24 Temmuz 2016 Pazar

24.07.2016 Genel Gündem



24.07.2016

GÜNDEM

Dere geçerken at değıştırılmez
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, France 24 kanalına konuştu. Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile MİT Başkanı Hakan Fidan için "Birşeyler olacak mı" sorusuna, "Bizde bir söz var, dereyi geçerken at değiştirilmez" yanıtını verdi ve özetle şunları söyledi: (MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı'yla ilgili bir şeyler olacak mı sorusuna) Bizde bir söz var, 'Dereyi geçerken at değiştirilmez'. Şu anda biz böyle bir sürecin içerisindeyiz ve bu sürecin içerisinde de şu anda arkadaşlarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şunu çok açık, net söylememiz lazım. Bir istihbarat zaafı söz konusudur, vardır. Hatırlayın. Amerika'daki İkiz Kuleler vurulduğu zaman kimse istihbarat ne yaptı veya istihbarat görevden alındı mı? Böyle bir soru sormadı? Fransa'da bu olaylar oldu değil mi, orada da istihbarat zaafı yok mu? Var. Belçika'da olduğunda, biz Belçika'ya üstelik önceden bilgiler verdik, dedik ki; Bak böyle böyle, şu şu şu isimler teröristtir, DAİŞ'tir, bunlara dikkat edin. Bizi dinlemediler, 'Değil' dediler ve ondan sonra havalimanında o olaylar oldu. İngiltere olayı aynı. Şu anda Almanya'daki mevcut gelişmeler aynı. Sormazlar mı, nerede istihbaratınız? Demek ki zaman zaman istihbarat zaafları olabiliyor. Ama bütün bunlara rağmen biz Sayın Başbakanımızla değerlendirmelerimizi yaparız, atacağımız bir adım varsa bu konuda ondan sonra atarız. Şu anda hepsi görevinin başındadır. ('MİT Müşteşarı size istifasını sunmadı' ifadesine üzerine) Hayır. Zaten gerek kendisi gerek Genelkurmay Başkanımız, 'Bu konuda tasarruf size aittir, sizler bu konuda bizimle ilgili hangi tasarrufta bulunursanız bizim buna karşı söyleyecek bir şeyimiz yok, vereceğiniz herhangi bir görevi de yapmaya yine devam ederiz' Bizde bu anlayış hâkimdir." (Avrupa'daki birçok ülkede bu operasyon, temizlik operasyonunda aslında bir cadı avı başlatıldığı söyleniliyor Gülencilere karşı, sizin cevabınız ne olur buna? sorusa) Şimdi ben tabii onların ne dediğine bakmıyorum, çok da ilgilenmiyorum. Ben şuna bakıyorum. Örneğin, Fransa'da 3 ay artı 3 ay, artı 6 aylık Olağanüstü Hal ilan edildi. Belçika'da Olağanüstü Hal, Amerika Birleşik Devletleri'nde Ferguson sebebiyle Olağanüstü Hal, aynı şekilde Münih'te Olağanüstü Hal ilan edildi. Kaç kişi öldü? 6 kişi. Ben az önce size 246 kişiden bahsediyorum. Öbür tarafta 2 bin 185 yaralıdan bahsediyorum. Bunun yanında Florida'da, aynı şekilde İspanya'da Aralık 2010'da yine bu şekilde ilan edilen Olağanüstü Hal vardı. Fakat bunların hiçbirisi bizim şu anda yaşadığımızı yaşamadılar, onlar bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmadılar. Bu tamamen ülkemizde bir darbe girişimidir, bu devleti yıkmaya yönelik bir adımdır. (Fransa ve Türkiye'deki Olağanüstü Hal uygulamalarının karşılaştırılmasıyla ilgili bir soru üzerine) Fransa'daki olay sıradan bir terör eylemi, Türkiye'deki ise devleti ele geçirmeye yönelik silahlı bir darbe girişimi. Şimdi burada özellikle Avrupa Birliği (AB) yetkililerine benim sormam lazım: Siz darbenin arkasında mısınız, demokratik hukuk devletinin yanında mısınız? Eğer ellerindeki bilgi kaynakları yanlışsa, o zaman AB gibi bir kurumun içerisinde sorumlu mevkide bulunanlar açığa düşerler ve yanlış yapmış olurlar. Şimdi bunların bir defa bütün bu yaptıkları bir şeyi gösteriyor: Ya ön yargılısınız yahut da bu işleri yönetme kabiliyetinden yoksunsunuz. Bizim AB Bakanlığımız var, bilgi istesinler. Bizim Dışişleri Bakanlığımız var, bilgi istesinler. Burada muhatapları var, bilgi istesinler. Niye onlardan bilgi istemiyorlar da gazete haberleriyle bu tür açıklamalar yapıyorlar? (Darbeci askerlerin toplum tarafından darp edildiğine yönelik fotoğraflar vardı. Bu konularla ilgili görüşünüzü alabilir miyim, onaylıyor musunuz? sorusu üzerine) Şu anda benim elime ulaşan fotoğraflarda onların kapalı salonlarda filan tutuldukları var, bir de tabii karşılıklı bir arbede var, boğuşma var. Ve bu boğuşma esnasında tabii polisle askerin karşı karşıya gelmesi var, askerin askerle karşı karşıya gelmesi var. Yoksa onların kalkıp da böyle bir noktaya getirilmeleri söz konusu değil. Ona bakarsanız, mesela Genelkurmay Başkanı'na bunlar kelepçe takarken ciddi manada elinde, boğazında bazı yırtılmalar söz konusu. Ama ben hepsinden öte geçiyorum, siz şimdi oradaki o insanları söylüyorsunuz, o insanları söylerken 246 tane şehit olanı niye söylemiyorsunuz? Bunun yanında 2185 yaralıyı niye söylemiyorsunuz? Asıl vahşet burada, asıl bunu konuşmamız lazım. (Yaşananlardan sonra kendisini tehlikede hissedip hissetmediği sorulması üzerine) Tabii bu tür tedbirleri almak zorundayız da, ben Paris'e gittiğim zaman oradaki tedbirleri gördüğümde bizim tedbirler onların yanında çok az. Elysee (Sarayı)'nın çevresi farklı, çok çok farklı bir şekilde alınmış tedbirleri gördüm. Sokaklardaki tedbirleri gördüm. Almanya'da, Amerika'da, her yerde bu tedbirleri görmek mümkün. Şu anda bir darbe girişiminin zeminindeyiz. Her taraf güllük gülistanlık değil, dolayısıyla biz tedbirimizi alacağız, adımlarımızı ona göre atacağız. Normalleşme sürecine girdiğimiz andan itibaren de bunlar azalmaya başlar. Dünya neyi yapıyorsa, bütün gelişmiş ülkeler neyi yapıyorsa biz de onu şu anda yapıyoruz, yapacağız. Düşünün işte bir Parlamento vuruluyor, Cumhurbaşkanlığı Binası vuruluyor, Başbakanlık Binası vuruluyor, bütün bunlar karşısında, şuraya uçak iki noktaya bombayla saldırılıyor. Şimdi bunlar yapılırken burada tedbir almayacak mısınız? Almamız lazım. Ama Batılı dostlar bu bombaların nedense hiçbirini görmüyor. Herhalde yani bu ülkenin en üst yöneticileri vesaireleri öldükten sonra görecekler, bunun beklentisi içindeler, ondan sonra da zil takıp oynayacaklar. Kusura bakmasınlar, her türlü tedbiri alırız ve almaya da devam edeceğiz."
Hürriyet


Darbeci korumalarından kaçmış
Darbe girişimi sırasında konumuna ilişkin uzun süre haber alınamayan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu'nun, 15 Temmuz gecesi nerede olduğu ve neler yaptığı ortaya çıktı. Gece boyunca kendisine ulaşmaya çalışan darbecilerle İstanbul sokaklarında köşe kapmaca oynayan Bostanoğlu'nun, 'sivil kuvvetlerin' de yardımıyla polisle birlikte gece boyunca darbecilere karşı telefon başında mücadele verdiği anlaşıldı. 15 Temmuz Cuma günü öğle saatlerinde Heybeliada Deniz Lisesi'nde son sınıfların mezuniyet törenine katılan Bostanoğlu, aynı akşam da Yeşilköy'deki Çınar Oteli'nde bir akrabasının düğününe gitti. Yanında eşi de bulunan Bostanoğlu, cumartesi günü de Adik Tersanesi'nde yapımı tamamlanan bir geminin denize indirilmesi törenine katılmayı planlıyordu. Ancak, gece darbe girişiminden haberdar olunca düğünden, yanında korumaları olmadan sadece emir subayı ile astsubay olan şoförünü alarak ayrıldı. Yakın çevresinin anlatımına göre, bu saatten itibaren de güvenlik nedeniyle aracıyla İstanbul sokaklarında dolaştı. Gece boyunca "Komutanım neredesiniz, size almaya gelelim" diyerek kendisine ulaşmaya çalışan korumalarıyla köşe kapmaca oynayan Bostanoğlu, bu takipten kurtulmak için de zaman zaman cep telefonunu da kapattı. İstanbullu işadamı Esat Ulu'nun anlatımına göre, sabaha karşı ise Bostanoğlu'nun yolu, o bölgede darbe girişimine karşı sokağa çıkan 'sivil kuvvetler' ile kesişti. Esat Ulu, şunları anlattı: "Akşam Bakırköy Emniyet Müdürümüz Murat Çetiner ve bir savcı beyle birlikte yemek yiyorduk. Akşam 20.30 sıralarında Murat Bey'e, 'Boğaz'a tanklar indiriliyor' diye bir haber geldi. Murat Bey olayı araştırmaya başlarken ben de AK Parti Milletvekili Feyzullah Kıyıklık'ı aradım, 'Abi Boğaz'a tanklar indirdiler' dedim. Bana, 'Boğaz'da tankın ne işi var' diye karşılık verdi. 'Abi ihtilal oluyor' dedim, 'Yok evladım öyle şey olur mu' dedi, ama birazdan tekrar aradı. 'Emin misin' dedi. Ben de 'Abi kimi biliyorsan ara ihtilal oluyor' dedim. Harp Okulu'nda sıkıntı olduğu söylenince hemen gençlerle birlikte polise yardımcı olmak için oraya gittik, iki helikopterin aküsünü söküp, okulun içine de çok sayıda sivil araç soktuk. Sabaha karşı 05.00 gibi komutanın geldiği söylendi, biz de Murat Bey'le birlikte hemen karakola gittik. 'Evladım benim hemen Ankara'ya gitmem lazım, bana eskort verin' dedi. Biz de, 'Komutanım güvenliğinizi sağlayamayız, 20 arabayla bile yola çıksak uçaklar gelip vurur, sizi uçağa bindirelim' dedik.
Hürriyet

İstanbul'un üstünde uçan kadın pilot!
15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma genişletilerek devam ediyor. Soruşturma kapsamında toplam İstanbul'da 1908 asker ile 63 sivil hakim ve savcı tutuklandı. Soruşturma kapsamında kadın savaş pilotu olan Üsteğmen Kerime Kumaş'ın da gözaltına alındığı ve Yalova'da çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı öğrenildi. Kumaş'ın 15 Temmuz darbe girişimi olduğu akşam İstanbul'da uçan F16'lardan birini kullandığı tespit edildi. Kerime Kumaş, 2010'da İzmir'in Çiğli ilçesindeki 2'inci Ana Jet Üs Komutanlığı'nda pilotaj eğitimini tamamlamış ve 47 erkek teğmenle birlikte brövesini takıp mezun olmuştu. O dönem basında haberleri yer alan teğmenler arasındaki tek kadın olan Kerime Kumaş, "Çok mutluyum, çok gururluyum, hepimiz için çok zordu ama üstesinden geldik. Görevimi en iyi şekilde yerine getireceğim" demişti. Ayrıca Hava Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral S.M. Hava Harp Akademileri Kurmay Başkanı Tümgeneral H.N.T. ile birlikte Hava Harp Akademisi'nde görevli Tümgeneral R.C. ve Tuğgeneral A.A. da gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hava Harp Akademileri Kurmay Başkanı Tümgeneral H.N.T.'nin ise Ergenekon davasının sanığı Orgeneral Nusret Taşdeler'in kardeşi olduğu tespit edildi. Soruşturma kapsamında İstanbul'da bulunan tüm askeri birliklerin kamera kayıtları alındı. Kamera kayıtlarını inceleyen savcılık darbe girişimi öncesi ve sonrasında birliklere girenleri tespit etmeye çalışıyor. Soruşturma kapsamında tutuklanan erlerin ifadesi de tekrar alınacak. Kısıtlı zamanda alınan ifadelerde bir hata olmaması için 10 savcı görevlendiren Başsavcılık, Pazartesi gününden itibaren Silivri Cezaevi'ne giderek erlerin tekrar detaylı ifadelerini alacak. İfadeler sonrasında erler hakkında yeniden tutukluluk incelemesi yapılacağı belirtildi. Darbe soruşturması kapsamında tutuklanan askeri öğrencilerin ise darbe öncesinde de savcılık tarafından incelendiği öğrenildi. Öğrencilerin ara ara toplandığını tespit eden savcılığın, askeri öğrencileri incelemeye aldığı öğrenildi.
Milliyet

'Öztürk'ün bilmemesi mümkün değil'
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeleri tarafından 15 Temmuz gecesi rehin alınarak Akıncı Üssü'ne götürülen Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, ifadesinde, tutuklanan eski Hava Kuvvetleri Komutanı, YAŞ üyesi Akın Öztürk'ü suçladı. Güler "Operasyonla kurtarılmamdan sonra, bütün bunlar başımdan geçerken yan odada da Genelkurmay Başkanı'nın tutulduğunu öğrendim. Dolayısıyla şu andaki değerlendirmeme göre benim yakalanıp getirilmemden bu saate kadar (Öztürk'ün) haberinin olmamasının mümkün olmadığını söylemeliyim" dedi. Güler, ifadesinde şunları söyledi: " 21.25 sıralarında makam odamda yalnız başıma çalışmaktaydım. Kapı çalındı. Girmesini söyledim. Birden bir patırtı ile 'yere yat yere yat' sesleri yükseldi. Kafamı kaldırdığımda odamda yaklaşık 10 tane eğitim kıyafetli ellerinde silahlı, silahların hepsi üzerime çevrilmiş personeli gördüm. 'Siz kimsiniz' diye sordum. Tekrar üzerime saldırdılar. Derhal ellerimi arkadan bağladılar. Ağzımı bantladılar. Sivil giyimli biri sırıtarak omuzuna vurdu. 'Komutanım merak etme bu bir tatbikat' şeklinde alaycı ifadelerle konuşunca emir subayım Mehmet Akkurt olduğunu gördüm. Beni sürükleyerek bir araca soktular. Araç hareket halindeyken dışarıda jet seslerini duyuyordum ve geçen süreyi de gözönünde bulundurularak Akıncı Üssü'ne getirildiğini anladım. Araçtan indirip bir binaya girdik, oradan zifiri karanlık bir ortamda bir odaya girerek bir koltuğa oturttular. Odada kalan diğer şahsa, 'Evladım arkadan kelepçeyi biraz gevşetebilir misin' dedim. 'peki komutanım' dedi ve hatta 'Komutanım isterseniz ellerinizi önden bağlayayım' dedi. Diğer şahıs tekrar odaya döndü. Önden ellerimin kelepçelendiğini görünce sinirlenerek, kafamdan bereyi çıkararak, görmemi engelleyecek şekilde daha sıkı bir şekilde kumaş parçasıyla bağladı. Bu esnada dizlerimin kanadığını fark ettim ve bu muameleyi yapan şahsa, 'Evladım dizlerim kanıyor, bana biraz yardımcı ol' dedim ve hiç sesini çıkartmadan sağ tarafımda odada farklı bir koltuğa oturdu. Epeyce bir zaman sonra bu şahıs kalkıp dışarı çıktı. Bunun üzerine ben kelepçe meselesinde de daha yumuşak tavırlı şahsa, 'Evladım her tarafım çok uyuştu, ayaklarımı uzatabilir miyim' dedim. Şahıs da, 'Tabii komutanım' dedi ve ayaklarımı uzatabileceğim şekilde bir koltuk getirdi ve ayaklarımı uzattım. Epey bir müddet geçtikten ve tahminime göre sabaha karşı olduğunu düşündüğüm bir vakitte aksi olan şahıs tekrar odaya girdi.
Milliyet

Borsa istanbul'a böyle saldırdılar!
Darbe girişimi gecesi, çok sayıda kurumun yanı sıra İstinye'deki Borsa İstanbul binası da hedefler arasındaydı. Güvenlik kameralarında saldırı anı saniye saniye görüntülendi. Kayıtlarda askerler saat 23.45 sıralarında Borsa İstanbul'a geliyor. Çevre güvenliği alan askerler içeri giriyor. Bir süre sonra çevrede vatandaşlar toplanarak içeri girmeye çalışıyor. Bu sırada bir TOMA olay yerine geliyor. İçeri girmeye çalışırken ateş ediliyor. Kurşunlardan biri TOMA'nın sürücüsü polis memuru Şevket Uzun'a isabet ediyor. Yaralanan polis bir müddet daha aracı kullanarak olay yerinden uzaklaşıyor. Hastaneye kaldırılan Uzun, kurtarılamayacak şehit oldu. Bir süre sonra olay yerine özel harekat polisleri geliyor. Polisleri gören askerler içeri kaçıyor. Bu sırada bir asker vuruluyor. Özel harekat polisleri içeri girerek 11 askeri yakalıyor. Olaylarda Fatih Satır isimli vatandaş da hayatını kaybedenler arasında.
Vatan

İşte fetö'nün çekirdekten yetiştirdiği danıştay hakimi!
Fethullahçı Terör Örgütü'nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınıp savcılık sorgusunun adından adli kontrol kararıyla serbest bırakılan Danıştay Tetkik Hakimi Ebubekir Başel, yargı içindeki örgütlenmeye ilişkin önemli itiraflarda bulundu. Başel, örgütün tüm üyelerinin hayatının geneline hakim olduğunu belirtti. Gülen'e mensup insanlarla Sivas Selçuk Anadolu Lisesi'nde tanıştığını, babasının mezar işçisi olduğunu, ailesinin maddi durumunun kötü olduğu için Sivas'ta pansiyonda kaldığını söyleyen Başel, bu dönemde ışık evlerine gidip gelmeye o yıllarda başladığını anlattı. Ankara Hukuk Fakültesi'ni kazandıktan sonra cemaate ait Etimesgut'taki Yunus Emre isimli pansiyonda kaldığını anlatan Başel, şunları söyledi: "Abi diye bilinen ve tanıdığım kişileri daha sonra yargı teşkilatında gördüm. İsmini Durmuş olarak duyduğum ve ilk yıl kalmış olduğum pansiyonda kantini işleten şahsın kardeşi olan kişinin daha sonra hakimliğe geçtiğini öğrendim. Gerçek adının Doğan olduğunu öğrendiğim bu kişiyle Ankara Vergi Mahkemesi'nde hakim olduğum dönemde karşılaştık. Kendisinin adli yargı adayı olduğunu ve eşinin de Fatih Üniversitesinde hemşire olduğunu söylemişti. Birinci sınıfın sonu olan 2002 yılında ışık evlerine geçtim. 7-8 kişi kalıyorduk. Hukuk fakültesine yakın ışık evlerinde kalan arkadaşların abi diye hitap ettiği kişiler olduğunu biliyordum. Benim zamanımdaki kişinin ismini Nadir olarak duymuştum. Bu abiye bağlı olan arkadaşlarımın isminin halen Adli Yargı Hakimi olan A.P, C.A. ve Başbakanlıkta çalışan M.Ö. olduğunu biliyorum. Evde kaldığımız süre içinde bölge imamı ev imamına bazı notlar gönderiyordu. Gündemdeki olayların tartışılması da bu notlar arasındaydı." Bu yurtta kaldığı süre içinde "abi", imam veya bölge imamı veya O3 imamı olarak görevlendirilmediğini, sadece özel günlerde etkinliklere katıldığını aktaran Başel, O3 imamının ne olduğunun sorulması üzerine, bu kişilerin ortaokul öğrencilerini askeri okullara hazırlayanlar olduğunu bildirdi. Hukuk fakültesini 2005'te bitirdiğini anlatan Başel, "Mülakatta kendisine savcı olmak istediğimi ve çalışma evlerinde kalmak istediğimi belirttim. Bunun üzerine R.K. isimli bir murakıp beni bir daireye götürdü. R.K, bizden önce hakim adayı olarak sınavı kazanan bir kişiydi. Halen İdari Yargıda hakim olduğunu biliyorum. Bu evde benim dışımda hakimlik sınavına çalışan halen adli yargıda hakim olan H.D, Y.Ö, M.K, M.E.T, ile daha sonra hakimlikten istifa eden ve avukatlık yapan Ö.Ö. vardı. Ö.Ö.'nün bir AK Parti milletvekilinin damadı olduğunu, halen AK Parti'de bir bakanın yanında olduğunu biliyorum. Şu anda cemaatle ilgisi var mı bilmiyorum. Hakimlik stajını kazandıktan sonra ilk maaşımı bu amaçla abi olarak bildiğim İ.A'ya verdim. İ.A, halen idari yargı hakimidir ve dönem arkadaşım olduğu gibi dönem abisidir. İ.A, bana ilk maaşın Fetullah Gülen'e verileceğini ve onun belirleyeceği yere sarf edileceğini söyledi. Diğer kamu kurumlarında çalışanlar için de kuralın bu olduğunu biliyorum. Bu paranın bin 175 lira olduğunu hatırlıyorum. Çünkü ilk maaşım buydu."
Vatan

'Haşhaşiler'in devlete sızma taktikleri!
15 Temmuz 'FETÖ Terör örgütünün koordine ettiği darbe girişiminden sonra cevabı en çok merak edilen soruların başında 'Orduya bu kadar cemaatçi nasıl sızdı? oldu. Bu sorunun cevabı ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen "Fethullah Gülen Terör Örgütü Çatı İddianamesi'nde yer aldı. İtirafçı ve gizli tanıkların ifadelerinde askeri lise sınavlarının sorularının sınavdan önce alındığı, mülakat kurulunda cemaatin adamının yer aldığı hatta fizyolojik sorunu olan öğrencilere estetik ameliyat yapıldığı, teğmen çıktıktan sonra bağlarının kopartılmadığı Ankara'da yaklaşık 5 bin evde abilerin cemaatçi askerlerle buluştuğu bu iddianamede ortaya kondu. İşte gizli tanık ve itirafçılardan orduya nasıl sızıldı sorusunun cevabı: Gizli tanık Sipahi, 2006 yılında cemaat ile tanıştığını, 2010 yılında bir ev toplantısında çocukları hakkında bilgi istendiğini ve ardından çocuklarına dershaneye gönderdiğini, çocuğunun ardından cemaat evinde kalmaya başladığını 2011 yılında ise askeri lise sınavlarına girdiklerini anlattı: "Cemaatin adamı Selim eşimin kimlikteki fotoğrafında başının kapalı olup olmadığını sordu. Kapalı olduğunu söyledim. Selim, eşimin başı açık bir fotoğrafını çektirip kimliğini değiştirmemi söyledi. Bunları yaptım ve başvuru evrağını Selim'e verdim. Ancak bu sefer çocuğumun daha önceden cemaat dershanesine gittiğini, bunun engel olacağını, geçmişteki kayıtlarını sildireceğini ve cemaate ait olmayan bir dershaneye göstermelik bir kayıt yaptıracağını söyledi. Sipahi sınavdan bir gece önce de soruların çocuğuna verildiğini söylüyor: "2012 yılı askeri sınavlarının düzenleneceği tarihten bir gün önce çocuğum cemaat evinden çağırıldı. Ertesi gün de sınava girdi. Sınavdan ise 15-20 dakika sonra çıktı. Niye erken çıktığını sorduğunda cemaat evinde kaldığında evdeki Engin Yanık isimli abisinin on beş gün süreyle 100 soru çözdürdüğünü, bu soruların da sınavda çıkan sorular ile aynı olduğunu söyledi. Hatta abileri çocukları 'Bu sorulara dikkat edin bu sorularla karşılaşabilirsiniz, karşılaşırsanız da periyodik aralıklarla 5-6 tanesini yanlış yaparsınız" diye uyarmış. Sipahi, oğlunun 89 puan ile sınavı kazandığını ve ardından da mülakata girdiğini söylüyor: Mülakattan sonra oğlum, mülakatta heyette görevli bir abinin olduğunu, cemaat evinde kaldığı süre zarfında kendilerini pikniğe götürdüklerinde bu abi ile tanıştırdığını, mülakat esnasında abinin kendisini tanıdığını ancak tanımazlıktan gelmesi için işaret verdiğini söyledi. Bu olay üzerine Selim ile buluştum. Rahatsız olduğumu söyledim o da bana, 'Bu teşkilatın içine temiz insanların girmesi için uğraşıyoruz bu gayet normaldir. Mülakattan sonra sonuçlar açıklanıyor ve Jüpiter'in oğlu Maltepe Askeri Lisesini yedekten, Bando Astsubaylık okulunu ise asil olarak kazanıyor. Bundan sonrasını Jüpiter şanlatıyor: "Selim geldi, oğlumu kayıt yaptırmayacağımı bunun adil olmadığını söyledim. Selim bana kızdı. Bana oğlumu Bando Astsubaylık Okulu'na kayıt yaptırmamı, adamları sayesinde oğlumu okul birinci yaptırıp Kuleli Askeri Lisesi'ne kaydını aldıracaklarını söyledi. Ancak ben bunu yapmadım ve oğlumun cemaat ile bağını kopardım." Çatı iddianamede itirafları yer alan başka bir gizli tanık ise Jüpiter. Jüpiter, cemaate giren çocukların askeri liseyi kazandırılmasından sorumlu bir abi. Yapılanları ise şöyle itiraf etti: Fethullah Gülen Cemaati içerisinde bilfiil beş yıl bulundum. Üniversitede okurken evlerinde kaldım. Ankara'da önce Kara Harp Okulu ve diğer askeri okul öğrencilerinin okula girmelerini sağlamak için görevlendirildim. Öğrenciyi TSK harp okullarına girecek hale getirmek için bazen istenen fiziki koşulların sağlanması amacıyla öğrencilere estetik ameliyat bile yaptırdık. Bu işleme kaporta düzeltme deniyor. Kaporta düzeltme işlemi sırasında öğrencilerin dişleri yaptırıldı, plastik cerrahi ile yara veya belirgin izlerin kapatıldı, göz kusurları düzeltildi. Benim ilgilendiğim 10 öğrenci vardı ve bunlardan dördü şu anda TSK'da subay ve astsubay olarak görevli. Öğrencilerin TSK'ya hazırlanması cemaatin yaptığı en mahrem hizmetti. Bu öğrencileri mezun olana kadar takip ettik. Örgüte bağlı olarak faaliyetlerinin devamını sağladık. Jüpiter, askerlerle cemaat evlerinde toplantılar yapıldığını da söyledi: "İki teğmenden sorumluydum. Cumartesi veya pazar her hafta iki-üç saat onlarla bir araya gelirdim. Örgüt literatüründe Yenimahalle, Etlik, Keçiören, Çankaya, Kazan'ın ayrı eyaletlerdir. İsmini bilmediği Süleyman kod adlı kişi 200-300 kişiden mesul Etlik talebe sorumlusudur. Hususi hizmetlerin başında büyük bölge imamı Ertuğrul kod adlı Ömer Cüce'nin bulunuyor ve bu yapıya ait 5000 ev var. Örgüt jargonunda, Fethullah Gülen'in vaazının içinde Kapadokya kelimesini kullandığında TSK'yı kast eder. TSK'ya yeşil, polise mavi deniyor."
Vatan

Ekonomi
Türkiye'ye tatile gidin
Türk turizmini desteklemek için Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütü ile bir mutabakat zaptı imzalamak ve ikili görüşmeler yapmak üzere İspanya'nın başkenti Madrid'e giden Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, İspanya Devlet Sekreteri Isabel Borrego ile ardından da Dünya Turizm Örgütü Genel Sekreteri Taleb Rifai ile görüştü. Bakan Avcı'nın heyetinde Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Başaran Ulusoy ve Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Bakanı Murat Ersoy da yer aldı. BM Dünya Turizm Örgütü binasında Bakan Avcı ve Genel Sekreter Taleb Rifai, Türk turizmini desteklemek için hazırlanan mutabakat zaptına imza attı. Taleb Rifai, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından Türkiye'ye tam desteğini iletti ve turistlere 'Türkiye'ye gidin' mesaji verdi. Rifai, "Türkiye bizim için gerçekten çok önemli. Turizm dünyasının kalbinde yer alıyor. Biz desteğimizi verdiğimizde kalbimizle ve aklımızla yapıyoruz. Geçtiğimiz hafta Türk insanı demokrasilerini müdafaa etmek konusunda çok cesur davrandı. Bize düşen Türkiye'nin önemli sektörlerinden turizmi destekleyerek, onların çabalarına omuz vermektir. Sahadakilerin gösterdiği cesarete övgülerimizi gönderiyoruz. İmzaladığımız metin uzun süren bir çalışmanın sonucu yapılacaklar listesini içeriyor. Pek çok kişi olayları mazeret göstererek gelmeyebilirdi ama sayın bakan gelmeyi tercih etti. Böylece dünyaya bir mesaj da gönderiyoruz. Türkiye işinin başında. Ziyaretçilerini ağırlamaya hazır. Dünyanın bütün turistlerini ve ziyaretçilerini sıcak bir şekilde karşılamaya hazır" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ise mutabakat zaptının var olan işbirliğinin çok daha ileri boyutlara taşınması için gerekli önlemleri ve önerileri içerdiğini söyledi. Avcı, Özellikle kriz yönetimi ve kültürel turizmin geliştirilmesi için alınması gereken tedbirler konusunda mutabakat zaptının çok ön açıcı bir metine sahip olduğunu belirtti. Avcı Madrid'de bir basın toplantısı da düzenledi. Kabineden 15 Temmuz'dan sonra yurtdışına ilk çıkan bakan olan Nabi Avcı'nın toplantısına uluslararası medya kuruluşları katıldı. Avcı, darbe girişimini ve FETÖ'yü ayrıntılarıyla anlattı.
Hürriyet

Piyasalar yara sarmaya çalışacak
Geçtiğimiz hafta piyasalar son yılların en gerilimli günlerini yaşadı. Başarısız darbe girişiminin etkileri sürüyor. İçeriden dışarıdan piyasalar darbe üzerine darbe aldı adeta. Pazartesi gününden itibaren dış kaynaklı değerlendirmeler gelmeye başladı. Başarısız darbe girişimi sonrası daha hiçbir veri oluşmadan bu ne hız dedirtecek türden bir yaklaşımla, kredi derecelendirme kuruluşlarından önce not indirim uyarıları, ardından da S&P'nin not indiriminin gelmesi olumsuz havaya katkı yaptı. Şimdi 5 Ağustos'ta Moody's tarafından açıklanması beklenen Türkiye ile ilgili kredi notu bekleniyor. Başında yeterince dert olan piyasaların OHAL uygulaması için bu aşamada ayrıca bir fiyatlama yaptığını söylemek zor. Dış piyasalardan olumsuz ayrışma gerçekleşti. Bir süre iç gündeme döneceğiz. Şimdi darbe girişiminin ne ölçüde fiyatlara dahil olduğu konusu önemli. Yaşanan olayın büyüklüğü ve ciddiyeti nedeniyle temkinli duruşun bir süre daha etkisini sürdürmesini doğal karşılamak gerekir. Sermaye ürkektir, sözünden hareketle güven oluşumu biraz zaman alacak. Henüz bazı belirsizlikler devam ediyor olsa da darbe girişiminin belli ölçüde fiyatlandığı söylenebilir. Bu açıdan olağandışı bir gelişme olamadığı takdirde denge bulmaya çalışan daha sakin, yara sarma çabasında bir piyasa görülebilir.
Hürriyet

Para çıkışı olmadı
Darbe girişiminin ekonomiye etkisini değerlendiren Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, yaşanan olayların ardından Türkiye'den para çıkışı olmadığını, tam tersi yeni yatırımlarla ilgili önemli gelişmeler olduğunu aktardı. Canikli, Lübnanlı Odeabank'ın, sermayesini 1 milyar lira artırmak için iki gün önce (cuma) BDDK'ya başvurduğunu ifade ederek, "Kabul ettik. Yakında getirecek" dedi. 1 milyar $'lık FETÖ Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ekonomik güç olarak hangi seviyelere ulaşmış olabileceğine de değerlendiren Canikli, "Şu anda Türkiye'de, kararnameyle devlete aktarılanları kast ediyorum, onların mülkiyetleri, varlıkları, alacakları Kaba bir tahminle 1 milyar doların üzerinde. Binin üzerinde özel eğitim kurumu var, bunların hepsinin binaları var. Aynı şey üniversiteler için de geçerli. Biliyorsunuz bunların üniversitelerine de devletin kıymetli arazileri aktarıldı. Dolayısıyla bunların 1 milyar doların çok çok üzerinde olacağını tahmin ediyorum." Ekonomide kalıcı bir tahribat yaşanmayacağını ifade eden Canikli, başta S&P'nin not indirimi olmak üzere, kredi derecelendirme şirketlerinin Türkiye değerlendirmelerine ilişkin de konuştu: "Birileri ısrarla darbecilerin amaçlarına uygun hareket ediyor, onların yanında duran adımlar atıyorlar. Bunlardan birisi S&P. Olay sonrası 3 gün içinde bir ülkenin ekonomisinin analiz edilerek notunun düşürülüp düşürülmeyeceğine rasyonel karar verilemez. Kesinlikle kasıt var. Daha rakamlar ortaya çıkmamış, darbe teşebbüsünün etkisi ortadan kalkmamış, tahribatın kalıcı olup olmadığı belli değil. 3 gün içinde not indirmek demek, darbe teşebbüsüne destek vermek demektir. Bu yeni değil, ama burada bir kez daha gördük. Şu anda S&P suçüstü yakalandı."
Milliyet

Zeybekci: bu memleketi tefecilere yedirmeyiz
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, ekonominin krize gireceği, pazartesi günü ekonominin yerle bir olacağının söylendiğini belirterek, "Hiçbir şey olmaz Allah'ın izniyle. Bu memleketi tefecilere yedirmeyiz çünkü onların kurgusu bu, bu onların oyunu" dedi. Zeybekci, Denizli'deki Delikliçınar Meydanı'ndaki 'Milli İradeye Sahip Çık' buluşmasında, 15 Temmuz'da Ankara'da yaşananlara şahit olduğunu ama hainlerin hesap edemedikleri millet idaresinin darbeyi engellediğini söyledi. Yaşanan zaferin milletin, 79 milyonun zaferi olduğunu vurgulayan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uyarısına kadar nöbetin devam ettirilmesi çağrısında bulunan Zeybekci, şunları dile getirdi: "Ekonomi krize girermiş, pazartesi günü ekonomi yerle bir olurmuş dediler. Hiçbir şey olmaz Allah'ın izniyle. Bu memleketi tefecilere yedirmeyiz çünkü onların kurgusu bu, bu onların oyunu. İstediler ki bu darbe ile faizler yeniden yüzde 7 bine çıksın, bir gecede bankalar çöksün. İstediler ki bu ülkede toplanan vergilerin yüzde 100'ünü faiz olarak onlar alsın. Alamayacaklar, boğazlarını sıkacağız onların, boğazlarında bırakacağız onların. Allah'ın izniyle hiçbir şey olmaz çünkü 2001'de ekonomi krizinde Türkiye'ye dışarıdan gönderdikleri o ekonomi bakanları yok, bir daha da olmayacak. Bu milletin evlatları artık cumhurbaşkanı, başbakan, ekonomi bakanı memlekette. Bir daha bu ülke, bu memleket namerde muhtaç olmayacak, birlik beraberliğimizi, kardeşliğimizi bozamayacaklar. Oyunları bozuldu Allah'ın izniyle. Onlar bozulacak, darmadağın olacak."
Star

Borsa'ya kanlı saldırı kamerada
FETÖ'cü teröristlerin 15 Temmuz akşamı gerçekleştirdiği darbe girişiminde hedeflerden biri de Borsa İstanbul'du. Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ'ın da anlattığı, cuntacı askerlerin Borsa İstanbul'u bastıkları anlara ilişkin çarpıcı görüntüler ortaya çıktı.Biri polis 2 kişinin şehit olduğu 31 kişinin de yaralandığı baskında, darbecilerin başındaki Binbaşı Murat Çelik'in yanındaki erlere, "Ateş etmezseniz kıyamet günü peygamberimizin şefaatinden mahrum kalırsınız" demesi dikkat çekti. 15 Temmuz akşamı darbeci askerler kışlalardan çıktıktan sonra hedeflere yöneldi. Bir grup darbeci de, tank ve eskort bir araçla Sarıyer'deki Borsa İstanbul'a gitti. Silahlarını çeken cuntacılar binaya girdi. Daha sonra vatandaşlar Borsa İstanbul çevresinde toplanmaya başladı. Darbeci askerler, Borsa İstanbul çevresinde toplanan kalabalığı hedef alarak peş peşe ateş açtı. Mermilerin hedefi olan Fatih Satır şehit oldu, 31 kişiyi de yaralandı. Darbecilerin saldırısı polisi alarma geçirdi. Çok sayıda ekip bölgeye sevk edildi. Bir TOMA Borsa İstanbul önüne ulaştı ve çevrede güvenlik önlemleri aldı. Ancak asker kıyafetli teröristlerden biri TOMA'ya ateş açtı ve polis memuru Şevket Uzun'u şehit etti. Özel Harekat Timleri polisi şehit eden darbeci askeri vurdu. Darbeci teröristler ile polisler arasında çıkan çatışma sonrası cuntacılar Borsa İstanbul binasına kaçtı. Yaşanan çatışmanın ardından polis, binaya operasyon düzenledi. 11 darbeci gözaltına alındı. Silahlarına el konuldu. Baskında zırhlı personel taşıyıcı üzerine monte edilmiş 1 uçaksavar, 295 adet uçak savar mermisi, 10 adet piyade tüfeği ve 984 fişek ele geçirildi. Yaralı ele geçen asker de yine polisler tarafından hastahaneye kaldırıldı. Olay yerinden kaçtığı belirlenen Binbaşı Murat Çelik'in, yanındaki erlere ateş emri verdiği ortaya çıktı. Polisin gözaltına aldığı erler, 'neden ateş açtıkları'sorulduğunda, "Başımızdaki komutan 'ateş etmezseniz kıyamet günü peygamberimizin şefaatinden mahrum kalırsınız. Ateş açmaktan çekinmeyin' dedi" yönünde ifade verdi. İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Gürcan Sercan ve yardımcısı Haydar Yalın'ın da bu baskın kapsamında gözaltına alındığı ortaya çıktı.
Star

Zirve için zemin tamam
Uçak kriziyle ağır hasar alan Türk Rus ilişkilerinde normalleşme yönünde önemli bir adım daha atıldı. Rus hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile 2019 yılına kadar yürütülecek orta- vade ticari, ekonomik, bilimsel ve kültürel işbirliği programının devam etmesine yönelik kararname yürürlüğe girdi. 30 Kasım 2015'de uçak krizi sonrası alınan, ticari-ekonomik işbirliği çalışmalarının durdurulması kararı iptal edilirken, Rusya ve Türkiye'deki yatırım projelerinin finanse edilmesi için ortak fon kurulmasına yönelik görüşmeler de tekrar başlayacak. Başbakan Medvedev tarafından imzalanan hükümet kararnamesine göre, askıya alınan Karma Ekonomik İlişkiler Komisyonu görüşmeleri yeniden başlatılacak. Kararnamenin devamında ayrıca Türkiye'ye tur satışı yasağının kaldırılmasına, Rusya Dışişlerinden Türkiye'de tatil yapan Rusya vatandaşlarının güvenliği konusunun takip edilmesine vurgu yapılıyor. Konuya yakın çevreler, Türk hükümetinden bakanlar düzeyinde 26-27 Temmuz'da Moskova'ya yapılacak ziyaret öncesinde hazırlıklar yapıldığını, 2 ülke Karma Ekonomik Komisyonu toplantıları ve olası bir Üst Düzey İşbirliği Konseyi zirvesi öncesinde zemin hazırlandığını vurguluyorlar. Kremlin sözcüsü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleştirilecek görüşmenin Ağustos ayının ilk 10 günü içerisinde yapılacağını açıklamıştı.
Vatan

Dünya
Abd'yle karşılıklı sitem
Başbakan Binali Yıldırım ile ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in iki gün önce Fetullah Gülen'in iadesiyle ilgili yaptığı telefon görüşmesinde ilginç diyaloglar yaşandığı ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre Biden, Türk halkının darbe karşında ortaya koyduğu cesareti överken, ABD'nin darbe teşebbüsünü en başında kınadığını dile getirdi. MYK toplantısının yapıldığı saatlerdeki telefon görüşmesinde Biden, "Sizin hükümetinizden bazı isimler, Türkiye'nin yaşadığı darbenin arkasında ABD'nin olduğuna dair ifadeler kullanıyorlar. Bunun düzeltilmesini sizden bekliyoruz" dedi. Yıldırım da, "Bu darbenin başsorumlusu ve mimarı da yıllardan beri sizin ülkenizde yaşıyor ama. Daha önce de gündeme geldi, biz de sizden onun iadesini bekliyoruz" karşılığını verdi. Görüşmede Yıldırım, darbe gecesi teröristlerin 246 masum vatandaşı katlettiği, bin 536 vatandaşı ise yaraladığı bilgisini de paylaştı. Görüşmede, Yıldırım'ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milletin ve emniyet güçlerinin cansiperane bir mücadeleyle darbe girişimini başarısız kıldığını anlattı. Daha sonra yapılan açıklamada da Yıldırım'ın "Türkiye-ABD ilişkilerinin stratejik niteliğine atıfla, Fetullah Gülen ve başında bulunduğu terör örgütünün zararlı faaliyetleri konusunda ABD yönetiminin uzun zamandır uyarıldığı, bu çerçevede, 15 Temmuz günü girişilen terörist kalkışmanın elebaşı konumundaki Fetullah Gülen'in iadesi için gerekli başvuru evrakının ABD'ye iletildiği ve bir müttefik olarak ABD'den beklentilerin Gülen'in Türkiye'ye iade edilmesi olduğunu" dile getirdiği aktarıldı.
Hürriyet

Münih katliamında 4 de türk kurban
Almanya'nın Münih kentinde önceki gün McDonalds şubesi ve Olympia adlı alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırı sonucu 9 kişi öldü, 16 kişi yaralandı, saldırgan da intihar etti. Ölenlerden dördü Türk çıktı. Yaralılar arasında da Türkler olduğu belirtildi. Saldırıyı 18 yaşındaki İran kökenli Alman vatandaşı Ali David Sonboly düzenledi. Alman yetkililer, Sonboly'nin ebeveynleriyle yaşadığı evde yaptıkları aramada kitlesel katliamlara ilişkin pek çok yayın buldu, internette de bu yönde arama yaptığı tespit edildi, ancak saldırı olduğunda ilk akla gelen terör örgütü IŞİD'e dair bir delile rastlanmadı. Münih Emniyet Müdürü Hubertus Andrae, "IŞİD'le kesinlikle hiçbir bağlantısı yok" derken, saldırının Norveçli yabancı düşmanı ırkçı terörist Anders Behring Breivik'in 2011'de düzenlediği ve 77 kişiyi öldürdüğü katliama benzetti. Andrae, Münih'teki saldırının Breivik'in katliamının 5'nci yıldönümünde olduğuna da işaret ederek, "Açık bir bağlantı var" dedi. Sınıf arkadaşları da Sonboly'nin WhatsApp aplikasyonunda Breivik'in fotoğrafını kullandığını anlattı. Saldırganın siyasi bir motivasyonu olmadığını ifade eden polis kaynakları, saldırganın psikolojik sorunları olduğunu ve tedavi gördüğünü de belirledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, saldırıda Türklerin öldüğünü doğruladı. Ölen Türklerin adlarının ise Can Leyla (14), Selçuk Kılıç (17), Batı Trakyalı Hüseyin Dayıcık (17) ve Sevda Dağ (45) olduğu açıklandı. Selçuk Kılıç ve Can Leyla, komşu çocuklarıydı ve aynı okulda okuyordu. Görgü tanığı 24 yaşındaki Cem Güngörmüş, "Saldırgan gözü dönmüş gibiydi. Acımasızca önüne gelene ateş ediyordu. Olay tam bizim dönerci dükkanının önünde oldu. Kendimi arka tarafa atarak zor kurtuldum" dedi. Diğer öldürülenlerden üçünün Kosova Arnavutu, birinin ise Yunanlı olduğu belirlendi. Babası taksi şoförü olan annesi ise bir mağazada zincirinde çalışan Ali David Sonboly'nin okulda itilip kakılmaktan ve sosyal medyada alay edilmekten şikayet ettiği haberlere yansıdı. Alman polisi, Sonboly'nin bir genç kızın Facebook hesabını hack'lediğini ve bu hesaptan kurbanlarını "McDonald's'da bedava mönü var" diye çağırarak tuzağa düşürdüğünü belirledi. Katil, ele geçirdiği Facebook hesabından "Yarın saat 16'da Meggi'ye gelin size hamburger ısmarlayacağım, ama fazla pahalı olmayacak" diye paylaşım yaptı. Kurbanların bu çağrı üzerine mi gittiği, yoksa tesadüfen mi orada olduğu açıklık kazanmadı. IŞİD'in saldırıyla bir bağlantısı çıkmamasına rağmen terör örgütüne yakın sosyal medya hesapları eylemi kutladı. Hesaplardan birinde "Münih saldırısını şimdiye kadar IŞİD üstlenmedi. Ancak kafirlere zarar veren her şey bizi mutlu eder" diye yazıldı. Olay nedeniyle bölgedeki metro seferleri durdurulunca, bölge halkı evlerine gidemeyenlere kapılarını açtı. Twitter'da açılan offenetuer (açık kapı) hashtagi altında birçok kişi evlerinin müsait olduğunu belirterek, insanları davet etti.
Hürriyet

Hillary de ortağını seçti
ABD'de kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'den Donald Trump'ın kendisine başkan yardımcısı adayı olarak Indiana Valisi Mike Pence'i seçmesinin ardından Demokrat Parti'den Hillary Clinton (68) da ortağını belirledi. Clinton, seçimlerde Virginia Senatörü olan Tim Kaine ile beraber yarışacağını açıkladı. Kaine'in (58) seçimlerde rengi değişebilen bir eyalet olan Virginia'yı ve kararsız erkek oylarını kazanması konusunda Clinton'a destek olabileceği belirtiliyor.
Hürriyet

Elektrik hattı isteyen gruba intihar saldırısı
Afganistan'ın başkenti Kabil'de Kabil'in Deh Mazang bölgesinde Hazaraların yaşadıkları mahalleye elektrik hatları çekilmesi talebiyle düzenledikleri gösteri sırasında büyük bir patlama meydana geldi. Afganistan Sağlık Bakanlığı Sözcüsü İsmail Kavusi, patlamada, 61 kişinin yaşamını yitirdiğini, 200 kişinin yaralandığı belirtti. Afganistan polisi, henüz kimsenin üstlenmediği saldırının bir intihar bombacısı tarafından gerçekleştiğini ve ayrıca iki bombacı daha olduğunu açıkladı. Afganistan İçişleri Bakanlığı ise açıklamasında, intihar eylemcisinin gösteri sırasında kendini patlattığını, ikinci saldırganın polis tarafından öldürüldüğünü, üçüncü saldırganın ise nerede olduğunun bilinmediğini aktardı.
Star

Işid'e çarşaflı baskın
İngiliz Kraliyet Ordusu'na bağlı 'sualtı savunma' komandoları, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütüne karşı uluslararası koalisyonun yürüttüğü operasyonlar çerçevesinde örgütün Suriye'deki kalesi sayılan Rakka kentinde, Hollywood filmlerini aratmayan bir operasyona imza attı. İngiliz basınında çıkan haberlere göre komandolar, örgütün üst düzey komutanlarından birisinin yerini belirlemek için kente çarşaf giyerek, kadın kılığında sızdı. Militanların dikkatini çekmeden komutanın evini arayan komandolar, hedefi belirleyince koordinatları ABD'li yetkililere iletti. Daha sonra kentin üzerinde uçan Amerikan Hava Kuvvetleri'ne ait 'Reaper' tipi bir insansız hava aracı, eve Hellfire füzesiyle saldırı düzenledi. Saldırıda komutan ve yardımcıları öldürülürken, bölgeye gelen militanlar da, İngiliz komandolar tarafından pusuya düşürüldü. Saldırının ardından kente giriş-çıkışlar kapatılırken İngiliz komandolar, bindikleri minibüsle kontrol noktalarından birisini geçerek kaçmayı başardı.
Vatan

Pokemon go 'casus işi'
Nintendo firmasının dünyayı kasıp kavuran oyunu 'Pokemon Go'nun, Amerikan istihbaratınca veri toplamada kullanıldığı öne sürüldü. İsrail basınında çıkan haberlere göre oyunu telefonlarına yükledikten sonra kameralarıyla Pokemon avına çıkan oyuncular haberleri olmadan, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) için ajanlık yapıyor olabilir. Oyunun yazılımcılarından California merkezli 'Nantic' firmasının sahibinin, 2001'de NSA ajanlarına hizmet veren haritalandırma firması 'Keyhole'un kurucusu olduğu söyleniyor. NSA yetkililerinin, milyonlarca Pokemon Go oyuncusunun anlık görüntü iletileri sayesinde dünyanın her köşesinden görsel veri toplamaya başladığı iddia ediliyor.
Vatan

Spor
Gomez'den kopya çekti kamptan kovuldu
Beşiktaş'ta Sosa krizi yeniden patladı. Avusturya kampında idmanlara hastalık ve sakatlık bahanesiyle çıkmayan Arjantinli kadro dışı bırakılarak İstanbul'a gönderildi. Sosa, kendine kulüp bulana kadar Ümraniye'de çalışacak. Daha önce terör saldırılarını gerekçe gösteren Sosa, şimdi de darbe girişimini öne sürdü. Beşiktaş'ta Sosa krizi aslında geçen sezondan bu yana yaşanıyor. Geçen sezonun başında da uzun süre ayrılmak için ayak direten Sosa, daha sonra kalma kararı aldı. Avusturya kampı öncesi ikna olmuş gözüken Sosa, son olarak Gomez gibi darbe girişimini gerekçe gösterip ayrılmak istediğini söyledi.
Hürriyet

Robin, paris'e gelir misin?
Fenerbahçe'de Robin Van Persie krizi üç gün geçmeden yeniden hortladı. Fransız L'Equiepe gazetesi, PSG'nin; Sarı- Lacivertliler'de yönetici İlhan Ekşioğlu'nun 3 gün önce "Van Persie'nin menajeri kulübe geldi. Yapılan görüşmenin ardından Hollandalı oyuncuya kariyerine Fener'de devam edeceği bildirilmiştir" dediği 32 yaşındaki Hollandalı forvetle sportif direktör Patrick Kluivert aracılığıyla anlaşmaya vardığını ileri sürdü. L'Equipe, "Kluivert, Persie'yle bir görüşme yaptı ve kendisine 'Paris'e gelir misin?' diye sordu. Fener'de geleceği belirsiz olan Robin de bu teklifi kabul etti" ifadelerine yer verdi. PSG'nin yeni teknik direktörü Unai Emery'nin Persie'yi Cavani'nin yedeği olarak düşündüğü belirtiliyor. Bu arada PSG ve Barcelona'nın ardından Sporting Lizbon'un da Van Persie'yi istediği bildirildi. A Bola gazetesi,teknik direktör Jorge Jesus'un raporu sonrası Sporting'in Persie transferi için harekete geçtiğini yazdı.
Star

Demokrasi nöbeti
15 Temmuz'da meydana gelen darbe girişimi sonrası tüm ülke genelindeki tepkilere spor kulüplerinin taraftarları da katıldı. Türkiye'nin 4 büyük kulübü ve birçok Anadolu kulübü, dün akşam İstiklal Caddesi'nde bir araya gelerek demokrasi için yürüdü. 'Demokrası nöbeti'nde farklı takımların taraftarları demokrasi ortak paydasında buluştu.
Star

Ümitlerimiz yarıda kaldı
Finlandiya'nın Helsinki şehrinde düzenlenen FIBA U20 Eurobasket yanı finalinde Ümit Milli Takımımız maalesef Litvanya'ya 68-64'lük skorla mağlup oldu ve final oynama, belki de şampiyon olma şansını kaybetti. Yarı finale kadar büyük bir başarıyla gelen Ay-yıldızlılarımız dün gece de Litvanya karşısında mücadeleye çok iyi başlamıştı. İLK çeyrekte Tolga Geçim'in önderliğinde harika bir performans ortaya koyan Ümit Milli Takımımız bu bölümü 24-16 önde kapatmayı başarırken ikinci çeyrekte ise durmaya başladık. Skor üretmekte bir türlü istediği ivmeyi yakalayamayan Ay-yıldızlılar sadece 9 sayı bulduğu 10 dakikalık dilimde savunmayı nispeten daha iyi yapınca Litvanya'ya sadece 14 sayı izni verdi ve soyunma odasına 33-30'la da olsa önde girmeyi başardık. 3. çeyrekte ise başa baş bir oyun vardı. Ümit Milliler'in 18 sayısına Litvanya 17 sayıyla karşılık verirken son çeyreğe 51-47'yle 4 sayılık bir avantajla başladık. AMA ne yazık ki son 10 dakikada işler hiç de istediğimiz gibi gitmedi. Rakibinin hücumlarını durduramayan Ay-yıldızlılar potasında 21 sayı görürken buna 13 sayıyla karşılık verebildi ve 68-64 kazanan Litvanya finalde Almanya'yı 61- 52 yenen İspanya ile eşleşti.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme