23 Haziran 2016 Perşembe

23.06.2016 Genel Gündem



23.06.2016

GÜNDEM

İstemiyoruz
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Türkiye'de ilk kez Yargıtay ve Danıştay hâkimlerinin kanunla azledildiğini belirterek "Yargıda, cemaatçi bir yapılanma istemiyoruz. Reisçi bir yapılanma istemiyoruz" dedi. Yüksek yargıyı şekillendiren tasarıya ilişkin basın toplantısı düzenleyen Feyzioğlu özetle şunları söyledi: "Biz yargıda, cemaatçi bir yapılanma istemiyoruz. Biz yargıda reisçi bir yapılanma istemiyoruz. Biz yargıda şucu ya da bucu bir yapılanma istemiyoruz. Türkiye'de ilk yapılacak şey, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısını uzlaşmayla değiştirmek, yargı üzerinde siyasi parti etkisini tamamen ortadan kaldırmak ve ardından layık olanın layık olduğu göreve gelmesi şeklinde tanımladığımız bir sistemi, hâkim tarafsızlığını, adil yargılamayı ve hâkimin hesap verebilirliğini de sağlayacak şekilde hep birlikte yazmak. Kaygımız, 'cemaatçi yapılanmayı temizliyoruz' iddiasıyla siyasi iktidara tam anlamıyla bağlı hale gelecek yeni bir yüksek yargının oluşturulacağıdır. Bu kaygımızı gidermenin yolu, içi boş sözler vermek, hamasi nutuklar atmak değildir. Bu kaygının giderilmesinin yolu HSYK'nın uzlaşmayla değiştirilerek 78 milyona güvence verir hale getirilmesidir. Çok hızlı yapılan bir değişiklik. En büyük sakınca, bu hususların kapalı kapılar ardından ve bir yarış gibi yapılıyor olması. Milli iradeden her gün dem vuranlar, milli iradenin oluşumunu güvenceye alacak, bilinen en etkili yöntem olan yargıç güvencesini tartışmaya açmalıdırlar. Yapılan iyidir ya da kötüdür bunu konuşmuyorum. Ama yapılan toplumun tartışmasına, söz söylemesine açılmaksızın alelacele, 'ben yaptım oldu' zihniyetiyle ortaya bir şey çıkarmaktır. Bu yöntemle ne yapılırsa yapılsın, dünyanın en güzel düzenlemesi de yapılsa sakıncalıdır. YSK güvencesinin olmadığı konuşulmaya başlanırsa ülkede işte o artık bir Rusya tipi, bir Suriye tipi, bir Saddam'ın Irak'ı tipi bir başka modelin gelmesi anlamına geliyor. (Yargıtay Başkanı'nın 12 yıl süre sınırlamasına tepkisi) Tasarıdaki tek eksikliği Yargıtay hâkimliklerinin 12 yılla sınırlanmasında bulmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Keşke hiçbir şey demeseydi. Bir ülkede yüksek mahkemenin hâkimlerini, kuvvetler ayrılığı ilkesi olmasına rağmen yasama organı azledebiliyorsa o ülkenin yüksek hâkimleri yasama organına tabi kılınmıştır. Yasama organının da yürütmenin etkisinde olduğunu tartışmaya bile gerek yok. Kanunla yüksek hâkimlerin azli, Yargıtay ve Danıştay'ın doğrudan doğruya fiili gücü elinde tutan kişiye bağlanması anlamına gelir. Sadece Türkiye'de buna kafa yoranların değil, dünyada Türkiye ile ilgilenen herkesin kaygısı, bu yasa çıkıp yeniden atamalar yapıldığında Yargıtay ve Danıştay'ın yapısının Başbakan gibi yetki kullanan Cumhurbaşkanı tarafından şekillendirileceğidir.
Hürriyet


Avrupa'yla Müzakereyi Millete Sorarız
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AB Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker'in açıklamalarına tepki göstererek, "Ey Avrupa Birliği siz bizi halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olduğu için kabul etmiyorsunuz. Ayrımcılık bunlarda var. Sayın Komisyon Başkanı rahat olsun. Biz kalkarız İngilizlerin yaptığı gibi biz de bir kamuoyu araştırmasına milletimiz ile gideriz. 'AB ile müzakerelere devam mı, tamam mı' diye sorarız. Milletim devam derse biz de devam ederiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin 2015-2016 akademik yılı mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker'in açıklamalarını tepki göstererek şöyle konuştu: "Türkiye'ye yönelik bir başka güya uyarıyı da AB Komisyonu Başkanı yapmış. Komisyon başkanı demiş ki; 'Eğer Erdoğan ciddi şekilde geri kabul anlaşmasını uygulamama yoluna giderse o zaman Türklere niçin Avrupa'ya vizesiz seyahat imkânı verilmediğini Türk halkına kendisi anlatmak durumunda kalır.' Ey! başkan sen Türk milletini tanımadın be. Tanımadın. Bu millet, oradan gelecek vizeymiş, geri kabulmüş bunların peşinde değil. Siz şu anda tam manasıyla Türkiye'nin peşindesiniz. Eğer Türkiye kapıları açar da bu mülteciler Avrupa'ya doğru yürürse bizim halimiz ne olacak diye düşünüyorsunuz. Ve tutuştular. İşte Edirne'de 60 bin kişi toplandı. Tutuştular. Acaba bunlar Bulgaristan'a, Yunanistan'a doğru gidecekler mi diye. Biz 3 milyona ev sahipliği yapıyoruz. Geri kabul vs. bütün bunlar sizin ne kadar sözünüzde durmaz insanlar olduğunuzu gösteriyor. Anlaşmaları yaptık kayıtlarda var verdiğiniz sözde durmuyorsunuz. Erdoğan bu çirkin yüzünüzü ortaya koyduğu için çılgına dönüyorsunuz. Onun için de Erdoğan'dan nasıl kurtuluruz diye bunun çalışmaları içerisindesiniz." Alıyorsunuz. Bölücü terör örgütünün arkasında olduğu örgüt elemanlarını parlamento binanızın içerisinde duvarlara astığınız o terör örgütünü paçavraları önünde resim çektiriyorsunuz. Ama biz o değiliz teröre karşıyız dediysek sonuna kadar karşısıyız. Ama siz samimi değilsiniz. Biz İngiltere gibi de değiliz. Yarın referan dum yapıyorlar. AB'den çıkalım mı çıkmayalım mı? Bize de sinyal gönderiyorlar. 3 bin yılına kadar Türkiye'nin AB'ye girmesi mümkün değil. Bir araya geldiğimiz Cameron, sen böyle konuşmuyordun. 'Her zaman yanınızdayız. Bir an önce Türkiye'nin AB'ye girmesi için her türlü gayreti gösteriyoruz' diyordun. Ne oldu şimdi? İşte bu. Bunların yapısı bu. Yarın bizi gerekçe göstererek kampanyayı öyle sürdürüyorlar görüyorsunuz. Oradan AB'den çekilmeme kararı çıkacak. Ben şimdiden size söylüyorum. Ondan sonra diyecekler ki; ne yapalım, İngilizler böyle istedi. AB'den çekilmedik, yola devam ediyoruz. Eee hayırlı olsun devam edin zaten oradasınız.
Hürriyet

'Özür Ve Tazminat Söz Konusu Değil'
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, dün, Habertürk televizyonunda katıldığı programda Rusya ile ilişkiler konusunda, "Burada, özür, tazminat türü bir şey söz konusu değil. Ama biz üzüntümüzü zaten ifade ettik. Rus tarafının da Türk tarafının da hassasiyetlerini dikkate alacak bir orta yol bulmak elbette mümkündür. Hemen bugünden yarına bir size müjde verebilir miyim? Bunun için erken" dedi. Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gezi Parkı ile ilgili açıklamasına ilişkin olarak, "Aslında bu bir tartışmaya davet çağrısı bir anlamda. Ama birilerinin de 'Bakın yeniden bir Gezi istiyorlar, insanları sokaklara dökmek istiyorlar' tarzı tepkisini de biz anlamakta zorlanıyoruz" ifadesini kullandı. İsrail ile 26 Haziran'da yapılacak görüşmeye ilişkin Kalın, "Türkiye'nin taleplerinin karşılanması noktasında özür ve tazminat konusunda ciddi mesafe alınmıştı. Uzun müzakereler sonucunda Gazze ablukasının nasıl aşılacağı konusunda da belli bir noktaya gelindi. Zannediyorum bu Gazze halkını da memnun edecek, onların da nefes almasını sağlayacak bir dönemin kapısını aralayacak" diye konuştu. Almanya ile ilişkilerde yaptırım olacak mı? sorusu Kalın şu cevabı verdi: "Madem hukuki anlamda bağlayıcılığı yok, Alman hükümetinden beklentimiz bu ayırımı kendilerinin de ifade etmesi. Öbür tarafta Türk halkına karşı yapılan böyle bir haksız ithamı da sessiz sedasız geçiştirmemiz mümkün değil. Dolayısıyla Alman hükümeti bu karar ile kendisi arasına bir mesafe koyabilir. Kendisi açısından bağlayıcılığı olmadığını ifade edebilir. Türkiye'nin beklentisi bu yöndedir."
Milliyet

'Varsın Olmaz Olsun Vize Muafiyetleri'
Başbakan Binali Yıldırım, Ak Parti'den 22, 23, 24 ve 25. dönemlerde milletvekilliği yapmış isimlerle iftarda bir araya geldi. Yıldırım, şu mesajları verdi: "AB yolculuğumuz var yarım asrı geçti, 53 sene. Şimdi vize muafiyeti var, bu anlaşmayı 2013 yılında Egemen Bey, Ahmet Bey oturup bunları konuştuk. Tam karar beklerken bir ses geldi AB'den. Efendim terörle mücadele kanunun değiştirmeniz lazım. Niye? teröristlere çok sert muamele yapıyormuşuz, onlara biraz daha insancıl muamele yapalım. Yani yaşlıları gençleri öldüren gençlere gül verelim. Akla ziyan bir teklif. Kusura bakmasınlar, Türkiye'yi ne zannediyorlar. Vize muafiyeti verecekler diye ülkemizin birliği, bölünmez bütünlüğünü tehlikeye atan, canlı bombalar ile infilak ettiren bu ölüm makinalarına müsamaha mı göstereceğiz. Bunlar bizim aklımız ile akılları sıra alay etmeye çalışıyor. Avrupa Birliği şunu bilmelidir ki; Türkiye'nin bağımsızlığından, toprak bütünlüğünden daha önemli hiçbir şey yoktur, Avrupa Birliği üyeliği de dahildir buna. Varsın olmaz olsun vize muafiyetleri."
Milliyet

Mhp'de Vural Depremi
MHP'de Oktay Vural depremi yaşanıyor. Muhaliflerin 656 noter tasdikli delegeyle 19 Haziran'da gerçekleştirdiği kongre sonrasında değerlendirme yapan Vural, MHP Grup Başkanvekilliği görevini bıraktı. MHP'de "Meral Akşener'in saflarına mı katılacak ya da genel başkan adayı mı olacak?" sorusuna yanıt aranırken, Vural cephesinde adaylığın daha ağır bastığı öğrenildi. Vural ise bu konuda, "Değerlendirmemizi daha sonra yaparız" yanıtını verdi. 1 Kasım genel seçimlerinden sonra siyasi partiler içerisinde en büyük tartışma MHP içinde yaşanmıştı. Parti içi muhalefete karşı bazı milletvekillerinin 'Kurultay 18 Mart 2018'dir" başlıklı deklarasyona imza atmadığı için genel merkezle arasında iplerin koptuğu iddia edilmişti. Vural'ın yakın çevresine "Süreç böyle gitmez. En başından kurultay yapılmalıydı. Parti çok yıprandı ve yıpranmaya da devam ediyor. O yüzden testi kırıldı, geri dönüş yok" dediği kamuoyuna yansımıştı. "Bir karar aldım ancak bu noktada Genel Başkan'ın tutumu kararı netleştirecek" dediği de ileri sürülmüştü. Vural, 20 Nisan tarihinde, kişisel Facebook ve Twitter hesabından "genel merkezin kurultay sürecinde tutumunu eleştiren" açıklamalar yapmıştı. Bu açıklamalar büyük yankı uyandırmış ve Vural'ın muhaliflerin safına geçeceği iddiaları ortaya atılmıştı. Oktay Vural'ın bu açıklamaları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye sorulmuş ve "Bir deklarasyon görmedim ama ne varsa basından bazı çevrelerden öğreniyoruz. Oktay Bey çok değerli bir kardeşimizdir. Meclis'te beni temsil eden grup başkanvekilidir. Onunla aramızda soğukluk olabilir mi? Nereden çıkartıyorsunuz bunları? Bizi bölmeye çalışıyorsunuz" demişti. Vural, istifa kararını ilk olarak Bahçeli'ye açıkladı. Vural istifa etmeden önce, önceki günü MHP Grup toplantısı sonrasında Bahçeli ile bir araya geldi. Görüşmede Vural gidişattan duyduğu rahatsızlığı aktardı Bahçeli de "sen zaten kararını çoktan vermiştin, hayırlısı olsun" ifadelerini kullandı. MHP kulislerinde Vural'ın, Bahçeli'nin 17 Haziran'da İzmir'de delegelerle yaptığı iftarda "Bahçeli'yi karşılamadığı, Bahçeli'nin de bu duruma tepkili olduğu ifade ediliyor.
Milliyet

'Hamas Diye Bir Şart Yok'
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için sürdürülen müzakerelerle ilgili açıklamada bulundu. KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik haberlerin hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin kalan iki şartının yerine gelmesi için görüşmelerin devam ettiğini söyledi. Bununla ilgili görüşmelerin bundan sonraki süreçte de süreceğini belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti: Bizim şartlarımız son derece sarihtir. Bu şartlar yerine getirildiği zaman ilişkileri normalleştiririz, büyükelçilerimizi geri göndeririz ve adımları atarız. Gazze üzerindeki ambargoların kaldırılması gerekiyor. Önümüzdeki ilk toplantıda anlaşmaya varılır mı, varılmaz mı, tabii bu, İsrail'in atacağı adıma bağlı. Hamas ile ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bizim başından beri Hamas ile temaslarımız gizli saklı değil. Hamas liderlerine telkinlerimiz de gizli saklı değil. Bir taraftan Ortadoğu barış sürecine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Hamas ile de temaslarımız devam edecektir. Dolayısıyla İsrail ile ilişkilerimizin normalleşmesi için Hamas diye bir şart yoktur, olamaz da.
Vatan

Ab Samimiyet Testindedir
Başbakan Binali Yıldırım, Ankara'da 22. 23. 24. ve 25. dönem milletvekillerine verilen iftarda AB'yi dürüst davranmaya çağırdı, "Türkiye'yi iç siyasetlerine alet etmesinler" dedi. Yıldırım'ın konuşmasında terörle mücadele, Avrupa Birliği ve yeni Anayasa vardı: AB şunu bilmelidir ki, Türkiye'nin toprak bütünlüğünden daha önemli hiçbir şey yoktur. Varsın, olmaz olsun vize muafiyeti. Biz yıllarca bunun mücadelesini verdik, kendi milletimizin ihtiyaçlarını görmek için yaptık, insanımızın hayat kalitesini arttırmak için yaptık ama bu kadar da uzun boylu değil, kusura bakmasın. AB'nin şimdi dürüst davranma zamanıdır. İçerisindeki problemleri Türkiye ile çözmeye çalışmasınlar, kendi işlerini düzgün yapsınlar. Türkiye'ye kimse nizam, intizam vermeye kalkmasın. Biz 53 yıl önce verdiğimiz sözün arkasındayız. Muhalefet partilerine de çağrımız şudur: Gelin Türkiye'yi bu anayasadan kurtaralım ve sistem sorununa da çözüm bulalım. Amerikan sistemini beğeniyorsa Kılıçdaroğlu ona da varız.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 117,5650-117,6411       
ABD Doları 2,8894-2,8907/ Euro3,2776-3,2799/ İngilizSterlini4,2833-4,2875

Otoyol Piyangosu
İstanbul'u İzmir'e bağlayacak olan toplam 433 kilometre uzunluğundaki Gebze- Orhangazi-İzmir Otoyolu projesinde inşaat çalışmaları sürüyor. Projesi'nin en büyük ayağını oluşturan Osmangazi Köprüsü, 30 Haziran'daki açılış törenine hazırlanıyor. Osmangazi Köprüsü sayesinde İzmit Körfezi sadece 4 dakikada geçilebilecek. Böylece hem zamandan hem de maliyetten tasarruf sağlanması planlanıyor. İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşım süresini 9 saatten 3.5 saate indirecek Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu projesinin toplam yatırım bedeli 9 milyar doları buluyor. Projenin tamamının 2019 yılında tamamlanıp devreye alınması planlanıyor. Gebze'den başlayıp Osmangazi Köprüsü'nden Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa kentlerini izleyerek İzmir'e inen Gebze- Orhangazi-İzmir Otoyolu'nun geçtiği araziler her geçen gün değerine değer katıyor. Bursa, Balıkesir, İzmir, Manisa, İzmit ve Yalova'da arazi fiyatları son 3 yılda yüzde 100'leri, hatta yüzde 300'leri bulan oranda arttı. Eva Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, şimdilerde Yalova ve Bursa'nın köylerinde ciddi bir hareketlilik olduğunu, 2019'da tamamlanacak, İzmir'e kadar olan bağlantı yolunun Manisa ve İzmir çevresindeki arazilerde de değer artışı yaratacağını söylüyor. ERA Gayrimenkul Türkiye Koordinatörü Mustafa Baygan, İstanbul–İzmir Otoyolu güzergahındaki köylerde arazi fiyatlarının, dönümü 5 bin ile 100 bin TL arasında değiştiğini belirtiyor. Gebze'den ziyade Yalova tarafındaki arazileri değerlendiğine de dikkat çeken Baygan, projenin geçeceği alanlardaki tarlaların büyük kısmı imara açıldığını da dikkat çekiyor. Proje sayesinde, Yalova ilinin İstanbul, İzmir ve Bursa gibi büyük metropollere ulaşımının kolaylaşacağını belirten Yazıcı, çevre illerden Yalova iline doğru olan iç göçün hızlanmasını beklediklerini söylüyor. Yalova'daki gayrimenkul sektörünün de ivme kazandığını belirten Yazıcı, "Bölge 3 yıldır artış trendinde ve arsa fiyatları yüzde 100'ün üzerinde artış gösterdi. Konut fiyatları Yalova'da yabancıların da ilgi duyduğu bölgelerde son 5 yılda yüzde 100'e yakın artış gösterdi" dedi. Proje kullanıma açıldığında ikinci bir dalga olarak tekrar fiyat artışları beklendiğini dile getiren Yazıcı, gayrimenkul fiyatlarının ulaşıma kolaylığına ve özelliklerine göre orta vadede yüzde 20-30 bandında değer kazanacağını belirtiyor. Yalova ve Bursa'ya yabancıların 3 yılda yoğun ilgi gösterdiğini belirten TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, Gebze- Dilovası'nın geçmişten gelen lojistik sanayi kimliğini katlayarak arttırdığını, Balıkesir'in lojistik açıdan orta vadede önem bir adres olacağını dile getiriyor. Maya, Manisa'da da sanayi alanında gelişmeler yaşanacağını belirtiyor. Yap-işlet-devret modelli proje Nurol-Özaltın-Makyol- Astaldi-Yüksel-Göçay Grubu tarafından yapılıyor.
Hürriyet

İlişkilerde 'Gaz' Sıcağı
Türkiye ile İsrail'in, Mavi Marmara'dan beri kopuk ilişkilerinin normalleşmesi için sürdürülen görüşmelerde sona gelindi. Tarafların 26 Haziran günü anlaştıklarını açıklamaları bekleniyor. Yakınlaşmanın ekonomik gerekçesi, hatta itici güçlerinden biri doğalgaz oldu. 2009'da İsrail açıklarında iki önemli doğalgaz yatağı, Leviathan ve Tamar, keşfedildi. Yuvarlak rakamlarla Leviathan'da 500, Tamar'da 300 milyar metreküp doğalgaz var. Kıbrıs açık denizinde yer alan Afrodit doğalgaz yatağı ile İsrail açıklarındaki diğer sahalarla birlikte kanıtlanmış rezerv miktarının 1 trilyon metreküp civarında olduğu belirtiliyor. Bu gazın dünya piyasalarına girmesi için en uygun yol ise İsrail, Türkiye ve Kıbrıs'ın anlaşmasıyla inşa edilecek yeni boru hatları. İşte bu da Türkiye-İsrail görüşmelerinde doğalgazı, buzları eriten faktörlerden biri olarak öne çıkarıyor. Eski müttefik iki ülke arasında yakınlaşmada, İsrail ve Kıbrıs'ı çevreleyen yüz milyarlarca dolar değerindeki kanıtlanmış doğalgaz rezervi rol oynarken, varılacak anlaşma bundan sonra doğalgaz projelerini harekete geçirebilir. İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, son olarak yaptığı bir açıklamada, "İsrail'deki ekonomik durum oldukça zorlu. Leviathan sahasını geliştirmenin önü açıldığında, bunun için yöntemlerden birinin gaz ihracatı olduğu ortaya konuldu. Yakınlardaki en cazip pazarlardan biri Türkiye ve orada büyük ekonomik çıkarımız var" dedi. Süreç pürüzsüz geçerse, İsrail gazının 2020'de Türkiye pazarına ulaşmasının gayet mümkün olduğu söyleniyor. Konuya yakın bir kaynak, İsrail'den Türkiye'ye uzanacak boru hattını ve gaz anlaşmasını özel sektör yapacak olsa dahi, projeye ilişkin kararı siyasi iradenin vermesi gerektiğini belirterek, "Türkiye'den Zorlu, Enerjisa ve Turcas gibi şirketler İsrail gazı projesi için niyet belirten şirketler. Kamudan BOTAŞ veya TPAO'nun bu projede yer alıp almayacağı henüz belli değil. Enerji Bakanlığı'nın konuyla ilgili bir rakam ortaya koyması da gerekir. Daha önce yıllık 10 milyar metreküp (bcm) gazın Türkiye'ye gelmesi konuşuluyordu. Yeniden ihraç hakkı ile bu rakam 20 bcm'e çıkartılıp, bir kısmının Türk iç pazarına sunulduktan sonra geri kalanının Türk özel sektörü veya kamu tarafından Avrupa'ya ihraç edilmesi söz konusu olabilir. Bu gaz TANAP üzerinden de Avrupa'ya verilebilir" diyor. Türkiye, toplam gaz arzı içerisinde yüzde 55'lere ulaşan Rus gazı bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. Rusya ile BOTAŞ'ın imzaladığı yıllık 4 bcm'lik Batı Hattı kontratı 2021 yılı sonunda, 16 bcm'lik Mavi Akım kontratı ise 2025 sonunda bitiyor. Türkiye'nin Ruslarla gaz anlaşmalarını yenileyip yenilemeyeceği bilinmiyor fakat arz çeşitliliği açısından Türkiye'nin yeni kaynaklara yönelmesi de sürpriz olmaz. Ancak İsrail gazının Türkiye'ye, Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşımı için Kıbrıs sorununun da çözüme kavuşması gerektiği ifade ediliyor. Konuya yakın bir kaynak şöyle konuşuyor: "Konu İsrail'le anlaşmak ile bitmiyor. Boru hattı, Güney Kıbrıs'ın münhasır ekonomik alanından geçiyor. Uluslararası deniz mevzuatına göre Güney Kıbrıs'ın boru hattına engel olma hakkı yok ama projeyi geciktirebilir. Güzergâh seçiminde Güney Kıbrıs'ın onayının alınması gerekiyor."
Hürriyet

Yerli Atak
Daha önce MİLGEM kapsamında korvet üreten Türkiye, bu defa yeni nesil sahil güvenlik gemisi için kolları sıvadı. 60-75 metre boy aralığında imal edilecek gemi 400- 700 ton veya asgari 950 ton tam yük deplasmana sahip olacak. Tamamen milli imkanlarla üretilecek '600 sınıfı' gemide, 10 tona kadar helikopterlerin iniş-kalkış yapabileceği platform da bulunacak. İlk etapta 8 tane üretilmesi planlanan sahil güvenlik gemisi, ağır deniz şartlarında münhasır ekonomik bölge ve aramakurtarma çalışmalarında kullanılacak. Gemilerin, önümüzdeki yıldan itibaren Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girmesi ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'nca peyderpey kullanılmaya başlanması hedefleniyor. İnşa edilecek gemiler, yasaların uygulatılması, kıyı sınır bütünlüğünün ve deniz güvenliğinin sağlanması, kaçakçılık ve korsanlığın önlenmesi, deniz kaynaklarının korunması, doğal afetlerde insani yardım, arama- kurtarma ve istihbarat konularında donanmanın gücüne güç katacak. Özellikle Doğu Akdeniz'de, Rumların bazı ülkelerle giriştiği doğalgaz arama faaliyetleri, Ege'de göçmen kaçakçılığı gibi olaylar, bu gemilerin gerekliliğini ortaya koymuştu. Üretilecek gemilerde, elektronik destek sisteminden arama-gözetleme radarına, silah ve sensör sistemlerinden makineli tüfeğe kadar ihtiyaç duyulan silah ve teçhizatlar bulunacak.
Türkiye

Drexıt'te Final Günü
Küresel piyasalar geri sayıma başlayarak, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkmasının yani "Brexit"in oylanacağı referandumunun sonucunu beklemeye başladı. Referandum sonucunda piyasalarda yeni denge fiyatlar oluşması beklenirken, bu aşamada sert dalgalanmalar görebiliriz. Gelişmelere baktığımızda, aslında oldukça yoğun bir gündem yaşanıyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın faiz kararı, FED Başkanı Yellen ile ECB Başkanı Mario Draghi'nin konuşmaları ve şimdi de Brexit Bu referandumun sonuçları, elbette büyük önem taşıyor. Bu nedenle de piyasalarda asıl dalgalanmanın, referandum sonrasında yaşanması bekleniyor. Referandumun bitimi sonrasında ise gözler, yine yurtiçi siyasi gelişmelere ve FED'e dönmeye başlayacak. Elbette İngiltere'nin yapacağı referandum ve sonuçlarına ilişkin iki ana senaryodan bahsetmek mümkün İngiltere'nin AB'den ayrılması beklenmiyor. Özellikle AB yanlısı İşçi Partisi milletvekili Jo Cox'un, ayrılıkçılar tarafından öldürülmesi ile tablo adeta bir anda değişti. Her iki tarafın da kampanyalarını durdurması ve son anketlerde AB yanlılarının güçlenmesi, Brexit'den olumlu sonuç çıkacağı beklentilerini iyiden iyiye güçlendiriyor. Bunun da fiyatlamalara yansıdığını gördük. Dolar/TL kuru 2.8970'li seviyelere kadar geriledi. Brexit sonucunun olumlu gelmesi halinde, kurda 2.87'lere doğru gerilemelerin yaşandığını da görebiliriz. Yabancı yatırımcıların satışları ile 77 binlere gerileyen Borsa İstanbul ise, Brexit'in ardından yatırımcıların rahatlaması ile toparlanma yaşayabilir. Endeks'te ilk hedef 80 bin seviyesi olacaktır. Borsada 15 Haziran'da 62.64'e kadar gerileyen yabancı paylarının, 63.14'lere kadar çıkması, yabancıların Brexit sonucunda olumlu senaryoyu önceden fiyatlamaya başladığını gösteriyor. Bununla birlikte şayet referandumdan İngiltere'nin AB'den ayrılması gibi bir sonuç çıkarsa, politik ve ekonomik belirsizlikler artacak, bu da fiyatların olumsuz yönde dalgalanmasına neden olacak. Bu durum, en fazla gelişmekte olan ülkeleri etkileyecektir. Gelişmekte olan ülkelerin borsalarında ve para birimlerinde satışların arttığı görülecek. Böylesi bir durumda dolar/ TL kurunda 2.95'lerin aşılarak 3 seviyesine doğru bir atağın geliştiğini görebiliriz. Borsada ise 70 binli seviyelere doğru bir satış dalgası başlayabilir. Ayrıca altında da yeni rekorların kırıldığına şahit olabiliriz.
Milliyet

Emekli Ve Memura Bayramda Zamlı Maaş
Bayramtatilinin 9 güne çıkarılmasının ardından kamu çalışanlarını bir bayram hediyesi daha bekliyor. Memur, memur emeklisi ve işçi emeklileri temmuz ayında zamlı maaş alacak. Kamu çalışan ve emeklileri 1 Temmuz'dan itibaren maaşlarını yüzde 5 zamlı olarak alırken, SSK ve Bağ-Kur emeklileri de haziran ayı enflasyon rakamlarına göre fark alacak. Türkiye Emekliler Derneği'nin hesaplamalarına bağlı yılın ilk beş aylık enflasyon rakamlarına göre yüzde 3.14'lik bir zam söz konusu. 9.5 milyon SGK ve Bağ-Kur emeklisi, haziran ayı enflasyonu eksi gelmediği takdirde maaşını yüzde 3.14 ve üzerinde zamlı olarak alacak. Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hacı Bayram Tonbul, yaklaşık 5 milyon kamu çalışan ve emeklisinin temmuz ayında toplu sözleşmeden gelen yüzde 5'lik zammı alacağını belirterek "1 Temmuz 2016 itibariyle maaşlara yüzde 5'lik artış yansıtılmış olacak. 15 Temmuz'da maaşlar ödeneceği için aradaki 15 günlük fark maaşlara ilave olarak yansıtılacak" dedi. Temmuz ayında yapılacak yüzde 5'lik artış ile birlikte en düşük memur maaşı 2 bin 38 liradan 2 bin 140 liraya çıkmış olacak. Gelecek ay yapılacak yüzde 5'lik toplu sözleşme artışıyla birlikte en düşük memur emeklisi aylığı da 1.700 liraya yükselmiş olacak. Türkiye genelinde 1.9 milyon memur emeklisi bulunuyor. 3.1 milyon da kamu çalışanı görev yapıyor. 7 milyona yakın SSK emeklisi, 2.5 milyon da Bağ-Kur emeklisi bulunuyor. Temmuz ayında toplamda 14.5 milyon memur ile işçi, Bağ-Kur ve memur emeklisinin maaşlarında farklı miktarlarda artış meydana gelecek. İşçilerin maaş artışları ise toplu sözleşmelere göre belirleniyor
Star

'Sadeleşmede Sona Geldik' Sinyali Verdi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son aylarda işlenmemiş gıda fiyatlarının olumlu seyri ve çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeye bağlı olarak TÜFE'de belirgin düşüş gözlendiğini bildirdi. TCMB'nin ekonomistlere sunumunda, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyrinin cari dengedeki iyileşmeyi desteklediği kaydedildi. Sunumda şu ayrıntılara yer verildi: "Yakın dönemde küresel oynaklıklarda bir miktar artış yaşandı. Kurul, sıkı para politikası duruşunun, temkinli makroihtiyati politika çerçevesinin ve 2015 yılı Ağustos ayında yayımlanan yol haritasında belirtilen politika araçlarının etkili bir şekilde kullanılmasının ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artırdığını değerlendiriyor. Bu doğrultuda kurul, sadeleşme yönünde ölçülü bir adım atılmasına karar verdi. " Merkez Bankası'nın sunumunu değerlendiren ekonomistler, sadeleşmede sona gelindiğini ve 1-2 toplantı sonrasında faiz indirimlerine ara verilebileceğini kaydetti. Şeker Yatırım Başekonomisti Gülay Elif Girgin TCMB toplantısından aldığı izlenime ilişkin, "Sadeleşmenin sonuna gelindiği ve 1-2 toplantıda sürecin tamamlanacağını düşünüyorum. Tahminim 2 toplantıda süreç sona erecek" dedi. Küresel koşulların elverdiği sürece TCMB'nin tek faize geçeceğini aktaran Girgin, bu tek faizin doğal olarak politika faizi olarak adlandırılacağını ve yüzde 7.5-8 aralığında olabileceği izlenimi edindiğini söyledi. Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz da TCMB'den sadeleşme açısından sona çok yaklaşıldığı ve koridorun genişliğinin 150-200 baz puan olabileceği sinyalini aldığını belirtti.
Vatan

Hapisten Kaçış Yok.
İş dünyasında sıkıntılara yol açan karşılıksız çek ve iflas ertelemeye ilişkin düzenlemeler Meclis tatile girmeden çıkacak. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, ticari hayatla ilgili önemli bir değişikliğin yakında hayata geçeceğini söyledi. Tüfenkci ödenmeyen çeke hapis cezası uygulamasının yeniden başlayacağını belirtti. Bülent Tüfenkci CNN Türk'te katıldığı canlı yayında, ödenmeyen çek için 6 ay ile 1 yıl arası hapis cezası verileceğini ve cezanın ertelenmeyeceğini söyledi. Tüfenkci, Meclis tatile girmeden gerekli düzenlemenin maliye paketi ile birlikte yasalaşacağını kaydetti. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, iflas erteleme düzenlemesine de son şeklinin verildiğini belirterek, en kısa zamanda TBMM'ye sevk edilip tatilden önce yürürlüğe girecekğini duyurdu.
Vatan

Dünya
İngiltere, Ab'nın Kaderını Oyluyor
İngiltere'nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda bugün düzenleyeceği referandum sadece bu ülkenin değil tüm Avrupa projesinin geleceğini etkileme potansiyeline sahip. Referandumdan çıkan sonuç ne olursa olsun AB açısından değişim kaçınılmaz hale gelecek. Bu değişimin hızını ve boyutunu ise referandumun sonucu belirleyecek. İngiltere'nin AB'de kalma kararı alması durumunda yumuşak ve daha yavaş değişim süreci, AB'den çıkış (Brexit) kararı alması halinde ise daha hızlı ve radikal değişim yaşanacak. İngiltere'nin AB'de kalması halinde bu kararın 'az farkla mı çok farkla mı' alındığı belirleyici olacak. Her iki durumda da AB'de bazı değişimler yaşanacak olsa da nüansları oy farkı etkileyecek. Muhtemel gelişmeler şöyle: İngiltere Başbakanı David Cameron'ın şubat ayında AB ile yürüttüğü ve Euro Bölgesi, ekonomik yönetişim, rekabet, egemenlik ve serbest dolaşım ayakları üzerine oturttuğu müzakerelerde varılan anlaşmanın unsurları hayata geçirilmeye başlanır. AB'de kalma kararı çok farkla alınırsa bu unsurlar daha hızlı ve daha az dirençle karşılaşılarak devreye sokulur. Karar az farkla çıkarsa süreç daha yavaş işleyebilir. İngiltere'nin AB ile vardığı anlaşma diğer ülkeler tarafından da talep edilmeye başlanabilir. Bu durumda AB belli adımlar atmak zorunda kalabilir. İngiltere'nin genişleme konusunun da aralarında olduğu bazı politikalarını gözden geçirmesi kaçınılmaz olabilir. Mevcut yaklaşımlarından daha sert politika izleyebilir. Seçmen açık arayla AB'de kalma kararı alırsa İngiltere mevcut politikasını sürdürülebilir. Londra yönetimi karar alma mekanizmalarında çok daha aktif bir pozisyon alabilir. Başbakan Cameron'ın Avrupa ile ilişkilerinde kendi kamuoyuna yönelik eli nispeten rahatlar. Brexit, yani ayrılma kararı alınması halinde AB'nin kimyası kaçınılmaz şekilde değişecek. Muhtemel gelişmeler şöyle: AB'nin ilk hamlesi Brexit'in domino etkisi yaratmasını engellemeye çalışmak olur. Fransa'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda AB ülkesinde popülist partilerin güç kazanmaya devam etmesi dikkate alınarak, Brexit örneğinin izlenmesini engellemek amacıyla radikal adımlar atılabilir. Brexit etkisi altına girme riski en yüksek ülkelerden biri Fransa. Brexit'in İngiltere açısından fazla sorun yaratmadığı bir durum oluşması halinde Fransa'nın çıkışını savunan aşırı sağın iktidara ulaşması şehir efsanesi olmaktan çıkabilir. Bu da Avrupa projesini yaşamsal bir sorunla karşı karşıya bırakabilir. Brexit, bazı AB ülkelerinde ekonomi alanında çok olumsuz sonuçlar doğuracağından ekonomik ve sosyal şoklar olabilir. Bunlar da yeni krizleri tetikleyebilir.
Hürriyet

Geniş Nato Devriyesine Türkiye'den Ret
NATO içinde özellikle Almanya'nın, Türkiye'den AB'ye kaçak giriş yapacak göçmenlere karşı Ege Denizi'nde NATO gemilerince bir süredir yürütülen önleme faaliyetlerinin bazı alanlarda Türkiye sahilleri yakınlarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi talebine Ankara olumsuz bakıyor. Ankara, Ege'deki NATO faaliyetlerinin daha genş bir alana yayılmasına karşı çıkılmasına gerekçe olarak, Türkiye'nin özellikle AB ile varılan mutabakat sonucu kaçak geçişleri önlemek için gereken her türlü önlemi alması ve kaçak geçişlerin geçen yılla karşılaştırıldığında çok ciddi boyutlarda azalmasını gösterdi. Yetkililer, söz konusu talebin, "Türkiye kendi egemenlik alanında organize suç örgütleriyle yeterince mücadele etmiyor" izlenimi yarattığına da dikkat çekerek, bunun kabul edilemez bir tutum olduğunu vurguladılar. Diplomatik kaynaklar, NATO'nun Ege'de kaçak göçmenlerin geçişini önlemenin yanısıra, ittifak üyesi Türkiye'yi yönelik tehdit içeren unsurlara karşı da önlemler düşünmesi gerektiğini savundular. Bir diplomatik kaynak, "Eğer müttefikler ittifakın güvenliğini düşünüyorlarsa, NATO üyesi Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehditler dikkate alınmalı. IŞİD'e kaşı ABD'nin çok namlulu füze sistemi HIMARS'ı istedik, gelmedi. Ermenistan'da ve Suriye'de Rusya varlığının artması NATO'yu tehdit eder boyutta değil mi" dedi. Almanlar, alternatif göç yollarının kapatılması için NATO gemilerinin faaliyet alanının genişletilmesini gündeme getirmişti.
Hürriyet

Hamas Olmadan Kalıcı Bir Barış Sağlanamaz!
Türkiye-İsrail arasında yürütülen normalleşme sürecine yönelik nihai anlaşmanın imzalanmasına ramak kaldığı, ancak İsrail tarafından Türkiye'nin Hamas'la bağlantıyı kesmesi yönünde bir şartının bulunduğunun ileri sürülmesi üzerine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'ndan tepki geldi. Çavuşoğlu, "Bizim şartlarımız son derece sarihtir. Bu şartlar yerine getirildiği zaman ilişkileri normalleştiririz, büyükelçilerimizi geri göndeririz ve adımları atarız. Öncelikle Gazze üzerindeki ambargoların kaldırılması gerekiyor" açıklamasını yaptı. Çavuşoğlu şöyle devam etti: "İsrail'le anlaşmaya varılır mı, varılmaz mı, tabii bu, İsrail'in atacağı adıma bağlı. Hamas ile temaslarımız gizli saklı değil. Hamas olmadan kalıcı bir barışın olmadığını bugün İsrail de kabulleniyor. Dolayısıyla bundan sonra da Hamas'a gerek El Fetih ile Filistin içinde birlik ve beraberliğin devam etmesi ve gerekse Orta Doğu barış sürecine katkı sağlamak bağlamında Hamas ile de temaslarımız devam edecektir. İlk temasa geçtiğimiz zaman tepki gösteren ülkeler bile bizim ne yapmak istediğimizi, İsrail dahil çok rahat bir şekilde anlamıştır. Dolayısıyla İsrail ile ilişkilerimizin normalleşmesi için Hamas diye bir şart yoktur, olamaz da."
Türkiye

Türkiye, Alman Müsteşarın Ziyaretine 'İzin Vermedi'
Alman Der Spiegel dergisinin haberine göre, Türkiye Haziran ayının ortasında İncirlik Üssü'ndeki Alman askerlerini ziyaret etmek isteyen Almanya Savunma Bakanlığı Müsteşarı Ralf Brauksiepe ve beraberindeki heyete izin vermedi. Haberde, Türkiye'nin müsteşarın ziyaretine izin verilmemesine gerekçe olarak, Alman Meclisi'nin 2 Haziran'da aldığı 'soykırım' kararını gösterdiği belirtildi. Spiegel, Brauksiepe'ye ziyaret yasağı gelmesinin Türkiye ve Almanya arasında siyasi krize neden olduğunu yazdı. Alman Savunma Bakanlığı yetkilileri, Türkiye'nin ziyarete izin vermemesini 'NATO partnerinden kaba bir eylem' olarak değerlendirdi. Brauksiepe'nin politikacılar ile birlikte İncirlik'i ziyaret etmeyi planladığı belirtildi. Türkiye, Alman Meclisi'nin soykırım kararının ardından Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu Ankara'ya çağırmış, bir grup Alman gazetecinin İncirlik'i ziyaret etme talebini son anda geri çevirmişti. Almanya, İncirlik Üssü'nde kendisine ait bir bölüm inşa etmek isterken, 'soykırım' tasarısı nedeniyle Türkiye'nin İncirlik müzakerelerini yavaşlatmak isteyebileceği belirtiliyor.
Milliyet

Tatvan'da Polis Noktasına Saldırı
Tatvan-Van Karayolu üzerindeki Çağlayan Mahallesi girişinde bulunan polis kontrol noktasına sabah 10.00 sıralarında araçla gelen PKK'lı teröristler saldırdı. Çevresi beton bloklarla çevrili zırhlı araçta görev yapan polislerin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada, üç terörist öldürüldü. Çatışmada çevreden geçmekte olan mahalle sakinleri 54 yaşındaki Ahmet Aslan ile 50 yaşındaki Muhittin Acar yaşamını yitirdi, iki kişi de yaralandı. Yaralılar bölgeye sevk edilen ambulanslarla Tatvan Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken biri yaralı olabileceği belirtilen iki teröristin yakalanması için geniş çaplı operasyon başlatıldı. Bitlis Valisi Ahmet Çınar da Tatvan Kaymakamı Murat Erkan ile olay yerinde inceleme yaptı. Yapılan inceleme sonrası açıklamalarda bulunan Çınar, 3 PKK'lının etkisiz hale getirildiğini ve 1 vatandaşın hayatını kaybettiğini söyledi. Teröristlerin elinde law silahı da bulunduğunu belirten Çınar şöyle devam etti: "Polis kontrol noktasına bir sivil araçla 4 ya da 5 kişi olduğu tahmin edilen teröristler saldırı düzenledi. Polislerin anında karşılık vermesi suretiyle üç terörist etkisiz hale getirildi. Biri yaralı olduğu bilinen iki terörist takipte. Beş kişi olma ihtimalleri var. Arkadaşlarımız son çalışmalarla bunu tespit edecek. Bİr sivil vatandaşımız olay yerinde vefat etti, üç vatandaşımız da ağır yaralı. Bunlar tamamen teröristlerin bilerek görerek ateş etmeleri sonucu vefat eden ve yaralanan vatandaşlarımızdır. Bu yüzden çok üzüntülüyüz. Polis arkadaşlarımıza ve diğer güvenlik güçlerimize çok şükür hiçbir şey olmadı. Ben bu kahraman polislerimizi tebrik ediyorum. Ayrıca polis noktasındaki arkadaşlarımızın fark etmesi üzerine ellerinde law silahı, roketatar, el bombaları ve uzun namlulu silahlar olduğu halde teröristler sadece, el bombası ve uzun namlulu silahlar kullanabilmişlerdir. Bölgede operasyon sürüyor."
Milliyet

Pyd Fiyaskosu
Başta ABD olmak üzere, Rusya ve bazı NATO ülkelerinden askeri destek alan terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD, örgüt için bir meşrulaşma sürecine dönen Rakka ve Menbiç operasyonlarında terör örgütü DAEŞ'e karşı yenilgiler almaya başladı. En son, Menbiç yakınlarında DAEŞ'li teröristler DSG güçkerine bağlı Menbiç Askeri Meclisi üyelerine karşı ani taarruz başlattı, en az 28 Askeri Meclis üyesini öldürerek kentin güneyinde üç köyü geri aldı. Suriye'de Kürt liderleriyle görüşmeler yapan Hak- Par kurucusu İbrahim Güçlü, PYD projesinin askeri ve demokrasi fiyaskosu ile sonuçlandığını, çözülme sürecine girdiğini söyledi. Kuzey Suriye'de PYD safında savaşan Kürtlerin, örgütün gerçek yüzüyle tanışınca gruplar halinde Kuzey Irak'taki Barzani yönetimine sığınmaya ya da Türkiye'ye kaçmaya başladığına dikkat çeken İbrahim Güçlü, "PYD içinde savaşan Kürtler tepkili. Suriyeli Kürtler, geçici bir süre PYD tarafından aldatılsalar bile, artık, örgütün zulüm ve işkencelerine karşı hareket etmeye başladılar" şeklinde konuştu. İbrahim Güçlü, ABD'nin "PYD'yi kara gücü" olarak meşrulaştırma çabalarının da fiyasko ile bitmek üzere olduğunu kaydetti ve DAEŞ'in değil temizlenmek hatta son günlerde 'ilerlemeye' başladığını belirtti. PYD egemenliğine geçen bölgelerin bölgedeki Kürt halkı için eziyete dönüştüğünü belirten İbrahim Güçlü, şunları söyledi: "PYD'nin Kürtler için ne yaptığına bakalım? Rojova'yı mı korumuş yoksa Kürtler için yeni zindan mı kurmuşlar görelim. PKK ve PYD, kendileri için yeni bir sistem kuruyor. Kürtler, mazlum bir millet olarak nerede ve nasıl mücadele edeceklerini bilmeli". Geçen hafta, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 150 kadar Suriyeli Kürdün bölgede PYD'nin kurduğu baskı ortamı nedeniyle Türkiye'ye kaçtıklarını belirtmişti.
Star

Fransızlar Işid'i Petrolle Besledi
Fransa'nın saygın gazetelerinden Le Monde'un şirket içi yazışmalar ve belgelere dayanarak verdiği habere göre Suriye'de çimento üretimi yapan Lafarge, Suriye'nin kuzeyindeki Celabiye kentinin IŞİD'in eline geçmesiyle 2013-2014 yılları arasında işlerini sürdürebilmek için örgütle işbirliği içine girdi. 2010 yılında faaliyete geçirip Ortadoğu'daki en önemli üretim tesisi haline gelen fabrikada işler 2013'te IŞİD'in bölgeyi ele geçirmesiyle birlikte tersine döndü. Fabrika üretimini sürdürebilmek için örgütle temas kurdu. IŞİD'le aracılar üzerinden görüşerek üretimin sürekliliğinin sağlanması için pazarlık başlatıldı. Rakka'nın 2013'te, Menbic'in de 2014'te örgütün eline geçmesiyle malzeme ve işçilerin kontrol noktalarından güvenli geçebilmesi için bir yol arayan Lafarge örgüte bir 'arabulucu' gönderdi. Arabulucunun IŞİD'le randevuları için Le Monde'a göre içlerinde Gaziantep'in de bulunduğu Ürdün, Suriye ve Türkiye'deki kentlerde mekik dokundu. Aynı arabulucu Lafarge'ın Suriye'deki CEO'suna Haziran 2014'te "IŞİD 2500 çalışanın listesini istiyor. Birkaç gün için izin almaya çalıştım ama reddettiler" diye yazdı. Çeşitli görüşmeler sonrasında elde edilen anlaşmayla IŞİD ve Lafarge, fabrikanın üretiminin durmaması için bir yıllık işbirliği yaptı. Anlaşmanın içinde sadece kontrol noktalarından geçişe izin verilmesi değil, aynı zamanda IŞİD'e petrol hammaddesi için yüksek miktarda para ödenmesi de vardı.
Vatan

POLİTİKA

İstemiyoruz
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Türkiye'de ilk kez Yargıtay ve Danıştay hâkimlerinin kanunla azledildiğini belirterek "Yargıda, cemaatçi bir yapılanma istemiyoruz. Reisçi bir yapılanma istemiyoruz" dedi. Yüksek yargıyı şekillendiren tasarıya ilişkin basın toplantısı düzenleyen Feyzioğlu özetle şunları söyledi: "Biz yargıda, cemaatçi bir yapılanma istemiyoruz. Biz yargıda reisçi bir yapılanma istemiyoruz. Biz yargıda şucu ya da bucu bir yapılanma istemiyoruz. Türkiye'de ilk yapılacak şey, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısını uzlaşmayla değiştirmek, yargı üzerinde siyasi parti etkisini tamamen ortadan kaldırmak ve ardından layık olanın layık olduğu göreve gelmesi şeklinde tanımladığımız bir sistemi, hâkim tarafsızlığını, adil yargılamayı ve hâkimin hesap verebilirliğini de sağlayacak şekilde hep birlikte yazmak. Kaygımız, 'cemaatçi yapılanmayı temizliyoruz' iddiasıyla siyasi iktidara tam anlamıyla bağlı hale gelecek yeni bir yüksek yargının oluşturulacağıdır. Bu kaygımızı gidermenin yolu, içi boş sözler vermek, hamasi nutuklar atmak değildir. Bu kaygının giderilmesinin yolu HSYK'nın uzlaşmayla değiştirilerek 78 milyona güvence verir hale getirilmesidir. Çok hızlı yapılan bir değişiklik. En büyük sakınca, bu hususların kapalı kapılar ardından ve bir yarış gibi yapılıyor olması. Milli iradeden her gün dem vuranlar, milli iradenin oluşumunu güvenceye alacak, bilinen en etkili yöntem olan yargıç güvencesini tartışmaya açmalıdırlar. Yapılan iyidir ya da kötüdür bunu konuşmuyorum. Ama yapılan toplumun tartışmasına, söz söylemesine açılmaksızın alelacele, 'ben yaptım oldu' zihniyetiyle ortaya bir şey çıkarmaktır. Bu yöntemle ne yapılırsa yapılsın, dünyanın en güzel düzenlemesi de yapılsa sakıncalıdır. YSK güvencesinin olmadığı konuşulmaya başlanırsa ülkede işte o artık bir Rusya tipi, bir Suriye tipi, bir Saddam'ın Irak'ı tipi bir başka modelin gelmesi anlamına geliyor. (Yargıtay Başkanı'nın 12 yıl süre sınırlamasına tepkisi) Tasarıdaki tek eksikliği Yargıtay hâkimliklerinin 12 yılla sınırlanmasında bulmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Keşke hiçbir şey demeseydi. Bir ülkede yüksek mahkemenin hâkimlerini, kuvvetler ayrılığı ilkesi olmasına rağmen yasama organı azledebiliyorsa o ülkenin yüksek hâkimleri yasama organına tabi kılınmıştır. Yasama organının da yürütmenin etkisinde olduğunu tartışmaya bile gerek yok. Kanunla yüksek hâkimlerin azli, Yargıtay ve Danıştay'ın doğrudan doğruya fiili gücü elinde tutan kişiye bağlanması anlamına gelir. Sadece Türkiye'de buna kafa yoranların değil, dünyada Türkiye ile ilgilenen herkesin kaygısı, bu yasa çıkıp yeniden atamalar yapıldığında Yargıtay ve Danıştay'ın yapısının Başbakan gibi yetki kullanan Cumhurbaşkanı tarafından şekillendirileceğidir.
Hürriyet

Avrupa'yla Müzakereyi Millete Sorarız
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AB Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker'in açıklamalarına tepki göstererek, "Ey Avrupa Birliği siz bizi halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olduğu için kabul etmiyorsunuz. Ayrımcılık bunlarda var. Sayın Komisyon Başkanı rahat olsun. Biz kalkarız İngilizlerin yaptığı gibi biz de bir kamuoyu araştırmasına milletimiz ile gideriz. 'AB ile müzakerelere devam mı, tamam mı' diye sorarız. Milletim devam derse biz de devam ederiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin 2015-2016 akademik yılı mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker'in açıklamalarını tepki göstererek şöyle konuştu: "Türkiye'ye yönelik bir başka güya uyarıyı da AB Komisyonu Başkanı yapmış. Komisyon başkanı demiş ki; 'Eğer Erdoğan ciddi şekilde geri kabul anlaşmasını uygulamama yoluna giderse o zaman Türklere niçin Avrupa'ya vizesiz seyahat imkânı verilmediğini Türk halkına kendisi anlatmak durumunda kalır.' Ey! başkan sen Türk milletini tanımadın be. Tanımadın. Bu millet, oradan gelecek vizeymiş, geri kabulmüş bunların peşinde değil. Siz şu anda tam manasıyla Türkiye'nin peşindesiniz. Eğer Türkiye kapıları açar da bu mülteciler Avrupa'ya doğru yürürse bizim halimiz ne olacak diye düşünüyorsunuz. Ve tutuştular. İşte Edirne'de 60 bin kişi toplandı. Tutuştular. Acaba bunlar Bulgaristan'a, Yunanistan'a doğru gidecekler mi diye. Biz 3 milyona ev sahipliği yapıyoruz. Geri kabul vs. bütün bunlar sizin ne kadar sözünüzde durmaz insanlar olduğunuzu gösteriyor. Anlaşmaları yaptık kayıtlarda var verdiğiniz sözde durmuyorsunuz. Erdoğan bu çirkin yüzünüzü ortaya koyduğu için çılgına dönüyorsunuz. Onun için de Erdoğan'dan nasıl kurtuluruz diye bunun çalışmaları içerisindesiniz." Alıyorsunuz. Bölücü terör örgütünün arkasında olduğu örgüt elemanlarını parlamento binanızın içerisinde duvarlara astığınız o terör örgütünü paçavraları önünde resim çektiriyorsunuz. Ama biz o değiliz teröre karşıyız dediysek sonuna kadar karşısıyız. Ama siz samimi değilsiniz. Biz İngiltere gibi de değiliz. Yarın referan dum yapıyorlar. AB'den çıkalım mı çıkmayalım mı? Bize de sinyal gönderiyorlar. 3 bin yılına kadar Türkiye'nin AB'ye girmesi mümkün değil. Bir araya geldiğimiz Cameron, sen böyle konuşmuyordun. 'Her zaman yanınızdayız. Bir an önce Türkiye'nin AB'ye girmesi için her türlü gayreti gösteriyoruz' diyordun. Ne oldu şimdi? İşte bu. Bunların yapısı bu. Yarın bizi gerekçe göstererek kampanyayı öyle sürdürüyorlar görüyorsunuz. Oradan AB'den çekilmeme kararı çıkacak. Ben şimdiden size söylüyorum. Ondan sonra diyecekler ki; ne yapalım, İngilizler böyle istedi. AB'den çekilmedik, yola devam ediyoruz. Eee hayırlı olsun devam edin zaten oradasınız.
Hürriyet

'Özür Ve Tazminat Söz Konusu Değil'
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, dün, Habertürk televizyonunda katıldığı programda Rusya ile ilişkiler konusunda, "Burada, özür, tazminat türü bir şey söz konusu değil. Ama biz üzüntümüzü zaten ifade ettik. Rus tarafının da Türk tarafının da hassasiyetlerini dikkate alacak bir orta yol bulmak elbette mümkündür. Hemen bugünden yarına bir size müjde verebilir miyim? Bunun için erken" dedi. Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gezi Parkı ile ilgili açıklamasına ilişkin olarak, "Aslında bu bir tartışmaya davet çağrısı bir anlamda. Ama birilerinin de 'Bakın yeniden bir Gezi istiyorlar, insanları sokaklara dökmek istiyorlar' tarzı tepkisini de biz anlamakta zorlanıyoruz" ifadesini kullandı. İsrail ile 26 Haziran'da yapılacak görüşmeye ilişkin Kalın, "Türkiye'nin taleplerinin karşılanması noktasında özür ve tazminat konusunda ciddi mesafe alınmıştı. Uzun müzakereler sonucunda Gazze ablukasının nasıl aşılacağı konusunda da belli bir noktaya gelindi. Zannediyorum bu Gazze halkını da memnun edecek, onların da nefes almasını sağlayacak bir dönemin kapısını aralayacak" diye konuştu. Almanya ile ilişkilerde yaptırım olacak mı? sorusu Kalın şu cevabı verdi: "Madem hukuki anlamda bağlayıcılığı yok, Alman hükümetinden beklentimiz bu ayırımı kendilerinin de ifade etmesi. Öbür tarafta Türk halkına karşı yapılan böyle bir haksız ithamı da sessiz sedasız geçiştirmemiz mümkün değil. Dolayısıyla Alman hükümeti bu karar ile kendisi arasına bir mesafe koyabilir. Kendisi açısından bağlayıcılığı olmadığını ifade edebilir. Türkiye'nin beklentisi bu yöndedir."
Milliyet

'Varsın Olmaz Olsun Vize Muafiyetleri'
Başbakan Binali Yıldırım, Ak Parti'den 22, 23, 24 ve 25. dönemlerde milletvekilliği yapmış isimlerle iftarda bir araya geldi. Yıldırım, şu mesajları verdi: "AB yolculuğumuz var yarım asrı geçti, 53 sene. Şimdi vize muafiyeti var, bu anlaşmayı 2013 yılında Egemen Bey, Ahmet Bey oturup bunları konuştuk. Tam karar beklerken bir ses geldi AB'den. Efendim terörle mücadele kanunun değiştirmeniz lazım. Niye? teröristlere çok sert muamele yapıyormuşuz, onlara biraz daha insancıl muamele yapalım. Yani yaşlıları gençleri öldüren gençlere gül verelim. Akla ziyan bir teklif. Kusura bakmasınlar, Türkiye'yi ne zannediyorlar. Vize muafiyeti verecekler diye ülkemizin birliği, bölünmez bütünlüğünü tehlikeye atan, canlı bombalar ile infilak ettiren bu ölüm makinalarına müsamaha mı göstereceğiz. Bunlar bizim aklımız ile akılları sıra alay etmeye çalışıyor. Avrupa Birliği şunu bilmelidir ki; Türkiye'nin bağımsızlığından, toprak bütünlüğünden daha önemli hiçbir şey yoktur, Avrupa Birliği üyeliği de dahildir buna. Varsın olmaz olsun vize muafiyetleri."
Milliyet

Mhp'de Vural Depremi
MHP'de Oktay Vural depremi yaşanıyor. Muhaliflerin 656 noter tasdikli delegeyle 19 Haziran'da gerçekleştirdiği kongre sonrasında değerlendirme yapan Vural, MHP Grup Başkanvekilliği görevini bıraktı. MHP'de "Meral Akşener'in saflarına mı katılacak ya da genel başkan adayı mı olacak?" sorusuna yanıt aranırken, Vural cephesinde adaylığın daha ağır bastığı öğrenildi. Vural ise bu konuda, "Değerlendirmemizi daha sonra yaparız" yanıtını verdi. 1 Kasım genel seçimlerinden sonra siyasi partiler içerisinde en büyük tartışma MHP içinde yaşanmıştı. Parti içi muhalefete karşı bazı milletvekillerinin 'Kurultay 18 Mart 2018'dir" başlıklı deklarasyona imza atmadığı için genel merkezle arasında iplerin koptuğu iddia edilmişti. Vural'ın yakın çevresine "Süreç böyle gitmez. En başından kurultay yapılmalıydı. Parti çok yıprandı ve yıpranmaya da devam ediyor. O yüzden testi kırıldı, geri dönüş yok" dediği kamuoyuna yansımıştı. "Bir karar aldım ancak bu noktada Genel Başkan'ın tutumu kararı netleştirecek" dediği de ileri sürülmüştü. Vural, 20 Nisan tarihinde, kişisel Facebook ve Twitter hesabından "genel merkezin kurultay sürecinde tutumunu eleştiren" açıklamalar yapmıştı. Bu açıklamalar büyük yankı uyandırmış ve Vural'ın muhaliflerin safına geçeceği iddiaları ortaya atılmıştı. Oktay Vural'ın bu açıklamaları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye sorulmuş ve "Bir deklarasyon görmedim ama ne varsa basından bazı çevrelerden öğreniyoruz. Oktay Bey çok değerli bir kardeşimizdir. Meclis'te beni temsil eden grup başkanvekilidir. Onunla aramızda soğukluk olabilir mi? Nereden çıkartıyorsunuz bunları? Bizi bölmeye çalışıyorsunuz" demişti. Vural, istifa kararını ilk olarak Bahçeli'ye açıkladı. Vural istifa etmeden önce, önceki günü MHP Grup toplantısı sonrasında Bahçeli ile bir araya geldi. Görüşmede Vural gidişattan duyduğu rahatsızlığı aktardı Bahçeli de "sen zaten kararını çoktan vermiştin, hayırlısı olsun" ifadelerini kullandı. MHP kulislerinde Vural'ın, Bahçeli'nin 17 Haziran'da İzmir'de delegelerle yaptığı iftarda "Bahçeli'yi karşılamadığı, Bahçeli'nin de bu duruma tepkili olduğu ifade ediliyor.
Milliyet

SPOR

EURO 2016'da İtalya, İrlanda'ya 1-0 kaybetti. Lider çıkan İtalya, aldığı mağlubiyetle Türkiye'nin son 16'ya çıkma umutlarını bitirdi. 85 dakika maçı berabere götüren İtalyanlar, son 5 dakika dayanamayınca, ay-yıldızlılar evine dönmek zorunda kaldı. Liderliği garantileyen İtalya, rotasyonlu kadrosuyla rahat bir maça çıktı. Belçika'dan fark yiyen İrlanda ise Long, Murphy ve Hendrick gibi hücumcularla 4-2-3-1'i kullandı. 10'da da Hendrick'in uzaktan şutu ilk tehlikeydi. Oyunu rolantide tutan İtalya, oyunu kendi alanında kabul etti. Bu sırada da 45 dakika boyunca kaleci Sirigu kenar ortalarında 5 tehlike önledi. İ k i n c i yarıda İrlanda baskısı gelirken, İtalya defansı ve kaleci Sirigu iyi direndi. 75'ten sonra ön alana çıkan İtalya, 77'de Insigne ile direkleri dövdü. Hoolohan, 84'te İrlanda adına hayati bir gol kaçırdı, Sirigu'yu aşamadı. Ancak 85'te Brady hemen yanıt verip, kafayla ağları buldu: 1-0.
Milliyet


Gökhan Gönül'le anlaşamayan Fenerbahçe'nin yeni sağbeki Hollanda'dan. İki gün önce model eşi Rose Bertram'la birlikte İstanbul'a davet edilen Gregory van der Wiel'in Sarı-Lacivertli kulüple her konuda anlaşmaya vardığı ortaya çıktı. 28 yaşındaki sağbekin imzaladığı sözleşmenin kulüp kasasına konduğu öğrenildi. Hollandalı oyuncu, tatil için ABD'ye hareketinden önce gazetecilerin "Fenerbahçe'yle anlaştın mı?" sorusuna "Yakında göreceksiniz" demekle yetindi. Wiel'in "İstanbul büyük ve harika bir şehir. Asya ve Avrupa yakalarını, her tarafı gezdim. Tekne turu ile boğazı gezdim. Baklava yedim. Seyahat iyi geçti" şeklindeki sözleri Fener'in transfer teklifini kabul ettiği şeklinde yorumlandı. Yıllık 2.3 milyon euro talep Wiel'in pazarlıklar sonucu 1.8 milyon eurodan 3 yıllık sözleşmeyi kabul ettiği ortaya çıktı. 20 bin euro maç başı ödenecek ve Boğaz'da villa tutulacak olan tecrübeli sağbekin 1 milyon euroluk imza parasından da vazgeçtiği bildirildi. Öte yandan L'Equipe, PSG'nin Wiel'e yıllık 3-3.5 milyon euro arası bir teklif yaptığı ve anlaşmaya yakın olduğunu iddia etti.
Star


Galatasaray, Bursaspor'dan transfer ettiği Serdar Aziz ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. Florya'daki törende açıklamalar yapan 25 yaşındaki milli oyuncu, adının uzun süre Beşiktaş ile anılmasına rağmen transferin gerçekleşmemesini yorumlarken "Galatasaray'ın uzun zamandır benimle ilgilenmesi transferde büyük bir etken. Birçok takımdan teklif aldım, hangi takımlar olduğu önemli değil" dedi. Beşiktaş'lı yönetici Metin Albayrak'ın "Biz Serdar'ı değil, Serdar bizi istiyor" sözlerinin, Aziz'in G.Saray'ı tercih etmesinde büyük rol oynadığı ileri sürüldü. Serdar GS TV'ye yaptığı açıklamada ise herkesin kendisini G.Saraylı olarak bildiğini söyledi. "Mücadele etmek ruhumda var" diyen Aziz, Galatasaray için elinden geleni fazlasıyla yapacağını dile getirdi. Yıldız futbolcu, sakatlığının hızla düzeldiğini, yeni takımıyla idmanlara başlayacağını da sözlerine ekledi.
Star


beşiktaş Başkanı Fikret Orman, önceki akşam Vodafone Arena'da verilen iftar sonrasında basın mensuplarıyla sohbet etti. Birçok konuya açıklık getiren Orman'ın açıklamaları şöyle: "UEFA'nın uyguladığı Finansal Fair Play kuralları bizim için bir şans. Bu kurallar kurallar olmasa daha çok para harcayabilirdik. UEFA denetimi büyük fırsat oldu. Kurallar bizi daha çok araştırmaya, daha sıkı pazarlık yapmaya yöneltti." "Gündemimizde birçok oyuncu var ama kimse büyük beklentiler içine girmemeli. UEFA'nın çok sıkı denetimi altındayız. Oyuncu satmadan bonservis parası ödeyerek futbolcu transfer edemeyiz. Geçen sezon Demba Ba, Atınç ve Ersan'ı sattık, o yüzden rahattık. Ama 30 Mayıs'ta UEFA geçen sezonun defterini kapattı, bu sezon yeni bir defter açtı." "Kuralları çiğneyip bonservisli oyuncu alırsak esame listesine yazamayız, oynatamayız. Yani antrenmana topçu almış oluruz. Sponsorlar bile bize oyuncu alsa UEFA yine kabul etmiyor 'Futboldan gelen gelirle oyuncu alacaksın' diyor. Durum bu kadar açık ve net." "Futbol takımımız için geçen sezon 55 milyon Euro civarında bir harcamamız olmuş. Şu an bu sene de aşağı yukarı aynı rakamlar ödenecek gibi gözüküyor. Ama biz bunu daha da aşağı çekmek için uğraşıyoruz." "Takımda 2 yabancı kaleci sıkıntı yaratır mı, yaratmaz mı sorusu çok gündemde. Öncelikle şunu söyleyeyim, Boyko gitmek istemiyor. Zaten şu ana kadar bizim 'düşünelim' diyebileceğimiz bir teklif de yok. Gelecek sezon Tolga, Boyko ve Fabricio çok büyük bir rekabete girecek, burada kazanan da Beşiktaş olacak."
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme