30 Nisan 2016 Cumartesi

30.04.2016 Genel Gündem

30.04.2016 Cumartesi

GÜNDEM

1919'dan Başlatılan Tarih Anlayışını Reddediyorum 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. Yılı dolayısıyla dün akşam Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen programa katıldı. Erdoğan konuşmasında özetle şunları söyledi: "Dünyada 200 milyonun üzerinde bir varlığa sahip Türkçe konuşan toplumlar denince de akla önce bizim milletimiz gelir. Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini, neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum. Her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 yılımızı, hatta son 600 yılımızı soyutlayıp eski Türk tarihinden Cumhuriyete atlıyorsa biliniz ki o kişi milletimizin de devletimizin de hasmıdır. Geçtiğimiz 13 yılın siyasi sorumluluğunu üstlenen bir kişi olarak, tarihimizi yeni nesillere bu yönüyle anlatma konusunda yeterli mesafeyi katedemediğimizi bir öz eleştiri olarak burada ifade ediyorum. Demokrasiye ve kalkınmaya dair önceliklerimiz bizi öylesine kuşatmıştı ki özellikle eğitimde, kültürde, sanatta arzu ettiğimiz değişimi gerçekleştirecek adımları atmakta maalesef yavaş davrandık, eksiğimiz var ama aşacağız. İnşallah çabalarımızı hükümetimiz bir adım öteye götürecek, eksiklikleri tamamlayacaktır."
Hürriyet

29 Nisan 2016 Cuma

29.04.2016 Genel Gündem


29.04.2016

GÜNDEM

Yaşananlar Değişimin Habercisi
İmam Hatip Gençlik Buluşması'na katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Son birkaç yüzyıldır dünyaya hâkim olan düzen artık çatırdamaktadır. Yaşanan sancılar, üst üste gelen krizler yeni bir değişim dalgasının habercisidir. İslam dünyasının umudu Türkiye'dir. Türkiye'nin umudu da sizlersiniz" dedi. İmam Hatipliler Derneği (ÖNDER) tarafından Ataköy'deki Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen etkinlikte konuşan Erdoğan özetle şunları söyledi: "Tıpkı sizler gibi ben de bir imam hatipliyim. Bir ayrımcılık olsun diye söylemiyorum ama bir tercih olarak söylüyorum; 4 çocuğumun 4'ü de imam hatipli. Sizler, sadece bu milletin değil, tüm ümmetin de umudusunuz. Bu bilince sahip olmayan imam hatiplinin benim gözümde sıradan bir diploma sahibi olmanın ötesinde bir anlamı yoktur. Eğer imam hatipliyim diyorsanız, hayatınızın sonuna kadar gururla, şerefle ama bir o kadar da sorumlulukla taşıyacağınızın bir görev üstlenmişsiniz demektir. Bizler imam hatipte okumanın fikir dünyamıza neler kattığını çok iyi biliyoruz. Türkiye'de bir dönem inancından, tarihinden, kültüründen bize ait tüm değerlerden uzak bir nesil yetiştirme projesi uygulandı. Bunun için eğitim sistemimiz alt üst edildi. Bunun çilesini sizler çok çektiniz. Medyadan spora kadar her alanda bilinçli çalışmalar yürütüldü. Her biri utanç verici nice haksızlıklar, hukuksuzluklar yapıldı. İmam hatiplinin ayak bileklerine zincirler takıldı, zihnine zincirler vuruldu. Bilmiyorlardı ki milletin bağrında yetişen bu tohumların boy vermesinin, meyveye durmasının önüne geçilemez. Milletimiz eline geçen her fırsatta bu okullara destek oldu. İmam hatipleri adeta küllerinden yeniden inşa etti. Kapısına kilit vurulmak, öğrencilerinin geleceği karartılmak istenen imam hatipler bu ülkeye cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili, belediye başkanı, bürokrat yetiştiren seçkin eğitim kurumlarına dönüştü. 28 Şubat döneminde, boğulmak istenen, öğrenci sayıları 600 binden 60 bine indirilen imam hatip nesli, günümüzde kolejlerle yarışıyor. Bu okullara mecbur kalan veya mecbur bırakılan değil, kendisine iyi bir gelecek hazırlamak ve bunu inancına, kültürüne, tarihine, medeniyetine sahip çıkarak yapmak isteyen gençlerimiz gidiyor. İmam hatip okulları öğrenci sayısı, bu yıl itibarıyla 1 milyon 207 bine ulaştı. İmam hatip gençliği burada, hamdolsun dimdik ayakta. Son bir kaç yüzyıldır dünyaya hâkim olan düzen, artık çatırdamaktadır. Yaşanan sancılar, üst üste gelen krizler yeni bir değişim dalgasının habercisidir. Bu süreci çok iyi değerlendirmeliyiz. İslam dünyasının umudu Türkiye'dir. Türkiye'nin umudu da sizlersiniz. Bunun büyük bir sorumluluk olduğunu biliyorum. Ama bu kaçışı, mazereti, telafisi olmayan bir görevdir. Ben, imam hatiplilere, Türkiye'yle birlikte tüm ümmetin, hatta tüm insanlığın geleceğini inşa etme vazifesinin verildiğine inanıyorum."
Hürriyet

28 Nisan 2016 Perşembe

28.04.2016 Genel Gündem


28.04.2016

GÜNDEM

Fikri Olanı Dinlerim
Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, kültür ve sanatla ilgili konuların gerilim alanı haline getirilmesine karşı olduğunu belirtirken, İstanbul Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'yle (AKM) ilgili "Bu konuda fikri olan varsa, dinlemeye her zaman açığım" dedi. Gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mahil Ünal, gündemlerindeki projeleri anlattı. Bakan Ünal'ın açıklamaları özetle şöyle: (AKM'nin akibetinin ne olacağı soruları üzerine) Kültür ve sanatla ilgili konuların gerilim alanı haline getirilmesine karşıyım. 'Türkiye'nin güçlü bir opera geleneği vardır' açıklamasını yaptım. Küçük çapta bir tartışma başladı. 'Türkiye'de opera geleneği var mıdır, yok mudur?' diye. Ne güzel. Ya da kültür ve sanat dünyamızla ilgili başka bir tartışma çıksın, onu konuşalım. Bunu bir gerilim hattına, fay hattına dönüştürmeyelim. Ama AKM üzerinden, TUSAK üzerinden oluşan belli gerilim hatları var ve ben bu gerilim hatlarına takılıp kalmayı düşünmüyorum. Bu konuda fikri olan varsa, dinlemeye her zaman açığım. Ankara'daki Atatürk Kültür Merkezi için düşündüğümüz, sadece bir müze yapmak değil. Başkent Ankara'ya yakışır kültür ve sanat mekanlarının bulunduğu, geniş bir planlama yapmak. İçerisinde milli kütüphanenin, müzenin, sanat galerilerinin, geleneksel sanatlara yönelik sanat atölyelerinin, tiyatro salonlarının ve kongre merkezlerinin olduğu, Ankara'nın kalbinde, Anadolu'nun bugüne kadarki hikâyesinin olduğu büyük bir 'Anadolu Kültür Külliyesi' düşünüyoruz. Kültür ve sanat canlı, yaşayan ve gelişen bir alan. Devletin görevi de bu alanın yaşamasını, gelişmesini sağlamak, etkinliğini arttırmak, için alt yapı oluşturmak, ön açıcı ve kolaylaştırıcı olmak. Devletin burada bir kültür dikte etmesi ya da bir sanat biçimi dikte etmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Devlet içerik dikte etmez, devlet toplumun kendi kültürünü ve sanatını üretebilmesi için altyapı oluşturur. Çünkü kültür ve sanatı toplum kendisi üretir. Bunun kalitesini niteliğini tartışabiliriz. Bu, ideolojik angajmanlarımızdan uzak tutmamız gereken bir alan. Kültür ve sanat alanında maalesef buraları kendi iktidar alanı olarak gören ve üsttenci otoriter bir dil üzerinden, her yeni şeye karşı çıkan bazı yapılar var ve gerilim üretiyor. 'Sanat sanat içindir' ya da 'Sanat toplum içindir' konusunu tartışmıyoruz. 'Sanat ideoloji içindir' diyen bir küçük kesim var. Sanat devletin ideolojik aygıtı da değildir. Geçtiğimiz günlerde Çanakkale'de Fransız Büyükelçisi ile bir aradaydım, ona sordum 'Paris ne durumda?' diye. Paris'in terör saldırılarından turizmin ciddi biçimde etkilendiğini ifade etti. Terör saldırılarının olduğu ülkeler bundan ne kadar etkilendiyse, biz de o kadar etkilendik. Sezon daha yeni başladı. Şubat - mart aylarındaki rezervasyonlardaki artışlara ya da azalışlara bakarak bunu söyleyemeyiz. İsrail ve İran'dan bu sene turist sayısında ciddi artış bekliyorduk. Beyoğlu saldırısından sonra o ülkelerde ciddi bir kaygı oluştu. Biz birinci sırada Almanya'dan 5.5 milyon turist alıyoruz, ikinci sırada Rusya'dan 4.5 milyon turist alıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı'yla protokol imzalayacağız. Ortaoğretime şehir dersleri koyacağız. Mesela Ankara'da okuyan öğrenciler şehirlerinin tarihi, kültürel dokusu, kültür mekanları, sanat mekanları ve müzelerine dair dersi okuyacak ve bu mekanlarda uygulamalar yaparak kendi şehrini, kültür ve sanat hayatını tanıyacak. Şehirlere yaşayan müzeler dediğimiz yeni bir konsept yapıyoruz. Çocuk, şehir müzesine girdiğinde bir tarih koridoruna girecek ve kendi şehrinin tarihi, tarihi şahsiyetler, şehrin etnografyası, arkeolojisini tanıyacak. Kütüphanelerimizi, şehrin en önemli buluşma noktaları haline getireceğiz. Gençlerin sosyalleşebileceği alanlar oluşturuyoruz.
Hürriyet

26 Nisan 2016 Salı

27.04.2016 Genel Gündem


27.04.2016

GÜNDEM

Göçmenler Ve İnsan Hakları İçin Harekete Geçilmeli
BM tarafından Türkiye'deki göçmenlerin haklarına ilişkin yayınlanan ilk raporda, Türkiye'nin Suriyeli göçmenler için sağladığı "muazzam destek"ten övgüyle bahsedilirken, BM Komitesi Türkiye'yi "gazetecileri, insan hakları savunucularını ve sivil toplum örgütlerini tehdit ve tacize maruz kalmadan ifade özgürlüğü haklarını kullanabilmeleri için acilen harekete geçmeye" çağırdı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Göçmen İşçilerin Haklarının Korunması Komitesi (CMW) ilk kez Türkiye'de göçmenlerin haklarına ilişkin bir inceleme raporu yayımladı. BM, Türkiye'nin, "Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme"ye imza atmasından yaklaşık 15 yıl sonra yayınladığı ilk inceleme raporunda Türkiye'yi göçmenler ve insan hakları savunucularının haklarına ilişkin daha fazla önlem almaya çağırdı. Raporda, "Komite, insan hakları savunucularının yaptıkları işin, göçmenler dahil herkes için insan haklarının teşvik edilmesinde kritik önemde olduğundan dolayı özel korumayı hak ettiklerini hatırlatır. Bu yüzden de gazetecilerin, insan hakları savunucularının ve sivil toplum örgütlerinin, tehdit ve taciz olmadan ifade özgürlüğü haklarını kullanabilmeleri için (söz konusu) ülkenin acilen harekete geçmesini kuvvetle tavsiye eder" denildi.
Hürriyet

26.04.2016 Genel Gündem


26.04.2016

GÜNDEM

Aym Başkanı: İfade Özgürlüğünde Önşart; Terörü Reddet
AYM Başkanı Arslan, terörü teşvik eden ifadelerin, ifade özgürlüğünün korumasında olmadığını belirterek "İfade özgürlüğü, demokrasilerde en yakıcı sorunları bile serbestçe tartışma ve çözüm önerilerini savunma imkânı sunmaktadır. Bunun önşartı ise terörü ve şiddet dilini reddetmektir" dedi. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 54'üncü kuruluş yıldönümü dolayısıyla Yüce Divan salonunda tören düzenlendi. Törende konuşan AYM Başkanı Zühtü Arslan, türbanlı avukata vize kararlarını örnek göstererek, mahkemenin paradigma değiştirdiğini ve toplumsallaştığını söyledi. Arslan, "AYM bütün başvurularda başvurucuların dini, siyasi veya ideolojik kimliğine bakmadan, hak eksenli bir yaklaşımla anayasal hakların ihlal edildiği iddialarını incelemiştir. AYM'nin paradigma değişime hak eksenli yaklaşımının tipik örneklerinden birini başörtüsüne (avukatın başörtülü duruşmaya katılmasının engellenmesine yönelik uygulamanın din ve vicdan özgürlüğüyle ayrımcılık yasağını ihlal ettiği kararı) ilişkin bireysel başvuru kararında görmek mümkündür. AYM topluma ve insanların günlük hayatına temas eden bir kurum haline gelmiştir. Bu nedenle bireysel başvurunun hukuk sistemimiz açısından önemli bir kurum ve kazanım olduğu söylenebilir" dedi. AY Başkanı, anayasa çalışmaları kapsamında bireysel başvurunun sınırlandırılabileceği mesajlarına karşı, "başörtüsü, kadına soyadı özgürlüğü, ifade özgürlüğü, usulsüz dinlemeler, gizli tanık uygulamaları, taksici hak ihlali, İlker Başbuğ, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal kararı" gibi son üç yılda verdikleri 1215 karardan çok sayıda örnekler vererek, uygulamayı savundu. Arslan, dokunulmazlıkların kaldırılması ve akademisyenlerin tutuklanması tartışmalarına ise AİHM kararlarına atıfla, 'ifade özgürlüğü ile terör arasındaki sınırı' çizerek katıldı. Arslan özetle şunları söyledi: "Geçen yıl 100'den fazla insanımızı kaybettiğimiz Ankara tren garındaki terör saldırısından üç gün sonra Avrupa Konseyi tarafından Strasbourg'da düzenlenen ifade özgürlüğüyle ilgili konferansa katılmıştım. Konferansın açılışında, ölümle ifade özgürlüğü arasında bağlantı kuran Fransız düşünür Lyotard'a atıfla insanları karanlık bir sessizliğe mahkûm eden terörün, sadece yaşama hakkını değil aynı zamanda onların en önemli ayırt edici özellikleri olan kendini ifade etme, konuşma ve topluma seslenme özgürlüklerini de ortadan kaldırdığını söylemiştim. İfade özgürlüğü, demokrasilerde en yakıcı sorunları bile serbestçe tartışma ve çözüm önerilerini savunma imkânı sunmaktadır. Bunun ön şartı ise terörü, şiddeti ve şiddet dilini reddetmektir. AYM ve AİHM kararlarında da vurgulandığı gibi teröre ve şiddete teşvik eden ifadeler, ifade özgürlüğünün koruması altında değildir. Zira terörün ve şiddetin başladığı yerde sözün hükmü kalmaz. İfade özgürlüğünün mutlak olmadığı, anayasada öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği, bu sınırlamaların özgürlüğün özüne dokunmaması, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerektiği kararlarda belirtilmektedir. Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig'inde 'Beyliğin temeli adalet yoludur' diyerek, adaleti devletin ve siyasi nazımın temeline yerleştirmiştir. Günümüzün hâkim demokrasi anlayışı olan anayasal demokrasi, hangi hükümet sistemi benimsenirse benimsensin, hukukun üstünlüğünü sağlayarak temel hak ve hürriyetleri etkili şekilde korumayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla hukukun üstünlüğünün sağlanması ve sürdürülmesi, bir ülkenin geleceğinin teminatıdır. Hukuk devletinin tam tesisi için yargının kurumsal bağımsızlığı ve tarafsızlığı tek başına yeterli değildir. İbn Rüşd'e göre ahlakı kötü olan bir hâkim adil olamaz. Zira böyle bir hâkim ne erdemi ne de erdemin cevherini bilir. Bağımsız ve tarafsız yargının olmadığı yerde hukuk devleti de yoktur. Hiç kuşkusuz hukuk devleti, jüristokrasi yani 'hâkimler devleti' anlamına da gelmemektedir."
Hürriyet

25 Nisan 2016 Pazartesi

25.04.2016 Genel Gündem

25.04.2016

GÜNDEM

O Şerefsizlere Ben Gideceğim
Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesindeki cenaze törenine şehidin Trabzon'da yaşayan babası Ali Murat, annesi Rahime, kız kardeşleri Müge Çelik ve Merve Yağız, yakınları, Vali Mustafa Hakan Güvençer, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri İmran Kılınç ve Celalettin Güvenç, MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, 5'inci Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Soysal, Garnizon Komutanı Albay Uzay Şahin, İl Jandarma Komutanı Albay Alper Kuşbaşoğlu, İl Emniyet Müdürü Servet Yılmaz ve çok sayıda vatandaş da katıldı. Nusaybin'de aynı çatışmada yaralanan bölük komutanı ile silah arkadaşları da şehidi uğurlama törenindeydi. Şehidin yaralı bazı silah arkadaşları bastonlu oldukları halde görevlilerin sandalye talebini reddederek ayakta durdu. Tabuta sarılarak şehidin fotoğrafını öpen baba Ali Murat Hacımahmutoğlu, anne Rahime ile kız kardeşleri Merve Yağız ve Müge Çelik ise güçlükle ayakta durdu. Türk bayrağına sarılı tabutu başında ağıtlar yakan Rahime Hacımahmutoğlu, isteği üzerine getirilen asker parkasını giydi. Anne, şehit verdiği tek oğlunun tabutunun başında ağlarken teröristlerin karşısına çıkma isteğini defalarca haykırdı. Anne Rahime Hacımahmutoğlu, oğlunun Türk bayrağına sarılı tabutu başında "Canım, kuzum benim, güzel oğlum annen geldi. Oğlumun kıyafetlerini getirin bana, o şerefsizlere ben gideceğim. O şerefsizlere ben gideceğim, bana oğlumun kıyafetlerini verin. Çocuğumun kıyafetini verin ben gideceğim" dedi.
Hürriyet

24 Nisan 2016 Pazar

24.04.2016 Genel Gündem


24.04.2016

GÜNDEM


Ameliyat olmuş rapor bile almamış
Mardin'in Nusaybin ilçesi Abdulkadirpaşa Mahallesi'nde, PKK'lı teröristlerin tuzakladığı el yapımı patlayıcıları imha eden askerlere dün saat 08.00 sıralarında ateş açıldı. PKK'lı keskin nişancının ateşiyle Jandarma Uzman Çavuş Ethem Hacımahmutoğlu ağır yaralandı. Nusaybin Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Uzman Çavuş Hacımahmutoğlu yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Ethem Hacımahmutoğlu (26), yaklaşık 1 yıldır askerdi. Ankara GATA'da 3 ay önce menüsküs ameliyatı olmuş, rapor almayarak birliğine dönmüştü. Bitlis'ten geçici görevle Mardin'e gelen şehit Hacımahmutoğlu'nun ailesi acı haberi 10 yıldır yaşadığı Trabzon'daki evinde aldı. Mahalle sakinleriyle askerlerin sakinleştirmeye çalıştığı şehidin babası Ali Murat Hacımahmutoğlu, taziyeleri Türk bayraklarıyla donatılan evlerinin önünde kabul etti. Şehidin fenalaşan annesi Rahime Hacımahmutoğlu'na sağlık ekibi müdahalede bulundu. Rahime Hacımahmutoğlu, "Bırakın, tutmayın beni. Oğlumun düğününe gidiyorum" diye feryat etti. Şehit Hacımahmutoğlu bugün Kahramanmaraş'ta toprağa verilecek. Mazıdağı ilçesi Aşağıkonak Köyü yakınlarında ise dün 13.00 sıralarında teröristler yola tuzakladıkları patlayıcıyı zırhlı aracın geçişi sırasında infilak ettirdi. Patlamada 2'si ağır 12 polis yaralandı. Bir midibüste bulunan 3 sivilin de yaralandığı açıklandı. Polislerden 8'i Diyarbakır'a, 4 polis ile 3 sivil Mardin'de tedavi altına alındı.
Hürriyet

23 Nisan 2016 Cumartesi

23.04.2016 Genel Gündem


23.04.2016 Cumartesi
GÜNDEM

Tahliye Çıktı 
İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, 'örgüt propagandası yapma' suçundan 1.5 yıldan 7.5 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılanan Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy ve Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı katıldı. Tutuklu akademisyenleri 100'ü aşkın avukat savundu. Kimlik tespitlerinin ardından savunmalarını yapan akademisyenler özetle şunları söylediler: Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya: "İddianamenin ilk üç sayfasındaki çözüm süreci anlatısının suç isnadıyla hiçbir bağlantısı yok. Kötü bir özet olduğunu söylemek zorundayım. Öğrencim bana böyle bir özet yapsa 10 üzerinden 2 bile vermezdim. Bildirimizin Bese Hozat adlı bir örgüt yöneticisi talimatıyla yazıldığını iddiası, dayanaksız ve tutarsızdır. Bence savcı kendisi örgüt propagandası yapmıştır." Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan: "Yurttaşların devletten hesap sorabildiği bir ülke talep ediyorum. Biz devlete hitap ettik çünkü tek yasal tarafımız vardı. Devletin kulu değil yurttaşıyız. Devleti, tek bir tekme ile devrilen masayı tekrar kurmaya çağırdık." Doç. Dr. Kıvanç Ersoy: "Metnin hiçbir yerinde şiddet çağrısı yok. Örgüt ismi geçmiyor. Aydın olarak barışı savunmak vazifemizdir. Bizim gibi işinde gücünde bilim adamlarını zorla kahraman yaptı." Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı: "14 yıldır öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. Attığım imza ve okuduğum açıklama ile ilgili olarak örgüt propagandasından suçlanıyorum. Üniversitelerimizi sevme ve terk etmeme hakkımızı kimse elimizden alamaz. " Savcı, akademisyenlere atılı suçun TCK'nın 301'inci maddesinde düzenlenen 'Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama' kapsamında kalma ihtimali olduğunu belirterek, yargılamanın durdurulmasını ve izin alınması için dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesini, 4 akademisyenin ise tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Kısa bir aradan sonra görüş değiştiren savcı, bakanlıktan geç cevap gelme ihtimaline dikkat çekerek, mağduriyet oluşmaması için 4 akademisyenin tahliyesini istedi. Mahkeme heyeti 4 akademisyenin tahliyesine karar verdi. Heyet, ayrıca isnat edilen suçun TCK'nın 301. maddesine girme ihtimaline binaen, bu suçtan dolayı Adalet Bakanlığı izni alınması gerektiğini hatırlatıp yargılamanın durdurulmasına karar verdi.
Hürriyet

22 Nisan 2016 Cuma

22.04.2016 Genel Gündem


22.04.2016 Cuma
GÜNDEM

Ergenekon'dan Çıkış 
Kamuoyunda 'asrın davası' olarak adlandırılan 275 sanıklı Ergenekon davası, dün temyizden döndü ve 9 yıl sonra sil baştan yargılama kararı çıktı. Yeni terör dairesi Yargıtay 16. Ceza Dairesi Başkanı Eyüp Yeşil, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararının usul ve esastan bozulduğunu açıkladı. Yargıtay, "Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ), kim tarafından, ne zaman kurulduğunun, suçlarının, hiyerarşik yapısının ortaya konulmaması, liderinin belli olmaması" gerekçeleriyle mahkemenin ETÖ kabulünde isabet bulunmadığına" karar verdi. Dairenin "ETÖ yok" demesiyle davanın çöktüğü yorumları yapıldı. Yargıtay'daki karar duruşmasında Başkan Yeşil, beraat eden sanıklar hakkındaki hükümlerin onanamadığını da söyledi. Bozma gerekçeleri şöyle: 1- Suçun, görev sırasında ve görevden dolayı işlendiği iddia edildiğinden İlker Başbuğ'un yargılanması Yüce Divan sıfatıyla AYM'de yapılmalıydı. Buna göre İstanbul 4. Ağır Ceza, dosyayı ayırarak Başbakan'dan izin isteyecek. İzin verilirse Başbuğ, Yüce Divan'da yargılanacak. Mahkeme beraate de karar verebilecek. 2- Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un yargılama aşamasında nörolojik rahatsızlık geçirmesi, savunmasının sağlıklı şekilde alınamaması 3- Danıştay saldırısı ile Ergenekon sanıkları arasında hukuki ve fiili irtibatın ispat edilmemesi. 4- Sanıkların varsa hiyerarşik yapılanmasının, örgüt niteliğinde olup olmadığının tayini gerekirken, bunlara riayet edilmeyerek örgüt kabulünde isabet bulunmadığından hüküm bozuldu. Genelkurmay ve Jandarma Genel Komutanlığı yazılarında örgütün varlığına ilişkin bilgilerin bulunmadığını, MİT'in örgüte ilişkin bilgilerinin ihbar ve açık duyumlara dayandığını, tanık eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün MİT'in sunumunu ciddi bulmadığını beyan ettiğini vurgulayan Yeşil, örgütün nerede, ne zaman, kimlerce kurulduğunun ve suçların ortaya konulamadığını belirtti.
Hürriyet

21 Nisan 2016 Perşembe

21.04.2016 Genel Gündem


21.04.2016

GÜNDEM

Yüksekova'da Operasyonlar Tamamlandı
Genelkurmay Başkanlığı, Hakkari Yüksekova'da icra edilen operasyonun tamamlandığı belirtti. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Hakkari ili Yüksekova ilçesinde, bölücü terör örgütünün faaliyetlerini sona erdirmek ve kamu güvenliği ile asayiş ve huzuru yeniden tesis etmek maksadıyla; Başbakanlığın 16 Şubat 2016 tarihli direktifi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/D maddesine istinaden, Hakkâri Valiliği'nin 8 Mart 2016 tarihli kuvvet talebi ile 14 Mart 2016 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü unsurlarıyla birlikte müşterek operasyon başlatılmıştır. Yüksekova'da icra edilen operasyon 20 Nisan 2016 tarihinde tamamlanmış, operasyonda; 196 BTÖ mensubu terörist etkisiz hale getirilmiş, 214 barikat kaldırılmış, 135 hendek kapatılmış ve 286 EYP imha edilmiştir. Operasyonlarda 619 adet çeşitli cins ve çapta silah, bu silahlara ait 46 bin 669 adet mühimmat, 35 telsiz ve EYP yapımında kullanılan 2 bin 220 kg patlayıcı madde ele geçirilmiştir. Bölgede ayrıntılı arama/ tarama ile hendek ve barikatların kaldırılması, kapatılması, EYP'lerin etkisiz hale getirilmesi faaliyetlerine devam edilmektedir. Ülkemizin ve milletimizin bütünlüğüne ve binlerce yıllık kardeşliğimize kasteden eylemleri ile masum vatandaşlarımıza ve güvenlik güçlerimize karşı haince ve kalleşçe yapılan saldırılar en etkin ve en ağır şekilde karşılığını bulmaktadır, bulacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin ve milletimizin huzur ve güvenliğini temin etmek için teröristlerle mücadele kapsamında kendisine verilen her türlü görevi bugüne kadar başarıyla yerine getirmiş; bundan sonra da aynı inanç, sabır ve fedakârlıkla, kolluk kuvvetlerine destek sağlamaya devam edecektir. Operasyonlarda şehit olan kahraman silah arkadaşlarımıza, emniyet mensuplarımıza ve geçici köy korucularımıza Allah'tan rahmet, şehitlerimizin değerli ailelerine, yakınlarına başsağlığı ve sabır, yaralanan silah arkadaşlarımıza acil şifalar dileriz. Operasyonlar esnasında büyük bir kahramanlık ve fedakârlıkla omuz omuza görev yapan; gerektiğinde birlikte şehit olan veya yaralanan kahraman silah arkadaşlarımıza, emniyet mensuplarımıza ve geçici köy korucularımız ile operasyon süresince yaşadıkları zorluklara rağmen, güvenlik güçlerine gönülden destek veren bölgedeki kadirşinas vatandaşlarımıza ve hiçbir zaman bizlerden engin sevgi ve desteğini esirgemeyen asil milletimize teşekkür ederiz."
Milliyet

20 Nisan 2016 Çarşamba

20.04.2016 Genel Gündem


20.04.2016

GÜNDEM

'Çevik Bir: Zam Yapın Yoksa Bildiri Yayınlarız' Dedi
28 Şubat döneminde 54. Refah-Yol hükümetini yıkmakla suçlanan aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'in de bulunduğu 100 sanığın yargılanmasına Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 4. kez duruşmaya tanık olarak çağırılan dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, yurtdışında olacağı gerekçesiyle yine gelmedi. Duruşmada Çiller'in danışmanı, AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık dinlendi. İfadesinde sık sık dönemin medya organlarını suçlayan Kocabıyık, Çevik Bir hakkında ilginç bir suçlamada bulundu. Kocabıyık, "Çevik Bir de çok iyi bilir, etrafında topladığı birtakım subaylar varken, Başbakan'a telefon etmiş, 'Derhal zam verin, yoksa bildiri yayınlayacağız' demiştir. Kendisi herhalde inkar edemez. Başbakan buna üzülmüştür ve bunu Çiller'e aktarmıştır. O da bana anlatmıştır" dedi. Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar, eski Başbakan Mesut Yılmaz'ın perşembe günü ifade vermesinin beklendiğini söyleyerek duruşmaya ara verdi.
Hürriyet

19 Nisan 2016 Salı

19.04.2016 Genel Gündem


19.04.2016 Salı
GÜNDEM

Yeni Dava Aynı Ceza 
Eskişehir'deki Gezi Parkı eylemlerine katılan üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın dövülerek öldürülmesiyle ilgili Yargıtay'ın usul yönünden yeniden yargılanma kararının ardından dün tekrar görülen davada aynı cezalar çıktı. Tutuklu 3 sanık ise tahliye edildi. Ali İsmail Korkmaz'ın ağabeyi ve avukatı Gürkan Korkmaz, anne Emel, baba Şahap Korkmaz, dün Hatay'dan gelerek Kayseri'deki davaya katıldı. CHP Kayseri Gençlik Kolları'ndan iki grup da 'Ali İsmail ölümsüzdür' pankartlarıyla adliye önüne geldi. Duruşmada Çorum ile Afyonkarahisar'daki cezaevlerinde tutuklu bulunan polis memurları Yalçın Akbulut ve Mevlüt Saldoğan ile fırıncılar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden savunma yaptı. Sanıklardan polis Saldoğan savunmasına, "Şırnak'ta, Silopi'de teröristlere karşı bu ülkeyi savunmak için mücadele ettik. Güneydoğu'da, Sur'da Şırnak'ta hayatını kaybeden arkadaşlarımıza rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz"' diyerek başlayınca, anne Emel Korkmaz, "Bu savunma mı?" diye bağırdı. Ali İsmail Korkmaz'ın babası Şahap Korkmaz ise davada şimdiye kadar 8 duruşma olduğunu hatırlatarak, "Son duruşmaya kadar bütün duruşmalarda sanıklar hakkında kasten adam öldürmekten müebbet ceza isteniyordu. Son duruşmada olay tamamen değişti ve adam yaralamaktan ceza verildi, iyi halden indirime gidildi. Bunun iyi hali neresi? Adam öldürmenin cezası bu mu olmalı? Oysa adam öldürene gerçek cezası verilse, memleket huzura doğru gider. Ama, bu şekilde ise tamamen bataklığa ve felakete doğru gidiyor demektir" diye konuştu. Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi, davada yine daha önceki cezaların verildiğini açıkladı. Buna göre, Afyonkarahisar'da tutuklu polis memuru Mevlüt Saldoğan 10 yıl 10 ay, Çorum E Tipi Cezaevi'nde tutuklu polis memuru Yalçın Akbulut'a da 10 yıl hapis cezası verildi. Afyonkarahisar E Tipi Cezaevi'nde tutuklu fırıncılar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever'e de yine 6'şar yıl 8'er ay hapis cezasına hükmedildi. Daha önce tahliye olan Ebubekir Harlar'a 3 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Tutuksuz sanıklar polis memurları Hüseyin Engin ve Şaban Gökpınar'in ise beraat ettiği açıklandı. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever'in, tutuklu bulundukları süreyi göz önüne alarak tahliye edilmelerine karar verdi
Hürriyet

Yargıtay 9. Ceza'ya 'Balyoz' 
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, hukuka aykırı karar verdikleri ve 'Fetullah Gülen Terör Örgütü'ne (FETÖ) yakın oldukları iddiasıyla inceleme izni verilen iki dairede görevli 10 Yargıtay üyesi hakkında muhakkik (soruşturmacı) görevlendirdi. Kurul, Kozmik Oda'da arama yapan dönemin hâkimi Yargıtay Üyesi Kadir Kayan, eski İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Kurtoğlu ile beş subayın mahkûm edilmesine ilişkin yerel mahkeme kararını onayan Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin dört üyesi ile Balyoz davasına onama kararı veren eski Yargıtay 9. Ceza Dairesi başkan ve 4 üyesi hakkındaki iddiaları inceliyor. Balyoz davası sanıklarından emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın avukatı Hüseyin Ersöz, yerel mahkemenin bu davayla ilgili kararını onayan dönemin Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, üye hâkimler Hamza Yaman, Ahmet Toker, Fikriye Şentürk ve Abdurrahman Kavun ile Yargıtay Savcısı Hüseyin İnce'yi şikâyet etmiş ve haklarında soruşturma başlatılmasını istemişti. Doğan, 2013'teki şikâyetiyle ilgili geçen ay İzmir Adliyesi'nde ifade vermişti. Bu süreçte Yargıtay da yeniden yapılandırıldı. Yargıtay 9. Ceza yerine 16. Ceza, terör dairesi oldu. Bu şikâyetlerin ardından kurul, eski terör dairesi olan, Hizbullah sanıklarının tartışmalı tahliye kararına imza atan, Balyoz, Askeri Casusluk, Hrant Dink ve Devrimci Karargâh davaları hakkındaki eski mahkûmiyet kararlarını onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin eski Başkanı Ekrem Ertuğrul ve dört üyesi hakkında verilen inceleme izninin ardından muhakkik görevlendirdi. Bu çerçevede başkan Ertuğrul ve 4 üyenin muhakkik tarafından ifadeleri alınacak.
Hürriyet

Yine Kilis Yine Katyuşa 
Kilis'e komşu Suriye'nin IŞİD kontrolündeki Bap bölgesinden ateşlenen 5 Katyuşa roketatar mermisi, dün 14.45 ile 16.40 saatleri arasında kent merkezine düştü. Paniğe yol açan patlamalarda birlikte olay yerlerine ambulans ve güvenlik güçleri sevk edildi. Roketlerden ikisi Abdullah Gül Bulvarı üzerindeki Devlet Hastanesi'nin arkasında bulunan oksijen deposu yakınına düştü. Ekipler tarafından yapılan incelemede Devlet Hastanesi yakınındaki arazideki patlamalarda kimsenin yaralanmadığı belirlenirken, hastane güvenlik amacıyla geçici olarak boşaltıldı. Katyuşa roketlerinden ikisi Yavuz Sultan Selim Mahallesi bölgesine düştü. Burada Mehmet Keçik Orta Okulu yanındaki araziye düşen roketatar mermisiyle, burada çobanlık yapan 40 yaşındaki Kamil Cerruh yaşamını yitirdi, bahçede bulunan orta okul öğrencisi 14 yaşındaki Mehmet Sarıbuğday ise yaralandı. Patlamada Suriyeli çobanın otlattığı 10 koyun da telef oldu. Okuldaki öğrenciler ise tahliye edildi. Hakverdi Mahallesi'nde bir apartmanın terasına roketatar mermisinin isabet etmesi sonucu ise 3 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırıldı. Suriye'den ateşlenerek Kilis'e düşen Katyuşa roketatarlarla yaşamını yitirenlerin sayısı ise böylece 10'a yükseldi.
Vatan

18 Nisan 2016 Pazartesi

18.04.2016 Genel Gündem


18.04.2016 Pazartesi
GÜNDEM

Erdoğan: Terörün Bedelini Ödüyoruz 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen ''Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet'' temalı Kutlu Doğum Programı'nda yaptığı konuşmada, "Tevhid, yani Yaradan'ın birliği. İhlas Suresi'nde ifade edildiği gibi 'De ki o Allah'tır, birdir, Allah eksiksizdir, O doğurmamıştır, doğurulmamıştır, hiçbir şey ona denk ve benzer değildir.' Vahdet, yani yaratılmışların birliği" ifadelerini kullandı. Erdoğan, şöyle devam etti: Aklıma rahmetli babama sorduğum bir soru geldi. Bir gün babama sordum; 'Biz Laz mıyız, Türk müyüz?' Babam dedi ki 'Oğlum büyük dedem Mollaymış, ona sordum 'Dede biz Laz mıyız, Türk müyüz?' Büyük dedem de babama şu cevabı vermiş; 'Torunum, yarın öleceğuk, Allah bize Men Rabbüke, Ve men nebiyyüke, Ve ma dinüke sorularını soracak. Ve ma kavmüke diye sormayacak. Sana sordukları zaman Elhamdülillah Müslümanım de geç' demiş. Şu anda iki değil, üç tehlike ile karşı karşıyayız. Bir mezhepçilik, iki ırkçılık, üç terör belasıyla karşı karşıyayız. Bu hafta boyunca İslam İşbirliği Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni yaptık ve sonuç bildirgesinde de bu başlıkları orada açıkladık. Dedik ki; Biz ne Şia ne Sünni, böyle bir din tanımıyoruz, bizim tek dinimiz var, İslam dedik. Biz İslam'ın, o bütünleştirici çatısı altında toplanacağız. Sünnisiyle, Şiasıyla, şusuyla, busuyla, vesaire. İşte onun için gelin, birlik olalım demenin anlamı bu. İkincisi, ırkçılık. İşte onu da yine Rabbimiz, Hucurat Suresi'nde buyuruyor. Hangi ırktan olursan ol, hangi kavimden olursan ol, ister Türk ol, ister Kürt ol, Laz ol, Çerkez ol, Gürcü ol, Abhaza ol, Boşnak ol, Roman ol, ne olursan ol ama bizi birleştiren bir şey var, İslam. Biz Müslümanız, burada bütünleşeceğiz. Eğer her ikisi de olmazsa, işte o zaman başımızın belası nedir? Terör fitnesi. Şu anda biz, terörün bedelini ödemiyor muyuz? Terörün bedelini ödüyoruz. Bakın bunca insan ölüyor. Tabii biz burada duramayız, sonuna kadar devam edeceğiz, bu operasyonlara. Niçin? Birliğimizi, huzuru tesis etmek için devam edeceğiz. DAİŞ adıyla, Boko Haram adıyla, El Kaide adıyla ortaya çıkan, İslam'a dair ne varsa hepsini de pervasızca istismar edenlerin tüm zulümleri, sadece ve sadece Müslümanlara karşıdır. Açık konuşuyorum, bu terör örgütlerinin İslam'a verdiği zararı, en azılı İslam düşmanları dahi veremez, verememiştir.
Hürriyet

17 Nisan 2016 Pazar

17.04.2016 Genel Gündem


17.04.2016

GÜNDEM

Şehitlere Veda
Mardin Savur, Şırnak ve Kars Kağızman'da şehit olan 5 asker ve 1 polis dün düzenlenen törenlerle, gözyaşları arasında son yolculuklarına uğurlandı. Savur'da teröristlerin yola tuzakladığı bombayla şehit olan Astsubay Çavuş Yasin Tekin (25), Jandarma Uzman Çavuş Erdal Çetin (40), Jandarma Uzman Onbaşı Sinan Yaylı (24) ve Jandarma Er Mustafa Özel (21) Mardin'deki 70'inci Mekanize Tugay Komutanlığı Selen Kışlası'nda düzenlenen törenin ardından memleketlerine gönderildiler. Bir ay önce Mardin'de göreve başlayan Yasin Tekin için Niğde'de tören düzenlendi. İlk çocuklarına 7 aylık hamile olan Ülkiye Tekin, eşini son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Anne Nevriye ve baba Üzeyir Tekin gözyaşlarına boğuldu. Üzeyir Tekin, "Gidip de geri gelen var mı oradan? Belki öbür tarafta bizi bekleyecek. Benim oğlum öldü ama güzel bir mertebe olan şehitlikle ödüllendirildi. Ağlamayacağım, böyle makam kime nasip olur? Kınaladım da gönderdim ben seni yavrum. Vatan sağ olsun ne yapalım, bir Yasin gider, bin tane Yasin gelir" dedi. Gözyaşları içinde eşini son bir kez daha görmek isteyen Ülkiye Tekin, "Beni hastaneye götürdüler, 'yaralı' diye göstermediler. Ben onu son bir kez göreyim ne olur, son bir kez dokunayım ona" diye ağladı. Şehit Yasin Tekin, yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı törenin ardından Niğde Şehitliği'ned toprağa verildi. Şehit Jandarma Er Mustafa Özel için İstanbul Ataköy 5. Kısım Camisi'nde tören düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve komutanlar ile vatandaşlar ve yakınları katıldı. Cenaze töreninin ardından şehidin anne ve babası kol kola girerek oğullarının tabutunun arkasından yürüdü. 21 yaşındaki şehit Er Mustafa Özel, Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verildi.
Hürriyet

16 Nisan 2016 Cumartesi

16.04.2016 Genel Gündem


16.04.2016

GÜNDEM

Bunlara Dikkat!
Kanal İstanbul'dan Sur'un yeniden inşasına, zorunlu trafik sigortası değişikliğinden "işsiz evlat vergisi" affına, kentsel dönüşümden yaşlılık aylığında yeni hesaplama yöntemine, terör mağdurlarının anne ve babasına da istihdam olanağından terör finansörleriyle mücadelede yeni tekniklere ve 15 bin polis alımına kadar hemen her hayata dokunan 'torba' yasa önceki gece Meclis'te kabul edildi. İşte yasayla getirilen yeni düzenlemeler. Diyarbakır'ın Sur ilçesinin yeniden inşasının yasal altyapısının oluşturulduğu yasaya göre hükümet, 'kamu düzeni ve güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde' de riskli alan ilan edebilecek. Riskli alan kararına karşı Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren dava açılabilecek. Uygulama işlemleri üzerine ise riskli alan kararına karşı dava açılamayacak. Riskli alanlardaki konutlar üzerindeki intifa hakkı, ipotek ve haciz gibi şerhler, riskli alanlar yıkıldıktan sonra tapuda işlem yapılmasına engel teşkil etmeyecek ve yapılacak işlemlerde muvafakat aranmayacak. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında satışı yapılacak hisseler üzerinde bulunan ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi gibi haklar satış işlemine engel teşkil etmeyecek. Zorunlu trafik sigortasında getirilen değişikliğe göre, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri kapsam dışı kalacak. Uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin getirilen yeni düzenlemeye göre de, zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortası için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunacak. Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren, 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödeyecek.
Hürriyet

15 Nisan 2016 Cuma

15.04.2016 Genel Gündem


15.04.2016

GÜNDEM
'Pkk Yeni Tank Savar Kullanıyor'
Güvenlik analisti Metin Gürcan, Almonitor için kaleme aldığı makalede PKK'nın Nusaybin'de yeni silahlar kullandığını yazdı. İşte Gürcan'ın yazısından satır başları: Suriye sınırında olan ve Kamışlı'nın bitişiğinde olan Nusaybin'de, çatışmanın mekanı Cizre, Sur ve Silopi'den farklı. Son 15 günde 50'ye yakın güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği 90 bin nüfuslu Nusaybin, şu günlerde çatışmaların en yoğun yaşandığı yer. 22 Temmuz'dan bu yana şehit olan 350'yi aşan güvenlik personelinin yaklaşık yüzde 15'i son 15 günde ve Nusaybin'de şehit oldu. Bu oran bile çatışmaların şiddetini göstermesi açısından yeterli. Nusaybin'de 4-5 katlı sağlam betonarme binalar ile geniş caddeler bulunuyor. Örneğin, Silopi, Sur ve Cizre'nin dar sokaklara döşenen hendek barikatlar ile bunların civarındaki El Yapımı Patlayıcılar (EYP) nedeniyle sokaklarda yaşanan çatışmalar Nusaybin'de binaların içinde yaşanıyor. Bu PKK'nın kullandığı yeni bir taktik. Bir de Nusaybin'de EYP'lerin sayısı çok daha fazla hem de daha yıkıcı. PKK'nın Nusaybin'de artık klasik RPG-7 roketatar değil de Suriye'den getirdiği M 79 OSA roketatarlar kullanıyor. Bu direnek bölgeleri nedeniyle 1. Dalgada Cizre- Sur-İdil-Silopi temizlenebilirken Nusaybin temizlenemiyor. Çünkü yoğun tank atışlarına rağmen sağlam ve çok katlı binalar yıkılmıyor. Nusaybin'deki bu yeni 'hal' kent çatışmalarının bir üst evresi.
Vatan

14 Nisan 2016 Perşembe

14.04.2016 Genel Gündem

 14.04.2016

GÜNDEM

'Gar Saldırısı'nın Ardındaki Skandal
Ankara Tren Garı önünde 10 Ekim 2015'te iki canlı bomba saldırısı sonucu 103 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın "kapatılan" dosyasından skandallar çıktı. Ankara Valiliği'nin, "soruşturulması gerekir" raporuna rağmen soruşturma izni vermediği dosyada yer alan raporlara göre, Ankara TEM Şube Müdürlüğü C Büro Amiri H.Ö.G. IŞİD'in eylem yapacağı yönündeki istihbarat belgesini diğer birimlere göndermedi. Büro amiri H.Ö.G. ifadesinde, istihbaratın diğer birimlerle paylaşılmamasını, aynı içerikte 1.5 ay içerisinde 11 adet benzer içerikte tamim yapılması ve Ankara'ya dair bilginin bulunmamasına bağladı. Soruşturma sonucu düzenlenen raporda, olayda ihmali görülen personel hakkında soruşturma izni verilmesi teklif edilirken, Ankara Valiliği'nin izin vermemesi üzerine personel hakkında başlatılan soruşturma sonucu takipsizlik kararı verildi. Takipsizlik verilen dosyanın ayrıntıları gün yüzüne çıktı. TEM Daire Başkanlığı, saldırıdan 26 gün önce IŞİD'İn Türkiye'ye yönelik uluslararası ses getirecek çapta sansasyonel eylem arayışında olabileceğine yönelik istihbarat bilgisini, Ankara ve 47 ilin TEM Şube Müdürlükleri'yle paylaştı. Ankara TEM Şube Müdürlüğü C Büro Amiri H.Ö.G. müfettişler tarafından bu istihbarat bilgisini Ankara geneli paylaşmamakla suçlandı. Müfettişlere 1 Şubat 2016'da dört sayfa yazılı ifade veren H.Ö.G. şunları söyledi: "Ben bu yazıyı alarak geçmiş tarihlerde buna benzer yazılar gelip gelmediğini ve ne tür işlemler yaptığımızı araştırdım. Bahse konu yazı ile benzer içerikli, DEAŞ terör örgütünün insanların yoğun olduğu yerlerde eylem arayışında olduğunu belirtir yazılarla ilgili son 1,5 ay içerisinde il geneline toplam 11 adet tamim yapıldığını, son tamimin de bahse konu yazı gelmeden 4 gün önce yapıldığını tespit ettim. Bahse konu yazı içeriğinde somut olarak ilimizin hedef alındığına dair bir bilginin bulunmaması, aynı içerikli yazılarla ilgili kısa süre önce tamimin yapılmış olması, il geneli personele gönderilen aynı içerikli yazıların personel üzerinde 'yine mi eylem ikaz yazısı. Hep aynı yazıyı gönderiyorlar' şeklinde oluşturduğu olumsuz psikolojik etki ve evrakın gereksiz yere ifşa olmasına (basında çıkma vb.) fırsat verilebileceği hususlarını birlikte düşünerek yazı ile ilgili olarak büro personelini bilgilendirmenin yeterli olacağını düşündüm. Bu yazıyı il geneli tamim yaptırmadım." Dosyada Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü'nden Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne gönderilen saldırı gününe ilişkin telsiz muhabere kayıtları da ilk kez ortaya çıktı. Telsiz konuşmalarından, bombaların önce Büyükşehir Belediyesi önünde patladığı, ardından saldırının Tren Garı önünde gerçekleştiği, çok sayıda ölü ve yaralı olduğu gibi konuşmalar geçiyor.
Milliyet


Türkiye 7 Aslanını Dualarla Uğurladı
Mardin'in Nusaybin ilçesinde PKK'lı teröristlerin el yapımı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu şehit olan Astsubay Tevfik Ayhan Gençleşen ve Jandarma Uzman Çavuş Kadir Demiryürek; Hakkarinin Yüksekova ilçesi Dağlıca bölgesinde bölücü terör örgütü hedeflerinin ateş altına alınması sırasında el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit düşen Piyade Üsteğmen Onur İlkhan; Şırnakta PKK'lı teröristlerce şehit edilen Ulaştırma Uzman Çavuş Cihangir Can; Diyarbakır'ın Hani ilçesinde PKK'lı teröristlerin İlçe Jandarma Komutanlığı'na bomba yüklü araçla düzenlediği saldırıda şehit olan Uzman Çavuş Sezgin Burak Cantürk ile Jandarma Uzman Çavuş Halis Uysal'ın cenazeleri düzenlenen törenlerin ardından gönderildikleri memleketlerinde gözyaşları arasında toprağa verildi. Nusaybin'de 5 gün önce çatışmada yaralanan ve GATA'da tedavi gören Jandarma Uzman Onbaşı Mustafa Karaman da kurtarılamayarak şehit düştü. Diyarbakır'ın Hani ilçesinde PKK'lı teröristlerin İlçe Jandarma Komutanlığı'na bomba yüklü araçla düzenlediği saldırıda şehit olan Uzman Çavuş Sezgin Burak Cantürk için dün memleketi Giresun'un Espiye ilçesindeki Ulu Cami'nde tören düzenlendi. Şehidin nişanlısı Aylin Şensöz, annesi Döndü ve kız kardeşi Büşra Cantürk, tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Döndü Cantürk oğlunun fotoğrafını öperken, sözlüsü Aylin Şensöz de üzerinde ikisinin fotoğrafı olan yastıkla birlikte tabuta sarıldı. Kılınan cenaze namazının ardından şehit Cantürk, Kaşdibi Köyü'ndeki aile mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.
Milliyet

13 Nisan 2016 Çarşamba

13.04.2016 Genel Gündem


13.04.2016

GÜNDEM

Şırnak, Nusaybin Ve Dağlıca'da 4 Şehit
Terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlar sürerken dün Şırnak merkezde 1, Mardin Nusaybin'de 2 ve Hakkari Dağlıca'da 1 asker şehit oldu, 9 asker de yaralandı. Çıkan çatışmalarda da 30 terörist öldürüldü. Şırnak'ta Cumhuriyet Mahallesi'nde dün güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada dört asker yaralandı. Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralılardan Uzman Çavuş Cihangir Can (27), müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Yaralı üç askerin tedavisi ise devam ediyor. Şehit Can'ın (27) Mersin'deki evine acı haber ulaştı. Fenalaşan anne Ümmü Can "Yavrum ben sırtımı kime dayayacağım" diyerek ağıt yaktı. Babasını yaklaşık 10 yıl önce kaybeden şehidin, geçen yıl evlendiği eşi Tuğba Can'ın 6 aylık hamile olduğu öğrenildi. Şehit Can ve eşinin, doğacak bebeğin ismini belirlediği sosyal medyada yaptıkları bir paylaşımda yer aldı. Paylaşımda, "Biz artık 3 kişiyiz. Eşim, ben, oğlum. Mehmet Tuğhan" yazısının yer aldığı görüldü. Genelkurmay Başkanlığı kentte devam eden operasyonlarda önceki gün 9 PKK'lı teröristin etkisiz hale getirildiği, 8 el yapımı patlayıcının imha edildiğini açıkladı. Operasyonda bugüne kadar 183 PKK'lı etkisiz hale getirilirken 468 el yapımı patlayıcı da imha edildi. Hakkari Dağlıca'da ise tespit edilen PKK'lıların ateş altına alınması sırasında el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu Piyade Üsteğmen Onur İlkhan şehit düştü. Bekar olan Üsteğmen İlkhan'ın şehit haberi Eskişehir'de oturan emekli babası Mehmet İlkhan'a ve annesi Semra İlkhan'a eve gelen subaylar tarafından verildi. 2 çocuklu İlkay ailesinin oturduğu evin balkonuna Türk Bayrağı asıldı. Şehit Piyade Üsteğmen Onur İlkhan bugün düzenlenecek törenin ardından Kanlıpınar Şehitliği'nde toprağa verilecek. Nusaybin'in Fırat Mahallesi'nde de dün akşam PKK'lıların bir eve tuzakladığı el yapımı patlayıcının imha edilmesi sırasında meydana gelen patlamada bir asker yaralandı. Yaralı arkadaşlarını almaya giden askerlerin eve girdiği sırada meydana gelen ikinci patlamada üç asker daha yaralandı. Nusaybin Devlet Hastanesi'ne kaldırılan askerlerden Uzman Çavuş Kadir Demiryürek (29) ile Piyade Astsubay Üstçavuş Tevfik Ayhan Gençleşen şehit düştü. Şehit Demiryürek'in Adana'daki evine açı haber ulaştı. Üç yılık uzman çavuş Demiryürek'in evli ve 18 aylık Lara isminde kız çocuğu olduğu öğrenildi. Şehit Gençleşen'in acı haberi ise Trabzon'daki evine ulaştı. Evli ve bir çocuk babası şehit Gençleşen'in daha önce Trabzon 4. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığında görev yaptığı öğrenildi. Öte yandan ilçede dün 8 PKK'lı teröristin öldürüldüğü, toplam 214 PKK'lı teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi.
Milliyet

12 Nisan 2016 Salı

12.04.2016 Genel Gündem


12.04.2016

GÜNDEM

Pyd İçin Tavrımız Net
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kalın özetle şu mesajları verdi: "YPG, PYD vesaire gibi örgütlerin gerek sahada, gerekse siyasi olarak masada (Cenevre görüşmelerinde) bulunmasıyla ilgili bizim tavrımız son derce açık ve nettir. PYD, YPG hâlâ rejimle işbirliği yapmaya devam ediyor, hâlâ PKK terör örgütüyle işbirliği yapmaya devam ediyor. Bunları da artık gizlemiyorlar. Dolayısıyla bizim bu konudaki tezlerimizin ne kadar doğru olduğu da açık şekilde bir kez daha görülmüş oldu. Birçok müttefikimiz de 'PKK ile PYD aynıdır, aralarında bir fark yoktur' diye farklı mecralarda bunları dile getirmeye başladılar." Kalın, Halep'e Rusya destekli operasyonla ilgili olarak ise "Bir taraftan 'çatışmalar dursun' diye bütün uluslararası toplumun katkısı ve desteği ile bir anlaşmaya varacaksınız ama öbür tarafta da Halep'te, İdlib'de, başka yerlerde 'DAİŞ'e karşı mücadele ediyoruz' bahanesi ile bu operasyonları devam ettireceksiniz. Bunun tabii ki kabul edilmesi mümkün değil. Bizim Halep'ten gelebilecek muhtemel yeni göç dalgası ile ilgili endişelerimiz de devam ediyor" dedi.
Vatan

11 Nisan 2016 Pazartesi

11.04.2016 Genel Gündem


11.04.2016 Pazartesi
GÜNDEM

Ne İşin Var Orada 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları ek hizmet binası açılış töreninde paralel devlet operasyonlarına dikkat çekti, isim vermeden ABD'deki Fethullah Gülen'e, "Niye kaçtın, ne işin var orada? Gel o zaman Türkiye'ye gel, niye gelmiyorsun? Suçsuzsan buraya gel, niye gelmiyorsun?" diye seslendi. Erdoğan konuşmasında özetle şunları söyledi: Paralel devlet) Bu vatanın üzerinde kimse operasyon düşünmesin. Düşünen bedelini işte şu anda ödediği gibi öder, ödemeye de devam edecektir. Devlet içinde devlet olmaz. Neymiş o ya? Paralel devlet. Nereden çıktı bu? Sene 99, kaç Pensilvanya'ya git orada bazı tohumlar at. Kendini gizle Pensilvanya'da, evet 'Acaba Türkiye Cumhuriyeti devletini nasıl ele geçiririz'. Niye kaçtın, ne işin var orada? Gel o zaman Türkiye'ye, gel; niye gelmiyorsun? Suçsuzsan buraya gel, niye gelmiyorsun? Birileri koruma altına mı aldı seni? Ne işin var orada, gel. Şimdi zaten bunlarda imam çokmuş. Hepsi de kaçıp gidiyor. Bir kısmı zaten cezaevinde, bir kısmı değişik ülkelerde dolaşıyor. Ne demiştik inlerine gireceğiz, girdik giriyoruz, girmeye devam edeceğiz. Son 13 yılda ambulans sayımızı 617'den 5 bin 855'e çıkardık. Ayrıca uçağından helikopterine Bizim uçak ambulansımız yoktu, helikopter ambulansımız yoktu, şimdi bunlar var. Bitmedi. Böyle karda kışta dağlara tırmanacaksın nerede? Şimdi karda çıkabilmek için paletli ambulanslarımız var. Teröre, terör bölgelerine yönelik zırhlı ambulanslarımız var. 2002 yılına kadar yani Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış olan sağlık tesisi sayısı neydi? 1078. Biz 13 yılda 3 bin 228 adet sağlık tesisi daha inşa ederek milletimizin hizmetine sunduk. Sağlık çalışanlarımız özellikle terörle mücadelenin yoğun olarak sürdüğü yerlerde çok büyük başarı hikâyeleri yazıyor. Hayatlarını tehlikeye atarak hayat kurtarma mücadelesi veren kahraman sağlıkçılarımıza bu vesileyle bir kez daha sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum."
Hürriyet

10 Nisan 2016 Pazar

10.04.2016 Genel Gündem


10.04.2016 Pazar
GÜNDEM

Yok Hükmünde 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'na yönelik sözleri nedeniyle CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirmeyi sürdürdü ve "Bizim için artık bu zat yok hükmündedir" dedi. Zeytinburnu Belediyesi'nin toplu açılış törenine katılan Erdoğan, özetle şunları söyledi: "Türkiye böyle tarihi bir dönemin içinde geçerken, öyle birileri var ki edepsizlikleri ve pişkinlikleriyle adeta milletimizle alay ediyorlar. Ben bu meseleleri konuşmaktan, bu tür tartışmaların içinde olmaktan inanın hicap duyuyorum. Ama gözümüzün önünde insanlara, son olayda bir hanımefendiye böylesine hareket edilmesi, böylesine alçakça saldırılması karşısında susamayız. Bu bize yakışmaz. Çünkü biz haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan olduğuna inanıyoruz. Bu meselenin Cumhurbaşkanlığı makamıyla, Cumhurbaşkanı'nın tarafsızlığıyla bir ilgisi yoktur. Bu bir insanlık sorunudur. Fakat karşımızdaki zat, öylesine seviyesiz, öylesine rüsva ki, bir noktadan sonra onu muhatap almak millet adına bizi de insanlığımızı da sorgulayacak noktaya getirebilir. Onların sınırları olmayabilir. Ancak bizim var. Tamam siyaset nispeten esneklik gerektiren bir uğraştır. Ama bu da bir yere kadar. Biz eşref-i mahlukat ile bel hum edal arasındaki çizgiyi gözetmek mecburiyetindeyiz. Bu anlayışla şu kararımı sizlerle ve milletimle paylaşmak istiyorum. Tüm arkadaşlarımdan da bundan sonra aynı şekilde davranmalarını rica ediyorum. Artık bizim için ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğu boştur, sakıttır. Bizim için bu zat yok hükmündedir. Burada da şu anda bir seçmen, bir vatandaş Erdoğan olarak konuşuyorum, kendisi cezai ehliyet sahibi olmaktan çıktığı için, ne söylerse söylesin, ne yaparsa yapsın bizim açımızdan mazurdur. Bu şahsın durumu siyasetin konusu olmaktan çıkmış, tıbbın konusu olmuştur. Dedim ya 'siyasi sapık'. Hani milletimiz böyle durumlar için 'kendi haline' bırakın' der ya. Artık biz de malum zat için aynısını söyleyeceğiz. Ana muhalefet partisi ne zaman o koltuğu siyasi ve insani temsil kabiliyetine haiz birisine temsil ederse işte o zaman yeniden bir muhataba iktidar partisi de kavuşmuş olur. O güne kadar bu zatı kendi haline bırakalım. Varsın içinde bulunduğu çukurda debelenip dursun. Kimse paralel devlet, şu devlet bu devlet.. Oyuna gelmeyin. Pensilvanya'daki zat ve onun peşinden gidenlere sesleniyorum. Kardeşlerim şu aklımızı lütfen kiradan kurtaralım. Bizim dinimizde kula kulluk yok. Sadece Allah'a kulluk var. Ama maalesef kula kul olanlar kayıpta. Hakka kul olanlar kazançta. Bunu göreceğiz.
Hürriyet

9 Nisan 2016 Cumartesi

09.04.2016 Genel Gündem

09.04.2016

GÜNDEM

Vali Devre Dışı Komuta Askerde
Terör örgütü PKK'nın, çatışmaları kırsaldan şehirlere taşımasının ardından bölgede birçok ilçede başlatılan 'temizleme ve süpürme operasyonları'nda Nusaybin en kritik nokta oldu. Diyarbakır'ın Sur ve Şırnak'ın Cizre ilçelerinde operasyonlardaki kayıplarının ardından PKK'nın, kırılma noktası olarak gördüğü Nusaybin'e büyük bir yığınak yaptığı ortaya çıktı. Güvenlik güçlerinin ilerlemekte zorlandığı ve en çok şehit verdiği Nusaybin'le ilgili yapılan istihbari risk analizinde, çok çarpıcı tespitlere yer verildi. İlgili kurumlarla da paylaşılan analizlerde, Suriye ile sınır olan Nusaybin'ne örgütün dağ kadrosundan 300'e yakın teröristin yerleştiği, PKK'nın şehirlerdeki yeni yapılanması YPS (Sivil Savunma Birlikleri) üyeleriyle bölgede 700 ila 800 civarında örgüt mensubu bulunduğu kaydedildi. Sokağa çıkma yasağının devam ettiği 6 mahallede şu ana kadar yapılan tespitlerde 17 keskin nişancının yerleştirildiği tespit edildi. Suriye'nin kuzeyindeki Kobani'den elde edilen ağır silahlar ve patlayıcıların da ilçeye getirildiği, sokak ve caddeler dışında çok sayıda binanın da patlayıcılarla tuzaklandığı belirtildi. Birbirinden uzak hücre evlerine yerleştikleri belirlenen PKK'lıların daha önce operasyonların yürütüldüğü ilçelerin aksine Nusaybin'de güvenlik güçleriyle çatışmadan kaçtığı, patlayıcılarla tuzak kurup, patlayıcıların infilak etmesinden sonra uzaktan yaylım ateşi açtıklarına da dikkat çekildi. Operasyonların yavaş ilerlemesi ve şehit sayısının artmasında PKK mensuplarının olduğu bölgede fazla sayıda sivil vatandaşın bulunmasının da etkili olduğu vurgusu yapıldı. 90 bin nüfuslu ilçede 60 bin kişinin evlerini terk ettiği, 30 bin kişinin halen bölgede barındığı, operasyonların devam ettiği 6 mahallede de siviller bulunduğu belirtildi. Örgütün sivillerin bölgeden çıkmasına izin vermediği, canlı kalkan olarak kullandığı, güvenlik güçlerinin de sivil kayıpların yaşanmaması için gösterdiği hassasiyet nedeniyle "temizleme ve süpürme" faaliyetlerinin yavaş yürüdüğü bildirildi. Teröristlerin birçok yerde tüm binayı havaya uçuracak miktarda patlayıcıları binaların kolon ve temellerine tuzakladığı, bu binalara içeriden müdahale etmenin güç olduğu, dışarıdan müdahaleyle sadece patlayıcının imhasının mümkün olmadığı belirtildi. Bu nedenle uzaktan müdahaleyle bu binaların imhasının gerektiği savunuluyor. Yapılan risk analizinde, operasyonların devam ettiği 6 mahallede PKK'nın hücre, revir, cephanelik, mühimmat ve yaşamsal malzeme deposu olarak kullandığı 200'e yakın bina belirlendiği, bu noktaların hem havadan hem de karadan noktasal yer tespitinin yapıldığı da ifade edildi.
Hürriyet

8 Nisan 2016 Cuma

çizgi filmlerden beyaz perdeye seyahat genelinde dawn of justice eleştirisi denemesi ilk kısım

böylesi bir yazıya uzun zamandır yazmayı düşünsem de genelde gündem ve siyaset üzerine yazı yazan bir adam olarak böylesi nispeten daha eften püften görülen konularda yazı yazmayı kendime pek yedirememişim sanırım. fakat günü geldi ve çattı. bu sitede yazmış olduğum tüm programlama ve bu gibi serbest yazıları sadece zevkine kendim için yazıyorum ve yazacağım. 

çizgi filmlere olan sevgimi inkar edemem. henüz tek kanalın tv yayını yaptığı günleri de hatırlayan bir adam olarak transformers izlemek için bir hafta bekleyen bir çocukluk yaşadık. ilk özel kanal ve o zamanlardaki ismi interstar idi, biraz daha durum düzelmeye başlamıştı. hatta show tv'nin ilk yayınladığı çizgi film'in robotech olduğunu dahi anımsayacak kadar bu konuda yoğunlaşmış bir ilgim var. bazen bu tip hatırlamalar beni bile hayrete düşürüyor ya olsun.... 

işime yarayan / yarayacak konularda neden hafızam bu kadar işlevsel değil diye sormadan olmaz.

el hasılı kelam gel zaman git zaman bizim neslin çizgi film sever nesli büyüdü ve bu çizgi film sever neslin daha çok ilgisini çekebilmek adına sinema evrenine bir atılım gerçekleşti. 

08.04.2016 Genel Gündem


08.04.2016

GÜNDEM

Silah Fabrikası Müdürüne Suçüstü
Kırıkkale Silah Fabrikası Müdürü Mustafa Tanrıverdi, Ar- Ge çalışmaları yapılan ve üretim aşamasına geçilmesi tasarlanan, patenti MKEK'e ait olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin temel saldırı silahı olacak Milli Piyade Tüfeği MPT-76 ve MP-5 marka silahların çizim ve tüm üretim planlarını para karşılığında satarken suçüstü yakalandı. Milliyet'in aldığı bilgiye göre, 1 Nisan 2016'da yapılan bir ihbar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında şüpheliye yönelik teknik araçla izleme kararı alındı. Şüpheli ile ihbar edenin ses ve görüntü kayıtları alındıktan sonra elde edilen bilgiler doğrultusunda buluşmanın planlandığı yerdeki özel salonda Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince özel ekipman kuruldu. Şüpheli olarak izlenen kişinin, MKEK'e bağlı Kırıkkale Silah Fabrikası'nın müdürü olan şüpheli Mustafa Tanrıverdi olduğu anlaşıldı. Tanrıverdi ile alıcı, Eskişehir yolu üzerindeki bir lokantada 6 Nisan günü saat 19.00 sıralarında buluştu. Tanrıverdi'nin, yanında getirdiği gizli bilgilerin kayıtlı olduğu 2 adet flash belleği, alıcıya verdikten sonra daha önce hazırlanarak seri numaraları alınan çanta içindeki 200 bin TL ve 300 bin ABD doları (yaklaşık 1.2 milyon TL) parayı alarak çıktı. Tanrıverdi'yi, lokantının önünde bekleyen polisler suç üstü yakaladı. Tanrıverdi'nin verdiği flash bellekler içinde, fabrikada Ar-Ge çalışmaları yapılarak tamamlanan ve patenti MKEK'e ait olan MP-5 marka silahın çizim ve tüm üretim planları ile üretime henüz başlanan ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin temel saldırı silahı olacak Milli Piyade Tüfeği MPT-76 marka silahın çizim ve tüm üretim planlarının olduğu anlaşıldı. Tanrıverdi'nin, MP-5 silahı için 200 bin TL, MPT-76 silahı için ise 300 bin ABD doları aldığı tespit edildi. Tanrıverdi'nin Kırıkkale'deki evinde de 30 bin dolar bulunduğu iddia edildi.
Milliyet

python modül kurulumu

xlrd kurulumları ya da diğer herhangi bir modül kurulum için pip üzerinden cmd ekranı ile kurulum yapmaya çalışanlara tavsiyem:

kesinlikle bu yönteme başvurmayın. çakışmaya neden olabiliyor. tamamen aptal bir şekilde cmd ekranında çalışan modül idle üzerinde ya da diğer editör programlarında iş görmez hale geliyor.

`python modül kurulumu` için izlenecek en sağlıklı yöntem:

vivaldi tarayıcıya dair ilk izlenimler


şu an üzerinden yazdığım tarayıcı. adamlar chromium açık kaynaklı kodlarını kullanarak html5'in dibine vurmuşlar.

oldukça hızlı ama diğer tarayıcılardan ne hikmetse biraz daha fazla internet kullandığı dikkatimi çekti. animasyonlar yerinde kullanılmış. abuk sabuk görselliğe girilmeden yerinde ve fonksiyonel bir iş çıkarmışlar.

7 Nisan 2016 Perşembe

xlrd ile excel işlemleri

python ile maceralarımız devam ediyor.

xlrd ile önce başımız belaya girmişti. çok şükür hallettik ve işimize döndük. ilk icraatımızı da tamamladık.

bu dosya ne işe yarar diye soracaklar illa ki çıkacaktır. onlara cevaben bu program sayesinde bilgisayarınızda excel kurulu olsun ya da olmasın excelde satır ve sütunlarınu okutma gibi bir ayrıcalığa sahip olacaksınız. çok python ile programcılık işi hobi olarak başladı ama zevkli imiş. biraz biraz ilerliyor gibiyim ama çok da başında olduğumun farkındayım.

07.04.2016 Genel Gündem


07.04.2016

GÜNDEM

Esas Kamp Bizim Köyler Olur
Kahramanmaraş'ta 24 Alevi köyünün bulunduğu Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Sivricehöyük mevkisinde Suriyeliler için 27 bin kişilik konteyner kent yapılmasına Aleviler tepki gösterdi. Sivricehöyük Köyü Muhtarı Mehmet Caner "Burada bir kamp kurulacağını öğrendiğimiz zaman Alevi köyleri muhtarları olarak yetkililere şikâyetlerimizi bildirdik" diye konuştu ve şunları anlattı: "Kamp için16 farklı noktada keşif yaptıklarını, en uygun yerin burası olduğunu söylediler. Neden 16 bölge içerisinde Alevilerin yoğun yaşadığı bir bölgede kamp kuruluyor? Biz Suriyeli mültecilere karşı değiliz. Hatta köyümüzde bir Suriyeli aile yaşıyor. Ancak çoğu mülteci Suriye'de yaşanan iç savaştan dolayı Alevileri sorumlu tutuyor. Mezhepsel çatışmalar yaşanabilir. Kampa daha sonraları IŞİD, Nusra benzeri örgütlere bağlı kişiler yerleşirse ne olacak? O zaman ne güvenliğimiz ne de huzurumuz kalır. Buradaki 24 Alevi köyünün nüfusu 6 bin civarında. 27 bin nüfusluk bir kamp kurulursa asıl biz kendimizi kampta hissederiz. IŞİD'liler yerleşirse can güvenliğimiz kalmaz ." Kamp inşaatının durdurulması için 24 Mart'ta çadır kurduklarını, jandarma tarafından yapılan müdahale sonucu çadırlarının kaldırıldığını ve bu nedenle köyün cemevinde nöbet tuttuklarını söyleyen Sivricehöyük sakinlerinden Hasan Yıldız ise şunları söyledi: "Suriyelilere karşıymışız gibi bir algı oluşturuldu. Oysa biz Suriyelilere elimizden gelen yardımı yapmaya hazırız. Biz sadece huzurumuzun kaçmasını istemiyoruz. Kampın yakınında ikinci bir organize sanayisi kurulması planlanıyor. Sanayi bölgesine ucuz işgücü temin etmek için kamp yapmak istiyorlar." Alevi Kültür Derneği Maraş Şube Başkanı İbrahim İnçoğlu, "Maraş'ta Alevi ve Sünniler barış içinde yaşamayı öğrendiler. Dolayısıyla bu barışı tehdit edecek faaliyetlerden kaçınmak lazım. Mültecilere karşı değiliz. IŞİD ve El Nusra militanlarının kampa sızıp bölgedeki Alevilere zarar vermesinden korkuyoruz" derken, Maraş Yaşam Platformu üyesi Ünsal Ateş de "Maraş'ta mülteci kampı kurulması için daha uygun bölgeler bulunuyor" diye konuştu.
Hürriyet

6 Nisan 2016 Çarşamba

06.04.2016 Genel Gündem


06.04.2016

GÜNDEM

Kandil'de 'Tam İsabet'
Genelkurmay Başkanlığı, önceki akşam Kuzey Irak'taki Kandil bölgesinde PKK'ya ait hedeflere F-16 ve F-4 2020 savaş uçaklarının katıldığı sekiz hava aracı ile hava harekâtı düzenlendiğini ve tespit edilen hedeflerin tam isabetle imha edildiğini bildirdi. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "4 Nisan 2016 tarihinde saat 21:00-23:00 saatleri arasında, alınan bir istihbaratın değerlendirilmesi sonucunda Irak kuzeyinde bulunan Kandil'deki hedeflere (mühimmat deposu, korugan ve sığınaklar) sekiz hava aracı ile (F-16 ve F-4 2020 savaş uçakları) hava harekâtı düzenlenmiş; tespit edilen hedefler tam isabetle imha edilmiştir" denildi. Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Derecik Beldesi'nde konuşlu Umurlu 34'üncü Hudut Bölüğü'nden de Irak sınırıdaki Balkaya Dağları Bölgesi'nde terör örgütü PKK'lıların bulunduğu alan obüs toplarıyla vuruldu. PKK sığınakları, yoğun şekilde vurulurken yaklaşık 1 saat boyunca bölgede top sesleri yankılandı. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde, önceki günkü "önemli yurtiçi olaylara" yer verildi. Buna göre, Mardin'in Nusaybin ilçesinde devam eden operasyonda, yedi terörist öldürüldü. Böylelikle öldürülen terörist sayısı 170'i bulan ilçede, 21 el yapımı patlayıcı imha edildi. Nusaybin'de imha edilen el yapımı patlayıcı sayısı 365'e ulaştı. Şırnak'ta altı PKK'lı teröristin öldürülmesiyle toplam sayı da 147 oldu. Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde de 2 PKK'lı ldürüldü. Böylelikle, öldürülen militan sayısı 132'ye ulaştı.
Milliyet