4 Şubat 2016 Perşembe

04.02.2016 Genel Gündem

04.02.2016

GÜNDEM

23 No'da Son Gün Kayıtları
Cizre'de Cudi Mahallesi Bostancı Sokak 23 numaralı binanın bodrum katında olduğu belirtilen yaralılara ambulans gönderilmediği iddiaları üzerine Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, milletvekillerine bilgi notu gönderdi. Bilgi notunda 30 Ocak'ta HDP'lilerle görüşülerek yürütülen operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgilere yer verildi: Kendisini İslam Balıkesir olarak tanıtan bir kişi 30 Ocak saat 07.21'de 112 Komuta Kontrol Merkezi'ni arayarak, 'Bostancı Sokak No: 23 adresinin bodrum katında 7'si ağır 16 yaralı, 6 ceset ve 9 kişin olduğunu' bildirdi. Aynı kişiyle ayrıca 07.34, 07.42, 07.43, 08.05, 09.08 saatlerinde 6 görüşme yapıldı. Bakanlıkta kriz masası oluşturulurken konuşmalar 155 polis hattı, olay yeri görüntüleri de İnsansız Hava Aracı (İHA) ile kayıt altına alındı. Sürecin şeffaf yürütülmesi adına İdris Baluken'le (HDP Grup Başkanvekili) irtibat kuruldu. (HDP milletvekilleri) Osman Baydemir ve Meral Danış Beştaş'ın da dahil olduğu görüşmelerde 'olduğu beyan edilen' yaralıların toplu tahliyesine karar verildi. Bölgeye 10 ambulans ve 30 sağlık personelinin intikali sağlandı. Yine şeffaflık açısından 1 adet Şırnak Belediyesi, 1 adet de Cizre Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı ve SES'e (Sağlık Emekçileri Sendikası) üye 3 sağlık personeli gönüllülük esası güdülerek sürece dahil edildi. Olay yerinde 1 adet helikopter ambulans, 1 adet uçak ambulans görevlendirildi. Hastaneler hazır hale getirildi. 1 adet 112 ambulans ve 1 adet Şırnak Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı iddia edilen adrese yaklaşık 150 - 200 metre mesafede Bostancı Sokak'ın girişinde konuşlandı. Ekipler yaralıların çıkması için yaklaşık 6 saat bekledi. Tarif edilen bodrum katın önüne ambulansın erişimi 3 adet mayın ile tuzaklanmış barikatlar nedeniyle mümkün olmadı. Bu durum HDP milletvekillerine de aktarıldı. CİZRE'de Cudi Mahallesi Bostancı Sokak 23 numaralı binanın bodrum katında olduğu belirtilen yaralılara ambulans gönderilmediği iddiaları üzerine Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, milletvekillerine bilgi notu gönderdi. Bilgi notunda 30 Ocak'ta HDP'lilerle görüşülerek yürütülen operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgilere yer verildi: Kendisini İslam Balıkesir olarak tanıtan bir kişi 30 Ocak saat 07.21'de 112 Komuta Kontrol Merkezi'ni arayarak, 'Bostancı Sokak No: 23 adresinin bodrum katında 7'si ağır 16 yaralı, 6 ceset ve 9 kişin olduğunu' bildirdi. Aynı kişiyle ayrıca 07.34, 07.42, 07.43, 08.05, 09.08 saatlerinde 6 görüşme yapıldı. Bakanlıkta kriz masası oluşturulurken konuşmalar 155 polis hattı, olay yeri görüntüleri de İnsansız Hava Aracı (İHA) ile kayıt altına alındı. Sürecin şeffaf yürütülmesi adına İdris Baluken'le (HDP Grup Başkanvekili) irtibat kuruldu. (HDP milletvekilleri) Osman Baydemir ve Meral Danış Beştaş'ın da dahil olduğu görüşmelerde 'olduğu beyan edilen' yaralıların toplu tahliyesine karar verildi. Bölgeye 10 ambulans ve 30 sağlık personelinin intikali sağlandı. Yine şeffaflık açısından 1 adet Şırnak Belediyesi, 1 adet de Cizre Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı ve SES'e (Sağlık Emekçileri Sendikası) üye 3 sağlık personeli gönüllülük esası güdülerek sürece dahil edildi. Olay yerinde 1 adet helikopter ambulans, 1 adet uçak ambulans görevlendirildi. Hastaneler hazır hale getirildi. 1 adet 112 ambulans ve 1 adet Şırnak Belediyesi'ne ait hasta nakil aracı iddia edilen adrese yaklaşık 150 - 200 metre mesafede Bostancı Sokak'ın girişinde konuşlandı. Ekipler yaralıların çıkması için yaklaşık 6 saat bekledi. Tarif edilen bodrum katın önüne ambulansın erişimi 3 adet mayın ile tuzaklanmış barikatlar nedeniyle mümkün olmadı. Bu durum HDP milletvekillerine de aktarıldı.
Hürriyet


Pkk, Drone'lu Eylem Yapacak
İstihbarat birimleri, eylemlerini yoğunlaştıran terör örgütü PKK'nın önümüzdeki dönemde drone'ları kullanarak eylem yapmayı hedeflediğini tespit etti. Bu amaçla çok sayıda drone'un bomba yüklenmek için örgüt kamplarına gönderildiği belirlendi. Güneydoğu'da bazı ilçelerde PKK'lı teröristlerle güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar devam ederken, istihbarat birimleri önemli bir bilgiye ulaştı. Devletin üst yönetimi için hazırlanan istihbarat raporlarında, PKK'nın havadan görüntü almak amacıyla geliştirilen ve son dönemde büyük rağbet gören drone'ları kullanmayı hedeflediği bilgisine yer verildi. Milliyet'in aldığı bilgiye göre, elde edilen istihbarat, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı'nca il emniyet müdürlüklerine gönderilen özel yazıyla ortaya çıktı. TEM Dairesi'nce 21 Ocak'ta gönderilen özel yazıda, PKK'nın yurt genelinde eylemlerini artırmak amacıyla yeni bir eylem yöntemini gerçekleştirmeyi planladığı açıklandı. Yazıda, PKK'nın, 200- 300 metreden kontrol edilebilen, kameralı ve 500-1000 kilograma kadar yük taşıyabilen Drone'lardan elde ettiği bilgisine yer verildi. Aynı zamanda helikopter gibi hareket edebilen çok sayıda drone'un örgüt kamplarına gönderildiği belirtilen yazıda, bu drone'lara patlayıcı madde monte edilerek yurt genelinde güvenlik güçleri başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik bombalı eylem düzenleyeceği bilgisinin elde edildiği kaydedildi. Bu arada, yine istihbarat birimlerinin yaptığı başka bir tespit güvenlik birimlerine ulaştırıldı. Bu bilgiye göre, PKK'nın sözde Orta Saha Halkla İlişkiler ÖSB sorumlusu ile sözde Amed Eyaleti Gençlik Birimi Sorumlusu ve sözde Kuzey Alan Karargahı muhaberecisi arasında geçen bir telsiz görüşmesi tespit edildi. Ocak ayında yapılan bu tespitte güvenlik güçlerinin operasyonlar sırasında kullandıkları teknik imkanlara karşı "yer altı sistemi" olarak tanımlanan faaliyetin devreye sokulması talimatı verildi.
Milliyet

Çatışmaya Hazır Haldelerdi
Sabancı Suikasti faillerinden İsmail Akkol ve DHKP/C üyesi Fadik Adıyaman'ın Türkiye'de yakalanmasının yankıları sürerken, olayın perde arkası da ortaya çıktı. Güvenlik kaynaklarından edindiği bilgiye göre; terör örgütü DHKP-C'nin tehditlerinin artması üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca alınan tedbirler üst seviyeye çıkarılırken, özellikle örgüt üyelerinin yurt dışından Türkiye'ye kaçak yollarla girilme ihtimali üzerine kıyı bölgelerinde de önlemler artırıldı. Emniyet birimleri, yurt dışından Türkiye'ye eylem yapmak için gelebilecek terör örgütü mensuplarının fotoğraflarını ilgili birimlere dağıttı. Akkol'un Yunanistan'dan Türkiye'ye geçeceği istihbaratı üzerine hem MİT, hem de İstihbarat Daire Başkanlığı harekete geçti. Yaklaşık 15 gün süren araştırmalarda, Akkol ve diğer örgüt üyelerinin, hangi noktalardan ve hangi güzergahları kullanacakları tek tek tespit edildi. Yaklaşık 100 önemli nokta belirlendi. İstihbarat ekiplerinin bu noktalarda 24 saat esasına göre takibe geçtikleri ve şüpheli her durumu değerlendirdikleri açıklandı.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 106,8273-106,9400
ABD Doları 2,9147-2, 9166
Euro 3,2313-3,2344
İngiliz Sterlini 4,2535-4,2585

Zamlar Yere Serdi
Yeni yıl zamları enflasyona son yılların en kötü başlangıcını yaptırdı. Elektrik, sigara, içki zamlarının etkisiyle ocakta aylık enflasyon yüzde 1.82 artarken yıllık enflasyon yüzde 9.58 ile çift hane yoluna çıktı. Aylık enflasyondaki yüzde 1.82'lik artışın 0.75 puanı ocak ayı zamlarından kaynaklarınken 1 puanın üzerindeki katkı ise yine gıda fiyatlarındaki yükselişten geldi. Her ne kadar zamlar enflasyonu hızlı yükselse de gıda fiyatlarındaki artış bu yıl enflasyonla mücadelenin sert geçeceğinin habercisi oldu. Rusya ambargosu nedeniyle gıda fiyatlarının düşeceği beklentisi de ilk aydan geçersiz olduğunu gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) dün açıkladığı verilere göre yurtiçi üretici fiyatları aylık yüzde 0.55 artarken yıllık artış yüzde 5.94 olarak gerçekleşti. Ocak ayı enflasyonunda en yüksek artış yüzde 9.6 ile sigara ve içki grubunda oldu. Hükümet 1 Ocak'tan itibaren tüm alkollü içkilerde asgari maktu vergi tutarı yüzde 12-15 arasında, tütün ürünlerinde asgari maktu vergi yüzde 5, maktu vergi ise yüzde 25 arttırmıştı. Sigara fiyatları yüzde 9, rakı, bira fiyatları yüzde 10-11 seviyelerinde zamlandı. Bu zamların aylık enflasyona etkisi 0.48 puan olarak belirlendi. Enflasyonun başrol oyuncusu gıda grubu ise 2015'teki başarılı performansını 2016'nın ilk ayına da taşıdı. Sebze ve meyveler zam şampiyonluğunun ilk sırasında yerlerini alırken fiyat artışları yüzde 50'yi aştı. Gıda grubunda aylık enflasyon yüzde 4.28 olurken aylık enflasyona etkisi 1.02 puan olarak belirlendi. Biber fiyatı yüzde 53, patlıcan yüzde 52.44 artarken domates fiyatı yüzde 19 yükseldi. Gıda grubunda yıllık enflasyon artışı ise yüzde 11.69'a çıktı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı yılın ilk enflasyon raporu sunumunda yıllık gıda grubu enflasyonunu artırdıklarını ve yıl sonu için yüzde 9 olarak belirlediklerini açıklamıştı. Ocakta yapılan yüzde 6.8'lik elektrik zammının etkisi de enflasyonda hissedildi. Ocak ayında enflasyonda tek düşüş giyim ve ayakkabı grubundan geldi. Kış sezon indirimleriyle giyim grubunda enflasyon yüzde 6.71 azaldı.
Hürriyet

İhracatta Yeni Dönem
Rusya krizi sonrası sorun yaşayan ihracatçıları rahatlatacak bir düzenleme de Türk Eximbank ile faktoringcilerden geldi. Başlatılan uygulama ile Eximbank'ın sigorta poliçeleri bankalardan sonra faktoring şirketlerine de teminat olarak verilebilecek. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) ile Eximbank arasında yapılan anlaşma çerçevesinde; ihracatçılar, başta Afrika ve Ortadoğu olmak üzere gelişmekte olan ülkelere tahsilat sorunu yaşamadan ihracat yapabilecek. FKB Başkan Yardımcısı Zafer Ataman, Eximbank'ın kısa vadeli ihracat kredi sigortası ile ihracatçıların global pazarlara yaygınlaşmalarında rol oynayacaklarını söyledi. Ataman, faktoring pazarının 2015'de yüzde 15 büyüdüğünü belirterek, "2016'da da büyümeye devam edeceğiz. Hükümet, 2016 büyüme hedefini yüzde 4.5 olarak açıkladı. Orta Vadeli Plan'da büyümenin daha çok yurtiçi eksenli olduğunu görüyoruz. Ticaretin 2015 yılına nazaran daha fazla artış sağlayacağını ve bunun etkisiyle faktoring pazarının yaklaşık yüzde 20 büyüyeceğini tahmin ediyoruz" dedi.
Hürriyet

Petrolcülerden Tüketicilere 3 Trilyon Dolar
Düşük petrol fiyatları, bütün dünyada dengeleri sarsıyor. Gelirinin büyük çoğunluğu petrole bağlı olan ülkeler krize girerken, dünya dengeleri de yeniden şekilleniyor. Bu şekillenmeye dair ilginç yorum, Bank of Amerika Merrill Lynch'ten geldi. Yatırım bankası, düşük petrol fiyatlarının yılda 3 trilyon dolarlık servet akışına sebep olacağını bildirdi. "Küresel Enerji Görümü" adlı raporda, düşük fiyatların devamı halinde, üreticilerden tüketicilere doğru servet akışı olacağı, bunun tutarının 3 trilyon doları bulacağı ifade edildi. Raporda, petrol tüketiminin yüzde 55'inin ulaşım için kullanıldığına dikkat çekilirken, düşük petrol fiyatları nedeniyle gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicilerin daha fazla araç satın almaya yöneleceğine işaret edildi. Düşük petrol fiyatı sebebiyle talep geçen yıl günlük ortalama 1.7 milyon varil arttı. Merrill Lynch, fiyatın 70 doların altında kalması durumunda 2020'ye kadar yıllık ortalama 1.2 milyon varil artış bekliyor.
Türkiye

Tofaş'ın Kârı Gaza Bastı
Tofaş, iç pazar ve başlıca ihracat pazarı Avrupa'daki toparlanmanın etkisiyle geçen yıl satış gelirlerini yüzde 33 artışla 9.92 milyar liraya yükseltirken, net kârını da yüzde 45 artışla 830.8 milyon liraya çıkardı. Şirketin üretime alacağı Egea'nın hatchback ve station wagon modelleriyle cirodaki artışın sürmesini bekliyor. Şirketin önceki gece KAP'a açıkladığı bilançosuna çeyreklik bazda bakıldığında ise şirketin son çeyrek net kârı bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 44 artışla 257.6 milyon liraya yükselirken, satışlar yüzde 31 artışla 2.97 milyar liraya çıktı. Geçen yıl içinde Doblo, MCV, Linea ve yılın son aylarında piyasaya sürülen Egea modelini üreten Tofaş'ın üretim adedi bir önceki yıla kıyasla yüzde 25 artışla 278.000 adet oldu. Üretimin dörtte birini otomobil, dörtte üçünü ticari araç oluşturdu. Şirketin geçen yılki ihracatı ise yüzde 22 artışla 174.000 adete yükseldi. Yayımlanan bültende yıllık sonuçları değerlendiren Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, "Yatırımlarımızın katma değerinin Egea ile artmakta olduğunu 2015 finansal sonuçlarımızda daha net görmeye başladık. Bu ivmenin 2016'da yeni modellerin de aileye eklenmesi ile devam edeceğini öngörüyoruz" dedi. İç pazarda çatısı altında Fiat, Lancia, Alfa Romea, Jeep, Maserati ve Ferrari markalarını bulunduran Tofaş'ın yurtiçi toplam satışları 2015'te yüzde 23 artışla 120.000 adete yaklaşırken, geçen yıl yüzde 26 büyüyen iç pazardan yüzde 12 pay aldı. Reuters'ın aktardığı Ünlü & CO değerlendirmesinde ise, "Şirketin gelirleri beklendiği gibi iç ve Avrupa oto piyasasında iyileşme nedeniyle artan satış hacminden kaynaklandı" denildi. Türkiye'nin geçen yıl 1.36 milyon adet olan otomotiv üretiminin yüzde 20.6'sını gerçekleştiren Tofaş, 992.000 adetlik toplam ihracatın ise yüzde 17.5'ini gerçekleştirdi.
Milliyet

Kamuda Kadroya 100-150 Bin Taşeron Girecek
Maliye Bakanı Naci Ağbal, hükümet programında ifade edildiği şekliyle asıl işlerde çalışanları kamuya alacaklarını, yemek, temizlik, güvenlik hizmetleri gibi yardımcı işlerde çalışanların düzenleme kapsamına girmeyeceğini vurguladı. Buna ilişkin örnek de veren Ağbal, "Sağlık Bakanlığı'nda bir fizyoterapist veya hemşire, doğrudan doğruya sağlık hizmeti sunumunun içerisinde yer alan, asli unsur sayılan işlerde çalışan kardeşlerimiz bu düzenlemeden faydalanacak. Özel olarak kurum kurum, unvan unvan yapılmış bir çalışma yok. Yanıltıcı bir rakam vermekten çekiniyorum ama zaman zaman ifade edilen sayı 100-150 bin çalışan bu kapsamda kamuda istihdam edilmeye başlanacak" diye konuştu. Kamuda yaklaşık 800 bin kişinin taşeron olarak çalıştığı tahmin ediliyor.
Vatan

'İpek Yolu' Güzergahına Elektronik Geçiş Sistemi
Türkiye, İran'a ambargonun kaldırılmasının ardından taşımacılık maliyetlerini düşürecek adım attı. Türkiye ile İran arasında 'eTır' Projesi pilot olarak uygulamaya başlandı. Tırların geçişte kullandığı karneler elektronik ortamda temin edilebilecek. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, İran ile ticareti artırmak için başlatılan eTIR Projesi'nin önemli bir adım olduğunu belirterek, "2016 için büyük hedef koyduk, İran ile 30 milyar dolarlık bir dış ticaret hedefi. Bu hedef için bu atılan adım önemli olacak" dedi. İran ile başlatılan e-Tır projesi dünyada bir ilk. İran ile başlatılan projenin Çin'e kadar ipek yolu güzergahında bulunan bütün ülkelerle yapılması planlanıyor. yeni sistem ile kağıt ortamında yürütülen işlemler elektronik ortama taşınacak. Böylece işlemler daha rahat yapılabilecek. Geçişin hızlanmasının yanı sıra taşımacılık maliyetleri de düşecek. Türkiye-İran eTIR Pilot Proje tanıtım töreni, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ile İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçisi Alireza Bikdeli'nin katılımıyla Bakanlıkta gerçekleştirildi. Törenin açılışında konuşan Hisarcıkloğlu, Türkiye'nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduğunu, bunu sağlamak için hem sanayi hem de lojistik kapasitenin artırılması gerektiğini söyledi. Uluslararası taşımacılık sektörünün 50 yıldır kağıt ortamda kullandığı bir transit sistemi olan tır sistemi ilk defa Türkiye ile İran gümrük idarelerinin işbirliği ile elektronik ortama aktarıldı. TOBB dünyadaki ilk elektronik tır karnesini düzenledi ve taşıma İzmir'den Tahran'a gerçekleştirildi. İran'ın Ankara Büyükelçisi Ali Reza Bikdeli törende yaptığı konuşmada, İran'a yaptırımların kalkmasının komşu ülkeler için büyük bir fırsat olduğunu ve bu çerçevede İslamabad-Tahran-İstanbul koridorundaki taşımacılık faaliyetlerinin artmasını sağlayacağını söyledi.
Star

Turizm Davosu'nda Hedef Pazar Afrika
Turizmin Davos'u olarak bilinen World Tourism Forum (WTF), bugün başladı. 6 Şubat'a kadar devam edecek zirvede hedef pazar Afrika konuşulacak. 7 bin katılımcının ağırlanacağı zirvede sektörün duayenleri sektörün sorunlarını ve gelecek hedeflerini tartışacak. Geçen yıl katıldıkları Davos zirvesi sonrası Türkiye'de de Davos zirvesi standartlarında sahip bir organizasyon yapmaya karar verdiklerini söyleyen WTF Başkanı Bulut Bağcı "Amacımız turizm alanında yön veren yatırımcı ve dünyada turizm sektörüne yön veren yöneticileri medeniyetlerin yüz yıllardır yan yana bir hayat sürdüğü İstanbul'da araya getirmek. Geçtiğimiz nisan ayında ise World Tourism Forum'u ilk kez gerçekleştirdik ve sektör problemlerini konuştuk. Bu yıl ise turizm sektöründe duayen 100 ismin konuşmacı olarak söz alacağı organizasyonda 7 bin katılımcıyı İstanbul'da ağırlayacağız" dedi. Turizm trendlerini belirleyen kanaat önderlerini, yatırımcıları, siyasi otoriteleri ve sektör temsilcilerinin buluşacağı forum hakkında bilgi veren Bağcı "World Tourism Forum'da Akdeniz zirvesinin sonuçlarını, turizmin yeni trendlerini, uluslararası krizlerin sektöre etkisini konuşacağız. zirvenin Türkiye ekonomisi de ana gündem maddeleri arasında olacak" dedi. Bağcı, yapılacak olan zirvenin global çapta Türkiye'nin tanıtımı anlamına da geldiğini belirterek "Türk turizm sektörünün potansiyelini ve tanıtımını yapacağız" diye konuştu.
Star

DÜNYA


70 Lider Suriye İçin Londra'da Toplanıyor
Suriye'de siyasi geçişin sağlanması için Cenevre'deki toplantılara ara verildi, bugün de Londra'da Suriye Donörler Konferansı yapılıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Soruna kökten çözüm bulunmazsa yani Esad iktidardan gitmezse, insani krizin sonu gelmez" diyecek. İngiltere, Almanya, Kuveyt, Norveç ve BM'nin ev sahipliğinde, 70'den fazla ülke ve birçok uluslararası kuruluşun katılımıyla 4'üncüsü düzenlenecek toplantıda, Türkiye'yi Başbakan Davutoğlu temsil edecek. Suriye Donörler Konferansına daha önce Kuveyt üç kez ev sahipliği yapmıştı. 2013'teki ilk konferansta 1.5 milyar dolar, 2014'teki ikinci konferansta 2.4 milyar dolar ve geçen yılki son konferansta ise 3.8 milyar dolar fon oluşturulmuştu. Konferansın ana temasını 'eğitim' konusu oluşturacak. Konferans öncesinde Suriyeli gençlerin eğitimi konusunda uluslararası camianın katkısı masaya yatırılacak. Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin Suriyeli çocuklar için eğitim alanında yaptıklarını uluslararası kamuoyu ile paylaşacak. Türkiye'de 310 bin Suriyeli çocuk eğitim alıyor ancak 620 bin civarında Suriyeli çocuğun eğitime ihtiyacı var. Bu rakamlar daha da artacak. 2017 yılına kadar 620 bin kişiden 450 bin çocuğun eğitim alması planlanıyor. Ankara bu sayının daha gerçekçi bir hedef olduğunu düşünüyor. Uluslararası toplumun Suriye'deki insanlık dramına duyarsız kaldığı eleştirisinde bulunacak olan Davutoğlu, "Biz Suriyeli sığınmacılar için şimdiye kadar 8 milyar doları aşkın harcamada bulunduk. Ama uluslararası toplumdan gelen yardım ise 400 milyon dolar civarında" diyecek. Bu arada Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Cenevre'deki Suriye görüşmelerinin askıya alındığını, bir sonraki görüşmenin 25 Şubat'ta yapılmasının planlandığını söyledi.
Türkiye

Şam Rejimi İsyancıların Türkiye Kapısını Kesti
Halep'te isyancıların elindeki bölgeye Rusya'nın hava desteğiyle operasyon başlatan Beşar Esad rejimi, muhaliflerin Türkiye'ye açılan ikmal yolunu kesmeyi başardı. AFP haber ajansına konuşan askeri bir kaynak, rejimin iki yıldır isyancıların kuşatması altında olan Şii kasabaları Nubl ve Zahraa'nın da 'kurtarıldığını' söyledi. İkmal yolunun kesilmesi, isyancılar için önemli bir kayıp oldu. Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde Cenevre'de yürütülen Suriye görüşmelerinde, muhalifler ve rejim arasında planlanan dolaylı görüşmeler ise geçici süreliğine askıya alındı. Kararı açıklayan BM Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura, görüşmelerin 25 Şubat'ta başlamasını öngördüğünü söyledi. Muhalifler ve rejim ile BM aracılığıyla ayrı ayrı yapılması planlanan görüşmeler hâlâ başlamamıştı. Dün Beşar Esad rejiminin kuşatması altındaki Muademiye kasabasına insani yardım ulaşırken, Cenevre'deki muhalifler Esad rejiminin Halep'te düzenlediği son operasyonun ardından, bu yardımın 'anlamsız' olduğunu söyledi. Cenevre'de muhalif kanadı temsil eden Müzakere Yüksek Komitesi'nin (MYK) üyesi Basma Kodmani, kasabaya insani yardımı olumlu karşılarken tek başına bu adımın yetersiz' olduğunu belirtti. Muhalifler görüşmelere başlamak için hava saldırılarının sona ermesini ve mahkumların serbest bırakılmasını talep ediyordu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise muhaliflerin Suriye'deki hava saldırılarının durması yönündeki talebi üzerine, "Operasyonun amacı IŞİD ve El Nusra terör örgütlerini yenilgiye uğratmak. Teröristler yenilmediği sürece, hava saldırılarını durdurmak için bir neden görmüyorum" dedi.
Milliyet

Bağımsızlık Referandumu İçin 'Doğru Zaman'
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, 'Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkı'na vurgu yaparak bağımsızlık referandumu için 'zamanın geldiğini' söyledi. Barzani, yazılı açıklamada, "Kürt halkının bir referandum yoluyla kendi kaderini tayin etmesinin zamanı gelmiştir ve durum buna müsaittir. Bu referandum bağımsızlık ilanı anlamına gelmemektedir. Daha ziyade Kürt halkının bağımsızlık konusundaki irade ve düşüncesinin ne yönde olduğunun bilinmesi ve Kürt siyasi liderliğinin uygun zaman ve koşullar altında halkın iradesini yerine getirmesi içindir" ifadelerini kullandı. Barzani, "Kürdistan halkı, kendi kaderini tayin hakkını başkalarının bir hediye olarak sunmasını bekliyorsa, bağımsızlık hiçbir zaman elde edilemeyecektir. Bu hak mevcuttur ve Kürdistan halkı bunu talep ederek harekete geçirmelidir" dedi. Açıklamada, "İskoçya, Katalonya ve Quebec nasıl kaderleriyle ilgili düşüncelerini ifade etme hakkına sahipse Kürdistan'ın da bu hakkı vardır" ifadelerine yer verildi. Barzani, "Kürt milleti bağımsız devletlerini kurmak için kimseden izin isteyecek değil" dedi. IKBY Başkanı Mesut Barzani daha önce de referandum çağrısı yapmış, ancak tarih vermemişti. Muhalifleri, görev süresi geçen yıl dolmasına rağmen hâlâ görevde bulunan Barzani'nin yaptığı bağımsızlık çıkışlarını, dikkatleri ekonomik darboğazdan uzaklaştırarak halkı arkasına alma girişimi olarak değerlendiriyor. Kuzey Irak'ın merkezi hükümetten bağımsız olarak Türkiye üzerinden petrol satması nedeniyle yaşanan anlaşmazlık sonucunda Bağdat, Ocak 2014'te Kürt Bölgesi'ne federal bütçeden yapılan ödemeleri durdurdu. En büyük mali kaynağını kaybetmesiyle nakit sıkıntısı yaşayan ve maaşları ödemekte zorluk çeken Kürt yönetiminin yükü, Peşmerge'nin IŞİD'e karşı savaştaki rolü nedeniyle büyüdü. Nakit sıkıntısına çözüm olarak IKBY Maliye Bakanlığı, Irak merkez bankasının bölgedeki iki şubesindeki milyarlarca dolara el koydu. İlk başta geçici olarak sunulan bu uygulama devam ederken, Kürt Bölgesi'nin "Ortadoğu'daki yatırım merkezi" imajı sorgulanır hale geldi. Erbil'in el koyduğu paranın toplamda 2-6 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Bankacılara göre, Irak'ın yanı sıra Lübnan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli özel bankalar kısa süre içinde fonlarının serbest bırakılmaması durumunda dava açacak ya da bölgeden çekilecek. Bağdat'ın anayasaya aykırı olduğunu belirtmesine rağmen Kürt Bölgesi 10 kadar ülkeye günde 500 bin varil petrol satmaya devam ediyor. Erbil'in ayrıca Kürt Bölgesi'ndeki petrol alanlarını geliştiren Norveçli DNO ve Türk Genel Enerji şirketlerine milyonlarca dolar borcu bulunuyor.
Milliyet

'İslam Barış Dinidir'
ABD Başkanı Barack Obama Beyaz Saray'da geçirdiği 7 yılın ardından ilk kez Amerika'da bir camiyi ziyaret etti. Obama, Maryland eyaletine bağlı Baltimore kentinde İslam Toplumu'na ait camide İslam'ın barış dini olduğunu söyledi. Amerikalı Müslümanlar'ın ulusa katkısına da vurgu yapan Obama, "Buraya, Amerikalı Müslümanların yeteri kadar sıklıkta duymadıkları iki sözcüğü söylemeye, teşekkür etmeye geldim. Teşekkür ederim. Topluma katkılarınızdan dolayı, bizi güçlü ve birlikte tutan katkılarınızdan, bizi büyük bir Amerikan ailesi olarak sarmalamanızdan dolayı teşekkür ederim" dedi. Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Obama, birçok Amerikalının hayatlarında bir kez bile camide bulunmadığını, oysa camilerin de kilise, sinagog gibi yerlerde de sergilenen, sevgi, barış, saygı, hoşgörü yeri, öteki inançlara saygının öğretildiği yerler olduğunu söyledi. Müslüman toplumun toplumsal adalet için çalıştığını belirten Obama, "Şunu biliyorum ki sizler terör tehdidinden endişe duymaktasınız. Müslüman Amerikalılar ABD'de şiddete maruz kalmakta" dedi. 'İslam' sözcüğünün, 'Selam'dan geldiğini ve barış anlamı taşıdığını, 'selamünaleyküm' sözcüğünün, 'Barış sizle olsun' anlamına geldiğini vurgulayan Obama, İslam'ın bir barış dini olduğunu belirtti. Obama, "Biz büyük bir ABD ailesiyiz ve bu ülkede kimse ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmemeli. Sizler Müslüman veya Amerikalı değilsiniz, sizler Müslüman ve Amerikalısınız" diye konuştu.
Vatan

Taliban'dan Milis Çocuğa Suikast
Afganistan'ın Uruzgan vilayetinin başkenti Tirin Kot'ta, babasının Taliban militanlarınca öldürülmesinin ardından amcasıyla birlikte yerel milis gücüne katılan Vasil Ahmed adlı 10 yaşındaki çocuk, hafta başında militanlar tarafından öldürüldü. Taliban sözcüsü, çocuk milisin evinden pazara giderken, militanları tarafından başından iki kez vurularak infaz edildiğini duyurdu. Taliban'ın geçen yıl Uruzgan vilayetini hedef alan kuşatması sırasında, yaralanan amcasının yerine milislerin başına geçen Ahmed'in, 44 gün boyunca yetişkinlerle birlikte militanlara karşı omuz omuza çarpıştığı öne sürülmüştü. Kuşatmanın sona ermesinin ardından Ahmed ve ona bağlı milisler, NATO'ya ait helikopterlerle Tirin Kot'a getirilmişti. Yerel yönetim, polis üniforması giydirilen Ahmed'i 'kahraman' ilan etmiş ve basının karşısına çıkarmıştı. Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Refiullah Baydar, Devlet Başkanı Eşref Gani'nin geçen yıl yasaklamasına karşın güvenlik güçlerinin, Ahmed gibi küçük yaştaki çocukları saflarına katmayı sürdürdüğünü belirtti.
Vatan

'Almanya'ya Bekliyoruz'
Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, Fransa ve İtalya ile milyarlarca Euro'luk anlaşmalara imza atan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi 'ısrarla' Berlin'e davet etti. Tahran temaslarının ikinci gününde Ruhani ile bir araya gelen Steinmeier, İran lideriyle görüşmesinde Suriye'deki kriz ve iki ülke ilişkilerinin ele alındığını söylerken, "Ruhani'ye gelecek Avrupa gezisinde Almanya'yı da bir durak olarak aklında bulundurması için ısrar ettim" ifadelerini kullandı. Ruhani, İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmanın yürürlüğe girerek Tahran'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasının ardından İtalya ve Fransa'yı kapsayan bir Avrupa gezisine çıkmış ve her iki ülkede de milyarlarca Euro'luk anlaşmalara imza atmıştı.
Vatan

Avrupa'dan Emanete İhanet
Avrupa Polis Teşkilatı Europol'ün haftabaşında Avrupa'ya yönelik sığınmacı akışı kapsamında, ulaştıkları ülkede kayıtları yapılan 10 binden fazla sığınmacı çocuğun kayıp olduğunu açıkladı. resmi rakamlara göre, bu on bin çocuğun yarısının Almanya'da kayıp olduğu bildirildi. Alman Federal Asayiş dairesi (BKA) verilerine göre, 1 Ocak 2016 itibariyle yaşı 18 yaşından küçük 4 bin 749 sığınmacı çocuğun nerede olduğu bilinmiyor. Kayıp sığınmacı çocukların 431'i 13 yaşının altında, 4 bin 287'si ise 14- 17 yaşları arasında bulunuyor. Europol'un Personel Şefi Brian donald, Pazartesi günü yaptığı açıklamada kaybolan çocukların insan tüccarlarının eline düşmüş olma ihtimalinden endişe duyulduğunu kaydetti. Donald, refakatsiz çocukların Avrupa genelindeki çeteler tarafından köleliğe ve seks işçiliğine zorlanabileceğine dair Europol'un uyarıda bulunduğunu hatırlattı. Çocuk haklarıyla ilgili uluslararası çalışmalar yürüten Çoçukları kurtarın (Save the Children) adlı sivil toplum kuruluşu da sadece geçen yıl 26 bin civarında çocuğun Avrupa'ya tek başına ulaştığını belirtti.
Star

POLİTİKA

'Biz Başkanlığı Savunuyoruz'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları toplantısı ile Doğu ve Güneydoğu illerinde görev yapan mülki ve idari amirlerle buluşmasında "Teröriste kudret, halka şefkat. Görevini yaparken tereddüt gösteren o makamda oturamaz" mesajı verdi. Anayasa çalışmaları konusunda da "Biz başkanlığı savunuyoruz onlar da niçin karşı çıktıklarını anlatsın ve sonuçta en doğru anayasayı yapalım" diyen Davutoğlu'nun sözleri özetle şöyle: "Terörle mücadele, millet vicdanı ve devlet aklı ile yürütülmeli. Millet vicdanı ile buluşamayan bir devlet aklı, bir müddet sonra mekanikleşir ve otoriterleşme eğilimi içinde özünü kaybeder. Şefkati olmayıp kudreti olan devlet tiranlaşır. Kullandığımız gücün meşruiyeti, millet iradesidir. valilerimize, kaymakamlarımıza, komutanlarımıza, bakanlarımıza da bu meşruiyet, milletten gelir. Meşruiyeti aldıktan, gücü kullanma yetkisini aldıktan sonra tereddüt gösteren birisi, devlet adamı olamaz. Meşruiyeti aldıktan sonra alması gereken bir kararı geciktiren ve bu sebeple halkı zarara uğratan kişi o makamda oturamaz. Devlet otoritesini değil, kamu düzenini koruyun. Halka yüreğinizle şefkatinizi, teröriste bileğinizle kudetinizi göstereceksiniz. Tereddüt eden bir sonraki savaşı kaybeder, bir sonraki aşamada gönderilir. Hukuk devleti kuralları içinde her şey sorulur ama kimse vazifesini yaptığı için sorgulanamaz. Bunu yapmak tereddütü gösteren bu vazifeyi bırakacak, başka birisi o vazifeyi yürütecek. Kamu hizmetlerinin aksamasına izin vermeyeceksiniz. Dışımızda Türkiye'nin gücünden rahatsız olan devletler, içimizde bu gücün demokratik kurallar içinde yürütülüyor olmasından rahatsız olan unsurlar, Türkiye'yi suçlamak için seferberlik halinde. Bizim algı ile uğraşacak vaktimiz yok, var olan olgu ile uğraşıyoruz. Ama onların işi olguyu saptırıp algıyı şekillendirmek. Herhangi bir olay olduğunda belgeleri ile birlikte kamuoyu önce bizim tarafımızdan bilgilendirilecek. Onun için her kesime hitap eden bir iletişim stratejisi geliştirmenizi istiyorum. Mevcut anayasa ile artık Türkiye yoluna devam edemez, bu bir zulümdür. Ben ilk oyumu, 1982 yılında bu anayasa referandumu için kullanmıştım. O zaman oyumu göstere göstere kullanmıştım. Şimdi kimse benden hayır oyu verdiğim 82 Anayasasını savunmamı beklemesin. Başkanlık sistemini biz savunuyoruz. Onlar da niçin karşı çıktıklarını anlatsın ve sonuçta en doğru anayasayı yapalım. Yeni anayasa torunlarımıza borcumuzdur. Bu borcu öderken durumu şahsileştirmemeliyiz. Hele hele TBMM'deki anayasa çalışması için Cumhurbaşkanımızı hedef almak, hakaretler yöneltmek, Cumhurbaşkanımızı tartışmanın merkezine yerleştirip şahsileşen bir tartışma haline dönüştürmeye çaba sarf etmek, anayasa yapım sürecine ihanettir. Biz 'Toledo' deyince Endülüs medeniyetini hatırlarız, onlar Franco'yu hatırlar. Biz 'Toledo' deyince güzel medeniyetimizin İspanya'nın merkezindeki görüntüsünü hatırlarız. Onlarsa zihinleri 'Franco zihniyeti', 'Stalin zihniyeti' olduğu için sadece onu düşünürler, ufukları sadece buna ulaşır. Biz onlara, o faşist zihniyetlere faşizmin ne olduğunu da öğretiriz.
Hürriyet

Bölgemiz Sancılı Dönemden Geçiyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Peru Devlet Başkanı Ollanta Humala ile görüşmesinde Türkiye'nin de içinde yer aldığı bölgenin sancılı bir dönemden geçtiğini belirtti. Erdoğan, Güney Amerika turunun ikinci durağı Peru'da Devlet Başkanı Ollanta Humala tarafından resmi törenle karşılandı. Erdoğan'a, Başkanlık Sarayı'na gelişinde atlı tören birliği eşlik etti. Görüşmelerde ikili ilişkiler ve ticaretin artırılmasının yanı sıra Suriye krizi, terör ve terörle mücadele de ele alındı. Yapılan ortak basın toplantısında Erdoğan, bölgesel ve küresel konuların da istişare edildiğini belirterek, "Türkiye'nin de içinde yer aldığı bölge, gerçekten sancılı bir dönemden geçiyor. Suriye krizi, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük insani trajediye sebep oldu. 400 bin insan rejimin, destekçilerinin ve DAİŞ gibi terör örgütlerinin saldırıları neticesinde hayatını kaybetti. Binlerce yıllık kadim mirasa ev sahipliği yapan şehirler, kütüphaneler, ibadethaneler tamamen harap oldu. 5 milyonu ülke dışında olmak üzere, 12 milyon insan evini, yurdunu terk etti. İşte bu manzara karşısında Türkiye, ülkelerindeki çatışmalardan kaçan 2 milyon 700 bin insan, Suriyeli olarak söylüyorum ve bunun yanında artı 150 bini aşkın Iraklı'ya da ev sahipliği yapıyor. İnsani meselelerdeki hassasiyetiyle bilinen Peru'nun da Suriyeli mültecilerin acısına ortak olacağına, bu meselenin uluslararası alanda hakkettiği yeri alması için çaba göstereceğine eminim" dedi. İstanbul Sultanahmet'te meydana gelen terör saldırısında bir Peru vatandaşının yaralanmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Erdoğan, yaralının durumunun iyi olmasının kendileri için en büyük teselli kaynağı olduğunu ifade etti. Saldırının ardından sağlık ekiplerinin anında müdahale ettiğini ve gereken her şeyin yapıldığını anımsatan Erdoğan, "Türkiye, terör örgütüyle mücadelesini yine kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edecektir" diye konuştu.
Milliyet

'Cizre'den Çıkan Tablo Köprüleri Yıkabilir'
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, savaşın ve çatışmalı ortamın son bulması, sorunların diyalog ve müzakere ile çözümünün önünün açılması için parti olarak ellerinden geleni yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini söyledi. Demirtaş, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP milletvekilleri Burcu Çelik Özkan ve Ali Atalan, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ile Mardin Büyükşehir Belediyesi'nde basın toplantısı düzenledi. Cizre'de bir evin bodrum katında yaralılar bulunduğunu söyleyen Demirtaş, "Sağlar mı, yaralılar mı, açlar mı, susuzlar mı bilmediğimiz onlarca insandan 4 gündür haber alamıyoruz. Parti olarak tüm yoğunluğu bu konuya vermiş durumdayız. Ama maalesef şu dakikaya kadar kesin bir sonuç almış değiliz. Kürt sorununun çözümü belki bir günde gerçekleşmez ama bu yaşanan insanlık dramını şu anda durdurmak mümkündür. Belediye başkanlarımız, milletvekillerimizle birlikte vahşet bodrumundaki durum netleşinceye kadar buradan ayrılmayacağız" dedi. Demirtaş, kendisinin de içinde yer alacağı bir heyet ve gönüllü sağlıkçılar ile o binaya girip yaralıları alma talepleri olduğunu belirterek, bu konuda Başbakan Ahmet Davutoğlu'na şu çağrıda bulundu: "Ortaya çıkacak tablo hiçbir şekilde geri dönülmeyecek bir köprü yıkılmasına yol açabilir. Müzakereden, çözümden bir daha bahsetmenin yolu bile kalmayabilir. İnsani beklentiyi karşılayacak bir cevap vermeniz gerekiyor. Hiçbir spekülasyona mahal vermemek adına, ben ve sağlık ekibi o binaya gitmek istiyoruz. Bu meselenin ciddi kırılmalara ve geri dönülmeyecek şekilde tahribatlara yol açabilecek bir mesele olduğu görülmelidir. Umut ediyoruz ki oradaki insanlar yaşıyordur. Bunu bir kriminal olay olarak göstermenin anlamı yok." Demirtaş, Cizre'ye girme taleplerinin yaşanan insani trajedinin ortadan kaldırılması amacıyla olduğunu ve bunun siyasi bir talep olmadığını sözlerine ekledi. DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek de "Oradaki yaralı insanların kurtarılmasını sağlamak için bir yaşam koridoru açılmasını istiyoruz" dedi.
Milliyet

Atatürk'ün Resmini İndiren Chp'nin Kapısından Giremez
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'Bir CHP milletvekilinin Atatürk resmini indirmesi mümkün değildir. Atatürk resmini indiren kişi, CHP'nin kapısından giremez' dedi. CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge'de konuşan Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle: Bana kalırsa, Bülent Arınç'ın dedikleri doğrudur. Bazı şeyleri samimi olarak dile getiriyor fakat eleştirdiğim yönleri de var. Özellikle, 'Ankara'yı parsel parsel sattılar' dedikten sonra hiçbir açıklama yapmadı. Arınç-Erdoğan arasındaki gerilim sadece ikisini değil tüm devleti ilgilendiren bir konudur. Bu olay ortaya çıktıktan sonra kamuoyunda yazıldı çizildi ama biz olayı araştırmak istedik. CHP'nin tüzüğü çerçevesinde bu olay çözülecektir. İlgili arkadaşlarla konuşuldu. Bu kadar dürüst, kendi iç dünyamız açısından şeffaf bir soruşturma oldu. Bir rapor ortaya çıktı ve Aylin Hanım disiplin kuruluna sevk edildi. Benim bundan sonra yapacak bir şeyim yok. Benim anahtar listem 104 kişiden oluşuyordu. '104 kişiden 52 kişiyi seçin değişimi siz yapın' dedik. Liste delinirse ne olur, hiçbir şey olmaz. Atilla Taş, Parti Meclisi'ne gelebilse mutlu olurdum. 104 kişilik listede 1-2 fire oldu. Tarafsızlık konusunda yeminini tutmuyorsa ben kurultayda söylerim. Evet açıkçası diktatör. Yargı, emrindeymiş gibi talimat veriyor. Yargıya hiç kimse emir, talimat veremez. Cumhurbaşkanı, yeni anayasa ve başkanlık sistemi için kampanya yapamaz. Biz Erdoğan'ın kafasında ne olduğunu bilmiyor muyuz? Toplumu kandırmaya çalışıyorlar. Gerçekten de rejimle ilgili sorunumuz var. Aydınlar bir araya gelmeli, konuşmalı; buna bir şey diyemem. Ama kendisine özgü bir düzenleme için yaparsa karşı çıkarım. Sorun şu, hendekler kazılırken bu ülkeyi yönetenler neredeydi? Hendeklere karşıyız. Orada terör örgütü mensupları, 'Sur'da hiçbir ev kapısını kapatmasın' diyerek emir vermiş. Aileler bu yüzden kapılarını kapayamıyor. Sorun şu; PKK, 17 ilçeyi silah deposu haline getirirken 400'ün üstünde ihbar oldu. PKK, Sur'u silah deposu haline getirirken Vali 'dokunmayın' demiş. Siz bir suç örgütünün konuşlanmasına ve yapılanmasına izin verdiniz.
Vatan

SPOR

Beşiktaş'ta sezon başından bu yana konuşulan transfer dün gerçekleşti ve Ersan Adem Gülüm, 7 milyon Euro bonservis bedeli karşılığında Çin'in Hebei China Fortune takımına satıldı. 28 yaşındaki stoper de 3 yıl için toplam 12 milyon Euro kazanacak. Türkiye'de transfer kapansa da Çin'de sürdüğü için Ersan'ın transferi gerçekleşebildi. Demba Ba ile aynı ligde buluşan Ersan, Avustralya pasportlu olduğundan Çin'de 'Asyalı' statüsünde oynayacak. Beşiktaş, Şenol Güneş'in talebi doğrultusunda Ersan'ı satmak istemiyordu. Ama dün Ahmet Nur Çebi ile görüşen Ersan, "Lütfen zin verin. Ben bu kadar parayı başka yerde kazanamam. Şu anda Beşiktaş'ta yıllık 1 milyon 200 bin Euro kazanıyor" diyerek ısrar etti ve izni kopardı. Demba Ba'yı 13 milyon Euro'ya Çin'e satan Beşiktaş, böylece bu ülkeden bu sezon 20 milyon Euro kazandı. Beşiktaş ligin ikinci yarısındaki ilk iki maçını kar nedeniyle oynayamamıştı. Ertelenen Mersin ve Trabzon maçlarında yeni transferler statü gereği forma giyemeyecek. Milosevic ve Ersan'ın takımdan ayrılması ile birlikte takımda stoper olarak yalnızca Rhodolfo kaldı. Şenol Güneş'in bu maçlarda Necip'i stopere çekmesi bekleyeniyor.
Hürriyet

Eurocup'taki temsilcilerimizden Banvit gruplardaki son maçlar öncesi işini tehlikeye attı. Dün G Grubu'nun lideri Bayern Münih'e konuk olan Bandırma ekibi sahadan 77-62 mağlup ayrılınca tur şansı gelecek haftaki Bilbao maçına kaldı. Aslında ilk çeyrekte temsilcimiz için işler beklendiğinden de iyi gidiyordu. Deplasmanda olmasına rağmen Banvit harika başladığıı karşılaşmada ilk çeyreği 20-15 önde kapatmayı başarmıştı. Ancak 2. çeyrekte işler değişti. Yağmur gibi baket atan Bayern Münih bu bölümde 27 sayı üretirken Banvit'i 15 sayıda tutmayı başardı ve devre arasına 41-35 ev sahibinin üstünlüğüyle gidildi. ÖNE geçmeyi başaran Bayer Münih bu andan sonra da durmak bilmedi zaten. Maçta 3. çeyrek 59-51 Bayern Münih üstünlüğüyle tamamlanırken karşılaşmanın sonunda da tabelada 77-62 Almanlar'ın üstünlğü vardı. Bayern Münih'te 28 sayı üreten Djedovic karşılaşmanın en skorer ismi olurken Banvit'te Moerman'ın 20, Johnson'ın da 18 sayılık performansları mağlubiyeti engellemeye yetmedi.
Vatan

Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, takımını şampiyonluk için motive etmeye çalışıyor. Türkiye Kupası nedeniyle bir hafta ara verilen Süper Lig'in 20. haftasında Antalyaspor'la deplasmanda karşılaşacak olan Sarı- Lacivertliler'de Portekizli çalıştırıcı dünkü idman öncesi futbolcularla özel bir toplantı yaptı. "Şampiyonluğun anahtarı elimizde" diyerek sözlerine başlayan Pereira şu ifadelere yer verdi: "Eskişehirspor'u deplasmanda, Çaykur Rize'yi de sahamızda mağlup ederek ikinci yarıya iyi bir başlangıç yaptık. Devreyi 1 puan önümüzde kapatan Beşiktaş'ın kar yüzünden maç oynamayışı da bizim için avantaj oldu. Bu hafta Antalyaspor deplasmanına gideceğiz. Bu karşılaşma şampiyonluk yolunda bizim için adeta bir dönüm noktası. Zira Antalya maçından alacağımız üç puan şampiyonluk yolunda kilidi açacaktır." "Antalyaspor'u yenip, 23. haftadaki Beşiktaş derbisine kadar puan kaybetmememiz lazım. Bunu başarırsak Beşiktaş'ı devirir şampiyonluk kapısından içeri gireriz. Ligde önümüzde sadece 15 hafta var. Kalan maçlarda alacağımız 34 puan bizi mutlu sona ulaştırır. Zira 80 puanın şampiyonluk için yeteceğini düşünüyorum. Sizden Antalya karşısında sadece galibiyeti düşünmeniz ve sahada elinizden gelenin en iyisini ortaya koymanızı istiyorum"
Star


Galatasaray'a Finansal Fair Play kurallarına uymadığı gerekçesiyle Avrupa kupalarından men cezasının gündeme gelmesi üzerine başkan Dursun Özbek karar öncesinde kulübün eski başkanları ve ileri gelenleri ile TT Arena'da zirve yaptı. Toplantı sonrası açıklama yapan Başkan Özbek "Eski başkanlara bundan sonra atacağımız adımları anlattık. Başkanların fikirlerini aldık. Çok verimli bir toplantı oldu. Kendilerinin desteği tam" dedi. UEFA'nın Finansal Fair-Play uygulamasının 'futbola kara para girmesin, şike olmasın' diye olduğunu vurgulayan Özbek, "Galatasaray'ın pozisyonunda bunların hiçbirisi yok. Dolayısıyla Finansal Fair-Play regülasyonuna ters bir şey yapılmadı. Galatasaray'ın hiçbir sporcusuna borcu yok, vergi borcu yok. Bunları anlatacağız. Biz haklı olduğumuzu düşünüyoruz. Haklılığımızı UEFA'da savunacağız, ancak çıkacak kararı tahmin etmek zor" ifadelerini kullandı. Özbek'in daveti ile yapılan toplantıya Başkan Yardımcısı Eşref Alaçayır, eski başkanlardan Mehmet Cansun, Alp Yalman, Duygun Yarsuvat, Faruk Süren, eski yöneticilerden Ali Dürüst, Adnan Öztürk, Divan Başkanı İrfan Aktar katıldı. Özbek, eski başkanlardan Ünal Aysal ve Adnan Polat'ın yurt dışında olduğu için toplantıya gelemediğini belirtti. Galatasaray Başkanı bir soru üzerine zirvede Mayıs ayında olağanüstü kongre konusunun gündeme gelmediğini vurguladı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme