7 Ağustos 2016 Pazar

07.08.2016 Genel Gündem



07.08.2016

GÜNDEM

İade-İ İtibar İstiyoruz
Askeri okullardan atılan öğrenciler olarak seslerini duyurmak için Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) Ayrılan ve Atılan Öğrenciler Platformu, dün seslerini duyurmak için eş zamanlı eylemler düzenledi. İstanbul'daki eylemin adresi Taksim Tünel'di. Akşam saatlerinde Tünel'de toplanan mağdurlar, yürüyüş düzenledi. Grup adına yapılan ortak açıklamada şöyle denildi: "Bizler 2006–2013 yılları arasında FETÖ/PDY mensupları tarafından Harp Okulları'ndan, Askeri Liseler'den ve Astsubay Okulları'ndan çeşitli sebeplerle atılan veya ayrılmak zorunda bırakılan 2 bin 500'e yakın öğrenciyiz. Söz konusu yıllar arasında tarafımıza sistematik baskı, fiziksel ve psikolojik işkenceler yapan subayların bu hain darbe girişimine aktif olarak katıldıklarını gördük. Devletimizin bu büyük mağduriyetimize kayıtsız kalmayacağına inanıyoruz. Üniformalı hainlerin yargılanması ile iade-i itibarımızın sağlanmasını istiyoruz." Askeri okullardan atılan öğrenciler olarak seslerini duyurmak için Türk Silahlı Kuvetleri'nden Ayrılan ve Atılan Öğrenciler Platformu'nu kurduklarını söyleyen Hakan Ekşi askeri okulda maruz kaldığı baskıyı şöyle anlattı: "4 Ağustos 2011'de Kara Harp Okulu'na teslim oldum. İlk gün bizi iki gruba ayırdılar. İlk grup kıyafetlerini alıp okulu gezerken, biz bir amfiye götürüldük. Orada saatlerce şınav çekip koştuk. Burada bize hiç su içirmediler. Amfinin içerisi çok sıcaktı. Bazı arkadaşlarımız çok kötü oldu. O gün okuldan ayrılanlar oldu. Başımızda duran komutanlarımız arkadaşlarımız için, 'En iyisini yapıyorlar. Bir gün siz de gideceksiniz' diyordu. Gece dörde kadar eğitim adı altında baskıya maruz kaldık. İkinci gün aynı şekilde devam etti. Bir arkadaşımız bize yapılan baskıya dayanamayarak bayıldı. Başımızda bulunan komutanımız arkadaşımızın ağzına bir şişe suyu bir anda boşalttı. Arkadaşımız neredeyse boğulacaktı. Üçüncü gün İzmir Menteş Kampına doğru trenle yola çıktık. Yolculuk boyunca nöbet tutuğumuz için hiç uyuyamadım. Kampa geldiğimizde ilk grup çadırlara yerleşirken biz öğlen sıcağında taşların üzerinde şınav pozisyonunda bekledik. Ellerimiz yanmasın diye avucumuzun içine tükürüyorduk. Bu şekilde tam 5 saat bekledik. Ertesi gün sıcak asfaltta süründük, şınav çektik, yatıp kalktık. Yanmış ellerimizle dikenlerin arasında süründük. Fiziksel baskının yanında psikolojik baskı da uyguluyorlardı. 'Sizlerden subay olmaz. Gidin dışarıda limon satın' diyorlardı. Artık dayanamayacağımı anlayıp babamı aradım. Babam bölük komutanımızla konuştu. Komutanımız yaşadıklarımı görmediğini söyledi. Beşinci günün sonunda okulu bıraktım. Benim gibi 2 bin 500'e yakın öğrenci ya okuldan atıldı veya okulu bırakmak zorunda kaldı. Haksızlığa uğramamıza rağmen yüklü tazminatlar ödedik. Darbeden sonra FETÖ mağduru olan öğrenciler olarak bir araya geldik. Hakkımızı arıyoruz."
Hürriyet


Türkiye Darbeye Karşı Tek Yürek
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla organize edilen "Demokrasi ve Şehitler Mitingi", bugün Yenikapı Miting Alanı'nda gerçekleştirilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de katılacağı tarihi miting için meydan, 3.5 milyon katılımcıya hizmet verecek şekilde hazırlandı. 'Darbeye karşı ortak ses' sloganıyla düzenlenecek olan 'Demokrasi ve Şehitler Mitingi' saat 17.00'de başlayacak. Mitinge gelenler 3 ana giriş kapısından alana alınacak. Karayolu ile gelenler Kazlıçeşme girişi yönünden, Marmaray'la gelenler için Marmaray yönünden, deniz yolu ile gelenler ise deniz tarafından alana girecek. Katılımcılar 165 metal dedektörlü kapı ve 22 X-ray cihazından geçerek meydana girecek. Yenikapı'da polis hariç, temizlik, malzeme dağıtımı, alan hazırlıkları, teknik ekip, organizasyon ekibi olmak üzere 13 bin kişi görev alacak. Mitinge gelecek vatandaşlar için her şey düşünüldü. Katılımcılar için 1.5 milyon şapka, 2.5 milyon sopalı Türk bayrağı ve 5 milyon şişe su hazırlandı. Mevcut tuvaletlere ek 150 adet mobil tuvalet yerleştirildi. Alanın değişik yerlerine Türk bayraklarının yanı sıra üzerinde "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" yazan flamalar da asılırken güvenlik amacıyla polis barikatları da dizildi. Alanda 102 kara ambulansı, 1 deniz ambulansı, 1 helikopter ambulans ve 20 itfaiye aracı ile 728 sağlık personeli de görev yapacak. Alana ayrıca 60 metre genişliğinde, 16 metre yüksekliğinde sahne ile 1 milyon watt gücünde ses sistemi de kuruldu. Sistem, 300 kişilik ekibin çalışmasıyla hazırlandı. 20 adet ses sistemi kulesinden oluşan sistemle 1.5 kilometre mesafeye ses iletimi sağlanabilecek. Ses sistemi, 22 adet LED ekran ve arama noktalarındaki kapıların enerji ihtiyacı 54 adet jeneratör ile sağlanacak. Ses ve görüntü aktarmaları kurulacak vinçler üzerine çekilecek çelik halatlarla yapılacak. Bu amaçla 6 bin metre halat çekildi. Görüntü aktarma 5 bin metre fiber hatla sağlanacak. Sahnenin üzerinde Türk bayrağı ile kenarlarına, üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsunun hemen altında "Zafer demokrasinin, meydan milletindir" yazısı bulunan dev pankart asıldı.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 129,0524-129,3686  
ABD Doları 3,0027-3,0092/ Euro3,3309-3,3374/ İngilizSterlini 3,9233-3,9233  

Bddk'dan Enerji Kredilerine Yenileme
Bankalarca enerji sektöründe kullanılmak üzere verilen krediler ve diğer alacaklar yıl sonuna kadar en fazla iki defa yeni sözleşme koşullarına bağlanabilecek. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), enerji sektörüne yönelik kredilere ilişkin yıl sonuna kadar uygulanacak hükümleri belirledi. BDDK'nın ilgili yönetmeliği, Resmi Gazete'nin önceki günkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmeliğe, enerji sektörüne yönelik kullandırılan kredilere ilişkin 31 Aralık 2016'ya kadar uygulanacak hükümleri kapsayan geçici bir madde eklendi. Maddeye göre, bankalarca enerji sektörü için kullandırılan ve ikinci grupta sınıflandırılan kredi ile diğer alacaklar, iki defayla sınırlı olmak üzere yeni sözleşme koşullarına bağlanabilecek. Yeni sözleşme koşullarına bağlanan kredi ve diğer alacaklar, toplam alacak tutarının yüzde 10'unun geri ödenmesi koşuluyla birinci grup kredi ve diğer alacaklar içerisinde yeniden sınıflandırılabilecek. Bu krediler için ilgili grup itibarıyla öngörülen oranlarda özel karşılık ayrılması bankaların ihtiyarında olacak. Söz konusu kredilere ve diğer alacaklara ilişkin bankaya olan ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin geçici likidite sıkıntısından kaynaklanması halinde, borçluya likidite gücü kazandırmak ve banka alacağının tahsilini sağlamak amacıyla gecikmiş faizler de dahil olmak üzere, kredi ve diğer alacaklar gerektiğinde ilave kredi açılmak suretiyle üç defayla sınırlı olmak üzere yeniden yapılandırılabilecek ya da yeni bir itfa planına bağlanabilecek.
Hürriyet

İlk 7 Ayda 97.7 Milyon Yolcu Uçtu
Havayolu ile seyahat edenlerin sayısı temmuzda yaklaşık 17 milyon, yılın 7 ayında ise 97.7 milyon olarak belirlendi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, bu yılın temmuz ayına ilişkin havayolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı. Buna göre, geçen ay Türkiye genelinde havalimanlarından hizmet alan yolcu sayısı, 15 Temmuz darbe girişiminin de olumsuz etkisiyle, yıllık bazda yüzde 16.1 azalarak, 17 milyon 28 bin 572 oldu. 7 aylık dönemdeki yolcu sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.9 azalışla 97 milyon 696 bin 161 olarak kayıtlara geçti. Havalimanlarının toplam uçak trafiği, iç hatlarda 75 bin 732, dış hatlarda ise 60 bin 254 oldu. Söz konusu dönemde uçak trafiği toplamda yüzde 10.8 azaldı ve 135 bin 986 olarak belirlendi. Türkiye hava sahasından geçen ay, yıllık bazda yüzde 5.4 artışla 36 bin 117 üst geçiş (overflight) trafiği gerçekleşti. Temmuzda, iç hat yolcu sayısı 9 milyon 243 bin 177, dış hat yolcu sayısı ise 7 milyon 750 bin 742 olarak kaydedildi. Böylece söz konusu ayda direkt transitler dahil yolcu sayısı 17 milyon 28 bin 572 oldu.
Hürriyet

'Fetö'cü Şirketlerin Listesi Elimizde
Başbakan Binali Yıldırım 26 Ağustos'ta açılışı yapılacak Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nde yaptığı incelemelerin ardından önemli açıklamalarda bulundu. Fetullahçı Terör Örgütü ile (FETÖ) alışveriş yapan, bunlara destek olan, bunlarla iç içe gelip, bunların suçlarına ortak olanları tek tek bildiklerini ifade eden Başbakan Yıldırım, "Bunların sayısı da çok değil. Dolayısıyla işini namusuyla yapan, bu karışık işlere bulaşmamış, ama hasbelkader onlara mal vermiş, iş yapmış, iş adamlarımız, esnafımız, tüccarımızın endişe etmesine gerek yok. Biz bir sürek avına çıkmadık. Biz canımızı yakan, 239 tane şehidimizi verdiğimiz, bu hain darbeyi yapmaya çalışan FETÖ terör örgütünün mensuplarıyla ilgileniyoruz" dedi. Bunun dışındaki vatandaşların endişe etmesine gerek olmadığını belirten Yıldırım, "Burada kimler var, asker içinde asker elbisesi giymiş teröristler var. Rütbeli teröristler, rütbesiz terörist haline geldiler. Polis içinde hainler var, bürokrasi içinde, yargı içinde. Bütün bunlar tek tek belli. Hepsi tespit ediliyor, gereği yapılıyor. İş aleminde de var. Onları da biliyoruz. Onlarla ilgili bir tereddüdümüz yok. Bunların terör örgütüne finans sağlamak için ne kadar yanlış, ne kadar karışık işler içine girdiklerini biliyoruz. Elimizde liste var. Bu terör örgütünün finans ayağını oluşturan, iş alemindeki temsilcileri belli. Bunlara yoğunlaşılacak. Türkiye'de 700 binin üzerinde firma var. Bunların sayısı çok az, öyle binler bile ifade edilmiyor. O yüzden iş aleminin tedirgin olmasını gerektirecek bir şey yok. Yaşın yanında kuru da yanmayacak" dedi. Ekonominin dimdik ayakta olduğuna vurgu yapan Başbakan Yıldırım, "Darbe sadece ekonomimizde şöyle bir etki yaptı; Rusya ile uçak krizi olduğu zaman ekonomik göstergelerde ne kadar değişim olduysa o kadar değişim oldu. Dolayısıyla Türk ekonomisi, bankacılık sistemi, bu çok büyük hainliği hiç tınmadı bile, tıkır tıkır bütün sistem çalıştı" diye konuştu.
Hürriyet

Moody's'ten Darbecilere Tokat
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimden sonra Türkiye'nin kredi notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P'nin (Standard & Poor's) ardından gözler Türkiye'yi 'yatırım yapılabilir' seviye olan Baa3'le derecelendiren Moody's'e çevrilmişti. Kuruluş, ekonomi yönetiminin de görüşlerine paralel olarak Türkiye'nin notunu cuma akşamı teyit ettiğini açıkladı. Uzmanlar, kararla birlikte borsada yükseliş, döviz kurlarında da aşağı yönlü hareket olacağını belirtirken, kararın darbecilere verilmiş en güzel cevap olduğuna dikkat çekti. Birçok reyting kuruluşu darbe girişiminin hemen ardından yapılacak değerlendirmenin sağlıklı olmadığını söylemesine rağmen S&P'nin manidar bir şekilde not düşürdüğüne dikkat çeken Odak Döviz Kıymetli Madenler Anonim Şirketi Genel Müdürü Bilal Doğan, "S&P ön yargılı, objektif olmayan bir yaklaşımla hiç de adil olmayan bir şekilde Türkiye'nin kredi notunu düşürdü. Ancak Moody's gördüğünüz gibi kredi notunu değiştirmeyerek, 'yatırım yapılabilir' konumunu koruduğunu teyit etti. Bu aslında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım'ın daha önce ifade ettikleri gibi FETÖ ve üniformalı çetelerine ve bunların dışardan destekçilerine verilmiş en güzel cevaptır. Bu darbecilere, darbe heveslilerine vatan hainlerine vurulmuş en büyük tokattır" dedi. Moody's'in bu kararıyla mevcutta zaten devam eden yatırımların katlanarak süreceğini dile getiren Doğan, "Yatırımlar hız kesmeden artarak devam edecek. Kararla birlikte borsanın yükseleceğini, döviz kurlarının aşağı hareket edeceğini şimdiden söyleyebiliriz. İlk mesai gününde borsada yükseliş, döviz kurlarında düşüş bekliyoruz. Öte yandan petrol fiyatlarındaki düşüşün de ekonomik istikrarı destekleyeceğini söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.
Türkiye

Borsada Fırsat Günleri
Borsa İstanbul, 15 Temmuz sonrasında yaşanan dalgalanmayla hâlâ 82.825 seviyesinin yüzde 8 altında bulunuyor. BİST 100 Endeksi 82.825'ten 70 binlere geriledikten sonra 76 binlere yeninden tırmandı ancak hisselerdeki kayıplar henüz telafi edilmiş değil. Türkiye'nin en büyük banka ve holdingleri defter değerinin altında işlem görüyor. Avrupa'nın en iyi havayolu şirketi seçilen Türk Hava Yolları yüzde 56 oranındaki piyasa değeri ile işlem görüyor. 21 milyar TL olan Halkbank'ın piyasa değeri yarısına geriledi. BİST 30 Endeksi'nde ağırlığı yüksek 11 hisse, defter değerinin altına kayınca Borsa İstanbul'un da toparlanması güç oldu. Geçmiş istatistikler hisse senetlerinin defter değerlerinin altında işlem görmelerinin geçici bir durum olduğunu gösteriyor. Bu nedenle darbe girişimi sonrasında normalleşme sürecinde bu hisselerde hızlı fiyat hareketleri görülebilir. Borsada darbe girişimi sonrası yapılan yabancı satışının durulması toparlanma için önemli. Moody's'in not kararı sonrasında daha olumlu bir seyir görebiliriz. 15 Temmuz'da borsada yüzde 63.48 seviyesinde olan borsadaki yabancı payı 4 Ağustos'ta yüzde 62.80 seviyesine geriledi. Bu süreçte endeks, 10 bin puanlık düşüşün ardından 6 bin puanlık tepki çıkışına rağmen toparlanamadı. Yerli yatırımcılardan alım gelse dahi yabancıların sürekli satış tarafında olmaları, yukarı hareketlerin de zayıf kalmasına neden oldu. Ancak önümüzdeki günlerde risk iştahının arttığını görebileceğiz. BİST 100 Endeksi'nde direnç seviyeleri 78.300- 80.00 seviyelerinde bulunurken güçlü destekler 75.500 ve 75.000 seviyelerinde.
Milliyet

5 Bin Tonluk Yastık Altı Bir Efsane Mi?..
Türkiye'de yastık altında 225 milyar dolar değerinde 5 bin ton altın bulunduğu tahmin edilirken, 2011'den bu yana ekonomiye kazandırılan altın miktarı 60 tonda kaldı. Kampanyalara rağmen sisteme sokulan altın miktarının çok düşük kalması "Acaba Türk halkının elinde tuttuğu altın miktarı ile ilgili yapılan 5 bin tonluk tahminler abartılı mı" sorusunu da gündeme getirdi. Türkiye'de hükümetin desteğiyle bir yandan az olan tasarrufların artırılmasına yönelik projeler geliştirilirken, bir taraftan da yastık altında bulunan yatırımların ekonomiye kazandırılması için çalışmalar başlatılmıştı. Bu kapsamda 2010 yılından bu yana hurda altının ekonomiye kazandırılması için bankalar "Altın Günleri" uygulamasıyla yastık altındaki altınları ekonomiye kazandırmaya çalışıyor. Bankaların şu ana kadar topladığı altının parasal değeri sadece 2.5 milyar dolarda kaldı. İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Genel Müdürü ve CEO'su Ayşen Esen, Türk halkının yılardır ilk tercih olarak altına yatırım yaptığını ve bu altınları genelde ekonomik sistemin dışında sakladığını söyledi. Esen, yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması aşamasında mekanizmanın tam işlemediğini, halkın yeterince teşvik edilmediğini dile getirdi. Esen, Türkiye'de yastık altında olduğu tahmin edilen altın miktarının 5 bin ton ve bunun değerinin yaklaşık 225 milyar dolar olduğu bilgisini vererek şunları kaydetti: "Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkemizde her yıl ortalama 600 bin düğün yapılmaktadır. Bu düğünlerde ortalama 200 gram altın takıldığını düşündüğümüzde her yıl 5 milyar dolar değerinde 120 ton altının sadece düğünler nedeniyle yastık altına gittiğini söyleyebiliriz. Yastık altındaki altınların değeri cari fiyatlarla yaklaşık 225 milyar dolar. Bu rakam Gayrisafi Yurt içi Hasılamızın yaklaşık yüzde 30'una, bankalardaki toplam mevduatın da yüzde 50'sine karşılık gelmekte. Bu rakamın henüz yaklaşık yüzde 1'lik kısmı bankalar kanalıyla ekonomiye kazandırılmıştır. Bu rakamın yüzde 20'lere çıkarılmasıyla kayıt altına alınan tasarruf miktarı 50 milyar dolar artacaktır."
Vatan

Zeybekci'den 'Ekonomiye Kalkışma' Uyarısı
Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplandı. Toplantıya katılan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, darbe girişimi sonrasında olumsuz bazı şeyleri tetikleyici her kim ne adım atarsa, onları da günü geldiğinde ihanet çetesinin sebep olduğu darbe gibi ekonomiyle ilgili adım olarak algılayacaklarını vurgulayarak, "Onu da herkes bilsin. Yani ekonomiye bir kalkışma olarak algılarız. Böyle bir dikkat ve hassasiyet içindeyiz" dedi. Tanıtım atağını da duyuran Zeybekci, "Biz bizi anlatmayalım, bizi bilen dostlarımız kendi yaşadıkları tecrübeleri yalın bir şekilde onlar anlatsın" dediklerini dile getirdi. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi de, İhracat Kredi Garanti Fonu'nun bir an önce hayata geçmesini beklediklerini söyledi. Dünya genelinde ticaretin merkezi olan bölgelerde 7/24 fuar mantığıyla çalışan Türk Ticaret Merkezleri (TTM) kurmaya başladıklarını vurgulayan Büyükekşi, ilk olarak İran'da bir şirket kurduklarını, şu anda ABD'de de çalışmalarını yürüttüklerini dile getirdi. Büyükekşi, tüm ihracat ailesini Yenikapı mitingine çağırdıklarını söyledi.
Vatan

DÜNYA

Sdg, Menbıç'i Işid'den Aldı
Suriye'nin kuzeyindeki Menbiç kenti terör örgütü IŞİD'in elinden alındı. ABD'nin destek verdiği ve terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD ve Arap müttefiklerinin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 1 Haziran'dan beri Menbiç'e yönelik operasyonlar düzenliyordu. Yaklaşık iki aydır kentin çevresi SDG tarafından kuşatılmış halde olsa da IŞİD'in kent merkezinde hazırladığı tuzaklar, sivilleri rehin alması ve güçlerini de kent merkezinde toplaması Menbiç'in düşmesini geciktirdi. ABD'nin öncülüğündeki uluslararası koalisyonun hava saldırılarında sivillerin vurulması da yerel halkın tepkisini çektiği için hava operasyonları yavaşlamıştı. Öte yandan kuşatma altındaki kentteki IŞİD militanlarının dışarıyla bağlantılarının önemli ölçüde kesilmiş olması nedeniyle zaman içinde terör örgütünün direnişi zayıfladı. Son günlerde SDG üyelerinin, kent merkezine girdiği yönünde haberler geliyordu. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, dün SDG'nin kentin 'neredeyse tamamını kontrol altına aldığını' açıkladı. Gözlemevi, kentin bazı noktalarında halen bazı IŞİD gruplarının olduğunu ve bunların da SDG savaşçıları tarafından arandığını aktardı. Suriyeli bir Kürt aktivist olan Mustafa Bali, "IŞİD, kentin kuzeybatısındaki Sarab mahallesi gibi bazı noktalarda halen tutunuyor. Bu bölgelerin de SDG'nin eline geçmesi an meselesi" dedi. Amerikan ajansı AP, "SDG'nin Menbiç'i alması, IŞİD için 2015'in Temmuz ayında kaybettikleri (Türkiye sınırındaki) Tel Abyad'dan beri en büyük stratejik yenilgi olacaktır" dedi. AP'nin haberinde Menbiç'i ele geçiren SDG güçlerinin çoğunlukla Kürtlerden oluştuğu bilgisi de yer aldı. Amerikalı yetkililer, Türkiye'nin, PYD'nin silahlı gücü YPG'nin SDG içinde yer alması nedeniyle getirdiği itirazlar üzerine Menbiç'e operasyon yapan SDG birliklerinin çoğunun Arap gruplardan oluştuğunu ifade etmişti.
Hürriyet

Belçika'da Polise Palalı Saldırı
Belçika'nın Charleroi kentinde iki kadın polis palalı saldırıda yaralandı. Olay, Charleroi polis karakolu yakınında meydana geldi. Saldırmadan önce 'Tekbir' getirdiği belirtilen palalı saldırgan, üçüncü polis tarafından vurularak öldürüldü. Yüzünden ağır yaralanan kadın polisin ve saldırganın durumunun ağır olduğu belirtildi. Belçika Başbakanı Charles Michel, ilk bulgulara göre saldırının terör saldırısı göründüğünü, durumu yakından takip ettiklerini belirtti. 22 Mart'ta Brüksel Havalimanı ile bir metro istasyonunu hedef alan saldırılarda 32 kişi ölmüştü.
Hürriyet

Türk Halkı Darbecilere Ders Verdi
ABD Başkanı Barack Obama, Fethullah Gülen'in Türkiye iadesinin ABD tarafından ciddiye alındığını ancak iddiaların ispatlanması gerektiğini açıkladı. ABD'de yaşayan Türk iş adamları, Atlanta'da düzenlenen Demokrat Parti toplantısında Obama'ya Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi ve Fethullah Gülen'in iadesi konusunu sordu. Toplantıda söz alarak Obama'ya bir soru yönelttiğini anlatan Güzel, konuşmasında darbe girişiminden sonra Türkiye'nin Gülen'in iadesinin bu kadar uzamasından rahatsız olduğunu ifade etti. Güzel, soruları üzerine Obama'nın "Bu Türkiye'de ilk darbe denemesi değil ve bu konuda hassas olan Türk halkı darbecilere iyi bir ders verdi, muhalefet dahil tüm kesimler darbeye karşı durdu. Türkiye'nin önemli bir müttefiki olan ABD, darbeye karşı olarak Türkiye'nin yanında yer aldı. Gülen'in iade işlemi için delillere göre hukuk yolu esas alınacak. Bu işi ciddiye alıyoruz ancak bunun ispatlanması lazım" yanıtını verdiğini kaydetti. Güzel, ABD'deki siyasilerin darbe girişimine karşı bakış açılarının, Türkiye'yi ve Türk halkını çok iyi tanımadıklarını ortaya koyduğunu ifade etti. Türk iş adamı Ömer Er ise ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan ile ortak katıldığı bir toplantıda, darbe girişimi hakkında bilgi verdi. Er, Ryan'la görüşmesinde, seçilmiş siyasilerden yana olunması ve meclis binası bombalanmış bir ülkenin ziyaret edilmesi ve hiç değilse Türk Büyükelçiliği'ne taziye ziyareti gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ettiğini aktardı. Görüşmede, Ryan'ın konulara olumlu yaklaştığı ifade edildi.
Milliyet

Esad, Mahkûmları Savaşa Zorluyor
ABD'de yayımlanan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Suriye'de Beşar Esad rejimi hapishanedeki mahkûmları ve devlet görevlilerini cephede savaşmaya zorladığını yazdı. Habere göre, başkent Şam yakınlarındaki Adra hapishanesinde kalan 200 kadar mahkûma Haziran ayında Esad rejimi için savaşmaları karşılığında hapis cezalarının affedileceği sözü verildi. Aralarında öğretmenlerin de bulunduğu devlet görevlilerinin rejim adına savaşmaya zorlandığı, kabul etmemeleri durumunda maaşlarına el konmakla tehdit edildiği belirtildi. Rusya ve İran'a yakın Şii milislerin desteğiyle son dönemde muhaliflere karşı önemli toprak kazanımları elde eden Esad rejiminin, cephede ve kontrol noktalarında konuşlandırmak için asker sıkıntısı yaşadığı belirtiliyor. WSJ'nin haberine göre, kent merkezlerindeki kontrol noktaları küçük yaştaki çocuklar, yaşlılar ya da sağlık sorunu yaşayan gençler tarafından kontrol ediliyor. Şam'da yaşayan kişilerin kontrol noktalarında Rusya ve Afganistan'dan gelen kişileri gördükleri ifade ediliyor. Askeri analiz sitesi Global Firepower'ın rakamlarına göre, 2011 yılında başlayan iç savaştan önce 400 bin askeri bulunan Esad rejiminin şu anda 180 bin civarında askeri bulunuyor. Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nden Jeff White, "Bu açığı kapatmak için neredeyse her şeyi denediler ancak hâla yeteri kadar askere sahip değiller. Bu yüzden dönemsel kayıt akımlarını görüyoruz" şeklinde konuştu. Üç ay önce Haseke bölgesinde yaşayan yüzlerce devlet görevlisinin askeri eğitim altına alındığı ve Rus yapımı silahlarla atış yapmayı öğrendiği belirtiliyor. Esad rejimi, kısa süre önce Halep'i tamamen kuşatma altına almış, silahlarını teslim eden muhalifler için af kararnamesi yayımlamıştı.
Milliyet

Berlin'e 3 Talep Sıralandı!
Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan gelişmeler, Ankara ile Berlin arasında diplomatik hareketliliğe yol açtı. Ankara yaptığı bir dizi diplomatik girişimle darbe girişiminin daha güçlü bir şekilde kınanmasını, Gülen hareketine karşı önlemler alınmasını istiyor. Alman diplomatlar ise son günlerdeki tutuklamalarla ilgili olarak hukuk devletinin kurallarına bağlı kalınması talebini iletti, Türkiye'deki gerginliklerin Almanya'ya taşınmasına izin verilmeyeceği mesajını aktardı. DW Türkçe'nin edindiği bilgilere göre, Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği bu hafta içerisinde Alman Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunarak üç temel konuda talepte bulundu. Görüşmede Türk hükümetinin darbe girişiminde sorumlu tuttuğu Fethullah Gülen cemaatiyle bağlantılı kuruluşların Almanya'daki mali kaynaklarının mercek altına alınması ve faaliyetlerinin iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından izlenmesi talebi yinelendi. Türk başkonsolosluklarının çeşitli eyaletlerde Gülen hareketinin faaliyetlerine karşı yaptığı diplomatik girişimlerin, bazı siyasetçiler tarafından sert bir dille eleştirilmesi de gündeme geldi. Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir ve Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanı Winfried Kretschmann, Gülen cemaatinin faaliyetlerinin izlenmesine yönelik taleplere tepki göstermişti. Üçüncü konu, darbe girişimine karşı daha güçlü dayanışma beklentisi oldu. Batılı müttefiklerinin darbe girişimi sonrasındaki açıklamalarının zayıf kaldığını, medyanın yaşananları net bir şekilde aktarmadığını, bunların hayal kırıklığına yol açtığını aktaran Türk tarafı, darbe girişiminin daha güçlü ifadelerle kınanması, demokrasi mücadelesine daha güçlü destek verilmesi yönündeki beklentilerini iletti.
Vatan

Japonya İmparatorunu Emekliye Ayıracak Mı?
Japonya'da İmparator Akihito'nun pazartesi akşamı televizyonlardan halka yapacağı açıklama, kamuoyunda 'İmparator emekliye mi ayrılıyor?' sorusunu yeninden gündeme getirdi. Bu yıl tahtta 28'inci senesini kutlayan 82 yaşındaki İmparator bir süredir görevini oğlu Prens Naruhito'ya devretmek istiyordu. An- cak Japonya'daki mevcut yasalar İmparator Akihito'ya tahtı devretme hakkı tanımıyor. Prostat kanseri olan Akihito görevden ayrılmasına izin verilirse, 1817'den bu yana tahtan feragat eden ilk imparator olacak. ABD yönetimi, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda teslim olan Japonya'nın imparatorluk dönemine ait anayasasını iptal ederek kendi hazırladıkları anayasayı yürürlüğe koymuştu. Savaş öncesinde sahip olduğu tüm devlet yetkilerini kabineye devreden Japon tahtı, savaştan sonra tamamen sembolik bir makama dönüşmüştü.Siyasi analistler, özellikle yaşlı nüfusun hala büyük saygı duyduğu İmparator Akihito'nun emekliliğine ilişkin yasal düzenlemenin, Başbakan Şinzo Abe liderliğindeki hükümetten çıkması gerektiğini belirtiyor. Ülkede yapılan son kamuoyu yoklamaları, halkın yüzde 77 ila 90'lık bölümünün, imparatora emeklilik hakkı tanınmasına destek verdiğini gösteriyor. Akihito'ya feragat hakkı tanınırsa tahta, büyük oğlu Prens Naruhito geçecek. 56 yaşındaki Prens'in ilk çocuğunun kız doğması, veraset yasası uyarınca tahta yalnızca erkeklerin çıkmasına izin verilen ülkede büyük tartışma yaratmıştı. Naruhito ve eski bir diplomat olan eşi Prenses Masako'nun ikinci çocuklarının erkek doğması, bir kadın varisin tahta geçebilmesine dair yasa değişikliği tartışmalarını da noktalamıştı.
Vatan

'İnfazlar Devam Edecek'
Seçim kampanyası süresince, uyuşturucu mafyasına mensup kişilerle uyuşturucu bağımlılarını 'infaz vaadinde' bulunan Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, güvenlik güçleriyle halka verdiği 'infaz' talimatının arkasında olduğunu duyurdu. 71 yaşındaki eski Davao Valisi, düzenlediği basın toplantısında, " Güvenlik güçlerine ve Filipinlilere yönelik 'öldürmek için ateş etme' emrim, ben hayatta olduğum sürece geçerli olacak. İnanın bana insan hakları umurumda değil" diye konuştu. Duterte, polis ve askerlere ölümlerle ilgili tanıdığı 'yargı muafiyetinin' de süreceğini söyledi. Duterte, ölüm vakalarının birçoğunda uyuşturucu satıcılarının güvenlik güçleriyle çatışmaya girdiğini vurgularken, bazı vakaların da 'yargısız infaz' olduğunu kabul etti. Yargısız infazlarla ilgili hükümetin soruşturma açacağını ifade eden Duterte, uyuşturucu tacirlerini öldürmeye yönelik mücadeleden geri adım atılmayacağını yineledi. Duterte'nin devlet başkanlığı görevine başladığı Mayıs ayından bu yana ülke genelinde uyuşturucu mafyasıyla bağlantılı 800 ölüm vakasının kayıtlara geçtiği belirtiliyor. İnsan hakları örgütleri, Duterte'nin uyuşturucuyla mücadele kampanyası kapsamında son bir ay içinde öldürülen 400 kişiden birçoğunun şüpheli koşullarda hedef alındığını iddia ediyor.
Vatan

POLİTİKA

Alkol Şişesiyle Savunmaya Geldiler
Darbe girişiminde cuntacı askerlerin işgal ettiği yerlerden biri de Sütlüce'deki AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'ydı. Merkezi teslim almaya giden darbeci askerler, AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci ve AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün çabasıyla kan dökülmeden püskürtüldü. "Haliç civarında oturanlar, piknik yapanlar, hatta alkol şişesi elinde bizi savunmaya gelen insanlar vardı. Komutanı içeri aldık. Aşağıda çok büyük bir arbede yaşanıyor ve millet buraya girmek istiyordu. Binanın etrafı askerlerle kuşatılmıştı" diyen Temurci, darbe gecesinde yaşananları Hürriyet'e anlattı: "Saat 22.00 civarlarıydı. Boğaziçi köprülerine baktığımızda, ülkede darbe oluyor düşüncemiz yoktu. Terörle ilgili bir tehlike veya bir ihbar var ve bu ihbara yönelik güvenlik güçlerimizin, askerimizin, polisimizin ortaklaşa yaptığı bir çalışma ve tedbir olduğunu diye düşündük. Darbe falan düşünmüyoruz. Bir olay olacaksa birlikte gözlemleyelim diye saat 22.00 civarı acilen aktif teşkilat mensuplarımızın il ve ilçeye gelmelerini istedim. 23.15 civarı, askerlerin geldiği bilgisi verildi. Binadaki arkadaşlarımızın benim bulunduğum 4'üncü kata çıkmalarını istedim. 4-5 yönetim kurulu üyesi, çaycısı temizlikçisi toplam 15 kişi civarındaydık. Dışarıda da 15-20 kişilik çevik kuvvet ekibi vardı. İlk bilgiler askerler zırhlı araçlarıyla 200 kişi falandı. Sonra 70-80 kişi olduğunu öğrendik. Asker gelince çevik kuvvet kendi aracına bindi. Herhangi bir çatışma olmadı. Biz 'Ya ile gelin ya meydanlara inin' demiştik. Daha önce böyle pratiğimiz yok. Üyeler bunu bilmiyor. Haliç civarında oturanlar, piknik yapanlar, hatta alkol şişesi elinde bizi savunmaya gelen insanlar vardı. Biz hâlâ şunu bekliyoruz. Başkomutan Cumhurbaşkanı'nın sesini duymak istiyoruz. Bir alçaklar grubu dünyaya böyle bir görüntü sergilerken, acaba Cumhurbaşkanımla ilgili bir girişimleri oldu mu endişesi 23.20'ye kadar hâkimdi. Başbakanımızın açıklamasından sonra bu duygu daha da pekişti. Bu tersine döndürülecekse, mutlaka milletimizle olacak düşüncesiyle hareket ettik. Başbakanımızın açıklamasından sonra, bizde Cumhurbaşkanımıza karşı operasyon yapılır mı endişesi oluştu. Komutanı içeri aldık. Aşağıda çok büyük bir arbede yaşanıyor ve millet buraya girmek istiyordu. Binanın etrafı askerlerle kuşatılmıştı. 'Hayırdır ne işiniz var' diye sordum. 'Emir aldık, burayı boşaltmamız gerekiyor' dedi. 'Başkanım bize zorluk çıkarmayın' dediğinde, pencereden aşağıdaki kalabalığı gösterip, 'Araçlar kalsın. Askerlerini al geldiğiniz yere geri dönün.' 00.50 gibi kuşatma yarıldıktan sonra "İl Başkanlığı'nda kuşatma kaldırıldı' diye mesaj attık. Hepsi bu milletin çocukları. Buraya niye geldiklerini, bir kısmının bilmediğini düşündüm. Bu sahtekar, alçak FETÖ terör örgütü bizim duygularımızı, inancımızı her şeyimizi bizden çalmış. Kendi çocuklarımızı bize karşı kullanmış. Hatırladıkça lanet okuyorum."
Hürriyet
'Ankara'ya Gelmem Tesadüf'
FETÖ'nün kumpası olduğu ortaya çıkan Balyoz davasında, 1. Ordu Komutanlığı'nda yapılan plan seminerine katıldığı halde dava dışı bırakılan, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde bir süre Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı da yapan, 15 Temmuz gecesi ise darbecilerin darbe bildirisini okuttuğu TRT'ye giden Albay Muhammet Tanju Poshor'un ifadesi ortaya çıktı. Poshor, savcılıkta verdiği ifadesinde şunları söyledi: "Olayları ve süreci emniyetteki ifademde ayrıntılı bir şekilde anlattım. 14 Temmuz'daki uçak biletimi yaklaşık 1.5 ay önce satın almıştım. Darbe girişiminden bir gün önceye denk gelmesi tamamen tesadüftür. İznimin de bu tarihe denk gelmesi tamamen tesadüftür. Havaalanından iner inmez hali hazırdaki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı'nın isteği üzerine köşkteki yerine gittim. Odasına çıkmadan araç park yerinde Cumhurbaşkanı Başyaveri Ali Yazıcı ve Üsteğmen Arif'le karşılaştım. Ayrıca alay nöbetçi subayı da oradaydı. Ayaküstü havadan sudan konuştuk. Muhsin Kutsi Barış beni odasına çay içmeye çıkardı. Orada söylediklerimin ayrıntısını kolluk ifademde belirttim. Bu ilk görüşmemizde herhangi bir şeyden şüphelenmedim."
Milliyet

Güvenlik Zirvesi İlk Kez 'Konut'ta
Başbakanlıkta düzenlenen güvenlik toplantısında, 15 Temmuz darbesinin ardından FETÖ terör örgütüne yönelik operasyonlar ile PKK terörü ele alındı. Toplantıda, MİT'in yeniden yapılandırılarak istihbaratın tek elde toplanmasından, başta TSK olmak üzere kamuda halen FETÖ mensubu kalıp kalmadığına, yeni atanan komutanların bölgede PKK'ya yönelik yürüteceği faaliyetlerden Suriye'de yaşananlara kadar çok sayıda başlık ele alındı. Toplantıda, güvenlik ve istihbarat konusunda hazırlanması beklenen yeni kanun hükmünde kararnamenin de değerlendirildiği ifade edildi. Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında dün Başbakanlık Konutu'nda yapılan güvenlik toplantısı 3 saat sürdü. Toplantıya; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz ve İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Selami Altınok katıldı. Toplantıda, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından alınan önlemler ve yapılan operasyonlar gözden geçirildi. Toplantıda ayrıca PKK terörü üzerinde de duruldu. Toplantıda, MİT'in yeniden yapılandırılarak, emniyet ve jandarma istihbarat birimleriyle birlikte istihbaratın tek çatı altında nasıl toplanabileceğine yönelik seçenekler ele alındı. Bu kapsamda MİT'in dış istihbarat ağırlıklı çalışması, MİT'in iç istihbaratla ilgili birimleri ile emniyet ve jandarma istihbaratın GİM adı altında tek çatı altında toplanması başta olmak üzere bu konudaki seçenekler masaya yatırıldı. Kurumların bu konudaki görüşlerini aktardığı ifade edildi. Konuyla ilgili son bir çalışma yapılarak OHAL süresi bitmeden bu alanda bir kanun hükmünde kararname çıkartılabileceği belirtiliyor. Toplantıda tutuklanan komutanların yerine yeni atanan komutanların görev yerlerindeki faaliyetleri, özellikle Güneydoğu'daki birliklerin son durumu değerlendirildi. PKK'nın son dönem artan saldırılarına karşı alınacak önlemler masaya yatırıldı.
Milliyet

'Darbeyi Mit'e Beş Ay Önce Anlattım!'
CNN Türk'te katıldığı 'Türkiye'nin Gündemi' programında konuşan Yeni Akit yazarı gazeteci Nurettin Veren'in açıklamalarından satırbaşları şöyle: 5 ay önce MİT yetkililerine 200 imamın ve örgütün çekirdek kadrosunun isimlerini tek tek verdim. Bunların darbe hazırlığında olduklarını da söyledim. Hatta darbe gecesi Akıncı Üssü'nde olan ve yakalanmasına rağmen 20 dakikada serbest bırakılan Darbe'nin imamı Sakarya İlahiyat Fakültesi üyesi Adil Öksüz'ü ve onun üstünde yer alan ismi de verdim. Öksüz, darbe emirlerini Pensilvanya'dan darbe girişiminden iki gün önce getirdi. Ancak verdiğim liste Hakan Fidan'a iletilmemiş. Şu anda Cemaat'in süzgecinden geçerek oralara (TSK) gelmiş yüzde 85 oranında asker var. Bunu 2005'te dile getirdim. Buralara eleman devşiren imamlar var. Bunlar deşifre olunca hemen başka imamlar geliyor ve o boşluk böyle doluyor. 2007'de Londra'ya giden Yaşar Büyükanıt'ın yanında sivil kıyafetli olarak yetiştirdiğim öğrencilerden Muhittin adında bir askeri gördüm. Büyükanıt bunu bilmiyorsa zaten yapacak bir şey yok. Bilerek almışsa benim yapacağım bir şey yok. Bunun üzerine kendi internet sayfamı kapattım. (Programa gelen bilgi üzerine bu kişinin Tuğamiral Muhittin Ergin olduğu, o dönemde Londra'da deniz ataşesi olarak görev yaptığı ve şu anda tutuklandığı belirtildi.) Gülen örgütü Twitter, Facebook, Apple gibi dünya teknoloji devlerine üst düzey yöneticiler soktu. Bu insanlar örgütün yurt dışındaki önemli kolejlerinde yetişti. NASA'ya bile cemaat adam soktu. Malezya'daki kolejden yetişen 5 kişi 1993'te dünya bilgisayar şampiyonasına katıldı ve birinci oldular. Bu isimler daha sonra NASA'ya girdi." Cemaat dünyada benzeri pek çok yapıya böyle sızdı. Yani Türkiye'ye ciddi bir siber saldırı yapabilecek güce sahip ve şimdiden uyarıyorum. Cemaatin bir sonraki saldırısı bankaları, devlet kurumlarını, iletişimi hedef alan oldukça kapsamlı bir siber saldırı olacak. Gülen, 'Dünyada 22 ülke bölünecek bunların arasında Türkiye'de var' dedi." Gülen sürekli ilaç alıyor. Bu ilacın bir tanesinin vücuttan atılması 3 ayı buluyor. Aslında Gülen birilerinin beynini yıkarken birileri de (doktorları) onun beynini yıkıyor. Gülen'e 1980'li yıllarda İlhan İşbilen tarafından Opel Senatör marka 3 ton ağırlığında zırhlı bir araç aldırdı. Yamanlar Kolejindeyken aldırdığı masaj koltuğu ise bir otomobil fiyatına eşdeğerdi. Masaj için ayda 150 bin dolar harcıyor.
Vatan

'Rehavete Kapılmayacağız'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün İstanbul'da gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleri ile Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Erdoğan, "Bu işin bittiğine inanmıyorum, rehavete kapılmayacağız" dedi. Medyaya 15 Temmuz ve sonrasında gösterdiği 'duruş' nedeniyle teşekkür etti. 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşananlarla ilgili ayrıntılar paylaştı. İşte anlattıkları: Tarihimizin en kritik olaylarından birini yaşadık, 15 Temmuz darbe girişimi. Öncelikle bu darbe girişimi sırasında ve sonrasında medyamızın gerek demokrasiden, özgürlüklerden, milli iradeden, milletden yana ortaya koyduğu tavır sebebiyle sizlere şahsım ve milletim adına çok teşekkür ediyorum. Benim medya konusundaki düşüncelerim, özellikle de eleştirel yaklaşımım hepinizin malumudur. Fakat bu defa medyamız gazeteleriyle, televizyonlarıyla, internet haber siteleriyle gerçekten sağlam ve kararlı bir duruş sergiledi. Dolayısıyla bu olumlu tavrı takdir etmek, bunu hem bizzat sizlere hem de kamuoyuna ifade etmek boynumun borcudur diye düşünüyorum. Her ne kadar yaşanan acı ve açık olaylara rağmen "ama"- lı "fakat"lı konuşan yazan birtakım medya mensupları var idiyse de bunlar bu dönemde azınlıkta kalmıştır. Medya mensuplarımızın kahir ekseriyeti demokratik rüştlerini bu dönemde ispat etmişlerdir. Siyasette gözlediğimiz milli ve demokratik ortak zeminde bir araya gelebilme başarısını medyamız da tekrarlamıştır. 15 Temmuz gecesi bu ülkeye ve bu millete diz çöktürmek üzere harekete geçenler 16 Temmuz sabahı hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılığı kat be kat artmış, güçlü bir Türkiye ile karşılaşmıştır. Bu sözüm sadece Fethullahçı Terör Örgütü mensuplarına değildir. Aynı zamanda onların arkasındaki güçleredir, her zaman söylediğim gibi üst akladır. 15 Temmuz gecesi medyayla ilk teması 00.25 civarında CNN Türk Televizyonu ile kurduk. Bulunduğum yerde önce bir basın açıklaması yapayım istedim fakat basın açıklamasını yaptığımda anında televizyonlara giremeyince dedik ki cep telefonlarımızla girelim ve ilk bağlantıyı CNN Türk ile kurduk. Mesajlarımızı verdik. Ardından ATV-Ahaber ortak yayınına girdik. Ardından NTV ve TGRT'ye bağlanarak darbe girişimi karşısındaki duruşumuzu ve millete çağrımızı tekrarladık. Fazla vaktimiz olmadığı için çocuklar bir taraftan hazırlıkları yapıyorlardı. Bir an önce oradan ayrılarak hemen nereye gideceksek oraya hareket edelim istedik. Televizyon bağlantılarını kurduktan sonra helikoptere hareket ettik, çocuklarımızla, yakınlarımızla birlikte yola çıktık. Dört ayrı noktada uçaklar bizi bekliyordu ve helikopterimizle Dalaman'ı tercih ettik, 15 dakika mesafedeydi, Dalaman'a geçtik. Dalaman'a ulaştıktan sonra ilk etapta pilotumuz nereye gideceğimizi bilmiyordu. Ben "Ya İstanbul ya Ankara" dedim. "Ama sen iki vilayetimizi ortalama al, ona göre yola çık" dedik. Biga üzerine geldiğimizde kendisine İstanbul'a geçeceğimizi söyledik. Kurduğu irtibatlar sonunda dedi ki; pist karanlık. Öyle deyince, "Karanlık piste inemez misin" dedim. Bana "İnerim ama riske etmek istemiyorum" dedi. Böyle deyince "Sen ne kadar havada kalabilirsin" diye sordum. "3-4 saatlik yakıtım var" dedi. Pistin üzerinde birkaç tur attık. Bunun gerekçesi de oraya bir araç çekmiş olabilirler, tank çekmiş olabilirler. Fakat bizim uçağımız kısa mesafede durabilen, kısa mesafede havalanabilen kabiliyetlere sahip bir uçak. Bu arada hemen İstanbul Emniyet Müdürümüzle irtibat kurduk. Yapacağımız operasyonla 10-15 dakika içerisinde kuleyi temizleyeceğiz dedi. Sağolsun hakikaten yaptıkları operasyon neticesinde 10-15 dakikada kuleyi tekrar ele geçirdiler. Ardından pist aydınlatıldı. Biz de bu vesileyle İstanbul'a inme imkanı bulduk.
Vatan

SPOR

Forvet transferinde artık sona doğru yaklaşan Beşiktaş Yönetimi, çalışmalarını yoğunlaştırdı. Kartal'da Mario Gomez ve Samuel Eto'o ile yapılan görüşmelerin yanı sıra Christian Benteke ismi de gündeme geldi. Liverpool'da oynayan Benteke için temaslarını daha da yoğunlaştırmaya başlayan siyah-beyazlılar kiralama formülünü düşünüyor. Mali açıdan bonservisiyle b u oyuncuyu alması imkansız olan Beşiktaş Yönetimi, kiralama seçeneğini mümkün olabildiği kadar zorlamaya çalışacak. Liverpool Yönetimi'nin ki ralamaya soğuk bakması nedeniyle bir türlü anlaşma zemini bulamayan Beşiktaş Yönetimi, birkaç gün daha bu oyuncuyu kiralık olarak getirmek için uğraş verecek. Siyah-beyazlı yönetim ayrıca diğer alternatifleri de düşünüyor. Kartal, Mario Gomez'den sonuç alamaması durumunda, prensip anlaşmasına vardığı Samuel Eto'o için, yeniden Antalyaspor ile masaya oturacak. Cenk Tosun'dan başka elinde tam anlamıyla hazır bir forveti olmayan ve bu nedenle iki tane golcü isteyen Teknik Direktör Şenol Güneş'in, bir an önce transferin bitirilmesini istediği öğrenildi.
Milliyet


Fenerbahçe'de bir türlü çözüme kavuşturulamayan Robin Van Persie krizi, Hollandalı starın menajeri Kees Vos'ın açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. Sarı-Lacivertliler'de sezon başından beri olduğu gibi dün de adalesinde sertleşme olduğu bahanesiyle yine antrenmana çıkmayan Persie'nin menajerinin Fransa'daki Monaco yenilgisi sonrası yöneticilerle bir görüşme yapıp, ilginç bir öneride bulunduğu ortaya çıktı. Persie'nin başarısızlığını Pereira'ya bağlayan Vos, "Eğer, Robin'in başarılı olmasını istiyorsanız hocayı değiştirmelisiniz. Persie, şampiyonluk istiyor. Fener'in bilgisiz Pereira ile kan kaybettiğini düşünüyor. Pereira giderse, Persie coşar" dedi. Bu arada 33. yaş gününü takım arkadaşlarıyla kutlayan Persie, dünkü idmana katılmadı.
Star

Milli Kadın Basketbol Takımı, 2016 Rio Olimpiyatlarında A Grubu'ndaki ilk maçında Fransa'ya 55-39 mağlup oldu. Ay-Yıldızlılar maça iyi başladı. Etkili savunmayla rakibini top kaybına zorlayan Millilerimiz Sanders ve Nevriye'nin sayılarıyla ilk çeyreği 16-8 önde bitirdi. İkinci çeyrekte hız kesen takımımız devreyi 22-19 geride kapattı. 3. periyoda Bahar ve Nevriye'nin sayılarıyla 7-0'lık seriyle başlayan Periler, 22. dakikayı 26-22 önde geçti. Bu çeyreğin son 2 dakikasında 6 sayı bulan Fransa, son çeyreğe 41-35 önde girdi. 4. çeyrekte 4 sayı üretebilen Milli Takım, müsabakayı 55-39 kaybetti. Takımımız A Grubu'ndaki 2. maçını bu akşam TSİ 23.30'da Avustralya ile oynayacak.
Star

Burak Yılmaz'ın geçtiğimiz sezonun devre arasında Çin'e gitmesinin ardından forvet hattında çektiği sıkıntılarla sık sık gündeme gelen G.Saray'da Eren Derdiyok transferi dertleri bitirdi. Bu bölge için nokta transfer yapmak isteyen sarı-kırmızılılar tabiri caizse ince eleyip sık dokuduktan sonra Eren için teknik heyetle hemfikir oldu ve 10 gün süren görüşmelerin ardından Eren, G.Saray'ın yeni forveti oldu. Cuma günü kendisini 3 yıllığına sarıkırmızılı camiaya bağlayan imzayı atan Eren ayağının tozuyla çıktığı ilk idman maçında gösterdiği performans ile yüzleri güldürdü. İkinci yarının başında oyuna giren yıldız golcü 45 dakika sahada kalırken şık bir gole de imza attı. Yeni sezonda 9 numaralı formayı giyecek Eren dün U-21 ile yapılan hazırlık maçında bir gol atmasının yanı sıra oyunda kaldığı süre boyunca gösterdiği performans en başta kendisini ısrarla isteyen Jan Olde Riekerink olmak üzere herkesin yüzünü güldürdü. Takım arkadaşları ile uyumu, hırsı ve fiziken hazır oluşu diğer artılarıydı. Kasımpaşa ile yaklaşık 10 günlük kampta olan ve buradan gelip imzayı atan Eren kondisyonu ile de geçer not aldı. 13 Ağustos'ta oynanacak ve sezonun ilk kupası olan Süper Kupa mücadelesine Eren'in yetişmesini isteyen teknik direktör Jan Olde Riekerink yeni transferi için özel program hazırlatıyor. Cumartesi gününe kadar takımla olan çalışmalarının yanı sıra ekstra idmanlar yapacak olan Eren de Beşiktaş maçında sahaya çıkmayı çok istediğini teknik ekibe iletti.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme