29 Mart 2016 Salı

29.03.2016 Genel Gündem


29.03.2016

GÜNDEM

Raporluyken bile askerini yalnız bırakmadı
Mardin'in Nusaybin ilçesinde önceki gün şehit olan Jandarma Uzman Çavuş İbrahim Etiz, Jandarma Uzman Çavuş Vedat Aykut ve Özel Harekat Polisi Coşkun Nazilli için dün gözyaşları arasında toprağa verildi. Nusaybin'de şehit olan Jandarma Yüzbaşı Halil Özdemir'in birkaç gün önce ayağından yaralandığı, kendisine istirahat raporu veren doktora tepki gösterip, raporunu komutanlarından gizleyerek çatışmalara katıldığı ortaya çıktı. Şehit Özdemir, bugün Tarsus'ta son yolculuğuna uğurlanacak. Jandarma Yüzbaşı Halil Özdemir (36), önceki gün Nusaybin'de şehit düştü. Özdemir, daha önce de Diyarbakır Sur'da yürütülen operasyonda görev almıştı. Özdemir'in şehit düşerken ardında bir kahramanlık hikayesi bıraktı. Alınan bilgilere göre, şehit düşmeden üç gün önce 24 Mart'ta Nusaybin'de çıkan çatışmada, ayağına isabet eden şarapnel parçasıyla yaralanan Özdemir, aynı çatışmada bölüğünden Jandarma Astsubay Başçavuş Gökhan Bakır ve Jandarma Uzman Çavuş Yıldırım Oflaz'ı şehit verdi, iki askeri de yaralandı. Özdemir, hastanede tedavisi yapıldıktan sonra istirahat raporu verilerek taburcu edildi. Arkadaşlarının anlatımına göre Özdemir doktora, "Şimdi istirahat zamanı mı? Biraz evvel kardeşlerimi şehit verdim. Hâlâ kollarımdalar sanki, bana bakıyorlar; diyorlar ki 'Komutanım kanımızı yerde koymayasın, buraları sana emanet edip yürüyoruz Hakk'a. Keşke birkaç gün daha ömrümüz olsa idi de seninle birlikte çarpışabilseydik bu şerefsizlerle. 'İstirahat bana haramdır, lütfen iptal edin" diyerek tepki gösterdi. Ancak doktor istirahat raporunu verdi. Özdemir, birliğine döndükten sonra da komutanlarına, "Çok iyiyim, küçük bir demir parçasıydı, hemen çıkardılar, pansuman yaptılar, sapasağlamım" diyerek raporlu olduğunu söylemedi. Ertesi sabah pansumanlı ayağına bir numara büyük bot giyen Özdemir, silah arkadaşlarının yanına döndü ve yeniden bölüğünün başına geçti. Yarasının verdiği acıya aldırmadan çatışmalara girdi. Silah arkadaşları, kahraman yüzbaşının şehit düşmeden önceki son anlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Biraz topallıyordu sadece ama arada bir gözlerini yaşlı görüyorduk, kendisine sorduğumuzda 'şehitlerimize üzülüyorum' diyordu. Evet çok üzülüyordu ama bu tür acıları içine gömen bir komutandı, ağlamazdı. Sur'da da çok üzüldü ama hiç ağlamadı. Gözündeki o yaşlar şimdi anlıyoruz ki ayağındaki yarasının acısındandı." Şehit Özdemir'in Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşayan annesi Hürü Özdemir, acı haberi alınca baygınlık geçirdi. Çamlıyayla İlçesi Fakılar Mahalle Muhtarı olan baba Necmi Özdemir ise oğlunun şehadet haberini bir seminer için gittiği Antalya'da aldı. Özdemir'den geriye bu kahramanlık hikayesi ile yedi ay önce düzenlenen düğün töreninde eşi Pınar ile çekilen mutluluk kareleri kaldı.
Milliyet


Bölgeyi ve halkı yeniden kazandık
Harp Akademileri Komutanlığı'nı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Öz kardeşimden öz evladımdan farkınız yok' dediği kuvvet komutanları ve subaylara hitap ederek, "Son dönemde çok şehit verdik ama şehitlerin dökülen kanlarının tek bir damlası bile boşa gitmedi. Çünkü bu sayede bölgeyi ve halkı yeniden kazandık" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Harp Akademileri'nde tören mangası karşıladı. Karşılamada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve kuvvet komutanları ile Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da hazır bulundu. Erdoğan, Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi'nde kuvvet komutanları ve subaylara terörle mücadele konusunda özetle şu açıklamalarda bulundu: "Bölücü terör örgütüne karşı operasyonların başladığı geçen temmuz ayından bugüne kadar 215'i asker, 133'ü polis, 7'si korucu olmak üzere toplam 355 şehit verdik. Hamdolsun, şehitlerimizin kanını yerde bırakmıyoruz. Aynı dönemde, yurt içi ve yurt dışında toplam ölü, yaralı, yakalama olarak 5 bin 359 terörist etkisiz hale getirildi. Ama bu durum, şehitlerimizin acılarının yüreğimizi daima yakmaya devam edeceği gerçeğini değiştirmiyor. Dünyanın farklı yerlerindeki terör saldırıları ve tehditlerin, ülkeleri ciddi tedbirler almaya yönelttiğini görüyoruz. Bu tedbirlerin tamamıyla ilgili temel eleştiri, özgürlük-güvenlik dengesinin, özgürlükler aleyhine bozulduğu yönündedir. Özgürlük-güvenlik dengesini en sağlıklı koruyabilen ülke, Türkiye'dir. Çünkü biz vatandaşlarımızın özgürlük alanını değil, teröristlerin hareket alanını kısıtlamak için çalışıyoruz. Biz, teröristlere ve onlara her türlü desteği sağlayan iç ve dış tüm güçlere rağmen, demokrasiden, insan haklarından taviz vermeden yolumuzda yürümeyi sürdüreceğiz." "Demokratik Açılım" diyerek başlattıkları çalışmaları "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" adı altında daha ileri bir seviyeye taşıdıklarını, son olarak da çalışmaları, "Çözüm Süreci" başlığı altında, 30 yılı aşkın süredir devam eden silahlı eylemleri kalıcı olarak bitirmeyi hedef alan bir safhaya getirdiklerini anlatan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü; "Bu çalışmaları, kimi kesimler ihtiyatla karşılandı, hatta eleştirdi. Ama şundan emin olun, ne yaptıysak ülkemizin ve milletimizin birliğini, beraberliğini güçlendirmek, bekasını güvence altına almak için yaptık. Biz bu faaliyetleri yürütürken, Türkiye ve bölgeyle ilgili farklı niyetler peşinde olan kesimler de boş durmadı. Bölücü örgüt üzerinden, bölgede etkinliği olan bir siyasi partiyi de güdümlerine alarak, terörün kaynaklarını kurutma konusunda kat ettiğimiz mesafeyi ortadan kaldırmaya yönelik karşı bir hamle başlatıldı. Önce, Çözüm Süreci diye adlandırdığımız dönem istismar edilerek, bölücü terör örgütünün şehirlerde yapılanması sağlandı. Ardından, provokatif bir takım gösterilerle, eylemlerle, saldırılarla bölge yeniden çatışma ortamına sürüklendi. Tabii bu süreçte, Paralel Devlet Yapılanması adını verdiğimiz şer örgütün ordumuz ile istihbarat ve polis teşkilatlarımız içinde yol açtığı ağır tahribatın sancılarını da yaşadık. Temmuz ayından bu yana Türkiye bölücü terör örgütünün, geçmişte yaşananlardan çok daha farklı ve çok daha ağır saldırısı altındadır. Son dönemde çok şehit verdik ama şehitlerin döktükleri kanların tek bir damlası bile boşa gitmedi. Çünkü bu sayede bölgeyi ve halkı yeniden kazandık. Biz, bin yıldır bu toprakları şehitlerimizin kanlarıyla yoğurarak vatan haline dönüştürdük. Şayet bu coğrafyada yaşamaya devam edeceksek, bu bedelleri ödemeyi hep göze almak zorundayız."
Milliyet

Atak dönemi!
TSK'nın envanterine önceki yıl giren milli taarruz helikopteri ATAK, yaklaşık bir yılı aşkın süredir terörle mücadelede aktif görev yapıyor. ATAK, yüksek manevra kabiliyeti ve sahip olduğu silah sistemleriyle dikkati çekiyor. Milli helikopter, lazer sistemiyle koordinatlanan kilometrelerce uzaklıktaki hedefi yok edebilme özelliğine sahip. Sarp ve derin vadilerde manevra yapabilen ATAK, terörle mücadele kapsamında Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da güvenlik güçlerine destek oluyor. ATAK helikopterler, 10 Haziran 2014 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen törenin ardından TSK'ya teslim edilmeye başlamıştı.
Vatan


EKONOMİ
Gram Altın 112,0884-112,6222
ABD Doları 2,8675-2,8697/Euro 3,2108-3,2141/İngiliz Sterlini 4,0846-4,0884


Devlerin türkiye ilgisi
Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılmak üzere ABD'nin başkenti Washington'a giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk heyetinin Andrew Mellon Oditoryumu'nda gerçekleşecek ekonomi içerikli programlarına Amerikan iş dünyası temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Erdoğan'ın programının netleşmesinin ardından planlanan 30 Mart'taki (yarın) yuvarlak masa toplantısı ve gala yemeğine dünya çapındaki şirketlerin CEO'ları, 2-3 hafta gibi kısa bir süre önce davet almalarına rağmen en üst düzeyde katılım sağlamaları oldukça dikkat çekici. Hatta yuvarlak masa toplantısı için ilk etapta belirlenen davetli sayısı yoğun ilgi üzerine 15'ten 25'e çıkarıldı. Erdoğan'ın başkanlık edeceği yuvarlak masa toplantısına Fortune100 şirketlerinin 25'inin başkan veya CEO'su katılıyor. Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) işbirliğinde, yuvarlak masa toplantısının ardından gerçekleşecek 300 kişilik gala yemeğine ABD'nin önde gelen işadamlarının yanı sıra, Türkiye'den de iş dünyası temsilcileri katılıyor. DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan, "Cumhurbaşkanımızın himayelerinde ABD'deki programlarımıza hem Türk hem de ABD'li iş dünyası temsilcilerinden yoğun ilgi gördük. Davet ettiğimiz ABD'li işadamları gerçekten çok büyük şirketlerin başındaki insanlar. Programları 6 ay belki bir yıl öncesinden netleştirilen kişiler. Ama buna rağmen çok kısa süre içinde devlet gittiği halde katılım çok yoğun oldu. Bazılarının bizim davetimize katılmak için programlarını alt üst ettiklerini biliyoruz. Hatta araya girip kendisini davet ettirenler bile oldu. Katılımcı sayısını artırmak zorunda kaldık" dedi. TYDTA Başkanı Arda Ermut da, Türkiye'nin küresel düzeyde bir yatırım üssü olarak konumunu her geçen gün daha da sağlamlaştırdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ülkemize kazandırmayı amaçladığımız yüksek katma değerli ve teknoloji transferi içeren uluslararası yatırımlar açısından bakıldığında ABD, Ajansımız faaliyetleri açısından çok önemli bir yere sahip. Türkiye'nin uluslararası yatırımlara ve yatırım ortamının iyileştirilmesine verdiği önemin yatırımcılar nezdinde en üst düzeyde dile getirilmesi açısından Sayın Cumhurbaşkanımızın ABD'li firmaların yöneticileri ile bir araya geleceği bu toplantılar büyük önem taşıyor. Bu toplantıya katılım için ABD'li firmalardan gelen yoğun ilginin de, ülkemizin yatırım ortamı açısından siyasi istikrar ve etkin liderliğin taşıdığı öneme binaen, yatırımcıların Cumhurbaşkanımızla bizzat görüşmek istemelerinin bir sonucu olduğunu düşünüyoruz. Ajansımız bu ziyaret kapsamında, yuvarlak masa toplantısına ek olarak, Cumhurbaşkanımızın yatırımcıları kabul edeceği bire bir toplantılar da organize ediyor olacak."
Hürriyet

Türklerin gözü dışarıda
Türkiye'de uzun yıllardır konut üreten şirketler artık yurtdışına açılıyor. Kimi şirketler bürokratik engelleden şikayetle bu yola girerken kimi şirketler de birikiminin Türkiye'ye hapsetmek istemiyor. Ardı ardına gelen açıklamalar gösteriyor ki dünyanın bir çok noktasında Türk şirketleri tarafından gayrimenkul projeleri geliştirilecek. Türk müteahhitler artık sadece taahhüt değil, geliştirici olarak da uluslararası arenada etkili olacak. İstanbul'da 30 binden fazla konut üreten Ağaoğlu İran'a odaklandı. Uzun yıllardır yabancılara Türkiye'den satış yapan şirket artık o ülkelere gidecek. Türkiye'de iş yapmakta zorlandığını her fırsatta dile getiren ve bürokratik engellerden şikayet eden Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu, İran, Suudi Arabistan ve Almanya'da hem gayrimenkul hem de enerji yatırımı yapacaklarını açıkladı. Ambargoların kalkması ile İran'ın önemli bir pazar haline geldiğine dikkat çeken Ağaoğlu, şirketlerinin de bu bölgede yatırım için çalışmalara başladığını belirtti. Sinpaş Holding bünyesindeki Servet GYO ile 2013 Aralık'ta Frankfurt'taki ticari merkez OSWE'yi satın alarak Almanya'ya adım atmıştı. Şirket Almanya'daki yeni yatırım fırsatlarını kovalarken geçtiğimiz günlerde önemli bir görüşme de yaptı. Suudi Arabistan İmar Bakanı Majed bin Abdullah Al-Huqail, ülkesinde artan konut talebi konusunda Sinpaş Yapı yetkilileri ile görüştü. Suudi Arabistan İmar Bakanı, önümüzdeki beş yıl içerisinde 1 milyon 500 bin konutun piyasa sürmeyi hedeflediklerini, bu hedefi de Türk firmaları ile başarmak istediklerini söyledi. 2010'da İstanbul'da kurulan ve bugüne kadar 24 proje geliştiren NEF, yurtdışına da odaklanmış durumda. Bu sebeple aralarında Foster and Partners gibi dünyanın 5 büyük mimarlık ofisi ile çalışan NEF, yurt dışındaki ilk projesi Nef Newyork'u bu yıl satışa çıkacak. Projeye daha satışa çıkmadan kapasitesinin 7-8 katı 'mutlaka haber verin' şeklinde talep geldiğini söyleyen Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, Amerika'da ikinci projeyi Şikago'da gerçekleştireceklerini açıkladı. Dünyada gelişmiş metropollere odaklandıklarını belirten Timur, "Almanya'da 2 büyük şehirde ve İngiltere'de Londra'da geliştireceğimiz projeler de hazırlık aşamasında. Amerika ve Avrupa kıtalarından sonra hedefimiz Dubai gibi gayrimenkulde öncü bölgelerde proje geliştirmek. Amacımız dünyanın ilk gerçek uluslararası gayrimenkul markası olmak" diye konuştu.
Hürriyet

Rüzgâr değişmeli
Elektrik üretiminde doğalgazın payını hafifletmeye çalışan Türkiye'nin, yenilenebilir enerji dönüşümüyle dışa bağımlılıktan kurtulması mümkün. Yenilenebilir enerji sektöründeyse son dönemde yatırım modeli ve devlet destekleri gündemde. Düşen elektrik fiyatları nedeniyle, döviz cinsinden alım desteği sunan YEKDEM'e tabi santral sayısında büyük artış yaşanması sonucunda, bazı desteklerde değişikliğe gidilebileceği konuşuluyor. Enerji sektörü temsilcileri, yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmak için devlet destek mekanizmasının devam etmesi ve mevcut yatırım modelinde değişikliğe gidilmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye'nin ilk rüzgâr enerjisi yatırımcılarından Adnan Polat, "Büyüme hızı düşünce ve petrol ile gaz fiyatlarında düşüşler başlayınca, arz-talep dengesi bozuldu ve ilk defa enerji fazlası ve ucuzluğu oldu. Ama eğer uzun vadeli planımızı yapıyorsak bununla ilgili Türkiye olarak bir karar vermemiz lazım. Burada bir yol ayrımında olduğumuzu söyleyebiliriz; Türkiye bu kararını yenilenebilir enerjiden yana yapacaksa, gereğini yapmalı. 'Önümüzdeki 30 yılın projeksiyonu bu' deyip, kesin kaideler, kuralları koyup, değiştirmeden, bunun arkasında durmalıyız" diyor. Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat, Türkiye'nin orta-uzun vadeli enerji yol haritasını belirlemek zorunda olduğu bir dönemden geçtiğini vurgulayarak, şöyle konuşuyor: "Rüzgâr enerjisinin birinci gününden itibaren varız. Rüzgâr enerjisinin belirlenen hedefi 2023'e kadar 20 bin MW yapılması. 8 yıl var ama henüz 4.700 MW'tayız. Rüzgârda mevcut yarışma modelinin uygun olduğu kanaatinde değiliz. Belirlenen hedef, 10-20 MW'lık tesislerle varılabilecek bir hedef değil. Üst düzeyde ön yeterlilik koyup, gerçek yatırımcıları tespit edip, onlara yüksek kapasitelerde lisans verip, o yatırımları yaptırmak lazım. Devletin hedefi, 2023 hedefi olan bu 20 bin MW'ı yapıp, hiç olmazsa her yıl minimum 3 milyar dolar ödeyecekleri doğalgaz bedelinden tasarruf etmek olmalı. Tesislere 40-50 yıllık lisans verildiğine göre yıllık 3 milyar dolar deseniz 150 milyar dolar tasarruf anlamına geliyor." Enerji Bakanlığı ve EPDK'nın büyük çaplı yatırımları yapabilecek firmaları bildiğini söyleyen Polat, "10 bin MW'ın üstünde lisans verildi ama hayata geçen 4.700 MW. 15 senedir az gittik, uz gittik, arpa boyu yol gittik gibi. 20 bin MW hedefine lisanslama modeli değiştirilerek hala ulaşılabilir. Almanya ile aynı dönemlerde başladık. İki ülkede de yenilenebilir enerji sıfırdı. Almanya güneşte 40 bin MW'a ulaştı. Üstüne üstlük Almanya'da güneş faktörü bizim yarımız kadar. Türkiye'de güneş enerjisi, lisanssız olarak 500 MW. Rüzgârda da Almanya 40 bin MW'a dayandı. Belki ilk yatırım biraz pahalı gibi ama 50 yıllık tesisler olacak. Bakıyoruz petrol üreten ülkeler hepsi güneş enerjisi yapmaya başladı. Bu işe girdiğimiz tarihten beri 20 yıldır savunduğumuz bir şey var, Türkiye olarak yerli kaynaklarımıza dönmeliyiz" diyor.
Hürriyet

Abd gümrüğünü suriyeliler aşacak
İç savaş sebebiyle milyonlarca insanın mülteci duruma düştüğü Suriyelilere yönelik tekstil sektörü iş kapısı açacak. Bugün başlayacak ABD ziyareti öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunulmak üzere hazırlanan projeyle, Türkiye'de yaşayan 300 bin kadar Suriyeli mülteci için iş sahası açılacak. ABD, Türkiye'den alacağı ürünlerin imalatında Suriyelilerin çalışması şartına uymak durumunda yüzde 30 gümrük vergisinden vazgeçecek. Merkezinde ABD'nin yer aldığı proje sayesinde Türkiye'nin ihracatının artırılması hedefleniyor. MISIR VE ÜRDÜN'DE DE VAR Projeye ilişkin ayrıntıları paylaşan İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle; AB, Orta Doğu ve Rusya'da devam eden durgunluk ve belirsizliğin etkisiyle yeni pazar arayışlarında ABD'nin ön plana çıktığını, bu pazarda ise yüzde 30'a varan gümrük vergisi nedeniyle istenen ticareti gerçekleştiremediklerini kaydetti. ABD'nin 140 milyar dolar hazır giyim ithalatı olduğunu belirten İsmail Gülle, Türkiye'nin tekstil pazarından yüzde 3.76, hazır giyimden ise yüzde 0.45 pay aldığını, Suriyelilere yönelik hazırladıkları projeyle birkaç yıl içinde bu ülkeye 2 milyar dolarlık Suriye'den Türkiye'ye gelen mültecilerin sayısının 3 milyonu geçtiği bu dönemde, Türkiye'nin üstlendiği ekonomik ve siyasi sorumluluğun bir kısmının başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkeler tarafından da paylaşılması gerektiğini ifade eden Gülle, "Önerdiğimiz İnsani Nitelikli Tercihli Bölgelerde kurulacak tekstil ve konfeksiyon fabrikalarında bölge insanlarının yanı sıra Suriyeli göçmenlere de iş imkânı sağlanabilir. Örneğin her işletme çalışanlarının yüzde 30'u Suriyelilerden olabilir. 300 bin kişiye iş imkânı sağlasak, 1 milyon Suriyelinin ekmeğini kazanmasına, refah seviyesini artırmasına öncülük etmiş oluruz. ABD ve diğer ülkelerin de bu bölgede üretilen ürünleri gümrüksüz olarak ithal etmeleri halinde yatırım sayısı giderek artar" dedi. Projenin Kilis, Adana, Maraş ve Antep'te uygulanabileceğini, eğer kabul edilirse ilan edildiği yıl üretimin başlayacağını ifade eden Gülle, benzer uygulamaların Mısır, Ürdün, Afrika'dan gelen vatandaşlar için de uygulandığını söyledi.
Türkiye

İsrail gazına 'anayasa' vanası
İsrail ile Türkiye arasında normalleşme anlaşmasına varmak üzere yapılan görüşmeler ivme kazanırken, İsrail'in Akdeniz'de bulduğu büyük doğalgaz rezervini Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarma planı tekrar gündeme gelmişti. İsrail 2019'da, Leviathan rezervinden gaz ihraç etmeyi planlıyordu. Türkiye'den Zorlu ve Turcas-EnerjiSA ortaklığı, bu ticaret için hükümetlerden yeşil ışık beklerken, gazın 2019 sonunda Mersin'e getirilebileceği konuşuluyordu. Ancak İsrail Yüksek Mahkemesi, planları bozacak bir karar aldı. Muhalefetin itirazı üzerine Mahkeme, İsrail hükümetinin Amerikan Noble Enerji ve İsrailli Delek ortaklığı ile Leviathan için yaptığı anlaşmayı incelemeye almıştı. Mahkeme planın Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetti. Binyamin Netanyahu hükümetine, anlaşmayı gözden geçirmeleri için 1 yıl süre verilirken, gerekli düzenlemeler yapılmazsa Noble-Delek ile varılan anlaşma iptal olacak. İsrail'in ilk büyük doğalgaz keşfi, 2009'da bulduğu Tamar oldu. Tamar şu an iç elektirk ihtiyacının yarısını karşılarken, 2010'da 120 milyar dolar değerinde olduğu düşünülen Leviathan keşfedilmişti. İsrail Parlamentosu, Ağustos 2015'te Leviathan'ın işletmesinin, Noble- Delek konsorsiyumuna verilmesini onayladı. Anlaşma, projenin hızla tamamlanması karşılığında konsorsiyuma, 'istikrar maddesi' adı altında 10 yıl boyunca vergilerin ve ihracat kotalarının değişmeyeceğine dair mâli ve regülasyon garantileri sağlıyordu. Ancak İsrail'in Rekabet Kurulu, tekel iddiasıyla itiraz etti. Netanyahu ise bu kararı atlatmak için daha önce görülmemiş bir yol seçti. İsrail yasalarına göre, 'ulusal güvenlik' söz konusu olduğunda kabine Rekabet Kurulu'nun kararlarını geçersiz kılabiliyor. Netanyahu da, bu işi ulusal güvenlik sayarak ülke tarihinde ilk kez sözkonusu maddeyi işletti. Sonrasında konu Yüksek Mahkeme'ye taşındı.
Milliyet

İflas erteleme kararı bir günde verilir mi?
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, sadece 2015'te binden fazla firmanın başvurduğu iflas erteleme mekanizmasına yönelik ağır eleştirilerde bulundu. Bu mekanizmanın bazı yasal boşluklarla kötü niyetli şirketlerin borç ödememe taktiği haline geldiğini savunan Aydın, bu konuda bir düzenleme gerektiğini de ifade etti. İflas erteleme mekanizmasının kalkması gibi bir isteklerinin bulunmadığını özellikle belirten Aydın, eleştirdikleri durumun uygulamadaki eksiklikler ve kötü niyete karşı etkisizlik olduğunu söyledi. Aydın, iflas erteleme kararı veren bilirkişilere de çattı: "Bir firmanın iyileşeceğinin bir günde nasıl anlaşıldığını anlayamıyoruz. Adam Perşembe günü başvuruyor, mahkeme Cuma karar veriyor. Ne yetenekli bilir kişiler var ki aynı anda 3-5 sektörde faaliyet gösteren firmaya ilişkin bir günde karar alabiliyor. Yine bir şirket A kentinde faaliyet gösteriyor, bir gün kendini B kentine alıyor, ertesi günü B kentinde iflas erteleme alıyor. Madem öyle neden A kentinde değil de B kentinde iflas erteleme alıyorsun?" Her uygulamada sonradan eksikliklerin çıkabileceğini belirten Aydın, bankacılık sektörünün iflas erteleme hususunda bazı talepleri olduğunu söyledi. Hüseyin Aydın, bu maddenin yeniden ele alınarak, sistemik bir riske sebebiyet vermeyecek tarzda, alacaklının alacağını rahat alabilmesini temin edecek, borçluyu da alacaklıyı da koruyacak bir sistemin getirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Birini birinden az veya çok korusun" diye bir taleplerinin olamayacağını vurgulayan TBB Başkanı Aydın, şöyle devam etti: "Ticaret kolay ve rahat yapılabilirse, herkes alacağını alıp vereceğini verirse ekonomi canlanır. İflas ertelemeyi bu şekilde bırakır da yalan yanlış bu tarz kararlar alırsak, bu sefer iflas ertelemeyi almayı becereni kurtarırız, o adamdan alacaklı olan ama gücü zayıf firmayı batırırız, ona günah olur. İflas ertelemenin karşısında veya yanında değiliz. Biz de ticaret yapan oyunculardan biriyiz."
Vatan

DÜNYA

İsrail vatandaşları için "türkiye'yi terk edin" uyarısı
İsrail, yayınladığı yeni seyahat uyarısında olası saldırı ihtimallerine karşı vatandaşlarının Türkiye'den "en kısa sürede" ayrılmalarını istedi. İstiklal Caddesi'nde 19 Mart'ta meydana gelen saldırıda üç İsrail vatandaşı hayatını kaybetmiş, İsrail Başbakanlığı'na bağlı terörle mücadele ofisi vatandaşlarının Türkiye seyahatine ilişkin "3. seviye" bir uyarı yayınlamıştı. Dün yapılan yeni uyarıyla birlikte alarm seviyesi 2'ye yükseltildi. 3'üncü seviye "somut saldırı tehditlerine", 2'inci seviye ise "yüksek somut tehditlere" işaret ediyor. İsrail Başbakanlığı Terörle Mücadele Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, IŞİD veya diğer grupların Türkiye'deki turistik bölgelere saldırabileceğine dair "yüksek somut tehdit"lerin bulunması nedeniyle alarm seviyesinin 2'ye yükseltildiği belirtildi. Açıklamada, İsrail vatandaşlarına "Türkiye'ye gitmeyin" uyarısı yapılırken, şu an ülkede bulunanlardan "mümkün olan en kısa sürede" ayrılmaları istendi. Alarm seviyesi 1'e yükseltilseydi, İsrail vatandaşlarının "anında" ülkeyi terk etmeleri istenecekti. İsrail'in 2'inci seviyede uyarıda bulunduğu ülkeler arasında Türkiye dışında Tunus, Afganistan ve Pakistan yer alıyor. Mısır'ın Sina Yarımadası, Somali, Sudan ve Libya Tel Aviv hükümeti tarafından en yüksek seviye uyarı verilen ülkeler. Suriye, Lübnan, Irak ve İran İsrail vatandaşlarının seyahat etmesinin yasak olduğu ülkeler. Emniyet Genel Müdürlüğü kısa bir süre önce, IŞİD terör örgütü mensuplarının Türkiye'de özellikle Musevi ve Hristiyan nüfusunun yoğun olduğu dini mekanlar, konsolosluk ve elçilikler hakkında araştırma ve keşif çalışması yapmış olabileceklerini belirtilen uyarı yazısı yayınlamıştı.
Milliyet

Ypg, 'menbic boşluğu' için taarruz başlatacak
Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 'güvenilir kaynaklara dayanarak' YPG'nin yanı sıra Arap ve Süryani grupları da barındıran Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG), IŞİD'in Türkiye sınırında kontrol ettiği son bölgeye yönelik büyük bir saldırıya başlayacağını aktardı. Gözlemevi, SDG'nin taarruza Fırat Nehri'nin batısından başlayacağını belirtti. Operasyonun, ABD önderliğindeki koalisyonun hava desteğini alacağı vurgulandı. ABD ordusu, pazar günü Mara ve Menbic'e dört hava saldırısı düzenlendiğini açıkladı. İngiliz The Times gazetesi ise, ABD'nin 'IŞİD militanlarının geçişine engel olmak için' Türkiye'nin Suriye'de sınıra yakın IŞİD kontrolündeki Menbic'le arasındaki yolları kapatmasını istediğini ve Washington'ın o bölgeye Suriyeli Kürtlerin yerleşmesinden yana olduğunu yazdı. Gazeteye göre, Batılı istihbarat birimleri, Paris ve Brüksel saldırılarıyla bağlantılı olan bazı teröristlerin Fransa ve Belçika'ya gitmeden önce Suriye-Türkiye sınırının güneyinde IŞİD kontrolündeki Menbic'i çevreleyen yaklaşık 96 km uzunluğundaki yolu kullandıklarına inanıyor. ABD'li yetkililer, bu alanı 'Menbic boşluğu' olarak adlandırıyor. IŞİD komutanları, yabancı savaşçıları Menbic'te topluyor ve onları savaş alanlarına, Suriye'ye ya da sınır boyundan Türkiye ve Avrupa'ya yönlendiriyor. Gazete'ye göre, Brüksel'deki terör saldırılarının ardından ABD, Türk hükümetini 'Menbic boşluğu'nun kapanmasına destek olması ve çoğu Kürtlerden oluşan iyi eğitimli SDG'nin yolu kontrol ederek, yabancı savaşçı ve silah geçişlerini durdurmalarına izin vermesi için ikna çabalarını yineledi. Öte yandan ABD'nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Brennan'ın bu ayın başında Rusya'nın başkenti Moskova'ya ziyarette bulunduğu ortaya çıktı. Amerikan Büyükelçiliği, Brennan'ın Moskova'daki temasları sırasında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın görevi bırakmasını gündeme getirdiğini belirtti.
Milliyet

Abd ile 'menbic' krizi
Suriye'de, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarının kontrolünde olan Menbic kenti, Washington-Ankara hattında krize neden oldu. İngiliz basınında çıkan haberlere göre ABD, IŞİD militanlarının geçişine engel olmak için Türkiye'den kente giden yolları kapatmasını isterken, bölgeye Suriyeli Kürtlerin yerleştirilmesini istiyor. Times gazetesinin haberine göre ABD'nin bölgeye Kürt güçlerini yerleştirme planı, Ankara'nın tepkisine yol açtı. Habere göre Batılı istihbarat örgütleri, Paris ve Brüksel saldırılarını düzenleyen teröristlerden bazılarının, Fransa ve Belçika'ya gitmeden önce, Suriye- Türkiye sınırının güneyinde IŞİD kontrolündeki Menbic'i çevreleyen yaklaşık 96 kilometre uzunluğundaki yolu kullandıklarına inanıyor. ABD'li yetkililer, bu yolun bir an önce kapatılmasını, bunun için de bölgeye Kürtlerin çoğunlukta olduğu 'Suriye Demokratik Güçleri'nin yerleştirilmesini istiyor. Ankara ise, Menbic'in dışarı açılan yolu ile sınır noktasını ele geçirme görevinin Kürtlere verilmesine karşı çıkıyor. Haberde Türkiye'nin, sınır geçişinin, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD'ye bağlı güçlerin kontrolünde olmasını istemediği kaydedildi. Haberde, IŞİD'in 'Menbic boşluğu' olarak adlandırdığı bölgeden giriş yapan yabancı militanları kentte topladığı, buradan da çatışma alanlarına yönlendirdiği belirtildi. Kentin stratejik olarak son derece büyük bir öneme sahip olması nedeniyle IŞİD tarafından adeta bir kaleye dönüştürüldüğü' vurgulanıyor. Gazeteye konuşan ABD'nin IŞİD'le mücadele koalisyonu özel temsilcisi Brett McGurk, bahsi geçen 96 kilometrelik yolun 40 kilometrelik bölümünü içeren Dabık kentinin, örgütün kalbi konumuna geldiğini, bu nedenle militanların bölgeye takviye yaptığını belirtti. Haberde Ankara'nın hala ABD'den, Suriye'nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge oluşturmasını istediği, buna yanaşmayan Washington'ın ise, 'Menbic Boşluğu'yla ilgili anlaşmaya varılana kadar, yabancı militanların geçişini havadan gözetlemek dışında başka alternatifi olmadığı ifade edildi.
Vatan

POLİTİKA

Davutoğlundan 5 mesaj
Başbakan Ahmet Davutoğlu, terörden etkilenen toplum psikolojisinin iyileştirilmesi gerektiğini belirterek, "Hoşuma gitti, geçen gün Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek İstiklal Caddesi'ne gidip alışveriş yapmış. Bütün bakan arkadaşlarıma söyledim, sosyal hayatın içinde görüneceğiz" dedi. Ürdün ziyaretinde kendisine eşlik eden gazetecilere gündemle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başbakan Davutoğlu'nun açıklamaları özetle şöyle: Öyle bir ateş çemberinin ortasındayız ki; engellediğimiz terör saldırılarının sayısını sadece biz biliyoruz. Ama Türkiye'de tek konu güvenlik değil. Tek konu güvenlik olsa her sabah güvenlik düşünerek kalksam ve günü öyle bitirsem tam da terörün istediğini yapmış, kendimi teröre hapsetmiş olurum. Toplum psikolojisini değiştirmek lazım. Psikolojik ortamı iyileştirmek gerek. Bütün ihtiyaçlara cevap verecek anayasayı yazmak üzere harekete geçtik. Önümüzdeki hafta anayasa hukukçusu akademisyenlerle toplantı yapacağım. Sonra geçmişte Anayasa Komisyonu'nda çalışan arkadaşlarımızla toplanacağım. Hedefimiz, 1-1.5 ay içinde iskeletiyle ortaya çıkarmaktır. Pazarlıkçı bir anayasayı doğru görmüyorum. Revizyonist anayasayı da doğru görmüyorum. Farklı bir anayasa hedefliyoruz. O felsefeyi bulana kadar çalışacağız. ('Anayasa Mahkemesi de tartışılacak mı' sorusu üzerine) Tabii yani bunların hepsi yeniden tanımlanacak. Yargı tümüyle yeniden tanımlanacak, yasamanın şimdiki anlayış içinde olması söz konusu değil. Bir kere AYM'nin yaptığı millet egemenliğini kullanmak değildir, olmamalıdır. Mahkemelerin yaptığı işlevsel olarak adaleti ihdas etmektir. Parlamenter mi değil mi, ne olduğu belli olmayan bir yönetim sistemi yerine açık, net bir sisteme ihtiyaç var. Bu da son geldiğimiz nokta itibariyle başkanlık sistemi. Ama bu başkanlık sisteminin de güçler ayrılığı sistemi ve karşılıklı denge-denetlemenin o kadar iyi tanımlanmış olması gerekir ki kimsenin zihninde şüphe kalmamalı. (İki kamaralı sistem düşünüyor musunuz?) Onu da tartışacağız tabii. Ama prensip olarak üniter devletlerde ve Anayasa Mahkemesi'nin olduğu yapılarda iki kamaralı sisteme ihtiyaç olduğu kanaatinde değilim. (Reza Zarrab'ın ABD'de tutuklanması) Tabii insanın aklına şu da geliyor: Bu kadar titiz olan bir hukuk sistemi, bir sürü kumpas içinde olan, ABD'deki başka Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı görünen kişilerle, yapılarla niye bir hususu gündeme getirmiyor? Daha önce paralel yapının ABD'deki para kaynaklarıyla ilgili çok soruşturma başlatıldı. Bu nereye gitti acaba? Tutarlı bir şey görmek isteriz. Bütün kara para aklama çabalarına karşı aynı tutarlılığı görmek isteriz. (Tutuklu akademisyenler) Ben prensip olarak hüküm verilene kadar eğer herhangi bir hukuki zorunluluk yoksa, insanların tutuklu yargılanmalarına karşıyım. Sonunda beraat olursa, özgürlüklerin kısıtlanması geri ödenemeyecek bir haktır. Bana en büyük cezayı versinler, ama konuşma, yürüme özgürlüğümü elimden almasınlar. 28 Şubat'ta baskılar yaşamış bir akademisyen olarak söylüyorum: Düşüncenin hiçbir türüne sınır getirilmesini kabul edemem. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki o akademisyen (Esra Mungan) geçmişte başörtü yasağına da karşı çıkan bir isim. Onunla ilgili olumsuz kanaatim yok. Aksine özgürlükçü tutumunu duymuş olduğum bir isim. O parçalanmış bedenleri gördükten sonra hâlâ bir akademisyen o bildiriyi PKK'yı eleştirmeden okuyorsa, ben onunla ayrı bir düzlemde tartışır, mücadelemi veririm. Hukuki konu ayrıdır. CHP'nin tekliflerinden biri, müzakere edilebilir. Diğer ikisi makul öneriler değil. CHP ile birlikte yaparsak bu şeref herkese ait olur. Türkiye'de yargı dokunulmazlığı vardır, memur dokunulmazlığı vardır. Siyaseti bütünüyle müdahaleye açık hale getirdiğinizde, parlamento aritmetiğiyle oynamak isteyen herkes dolaylı yoldan hükümet devirmeye kalkar. Eğer 317 yerine 280 milletvekili çıkarsaydık, 4 milletvekili üzerinden hükümet değişebilirdi. Geçmişte paralelin yaptığı gibi ayarlanmış bir savcı bütün ülkenin kaderiyle oynayabilirdi. Dokunulmazlık dediğiniz şey sadece yargı süreciyle ilgili iznin verilmesidir. Milletvekilini cezalandırmak değildir. Yargılama izni verilse bile milletvekilliği bitmiyor. Mahkemeye gidiyor, geliyor ve milletvekilliğine devam edebiliyor. Kimsenin milletvekilliğini bitirmek benim elimde değildir. Biz demokratik bir toplum devletiyiz.
Hürriyet

Sivillerin yaşam hakkını koruduk
İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürü Rahmi Doğan, 7 Haziran'dan sonra Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da uygulanan sokağa çıkma yasaklarının, "bombalı düzeneklerin imhası çalışmaları esnasında sivillerin yaşam ve mülkiyet haklarını korumak amacıyla" ilan edildiğini savundu. CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya'nın bilgi edinme başvurusunu Bakan Efkan Ala adına yanıtlayan Genel Müdür Doğan, özellikle Cizre ve Silopi ile Sur ilçelerinin bazı mahallelerinde silah zoruyla özerk bölge ilan edilmeye kalkıldığını ve teröristlerin buralarda hendekler kazarak, barikatlar kurarak ve bombalı tuzaklar yaparak, bölgedeki halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye soktuğunu kaydetti. Doğan, şunları söyledi: "Bu olumsuz koşullara rağmen, ülkemiz tüm terör örgütleri ile olan mücadelesini anayasa ve yasaların öngördüğü ölçüde, demokratik hukuk devleti ve evrensel hukukun temel ilkelerine riayet ederek sürdürmekte olup, bu hususta azami hassasiyet gösterilmektedir. Bu hassasiyetin bir yansıması olarak, sokak aralarındaki barikatların kaldırılması, hendeklerin kapatılması ve kurulan bombalı düzeneklerin imhası çalışmaları esnasında sivillerin yaşam ve mülkiyet haklarını korumak amacıyla, çeşitli yerlerde geçici olarak sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir." Yanıtta "Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması talebiyle yapılan bireysel başvuruları Anayasa Mahkemesi reddetmiş ve bu uygulamaların iç hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. Konu AİHM'ye taşındığında, AİHM sokağa çıkma yasaklarının yasal bir temelinin olduğunu belirterek, kaldırılması yönünde tedbir kararı verilmesini gerektirir yeterli unsur bulunmadığı gerekçesiyle tedbir taleplerini reddetmiştir" denildi.
Milliyet
Yeni anayasa taslağı mayıs sonu meclis'te
Ak Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, partisinin yeni anayasa taslağının aşağı yukarı bir ay içerisinde ortaya çıkmış olacağını açıkladı. Partide yeni anayasa metni üzerinde bir mutfak çalışması yapıldığını anlatan Şentop, yeni anayasa komisyonu üyelerinin bu çalışmalara son şeklini vermek üzere olduklarına değindi. AK Parti olarak, yeni anayasa taslağı üzerinde çalışırken, parti dışından gerekli görülmesi halinde çeşitli sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerden de konuya, alana göre yararlandıklarını belirten Şentop, "Bir ekip çalışması yapıyoruz. Yeni anayasa taslağı aşağı yukarı bir ay içerisinde ortaya çıkmış olacak. Bu, belki parti yetkili kurullarında bir süre görüşülebilir ama mayıs sonu itibarıyla Meclise sunma niyetimiz var" diye konuştu.
Vatan

SPOR

Fenerbahçe, Spor Toto Basketol Ligi'nde 23. haftanın kapanış maçında Beşiktaş Sompo Japan'i 100-80'lik skorla geçti, 17. galibiyetini elde etti. İlk yarı boyunca kontrol sürekli Fenerbahçe'nin elindeydi. Beşiktaş uzunlara bir türlü top geçiremedi. Udoh oyundayken normal kabul edilebilir belki ama o kenardayken bile her şeyi Culpepper'a bırakmaktan vazgeçmedi siyah- beyazlı ekip. Fenerbahçe de bir ara düzenden uzaklaştı, rakibin alan savunmasına karşı çareyi sürekli dış atışlarla aradı. 7 şutun arka arkaya kaçtığı anlarda Beşiktaş geri dönmeyi başardı ama Obrodovic'in Udoh'u kenara alarak yerine Antic'i sahaya sürmesi hemen oyuna etki etti. Antic'in şut tehdidi nedeniyle dışarıya açılmak zorunda kalan Beşiktaş savunmasını penetreleriyle cezalandıran Melih-Bogdanovic ikilisi bir de üçlükleri çemberden geçirmeye başlayınca devre sonunda Fenerbahçe farkı 16 sayıya yükseltti. Beşiktaş'ın zaten rakibine oranla daha zayıf bir kadrosunun olduğu gerçeği varken, daha az mücadele ettiği de devre sonunda ribauntlardaki 25-10'luk Fenerbahçe üstünlüğünden belliydi. Daha da önemli istatistik, Beşiktaş adına hücumu tek başına sırtlamaya çalışan Culpepper'ın savunmadaki yumuşaklığını fırsat bilen ve daha 25. dakikada 23 sayı, 12 ribaunt, 10 asist ile triple double yapan Dixon'ın istatistiğiydi. İlk çeyrekte Beşiktaş'ın 4 ribauntuna karşılık 6, devredeki 10 ribauntuna karşı 9 ribauntu Fenerbahçe'nin en kısasının alması, belki de aradaki farkı açıklayan en net göstergeydi. İkinci yarıda 3 sayı çizgisinin gerisinden daha yüzdeli hücum etti Fenerbahçe, Datome, Kalinic ve Hickman'ın da devreye girmesiyle soyunma odasından 19-0'lık seriyle döndü, zaten maçı da orada bitirdi. Taraftarın istediği 100. sayı da Berk'in üçlüğüyle gelince, sarı-lacivertliler salondan çok mutlu ayrıldı.
Milliyet


Kapılarını 11 Nisan Pazartesi günü Bursaspor maçı ile açacak olan Vodafone Arena'da Beşiktaş'ı tribünden izlemek isteyenler izdiham yarattı. Kartal, bu sezon kalan 3 iç saha maçını yeni mabedinde yapacak. Bu karşılaşmalarda tek bilet uygulaması yapılacağını açıklayan Beşiktaş Yönetimi taraftarların isyanı ve yoğun talebi sonrası geri adım atmak zorunda kaldı. Kombine kart sahiplerinin alacağı dışında kalan 7 bin bilete 280 bin talep gelince Siyah-Beyazlılar kademeli bilet uygulamasına döndü. Konu ile ilgili dün bir toplantı yapan yönetim, hem üç maçlık hem de tek maçlık bilet satışı yapma kararı aldı. Bugünden itibaren satışa sunulacak biletlerden isteyen tek maçlık, isteyen üç maçlık alabilecek. Bilet satışı 3 maç almak isteyenler ve tek maç isteyen taraftarlara kademeli yapılacak. Önce kombine sahiplerine, ardından son 3 yılda maça gelenlere satış yapılacak. Genel satış 10 Nisan'da. 3 maçlık fiyatları 300 ile 1.050 TL, Bursaspor maçı 110 ile 385 TL arasında değişiyor. Kayseri ve Osmanlı maçlarının bilet fiyatları daha sonra belirlenecek.
Star

Derbi tarihi tartışmaları sona erdi. 20 Mart 2016'da oynanması gereken Galatasaray-Fenerbahçe karşılaşması güvenlik gerekçesiyle ileri bir tarihe ertelenmişti. Derbinin erteleme kararından sonra Aslan ve Kanarya cephesinde tarih konusunda polemik çıkmış, Sarı- Kırmızılılar'ın başkanı Dursun Özbek "28 Nisan tarihi en uygun zaman. İlk maçla aynı şartların oluşması için derbinin bu tarihte oynanması gerekir" demişti. Ancak Galatasaraylılar bu açıklamayı yapsa da perde arkasındaki sebep, sakatlığı nedeniyle 3 hafta forma giyemeyecek olan Sneijder ve Hakan Balta'yı yetiştirmekti. Fenerbahçeliler ise hem iki ismin oynamaması, hem de yoğun maç trafiğine girmeden erteleme mücadelesini tamamlamak için 6- 7 Nisan'ı önerdi. Sonunda dün TFF binasında Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören, G.Saray Başkanı Dursun Özbek ve F.Bahçe Basın Sözcüsü Mahmut Uslu bir araya geldi. Sonunda iki kulübün dediği de olmadı ve TFF, derbinin 13 Nisan Çarşamba günü oynanmasına karar verdi. Demirören, toplantı sonrası, "Her iki kulübün de kendi açılarından haklı gerekçeleri var. İki kulüp de saygıyla karşıladı" diyerek kararı açıkladı. Böylece derbi tarihi kapışmasında Fenerbahçe karlı çıktı. Çünkü her ne kadar derbi 6 ya da 8 Nisan'da oynanmasa da Sneijder ve Hakan Balta'nın 13 Nisan'a yetişmesi imkansız görünüyor.
Star

Galatasaray'ın golcüsü Lukas Podolski, Almanlar'ı ikiye böldü. Panzerler'in teknik patronu Joachim Löw'ün Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi hazırlık maçları için belirlediği kadroya Sarı-Kırmızılı oyuncuyu da almasına farklı tepkiler oldu. Bir televizyon programında şu anda spor yorumculuğu yapan eski milli futbolcu Thomas Berthold ile yine eski milli futbolculardan Steffen Freund görüş ayrılığına düştü. Berthold, Podolski'nin artık eskisi kadar hızlı bir futbolcu olmadığını belirterek, "Eğer milli takıma hak eden oyuncuları çağırıyorsanız, Lukas Podolski'˙yi çağırmamanız gerekir. Podolski eski performansının çok uzağında, artık yavaş bir oyuncu" diye eleştiride bulundu. Freund ise Podolski'nin geçmiş yıllarda harika performanslar çıkardığını vurgulayarak, "Almanya'nın gol yollarında farklılığa ihtiyacı var. Bu farkı da Podolski gösterebilir" dedi. İki farklı görüşün karşı karşıya geldiği programdan sonra sosyal medyada yapılan yorumlarda hem Berthold, hem de Freund'un açıklamalarına onay ve tepki verildi. Almanya'nın İngiltere ile oynadığı hazırlık maçının son 15 dakikasında forma giyen Podolski, gol ya da asist yapamadı. Tecrübeli oyuncu Galatasaray'a sezon başında transfer olurken, bu sezon 31 resmi maçta sahaya çıktı. Ligde 10, Şampiyonlar Ligi'nde 2 gol attı, ayrıca ligde 4 asist yaptı.
Star


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder