31 Mart 2016 Perşembe

31.03.2016 Genel Gündem


31.03.2016

GÜNDEM

Eylemden Önce Aracı Avm Garajına Saklamış
Kızılay'da 36 kişinin yaşamını yitirdiği bomba yüklü araç eylemini planladığı gerekçesiyle aranan Vahit Ayçil'in, Ankara'dan ayrılırken kullandığı aracı, eylemin gerçekleştiği yere çok yakın olan AVM'nin garajına park ettiği ortaya çıktı. Milliyet, Ayçil'in eylemden önce kiraladığı ve Şanlıurfa'ya gidişinden sonra terk ettiği aracın kamera görüntülerine ulaştı. Ayçil'in, Kızılay'daki AVM'nin kameralarına yansıyan görüntüleri de bulundu. Terör örgütü PKK'nın kolu TAK'ın üstlendiği ve kamuoyunda büyük tepki çeken Kızılay'daki bombalı araç saldırısıyla ilgili soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, önemli delillere ulaştı. Olayın ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü ile koordineli biçimde araştırmalarını yürüten savcılık, saldırının planlayıcısı olduğu belirlenen Vahit Ayçil'le ilgili yeni bilgi ve görüntüler elde etti. Milliyet'in aldığı bilgiye göre, olay yeri çevresindeki güvenlik kameralarında yapılan detaylı incelemeler sonrasında, olayın planlayıcısı ve organizatörü olan Ayçil'in görüntüleri olay yeri yakınındaki büyük bir AVM'deki kamera kayıtlarında bulundu. Güvenpark'ın hemen dışında Atatürk Bulvarı üzerinde saat 18.45 sıralarında gerçekleştirilen eylemden bir gün önce bir araç kiralama şirketinden 06 FG 6531 plakalı aracı kiralayan Ayçil'ın kiralık aracı kullanarak saat 14.15 sıralarında Kızılay'daki AVM'nin garajına girdiği belirlendi. Ayçil'in aracını park ettikten sonra 14.20 sıralarında AVM içine girip bir telefoncudan alışveriş yaptığı ve saat 14.30 sıralarında Kızılay'daki metro çarşısına girdiği belirlendi. Ayçil'ın daha sonra aracıyla 15.30 sıralarında yine kendi kullandığı kiralık araç ile AVM'den ayrıldığı ve saat 16.00 sıralarında kenti terk ettiği belirlendi. Patlama, Ayçil, kenti terk ettikten sonra diğer iki canlı bombanın kullandığı araçla gerçekleştirildi. Yapılan araştırmalarda Ayçil'ın, Şanlıurfa merkez nüfüsuna kayıtlı İbrahim Halil Türkmen adına hazırlanmış sahte kimlik kullandığı da belirlendi. Ayçil'ın Ankara'dan Şanlıurfa'ya geçtikten sonra terk ettiği araç, kent merkezinde bulunmuş ve krimnal inceleme yapılmıştı. Araçta Ayçil'e ait olduğu değerlendirilen parmak izleri de bulundu. Kızılay saldırısının ardından başlatılan soruşturmada gözaltına alınan şüpheliler Velat Cin, Uğur Ayçil, Mehmet Veysi Dolaşan, İbrahim Halil Demirer, Hüsamettin Batar ve Baran Ergün tutuklanmıştı. Savcılıkça, nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen şüphelilerden Viranşehir Belediye Başkanı DBP'li Emrullah Cin'in kardeşi Velat Cin, saldırıyı organize eden firari şüpheli Vahit Ayçil'in kardeşi Uğur Ayçil, patlayıcıları Ankara'ya getiren Mehmet Veysi Dolaşan ve Dolaşan'a yardım eden İbrahim Halil Demirer ve Baran Ergün tutuklanırken, Hüsamettin Batar adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştı.
Milliyet


Yaralı Bombacı Konuştu, Topraktan Bomba Fışkırdı
Van'da PKK'ya yönelik gerçekleştirilen operasyonda öldürülen "Harun Pala" kod adını kullanan Umut Çelebi ile yaralı olarak yakalanan Yusuf Güvener'in, örgüt içinde bombacı olarak görev yaptıkları tespit edildi. Yaralı yakalanan Güvener'in verdiği bilgiler sonrasında Hacıbekir Mahallesi'nde toprağa gömülü patlayıcılar bulundu. Patlayıcılar, seyyar jammer cihazı kullanılarak imha edildi. Milliyet'in aldığı bilgiye göre, PKK'nın yeni oluşturulan sözde sivil savunma birlikleri (YPS) içinde sorumlu düzeyde görev alan iki kişinin İpekyolu ilçesindeki Bostaniçi Mahallesi'nde faaliyet gösteren halı saha yakınlarında buluşacağı bilgisini alınması üzerine operasyon düzenlendi. Van Emniyeti TEM Şubesi ve İstihbarat Şubesi ekiplerinin operasyonu sırasında çıkan çatışmada, buluşmaya gelen iki kişdien biri öldürülürken, diğeri yaralı olarak yakalandı. Çatışma sonrasında olay yerinde yapılan incelemelerde kullanıma hazır F-1 parça tesirli 2 el bombası, bomba yapımında kullanılan 4 elektronik devre kartı, bomba tertibatında kullanılan 1 akü, 1 tabanca elde edildi. Yapılan kimlik tespit çalışmaları sonrasında ölen kişinin "Harun Pala" kod adlı Umut Çelebi, yaralı kişinin de Yusuf Güvener olduğu anlaşıldı. Ölen Çelebi'nin, PKK'nın bölgedeki eylemlerde kullandığı patlayıcıları imal eden bombacı olduğu öne sürülürken, yaralı yakalanan Güvener'in sogusunda da önemli bilgilere ulaşıldı. Güvener ilk ifadesinde, Hacıbekir Mahallesi'nde bazı adresler verdi. Bu adreslerde yapılan incelemerde, toprağa gömülü patlayıcılar da bulundu. Patlayıcılar arasında uzaktan kumandalı tüp bomba ve antitank mayınının kullanıldığı düzenekli bombalar elde edildi.
Milliyet

Pkk, Tuzaklarına Kur'an'ı Alet Etti!
Mardin'in Nusaybin ilçesindeki operasyonlar devam ediyor. Bugüne kadar 137 teröristin etkisiz hale getirildiği müşterek operasyon, özellikle Fırat, Dicle, Abdulkadirpaşa ve Zeynel Abidin mahallelerinde yoğunlaşıyor. Bomba imha uzmanları da teröristlerden temizlenen bölgelerde tuzaklanmış el yapımı patlayıcıları imha ediyor. Saldırılarını sürdürdükleri il ve ilçelerde tencere, valiz, kapı arkası, yatak içi, beşik ve çaydanlıklara patlayıcı yerleştirerek vatandaşın yaşamını hiçe sayan teröristlerin, Nusaybin'de de patlayıcı tuzakladıkları bazı evlerin dış kapısına Kur'an-ı Kerim astıkları belirlendi. Dini duyguları istismar etmeye çalışan teröristlerin, bu yöntemle, "güvenlik güçlerinin rahatça eve girmesini ve tuzakladıkları patlayıcıları infilak ettirmeyi" planladığı ortaya çıktı. Kapılarına Kur'an-ı Kerim asılan evlerde yapılan kontrollerde, çok sayıda tuzaklanmış el yapımı patlayıcının yanı sıra silah ve mühimmat ele geçirildi. Bölgede çalışmalarını sürdüren güvenlik güçlerince evlerin altında da tüneller bulundu. Sokaklardan geçiş yapılarak birkaç ev arasında bağlantıyı sağlayan tüneller, kontrollü şekilde imha edildi.
Vatan

Valilik Ve Adliyeye El Bombalı Saldırı
Tunceli'nin Atatürk Mahallesi'nde bulunan Tunceli Valiliği ile bitişiğindeki Adliye binasına saldırı girişimi oldu. Saat 08.40'da gelen bir kişi, önce valilik ve adliye binasının güvenliğini sağlayan polis noktasına el bombası attıktan sonra, adliye binası giriş kapısına yöneldi. Bu sırada bina güvenliğini sağlayan güvenlik güçleri ile terörist arasında çatışma çıktı, terörist ölü ele geçirildi. Teröristin DHKP/C terör örgütünün dağ kadrosundan 1990 İstanbul doğumlu Onur Polat olduğu ortaya çıktı. Polat'ın üzerinde 1 adet tabanca, 1 adet uzun namlulu otomatik silah ve el bombaları ele geçirildi. Polat'ın geçen yıl Tunceli'de DHKP/C'ye yönelik düzenlenen operasyonda 6 kişi ile birlikte gözaltına alındığı ve sevk edildiği mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı belirlendi. Tunceli Emniyet Müdürlüğü ekipleri yaptıkları soruşturmada, ölü ele geçen Onur Polat'ın kentte bazı işyerlerinde çeşitli işlerde çalıştıktan sonra örgütün dağ kadrosuna katıldığını tespit etti. DHKP/C'nin Tunceli kırsal alanında 10 kişilik bir grubunun bulunduğu tahmin edilirken, örgütün dağ kadrosunun ilk kez kentte eylem gerçekleştirdiği belirtildi.
Vatan


EKONOMİ

Gram Altın 112,0234-112,1079
ABD Doları 2,8376-2,8390/Euro 3,2152-3,2173/İngiliz Sterlini 4,0750-4,0792   


İnşaat Dünyasından 'Çifte Ödeme' İsyanı
İnşaat dünyası, yurtdışında çalıştırdığı işçilere "çifte" ödeme yapmaktan şikayetçi. İNTES Başkanı Celal Koloğlu, "Yurtdışında tüm yasal haklarını alan çalışanlar Türkiye'ye dönünce yine dava açıyorlar. Böylece binlerce dava var. Çifte ödeme yapıyoruz" dedi. Bir sektör yetkilisi de, "Sadece bir şirkette bu nedenle açılan dava sayısı 4 bini geçiyor" dedi. İNTES'in geleneksel buluşmasında soruna dikkat çeken Koloğlu, sözlerine, "Firmalarımız ile işçileri arasında yargıya intikal eden uyuşmazlıklar yaşanıyor ve bunların sayısı her gün artıyor" diyerek başladı. Firmaların yurtdışına götürdükleri çalışanlarıyla sözleşme imzaladığını belirten Koloğlu şöyle devam etti: "Yurt içinde 2 bin TL'ye çalışan bir ustaya, yurtdışında 2 bin dolar ücret veriliyor. Yapılan iş sözleşmelerinde de çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı belirtiliyor. Bu kapsamda çalışanlar, işverenlerinden tüm yasal haklarını ve alacaklarını alıyorlar. Ancak yine de Türkiye'ye döndüklerinde işverenlerine dava açıyorlar. Hem de son 10 yıllık, 20 yıllık, 30 yıllık geriye giderek dava açabiliyorlar." İşverenlerin kıdem, ihbar, fazla mesai gibi işçi alacaklarını iki defa ödediğini belirten Koloğlu, "Yasal uyuşmazlıklardan dolayı milyonlarca lira ödeme yapıyoruz. Binlerce dava var. Bir dava başka işçiye emsal oluyor. Mahkemeler işçiyle buradaki Türk firması arasında organik bağ kuruyor ve yargılama yapıyorlar. 45 günde temyizde onaylanan davalar var. Oysa bu işçilerin her türlü yasal hakları ödeniyor" diye konuştu.
Hürriyet

Epdk, Tüketici Birimi İle Sorunları Çözecek
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bünyesinde, sorunları daha hızlı çözmek için "Tüketici Birimi" oluşturulacağını bildirdi. Elektrik dağıtım şirketleriyle ilgili birliğe gelen şikayetleri Başkan Yılmaz'a ilettiklerini dile getiren Şahin, şikayetlerin başında elektriğin borcundan dolayı kesilmesinin geldiğini belirtti. Her abonenin dağıtım firmasında depozitosu bulunduğunu ve yıllarca bu bedelin şirketin kasasında durduğunu aktaran Şahin, "Yatan depozitonun beşte birlik kısmına denk gelen bir fatura ödenmediğinde, elektrikler kesilmekte ve açma kapama bedeli alınmaktadır. Şirketlere yeni bir gelir kalemi oluşturan bu bedel haksız bir bedeldir ve buna son verilmelidir" dedi. Tüketicilerin mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda Başkan Yılmaz'ın kendilerine müjdeler verdiğini vurgulayan Şahin, şöyle devam etti: "Başkan'ın verdiği müjdelere göre, sorunları daha hızlı bir şekilde çözmek amacıyla EPDK bünyesinde bir 'Tüketici Birimi' oluşturulacak. Tüketici şikayetleri burada değerlendirilerek, mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli adımlar atılacak. Ayrıca, borcunu ödeyemeyen tüketiciye icra işleminin başlatılması ve borcun icra ve avukatlık ücretleriyle kat kat artırılması konusuna da değindi. İcraya gitmek için bir süreç vardır ve bu süreci dikkate almayan ve fazla gelir elde etmek için bu yönteme başvuran bazı dağıtım firmaları için de gerekli uyarı ve cezalandırma işlemini yapmakta kararlı olduklarını özellikle belirtti."
Türkiye

Devlet 'Taşeron' Tazminatı Ödeyecek
Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın, Ak Parti grubuna yaptığı sunum, taşeron işçilerin özel statülü sözleşme ile kamuya alınmasına yönelik düzenlemenin önemli bazı detaylarını ortaya çıkardı. Buna göre, kamuya geçişte söz konusu personelin çalışmasına dayanak teşkil eden ihaleler öngörülecek geçiş sürecinin sonunda feshedilecek. Firmalarının fesih dolayısıyla uğrayacakları zararın bir kısmı ise tazmin edilecek. Ak Parti'nin haftalık grup toplantısının basına kapalı bölümünde Ağbal, taşeron düzenlemesiyle ilgili sunum yaptı. Buna göre düzenleme, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet sunumu yapan taşeron firmalara kamu kapısını kapatırken, kamuya geçişte ilgili ihaleler öngörülen geçiş sürecinin sonunda feshedilecek. Bunun hükümete, "tazmin" faturası olacak. Fesih dolayısıyla uğranılacak zarar tazmin edilecek. Ödenecek tazminat tutarının, ihale sözleşme bedelinin gerçekleştirilen kısmıyla sözleşme bedelinin yüzde 80'i arasındaki farkın yüzde 5'i kadarı olması bekleniyor. Kişisel şartları taşımadığı için kamuya geçiş yapamayacak personelin, sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra hakları ödenmek suretiyle işlerine son verilecek. Kamuya geçiş yapan personele yer değiştirme imkânı verilmeyecek, herhangi bir sebeple boşalan pozisyonlar da otomatik olarak iptal edilecek. Düzenleme kapsamında yer alan kamu idarelerinde personel çalıştırılmasına dayalı yeni hizmet alımları yapılmayacak, taşeron işçi çalıştırılmasına imkân tanıyan mevzuat hükümleri de yürürlükten kaldırılacak. Slaytlar üzerinden düzenlemeyi anlatan Ağbal, taşeron işçilerin hemen özel statüye geçemeyeceklerini, kurumlarına yapacakları başvurunun ardından yazılı ya da sözlü sınava tabi tutulacaklarını, başarılı olanların özel statüye geçeceklerini anlattı. Toplantıda bu haktan yararlanmak için 1 Kasım 2015 itibarıyla kapsamdaki idarelerde çalışıyor olma şartına gruptan itirazlar geldi. Söz alan vekiller, "Halen çalışıyor olmak şartı yeterli sayılamaz mı?" şeklinde sorular yöneltti. Ağbal ise hükümetin yapacağı düzenlemeden haberdar olduktan sonra taşeron firma sahiplerinin eş-dostakrabayı işe alma olasılığına dikkat çekerek, 1 Kasım sonrası işe başlayanların kamuya alınmasına sıcak bakmadığı mesajını verdi. Ağbal, özel statüyle kamuya geçirilecek taşeron işçilerin memur sendikaları üzerinden toplu sözleşme hakkı olacağını söyledi. Milletvekillerinin konuya ilgisi ve yoğun soru yağmuru nedeniyle Ağbal'ın önümüzdeki hafta salı günü, daha net ve kapsamlı bilgilendirme yapmak üzere milletvekilleriyle genel merkezde yeniden bir araya gelmesi bekleniyor.
Milliyet

Piyasada Fed Baharı
Piyasalar ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen'in salı günü New York Ekonomi Kulübü'nde yaptığı konuşmanın ardından kıpır kıpır Döviz, faiz ve borsada bahar havası esiyor. Yellen'in küresel ekonomideki risklere dikkat çekmesi ve kırılganlığın devam ettiğine vurgu yapması, dolarda aşağı hareketin önünü açarken, borsalar yönünü yukarı çevirdi. Yellen, Çin başta olmak üzere ekonomik yavaşlamanın ABD verilerine de olumsuz yansıyabileceğine dikkat çekti. Görünen o ki, Fed faiz artırımları konusunda temkinli hareket edecek. Fiyat hareketlerine bakıldığında aslında bir süredir Yellen'in konuşması ile artan iyimserliğin fiyatlara yansıdığını görüyoruz. BİST 100 Endeksi, 80.000 seviyesini aşması ile yönünü yukarı doğru çevirmiş, artan terör saldırıları ile kâr realizasyonu yaşanmıştı. Ancak gelen satışlarda bile alıcıların dip seviyelerden yeniden hareketlendiğini gördük ve alım yapanlar da yabancı yatırımcılar oldu. Borsa İstanbul'da yabancı payı yüzde 63.79 seviyesinde bulunuyor. 11 Şubat'ta borsadaki yabancı payı yüzde 61,54 seviyesinde bulunuyordu. Borsada gün içinde kâr realizasyonlarının da yaşandığını görüyoruz. Ancak destek seviyelerinden yeniden alımlar geliyor. Bunun nedeni nisan ve mayıs aylarındaki temettü ödemeleri. Yatırımcılar temettüleri alıncaya kadar hisseleri ellerinde tutacaktır. Son 1.5 ay içinde borsada yüzde 20'ye yakın bir getiri oluştu. Bu nedenle kâr satışları beklenebilir. Ancak hisse alan yatırımcılar temettü ödemelerini de almak isteyecekleri için piyasaların canlı seyri devam edecek. BİST 100'de yukarı harekette 84.000 - 85.000 seviyelerine doğru bir atak devam edebilir. Temettüler BİST 100 üzerinde 2000 - 2500 puan gibi bir harekete tekabül ediyor. Böyle düşünüldüğü zaman BİST 100 Endeksi 87.000 - 88.000'leri zaten görmüş olacak. Mayıs sonrası hem ABD'den gelecek veri akışı, hem de temettülerin alınmış olması nedeni ile yaz ayları nakitte geçirmek isteyenlerin satışları ile geçebilir. Ancak öncesinde yönümüz yukarı gözüküyor.
Milliyet

Dolar 2.75 Olur Mu?
Geçtiğimiz hafta oy kullanan Fed yetkilileri; faiz artışlarının devam edebileceği yönünde konuşmuştu. Piyasa pek fazla prim vermeyip Salı günü konuşacak Fed Başkanı Janet Yellen'i beklemeyi tercih ettiler. Haksız da çıkmadılar. Bölgesel Fed başkanları kendi adına konuşurken, Yellen tüm kurum adına konuşuyor, tüm komite üyelerinin ortak görüşünü yansıtıyordu. Yellen, ABD ekonomisinden çok düşük seyreden petrol fiyatlarından ve de küresel büyümedeki risklerden dem vurarak, olası bir sorun yaşanması durumunda eldeki silahların sınırlı olmasından söz etti. Piyasalar yıl başından bu yana Fed'in Aralık'taki '2016'da 4 faiz artışı olabilir' söylemini hiç satın almamıştı. ABD 10 ve 30 yıllık tahvil getirilerinin Aralık'taki faiz artışından sonra değil yükselmek, tam tersine düşmesi de bu yüzdendi. Fed'in bu yılbaşından bu yana yapmış olduğu toplantılar sonrasındaki açıklamaların yumuşaması, son olarak da Yellen'in son konuşması bu yıl içinde yapılabilecek faiz artışlarının sayısını 2'nin dahi altına indirmiş görünüyor. İkincisinin; 13-14 Aralık'ta yani yılın son toplantısında yapılması, yani yılı reel anlamda tek faiz artışı ile geçilmesi piyasaların genel beklentisi haline gelmiş durumda. Piyasa Yellen'e yaklaşacağına, Fed Başkanı yavaş yavaş piyasaya yaklaşıyor, piyasanın dümen suyuna giriyor. Hal böyle olunca dolar karşısındaki hemen her para birimi değer kazanırken, küresel ekonomiye dair endişelerin bir kez daha Yellen tarafından dile getirilmesiyle emtia fiyatları darbe yedi (altın ve diğer değerli metaller istisna oldular).
Vatan

Suriyeliler'i 'Doğrudan' İşe Kattı
Dünya çapında 150 ülkede 10 milyondan fazla temsilcisi ile faaliyet gösteren doğrudan satış firması QNET, Türkiye'de iddialı büyüme hedefi koydu. QNET Türkiye ofisi, İsviçre, Almanya, Güney Kore ve Türkiye'de üretilen ürünleri 30 ülkeye gönderen bir lojistik merkeze dönüşecek. Eski doğu bloku ülkeleri de QNET Türkiye tarafından yönetilecek. QNET Genel Müdürü Cem Geyik, Türkiye'ye zorunlu göç eden insanları da doğrudan satış sektörüne dahil ettiklerini ve 130 bin üyeleri arasında yüzde 1'lik oranın göçmenlerden oluştuğunu belirtti. Geyik, "Mültecilerin de kendi ayakları üzerinde durmalarına, bir şekilde ekonomiye katılımlarını sağlamak istedik. Arapça bilen eleman aldık. Katalog ve broşürler hazırladık" diye konuştu. Türkiye'nin büyümelerinde önemli rol oynayacağını belirten QNET Global Başkanı Richard E. Zinkiewicz ise Orta Asya, Rusya ve Avrupa'ya Türkiye üzerinden açılmak istediklerini söyledi. Zinkiewicz, 2010'da geldikleri Türkiye'nin faaliyet gösterdikleri 150 ülke arasında ilk 5'e girdiğini belirterek, "5-8 yıl arasında Türkiye'de 1 milyar dolar ciro hedefimiz var" dedi.
Vatan

Hiçbir Dönemde Sanayiciye Bu İmkanlar Sunulmamıştı
Ford Otosan, Eskişehir İnönü fabrikasında yüzde 100 yerli üretim olan 3. nesil Ecotorq motorunu banttan indirdi. Ford Otosan yönetim Kurulu Başkanı ali y. Koç, şirketin İnönü Tesisleri'nde düzenlenen, Bilim, Sanayi ve teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın da katıdığı Ford Ecotorq Motoru Seri Üretime Geçiş Töreni'nde yaptığı konuşmada, son dönemde yaşanan terör olaylarında yakınlarını kaybeden tüm ailelere baş sağlığı ve sabır, yaralananlara acil şifalar diledi. terör olaylarının bir an önce sona ermesi gerektiğini anlatan Koç "Barışın, refahın, huzurun ve en önemlisi birlik ve beraberliğin güçlenmesini temenni ediyoruz" diye konuştu. Koç, son dönemde sanayiye, sanayicilere hükümetin sahip çıkmasının kendilerini sevindirdiğinin altını çizerek, "hükümetimiz bizlere cumhuriyet tarihinin en önemli programlarını, teşviklerini yetiştiriyor. hiçbir dönemde sanayicilere bu imkanlar sunulmamıştı" diye konuştu. Türkiye'nin teknoloji anlamında rekabet gücünü artırarak, global arenada en önemli oyunculardan ve merkezlerden biri olmasını arzuladıklarını dile getiren ali Koç, şunları söyledi: "Bu hedefin temelinde bilgi ve teknoloji üretebilmemiz, yüksek katma değerli ürün ve hizmetler sunabilmemiz yatıyor Daha gidilecek çok uzun yolumuz olsa da hükümetimizin bu hedefte sağladığı ar-Ge teşviklerinin ve başlattığı reformların yatırımları cesaretlendirdiğini memnuniyetle söyleyebilirim. Geçtiğimiz günlerde devreye alınan 'ar- Ge reformu Paketi'nin de günümüzün önemli unsurlarından biri olan inovasyona destek vereceğine ve üniversite-sanayi işbirliği açısından da son derece önemli bir adım olduğuna inanıyoruz." ali Koç, aile olarak her işte yönlerini geleceğe, ar-Ge'ye ve inovasyona çevirerek faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi. hız kesmeyen teknoloji yatırımlarıyla daha üstün nitelikli ürünler ve hizmetler geliştirip iş süreçlerini yenilemeye gayret gösterdiklerine değinen Koç "Geçmişe nazaran bugün daha uzun vadeli düşünüp, planlar yapabiliyoruz.2007- 2014 yılları arasında ar-Ge harcamaları toplam 4.6 milyar liraya ulaştı. Sadece geçen yıl yaptığımız ar-Ge harcaması da 1.3 milyar. Bu da ülkemizin geleceğine olan güvencemizin en somut göstergesidir" dedi.
Star

DÜNYA

Somali'de Türk Servisine Saldırı
Somali'nin başkenti Mogadişu'da okul servisine düzenlenen silahlı saldırıda, biri Türk vatandaşı, biri Azeri toplam 4 kişi yaşamını yitirdi, 4'ü Türk öğrenci 6 kişi de yaralandı. Saldırıda yaşamını yitirenlerden Türk vatandaşı Hıdır Çalha ve Azerbaycan vatandaşı Banu Kemaliye İsmailov'un Somali'deki Kıblenuma Okulu'nda öğretmenlik yaptığı öğrenildi. Somali polis kaynakları, saldırıda yaralanan Türk vatandaşlarının ülkede bulunan Türklerin çocukları olduğunu, öğrencilerin okul dönüşü saldırıya uğradığını bildirdi. Ölen iki Somali vatandaşından birinin yine Kıblenuma Okulu'nda öğretmenlik yaptığı diğerinin de servisin şoförü olduğu kaydedildi. Saldırıda yaralanan altı kişiden üçü, Kimse Yok Mu Derneği tarafından açılan Mogadişu'daki Deva Hastanesi'nde tedavi görüyor. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, saldırıda yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileklerine yer verildi. Açıklamada, yaralı Türk vatandaşlarının durumunun Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçiliği tarafından yakından takip edildiği belirtilerek, "Bu hain saldırıyı kınıyor ve lanetliyoruz" ifadesi kullanıldı.
Hürriyet

'Pyd Gelirse Yine Vururuz'
Terör örgütü PKK ile bağlantılı PYD'nin, Ankara'nın Suriye sınırında 'kırmızı çizgi' olarak açıkladığı Azez-Cerablus hattına yerleşmesini sağlayabilecek 'Menbic Operasyonu'na hazırlandığı iddiaları, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yakından izleniyor. Askeri kaynaklar, en büyük bileşeni PYD'nin olduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin, önce Menbic'i IŞİD'in elinden alıp daha sonra Azez-Cerablus hattına yönelebileceğine dair bazı hazırlıklar yaptığını doğruladı. Sahadaki hareketliliğin hava ve kara istihbarat unsurlarınca yakından izlendiğini belirten kaynaklar, SDG'nin söz konusu hedefe ulaşması için ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin havadan destek verebileceğine dair bir bilginin ise bulunmadığını söylediler. Bir yetkili, "Bu bilgi elbette şu an için geçerli" dedi. Askeri kaynaklar, PYD ağırlıklı SDG'nin, Azez-Cerablus hattına doğru yönelmesi halinde Türkiye'nin tutumunun ne olacağı sorusuna, "Suriye topraklarına girilmeden Türkiye içinden gereken yanıt verilir" dediler. PYD birliklerinin sınıra doğru hareketliliğinde Suriye hattında konuşlu Fırtına obüslerinin devreye girmesi planlanıyor. TSK, geçen 13 Şubat günü Halep'in kuzeyindeki Azez çevresinde ilerleyen, PYD'nin silahlı gücü YPG'nin mevzileri ile Suriye rejim güçlerini Fırtına obüsleriyle yoğun topçu ateşine tutmuştu.
Hürriyet

Almanca Öğrenemeyen Oturumunu Yitirecek
Almanya İçişleri Bakanı Thomas De Maiziere, ülkeye kabul ettikleri mültecilerin Almanca öğrenmelerini zorunlu tutan yeni bir yasa hazırlandıklarını söyledi. Yasa tasarısı, mültecilere açık kapı uygulayan Almanya Şansolyesi Angela Merkel'in partisinin aşırı sağcı partilere karşı ağır bir yenilgi almasının ardından geldi. Konuyla ilgili Alman ARD televizyonuna açıklama yapan De Maiziere, Almanya'nın sağladığı sosyal imkanlar karşılığında mültecilerin uyum sağlamak için çaba göstermesi gerektiğini söyledi. De Maiziere, yasa kapsamında Almanca öğrenemeyen ve sunulan iş imkânlarını kabul etmeyen kişilerin üç yıl sonunda kalıcı oturma hakkı alma şanslarını kaybedeceklerini belirtti. De Maiziere, amaçlarının Almanya'da yaşama hakkı veren izni, başarılı bir entegrasyon ile doğru orantılı hale getirilmesi olduğunu belirtti. Ülkeye kabul edilen yaklaşık bir milyon mülteciyi ilgilendirecek yasanın mayıs ayında yürürlüğe girmesi planlanırken, Şansölye Yardımcısı Sigmar Gabriel, "Uyum gösterilmesini sadece desteklemeyip, bunu onlardan talep etmeliyiz" açıklamasında bulundu. Öte yandan, hafta başında Türkiye'den Yunanistan'a varan mülteci sayısı 78'e kadar düşerken bu sayı tekrar yükseldi. Havanın düzelmesiyle beraber, Türkiye'den Yunanistan'a 36 saat içinde ulaşan mülteci sayısı 2 bini geçti. Yunan basını, adalara ulaşan göçmenlerin büyük bir kısmının Yunan sahil güvenlik güçleri ve NATO gemileri tarafından batmak üzereyken bulunduğunu belirtti. Adalara ulaşan kişilerin bazılarının zorlu yolculuğu 3 ila 4 defa denedikleri öğrenildi. Mülteciler, her yolculuk için 200 ile 300 dolar arasında değişen fiyatları ödemek zorunda kaldı.
Milliyet

Avrupa'da Katliam Emrini 'Türk Hattından' Verdi
Suriye ve Irak'ta toprak kazanımı elde eden IŞİD terör örgütünün Avrupa'da sivilleri hedef alan saldırılarını sanılandan çok daha önce planladığı ortaya çıktı. New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre IŞİD, Kasım 2015'te 130 kişinin ölümü ile sonuçlanan Paris saldırılarından neredeyse iki yıl önce katliam yapmak üzere yetiştirdiği militanlarını Avrupa'ya göndermişti. Habere göre, grubun lideri Abdelhamid Abaaoud, Avrupa'daki militanları ile Türkiye sınırında kullandığı bir Türk GSM hattı ile iletişim kuruyordu. Amerikan NYT gazetesi, Avrupalı istihbarat servislerinin dinleme kayıtları, dava dosyaları ve sorgu transkriptlerine dayanarak IŞİD'in Avrupa'ya gönderdiği hücre hakkında bugüne kadar bilinmeyen detayları içeren kapsamlı bir haber yayınladı. Habere göre IŞİD, 2014 yılının başında Avrupa'da saldırı düzenleyecek militanları özel olarak seçerek saflarına katmaya başladı. Bu militanlar Fransa ya da Belçika pasaportu taşıyan, iyi eğitimli kişilerdi. Seçilen kişilere Rakka'nın 30 dakika dışındaki bir villada bir haftalık özel bir eğitim veriliyor ve bu militanlar Türkiye sınırından tekrar Avrupa'ya geri gönderiliyordu. IŞİD'in özel timinin başında ise Paris saldırısını planlayan ve saldırının ardından Belçika polisinin operasyonunda başkent Brüksel'de öldürülen "Baba" kod adlı Abdelhamid Abaaoud bulunuyordu. IŞİD'in katliam gerçekleştirmesi amacıyla Avrupa'ya gönderdiği ilk militan İbrahim Boudina oldu. Boudina'nın bindiği taksi, 3 Ocak 2014'te Yunanistan'ın Türkiye sınırına yakın bir bölgede polis tarafından durduruldu. 23 yaşındaki Fransa vatandaşının üzerinde 1500 euro ve Fransızca "Allah adına nasıl bomba yapılır" başlıklı bir belge bulunsa da hakkında arama emri olmadığı için Yunan polisi tarafından serbest bırakıldı. Ancak buna rağmen Yunan polisinin uyarısı üzerine Fransız polisi tarafından izlemeye alındı. Boudina'nın annesi, Suriye'den "oğlunun göreve gönderildiğini" belirten bir telefon alması üzerine ise 11 Şubat 2014'te Paris'teki evinin yakınlarından gözaltına alındı. Evinde bomba yapımında kullanılan bir madde bulunsa da Fransız polisi bu olayı münferit bir vaka olarak değerlendirdi. Ancak IŞİD, 2014'ten 2015'in başına dek Boudina gibi eğitilmiş militanlarını Avrupa'ya göndermeye devam etti. Her iki ya da üç ayda bir, bir ya da iki militan Avrupa'ya gönderiliyordu. Avrupa'ya girmeyi başaranların sayısı 21'e ulaşsa da bu kişilerin büyük kısmı İspanya, Belçika, Fransa, Yunanistan, Türkiye ve Lübnan'da yakalandı. Planları, Yahudi iş yerleri, polis karakolları ve karnavallara saldırı düzenlemekti. Başarılı olan militanlardan biri Mayıs 2014'te Belçika'da Yahudi Müzesi'nde 4 kişiyi öldüren Mehdi Nemmouche'tu. Ancak o dönemde Belçika savcılığı, Nemmouche'un 'tek başına' saldırıyı düzenlediğini açıklamıştı. Emrin Rakka'daki Abaaoud'dan geldiği bilinmiyordu. Habere göre Abaaoud, Avrupalı yetkililerin Suriye'den yapılan aramaları izlediğini fark etmişti. Bu nedenle bir Türk GSM operatörüne ait bir numara kullanıyor ve emirleri kapsama alanına giren Türkiye sınırına yakın bölgeden veriyordu. Militanlar başarılı oldukları adımları bildirmek için Abaaoud'un Türk hattına çağrı bırakıyordu.
Milliyet

Abd'nin En Büyük Camisi Açılacak
Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılmak üzere ABD'nin başkenti Washington'a giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2 Nisan Cumartesi günü saat 10.00'da Maryland'ta bulunan Amerika Diyanet Merkezi'ni (ADM) açacak. Erdoğan'ın açacağı merkezde bulunan 760 kişilik cami, ABD'nin en büyük ve çifte minareli ilk camisi olacak. Camide kapalı alan ve avluyla birlikte aynı anda 3 bin kişi ibadet edebilecek. Erdoğan'a açılışta Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de eşlik edecek. Arazisi 1993 yılında Yehova Şahitleri'nden alınan merkezin inşaatına 2011'in Eylül'ünde başlandı. İnşaatı Amerikan Belfour Beatty adlı inşaat şirketi üstlenirken, projenin mimarı Ataşehir Mimar Sinan Camii'ni de çizen Hilmi Şenalp oldu. Merkezin projesi Klasik Osmanlı mimarisiyle Mimar Sinan'ın çizgisini yansıtacak şekilde çizildi. Maryland'in Lanham şehrinde bulunan merkez, Washington DC'nin merkezine 10 mil uzaklıkta ve NASA Uzay Araştırmaları Merkezi'nin hemen yanında bulunuyor.
Vatan

Koalisyon Ortağı Parti Rousseff'i 'Terk Etti'
Brezilya'da koalisyon hükümetinin büyük ortağı olan Brezilya Demokratik Hareket Partisi (PMDB), Devlet Başkanı Dilma Rousseff'in hükümetinden çekildi. Siyasi analistler gelişmenin, devlete ait enerji firması Petrobras'taki yolsuzluk ve rüşvet skandalı nedeniyle istifası istenen Rousseff'in görevden alınması ihtimalini güçlendirdiğini düşünüyor. PMDB yönetimi, salı günü koalisyondan çekilme kararı almıştı. PMDB üyesi Turizm Bakanı Henrique Eduardo önceki gün istifa ederken, parti yönetimi, hükümette kalan altı bakanın da istifa etmesini, aksi takdirde disiplin kuruluna sevk edileceklerini duyurdu. Rousseff'in Mayıs ayına kadar görevinden geçici olarak alınabileceği, yerine yardımcısı ve PMDB lideri olan Michel Temer'in getirilebileceği belirtildi. Rousseff'in devlet başkanı olmadan önce CEO'su olduğu Petrobras'taki skandalla ilgili hakkında ortaya atılan suçlamaları rafa kaldırabilmesi için Kongre üyelerinin üçte birinin desteğine ihtiyacı var. PMDB partisinin çekilmesi, Rousseff'in desteğinin azalması anlamına geliyor.
Vatan

Türkler Belçika'ya Terörü Anlatacak
Terör örgütü PKK'nın Avrupa Birliği'nin (AB) başkenti denilen Belçika'nın Brüksel kentinde devam eden propaganda çadırı tiyatrosu ülkede yaşayan Türkleri harekete geçirdi. Avrupa Türk demokratlar Birliği (UETD) Belçika Şubesi, terör örgütü PKK hakkındaki gerçekleri ortaya koymak için bugün sabah saat 10'da Brüksel Place Madou'da çadır kuracak. Konu hakkında Star'a konuşan UETD Belçika Şubesi Başkanı Basir Hamarat; Paris, Ankara, istanbul, Brüksel, Lahor ve diğer kentlerde kendine mecra bulan terör eylemlerinin vicdanlarda çok derin ve onarılamaz yaralar açtığına vurgu yaparak "Bu çadırda biz, Türkler olarak teröre şiddetle karşı olduğumuzu ve bugüne kadar Türkiye'nin hiçbir zaman terörün yanında olmadığını anlatacağız." dedi. Terör örgütünün AB Konseyi binasının arkasında son 15 gün içinde üçüncü kez kurduğu çadıra tepki olarak kurulan UETD çadırında, Türkiye ve diğer ülkelerde teröre kurban gidenlerin fotoğrafları sergilenecek. Basir Hamarat, Brüksel'deki terör saldırısında yaralanan arkadaşlarının da 'tepki çadırına' şahsen katılıp destek olacaklarını söyledi. UETD Başkanı, Belçikalı Türklerin 3 dilde; Fransızca, Almanca ve İngilizce olarak Türkiye'nin ve Türk halkının PKK, Pyd, DAEŞ vb. terörün her türlüsüne karşı olduğunu anlatacaklarını ve sağduyu içerisinde acının her dilde aynı duyguyla yaşandığını anlatacaklarını ifade etti. Hamarat, 10 gün sürecek eylemleri kapsamında cuma günü saat 15'te Avrupa'daki 100'e yakın UETD temsilciliğinin de ortak açıklama yayımlayacağına bildirdi.
Star

POLİTİKA

Hendek Kazan Mezarını Kazar
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Güneydoğu'daki olaylara ilişkin, "Hainler, sokaklarda hendek kazıyorlarmış, mezarlarını kazdıklarını öğrenecekler" dedi. Bahçeli, dün Adana'da adını taşıyan köprünün temel atma töreninde özetle şunları söyledi: "Zaman zaman ülkemizin diğer bölgelerinde olduğu gibi Adanamızı da karıştırmak isteyen çevreler vardır. Bölücü tahrikler Adana'da da amacına ulaşamayacak, en başta Adanalılar buna müsaade etmeyecektir. Çukurova, geçmişte bağrından Tufan Bey ve Saim Bey'i çıkarıp zalime geçit vermemişti, bugün de geçit vermeyecek, milli birlik ve bütünlükten yana olan duruşunu koruyacaktır. Türkiye gergin, kaygılı, öfkeli ve tedirgindir. Küçük bir kıvılcım, telafisi mümkün olmayan hadiselere neden olabilecektir. Bu hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açık ve müsaittir. İçinde bulunduğumuz hassasiyet, tarihin Milliyetçi Hareket'e kazandırdığı tecrübe, Türk milliyetçiliği davasının oluşturduğu ortak akıl, ecdadımızın nasihatleri ve dersleri bizlere, ihanetlere karşı dikkat; işbirlikçilere karşı uyanıklık; istismara karşı temkin; tahriklere karşı sükûnet tavsiye etmektedir. Sokaklarda arayacağımız, sokaklarda bulacağımız geleceğimiz yoktur. Hainler, sokaklarda hendek kazıyorlarmış, mezarlarını kazdıklarını öğrenecekler. Barikat kuruyor, çukur açıyorlarmış; sonlarını hazırladıklarını da anlayacaklar. Kahraman şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak, bu milletin kahır ve azameti Türk ve Türkiye düşmanlarının kökünü kurutacaktır. Türk milleti, yıkım taşeronlarına, çözülme lobilerine, ihanet odaklarına, işbirlikçi elitlere, satılık kalem ve sözde aydınlara, husumet cephesine inat bölünmeyeceğini gösterecektir. Biliniz ki susmuşsanız, Türkiye yok olmuş demektir. İnadına ve ısrarla konuşacaksınız, haykıracaksınız. Devlet Bahçeli Köprüsü'nün kutlu olmasını temenni ediyorum. Allahına gurban Adana."
Hürriyet

Abd'nin Bizim Yanımızda Olduğunu Düşünmek İstiyoruz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'ye yakın bölgelerde büyük bir yıkım ve insanlık dramı yaşandığını belirterek, "Yönetilemeyen siyasi alanlarla dolu bir coğrafyada Türkiye olarak gelişmeleri bölgesel ve küresel barışa hizmet edecek şekilde yönlendirmeye çabalıyoruz. Bu çabamızda zaman zaman yalnız kaldığımızı hissetsek de ABD'nin bizi anladığını ve yanımızda olduğunu düşünmek istiyoruz" dedi. Erdoğan, önceki akşam ABD Başkanı Barack Obama'nın özel asistanı, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa İlişkileri Kıdemli Genel Müdürü Karen Donfried, Washington Enstitüsü yöneticisi Michael Singh, Woodrow Wilson Merkezi Başkanı Jane Harman başta olmak üzere çok sayıda düşünce kuruluşu temsilcisi ve akademisyen ile bir araya geldi. ABD'nin siyasi hayatına yön veren, dış politikasına katkı sunan akademisyenler ve düşünce kuruluşu temsilcileriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Erdoğan, ortak gündemlerinde son derece önemli konuların yer aldığını belirtti. ABD ile Türkiye'nin sahip olduğu ittifak ve ortaklığın önemini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: "Türkiye açısından geçmişte olduğu gibi bugün de ABD ile ilişkilerimiz vazgeçilmez niteliktedir. İşbirliğimizi ortak değerler ve karşılıklı menfaatler temelinde geliştirmek için her türlü çabayı gösteriyoruz. Bunu yapmaya da devam edeceğiz. Karşı karşıya bulunduğumuz sorunların çözümünde Türkiye- ABD ittifakının bir alternatifi olmadığı ortadadır. Burada esas mesele bu işbirliğinin gerek stratejik gerek taktik düzlemde gerçek anlamda verimli kılınabilmesidir." Erdoğan, Türkiye'ye yakın bölgelerde büyük bir yıkım ve insanlık dramının yaşandığını belirterek, "Yönetilemeyen siyasi alanlarla dolu bir coğrafyada Türkiye olarak gelişmeleri bölgesel ve küresel barışa hizmet edecek şekilde yönlendirmeye çabalıyoruz. Bu çabamızda zaman zaman yalnız kaldığımızı hissetsek de ABD'nin bizi anladığını ve yanımızda olduğunu düşünmek istiyoruz" dedi. Suriye'de yaşanan trajedi ve Irak'taki fiili bölünmüşlüğün sadece milyonlarca masum insanın hayatını etkilemediğini, aynı zamanda bölgeyi bir istikrarsızlık yumağına dönüştürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti: "Terörün yayılması ve bugün Avrupa sınırlarına dayanan mülteci krizi, bu iki ülkedeki çöküşün en somut ürünleridir. Bu iki ülkedeki dağılma sürecinin önüne geçilemediği takdirde Batı toplumlarını çok daha vahim gelişmeler beklemektedir. Her şeyin küreselleştiği, sınırların anlamını kaybettiği bir dünyada bu tür krizlerin etkilerinden kimse uzak duramaz, kendini koruyamaz. Bunun açık tezahürlerini terör olaylarından özellikle artan göç dalgasına kadar hemen her gün yaşıyoruz. Gerek Suriye'de gerek Irak'ta krizlerin çözümünde başından beri yapıcı bir rol oynamayı kendimize ilke edindik. Suriye'de çözüm ancak halkın beklentileri doğrultusunda şekillenecek gerçek bir siyasi dönüşüm süreciyle mümkün olabilir. Irak'ta ise güç ve refah paylaşımını adil, kapsayıcı ve dengeli biçimde sağlayacak bir sistemin tesisi şarttır. Bölgenin tarihi, siyasi ve sosyal dokusuna yabancı olan DAİŞ'i ise ülkemize, bölgeye ve insanlığa karşı ortak bir tehdit olarak görüyorum. Bu terör örgütüyle her düzlemde kararlı bir şekilde mücadele ediyor, bu yöndeki uluslararası çabalara da aktif destek sağlıyoruz."
Milliyet

Klima Yeri Bile Belli
Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, tartışılan Sur ve Cizre planlarını açıklamak üzere bugün Diyarbakır'a gidecek. Çalışmaların içeriğini açıklayıp, eleştirileri yanıtlayacak olan bakanlar, "Vatandaşların evlerine el konuluyor" propagandasının önünü kesmek için toplantılar yapacak. Sarı ve Ünal, çalışmalarla ilgili özetle şunları anlattı: Sur'da zaten 2012'de koruma imar planı kabul edilmiş. Bu, HDP'li büyükşehir ve ilçe belediyesinin projesidir. Acele kamulaştırma kararı için çalışma başlatılmış, belediye başkanı değişince yeni gelen belediye başkanı süreci durdurmuş. Biz kaldığı yerden devam ettireceğiz. HDP yanlış ve yanlı bir şekilde yönlendiriyor. Sanıyorlar ki biz insanların elinden malını, mülkünü alacağız. Başka insanları buraya yerleştireceğiz. Böyle bir şey olamaz. Kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri aracılığı ile de anlatmaya çalışacağız. Muhakkak vatandaşların rızasıyla iş yapacağız. Hedefimiz ilk etapta Silopi ve Cizre'de özellikle yıkılmış ağır hasarlı bina sahiplerine kira yardımı yapıp, evleri bitince de o evlere geçirmek. Cizre'de de kamulaştırma kararı alacağız. TOKİ bu işin içinde olmayacak. Kentsel dönüşümden farklı bir çalışma sözkonusu. Bölgeyi insansızlaştırmayacağız. Vatandaşlar Sur'da yaşamaya devam edecek. 7500 yapı var. Kaçak gecekonduları Diyarbakır Belediyesi belirlemişti. Onlar yıkılacak. Diğer yapılar Sur'un tarihi - kültürel dokusuna uygun yenilenecek. Yaptığımız planda, klimaların nereye takılacağı, yolların ölçüsü, kullanacak malzeme bile belli. Toplantıyla bunu açıklayacağız ve sık sık giderek, çalışmaların amacına uygun sürüp sürmediğini kontrol
Hürriyet

SPOR

Wesley Sneijder, Galatasaray'da mutlu olduğunu söyledi. Bu açıklama sarı kırmızılı taraftarlar tarafından sevinçle karşılandı. Hollanda medyasına konuşan yıldız futbolcu, sezon sonu takımdan ayrılacağına dair ortaya atılan iddialara son noktayı kuydu. Sneijder, "Galatasaray'da hem sportif, hem de finansal açıdan zor günlerden geçiyoruz. Ancak bu durumu fazla umursamıyorum. Herkes takımda ne kadar mutlu olduğumu ve ayrılmak gibi bir düşüncem olmadığını biliyor. Milli takım ve Galatasaray için, içimde olumlu hisler var. Galatasaray'ın gelecek için neler yapmak istediğini biliyorum. Aynı şey Hollanda Milli Takımı için de geçerli" dedi. Sneijder, ligde işlerin istedikleri gibi gitmediğini, ancak bundan sonra Türkiye Kupası için savaşmaya devam edeceklerini söyledi. Türkiye'de son dönemlerde yaşanan terör saldırılarına da değinen Sneijder, "Umarım bu olaylar en yakın zamanda son bulur. Ailemin tehlikede olduğunu hissetsem bir dakika bile durmazdım ancak şu an böyle bir durum kesinlikle söz konusu değil" diye konuştu. Sneijder, Hollanda'nın Fransa ile oynadığı hazırlık karşılaşmasında sakatlanıp oyundan çıkmış, İngiltere maçında da oynayamamıştı.
Hürriyet

Eurocup yarı final ilk maçında Gran Canaria'yı konuk eden Galatasaray Odeabank, 89-75 kazandı. Ergin Ataman'ın maçtan bir gün önce yaptığı '21 fark' açıklamasının ne kadar akıllıca olduğu gerçeği, maç boyunca parkeye yansıdı. Herkesin aklındaki 'acaba kazanır mıyız?' sorusu, 'kaç fark olura' dönünce, oyuncuların da tribünlerin de maça inancı artmıştı. Maç başında rakibin Omic'i kenarda tutarak başlama jestini (!) iyi kullandı temsilcimiz, 4. dakikada 8 farka ulaştı. Ancak ön alanda McCollum'un yumuşaklığı, daha ilk çeyrekte Sinan'ın 3, Lasme'nin 3 faule ulaşması, savunmadaki sıkıntıyı biraz daha artırdı. 10 dakikada sahasında 24 sayı yemişti temsilcimiz, attığı 25'e rağmen bu çok fazlaydı. 2. çeyreğin başında 28-27 geriye düştükten sonra savunmanın ilacı kenardan geldi. Davis olağanüstü oynadı hem hücum, hem savunmada. İkili oyunları durdurmakta çok ustaydı. Bir de Göksenin'in enerjisi etkisini gösterince, devre sonunda 49-42'lik skoru yakaladı Galatasaray. Ergin Ataman'ın Lasme'yi 3 faule rağmen sahada tutup, Davis ile oluşturduğu 4-5 dengesinden vazgeçmemesi de ilk yarıda rakibin gardını düşüren etkendi. 2. yarıda her hareketi akıl kokan Micov da McCollum ile birlikte rakip potayı bombalamaya başlayınca 19 sayıya kadar çıktı fark, 3. periyot da 73-56 tamamlandı. Temposuna, hücum performansına çok güvenen Canaria, karşısında çok sert bir Galatasaray bulunca, tamamen dışarıya kaçmak zorunda kaldı. Temsilcimiz rakibin istediği hızlı hücum fırsatlarını vermeyince skordaki üstünlüğü hep elinde tutmayı başardı. Canaria'nın son savunma hamlesi de Göksenin'in üçlükleriyle savuşturulunca, son 5 dakikada 8 sayıda kalan temsilcimiz salondan 14 farkla galip ayrılmayı başardı.
Milliyet

Gökhan Gönül'de yasaklı madde depremi Beşiktaş derbisi sonrası doping kontrolüne giren Fenerbahçeli oyuncunun numunesinde yasaklı madde bulundu. Köln Doping Araştırma Merkezi'nde açılan A numunesinde yasaklı madde çıkıncı bu durum Futbol Federasyonu'na bildirildi. 12 Şubat'taki Kasımpaşa maçında aldığı darbe ile kaburgasında kırık oluşan Gökhan'a Beşiktaş maçı öncesi İstanbul'da ağrı kesici iğne tedavisi uygulanmıştı. Fenerbahçe Kulübü de şu açıklamayı yaptı: "Gökhan Gönül'ün 23 Şubat'ta yapılan tetkikleri sonucunda kaburgasında (T.10) kırık tespit edilmiştir. Futbolcumuzun tedavisine başlanmış, göğüs ve sırt ağrılarının devam etmesi üzerine algoloji uzmanı hekim tarafından sinire blokaj yapılmıştır. Yapılan uygulama tedavi amaçlıdır. Doping testi öncesinde, futbolcuya yapılan lokal uygulama bu prosedürler için kullanılan matbu forma yazılmak suretiyle TFF'ye beyan edilmiştir." "Konu bundan ibaret olup, futbolcumuzun tedavi sürecine ilişkin tomogrofi, MR görüntüleri ve doktor raporları tarafımızca TFF'ye sunulmuştur. Doping amaçlı yasaklı bir madde kullanım söz konusu değildir. Futbolcumuza yapılan ağrı kesici tıbbi uygulama tamamen tedavi amaçlı olup, performans arttırıcı bir etkisi de yoktur. Süreç sonucunda doping amaçlı yasaklı bir madde kullanımının olmadığı kesin ve açık bir şekilde ortaya çıkacaktır." l
Star

UEFA, internet sitesinde Türkiye'yi analiz eden kapsamlı bir yazıya yer verdi. İsveç ve Avusturya'yı 2-1'lik skorlarla yenen Türk Milli Takımı'nın her iki maçta da kusursuz oynamamasına rağmen kazandığı vurgulanırken, 3 ayrıntıya dikkat çekildi. Mehmet Topal'ın efektif bir stoper de olduğu, Cenk Tosun'un Burak Yılmaz'ın en iyi alternatifinin olduğunun ve Türkiye'nin işler kötü gittiğinde de sonucu alabildiğini, takımın gol yedikten sonra bile disiplinini kaybetmemesi öne çıkarıldı. Yazıda, Süper Lig'de istikrarlı forvet sayısının azlığı sebebi ile Fatih Terim'in hücum varyasyonlarını nasıl çeşitlendireceği, 2 maç cezası olan Gökhan Töre'nin Fransa'ya götürülüp götürülmeyeceği ve Beşiktaş'ta etkili olan Oğuzhan'ın Milli Takım'da da forvetleri destekleyip destekleyemeyeceği öne çıkan 3 soru olarak gösterildi. Türkiye'nin duran toplarda Selçuk İnan ve Hakan Çalhanoğlu ile etkili olduğu ama aynı oranda frikik ve korner savunmasında sorun yaşadığı belirtildi. Türkiye'nin son iki maçtaki orta saha oyuncuları ile daha fazla pozisyon bulamamasının sebebinin Mehmet Topal'ın stoperde oynaması nedeniyle Selçuk İnan'ın çok defansif kalması gösterildi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder