4 Ağustos 2016 Perşembe

04.08.2016 Genel Gündem



04.08.2016

GÜNDEM

Feto'nün Kasası Köprüde Yakalandı
Darbe girişiminin ardından terör örgütü FETÖ/ PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında örgütün kasalarından biri olduğu iddia edilen Murat Kılıç, polisin düzenlediği operasyonla yakalandı. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde durdurulan bir otomobilde ele geçirilen Kılıç'ın FETÖ'nün "himmet imamı" olduğu ve örgütün inşaat ve eğitim işlerinin finansmanını yürüttüğü belirlendi. Kendi ve ağabeyinin evinde yapılan aramalarda 3,5 milyon nakit para ile 50 milyon liralık çek ve senet bulunurken, Kılıç'ın evinden 1'i üzerinde kendi fotoğrafı bulunan F serisi 3 adet 1 dolar ele geçirildi. Ele geçirilen dökümanlar arasında himmet listesi de var. FETÖ/PDY'ye aitken kayyuma devredilen bazı okullara ait çek ve senetlerle paraların kaçırıldığı ihbarını değerlendiren İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, örgütün Tekirdağ ve Kırklareli bölgesinin "himmet imamı" olduğu öne sürülen Murat Kılıç'ın peşine düştü. Adresine yapılan baskında bulunamayan Kılıç'ın bir grup örgüt mensubuyla birlikte İstanbul dışına kaçmaya başladıklarını tespit etti. 15 Temmuz Şehitler Köpürüsü'nde çalışma başlatan polis, Kılıç dahil 7 kişinin bulunduğu otomobili gişelerde durdurdu. Avukat S.Y. doktor F.B.Ö.'nün de arasında bulunduğu 7 kişi emniyete götürülürken, otomobilde yapılan aramada 2 milyon 600 bin lira ele geçirildi. Operasyonu genişleten polis 11 kişiyi gözaltın aldı. Adreslerde yapılan aramalarda, para, çek ve senetlerin yanı sıra F serisi 1 dolarlar ve 2 av tüfeği ile 1 tabanca ve çok sayıda mermi ele geçirildi. Kılıç'ın ağabeyinin evinde yapılan aramada buzdolabının arkasına zulalanmış kasada 50 milyon lira değerinde çek, senet ile himmet adı altında para akışını gösteren notlar ele geçirilirken, çek ve senetlerin Tekirdağ Çorlu'daki FETÖ/PDY'ye aitken kayyuma devredilen bazı okullara ait olduğu anlaşıldı. Kılıç'ın bir akrabasının evine yapılan baskında ise FETÖ/ PDY'ye ait olduğu belirlenen 405 bin lira bulundu.
Milliyet


Jagland: Fetö'yle İlgili Adımlar Atılmalı
Türkiye'yi ziyaret eden Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland dün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya geldi ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi. Jagland, Çavuoğlu ile ortak basın toplantısında şunları söyledi: "Türk vatandaşlarını tebrik ediyorum, demokrasiye sahip çıktılar. Halkın üzerine ateş açıldı, darbe girişimi kabul edilemez. Ağır kınanması gereken bir şeydir. Darbe olsaydı Avrupa Konseyi üyeliği askıya alınırdı. TBMM'de birlik sergilenmiş olması önemli ve anlamlıdır. Gizli örgütle ilgili adımlar atılmalı. Bu örgütün varlığının bilgisine sahibiz. masumiyet karinesi saygı duyulan bir ilkedir." Başbakan Binali Yıldırım, AK Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland ile 45 dakika görüştü. AK Parti Genel Merkezi'nde kabul ettiği Jagland'ın darbe teşebbüsünü kınamak için yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Yıldırım, OHAL'in millete değil, devlete yönelik olduğunu dile getirdi. Darbeyi kınayan Jagland ise Türkiye'de yaşananların Avrupa'da tam anlaşılamadığını belirtere, "Darbenin ardında kimlerin olduğunu ve örgütün gizli gizli ağını ortaya çıkarın" dedi.
Vatan

'Sarıkaya Yargılanmalı!'
Savcı Ferhat Sarıkaya'nın itiraflarının ardından cezaevinde intihar ederek hayatına son veren Van 100. Yıl Üniversitesi Genel Sekreteri Enver Arpalı'nın ölümü tekrar gündeme geldi. Haksız yere tutuklanmayı onuruna yediremeyerek intihar eden Enver Arpalı ardında emekli öğretmen eşi Necmiye, akademisyen olan çocukları Didem ve Çağlar Arpalı'dan oluşan gözü yaşlı bir aile bıraktı. Enver Arpalı'nın VATAN'a konuşan ailesi babalarının FETÖ/PDY yapılanmasının şehit ettiği ilk kişi olduğunu söyledi: "Bu çok talihsiz bir süreç. Hukuki süreç AİHM'de devam ediyor. Biz evlatları olarak çok üzülüyoruz. Acı içindeyiz. Babamız cesaretli, vatanseverliği ile çalışkanlığı bizim gözümüzde bir kahramandı. Biz yiğit ve kahraman bir şehit verdik. Babamızı şehit olarak görüyoruz. FETÖ'nün şehit ettiği ilk kişi babamız Enver Arpalı'dır. Arpalı Ailesi, Savcı Ferhat Sarıkaya'nın yargılanması gerektiğini belirtiyor: "Babamız çok gururlu bir insandı. Onun için intihar etti. Olayın hukuki boyutu devam ediyor. Biz olayı bireyselleştirme taraftarı değiliz. Babamız vefat ettiği zaman zaten Savcı Sarıkaya'yı vicdanımızda affettik. Ancak bu süreçten bu kadar kolay kurtulabileceğini düşünmüyoruz. Bu vicdanları yaralayan bir durum. Ferhat Sarıkaya'nın kesinlikle yargılanması gerekir." Öte yandan Enver Arpalı'nın ölümü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen FETÖ/PDY Çatı iddianamesine de girdi. 73 şüpheli bulunan iddianameye göre 13 Kasım 2011'de intihar eden Arpalı'nın ölümü iddianamede 'Örgütün uyguladığı ve ölümle sonuçlanan cebir ve şiddet' olaylarından biri olarak yer aldı. İddianamede Enver Arpalı'nın çok basit bir iddia üzerine hakkında hiçbir delil olmadığı halde tutuklandığı ve bunu hak etmediğini düşünerek utancından intiharı seçtiği belirtildi. Dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, Van 100. Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne malzeme alımında yapılan yolsuzlukla ilgili 'çete kurmak, ihaleye fesat karıştırmak ve evrakta sahtecilik' suçlarından soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında aralarında Rektör Yücel Aşkın ile Genel Sekreter Enver Arpalı'nın bulunduğu 10 kişi 11 Temmuz 2005'te tutuklanarak cezaevine kondu. Tutuklular arasında bulunan ve 4 aydır mahkemeye bile çıkarılmadan hapis yatan Genel Sekreter Enver Arpalı, 13 Kasım 2005'te cezaevinde kendini asarak intihar etti. Arpalı'nın ölümünden iki gün sonra iddianame hazırlandı ve mahkemece kabul edildi. Açılan dava neticesinde yapılan yargılamada Rektör Yücel Aşkın dahil tüm sanıklar beraat etti.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 131,7074-131,8369       
ABD Doları 3,0162-3,0186/ Euro3,3645-3,3688/ İngilizSterlini 4,0236-4,0297

Günde 20 Bini Aştık
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, paralı geçişin 11 Temmuz'da başladığı Osmangazi Köprüsü'nde ücretin yüksek olması nedeniyle geçiş sayısının çok düşük kaldığı iddialarını Hürriyet'e değerlendirdi. 30 Haziran'da açılışı yapılan köprüde günlük geçiş sayısının 5-6 binlerde kaldığı, bu nedenle de Hazine'nin ciddi bir garanti ödemesi yapması gerektiği iddiası basında gündeme gelmiş ve önemli bir tartışma yaratmıştı. Arslan bu iddialara ilişkin net konuştu: "11 Temmuz'dan itibaren köprüde ortalama geçişler 20 binin üstünde. Bu rakam beklentilerimizin üstünde." Osmangazi Köprüsü'yle ilgili tartışmaların polemiğe girmek istemediği bir konu olduğunu belirten Arslan, "Bir kere Osmangazi Köprüsü projenin sadece bir bölümü, 385 kilometrelik otoyol bölümü de var ve tamamı 2018'in başında bitecek. Şu anda Osmangazi Köprüsü'yle beraber projenin sadece 58 kilometresi bitti. Bugün köprüden ortalama 20 bin aracın üzerinde geçiş yapılıyor. Bu da bizim başlangıçta öngördüğümüz rakamların üstünde. Eksik bilgiyle yorum yapılıyor" dedi. Kamunun projeyi yaparken 5 kuruş dahi ödemediğini kaydeden Arslan şunları söyledi: "Elbette kimse babasının hayrına yapmıyor. Ama şunu dikkate almak lazım, Hazine garantisiyle ilgili süreçler yıl sonunda ortalamalar dikkate alınarak hesaplanır. Böyle bir proje 3-6 aylık periyotlarla değerlendirilmeli. Hiçbir proje, başlangıçta ilk günden yükünü almaz. Orta ve uzun vadede geçen araç sayısının artacağı öngörülüyor. Köprünün geçiş ücretlerinde ise bir değişiklik olmayacak. Fiyatı belirlerken, bir maliyet-fayda dengesi gözettik. Biz bazı kişi ve grupların menfaatini dikkate alırsak çalışamayız. Ülkenin, bölgenin ve bölge insanının menfaatleri bizim temel önceliklerimiz." Ulaştırmadaki altyapı projelerine yönelik yeni fonlar-kaynaklar oluşturmak için, hükümet olarak çalışma yaptıklarını da açıklayan Arslan, "Bu varlık fonundan ayrı özel bir çalışma. Yakında detayları netleşecek ve kamuoyuyla paylaşacağız" dedi.
Hürriyet

10 Yılda 90 Milyar Tasarruf
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, TBMM'ye gönderilen otomatik 'Bireysel Emeklilik Sistemi' (BES) ile ilgili olarak, "Bu düzenleme ile yaklaşık 6.7 milyon çalışanın otomatik BES kapsamında olacağı tahmin edilmektedir. Düzenleme ile 10 yıllık dönemde 90 milyar liralık bir tasarrufun oluşturulmasını bekliyoruz" dedi. Bu rakamın gerçekten ciddi bir rakam olduğunu ve Türkiye'nin tasarruf oranlarının bir miktar daha yukarıya çıkartılmasında önemli katkı sağlayacağını kaydeden Canikli, şunları söyledi: "Bunun dışında diğer bir tasarı ise Türkiye Varlık Fonu'nun kurulması. Stratejik, büyük ölçekli ve ülkenin gelişmesine katkı sağlayacak yatırımlara uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman oluşturacak bu fon ekonomik büyümeyi de motive edecek. Özellikle yüksek miktarda finansman gerektiren, yüksek teknolojili ve stratejik yatırımlar bu şekilde hayata geçirilebilecek. Fon, ihraç edeceği menkul kıymetler yoluyla küçük yatırımcıların tasarruflarını yüksek nemalı getirilere dönüştürme imkanı da sağlayacak." Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) Canikli başkanlığında dün Başbakanlık Merkez Bina'da toplandı. Toplantıya, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Maliye Bakanı Naci Ağbal, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile diğer ilgililer katıldı. Darbe girişiminin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin büyük oranda telafi edilmeye başlandığını, iyileşmenin devam ettiğini belirten Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ekonomimiz, kısa süre içerisinde 15 Temmuz öncesi noktaya gelecektir. 15 Temmuz kalkışmasının ekonomi üzerindeki etkilerinin minimum seviyede kalması ve hızla toparlanmasında, ekonomi yönetiminin ortaya koyduğu sağduyulu ve rasyonel yaklaşım son derece etkili olmuştur. Merkez Bankası, Bankalar Birliğinin, SPK, BDDK, BİST ve diğer ekonomik kuruluşlarımızın çok hızlı ve yerinde kararları tahribatın boyutlarını azalttı. Merkez Bankası'nın darbe teşebbüsünden çok kısa süre sonra faiz indirim kararı, tahribatın boyutlarının büyük oranda ortadan kalkacağı, minimize olacağının en büyük işaretlerinden birisi."
Hürriyet

Bolluk Enflasyonu
Enflasyon,temmuzda sürpriz yaptı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre aylık yüzde 1.16 artarak yüzde 0.6 seviyelerindeki beklentiyi oldukça aştı. Sigara ve alkoldeki zamların temmuz enflasyonunu arttırması bekleniyordu ancak gıdada beklentiyi aşan yükseliş yıllık enflasyonu da yüzde 8.79'a taşıdı. Doların yeniden 3 lirayı aşması da özellikle çekirdek enflasyondaki yükselişi tetikledi. Son 12 yılın en yüksek temmuz enflasyonu karşısında analistler genellikle yaz aylarında ürün bolluğundan enflasyonda beklenen düşüşün temmuzda pas geçildiğini belirtirken sonbaharda gıda fiyatlarının enflasyondaki yükselişi hızlandırabileceği görüşünde. Ayrıca Merkez Bankası'nın sadeleştirme programı çerçevesinde yürüttüğü faiz indirimlerinin de tehlikeye girdiği belirtiliyor. Piyasanın beklentiyi aşan enflasyona tepkisi olumsuz oldu. Yurtdışında Japonya'nın teşvik paketinin hayal kırıklığı nedeniyle zaten baskı altında olan dolar enflasyon verisi sonrası 3 lirayı aşarken borsa kaybını sürdürdü. Gıda fiyatları temmuzda 3.15 arttı ve bunun aylık enflasyona etkisi 0.74 puan. Domates, biber, taze fasulye gibi işlenmemiş gıda ürünlerinde yüzde 50'ye varan yükselişler gıda enflasyonunun sıçramasına yol açtı. Domates fiyatı hazirana göre yüzde 46.25, fasulye yüzde 41.45 biber yüzde 29.86, karpuz yüzde 18.50 arttı. Tam mevsimi olan sebze ve meyvelerdeki bu artışta Rusya ile ilişkilerdeki düzelmenin de etkisi oldu. Daha ihracat kapıları tam açılmamışken yaşanan yükseliş önümüzdeki aylarda Rusya'ya işlenmemiş gıda ürünlerinde ihracatın başlamasıyla hızlanabilir. Hem bu süreç hem de sonbahar aylarında ürünlerin azalması işlenmemiş gıdada artışa yol açacak. Yıllık gıda enflasyonu da yüzde 9.69 ile yüzde 10'a yaklaştı. Sigara ve alkol zamlarının enflasyonu etkileyeceğini Merkez Bankası da dahil herkesin beklentisi dahilindeydi. Yüzde 7.05 içki ve sigara grubundaki artış aylık enflasyonu yüzde 0.35 etkiledi. Sigara fiyatları yüzde 7.14 zamlanırken, bira, rakı yüzde 2-2.5 zam gördü. İçki ve sigara grubundaki yıllık enflasyon ise yüzde 19.36 ile yüzde 20'nin sınırına geldi.
Hürriyet

Trafik Sigortasında Büyük İndirim Yolda
Trafik sigortasında geçen dönemlerde vatandaşların şikâyetine neden olan yüksek sigorta bedellerinde yapılan yasal değişikliklerden sonra düşüşler izlenmeye başlandı. Bazı sigorta şirketlerinden fiyat düşüşlerinin ilk sinyalleri gelirken, genel olarak rekabetin artacağı ve 6 ay içinde trafik sigortası primlerinin daha da düşeceği bekleniyor. Sektörden görüşlerini aldığımız yetkililerden biri olan Anadolu Sigorta Genel Müdürü Musa Ülken, yüzde 15'e varan fiyat düşüşüne ilişkin şöyle konuştu: " Hazine Müsteşarlığı ile birlikte yapılan çalışmalarda, sektör olarak duruma çözüm aradık. Müsteşarlığın aldığı yerinde önlemler ve gayretli çalışmalar sonucunda, sigortalıların fiyat artışlarından en az etkilenmesi için yapılması gerekenleri hızla belirledik. Bugün bulunduğumuz noktada trafik branşında primleri aşağıya doğru çekmenin zamanının geldiğine karar verdik. Şirketimiz trafik primlerini belirlerken; sigortalı kişinin özellikleri, aracın nitelikleri ve hasar geçmişi ile ilgili birçok parametreden faydalanmakta. Son yaptığımız revizyonla geçmiş dönem sonuçları ve beklenen iyileşmeler de dikkate alınarak bu parametrelerde değişen ve yüzde 15'e varan indirimler uyguladık." Trafik sigortasında, özellikle "Torba Yasa" ile yapılan mevzuat değişikliklerinin, maliyetleri gelecek dönemde de olumlu yönde etkileyeceğini öngördüğünü belirten Ülken, "Yapılan yasal düzenlemeler, sektörün yoğun tazminat yükünü hafifletecek ve şirketimizin de bu branştaki maliyetlerini düşürecektir. Şirketimiz primlere, indirim veya artırım anlamında etki edecek tüm parametreleri dikkatle inceleyerek sigortalılarına en doğru ve adil primleri sunmaya devam edecektir" diye konuştu.
Milliyet

Bu Hafta Yasalaşır Müracaat Da Başlar
Vatandaşın kamuya olan çeşitli borçlarını yeniden yapılandıran düzenleme yasalaşmak için gün sayıyor. 5 milyon vergi mükellefinin 90 milyar lira, 8 milyon vatandaşın 72 milyar liralık prim borcu olmak üzere 13 milyon vatandaşın toplam 162 milyar lira tutarındaki borcu dahil düzenlemeden 25 milyon vatandaşın yararlanması bekleniyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Süreyya Sadi Bilgiç, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin 25 milyon vatandaşın yararlanacağı bir düzenleme olduğuna işaret ederek, "Bu yapılandırmada vergi cezaları daha önceki yapılandırmalardan farklı olarak tamamen ortadan kaldırılıyor. Gecikme zammı ile ilgili olarak bunlar siliniyor ve güncelleniyor" dedi. Komisyon'da kabul edilen düzenlemenin, bir prim borcu affı değil, vergi barışı olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Bilgiç, düzenlemenin ağırlıklı olarak maliye, gümrük, sosyal güvenlik prim borçları ve belediyelerin bazı vergi alacaklarını kapsadığını bildirdi. Bilgiç, komisyon aşamasında bunlara trafik cezası borçları, bazı idari para cezası borçları ve oda borçlarının eklendiğini anımsattı. Düzenlemenin, matrah artırımı, stok affı gibi konuları da kapsadığına dikkati çeken Bilgiç, çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine borçlarının da genel kurul aşamasında dahil edilmesini istediğini dile getirdi. Bilgiç, "Bu hem kamu maliyesi hem vatandaş açısından önemli bir fırsat. Umuyorum ki vatandaşlarımız bu fırsatı değerlendirecektir" dedi. Bilgiç, söz konusu teklifin en geç perşembe günü yasalaşmasını, gelecek hafta başından itibaren de vatandaşların müracaatlarını yapabilmelerini ümit ettiğini bildirdi.
Vatan

Dönüşüme De Sertifika
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) gayrimenkul sertifikalarına ilişkin yeni tebliğini yayımlandı. SPK, 2013 yılında gayrimenkul sertifikalarıyla, konut projelerindeki daireleri metrekare metrekare satmanın yolunu açmıştı. SPK'nın dün Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğiyle kentsel dönüşüm projeleri de sisteme dahil edildi. Buna göre, kentsel dönüşüm projelerinde isteyen hak sahibine ev isteyene de sertifa vermenin önü açıldı. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Gayrimenkul Sertifikaları Tebliği'nde yapılan değişiklikle, Türkiye'de kentsel dönüşümde yeni bir dönemin başlayacağını söyledi. Yeni tebliğin kentsel dönüşüm amaçlı gayrimenkul projelerinde gayrimenkul sertifikalarının kullanılabilmesi ve faizsiz finansal araçların geliştirilmesi hedefleri çerçevesinde hazırlandığını ifade eden Canikli, "Kentsel dönüşüm amaçlı gayrimenkul projelerinde hak sahiplerine kendi isteklerine bağlı olarak gayrimenkul sertifikalarının da verilmesinin önü açılmış, isteyen hak sahibine sertifika, isteyen hak sahibine ihraççı ile aralarındaki anlaşmada belirtilen dairesini alma hakkı sağlanmıştır" diye konuştu. Sertifikaların metrekare olarak tanımlandığını belirten Canikli, sertifika almayı tercih eden hak sahiplerine, yeterli sayıda sertifikaya sahip olmaları şartıyla, tamamlanan projeden talep ettiği daireyi alma imkanının getirildiğini söyledi. Sertifika sahibi olup da daire talep etmeyen hak sahipleri ile borsadan satın alarak sertifika sahibi olan vatandaşlara, sertifikalarını ister borsada vadesinden önce satabilmeleri, isterlerse de ihraççıdan sertifikalarını nakde dönüştürülmesini talep etme hakkının getirildiğini vurgulayan Canikli, şöyle devam etti: "Kentsel dönüşüm amaçlı ihraç edilen sertifikalarda ayrıca ihraççı tarafından önceden belirlenen ve kamuya açıklanan dönemlerde sertifikalara geri alım garantisi getirilmiş, bu suretle sertifika sahiplerinin zarar etmesi önlenmiştir."
Vatan

İflas Erteleme Yoksa Konkordato Var
Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) çerçevesinde düzenlemelere devam ediliyor. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren KHK'ya göre iflas erteleme askıya alındı. Kararın geri planında FETÖ bağlantılı şirketler bulunuyor. Başbakan Binali Yıldırım da konuyla ilgili, "İflas ertelemenin önemi şu, yani bunu da maalesef kullanıyorlardı, FETÖ'cüler. İflas erteme falan yapıp korumaya çalışıyorlar tokatladıkları şeyleri. Şimdi onun da önüne geçiyor bu düzenleme" dedi. KPMG Türkiye Şirket Ortağı ve Hukuk Bölümü Başkanı Onur Küçük, 669 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 4'üncü maddesine göre olağanüstü halin devamı süresince iflas erteleme kararı verilemeyeceğini hatırlattı. Küçük'e göre, iflas erteleme yasağı nedeniyle OHAL süresince konkordato ve yeniden yapılandırmaya ağırlık verilecek. Küçük, "Bu çerçevede uygulamada iflas erteleme kararı verilinceye kadarki süreçte borçlunun alacaklılarına karşı korunması için verilen tedbir kararının verilmesi de mevcut düzenleme karşısında mümkün görünmemektedir. Zira maddede talep yapılamayacağı ve yapılan taleplerin reddedileceği öngörülmüştür. O halde tedbir kararı aşamasına gelmeden talebin mahkemece doğrudan reddedilmesi gerekir" diye konuştu. Onur Küçük, düzenlemenin KHK yürürlüğe girmeden önce yapılmış mevcut talepler bakımından açıklık taşımadığını da vurguladı. Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü: "OHAL KHK yürürlüğe girmeden önce verilmiş mahkeme kararlarının bundan etkilenmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Mevcut düzenlemeyle olağanüstü hal süresince konkordato ve uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma kurumlarının öneminin artmasını bekliyoruz."
Vatan

DÜNYA

'Avrupa'nın Bu Örgütü Anlamadığını Görüyoruz'
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Avrupa'dan Türkiye'ye gelen en üst düzey kişi olan Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, darbe teşebbüsüyle suçlanan FETÖ ile ilgili "Bu örgütün Türkiye'deki kurum ve kuruluşlara, yargıya, orduya ne derece sızdığını ve demokratik değerlere karşı eylemlerinin ne derece etkili olduğunu Avrupa'nın çok net anlamadığını görüyoruz" dedi. Ankara'da temaslarda bulunan Jagland, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile düzenlediği basın toplantısında Türk demokrasisini Avrupa Konseyi ve şahsı adına desteklediğini göstermek için geldiğini söyledi. Jagland, darbe girişiminin kabul edilemeyecek bir şey olduğunu vurgulayarak, "Çok ağır şekilde kınanması gereken bir darbe girişimi yaşandı" ifadelerini kullandı. 1980 darbe girişimi sonrasında Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alındığını hatırlatan Jagland, "Muhtemelen eğer darbeciler başarılı olsaydı benzer bir sonuçla biz yine karşı karşıya kalacaktık. Zira darbecilerin ve darbeyi destekleyen kişilerin iktidarı elinde bulundurduğu bir ülkenin Avrupa Konseyi'ne üye olma şansı yoktur" diye konuştu. Darbe girişiminin ardında kimlerin olduğunun ve örgütün gizli ağlarının ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Jagland, Avrupa'nın bu yapıyı net olarak anlamadığını kaydederek, kendilerinin bu konuda uzun zamandır bilgilendirildiğini söyledi. Jagland, "Bu yüzden kurum ve kuruluşlarda bir temizlik yapılması gerektiğini görüyoruz. Ancak, bu süreçlerin hukukun üstünlüğü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarına uygun şekilde yapılması çok önemli" dedi. AİHS'nin en önemli maddelerden birinin masumiyet karinesi olduğunu vurgulayan Jagland, "Türk hükümetinin bu süreçte Avrupa Konseyi uzmanlarıyla çalışma arzusunda olduğunu öğrenmekten son derece mutluyum" diye konuştu. Jagland, TBMM ziyaretinde yaptığı açıklamada ise "Darbe girişimini ilk kınayanlardan biri benim. Gece yarısı olmadan önce, darbe girişiminin kimin lehine sonuçlanacağı anlaşılmadan önce kendi demokratik içgüdülerimle hemen bunun kınanması gerektiğini düşündüm ve bunu uyguladım" dedi. Başbakan Binali Yıldırım da Jangland'ı AK Parti Genel Merkezi'nde kabul etti. Olağanüstü halin millete değil, devlete yönelik ilan edildiğine işaret eden Yıldırım, bu kapsamdaki bütün tedbirlerin hukuk devleti ilkeleri ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde alındığını, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlılığın kesintisiz sürdüğünü kaydetti. Başbakan, Jagland'ın darbe girişimi sonrasında ortaya koyduğu dengeli ve yapıcı tavrı takdirle karşıladığını söyledi.
Hürriyet

İncirlik Üssü'ne Elektrik Cezası
Amerikan New York Times (NYT) gazetesi 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimi gecesi Adana'daki İncirlik Üssü'nde yaşananları yazdı. NYT'nin haberine göre üste bulunan Amerikalı Albay David Trucksa, darbe girişimini yardımcısının kendisini arayıp, "Efendim, haberleri açmanız lazım. Türkiye'de bir şeyler oluyor" demesinin ardından öğrendi. Trucksa ve diğer üst düzey ABD'li subaylar, yankıları doğrudan üste hissedilen darbe girişimini izleyen gelişmeleri öğrenmeye çalıştı. İncirlik'ten kalkan bir Türk tanker uçağının darbe teşebbüsüne katılan jetlerden birine görünüşe göre havada yakıt ikmali yaparken, yanıt olarak Türk hükümeti de üssün şebeke elektriğini kesip, üsten tüm uçuşları askıya aldı. Yetkililere göre bu durum ABD'nin Irak ve Suriye'de IŞİD'e yönelik hava operasyonlarına sekte vurdu. Buna ilaveten darbecilerden olan üsteki bir Türk general de ABD'ye sığınmaya çalıştı. Ama bu talebi reddedildi. Darbe girişimi bertaraf edilirken, İncirlik Üssü'ne şebeke elektriğinin kesilmesinin operasyonların askıya alınmasına ilaveten askeri tesisteki gündelik hayatı da epey zorlaştırdığı ortaya çıktı. Üsse normalde şehir şebekesinden elektrik sağlanıyordu. Bunun kesilmesinin en önemli sonucu yaz sıcağında tesiste serinlemeyi sağlayan klima sisteminin devre dışı kalması oldu. Şebeke elektriği kesilince üs personeli yakıt kullanarak jeneratörlerle elektrik üretimine geçti. Ama bu yöntem klimaların büyük çoğunluğunu çalıştırmaya yetmedi. Albay David Trucksa da darbe girişiminin ardından elektriklerin kesilmesiyle büyük sıkıntı yaşadıklarını anlatırken emrindeki askerlere de "El feneriyle duş alın, sorun yok" dediğini söyledi. "Çoğu asker ilk birkaç gün 'Tamam, her neyse, sıcak' dedi. Fakat bundan sonra sorun ağırlığını hissettirmeye başlattı" dedi. Çözüm olarak üssün klimanın çalıştığı şapel ve hastanesinde havacılar için özel oturma alanı sağlandı. NYT'ye göre sorunu aşmak için ABD Genelkurmay Başkanı General Joseph Dunford, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ı en az iki kere aradı. Bunlardan biri darbe girişiminden 6 gün sonraki görüşmeydi. Dunford, General Akar ile bu konuşmasını şöyle aktardı: "Şunu söyledi: 'Şebeke elektriği İncirlik'te yarın sabah 09.00'da normale dönecek. Biraz önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüm.' Ve saat ertesi sabah 09.00'da elektrik geldi." ABD Genelkurmay Başkanı, ayrıca Ankara'daki temasları sırasında üsse şebeke elektriğinin kesilmesini gündeme getirmediğini söyledi.
Hürriyet

Avrupa'da Panik!
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Geri Kabul Anlaşması ile ilgili açıklaması en çok komşumuz Yunanistan'ı endişelendirdi. Alman Bild gazetesine konuşan Yunanistan Göçmen Bakanı Yannis Muzalas, "Çok acil bir B Planı'na ihtiyacımız var" dedi. Türkiye'nin anlaşmayı iptal etmesi halinde binlerce mültecinin kendi ülkelerinden Avrupa'ya akacağını iddia eden Muzalas, AB üyesi ülkelerin daha fazla mülteci almaya hazır olması gerektiğini söyledi. Bu arada, Almanya Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel de, Avrupa'nın vize serbestisi konusunda Türkiye'nin şantajlarına maruz kalmamasını istedi ancak gazetecilerin, "Türkiye anlaşmayı iptal ederse mültecileri nasıl durduracaksınız?" sorusuna ise cevap vermedi. Öte yandan Çekya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Zeman, Müslüman ülkelerden gelen sığınmacıların kabul edilmemesi gerektiğini söyledi. Zeman, "Fransa ya da Almanya'dakine benzer şekilde terör olaylarının ülkemizde de olmasına izin veremeyiz. Sığınmacıların kabul edilmesi ülkede barbar saldırıların düzenlenmesine zemin hazırlar'' dedi.
Türkiye

Muhalifler, Halep'teki Çemberi Kıramıyor
Suriye'de Halep'i tamamen kuşatma altına alan Beşar Esad rejimi, muhaliflerin kuşatmayı kırmak için başlattığı harekâtı tersine çevirmeye çalışıyor. Rejim güçleri, Rusya'nın yoğun hava saldırıları eşliğinde Halep'in güneybatısında iki tepe ve iki köyü muhaliflerin elinden aldı. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, rejimin muhaliflerin pazar günü başlattığı saldırılara ve akabindeki kazanımlara karşı atağa geçtiğini bildirdi. Suriyeli muhalifler, Halep'in batısında sahip oldukları bölgelerle, kentin doğusundaki alanları bir araya getirerek kuşatmayı kırmayı hedefliyordu. İngiliz basın kuruluşu BBC'ye konuşan Halep sakinleri, kuşatma nedeniyle kentte gıda sıkıntısı yaşanmaya başlandığını söyledi. Halep'teki marketlerde süt gibi bazı gıda ürünlerinin tükendiği belirtilirken, Rus savaş uçaklarının kente günde 20 ila 30 kadar hava saldırısı düzenlediği ifade ediliyor. BBC'ye konuşan bir kent sakini, "Etrafta giden araç yok. Toplu taşıma benzin olmaması nedeniyle tamamen durdu. İnsanlar bombardımandan kaçmak için evlerinin içinde kalmayı tercih ediyor" şeklinde konuştu. Halep'in doğusunda yaşayan halkın, savaş uçaklarının hedeflerini tam olarak vuramaması için toplu halde otomobil lastikleri yaktığı belirtiliyor. Reuters'a konuşan bir muhalif kaynak, Halep'te 10 bin asker, yaklaşık 95 tank ve birkaç yüz roketatarla birlikte Esad rejimine karşı savaşta olduklarını söyledi. Bir muhalif grup lideri ise, "Ramussa bölgesine hâkim bir yerdeyiz ancak Rus savaş uçakları saldırılarını artırdı ve bu bizi hızlı hareket etmekten alıkoyuyor" dedi.
Milliyet

Tomalarım Nerede
Mayıs ayında göreve gelir gelmez TOMA'ları satma kararı alan Londra'nın yeni Belediye Başkanı Sadık Han, İngiliz hükümetinin başkentteki ilave güvenlik tedbirlerini 'olumlu' karşıladı. İngiliz yönetim Londra genelinde terörle mücadele timlerine destek sağlayacak ilave 600 silahlı polis memuru atanacağını duyurmuştu. Dün bu 600 silahlı polis memuru görevine başladı. Konu ile ilgili Londra Belediye Başkanı Sadık Han, "Bu, Londralıların daha fazla silahlı polis ve daha fazla zırhlı araç görecekleri anlamına geliyor. Terör tehdidi seviyesi değişmedi ama Avrupa'da, Nice'te, Paris'te, Münih'te olanlardan dersimizi alıyoruz" açıklamasında bulundu. Bu açıklama, Han'ın göreve ilk geldiği sıralarda yaptığı 'TOMA'ya ihtiyaç yok' açıklamasını akıllara getirdi. İngiltere, Avrupa'da yaşanan terör saldırılarının ardından ülkedeki terör tehdidini yükselterek kamu güvenliğini sağlamak amacıyla sokaklarda silahlı polis güçlerini görevlendirme kararı aldı. Dünden itibaren İngiltere ve Galler'de ekstra polis gücü başkent Londra başta olmak üzere çeşitli kentlerde konuşlandırıldı. 600 polisin eklenmesiyle başkentteki ağır silahlı polis sayısı 2 bin 800'e yükselmiş oldu. Hükümet ayrıca Londra dışında devriye gezecek ve olaylara silahlı müdahelede bulunabilecek 40 yeni araç ile 900 silahlı memur bulunacağını duyurmuştu. Londra'nın TOMA'ları satan Belediye Başkanı Sadık Han da başkentlilerin kendilerini güvende hissetmelerinin önemini vurguladı ve derslerini aldıklarını açıkladı. Öte yandan İngiltere'de terör alarmı seviyesi, 2014 yazından itibaren bir terör saldırısının "kuvvetle muhtemel" olduğu anlamına gelen "ciddi" seviyesinde tutuluyor. Terör tehdidinde "düşük", "olası", "ciddi", "çok ciddi" ve "kritik" olmak üzere beş seviye bulunuyor. "Çok ciddi" seviyesi "büyük olasılıkla" saldırı düzenleneceği anlamına geliyor.
Star

Amerikalılar İçin İran'a Fidye Ödedi
İran'ın geçen Ocak ayında serbest bıraktığı 4 ABD vatandaşı tutuklu için ABD'den 400 milyon dolar fidye aldığı iddia edildi. Wall Street Journal gazetesinin, isimleri gizli tutulan Avrupalı ve ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD'nin aralarında Washington Post muhabiri Jason Rezaian'ın bulunduğu 4 Amerikalıyı serbest bırakması için Tahran yönetimine 400 milyon dolar ödediğini yazdı. Haberde, söz konusu ödemenin, o dönem uygulanan yaptırımlar nedeniyle dolar kullanılması yasak olan İran'a, aralarında Euro ve İsviçre Frangı'nın yer aldığı diğer para birimleri cinsinden yapıldığı belirtildi. Paranın bir kargo uçağıyla 17 Ocak'ta başkent Tahran'ın Mihrabad Havalimanı'na nakledildiği ifade edildi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, o tarihte yaptığı açıklamada, ödemenin, İran'ın 1981'de savaş uçağı almak için ödediği ancak yaptırımlar gereğince dondurulan 400 milyon dolar karşılığında yapıldığını belirtmişti. Ödemenin toplam tutarının, 400 milyon dolara konulan faizle birlikte 1,7 milyar doları bulduğu vurgulanıyor. Bazı Cumhuriyetçiler, Beyaz Saray'ın Amerikalıların hayatını 'pazarlık meselesi' yaptığını ileri sürdü. Arkansas Senatörü Tom Cotton, Başkan Barack Obama'yı, "Ayetullah'a ABD'li esirler için 1,7 milyar dolar ödeyerek, daha fazla Amerikalının tutuklanmasına sebebiyet vermekle" suçladı. Bu arada ABD Kongresi'nin, konuyla ilgili daha net bilgi talep ettiği Obama yönetiminin, İran'a ek ödeme yapılmasını önleyecek bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı belirtiliyor.
Vatan

İsrailliler Hizbullah Televizyonunda!
Lübnan'da Hizbullah örgütünün medya organlarından El Mayadin televizyonu, İsrailli üst düzey siyasetçi ve askerlerden 'düzenbazlıkla' aldığı demeçleri, hazırladığı belgeselde kullandı. Kanalda hafta sonunda yayınlanmaya başlanan belgesel, İsrail'in 2006'da başlattığı ikinci Lübnan Savaşı sırasında Hizbullah militanlarınca kaçırılan İsrail askerleri Eldad Regev ve Ehud Goldwasser'i konu alıyor. 3 bölümlük belgeselde eski İsrail savun bakanları Amir Peretz ve Tzipi Livni'nin yanı sıra emekli Tümgeneral Eyal Ben-Reuven ile İsrail ordusunun eski istihbarat direktörü Amos Yaldin'le yapılan röportajlar da yer alıyor. Belgeselin yayınlanmasının ardından açıklama yapan İsraili yetkililer, bahsi geçen röportajları kendisini İtalyan gazeteci 'Michela Moni' olarak tanıtan bir kişiye verdiklerini söyledi. Kanalın oyununa gelen eski yetkililer kendilerine, röportajların İngiliz yayın kuruluşu BBC ve İtalyan televizyonu için hazırlandığının söylendiğini belirtti. İtalyan haber ajansı ANSA için çalışan Moni ise, Hizbullah için çalıştığı iddiasını reddederek, "Beni de oyuna getirdiler. Röportajların El Cezire ve BBC'de yayınlanacağını söylemişlerdi" diye konuştu.
Vatan

POLİTİKA

Rabbim De Milletim De Bizi Affetsin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içinde olduğunu belirterek, "Ben de katılmadığım pek çok yönleri olmasına rağmen asgari müştereklerde buluşabildiğimiz zannıyla her kesim gibi bunlara yardımcı oldum. Rabbim de milletim de bizi affetsin" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Olağanüstü Din Şûrası'nın açılışında özetle şu mesajları verdi: Zaman zaman duyardık, 'işte efendim bunlar silahlı bir örgüt değil.' Biz de kendilerine derdik ki, 'Yanlış bir tespitin içerisindesiniz. Bunlar silahı vakti, saati geldiğinde en iyi kullanabilecek bir örgüttür.' 'Nasıl olur' dediklerinde de 'Bakın bunlar Silahlı Kuvvetlerimiz içinde örgütlenmiş ve vakti saati geldiğinde oradaki silahları millete doğrultabilecek karakterde olan bir örgüttür.' Tabii bunları kalkıp açık açık meydanlarda söyleyebilecek noktada değildik. Şimdi bu ortaya çıkınca o dostlar gelip 'Haklıymışsın' demeye başladılar. Şerif Mardin'in ifade ettiği, daha önce dışlanmış, ötekileştirilmiş tüm kesimleri merkeze taşıma çabamızdan, bu kesimin de istifade etmesini sağladım. Hatta Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Dedik ki 'Bir ortak yanımız var.' Ama inanın bana aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapının aslında bambaşka niyetlerin, sinsi hesapların aleti, aracı, örtüsü olduğunu uzun süre görmedik, göremedik. 17-25 Aralık darbe girişimi, bu hain örgütün, gerçek yüzünü ilk defa tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğu hamle oldu. Her şey ortadayken ve bu örgütün en başında şahsımı, şema elimize geçti, altında şu anda Başbakanımız Binali Bey, Enerji Bakanımız, oğlum, birkaç iş adamı, bu örgütün çatısında görünen isimler oldu. Bunu dahi anlatırken birçok arkadaşımız yine inanmıyorlardı. Bu noktadan sonra artık şüphe dönemi bitti, mücadele dönemi başladı. Şayet 17-25 Aralık sonrasında özellikle yargıda aldığımız önlemler olmasaydı bu darbe girişimi muhtemelen sadece Silahlı Kuvvetler içindeki bir grup silahlı teröristin değil polisiyle, yargısıyla, bürokrasinin diğer unsurlarının katılımıyla çok daha büyük tehdit olarak karşımıza çıkacaktı. Her şeye rağmen bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içindeyim. Bundan dolayı hem rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin. Artık bir yandan bu hain saldırının müsebbiplerinden hesap sorma bir yandan da muhasebe yapma zamanıdır. Bazıları PKK terör örgütüyle özdeş hale getiriyorlar, ne alakası var. PKK terör örgütünün elinde doğru dürüst silah yok. Ama bu FETÖ F-16'larla, F-4'lerle, tanklarla, toplarla, helikopterlerle milletine kurşun, bomba yağdırıyor. Yeri geldiği zaman zaten onlar, PYD ve PKK ile beraberler. Şu saatten sonra Pennsylvania'daki şarlatanın, teröristbaşının hezeyanlarına kulak vermeye devam eden herkes başına gelecekleri peşinen kabul etmiş demektir. Madem ki sevdiklerimizle haşrolunacağız öyleyse herkes kendi yolunda gitmekte serbesttir. Bundan sonra her anlamda mücadele, hesap sorma dönemidir. Bu yapının mayasında ikiyüzlülük olduğu için pişman olduklarını söyleyenler konusunda ciddi tereddütlerimiz var. Türkiye'nin, dini müesseseler konusunda da kendini sorgulamaya, kendine çekidüzen vermeye ihtiyacı vardır."
Hürriyet

İzin Vermeyiz
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genelkurmay ve MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na bağlanmasına karşı olduklarını belirterek, "Biz buna izin vermeyiz" dedi. Tüm vatandaşları bugün İzmir'de saat 19.00'da yapacakları mitinge davet eden Kılıçdaroğlu, Hürriyet'e şunları söyledi: "Genelkurmay'ın ve MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na bağlanması, anayasa değişikliği konusu. Dolayısıyla bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Biz buna izin vermeyiz. Anayasaya göre 'sorumsuzluk' zırhı bulunan bir makama Türkiye'nin iki önemli kurumunun bağlanması kabul edilemez. Bu parlamenter sisteme de aykırı. Biz anayasada yapılacak köklü bir değişiklik için şartlarımızı ifade ettik. Anayasanın ilk dört maddesine dokunulamayacağı, parlamenter demokratik sistemin güçlendirilerek sürdürülmesi, anayasa değişikliğiyle birlikte mevzuatımızın darbe hukukundan arındırılması yönündeki şartlarımızı koruyoruz. Bunlar ülkemizi tam demokrasiye ulaştıracak şartlardır. Bunların kabul edilmesi halinde anayasa masasındaki yerimizi alırız. Hem Cumhuriyet hem de demokrasi için İzmir'de olacağız. Çünkü Cumhuriyet, demokrasiyle taçlandırıldığı zaman bir anlam kazanır. İzmir'de, hem darbeye hem de diktaya karşı duruşumuzu bir kez daha ilan edeceğiz. Bu düşüncelerimizi paylaşan tüm vatandaşlarımızı bu buluşmamıza davet ediyoruz. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi seviyoruz. Demokrasiye yapılan saldırıyı kınamak için demokrasiye sahip olduğumuzu göstermek için İstanbul Taksim'de bir mitingimiz olmuştu. İkinci mitingimizi İzmir'de yapacağız. Hep birlikte güzel Cumhuriyetimize ve demokrasimize sahip çıkmak için." Bu arada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan sonra Başbakan Binali Yıldırım da 7 Ağustos'ta İstanbul Yenikapı'da yapılacak mitinge Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'yi davet etti. Kılıçdaroğlu davete henüz bir yanıt vermedi.
Hürriyet

Tbmm'nin Bahçe Kısmına Bomba Atın Emri Aldık
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında tutuklanan Akıncı Üssü 141'nci filoda görevli F-16 pilotu Yarbay Hasan Hüsnü Balıkçı, o gece Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni nasıl bombaladığını anlattı. Balıkçı, savcılıkta verdiği ifadesinde şunları söyledi: "Saat gece yarısı DESK'te bulunan Yüzbaşı Ahmet Tosun bana uçuş için hazırlanmamı ve Yüzbaşı Uğur Uzunoğlu ile beraber havalanmamı söyledi. Ben bu kalkışta Arslan 5 kodunu kullanarak kalkış yaptıktan sonra havada telsizden Yüzbaşı Ahmet Tosun tarafından 'Türkiye Büyük Millet Meclisi açık alanı bahçe kısmına bomba atın' şeklinde emir geldi. Emri bizzat telsizden bana Yüzbaşı Ahmet Tosun verdi. Ben bu emri bana iletmesi için 4. Üs Harekat Komutanı Albay Ahmet Özçetin'in verdiğini düşünüyorum. Verilen bu emrin yaklaşık 5 dakika Uğur Yüzbaşı ile beraber değerlendirmesini yaptıktan sonra teyit için DESK'e emir tekrarı yaptırmadık. Uğur yüzbaşı meclisin koordinatlarını uçakta bulunan sisteme girdi. Bize verilen emrin gereği koordinatlar meclis bahçesi idi. Daha sonra yüzbaşı Uğur koordinatların arkasını ve önünü araştırdı. Bombayı en uygun nereye atarız diye uçakta resim incelemesi yaptı. Bombayı atmak için hazırlıklarımız bittikten sonra Uğur yüzbaşı bize emri veren DESK'teki Ahmet Tosun'a telsizden 'Mutabık mıyız' diye sordu. Yüzbaşın Ahmet Tosun da telsizden bize hitaben 'Atış emri veriyorum, atış yapın' dedi. Ben de bu emre istinaden belirlemiş olduğumuz koordinata doğru yaklaşarak hedefe kilitlendim. Meclis'in üzerine gelince elimde bulunan joystickteki bomba butonuna basarak sol kanat altında bulunan bir adet LGB bombasını bırakıp oradan ayrıldım. Ben bu eylemim esnasında uçağımda bulunan TOP diye tabir ettiğimiz makinalı tüfekleri kullanmadım. Daha sonra bize DESK'ten gelen emir doğrultusunda Ankara semalarında yüksek süratle alçak uçuş yapmamız istenildi. Biz bu emiri de yerine getirip yaklaşık havada 45-50 dakika kaldıktan sonra yakıtımız azalınca Akıncılar hava üssü 141. filoya geri döndük. Ben havada iken Diyarbakır'dan gelen ve uçuş kodları PARS olan pilotların anonslarını duydum fakat ne konuştuklarını anlayamadım. Yukarıda bana sormuş olduğunuz bombalama eyleminin sadece Meclis'e atılan bombayı bizzat kendim attım. Diğer Cumhurbaşkanı Külliyesi, Ankara Emniyeti'ne atılan bombanın kim ya da kimler tarafından atıldığını bilmiyorum."
Milliyet

25 Aralık Savcı Ve Hâkimlerine Dava
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından hazırlanan iddianamede, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan'ın yasadışı dinlenmesine ilişkin 25 Aralık soruşturmasında görevli savcı Muammer Akkaş hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla 119,5 yıldan 247 yıla kadar, hakimler Süleyman Karaçöl ve Menekşe Uyar hakkında da ağırlaştırılmış müebbet ile 25,5 yıldan 63 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede dinleme ve takip kararlarının sürekli Hakim Süleyman Karaçöl tarafından verildiği belirtildi. Yaklaşık 1,5 yıllık soruşturma sürecinde kararlara Karaçöl ve Uyar'ın imza attığı hatırlatıldı. Soruşturma görevlilerinin kişilere 'pusu kurma' hak ve görevinin olamadığına vurgu yapılan iddianamede, "3. kişi sıfatıyla yasal olmayan bir şekilde iletişimleri tespit edilen Başbakan Erdoğan, bakanlar Binali Yıldırım, Ömer Çelik ve Muammer Güler hakkında hiçbir dinleme kararı olmamasına rağmen mütemadiyen tape haline getirildiği, Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak haklarında dinlemeye ilişkin hakim kararı bulunmadığı halde bu kişilerin diğer şüphelilerle yapmış oldukları iletişimleri uzunca bir süre tespit edildiği" ifadeleri kullanıldı. Savcı Akkaş ile hakimler Karaçöl ve Uyar'ın FETÖ'ye üye oldukları belirtilen iddianamede, şüphelilerin ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırarak görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs ettiği de belirtildi. İddianamede, "Bir devletin savcısı gücünü Cumhuriyet'in temel ilkelerinden almayıp, imamdan alıyorsa, bir hakim kararları Türk Milleti adına değil, Pensilvanya'daki örgüt lideri adına yazıyorsa sözün bittiği yerdeyiz" yorumu da yapıldı.
Milliyet

SPOR

Galatasaray'ın Brezilyalı eski kaleci antrenörü İstanbul'a transfer müjdesiyle geldi. Sarı kırmızılı kulüple haziran ayında imzaladığı 2 yıllık sözleşmenin feshi için Florya'ya gelen Taffarel, Galatasaray'a önemli bir müjde ile veda etti. Taffarel, vatandaşı Lucas Leiva'nın kendisine, "Kararımı verdim. Galatasaray'a gideceğim. Kariyerime senin gibi G.Saray'da devam edeceğim" dediğini anlattı. G.Saray'da 5 yılı kaleci antrenörü olmak üzere toplam 10 yıl görev yaptığını ve hep iyi hatıralar biriktirdiğini Lucas Leiva'ya anlatan Taffarel, İstanbul hakkında olumlu bilgiler de aktararak başarılı ön liberoyu rahatlattı. Taffarel, Florya Metin Oktay Tesislerinde bir araya geldiği G.Saraylı yöneticilere Leiva'nın imza için karar verdiğini iletti. Yöneticiler de, Taffarel'e vatandaşı hakkındaki görüşünü sordu. Taffarel yıldız ön libero için "Çok iyi ve disiplinli bir futbolcu. Tam anlamıyla bir takım oyuncusu. G.Saray, orta sahasına güç katacak ve tecrübesi yüksek bir transfer hamlesinde bulunuyorsunuz. Üst düzey top kapma yeteneğinin yanı sıra, pas yüzdesi ve tekniği de iyi bir oyuncu" yorumunu yaptı.
Hürriyet

Golcü arayışlarını sürdüren Beşiktaş, Eto'o ile söz kesmesine rağmen Mario Gomez'den vazgeçmiyor. Kartal'da geçen sezon kiralık oynayan Fiorentina'nın Alman futbolcusu, Manchester United, Barcelona, Milan ve Ajax gibi kulüplerin radarına girmesine rağmen, hiçbirisiyle anlaşma sağlayamadı. Gomez'in kimseyle anlaşmaması üzerine Beşiktaş Başkanı Fikret Orman devreye girdi ve golcü oyuncuyu telefonla aradı. Kartal'ın patronu, "Geçen sezon Beşiktaş'ta seninle güzel günler geçirdik. Biz senden memnunduk. Senin de burada mutlu olduğunu biliyoruz. İstanbul'a gel, yeniden Beşiktaş formasını giy. Birlikte büyük başarılara imza atalım. Sana senelik de 5 milyon euro garanti para veririz. Türkiye'deki imkanları başka bir takımda bulamazsın" diye konuştu Gomez'in yapılan bu görüşmede, Fikret Orman'a kesin bir cevap vermemekle birlikte olumlu konuştuğu öğrenildi. Yıldız futbolcu, "Başkanım teşekkür ediyorum. Beşiktaş'ı zaten hiçbir zaman kalbimden silmedim. İstanbul'a dönmemem için bir neden yok. Ancak bazı takımlarla görüşmelerim var. Bana biraz zaman verin. En kısa sürede size cevap vereceğim" dedi. Siyah-Beyazlılar forvet transferinde son kararı vermek için Gomez'in kararını bekliyor.
Star

Galatasaray son bombasını Lucas Leiva'yla patlatmak için geri sayıma geçti. Sarı-Kırmızılılar'ın Serdar Aziz, Emrah Başsan ve Eren Derdiyok'tan sonra 2.5 milyon euroya Liverpool'dan transfer ettiği 4'üncü futbolcu olan Brezilyalı ön liberonun bugün akşam saatlerinde İstanbul'a gelmesi bekleniyor. Liverpool'un ABD kampında sakatlık yaşayan Leiva Türkiye'ye gelir gelmez sağlık kontrolünden geçirilecek. Sağlık heyeti onay verirse sözleşme imzalanacak. Yıllık 2.7 milyon euro garanti para ve 15 bin euro maç başı ücrete el sıkışılan Leiva'nın sözleşmesine 30 maçı kapsayan 400 bin euroluk bonus koyulacağı öğrenildi. Cim-Bom'un geride kalan sezonda Liverpool formasıyla 40 maça çıkarak, 1 asist yapıp, 9 da sarı kart gören 29 yaşındaki Brezilyalı yıldızla 3 yıllık sözleşme imzalaması bekleniyor. Leiva'da pürüz çıkması durumunda Galatasaray ön libero için rotasını Tolga Ciğerci'ye çevircek.
Star

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu rövanşında Monaco deplasmanına çıktı. 3'te Falcao'nun pasında savunma arkasına sarkan Germain, affetmedi: 1-0. 17. dakikada Hasan Ali-Dirar mücadelesinde Monacolu oyuncu yerde kaldı, hakem penaltıya hükmetti. 18'de Falcao ters köşeye yolladı: 2-0. 36'da Salih'in yere vurdurarak çektiği şut kalecide kaldı. 37'de Van der Wiel'in pasında, Salih çaprazdan vurdu. Savunmaya çarpan top kornere çıktı. 52'de Van der Wiel'in pasında Emenike bekletmeden vurdu, direkten döndü. 53'te Skrtel sağdan içeriye çevirdi, Emenike'ye dokunmak kaldı: 2-1. 60'da sağdan ceza sahasına gönderilen köşe atışına Germain uygun durumda yükseldi, kafa vuruşunda Ertuğrul topu kontrol etti. 66'da Fenerbahçe savunmasının uzaklaştıramadığı topu, Dirar kafayla indirdi, Germain filelere yolladı: 3-1. 71'de Fabinho ceza sahası dışından şansını denedi, farklı şekilde aut. 74'te Wiel sağdan şutunu çekti, top kalecide kaldı.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme