24 Haziran 2016 Cuma

24.06.2016 Gündem Haberleri



24.06.2016 Cuma

GÜNDEM

Terör Bumerang Gibi Döner Onları da Vurur 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki iftarda kanaat önderleriyle bir araya geldi. Erdoğan yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: "Bu coğrafyada, son 600 yıldır hep aynı devletin çatısı altında yaşadık. Kim der ki bu coğrafyada sömürgecilik izi vardır. Vallahi yalan söylüyorlar. Kim der ki, bu coğrafyada asimilasyon işareti vardır, vallahi iftira ediyordur. Kim der ki, ötekileştirme, ikinci sınıf, insan veya vatandaş muamelesi yapma ayıbı vardır. Dünyanın hiçbir yerinde dikensiz gül bahçesi misali bir devlet yönetimine rastlayamazsınız. Bugün Almanya'da olanları duydunuz. Fransa ne halde görüyorsunuz. Amerika'da olanları gördünüz. Dünya farklı bir geleceği doğru arayışın içinde yürüyor. Terörü savunmak mümkün mü? Ama hep, teröre karşı amansız bir mücadele sürdüren Türkiye'ye sessiz kalanlar, şunu bilmeli dedik; bir gün bu terör bumerang gibi döner onları da vurur dedik. İşte buyurun. Daha da bulur. Eğer sen teröristlere yataklık yaparsan, teröristleri vermen gereken yere vermezsen, mali destek verirsen, kapılarını açar onların paçavralarını AB'nin binasının duvarlarına asmaya kalkarsan, bilesin ki bunlar iyi günlerdir daha kötü günler gelecektir. Daha beter günler gelecektir. Biz damdan düştük, görmediler. Çoğunuz Güneydoğu bölgemizde yaşıyorsunuz. Şu belediye hizmetlerinden memnun olmanız mümkün mü? Alt, üst yapısından memnun musunuz? Onlar eline geçen parayı 'Ben dağa nasıl ulaştırırım, Kandil'e nasıl ulaştırırım?' bunun gayreti içerisindeler. Ama bugünler onların iyi günleri, onu söyleyeyim. Bunların bedelini ödeyecekler."
Hürriyet


Yargıtay 12 Eylül Kararını Açıkladı 
Yargıtay, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya'nın 12 Eylül darbesine ilişkin yargılandığı davanın temyiz incelemesini tamamladı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanıklar öldüğü için davayı düşürdü ancak kararda, darbe suçuna ilişkin tespitlerde de bulunuldu. Kararda, "Ceza hukuku açısından, halkın iradesine en ağır müdahalelerden olan darbe suçunu yaptırımsız bırakmak cezanın önleyiciliğini etkisiz kılacağı gibi, sonradan işlenebilecek suçlar yönünden teşvik edici olacaktır" denildi. Kararda, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin silahlı kuvvetlere, anayasal düzene yönelen iç ve dış tehditleri ortadan kaldırma görevi verdiği belirtilerek, "Hukuk devletinde hiçbir görev kişilere suç işleme hakkı veremez" denildi.
Hürriyet

Karakola Bomba: 1 Ölü, 16 Yaralı 
Mardin'in Ömer ilçesinde PKK'lı teröristler dün akşam İlçe Jandarma Komutanlığı'na bomba yüklü araçla saldırı düzenledi, 1 kişi öldü 11'i asker 16 kişi yaralandı. Uzaktan kumanda ile düzenlenen saldırıda sırasında yoldan geçen ve TIR sürücüsü hayatını kaybetti. Sürücünün Şanlıurfa nüfusuna kayıtlı 39 yaşındaki Halil İbrahim Sevimli olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan ve aralarında 2 yaşındaki çocukların da bulunduğu 11'i asker 16 kişinin tedavileri ise Ömerli ve Mardin Devlet Hastanesi'nde sürüyor. Ömerli'de ilk müdahaleleri yapılan 6 yaralı ambulanslarla Mardin Devlet Hastanesi'ne götürülerek tedavi altına alındı. PKK'lıların tahrip gücü yüksek patlayıcıyı koyduğu aracın şiddetli patlamasında yaklaşık 500 metre mesafedeki binaların camlarının kırıldığı ve bazı binalarda ise hafif hasar meydana geldiği belirtildi. Aracın patlatıldığı noktada ise büyük bir çukur meydana geldi.
Milliyet

EKONOMİ 

Gram Altın 116,4703-116,8466 
ABD Doları 2,8629-2,8696/Euro 3,2425-3,2554/İngiliz Sterlini 4,1771-4,1921

Gümrük Birliği'nde Hakkımızı Alacağız 
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) Haziran ayı olağan meclis toplantısına katılan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği Anlaşmasının aslında en başta yanlış başladığını söyledi ve bunun düzeltilmesi için adımlar attıklarını anlattı. Türkiye'nin 'karar mekanizmasında' olmadığı bir sisteme dahil olmakla özellikle AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı yeni anlaşmaların negatif etkisine maruz kaldığını söyleyen Zeybekci, "Toplama bakınca Gümrük Birliği uygulamasının yararı zararından fazlaydı ve bu güne kadar geldik. Ancak artık zararlı yanları ağır basmaya başladı. Özellikle AB'nin bölgesel anlaşmalarında biz karar mekanizmasında olmayacaksak ve bu anlaşmaların dışında kalacaksak Gümrük Birliği'nin bir anlamı olmayacaktı. Bu konuyu düzeltmek için çalıştık. Şu an müzakereler iyi gidiyor" dedi. Türkiye'nin 53 yıldan beri AB kapısında beklediğini de belirten Bakan Zeybekci şöyle konuştu: "Bir sevdamız var, vazgeçmeyeceğiz. Bizim sevdamız Leyla ile Mecnun'un sevdası gibi, kavuşmak buluşmak değil dert, sevmek. Bizim için önemli olan AB standartlarını tutturmak. Türkiye olarak AB'nin kalite, üretim ve demokrasi, hukuk, insan hakları, özgürlükler standartlarını tutturduğumuzda AB'ye girsek de olur, girmesek de olur." Haritaların yeniden çizilmeye başladığını belirten Zeybekci, önceden dünya haritasını 'ideolojik' bir kalem çizerken, şimdi çizen bu kalemin ekonomik, ticari bir kalem haline geldiğine değindi. Bakan Zeybekci, "Türkiye'nin bu yeniden yapılanan dünyada yerini alması artık yeterli değil, yeni bir dünya kurulacaksa Türkiye o yeni dünyayı kuranlardan olmak zorundadır. Biz edilgen bir ekonomi olduğumuz anda, yok olan bir ülke olma yoluna yönlenen bir coğrafyadayız. O yüzden güçlü, etken ve haritayı çizenlerden olmak zorundayız" dedi. Nihat Zeybekci, geçtiğimiz dönemde Türkiye'nin kendinden beklenmeyecek kadar başarılı olduğuna işaret ederek, fasoncu ülke olarak bile 10 bin dolar milli gelir seviyesine geldiğini söyledi. Türkiye'nin Cumhuriyetin 100'üncü yılında ya da önümüzdeki 20-30 senede dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olması için bütün alanlarda iddialı olması, seferberlik başlatması gerektiğini dile getiren Zeybekci "Her gün bir önceki günden daha fazla üretmek, bu üretim içinde, bilgiyi, teknolojiyi üretmek için topyekun bir seferberliğe başlamamız gerekiyor."
Hürriyet

Sahurda Temel Atıp Açılış Yaptı 
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, sahurda geldiği Uşak'ta 4 tesisin temelini attı, 2 tesisi de hizmete açtı. Eroğlu, önceki akşam Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde iftarını yaptıktan sonra sahur için Uşak'a geçti. Bakan Eroğlu, önce Vali Ahmet Okur'u makamında ziyaret etti, ardından basın toplantısı düzenledi. Valilikteki basın toplantısında sözlerine, gece saatinde herkesi rahatsız ettiğinden dolayı özür dileyerek başlayan Eroğlu, "İlk defa Uşak'ta sahurda temel atma ve açılış yapacağız. Açılışını yaptığımız Banaz Bahadır gölet ve sulaması çiftçiye 6 milyon 130 bin TL gelir sağlayacak. Bir baraj, 3 gölet ve dere ıslahı projeleri var. Bunlar için 42 milyon TL harcanacak" dedi. "Bu defa Uşak'a 18 yeni yatırım müjdesiyle heybem dolu geldim" diyen Eroğlu, bu yatırımların maliyetinin 120 milyon TL olacağını ifade etti. Bakan Eroğlu, "Uşak'ta 31 Aralık 2019'a kadar 39 baraj ve gölet, 49 sulama tesisi, 7 içme suyu tesisi, 41 dere ıslahı yapılacak. Ayrıca iki şehir ormanı, 3 bal ormanı ve 25 adet mesire alanı inşa edeceğiz" diye konuştu. Ardından da Banaz Bahadır Barajı ile Aşağıkaracahisar Barajı'nı açtı, Uşak merkez, Eşme, Sivaslı ve Karahallı'da yapılacak gölet ve taşkın koruma projelerinin temelini attı.
Türkiye

Herkese 49 TL'ye Özel Sağlık Sigortası Geliyor 
Hükümet, Genel Sağlık Sigortası'nda (GSS) yaşanan mağduriyetler nedeniyle sitemde değişikliğe hazırlanıyor. İşaretini Başbakan Binali Yıldırım'ın Meclis'teki grup toplantısında verdiği düzenlemenin ayrıntıları netleşmeye başladı. 10 milyonun üzerinde kişiyi ilgilendiren uygulamayla 'gelir testi' yalnızca kişinin priminin kim tarafından ödeneceğini belirlemek için yapılacak. Milliyet'te yer alan habere göre, 1 Ocak 2012'de hayata geçirilen GSS ile Türkiye'de ikamet eden herkes sağlık güvencesine kavuşurken, aradan geçen 4 yılda sistemin bazı problemleri açığa çıktı. Gelir testine girmeyenlere borç birikmesi, yurt dışında yaşayan ancak ikameti Türkiye'de kalanların borçlu duruma gelmesi ve liseden üniversiteye geçişlerde sorun yaşanması üzerine geçici çözümlerle sorunlar aşılmaya çalışıldı. Önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelecek torba kanunla GSS'de köklü değişiklikler yapılacak ve sorunlar kalıcı olarak çözülecek. Yapılacak değişikliklerle genel sağlık sigortasında prim miktarı ayda 49.4 TL'ye sabitlenecek. Eğer kişinin yaşadığı hanedeki kişi başına düşen gelir asgari ücretin üçte birinden düşükse bu durumda primi devlet ödeyecek. Gelir, asgari ücretin üçte birinden yüksekse kişi kendi primini ödeyecek. Prim miktarı 49.4 TL'ye düşürülünce bugün itibarıyla örneğin yaşadığı hanede kişi başı gelir asgari ücretin 2 katından fazla olan ve 395.28 TL prim ödeyen bir kişi için 345.88 TL prim indirimi, yaşadığı hanede kişi başına düşen gelir asgari ücretten fazla, asgari ücretin iki katından az olanlar için ise 148.24 TL prim indirimi söz konusu olacak. Ayrıca en düşükten prim ödeyen bir kişide bile 16.4 TL prim indirimi yaşanacak. 50 TL'ye özel hastanelerden sağlık hizmeti almanın yolu açılacak. Bu düzenleme ile gelir testine girmesi gerektiği halde girmeyenlere her ay en yüksek düzeyden prim borcu yazılması uygulaması da sona ermiş olacak. Genel sağlık sigortası kapsamında tescil edilen 10 milyon 198 bin kişi bulunuyor. Toplamda 7 milyon 350 bin kişinin primi devlet tarafından ödenirken, 2 milyon 848 bin kişi ise genel sağlık sigortası prim borcunu kendisi ödüyor.
Türkiye

Aselsan'dan Bir Günde Üç Büyük İmza Geldi 
Aselsan, dün yaptığı iki ayrı açıklamayla, yurt dışı ve yurt içinde toplam üç farklı anlaşmaya imza attığını duyurdu. Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamalara göre ASELSAN, bir müşteriden toplam bedeli 49 milyon 181 bin 592 dolar olan haberleşme teçhizatı siparişi aldı. Şirket açıklamasında, "ASELSAN, yurt dışı bir müşteriden toplam bedeli 49 milyon 181 bin 592 dolar olan haberleşme teçhizatı siparişi almıştır. Söz konusu sipariş kapsamında teslimatlar 2016- 2018 yılları arasında gerçekleştirilecektir" ifadelerine yer verdi. Dün KAP'a bir açıklama daha gönderen ASELSAN, bu kez Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile arasında, bedeli 285 milyon TL ve 210 milyon doları aşan iki ayrı sözleşme imzalandığını bildirdi. ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ'nin açıklamasında, SSM ile radar sistemleri tedarikine ilişkin toplam bedeli 285 milyon 251 bin 924 TL ve 210 milyon 523 bin 548 dolar olan iki ayrı sözleşme imzalandığı ve teslimatların 2017-2023 yılları arasında gerçekleştirileceği kaydedildi.
Milliyet

Türkiye Denizaltı İhalesini Fransa'ya Karşı Kazandı 
Son yıllarda birçok yerli ürün ve mühendislik çalışmasına imza atılan savunma sanayisi, ihracat alanında da bu başarıların meyvelerini topluyor. Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ (STM), Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı'nın açtığı denizaltı modernizasyon ihalesini, denizaltıyı yapan Fransız firmaya karşı kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Türkiye böylece, ilk defa denizaltı gibi ileri teknoloji gerektiren bir alanda mühendislik ihracatı yapacak. Biri kesin, opsiyonlu 3 denizaltının modernizasyonunu ilgilendiren anlaşma, Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı ile STM arasında, Türkiye'nin Pakistan Büyükelçiliği ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı yetkililerinin müşahitliğinde Pakistan'ın Rawalpindi şehrinde imzalandı. Agosta 90B sınıfı denizaltıların modernizasyonuna yönelik proje kapsamında STM Şirketi, anılan denizaltı gemilerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiren Fransız DCNS Tersanesi ile son ana kadar zorlu ve uzun bir rekabet gerçekleştirdi. 16 Nisan'da başlayan ihale sürecinin sonucunda STM, teknik ve ticari olarak üstün bulundu. Modernizasyon faaliyetlerinin Pakistan'daki lokal bir tersanede yapılacağı projede, ilk denizaltı 45 ay sonra teslim edilecek. Diğer denizaltıların ise 1 yıl ara ile modernize edilmesi planlanıyor. Söz konusu proje, askeri gemi sektöründe, STM'nin tasarım, entegrasyon, inşa gibi rollerle görev aldığı MİLGEM Projesi ile büyük atılım yapan savunma sanayisi açısından büyük önem taşıyor. Çünkü ilk kez bir yurt dışı denizaltı projesinde Türk firması ana yüklenici oldu. Bu sayede ilk defa denizaltı tasarım ve mühendislik hizmeti ihracatı yapılmış olacak.
Star

Emeklilikte Yaşa Takılan 300 Bin Kişiye Çözüm Yolda 
Sigortalı olarak prim gün sayısını doldurmuş olmasına rağmen yaş şartı nedeniyle emekli olamayan 300 bin civarındaki sigortalıyla ilgili çalışma yeniden başlatıldı. Emeklilikte yaş bekleyenlerin durumu Ekonomik Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında konuşuldu. Başbakan Binali Yıldırım'ın da, bu konuda bir çözüm bulunması yönünde talimat verdiği ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın, konuyla ilgili çalışma başlattıkları öğrenildi. Çalışanların lehine olabilecek şekilde bir formül aranacağı belirtildi. Düzenleme, her iki bakanlığın çalışmasının sonucunda yeniden değerlendirmeye alınacak, son kararı Başbakan Yıldırım verecek. Emeklilikte yaşa takılanların problemi, 8 Eylül 1999 tarihinde yapılan düzenlemeyle ortaya çıkmıştı. Daha önce sadece prim günü-yıl hesabı emeklilikte esas alınırken, yapılan düzenlemeyle, emeklilik için yaş sınırı da konulmuştu. 8 Eylül 1999'dan önceki sigortalılar için kademeli geçiş sağlanırken, 8 Eylül'den sonra sigortalı olanlar için yeni sistem geçerli sayıldı. Kademeli geçiş, emeklilik sürelerini doldurup, ancak yaşı tutmayanlar için mağduriyete yol açmıştı. Daha önceki girişimlerde yaş şartına takılanlara emeklilik imkanının verilmesi durumunda verilecek maaşlardan kesinti yapılması gündeme gelmiş, ancak Maliye Bakanlığı, emekli-çalışan dengesini olumsuz etkileyecek olmasından dolayı yıllar içinde bütçeye getireceği yük nedeniyle karşı çıkmıştı. Ancak yaşa takılanlar, mağduriyetlerini yüksek sesle dillendirilip, bu konuda bir yasal düzenleme beklentisini yoğun şekilde ifade edince, seçim döneminde partilerin önüne gelen sorunlardan birisi oldu. Başbakan Binali Yıldırım'ın başkanlığında yapılan Ekonomik Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantılarında, yaşa takılanların durumları da gündeme geldi. Başbakan Yıldırım'ın da vatandaşın kendi müdahale ve tercihi olmaksızın, tamamen devletin yaptığı bir düzenlemeden dolayı ortaya çıkan durum karşısında mağdur olmalarının haksızlık olduğunu vurguladığı öğrenildi.
Star

4'üncü Varlık Barışı 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türk vatandaşlarının yurt dışında bulunan varlıklarını ülkeye getirmelerinin teşvik etmeye yönelik bir dizi düzenleme yapılacaklarını bildirdi. Yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin bilgi veren Ağbal, bugüne kadar gündeme gelmeyen ama bir süredir değerlendirdikleri önemli bir konunun da yurt dışındaki varlıkların Türkiye'ye getirilmesi olduğunu söyledi. Ağbal, "Vatandaşlarımızın, şirketlerimizin yurt dışında farklı şekilde varlıkları, mevduatları, hisse senetleri, menkul kıymetleri, taşınmazları, alacakları var. Yapacağımız düzenleme ile vatandaşlarımızın yurt dışında bulunan varlıklarını Türkiye'ye getirmelerini teşvik etmek istiyoruz" diye konuştu. Bu düzenlemenin daha önce 2008, 2011 ve 2013 yıllarında olmak üzere üç kez yapıldığını anımsatan Ağbal, "Önceki düzenlemeleri de dikkate alarak yatırımcı güvenini sağlayacak, daha basit, anlaşılır, yatırımcının Türkiye'ye varlıklarını getirmesi noktasında kendisini daha rahat hissedebileceği yeni bir model getirdik. Daha fazla kaynağı ülkemize çekmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Ağbal, Türkiye'de yaşayan, işletmesi, şirketi olan ama farklı nedenlerle yurt dışında da varlıkları bulunan kişilerin, bu varlıklarını rahatlıkla Türkiye'ye getirip değerlendirmelerini amaçladıklarını vurguladı. Ağbal, şunları söyledi: Bugün getirebilirler mi? Getirmek için bazen teşvik edici düzenlemeler bekleniyor. Parasını getirdiği zaman 'acaba başıma bir sıkıntı gelir mi' diye bazen endişe ediliyor. Halbuki paranızı yurt dışına getirirsiniz götürürsünüz, bunda bir sorun yok. Yeni düzenlemede, gerçek kişi ya da şirketler, yurt dışında bulunan para, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Türkiye'ye getirmek istediklerini 31 Aralık 2016'ya kadar Türkiye'deki bir banka ya da aracı kuruma bildirecek. Geçen defa vergi dairesine bildiriyordu, bu defa doğrudan bankaya bildirecek. Bu tarihe kadar da parasını getirebilecek. Normalde ağustos ayında bildirimde bulundu, 1 ay içerisinde getirmesi gerekiyor. Ağbal, yıl sonuna kadar bildirimde bulunanların, bir yılda karşılığını Türkiye'ye getirirlerse düzenlemeden yararlanabileceğini de belirtti. Şirketlerin getirdikleri varlıklarını Türkiye'de defterlerine kaydettireceklerini, kişilerin ise bankaya yatırdıkları para üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunabileceğini anlatan Ağbal, şöyle konuştu: Yaptığımız düzenleme ile diyoruz ki yurt dışındaki paranızı, varlığınızı Türkiye'ye getirip şirketinize koyarsanız herhangi bir vergi almayacağız. Buradan bir vergi çıkmayacak. Yurtdışındaki varlıkları getirip sermayelerine eklerlerse de vergi avantajı elde edecekler. Belli bir faiz gibi buna gider indirimi yapabilecekler.
Vatan

SİYASET/POLİTİKA

İsim Vermeden Kitaplı Bombardıman 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin talimatıyla, 10 Temmuz kurultayı için 'Oyun Bozulacak Neden?' başlıklı bir kitap hazırlandı. Genel Merkez, 135 sayfalık kitapta isim vermeden genel başkan adaylarından Meral Akşener ve 'Paralel Yapı'yı hedef aldı. Kitapta Akşener'in Fethullah Gülen tarafından dönemin Başbakanı Tansu Çiller'e önerildiği ve paralel yapıdan yetiştiği iddialarına yer verildi. Kitapta özetle öne çıkan başlıklar şöyle: MHP'de birlik ve bütünlüğe halel getiren olağanüstü kurultaycılar kumpanyasının başını çekenler arasında, her ne kadar 'aileden ülkücü' olduklarını söyleseler de geçmişte hiçbir zaman milliyetçi - ülkücü hareketin içinde yer almamış, verdiğimiz mücadelede asla bulunmamış kimseler vardır. Siyasi çizgilerinde kırıklar, zikzaklar bulunmaktadır. MHP'ye genel başkan adayı olduğunu açıklayanlardan herhangi biri, gençlik yıllarında 12 Eylül öncesinde yaşanan kayıpları değerlendirirken şunları söylemişse kesinlikle Gülen cemaatiyle irtibatı vardır; 'Bu kayıpları engellemenin yolu, toplumun bütün katmanları arasında farklı görüşler arasında sayın Gülen'in yapmaya çalıştığı gibi farklı dinler arasında konuşmanın, mutabık kalınabilecek noktaları ortaya koyabilmek için bir çalışma yapmanın kimseye zararının olmadığına, aksine faydasının olduğuna inanıyorum.' Yukarıdaki ifadelerin sahibi bir kişi, daha sonraki tarihlerde Fethullah Gülen için 'Hocaefendiyi bir gün herkes anlayacak! Ne mutlu şimdiden anlayana' demişse paralel yapıdan yetişmiştir. Şayet bir politikacı, Fethullah Gülen tarafından Başbakan Tansu Çillere önerilmiş ve bu iş için ricacı ve elçi olarak gazeteci yazar Nurettin Veren görevlendirilmişse ki bu, o politikacının paralel yapıyla bağını ortaya koyar. Bir zamanlar cemaatin ikinci adamı olan Hüseyin Gülerce'nin 'Cemaate, Fethullah Gülen'e, çok yakın bir isimdir, şahidi benim' diye birini tarif ediyorsa o kesinlikle paralel yapıyla ilişki içindedir. Cemaatin yazar ve yorumcusu Önder Aytaç'ın 'O içimizden biri' dediği kişi eğer aynı politikacıysa artık onun paralel yapıyla ilişkisinden şüphe kalmamıştır. Eğer bir siyasetçi AKP'nin kuruluş aşamasında yer almış ve Tayyip Erdoğan'ı bir an bile yalnız bırakmamışsa vaktiyle başka denizlere yelken açmış demektir. Tayyip Erdoğan'la katıldığı Karadeniz gezisi sırasında 'Geçmişte ülkücüydüm, ama bundan pişmanlık duymuyorum. Bana güzellikler kattığına inanıyorum. Ancak bugün kendimi, demokrat yanımın öne çıktığı bir birey olarak tanımlıyorum' demişse o zaman ülkücülükten çoktan vazgeçmiştir. AKP'nin kuruluş aşamasına katılma sebeplerinden birisini, MHP'nin içinde bulunduğu 57. hükümetin Türkiye'yi kötü yönetmesi olarak gösteren bir politikacının MHP ile sonradan kuracağı gönül bağı temelsizdir. Bu mizaçtaki bir politikacı 7 Haziran seçimlerinden 1 ay önce MHP'den milletvekili adayı yapıldığında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında şu övgü dolu ifadeler kullanmışsa bu lidere vefa değil sadece övgü olarak değerlendirilir; 'Devlet Bey tam bir Adanalıdır. Samimi ve inanmış bir demokrattır. Çok iyi de bir stratejik akla sahiptir. Satranç oyuncusudur, hep 5 hamle sonrasını görür. Bazı şeyleri göze alır, ama demokrasinin yanında durur.' Bu sözleri sarf eden bir politikacı seçimlerde aday gösterilmediği için Bahçeli'ye kazan kaldırıyor, ağzına geleni sayıyorsa onda vefa duygusu ve ilkelilikten eser yok demektir. Her hâlleri, her tavırları tarikat modelinde bir siyasetçi olduklarını ortaya koyan bu kimseler; oyunu HDP'ye veren cemaatçi Nazlı Ilıcak tarafından şiddetle desteklenmektedir. Eğer bir politikacı teröristbaşı Öcalan üzerinden PKK'dan özür dilemişse partisinin ilkelerini çiğnemiş, hatta davasına ihanet etmiş demektir.
Hürriyet

Meclis'te Yine Yumruklar Konuştu 
TBMM Genel Kurulu'nda yine yumruklar konuştu. Genel Kurul'da HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım'ın Güneydoğu'da operasyon düzenlenen evlere kadın iç çamaşırı asıldığı ve duvarlara "Kızlar geldik, yoktunuz" gibi yazılar yazıldığını iddia ederek TSK'yı eleştirmesi, Ak Parti ve HDP arasında tekme tokat kavgaya yol açtı. Yumruklaşmalar sırasında bazı milletvekillerinin sıraları üstüne çıktığı gözlenen kavga sonrası ağır ifadeler kullanan HDP Tunceli Milletvekili Ali Can Önlü'ye özür dilememesi nedeniyle kınama cezası verildi. Ak Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora'nın kavga sırasında yanındaki arkadaşı Ak Partili Necip Kaplan'ın telefonunu atması ilerleyen saatlerde milletvekilleri arasında, "Vay uyanık vay, ne akıllısın kendi telefonun yerine arkadaşınınkini atıyorsun" diye espri konusu oldu. Bu arada Kaplan'ın telefonunun camının kırıldığı öğrenildi.
Milliyet

'Ciddiye Almıyorum' 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, AB müzakerelerinin referanduma götürülebileceğine yönelik sözlerini "ciddiye almadığını" belirtti. CHP TBMM Grubu, Genel Başkan Kılıçdaroğlu başkanlığında basına kapalı toplandı. Kılıçdaroğlu'na, toplantı çıkışında Erdoğan'ın, "AB müzakerelerini referanduma götürebiliriz" açıklaması soruldu. Kılıçdaroğlu, "Ciddiye almıyorum" dedi. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de aynı yöndeki soruyu yanıtlarken, Türkiye'nin AB mücadelesinin, 1960'da İsmet İnönü'nün öncülüğünde başlayan bir mücadele olduğunu söyledi. Gök, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bundan 5-6 yıl önce Recep Tayyip Erdoğan, AB ile müzakere tarihini aldığında, Türkiye'ye geldiğinde bütün gazetelerde sürmanşet olmuş, Türkiye bir bayram havasına bürünmüş, gündüz havai fişekle kutlanmıştı. Şimdi gelinen noktada, AKP'nin yarattığı tahribatın AB tarafından çok net tespit edilmesi, Türkiye'de otoriter yapının geldiği noktanın sürdürülemez bir hale geldiği tespitlerinin yarattığı sıkıntı üzerine, 'referanduma götürürüz' sözü, ciddiye alınacak bir söz değildir. Türkiye, çağdaşlaşma yolunda, AB değerlerini benimseyerek yoluna devam edecektir. Cumhurbaşkanı bu konuda beyanda bulunacak bir makam değildir. İşin hükümeti, siyasi sorumlusu olan kişiler vardır. Cumhurbaşkanı, yine her işte olduğu gibi yetkisi olmayan bir konuda konuşmuştur. Ciddiye almıyoruz
Vatan

'Yenilenmeye İhtiyaç Var' 
Muhaliflerin olağanüstü kurultay mücadelesiyle sarsıntılı günler geçiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin en yakınındaki isimlerden olan ve grup başkanvekilliği görevinden istifa eden İzmir Milletvekili Oktay Vural 'değişim' mesajı verdi. Vural, dün yaptığı yazılı açıklamada MHP'nin iç bünyesinde yaşadığı süreç ve tartışmaların önemli tahribat yarattığını, bu tahribatın asıl hedefinin MHP olduğunu belirtti. "Bu sürecin bir karara vardırılmasının yolunun hukuk labirentlerinin kısır tartışmalarında değil, mensuplarımızın gönlünde ve iradesinde aranmış olması gerektiği açıktır. Şüphesiz bu süreçte demokratik yetkilerini kullanan, kullanmak isteyen veya kullanmayan, her seviyedeki saygıdeğer mensuplarımıza kadar uzayan bizim dışımızdaki unsur, mahfil ve yapıların da dahil olduğu ve tetiklediği üslup, dedikodu mekanizmaları, ülküdaşlık hukukumuzu derinden incitmekte ve hatta kopartmaya doğru sürüklemektedir." "Partimizin kurultay süreçlerinin ne tarafında yer alırsa almış olsun MHP'nin her mensubu muhteremdir, saygıdeğerdir ve dava arkadaşımdır. 'Anlamazsa yakınım uzağım, anlarsa uzağım yakınım olur.' Özdeyişinden hareketle ülkücü ve milliyetçi hareket içinde yer alan dava arkadaşlarımızı anlamamız gerekmektedir. Netice itibarıyla politik mücadeleden kayarak suçlamalarla, dedikodularla ortaya çıkan olumsuz tablonun vicdani ve ahlaki icabı olarak partililerimizi derinden yaralayacak, bizi bizden uzaklaştıracak vahim gelişmelerin üzüntüsünü daha fazla yaşamak istememiz mümkün değildir. Gönüller kırmaya değil, gönüller yapmaya odaklanılmalıdır. MHP'nin hali ve geleceği kaotik bir sürece sokulamaz. MHP'de bir yenilenmeye, atılıma ve silkinişe ihtiyaç olduğu ve bunun karşılanması gerektiği açıktır. Önümüzdeki süreçte buna yönelik düşüncelerimi, tutumumu ve kararımı kamuoyuyla paylaşacağım."
Vatan

DÜNYA 

Yargıdan Obama'ya Ret 
ABD Yüksek Mahkemesi, Beyaz Saray'ın sınır dışı karşıtı politikalarda yetki kapsamının dışına çıktığına dair alt mahkeme kararını onayladı. Obama yönetimi, 2014 yılı sonunda ABD Kongresi'ni devre dışı bırakan bir kararname çıkarmış ve sayıları milyonları bulan yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesini engellemişti. Ancak Texas başta olmak üzere 25 eyalet alt mahkemeye başvurarak kararın uygulanmasını engellemişti. Obama yönetimi bu kararın ardından konuyu Yüksek Mahkeme'ye taşıdı. Karar, 4'e karşı 4 eşit oyla alındı. ABD yasalarına göre eşitlik durumunda alt mahkemenin kararı uygulanıyor. Obama ise Yüksek Mahkeme'nin kararını "Hayalkırıklığı" olarak yorumladı. Meclis Başkanı Cumhuriyetçi Paul Ryan ise kararı 'güçler ayrılığının zaferi' olarak nitelendirdi. "Başkanlar kanun yazmaz, Kongre kanun yazar" diyen Ryan, Yüksek Mahkeme'nin kararının da bu durumu teyit ettiğini ifade etti.
Hürriyet

AB İle Yeni Kriz Direkten Döndü 
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nde (AKPM) Türkiye raportörleri Norveçli parlamenter Ingebjorg Godskesen ve Sırp parlamenter Nataşa Vuçkoviç tarafından "Türkiye'de Demokratik Kurumların İşleyişi" başlıklı bir rapor ve karar tasarısı hazırlandı. Raporda, "Türkiye'nin, Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan siyasi ve hukuki yükümlülüklerini yerine getiremez bir ülke haline geldiği ve demokratik kurumların işleyişini tehdit ettiği" ifadesi yer aldı. Tasarı kabul edilirken, bu sırada Fransız ve Ermeni parlamenterler devreye girdi ve "Türkiye'nin siyasi denetime tabi tutulması" için önerge verdi. Bir kısım Türk medyası, HDP, PKK ile birlikte hazırlandığı öğrenilen önerge çoğunluk oylarıyla reddedildi. Oturuma katılan AKPM üyesi ve AK Parti Milletvekili Markar Esayan, "Eğer önerge geçseydi Avrupa Konseyi'nden tamamen çekilecektik. Bu da AB ile aramızdaki son köprünün yıkılması anlamına gelecekti" dedi.
Türkiye

Referandum Doğru Yöntem Mi? 
Birleşik Krallık, Avrupa Birliği (AB) üyeliğini tarihi bir referandumla halka sorarken, yöntemin ne kadar doğru olduğu tartışılıyor. Halkın dün sandık başına gitmesiyle sona eren referandum süreci, şiddetli tartışmalara sahne oldu. Siyasetçiler kendi görüşleri yönünde halkı ikna etmeye çalışırken, kampanyalar çoğu zaman doğru olmayan bilgilerle örülü propagandalara dönüştü. Independent gazetesi, hem "ayrılalım" hem de "kalalım" kampının ekonomi ve göç konularında halkı yanlış bilgilendirdiğini ortaya koyan bir haber hazırlayarak okuyucularını "Hepsi size yalan söylüyor" diye uyardı. Akademisyenler, vatandaşın AB üyeliğinin getirileri ve götürüleri konusunda bilgisi olmadığını, daha çok hislerine ve sevdikleri politikacılara göre tercih yaptıklarını belirtiyor. Britanya 1975'te AB ailesinde kalıp kalmama konusunda referanduma gittiğinde, o dönem muhalefet lideri olan Margaret Thatcher, "Referandumlar, demagoglar ve diktatörler için harika bir silahtır" demişti. İlk kez Antik Yunan'da kullanılan referandum yöntemi her vatandaşa bir ses vermeyi amaçlıyor. İtiraz edenler ise referandumların karmaşık tartışmaları basite indirgediğini savunuyor. New Scientist dergisi Haber Müdürü Niall Firth, referandumların kimi zaman azınlıklara zarar verdiğini belirterek, 2009'da İsviçre'de referandumla cami minarelerinin yasaklandığını hatırlatıyor. Halkın önemli kararlara dahil edilmesi için daha iyi yöntemlerin olduğunu savunan Firth, buna 'düşünen demokrasi' örneğini veriyor. Bu örnekte bir grup sıradan vatandaş, çeşitli konuları tartışarak vekillere önerilerde bulunuyor. ABD'nin Oregon eyaletinde benzer bir yöntem uygulanıyor. Rastgele seçilen vatandaşlar, referandum ya da seçim öncesinde 'Vatandaşlar İnsiyatifi Değerlendirme Komisyonu'nda bir araya gelerek tartışma yürütüyor. Tartışma sonucunda elde edilen bilgiler ise özetlenerek seçim pusulalarına ekleniyor. YouGov şirketinin oylarını kullanan 5 bin kişiyle gerçekleştirdiği ankette, "Kalalım" yüzde 52 oy alırken, "Ayrılalım" diyenlerin oranı yüzde 48'de kaldı. Referanduma gidilmesinde önemli rol oynayan AB karşıtı UKIP partisinin lideri Nigel Farage da Sky News kanalına yaptığı açıklamada, "Kalalım kazanmış gibi görünüyor" dedi.
Milliyet

Frankfurt'ta Sinemaya Silahlı Saldırı 
Almanya'nın Hessen eyaletine bağlı Frankfurt'un Viernheim bölgesinde bir sinema salonuna giren maskeli ve silahlı bir kişi çok sayıda kişiyi rehin aldı. Daha sonra akli dengesinin olmadığı açıklanan saldırgan güvenlik güçlerince öldürüldü. Saldırıda yerel basının ilk verdiği haberlerin aksine yaralanan kimsenin olmadığı belirtildi. Hessen İçişleri Bakanı Peter Beuth, Eyalet Meclisi'nde yaptığı açıklamada, maskeli ve silahlı bir kişinin sinema salonunun da bulunduğu alışveriş merkezine girdikten sonra 4 el ateş ettiği bilgisinin geldiğini, bunun üzerine polis ekiplerinin olay yerine gittiğini söyledi. Silahlı kişinin anormal hareket ettiğini ifade eden Beuth, olay yerinde insanların bulunduğunu, bundan dolayı söz konusu kişinin öldürüldüğünü belirtti. Almanya'nın güneyinde bulunan Vierheim kentinde yerel saat ile 15.00 sıralarında silahlı bir saldırgan, çok sayıda kişiyi rehin almıştı.
Star

Kolombiya'da Nihai Ateşkes 
Kolombiya hükümeti ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında iki taraşı ve kesin bir ateşkes ilan edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Taraşar arasında varılan uzlaşma, Küba'nın başkenti Havana'da bir basın toplantısıyla duyuruldu. Uzlaşma, süresiz ateşkes ve gerillanın belirli bir takvim kapsamında silah bırakmasını öngörüyor. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier hükümetle FARC arasında varılan uzlaşmayı 'barış yolunda belirleyici bir adım' olarak tanımlarken, geçmişle muhasebe ve çatışmalarda evlerinden olanlara yapılacak yardım konusunda destek önerdi. ABD yönetimi de, 'atılan tarihi adımdan ötürü tarafları kutladığını' duyurdu. Kolombiya'da 1960'lı yıllardan bu yana solcu gerillalar, hükümet güçleri ve sağcı paramiliter gruplar arasında devam eden çatışmalarda yaklaşık 220 bin kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi ise evinden oldu. Bogota yönetimi ve FARC liderleri, aylardır Havana'da kalıcı ateşkes için müzakereler yürütüyordu. Kolombiya ordusu, müzakereler süresince FARC'a yönelik operasyonlarını durdurmuştu.
Vatan

SPOR 

A Milli Bayan Voleybol Takımı'nın da yer aldığı, 2016 Dünya Grand Prix üçüncü etap maçları bugün Ankara'da başlayacak. G1 Grubu müsabakalarına Türkiye'nin yanı sıra Brezilya, Belçika ve İtalya katılacak. Grup maçlarının programı şöyle: Bugün: 14.30 İtalya-Brezilya, 17.30 Türkiye- Belçika. Yarın: 14.30 Brezilya-Belçika, 17.30 Türkiye-İtalya. Pazar: 14.30 İtalya-Belçika, 17.30 Türkiye-Brezilya. Grup maçlarının ardından en yüksek puana sahip beş takım Tayland'daki FIVB Dünya Grand Prix 2016 finallerine katılacak.
Türkiye

Türkiye, önceki gece müthiş bir heyecan yaşadı. Çek Cumhuriyeti'ni yenip, diğer gruplardaki sonucu beklemeye başlayan ay-yıldızlı takım, kampta hep birlikte seyrettikleri maçların 85. dakikasına kadar gülüp eğleniyordu. Derken, İtalya karşısında sahne alan Brady İrlanda'yı uçururken, Türkiye'nin hayallerini söndüren isim oluyordu. EURO 2016'ya Kazak İslambek Kuat'ın Letonya'ya attığı golle gidebilen Türkiye, bu defa İrlandalı bir oyuncunun İtalya'ya attığı golle turnuvaya veda ediyordu. Türkiye için Fransa macerası buruk bir şekilde noktalandı. Ancak gözler bundan sonra olacaklara çevrildi. Milli Takım ilk iki maç sonrasında Fransa'da yoluna devam etme umutlarını iyice azalttığında kamptan dışarıya sızanlar Türk halkının da büyük tepkisini çekmişti. Şampiyona sırasında yapılan prim pazarlıkları, takım içindeki gruplaşmalar, futbolcular ile teknik direktör Fatih Terim'in arasındaki soğukluk hem Türk halkını kızdırmış hem de derinden yaralamıştı. Hedef tahtası haline gelen oyuncular, "Olan bitenle ilgili bizim fikrimizi soran kimse yok" yakınmasında bulunurken, kaptan Arda Turan, "Benim parayla pulla işim olmaz. Annemi ağlatmasalardı iyiydi. Hepsinden tek tek hesap soracağım" çıkışında bulunmuştu. Aynı şekilde Burak Yılmaz da kendisi hakkında dönüp duran prim tartışmalarıyla ilgili "Hiçbir şey konuşulduğu gibi değil" demişti. Türkiye Futbol Direktörü sıfatıyla Milli Takım'ı Fransa'ya götüren Fatih Terim, ilk iki maç sonrasında "Bedelini ödemeye hazırım" diyerek istifa sinyali vermişti. Şimdi gözler Terim ile TFF arasında yapılacak dev zirveye çevrildi. Başkan Yıldırım Demirören ile Fransa'da bir ön görüşme gerçekleştiren Terim, bundan sonraki yol haritasıyla ilgili kapsamlı bir zirve yapacak. Galatasaray'ın kendisinden haber beklediği Terim'in, öncelikle TFF'ye "Futbol Direktörlüğü görevini bırakıp, iki takımı çalıştırayım" teklifinde bulunacağı, kabul edilmemesi durumunda ise Milli Takım'dan istifa ederek sarı-kırmızılı takımın başına geçeceği öğrenildi. Bu arada TFF de kamptaki tartışmalardan prim kavgalarına kadar birçok konuda açıklama yapacak.
Türkiye

Galatasaray'ın Avrupa Kupaları'ndaki kaderi belli oldu. Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi CAS, Sarı-Kırmızılılar'ın 1 yıllık men cezasına yaptığı itirazı reddetti. UEFA'nın Finansal Fair Play kriterlerine uyulmadığı gerekçesiyle verdiği 1 yıl Avrupa kupalarına katılamama cezasına itiraz eden Galatasaray, konuyu CAS'a taşımıştı. Paris'teki toplantıya katılan Başkan Dursun Özbek, savunma yapıp beklemeye geçmişti. Savunmaya Özbek'in beraberindeki yetkililer ve Avukat Dupont da katılmıştı. Galatasaray Başkanı, toplantı sonrası yaptığı açıklamada umutlu ifadeler kullanmış ve hukuki açıdan tüm imkanları kullandıklarını belirtmişti. Galatasaray ile ilgili son kararını açıklayan CAS'tan gelen haber beklendiği gibi olmadı. CAS, Sarı-Kırmızılı kulübün 2016-2017 sezonunda Avrupa kupalarına katılamama yönünde karar kıldı.
Star

Evdeki hesap çarşıya uymadı. Gökhan Gönül ile "Çok para istiyor. Daha ucuzunu alırız" diyerek anlaşmayan Fenerbahçe, baltayı taşa vurdu. Kanarya'nın anlaşmak için İstanbul'a getirdiği Hollandalı Gregory Van der Wiel dünyaları istedi. Fransız ekibi Paris Saint Germain ile sözleşmesi 30 Haziran'da bitecek Van der Wiel'e Fenerbahçe yıllık 1.7 milyon euro garanti para, 20 bin euro maç başı ücret ve 1 milyon euro imza parası teklif etti. PSG, oyuncusuna sözleşmesini uzatmayı önerince Hollandalı sağ bek, Kanarya'dan istediklerine zam yaptı. Van der Wiel'in yıllık 2.3 milyon euro ücret, 20 bin euro maç başı ve 2.5 milyon euro imza parası talep ettiği öğrenildi. Fener'den 3 yıllık sözleşme isteyen 28 yaşındaki Hollandalı futbocu, Kanarya'nın hesabında 3.3 milyon euroluk sapmaya neden oldu. Sarı-Lacivertli kulübün başkanı Aziz Yıldırım, Gökhan'ın kendilerinden 2 milyon 750 bin euro garanti para, menajerine de 500 bin euro komisyon, ve 50 bin euro şampiyonluk primi istediğini açıklamıştı. Milli yıldızın 3 yıllık maliyeti 8 milyon euroyu bulurken, Van der Wiel'in isteği kabul edilirse yaklaşık 11 milyon euro ödenecek.
Star

Kadrosunu güçlendirmek isteyen ve gündeminde birçok isim olan Beşiktaş, şu ana kadar oyuncu satamadığı için transferde iddialı adımlar atamıyor Öncelikli olarak kulübüyle sözleşmesi bitmiş, yani bonservis bedeli olmayan futbolculara yönelen siyah- beyazlılar, geride kalan süreçte bütçesine uygun, ihtiyaçlarını karşılayabilecek, üzerinde yönetim ve teknik heyetin mutabakata vardığı oyuncular belirleyemedi. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, 2 gün önce Vodafone Arena'da verdiği iftar sonrası gazetecilerle yaptığı sohbette oyuncu satmadan bonservis ödeyerek transfer yapamayacaklarını açıklamıştı. Siyah-beyazlıların başkanı, bu nedenle kimsenin büyük beklentiler içine girmemesi gerektiğini söylemişti. Kartal'ın UEFA Kulüp Finansal Kontrol Komitesi'yle yaptığı anlaşmaya göre bu sezon oyuncu satmadan ödeyebileceği bonservis bedeli sınırının 6 milyon Euro olduğu ortaya çıktı. Siyah- beyazlılar, bu bütçeden şu ana kadar 1 milyon 250 bin Euro'luk miktarı Marcelo'nun bonservisi için gözden çıkardı. Kartal bu parayı temmuz ve ağustos aylarında 2 taksitle ödeyecek. Önümüzdeki günlerde eğer Beşiktaş oyuncu satışı yapamazsa en fazla 4 milyon 750 bin Euro bonservis bedeli ödeyebilecek.
Vatan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme