5 Ağustos 2016 Cuma

05.08.2016 Genel Gündem

05.08.2016

GÜNDEM

Kozmik Belgeleri Görmeyen Kalmamış
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından hazırlanan "Kozmik Oda" raporunda, 1970'li yıllardan günümüze kadar devlet sırrı niteliğindeki tüm bilgilere FETÖ tarafından nüfus edildiği tespitine yer verildi. Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddiasıyla başlatılıp 6 yıl sonra kumpas olduğu ortaya çıkınca takipsizlikle sonuçlanan "Kozmik Oda" soruşturmasında görev yapan hakim ve savcılarla ilgili HSYK müfettişlerince hazırlanan raporda, Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı 11 ve 16 nolu odalarda yapılan aramaya ilişkin ayrıntılara yer verildi. HSYK'nın raporunda, aramaların yapıldığı süreçte Genelkurmay Başkanlığı'nca gün gün tutulan tutanaklara da yer verildi. Meslekten ihraç edilmesi istenen eski Yargıtay üyesi Kadir Kayan'ın aramaları sürerken, 3 Ocak 2010 tarihli tutanakta, "Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda kozmik evrakların bulunduğu 11 ve 16 nolu odaların Hakim Kadir Kayan tarafından incelenmesine 27 Aralık 2009 günü saat 00.15'te başlanılmıştır. Birlik temsilcisi Tümgeneral Selahattin Kısacık tarafından 'yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğinde bulunan bilgilere nüfuz edilmemesi ve yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikteki bilgilerin tutanağa geçirilmesi' hususu Hakim Kadir Kayan'a belirtilmiştir. Bu açıklamaya rağmen Kayan tarafından bugüne kadar yapılan incelemelerden 1970'li yıllardan günümüze kadar, yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğindeki tüm bilgilere nüfuz edilmiştir" denildi. Blinçli ve karara aykırı olarak arama süresinin uzatıldığı kanaati oluştuğu aktarılan tutanaklarda, Kayan'ın, soruşturma konusuyla ilgisi olmayan, "Ankara'da işlenen cinayetler, Ahmet Taner Kışlalı, Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Danıştay, şüpheli şahıslar, zararlı şahıslar, tatbikat, şifahi emirler, komutan emirleri, gerçek görev, maskeli görev, maske mazereti, haftalık rapor, kişiye özel notlar, özel görev, özel personel, haber toplama planı, bölge etüdü, cami çalışmaları ve kilise" gibi ibarelerle aramalar yaptığı kaydedildi. Tutanakta bahse konu anahtar kelimelerin ve yapılmak istenen işlemin soruşturma konusuyla ilgili olmadığı, bunun yetkinin aşılması anlamına geleceği ve suç teşkil edeceğinin hatırlatıldığı, Kayan'ın ise "hangi belgenin devlet sırrı olduğu, hangisinin suçla ilgisi olduğu konularındaki değerlendirmenin tamamen kendisi tarafından yapılacağını" beyan ettiği ve aramasını sürdürdüğü vurgulandı.
Milliyet

Akar'dan Tbmm'ye 4. Sürpriz Ziyaret
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, 15 Temmuz sonrasında 4. kez TBMM'yi ziyaret etti. TBMM Başkanı İsmail Kahraman'la görüşen Akar'ın sürpriz ziyaretinin içeriği ile ilgili bilgi verilmedi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, dün Genelkurmay Başkanı Orgneral Hulusi Akar'ı makamında kabul ederek yaklaşık 1 saat süreyle görüştü. Görüşme sonrasında Orgeneral Akar'ı aracına kadar uğurlayan Kahraman, gazetecilerin soruları üzerine Akar'ın, "nezaket ziyaretinde bulunduğunu" kaydetti. Gazetecilerin, "Görüşme sürpriz mi oldu" sorusu üzerine Kahraman, "Niye sürpriz olsun? Zaten görüşüyoruz. Öteden beri tanışıyoruz. Sürpriz yok" dedi. Gazetecilerin, "Bir haftada iki defa olunca" sözlerine Kahraman, "Bir şey yok. Basın, çok iyi imtihan verdiniz. Teşekkür ediyorum" karşılığını verdi. Akar, 15 Ağustos darbe girişiminin ardından TBMM'yi tam 4. kez ziyaret etmiş oldu. Akar, 16 Temmuz'da Meclis'teki olağanüstü toplantıya katılmış, TBMM Başkanı, Başbakan, CHP Genel Başkanı, MHP Genel Başkanı ve bazı bakanlarla birlikte toplu görüşmeye katılmıştı. Ardından bir pazar günü Meclis'teki bombalanan yerleri inceleyen Akar, son olarak ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford'la Meclis'e gelmişti.
Milliyet

9 Saat Boyunca Arabada Kaldı
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, 15 Temmuz akşamı ailesiyle birlikte Yeşilköy'deki Çınar Otel'de bir düğüne katıldı. Bostanoğlu'na saat 22.23 sıralarında TSK'nın bazı birliklerinde olağandışı hareketlilik tespit edildiğine dair ilk haber telefonla geldi. Güvenli bir yere gitmek için ailesiyle düğünden ayrılan Bostanoğlu, önce Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ait bir bot ile Ataköy Marina'dan Fenerbahçe Orduevi'ne gitmeyi planladı. Ancak emir subayının bot kaptanıyla yaptığı telefon görüşmesinde şüphe uyandıran bir durum sezmesi üzerine vazgeçildi. Deniz Kuvvetleri'nin İstanbul'da konuşlu bir birliğine intikal etmek ve güvenli bir ortamda emir-komuta hiyerarşisi dışındaki illegal girişimleri kontrol altına almak isteyen Bostanoğlu, gece boyunca Yeşilköy bölgesinde araç içinde kalarak yer değiştirdi. Bostanoğlu, olası bir rehin alma durumuna karşı yer değiştirme sürecinde yerinin tespit edilmemesi için de 23.11 ile 01.11 arasında cep telefonunu kapalı tuttu. Emir subayının cep telefonuyla iletişim sağlayan Bostanoğlu, bu sırada ast birliklerden rapor aldı. Bostanoğlu, Genelkurmay Başkanı ve diğer kuvvet komutanlarından haber alınamaması üzerine saat 01.17'de Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ı arayarak "Komuta Kademesi olarak darbe girişimine karşı olduklarını, bu girişimin FETÖ cuntası tarafından yapıldığını ve kendisinin güvenli bir bölgede olduğunu" söyledi. Bu görüşmenin ardından saat 01.24'te bir televizyon kanalıyla irtibat kuran Bostanoğlu, canlı yayında "Komuta kademesi olarak bu girişimi kesinlikle kabul etmiyoruz" açıklamasını yaptı. Ulaşılabilen birlik komutanlarıyla gece boyunca yaptığı telefon görüşmelerinde, Gölcük, Foça ve Aksaz Deniz üslerinden emir-komuta hiyerarşisine aykırı olarak seyre kaldırılmış Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz'deki gemilerin üslerine dönmesi için talimat veren Bostanoğlu, 24 gemiyi geri döndürdü. Bostanoğlu, tüm gece boyunca kendi telefonundan toplam 80 dakika süren 62 görüşme, emir subayının telefonundan ise toplam 77 dakika süren 78 görüşme yaptı. Toplamda 9 saat süreyle mobil halde ya da belirli yerlerde duraklayarak aracında kalan Bostanoğlu, 16 Temmuz sabahının ilk saatlerinde Ankara'ya gitmek için yola çıkmaya karar verdi. Güvenlik ortamının henüz tesis edilemediği dikkate alınarak Bostanoğlu, saat 07.23 sıralarında Ataköy Polis Merkezi Amirliği'ne giderek polis eskortu talep etti. Öğle saatlerine doğru Ankara'ya dönmek üzere emniyet yetkililerinin tavsiyesiyle Atatürk Havalimanı'ndan özel uçakla gidilmesi yönünde karar alındıysa da hava sahası güvenliğinin henüz tam sağlanamaması nedeniyle Bostanoğlu, SAT komandoları ve polis eskortu eşliğinde kara yoluyla Ankara'ya gitti.
Milliyet

Helikopterini Bozup 'Ben Uçmuyorum Kardeşim' Dedi!
15 Temmuz'da saldırı timinin gecikmesiyle Marmaris'teki otelden ayrılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırı başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Timin, saldırının planlandığı Çiğli 2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan, Marmaris'e planlanandan daha geç bir saatte havalandığı, tutuklanan darbecilerin başındaki Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ile üssün 'paşa' lakaplı imamı Astsubay Zekeriya Kuzu'nun da ifadelerine yansımıştı. Timin Çiğli'den geç hareket etmesini sağlayanlardan birinin helikopter pilotu Kurmay Yarbay Bahattin Akgün olduğu ortaya çıktı. Darbe teşebbüsünden hemen sonra tutuklanan ancak itiraz üzerine serbest bırakılan Yarbay Bahattin Akgün, ifadesinde özetle şunları anlattı: Gün içindeki uçuşları tamamladıktan sonra Alay Komutanı Albay Murat Dağlı, saat yanında Murat Bağ ve Yücel Ekizoğlu bulunduğu sırada beni odasına çağırıp, uçuş ekibinin akşam saat 22.00'de helikopter başında olması emrini verdi. İstirahate çekilmememizi istedi. Bilinmeyen bir VIP uçuşu mu var, öğrenmeye çalıştık. Görevin açıklanmaması, bu sorgulamaya bizi itti. Saat 21.45'te Dağlı'nın emriyle helikopter başına gittik. "Komutanım ne yapacağız? Nereye gidiyoruz?" diye sordum. Bana "Uçuş lideri benim, beni takip edeceksiniz, kimseyle temas kurmayacaksınız transponder (radar takibini sağlayan cihaz) DT 500 cihazlarını kapatacaksınız. Sadece 132.00 VHF kanalından benimle irtibat kuracaksınız" emrini verdi. Gaziemir Kara Havacılık Komutanlığı'ndan havalandık 10 dakika sonra Çiğli'ye gidip indik. Bütün helikopterler motoru kapattı. Murat Dağlı, yakıt ikmali emri verdi. Zeki Göçmen ile Murat Dağlı kendi aralarında görüştükleri sırada İstanbul'dan Sikorsky helikopter geleceğini öğrendim. Bir süre sonra alana inen helikopterden 6-7 kişilik grup indi. Askeri araç bu kişileri alıp uzaklaştı. Bekleme sırasında terör örgütü PKK'nın yöneticilerinden Cemil Bayık'ın paketlendiği laflarını duydum, muhtemelen de onu almaya gittiğimizi düşündüm. 23.00 sıralarında adını hatırlamadığım bir kişi, askerin Boğaz Köprüsü'nü kapattığını söyleyince internetten konuyu öğrenmeye çalıştık. Uçuş ekibinde olan Yücel Ekizoğlu, "Bu ne ya darbe mi oluyor. Buna ne gerek vardı" diye tepki gösterdi. Murat Dağlı bana Ege Ordu Komutanlığı'ndan bir paket almamı emretti. Ne paketi diye sormadan yanlarından ayrıldım. Bu sırada sürekli aile ve yakınlarımdan telefon geliyordu. Onlardan darbe girişimini tam olarak öğrendim. Helikopterin başına gittiğim sırada, ikinci pilotum İbrahim'e 'Burada acayip şeyler oluyor. Bu işe gitmeyeceğiz. Sağ motora sıcak basacağız ve gitmeyeceğiz' dedim. Kendisi de 'Komutanım ne emrederseniz yaparım arkanızdayım' yanıtını verdi. Bu tepki cesaret verdi. Helikoptere geçtik. Ben test pilotu olduğum için teknik açıdan motora nasıl arıza yaptırıldığını biliyordum. İlk çalışma anında, gaz kolunun getirileceği seviyeyi geçip aşırı gaz verdim. Bu arada start butonuna basmaya devam ettim. Basmayı bıraktığım an, bu gazı motor kabul etmeyecekti. Bu nedenle gaz yükselmiş ve butona sürekli basmak suretiyle motorun limiti dışına çıkmasını sağladım. Motor çalışmaz imajı oluşturdum. Bu eylemi üç kez yaptım. Yaptığımız bu işlemin genel olarak adı 'sıcak çalıştırma' olarak geçerdi. Bunu herkes bilmezdi. Üçüncü çalıştırma teşebbüsünden sonra yardımcı pilota 'Sen burada bekle. Ben gidip bilgi vereceğim' dedim. Murat Dağlı'nın yanına gidip 'Komutanım helikopterde sağ motor çalışmıyor, sıcak basıyor. Biraz bekleyim motor soğuduktan sonra tekrar çalıştırarak istisnai uçuş ile birliğime döneyim' dedim. Murat Dağlı kabul etmedi. 'Hayır biz gelene kadar burada bekleyeceksiniz, ayrılmayacaksınız' dedi.
Vatan

Savcıdan İade-İ İtibar
FETÖ/PDY hakkında hazırlanan ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen çatı iddianameyi yazan savcı Serdar Coşkun iddianamede kullandığı ifadelerle kumpas davalarında yargılanıp hayatını kaybeden Enver Arpalı, MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu, Albay Murat Özenalp, Tuğamiral Cem Aziz Çakmak, Yarbay Ali Tatar ve hakim Didem Yaylalı gibi isimlerin itibarını iade etti. İddianamede örgütün uyguladığı ve ölümle sonuçlanan cebir ve şiddet olaylarını sıralayan savcılık, medyanın gündeminde olup hayatını kaybeden isimler için şu ifadeleri kullandı. Enver Arpalı: "Van Yüzüncü Yıl Üniversite Genel Sekreteri Enver Arpalı, tutuklu bulunduğu cezaevinde 13 Kasım 2005'de intihar etmiştir. Enver Arpalı, 'çok basit bir iddia üzerine hakkında hiçbir delil olmadığı halde tutuklanmış' ve bunu hak etmediğini düşünerek utancından intiharı seçmiştir." Yarbay Ali Tatar: İddianamede Tatar'ın tutuklanmasıyla hakkında basın yayın organlarında karalayıcı, yıpratıcı, tek taraflı haberler nedeniyle psikolojisinin bozulduğu, kendine yapılanları bir türlü kabullenemediği için intihar ettiği belirtiliyor. Ayrıca Tatar üzerinde bilinçli olarak baskı oluşturulduğu ifade ediliyor. Tuğamiral Cem Aziz Çakmak: Balyoz Davası tutuklusu Çakmak, cezaevinde yakalandığı akciğer kanseriyle 1.5 yıla yakın mücadele ettikten sonra 3 Temmuz 2015'te vefat etti. İddianamede eşi Sevgi Çakmak'ın ifadesine yer veren savcılık, Çakmak'ın cezaevi koşullarının çok kötü olduğundan ve koğuşların çok rutubetli olduğundan şikayetçi olduğunu, gribal enfeksiyon teşhisi ile öksürük şurubu verilip gönderildiği anlatılıyor. Ayrıca Tuğamiral Çakmak'ın eşine 'Eğer cezaevine gönderilmeseydim bu hastalığa yakalanmazdım' dediği vurgulanıyor. Kurmay Albay Murat Özenalp: Bir belgede adı geçtiği için Balyoz Davası'nda tutuklanan Deniz Kuvvetleri'nde görevli Kurmay Albay Murat Özenalp, 26 Nisan 2014'te kendisini ziyarete gelen eşi Sema ve top oynamaya çalıştığı minik kızı Duru'nun gözleri önünde beyin kanaması geçirerek vefat etti. Savcılık Özenalp için, "Geleceği parlak bir askerken tutuklanan Murat Özenalp, cezaevi şartlarında suç işlemediği için gururu nedeniyle beyin kanaması geçirmiş ama kafa travması geçirerek öldüğüne dair otopsi raporu yazılarak ölümü kapatılmıştır" dedi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 131,6306-131,7748  
ABD Doları 3,0098-3,0121/ Euro3,3513-3,3546/ İngilizSterlini 3,9515-3,9563

Çiftçi Ekmedi Fiyat Arttı
Önceki gün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan temmuz ayı enflasyon verileri şaşkınlık yarattı. Gıdada beklentiyi aşan yükseliş yıllık enflasyonu yüzde 8.79'a taşıdı. Gıda fiyatları temmuzda yüzde 3.15 yükseldi. Enflasyona etkisi 0.74 puan oldu. Analistlere göre yaz aylarında özellikle meyve-sebzede bolluk yaşandığı için fiyatlar düşer, enflasyona etkisi de az olurdu. Fiyat yükselişinin sonbaharda da devam edebileceğini ifade eden analistler, enflasyondaki yükselişin de bu sebeple devam edeceği görüşünde. Rusya'ya ihracatın da neredeyse sıfırlandığı bu dönemde gıda fiyatlarındaki yükselişin nedenlerini araştırdık. Konuştuğumuz sektör temsilcileri meyve sebze fiyatlarındaki artışın çıkan ürünün az olmasından kaynaklandığını ifade etti. Sektör temsilcileri, Rusya'ya ihracat yapamama korkusu yüzünden üreticinin daha az ürün ektiğini, bunun da fiyatlara yansıdığını söyledi. Diğer bir nedenin ise sera üretiminden tarla üretimine geçişte ürün tedariki konusunda yaşanan sıkıntı olduğu belirtildi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, "Özellikle domates, fasulye, biber gibi ürünlerin en fazla üretiminin yapıldığı Akdeniz Bölgesi'nde sera üretiminin tamamlanmasının ardından yayla üretiminde hasat başlardı. Ancak sera üretiminin yoğun olduğu dönemde Rusya'ya yapılan ihracattaki kısıtlama nedeniyle fiyatların gerilemesi, domates, sivri biber ve salatalık ürünlerinin yayla ekimini azalttı. Ekim alanının Akdeniz Bölgesi'nde daralması, İç Anadolu Bölgesi'nde ise hasadın henüz yeterince yoğunlaşmaması, domates, sivri biber ve salatalıkta fiyat artışına yol açtı" diye konuştu. Antalya Muratpaşa Ziraat Odaları Birliği Başkanı Nazif Alp de, bundan yaklaşık 20 gün önce sıkıntının baş gösterdiğini, temmuz ayı fiyatlarının yükseldiğini söyledi. Antalya halinde 20 gün önce domatesin 1.80 TL ile 2.50 TL arasında satıldığına dikkat çeken Alp, "Şimdi ise hal fiyatları aşağı indi. Domatesin kilogramı halde 1.25 TL. Yani ağustos ayı itibariyle fiyatlar inmeye başladı. Salatalık 70 kuruş, Patlıcan 50 kuruş, biber çeşitleri de 1.50 ile 1.70 TL arasında. Seradan yayla üretimine geçişte yaklaşık 15-20 günlük bir sıkıntı yaşandı. Bu da fiyatlara yansıdı. Ancak durum yavaş yavaş normale dönüyor" dedi. Bir başka sektör temsilcisi de Rusya korkusunun üreticiye neler yaşattığını anlattı: "Sera üretimi yapanlar Rusya'ya ürününü satamayınca iç pazara düşük fiyattan verdi. Domatesler salçalık olarak satıldı. Böyle olunca yaylaya ekim yapmadı."
Hürriyet

Yepyeni Teşvik Sistemi Geliyor
Başbakan Binali Yıldırım yepyeni bir yatırım teşvik sisteminin hayata geçirildiğini, her türlü teşviğin sağlanacağını söyledi. Çankaya Köşkü'nde 'Oda ve Borsa Başkanları İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Yıldırım, "Yepyeni bir yatırım teşvik sistemi hayata geçiriliyor. Ürün bazında yeni projeniz varsa doğrudan ilgili bakanlığa getirince her türlü teşviki sağlayacağız. Yatırımlardan her türlü vergiyi kaldırıyoruz" diye konuştu. Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu: "Bayram öncesi sizlere müjdelerimiz oldu. Ancak bayramdan sonra bu hain örgüt darbe girişimiyle bunların önüne geçeceğini zannetti. Dedik ki, Meclisimizi bombalayabilirsiniz, insanlarımızı tarayabilirsiniz ama bu milletin muasır medeniyetler seviyesi yolculuğunu durduramazsınız. Meclisimizi çalıştırmaya devam ettik ve iş hayatını ilgilendiren kararların hepsini aldık ve kanunları çıkardık. Damga vergisinde indirimlere gittik. Şirket kuruluşlarını gerekiyorsa tasfiyelerini kolaylaştırdık. Çek konusunda yeni düzenlemeyi yaptık. Bu konudaki istismarın önüne geçtik. Diyelim ki Türkiye'den başka ülkelere hizmet ediyorsunuz, o zaman vergi vermeyeceksiniz. Yatırımların üzerindeki her türlü vergiyi kaldırıyoruz. Ürün bazında bir projeniz mi var, bunu getireceksiniz ilgili bakanlarla oturup pazarlık edeceksiniz. Sizin ihtiyacınız olan her türlü teşviği sağlayacağız."
Hürriyet

Yatırımcı Güven Tazeledi Hiçbir Yatırım Ertelenmedi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, darbe girişiminin ardından yabancı yatırımcıların Türkiye ile karşılıklı güven tazelediğini ifade etti. "Bu karşılaştığımız tehlike, sıradan bir darbe girişimi değil. Yeniden yükselişe geçen Türkiye'nin önünü kesme ve emin adımlarla ilerlediğimiz büyük Türkiye hayalimizi sonsuza kadar yok etme planıydı" diyen Hisarcıklıoğlu, bunu başaramadıklarını, başaramayacaklarını ifade etti. Salı günü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir araya geldiği yabancı yatırımcıların, Türkiye'de 150 milyar doların üzerinde yatırımı bulunan bir topluluk olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Cumhurbaşkanımızın, devletin tüm kurumlarıyla yatırımcının önünü açacak reformları hayata geçirme kararlılığı çık önemliydi. Toplantıya katılanların hazırlayacağı raporlar, uluslararası şirketlerin merkezlerine gönderilecek" dedi. Dış basında Türkiye aleyhinde bu kadar yayın çıkarken, bu tür doğru bilgilendirmenin önemine işaret eden TOBB Başkanı, "ABD Ticaret Odası, Cumhurbaşkanı'nın mesajını 2 milyon üyesine duyurdu. Kalkışmanın başından bu yana sayın bakanlarımızın bire bir bilgilendirmeleri çok önemliydi. Uluslararası yatırımcılarla diyaloğumuz devam edecek" dedi. Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Ahmet Erdem de, toplantının çok verimli geçtiğini, şimdiye kadar yatırımlara ilişkin durdurma ya da erteleme kararı olmadığını ifade etti
Türkiye

Vergi Cezalarına 32 Yıllık Af Teklifi Kabul Edildi
Vergi borçlarını yeniden yapılandıran yasa teklifi, kabul edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayından sonra yürürlüğe girecek yasaya göre yapılandırma 30 Haziran'dan önceki dönemi kapsayacak. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Katip Üyesi, AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay, devletin 32 yıllık birikmiş alacağını yeniden yapılandırdıklarını söyledi. Buna göre; vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, askerlik, seçim, nüfus, trafik karayolu geçiş ücreti ve RTÜK idari para cezaları, gümrük vergileri, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı, sigorta primleri, topluluk sigortası primleri, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, genel sağlık sigortası prim alacakları ile bu alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi, cezai faiz ve gecikme cezaları yeniden yapılandırılacak. Belediyelerin idari para cezaları, su, atık su ve katı atık ücreti alacakları, belediyelere ödenmesi gereken paylar hariç, beyana dayanan vergilerde 30 Haziran'dan önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları da yeniden yapılandırma kapsamında yer alacak. Yurtdışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyası araçlarını, 31 Aralık 2016'ya kadar Türkiye'ye getirenler, bu varlıkları serbestçe tasarruf edebilecek. 50 liranın altında olan düşük tutarlı alacakların tahsilinden de vazgeçilecek. Türkiye'ye getirilecek gemi ve yatların ithalatından vergi, resim, harç ve ceza alınmamasına ilişkin düzenlemeden vazgeçildi.
Milliyet

200 Milyar Tl Gelecek
Borç yapılandırması ve varlık barışı piyasaları rahatlatırken, Hazine'nin de yüzünü güldürecek. Ekonomi yönetimi varlık barışından 100 milyar TL civarında beyan beklerken, borç yeniden yapılandırmasından da bir o kadar gelir bekliyor. Borç yapılandırması 30 Haziran 2016'dan önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamlarını kapsıyor. Maliye Bakanlığı'nın hesaplamalarına göre 72 milyar liralık bölümü sosyal güvenlik primleri olmak üzere toplam 170 milyar liralık bir rakam yeniden yapılandırılacak. Vergi ve vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı, gümrük vergileri, trafik, askerlik, nüfus, seçim, karayolu geçiş ücreti, RTÜK idari para cezaları, ile SGK ve belediyelerin alacakları yeniden yapılandırılmasından 60-70 milyar liralık bir tahsilat beklentisi bulunuyor. Gelir İdaresi Başkanlığı'na (GİB) yakın bir kaynak kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasının yanı sıra asıl gelir kalemlerinden birinin de matrah artırımı olduğuna dikkat çekiyor. Matrah artırımından da 30 milyar liraya yakın bir rakamın gelebileceği ifade ediliyor. Toplamda borç yapılandırmasından gelecek rakamın 100 milyar lirayı bulması bekleniyor. 2011 yılında çıkarılan 6111 sayılı yasa ile vergi ve prim borçlarına kapsamlı bir yapılandırma imkanı getirilmişti. 39.4 milyar liralık kamu borcu yeniden yapılandırılırken 26.4 milyar liralık da vergi geliri elde edilmişti. Varlık Barışı'nda paranın yıl sonuna kadar gelmesi gerekirken, borç yapılandırmasında taksitli seçeneğin tercih edilmesi halinde taksit ödemeleri 2018 yılına sarkabilecek. Varlık Barışı'na yastık altı birikimleri içeren yurtiçinin de dahil olmasıyla birlikte 100 milyar liranın üzerinde bir beyan beklediklerini aktaran üst düzey bir ekonomi yetkilisi, "Borç yapılandırmasından da oldukça umutluyuz. Geçmişteki örnekleri ve deneyimleri de göz önünde bulundurursak, hem vergi ve prim yapılandırması hem de matrah artırımından önemli miktarda gelir bekliyoruz. Mükelleflere önemli bir şans tanımış olduk. Bu sefer daha fazla başvuru yapılmasını bekliyoruz" dedi.
Star

Neden Düşmemeli?
Piyasalar darbe girişiminin ardından Türkiye'nin 'Baa3' ile 'yatırım yapılabilir' seviyedeki kredi notunu negatif izlemeye alan uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody's'e odaklandı. Türkiye'nin 'yatırım yapılabilir' statüsünü kaybedebileceği endişesiyle gözler, Moody's'in bugünkü değerlendirmesinde olacak. Ekonomistler, darbe girişiminin ardından piyasaların hızlı bir şekilde toparlanması dolayısıyla Moody's'ten herhangi olumsuz bir hamle beklemediklerini, 'pas geçme' ihtimalinin yüksek olduğunu kaydediyor. Odeabank Ekonomik Araştırma ve Stratejik Planlama Direktörü Ali Kırali, Moody's'in herhangi bir açıklama yapmayabileceği gibi kısa bir not ile turizm ve dış finansman ihtiyacı üzerindeki risklere dikkat çekebileceğini söyledi. Kırali, not indirimi kararının çok erken olduğunu belirterek, "Darbe girişiminin ardından finansal piyasalarda oynaklık ciddi biçimde arttı. Buna karşın TCMB'nin aldığı tedbirlerin de desteğiyle oynaklık belirgin biçimde azaldı. Hükümetin hızlı aksiyonlarıyla reel ekonomiye etkisi ve politik yansımasının sınırlı kaldı" dedi. İş Portföy Başekonomisti Nilüfer Sezgin, Moody's'in bu kadar kısa süre içerisinde karar vermelerinin kolay olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Moody's Türkiye ile ilgili karar alırken 3 noktada değerlendirme yapacağını belirtmişti. İlki, iç talepte uzun süreli bir yavaşlama olma ihtimaliydi. İkinci kriter dış finansman erişiminin kısıtlanmasıydı. Üçüncü kriter olarak Moody's, politika öngörülebilirliğinin azalması ile atalet oluşması ihtimalini değerlendireceklerini belirtmişti. Sonuç olarak, Moody's'in izlediği alanlardaki gelişmeler olumlu yönde oldu." Ziraat Yatırım Strateji Yöneticisi Bora Tamer Yılmaz da Moody's'ten bugün açıklama yapmasını beklemediğini ifade etti. Yılmaz, şöyle devam etti: "Türkiye'nin en güçlü yönü basiretli borç yönetimi. Türkiye benzeri pek çok ülkede popülist politikalar nedeniyle kamu borçları artıyor. Türkiye yüzde 85 borç çevirme oranıyla borçluluğunu azaltıyor. Böylece bütçe açığı da sadece gelişmekte olan ülkeler arasında değil, tüm dünyayla kıyaslandığında da en iyi seviyelerde. Kamu teşviklerine ve asgari ücret zammına rağmen Türkiye'nin bütçe açığı bu yıl yüzde 1.5 civarında kalacak.
Vatan

Zulümden Değil Sürümden Kazanın
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Oda ve Borsa Başkanları ile İstişare Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bankaların konut kredilerinde faiz oranlarını düşürmelerini istedi. Erdoğan, bu durumun inşaat sektörünü tetikleyeceğini dile getirerek, ellerindeki konutları bir an önce satma imkanını yakalayacaklarını vurğuladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Konut alımlarında özellikle devlet ve özel sektör bankaları lütfen şu faiz oranlarını yıllık şöyle 9'a doğru çekiversinler. Ya kaybetmezsiniz ya. Sinyaller geliyor. Şimdi asıl bu dönemdir aslolan. Burada eğer yıllık faiz oranlarını şöyle 10'un altında, tek haneli rakamlara, sanayicilerimiz için, rakam vermeyeyim, oranları çok daha aşağıya çekip sürümden kazanmalarını isteriz" dedi. "Hangi banka kendi öz sermayesi ile çalışıyor. Hepsi milletin parası ile çalışıyor" diyen Erdoğan, "Böyle bir adım var. Dolayısıyla, sürümden kazanın. Dünyaya bak, Japonya eksi faiz. Amerika'ya geliyorsun sıfır virgüllerle çalışıyor. Avrupa'ya geliyorsun, işte 1, 2. Bize ne oluyor arkadaş, 8.5, 9, 10 Komisyonlarını koyduğun zaman 15, 16, buralara gidiyor. Olmaz ya, bu zulümdür. Olmaz. Dün Emlak Konut'a sordum, 'Ne alemde' dedim. Verdiği cevap çok enteresandı. 'Şu anda yoğun bir konut satışımız var' dediler. 600 milyon girişi olan bir konut satışı yapmış. Biraz düşürünce kendinden de bazı indirimler yaptı ve hemen konut satışları patladı."
Vatan

DÜNYA

Avusturya: Türkiye İle Ab Müzakereleri Dursun
Avusturya Başbakanı Christian Kern, Türkiye'nin AB üyelik sürecini sona erdirmek istiyor. Kern, eylül ayındaki AB zirvesinde konuyu gündeme getireceğini açıkladı. Önceki gün "Türkiye'den ricacı değiliz. Türkiye'nin daha çok bize ihtiyacı var" diyerek sert mesajlar veren Avusturya Başbakanı Christian Kern, bu açıklamasını daha ileri götürdü. Avusturya televizyonu ORF'e konuşan Kern, "Türkiye'nin AB üyeliği sadece diplomatik bir kurgu. Türkiye üyelik için demokratik standartların çok gerisinde. Ben Türkiye'nin AB üyeliğini yıllarca, on yıllarca mümkün olmayan bir şey olarak görüyorum. Türkiye ekonomik olarak da AB'nin çok gerisinde" diye konuştu. Türkiye ile müzakerelere son verilmesini, 16 Eylül'de Brüksel'deki AB zirvesinde gündeme getireceğini söyleyen Avusturya Başbakanı Kern, AB ülkelerini Ankara'nın öfkesinden korkmamaya çağırdı. Kern, Türkiye'nin Avrupa'ya çok daha fazla ihtiyacı olduğunu savundu ve "Türk turizmi bize bağımlı. En büyük yatırımlar AB'den. Türkiye'nin ekonomik açıklarını AB finanse ediyor. Bunu unutmayalım" dedi. Önceki günkü açıklamasında Türklerden çok ölüm tehditleri aldığını anlatan Kern, bu tehditlerden yılmayacağını belirterek, "Türkiye'nin bize daha çok ihtiyacı var" demişti. Türkiye ile AB üyelik görüşmelerinin sonlandırılmasını isteyen Kern, bunun yerine işbirliğini geliştiren yeni bir taslak geliştirilmesini önerdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Avusturya'nın Wr.Neustadt kentinde Türk bayrağının asılmasının yasaklanmasını eleştirmesi üzerine iki ülke arasında tansiyon yükselmişti.
Hürriyet

'Avrupa Konseyi Olarak Her Türlü Desteğe Hazırız'
Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ı ziyaret eden Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, Türk toplumunun demokrasiye sahip çıkmasına övgüde bulunurken, "Darbe girişiminin kimin tarafından yapıldığını bilmek de çok önemli" ifadesini kullandı. "Batı'dan darbe gecesi beklediğimiz açıklamaların istediğimiz düzeyde olmayışından dolayı üzüntümüzü kendisine ilettik" diyen Bozdağ ise Avrupa Konseyi ile istişarelerin bundan sonra da devam edeceğini söyledi. Jagland da Türk kurumlarını desteklemek için geldiklerini söyleyerek, Türk halkını darbe girişimine karşı gösterdiği dirençten dolayı tebrik etti. Darbe girişimine ilişkin, "Delillerin sunulması da önemli hususlardan bir tanesi" diyen Jagland, darbe girişimi nedeniyle suçlananlara hukuki güvence sağlanmasının önemli olduğunu belirtti. Jagland, Türk toplumunun demokrasiye sahip çıkmasına da övgüde bulunarak, "Türk toplumunun tutumu çok önemliydi. Burada Türk kurumlarını desteklemek için bulunmaktayız. Ayrıca Türk halkının darbe girişimine karşı gösterdiği dirençten dolayı onları takdir etmek ve tebrik için bulunmaktayız" ifadelerini kullandı. Türk halkının hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi korumak için bir duruş sergilediğine dikkat çeken Jagland, "Avrupa Konseyi olarak her türlü desteğe hazırız" diye konuştu.
Milliyet

Türk Vekiller, Gülen İçin Dünya Turunda
Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ABD'ye giden TBMM heyeti Washington DC'deki görüşmelerini tamamlayarak New York'a geçti. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Taha Özhan, Washington'daki görüşmelerin ardından, "Özellikle son toplantılarda, yaşanabilecek riskler ve Fethullah Gülen'in iade sonucuyla ilgili daha ciddi görüşmeler oldu" dedi. Özhan, ABD yönetiminin sorunun ciddiyetini ABD medyası ve düşünce kuruluşlardan daha iyi anladığı ve meselenin ciddiyetinin farkında olduğunu söyledi. Özhan'ın yanı sıra TBMM heyetinde yer alan AK Parti Milletvekili Mahir Ünal, CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, MHP Milletvekili Kamil Aydın, Washington'da ABD Savunma Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı'nda görüşmelerde bulundu. CHP'li Salıcı, ABD'nin işbirliği yapacağını ve bunun sonucunda Türkiye'nin belgelerin sunulması konusunda hukuki süreçleri bir sıkıntı yaşamadan devam ettirmesi durumunda Washington yönetiminin itiraz edeceği bir konu kalmayacağını anlattı. Türkiye'nin belgelerin sunumuyla ilgili adımlarının başarıyla sonuçlanmasıyla konunun artık siyasi bir karar aşamasına geçeceğine işaret eden Salıcı, karar aşamasında daha fazla çalışmaları gerektiğini belirtti. TBMM heyetinin New York'taki Türk vatandaşlarıyla bir araya geldikleri belirtildi. Özhan, görüşmelerin tamamında ABD yönetiminin, isimlerinin Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile anılmasından duydukları rahatsızlığı defalarca dile getirdiğini söylerken, "Biz de her seferinde böylesi bir şekilde ABD'nin zikredilmesinin temelinde Gülen'in ABD'de yaşıyor olması olduğunu, komplo dünyasının bundan beslendiğini ve atacakları herhangi bir somut adımla bu yakıştırmaları hızla sona erdirebileceklerini kendileri söyledik" dedi.
Milliyet

St. Petersburg Gündemi Netleşti
Moskova ile Ankara arasındaki uçak krizinin ardından 9 Ağustos'ta St.Petersburg'da ilk kez yüzyüze görüşecek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hangi konu başlıklarını ele alacağı Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov tarafından açıklandı. Peskov, "Görüşmede nelerin ele alınacağını tahmin etmek kolay. Rus uçağıyla ilgili yaşanan trajediden önce Rusya ve Türkiye'yi ileri partnerlik ilişkileri birleştiriyordu. İki ülke arasında hem ekonomik ve ticari hem de yatırım işbirliğinde çalışmalar ile çok yoğun bir politik diyalog yürütülüyordu" dedi. "Bu nedenle görüşmede elbette, ilişkilerin nasıl, ne hızla ve hangi aşamalarla restore edileceği konusunda ciddi bir görüş alışverişi yapılacak. Bunun dışında ekonomik faaliyetlerle ilgili meseleler de var" ifadelerini kullanan Peskov, "Ayrıca liderlerin, Suriye dahil bölgesel problemler konusunda ayrıntılı bir görüş alışverişi yapacağını da söyleyebiliriz" diye ekledi.
Vatan

Ve Kerry Türkiye Yolcusu
Fethullah Gülen'in iadesi için Washington yönetimi nezdindeki baskısını yoğunlaştıran Türkiye, Ağustos ayı sonunda ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'yi ağırlayacak. Bu ay içinde ABD'den Türkiye'ye üst düzey bir ismin Ankara'ya geleceğini ilk olarak Başbakan Binali Yıldırım açıklamış, "Gelip görsünler" demişti. Bu açıklamanın ardından diplomatik kaynaklar, ziyaretin 21 Ağustos veya sonrası gerçekleşmesi üzerinde durulduğunu kaydederken gelecek ismin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Kerry ikilisinden Kerry olacağını netleştirdi. ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford bu hafta başında Ankara'yı ziyaret etmişti. 15 Temmuz darbe girişimi gecesi savaş uçaklarıyla bombalanan Meclis'i de ziyaret eden Dunford, Ankara'daki ilişkilerin yapacı olduğunu söylemişti.
Vatan

Washıngton'a 85 Kutu Kanıt
Washington Post gazetesi, Ankara'nın ABD'yi Fethullah Gülen'in iadesine ikna etmek için 85 kutu belge gönderdiğini yazdı. Gülen ve lideri olduğu FETÖ'ye ilişkin uzun bir makale yayınlayan gazenin "77 yaşında, sağlığı bozuk, Pensilvanya'da yaşıyor ve Türkiye'ye göre darbenin beyni" başlığını attığı habere göre Amerikan Adalet Bakanlığı'nda bir ekip, Türkiye'den gelen 85 kutu belgeyi incelemeye aldı. Belgelerin, FETÖ mensuplarının, yargı, polis ve ordunun darbeci girişimi dahil Türk toplumunun her alanına nasıl sızdığını gösterdiği söyleniyor. İade başvurusu konusunda Adalet Bakanlığı'nın yaptığı inceleme, sürecin ikinci aşaması. İlk aşama Dışişleri Bakanlığı Adli Müşavirliği'nin incelemesi. Adalet Bakanlığı'ndaki incelemede, belgeler dikkate alınmaya değer bulunursa, üçüncü aşamaya geçilecek. Bu aşamada Bakanlık, iddianame hazırlamak üzere bir federal savcı görevlendirecek. Haberde ABD'li yetkililerin, 1999'da ABD'ye gelen Gülen'i geri göndermek için uzun süre uğraştığı, sonrasında ise hiçbir politik girişim olmaksızın Gülen'e yeşil kart verildiği anlatılıyor. Yazıda Gülen'in dünya çapında bilinen 'Hizmet Hareketi'nin köklerinin de aynı ABD'de atıldığı belirtiliyor. Gazete, FETÖ'ye ait bazı okullarda sorunlar yaşandığı, usulsüzlük ve dolandırıcılık iddialarının ortaya atıldığını hatırlattı. Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dedektiflerinin Gülen okullarıyla ilgili geçmiş yıllarda pek çok soruşturma başlattığı, ancak bunlardan neredeyse tamamının sonuçsuz kaldığı kaydedildi. Cemaat üyelerinin Beyaz Saray'da verilen yemek davetlerine katıldığını ve hükümet yetkililerini konferanslarda, törenlerde ağırladıklarını aktaran gazete, son yıllarda Gülen hareketine bağlı kişiler ve organizasyonların politikacılara yüz binlerce dolarlık bağış yaptığı da belirtiliyor. Bağış yapılan isimler arasında Başkan adayı Hillary Clinton, eski Beyaz Saray sözcüsü John Boehner, eski Teksas valisi ve başkan aday Rick Perry gibi pek çok politikacı bulunuyor. Öte yandan, Washington Post'un elde ettiği bilgilere göre; 2007 yılından beri Gülen hareketiyle bağlantısı olan 10'dan fazla organizasyon 289 kongre gezisine sponsor oldu, bunların yarısı Türkiye'ye düzenlenen gezilerdi.
Vatan

POLİTİKA

 Geri Dönülmez Hasar Yaratabilir
Başbakan Binali Yıldırım'ın, CHP ziyaretinde Kemal Kılıçdaroğlu, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ilgili kaygılarını dile getirmiş, Yıldırım ise talepleri yazılı istemişti. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, kaygılarını yazılı olarak iletti. CHP lideri, mektubunda, "Demokrasilerde devletin temel kurumlarının yapılandırılması, ortak akıl ve parlamento iradesi ile gerçekleştirilmektedir. Bu düzenlemelerin olağanüstü hal psikolojisiyle yapılmasının ilerde daha büyük sorunlara yol açtığı malumunuzdur. Geçici dönemlerin olağanüstü yöntemleri ile kalıcı düzenlemeler yapılmasının devlette derin kırılmalar ve geri dönülmez hasarlar yaratabileceği düşünülmektedir" dedi. Mektupta, "669 sayılı KHK ile TSK gibi çok önemli bir kurum olağanüstü hal süresini de aşacak şekilde yeniden düzenlenmektedir. Bu yapılandırmanın titiz bir çalışma, ortak akıl ve kanun yoluyla yapılmasının yaşamsal öneme sahip olduğu çok açıktır" diyen Kılıçdaroğlu eklediği üç sayfalık bilgi notunda da itirazlarını tek tek sıraladı. Kılıçdaroğlu itirazlarını şöyle iletti: "KHK'nın Anayasaya aykırılığının ileri sürülememesi bu yetkinin sınırsız olduğu anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre olağanüstü hallerde çıkarılan KHK'ler; OHAL bölgesinde uygulanmak üzere yer unsuruyla, OHAL süresince uygulanmak üzere zaman unsuruyla, OHAL'in gerekli kıldığı konularda olmak üzere konu unsuruyla ve kanunlarda değişiklik yapamamak şeklinde kapsam unsuruyla sınırlıdır. Anayasa Mahkemesi'ne göre, olağanüstü halin yürürlük süresini aşan düzenlemeler, olağanüstü KHK ile yapılamaz. Olağanüstü hal kapsamında düzenlenmesi zorunlu olan bir konu bir kanun tarafından düzenlenen alana aitse, KHK'de ancak olağanüstü hal sürecince kanunun bu hükmünün uygulanmayacağı veya getirilen hükmün KHK yürürlükte kaldığı sürecek uygulanacağının açıkça belirtilmesi gerekir. 669 Sayılı KHK ile zaman, konu ve kapsam yönünden yetki aşılmıştır."
Hürriyet

"Yakınınız Da Olsa Adalete Teslim Edin"
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Millete kurşun sıkanı nasıl affetmiyorsak o kurşunu finanse edeni de affetmeyeceğiz. İçinizde veya çevrenizde hâlâ bu gafletten uyanamayan varsa müsamahayı, merhameti, hüsnü niyeti bir kenara bırakın. Derhal onları adalete teslim edin" dedi. Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen 'Oda ve Borsa Başkanları ile İstişare Toplantısı'nda özetle şunları söyledi: "Onlar kendilerini dünya vatandaşı sayıyorlar. Örgütlendikleri 160 ülkenin tamamını da güya vatan kabul ediyorlar. Oraları ele geçireceklerini söyleyecek kadar özgüven sergilemeye çalışıyorlar. Amerika'yı da ele geçirecekler ha! Öyle diyorlar ve bunu da oraya yerleşmek suretiyle, işte bak, oradan bu işi yönetiyoruz. Hava bu. Bu bakımdan sadece itikadi olarak değil milli olarak da sapkın bir örgütle karşı karşıyayız. Daha noktayı koymuş değiliz, bu bir virgüldür. Rehavet yok, gevşemek yok. FETÖ'ye aktarılan her kuruş, bu millete sıkılmak üzere namluya sürülmüş bir mermidir. Millete kurşun sıkanı nasıl affetmiyorsak o kurşunu finanse edeni de affetmeyeceğiz. Geldiğimiz yer itibariyle bu yapının her okulu, her dershanesi, her evi birer terör yuvası, her şirketi, derneği, vakfı birer terör organizasyonudur. Burada benim işadamlarımızdan özel ricam var. İçinizde veya çevrenizde hâlâ bu gafletten uyanamayan varsa müsamahayı, merhameti, hüsnü niyeti bir kenara bırakın. Derhal onları adalete teslim edin. Bu yakınınız da olabilir. Çünkü bu süreç içinde ne yazık kardeşi, oğlu var savunuyor. Bizim de burada hassas olmamız lazım. Pazar günü İstanbul Yenikapı Meydanı'nda Demokrasi ve Şehitler Mitingi düzenleyeceğiz. Bütün milletimiz buna davetli, parti, şu, bu ayrımı yapmaksızın. Demokrasi ve Şehitler Mitingi olduğu için bu anlamlı. Oraya Türk bayrağından başka bayrak asla gelmesin istedik. Şu ana kadar sayın Bahçeli'nin bu davete icabeti haberini aldık. Ben tabii aslında sayın Kılıçdaroğlu'nun da orada olmasını istiyorum. Onlar da bir heyetle katılacaklarını şu anda açıklamış durumdalar. Bu adamlar maşadır, çünkü yaptıkları işlerin kahir ekseriyeti başka birilerine, üst akla hizmet etmeye yöneliktir. Yoksa o Pensilvanya'daki üst akıl değil, o kadar kafası çalışmaz. Üst akıl başka, ne demek istediğimi herhalde anlıyorsunuz. Yaşananlardan ders almadıkları gibi şimdi de '14 Ağustos'u bekleyin' diyorlar. Biz namert değiliz, biz mertiz mert. Attıkları her adım onları içinde bulundukları foseptik çukurunda biraz daha aşağıya çekiyor ve daha da çekecek. Milletimiz onların boylarının ölçüsünü aldı, ölçtük, boyları ne kadar, belli. Artık ne yapsalar, ne söyleseler, ne tehditler savursalar boş. Şimdi çıkıyorlar utanmadan, güya önünde de bakıyorsun bir kariyeri var, 'O bize şah damarından daha yakın' diyor. Kim için diyor? Pensilvanya'daki için. Be dangalak, be şarlatan, Allah ayetinde ne buyuruyor, 'Ben size şah damarınızdan daha yakınım' diyor. Bize şah damarından yakın olan Rabbimizdir, başka kimse yok. Sözde kitaplar yazıyormuş. Artık ne tür intihaller yapıldığını bilemem ama çok intihaller olduğu belli. Diyanet İşleri Başkanımıza da bir ara söyledim. 'Bunun sözde eserlerini Din İşleri Yüksek Kurulumuza verin de bunları şöyle A'da Z'ye incelesinler. Bu kitapların içerisinde, dinimizle bağdaşmayan ifadeler var. Ve ondan sonra da FETÖ'nün Günah Galerisi diye bir kitabı siz yayınlayın.' Bunu bekliyoruz."
Hürriyet

SPOR

UEFA Finansal Fair Play Kriterleri'ne uymadığı için Avrupa'dan 1 yıl men cezası alan Galatasaray, bazı futbolcuları göndermek istiyor ama "Her şey para" diyen yıldızlar oynamadan kazanmakta kararlı. Sarı-Kırmızılılar'da Teknik Direktör Riekerink'in yeni sezonda kadroda düşünmediği yüksek maliyetli oyuncular bu yüzden gelen teklifleri elinin tersiyle geriye çeviriyor. Olcan Adın: Trabzon'dan 4 milyon euroya alındı, 1.7 milyon euroya oynuyor. Tarık Çamdal: Eskişehir'den 4 milyon 750 bin euroya alındı, bu yıl 1.4 milyon euro alacak. Donk: 2.5 milyon euroya geldi. 1.5 milyon euro ödeniyor. Umut Bulut: 2.7 milyon euroya geldi, yıllık 1 milyon 800 bin euro alıyor. G.Saray bonservislerine toplam 14 milyon euro ödediği 4 futbolcuyu başka bir takıma gönderemezse kasasından 6 milyon 4 bin euro daha çıkacak. Sarı-Kırmızılılar, Çağlar Birinci, Yekta Kurtuluş, Sercan Yıldırım, Yiğit Gökoğlan ve Dany'yle birlikte 9 futbolcuya 40 milyon euro ödedi, sadece 3'ünden verim aldı.
Star

Beşiktaş, Milan'dan aldığı teklif sonrası ayrılmak istediğini belirten Jose Sosa'nın yerine oyuncu buldu. Siyah-Beyazlılar, Arjantinli futbolcunun takımda kalıp kalmayacağının belirsiz olması nedeniyle gizli yürüttüğü arayışlarda Leicester City'de forma giyen Gökhan İnler'de karar kıldı. Yönetimin, geçen sezon Premier Lig'de tarihi bir şampiyonluk kazanan İngiliz ekibinde kalmayacak olan Türk asıllı İsviçreli futbolcuyla prensip anlaşmasına vardığı ortaya çıktı. Gökhan'ı bir süre önce Londra'ya giden Başkan Fikret Orman'ın ikna ettiği belirtildi. Orman, Ada'da Leicester'la da görüşürken, İngiliz kulübünün 2 yıl daha sözleşmesi bulunan 32 yaşındaki Gökhan İnler'in bonservisi için Beşiktaş'a kolaylık yapacağı öğrenildi. 2015'te Napoli'den 7 milyon euroya Leicester'a giden yıldız futbolcunun maliyetinin 5 milyon civarında olduğu bildirildi. Bu arada Blick gazetesi, Kubilay Türkyılmaz'ın da Gökhan'a "Beşiktaş'a git" tavsiyesinde bulunduğunu yazdı.
Star

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne bir kez daha erken veda ederken, faturanın çıkartıldığı adres Teknik Direktör Vitor Pereira oldu. İstanbul'da 2-1 kazanılan ilk maçta sahaya sürdüğü 11 ve uyguladığı taktik genelde geçer not alan Portekizli çalıştırıcı, cezasının sona ermesiyle kulübedeki yerini aldığı Monaco'daki rövanş karşılaşmasında ise tam anlamıyla sınıfta kaldı. Pereira karşılaşmaya İstanbul'daki 11 ve aynı sistemle rövanş mücadelesine başladı. Tüm planlarını ilk dakikalarda gol yememek üzerine kuran Sarı-Lacivertliler'in çalıştırıcısı daha 3. dakikada gelen golden sonra gerekli reaksiyonu gösteremedi. Hemen ardından 18. dakikada skor 2-0 olurken, 3'lü savunma ile oyuna devam edemeyeceğini göremeyen Pereira, ilk yarı bitmeden oyundan çıkan Kjaer'in yerine Mehmet Topal'ı oyuna dahil etti. Asıl mevkisi ön libero olan ve Euro 2016'da 4'lü savunmanın göbeğinde oynayan Mehmet bu kez 3'lü savunmanın göbeğinde yer alırken, defansa çare olamadı. Pereira oyuncu değişikliklerinde de çok geç kaldı. Fener sadece ikinci yarının ilk dakikalarında oyunda hakim olurken, 2-1'lik skoru yakaladıktan sonra Pereira değişiklik yapmadı. Skor 3-1 olduktan ve iş işten geçtikten sonra Stoch ve Aatıf şans bulurken, turu getirecek golü atamadılar.
Star

RİO'nun ev sahipliği yaptığı dünyanın en büyük spor organizasyonu olimpiyatlar bu gece 02.00'deki törenle başlayacak. 21 Ağustos'ta sona erecek olan spor şölenine 206 ülkeden 11 binden fazla sporcu katılacak. Toplam 28 branşta düzenlenen oyunlarda Türkiye 21 branşta 103 sporcuyla madalya mücadelesi verecek. Toplamda ise 2 bin 488 (812 altın, 812 gümüş, 864 bronz) madalya verilecek. Olimpiyatta Türkiye'nin en büyük madalya umutları ise güreşte Rıza Kayaalp, Taha Akgül, Selçuk Çebi, Cenk İldem, Soner Demirtaş, atletizmde Ali Kaya, Tarık Langat Akdağ, Jak Ali Harvey, Jasmani Capello Escobar, Yasemin Can, İlhami Tanui Özbilen, Polat Kemboi Arıkan, Aras Kaya, Meryem Akdağ, halterde Daniyar İsmayilov, tekvandoda Servet Tazegül, Nur Tatar ve yüzmede Viktorya Zeynep Güneş olacak. Güney Amerika kıtasının ilk kez ev sahipliği yaptığı olimpiyatta golf 112, rugby ise 92 yıl sonra yer alacak. Yarışmalar 37 tesiste gerçekleştirilecek. Bilet fiyatları 40 ile 4 bin 600 real (12 ile bin 420 dolar) arasında değişen fiyatlardan satılırken, toplam 7.5 milyon bilet satışa çıktı. 12 milyar dolar bütçenin harcandığı oyunları tüm dünyadan 3.5 milyar insan takip edecek.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme