30 Haziran 2016 Perşembe

30.06.2016 Genel Gündem



30.06.2016

GÜNDEM

Yarbaya General Savunması
PKK'lı teröristlerin 21 Ağustos 2015'te Şırnak'ta düzenlediği saldırıda şehit olan kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan'ın cenazesinde "Dağdaki terörü şehre indirenler, bu akan kanların sorumlusudur" diyen Jandarma Yarbay Mehmet Alkan ihraç istemiyle Askeri Disiplin Kurulu'na sevk edilmişti. Daha önce de uyarı cezası verilen Alkan için dün korgeneral başkanlığında 5 general ile çeşitli rütbelerden subayların oluşturduğu Askeri Yüksek Disiplin Kurulu toplandı. 17 Haziran'da 1.5 aylık rapor alan Yarbay Alkan'ın katılmadığı duruşmada Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran ile 2 avukat savunma yaptı. Salona alınmayan 40 avukat ise duruşma sonuna kadar kapıda bekledi. Alkan'ın avukatları, müvekkillerinin raporlu olduğunu, kurula gelerek sözlü olarak dinlenmesi gerektiğini belirterek, karar için ek süre istedi. Avukatlar, "Müvekilimiz emekliye ayrılmak için dilekçe vermiş olup, bu konudaki kararın beklenmesi gerektiği, aksi halde verilecek bir kararla mağduriyet yaşatılacağı, birçok hakkından mahrum kalacağı, bunun da telafisi mümkün olmayan yaralar açabileceği görülmelidir" dedi. Avukatlar savunmalarında, ABD Savunma İstihbarat Dairesi (DIA) eski şefi emekli Korgeneral Michael Flynn'ın durumunu da örnek gösterdiler. Flynn'ın tümgeneral rütbesinde olduğu dönemde ABD'nin Afganistan'daki politikalarını eleştirdiği, istihbarat zafiyetine atıfta bulunduğu belirtilen savunmada, "Daha sonra kendisi disipline sevk edilmiş, disiplin soruşturması sonunda Flynn'a ceza vermek yerine ödüllendirilerek 'korgeneralliğe' yükseltilmiştir. Müvekilimiz de yaptığı konuşmalarda herhangi bir siyasi amaç gütmediği gibi bir durum tespitinde bulunmuştur. Bunun dikkate alınması gerekir" denildi. Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, yaptığı savunmaya ilişkin Hürriyet'e şunları söyledi: "Yarbay Alkan, raporlu olduğu dönemde kendisinden yazılı savunma istenmiş. Yazılı değil, sözlü savunması alınması gerekir. Tanıkların mutlaka dinlenmesi gerektiğini belirttim. Dosya içerisinde bulunan idari tahkik raporunun eksik olduğunu, basında çıkan bir kaç görüntünün izlenerek kanaat oluşturulduğunu ve buna göre rapor hazırlandığını bunun da eksik olduğunu söyledim. Usülün esasa feda edilmemesi gerektiğini bildirdim."
Hürriyet

29 Haziran 2016 Çarşamba

29.06.2016 Genel Gündem



29.06.2016

GÜNDEM

Diyarbakır'da 3 Şehit
Diyarbakır'ın Dicle ilçesinde teröristler tarafından yerleştirilen el yapımı bomba dün sabah devriye gezen polis aracının geçişi sırasında infilak etti. Yaralanan 2 polis memuru helikopterle Diyarbakır Asker Hastanesi'ne kaldırıldı. Ağır yaralı Mustafa Yıldırım, doktorların yaptığı tüm müdahaleye rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Yapılan incelemede saldırıda kullanılan otomobilin İstanbul'dan çalındığı belirlendi. PKK'lı teröristler akşam saatlerinde de Diyarbakır'ın Lice ilçesinin Dibek köyü yakınlarında askerlere roketatarlı saldırı düzenledi. Saldırıda 4 asker yaralanırken teröristlerle çatışma çıktı. Yaralı askerler helikopterle Diyarbakır Asker Hastanesi'ne götürüldü. Yaralanan 1 asker kurtarılamayarak şehit oldu. Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde görev yapan bir uzman çavuş dün iftar saatinde evine giderken pusu kıran PKK'lı teröristlerin silahlı saldırısında uğradı. Uzman çavuç olay yerinde şehit olurken, teröristler kaçtı. Van'ın Çatak ilçesinde de karakola saldıran PKK'lı teröristlerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Çatışmada 2 terörist öldürüldü. Bu arada Şırnak Belediye binasında, 19 havan mermisi ile 1 tabanca ele geçirildi. İçişleri Bakanlığı Siirt'in Eruh ilçesinin belediye başkanı Eda Kilis'i görevden uzaklaştırdı
Hürriyet

28 Haziran 2016 Salı

28.06.2016 Genel Gündem



28.06.2016

GÜNDEM

Üzgünüz Kusura Bakmayın
Suriye sınırında geçen yıl 24 Kasım'da bir Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından gerilen Türk-Rus ilişkilerini onarma yönünde çalışmalar sürerken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e gönderdiği mektupta olaydan derin üzüntü duyduğunu bildirdi. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Erdoğan'ın, Putin'e gönderdiği mektupta, Rus askeri uçağının düşmesiyle ilgili derin üzüntü duyduğunu belirttiğini ve "Hayatını kaybeden Rus pilotun ailesine bir kez daha acılarını paylaştığımı belirtmek ve taziyelerimi sunmak istiyorum; kusura bakmasınlar diyorum" ifadelerini kullandığını söyledi. Kalın, Erdoğan'ın Rus mevkidaşına Türkiye ile Rusya arasındaki geleneksel dostane ilişkilerin tekrar tesis edilmesi, bölgesel krizlerin çözümü için işbirliği ve terörle ortak mücadele edilmesi için çağrıda bulunduğunu da vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, "İki ülke, ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla gerekli adımların atılması hususunda mutabık kaldı" dedi. Rusya Devlet Başkanlığı (Kremlin) ise Erdoğan'ın mektubunu "özür" olarak gördüğünü açıkladı. Putin'in basın danışmanı Dmitriy Peskov, 'Erdoğan'ın ölen Rus pilotun ailesinden özür dilediğini' ileri sürdü. Erdoğan'dan gelen mektubun Ankara'dan beklenen mesaj olduğu imasında bulunan Peskov, "Erdoğan, Putin'e en samimi duygularla hitap ettiğinin altını çizerek, hiçbir zaman iki ülke arasında ilişkilerin bozulmasından yana olmadığı vurgusu yapmıştır. Uçağımızın Türkiye tarafından bilerek vurulmadığı üzerinde durularak, olaydan derin üzüntülerini ve başsağlığını iletmiştir. Putin'e gönderilen mesajda, hayatını kaybeden pilotun ailesinden özür ifadesi de yer almaktadır" diye konuştu. Bu arada Rusya basını Erdoğan'ın Putin'e yazdığı mektubu "Erdoğan özür diledi" başlığıyla duyurdu.
Hürriyet

27 Haziran 2016 Pazartesi

27.06.2016 Genel Gündem



27.06.2016 Pazartesi

GÜNDEM

2'si Canlı Bomba 6 Işid'lı Yakalandı 
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Mersin Tarsus'ta yol kenarında bulunan 2 canlı bomba yeleklerini atan kişilerin İstanbul'a geldiği yönünde bilgi aldı. Yapılan teknik ve fiziki takipte, yelekleri atanların terör örgütü IŞİD'li olduğu ve Sancaktepe'de bir hücre evinde kaldıkları belirlendi. Özel Harekat Timleri cuma günü operasyonun düğmesine bastı. 6 IŞİD'li kıskıvrak gözaltına alındı. Evde yapılan aramada çok sayıda örgütsel doküman ele geçti. Sorgulanan, 6 IŞİD'liden 2'sinin canlı bomba olduğu belirlendi. 6 kişinin ayrıca, canlı bomba yeleklerini eylemde kullanmak üzere getirdiklerini, yol çalışması yapan Karayolları ekiplerini polis zannedince yakalanmamak için yol kenarına attıklarını söyledikleri öne sürüldü. Emniyetteki sorgularının ardından adliyeye çıkarılan 6 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diyarbakır'da 26 Ekim 2015'te terör örgütü IŞİD'in hücre evlerine yapılan ve 7 teröristin ölü olarak ele geçildiği operasyonla ilgili polisin hazırladığı fezlekede Türkiye'nin sınır kapılarını kapatmasını gerekçe gösteren IŞİD'in, Ankara veya İstanbul'da eylem yapabileceği yönünde istihbari bilgiye ulaşıldığı belirtildi. Polis fezlekesinde, bu amaçla hazırlanan bomba yüklü 10 aracın sınır hattındaki tel örgülerin kesilmesi suretiyle Türkiye'ye sokulacağının haber alındığı kaydedildi. 78 sayfalık fezlekede El Kaide ve bağlantılı örgütlerin eylemlerini açıklayan polis, İstanbul'da 2003 yılındaki Sinagog, HSBC ve İngiltere Konsolosluğu saldırılarının, örgüte 159 bin dolara mal olduğunu kaydetti.
Hürriyet
 

26 Haziran 2016 Pazar

26.06.2016 Genel Gündem

26.06.2016 Pazar

GÜNDEM

Bu Deprem Uyarıyor 
Dün sabah 8.30 ve 8.40'ta Yalova açıklarında meydana gelen 3.0 ve 4.4 şiddetindeki iki deprem İstanbul'da da hissedildi. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi, sitesinde bir açıklama yayınladı. Buna göre depremin merkez üssü 17 Ağustos 1999 Kocaeli depreminin merkez üssünün yanı başında. Açıklamada "Bölgede birkaç yılda bir bu tür orta şiddette depremler meydana geliyor. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Batı Marmara'dan geçen uzantısı, Marmara Denizi içinde en yoğun deprem aktivitesinin gözlendiği yer" denildi. Bilindiği gibi Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kuzey kolu, İzmit Körfezi-Adalar açıklarındaki Marmara Denizi'nden geçip Mürefte- Şarköy'e bağlanarak Saroz Körfezi'ne uzanıyor. Jeolog-Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, "Büyük bir depremin beklenildiği yerde depremin ayak sesini duymak son derece doğal. Bu deprem uyarıyor" diyor. 1999 Gölcük ve Düzce depremlerinden sonra Marmara Denizi'nde uluslararası gemiler kullanarak araştırmalar yaptıklarını ve alarm verdiklerini anlatıyor: "Marmara Bölgesi tehdit altına girdi. Bu biriken enerjiyi, Marmara'da olacak 7 veya üzeri deprem boşaltacak. Önlem alınması için hükümetleri, yerel yönetimleri ve halkı uyardık."
Hürriyet

25 Haziran 2016 Cumartesi

25.06.2016 Genel Gündem



25.06.2016 Cumartesi
GÜNDEM

Soruşturma Yeniden 
Türk hava sahasını ihlal ettiği için düşürülen Rus savaş uçağından paraşütle atlayan pilotu Suriye topraklarında öldürdüğü iddia edilen Alpaslan Çelik hakkında "Rus Hava Kuwetleri Savaş Pilotu Rumyantsev'in ağır tahrik altında öldürülmesi" suçundan verilen takipsizlik kararı kaldırıldı. Olayı soruşturan Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Cumhuriyet Savcısı Berkant Karakaya, yeni iddia ve delillerin oluştuğunu belirtip yeniden soruşturma başlattı. İzmir'de 31 Mart'da bir restoranda, silahlı kişiler olduğu yönündeki ihbar doğrultusunda buraya giden polis, ruhsatsız 3 tabanca, otomobillerinde ise 1 Kalaşnikof uzun namlulu silah ele geçirdiği 17 kişiyi gözaltına almıştı. Gözaltına alınanlar arasında düşürülen Rus uçağının pilotunu Suriye topraklarında öldürdüğü iddia edilen Alpaslan Çelik de yer almıştı. Çelik'le birlikte 7 kişi tutuklanmıştı. Çelik savcılık ifadesinde, Rus pilotu vurduğu iddialarını reddetmişti. Çelik, Rus pilotun, Suriye'de Türkmenlerin yanında savaşan başka bir gruba bağlı kişinin açtığı ateş sonucu da hayatını kaybetmiş olabileceğini, kendisinin ise kesinlikle ateş etmediğini savunmuştu. Savcı Berkant Karakaya, Rus pilot Rumyantsev'in öldürülmesiyle ilgili yaklaşık 1.5 ay yürüttüğü soruşturma sonrasında Çelik hakkında takipsizlik kararı vermişti.
Hürriyet

24 Haziran 2016 Cuma

24.06.2016 Gündem Haberleri



24.06.2016 Cuma

GÜNDEM

Terör Bumerang Gibi Döner Onları da Vurur 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki iftarda kanaat önderleriyle bir araya geldi. Erdoğan yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: "Bu coğrafyada, son 600 yıldır hep aynı devletin çatısı altında yaşadık. Kim der ki bu coğrafyada sömürgecilik izi vardır. Vallahi yalan söylüyorlar. Kim der ki, bu coğrafyada asimilasyon işareti vardır, vallahi iftira ediyordur. Kim der ki, ötekileştirme, ikinci sınıf, insan veya vatandaş muamelesi yapma ayıbı vardır. Dünyanın hiçbir yerinde dikensiz gül bahçesi misali bir devlet yönetimine rastlayamazsınız. Bugün Almanya'da olanları duydunuz. Fransa ne halde görüyorsunuz. Amerika'da olanları gördünüz. Dünya farklı bir geleceği doğru arayışın içinde yürüyor. Terörü savunmak mümkün mü? Ama hep, teröre karşı amansız bir mücadele sürdüren Türkiye'ye sessiz kalanlar, şunu bilmeli dedik; bir gün bu terör bumerang gibi döner onları da vurur dedik. İşte buyurun. Daha da bulur. Eğer sen teröristlere yataklık yaparsan, teröristleri vermen gereken yere vermezsen, mali destek verirsen, kapılarını açar onların paçavralarını AB'nin binasının duvarlarına asmaya kalkarsan, bilesin ki bunlar iyi günlerdir daha kötü günler gelecektir. Daha beter günler gelecektir. Biz damdan düştük, görmediler. Çoğunuz Güneydoğu bölgemizde yaşıyorsunuz. Şu belediye hizmetlerinden memnun olmanız mümkün mü? Alt, üst yapısından memnun musunuz? Onlar eline geçen parayı 'Ben dağa nasıl ulaştırırım, Kandil'e nasıl ulaştırırım?' bunun gayreti içerisindeler. Ama bugünler onların iyi günleri, onu söyleyeyim. Bunların bedelini ödeyecekler."
Hürriyet

23 Haziran 2016 Perşembe

23.06.2016 Genel Gündem



23.06.2016

GÜNDEM

İstemiyoruz
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Türkiye'de ilk kez Yargıtay ve Danıştay hâkimlerinin kanunla azledildiğini belirterek "Yargıda, cemaatçi bir yapılanma istemiyoruz. Reisçi bir yapılanma istemiyoruz" dedi. Yüksek yargıyı şekillendiren tasarıya ilişkin basın toplantısı düzenleyen Feyzioğlu özetle şunları söyledi: "Biz yargıda, cemaatçi bir yapılanma istemiyoruz. Biz yargıda reisçi bir yapılanma istemiyoruz. Biz yargıda şucu ya da bucu bir yapılanma istemiyoruz. Türkiye'de ilk yapılacak şey, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısını uzlaşmayla değiştirmek, yargı üzerinde siyasi parti etkisini tamamen ortadan kaldırmak ve ardından layık olanın layık olduğu göreve gelmesi şeklinde tanımladığımız bir sistemi, hâkim tarafsızlığını, adil yargılamayı ve hâkimin hesap verebilirliğini de sağlayacak şekilde hep birlikte yazmak. Kaygımız, 'cemaatçi yapılanmayı temizliyoruz' iddiasıyla siyasi iktidara tam anlamıyla bağlı hale gelecek yeni bir yüksek yargının oluşturulacağıdır. Bu kaygımızı gidermenin yolu, içi boş sözler vermek, hamasi nutuklar atmak değildir. Bu kaygının giderilmesinin yolu HSYK'nın uzlaşmayla değiştirilerek 78 milyona güvence verir hale getirilmesidir. Çok hızlı yapılan bir değişiklik. En büyük sakınca, bu hususların kapalı kapılar ardından ve bir yarış gibi yapılıyor olması. Milli iradeden her gün dem vuranlar, milli iradenin oluşumunu güvenceye alacak, bilinen en etkili yöntem olan yargıç güvencesini tartışmaya açmalıdırlar. Yapılan iyidir ya da kötüdür bunu konuşmuyorum. Ama yapılan toplumun tartışmasına, söz söylemesine açılmaksızın alelacele, 'ben yaptım oldu' zihniyetiyle ortaya bir şey çıkarmaktır. Bu yöntemle ne yapılırsa yapılsın, dünyanın en güzel düzenlemesi de yapılsa sakıncalıdır. YSK güvencesinin olmadığı konuşulmaya başlanırsa ülkede işte o artık bir Rusya tipi, bir Suriye tipi, bir Saddam'ın Irak'ı tipi bir başka modelin gelmesi anlamına geliyor. (Yargıtay Başkanı'nın 12 yıl süre sınırlamasına tepkisi) Tasarıdaki tek eksikliği Yargıtay hâkimliklerinin 12 yılla sınırlanmasında bulmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Keşke hiçbir şey demeseydi. Bir ülkede yüksek mahkemenin hâkimlerini, kuvvetler ayrılığı ilkesi olmasına rağmen yasama organı azledebiliyorsa o ülkenin yüksek hâkimleri yasama organına tabi kılınmıştır. Yasama organının da yürütmenin etkisinde olduğunu tartışmaya bile gerek yok. Kanunla yüksek hâkimlerin azli, Yargıtay ve Danıştay'ın doğrudan doğruya fiili gücü elinde tutan kişiye bağlanması anlamına gelir. Sadece Türkiye'de buna kafa yoranların değil, dünyada Türkiye ile ilgilenen herkesin kaygısı, bu yasa çıkıp yeniden atamalar yapıldığında Yargıtay ve Danıştay'ın yapısının Başbakan gibi yetki kullanan Cumhurbaşkanı tarafından şekillendirileceğidir.
Hürriyet

22 Haziran 2016 Çarşamba

22.06.2016 Genel Gündem



22.06.2016

GÜNDEM

Öldürülmesine insan olarak üzüldüm
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerin hâkim karşısına çıktığı duruşmada sorgusu yapılan istihbarat şube polis memuru Muhittin Zenit, Celalettin Cerrah'ın avukatının, "Hrant Dink'in öldürüldüğünü duyduğunuz da nasıl bir psikoloji içine girdiniz telaşlandınız mı?" sorusunu şöyle yanıtladı: "10 yıl önceki duygularımı soruyorsunuz. Bugün olduğu gibi o gün de üzülmüşümdür. Ayakkabısının altı delik olan bir insan yerde yatıyor. Ne olursa olsun bir insan öldürülmüş. Ciddi bir mücadele vermiştim. İnsan olarak üzüldüm. İnsan olarak acıdım." İstanbul 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu kamu görevlileri, dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Ercan Demir ile dönemin İstanbul Emniyet Müdürü olan Merkez Valisi Celalettin Cerrah'ın da arasında bulunduğu 6 tutuksuz sanık katıldı. İfadesinin ardından çapraz sorgusu yapılan Muhittin Zenit'e, mahkeme heyeti, savcı, diğer sanık avukatları ve Dink Ailesi'nin avukatları sorular yöneltti. Telefonlarının usulsüz olarak dinlenmesine ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu belirten Zenit, dinlemelere ilişkin kendisine şantaj ve tehdit yapılmadığını ifade etti. Mahkeme Başkanı Canel Rüzgar, "Sordun mu neden beni dinlediler?" diye sordu. Zenit de "Kime sorayim?" diye cevap verdi. Rüzgar, "Kendi kendine sordun mu beni niye dinlediler?" diye tekrar sordu. Zenit de sanıklar Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek'e dönererek, "Huzurunuzda soruyorum beni neden dinlediniz" diye sordu. Salonda gülüşmeler yaşanırken Sanık Zenit de "Beni neden dinlediler bilmiyorum. Bana güvenmedikleri için ya da kendilerinden görmedikleri için olabilir" diye konuştu. Zenit şunları söyledi: "Ramazan Akyürek'in görevlendirmesi ile Ankara'ya İstihbarat Daire Başkanlığı'na gittim. Ankara'ya gidince sahte isimle beni dinlemişler. Bir istihbarat personelinin aynı dairede çalışırken İBDA-C mensubu gibi gösterilerek dinlenmesi normal mi sizce? Ben de merak ediyorum, beni niye dinlediler bilmiyorum. 10 yıllık soruşturma sürecinde beyan etmediğim hiçbir şey kalmadı. "Soruşturmada size baskı yapıldığını söylediniz tam olarak nasıl baskı yapıldı? Ne karşılığında tahliye vaat edildi?" diye sorulması üzerine ise Zenit, "Herhangi bir şey vaat edilmedi. Savcı bey ifadeyi yazarken elindeki belgelerden bana sorular sordu. 'Gelsin her şeyi anlatsın ben bırakacağım' diye iki kez bana ulaşan bilgi oldu. Savcı ifade sırasında da 'her şeyi anlat bırakayım' dedi. Neyi anlatayım? Cezaevindeki çok olumsuz şartlar sonrasında gittim. Avukatım yoktu. Antidepresan kullanıyordum. Ciddi baskı altındaydım." Zenit, "Savcılık size kimle haber yollamış?" sorusunu is "İsim vermek istemiyorum" diye yanıtladı. Dönemin Trabzon İstihbarat Şube Amiri Ercan Demir, "Katil değiliz. Ercan Demir ve adamlarından katil çıkmaz. Bunu ispatlayacağız. 'Tasarlayarak adam öldürmek' suçundan yargılanıyorum. 18 aydır tutukluyum. Atalay Filiz ile aynı konumdayım" dedi.
Hürriyet

21 Haziran 2016 Salı

21.06.2016 Genel Gündem



21.06.2016     

GÜNDEM

Burada Yok Yok Ne İstiyorsunuz?
Milli piyade tüfeği MPT 76'nın da aralarında bulunduğu silahların üretim planlarını 200 bin Türk lirası ve 300 bin dolar karşılığında satmaya çalışırken suçüstü yakalanan eski Makina Kimya Endüstrisi Kırıkkale Silah Fabrikası Genel Müdürü Mustafa Tanrıverdi hakkında, "görevi kötüye kullanmak, devlet sırlarından yararlanma, devlet hizmetlerinde sadakatsizlik" suçlarından 29.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddianameye göre bir lokantada olayın ihbarcısı silah tüccarına planları veren Tanrıverdi, önce korkarak, "Tüm çocuklarının ölüsünü görür müsün, bak bir şey yapmadığına", "Sizin personel bizi şikâyet etmez de mi?" dedi. Tanrıverdi, para dolu çantayı teslim aldıktan sonra ise silah tüccarına, "Sen saydın de mi ben sana güveniyorum" dedi. Tanrıverdi, silah tüccarı planlara bakarken ise, "Bakın burada yok yok, ne istiyorsunuz?" dedi. İddianamede, lokanta çıkışı yakalanan Tanrıverdi'nin silah tüccarına verdiği flash bellek içinden MPT 76, G3, Z41 tüfekleri, MP5, MP5K, MTS susturuculu makinalı tabancalar, MP5'ten modifiye edilen T94A, T94SD sportif silahlar ile HK33E, T43, Z43, Z43P, Z5, Z5K, Z5P, Z5RS silahlarına ait gizli planlar çıktığı kaydedildi.
Milliyet

20 Haziran 2016 Pazartesi

20.06.2016 Genel Gündem



20.06.2016

GÜNDEM

Rakka'dan Diyarbakır'a 15 Canlı Bomba
Diyarbakır'ın Kayapınar İlçesi'nde 26 Ekim günü IŞİD'in hücre evlerine yapılan operasyonda polis Sadık Özcan ve Gökhan Çakıcı şehit edilirken; terör örgütü üyesi Veysel Argunağa, Cahit Ölmez, Serhat Seyithanoğlu, Ergün Gül, Sıdık Bünül, Orhan Genç ve Ersel Gergüy ölü olarak ele geçirilmişti. IŞİD'in Diyarbakır'da sansasyonel eylem yapacağı bilgisi üzerine başlatılan soruşturmayı yürüten savcıyı çarpıcı bilgilere ulaştırdı. Savcının, örgütle bağlantılı bazı kişilerin teknik takibe alınması için 18 Ocak 2016 günü 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazı yazdığı ve bu yazıda IŞİD'in şüpheli Nihat Turan'ı 'Diyarbakır Emiri' olarak atadığını kaydettiği ortaya çıktı. Savcı, notunda Turan'ın faaliyetlerini Rakka'da bulunan bir örgüt liderinin himayesinde yürüttüğünü vurguladı. Yabancı uyruklu 15 canlı bombanın Rakka'dan intihar eylemi yapmak için Diyarbakır'a gönderildiğini belirten savcı, bu kişilerin hücre evinden hiç çıkmadıklarını ve tüm ihtiyaçlarının 2 örgüt mensubu tarafından karşılandığını ifade etti. Yazıda, örgütün Diyarbakır emiri Nihat Turan'ın, PKK/KCK ve Selefi/Tekfiri unsurlara yönelik gerçekleştirmeyi planladığı muhtemel eylemlerin deşifresi için ise acil adli takip talebinde bulunulduğu kaydedildi. IŞİD'in sözde Diyarbakır Emiri Nihat Turan'ın 1 Kasım genel seçimlerinden sonra yapmayı planladığı eylemlerini, faaliyetin deşifre olduğunu hissetmesi ya da güvenlik birimlerinin takibinden şüphelenmesi nedeniyle daha öne almayı planladığını belirten savcı, anılan kişilerin PKK/KCK terör örgütü yanlısı etkinlikleri hedef alacaklarını ifade etti. Savcı, tasarlanan eyleme uygun bir etkinlik olmaması halinde, örgüte müzahir kurum binalarına bombalı araçla saldırı yapılmasının planlandığını kaydetti.
Vatan

19 Haziran 2016 Pazar

19.06.2016 Genel Gündem



19.06.2016

GÜNDEM

Pkk Camidekileri Rehin Aldı!
Muş'ta 3 gün önce bir korucunun şehit olduğu Kızılağaç Jandarma Karakolu'na yapılan saldırının detayları ortaya çıktı. PKK'lı teröristlerin öğle saatlerinde namaz kılmak için gelenleri rehin alarak camiden karakola ağır silahlarla ateş açtıkları öğrenildi. Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, olayla ilgili şu bilgileri verdi: Teröristler, dağın beldeye giriş kısmında bulunan camimize öğle vaktinde cami cemaatini rehin alarak, onları kendilerine kalkan yapmak suretiyle jandarma karakolumuza caminin bahçesinden roketli saldırı yaptı. Daha sonra caminin pencerelerine uzun namlulu silahlar yerleştirerek karakolumuza ve korucularımıza saldırdı. "Burada PKK, 'Biz camide vatandaşları rehin tutalım, buradan askere saldıralım, birincisi asker eğer bize karşı karşılık verirse ve camiye saldırırsa asker camiye saldırdı diye bir propaganda yapıp silahlı kuvvetleri zorda bırakmak ve kendilerini aklamak üzere bir senaryonun içerisine gireceklerdi. İkincisi, ola ki, asker buraya saldırdığında sivil vatandaşların askerden gelen kurşunlarla ölmesi durumunda asker vatandaşa camide kıyım, katliam yaptı şeklinde ellerini güçlendirecek bir propaganda içerisinde olacaklardı. Ancak askeri yetkililerin sağduyusu sayesinde PKK'nın kirli oyunu amacına ulaşmadı."
Vatan

18 Haziran 2016 Cumartesi

18.06.2016 Genel Gündem



18.06.2016

GÜNDEM

Paralele Karşı Maarif
İstanbul merkezli Türkiye Maarif Vakfı'nın kuruluş yasası önceki gece Meclis'te kabul edildi. Muhalefet, tanınan yetki ve olanaklar nedeniyle 'paralel bakanlık' diye nitelediği vakıfla ilgili, "Gülen Cemaati'nin yurtdışındaki boşluğu mu doldurulacak" sorusunu yöneltip, "Yeni bir cemaat yapılanması olacak" eleştirisini getirdi. Yasaya göre, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden de 1 milyon lira aktarılacak vakfın özellikleri şöyle: Yurtdışında, insanlığın ortak birikim ve değerlerini esas alarak örgün, yaygın eğitim hizmetleri vermek ve geliştirmek amacıyla okul öncesi eğitimden, üniversite eğitimine kadar tüm eğitim süreçlerinde burs verecek, okul, eğitim kurumu ve yurt gibi tesisler açacak. Yurtiçi de dahil olmak üzere bu kurumlarda görev alabilecek eğitmenleri yetiştirecek, bilimsel araştırmalar ve araştırma, geliştirme çalışmaları yapacak, yayınlar, metotlar geliştirecek, faaliyet gösterdiği ülkenin mevzuatına uygun diğer eğitim faaliyetlerini yürütecek. Okulöncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları açacak, yaygın eğitim amaçlı kurslar, etüt merkezleri ve kültür merkezleri gibi tesisler ile bunların devamı sayılacak kütüphaneler, laboratuvarlar, sanat ve spor tesisleri, bakanlıkça uygun görülen eğitim amaçlı internet sitesi gibi yayın organları, yurt, pansiyon ve lojman gibi tesisler kuracak. Bilimsel araştırmalar, araştırma- geliştirme çalışmaları gerçekleştirecek, çalışmalara destek olacak, bu çerçevede süreli, süresiz yayınlar yapacak, sempozyum, konferans ve çalıştaylar düzenleyecek, bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunacak. Eğitim kurumlarında eğitmenlik, okutmanlık, danışmanlık ve akademisyenlik gibi görevleri üstlenecek kadroları yetiştirmek amacıyla eğitim tesisleri kuracak, eğitim programları düzenleyecek, dünyanın farklı yerlerinde bu eğitim programlarına katılımı teşvik edecek, bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşları maddi olarak destekleyecek. Bütün bu faaliyetleri yürütebilmek, faaliyetleri organize edebilmek için yurtiçi ve yurtdışından nakdi, ayni yardım kabul edebilecek, yurtiçi ve yurtdışında gelir sağlayıcı işletmeler kurup ortak olabilecek. Bu faaliyetlerini tek başına, tüzel ya da gerçek kişilerle ortaklıkla yapabilecek, gerektiğinde sadece tanıtım amaçlı faaliyetlerde de bulunabilecek. Yurtiçi ve yurtdışında iktisadi işletme veya sermaye şirketi kurabilecek, devralabilecek ve ortak olabilecek. Kurumlar, veraset ve intikal, damga ve emlak vergileri ile harçlardan muaf olacak. Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara diğer kanunlarla tanınan vergi, resim ve harç istisnalarından yararlanacak olan vakfa yapılacak bağış ve yardımlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilecek. Karar organı olan 12 kişilik mütevelli heyetinin 4 üyesini Cumhurbaşkanı, 3 üyesini Bakanlar Kurulu atayacak, diğer üyeler de 2'si Milli Eğitim Bakanlığı'ndan olmak üzere, Dışişleri ve Maliye bakanlıkları ile YÖK temsilcilerinden oluşacak. Mütevelli Heyet üyeleri 72 yaşına kadar görev yapacak.
Hürriyet

17 Haziran 2016 Cuma

17.06.2016 Genel Gündem



17.06.2016 Cuma

GÜNDEM

Gizli Tanığa 22 Yıl Hapis Verildi 
Eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, eski 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ve eski İl Jandarma Komutanı Albay Recep Gençoğlu'nun da sanıkları arasında olduğu 'Erzincan Davası'nda 'gizli tanık' olarak ifade veren Serkan Zirek'e 'FETÖ üyeliği', 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak' ve 'yalancı tanıklık' suçlarından 22 yıl, Ahmet Koç'a da altı yıl üç ay hapis cezası verildi. Davanın sanıkları arasında yer alan eski savcı Bayram Bozkurt ise hâlâ firari. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün görülen davada 'Gizli Tanık Munzur' diye bilinen Serkan Zirek'e, 'örgüt üyeliği' suçundan 12, 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak'tan 7, 'yalancı tanıklık'tan da 3 yıl hapis cezası verildi. Ahmet Koç'a da 'örgüte yardım' suçundan 3 yıl 9 ay, "yalancı tanıklık" suçundan ise 2.5 yıl hapis verildi. Mahkeme, Zirek'in tutukluluğunun devamına, Koç'un tahliyesine hükmetti. Cihaner'in avukatı Turgut Kazan, "Herkes bundan sonra ayağını denk alsın. Gizli tanıklık gibi kirli işlere soyunmasın. 22 yıl hapis cezası, bu pisliğe düşünenlere ders olsun" dedi.
Hürriyet

16 Haziran 2016 Perşembe

16.06.2016 Genel Gündem

16.06.2016 Perşembe


GÜNDEM

AYM Kararına Yargı Yolu 
Danıştay, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Resmi Gazete'de yayımlanan bireysel başvuru kararını, "idari bir işlem" olarak gördü ve yargı denetimine açtı. Cinsel içerikli bazı görüntülerinin internette dolaştığı duyumu üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucu devlet memurluğundan çıkarma cezası alan kadın, haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, AYM'ye bireysel başvuruda bulundu. Kadın, başvuru dilekçesinde kimliğinin gizli tutulmasını talep etti; ancak AYM bu talebi tüzüğündeki, "Kimliğin saklı tutulması talepleri ancak istisnai durumlarda ve gerekçesi haklı bulunursa kabul edilecektir" hükmüne uygun görmedi. Başvuruyu karara bağlayan AYM, kadının anayasanın 20. maddesinde güvence altına alınan "özel hayatın gizliliği" hakkının ihlal edildiğine karar vererek, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemeye gönderilmesine hükmetti. AYM'nin kararı kadının açık kimliğiyle Resmi Gazete'de yayımlandı. Başvurucu kadın, bunun üzerine talebine rağmen kararda açık kimliğinin yer aldığını bildirerek, AYM'nin ve Resmi Gazete'nin internet erişimine açık arşivi başta olmak üzere kamuya açık tüm kaynaklardan kaldırılması istemiyle dava açtı. Ankara 4. İdare Mahkemesi, kadının davasını incelenmeksizin reddetti. Mahkeme, kimlik bilgilerinin yargı kararı uyarınca yayımlandığını kaydetti. Kadının gizlilik talebinin AYM kararında değerlendirildiği anımsatıldı. Mahkeme, bu kararın yargısal nitelikli olduğunu, idari işlem niteliğinde ayrıca işlem tesis edilmediğini belirtti. Davacı kadın, Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin kararını Danıştay 10. Daire'de temyiz etti. Danıştay 10. Daire, mahkemenin kararını bozdu. Daire kararında, yargı organının, önüne gelen uyuşmazlıkta nihai kararını verdikten sonra davadan el çektiği, bu aşamadan sonra kararın nasıl ve ne şekilde yayımlanacağının yargılama sürecinden ayrılan işlem ve faaliyetlerle belirlendiği kaydedildi. AYM'nin, davacının bireysel başvurusu hakkında verdiği nihai kararla yargılama safhasının sona erdiği, ancak bu kararın Resmi Gazete'de ve mahkemenin internet sitesinde yayımlanacağına dair bir ifadeye yer verilmediği belirtildi. Kararda şöyle denildi: "Buna göre, davacının bireysel başvurusu hakkındaki kararın yayımlanmasına ilişkin işlem, yargı fonksiyonunun yerine getirilmesi kapsamında tesis edilen yargısal işlem değil, aksine idari bir işlem olduğundan, davacının açık kimliği ve kimliğini belli eden bilgilerin yer aldığı kararın, AYM'nin ve Resmi Gazete'nin internet erişimine açık arşivi başta olmak üzere kamuya açık tüm kaynaklardan kaldırılması talebiyle yaptığı başvurunun zımnen reddi işleminin de bir idari işlem olduğu, dolayısıyla idari davaya konu edilebileceği sonucuna varılmaktadır."
Hürriyet

15 Haziran 2016 Çarşamba

15.06.2016 Genel Gündem



15.06.2016

GÜNDEM

Yeni 'Paralel' Milli Damar
2010 yılında yazdığı 'Dün Devlet, Bugün Cemaat' isimli kitabıyla, Emniyet başta olmak üzere devlet içindeki Fethullah Gülen Cemaati örgütlenmesini deşifre eden eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, yeni bir 'paralel devlet yapılanması' iddiasını gündeme getirdi. Hanefi Avcı, 18 Nisan'da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na 7 sayfalık dilekçe vererek, Emniyet'te 'Milli Damar' adında bir suç örgütü olduğunu ileri sürdü. Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatıldı. Müşteki sıfatıyla da ifade veren Hanefi Avcı, dilekçenin yanı sıra Milli Damar suç örgütü üyesi olduğu iddia edilen kişilerin isimlerini 'kapalı bir zarf' içinde savcılığa sundu. Dilekçede, kapalı zarfın soruşturma savcısı belirlendikten sonra açılması istenilerek, "Milli Damar isimli Paralel Devlet Yapılanması ile ilgili gerekli soruşturmanın yürütülmesini, soruşturmayı yürütecek savcının örgüt ile ilişkili biri olabileceği, böyle bir durumda örgüte bilgi sızdıracağı, bazı delilleri karartabilecekleri ayrıca tanıkların hayatının tehlikeye gireceği öngörüldüğünden soruşturmanın savcısının, HSYK Başkanvekilliği ile yürütülecek istişare ile belirlenmesini ve kapalı zarfın soruşturma savcısı belirlendikten sonra sadece ilgili savcı tarafından açılmasını, talep ediyorum" denildi. Suç duyurusu dilekçesinde, "Emniyet içerisinde kendilerini 'Milli Damar' diye niteleyen, eski Nur Cemaati'nden ayrılma bir grubun örgütlendiği" öne sürülerek, özetle şu değerlendirme ve iddialara yer verildi: "Gülen Cemaati'nin içindeki Paralel Yapı'yı taklit eden bu grubun, emniyet içerisinde örgütlenip aynı yöntemleri kullanmaya başladıkları, hedef seçtikleri diğer emniyet mensuplarına komplo yapmak adına aynı şekilde yurtdışı ve birçok ilde uydurma isimler veya imzasız ihbar mektupları gönderip, sonra bu ihbarları savcılıklara iletip soruşturma yapmaya başladıkları anlaşılmıştır. Amaçlarına ulaşmak için kendilerinin hukuksuz durumlarına karşı olan diğer emniyet mensuplarına karşı sahte isimler ve uydurma iddialarla (FETÖ üyesi, Paralel Yapı mensubu, KÖZ Grubu vs.) ihbar mektupları atmaktadır. Kendilerinin gönderttiği bu sahte isimli ve suç uydurma içerikli ihbar mektuplarını aynı örgütte olan savcılarla paslaşarak, savcılıklara gönderip adli işlem bahanesi yaratmaktadır. Devletin en üst kademeleri ile kurduğu irtibatlarda o makamları da 'yanıltarak' ve 'kandırarak' bu terör örgütleri ve diğer yapılara karşı asıl görev yapan kişileri, KÖZ grubu (Gülen Cemaati'nin eski emniyet imamı olan Kemalettin Özdemir grubu) vs. suçlaması ile pasifize etmeye başlamışlardır. Dinleme, izleme kararları alıp bu yöntemle topladıkları bilgileri suiistimal ederek bu kişilere kumpas kurma çalışmaları içerisine girmişlerdir. Cemaatin Paralel Devlet Yapılanması'nın (PDY) kendine hedef seçtiği her olay ve her gruba yönelik geçmişte uyguladığı bu yöntemin, bugün aynı benzeri ile Milli Damar Örgütü tarafından uygulamaya konduğu açıkça görünmüştür.
Hürriyet

14 Haziran 2016 Salı

14.06.2016 Genel Gündem



14.06.2016

GÜNDEM

'Hayvan'a İnceleme
TRT 1'de yayınlanan 'Ramazan Sevinci' programında bir skandal yaşandı. Programın konuğu üç gün önce Batman Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanılığı görevinden ayrılan Prof. Dr. Mustafa Aşkar'dı. Aşkar canlı yayınlanan programda, "Namaz kılmayan hayvandır" ifadesini kullandı. Bu sözler tepki ve tartışmaları da beraberinde getirdi. TRT yetkilileri, programın paket program olmadığını, canlı yayınlandığını, bu nedenle de herhangi bir incelemeden geçemediğini belirtiler. Diyanet İşleri Başkanlığı, konuya ilişkin sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan şu açıklamayı yaptı: "Dinimizde namazın önemi ve değeri herkesçe bilinmektedir. Ancak insanların inanç ve ibadet özgürlükleri hedef alınarak tezyif ve tahkir edilmesi asla kabul edilemez. Kuran'ı Kerim ayetlerinden ve konuya ilişkin diğer metinlerden böyle bir çıkarımda bulunmak İslam'ın hikmet dili ve rahmet mesajıyla bağdaşamaz." Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) CHP kontenjanından seçilen üyesi İsmet Demirdöğen ise konunun incelemeye alındığını belirterek şöyle konuştu: "Böylesine sapkın düşüncelerin halkın vergileriyle yayın yapan devlet televizyonunda dile getirilmiş olması hüzün vericidir. Hele bu düşünceleri taşıyanların üniversitelerde görev yapıyor olması üzüntüyü ciddi biçimde artırıyor. Bu tür kişilerin kesinlikle ekrana çıkarılmaması, tedavi edilmesi gerekiyor" görüşünü dile getirdi. Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka ise aynı konuda verdiği yazılı soru önergesinde "TRT'de din ve inançlar üzerinden ayrıştırıcı, aşağılayıcı, nefret söylemi üzerine kurulu dil bir kez daha bu kurumun yayın anlayışını tartışmaya açmıştır. İktidara yakın dili, taraflı yayın politikası, usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarıyla sık sık gündeme gelen TRT'de yer alan bu açıklama görmezden gelinemez" diyerek, yayınlanan program hakkında soruşturma başlatılıp başlatılmadığını sordu. CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ise Prof. Aşkar hakkında, TCK 216 Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik, TCK 122 Nefret ve Ayrımcılık ve TCK 125. Hakaret Maddelerinden suç duyurusunda bulundu.
Hürriyet

13 Haziran 2016 Pazartesi

13.06.2016 Genel Gündem



13.06.2016

GÜNDEM

17 Gün Sonra Minibüste Yakalandı
İstanbul ve Ankara'da öldürülen 3 kişinin katil zanlısı olarak aranan Atalay Filiz, 17 gün sonra İzmir'in Menderes ilçesinde bir minibüste yakalandı. Tuzla'da 27 Mayıs günü tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı'yı, 2013 yılında ise Ankara'da Tümgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan'ın TÜBİTAK'ta çalışan oğlu Göktuğ Demirarslan ile Rus sevgilisi Elena Radchikova'yı öldürdüğü iddiasıyla aranan Atalay Filiz'in, İzmir'e kaçtığı saptanmıştı. 29 Mayıs'ta İzmir'e gelen Filiz'in, Buca'da bir kafeteryada 4 saat vakit geçirdiği, ardından bir üniversite öğrencisinin evinde kaldığı ortaya çıktı. İzmir'de vatandaşlar tarafından Atalay Filiz hakkında yüzlerce ihbarda bulunulsa da, Filiz yakalanamadı. Atalay Filiz, Menderes ilçesinde dün sabah saatlerinde ormanlık alandan karayoluna çıkarak, ilk önce İzmir-Gümüldür seferini yapan bir minibüse bindi. Minibüsün şoförü Mustafa Berber'in (51) 16 yaşındaki oğlu Özgür Berber, minibüse binen kişinin Atalay Filiz olduğundan şüphelendi. Bunun üzerine Mustafa Berber, polise haber verdi. Fakat kendisinden şüphelenildiğini sezen Filiz, Menderes'e gelmeden araçtan inerek Bulgurca'dan İzmir'e giden bir başka minibüse bindi.
Milliyet