31 Temmuz 2016 Pazar

31.07.2016 Genel Gündem



31.07.2016 Pazar

GÜNDEM

Hakkari'de Üç Asker Daha Şehit 
Hakkari-Çukurca karayolunun 45'inci kilometresindeki Taşbaşı bölgesinde önceki gün saat 17.45'te yol kontrolü yapan askerlere PKK'lı teröristler tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Askerlerin de karşılık vermesi üzerine çatışma çıktı. Açılan ilk ateşte 5 asker şehit olurken, 8 asker yaralandı. Daha sonra ise şehit sayısı 8'e, devam eden çatışmalarla birlikte yaralı sayısı da 25'e yükseldi. Genelkurmay'dan yapılan açıklamada ise bölgede yapılan hava destekli operasyonda 8 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Çatışmada şehit olan Jandarma Teğmen Selim Çoşkun (25), Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş İbrahim Betin (28), Jandarma Astsubay Çavuş Bekir Eren Deniz (23), Jandarma Uzman Çavuş Samet Aktaş (25), Jandarma Uzman Çavuş Mustafa Tünel (25), Jandarma Uzman Çavuş Hüsnü Erkut (23), Jandarma Uzman Çavuş Sercan Özkul (25) ve Jandarma Uzman Çavuş Hasan Keleş (23) için Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı'nda dün tören düzenlendi. 8 askerin cenazelerinin tören alanına getirilişinin ardından, şehitler için saygı duruşundu bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Şehitlerin özgeçmişlerinin okunmasından sonra Hakkari İl Müftüsü Faysal Geylani'nin okuduğu dua ile törene katılanlar, şehitler için dua etti. Helikopterlere konulan şehitlerin, sivil kıyafetli asker arkadaşları da tabutların başında gözyaşlarını tutamadı. Törende konuşan Hakkari İl Jandarma Komutanı Albay Yalçın Baysal, şehitlerin adlarını söyleyerek konuşmasına başladı. Albay Baysal, "Kahraman vatan evlatlarımızı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Sizin o asil kanınız hiçbir zaman göklerden inmeyecek şanlı bayrağımıza renk, vatan toprağına can kattı. Bizler sorumluluk bölgesinde terör örgütünün eylemlerini engellenmek, teröristleri etkisiz hale getirmek halkın huzur ve güvenini sağlamak maksadıyla üstlenmiş olduğumuz vazifeyi dün olduğu gibi bugün de yerine getirme devam edeceğiz. Başta büyük önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yaşadığımız coğrafyayı kutsal vatan yapan ve bizlere emanet eden ölümsüz kahramanları minnet ve şükranla anıyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet kederli ailesine ve milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz" dedi. Konuşmanın ardından, şehitlerin ay- yıldızlı bayrağı sarılı cenazeleri askerlerin omuzlarında tek sıra halinde taşınarak helikopterlere konuldu. 8 şehidin cenazesi helikopterle önce Van, buradan da toprağa verilmek üzere uçakla memleketlerine gönderildi.
Milliyet


758 Er Serbest 
FETÖ darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan, aralarında askeri öğrencilerin de bulunduğu 989 er tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, geçtiğimiz gün 25 savcı görevlendirerek erlerin ifadelerinin ikinci kez alınmasına karar verdi. İfadeyi alan savcı heyeti, aralarında Kuleli'de okuyan askeri öğrencilerin de bulunduğu toplam 758 erin tahliyesini talep etti. Talebi değerlendiren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, tutukluluk tedbirinin artık gereksiz olduğunu belirterek kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların ortadan kalktığı, kaçma şüphesi bulunmadığı ve delillerin toplanması nedeniyle delil karartma şüphelerinin bulunmaması hususları dikkate alınarak, 758 erin ayrı ayrı tahliyesine karar verdi. Tahliye kararının ardından sabah saatlerinde Silivri ve Maltepe cezaevlerinin önüne gelen bazı aileler günler sonra çocuklarıyla kucaklaşmanın mutluluğunu yaşadı. Kuleli Askeri Lisesi'nin tutuklu 59 öğrencisi, Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilirken aileler cezaevi kapısında çocuklarını alkışlarla karşıladı. Tahliye olan öğrencilerden A.A., tahliye edildikten sonra adaletin yerini bulduğunu belirterek, "15 Temmuz'da bize, 'Operasyon var' dediler. Kandırdılar bizi. Suçumuz yok" dedi. Bir diğer öğrenci M.A.P. ise, "Bizi tatbikat var diye kandırdılar" dedi. 17 yaşındaki öğrenci A.K. de "Aileme kavuştuğum için çok mutluyum" dedi. Adaletin yerini bulduğunu söyleyen anne Ü.P. "Çocuğumu haksız yere bizden aldılar" derken, günlerce adliye, karakol ve cezaevi önünde sabahladığını belirten baba H.K. ise "16 gün sonra oğlumu gördüğüm için çok mutluyum" ifadelerini kullandı. Lise öğrencilerinin avukatı Burcu Onuk da gözaltına alınan 62 öğrenciden 3'ünün Kıbrıslı olduğunu ve bu 3 kişinin önceden tahliye edildiğini söyledi. Öte yandan Ankara'da tutuklanan 47 er tahliye edildi.
Milliyet

Kamuda 70 Bin Kişi Görevden Alındı 
Darbe girişimi sonrası birçok kamu kurum ve kuruluşunda yürütülen çalışmalar kapsamında 69 bin 779 personel görevden uzaklaştırıldı. Başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere ekonomiyle ilgili kurum ve kuruluşlarda ise 15 Temmuz'dan bugüne kadar 6 bin 172 personel açığa alındı. YÖK'te önceki gün itibarıyla devlet üniversitelerinde 440'ı profesör, 525'i doçent, 654'ü yardımcı doçent olmak üzere toplam 2 bin 239 akademik personel ile 654 idari personel, vakıf üniversitelerinde ise 79'u akademik, 18'i idari olmak üzere toplam 97 personel hakkında işlem başlatıldı. Türkiye Kalkınma Bankasında da 10 kişi görevinden alındı. AB Bakanlığında 16 kişi görevden uzaklaştırıldı, 6 kişinin de görevine son verildi. Sağlık Bakanlığında 115'i yönetici, bin 504'ü hekim olmak üzere toplam 5 bin 581 personel görevinden uzaklaştırıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığında 110, İçişleri Bakanlığında merkez ve taşra teşkilatlarında görevli 246 mülki idare amiri, 7 bin 899 emniyet, 614 jandarma ve aralarında sahil güvenlik komutanının da bulunduğu 18 sahil güvenlik personeli olmak üzere toplam 8 bin 777 personel görevden uzaklaştırıldı. MEB'de merkez ve taşra teşkilatında görev yapan FETÖ ile irtibatlı kamu personeline yönelik çalışma kapsamında 21 bin 738 çalışan açığa alındı, özel okullarda ise 21 bin 29 personelin çalışma ruhsatı iptal edildi. Böylece MEB'de özel eğitim kurumları da dahil görevden uzaklaştırılan personel sayısı 42 bin 767 oldu. Milli Savunma Bakanlığınca 262 askeri hakim ve savcı görevden uzaklaştırıldı.
Vatan

Ünlü Cerrahlar Gözaltında! 
Antalya'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Akdeniz Üniversite Hastanesi'nde iki gündür süren operasyon kapsamında yüz, kol ve bacak nakillerine katılan dünyaca ünlü cerrahlar gözaltına alındı. Ekipleri önceki gün AÜ Rektörlüğü ve 19 fakülteye operasyon düzenlemişti. İki gündür düzenlenen operasyonlar kapsamında şu ana kadar aralarından eski rektör yardımcıları, eski Dekan, akademisyen ve idari personelinde bulunduğu toplam 147 kişi gözaltına alındı. 150 kişi hakkında gözaltı kararı alınan operasyon kapsamında önceki gün 130 kişi dün ise 17 kişi gözaltına alındı. Yakalama kararı çıkartılan bazı akademisyenlerin ise yurt dışına kaçtığı belirlendi. Yüz, kol ve bacak nakillerine katılan cerrahlar operasyon kapsamında 2012 yılında Türkiye'nin ilk yüz nakli ile ilk kol ve bacak nakli operasyonlarında da yer alan Ortopedi Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdar T., Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalından Levent A., Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla R. ile Diş Hekimliği Fakültesi Çene Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sinan T., Organ Nakli Merkezi eski Müdürü Doç. Dr. İbrahim A., eski Rektör Yardımcısı Nefroloji Bilim Dalından Prof.Dr. Ramazan Ç., Çocuk Cerrahisinden Prof.Dr, Abdurrahman K., Doç.Dr. Adnan A., Kardiyoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. Remzi Y.'da gözaltına alındı. Öte yandan, İletişim Fakültesi eski Dekanı Bilal A., Eğitim Fakültesi eski Dekanı Mimar T. de gözaltına alınanların arasında yer alıyor.
Vatan

EKONOMİ 

Gram Altın 129,9872-129,9888 
ABD Doları 2,9872-2,9888/Euro 3,3400-3,3424/İngiliz Sterlini 3,9524-3,9569

Sağlıkta Nitelik İhmal Ediliyor 
Türkiye'de 1990 yılında 250 hastane vardı. Bugün özel ve devlet 1500 hastane var. Bu hastanelerin 650'si özel. Hastane sayısı hızla artıyor ancak doktor, hemşire gibi sistemin en önemli unsurlarında artış aynı hızla olmuyor. Türkiye'de hala bir doktora düşen hasta sayısı 700'ün üzerinde. On yıl önce de 1000 civarındaydı. Bu arada özel hastanelerin artması da kamuda yetişmiş personel bırakmıyor. Doktorlar, hemşireler sürekli transferlerle yer değiştiriyor. Sonuç olarak hastanelerde aletler, teknoloji gelişiyor, nicelikte artış var ama kalite, nitelik sorunu büyüyor. Bu sorunu çözmek için özel hastaneler Tıp Fakülteleri kurarak kendi insan kaynaklarını yetiştirme adımı atıyor. Bu gruplardan birinin yöneticisiyle sohbet ediyorduk, ilginç bilgiler verdi. Hastanelerde çılgın bir büyüme dönemi yaşandığını, yapılan düzenlemelere rağmen yatırımların sürdüğünü anlattı bir de önemli bir soruna dikkat çekti: "Hastanelerde kaliteyi takip edecek çok farklı parametreler var artık. Sağlık Bakanlığı 5 yıldır bir sınıflandırma sistemi kurdu, 55 parametre ile takip ediyor. Biz ise 160 parametreyi takip edip bunu şeffaf bir şekilde açıklıyoruz. Sağlıkta artık kaliteye en çok ihtiyaç duyduğumuz döneme geldik. Hasta artık cebinden daha fazla para ödüyor ama kalitesiz hizmet aldığında bedeli ağır oluyor. Pardon denilemeyecek bir sektör bu. Hastanecilik artık doktorundan teknolojisine topyekün bir iş. Hastanelerin kalitelerinin kıyaslanabilir verilerle açıklanması lazım." Türkiye'nin sağlık turizminde de başarılı olması için tıbbi sonuçların açıklanması, kamu özel kalitenin ölçülebilir olması faydalı bir öneri. Hastanelere güveni de arttırır.
Hürriyet

İhracat Darbe Dinlemedi 
Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkanı Çetin Nuhoğlu, 15 Temmuz öncesi ve sonrası 15 gün dikkate alındığında ihraç malı taşıyan araç çıkış sayısının yüzde 20 artış gösterdiğini söyledi. 15 Temmuz'daki darbe girişimini anlatmak için tüm dünyada tırlarla tanıtım kampanyası başlatan Nuhoğlu, "15 Temmuz demokrasiye darbe teşebbüsünden sonra birkaç saat için bir endişe yaşandı, Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve Başbakanımızın hızlı müdahaleleri ile sıkıntı aşılmış, 18 Temmuz günü her şey kontrol altına alınmıştır. Bizim sektörümüzdeki verilere göre ihraç malı taşıyan araç çıkış sayılarında 15 Temmuz öncesi ve sonrası 15 gün dikkate alındığında yaklaşık yüzde 20 artış yaşanmıştır" dedi. Türkiye'nin hizmet ihracatına 15 milyar doların üstünde katkı sağlayan sektörün topyekûn ayağa kalkmaya hazır olduğunu anlatan Nuhoğlu, "Başbakanımız tarafından açıklanan 'Etrafımızdaki düşmanları azaltma, dostlarımıza artırma politikası' ticaretimizin şu an için kapalı olan güzergâhlarını açacak ve ülke ekonomisi koşmaya başlayacaktır. Tek yapmamız gereken, gücümüze inanmak ve kendimize güvenmektir. Bu ülke yüzde 8'lere varan büyüme rakamlarına yakın zamanda tekrar ulaşacaktır" ifadelerini kullandı.
Türkiye

Otelcilerin Borçlarına Yapılandırma İmkânı 
Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan veya devletin taşınmazlarını izinsiz kullanan konaklama tesisi yatırımcısı veya işletmecilerinin, 26 Nisan 2016 itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş ecrimisil borçlarına yapılandırma imkanı getirildi. Düzenlemeye göre hesaplanan toplam tutar 2017, 2018 ve 2019 yıllarının Eylül aylarında olmak üzere üç eşit taksitte ödenecek. Taksitlere, 26 Nisan 2016 tarihinden taksit ödeme sürelerinin sonuna kadar herhangi bir zam ve faiz uygulanmayacak. Yapılandırmadan yararlanmak isteyenler 31 Ağustos'a kadar bağlı bulundukları vergi dairesine başvurabilecek. Öte yandan, Milli Emlak Genel Tebliği ile de konaklama amaçlı turizm tesisleri yapılmak üzere kamu arazisi tahsis edilen belgeli yatırımcılar ve işletmecilerden, tahsil edilmesi gereken kira, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni bedelleri ve hasılat payları bir yıl süreyle ertelenecek.
Türkiye

Sertifikalı Esnaf Cezadan Kurtulur 
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu üç buçuk yıldır yürürlükte. Kanun iş sağlığı ve güvenliği alanına yeni bir perspektif getirmişti. Kanunla bütün işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinden hizmet alması gerekliliği doğdu. Kanun bu yükümlülük için geçiş süreci öngörüyordu. 1 Temmuz 2016 itibarıyla bu geçiş süreci tamamlandı ve bütün işyerleri iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimlerinden hizmet almaya başladı. Bu konuda bir erteleme hayata geçmediği için görevlendirme zorunluluğu yürürlükte. Ancak bu konuda idari para cezalarının yılsonuna kadar uygulanmayacağı yönünde açıklamalar geliyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işyerleri üç sınıfta gruplandırılıyor. Buna göre, çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli olarak işyerleri üçe ayrılmış durumda. Çok tehlikeli sınıfta fabrikalar, tersaneler ve şantiyeler var. Tehlikeli sınıfta ise imalathaneler ve orta ölçekli işletmeler yer alıyor. Az tehlikeli sınıfta ise süpermarketler, manavlar, ofisler bulunuyor. Kamu kurumları ve az tehlikeli sınıfta yer alıp 50'den az çalışanı bulunan işyerleri için de uzman ve hekim görevlendirme zorunluluğu devrede. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun kapsamına kamu - özel sektörde faaliyet gösteriyor olması fark etmeksizin bütün işyerleri giriyor. Bu yüzden, tek bir çalışanı bulunan apartmanlar, bakkallar ve muhasebe büroları da iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmesi yapmak zorunda. Görevlendirme yapmayan işyerleri yüksek idari para cezaları ile karşılaşabilir. İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmemenin idari para cezası oldukça yüksek. Çok tehlikeli sınıfta 50'den fazla çalışanı olan bir işyeri iş güvenliği uzmanı görevlendirmezse her ay için 19 bin 533 TL idari para cezası ödemekle karşı karşıya. 1 Temmuz'dan sonra uzman ve hekim görevlendirmeyen 10'dan az çalışanı olan az tehlikeli işyerlerini de her ay için 6 bin 500 TL idari para cezası bekliyor. Bu nedenle, küçük işyerlerinin konuyla ilgili olarak sorumluluklarını derhal yerine getirmeleri gerekiyor. Aksi taktirde, dükkanlarını kapatmak zorunda bile kalabilirler. Diğer yandan, 1 Temmuz tarihi yalnızca iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirme için yürürlük tarihi. Dolayısıyla, bugün itibarıyla tek bir çalışanı bulunan bir bakkal dükkanı bile risk değerlendirmesi yapmak zorunda.
Milliyet

Muhasebe Hizmet Ücretlerinde Yüzde 50 İndirim 
Serbest muhasebeci ve yeminli mali müşavirlerin, işletme ve şirketlerin kuruluş işlemleri hizmetlerinden aldığı ücretler yarıya düşürüldü. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın "2016 yılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife Tebliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, serbest muhasebecilerin, işletme ve şirketlerin kuruluş işlemleri hizmetlerinden aldığı ücretler yüzde 50 düşürüldü. Bu çerçevede serbest muhasebeciler kuruluş işlemlerinden illerin sınıflandırıldığı 4 grupta, işletmeler için 47-154 lira, adi ortaklıklar için 142-213 lira, kolektif ve adi komandit şirketler için 154-239 lira, limited şirketler ve kooperatifler için 337-487 lira ücret alacak. Söz konusu hizmet ücretleri anonim şirketler için 363- 602 lira, yabancı sermayeli şirket kuruluşu için 714-1363 lira, şube açılışları için de il sınırları ve il dışında ayrı ayrı olmak üzere 83-298 lira değişen tutarlarda uygulanacak. Yeminli mali müşavirlerin kuruluş işlemlerinden aldığı ücretler ise tek şahıs işletmeleri için 180, adi ortaklıklar için 239, limited, kollektif ve adi komandit şirketler ve kooperatifler için 602, anonim şirketler için 909 lira olarak belirlendi.
Milliyet

Fetö'cülerin Tapudaki İşlemleri Yapılmayacak 
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü aracılığıyla il ve ilçelerdeki tapu müdürlüklerinin FETÖ/PDY içerisinde yer alanların mal kaçırmaması için uyarıldığını söyledi. Açılış ve etkinliklere katılmak üzere Kayseri'ye giden Özhaseki başarısız darbe girişimi ardından yatırımların ülkede hız kesmediğini belirterek, "Bu çirkinlik atlatıldıktan sonra her şey normale döndü. Ekonomimizde ve diğer rutin işlerde bir aksama olmadı. Yatırımlarımız tüm hızıyla sürüyor. Önümüzdeki günlerde de projelerimiz devam edecek. Gündemimizde yatırımlar olacak" dedi. Özhaseki, şöyle devam etti: "Okul, hastane, yurt gibi gayrimenkullerle ilgili olarak tapu müdürlükleri FETÖ'ye karşı uyarıldı. Yazının yanı sıra şifahi olarak tapu müdürlüklerimiz, tembihlendi. Resmiyette gözden kaçan şeyler olabilir diye dikkatle olmalarını söyleyerek 'Yazı yok' bahanesiyle karşıma gelmeyin' emrini verdim. Tapu müdürlükleri, müdürleri, gözden kaçmış olabilir endişesiyle tanınan bilinen FETÖ'cülerin tapu işlemlerini yapmayacak, beklemeye alacak. Bu konuda mazeret yok." Öte yandan Bakan Özhaseki, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da terörden zarar gören vatandaşlara yönelik çalışmalar çerçevesinde 30 bin konut yapılacağını açıkladı. Özhaseki "Bunda da vatandaşlarla haliyle anlaşacağız" dedi.
Star

3 Bin Lira Bile Yetti 
Borsa'da hisseleri işlem gören şirketlerden ardı ardına gelen geri alım açıklamaları Borsa'daki toparlanmanın en büyük destekçisi oldu. Ancak yapılan alımlara bakıldığında alımların miktarının çok cüzzi olduğu, pek çok şirketin de alım kararı açıklamasına rağmen alım yapmasına gerek kalmadığı dikkat çekti. Bu rakamlara rağmen yatırımcıya verilen güven, hisselerin toparlanmasına yetti. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamalara göre, Bakanlar Medya 44 bin 100 lira, Prizma Pres Matbaacılık Yayıncılık Sanayi ve Ticaret AŞ 16 bin 100 lira, İzmir Fırça Sanayi ve Ticaret AŞ 2 bin 904 lira, Dagi Giyim Sanayi ve Ticaret 214 bin 500 lira, Ulusoy Un Sanayi ve Ticaret 16 bin 584 lira, GSD Holding 981 bin 500 lira, GSD Denizcilik Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret 333 bin 881,54 lira, Enka İnşaat ve Sanayi 883 bin lira tutarında hisse geri alımı gerçekleştirdi. Creditwest Faktoring hisse geri alımı yapılması hususunun değerlendirildiğini, Saray Matbaacılık Kağıtçılık Kırtasiyecilik Ticaret ve Sanayi ise herhangi bir limit ve fiyat söz konusu olmaksızın şirketin borsada kendi paylarının geri alımını gerçekleştirmesine karar verdiğini bildirdi. Saray Matbaacılık'ın sadece alım kararını açıklaması bile hisselerin yüzde 5'den fazla prim yapmasına neden oldu. Borsa'da geçen hafta bunlar yaşanırken kuşkusuz bazı şirketler daha yüklü miktarda geri alım programlarını da devreye sokuyorlar. Örneğin Turkcell yılsonuna kadar gerekli gördüğü takdirde 150 milyon liraya kadar hisse geri alımı yapabileceğini açıkladı. Turkcell'in bu alımı yapıp yapmayacağı hissenin fiyat hareketine göre belli olacak. Diğer büyük şirketler de hisselerin performansına bakacak.
Vatan

SİYASET/POLİTİKA

Erdoğan Miladı 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önceki gece Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen şehitleri anma programında, "15 Temmuz'u devlet ve millet olarak bir milat haline dönüştüremezsek yazıklar olsun bize. Bir milat olarak ben bu vesileyle şu ana kadar şahsıma her türlü saygısızlığı, hakareti yapanları bir kereye mahsus olarak, davalarımı çekiyorum ve affediyorum" dedi. Erdoğan'ın bu açıklaması devam eden yaklaşık 1.500 davayı ve çok sayıda soruşturmayı da etkileyecek. Erdoğan'ın açıklaması 50'ye yakın tazminat davasının yanı sıra ceza davaları ve soruşturmalarını da etkileyecek. Süren soruşturmalarla ilgili kilit rolü ise ceza yasasına göre bu suçla ilgili soruşturma izinlerini vermekle yetkili Adalet Bakanı Bekir Bozdağ oynayacak. Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre Bozdağ, Erdoğan'ın bu açıklaması nedeniyle savcılıklardan kendisine gelecek soruşturma taleplerine izin vermeyecek. Bu tavrın, 15 Temmuz öncesi soruşturmalarla ilgili olması bekleniyor. Bu iznin verilmemesiyle de öncelikle 27'si HDP, 23'ü CHP, 2'si MHP'li 52 milletvekiliyle ilgili 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla hazırlanan fezlekeler düşecek. Bu fezlekelerin 14'ü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 7'si MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7'si HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 6'sı da HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında düzenlenmişti. Bunların yanı sıra Erdoğan'ın avukatlarının şikâyeti üzerine açılan, büyük bölümü gazeteci ile sosyal medya kullanıcılarına yönelik dava ve soruşturmalar da karardan etkilenecek. Bunlarla ilgili şikâyet geri çekilince davalar düşecek, soruşturmalar da sona erecek. Ancak savcılıklarca res'en açılan soruşturmalar ve davalar ise sürecek. Bütün bu ayrıntıların Erdoğan'ın avukatlarıyla yapacağı görüşmenin ardından netleşeceği belirtilirken, Erdoğan'ın eski avukatı, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, bu soruşturma ve davalara ilişkin olarak şunları söyledi: "Cumhurbaşkanı'na hakaret maddesinden res'en savcıların açtığı soruşturma ve davalar, şikâyete bağlı suç kapsamında değil. Bu soruşturma ve davalar, Cumhurbaşkanımızın feragat etmesiyle otomatikman sona ermez. Dava konusu söz ve eylemlerin eleştiri mi yoksa hakaret sınırları mı içinde olduğunu mahkemeler değerlendirecektir. Ancak Cumhurbaşkanımızın, 'Affediyorum' demesinin bir kısım davalar açısından mahkemelerin takdir hakkını pozitif etkileyeceğini, mahkemelerin beraata daha kolay karar verebileceğini düşünüyorum." Özkaya, Erdoğan'ın başbakan olduğu 2011'de de kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle açılan davalardan "Affediyorum" diyerek vazgeçtiğini anımsattı. HUDER Başkanı Hüseyin Kaya da geçen yıl Ekim ayında Erdoğan'ı ziyaret ettiklerinde, "Bu kadar çok dava açılması şık değil" diyerek davalardan feragat etmesini istediklerini bildirdi. Kaya, "Cumhurbaşkanı, hemen avukatlarından bilgi aldı ve 'Niye bu kadar dava açıyoruz, bunları bir eleyelim, zorunlu olanlar açılsın' talimatı verdi" dedi. Bu arada Erdoğan'ın Almanya'daki avukatı Ralf Höcker ise "Şu an için Almanya ile ilgili herhangi bir değişiklik söz konusu değil" diye konuştu.
Hürriyet

Vazgeçmesi Şık Hareket 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, Genelkurmay Başkanlığı'nın kendisine bağlanması isteğine karşı çıktı ancak hakaret davalarından vazgeçmesini 'şık bir hareket' olarak niteledi. 14 yıl sonra gelinen noktanın darbe girişimi olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, siyasi partilere, "Ne hata yaptık, nasıl yaptık" özeleştirisinde bulunmaları çağrısı yaptı. Kılıçdaroğlu, Hürriyet'e şunları söyledi: "Bir insanın dava açması nasıl bir haksa, davadan vazgeçmek de öyle bir haktır. Ancak, 'affettim' demek doğru değil. Çünkü, daha yargı süreçleri devam ederken 'affettim' demek, hüküm kurmak anlamına geliyor. Oysa yargılama sonunda belki suçsuz bulunacaklar. Dolayısıyla affetmek değil ama Cumhurbaşkanı'nın davalardan vazgeçmesi şık bir hareket. Bu gerilimi yumuşatan bir adım olur. Çok fazla vatandaş bu davalardan yargılanıyor. Bazı davalar AİHM'ye bile taşındı. Toplumda gerilim ve gerginlik varken bu tür adımlar elbette kutuplaşmadan kaynaklanan gerilimi düşürür. Yeni sürece katkıda bulunur. Umarım bu süreç, siyasal partilerin özeleştiri yapmasına da imkân yaratır. Darbe girişimi, Türkiye'nin 14 yılda geldiği noktadır. Darbe, parlamenter demokratik sisteme yapılmak istenen bir darbe. Yumuşama, başlangıç sayılabilir. Ancak siyasal partiler, 'Nerede nasıl hata yaptık' diye sormalı. Türkiye'nin bu özeleştiriye ihtiyacı var. Genelkurmay'ın Cumhurbaşkanı'na bağlanması için anayasa değişikliği gerekiyor. Ancak konuya şöyle bakmak gerekir: Anayasaya göre, Cumhurbaşkanlığı 'sorumsuz' bir makam (Anayasanın 105. maddesine göre Cumhurbaşkanı, görevleri ile ilgili işlemlerinden sorumlu değil, Cumhurbaşkanı ile birlikte imzalanan kararnamelerden, imzası bulunan başbakan ve ilgili bakanlar sorumludur) Anayasaya göre sorumluluğu olmayan bir kişiye, Türkiye Cumhuriyeti'nin en ağır sorumluluklarına sahip kurumlarını bağlamak, hukuk açısından yanlıştır. Hesap sorulabilirlik konusunda sorun yaratır. Cumhurbaşkanı sık sık 'Başkomutanım' diyor. Başkomutanlık, Cumhurbaşkanı'na TBMM tarafından verilir. O yüzden 'Gazi Meclis' derler. Bir de örneğin CHP iktidara geldiğinde ya da ülkede bir koalisyon olduğunda, Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay'ın bağlı olduğu yerler farklı düşüncede olursa ciddi uyumsuzluklar ortaya çıkar. Dolayısıyla Genelkurmay ve MİT'in Cumhurbaşkanlığına bağlanması, parlamenter sistemde olmaz ve biz tam parlamenter sistemin güçlendirilmesini istiyoruz. Nazlı Ilıcak'ın darbeci olmadığını biliyoruz. Darbecilikle suçlanması haksızlık. Keşke tutuklanmasaydı. Medya mensuplarının tutuklanması darbecilerle mücadelenin sorgulanmasına yol açar. Dikkatli bir uygulama lazım. Cumhurbaşkanı'nın şimdiden herkes suçluymuş gibi konuşması da doğru değil. Yaş ile kuruyu ayırmak lazım. Hükümetin bu süreçte hukukun üstünlüğü kavramının üstünde titremesi lazım. İktidar, soruşturmaların hukuk içinde sürüp sürmediğinin takipçisi olmalı. Cumhurbaşkanlığına giderken de söyledim. Biz OHAL uygulamalarını izlemek için bir komisyon kurduk. Şikâyetleri orada topluyoruz. Bir elemeden sonra şikâyetleri iktidara iletiyoruz. Bir çocuğun uykudan 'Babam hain değil' diye bağırarak uyandığı günler yaşıyoruz. Öyle derin bir travma ki sadece darbecileri ilgilendirmiyor. Herkesi suçlu ilan eden bir atmosfer ülkeye zarar verir."
Hürriyet

FETÖ Var Diye PKK'yı İhmal Etmeyin 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 8 askerin şehit olduğu Hakkâri'nin Çukurca ilçesinde PKK'lı teröristlerin düzenlediği saldırıyla ilgili açıklama yaptı. 'FETÖ'yle mücadele edilirken PKK'nın ihmal ve gözden kaçmaması' gerektiğini vurgulayan Bahçeli, yazılı açıklamasında şunları kaydetti: "Türkiye tam bir açmaz ve kördüğümle boğuşmakta, denetimsizliğin ve kontrolsüzlüğün her boyutunu yaşamaktadır. Cumhuriyet tarihinde hiç görülmedik güvenlik ve beka sorunları arka arkaya vasat bulmaktadır. 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünün ağır ve vahim sonuçları Türkiye'yi başta ayağa sarmışken, bir diğer hain terör örgütü PKK, devlet krizinden istifade ederek kanlı eylem ve caniliklerini artırmaktadır. İki gün içinde terörle mücadele sırasında, aralarında asker ve polislerimizin de bulunduğu 13 evladımız şehit olmuştur. FETÖ ve PKK'nın eşzamanlı, birbiriyle koordineli şekilde düzenledikleri alçak saldırılar milli vicdanları ayağa kaldırmış ve tedavisi zaman alacak acılara boğmuştur. Taraşı tarafsız herkes kabul etmelidir ki, Türkiye şiddetli ve kör bir terör kampanyasıyla karşı karşıyadır. Terörizm her vasıta ve kanalı kullanarak Türkiye'yi yıkmaya çalışmakta, gelecek umutlarını kırmaya çabalamaktadır. Bu nedenle FETÖ ve PKK'yı amaç ve emelleri kapsamında birbirinden ayrı ve farklı düşünmek doğru ve isabetli bir yaklaşım olmayacaktır. Türkiye'ye diş bileyen, tarihsel hınç ve intikamını almak için kuyrukta bekleyen karanlık çevreler gerek darbe yoluyla gerekse de klasik terör yöntemleriyle son vuruşu yapmak niyetindedir. FETÖ'yle mücadele edilirken, PKK'nın ihmal ve gözden kaçması, yerinde bir tabirle ikinci plana atılması milli birlik ve güvenliğimizde dipsiz kuyular açacak, Türkiye'yi her türlü zalim operasyona karşı savunmasız hale getirecektir. İçinde yaşadığımız zorlu vatan coğrafyasında güçlü bir orduya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır ve bu son derece açıktır. Darbeci teröristlerle hesaplaşılırken TSK'nın şeref ve haysiyetiyle oynanması büyük badire ve belalara davetiye çıkaracaktır
Hürriyet

DÜNYA 

Rusya'dan Türkiye'ye Halep Mesajı 
Rusya, Suriye'nin Halep kentinin ordu tarafından kuşatmaya alınan doğu kısmına yönelik önceki gün başlattığı insani koridor açılmasıyla ilgili operasyonu en ince ayrıntılarına kadar Türkiye'ye anlattığını duyurdu. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, "Rusya'nın Halep şehrinde Suriye yönetimiyle birlikte başlattığı sivil halkın ablukadan kurtarılması operasyonuyla ilgili hiçbir şeyi gizlemeden tüm hareket planını Türkiye ile temasa geçerek anlattık. Tabii Rusya olarak bizim de Türkiye'den beklentilerimiz var. Suriye konusunda Ankara'nın tutumunu gözden geçirileceğini bekliyoruz. Şimdilik böyle bir değişimin olduğunu gösteren kayda değer işaretler alınmamasına rağmen, komşu ülke Suriye'deki sivil halkın iyiliği için bu adımın atılacağını ümit ediyoruz" dedi. Rusya, doğu Halep'ten çıkacak siviller için üç, silahlı militanlar için de bir koridor açıldığını duyurmuştu. Dün yüzlerce kişi bu koridorlardan Halep'in ordu kontrolündeki bölgelerine geçti.
Hürriyet

Almanya'da Gerilim! 
Almanya'nın Köln kentinde bugün düzenlenecek "Darbeye Karşı Demokrasi Mitingi" için hazırlıklar tamamlandı. Avrupa'nın her yerirden yüzlerce otobüs kaldırılırken, binlerce Türk'ün bugün Köln'de biraraya gelmesi bekleniyor. Darbeye Karşı Demokrasi Platformu'nun saat 15.00'te Deutzer Werft'te düzenleyeceği miting için Alman polisinde izinler kaldırıldı, Köln genelinde adeta "olağanüstü hal" ilan edildi. Polisi alarma geçiren olay ise Türkler değil, Türk düşmanı Naziler ile sol partilerin de "karşı yürüyüş" yapma kararı oldu. Bununla birlikte Türkiye aleyhtarı politikası ve söylemleri ile tanınan Alman Yeşiller Partisi eşbaşkanı Cem Özdemir de, yürüyüşü tahrik etmek için peşpeşe mesajlar yayınladı. Özdemir, gösteriye katılacak olan bütün Türklerin "cezalandırılması"nı istedi, ancak cezanın şekli konusunda bir açıklama yapmaktan kaçındı. Özdemir, "Erdoğan sevdalıları bizi korkutuyor" diyerek adeta Nazileri ve solcuları meydanlara çağırdı. Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier de Özdemir ile aynı minvalde konuşarak, "Türklerin farklı görüştekileri korkutarak susturması kabul edilemez, buna müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Türkiye

Mülteci Krizi Geri Mi Dönüyor? 
Türkiye'de, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişiminin ardından Ege Denizi üzerinden Yunanistan'a giden mülteci sayısının arttığı ifade ediliyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile imzalanan mülteci anlaşması sonrasında Yunanistan'a gönderdiği Türk yetkililerin darbe girişiminin ardından Türkiye'ye çekildiği açıklandı. Türkiye'nin çektiği personelin yerine henüz yeni kişileri göndermediği, bunun ise Türkiye'ye iadeleri durdurduğu aktarıldı. 15 Temmuz öncesinde günde yaklaşık 60 mültecinin Yunanistan'a geçtiği belirtilirken, cuma günü 118 mülteci Yunan adalarına ayak bastı. AB odaklı haberler yapan EurActiv.com'a konuşan bir Yunan sahil güvenlik yetkilisi, son 10 gün içinde sayıları sürekli artan mültecilerin ülkeye vardığını söyledi. Yunan yetkili, "Rota yeniden açılmış gibi gözüküyor. Demek ki kovalama oyunu yeniden başladı" şeklinde konuştu. Kuzey Ege Valisi Christiana Kalogirou ise mülteci rakamlarından bir değişiklik olduğunu, bunun şok edici olmasa da dikkat çekici olduğunu söyledi. EuroActiv'e konuşan bir kaynak, Türkiye'deki mültecilerin ülkede güvensiz hissettikleri için yeniden kaçmaya başladıklarını söyledi. Aynı yetkili, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AB ile imzalanan mülteci anlaşmasının işleyişinden memnun olmaması nedeniyle Brüksel'e mesaj vermek istediği ihtimalinin gözardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Alman haber ajansı DPA'ya konuşan bir Yunan yetkili, Yunan adalarından mültecilerin barınması için kurulan alanların normalde 7 bin 450 mülteciye ev sahipliği yapma kapasitesi olduğunu ancak bu bölgelerde 9 bin 300 kadar mültecinin kaldığını söyledi. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ise Avusturya'nın Kurier gazetesine, Türkiye ile imzalanan mülteci anlaşmasının çökme riskinin büyük olduğunu söyledi. Juncker, "Risk büyük. Anlaşmanın şu ana kadarki başarısız çok kırılgan. Cumhurbaşkanı Erdoğan birkaç kez anlaşmayı bozmak istediğinin işaretlerini verdi. Eğer bu meydana gelirse, mültecilerin tekrardan Avrupa'ya gelişini bekleyebiliriz" şeklinde konuştu. Ayrıca Juncker, Türkiye'de idam cezasının yeniden uygulamaya konulması durumunda AB ile yürütülen üyelik müzakerelerinin tamamen duracağını kesin bir dille ifade etti.
Milliyet

Batı Cephesinin Manşet Saldırıları 
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kafasını adeta kuma gömen Batı, bununla yetinmeyerek anaakım medya üzerinden de Türkiye'ye açık saldırılarda bulunuyor. Bunun son örneği İngiliz The Independent'in manşeti oldu. The Independent'in manşetten tam sayfa duyurduğu Patrick Cockburn imzalı analizine şu başlık atıldı: "5 yıl önce Suriye'nin Türkiye gibi olacağını düşünürdüm. Şimdi Türkiye Suriye gibi oluyor". Türkiye'de bir hafta geçiren Cockburn, analizinde, bir olup iradesine sahip çıkan Türkiye için 'Suriyelileşiyor' dedi.
Star

Trump'ın İstediği Oldu 
ABD'de Kasım ayında gerçekleşecek başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti'yi temsil edecek olan Hillary Clinton'ın seçim kampanyasının kullandığı ağın, partinin kurumlarına yönelik siber saldırılar kapsamında hacklendiği belirtildi. Clinton'ın kampanyasına yönelik saldırı, Demokrat Parti'nin alt kanatlarından Demokratik Ulusal Komitesi'ne ait dün 20 binden fazla e-postanın ve 29 adet sesli mesajın yayınlanmasının ardından geldi. Saldırının kaynağını araştırdığını belirtilen Adalet Bakanlığı, yaşananın ABD'nin güvenliğine bir tehdit olup olmadığını incelediği kaydedildi. Adalet Bakanlığı'nın konuyu incelemesinin, ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin saldırıların arkasında yabancı bir devlet olduğuna ikna olmasından kaynaklandığını savundu. New York Times gazetesi ise saldırıların arkasında Rus gizli servislerinin olduğunu iddia ederek, "Donald Trump Ruslara, Hillary'nin maillerini hacklemesi için çağrıda bulunmuştu. Onlar da vazifelerini yerine getirdi" yorumunda bulundu. Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump, Rus istihbaratına, rakibi Clinton'ın elektronik posta adresini hacklemeleri çağrısında bulunmuştu. Demokrat Parti'de yaşanan e-mail sızıntısının ardından, eylemin arkasındaki Rus hackerların Trump için çalıştığı öne sürülmüştü. Trump, "Rusya'ya sesleniyorum, umarım Clinton'ın kayıp olan 30 bin e-postasını bulursunuz. Bizim basının büyük para ödeyeceğine eminim" diye konuşmuştu. Clinton, dışişleri bakanlığı döneminde resmi yazışmalarda kullandığı kişisel e-mail adresindeki 30 bini aşkın mesajı sildiğini açıklamıştı.
Vatan

SPOR 

Beşiktaş, Avusturya kampındaki hazırlık maçında La Liga ekiplerinden Eibar'i 3-0 mağlup etti. Kartal mücadeleye; Tolga, Beck, Marcelo, Necip, Tosic, Tolgay, Atiba, Aras, Oğuzhan, Olcay ve Cenk Tosun ilk on biriyle başladı. Karşılaşmanın 8. dakikasında Aras asistledi Cenk Tosun Beşiktaş'ı öne geçirdi. İlk yarı siyah-beyazlıların 1-0'lık üstünlüğü ile tamamlandı. İkinci yarıya da tempolu başlayan Beşiktaş, 56. dakikada Cenk ile farkı ikiye çıkardı. 60. dakikada Tolgay şık bir aşırtma vuruşla skoru ilan etti. Karşılaşmayı 500 Türk taraftar izledi.
Türkiye

Galatasaray, yeni sezon öncesi şu ana kadarki en ciddi hazırlık maçına çıktı. İsveç'te dünya devi Manchester United ile karşılaşan sarı-kırmızılılar ilk yarısında iyi olduğu maçın sonunu kötü bitirdi. İngiliz temsilcisinin yeni transferi İbrahimovic Manchester United kariyerine harika bir golle başladı. Galatasaray henüz topu görmeden "Kırmızı Şeytanlar" İbrahimovic'in golüyle 3. dakikada 1-0 öne geçti. İbra, Valencia'nın ortasını süper bir voleyle tamamladı. 15'ten sonra toparlanan sarı-kırmızılılar orta alanda top tutmaya ve ileriye organize şekilde çıkmaya başladı. 22'de Sneijder'in serbest vuruştan yaptığı isabetli ortayı Sinan çok iyi değerlendirdi ve kafasıyla topu ağlara yolladı: 1-1. Bu golden sonra Riekerink'in öğrencilerinin kendilerine güveni tamamen yerine geldi. 40'ta kamp döneminin yıldızı Bruma, artık alıştırdığı gollerden birini daha attı. Sol çaprazda Sinan ile verkaça giren Portekizli, on sekiz çizgisi üzerinden topu ters köşeyle nişanladı: 2-1. Herkes Galatasaray'dan ikinci yarıda daha iyi bir oyun beklerken, Cimbom bu bölümde adeta buharlaştı. Sağ çizgiyi etkili kullanan İngilizler, yine bir yan top organizasyonunda 55'te Rooney ile eşitliği sağladı. 58'de Muslera'nın rakibini düşürmesi sonucu M.United penaltı kazandı. Topun başına geçen Rooney durumu 3-2'ye getirdi. 62'de sahneye çıkan isimse Fellaini oldu; sağdan gelen ortayı kafasıyla aşırttı: 4-2. Maçın sonucunu ise 74'te Mata belirledi: 5-2.
Türkiye

Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, 15 Temmuz'da yaşananları değerlendirdi. Divan Toplantısı'nda konuşan Mosturoğlu, şunları söyledi: "15 Temmuz'daki asker kıyafeti giymiş terörist grubun silahlı kalkışması, alçaklığın geldiği son noktadır. Bu alçaklığa karşı milletimiz destansı bir mücadeleye girmiştir ve kalkışma bertaraf edilmiştir. " "Bu kalkışma hareketine karşı son derece kararlı bir mücadele yürüten Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, kahraman polis teşkilatımıza ve halkımıza şükranlarımızı sunuyoruz. FETÖ, Fenerbahçe'yi de ele geçirmeye çalıştı, ancak başaramadı. Biz 3 Temmuz'da bunu farkedip, korkusuzca mücadele verdik." "Fenerbahçe, FETÖ'nün ele geçiremediği son kaledir. 3 Temmuz kumpasına karşı mücadele ederken, ebedi dostlukları unutup sportif rekabet uğruna bunlara destek olanlar, UEFA'yı faks yağmuruna tutup bizi şikayet edenler, ateşi söndürmek yerine üzerine benzin dökenler de en az bu illegal yapı kadar sorumludur."
Star

Yeni sezon öncesi birçok oyuncusuyla yollarını ayıran, bunun yanında çok sayıda da transfer yapan Trabzonspor'da forma savaşı yaşanıyor. Slovakya kampı sonrası gittiği Macaristan'da yeni sezona bilenen Bordo-Mavililer'de her mevkide oyuncular, Teknik Direktör Ersun Yanal'ın gözüne girmek için kıyasıya bir mücadele ortaya koyuyor. Kalede Esteban-Onur, stoperde Akakpo, Mustafa Yumlu, Uğur Demirok, Durica şimdiden ilk 11 yolunda avantaj sağlamaya çalışıyor. Trabzon'da Matus Bero ve Luis İbanez'in de gelmesiyle forvet hariç tüm mevkilerde rekabet kızışacak.
Star

Rio Olimpiyat Oyunları'nda ülkemizi temsil edecek olan A Milli Kadın Basketbol Takımımızın yıldızları turnuvadaki şanslarını değerlendirdi 5-21 Ağustos arasındaki oyunlardan madalya ile dönmek için ellerinden geleni yapacaklarını ve yüreklerini ortaya koyarak oynayacaklarını belirten sporcularımız şunları söyledi: "Hazırlık açısından çok iyi çalıştığımız bir dönem oldu. Keşke şunu da yapsaydık diyebileceğimiz bir pişmanlık yaşamadık. Gruptan iyi sonuçlarla çıkıp madalya hedefimizi yükseltmek istiyoruz. Ay-yıldızlı formayı giyip Türkiye'yi sporun dünyadaki en üst organizasyonunda temsil edecek olmak çok büyük bir gurur. Alışma süreci olmadan turnuvaya hemen başlayacağız. İlk saniyeden hazır olup bizim de sert bir oyunla rakiplerimize karşılık vermemiz gerekiyor." "Hedefimiz, turnuvanın sonuna kadar Rio'da kalabilmek ve biz bunu başarabilecek güce sahibiz. Olimpiyat oyunlarına katılan her takımın güçlü olduğunu biliyoruz. Her spor branşı açısından en üst seviye orası. Antrenmanların elbette ağır olması gerekiyor çünkü olimpiyatlara hazırlık süreci çok uzun. Kendimizi olimpiyat temposu ve sertliğine hazırlamamız gerekiyor.
Vatan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder