29 Şubat 2016 Pazartesi

29.02.2016 Genel Gündem


29.02.2016

GÜNDEM

O Şimdi
Her şey bir elektronik postada yazılı ihbarla başladı. 5.5 yıl önce 10 Ağustos 2010'da İzmir Emniyeti Muhabere ve Elektronik Şube Müdürlüğü posta kutusuna bir elektronik posta düştü. İhbarcının 'haleizmirhale@ hotmail. com' adresinden gönderdiği maile göre; İzmir'de üniversiteli kızlar kandırılıp şantaj yapılarak üst düzey bürokratlara ve zengin kişilere fuhuş amacıyla pazarlanıyordu. Konu fuhuş olunca mail Asayiş Şube Müdürlüğü'ne, oradan da Ahlak Büro'ya yönlendirildi. Ahlak Büro ihbarı dosya yapıp soruşturma için savcılığa iletti. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. İhbarcının çete üyesi olarak adını verdiği isimler dinlemeye alındı. Soruşturma, polisin savcılığa 4 Temmuz 2011'de "Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk" başlığıyla, yeni bir boyut kazandığını belirten yazı yazmasının ardından derinleştirildi. Bu talep üzerine savcılık "askeri casusluk suçu" ihtimaliyle 4'ü yabancı 9 kişinin telefonlarının daha dinlenmesine karar verdi. Ancak bu duruma ilişkin MİT ve Genelkurmay'a bilgi iletilmedi. 10 Mayıs 2012'deki ilk operasyonda 26 kişi gözaltına alındı. Daha sonraki operasyonlarla soruşturma genişledi, sanık sayısı arttı. Kamuoyunda 'İzmir Askeri Casusluk Davası' olarak bilinen 'Askeri Bilgi ve Belge Bulundurma Davası' başlamış oldu. Muvazzaf askerlerin de olduğu 357 sanık yargılandı, birçoğu aylarca cezaevinde kaldı. 316'sı TSK mensubu, 41'i sivil 357 sanık yargılandı. Çok sayıda mağduriyet yaşandı; ölenler, boşananlar, özel hayatı etkilenenler, kanser olanlar, psikolojik tedavi görenler, ordudan atılanlar, emekliye ayrılanlar oldu. 2010'da bir ihbarla başlatılan soruşturma yaklaşık 3 yıl boyunca devam etti. Soruşturmayı yürüten İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 1937 sayfa ve 315 ek klasörden oluşan iddianameyi 22 Ocak 2013 tarihinde tamamlayarak, "Askeri gizli bilgi ve belgeleri ele geçirme, bulundurma" suçlamasıyla 59'u muvazzaf asker, 93'ü tutuklu 357 sanık hakkında dava açtı. İzmir 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 16 Nisan 2013 günü başlayan ve duruşmaların mahkeme salonuna dönüştürülen İzmir Adliyesi Sosyal Tesisler Konferans Salonu'nda görüldüğü davada iddianamenin okunması tam 4 hafta sürdü. Sanıklar, iddianamenin temel aldığı "Pandora" veri tabanının ve diğer ele geçirildiği iddia edilen dijital imajların, usule ve hukuka aykırı şekilde ele geçirildiğini, bu dijitallerin kendilerine ait olmadığını, komploya maruz kaldıklarını iddia etti ve bu nedenle DNA testi ile parmak izi incelemesi istedi. 5 Temmuz 2013'teki duruşmada savcılar tüm sanıklar yönünden yeni suç unsurlarının tespit edildiğini iddia ederek, sanıkların "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama" suçundan TCK 329/1-2. maddeleri, "Yasaklanan bilgileri açıklama" suçundan ise TCK 336/1-2. maddeleri uyarınca 8 ila 30 yıl hapis cezası istemiyle yargılanmalarını talep etti. Temmuz ve Kasım 2013'te görülen duruşmalarda, 20 sanığın tahliyesine karar verildi. Mahkeme, diğer sanık ve avukatlarının bir üst mahkeme olan Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne itirazları sonucunda da 2014 Ocak ve Şubat aylarında 44 sanığı daha tahliye etti. Böylece davada tutuklu sayısı 10'u muvazzaf asker olmak üzere 15'e düştü. Soruşturmanın üzerinden iki yıl geçtikten sonra 2014'te özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine dava İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. 12 Ekim'de başlayıp 23 Ekim 2015'e kadar süren duruşmalarda da, sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalara katılan polis memuru ve amirleri ile diğer kişiler tanık sıfatıyla dinlenildi. Ara kararlarını açıklayan mahkeme heyeti dijital materyallerle ilgili düzenlenecek teknik bilirkişi raporunun beklenmesine karar vererek, duruşmayı 8 Şubat 2016'ya erteledi. Yeni mahkemenin belirlediği bilirkişi heyetinin; dijital verileri inceleyip bunların delil niteliğinde olamayacağı yönünde rapor vermesi, davanın seyrini değiştirdi. Ayrıca dijitaller üzerinde sanıkların değil başkalarının DNA'ları olduğu da ortaya çıktı. 8 Şubat'ta başlayıp 26 Şubat Cuma günü sona eren oturumların sonunda mahkeme tüm sanıkların beraatine kararı vererek, soruşturma sürecindeki kamu görevlileri hakkında da suç duyurusunda bulundu.
Hürriyet

28 Şubat 2016 Pazar

28.02.2016 Genel Gündem


28.02.2016

GÜNDEM

Askere Terör Zırhı
Milli Savunma Bakanlığı'nın hazırlayıp Adalet Bakanlığı'na sunduğu taslakta er - subay ayrımı kaldırıldı. 'Terörle mücadelede görevli tüm TSK mensuplarının' izne bağlı olarak yargılanabilmeleri' yönünde düzenleme yapıldı. Taslağa son şekli Bakanlar Kurulu'nda verilecek. Alınan bilgiye göre, terörle mücadelede görev alan askerlerin görevleriyle ilgili suçlar konusunda bir iddia ortaya atıldığı zaman doğrudan soruşturma yapılmayacak. Dava açılacaksa ilgili savcılıklar, önce MSB'den soruşturma izni talep edecek. Milli savunma bakanı, 'uygun' derse izinde ilk aşama tamamlanmış olacak. Başbakanın da onayı ile terörle mücadelede görevli TSK mensuplarının yargılanması mümkün olabilecek. Milli savunma bakanı, "Bu suçlama haksız" diyerek soruşturmaya izin vermezse dosya bakandan dönmüş olacak. Eski Askeri Yargıtay Genel Sekreteri Ali Fahir Kayacan, Hürriyet'e yaptığı açıklamada mevcut mevzuatta, suçlamaya göre asker kişilerin sivil ve askeri yargıda izin koşulu olmaksızın yargılandığını belirtti. Kayacan, şu değerlendirmeleri yaptı: "Asker kişilerle ilgili Askeri Yargılama Usul Kanunu var. Asker kişilerin, askeri olan suçları ile hizmet ve görevleriyle ilgili işledikleri suçlarda yargılamalar, askeri mahkemede yapılıyor. İsnat edilen suç; örneğin görevi kötüye kullanma, görevi ihmal, emre itaatsizlik gibi askeri bir suçsa asker kişi askeri mahkemede yargılanıyor. Ancak kasten adam öldürme, kasten yaralama, işkence gibi suçlardan askerler adliyelerde yargılanıyorlar. İç Hizmet Kanunu'ndaki şekliyle, silah kullanma yetkisi aşılırsa, yani önce havaya ateş edilip sonra ayaklarından vurma imkanı var ve vurulmamışsa suçun niteliğine göre yargılama yapılıyor ve hâkim takdir ediliyor. Meşru savunma durumu varsa beraat veriliyor. Örneğin 200 kişi, güvenlik güçlerinin etrafını sararsa artık önce havaya ateş aç, sonra ayaklarına ateş gibi bir sıralama aranmaz. Bu durumda meşru savunma durumu vardır."
Hürriyet

27 Şubat 2016 Cumartesi

27.02.2016 Genel Gündem


27.02.2016 Cumartesi
GÜNDEM

Sur İlçesinde 236 Terörist Öldürüldü 
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde terör örgütü PKK mensuplarına yönelik yaklaşık üç ay önce başlatılan operasyonun yakın zamanda tamamlanması bekleniyor. Labirenti andıran dar sokakları nedeniyle teröristlerin kaçışını kolaylaştıran yapıların bulunduğu ilçede 91 gündür süren operasyonda, etkisiz hale getirilen terörist sayısı 236'ya yükseldi. 6 mahalle ile Gazi Caddesi'nin bir bölümünde devam eden operasyonlarda, bölgenin tamamına yakınını teröristlerden temizledi. Teröristler, geride delil bırakmamak, örgütsel dokümanların ele geçirilmesini engellemek ve izlerini kaybettirmek için karargah gibi kullandıkları ev, okul ve ibadethaneleri ateşe verdi. Sur'daki yedi okulda bini aşkın öğrenci, terör saldırıları nedeniyle okullarında eğitim göremiyor. Sur'da terör olayları nedeniyle sokağa çıkma yasağı ilan edilen altı mahallede yaşayan 24 bin kişiden 23 bine yakını evlerinden ayrılmak zorunda kaldı. Sur'da evi dışında kalacak yeri olmayan 518 kişiden oluşan 134 aile de, kentteki otellerde misafir ediliyor.
Milliyet

26 Şubat 2016 Cuma

İran Seçimleri Üzerine

Yarın İran'da seçimler var. İlk kez 4 yılda bir yapılan parlamento seçimleri ile 8 yılda bir seçilen ve 88 üyeden müteşekkil Meclis-i Hobregan seçimleri aynı güne denk geldi. Bizim hubre hibre kelimesinin çoğuludur. Bizim dönemimizdeki hukuk derslerinde sıklıkla geçen ehl-i hibre'den hatırlayabiliriz. (ehl-i hibre=bilirkişi)

24 Şubat 2016 Çarşamba

24.02.2016 Genel Gündem


24.02.2016

GÜNDEM

İdil'de 1'i Polis 2 Yaralı Şırnak'ın Sokağa...
Şırnak'ın İdil ilçesinde 16 Şubat saat 23.00'ten itibaren ilçe merkezi ve Dirsekli Köyü'nde ilan edilen sokağa çıkma yasağı yedinci günde de devam ediyor. Dün sabah yağmur altında yapılan operasyonlar, Yeni Mahalle'deki hendek ve barikatların imhasıyla devam etti. Operasyonlar sırasında meydana gelen patlamada şarapnel parçalarının isabet ettiği bir polis memuru hafif yaralandı. Yaralı polis hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Turgut Özal Mahallesi'ndeki İlçe Jandarma Komutanlığı bahçesinde çalışan bir telekom görevlisi, operasyon sırasında meydana gelen bir patlamadan fırlayan şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu yaralanarak hastaneye kaldırılıp tedavi altına alındı. Genelkurmay, İdil'deki operasyonda 1 PKK'lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Açıklamada ayrıca İdil'deki operasyonda toplam etkisiz hale getirilen terörist sayısının 21 olduğu bildirildi. Mardin'in Derik ilçesinde 19 Şubat'ta başlatılan operasyonlarda 7 teröristin etkisiz hale getirildi. Valilik teröristlerce gerçekleştirilen roketatarlı saldırılarda 5 güvenlik görevlisinin hafif şekilde yaralandığı, gözaltına alınan 6 kişi ile ilgili işlemlerin sürdüğü aktarıldı. Açıklamaya göre operasyonlarda bugüne kadar 5 barikat kaldırıldı, 1 çukur kapatıldı ve 7 bomba düzeneği imha edildi. Kocaeli ve Adana'daki terör operasyonlarında 31 şüpheli gözaltına alındı.
Milliyet

23 Şubat 2016 Salı

23.02.2016 Genel Gündem


23.02.2016

GÜNDEM

Katliam Böyle Planlandı
Ankara'da 28 kişinin öldüğü, 81 kişinin yaralandığı saldırıyı terör örgütünün nasıl planladığı en ince ayrıntısına kadar ortaya çıktı. Eylem talimatı, PKK/KCK terör örgütü adına firari Hasan A., Baran kod adlı Mehmet D., Erhan kod adlı İshak Ö. (Porsıpi) ile Hoca ve Şirin kod adlı teröristler tarafından verildi. 17 Şubat'ta 28 cana mal olan saldırının ardından 10 ilde eş zamanlı operasyon yapılmış, 21 şüpheli gözaltına alınmıştı. 21 Şubat Pazar sabahı Ankara Adliyesi'ne getirilerek sorgulanan şüphelilerden 14'ü tutuklanma talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği'ne sevk edildi, 7 kişi ise serbest bırakıldı. 13 saat süren sorgunun ardından Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği, 04.00 sıralarında biten sorgulama işlemi sonucunda, şüpheli 14 kişinin tutuklanmasına karar verdi. Şüphelilerin ifadesinin, mahkeme kararı uyarınca sesli ve görüntülü sistemle alındığı anlaşıldı. Sesli ve görüntülü kaydın önümüzdeki günlerde tutanağa dönüştürüleceği öğrenildi. Tutuklananlar arasında, olay yerinde bulunan parmak izinden tespit edilen Salih Neccar ile saldırıyı üstlenen TAK'ın açıklamasında yer alan Abdulbaki Sönmez'in (Somer) aynı kişi olduğunu belirten ve saldırgana bombalı aracı teslim eden Kutbettin O. ile Metin A., Ahmet K., Muharrem C., Mustafa B., Turgut K., Metin C., Hüseyin G., İsmail İ. ve Murat K. da yer aldı. Anayasal Suçlar Soruşturma Bürosu'nca tutuklamaya sevk yazısında, eylemin nasıl planlandığı şöyle anlatıldı: "Sahte belgeler düzenleyerek araç kiralama işi yapan Turgut K. ve Mustafa B.'nin ortak oldukları Serdar B., Murat K., Hüseyin G. ve Metin C., İzmir'den Tuncay U.'ya ait Rent A Car firmasından sahte kimlik belgesi düzenleyerek araç kiraladı. Kiraladıkları araca sahte evrak ve sahte plaka çıkaran şüpheliler, Metin C. aracılığıyla önce İsmail İ. ile irtibat kurdu. İsmail İ.'nin eylem talimatını verenlerden firari Hasan A. ile de irtibatı vardı. PKK/ KCK terör örgütü adına faaliyet yürüten şüpheli Metin A., kırsaldaki PKK/KCK terör örgütü adına firari Hasan A., Baran kod adlı Mehmet D., Erhan kod adlı İshak Ö. (Porsıpi) ile Hoca ve Şirin kod adlı teröristlerden aldığı talimatla aracı temin etmekle görevlendirildi. İsmail İ. vasıtasıyla Volkswagen Scirocco marka 34 KK 0340 plakalı aracı önce eylem talimatını veren firari Hasan A. çeteden satın aldı. Hasan A., daha sonra aracı piyasa bedelinin çok altında Metin A.'ya sattı. Metin A., aracı aldığı talimat uyarınca Lice kırsalına götürdü. Burada İshak Ö.'den aldığı talimat uyarınca Ankara'da Ulus meydanında bir marketin önünde şüpheli Kutbettin O.'ya teslim etti. İkiz plakayı temin edemeyen Metin A., tekrar İstanbul'a giderek, Hasan A. ile irtibat kurdu. Temin edilen 06 FB 3157 plakayı alarak, şehirlerarası otobüsle Ankara'daki Kutbettin O.'ya gönderdi. Kutbettin O., Hüseyin K. ve Hayrettin T. vasıtasıyla eylemden önce kırsalda bulunan ve bombalama eylem talimatını veren firari şüpheliler Mehmet D., İshak Ö. ile Hoca ve Şirin kod teröristlerle tanıştırılıp irtibatlandırılmıştı. Kutbettin O.'ya, Ankara'ya yanına bir şahıs gönderileceği de söylenmişti. Somer veya Neccar, AŞTİ'den Ahmet Ç.'den emaneten aldığı cep telefonu ile Kutbettin O.'yu aradı. Eylemci ve Kutbettin O., 15-20 gün Ankara'da Eskişehir yolundaki şantiyede birlikte kaldı. Şüpheliler Ahmet K. ve Muharrem C., bomba yapmakta kullanılan malzemeleri 45 B 4865 plakalı araçla kırsaldan aldıkları talimat uyarınca şüpheli Kutbettin O.'nun çalıştığı şantiyeye getirdi. Eylemci, şantiyede kaldığı sürede bomba ve bomba düzeneklerini hazırlayarak suça konu 34 KK 0340 plakalı araca yerleştirmek suretiyle bombalı saldırı eylemine hazır hale getirdi. Şüpheli Kutbettin O. ve eylemci, olay tarihi ve öncesinde de olay yeri ve yakınında Kutbettin O.'ya ait Peugeot 308 marka araçla çok sayıda keşif yaptı. Bu keşifler Plaka Tanıma Sistemi kayıtlarında da yer aldı. Bombacı, 17 Şubat'ta Merasim sokağa giderek eylemi gerçekleştirdi. Saldırıdan sonra hem 35 EA 9526 plakalı Peugeot araçta hem de şantiyedeki eşyalar üzerinde yapılan incelemede, Kutbettin O. ve kardeşi Metin O.'ya ait birden fazla parmak izi tespit edildi.
Milliyet

22 Şubat 2016 Pazartesi

22.02.2016 Genel Gündem


22.02.2016

GÜNDEM

Ayaktayım
Diyarbakır Sur'da bir binanın çökmesi sonucu şehit düşen Piyade Üsteğmen Enes Demir ve Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Doğukan Tazegül Ankara'da toprağa verildi. Şehit annesi Meliha Demir cenazelerin geçişi sırasında "Bayrak yakışmış bakın, ne güzel olmuş. Dimdik ayaktayım. Evladım hakkını helal et" dedi. Aynı yerde şehit düşen Jandarma Astsubay Üstçavuş Hüseyin Gümüş'ün cenazesi de Ordu'ya gönderildi. ŞEHİTLER için ilk tören Diyarbakır Asker Hastanesi'nde düzenlendi. Buradaki törenin ardından şehitler Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş Doğukan Tazegül (24), Piyade Üsteğmen Enes Demir'in (27) cenazeleri Ankara'ya, Jandarma Astsubay Üstçavuş Hüseyin Gümüş'ün (32) cenazesi de memleketi Ordu'ya gönderildi. Şehitlerden Tazegül ve Demir Ankara Kocatepe Camisi'nde düzenlenen törenle uğurlandı. Törene, Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, kuvvet komutanları, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik de katıldı. Şehit Tazegül'ün babası Yener, annesi Nilüfer ve kız kardeşi Zeynep Tazegül ile şehit Demir'in babası Zekeriya, annesi Meliha ve kardeşi Ahmet Demir cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Davutoğlu tören boyunca şehit babalarının elini bırakmadı, eşi Sare Davutoğlu da gözyaşlarını tutamadı. Şehit Üsteğmen Enes Demir'in bir süre önce Cizre'de bir çatışmada yüzünden yaralandığı ancak gazilik beratını kabul etmediği öğrenildi. Şehit babası Zekeriya Demir, Kocatepe Camisi'ne girdiği sırada "Sarı saçlım, sarı sakallım, yiğidim benim. Gururluyum kardeşlerim. Dimdik gitti ve girdi o binaya" derken, şehidin annesi Meliha Demir de Türk bayrağına sarılı cenazelerin geçişi sırasında "Bayrak yakışmış bakın, ne güzel olmuş. Paçavra parçası yok, bayrak var. Paçavrayla değil, dimdik bayrakla gitti. Dimdik ayaktayım. Kimse koluma bile girmedi. Evladım hakkını helal et" dedi. Şehit Astsubay Kıdemli Çavuş Doğukan Tazegül'ün cep telefonunda çıkan vasiyeti gereği, tabutunun başına bordo beresi yerleştirildi. Anne Nilüfer ve baba Yener Tazegül taziyeleri birlikte kabul etti. Tazegül'ün 12 yaşındaki kızkardeşi Zeynep, ağabeyinin bordo beresini takarak, asker selamı verdi. Şehit Tazegül'ün vasiyeti özetle şöyleydi: "Burada neden olduğumu unutmayın. Allah yolunda cihat, vatan ve Türk milletinin bütünlüğü içindir. Arkamdan ağıt yakmayın, bağıra çağıra ağlamayın. Rahat uyumam için arkamdan güzel dualar edin. Kuran-ı Kerim okuyun. Tabutumun baş kısmına bordo beremi koyun. Hepiniz haklarınızı helal edin."
Hürriyet

21 Şubat 2016 Pazar

21.02.2016 Genel Gündem


21.02.2016

GÜNDEM

Fırtına Şartı
Hürriyet'in Cumhurbaşkanlığı ve diplomatik kaynaklarından edindiği bilgiye göre Obama, önceki akşam gerçekleşen görüşmede Ankara ve Diyarbakır'daki terör saldırıları nedeniyle taziye dileklerini iletti ve Erdoğan'a "Acınızı yüreğimizde hissediyoruz. Tepkinizi anlıyoruz. Türkiye ve ABD müttefiktir, sizinle kişisel dostluğumuz var. Dostların birbirlerini böyle kritik zamanlarda desteklemesi önemlidir. Yanınızdayız" dedi. Erdoğan ise Ankara saldırısının YPG tarafından gerçekleştirildiğine dair şüpheleri kalmadığına dikkat çekerek, "Bilgileri büyükelçinize aktardık" diye konuştu. Erdoğan, Suriye'nin kuzeybatısında Esad ve YPG güçlerinin muhaliflere yönelik saldırılarının IŞİD ile mücadeleye de zarar verdiğine dikkat çekerek, ABD Başkanı'ndan bu saldırıların durdurulması için çağrı yapmasını ve bunun ortak açıklamayla duyurulmasını istedi. Obama, olumlu yanıt verdi. Ancak Türkiye'nin açıklamasında bu yönde bir ifade yer alırken Beyaz Saray'ın notunda 'Esad'a yönelik çağrı' ile yetinildi. Obama, Suriye'deki temel hedeflerinin IŞİD'le mücadele olduğunu vurgularken, Erdoğan, Rusya'nın tavrı nedeniyle Türkiye'nin IŞİD ile mücadelesinin zarar gördüğüne dikkat çekti. Erdoğan, Rusya ve Esad rejiminin saldırılarının IŞİD ile mücadele eden Suriye muhalefetine zarar verdiğine dikkat çekerken, Obama da Putin ile telefon görüşmesi yaptığını anımsatarak, "Putin'e açıkça ifade ettim. 'Muhaliflere yönelik saldırıları durdurun' dedim" ifadesini kullandı. Obama, TSK'nın YPG'ye yönelik top atışlarının durdurulması yönündeki Amerikan pozisyonunu tekrarladı. Erdoğan, YPG ve Rusya destekli Esad'ın ortak hareket ettiğini belirterek, "Hedefleri IŞİD ile mücadele değil. Azez düşerse Türkiye ciddi bir göç ve güvenlik sorunu ile karşılaşacak. Esad, Rusya ve YPG, Münih'te varılan anlaşmaya uyarsa top atışları da duracaktır" karşılığını verdi. Erdoğan, önceki gün Türkiye'nin güneyinde koridor oluşturulmasına izin verilmeyeceğini vurgulayarak, "Top atışlarımız buna yöneliktir ve devam edecektir. Sınırlarımızda böyle bir gayrimeşru oluşumun asla tribünden izleyicisi olmayacağız" demişti. Erdoğan'ın Amerikan yönetimine 'Münih'e uyulmaması halinde topçu atışlarının devam edeceği' mesajı vermesi, bu sözlerindeki kararlılığının göstergesi olarak gösterildi. Hürriyet'in Türk diplomatik kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Obama'nın Türkiye'nin toprak bütünlüğü konusundaki tavizsiz yaklaşımı ve NATO'nun güvencesi altında olduğunu ifade etmesi, Ankara'yı memnun etti. Lüksemburg gibi ülkelerin Türkiye'nin Rusya'yla bilinçli bir çatışmaya girmesi durumunda NATO'nun Türkiye'ye destek olmaması gerektiğini açıkça ilan ettiği bir dönemde Obama'nın NATO vurgusu, kayda değer bulundu. Ancak, Obama'nın YPG konusundaki tavrı, Erdoğan'ı tatmin etmedi. Ankara'da, ABD yönetiminin YPG'ye karşı önemli angajmanlara girdiği, oradan dönmekte zorlandığı, bu nedenle YPG'yi karşısına almadığı değerlendirmesi yapıldı. ABD yönetiminin, YPG-Rusya ilişkilerinden rahatsız olduğu ve bunu YPG'ye ilettiği bilgisi de Ankara ile paylaşıldı.
Hürriyet

20 Şubat 2016 Cumartesi

20.02.2016 Genel Gündem


20.02.2016

GÜNDEM

Şehitler Safı
Başkent, 17 Şubat'taki canlı bomba saldırısında hayatını kaybeden şehitlerini gözyaşlarıyla uğurladı. İlk tören Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) yapıldı. 28 terör kurbanından bazıları Ankara'da bazıları başka illerde toprağa verildi. Kocatepe Camisi'ndeki törende Mustafa Haliloğlu, Figen Gündüz, Meryem Yılmaztürk, Güner Altınok, Fatma Berna Atmaca ve Sedat Durğun ile astsubaylar İbrahim Baran ve Ertan Akgül'ü uğurlamak için yakınları, mesai arkadaşları, devlet protokolü bir aradaydı. Kocatepe Camisi'nin avlusu hınca hınç doldu. Sedat Durğun'un kızı, ellerini açarak ettiği, "Babacığım her gece rüyama gel. Beni hiç yalnız bırakma. Gittiğin yerde çok rahat et, mutlu ol" duasıyla babasını uğurladı. Durğun'un eşi ise "Bana telefon açtın, 'geliyorum' dedin, sana yemek yapmıştım, eve gelmek için çıktığın yolda bak ne oldu? Daha çocuklarımıza doyamadan gittin" diyerek ağladı. Şehit Durğun'un, 2 yaşındaki oğlu Muhammed'in 1 hafta sonraki doğum günü kutlaması için balıklı pasta siparişi verdiği öğrenildi. Mustafa Haliloğlu'nun tekerlekli sandalyeyle cenazeye gelebilen babası Ömer ise "Ben sana canımı verseydim" diyerek evladını toprağa vermenin acısını yaşadı. Haliloğlu'nun oğlu da dedesinin dizinin dibinde ağladı. Figen Gündüz'ün tekerlekli sandalye ile camiye gelen annesi, "Acımız çok büyük ama gururluyuz" dedi. Bazı şehit yakınları, naaşların cenaze araçlarına alınması sırasında kırmızı karanfiller attı, "Aşkım gözün arkada kalmasın", "Annen sana kurban olsun", "Cennet bahçelerinde dolaş, sen merak etme" diyerek yakınlarını uğurladı. Güner Altınok'un eşi, konvoydaki araca sarılarak, "Nereye gidiyorsun, sensiz ne yaparım" diyerek ağladı. Milli Savunma Bakanlığı sivil personeli kimya mühendisi Yıldız Demirtaş'ın (50) lise son sınıf öğrencisi Mertcan ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuyan Elifcan adlı iki çocuğu vardı. Annesini ve babasını 2011 yılında bir ay arayla kaybettikten sonra, en büyük korkusu kendi çocuklarının da öksüz kalmasıydı. Olay günü servise bindiğinde en son kızı Elifcan ile konuşmuştu. Patlama haberini alan ailesi, önce hastanelere daha sonra Adli Tıp Kurumu'na koştu. Kimliği, kızı Elifcan'dan alınan DNA örneğiyle tespit edildi. Yıldız Demirtaş dün Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda, vasiyeti üzerine, annesinin mezarının üstünde defnedildi. m Deniz Astsubay Kıdemli Başçavuş Cüneyt Sertel, Ankara Polatlı'da son yolculuğuna uğurlandı. Sertel'in naaşı, GATA'da düzenlenen törenin ardından önce Polatlı'daki babaevine götürüldü. Polatlı Çarşı Camisi'ndeki törende şehidin eşi Serap Sertel, Türk bayrağına sarılı tabuta sarılarak uzun süre gözyaşı döktü. Şehidin eşi ile kızları Zeynep ve Ceren'i, askeri yetkililer sakinleştirmeye çalıştı. Törende, teröre tepki gösteren vatandaşlardan biri "Bu çocukları şehit edenler hesap verecek" diye seslendi. Cenaze namazına katılanlar, cami bahçesine sığmadı. Çok sayıda kişi Ankara Caddesi'nde de namaz kıldı. Sertel, Polatlı Şehitliği'nde toprağa verildi.
Hürriyet

19 Şubat 2016 Cuma

19.02.2016 Genel Gündem


19.02.2016 Cuma
GÜNDEM

Lice'de Tuzak İdil'de Çatışma: 8 Şehit 
Diyarbakır'ın Lice ilçesinde dün acı haber geldi. PKK'lı teröristler, Diyarbakır-Bingöl karayolunun Lice Mermer Bucağı mevkisinde, bir menfeze yerleştirdikleri bombayı, askeri aracın geçişi sırasında patlattı. Dün saat 09.30 sıralarındaki patlamanın etkisiyle karayolu ikiye bölündü, askeri araç yaklaşık 30 metre yolun kenarına savrularak tarlaya düştü. Olay yerine çok sayıda askeri araç, ambulans ve helikopter sevk edildi. Patlama sonucu iki çocuk babası Astsubay Başçavuş Halit Zilani Çelik (37), jandarma erler Fatih Yeniay (24), terhisine 2 ay kalan Kadir Görgülü (21), 2.5 aylık asker Recep Bodur (21), Mustafa Bilgili (21) ve Mustafa Nerkis şehit oldu. Patlamada 1 asker de ağır yaralandı. Yaralı asker, ambulans helikopterle Diyarbakır Asker Hastanesi'ne kaldırıldı. Akaryakıt istasyonuna yaklaşık 100 metre uzaklıkta meydana gelen patlama nedeniyle Diyarbakır-Bingöl karayolu ulaşıma kapandı. İlk incelemede saldırıda amonyum nitratlarla güçlendirilmiş, yaklaşık 1 ton patlayıcı kullanıldığı belirlendi. Terör örgütü PKK'lıların patlayıcıyı kablo düzenekli olarak hazırladığı ve yaklaşık 350 metre uzunluğunda kablo döşediği ortaya çıkarıldı. Fatih Yeniay'ın bir kardeşinin İstanbul'da asker olduğu belirtilirken ağabeyi Metin Yeniay evlerinin önüne gelen askeri heyeti görünce, "Anneme babama haber vermeyin" diye bağırdı. Er Mustafa Bilgili'nin acı haberi, Amasya'nın Suluova ilçesindeki ailesini gözyaşlarına boğdu. İmam olan baba Recep ve anne Nilgün Bilgili gözyaşlarına boğuldu. Şehidin ikizi Ramazan Bilgili'nin bir yıl önce evlendiği ve kardeşinin askerliğinin tamamlamasının ardından askere gideceği belirtildi. Er Mustafa Nerkis'in şehitlik haberi İzmir Bornova'ya ateş düşürdü. Aslen Kütahya Simavlı olanve bir apartmanda görevli olarak çalışan iki çocuklu Mehmet Nerkis ve Ayşe Nerkis çiftine, tek oğullarının şehit olduğu söylenince anne Ayşe Nerkis, "Yaktın bizi kavurdun bizi. Mustafam neredesin? Ben bu saatten sonra nasıl yaşayacağım" diyerek feryat etti. Yürek yakan bir haber de Şırnak'ın İdil ilçesinden geldi. Önceki gece başlatılan sokağa çıkma yasağının ardından ilçede PKK'lıları etkisiz hale getirmek için operasyonlar düzenlendi. Dün öğle saatlerinde hendek ve barikatların olduğu Yeni Mahalle'deki Seyrantepe Mevkisi'nde teröristler güvenlik güçlerine silahlı saldırıda bulundu. Ağır yaralanan özel harekât polisi Veysi Kakı (26) ve Ardahanlı Uzman Çavuş Burak Güneş (23) doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Güneş'in İstanbul Pendik'teki evinde acı haberi alan annesi Neslihan ile babası Sait Güneş feryat etti. Şehit Güneş bugün Pendik'te son yolculuğuna uğurlanacak.
Hürriyet

18 Şubat 2016 Perşembe

18.02.2016 Genel Gündem


18.02.2016 Perşembe
GÜNDEM 

Türkiye'nin Kalbine Hain Saldırı 
Ankara Kızılay'da dün akşam saat 18.31'de Genelkurmay Başkanlığı'na 300, TBMM'ye 500 metre mesafede askeri servis araçlarının geçişi sırasında bomba yüklü bir araçla saldırı düzenlendi. Bombalı saldırıda 28 kişi hayatını kaybetti, 61 kişi de yaralandı. Devlet Su İşleri Binası'nın önündeki trafik ışıklarında servis araçları kırmızı ışıkta durduğu sırada yol kenarına par eden bomba yüklü otomobil havaya uçuruldu. Ankara'nın her yerinden duyulan korkunç patlamada iki servis aracı ile bir otomobil yanarak kullanılmaz hale geldi. Büyük paniğe yol açan patlama sonrasında bölgede polis ve askerler güvenlik önlemleri aldı, bölgeye kimse sokulmadı. Bölgedeki bütün güvenlik kameraları görüntülerini ve MOBESE görüntüleri toplanarak incelemeye alındı. Patlama sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bağlı Anayasal Düzene ve Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Bürosu'nda görevli yedi savcı, olay yerinde inceleme başlattı. Bölgede geniş çaplı delil araması yapılırken bombanın bıraktığı iz, menşei gibi bilgilere ulaştırabilecek deliller de titizlikle tek tek değerlendiriliyor. Ankara Adli Tıp Kurumu'na kaldırılan cenazelerle ilgili de çok sayıda savcının görevlendirildiği öğrenildi. Burada yapılan incelemelerde kimliği belirlenemeyen cesetlerden DNA örnekleri alınacağı ve bu örneklerin özellikle canlı bomba olabileceği açıklanan kişilerin ailelerinden alınacak DNA örnekleriyle de karşılaştırılacağı öğrenildi.
Vatan

17 Şubat 2016 Çarşamba

17.02.2016 Genel Gündem


17.02.2016

GÜNDEM

Ankara: Suriye'ye Kara Operasyonu İstiyoruz
Türkiye'deki yabancı muhabirlere adının açıklanmaması şartıyla bilgi veren üst düzey bir Türk yetkili, Ankara'nın Suriye'de kara operasyonu yapılmasını istediğini söyledi. İstanbul'da gerçekleşen ve Associated Press, Reuters, AFP uluslararası haber ajanslarının muhabirlerinin davet edildiği brifingde bilgi veren Türk yetkili, Ankara'nın bu konuda Batılı ve Körfez ülkelerinin desteğini aradığını, şu aşamada Türkiye'nin tek başına kara operasyonu düzenlemeyi düşünmediğini vurguladı. Yetkili, "Kara operasyonu istiyoruz. Eğer bir konsensus olursa Türkiye kara operasyonunda yer alır. Bu konuyu müttefiklerimizle tartışıyoruz" açıklamasında bulundu. Yetkili, olası operasyonun amacının ise "IŞİD, Beşar Esad rejimi ve PYD'nin Suriye'den temizlenmesi" olacağını söyledi. Reuters haberinde, "yetkilinin daha rahat konuşabilmek adına" adının yazılmasını istemediğini belirtti. Türk yetkili, Suriye'de beş yıldır süren iç savaşı sona erdirmenin 'tek yolunun', IŞİD karşıtı koalisyondaki müttefiklerin desteğiyle gerçekleştirilecek bir kara operasyonu olduğunu söyledi. Konunun Batılı ve Körfez ülkeleri ile görüşüldüğünü belirten yetkili, "Uluslararası müttefiklerimizle birlikte kara operasyonu istiyoruz. Görüşmelerimizde bu konuyu gündeme getirmeye çalışıyoruz. Kara operasyonu olmadan Suriye'deki çatışmaları durdurmak imkansızdır. Biz böyle düşünüyoruz ve Suriye'ye en yakın ülke biz olduğumuz için (çatışmaların) olumsuz etkisini diğerlerine göre daha fazla hissediyoruz. Bu konu (müttefiklerimizle) birçok kez dile getirildi ancak henüz bir sonuca varılmadı" dedi.
Milliyet

16 Şubat 2016 Salı

16.02.2016 Genel Gündem


16.02.2016

GÜNDEM

Şimdi 3 Bin
Şırnak İdil'de öğretmenlere idari izin verilmesi ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın açıklamaları göçe neden oldu. İdil'de, öğretim yılının ikinci yarısı başlamak üzereyken öğretmenlere 8-12 Şubat arasında İstanbul'da hizmet içi eğitim alacaklarına yönelik telefon mesajı gönderilmişti. Bu süre bitti ama bu kez de okul yöneticileri, öğretmenleri cep telefonlarından arayarak, ikinci bir emre kadar idari izinli olduklarını söyledi. 1200 öğretmen ilçeye dönmedi. İçişleri Bakanı Ala'nın, "Sırada İdil ve Nusaybin var" açıklamasının ardından ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edileceği beklentisi hâkim oldu. İdil'den göç başladı, nüfusu 30 bine yaklaşan İdil'de yaklaşık 3 bin kişi kaldı. TEOG sınavına hazırlanan 8'inci sınıfta okuyan 1000 ve YGS'ye hazırlanan 12'nci sınıfta okuyan 500 olmak üzere toplam 1500 öğrenci, Batman merkez ve Hasankeyf ilçesinde eğitimlerine devam edecek. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın yakalanarak Türkiye'ye getirilişinin 17'nci yıldönümü nedeniyle bir çok ilde eylem yapıldı. İdil'de PKK'lı grupların hendek kazıp barikatlar oluşturduğu Yeni Mahalle ile Turgut Özal Mahallesi'nde, önceki akşam polise ateş açıldı. Yeni Mahalle'deki Cumhuriyet İlkokulu'na da bomba atıldı ve yakıldı. Van'da zırhlı araca yapılan roketli saldırıda 1 polis yaralandı. Siirt'te emniyet lojmanlarının üzerinde uçan 1 insansız hava aracı vurularak düşürüldü. İstanbul Gazi Mahallesi'nde, düzenlenen gösteri sırasında Bektaş Eren Er (17) kalçasından, Yusuf Tonğ (27) da göğsünden vurularak yaralandı. Yusuf Tonğ'un durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Hürriyet

15 Şubat 2016 Pazartesi

15.02.2016 Genel Gündem

15.02.2016

GÜNDEM

Gece Gündüz
Askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre, önceki gün akşam üzeri Azez'in güneybatısındaki Maranaz bölgesindeki YPG unsurları Akçabağlar (Kilis) üs bölgesine ateş açınca, Türk topçusu misliyle karşılık verdi. Bunun üzerine YPG mevzilerinden açılan ateş kesildi. Önceki gece 01.00 sıralarında yeniden aynı bölgeden ateş edilince, 40 kilometre menzile sahip Fırtına obüsleri yeniden karşılık verdi. Gece en az 10 top atışı yapıldı. Dün sabah da saat 09.40 sıralarında YPG unsurları yine aynı bölgeden atış yapınca, Türk topçusu da saat 10.00'dan itibaren karşılık vermeye başladı. Dün 17 saatte 100'den fazla atış yapıldığı ve 50 kadar hedefin vurulduğu öğrenildi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye'nin, PYD Miniğ Hava Üssü'nden çıkıp Azez ve çevresini terk edene kadar topçu atışlarını sürdürme kararı aldığını belirterek, "Ülkemize havan mermisi gelmesi üzerine Maranaz, Hicernas, Tel Rıfat, Miniğ ve Şerferikat bölgelerinde tespit edilen unsurlara karşı Fırtına bataryasıyla atış yapılmıştır. Bugün de(dün) Miniğ, Tel Rıfat ve Şeferikat bölgesine ateş yapılmıştır" dedi. Yapılan top atışlarına rağmen, YPG, stratejik Azez koridorundaki ilerleyişini sürdürüyor. YPG'nin belkemiğini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri Miniğ'in doğusundaki Ayn Deknah köyünü ele geçirdi. Köy, Türkiye sınırındaki Azez ile Tel Rıfat arasında bulunuyor. Öte yandan SDG'nin Tel Rıfat'a girdiği ve çatışmaların kasabanın içinde devam ettiği belirtiliyor. Askeri kaynaklar dün ayrıca Hatay bölgesindeki Dağardı Hudut Karakolu bölgesine Esad rejimine bağlı güçlerden havan atışı yapılması sonucu yine Fırtına obüsleriyle misliyle karşılık verildiğini bildirdi. Suriye Dışişleri Bakanlığı da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi'ne mektup yazdı. Mektupta, 'Türkiye'nin Halep ve Lazkiye'ye yaptığı top atışlarının savunmasız sivillerin yaşadığı köyleri hedef aldığı ve bu saldırıların teröristlere açık ve net bir destek olduğu' kaydedildi. Suriye Dışişleri Bakanlığı cumartesi günü Kilis'teki Öncüpınar Sınır Kapısı'nın karşısında bulunan Bab es-Selame sınır kapısı üzerinden Halep'in kuzeyine ağır makineli silahların monte edildiği 12 kamyonetin girdiğini de ileri sürdü. Açıklamada, bu araçlarda bir kısmı Türk güçlerinden oluşan 100 kadar silahlının bulunduğu belirtildi.
Hürriyet

14 Şubat 2016 Pazar

14.02.2016 Genel Gündem


14.02.2016

GÜNDEM

1-2 Haftaya Geliyorlar
İncirlik Üssü'nün ABD liderliğindeki koalisyona destek veren tüm ülkelere açık olduğunun altını çizen yetkililer, Suudi Arabistan'ın da IŞİD'le mücadelede bu üsten yararlanma imkanı olduğunu hatırlattı. Uçakların gelişinin bir - iki haftayı bulabileceği belirtildi. Gelecek uçak sayısının ise 8 ile 15 arasında olması bekleniyor. Bir yetkili, "Koalisyona ortak ülkelerden hiç biri ABD'nin ki kadar uçak gönderme kapasitesine sahip değil" dedi. İncirlik'teki askeri kaynaklar, Suudi Arabistan uçaklarının üste nereye konuşlanacaklarına dair hangar alanının henüz tespit edilmediğini söyledi. Güvenlik kaynakları, Suudi Arabistan'ın Türkiye üzerinden Suriye'ye bir kara gücü sokması veya iki ülkenin ortak bir kara operasyonuna girişmesinin ise sözkonusu olmadığını vurguladı. Bakan Çavuşoğlu'nun da bunu bir temenni olarak söylediğine dikkat çeken kaynaklar, Riyad yönetiminin Yemen'de karşılaştığı zorluklara vurgu yaptı. Koalisyon lideri ABD'nin yeşil ışık yakmaması durumunda, koalisyonun Suriye içine girerek Türkiye - Suriye sınır hattında bir güvenlik koridoru yaratmasının mümkün olmayacağını belirten kaynaklar, koalisyon güçleri içinde yer alan diğer Batılı ülkelerin de Suriye'de Rusya ile karşı karşıya gelme gibi bir pozisyonlarının bulunmadığını söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Antalya Temsilciliği'ni ziyaretinde Suudi Arabistan'ın İncirlik'e uçak göndereceği ve iki ülkenin karasal operasyonda işbirliği yönünde dün bazı gazetelerde yer alan açıklamalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çavuşoğlu, "Önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan uçakları da Türkiye'ye IŞİD'le mücadele için gelebilir. Başından beri Suudi Arabistan'la birlikte koalisyon içinde IŞİD'le mücadelede başarılı olabilmek için hava operasyonlarının yetersiz kalacağını ve kara operasyonlarının mutlaka olması gerektiğini söylüyoruz. 65 ülke var. Şimdi de aynı düşüncedeyiz. Ama bugüne kadar bu yönde alınmış bir karar yok, bir tam strateji yok işin doğrusu."
Hürriyet

13 Şubat 2016 Cumartesi

13.02.2016 Genel Gündem


13.02.2016

GÜNDEM

Cizre Manzaraları
Cizre'de 14 Aralık 2015 tarihinde terör örgütü PKK'ya karşı sokağa çıkma yasağının uygulamaya konulmasıyla 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti yönetiminde başlayan "Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Burak Demirci Operasyonu" önceki gün sona erdi. PKK'lı teröristlerle çatışmalar, mayınlı tuzaklar ve bombalı saldırılara sahne olan ilçede ortaya çıkan harabe görünüm dün gözler önüne serildi. Sokaklarda teröristlerin özellikle tüplerle hazırladıkları bombaların parçaları ve evlerin duvarlarında terör örgütü lehine yazılar görüldü. Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet unsurlarınca 59 gün sürdürülen operasyonlar sırasında, teröristlerin karargâh gibi kullandıkları okul ve camiler ile mevzilendikleri evler büyük hasar gördü. TSK ve emniyet unsurlarının bölgeyi kontrol altına alması üzerine teröristler bulundukları binaları ateşe vererek kaçtı. Nur Mahallesi'ndeki Cizre Atatürk Anadolu Lisesi ile okula ait yatakhane, teröristlerin en fazla zarar verdiği binalar arasında. Operasyonlar başlamadan önce okulu işgal eden teröristler, buradan güvenlik güçlerine saldırdı. Okul çevresine açtıkları çukurları el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, barikatlar kuran teröristler, güvenlik güçleriyle uzun süreli çatışmaların ardından okulu ateşe vererek terk etti. İlçedeki okulların yarıya yakınına teröristlerce zarar verildi. Teröristler, camileri de karargâh olarak kullandı. Nur Mahallesi Kuştepe Sokak'taki caminin tüm camları kırıldı, teröristler ateş etmek için caminin duvarlarına delikler açtı. Evlerin bahçelerine açtıkları deliklerden mevziler arası geçiş sağlayan teröristler, sokaklara çok sayıda barikat kurdu, el yapımı patlayıcı tuzakladı. Teröristlerin tuzakladığı patlayıcılar, güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilirken, barikatlar da kaldırıldı. Güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilen 18 kişinin cenazesi dün sabaha karşı Şanlıurfa'ya götürüldü. Adli Tıp Kurumu'nun yanı sıra Balıklıgöl ve Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi morglarında tutulan cenazelerin otopsilerine başlandı. Polis, cenazelerin bulunduğu morgların çevresinde zırhlı araçlarla önlem aldı. Genelkurmay Başkanlığı, Cizre ilçesinin tamamının kontrol altına alındığını, operasyonlarda bugüne kadar 619 PKK'lının öldürüldüğünü açıkladı.
Hürriyet

12 Şubat 2016 Cuma

12.02.2016 Genel Gündem


12.02.2016

GÜNDEM

Annesinin Hediyelerini Göremeden Şehit Oldu
Diyarbakır Sur'da önceki gün şehit düşen Uzman Çavuş Osman Öz ile Jandarma Uzman Onbaşı Kadir Genç'in ardından ağır yaralanan Uzman Çavuş Yusuf Alsancak da dün şehit oldu. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıkamada Sur'da önceki yaşanan çatışmada ağır yaralanarak hastaneye kaldırılan Uzman Çavuş Alsancak'ın dün sabah saatlerinde kurtarılamayarak şehit olduğu açıklandı. Şehidin Kırıkkale'de oturan ailesine acı haberi askeri yetkililer verdi. Anne Gülseren ve baba Ali Alsancak haberi alınca gözyaşlarını tutamadı. Şehidin kuzeni Ebru Alsancak, şehidin doğum gününün 5 Şubat olduğunu, annesinin doğum günü için oğlunun fotoğrafının bulunduğu yastık ve kupa yaptırdığını belirtti. Ebru Alsancak, kuzeninin bu hediyeleri göremediğini dile getirdi. Bekar olan ve 2 yıldır Tunceli'de çalıştığı öğrenilen Alsancak'ın geçici görevle Diyarbakır'ın Sur ilçesine gittiği öğrenildi. 26 yaşında şehit olan Uzman Onbaşı Kadir Genç'in cenazesini, Adana'da babası Veysel, annesi Fadime Genç, 3 erkek kardeşi ile yaklaşık 2 bin kişi karşıladı. Cenaze aracı evin önüne getirilince, Kadir Genç'in 3 kardeşi birbirine sarılarak ağıt yaktı. Mahalle camiinde kılınan cenaze namazına Adana Valisi Mustafa Büyük, 6'ncı Mekanize Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Erbaş, Büyükşehir Belediye Başkanı MHP'li Hüseyin Sözlü, şehidin yakınları ile yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Ardından cenaze mahalle mezarlığında gözyaşlarıyla toprağa verildi. Sur'da şehit olan Uzman Jandarma Çavuş Osman Öz (38) Afyonkarahisar'ın Gökçek Köyü'nde toprağa verildi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 17 yıldır görev yapan Osman Öz'ün Tunceli 1'inci Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı'nda görevli olduğu ve Sur'a geçici görevle gönderildiği belirtildi. Cenazeye katılan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun yanına geldiği sırada baba Fehmi Öz "Bu terör bizim canımızı çok yaktı, bitsin artık. Ben bu 3 çocukla şimdi ne yapacağım" dedi. Şehit Uzman Çavuş Osman Öz, cenaze namazının ardından mahalle mezarlığında toprağa verildi.
Milliyet

Ucuz Petrol Dünyasında Kim Kazanır, Kim Kaybeder?


Bu hafta Petrol Fiyatları Haziran 2014'de başlayan hızlı düşüşünü sürdürerek 2004 yazından bu yana küresel mukayesede Brent ham petrolün varili 8 Ocak'ta 33,37 dolara inerek son 10 yıl içinde en düşük işlemlerin yapıldığı haftayı görmüş oldu. Petrol fiyatlarının bu kadar düşük seviyelere inmesinin bir dizi nedeni var; ki bunların başında son aylarda Çin ekonomisi ve finansal piyasalarının çok düşük performanslarla kapanması geliyor. Böylelikle de global talep cephesinde işlerin iyi gitmediğinin ilk sinyalleri de verilmiş oldu. Avrupa ve Kuzey Amerika gibi ana pazarları oluşturan ülkelerde bu kışın diğer yıllara oranla daha ılık geçmesi de doğal gaz ve yakıt olarak kulanılan diğer hidrokarbonların mevsimsel tüketimini düşürmüştür. Arz cephesinde ise; İran petrolünün kısa süre içinde global piyasalarda işlem görmeye başlayacak olmasıyla OPEC'in yüksek miktardaki petrol arzına devam edeceğinin işaretlerini vermesi, önemli faktörler arasında yer almıştır. Bir diğer önemli faktör de, pek çok üretici şirket üstünde dayanılmaz boyutlara ulaşan finansal baskılara rağmen, Birleşik Devletlerin önemli bir petrol üreticisi olmayı sürdürmesidir. Tüm bu gelişmeler fiyatlar üzerinde etkisini sürdürerek hampetrol/varil fiyatlarının 20-30 dolarlar düzeyine inmesine bile yol açabilir.

11 Şubat 2016 Perşembe

11.02.2016 Genel Gündem


11.02.2016 Perşembe
GÜNDEM

Sur'da 2 Şehit Daha 
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde güvenlik güçleriyle PKK'lı teröristler arasında dün çıkan çatışmada 2 asker şehit oldu, 2 asker de yaralandı. Çatışmada 1 PKK'lı terörist de etkisiz hale getirildi. Çatışmada yaralanan ve Diyarbakır Asker Hastanesi'ne kaldırılan Jandarma Uzman Çavuş Osman Öz (38) ve Jandarma Uzman Onbaşı Kadir Genç (26) doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Yaralı 2 askerin tedavisi ise sürüyor. Şehit Jandarma Uzman Çavuş Osman Öz'ün Afyonkarahisar'ın Evciler ilçesi Gökçek köyündeki baba ocağına ateş düştü. Evli, 15 ve 8 yaşlarında iki erkek, 1 yaşında da kız çocuk babası olduğu belirtilen şehit Öz'ün, eşi ve çocuklarının Tunceli'de yaşadığı öğrenildi. 17 yıllık uzman çavuş olan Öz'ün, Tunceli'de görevli olduğu, Sur'a geçici görevle gönderildiği belirtildi. Polislikten malulen emekli olan şehidin babası Fehmi Öz (66) ile anne Nermin Öz'ün Eskişehir'de olduğu, babasının burada karaciğer ameliyatı geçirdiği kaydedildi. Vali Güngör Azim Tuna, şehidin anne ve babasını hastanede ziyaret etti. Şehit Kadir Genç'in Adana'nın Seyhan ilçesi Fatih Mahallesi'nde yaşayan babası Veysel ile annesi Fadime Genç, acı haberi alınca fenalık geçirdi. 6 ay önce göreve başladığı öğrenilen şehit Genç, ailenin 4 çocuğunun en büyüğüydü.
Hürriyet

10 Şubat 2016 Çarşamba

10.02.2016 Genel Gündem


10.02.2016 Çarşamba
GÜNDEM

'Sigara İçme Özgürlüğü' Asla Olamaz 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tüm zararlı alışkanlıklarla birlikte sigaraya karşı mücadele etmek şahsi olarak benimsediğim bir prensibimdir. 'Sigara içme özgürlüğü' diye bir özgürlük asla olamaz. Nasıl intihar etme özgürlüğü yoksa, kendi kendini ölümcül hastalığa maruz bırakma özgürlüğü yoksa neticesi bu sonuçlara çıkan zararlı alışkanlıklarla ilgili özgürlük de olamaz" dedi. Erdoğan'ın 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde verdiği resepsiyona bazı sporcu ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 250 davetli ve Erdoğan'ın sigarayı bıraktırdığı 20 muhtar katıldı. Resepsiyonda 7 yaşında başlığı sigarayı geçtiğimiz yıllarda bırakan sanatçı Ferdi Tayfur, davetlilere, "Sigarayı at ömrünü uzat" şarkısını seslendirdi. Erdoğan konuşmasında şu mesajları verdi: Bu etkinliğin Türkiye'ye ve dünyaya 'hayat sigarasız güzel' mesajını ulaştırabilmemize katkı sağlamasını temenni ediyorum. Sağlık Bakanlığımız 2016 yılını Tütünle Mücadele Yılı ilan ederek çalışmaları bir adım daha ileri taşımaya hazırlanıyor. Anayasamızın 58. maddesi, 'devlet gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri alır' hükmüne haizdir. Devletin en üst temsilcisi olarak bu hükmün gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin takibini yapmak benim asli vazifemdir. Sigara içme özgürlüğü diye bir özgürlük asla olamaz. Nasıl intihar etme özgürlüğü yoksa, kendi kendini ölümcül hastalığa maruz bırakma özgürlüğü yoksa neticesi bu sonuçlara çıkan zararlı alışkanlıklarla ilgili özgürlük de olamaz. Devlet hırsıza karşı nasıl mal sahibini, teröriste karış nasıl masum vatandaşı korumak mecburiyetindeyse tütüne, alkole, uyuşturucuya karşı da korumak zorundadır. Bugüne kadar kimin cebinde sigara paketi gördüysem hemen el koyarak, sigarayı bırakma telkininde bulundum. Bir defa bu illetlere bulaştınız mı başınız bela yağmurundan kurtulmaz. Açıkçası sigara ve alkol gibi bağımlılığa yol açan alışkanlıkları teşvik eden müzik, film, roman, şiir tarzı eserlerin arkasında aynı endüstrinin büyük finans gücünün yattığına da inanıyorum. Ülkemizde de bu yöntemin bir dönem yaygın kullanıldığını biliyoruz. Dikkat ederseniz 1960'ların 1970'lerin filmlerinin neredeyse tamamında sigara ve alkolün ön planda olduğunu görürsünüz.
Milliyet

9 Şubat 2016 Salı

09.02.2016 Genel Gündem


09.02.2016

GÜNDEM

Pkk İstihbarat Kurdu
İstihbarat ve terör birimlerinden elde edilen istihbarat bilgileri doğrultusunda Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), terör örgütü PKK'nın yeni eylem planını içeren bilgilerin bulunduğu yazıyı 81 il emniyet müdürlüğüne göndererek bu konuda duyarlı olunmasını istedi. Yazıda, "Bölücü terör örgütü PKK/KCK'nın, Nevanda Legerine Politik-Politik Araştırmaları Merkezi (NLP) adıyla istihbarat birimi kurduğu, burada görevlendirdiği teröristleri Kuzey Irak'taki örgüt kamplarında istihbarat, bomba eğitimi, silahlı eylem, pusu, hendek ve halk ayaklanması gibi konularda eğittiği, teröristleri Türkiye'ye göndererek olası bir halk ayaklanması öncesi bu teröristler üzerinden istihbarat sağladığı, kamu- kurum ve kuruluşlar ile askeri ve güvenlik birimleriyle ilgili istihbari bilgiler topladıkları, özellikle şehirlere yerleştirilen bu teröristlerin terör örgütüne bilgi akışı sağladığı" belirtildi, tüm güvenlik birimlerinin duyarlı olması, örgütle bağlantılı kişileri deşifre ederek takibin yapılması istendi. PKK'nın bahar aylarında ve Nevruz'da halk ayaklanması başlatarak bazı yerlerde özyönetim ilan etmek için faaliyet yürüttüğü belirtilen yazıda, "Bölücü terör örgütünün bu amaç doğrultusunda kent merkezlerindeki KCK kadrolarına ve şehir yapılanmasına Kobani olaylarında olduğu gibi organize eylemler için hazırlıkların tamamlanması yönünde talimat verdiği, örgütün bahar aylarıyla beraber yurt genelinde eylem hazırlığında olduğu, birçok ilde aynı anda serhildan (ayaklanma) yapmayı amaçladığı, örgütün bu amaç doğrultusunda kentlerdeki kadrolarına ilkbaharda geniş çaplı savaş başlatacaklarını bildirdiği, Kürt halkının özgürlüğü için önemli bir zemin oluşturulmasında her ilde ayaklanma için bütün çalışmaların gözden geçirilip tamamlanması" uyarısı yapıldı. Bölücü terör örgütünün çatışmaları büyük şehirlere taşımayı planladığı, bu noktada fedai timi (ölüm timi) olarak adlandırılan teröristleri harekete geçirdiğine de dikkat çekilerek, "Buna göre PKK/ KCK terör örgütü, canlı bomba, bombalı eylemlerinde kullanacağı teröristleri Türkiye'ye gönderdi. Yapılan istihbari çalışmada bu teröristlerden 9'unun ocak ayında Türkiye'ye yasadışı yollardan girdiği, sözkonusu teröristlerin canlı bomba, bombalı eylem için örgütten talimat beklediği" kaydedildi.
Hürriyet

8 Şubat 2016 Pazartesi

08.02.2016 Genel Gündem


08.02.2016

GÜNDEM


Batı'nın Hatası
ABD'de insan hakları alanında çalışan önemli sivil toplum kuruluşu Freedom House'un (Özgürlük Evi) ocak sonunda yayınladığı 'Dünyada Özgürlükler-2015' raporunda Türkiye yine 'kısmen özgür' ülkeler arasında yer aldı. Freedom House Başkanı Mark P. Lagon, hem Türkiye'nin neden bu grupta bulunduğunu hem de eski İnsan Kaçakçılığını Önleme Ofisi yöneticisi olarak Suriyeli mülteci dramında Batı'nın rolünü anlattı. Raporunuzda 2015'i 'yeni tür otokratların ve sofistike sansür yöntemlerinin öne çıktığı bir yıl' olarak tanımlıyorsunuz. Dünya böyle bir noktaya nasıl geldi? Son 10 yılda siyasi ve bireysel özgürlüklerin gerilediği ülkeler ile ilerlediği ülkelerin arasındaki uçurum büyüdü. Bizim araştırmamıza göre özgürlüklerin gerilediği ülkelerin sayısı 71'i bulurken ilerlediği ülkeler 43'te kaldı. 2015 son 10 yılda özgürlükler konusunda gerilemenin en çok yaşandığı yıl oldu. Özgür olmayan ülkeler, açık otokrasiler ve sözde demokrasi olup da özde özgürlükçü olmayan yarı özgür ülkeler, sivil toplumu ve ifade özgürlüklerini ezmek için türlü taktikler geliştirdiler. Okuyucularımız için bu raporlarla ilgili metodolojinize açıklık getirelim biraz. 44 yıldır kullandığımız metodoloji şöyle. Özgürlükler, siyasi sistemin işleyişi, rekabet edilme kabiliyeti, özgür ve adil seçimler, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi başlıklar var. Her ülke bu başlıklarda 1 ile 7 arasında puanlandırılıyor. 'Kısmen özgür ülke' ne demek? Dünyayı 3 gruba ayırıyoruz. Siyasi ve bireysel özgürlüklerin güçlü olduğu, genel anlamda iyi işleyen demokrasiler için 'özgür ülke' tanımı yapıyoruz. Otokratik rejim altında yaşayan, siyasi ve bireysel özgürlüklerin kısıtlı olduğu ülkelere 'özgür olmayan ülke' diyoruz. Son 10 yılda insan hakları ve özgürlüklerde en büyük gerilemenin yaşandığı ülkeler bu grupta. Bir de orta kategorideki ülkeler var. Siyasi ve bireysel özgürlükler alanındaki notları genelde 3 ile 5 arasında gidip geliyor. Bunların bir kısmı kendisini 'demokrasi' olarak tanımlıyor, hatta seçimler de yapılıyor. Ancak öte yandan yüksek düzeyde yolsuzluk, muhalefetin sindirilip korkutulması çok yaygın ve elbette ifade özgürlüğü sıkıntıda. Türkiye de bu gruptaki ülkelerden biri. Son dönemde Türkiye'de en çok yoğunlaştığımız sorun ise ifade özgürlükleri. Çok çarpıcı ihlal örnekleri sergilendi. Bu tür eleştirilere karşı Türk hükümeti hep şu yanıtı verdi: 'Son 13 senede defalarca halkın önüne sandık konuldu ve hep biz çıktık. Hatta oylarımızı yükselterek çıktık çoğu kez. Bu demokrasinin başarısıdır'. Freedom House'ın değerlendirme kriterleri açısından ise seçimler tek başına yeterli değil. Sağlıklı işleyen bir demokrasi için formülünüz nedir? Adil ve özgür seçim kavramı ile iktidar partisinin hükümet olmanın avantajlarını kullanarak girdiği seçimler arasında fark var. O avantajları kullandığınız takdirde sahadaki eşitlik ilkesini zedelemiş oluyorsunuz. Ama velev ki seçimler gerçekten de adil ve özgür bir ortamda yapıldı, bize göre yine de demokrasinin işlemesi için çok daha fazlasının olması gerekiyor. Sivil toplumun bütün siyasi tartışmalarda sesini yükseltebileceği, örgütlenme ve ifade özgürlüğünü tam olarak kullanabileceği bir ortam, demokrasinin olmazsa olmazı. Raporda son yıllarda pek çok hükümetin sivil toplumu ve yeni nesil sosyal hareketleri baskı altında tutabilmek için zalim yasalar çıkardığı tespitiniz var. Bu meselenin iki boyutu var. Birincisi abartılı yasalar. Türkiye örneğinde bunun en çarpıcı örneği terörle mücadele yasalarının kapsamı. Can Dündar ve Erdem Gül'e yönelik iddianame bahsettiğim abartılı hukuki yorumun klasik örneği. Burma'dan Kenya'ya pek çok başka ülkede de benzeri vakalar mevcut. Dolayısıyla uluslararası sivil toplum sadece o ülkelerin hükümetlerinden bu yasaların değişmesini talep etmekle kalmamalı. Sosyal medyayı ve sivil toplumun dinamizmini kullanarak ne yapılabileceğine de kafa patlatmalı. Raporlarınızın Türkiye ile ilgili bölümlerini hazırlarken hükümetten yetkililerle de görüşüyor musunuz? Hükümetleri de sürece katmaya çalışırız. Washington'daki merkezimizde sık sık hükümet temsilcileriyle muhatap oluruz.
Hürriyet

7 Şubat 2016 Pazar

07.02.2016 Genel Gündem


07.02.2016 Pazar
GÜNDEM

Batıdan Doğuya Kar ve Fırtına 
Kar yağışı ve fırtına dün birçok ilde etkili oldu. Başkent Ankara'da araçlar kara saplandı. Marmara'da poyraz nedeniyle deniz ulaşımı dururken, Bodrum fırtınaya teslim oldu. Ankara'da dün sabah saatlerinden itibaren etkili olan kar, trafikte zor anlar yaşanmasına neden oldu. Ana arterlerde önemli bir aksama yaşanmazken, Çankaya başta olmak üzere yüksek bölgelerde ara sokaklara giren araçlar zor anlar yaşadı. Araçları kayan bazı sürücüler, yol kenarına park edip yola yaya olarak devam etti. Kara saplanan ve ilerlemekte zorlanan araçlar ise çekici yardımıyla kurtarıldı. İzmir'de dün kentin yüksek kesimlerde kara dönüşen yağış, zemini beyazla kapladı. Kar yağışı özellikle Bayraklı, Karşıyaka ve Bornova ilçelerinin yüksek kesimlerinde etkili oldu. Kentte olumsuz hava koşulları dolayısıyla şehir içi deniz seferleri iptal edildi. Bolu Dağı'nda önceki gece başlayan kar yağışı nedeniyle yol kenarları, yeşil alanlar beyaz örtüyle kaplandı. Bölgede kar kalınlığı 10 santimetreye ulaştı.
Milliyet

6 Şubat 2016 Cumartesi

06.02.2016 Genel Gündem


06.02.2016 Cumartesi
GÜNDEM

2 Şehit, 33 PKK'lı Ölü 
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Cevatpaşa ile Dabanoğlu mahallesi arasında bulunan kilisenin çevresindeki evlerde bulunan PKK'lı teröristler, güvenlik güçlerine dün otomatik silahlarla ateş açtı. Keskin nişancı tüfeği Kanas ile açılan ateşte 5 asker yaralandı. Diyarbakır Asker Hastanesi'nde kaldırılan askerlerden Teğmen Abdülselam Özatak ile Astsubay Kıdemli Çavuş Ünal Bıçakçı doktorların tüm çabalarına karşın kurtarılamayarak şehit oldu. Birinin durumu ağır 3 askerin tedavisinin Diyarbakır Asker Hastanesi'nde sürdüğü belirtildi. Çıkan çatışmada 3 terörist öldürüldü. Hakkari'nin Durankaya Beldesi nüfusuna kayıtlı şehit Teğmen Özatak için bugün Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı'nda cenaze töreni yapılacak. Babası köy korucusu olan Özatak'ın cenazesi Durankaya Beldesi'nde toprağa verilecek. Şehitlerden Bıçakçı'nın Trabzon'daki baba ocağına ateş düştü. Şehidin kız kardeşi Pınar Bıçakçı, "Sabah mesaj yazdım ona, o ölemez" diyerek ağladı. Bu arada Genelkurmay Başkanlığı, Cizre'de 11, Diyarbakır Sur'da 7, Hakkari Valiliği de operasyonlarda 12 PKK'lı teröristin ölü ele geçirildiğini açıkladı.
Hürriyet

5 Şubat 2016 Cuma

05.02.2016 Genel Gündem

05.02.2016

GÜNDEM

Beni Nereye Götürecekler
Yunanistan'dan Türkiye'ye sızacaklarına dair istihbarat alınmasının ardından 100 kişilik özel ekiple 20 gün boyunca yürütülen titiz çalışma sonucunda Aydın Söke'de yakalanan terör örgütü DHKP-C üyesi İsmail Akkol ve Fadik Adıyaman, dün sabah İzmir'e oradan da uçakla İstanbul'a getirildi. Akkol ve Adıyaman, zırhlı araçla Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na götürüldü. Sabancı Center'ın 25'inci katında 9 Ocak 1996'da Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi Özdemir Sabancı, ToyotaSA Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'nin öldürülmesine ilişkin davanın firari sanığı İsmail Akkol, suikasttan 20 yıl sonra İstanbul 18'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı. Akkol, aralarında biri kar maskeli olmak üzere 4 polis tarafından duruşma salonuna alındı. Sabancı suikastine ilişkin devam eden davanın görüldüğü İstanbul 18'inci Ağır Ceza Mahkemesi diğer duruşmalarına ara vererek Akkol'un dosyasını aldı. Akyol hakkında kapatılan İstanbul 4 No'lu DGM'nin 18 Ocak 1996, kapatılan İstanbul 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19 Haziran 2012, 14 Şubat 2014'de çıkartılan yakalama emirleri yüzüne okundu. Elleri kelepçeli 10 dakika avukatlarının gelmesini bekleyen Akkol, rahat tavırlarıyla dikkat çekti. Mahkeme Başkanı Nazım Durmaz'ın "Kelepçelerini çıkarın" demesi üzerine polis kelepçeleri çıkardı. Avukatları Özgür Yılmaz ve Şükriye Erden'in gelmesiyle Akkol'un kimlik tespitine başlandı. Adresinin, gelirinin ve telefon numarasının olmadığını söyleyen Akkol, bekâr, okur yazar, sabıkasız ve şu anda işsiz olduğunu söyledi. Mahkeme başkanın suçlamaya ilişkin beyanını sorması üzerine İsmail Akkol, "Hakkımdaki suçlamayı bilmiyorum. İddianameyi okuyamadım. Bir örneğinin tarafıma verilmesini istiyorum. İddianameyi okuduktan sonra savunmada bulunmak istiyorum" dedi. Savcı ise üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumuna göre Akkol'un tutuklanmasını istedi.
Hürriyet

4 Şubat 2016 Perşembe

04.02.2016 Genel Gündem

04.02.2016

GÜNDEM

23 No'da Son Gün Kayıtları
Cizre'de Cudi Mahallesi Bostancı Sokak 23 numaralı binanın bodrum katında olduğu belirtilen yaralılara ambulans gönderilmediği iddiaları üzerine Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, milletvekillerine bilgi notu gönderdi. Bilgi notunda 30 Ocak'ta HDP'lilerle görüşülerek yürütülen operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgilere yer verildi: Kendisini İslam Balıkesir olarak tanıtan bir kişi 30 Ocak saat 07.21'de 112 Komuta Kontrol Merkezi'ni arayarak, 'Bostancı Sokak No: 23 adresinin bodrum katında 7'si ağır 16 yaralı, 6 ceset ve 9 kişin olduğunu' bildirdi. Aynı kişiyle ayrıca 07.34, 07.42, 07.43, 08.05, 09.08 saatlerinde 6 görüşme yapıldı. Bakanlıkta kriz masası oluşturulurken konuşmalar 155 polis hattı, olay yeri görüntüleri de İnsansız Hava Aracı (İHA) ile kayıt altına alındı. Sürecin şeffaf yürütülmesi adına İdris Baluken'le (HDP Grup Başkanvekili) irtibat kuruldu. (HDP milletvekilleri) Osman Baydemir ve Meral Danış Beştaş'ın da dahil olduğu görüşmelerde 'olduğu beyan edilen' yaralıların toplu tahliyesine karar verildi. Bölgeye 10 ambulans ve 30 sağlık personelinin intikali sağlandı. Yine şeffaflık açısından 1 adet Şırnak Belediyesi, 1 adet de Cizre Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı ve SES'e (Sağlık Emekçileri Sendikası) üye 3 sağlık personeli gönüllülük esası güdülerek sürece dahil edildi. Olay yerinde 1 adet helikopter ambulans, 1 adet uçak ambulans görevlendirildi. Hastaneler hazır hale getirildi. 1 adet 112 ambulans ve 1 adet Şırnak Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı iddia edilen adrese yaklaşık 150 - 200 metre mesafede Bostancı Sokak'ın girişinde konuşlandı. Ekipler yaralıların çıkması için yaklaşık 6 saat bekledi. Tarif edilen bodrum katın önüne ambulansın erişimi 3 adet mayın ile tuzaklanmış barikatlar nedeniyle mümkün olmadı. Bu durum HDP milletvekillerine de aktarıldı. CİZRE'de Cudi Mahallesi Bostancı Sokak 23 numaralı binanın bodrum katında olduğu belirtilen yaralılara ambulans gönderilmediği iddiaları üzerine Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, milletvekillerine bilgi notu gönderdi. Bilgi notunda 30 Ocak'ta HDP'lilerle görüşülerek yürütülen operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgilere yer verildi: Kendisini İslam Balıkesir olarak tanıtan bir kişi 30 Ocak saat 07.21'de 112 Komuta Kontrol Merkezi'ni arayarak, 'Bostancı Sokak No: 23 adresinin bodrum katında 7'si ağır 16 yaralı, 6 ceset ve 9 kişin olduğunu' bildirdi. Aynı kişiyle ayrıca 07.34, 07.42, 07.43, 08.05, 09.08 saatlerinde 6 görüşme yapıldı. Bakanlıkta kriz masası oluşturulurken konuşmalar 155 polis hattı, olay yeri görüntüleri de İnsansız Hava Aracı (İHA) ile kayıt altına alındı. Sürecin şeffaf yürütülmesi adına İdris Baluken'le (HDP Grup Başkanvekili) irtibat kuruldu. (HDP milletvekilleri) Osman Baydemir ve Meral Danış Beştaş'ın da dahil olduğu görüşmelerde 'olduğu beyan edilen' yaralıların toplu tahliyesine karar verildi. Bölgeye 10 ambulans ve 30 sağlık personelinin intikali sağlandı. Yine şeffaflık açısından 1 adet Şırnak Belediyesi, 1 adet de Cizre Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı ve SES'e (Sağlık Emekçileri Sendikası) üye 3 sağlık personeli gönüllülük esası güdülerek sürece dahil edildi. Olay yerinde 1 adet helikopter ambulans, 1 adet uçak ambulans görevlendirildi. Hastaneler hazır hale getirildi. 1 adet 112 ambulans ve 1 adet Şırnak Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı iddia edilen adrese yaklaşık 150 - 200 metre mesafede Bostancı Sokak'ın girişinde konuşlandı. Ekipler yaralıların çıkması için yaklaşık 6 saat bekledi. Tarif edilen bodrum katın önüne ambulansın erişimi 3 adet mayın ile tuzaklanmış barikatlar nedeniyle mümkün olmadı. Bu durum HDP milletvekillerine de aktarıldı.
Hürriyet

3 Şubat 2016 Çarşamba

03.02.2016 Genel Gündem


03.02.2016 Çarşamba
GÜNDEM

Kınalı Kuzular Yine Omuzlarda 
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde önceki gün şehit olan Teğmen Recep Erdoğan, Astsubay Nusrat Atmaca, Uzman Çavuş Bekir Şimşek, Uzman Çavuş Hüseyin Şerbetçi, Uzman Onbaşı Sercan Bulak için ilk olarak Diyarbakır Asker Hastanesi'nde uğurlama töreni düzenlendi. Törene Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, 7'nci Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Emniyet Müdürü Adnan Taştan, askeri erkan ile şehitlerin silah arkadaşları ve yakınları katıldı. 5 şehidin yakınlarını kadın asker ve hemşireler teselli ederek tören alanına getirdi. Şehit yakınlarının feryatları yürek dağlarken, 2 aylık Miray adında kız çocuğu olan şehit Uzman Onbaşı Sercan Bulak'ın eşi Meryem Bulak gözyaşı dökerek şunları söyledi: "O benim Sercan'ım olamaz. O beni bırakmaz. Kızını bırakmaz. Kızımı babasız bıraktılar. O benim hayatımdı, her şeyimdi. Televizyonlarda izliyordum. Daha dün iki aylık küçük bebek için ağlıyordum. Şimdi herkes benim bebeğime ağlayacak. Adını koydu ve gitti. Daha görmedi benim kızımı, görmedi. Sercan'ım yiğidim. Sercan'ım neredesin yanıma gel." Şehit Teğmen Recep Erdoğan'ın cenazesi Gümüşhane'ye, Astsubay Üstçavuş Nusrat Atmaca ile Uzman Çavuş Bekir Şimşek'in cenazeleri Yozgat'a, Piyade Uzman Çavuş Hüseyin Şerbetçi'nin cenazesi Hatay'a, Uzman Onbaşı Sercan Bulak'ın cenazesi de Ankara Şereşikoçhisar'a uğurlandı.
Milliyet

2 Şubat 2016 Salı

02.02.2016 Genel Gündem


02.02.2016 Salı
GÜNDEM

Sur'da 5 Şehit 
Diyarbakır Sur'da terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlar sırasında teröristlerin silahlı saldırısı sonucu dün sabah saatlerinde 3 asker ve 2 polis yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralı askerlerden üçü şehit oldu. Öğle saatlerinde çıkan çatışmalarda da üç asker ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan ikisi kurtarılamayarak şehit oldu. Jandarma Teğmen Recep Erdoğan'ın (26) şehitlik haberi Gümüşhane Hasköy'deki ailesini yasa boğdu. Baba Vahittin Erdoğan, "Sana kurşun işler miydi oğlum" diye ağladı. Şanlıurfa'dan geçici görevle Sur'a giden Erdoğan'ın özel harekât tim komutanı olduğu belirtildi. Şehit Astsubay Üstçavuş Nusret Atmaca (36) Yozgat'ın Sorgun ilçesindendi. Amca İrfan Atmaca, "Bir hafta önce görüştük. 'Silopi'yi temizledik, şimdi nereye gideceğiz bilmiyorum' demişti" dedi. Şehit Jandarma Uzman Çavuş Bekir Şimşek (25) ise Yozgat'ın Aydıncık ilçesinde yaşıyordu. Ağabeyi Adem Şimşek, "4'ü erkek 8 kardeşiz, hepimiz cepheye, çatışmaya gitmeye hazırız" diye konuştu. Şehit Jandarma Uzman Çavuş Sercan Bulak'ın (27) Ankara Şereflikoçhisar'daki baba ocağına ateş düştü. Bulak'ın 2 aylık bir kızı vardı. Şehit Jandarma Uzman Çavuş Hüseyin Şerbetçi'nin (27) Hatay'ın merkez Antakya ilçesindeki baba evine acı haber ulaştı. Oğlunun şehit olduğu haberini alınca fenalaşan anne Filiz Şerbetçi'ye (45) sağlık ekipleri müdahale etti. Taziyeleri kabul eden baba Mehmet Şerbetçi (53) ise "Oğlumla cumartesi günü telefonda konuştuk. Geçen çarşamba bölük komutanının ve silah arkadaşlarının şehit olduğunu ve onların cenaze törenine katıldığını anlattı bana. Mobilyasını, eşyalarını almıştık. İzne geldiğinde kız bakacaktık ona, nişanlayacaktık" diye konuştu. Şehit Şerbetçi Facebook'ta 28 Ocak'ta, "Önce komutanım, sonra silah arkadaşlarım şehit oldu. Soruyorum şimdi kendime; kime ağlayacağım" mesajını paylaşmıştı.
Hürriyet