6 Mart 2016 Pazar

06.03.2016 Genel Gündem



06.03.2016

GÜNDEM
  
Kayyum Eylemine Gazlı Müdahale
Feza Gazetecilik'e bağlı Zaman gazetesi, Aksiyon ve Today's Zaman'a kayyum atanmasını protesto etmek için dün gazete binası önünde toplanan gruba polis biber gazıyla müdahale etti. İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği'nce, "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) faaliyetleri kapsamında ve örgüt faaliyetlerine destek olacak şekilde kullanıldığı yönünde kuvvetli deliller bulunduğu" iddiasıyla Zaman gazetesini de bünyesinde bulunduran Feza Gazetecilik'e atanan kayyumlar, önceki gece şirketin Yenibosna'daki binasına geldi. Polis, bina önünde bekleyen grubu önce dağılmaları yönünde uyardı. Ancak grubun dağılmaması üzerine polis tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti. Daha sonra itfaiye ekipleri, binanın ana giriş kapısına kilitlenen zincirleri kesti. Bu işlemin ardından kayyumlar Tahsin Kaplan, Metin İlhan ve Sezai Şengönül polis eşliğinde binaya girdi. Kısa bir süre sonra da çalışanlar dışarı çıkarıldı. Gazete binasına, dün sabah da kamyonlarla emniyete ait bariyerler getirildi ve binanın ana kapı girişine dizildi. Gazeteye gelmeye başlayan çalışanlar ise polis tarafından kimlik kontrolünden geçirildikten sonra içeriye alındı. Önceki geceki müdahalenin ardından dün öğle saatlerinde destek için Zaman gazetesi binası önünde toplanmaya başlayan grup, Türkçe ve İngilizce dövizler ile Zaman gazetesinin son sayısını ellerinde tutarak sloganlar attı. Polis ekipleri, içerisinde kadın ve çocuklarında olduğu grubu yolun açılması için uyardı. Grubun dağılmaması üzerine polis ekipleri, biber gazıyla grubu dağıttı. Gazdan kaçan vatandaşlardan yaralanan ve bayılanlar oldu. Olay yerine gelen ambulanslarla yaralılar hastaneye götürüldü. Gazete binasının olduğu yerde TOMA ve polis ekipleri geniş güvenlik önlemlerini gün boyu devam ettirdi. Görevden alınan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdülhamit Bilici, dün öğle saatlerinde gazete binasına geldi. Yaklaşık 2 saat içeride kalan Bilici, gazetenin yazarı Mehmet Kamış ve Today's Zaman eski Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş ile birlikte gazete binasından ayrıldı. Müdahaleden önce gazete binasından çıkan Bilici ve yanındakiler, alkışlar eşliğinde araçlarına binerek uzaklaştı. Kayyumun atanmasının ardından gazetede ilk olarak özel güvenlik görevlilerinin işten çıkarıldığı öğrenildi.
Milliyet


5 Kahraman Şehide Veda
Sur'da şehit düşen 25 yaşındaki Uzman Çavuş Fatih Efiloğlu, Nusaybin'de şehit olan polis memurları Murat Dündar ile Ercan Günay, İdil'de şehit düşen Üsteğmen Mehmet Çifçi ve Uzman Çavuş Musa Yılmaz, dün memleketlerinde düzenlenen törenlerle toprağa verildi. Şehitlerin cenazelerinde gözyaşları sel oldu. Efiloğlu'nun Ordu'nun Ünye ilçesindeki cenazesinde eşi Özlem Efiloğlu tabuta sarılıp, "Beni de al yanına aşkım" diye ağladı. Diyarbakırlı polis memuru Murat Dündar, binlerce kişinin katılımıyla baba ocağı Çüngüş'ün Aydınlı Köyü'nde, Zazaca ağıtlarla toprağa verildi. Aynı saldırıda yaşamını yitiren polis memuru Ercan Günay da Adana Kozan'da defnedildi. Törende Günay'ın eşi Sibel, annesi Gülsen ve çocukları gözyaşlarına hakim olamadı. İdil şehidi Üsteğmen Mehmet Çifçi memleketi Ankara'nın Beypazarı ilçesinde, Uzman Çavuş Musa Yılmaz ise Elazığ'da son yolculuklarına uğurlandı.
Vatan

Köşeye Sıkıştılar!
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İdil'de teröristlerin yakalanması, patlayıcılarla tuzaklanan çukurların kapatılması ve barikatların kaldırılması, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması için ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından güvenlik güçlerince 18 Şubat'ta başlatılan "Şehit Özel Harekat Polisi Ersin Yıldırım Operasyonu" sürüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet güçlerinin iş birliğiyle yürütülen operasyonlarda, terör örgütü PKK mensupları Turgut Özal Mahallesi'ndeki dar bir alana sıkıştırıldı. Mahalledeki birçok evi mevzi olarak kullanan ve binalara el yapımı patlayıcı tuzaklayan teröristler, yapıların dış cephelerine açtıkları deliklerden de güvenlik güçlerine ateş açıyor. Köşeye sıkışan teröristler, operasyonlara kararlılıkla devam eden ve keskin nişancı ateşine rağmen ilerleyişini sürdüren güvenlik güçlerine tüplerle güçlendirdikleri el yapımı patlayıcılarla karşı koymaya çalışıyor. El yapımı patlayıcıları tek tek imha ederek ilerleyen güvenlik güçleri, bir taraftan da barikatları kaldırıp, çukurları kapatıyor.
Vatan

EKONOMİ


Gram Altın 117, 6704-117, 8082
ABD Doları 2, 9033-2, 9061/ Euro 3, 1969-3, 1990/İngiliz Sterlini 4, 1255-4, 1421

Devlet Katkısını Buharlaştırıyorlar
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) varlık yönetim şirketlerinin performansının son derece zayıf olduğunu belirterek, "Birçok kurum devlet katkısını bile buharlaştırıyor" dedi. Amaçlarının BES'i büyütmek, vatandaşı tasarrufa teşvik etmek olduğunu vurgulayan Şimşek, burada kurumların iyi bir performans göstermesinin önemine işaret etti. Şimşek, şunları kaydetti: "Genel olarak konuşuyorum, bu kurumların performansı son derece zayıf. Vatandaş para koyuyor, devlet yüzde 25 katkı yapıyor ama dönemin sonunda yüzde 25 getiri bile yok. Bunun sorgulanması lazım. Bu konuların takipçisi olacağız. İlk uyarımı yaptım. Sonra oturup başka ne tür tedbirler alınır, ne tür çerçeve oluşturulur, onlara bakacağız." Bireysel emeklilikte otomatik katılım sistemine de değinen Şimşek, vatandaşın neredeyse kazandığının tümünü tüketme eğiliminde olduğunu, hatta bazılarının kazandığının üzerinde kredi aldığını söyledi. İşe başlayan herkesin otomatik olarak BES'e girdiği, kendi geleceği için ufak da olsa bir miktar parayı ayırdığı model üzerinde çalıştıklarını anlatan Şimşek, şöyle devam etti: "Şimdi kaç ay kalacak, 4 ay mı 6 ay mı ona karar vereceğiz. Başlangıç katkısı otomatik katılımda ne kadar olacak, ona karar vereceğiz. Buna yönelik devletin katkısı hangi çerçevede ne kadar olacak, belli bir süre sistemde kaldıktan sonra tamamını çekene ne vereceğiz, ömür boyu maaş seçeneğini tercih edene ne kadar vereceğiz? Bütün bu konular şu anda konuşuluyor."
Hürriyet

Boydak Yöneticilerine Tutuklama Talebi
Kayseri'de 'Paralel Yapı' soruşturmasında gözaltına alınan ve savcılık tarafından sorgulanan Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak, CEO Memduh Boydak ve yönetim kurulu üyesi Murat Bozdağ, nöbetçi savcılık tarafından tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilirken, yönetim kurulu üyesi Erol Boydak serbest bırakıldı. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri önceki gün sabah, örgüte finans sağlandığı iddiasıyla Boydak Holding'in 4 üst yöneticisini gözaltına almıştı. Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Boydak Center'da arama yapan ekipler, bilgisayar harddiskleri ve muhasebe kayıtlarının kopyalarını aldı. Gözaltındaki 4 yönetici, dün sabah Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tabipliği'ne getirildi. Sağlık kontrolüne getirilen 4 yönetici, gazetecilere, "Merhaba arkadaşlar, günaydın" dedi. Öğlen saatlerinde Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sağlık kontrolüne getirilen yöneticilerden Hacı Boydak, DHA muhabirinin, 'Bir şey söylemek ister misiniz?' sorusu üzerine Boydak, "Çok mutluyum" dedi. Boydak Holding yöneticileri, ifadelerinin tamamlanması için tekrar Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. 4 yönetici daha sonra adliyeye sevk edildi. Savcılıktaki işlemleri akşam tamamlanan Hacı Boydak, Memduh Boydak ve Murat Bozdağ, nöbetçi savcılık tarafından tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilirken, Erol Boydak ise serbest bırakıldı.
Hürriyet

Petrol Üreten Ve Satan Ülkelere Not Darbesi
Küresel piyasalardaki fiyat düşüşlerinin etkisiyle bütçeleri sarsılan petrol üreticisi ve ihracatçısı ülkelere bir darbe de kredi derecelendirme şirketi Moody's'ten geldi. Moody's, yedi ülkenin kredi notunu ya düşürdü ya da düşürmek üzere incelemeye aldı. Son olarak Moody's, Bahreyn'in kredi notunun düşürüldüğünü belirtti. Kurum, diğer petrol üreticisi ve ihracatçısı ülkeler Nijerya, Rusya, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın notlarının ise "düşürülmek üzere izlemeye" alındığını açıkladı. Moody's'ten yapılan açıklamada; petrol fiyatlarındaki düşük düzeylerin uzun yıllar sürebileceği, bu zaman zarfında kamu harcamalarının kritik önemde olduğu ve bütçe açıklarının ülkelerin ekonomik performanslarını olumsuz etkileyeceği vurgulandı.
Türkiye

Borsada Hareket Bitmedi
Dipte oluşan ters-omuzbaş- omuz formasyonu sonrası hareketlenen BİST 100 Endeksi, 77.000 seviyesinin de üzerine çıktı. Endeks, haftayı yüzde 3.02 yükselişle 77.191 seviyesinden tamamladı. Borsa İstanbul'da yükseliş yönünde yakalanan ivme devam ediyor. Yabancı paylarları 12 Şubat'ta yüzde 61,61 ile en düşük seviyeyi gördükten sonra son üç hafta yükseldi ve yüzde 62.58'e çıktı. Bir puanlık artışın dahi endekse yansımasının oldukça olumlu olduğunu görüyoruz. Gelişmekte olan piyasalarda yakalanan ivmenin de etkisiyle BİST 100 Endeksi'nde bu hafta da yükseliş sürebilir. Ancak kâr satışlarını göz ardı etmemeli. Endeksin 78.000'lere yapacağı atakta dinlenme seviyesi 77.000'lerde olacaktır. Sonrasında yeninden 80.000'in üzerini hedefleyen hareket görebiliriz. Borsa İstanbul'da yaşanan hareketlere baktığımızda kısa vadeli al-sat yapmak isteyenlerin ciddi kayıplarla karşılaşabildiğini görüyoruz. Gün içerisinde çok sert geri çekilmeler yaşanabilmekte. Bu da hisse fiyatlarına olumsuz yansıyor. Hisseler, 69.000 seviyesindeki dip seviyeye göre yüzde 11 primli olmasına rağmen hâlâ kasım milletvekili seçimi sonrası aşılan 80.000'li seviyelere ulaşılabilmiş değil. Borsa İstanbul, yaklaşık üç-dört aydır 70.000-75.000 aralığında dalgalanıyor. 80.000'lere doğru başlayan bu yeni atağın gücünü geri çekilmelerde diplerin bir önceki seviyelerin üzerinde oluşması belirleyecek. Hisse senetlerinde yaşanabilecek aşağı hareketler alım fırsatı olarak değerlendirilebilir. Endekste bu hafta ilk direnç 78.000'de bulunurken kâr satışlarında 76.000 seviyesi izlenecek.
Milliyet

Mülteci Tüccarlar
Türkiye, savaştan kaçan 2.5 milyon Suriye vatandaşına kucak açarken, ülkelerinde iş yapma imkanı bulamayan binlerce Suriyeli işadamı da işlerini Türkiye'ye taşıdı. Savaşın bölgesel çatışmalarla başladığı 2011 yılından, ateşkesin ilan edildiği 29 Şubat 2016 tarihine kadar geçen 5 yılda Suriyeli işadamları Türkiye'de 3 bin 818 şirket kurdu. Suriyeli işadamlarının Türkiye'de ortaklık ya da doğrudan yatırım olarak kurduğu işletmelerin sermaye toplamı 532 milyon liraya ulaştı. Suriyelilerin kurduğu bu şirketler yabancı sermaye mevzuatına uygun olan, sermaye ile kurulan, organize sanayi bölgelerinde üretim ve ihracat yapan, vergisini veren ve işçi istihdam eden anonim ve limited statüsünde olan şirketler. Bu rakamlara Suriyelilerin sokak arasında açtığı yufkacıbörekçi gibi dükkanlar, kendi zanaatlarıyla devam ettirdikleri işler dahil değil. Kaydı çok sağlıklı tutulamayan, sokak aralarındaki bu dükkanların da dahil edilmesiyle Suriyeli işadamlarının kurduğu işletmelerin on binlerce olduğu tahmin ediliyor. Suriyeli işadamları bölgesel çatışmaların başladığı 2011 yılında Türkiye'de sadece 81 şirket kurarken, çatışmalar hızlandıkça şirket sayısını artırdı. Suriyeliler Türkiye'de 2012'de 165, 2013'te 489 şirket kurdu. Çatışmaların bütün ülkeyi sarması ve iç savaşa dönüşmesi üzerine Türkiye'de iş kuran Suriyeli sayısında adeta patlama oldu. 2014 yılında 1257 şirket kuran Suriyeliler 2015 yılında ise 1599 yeni şirket kurdu. Suriyelilerin Türkiye'de şirketleşmeleri 2016 yılında daha da hızlandı. 2016'nın ilk ayında 227 şirket kuruldu ve 5 yılda kurulan toplam şirket sayısı 3 bin 818'e ulaştı. Suriyeli işadamları Türkiye'de yaptıkları yatırımlarla adeta ezberleri bozdu. Savaş öncesinde Türkiye'de yatırım yapan yabancı sermayede başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri ile Irak ve İran ön plandayken, 5 yıl içinde Suriye sermayesi yabancı sermayeli şirketler listesinin zirvesini sahiplendi. Yabancı sermayeli yatırımlar içinde 2013'ten itibaren Suriyeli şirketler açık ara ön sırada yer aldı. 2015 yılında 1599 yatırımla Suriyeliler ilk sırada yer alırken, Almanlar 330 şirketle ikinci, Iraklılar 304 şirketle üçüncü sırada yer buldu. Suriyeli işadamları Türkiye'de 5 yılda yaptıkları 3 bin 818 adet yabancı sermaye yatırımıyla bu şirketlere toplamda 532 milyon lira sermaye koydu. Suriyeli işadamlarının Türkiye'deki işleri için yaptıkları sermaye tutarı yıldan yıla katlanarak arttı. 2011 yılında 5 milyon lira seviyesinde olan yatırım tutarı, 2012'de 22, 2013'te 75, 2014'te 196 ve 2015'te 532 milyon liraya çıktı. Türkiye'de 5 yılda yapılan toplam 5.5 milyon liralık yabancı sermayeli yatırımın yüzde 9.5'ini Suriyeli işadamları yaptı. Suriyeli işadamları kurdukları işletmelerle Türk ekonomisine vergi vererek ve binlerce kişiyi istihdam ederek destek sağlıyor. Suriyeliler Türkiye'de başta ticaret olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteriyor. Başta toptan ticaret ve ihracat olmak üzere Suriyeli işadamlarının faaliyet gösterdiği iş kolları gıda, giyim, ayakkabı, inşaat, konfeksiyon, dokuma, perakende, aksesuar, emlakçılık, seyahat acentesi, komisyonculuk, nakliye ve lokantacılık şeklinde sıralanıyor.
Milliyet

'Rekolte Tahminini Bakanlık Yapacak'
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, fındıkta 'emanet' döneminin başlayacağını ve oynanan ayak oyunlarına fırsat vermeyeceklerini kaydetti. Gıda denetimleri sonucu 65.6 milyon TL'lik ceza verildiğini belirten Çelik, 92 firma hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, sağlığa zararlı gıda üreten 418 firmanın 818 ürününün halka teşhir edildiğini açıkladı. Bakan Çelik, şunları söyledi: Rekolte tahminini üç kesim yapıyor. Biri yükseltiyor, biri düşürüyor ve burada yine pazarı sarsıcı oyunlar oynanıyor. Bundan sonra, aldığımız karar, fındığın rekoltesi 1-7 Haziran arasında bakanlık tarafından yapılacak, tüm kesimlerle görüşülerek; TMO etkin hâle getirilecek. 'Ben, emanet bırakmak istiyorum' diyenlere fındığı TMO'ya bırakma imkânı getiriyoruz. Fındıkta tekelden bahsediliyor. İhracatçıyı üreticiden, üreticiyi ihracatçıdan koparmak doğru değil. Tekel şikâyetini Rekabet Kurumu'na taşımış bulunmaktayız. Burada üreticinin aleyhine atılacak adımların karşısında devleti, hükümeti bulurlar, açıkça ifade ediyorum. Süt üretimi 18.6 milyon tona çıkınca, arz fazlası çiğ sütün süt tozuna dönüşmesi için desteğimizi artırdık. 3 bin lira alıyordunuz, biz size ton başı 4 bin 500 lira destek verelim dedik. Süt fazlası olanlar, sütünüzü süt tozuna dönüştürün, Et ve Süt Kurumu olarak, bakanlık olarak biz alacağız. Çok kalem destekten çıkıyoruz; daha daraltılmış, sayısal anlamda az, çiftçinin eline ne geçtiğini bileceği bir destek politikasını önümüzdeki dönemde açıklayacağız. İkincisi, havza bazlı alan desteğini 1/1/2017'den itibaren devreye koyacağız. Türkiye'de her tarım işletmesinin bir teknik elemanı olacak. 2 milyon işletmenin de bir teknik elemanı olacak şekilde idari yapımızı düzenliyoruz. Gıda mühendislerine, ziraat mühendislerine, veterinerlere söylüyorum, 2 bin 71 personel alacağız. Bin sözleşmeli personelin de ilgili kuruluşlara alınacağını bütçe vesilesiyle ifade etmek istiyorum. 2014'te 4.1, 2015'te 4.7 milyon ton patates üretildi. Yüzde 14'lük artış söz konusu. Aylık tüketimimiz 300 bin ton. Stokta 710 bin ton patatesten bahsediliyor. İhracatıyla ilgili bir adım söz konusuysa buna hazırlık yapıyoruz. Piyasada et ithal ederek gerçek olmayan fiyatların altında bir et satışı söz konusu değildir. Bütün üreticiler, ağılları, ahırları doldursun.
Milliyet

Bes'e İkinci Ağır Uyarı
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) varlık yönetim şirketlerinin performansının son derece zayıf olduğunu belirterek, "Birçok kurum devlet katkısını bile buharlaştırıyor" dedi. Amaçlarının BES'i büyütmek, vatandaşı tasarrufa teşvik etmek olduğunu vurgulayan Şimşek, burada kurumların iyi bir performans göstermesinin önemine işaret etti. Varlık yönetim şirketlerinin performansının son derece zayıf olduğuna işaret eden Şimşek, şunları kaydetti: "Birçok kurum devlet katkısını bile buharlaştırıyor bir anlamda. Genel olarak konuşuyorum, kurumların performansı çok iyi değil. Performansı son derece zayıf olan kuruluşlar var. Vatandaş para koyuyor, devlet yüzde 25 katkı yapıyor ama dönemin sonunda yüzde 25 getiri bile yok. Şimdi bunun sorgulanması lazım. Bu konuların takipçisi olacağız. İlk uyarımı yaptım. Sonra oturup başka ne tür tedbirler alınır, ne tür çerçeve oluşturulur, onlara bakacağız." Bireysel emeklilikte otomatik katılım sistemine de değinen Şimşek, vatandaşın neredeyse kazandığının tümünü tüketme eğiliminde olduğunu, hatta bazılarının kazandığının üzerine kredi aldığını söyledi. İşe başlayan herkesin otomatik olarak BES'e girdiği, kendi geleceği için ufak da olsa bir miktar parayı ayırdığı model üzerinde çalıştıklarını anlatan Şimşek, "Şimdi kaç ay kalacak, 4 ay mı 6 ay mı ona karar vereceğiz. Başlangıç katkısı otomatik katılımda ne kadar olacak, ona karar vereceğiz. Buna yönelik devletin katkısı hangi çerçevede ne kadar olacak, belli bir süre sistemde kaldıktan sonra tamamını çekene ne vereceğiz, ömür boyu maaş seçeneğini tercih edene ne kadar vereceğiz? Bütün bu konular şu anda konuşuluyor" diye konuştu. Otomatik katılım sistemini sektörle de istişare ettiklerini ve dünya örneklerine baktıklarını dile getiren Şimşek, pilot projeyi de uygulamaya koyduklarını anımsattı. Şimşek, "Dolayısıyla bu yılın inşallah ilk yarısında umutluyum bunu da hayata geçirmiş oluruz" ifadesini kullandı.
Vatan

DÜNYA

Muhalifler Kilit Sınır Kapısını Aldı
Suriyeli muhalifler güneyde sınırın Irak tarafındaki kilit Al Tanaf sınır kapısını önceki gece ele geçirdi. Merkezi Londra'da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Ürdün'den harekete geçen bir grup muhalif savaşçının IŞİD'in elindeki Al Tanaf sınır kapısını ele geçirdiğini duyurdu. Gözlemevi, gruba ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarının hava desteği verdiğini açıkladı. Suriye'den haber geçen muhalif Yerel Koordinasyon Komiteleri, operasyonu Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) bağlı Güney Cephesi birliklerinin gerçekleştirdiğini duyurdu. IŞİD'le bağlantılı Aamaq Haber Ajansı iddiaları reddetti. IŞİD, al Tanaf sınır kapısını Esad rejimi güçlerinden Mayıs 2015'te almış, rejim Irak sınırındaki son kapıyı yitirmişti. IŞİD'in şimdi Irak sınırında elinde sadece Albu Kamal sınır kapısı kaldı. Öte yandan Gözlemevi'ne göre, Halep şehrinin güneyinde rejimin ikmal yoluna IŞİD'in saldırısı sonucu 15 asker öldü. Gözlemevi, saldırının rejim güçleri tarafından püskürtüldüğünü bildirdi.
Hürriyet

Yunanistan'da Mülteci Krizi İçin Ohal Talebi
Makedonya'nın sınır kontrollerine başlamasının ardından ülkede kalan binlerce mülteciyle başa çıkamayan Yunanistan'da, Orta Makedonya Valisi Apostolos Tzitzikostas olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesini talep etti. 2 bin kişilik mülteci kampına sahip İdomeni bölgesinde yaklaşık 14 bin mültecinin kaldığı belirtilirken, Vali Tzitzkostas Yunan hükümetine OHAL mektubu yazdı. Tzitzkostas, "Bu büyük bir insanlık krizi. Hükümetten OHAL ilan edilmesini istedim. Bu şekilde devam edemeyiz" dedi. Dün Yunanistan'dan Makedonya'ya sadece 180 mültecinin geçişine izin verirken, Türkiye'den günde ortalama 2 bin kişi Yunanistan kıyılarına varmaya devam ediyor. Orta Makedonya Valisi, Avrupa Birliği'nin (AB) sınır kontrolleri getirerek günlük mülteci girişine sınırlama getiren aday ya da üye ülkelere sert yaptırım uygulanması gerektiğini söyledi. AB Komisyonu'nun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan sorumlu üyesi Dimitris Avramopoulos, Yunanistan'daki mülteci krizi üzerine "Bütün AB'yi harekete geçirmeliyiz. Bunu küresel bir konu olarak görmeliyiz" dedi. Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Yunanistan'ın 2015 sonuna kadar 50 bin mülteci için barınma imkânı sağlama sözü verdiğini söylerken, Yunanistan'da kalacak mülteciler için AB'nin ülkeye yardım etmesi gerektiğini söyledi.
Milliyet

Safiye Nasıl Radikalleşti?
Almanya'nın Hannover kentinde, bir polisi bıçakla ağır yaralayan 15 yaşındaki Fas asıllı Safia (Safiye) S.'in, Selefi bir grup tarafından propaganda videolarında kullanıldığı ortaya çıktı. Bild gazetesinde yer alan habere göre, Safia S. 7 yaşından beri radikal biri olarak yetiştirildi. Paylaşım sitelerinde yer alan videolarda tanınmış bir Selefi olan Pierre Vogel ile Safia S. birlikte görülüyor. Hannover Tren Garı'nda 26 Şubat Cuma günü polislere dikkatli şekilde bakan Safia S. kimlik kontrolü için durduruldu. Saat 17.00 sularında meydana gelen olayda Safia S., kimliğini kontrol eden polisin bir anlık dikkatsizliğinden faydalanarak boğazından bıçakladı. Bild gazetesinde genç kızın, IŞİD sempatizanı olduğu iddiasına yer verildi. Bir süre Türkiye-Suriye arasındaki bir bölgede yaşadığı ileri sürülen Safia S.'in IŞİD saflarında savaşmak istediği ancak bunu yapamadığı için polisleri öldürmeye kalkıştığı iddia edildi. Hannover polisinin yaptığı açıklamada da saldırının dini motifle işlenmiş olabileceği ifade edildi. Tutuklu olan Safia S.'in fotoğraflarını yayınlayan polis, saldırının nedeni hakkında bilgisi olanların kendilerine başvurmalarını istedi.
Vatan

Suriye'de Kürtler'e Özerk Bölge Yok!
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, günlük basın toplantısında, 'Suriye'de federal bir modele geçebileceği' yönündeki görüşleri değerlendirdi. Toplantıda, "Suriyeli Kürtler defalarca Suriye'de federal sisteme geçilmesini istedi, ABD bunu destekliyor mu?" yönündeki soruya Kirby, ülkede federal bir yapının ABD'nin hedefi olmadığı yanıtını verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kirby, şu değerlendirmede bulundu: "Eğer bana Kürtler için yarı özerk bir bölgeyi isteyip istemediğimizi soruyorsanız cevap, 'Hayır'. Suriye'de federal devlet konusundaki görüşümüzü defalarca söyledik, yine tekrar edeceğim. Bugüne kadarki bildirgelerde anlaştığımız gibi, Suriye'yi mezhep ayrımı gözetmeden bir bütün olarak kabul ediyoruz." Kirby, Suriye'de çatışmaların azalmasının ardından rejim ve muhalifler arasında diplomatik görüşmelerin başladığını belirterek "Tamamlanmamış olmakla birlikte seçimlerin nasıl yapılacağına dair görüşmeler başladı. Eğer başarılı olunursa Suriye halkının ihtiyaçlarına cevap verecek bir hükümetin kurulmasını sağlayacak" ifadesini kullandı.
Vatan

Kabil'de Silahlı Dehşet; 2 Türk Öldürüldü
Afganistan'ın başkenti Kabil'de Türkler'e ait bir işyerine düzenlenen silahlı saldırıda 2 Türk vatandaşı hayatını kaybetti, 2 Türk de yaralandı. Dün akşam Osman Kaya'ya ait Turkish Bazaar adlı işyerine kimliği belirsiz bir kişi tarafından düzenlenen silahlı saldırıda isimleri Yusuf ve İbrahim olduğu belirtilen 2 Türk vatandaşı yaşamını yitirdi. Yaralanan Osman Kaya ve bir başka Türk de hastaneye kaldırıldı. Saldırının bir terör saldırısı olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmazken, olayın ticari bir anlaşmazlık nedeniyle yaşanmış olabileceği üzerinde duruluyor. Öte yandan saldırının olduğu saatlerde bir başka Türk şirketinin ofisi de kimliği belirsiz kişilerce basıldı. Baskını gerçekleştirenler şirkette görevli 1 Türk'ü kaçırdı. Baskında şirketteki bir başka Türk de darp edildi ve şirketin Afgan görevlileri de yaralandı. Kaçırılma olayının yaşandığı bölgeyi kordon altına alan polis, kaçırılan Türk vatandaşın kimliğini açıklamadı. Ayrıca ard arda yaşanan bu saldırılar sonrası Kabil'de yaşayan Türkler güvenlik tehdidi endişesi yaşamaya başladı.
Star

Suriye Ateşkesi Ciddiye Alınmıyor
Suriye'deki kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki anlaşmanın yürürlüğe girdiği 27 Şubat'tan bu yana ülkede bir haftada 75 sivil hayatını kaybetti. Suriye insan Hakları Ağı'nın (SnHr) raporuna göre ateşkes bir haftada tam 216 kez ihlal edildi. Esad rejimi ve Rusya, Türkmendağı, Halep'in batısı, idlib'in güneyi, Şam'ın doğusundaki Guta kırsalı, Dera'nın merkez ve batı kırsalını vurmaya devam etti. ihlaller her seferinde "Nusra Bahanesi" ile gerçekleşti. PYD de özellikle Azez'de muhalifleri hedef almayı sürdürdü. Ülkede gözlenen kısmi rahatlığın sebebi olarak yerleşim yerlerinin daha az hedef alınması gösterildi. Rusya Devlet Başkanı Putin Avrupalı liderlere "ateşkese uyacağı" noktasında sözler verse de Suriye halkı 27 Şubat'tan sonra da zorluklar yaşamaya devam ediyor. Muhaliflerin oluşturduğu komitenin başkanı Riyad Hicab ihlaller devam ettiği sürece daha önce ertelenen ve şimdi 9 Mart'ta başlaması planlanan barış masasına oturmayacaklarını ilan etti. Rusya'nın elindeki tek faal uçak gemisi Amiral Kuznetsov'u Suriye kıyılarına göndereceğini duyurması da barıştan yana gönülsüz olduklarını gösterdi.
Star

POLİTİKA

Bırakmayalım
Başbakan Davutoğlu ve İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, başkent Tahran'daki Sadabat Sarayı'ndaki görüşme sonrası ortak basın toplantısı düzenledi. İran'a Başbakan olarak ilk ziyaretini gerçekleştirdiğini söyleyen Davutoğlu, seçim sonuçlarının İran'a hayırlı olması temennisinde bulundu. Davutoğlu, özetle şöyle dedi: "Nükleer anlaşmanın gerçekleşmesi sonrasında çok geniş imkânların önü açılmış oluyor. Anlaşma dolayısıyla da tebriklerimi sunuyorum. Geçmişte Dışişleri Bakanı olarak böyle bir anlaşmanın gerçeklemesi için çok çaba sarf etmiş biri olarak bugün İran'ın dünya ekonomisine entegrasyonunun önünü açan böyle bir anlaşma dolayısıyla mutluluğumuzu ifade etmek istiyorum. Biz geçmişte, bu zor dönemlerde birbirimize dostluklarımızı göstermiş olan iki ülkeyiz." İran'ın yeni dönemde dünyaya açılması, ekonomi üzerindeki yaptırımların kalkmasının en fazla Türkiye'yi sevindirdiğini söyleyen Davutoğlu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 30 milyar dolara ulaşmasının önündeki en önemli engelin bu yaptırımlar olduğunu hatırlattı. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaptırımlardan kurtulmuş olmak 30 milyarın daha da ötesi hedefleri gerçekleştirebileceğimizi gösterir. Bazı konularda farklı görüşlere sahip olabiliriz ama tarihimizi ve coğrafyamızı değiştiremeyiz. Ulaştırmada İran, Türkiye'nin Asya'ya açılan kapısıdır. Türkiye de İran'ın Avrupa'ya açılan kapısıdır. İki ülke puzzle'ın parçaları gibi birbirini tamamlıyor. Bölgemizdeki kardeş kavgasının sona ermesi, etnik ve mezhebi çatışmaların durması için Türkiye ile İran'ın ortak bazı perspektifler geliştirmesi büyük bir önem taşımaktadır. Görüş ayrılıklarımız, farklı kanaatlerimiz olabilir ancak bölgemizin kaderini bölge dışı aktörlere bırakmamalıyız. Bölgemizde kalıcı istikrarın, barışın, huzurun olması için de Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin taşıdığı önemi herkes bilmektedir. Bir kez daha söylüyorum, zor günlerinde biz İran'la birlikteydik, önümüzdeki günlerde de birlikte çalışmamız hem iki ülkenin hem de bölgenin yararına olacaktır."
Hürriyet

40 Vekille Üzerimize Düşeni Yaparız
MHP Lideri Devlet Bahçeli, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin, "TBMM'ye gelmesi halinde MHP 40 milletvekili ile üzerine düşeni yapacaktır" dedi. Siyaset ve Liderlik Okulu'nun açılışına katılan Bahçeli, özetle şunları söyledi: (HDP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması) Teröristlerle bağdaşık ve barışık bir halde faaliyette bulunanlara yönelik MHP'nin hassasiyetleri biliniyor. Bunlarla ilgili fezlekeler gelir, gerekçeler iyi incelenirse bu fezlekeler yoluyla dokunulmazlıkların kaldırılması ve Türk yargısının önüne çıkarılması temel tercihimiz olacaktır. Bu tür faaliyetlere, dün, bugün muhtemelen de gelecek için faaliyet içerisinde bulunacak milletvekilleri var ise objektif tespitlerle TBMM'ye gelmesi halinde MHP 40 milletvekili ile üzerine düşeni yapacaktır. (Zaman gazetesine kayyum atanması) Bir fidanın iki dalı olan iki ayrı kurum mensupları yol ayrımına geldi. Bu iki kurum, bugünlerde örtülü ve açık bir çatışma ortamına girdi. Ancak yargı yoluyla konuların üzerine gidilmesi gerekirken hem üretim alanında hem medya alanında önemli çalışmalarla Türkiye'de istihdam ve katma değer yaratan veya medya aracılığıyla Türk toplumunun bilgilendirilmesine katkı sağlayan müesseseleri, bu tür kaba davranışlarla üzerine giderek, kamuoyuna da bunu sürekli bir korku alameti olarak göstererek ortaya konan davranışı tasvip etmemekteyiz. Bu uygulamalardan başta siyasi iktidar vazgeçmelidir. Medyaya gerekli alakayı göstermeli, var ise içerisinde yanlış, yasalara ve Anayasa'ya aykırı davranışlar veya Türkiye'nin geleceğini karartacak faaliyetler üzerinde tespit yapılırsa da acımadan üzerine gidilmelidir. (Anayasa Uzlaşma Komisyonu) Gelen olursa masada otururlar, gelmezlerse iktidar artık 'B' planını ortaya koymalıdır. Anayasada ne gibi bir değişiklik düşünüyorsa bunu ağızlarına sakız edip her tarafta konuşacakları yerde, TBMM'ye getirmelidirler. Referandum yoluyla bu ancak mümkün olabilir. Onun için de 317 milletvekilinin 330'a tamamlanması lazım. Referandum söz konusu olursa MHP, kamuoyunun aydınlatılmasında kendi dünya görüşü ve parti ilkeleri çerçevesinde katkı sağlayacaktır. MHP olarak Anayasa Uzlaşma Komisyonunda bulunmayı, üzerimize düşen sorumluluğu taşımayı, fikirlerimizi açıkça söylemeyi, millet için faydalı olacaklara 'Evet', Türkiye'yi karanlığa götürecek unsurlara 'Hayır' demek suretiyle çalışmaları sürdüreceğiz."
Hürriyet

Akp Devletiyle Mücadele Ediyoruz
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni anayasa yapılmasına ilişkin tartışmalar hakkında. "Anayasa'nın ilk dört maddesi bizim için vazgeçilmezdir. Onları da değiştirelim diyorlar. Neden ilk dört maddeyi değiştirmek istiyorlar? Ama size şu güvenceyi verebilirim. Biz parlamentoda olduğumuz sürece arzu ettikleri değişikliklerinin hiçbirisini gerçekleştiremeyecekler" dedi. Kılıçdaroğlu, dün Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba'nın koordinasyonunda Türkiye'nin farklı yörelerinden sivil toplum kuruluşları ve sendikaların katılımıyla ATO Congresium'da, "Büyük Buluşma" adıyla gerçekleştirilen toplantıda, şunları kaydetti: 13 yıldır demokrasimiz kan kaybediyor. Eğer, anayasaya göre seçilip gelen birisi, 'ben anayasayı tanımıyorum, anayasa bana uygun değildir' diyorsa, hepimiz şunu çok iyi bilmeliyiz ki bir sivil darbenin ön hazırlıkları yapılıyor demektir. Eğer bir kişi çıkıp, 'Yasama ve yargı organı benim için ayakbağı diyorsa', anayasayı, güçler ayrılığı ilkesini reddediyor ve anayasayı askıya alıyor demektir. Vatandaş akşam evine nasıl gideceğinin hesabını yapıyor. Vatandaş, borç batağında. 2002, yazar kasanın atıldığı tarih, işsizlik vardı, esnaf perişandı, o dönemde işsizlik yüzde 8. Şimdi, hani parlak Türkiye tablosu çiziyor, işsizlik yüzde 10,6. O dönemden çok daha yüksek bir işsizlik oranı var. Enselerinde boza pişiriyorlar, korkudan kimse sesini çıkaramıyor. Korkunun ölüme faydası yoktur, öleceksek yiğitçe öleceğiz. Size Spartalılardan söz edeceğim. Spartalı ların bir özelliği var: 'Yakalanmadan çalmak yani maharetle yapılan hırsızlık suç olmadığı gibi tasvip edilen bir çeşit kahramanlıktır'. Şimdi devleti soyanların, kul hakkı yiyenlerin, hırsızlık yapanların, devletin en tepe noktalarına çıktığını biliyoruz, görüyoruz değil mi? Türkiye'yi ilkel çağ anlayışına hapsettiler. 14 yıllık süre içinde fuhuştaki artış yüzde 790, adam öldürmede yüzde 261, çocukların cinsel istismarı yüzde 434, uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678 arttı. Uyuşturucu bağımlılığında yaş 10'a düştü. Kalkmış konuşuyor, 'çocuklara bira veriliyordu' diye, senin iktidarında okul bahçelerinde bonzai satılıyor. Kimin başkan, kimin başbakan, kimin cumhurbaşkanı kimin bakan, kimin genel müdür, kimin müsteşar olduğu belli değil. Devletle hükümet arasında temel bir fark vardır, devlet bakidir, hükümet devleti yönetmek üzere gelir. 4 yıl için devleti yönetir, seçilmezse başka bir otorite gelir. 14 yılda AKP, şu anda bir devlet partisi konumundadır. Valisiyle, polisiyle, hakimiyle, savcısıyla bir devlet partisidir artık AKP. Dolayısıyla sivil toplumun, sendikaların, siyasal partilerin normal bir demokraside yapacakları mücadelenin sınırları aşılmıştır. Bu mücadele bir siyasi partiyle yapılacak mücadele değil, bu mücadele doğrudan doğruya AKP devleti ile yapılacak mücadeledir. Herkes bunu böyle bilsin. Bir ülkede yargı bağımsız ve tarafsız değilse o ülkede demokrasi askıya alınmıştır. Adaletin olmadığı yerde devlet yoktur. Anayasa bunu açıkça yazdığı halde, anayasa sayesinde yukarıya çıkmış bir kişinin, 'ben tanımıyorum' demesinin anlamı nedir? 'Ben anayasayı takmıyorum' demektir. Hitler'in anılarına, yaptıklarına bakın, tıpa tıp Türkiye'de şimdi aynı model hayata geçirilmek isteniyor, o nedenle hepimizin sorumluluğu var. Aydınlar bir bildiri yayınladılar, neredeyse idam sehpasını gönderecekler. Bir toplumda düşünceyi açıklama yasağı getirilirse o toplumun uygarlaşma şansı kocaman bir sıfırdır. Şimdi iki kişi yanyana yürüyemiyor, darbeciler bile bunlardan daha iyiydi. Diyorlar ki oturalım anayasa yapalım. Anayasa'nın ilk dört maddesi bizim için vazgeçilmezdir. Onları da değiştirelim diyorlar. Neden ilk dört maddeyi değiştirmek istiyorlar? Ama size şu güvenceyi verebilirim. Biz parlamentoda olduğumuz sürece arzu ettikleri değişikliklerinin hiçbirisini gerçekleştiremeyecekler.
Milliyet

Cumhurbaşkanlığı'nda 8 Mart Resepsiyonu
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilecek resepsiyona yaklaşık 250 kadın davet edildi. Davetliler arasında iki kadın vali, yedi kadın muhtar, Van, Tunceli ve Bitlis'te görev yapan üç kadın köy korucusu, 12 kadın rektör, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda görev yapan kadın il müdürleri ile doktorların da aralarında bulunduğu çeşitli meslek gruplarından kadınlar yer aldı. Ülkelerindeki savaş nedeniyle Türkiye'ye gelen beş Suriyeli kadının da katılacağı resepsiyonda, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesinde görev yapan polis, garson ve temizlik görevlileri de davetliler arasında bulunuyor. Hakkâri'nin Şemdinli ilçesindeki çatışmada şehit olan komiser Ahmet Çamur'un eşi Hakim Gökçen Çamur ile Kayseri Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaparken geçici görevle Muş'a giderken otobüsün devrilmesi sonucu ağır yaralanarak, tedavi gördüğü hastanede şehit olan Gökhan Emre Örül'ün annesi Seniha Örül de resepsiyona davet edilen isimler arasında yer aldı. Resepsiyonun davetlileri arasında Türkiye'nin farklı şehirlerinden, başarıları ve yaşam hikayeleriyle ülke gündeminde yer edinmiş kadınlar da yer alıyor. Maltepe'de beş katlı binada çıkan yangında yatalak eşinin başından "Her şeyi göze aldım" diyerek ayrılmayan Mahinur Tunca ile Tarsus'ta geçirdiği kalp krizi sonrası, daha önceden televizyonda gördüğü kalp masajı ve suni teneffüs ile eşini hayata bağlayan Tülay Yazlık da Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ağırlanacak. Beyşehir'de babasının vasiyeti sonrası yatağa bağımlı, işitme ve görme engelli 81 yaşındaki kimsesizin 13 yıldır gönüllü bakımını gerçekleştiren Leyla Ildırlı, yine Beyşehir'de 14 yıl önce evlat edindiği bebeğin, spastik engelli çıkmasına rağmen bir an olsun yanından ayrılmayan Türkan Harmankaya ile Çankırı'nın Şabanözü ilçesinde ayakkabı boyayarak iki çocuğunu okutan 60 yaşındaki Sevim Koçak da resepsiyonda yer alacak.
Vatan

SPOR

Sezona Hamza Hamzaoğlu ile başlayan, ancak Mustafa Denizli ile devam eden Galatasaray'daki gündem yoğunluğu yerini teknik adam arayışına bıraktı. UEFA'dan gelen bir yıl Avrupa'dan men cezası sonrasında yeni hocasını bulmak için harekete geçen sarı- kırmızılılar, yabancı bir teknik adam getirmek için çalışmalara başladı. Galatasaray'ın takımı emanet etmek istediği teknik direktör konusunda arayışlara devam eden Cim-Bom'un 4 isim üzerinde yoğunlaştığı dile getirildi. Buna göre sarı-kırmızılıların, Clarence Seedorf, Marcelo Bielsa, Dan Petrescu ve Ernesto Valverde gibi isimleri düşündüğü, bunlardan biriyle anlaşma zemini arayacağı dile getirildi. Cim-Bom'un ilgilendiği teknik adamlardan Ernesto Valverde şu an Atletico Bilbao'yu çalıştırıyor ve İspanyol teknik adam kısa bir süre önce İspanyol kulübü ile sezon sonu bitecek mukavelesini 1 yıl daha uzattı. Galatasaray'ın düşündüğü teknik adamlardan Hollandalı Clarence Seedorf ise boşta ve özellikle Sneijder'in vatandaşını tercih ettiği biliniyor. 39 yaşındaki teknik direktör daha önce Milan'ı çalıştırmıştı. Listede yer alan Marcelo Bielsa da Marsilya'daki görevini bıraktıktan sonra herhangi bir takımla anlaşmadı. 60 yaşındaki Arjantinli teknik adamın ikna olması ise kolay görünmüyor. Listeye sürpriz isim olarak Rumen teknik adam Dan Petrescu girdi. 48 yaşındaki teknik direktör, Çin ekibi Jiangsu Suning'in başında görev yapıyor. Galatasaray'ın bu hocalardan biriyle önümüzdeki günlerde anlaşmaya çalışacağı bildirildi.
Milliyet

Basketbolda bu yıl 24. kez düzenlenen Kadınlar Türkiye Kupası'ı Galatasaray'ı 69-61 yenen Fenerbahçe kazandı. 16. kez finalde mücadele eden Sarı-Lacivertliler, 11. kupasını kazanıp sarıkırmızılı takım ile kupa sayısını eşitledi. 3. periyot 1 sayı farkla 49-48 Kanarya'nın lehine sonuçlandı. Büyük çekişmenin yaşandığı 4. periyodun son bölümünde üstünlüğü ele alan Fenerbahçe, rakibinin kendisini yakalamasına izin vermedi ve 69-61 kazandı. Geçen sezon 5 yıllık kupa özlemine son veren Kanarya üst üste ikinci kez kupayı müzesine götürdü. İki takım bu sezon 6. kez karşı karşıya geldi. Cumhurbaşkanlığı Kupası, Bilyoner. com Kadınlar Ligi, FIBA Kadınlar Avrupa Ligi ve Türkiye Kupası'nda oynanan tüm maçları Kanarya kazandı. Ligin ilk yarısındaki maçı 76-72 kazanan Aslan, çift pasaportlu Kizer'i oynattığı için hükmen yenik sayıldı.
Star

Galatasaray'da Yönetim Kurulu yol haritasını belirlemek için biraraya geldi. Başkan Dursun Özbek ve ekibi Florya Metin Oktay Tesisleri'nde gerçekleştirilen toplantıda, takımın şu an içinde bulunduğu durumu masaya yatırdı. UEFA'dan gelen 1 yıllık men cezasından sonra durum değerlendirmesi yapan Sarı-Kırmızılılar, sezon sonuna kadar izlenecek yol haritasını da konuşup, görüş alışverişinde bulundu. UEFA, gönderdiği yazıda futbol takımının harcamalarının 65 milyon euroyu geçmemesini istemişti. Yönetim bu hedefi tutturmak için oyuncu maaşlarında indirim yapmadan başka tedbirler alınmasını kararlaştırdı. Takıma bu şekilde güven verilirken, seneye transfer politikasında düşük maaşlı oyuncular alınacak. Yönetim, teknik direktör konusunda ise acele etmeyecek. Orhan Atik-Taffarel ikilisi takımı çalıştırmaya devam edecek. İlerleyen dönemlerde uygun şartlar oluşursa sezon sonu beklenmeden değişim yapılacak. Aksi takdirde sezon sonu beklenecek. Yerli isme sıcak bakmayan yönetimin listesinde Luis Garcia, Rafael Benitez, Lucien Favre ve Brendan Rodgers gibi isimler bulunuyor.
Star

Bir hafta önce ligde şampiyonluğun en güçlü adayı olan, kupada iddiasını sürdüren Beşiktaş, son günleri kötü kapattı. Derbideki Fenerbahçe yenilgisiyle avantaj kaybeden, ardından Konya'ya mağlup olarak kupadan elenen Siyah-Beyazlı takımda, futbolcuların düştüğü karamsar havayı dağıtmak Teknik Direktör Şenol Güneş'e düştü. Güneş oyuncularıyla yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Evet iki üzüntü verici skor aldık. Ama biz Beşiktaş'ın. Ligin en iyi futbolunu biz oynuyoruz. Şampiyonluk yarışında hala avantaj bizde ve bunu en iyi şekilde kullanacağız. Taraftarlarımız bizden bunu bekliyor. Kalan haftalarda onların da desteğiyle eksik maçımızı da tamamladıktan sonra zirveyi ele geçireceğiz ve şampiyon olacağız."
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder