yı biz bir numara olarak görüyoruz. Boyko karakterli çocuk, Alexis pürneşe biri. Gomez, Beck, Rhodolfo Beşiktaş için yaratılmış. Maçların ertelenmesi kafa karıştırdı. Karabük'te, Trabzon'da İstanbul'da hep kar vardı. Hocaya 'Biz Kenya'da maç yapsak oraya da kar yağar' dedim. 78 milyonluk ülkede niye bir tane stoper, kaleci çıkmıyor? Böyle giderse 24 oyuncunun 24'ü de yabancı olacak."
Star

F.Bahçe Türkiye Kupası son 16 Turu'nda Kayserispor'u uzatmada eledi: 1-0. 8'de Van Persie'nin pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Nani topu dışarı attı. 29'da Nani çaprazdan vurdu, top kaleci Abdülaziz'de kaldı. 35'te Şener'in ortasında Ozan kafayı vurdu, Abdülaziz köşeden çıkardı. 42'de Van Persie Mustafa ve Sow'u nefis çalımlarla geçti, vuruşunda kaleciden seken top kornere çıktı. 44'te Van Persie topu kapıp şutunu çekti Abdülaziz kurtardı. 57'de ceza alanına yapılan ortada Ozan indirdi, Van Persie'den önce savunma araya girdi. 58'de Nani, Mabiala'nın müdahalesiyle yerde kaldı, hakem Serkan Çınar "Devam" dedi. 72'de Fernandao'nun şutunda top üstten auta çıktı. 80'de Caner'in sertk şutunda Abdülaziz direk dibinden kornere çeldi. 98'de Lazar Markovic'in üst üste iki şutunda Abdülaziz gole izin vermedi. 102'de Nani iki rakibini çalımladı, topu dışarı attı. 103'te Markovic vurdu, Abdülaziz kurtardı. 108'de Zeki Yavru ceza alanı dışından sert vurdu, top az farkla yandan dışarı gitti. 113'te Kadlec ortaladı, Diego kafayla gol attı: 1-0. 117'de William vurdu top direkten döndü.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme