21 Temmuz 2016 Perşembe

21.07.2016 Genel Gündem



21.07.2016

GÜNDEM

Köyünden Almışlar Yanına Koymuşlar
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın yaveri Yarbay Levent Türkkan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturmada verdiği savcılık ifadesinde FETÖ üyesi olduğunu itiraf etti. Yarbay Türkkan'ın darp edildiği ve vücudunun çeşitli yerlerinin sarılı olduğu fotoğrafı da dün basına yansıdı. İfadesinde, 'etkin pişmanlık hükümlerinden' yararlanmak istediğini söyleyen Türkkan, "Ben paralel yapı üyesiyim, Fetullah Gülen Cemaati'ne yıllarca gönüllü olarak hizmet ettim. Onlar tarafından verilen emirlere bugüne kadar harfiyen riayet ettim" dedi. Fakir bir ailenin çocuğu olduğunu belirten Türkkan'ın ifadesi özetle şöyle: "Babam çok fakir bir çiftçiydi. Fethullah Gülen Cemaati ile ilk defa ortaokul döneminde tanıştım. Ortaokulda cemaatin abileriyle tanıştım. Ben subay olmak istiyordum. 1989 yılında Işıklar Askeri Lisesi'nin sınavlarına girdim. Bana sınav olmadan önceki gece yarısı getirip soruları verdiler. Şıkların üzerine cevaplar işaretlenmişti. Işıklar Askeri Lisesi'ndeyken Serdar ve Musa abilerle görüşmeye devam ettim. Ayda bir kez görüşüyorduk. Namaz kılıyorduk, sohbet ediyorduk, Fethullah Gülen'nin kitaplarını okuyorduk. Abilerim bana deşifre olmamak için askeri lisede tuvalette abdest almayı ve ima ile namaz kılmayı öğretmişlerdi. Herhangi bir siyasi kanala yönlendirilmedim. Genelde AKP'ye oy verdim. Askeri lise döneminde bana herhangi bir görev vermediler. Bize, 'Tek göreviniz ifşa olmamak' diye öğretiyorlardı." 2011-2015 yılları arasında Genelkurmay Başkanı Necdet Özel Paşa'nın emir subay yardımcısı olarak çalıştığını kaydeden Türkkan'ın ifadesine şöyle devam etti: "Özel Paşa'nın son üç ayında emir subayı oldum. Genelkurmay'da emir subayı görevine başladıktan sonra Cemaat yapılanması adına bana verilen örgütsel görevleri de yerine getirmeye başladım. Özel Paşa'yı dinleme cihazıyla sürekli dinliyordum. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom'da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip Paşa'nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa'nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulusi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt'tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati'nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık. Şu anda Mehmet Akkurt'un nerede olduğunu bilmiyorum (15 Temmuz'da öldürüldü). Darbeye teşebbüs günü onun görevi, Genelkurmay 2. Başkanı'nı etkisiz hale getirmekti. Bize söylenen Yaşar Paşa cemaatçi değildi, fakat Hulusi için cemaati seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı. Benim şahsi kanaatim 1990'lı yıllardan bu yana sınavla okullardan gelen ve orduya alınan subaylardan yüzde 60-70'i cemaatçidir. Genelde cemaatçi olan subaylar kurmay subaylardır. Bu benim bir cemaatçi olarak tahminim. Ben darbe yapılacağını 14 Temmuz 2016 Perşembe günü saat 10.00-11.00 sıralarında öğrendim. Genelkurmay Başkanı Danışmanı Kurmay Albay Orhan Yıkılkan bana darbe planladıklarını, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve orgenerallerin tek tek alınacağını sessiz sedasız işin biteceğini söyledi.
Hürriyet


Türkiye Genelinde 3 Ay Ohal
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Anayasa'nın 120. maddesi uyarınca bütün ülkede 3 ay süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğini açıkladı. Erdoğan, "Milletime şunu söylüyorum; "Eyvah olağanüstü hal ilan edildi. Valiler devreden çıkıh TSK mı devreye girecek. Tam aksine. Valilerimizin yetkisi daha da artacak. TSK valilerimizin emrinde bu süreci sürdürecektir" mesajı verdi. TARİHİ MGK toplantısı 4 saat 40 dakika sürdü. Daha sonra yine Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Erdoğan başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nda da MGK'da varılan kararlar değerlendirildi. MGK bildirisi, bu kez Bakanlar Kurulu sonrasında açıklandı. Erdoğan'ın kararları açıkladığı toplantıyı, Başbakan Binali Yıldırım ve bakanlar da izledi. Erdoğan, özetle şunları söyledi: "246 masum insan hayatını kaybetmiş bin 536 masum vatandaşımız yaralanmıştır. Şu anda şu siyasi parti bu siyasi parti bunun üzerinde duracak değilim. Ama cumhurun başı olarak ben milletimle iftihar ediyorum. MGK üyeleri olarak yaptığımız kapsamlı değerlendirme sonunda, darbe girişiminde bulunan terör örgütünün tüm unsurlarıyla süratle bertaraf edilebilmesi için ülkemizde anayasamızın 120. maddesi uyarınca Olağanüstü Hal ilan edilmesini, hükümete tavsiye etme kararı aldık. Bakanlar Kurulumuz da bu tavsiye doğrultusunda Türkiye'de 3 ay süreyle OHAL ilan edilmesini kararlaştırdı. OHAL ilanının amacı ülkemizde demokrasiye, hukuk devletine vatandaşlarımızın hak özgürlüklerine yönelik tehdidi ortadan kaldırmak için gereken adımları etkin ve hızlı şekilde atabilmektir. Bu kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir. Hükümetimiz, siyasi partilerimiz STK'larımız, TSK komuta kademesi ve milletimiz tercihinin daima demokrasinin yana olduğunu göstermiştir. Ekonominin yurtiçi ve yurtdışı unsurlarının OHAL konusundaki en ufak çekinceleri tereddütleri olmamalıdır. Milletime şunu söylüyorum; 'eyvah şimdi OHAL ilan edildi yoksa bu süreçte artık valiler devreden çıkıp silahlı kuvvetler mi yönetime ey koyacak?' Asla böyle bir şey söz konusu değil. Tam aksine valilerimizin yetkileri, iradeleri bu süreç içinde daha da artacak. Ve Silahlı Kuvvetlerimiz valilerimizin emrinde onların yönetiminde bu süreci sürdüreceklerdir."
Hürriyet

Ruhani Liderlerden Darbeye Ortak Duruş
Taksim Meydanı'na kurulan darbe girişiminde hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu Demokrasi Şehitleri Anıtı'na ruhani liderler karanfil bıraktı. Liderler, birlik ve beraberlik mesajı verdi, ortak bir deklarasyona da imza attı. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, "Son derece zor günler geçirdik demokrasimiz adına. Ama vatandaşımızın dirayetiyle burada Taksim'de, Türkiye'nin dört bir tarafında meydanlarda ciddi bir demokrasi mücadelesi yaşanıyor. Taksim Meydanı da bu kalelerden birisi. Buraya tüm Türkiye'yi temsilen bir deklarasyon imzalamaya geldik. Son derece de başarılı oldu. Buradan vatandaşlarıma çağrım Taksim Meydanı'nda tüm meydanlarda olduğu gibi acıların yaşandığı bir meydandı. Bugünden itibaren demokrasi şehitleri için hazırladığımız meydana gelip taziyelerini sunmaları onları anmaları, karanfil bırakmaları ve açtığımız defteri imzalamaları hatta nöbette varlıklarını hissettirecek mekanizmalarda kendilerini göstermelerini bekliyoruz" diye konuştu. Türkiye Musevileri Hahambaşı İshak Haleva da "İşte tanrının istediği birlik, beraberlik, ırk ve dil farklı olmaksızın hep beraber burada birleştik. Tanrıya duam böyledir" derken Türkiye Ermenileri Patrik Vekili Aram Ateşyan şöyle konuştu: "Tanrı rahmetli kardeşlerimin ruhlarını cennetine kabul etsin. Bu vatanı, birlik ve beraberlik içinde ırk, dil, mezhep ayrımı yapmadan yaşamayı nasip etsin. Amin." Taksim Meydanı'ndan Demokrasi Şehitleri Anıtı'na doğru ellerinde karanfillerle yürüyen Başkan Demircan ve ruhani liderler ellerindeki karanfilleri anıta bıraktı, sonra deklarasyonu imzaladı.
Hürriyet

Gemilere Kritik Mesaj
Darbe girişimi sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda neler yaşandığına Milliyet ulaştı. 15 Temmuz gecesi Marmaris'te olduğu ve Aksaz üssünden bir fırkateyne binerek denize açıldığı iddia edilen Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu'nun 15 Temmuz'da Heybeliada'daki Deniz Lisesi'nin mezuniyet törenine katıldığı, 16 Temmuz Cumartesi günü de Tuzla'da Başbakan Binali Yıldırım ile pek çok bakanın katılacağı TCG Sancaktar amfibi çıkarma gemisinin denize indirilme törenine katılmak için beklediği ortaya çıktı. Darbe girişimini haber alan Bostanoğlu önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ı ardından Kara, Hava ve Jandarma komutanlarını aradı ancak ulaşamadı. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ı arayan Oramiral Bostanoğlu, Işık'a, "Komuta kademesi olarak darbe girişimini kabul etmiyoruz. Komutanlara ulaşamıyoruz, sizinle irtibatta kalarak ortak hareket etmek istiyoruz" dedi. Ardından bir TV kanalına telefonla bağlanan Oramiral Bostanoğlu, "Komuta kademesi olarak bu girişimi kesinlikle kabul etmiyoruz" açıklamasında bulundu. Bostanoğlu'nun açıklaması Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki askerler için kırılma noktası oldu. Bu sırada komutanlığa bağlı deniz üsleri Aksaz, Foça ile Donanma Komutanlığı'nın merkezi olan Gölcük'ten 11 savaş gemisi darbeciler tarafından hareket ettirilmişti.
Milliyet

18 İşçi Öldü İşçi Başına 1 Yıl Bile Ceza Çıkmadı
Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi'nde önceki gün başlayan ve dün sona eren duruşmada sanıklar hakkında karar çıktı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar, taraf avukatları ve ölen madencilerin aileleri katıldı. İddianameyi ve mütalaayı hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Timur Çadırcı'nın son kararnamede Çankırı'ya atanması nedeniyle yerine davaya Başsavcı Bilgehan Yücel katıldı. Duruşmada, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün 18 yetkilisi hakkında 'Görevi Kötüye Kullanma' suçundan Danıştay kararı ile soruşturmaya izin verilmesinin ardından, Ermenek Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan iddianame okundu. Dün yeniden başlayan duruşmada mahkeme heyeti sanıklar hakkındaki kararını açıkladı. Cumhuriyet Savcılığı'ın iddianamesinde ve duruşmada mahkemeye sunduğu mütalaasında sanıkların 'Bilinçli taksirle birden fazla ölüme neden olma' suçundan yargılanmasını talep etti. Buna göre, tutuklu sanıklardan Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar 13 yıl 9 ay, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi teknik nezaretçisi tutuklu Ali Kurt 13 yıl 9 ay, 'resmi belgede sahtecilik' suçundan da 2 yıl 1 ay; olayın ardından tutuklanan ve geçen 4 Mayıs günü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan ruhsat sahibi Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesinin o dönemki Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey, 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Maden mühendisleri Cemile Karaca 6 yıl 8 ay, yaklaşık 3 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan ve hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarılan ancak halen yakalanamayan Yavuz Özsoy 18 yıl 9 ay, aynı şirketin iş güvenlik uzmanı Engin Yetim 5 yıl 6 ay, barut biriminde görevli işçi Naci Özsoy, 'Evrakta sahtecilik' suçundan 3 yıl 1 ay hapis cezası aldı. Maden mühendisi Nuray Yetiş, Ermenek Cenne Linyit Kömür İşletmeleri Müdürü Mehmet Zeybek ile eski yönetici ve çalışanlar Hayrettin Kirazcı, Hüseyin Hüsnü Özbey, Ojen Ünlü, Cemal Demircioğlu, Şerafettin Zeybek, Ahmet Dağdeviren, Mustafa Ayan beraat etti.
Vatan

Oteli Basan Komandolar İstanbul'a Gelmişler
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Marmaris'te kaldığı otele baskın düzenledikten sonra istediklerini elde edemeyen komandolar İstanbul'a geldiler. Darbecilerin İstanbul'a getirdiği malzemeler arasında C4 patlayıcı ve zırh delici mühimmat bulundu Darbe girişimi sonrası izinler iptal edilip tüm emniyet personeli göreve çağrılmıştı. Askeri lojmanlar, havalimanları, kışlalar önünde tedbir alınan ilçelerden biri de Bakırköy'dü. Yeşilköy Askeri Havalimanı önünde tertibat alan Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, İstanbul'u havaya uçuracak kadar patlayıcı dolu 3 minibüsü ele geçirdi. Takviye ekiplerin de gelmesiyle birlikte Marmaris'ten gelen 30 SAT komandosundan 24'ü gözaltına alındı, 6 komando ise kaçtı. Ele geçirilen malzemeler arasında 109 adet 40 milimetre bomba atar, 20 bin adet mg3 mermi, 1200 adet mermi, 12 bin adet 9 mm mermi, 255 adet 40 mm bomba atar, 19 adet 66'lık anti tank, 19 adet rpg7 anti tank, 134 plastik patlayıcı ateşleyici, 26 adet el roketi, 123 adet saniyeli fitil, 37 adet infilaklı fitil, 100 adet can simidi duman kandili, 24 adet c4 plastik tahrip kalıbı, 167 adet el bombası, 36 adet aydınlatma, 76 adet renkli sis kutusu, 14 adet 2 kiloluk sis kurusu, 29 adet sis bombası (kırmızı sis), 4 adet tabanca ve mühimmat ele geçti. Darbe girişimi gecesi bir grup askerin hedefinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan bulunuyordu. Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı oteli basan darbeciler, 2 koruma memurunu şehit etmişlerdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise darbecilerden 15 dakika önce otelden çıktığını açıklamıştı. Gözaltına alınan SAT komandolarının da Marmaris'e giden ekipler arasında olduğu öğrenildi. Gözaltına alınan 24 kişi ile bu kişilerin Askeri Havalimanı'na girmesine yardımcı olan Hava Harp Okulu'nda görevli 11 subay, Vatan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 130,2901-130,4664       
ABD Doları 3,0876-3,0906/ Euro3,4014-3,4071/ İngilizSterlini 4,0817-4,0993

Almanlar Endişeli
Türkiye'deki darbe girişimi Almanya ve Avrupa Birliği (AB) ekonomisini korkuttu. Almanya ihracatın etkilemesinden endişe ediyor. Spiegel Online'ın haberine göre Türkiye'ye ihracatta altın çağını yaşayan Alman otomotiv sanayi ile makine sanayi en çok korkan sektörlerin başında geliyor. 2007 yılından beri Türkiye'de otomobil satışları iki kat arttı. Geçen yıl Türkiye'de yeni otomobil satışı yüzde 24 artış kaydetti ve 725 bini geçti. Otomobil pazarında en büyük payı Alman otomobil ihracatçıları aldı. Otomobil Sanayicileri Birliği'nin (VDA) verdiği bilgiye göre Türkiye'deki otomobil satışının yüzde 45'ini Almanya ihraç etti. Almanya'nın geçen yıl Türkiye'ye otomobil, motor ve araba yedek parçaları ihracatı ise 7 milyar Euro civarında.VDA açıklamasında, Türkiye'nin yeniden siyasi istikrara kavuşmasının ve böylece şirketlerin planlarının gerçekleşmesinin büyük öneme sahip olduğu vurgulandı. Alman Makine ve Yatırımcılar Birliği (VDMA) de Türkiye'yle ilgili açıklamasında, "Siyasette karışık ortam temel olarak yatırımlar için iyi bir çevre yaratmaz" dedi. VDMA, Türkiye'ye gelecek yatırımların daha çok gözden geçirileceğini kaydetti. Alman makine sanayi geçen yıl 3.8 milyar Euro değerinde teknoloji ihracat etti. Geçen yıl Alman makine sanayiinin Türkiye'ye ihracatı yüzde 8.5 arttı. Türkiye'nin çevresindeki komşu ülkeler için de ihracatta merkez konumunda olduğu belirtildi. Türkiye Almanya'nın dış ticaretinde 22.4 milyar Euro'yla büyük yer tutuyor. Türkiye Almanya'nın ihracatında en önemli 14'üncü ülke. Almanya'nın Türkiye'ye ihracatında makine, otomobil ve kimya sanayii başı çekiyor ve üç dalda 14 milyar Euro tutarında ihracat yapıldı.
Hürriyet

Piyasaya Notçu Darbesi
Türkiye piyasaları normale dönmeye çalışırken ve darbe girişimi sonrası ülkenin en önemli Milli Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulu toplantısının sonuçlarına odaklanmışken, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları düne damga vurdu. Dün dolar uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's'un Türkiye'nin notunu BB+'dan BB'ye indirmesi ve görünümü negatif yapma-sının ardından 3.0963 lirayla tarihinin en yüksek seviyesini gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olağanüstü hal ilan edildiğini açıkladığında bile dolar, kredi kuruluşlarının kararları sonrasında çıktığı aşmadı. Analistler, piyasa normal işleyişini sürdürür ve kurumlar çalışırsa herhangi bir sıkıntı beklemiyor. Önümüzdeki günlerde OHAL uygulamasının niteliğinin, piyasanın tepkisini belirleyeceğini belirten analistler, alınacak karar ve uygulamalar ile sermaye hareketleri kısıtlanacak algısı oluşursa, piyasada sıkıntı yaşanabileceğini vurguluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamada mali disiplinden taviz verilmeyeceği vurgusunun ise önemli olduğu belirtiliyor.
Hürriyet

Kaldığımız Yerden Devam Ediyoruz
15 Temmuz akşamı, yani TSK içindeki FETÖ üyelerinin darbe girişimi için düğmeye bastığından habersiz, Türkiye ihracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekçi, 2016 yılının ilk yarısında gerçekleşen ihracat performansı ve önümüzdeki 6 ayın beklentilerini içeren bir sunumu dinlemek üçere Çırağan Sarayı'nda yerimizi almıştık. Toplantı öncesi Çırağan'dan boğaza bakan harika manzarasının keyfini çıkarırken Büyükekçi, "Birazdan yapacağımız sunumla keyfimiz artacak" diyordu. Büyükekşi'nin önümüzdeki dönem için umutlandıran sebepler vardı, "Çevremizde ne olursa olsun, biz yılmadan çalışmaya devam edeceğiz. İmkanlarımızı zorlayacağız. Önümüzde uzun ve güzel bir yol var" diyebiliyordu. Büyükekşi dediği gibi sunumunda beklentilerin altında kalma gerekçelerini bir bir izah ederken, önümüzdeki dönemde yaşanacak iyileşmenin de argümanlarını sıraladı. Türkiye olağanüstü bir süreçten geçiyor. Çevremizdeki karışıklıklar, yurt içindeki terör saldırıları ve son olarak darbe girişimi. Her biri tek başına ülke ekonomisine zarar vermek için yeterli nedenler. Teröre karşı, darbe girişimlerine karşı güvenlik güçleri tedbirlerini sıklaştıracak ve gelecek her türlü tehlikeye karşı ülkenin güvenliğini koruyacak. Ancak bir de ekonomik istikrarın sağlanması ve 2023 hedeflerine ulaştıracak çabaların da artması gerekiyor. İş dünyasında saflar daha da sıklaşacak, hiçbir şey olmamış gibi ve hatta daha üstün bir gayretle faaliyetlerine devam edecek. Gelelim, TİM Başkanı Büyükekşi'nin 2016 yılı ikinci yarısı için ihracat beklentilerine. Türkiye'nin ocak-haziran döneminde dünyadaki pek çok ülkeden daha iyi performans sergilediğine dikkat çeken Büyükekşi, "Yılın ilk yarısı ihracatımız yüzde 2,2 düşüşle 71,7 milyar dolar olurken, miktar bazında ise yüzde 6,5 artarak 52,6 milyon ton olarak gerçekleşti. İhracatın yılın ikinci yarısında artışa geçmesini ve yılsonunda yaklaşık yüzde 5 artışla 150 milyar dolara yakın olmasını bekliyoruz" diye konuştu. Ocak-haziran döneminde dünya ihracatının yüzde 6 düştüğünü, Türkiye'de ise ihracatın yüzde 2 azaldığını söyleyen TİM Başkanı Büyükekşi, "Görülüyor ki ilk yarıyıl ihracatımız dünya ortalamasından daha iyi. Kötünün iyisi sayılırız. Büyümede ise Hindistan, Çin ve Endonezya'dan sonra yüzde 4,8 ile en iyi performans sergileyen ülke olduk" dedi.
Türkiye

Kalkışma Türkiye'nin Enerji Merkezi Hedefini Engellemez
Brüksel Enerji Kulübü Başkanı Marat Terterov, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini etkilemeyeceğini, bu konuda hükümet politikalarının daha çok önem taşıdığını söyledi. FETÖ'nün 15 Temmuz gecesi gerçekleştirdiği darbe girişiminin, Türkiye'nin enerji merkezi hedefine etkisini değerlendiren Terterov, yatırımcının endişelendiği noktanın darbe girişiminden çok, konuyla ilgili hükümet politikalarının ne yönde gelişeceği olduğunu ifade etti. Terterov, gaz sektöründe hükümetin liberal piyasayı desteklediği sürecin, enerji merkezi olma hedefine katkı sağlayacağını belirterek, şöyle devam etti: "Darbe girişiminin Türkiye'nin enerji merkezi olması amacı üzerinde, ne negatif ne de pozitif yönde kısa dönemde bir etkisi olmasını beklemiyorum. Hem yabancı hem yerli yatırımcı siyasi istikrar ister ve ülkede istikrar olduğu sürece muhtemelen hangi tür bir hükümetin iktidarda olduğundan çok fazla endişelenmez. Yatırımcının endişelendiği nokta daha çok hükümet politikasıyla ilgili. Eğer hükümet Türkiye'nin gaz sektöründe liberal bir piyasayı desteklemek için adımlar atıyorsa, bunun, Türkiye'yi kuzeybatı Avrupa'daki gibi gaz merkezi olarak görmek isteyenler de dahil olmak üzere, yatırımcılar tarafından desteklenmesi kuvvetle muhtemeldir." Oxford Enstitüsü Enerji Çalışmaları Uzmanı Dr. Patrick Heather de Türkiye'nin doğalgaz dünyasına sağlayabileceği pozitif unsurlara işaret ederek, "Türkiye'nin doğalgaz dünyasına sağlayabileceği pek çok pozitif şey olduğunu düşünüyorum. Eğer Türkiye bölgesel bir gaz merkezi olmak amacını gerçekleştirmek istiyorsa, bunun eninde sonunda gerçekleşmesinin mümkün olduğuna inanıyorum. Üstesinden gelinmesi gereken çok az engel olduğunu düşünüyorum" dedi. Türkiye'nin coğrafi olarak Orta Doğu ve Avrupa arasında yer almasının avantajına da dikkati çeken Heather, "Pek çok gaz tedarikçinizin olması bir diğer olumlu nokta. Rusya'dan, Azerbaycan'dan gaz tedarik ediyorsunuz. Güney'de de problemler çözüldükten sonra, muhtemel gaz tedariğiniz olacak. Gelecekte Doğu Akdeniz sahası gelişince, en mantıklı, en kısa ve en ekonomik yol, Türkiye üzerinden geçecek. Doğu'ya ve Avrupa'ya da gaz ithal edebilirsiniz. Bu, piyasa merkezi oluşturmak için temele sahipsiniz anlamına geliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye

Merkez Likiditeyi Gevşetebilir
Goldman Sachs, Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde faiz indirimi yerine likidite koşullarını gevşetme yoluna gideceğini söyledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) önceki gün yaptığı toplantıda faiz koridoru üst bandını oluşturan gecelik borç verme faizini 25 baz puan indirmesini değerlendiren Goldman Sachs, bankanın önümüzdeki dönemde faiz indirimi yerine likidite koşullarını gevşetme yoluna gideceğini söyledi. TCMB'nin yüzde 7.50 olan haftalık repo faiz oranı ile yüzde 8.5 seviyesinde gecelik borç verme faizi civarında bir simetrik koridor hedeflediğini düşünmeye devam ettiklerini belirten Goldman Sachs, gecelik borç verme faizinin bu seviyenin sadece 25 baz puan ötesinde olduğuna işaret etti. Gelinen bu noktadan sonra TCMB'nin para politikasını gevşetme yönünde gelecekte atacağı adımların faiz oranlarını indirmeden çok likiditeyi gevşetme şeklinde gelmesini beklediklerini ifade eden Goldman Sachs, bununla birlikte Merkez Bankası'nın enflasyon ve enflasyon bekleyişleri daha da düşene kadar likiditeyi sıkı tutma niyetini teyit ettiğini de vurguladı. PPK da yaptığı açıklamada, piyasalardaki gelişmeleri takip ederek gerekmesi halinde finansal istikrarı destekleyici likidite tedbirleri almaya devam edeceğini söylemişti.
Milliyet

Fırsatçı Yandı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Fethullahçı Terör Örgütü'nün darbe girişimi yaptığı gece yüksek fiyattan akaryakıt satışı yapan bazı akaryakıt istasyonlarına ceza kesmeye hazırlanıyor. Darbe girişiminin yaşandığı gece bazı akaryakıt şirketleri, bu durumu fırsat bilerek pompa fiyatlarını neredeyse 2 katına çıkardı. Bazı istasyonlar ise akaryakıt dağıtımı yapmadı. Gelen şikayetler üzerine çalışma başlatan EPDK, o gece fırsatçılık yapan istasyonları belirledi. Cezai işlem başlatılması planlanan istasyonların bazılarının da kapatılabileceği belirtildi. Fırsatçı istasyonlardan biri de Opet'in Giresun'da faaliyet gösteren bayisi Doğramacılar Akaryakıt oldu. EPDK yetkilileri tespit edilen istasyon ile ilgili de cazai işlem uygulanacağını ifade etti. Darbe gecesi fırsatçılık yapan Doğramacılar Akaryakıt cuma günü motorinin litresini 3.89 liradan, 5.50 liraya çıkardı. Opet yetkililerinden yapılan açıklamada; olayın Opet'e mal edilmemesi ve Giresun'daki Doğramacılar Akaryakıt'ın yaptığı işlem sonrası gerekli tedbirlerin alındığını söylediler. Opet yetkilileri yaşanan olayla ilgili şu açıklamayı yaptı: "Cuma akşamı bayi kendi kendine fiyatları bir anda yükseltmiş. Kendisi ile konuştuğumuzda deposunda bulunan yakıtın yetmeyeceğini düşündüğünü ve daha fazla satış yapmak için bu yola başvurduğunu açıkladı. Önce sözlü, ardından noter tasdikli ihtarname çekildi. Bu durum EPDK'ya iletildi. EPDK da gerekli yaptırımları uygulayacağını açıkladı. Bu iş bayi kapatmaya kadar gidebilir. Yaşanan durumdan mağdur olan vatandaşlarımızın Opet kartlarına aradaki fark iade edildi. Opet kart bulunmayan vatandaşlar da plakalarından tespit edilerek mağduriyetleri giderilecek."
Star

Tl'ye 7 Milyar $'Lık Destek
Darbe girişimi sonrası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'ten Türk bankaları ile ilgili bir değerlendirme geldi. Fitch, Türk bankalarının riskleri arttığını bununla birlikte sektörün temellerinin sağlam olduğunu bildirdi. Fitch'ten Türk bankaları ile ilgili şu değerlendirmeler yapıldı: "Türk bankalarının kredi profilleri ülke risklerine karşı hassas. Finansal ölçütlerinde kısa vadede herhangi bir hızlı hareket beklemiyoruz. Bankacılığın turizme kredileri toplam kredilerin yüzde 3'ü gibi küçük bir seviyede. Türk bankacılık sektörünü, temel olarak sağlam görmeye devam ediyoruz. Not verdiğimiz Türk bankalarının döviz likidite seviyesi genel olarak uygun ve kısa vadeli döviz yükümlülükleri büyük ölçüde yeterli." Türk finans piyasasında kamudaki tasfiye süreci sonrası işsiz kalan personelin banka borçlarının sorun yaratıp yaratmayacağı tartışılıyor. Konuyla ilgili olarak bir bankacı, "50 bine yakın kişinin tasfiye edildiğini duyuyoruz. Bu kişilerin yüzde 50'si kredi kullanmış diye varsaysak dahi ödenmeyen kredilerin devasa bankacılık sektörü açısından bir sorun yaratmaz. Ortalama 25 bin TL kredi seviyesi olsa 625 milyon liralık risk var demek" dedi.
Vatan

DÜNYA

'Hoşgörü Ve Barış Galip Gelmeli'
ABD Büyükelçisi John Bass, İstanbul Başkonsolosluğu'nda gerçekleşen ABD'nin 240. Bağımsızlık Günü resepsiyonunda konuştu. İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da katıldığı resepsiyonda Bass, "Bu akşam, zor bir dönemde gerçekleşen vakar ve ciddiyet dolu bir akşam. Her ülkenin toplumu da teröristlerin elinde tekrar tekrar acı ve kayıp yaşamıştır" dedi ve Türkiye'nin yüzlerce kişinin öldüğü darbe girişiminin "şok ve travmasını" yaşadığını belirtti. "Ne kadar acı olsa da ülkelerimizde yaşanan saldırılar yalnızca demokrasileriizi koruma kararlılığımızı güçlendirdi. Hep beraber ve ayrı ayrı olarak hoşgörü ve barışın nefret ve şiddete galip gelmesini sağlamalıyız" diye konuşan Bass, demokratik toplumların temelini oluşturan temel insan haklarının korunması yönündeki çağrısını yineledi. ABD Büyükelçisi, "Bize zarar verenlerin karşısında intikam değil adalet aramalıyız" dedi ve Mevlana'nın "Sesini değil, sözünü yükselt. Yağmurdur çiçekleri büyüten, gök gürültüsü değil" sözünü hatırlattı.
Milliyet
 
Abd Ona Daha Fazla Müsamaha Tanımasın
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ile önceki gün telefonla görüştü. Işık, TSK içindeki bir grup FETÖ üyesinin Türkiye'nin anayasal düzenine, halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı'na ve hükümetine karşı gerçekleştirmek istediği darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasının ardından ABD'nin gösterdiği destek ve dayanışmadan dolayı teşekkür etti. FETÖ'nün elebaşı Fethullah Gülen'e ABD tarafından daha fazla müsamaha tanınmamasını isteyen Işık, Gülen'in en kısa sürede Türkiye'ye iade edilmesinin beklendiğini vurguladı. Carter ise Türkiye'de gerçekleştirilmek istenen darbe girişiminin engellenmesinin ülkesi tarafından memnuniyetle karşılandığını söyledi. Halkın demokratik değerlere ve hukukun üstünlüğüne göstermiş olduğu desteği takdire şayan olarak nitelendiren Carter, FETÖ'nün elebaşı Gülen'in Türkiye'ye iadesi her ne kadar ABD Savunma Bakanlığı'nın sorumluluk alanında olmasa da bu konudaki hassasiyeti anladığını ve ülkesinin Türkiye'ye her türlü desteği vermeye hazır olduğunu aktardı.
Milliyet

Abd, Başvuruyu İncelemeye Aldı
ABD Başkanı Barack Obama ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de cuma günü yaşanan başarısız darbe girişiminden dört gün sonra gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde 2008'den beri sahip olduğu Green Card'la Pensilvanya Eyaleti'nde yaşayan Fethullah Gülen'in Türkiye'ye iade sürecini resmen başlattı. Beyaz Saray, ABD ve Türkiye arasında 1981'de imzalanan suçluların iadesi anlaşması kapsamında Türkiye'nin salı sabahı elektronik ortamda Gülen'in iadesine ilişkin bazı dokümanlar yolladığını doğrularken, ABD dışişleri ve adalet bakanlıklarının şimdi bu belgelerin resmi bir iade başvurusu niteliği taşıyıp taşımadığını incelediklerini kaydetti. Beyaz Saray, iki lider arasında yapılan görüşmeye dair yayınladığı bilgi notunda, Obama'nın "Türkiye'nin demokratik yollarla seçilmiş sivil hükümetini şiddet kullanarak ortadan kaldırma girişimini tekrar en güçlü şekilde kınadığını ve Türk demokrasisi için desteğini ifade ettiğini" belirterek şöyle dedi: "Başkan, Türk halkının bu şiddet içeren müdahaleye karşı kararlılığı ve demokrasiye olan bağlılığını övdü. Ayrıca darbenin sorumluluları hakkında yürütülecek soruşturma ve kovuşturmaların, kamuoyunun demokratik kurumlar ve hukukun üstünlüğüne olan güvenini sağlamlaştıracak şekilde yürütülmesi çağrısı yaptı. Başkan Obama, ABD'nin darbe girşimini soruşturacak Türk yetkililere uygun yardımı sağlamaya hazır ve istekli olduğunu da net biçimde ifade etti." İki liderin yaptıkları görüşmeden sonra Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, şimdi ABD yasalarına uygun biçimde iadeye ilişkin hukuki sürecin başlayacağını belirtti. Earnest, bilgi notunda belirtilen, Türkiye'de darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturmalarda binlerce kişinin gözaltına alınmasına ilişkin uygulamalar için ise olayın büyüklüğü dikkate alındığında Türk hükümetinin buna verdiği tepkinin 'anlaşılabilir' olduğunu ancak uygulamaların hukukun üstünlüğü çerçevesinde kalmasının önemli olduğunu belirtti. Earnest, darbe sonrası Gülen'in ikamet ettiği ABD'ye yönelik Türkiye'deki suçlayıcı açıklamalara cevap olarak ise "ABD teröristleri desteklemez. ABD, demokratik olarak seçilmiş yönetimleri devirme komplosu kuran kişileri de desteklemez. ABD hukukun üstünlüğü ilkesine bağlıdır. Biz, iade anlaşmasında belli olan süreçlere uygun şekilde hareket edeceğiz" dedi. ABD Dışişleri Sözcüsü Mark Toner ise 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ABD'den iadesi istenen Fetullah Gülen ile ilgili Türkiye'nin resmi başvurusuna ilişkin değerlendirmenin bir anda karara bağlanamayacağını belirterek, "Gülen'in iade süreci bir gecede bitmez" dedi. Günlük basın toplantısında Toner, sürecin iade anlaşmasına bağlı kalınarak devam edeceğini söyleyerek "Bu belgelerin neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz" diye konuştu. Gülen, 1997 yılındaki 28 Şubat müdahalesinin ardından sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ABD'ye yerleşmişti.
Hürriyet

'Pyd, Pkk'nın Suriye Uzantısı'
Türkiye'den gelen, PYD'nin terör örgütü ve PKK'nın Suriye'deki uzantısı olduğu, iki örgüt arasında doğrudan bağlantı olduğu yönündeki açıklamaları dikkate almayan bir yaklaşım sergileyen Avrupa Birliği'ne kendi içinden Ankara'nın tezlerini destekleyen bir tespit geldi. Avrupa Polis Teşkilatı (EUROPOL) tarafından her yıl yayımlanan TE-SAT Raporu'nda (Avrupa Birliği Terörizm Durumu ve Eğilim Raporu), AB'nin terörist olarak görmediği PYD'nin, Birlik tarafından terör örgütü olarak görülen PKK'nın Suriye'deki karşılığı olduğu ve PKK'nın PYD'ye para aktardığı vurgusuna yer verildi. Ayrıca, Temmuz 2015'te ateşkesin sona ermesinin ardından PKK'nın Avrupa'daki faaliyetlerini arttırdığı da belirtildi: Raporda, "PKK tarafından elde edilen hasılatın örgütün silahlı kanadı HPG ile Suriye'deki karşılığı PYD ve onun askeri kanadı YPG'ye aktarıldığına inanılıyor" vurgusuna yer verildi. Bu tespit, iki örgüt arasında organik bağ olduğunu göstermesi açısından önem taşıyor. Europol daha önceki raporlarında PKK ile PYD ve YPG arasındaki mali bağlantıya vurgu yapmamıştı. TE-SAT 2016'da, başta PKK olmak üzere, Türkiye merkezli bazı terör örgütlerinin AB ülkelerindeki faaliyetlerine ilişkin çarpıcı tespitler de yer alıyor: PKK, AB tarafından terörist örgüt olarak görülmeye devam ediyor, ancak üye ülkelerin büyük çoğunluğu bu örgüt tarafından ortaya konan tehdidin düşük olduğu görüşünde. PKK, 2015'te AB'de herhangi bir saldırıda bulunmadı. PKK, Temmuz 2015'te Türkiye ile ateşkesin sona ermesinin ardından Avrupa'da para toplama, propaganda ve eleman toplama faaliyetlerini artırdı. PKK'nın yıllık para toplama faaliyetlerinde bulunduğu ve bu faaliyetlerin sürdüğü Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, Romanya, İsveç ve İsviçre tarafından rapor edildi. Para toplama işlemleri, bağış, üyelik aidatı ve diğer kaynaklar vasıtasıyla yapılıyor. PKK'nın AB vatandaşlarına ya da onların çıkarlarına yönelik bir saldırı eğilimi olduğuna dair kanıt yok. Bununla birlikte Kürt ayrılıkçılar ile Türk milliyetçiler arasındaki çatışmalar Suriye ve Türkiye'deki soruna paralel olarak tırmanabilir. Bu durum PKK'ya bağlı grupları AB'deki faaliyetlerini yaygınlaştırmaya provoke edebilir. Almanya, Fransa ve İsviçre'de Kürt ve Türk diasporaları arasında şiddetli sürtüşmeler yaşandı.
Hürriyet

'Ilımlılar' Çocuğun Başını Kesti
Suriye'de 'ılımlı muhalif' olarak adlandırılan 'Nureddin Zengi Tugayı' adlı grup, Suriye ordusu için mücadele ettiği iddiasıyla Filistinli bir çocuğun başını kesti. Halep kentinde çekildiği belirtilen iki video ile 10 yaşında olduğu tahmin edilen Filistinli Abdullah İsa'nın, etrafını saran beş kişi tarafından başı kesilerek öldürüldüğü ortaya çıktı. Videoda çocuğun Halep bölgesinde faaliyet gösteren ve Suriye ordusunu destekleyen Filistinli Kudüs Tugayı üyesi olduğunu belirtildi. Öte yandan Suriyeli muhalif internet sitesi Enab Baladi, çocuğun Handarat'ta Nureddin Zengi Tugayı militanları tarafından yakalandığını aktardı. Nureddin Zengi Tugayı ise olayı 'kınayarak', 'bu vahşetin bireysel bir hata olduğunu ve tüm gruba mal edilemeyeceğini' savundu. Grubun siyasi büro yetkilisi Yaser İbrahim Yusuf da olayı soruşturmak üzere bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulduğunu belirtti. Nureddin Zengi Tugayı'nın bugüne kadar aralarında ABD, Türkiye, Katar, Fransa ve İngiltere'nin de olduğu çok sayıda ülkeden destek aldığı biliniyor. İnfaz görüntülerini değerlendiren ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, "Yaşananları ve bu grubun olaya dahil olduğunu doğrularsak desteğimizi, açıkça söylemek gerekirse gelecekteki dahlimizi askıya alırız dedi.
Vatan

Muhalif Gazeteciye Bombalı Suikast
Ukrayna'nın tanınmış gazetecilerinden Pavel Şeremet, dün sabah başkent Kiev'de, bindiği araca düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybetti. Uzun yıllar Belarus dışında yaşayan ve bir dönem Rusya'da televizyonculuk yapan Şeremet, 5 yıl önce taşındığı Ukrayna'da, ülkenin önde gelen yayın organlarından 'Ukrayna Pravdası'nda çalışıyordu. Şeremet'in bindiği aracın, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Alyona Prituna'ya ait olduğu, ancak Prituna'nın patlama sırasında araçta bulunmadığı açıklandı. Habercilik alanında çok sayıda ödülü bulunan Şeremet, Belarus'taki siyasi baskıya yönelik haberleriyle tanınıyordu. Ukrayna polisi, olayın ardından geniş çaplı bir soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Vatan

Rehine Krizi Devam Ediyor
Ermenistan'ın başkenti Erivan'da, 'Sasna Tsrer' adlı silahlı grubun Erebuni polis karakoluna saldırısıyla başlayan rehine krizi devam ediyor. Ermenistan polisinden yapılan açıklamada, polis merkezinde tutulan 7 rehineden ikisinin serbest bırakıldığı, aralarında Erivan Emniyeti Müdür Yardımcısı Valery Osipyan'ın da bulunduğu 5 rehinenin kurtarılması için görüşmelerin devam ettiği belirtildi. Grup üyeleri, hapiste olan 'Nor Hayastan' siyasi hareketinin lideri Jirayr Sefilyan'ın serbest bırakılmasını istiyor.
Vatan

POLİTİKA

'Kıbrıs Barış Adası Olmalı'
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 42. yıldönümü kutlamalarına katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kıbrıs'ta devam eden barış müzakerelere destek verdi Resmi törenlere katıldıktan sonra KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, "Kıbrıs'ta Cumhurbaşkanı olmanın çok kolay olmadığını" söyledi. Cumhurbaşkanı Akıncı'nın üstlendiği görevin sorumluluğunu yerine getirdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "CHP olarak son derece mutluyum. Zor bir görev. Kıbrıs'ın bir barış adası olması bizim en büyük arzumuz. Eğer burada bir barış sağlanabilirse, bu sadece Türkiye ve Yunanistan'da değil bölge atmosferinin gelişmesi açısından da son derece önemli. Üstlendiğiniz görevi başarıyla yerine getirmeniz bizim en büyük dileğimiz" diye konuştu. Kılıçdaroğlu'na Kıbrıs görüşmelerine verdiği destek için teşekkür eden Akıncı da, "Kıbrıs hepimizin bir davası" dedi. "Kıbrıs'ta bir çözüm birçok ilişkiyi rahatlatacaktır" diyen Akıncı, "Sadece Rumlar ve Türkler arasındaki ayrılıkları yeniden federal bir yapı altında tamir etmekle kalmayacak, bölgesel yeni işbirliklerinin kapısını da açacak" dedi. Akıncı şöyle devam etti: "Kıbrıs'ta bir çözüm için anamuhalefet CHP'nin de desteği son derece önemli. TBMM'nin bir bütün olarak desteği çok önemli. Verdiğiniz mesajlar bizi umutlandırıyor. Kararlılığımızı sürdürüyoruz bu destekle." Kılıçdaroğlu, ardından Meclis Başkanı Sibel Siber ve Başbakan Hüseyin Özgürgün'ü de ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ile KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'ya gönderdiği mesajında, "Kıbrıs Türkünün verdiği eşitlik ve özgürlük mücadelesinin en somut eseri olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün hepimiz için gurur kaynağıdır" dedi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman da yayınladığı mesajda "Barış Harekatı sayesinde soykırım, cinayet, tecavüz gibi insan yaşamını, insan hak ve hürriyetlerini ve insanlık onurunu ilgilendiren asıl büyük sorunlar ortadan kalkmış durumdadır" dedi. Başbakan Binali Yıldırım da, Kıbrıs Türk halkının yıllardır mücadelesini sürdürdüğü milli davadan asla taviz vermeyeceğini, hürriyet ve istiklalini koruyacağını, meşru haklarından vazgeçmeyeceğini ve baskılara boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya gösterdiğini bildirdi. Kutlamalarda konuşan Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş de, "Dünya bilmelidir ki Türkiye var olduğu sürece Kıbrıs Türkü de yalnız değildir" ifadesini kullandı. Resmi törenlerde konuşan Akıncı, "Türkiye'deki darbe girişiminin Kıbrıs Türk halkı arasında ciddi kaygılara neden olduğunu" söyledi. Akıncı şöyle devam etti: "Bu girişimin başarıya ulaşmaması Türkiye gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkını da rahatlattı. Türkiye darbeler yüzünden büyük acılar çekmiş bir ülkedir. Başarılan her darbe Türkiye'yi daha iyiye değil, daha kötüye götürmüştür."
Milliyet

SPOR

Beşiktaş'tan bir Gomez geldi geçti Golleriyle Beşiktaş'ın şampiyonluğunda büyük pay sahibi olan Alman golcü, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Kartal'daki kariyerine son verdiğini açıkladı. Buna sebep olarak 15 Temmuz'da gerçekleşen darbe kalkışmasını gösteren Mario Gomez, İtalyan ekibi Fiorentina'dan 1 yılı opsiyonlu olmak üzere 2 yıllığına kiralanmıştı. Gomez açıklamasında özetle, "Artık bu harika kulüp ve olağanüstü taraftarın önünde oynamayacağım. Sebep tamamen siyasi durumlar. Taraftarlara ve herkese teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. Beşiktaş da mesaj yayınladı: "Geçtiğimiz sezon Beşiktaşımıza şampiyonluk yolunda büyük katkıda bulunan Mario Gomez'e verdiği hizmetten dolayı teşekkür ederiz"
Star

Geçen sezon Avrupa Ligi'nde Hırvat hakem Ivan Bebek'in katlettiği karşılaşmada Braga'ya elenip Avrupa'ya veda eden Fenerbahçe'de, Monaco ile oynanacak Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu ilk maçı öncesi kırmızı alarm verildi. Sarı-Lacivertliler, Fransız temsilcisini 27 Temmuz'da Ülker Arena'da ağırlayacak ama eksikler Vitor Pereira'yı düşündürüyor. Kanarya'da Ivan Bebek'in katlettiği karşılaşmadan Volkan Şen, Alper Potuk, Mehmet Topal cezalı, Volkan Demirel ve yeniden kiralanan kaleci Fabiano Riberio da sakat. Yeni transferler İsmail Köybaşı ve Martin Skrtel henüz hazır değil. Diego'nun yerine yapılması planlanan 10 numara transferi de Monaco karşılaşmasına yetiştirilemedi. Son provayı Sparta Prag önünde yapan Fener'de Teknik Direktör Pereira, eksiklerin çokluğu yüzünden henüz sistemini oturtamadı. "Bir 90 dakikaya daha ihtiyaç var" diyen Portekizli hoca, Monaco sınavından önce son bir hazırlık maçı oynamak için kırmızı alarm verdi. Pereira 3'lü veya 4'lü savunma kararını da bu maça göre vermek istiyor.
Star

Wild card aracılığıyla yer aldığı THY Euroleague'e şampiyonluk iddiasıyla hazırlanan ve bu doğrultuda iddialı olacak bir kadro kurmayı hedefleyen Darüşşafaka Doğuş, sansasyonel transferlerine devam ediyor. Daha önce takımın başına Davit Blatt'ı getiren ve daha sonra da Brose Baskets'ten 26 yaşındaki ABD'li guard Brad Wanamaker, Sacramento Kings'ten ABD'li skorer James Anderson, Bizkaia Bilbao'dan Letonyalı guard Dairis Bertans, Banvit'ten Fransız uzun forvet Adrien Moerman ile Anadolu Efes'ten Birkan Batuk'la anlaşan Daçka, geçtiğimiz sezonu Hapoel Holon'da geçiren Will Clyburn'ü de kadrosuna kattı. KOLEJİN ardından 2013 yılında Ulm'de profesyonel kariyerine başlayarak burada 2 yıl forma giyen 26 yaşındaki ve 2.01 boyundaki forvet geçtiğimiz sezonu İsrail Ligi'nde 36.1 dakika ortalamayla 20.9 sayı (yüzde 50 iki sayı, yüzde 33 üç sayı, yüzde 60 serbest atış), 8.3 ribaunt, 2 asist, 1.4 top çalma istatistikleri üretti. CLYBURN'ÜN formasını giydiği Hapoel Holon geçtiğimiz sezon 12 takımlı İsrail Ligi'ni 11. sırada tamamlamıştı.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme