31 Temmuz 2016 Pazar

31.07.2016 Genel Gündem



31.07.2016 Pazar

GÜNDEM

Hakkari'de Üç Asker Daha Şehit 
Hakkari-Çukurca karayolunun 45'inci kilometresindeki Taşbaşı bölgesinde önceki gün saat 17.45'te yol kontrolü yapan askerlere PKK'lı teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Askerlerin de karşılık vermesi üzerine çatışma çıktı. Açılan ilk ateşte 5 asker şehit olurken, 8 asker yaralandı. Daha sonra ise şehit sayısı 8'e, devam eden çatışmalarla birlikte yaralı sayısı da 25'e yükseldi. Genelkurmay'dan yapılan açıklamada ise bölgede yapılan hava destekli operasyonda 8 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Çatışmada şehit olan Jandarma Teğmen Selim Çoşkun (25), Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş İbrahim Betin (28), Jandarma Astsubay Çavuş Bekir Eren Deniz (23), Jandarma Uzman Çavuş Samet Aktaş (25), Jandarma Uzman Çavuş Mustafa Tünel (25), Jandarma Uzman Çavuş Hüsnü Erkut (23), Jandarma Uzman Çavuş Sercan Özkul (25) ve Jandarma Uzman Çavuş Hasan Keleş (23) için Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı'nda dün tören düzenlendi. 8 askerin cenazelerinin tören alanına getirilişinin ardından, şehitler için saygı duruşundu bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Şehitlerin özgeçmişlerinin okunmasından sonra Hakkari İl Müftüsü Faysal Geylani'nin okuduğu dua ile törene katılanlar, şehitler için dua etti. Helikopterlere konulan şehitlerin, sivil kıyafetli asker arkadaşları da tabutların başında gözyaşlarını tutamadı. Törende konuşan Hakkari İl Jandarma Komutanı Albay Yalçın Baysal, şehitlerin adlarını söyleyerek konuşmasına başladı. Albay Baysal, "Kahraman vatan evlatlarımızı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Sizin o asil kanınız hiçbir zaman göklerden inmeyecek şanlı bayrağımıza renk, vatan toprağına can kattı. Bizler sorumluluk bölgesinde terör örgütünün eylemlerini engellenmek, teröristleri etkisiz hale getirmek halkın huzur ve güvenini sağlamak maksadıyla üstlenmiş olduğumuz vazifeyi dün olduğu gibi bugün de yerine getirme devam edeceğiz. Başta büyük önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yaşadığımız coğrafyayı kutsal vatan yapan ve bizlere emanet eden ölümsüz kahramanları minnet ve şükranla anıyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet kederli ailesine ve milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz" dedi. Konuşmanın ardından, şehitlerin ay- yıldızlı bayrağı sarılı cenazeleri askerlerin omuzlarında tek sıra halinde taşınarak helikopterlere konuldu. 8 şehidin cenazesi helikopterle önce Van, buradan da toprağa verilmek üzere uçakla memleketlerine gönderildi.
Milliyet

30 Temmuz 2016 Cumartesi

30.07.2016 Genel Gündem



30.07.2016 Cumartesi

GÜNDEM

17 Gazeteci Tutuklandı 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen '15 Temmuz darbeye teşebbüs' soruşturması kapsamında gözaltına alınan 21 gazeteci dün sabah, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirildi. "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek", "Örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek", "Silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek", "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamalarıyla 5 savcı tarafından 6 saat sorgulanan gazeteciler, Nöbetçi 5'inci Sulh Ceza Hâkimliği'ne sevk edildi. Nazlı Ilıcak, Bayram Kaya, Cuma Ulus, Haşim Söylemez, Emre Soncan, Seyit Kılıç, Cihan Acar, Hüseyin Aydın, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Hanım Büşra Erdal, Ufuk Şanlı, Ali Akkuş, Abdullah Kılıç, Yakup Çetin, Mustafa Erkan Acar ve Habip Güler tutuklandı. Hürriyet gazetesi muhabiri Arda Akın ve Yakup Sağlam adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Bülent Mumay ile FOX TV Haber Müdürü Mehmet Gündem serbest kaldı. Kapatılan Zaman gazetesine yönelik operasyonda gözaltına alınan şair ve yazar Hilmi Yavuz (80) ise emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Hürriyet

29 Temmuz 2016 Cuma

29.07.2016 Genel Gündem



29.07.2016 Cuma

GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Genelkurmay ve Mit'i Bana Bağlayın 
TBMM Başkanlık Divanı üyeleri dün İçişleri Bakanlığı, Gölbaşı'ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na ziyarette bulundu. CHP'li Divan üyelerinin ilk kez gittiği Saray'daki görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir an önce normalleşmek ve bu sürecin bitmesi gerekiyor" dedi. Erdoğan, liderlerle görüşülerek yaratılan ortamın devam etmesi gerektiğini belirten MHP'li Üye Zihni Açba'ya da "Böyle olması konusunda gayret göstereceğim" yanıtını verdi. Edinilen bilgiye göre görüşmede, darbe girişimine ilişkin gelişmeler de değerlendirildi. Başta TSK olmak üzere kurumların yeniden yapılandırılması ve yeni sisteme geçirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan'ın, "Genelkurmay Başkanlığı ve MİT'in, Cumhurbaşkanlığı'na; kuvvet komutanlıklarının da Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmasını istiyoruz. Bu öneriyi muhalefete götüreceğiz" dediği öne sürüldü. Başkanlık Divanı üyelerinin dün İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya yaptıkları ziyarette de bu konunun gündeme geldiği bildirildi. Başkanlık Divanı'nda bir üye Hürriyet'e, "Bu düzenlemeyle, kuvvet komutanlıklarının farklı bakanlıklara bağlanmasıyla gücün ayrılması amaçlanıyor. Bakan ise bu güç ayrışmasına ilişkin, 'Bu güçler birbirlerinden alan itibariyle ayrılacaklar, ancak her kurum kendi içinde güçlendirilecek, böyle bir kurumsal yapıya gidilecek' değerlendirmesini yaptı" bilgisini verdi. Basına kapalı toplantıda Erdoğan, kendisini ziyaret eden Başkanlık Divanı üyelerine teşekkür ederek, 15 Temmuz'dan sonra hem toplumda hem siyasiler arasında oluşan uzlaşmanın önemine değindi. Darbe girişimi karşısında Meclis'in takındığı tavrın çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, "Meclis olarak ortaya koyduğunuz tavır, diğer siyasi partilerin tavrı demokrasi açısından bir kazanım. Gösterilen bu direnç sayesinde darbe engellendi. Bir an önce normalleşmek gerekiyor. Bir an önce bu süreç bitmeli" dedi. Erdoğan, "15 Temmuz'da olanlar Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik bir ihanet hamlesidir. Siz ve siyasi prati liderlerinin biraraya gelişleri, bir görüşme olarak kalmaması gerek. Bunun bir istişare olmasını ve devam etmesinin faydalı olacağını düşünüyorum" diyen MHP Katip Üye Zihni Açba'ya, "Böyle olması konusunda gayret göstereceğim" yanıtını verdi. CHP'li üç üye Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na danışarak Saray'a gitme kararı alırken, CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ziyarete katılmadı. HDP'li üyeler de "Cumhurbaşkanı liderler zirvesine partimizi davet etmedi" gerekçesiyle Saray'a gitmedi.
Hürriyet

28 Temmuz 2016 Perşembe

28.07.2016 Genel Gündem



28.07.2016 Perşembe

GÜNDEM

Baskını Bizzat O Planlamış 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele yönelik hazırlanan baskın planı toplantısına, Cumhurbaşkanlığı Başyaveri Ali Yazıcı başkanlık etmiş. İddia, Yazıcı'nın "Antalya'ya giderken aracıma biri bindi, tanımıyorum" dediği Özel Kuvvetler'de görevli Piyade Yarbay Emin Güven'e ait. Suikast hazırlığının Muhafız Alayı'nda, Marmaris'in uydu görüntüleriyle planlandığını söyleyen Güven, ifadesinde şunları anlattı: "Cemaat ile Ankara'da irtibatlı olduğum İhsan (Cemaat imamı) isimli şahıstır. Hiyerarşik olarak İhsan'ın üstü Hami de (Cemaat imamı) görüşmelerden bazılarına katılıyordu. 14 Temmuz'da Hami, saat 20.30'da telefonla arayarak Dikmen'de bir adreste buluşmamızı söyledi. Buluştuk, ben araçta beklerken Hami'nin arabasına 14. Tabur Komutanlığı'ndan Üsteğmen Şener Kıskaç ve Üsteğmen Selçuk Topal da geldi. Dikmen'de 1206 sokakta bir eve götürdü. Daha sonra Kurmay Albay Fırat Alakuş, adını bilmediğim başka birisiyle geldi. Alakuş bize 'bir abinin MİT tarafından kaçırıldığını ve işkence yapıldığını, onu kurtarmak için özel operasyon yapacağımızı' söyledi. Bu nedenle yarın (15 Temmuz) Akıncı Hava Üssü'nde tecrite gireceğimizi, herkesin 15 Temmuz 'da 18.30'da Akıncı'da olmasını, operasyon elbiseleri, bot almamızı istedi. Eğer nizamiyede alınmazsak da 'Biz Özel Kuvvetler'den geliyoruz, üs komutanın bilgisi var dersiniz' dedi. Muhafız Alayı'na 15.30 sıralarında ulaştık. Fırat Alakuş, kameriye bölgesinde 5-6 kişinin bulunduğu masaya gitti. Başyaver Ali Yazıcı dışında kimseyi tanımıyordum. Masa üzerinde otel veya tatil köyü olabileceğini değerlendirdiğim ve üzerinde Marmaris yazan CAS (coğrafi analiz sistemi) uydu görüntüleri olan krokiler ile palanlar vardı. Konuşmalardan duyduklarım, Cumhurbaşkanı'nın yeri öğrenilecek ve bir ekip gidip alacaktı. Ancak tam yerini bilmiyorlardı, krokiler de Cumhurbaşkanı'nın olabileceği muhtemel yerlerdi. Ali Yazıcı'nın görevi, Marmaris'e giderek Cumhurbaşkanı'nın yerini belirlemek ve koordinatlarını Fırat Alakuş'a bildirmekti. Yazıcı, 'Cumhurbaşkanı'nın yanına gider yerini öğrenirim. Benden şüphelenmezler' dedi. Cumhurbaşkanı'nı, Fırat Alakuş'un ekibi veya akademiden gelecek ekip alacaktı. Yazıcı, 'Cumhurbaşkanı'nın yerini öğrenmede sıkıntı yaşarsak Cumhurbaşkanı'nı arayarak, Antalya'ya giderken beni sayın Genelkurmay Başkanımız aradı. Size iletmek üzere bir zarf verdi. Paralel yapıyla ilgili çok önemli bilgiler var. Sizinle onu görüşeceğim derim, bu bahaneyle de Cumhurbaşkanı'na ulaşırım' dedi. Bu maksatla da elinde boş sarı bir zarf hazırlamıştı. Gerçeği öğrenince operasyonda yer almamak için belimin ağrıdığını, katılamayacağımı söyledim. Bunun üzerine Fırat Alakuş bana, 'O zaman sen Ali Yazıcı'nın koruması ve şoförü olursun' dedi. Ben de bunun operasyona katılmaktan daha iyi olduğunu düşünerek kabul ettim. Bunun üzerine Ali Yazıcı ile Marmaris'e gitmek üzere yola çıktık. Yazıcı yolda telefonla Cumhurbaşkanı'nın yanındakilerini arayarak Antalya'ya maç için gittiğini söyledi ancak biz Marmaris'e gidiyorduk. Yolculuğun ilerleyen saatlerinde Cumhurbaşkanı'nın yanından arayanlara da 'Darbe mi olmuş, vah vah' diyerek deşifre olmamaya çalıştı. Yolda Ali Yazıcı'yı arayan biri 'İşler karıştı, Çiğli'ye gidin' dedi, Muğla'ya girmek üzereydik. Çiğli Hava Üssü'ne gittik. Komutanın odasına girdik, burada iki albay, bir yarbay ve 3 binbaşı vardı. Herkes şaşkındı. Burada 'Muharip uçak yok' denildiğini duydum. Ali Yazıcı odadakilere, 'Ben Başyaverim Antalya'ya maç için gidiyorduk, darbe olunca burası güvenli diye buraya geldik derim' dedi. Aileme bir şey yaparlar diye korkuyorum. Birliğimizi basıp, arkadaşlarımızı şehit eden bu zihniyetin her şeyi yapabileceğini düşünüyorum."
Hürriyet

27 Temmuz 2016 Çarşamba

27.07.2016 Genel Gündem

27.07.2016

GÜNDEM

2 Asker Şehit 
Diyarbakır'da yapımı süren Silvan Barajı'na PKK'lı bir grup terörist tarafından dün sabah saldırı düzenlendi. Saldırıya, baraj bölgesinde nöbet tutan güvenlik güçlerinin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada Astsubay Metin Uysal şehit oldu, 1 asker de yaralandı. Van Edremit'te dün saat 13.30'da PKK'lı teröristlerin barikat kurduğu ihbarı üzerine Hacıbekir Mahallesi'ne giden askerlerin bulunduğu aracın Bayırlı Sokak'tan geçişi sırasında teröristler, tuzakladıkları bombayı infilak ettirdi. Patlamada Piyade Onbaşı Ömer Önder şehit oldu, 2 asker yaralandı. Takviyeye giden polislere açılan ateş sonucu ise 1 vatandaş hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Şırnak'ta ise PKK'lılarla güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. 3 terörist öldürüldü.
Hürriyet

26 Temmuz 2016 Salı

Spider Man ya da Örümcek Adam Üzerine

bir çizgi seri sinemada ancak bu kadar katledilebilir ve çizgi serinin maalesef sinemaya değil, sinemanın çizgi seriye şekil verdiği dönemin başladığının kanıtıdır.

örümcek adamı bende çizgi film olarak tanıyanlardanım. ateş kız, buz adam ve örümcek adam serisi dahil. fakat bu çizgi seriyi ayyuka çıkaran tabii ki 94 serisidir. tek kelime ile o seri örümcek adama dair her şeydir. öyle ki sadece kendini değil, seyircisini de ciddiye alır ve önemli ayrıntıları da işlemesini bilir.

bu seride spider man kimya dahisi bir üniversite öğrencisidir. radyoaktif örümcek hikayesi ile başlar ve devam eder. zaman zaman punisher, daredevil ve blade gibi önemli karakterlerede yer verir.

önemli iki aşkı vardır: ilki felicia hardy ki sarışın afettir, sonradan black cat olacaktır, benim de çocukluk aşkımdır. michael morphoeus'a kaptırır. black cat - spider man arası bir elektriklenme  olsa da spidey yanaşmaz ve aptallık eder. mary jane watson ise saçı kanımdan kırmızı fettan hatun. maalesef yeşil cin (green goblin)  tarafından ele geçirilen boyutlar arası geçiş cihazı kazası bilinmeyen bir boyuta transfer olur. (serinin sonuna kadar hasret kaldık kendisini ama oradaki süpriz önemli.)

ana düşmanlar marvel'ın en seçme düşmanları. kim yok ki arasında:
kingpin, dr doom gibi diğer çizgi serilerden aşina olduğumuz isimler olsa da herhalde en önemli düşman sinister six.

son sezonunu izlerken bizi zevkten dört köşe duruma sokar. x-men, fantastic four ve hatta captain america, iron man spidey için yardıma koşar. çünkü `ms web` spidey'in başına acayip bir çorap örmüştür.

son bölümde ise sonradan çekilen tüm marvel filmlerinde bir gelenek haline gelecek olan stan lee ile örümcek gerçek dünyada buluşarak sohbet etmiştir.

bu seri bu şekilde tamamlandı. sonra rezil iki seri film çekildi. ilk seride `mary jane watson` kendisini oynayacak en kötü tarafından canlandırıldı. `kirsten dust`. ikinci seri de ise 94 serisinde yer almayan fakat diğer alternatif çizgi serilerde dikkatimizi celbeden gwen stefan, şeker mi şeker ve sempati kraliçesi `emma stone` tarafından iyi bir şekilde oynandı. her iki seri de senaryo açısından büyük zaaflar içeriyordu ki çok şükür marvel telif hakları konusunda sony ile bir ortaklık kurabildi ve captain america civil war filminde bu kez daha iyi bir spidey gördük.

çekilen iki filmin kötü oluşu çizgi seriye de etki ve ultimate spider man serisi başladı. bu seride spidey bir lise öğrencisi ve 94 serisindeki baba anne modundaki may hala yerine neredeyse seksi denilebilecek bir may hala var. ama en önemlisi spidey artık ciddi fotoğrafçı ve gizli kimliği ile özel hayatını bir arada yürütmekte zorlanan üniversite öğrencsi değil, bildiğin konuşan ve aptal amerikan esprilerini yapan `deadpool`. (tamam küfür etmiyor da ağabey ciddiyet yok.)

sonradan tabii işin içine s.h.i.e.l.d girdi ve iş web warriors olayına kadar girse de bu seride kim ne derse desin 94 serisinin etkisi gün gibi
ortada.

heyecanla `homecoming` ismi verilen sinema filmini bekliyoruz, bakalım marvel elinde iron man ile birlikte spidey nelere kadir olacak?

not: iron man spidey'in sahip olmadıkları üzerinden üretilmiş bir çizgi seridir. şimdi ise iron man ihtiyarlayan bir dahi ve spidey ise taze çaylak bir kahraman namzeti. 

26.07.2016 Genel Gündem



26.07.2016 Salı

GÜNCEL/SİYASİ 

3 Şehit 
Mardin Derik'te PKK'lı teröristler İpek Yolu üzerinde tuzakladıkları bombayı, dün saat 13.20 sıralarında zırhlı aracın geçişi sırasında uzaktan kumandayla patlattı. Denktaş ve Hayırlı köyleri arasındaki saldırı sonucu araçta bulunan polis memurları Ahmet Demir, Ramazan Akyürek (45) ve Metin Malkav (24), olay yerinde şehit oldu. Patlamanın şiddetiyle araç yaklaşık 70 metre uzaktaki tarlaya fırlarken, olay yerinde büyük bir çukur oluştu.
Hürriyet

25 Temmuz 2016 Pazartesi

25.07.2016 Genel Gündem



25.07.2016

GÜNDEM

Annem 'Teslim Ol Oğlum' Dedi
Darbe girişiminde 28. Mekanize Piyade Tugayı'ndan tanklarla Genelkurmay Başkanlığı'nın önüne gelen erler ifadelerinde, o gece "Genelkurmay'a saldırı var" denilerek kandırıldıklarını savundu. Erlerden biri, telefonda annesinin kendisine teslim olmasını söylediğini aktardı. Askerlerin ifadeleri özetle şöyle: S.Ö.: Cuma akşamı 'yat içtimasını' bekliyorduk. Acilen toplanmamız gerektiği söylendi. Tanklar hazırlandı. Kısa bir süre sonra Genelkurmay önüne geldiğimizi fark ettim. Saat 02.00 - 03.00 sıralarında ailemle görüştüğümde babam darbe olduğunu, kesinlikle kimseye ateş etmememizi söyledi. Darbe olacağını bilmiyordum. Genelkurmay'a saldırı düzenlendiğini, bu sebeple çevre güvenliğini alacağımızı söylüyorlardı. T.I.: Tabur komutanının emriyle tanklarla harekete geçtik. Saat 23.30 sıralarıydı. Bize nereye gittiğimizi kimse söylemedi. Saat 01.00 sıralarında annemle konuştum. Bana 'Bir fırsatını bulup teslim ol oğlum' dedi. Genelkurmay nizamiyesinin önünde tankın içinde sabaha kadar bekledik. Ben 155'i arayarak polisten yardım istedim. Tanktan indiğimizde karşımızda tabur komutanını gördük. Tabur komutanımız bize basında çıkan haberlerin yanlış olduğunu, elinde yazılı emir olduğunu, bizim buraya Genelkurmay Başkanı'nı korumak için geldiğimizi söyledi. Su içme bahanesi ile nizamiyeden içeri girdik. Orada beyaz gömlekli, siyah pantolonlu bir kişi 'hepimizin kandırıldığını' söyledi. S.A.: Tankla yola çıktık, yolda bize Genelkurmay Başkanlığı'na saldırı var, çevre emniyetini almak için oraya gittiğimiz söylendi. Telsizden 'altınızdaki araç oyuncak değil, ezin geçin' şeklinde emir verildiğini duydum. Emri verenin kim olduğunu bilmiyordum. T.T.: Bölük komutanımız, tabur komutanı ile görüşmeden yukarıdan helikopterden ateş açıldı. Ateş, aracımızın hemen yakınındaki halka isabet etti. Bölük komutanımız da sağ gözünden yaralandı. Tabur komutanımız Kurmay Yarbay Ertuğrul Terzi'yi aradı. Tabur komutanı, 'Gerekirse polise ve halka ateş açın, sakın dışarı çıkmayın' diye emir verdi. Emri yerine getirmedik. Polisler gelip aldı bizi. S.U.: Hareket etmeden önce Genelkurmay'a saldırı olduğu bize söylendi. Halk dağılınca Genelkurmay nizamiyesine girdik. Saat 04.00 sıralarında bölük komutanımız araç komutanını arayarak oyuna geldiğimizi, polise teslim olmamızı söyledi. S.D.: Saat 23.00 sıralarında birlikten araçlarla çıktık. Yolda vatandaşların ellerinde bayraklarla tezahürat yaptıklarını gördük. İşin bize kaldığını düşünerek vatan savunması duygusuyla yolumuza devam ettik. Saat 01.00 sıralarında halkın kalabalıklaştığı anda ne olduğu göremediğimiz bir hava aracından bulunduğumuz bölgeye ateş açıldı. Saat 01.30 sıralarında sela okunduğunu, Cumhurbaşkanımız ve Diyanet İşleri Başkanımız'ın halktan sokağa çıkmalarını istediği yönünde bir duyuru yapıldığını duydum. Bazı şeylerin ters gittiğini anladım. Saat 04.00 sıralarında JÖH ve PÖH olduğunu giyimlerinden anladığımı bir grup asker ve polis teslim olmamızı söyledi. S.B.: Saat 18.00 gibi izinden gelmiştim. Çıkıp yattım. Saat 21.30'da alarm zili çaldı. Yola çıktık, havada savaş uçaklarının uçtuğunu fark ettim. Bölük komutanlarından bu eylemin bir tatbikat olduğu bize söylendi. Kimseye ateş açmadık. Bizi bu durumlara düşüren komutanlarımızdan şikayetçiyim. R.Y.: Araçtaki komutanlarımız aileleriyle görüştüler. Onlara darbe girişimi olduğu söylendi. Albay tanktan ayrılıp 45 dakika sonra elinde sivil bir elbiseyle geri geldi. Tankların arasında üzerini değiştirip Genelkurmayın nizamiyesinden ayrıldı.
Hürriyet

24 Temmuz 2016 Pazar

24.07.2016 Genel Gündem



24.07.2016

GÜNDEM

Dere geçerken at değıştırılmez
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, France 24 kanalına konuştu. Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile MİT Başkanı Hakan Fidan için "Birşeyler olacak mı" sorusuna, "Bizde bir söz var, dereyi geçerken at değiştirilmez" yanıtını verdi ve özetle şunları söyledi: (MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı'yla ilgili bir şeyler olacak mı sorusuna) Bizde bir söz var, 'Dereyi geçerken at değiştirilmez'. Şu anda biz böyle bir sürecin içerisindeyiz ve bu sürecin içerisinde de şu anda arkadaşlarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şunu çok açık, net söylememiz lazım. Bir istihbarat zaafı söz konusudur, vardır. Hatırlayın. Amerika'daki İkiz Kuleler vurulduğu zaman kimse istihbarat ne yaptı veya istihbarat görevden alındı mı? Böyle bir soru sormadı? Fransa'da bu olaylar oldu değil mi, orada da istihbarat zaafı yok mu? Var. Belçika'da olduğunda, biz Belçika'ya üstelik önceden bilgiler verdik, dedik ki; Bak böyle böyle, şu şu şu isimler teröristtir, DAİŞ'tir, bunlara dikkat edin. Bizi dinlemediler, 'Değil' dediler ve ondan sonra havalimanında o olaylar oldu. İngiltere olayı aynı. Şu anda Almanya'daki mevcut gelişmeler aynı. Sormazlar mı, nerede istihbaratınız? Demek ki zaman zaman istihbarat zaafları olabiliyor. Ama bütün bunlara rağmen biz Sayın Başbakanımızla değerlendirmelerimizi yaparız, atacağımız bir adım varsa bu konuda ondan sonra atarız. Şu anda hepsi görevinin başındadır. ('MİT Müşteşarı size istifasını sunmadı' ifadesine üzerine) Hayır. Zaten gerek kendisi gerek Genelkurmay Başkanımız, 'Bu konuda tasarruf size aittir, sizler bu konuda bizimle ilgili hangi tasarrufta bulunursanız bizim buna karşı söyleyecek bir şeyimiz yok, vereceğiniz herhangi bir görevi de yapmaya yine devam ederiz' Bizde bu anlayış hâkimdir." (Avrupa'daki birçok ülkede bu operasyon, temizlik operasyonunda aslında bir cadı avı başlatıldığı söyleniliyor Gülencilere karşı, sizin cevabınız ne olur buna? sorusa) Şimdi ben tabii onların ne dediğine bakmıyorum, çok da ilgilenmiyorum. Ben şuna bakıyorum. Örneğin, Fransa'da 3 ay artı 3 ay, artı 6 aylık Olağanüstü Hal ilan edildi. Belçika'da Olağanüstü Hal, Amerika Birleşik Devletleri'nde Ferguson sebebiyle Olağanüstü Hal, aynı şekilde Münih'te Olağanüstü Hal ilan edildi. Kaç kişi öldü? 6 kişi. Ben az önce size 246 kişiden bahsediyorum. Öbür tarafta 2 bin 185 yaralıdan bahsediyorum. Bunun yanında Florida'da, aynı şekilde İspanya'da Aralık 2010'da yine bu şekilde ilan edilen Olağanüstü Hal vardı. Fakat bunların hiçbirisi bizim şu anda yaşadığımızı yaşamadılar, onlar bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmadılar. Bu tamamen ülkemizde bir darbe girişimidir, bu devleti yıkmaya yönelik bir adımdır. (Fransa ve Türkiye'deki Olağanüstü Hal uygulamalarının karşılaştırılmasıyla ilgili bir soru üzerine) Fransa'daki olay sıradan bir terör eylemi, Türkiye'deki ise devleti ele geçirmeye yönelik silahlı bir darbe girişimi. Şimdi burada özellikle Avrupa Birliği (AB) yetkililerine benim sormam lazım: Siz darbenin arkasında mısınız, demokratik hukuk devletinin yanında mısınız? Eğer ellerindeki bilgi kaynakları yanlışsa, o zaman AB gibi bir kurumun içerisinde sorumlu mevkide bulunanlar açığa düşerler ve yanlış yapmış olurlar. Şimdi bunların bir defa bütün bu yaptıkları bir şeyi gösteriyor: Ya ön yargılısınız yahut da bu işleri yönetme kabiliyetinden yoksunsunuz. Bizim AB Bakanlığımız var, bilgi istesinler. Bizim Dışişleri Bakanlığımız var, bilgi istesinler. Burada muhatapları var, bilgi istesinler. Niye onlardan bilgi istemiyorlar da gazete haberleriyle bu tür açıklamalar yapıyorlar? (Darbeci askerlerin toplum tarafından darp edildiğine yönelik fotoğraflar vardı. Bu konularla ilgili görüşünüzü alabilir miyim, onaylıyor musunuz? sorusu üzerine) Şu anda benim elime ulaşan fotoğraflarda onların kapalı salonlarda filan tutuldukları var, bir de tabii karşılıklı bir arbede var, boğuşma var. Ve bu boğuşma esnasında tabii polisle askerin karşı karşıya gelmesi var, askerin askerle karşı karşıya gelmesi var. Yoksa onların kalkıp da böyle bir noktaya getirilmeleri söz konusu değil. Ona bakarsanız, mesela Genelkurmay Başkanı'na bunlar kelepçe takarken ciddi manada elinde, boğazında bazı yırtılmalar söz konusu. Ama ben hepsinden öte geçiyorum, siz şimdi oradaki o insanları söylüyorsunuz, o insanları söylerken 246 tane şehit olanı niye söylemiyorsunuz? Bunun yanında 2185 yaralıyı niye söylemiyorsunuz? Asıl vahşet burada, asıl bunu konuşmamız lazım. (Yaşananlardan sonra kendisini tehlikede hissedip hissetmediği sorulması üzerine) Tabii bu tür tedbirleri almak zorundayız da, ben Paris'e gittiğim zaman oradaki tedbirleri gördüğümde bizim tedbirler onların yanında çok az. Elysee (Sarayı)'nın çevresi farklı, çok çok farklı bir şekilde alınmış tedbirleri gördüm. Sokaklardaki tedbirleri gördüm. Almanya'da, Amerika'da, her yerde bu tedbirleri görmek mümkün. Şu anda bir darbe girişiminin zeminindeyiz. Her taraf güllük gülistanlık değil, dolayısıyla biz tedbirimizi alacağız, adımlarımızı ona göre atacağız. Normalleşme sürecine girdiğimiz andan itibaren de bunlar azalmaya başlar. Dünya neyi yapıyorsa, bütün gelişmiş ülkeler neyi yapıyorsa biz de onu şu anda yapıyoruz, yapacağız. Düşünün işte bir Parlamento vuruluyor, Cumhurbaşkanlığı Binası vuruluyor, Başbakanlık Binası vuruluyor, bütün bunlar karşısında, şuraya uçak iki noktaya bombayla saldırılıyor. Şimdi bunlar yapılırken burada tedbir almayacak mısınız? Almamız lazım. Ama Batılı dostlar bu bombaların nedense hiçbirini görmüyor. Herhalde yani bu ülkenin en üst yöneticileri vesaireleri öldükten sonra görecekler, bunun beklentisi içindeler, ondan sonra da zil takıp oynayacaklar. Kusura bakmasınlar, her türlü tedbiri alırız ve almaya da devam edeceğiz."
Hürriyet

23 Temmuz 2016 Cumartesi

23.07.2016 Genel Gündem



23.07.2016

GÜNDEM

Kaçış Çantası
Darbe gecesinin üzerindeki sis perdesi aralandıkça, çarpıcı bilgiler ortaya çıkıyor. 15 Temmuz gecesi çatışmalara sahne olan Genelkurmay Karargâhı'nda görevli personel, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a darbenin başına geçmesini teklif eden Tümgeneral Mehmet Dişli'ye ait olduğu sanılan bir bond çanta bulunuyor. Genel Sekreterlik makamının girişindeki fotokopi makinesinin altına gizlenmiş olarak bulunan çantayla ilgili savcılığa haber veriliyor. Savcılık tarafından tutanak altına alınan çantanın içinden 1 adet kısa namlulu Sig Sauer marka tabanca ile yüklü miktarda doların çıktığı söyleniyor. Arama sırasında fotokopi makinesinin yerinin değiştirilmesi sırasında ortaya çıkarılan şifreli bond çantanın içindeki dolarların ne maksatla kullanılacağı öğrenilemedi. Çantadan silah ve dövizin çıkması, Dişli'nin kaçma planı olarak değerlendiriliyor. Bond çanta içinde ele geçirilen döviz, bir tutanakla tespit edildikten sonra adli emanete alındı. Bu arada Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar kurtarıldıktan sonra helikopterle Çankaya Köşkü'ne gelişi sırasında onun yanında yer almıştı. Tümg. Dişli'nin darbe gecesini yöneten 4 kişilik komitenin başı olduğu ortaya çıktı.
Hürriyet

22 Temmuz 2016 Cuma

22.07.2016 Genel Gündem



22.07.2016

GÜNDEM

Çiğli Üs İmamı
Marmaris'te 15 Temmuz Cuma gecesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ayrıldığı oteli basıp 2 polisi şehit eden özel timdeki firari askerlerin yakalanması için operasyonlar sürerken saldırıya karışanlarla ilgili çarpıcı detaylar da ortaya çıkıyor. Baskındaki en önemli isimlerden biri Hava Astsubay Zekeriya Kuzu oldu. Polisin araştırmalarından ve gözaltındaki Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timi askerlerinin verdiği ifadelerden, saldırıyı Ankara'da Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında görev yapan Tümgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'le birlikte, cemaatin Çiğli 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'ndaki 'imamı' olan MAK timi komutanı Astsubay Zekeriya Kuzu'nun organize ettiği belirlendi. Saldırıya katılan özel eğitimli MAK timlerini bizzat Astsubay Kuzu'nun seçtiği öğrenildi. Polisin elindeki firari askerlere ait fotoğraflar arasında görüntüsü bulunmayan Astsubay Zekeriya Kuzu'nun fotoğrafı Çiğli 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'nda arama yapan ekiplere verildi. Bu fotoğraf, yine operasyonun yönetildiği kriz merkezine ulaştırıldı. Ekipler de en önemli firari asker durumunda olan Zekeriya Kuzu için özellikle uyarıldı ve 'en tehlikeli firari' olarak çatışmaya girebileceği ifade edildi. Rütbesi düşük olmasına rağmen Astsubay Zekeriya Kuzu'nun, Çiğli 2'nci Ana Jet Üssü'ndeki cemaat üyesi tüm askerlerin, rütbesi ne olursa olsun başında yer aldığı anlaşıldı. Astsubay Zekeriya Kuzu'nun üsteki lakabının da 'paşa' olduğu öğrenildi. Üsteki en önemli birimlerden Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timi komutanı olan Zekeriya Kuzu'nun, ayrıca diğer birimlerden de sorumlu ve personele dair kararlarda etkili olduğu ifade edildi.
Hürriyet

21 Temmuz 2016 Perşembe

Python İle Deneme Yanılma Rakam Bulma Yöntemi

sevgili dostlar;

bir süredir ihmal ettiğimin farkındayım. python ile gelişim sürecimizi biraz sekteye uğramış olarak devam ettirmekteyiz. gelişim sürecimde istifade ettiğim önemli sitelerden biri olan edx'te bir quiz sorusu olarak karşıma şöyle bir soru çıktı.

0 ile 100 arası bir sayı tutun ve tahmin ettiğiniz sayıyı bulmaya çalışan bilgisayar programını yazın. önceki dersleri kontrol ettiğimde deneme yanılma diyebileceğimiz bir yaklaşma metodu kullanılıyordu. bunun için ben de bunun biraz uğraştım.

çıkan sonuç:

21.07.2016 Genel Gündem



21.07.2016

GÜNDEM

Köyünden Almışlar Yanına Koymuşlar
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın yaveri Yarbay Levent Türkkan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturmada verdiği savcılık ifadesinde FETÖ üyesi olduğunu itiraf etti. Yarbay Türkkan'ın darp edildiği ve vücudunun çeşitli yerlerinin sarılı olduğu fotoğrafı da dün basına yansıdı. İfadesinde, 'etkin pişmanlık hükümlerinden' yararlanmak istediğini söyleyen Türkkan, "Ben paralel yapı üyesiyim, Fetullah Gülen Cemaati'ne yıllarca gönüllü olarak hizmet ettim. Onlar tarafından verilen emirlere bugüne kadar harfiyen riayet ettim" dedi. Fakir bir ailenin çocuğu olduğunu belirten Türkkan'ın ifadesi özetle şöyle: "Babam çok fakir bir çiftçiydi. Fethullah Gülen Cemaati ile ilk defa ortaokul döneminde tanıştım. Ortaokulda cemaatin abileriyle tanıştım. Ben subay olmak istiyordum. 1989 yılında Işıklar Askeri Lisesi'nin sınavlarına girdim. Bana sınav olmadan önceki gece yarısı getirip soruları verdiler. Şıkların üzerine cevaplar işaretlenmişti. Işıklar Askeri Lisesi'ndeyken Serdar ve Musa abilerle görüşmeye devam ettim. Ayda bir kez görüşüyorduk. Namaz kılıyorduk, sohbet ediyorduk, Fethullah Gülen'nin kitaplarını okuyorduk. Abilerim bana deşifre olmamak için askeri lisede tuvalette abdest almayı ve ima ile namaz kılmayı öğretmişlerdi. Herhangi bir siyasi kanala yönlendirilmedim. Genelde AKP'ye oy verdim. Askeri lise döneminde bana herhangi bir görev vermediler. Bize, 'Tek göreviniz ifşa olmamak' diye öğretiyorlardı." 2011-2015 yılları arasında Genelkurmay Başkanı Necdet Özel Paşa'nın emir subay yardımcısı olarak çalıştığını kaydeden Türkkan'ın ifadesine şöyle devam etti: "Özel Paşa'nın son üç ayında emir subayı oldum. Genelkurmay'da emir subayı görevine başladıktan sonra Cemaat yapılanması adına bana verilen örgütsel görevleri de yerine getirmeye başladım. Özel Paşa'yı dinleme cihazıyla sürekli dinliyordum. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom'da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip Paşa'nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa'nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulusi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt'tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati'nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık. Şu anda Mehmet Akkurt'un nerede olduğunu bilmiyorum (15 Temmuz'da öldürüldü). Darbeye teşebbüs günü onun görevi, Genelkurmay 2. Başkanı'nı etkisiz hale getirmekti. Bize söylenen Yaşar Paşa cemaatçi değildi, fakat Hulusi için cemaati seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı. Benim şahsi kanaatim 1990'lı yıllardan bu yana sınavla okullardan gelen ve orduya alınan subaylardan yüzde 60-70'i cemaatçidir. Genelde cemaatçi olan subaylar kurmay subaylardır. Bu benim bir cemaatçi olarak tahminim. Ben darbe yapılacağını 14 Temmuz 2016 Perşembe günü saat 10.00-11.00 sıralarında öğrendim. Genelkurmay Başkanı Danışmanı Kurmay Albay Orhan Yıkılkan bana darbe planladıklarını, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve orgenerallerin tek tek alınacağını sessiz sedasız işin biteceğini söyledi.
Hürriyet

20 Temmuz 2016 Çarşamba

20.07.2016 Genel Gündem



20.07.2016 Çarşamba

GÜNDEM

1577 Dekan İstifa Etsin 
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bütün devlet ve vakıf üniversitelerinin tüm dekanlarının istifasını istediğini açıkladı. Buna göre, 1577 dekanın istifa etmesi talep ediliyor. Bunların 1176'sı devlet, 401'i ise vakıf üniversitelerinde görev yapıyor. İsimlerin dün akşama kadar gönderilmesi istendi. Dekanların alınması için rektörlerin YÖK'e teklifte bulunması gerekiyor. Bu yazı YÖK Genel Kurulu'nda görüşülüp karara bağlanacak. Dekanlar, bugün yapılacak YÖK Genel Kurulu'na kadar görevlerinin başında olacak. Genel Kurul bu istifaları kabul ettikten sonra dekanların yerine vekaleten bakacak isimler belirlenecek.
Hürriyet
 

19 Temmuz 2016 Salı

19.07.2016 Gündem Haberleri



19.07.2016 Salı

GÜNDEM

61 Generale Tutuklama 
Darbe girişiminin ardından 112 general ve amiral gözaltına alındı. 61 general ve amiral çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, diğerleri hakkındaki işlemler devam ediyor. İstanbul'da gözaltına alınan askerlerden 13'ü, İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Başsavcılığı'nda sorgulandıktan sonra tutuklama talebi ile 10. Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. 12 general ile 1 amiral tutuklandı. İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Başsavcılığı tarafından mahkemeye gönderilen tutuklamaya sevk belgesinde 13 general hakkında, 'silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütüne üye olmak, (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütünün faaliyetleri kapsamında cebir-şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, anayasayı ihlal, cebir ve şiddet kullanarak TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya TBMM'nin görev yapmasını engellemeye teşebbüs, Cumhurbaşkanı'na fiili saldırıya teşebbüs, silahlı terör örgütü kapsamında kasten adam öldürme ve kasten yaralama' suçlamaları yöneltildi. İzmir'de aralarında Ege Ordusu Kurmay Başkanı Tümgeneral Memduh Hakbilen'in de bulunduğu, 13 general tutuklandı. Ankara'da ise gözaltına alınan 27 generalden 26'sı tutuklandı. Malatya'da 4, Kayseri'de 1, Manisa'da 1, Şırnak'ta 2, Siirt'te 1 olmak üzere dün toplam 61 general tutuklandı.
Hürriyet

18 Temmuz 2016 Pazartesi

18.07.2016 Genel Gündem



18.07.2016 Pazartesi

GÜNDEM

Emir Subayıyla Gırtlak Gırtlağa 
Darbe girişiminin yapıldığı 15 Temmuz Cuma gecesi Genelkurmay Karargâhı'nda yaşananların ayrıntısına ulaşıldı. İddialara göre, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın özel kalem müdürü Tümgeneral Mehmet Dişli ile bazı emir subayları ve korumaları, darbecilerin yanında yer aldı. Tümgeneral Dişli, Orgeneral Akar'ın hazırlanan bildiriyi imzalamasını ve hatta Türk kamuoyuna okumasını istedi. Ancak Orgeneral Akar, son derece sert ifadelerle yapılanlara karşı çıktı. Orgeneral Akar ile emir subayları zaman zaman gırtlak gırtlağa geldi. Tümgeneral Dişli, Akar'ı başına silah dayayıp ölümle tehdit etti. Akar'a sert fiziki müdahalede bulunuldu; bir ara boynuna kemer geçirildi. Orgeneral Akar'ın boynundaki yara izinin de kemer sıkmadan kaynaklandığı ve bu nedenle önceki gün TBMM'deki oturuma boynunu kapatacak şekilde üniforma ile geldiği öğrenildi. Orgeneral Akar, bildiriyi okumayınca, bu kez karargâhtaki yine yakın çalışma çevresinden olan personelden sorumlu Tuğgeneral Mehmet Partigöç, "Komutanım bildiriyi imzalayın, bakın göreceksiniz çok iyi şeyler olacak" dedi. Orgeneral Akar, Partigöç'ü de sert sözlerle geri çevirdi. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ve darbe girişimi sırasında bir düğünde olan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ın da emir subayları ve korumalarınca derdest edildikleri ileri sürüldü. Tümgeneral Dişli ve Tuğgeneral Partigöç gözaltına alındı. Tümgeneral Dişli'nin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin kardeşi olduğu belirtildi. O gece Genelkurmay Karargahı'ndaki üst düzey bir isim Hürriyet'e şunları anlattı: "Saat 21.30 sıralarıydı. Genelkurmay'da çalışıyorduk. Komutan katından sesler gelmeye başladı. Hemen komutan katına çıktım. Özel kuvvetlerden askerler vardı. Önce 'Tatbikat var' dediler. Komutanın özel kalem müdürü Tümgeneral Mehmet Dişli dışarı çıkıp, beni işaret ederek, 'Bunu da alın' dedi. Yere yatırıldım. Telefonlarım alındı. Ellerim, ayaklarım ve ağzımı bağladılar. Komutan odasından bağırış çağrışlar geliyordu. Komutanın en yakınındaki emir subayları, korumaları, hepsi darbecilerin yanındaydı. Kafamı kaldırmaya çalıştığımda, benim altımda çalışanlardan da darbeciler olduğunu tespit ettim. Komutanların ellerinin arkadan bağlandığını gördüm. Bunu yapan bu insanların emir subayları, özel kalem müdürleri, korumaları. Gözlerimizi de kapadılar. Bazılarımızı sırt sırta ayakta tuttular. Bizleri yaklaşık 10 kişilik bir grup halinde helikoptere götürdüler. Nereye indiğimizi bilmiyorduk. Sonradan Akıncı Hava Üssü'ne getirildiğimizi anladık. Yüzüstü yere yatırılmış olarak tutulduk. Bazı komutanları seslerinden tanıyordum. Komutanlar ayrı ayrı odalarda tutuluyordu. Aç susuz bırakıldık. Uzun bir zaman geçtikten sonra darbecilere operasyon yapan bir grup özel kuvvet gelip serbest kaldığımızı söyledi. Bir ara Akın Öztürk ile damadı Hakan Karakuş'u da gördüm."
Hürriyet

17 Temmuz 2016 Pazar

17.07.2016 Genel Gündem



17.07.2016

GÜNDEM

Meclis'e Savaş
Türkiye, 15 Temmuz Cuma gecesi saat 22.00'den itibaren tarihinde görülmemiş olaylara sahne oldu. Olağandışı gelişmelerin ilk işareti, Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçaklarının başkent semalarında alçak uçuşlarıyla görüldü. Bu dakikalarda Fatih Sultan Mehmet ve Boğaz köprülerinin Anadolu tarafı, askeri birlikler ve zırhlı araçlarla kapatıldı. Neler olduğu anlaşılmaya çalışılırken Genelkurmay Karargâhı'ndan silah sesleri duyuldu. Genelkurmay'ın önüne onlarca ambulans yığıldı. Kızılay'a girişler askeri araçlarla kapatıldı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile bazı kuvvet komutanlarının rehin tutulduğuna ilişkin bilgiler gelmeye başladı. İstanbul ve Ankara caddelerinde askeri araç yoğunluğu artarken TRT'den okunan 'Yurtta Sulh Konseyi' bildirisiyle olaylar çığırından çıktı. Ankara'da pek çok noktada polis ile askerler arasında çatışma yaşandı. Kızılay, Çankaya Köşkü, Emniyet, Dikimevi'ne doğru 50 tank yürüdü. Cuntacı askerin hedef aldığı ilk nokta Gölbaşı'ndaki Emniyet Özel Harekât Merkezi oldu. İlerleyen saatlerde Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne gelen tanklar içeri girmeye çalıştı. Yenimahalle'deki MİT Karargâhı'nın üzerinden uçan askeri helikopter de taciz atışları yaptı. Geceyarısından sonra Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Söğütöüzü'nde AK Parti Genel Merkezi'ne havadan atışlar oldu. Telsizden askerler polise yönelik "Silah bırakın" çağrıları yaptılar. Bu sırada MİT ve Emniyet kaynaklarından cuntacılara ait bir Sikorsky helikopterin düşürüldüğü belirtildi. Başkente sabaha kadar bombalama yapan hava unsurlarının 2 savaş uçağı ve 3 Cobra helikopter olduğu belirtildi. Cunta uçakları sabaha kadar alçak uçuş yaptılar. Bunlara karşı Eskişehir'den gelen kalkan savaş uçakları ise yüksekten uçarak cuntacı pilotları caydırmaya çalıştı. Cunta uçakları zaman zaman ses duvarını aşarak patlama etkisi oluşturdular. Saat 03.00 sularında AK Parti Genel Merkezi'nin önüne ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na tanklar dayandı. Sabah saatlerine doğru Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne ait iş makineleri tankların geçiş yapacağı bazı caddeleri kapattılar. Dehşet gecesinde Meclis ağır hasar aldı. Meclis ve çevresine bazıları ses bombası, bazıları tahrip bombasıyla 10 saldırı yapıldı. Uçaklarca 3 kez bombalanan Meclis'te en büyük hasar Başbakanlık makamının olduğu bölgede yaşandı. Muhalefet kulisi ve çevresinde 12 polis yaralandı. Genelkurmay'daki cuntacıların etkisiz hale getirilmesi için operasyon hazırlığı yapılırken diğer illerden 5 bine yakın çevik kuvvet polisi geldi. Bu polislere sabah saatlerinde kamyonla getirtilen uzun namlulu silahlar dağıtıldı. Sabah saat 09.00 civarında Genelkurmay nizamiyesi önündeki tanktan vatandaşlara gaz bombası atıldı. Saat 10.00'a yaklaşırken cuntanın başarısız olduğuna ilişkin haberler artınca, Genelkurmay'daki er ve erbaşlar çıkarak teslim oldu.
Hürriyet