22 Ağustos 2016 Pazartesi

22.08.2016 Genel Gündem



22.08.2016

GÜNDEM

Terör Göçmenlerini Işid Terörü 51 Ölü Vurdu
Gaziantep'te, Siirt'ten terör nedeniyle göç eden Akdoğan ailesinin düğününü hedef alan terör örgütü IŞİD'in gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısı Türkiye tarihinin üçüncü büyük katliamı oldu. 107 kişinin öldüğü Ankara Garı ve 52 kişinin öldüğü Reyhanlı saldırısının ardından önceki gece gerçekleştirilen katliamda çoğu kadın ve çocuk 51 kişi yaşamını yitirdi, 118 kişi yaralandı. Gaziantep Akdere Mahallesi'nde, ağırlıklı olarak Siirt ve Şırnak'taki terör olaylarından, çatışmalardan kaçan aileler yaşıyor. Kentin varoşlarındaki mahallede, sıkça sokak düğünleri yapılıyor. O sokak düğünlerinden biri, önceki akşam kalabalığa karışan canlı bombanın kendini patlatmasıyla kana bulandı. 12-14 yaşlarında olduğu belirtilen çocuğun taşıdığı bombanın uzaktan patlatılmış olabileceği üzerinde durulurken, kanlı eylem sonunda kına gecesinin yapıldığı sokak kan gölüne döndü. Saldırıda biri Suriyeli 51 kişi yaşamını yitirirken 118 kişinin yaralandığı açıklandı. 91007 No'lu sokakta saldırının izleri hala duruyor. Demir parçaları ve vidalarla tahrip etkisi artırılan bombanın patlaması sokaktaki bir çok evde hasara yol açtı. Adını vermek istemeyen bir görgü tanığı, kendini patlatan canlı bombanın iki kişi ile birlikte sokağa geldiğini anlattı. Aynı kişi, "Aile fakir olduğu için düğün salonu yerine sokak arasını tercih etmişti. Kasetten müzik çalıyordu. Gelinle damat kınaya kalkmışlardı. Tam o esnada patlama oldu. Bir çok insanın havaya uçtuğunu ve parçalarının binaların üstüne savrulduğunu gördüm. O anı anlatamam. 6-7 yaşlarında bir çocuğun kafasının yarısı yoktu. Yaşananları anlatmak zor. İnsan olan bunu yapmaz. Yaşamını yitirenler ve yaralananlar hepsi akrabamdı" derken sesi titriyordu. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın ardından 2 Cumhuriyet Başsavcı vekili, dört Cumhuriyet Savcısı görevlendirdi. Başsavcılık'tan yapılan açıklamada olay yerinde bir adet parçalanmış canlı bomba yeleği bulunduğu belirtildi. Açıklamada "Olayın fail veya failleri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca yoğun bir çalışma yapıldığı bir takım bilgi ve bulgulara ulaşıldığı, fail veya failler hakkında bir kanaat oluştuğu, ancak soruşturmanın selameti açısından bu husustaki bilgilerin netleşmesi halinde kamuoyuyla paylaşılacaktır" denildi.
Milliyet


'Bu Olay Çok İlginç Henüz Karanlık'
AK Parti MYK, dün, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında Gaziantep'teki saldırı gündemiyle toplandı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yasin Aktay, toplantı sürerken düzenlediği basın toplantısında şunları kaydetti: "Bu terör saldırısını, Türkiye'nin 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında, bizatihi 15 Temmuz ile birlikte maruz kaldığı saldırılardan çok bağımsız görmüyoruz. Değerlendirmelerimiz bütün bu saldırıların hepsinin aynı hedefe matuf olduğu ve aynı merkezden yönlendiriliyor olduğu yönündedir." "Ölen her can bizim canımızdır" diyen Aktay, "Ne yazık ki bu ölümlerin, bu şekilde siyasi bir istismar konusu haline gelmiş olması, bizim acımızı daha da artırmıştır, perçinlemiştir. Bazı ölümleri dışarıda bırakmak, bazı ölümleri 'Bizim ölülerimiz' diye sahiplenmek Hayır, hiçbiri bizim dışımızda insanlar değildi. Bu evlatlar arasında özellikle ölüm esnasında ayrım yapıyor olmak, iğrençliğin daniskasıdır" diye konuştu. Aktay, Türkiye'de 15 Temmuz sürecinin ortaya koyduğu yeni bir siyaset ortamının oluştuğunu anımsatarak HDP'lilerin bu ortamı okuyamayarak yeni bir çıkış yolu bulmaya çalıştığını söyledi. Aktay, "Ölümler üzerinden kendilerine alanlar açmaya çalışmaları, her şeyden önce kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Tarih, bu tarz olaylarda siyasi menfaatler devşirmeye çalışan insanları kınayacaktır" diye konuştu. Aktay, saldırının failleriyle ilgili ise "DAEŞ'le ilgili bir tespit yok" dedi. Bazen PKK'nın işine gelebilecek bir eylemin DAEŞ unsurlarına ihale edilebildiğine dikkati çeken Aktay, şunları kaydetti: "Bu olay çok ilginç, karanlık bir olay. Henüz kimin yaptığına dair tam bir tespit yok. Bulgular olayın yapılış mahiyeti, sonradan sahiplenme, örgütlülük Bugün cenaze ortamına olayı provake etmek için HDP'li milletvekilleriyle birlikte otobüslerle başka illerden getirilen insanlar ne yazık ki cenaze ortamını bir miting ortamına dönüştürmeye, olayı provake etmeye çalıştılar. Olay olur olmaz, daha ambulanslar olay mahalline gelmeden hemen HDP örgütünün ortaya koşması, sanki bu olaya hazırlıklı oldukları yönünde de birtakım işaretler veriyor.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 126,1595-126,3003  
ABD Doları 2,9291-2,2,9304/ Euro 3,9304-3,3193/ İngilizSterlini 3,8317-3,8350          

2.90 TL Neden Olmasın
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in cuma akşamı Türkiye'nin yatırım yapılabilir seviyedeki 'BBB-' notunun değiştirmeyip görünümü negatife çevirmesinin piyasalara sınırlı bir negatif etki yaratması bekleniyor. Dolar cuma günü 2.92 lira seviyelerinden haftayı tamamlamıştı. Bu hafta ise önce Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun (PPK) toplantısı, ardından Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Janet Yellen'in konuşma yapacağı Jackson Hole toplantıları takip edilecek. Analistlere göre eğer global piyasalarda son haftalardaki iyimserlik devam ederse dolarda 2.90 lira yeniden mümkün görünüyor. Yine 25 baz puan indirim yapması beklenen Merkez Bankası, temmuz toplantısında faiz koridorunun üst bandında 25 baz puanlık indirim yapmış ve oranı yüzde 8.75'e çekmişti. Destek Menkul Değerler Araştırma Müdürü Murat Tufan, Fitch'in görümünü negatife düşmesine rağmen notu yatırım yapılabilir seviyede tutmasının Türk Lirası için pozitif olduğunu belirtirken FED'in faiz artışı sürecinin yavaş olacağı beklentisinin Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen ülkelere fon akışını hızlandırdığını kaydetti. Tufan şöyle konuştu: "Fitch'in hareketi TL'nin değer kazanımlarını sınırlandırabilir. Dolarda 2.9450-2.9580 lira direnç seviyesinin altına doğru 2.9150-2.90 lira görülebilir. 2.90 liranın altı içinse Merkez Bankası'nın faiz adımı ve küresel piyasalardaki gelişmeler etkili olacaktır." Tufan, Merkez Bankası'nın 23 Ağustos'taki PPK'sında faiz koridorunun üst bandında 25 baz puanlık indirim beklediğini belirtti.
Hürriyet

Gümrüklerde Denetim Arttırılacak
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, sınır kapılarında yasadışı ticaretin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alındığını belirterek, "Akaryakıt ve sigara başta olmak üzere kaçakçılığın önlenmesine yönelik saha denetimlerimiz arttırılacak" dedi. Tüfenkci, gümrük kapılarında yasadışı faaliyetlere yönelik olağanüstü tedbirlerin alındığına dikkati çekerek kaçakçılığın her türlüsüyle mücadele ettiklerini söyledi. Bu kapsamda bakanlık tarafından gerçekleştirilen, akaryakıt ve sigara başta olmak üzere her türlü kaçakçılığın önlenmesine yönelik saha denetimlerinin artırılacağını ifade eden Tüfenkci, narkotik, çay-tütün ve silah-mühimmat dedektör köpek ve idareci kapasitelerinin genişletileceğini kaydetti. Tüfenkci, liman sahasına, serbest bölgelere ve iç gümrük idarelerine giriş çıkış işlemlerinin tamamen elektronik ortamda takip edilmesinin sağlanacağını belirtti. Gümrük işlemlerinde kullanılan belgelerin sayısının azaltılacağına işaret eden Tüfenkci, ayrıca vergi kaybının engellenmesine yönelik çeşitli mevzuat düzenlemelerinin yapılacağını bildirdi. Kaçakçılıkla mücadele kapsamında, Türkiye gümrük bölgesine gelen ve giden eşya ile taşıtların etkin şekilde kontrolüne yönelik teknik kapasitenin geliştirileceğini vurgulayan Tüfenkci, "Öte yandan, uluslararası istihbarat örgütleriyle istihbarat paylaşımı ve ortak operasyona dayalı işbirliği yapılacak. Doğu ve güneydoğu kara sınır kapılarında asayiş timleri oluşturulacak" diye konuştu.
Hürriyet

Uyduda Hedef 'Devler Ligi'
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, yerli katkının mümkün olduğu kadar yüksek olacağı Türksat 5A ve 5B uydularının ihale süreçlerinin 1.5 - 2 ay içinde tamamlanacağını belirterek, "Bu senenin son çeyreğinde Türksat 5A ve 5B uydularına ilişkin sözleşmeleri yaparak, sene sonunda proje çalışmalarımızı bitirerek, işe başlamak istiyoruz" dedi. Arslan, AA'ya yaptığı açıklamada, dünyada Türksat'ın uydu operatörleri arasında ilk 20'de yer aldığını belirterek, hedeflerinin 2023 yılına kadar 10 uyduya sahip ilk 10 ülke içinde yer almak olduğunu söyledi. Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'nde (USET) üretilen Türkiye'nin ilk yerli uydusu Türksat 6A'nın yapım çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Arslan, Türksat 6A uydusunun, 2019'da tamamlanması ve uzaya fırlatılmasının hedeflendiğini kaydetti. Arslan, büyük ölçekli yerli teknoloji projeleri için de bir model oluşturacak Türksat 6A uydusunun, üreticilerinin yerli firmalar olması, finansmanının yerli kaynaklarla gerçekleştirilmesi bakımından önem arz ettiğini vurguladı. Yerli katkının mümkün olduğu kadar yüksek olacağı Türksat 5A ve 5B uydularının çok önemli olduğunu dile getiren Arslan, uyduların en iyi şekilde üretilmesi ve teknik personelin geliştirilmesini içeren çalışmaların çok sağlıklı sürdüğünü ifade etti. Arslan, uyduların ihale süreçlerine ilginin çok iyi olduğunu belirterek, "Çalışmalarımız çok iyi gidiyor. Dünyada bu işi en iyi yapan ülkelerin iyi firmalarından teklif aldık" dedi. Uzayda yaşlanan uydularla ilgili sıkıntı yaşamak istemediklerini belirten Arslan, sektörün çok büyüdüğünü ve artan ihtiyacı karşılayacak şekilde yaptıkları planlamalar doğrultusunda uyduları fırlatacaklarını söyledi.
Milliyet

3 Bin Müfettişe Mercek
Kamuda FETÖ yapılanmasına mensup bürokratların ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Bakanlıklar ve kritik kurumlarda oluşturulan komisyonların detaylı inceleme yapacağı 'A Kadro' isimler belli oldu. Sadece ekonomi yönetiminde 5 bin civarında müfettiş ve uzman kadrosunda görev yapan üst düzey memur mercek altına alındı. Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi yerlerde teftiş kurullarında 3 bin müfettiş izlemede. Sayı olarak en fazla vergi müfettişi ve iş müfettişinin FETÖ yapılanmasına mensup bulunduğu tespit edilirken, ilk gelen bilgilere göre 1.000 civarında müfettişin kamudan ihraç edileceği belirtiliyor. Yine ekonomi yönetiminde Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) gibi kurumlarda da 'uzman' olarak görev yapanlar için kapsamlı bir çalışma daha yürütülüyor. Alınan bilgilere göre ekonomi yönetiminde farklı kurumlarda görev yapan 2 bine yakın uzman ve denetmen mercek altına alındı. Sadece ekonomi yönetiminde toplamda 5 bin civarında görev yapan müfettiş ya da uzmanın FETÖ yapılanmasına yönelik bağlantısının ilgili Komisyonlar tarafından yakından takip edildiğine dikkat çeken üst düzey bir ekonomi yetkilisi, "İstihbarat kaynakları ve kurum içi çalışmalardan gelen bilgileri sürekli olarak güncelleyerek bir liste hazırlıyoruz. Yanlış yapmamak adına gece geç saatlere kadar çalışıyoruz. Çapraz kontroller yaparak kimsenin hakkını yememeye gayret gösteriyoruz" dedi.
Star

Liranın Kaderi Pariteye Bağlı
Geçtiğimiz hafta dolar/TL kurunun gerilemesindeki en önemli etken euro/ dolar paritesiydi. 2.9450 seviyesinin aşağı yönde kırılarak 2.9150'lere gelinmesinde paritenin 1.1366'lara kadar yükselmesi önemli rol oynadı. Sepet kur olarak bakıldığında 3.12 seviyelerinde sınırlı da olsa yatay/yukarı bir seyir izlendiğini görmek mümkün. Bu hafta PPK'dan 25 baz puan indirim veya faizlerin sabit kalması kararı çıkması durumunda (50 baz puanlık bir indirim kur üzerinde yükseltici bir etki yapacaktır) paritedeki hareketler yine belirleyici olacaktır. Paritede 1.1345 önemliydi, kapanış 1.1321 ile bu seviyenin altında kaldı. Eğer bu hafta içinde günlük kapanışlar 1.1350'nin üzerine çıkarsa dolar/TL'de (Fitch'in ilk andaki olumsuz fiyatlaması geçtikten sonra) 2.9250'lere yeniden inilebilir. Ancak benim tahminim dolar/TL kurunda aşağı yöndeki potansiyelin azaldığı, gelecek olumsuz haberlerin kur üzerinde yukarı yönlü etki yapacağı yönünde. 2.9530-70 ilk direnç bölgesi, bu seviye yukarı geçilirse 2.9830 seviyesi test edilebilir.
Vatan

Gözler Dünyanın 'Merkez'inde
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch "yatırım yapılabilir" notumuzu korudu, görünümü durağandan "negatife" indirdi. Yapılan açıklamada darbe girişiminin etkilerinin sınırlı kaldığı ancak politik istikrar konusundaki belirsizliği artırdığı, terörist saldırılar sonrasında büyüyen güvenlik endişeleri nedeniyle turizm gelirlerinde bu yılın ilk yarısındaki yüzde 41'lik düşüşe değinilmiş. Rusya ile yakınlaşmanın kayıpların telafisine katkı sağlayacağı ama güvenlik konusunda kayda değer iyileşmeler olmadan kayıpların tamamen geri kazanılmasının zor olacağı belirtilmiş. (Van, Bitlis, Elazığ ve son olarak da Gaziantep'teki saldırılar bu konuda işimizin ne denli zor olduğunu unutturmuyor.) Emsallerimizden daha yüksek büyüme oranımız (Fitch'in 2016 beklentisi yüzde 3.4) ve 2016'da GSYH'ye oranla yüzde 4.3'e gerilemesi, 2018'de yüzde 6'ya çıkması beklenen cari açık ve yıl başından bu yana artan Merkez Bankası rezervleri ile bütçe disiplinine vurgu yapılmış. Aşağıdaki faktörlerin tek başına veya birlikte yaşanması durumunda not indirimi gelebileceği hatırlatılmış: Uzayan veya derinleşen politik istikrarsızlık, güvenlik açığı veya ekonomik performansı veya ekonomik kredibiliteyi etkileyebilecek jeopolitik gelişmeler, Yurt dışı fonlama imkanlarında yaşanabilecek sorunların ekonomiye olumsuz etkilerinin ortaya çıkması, Azalan borç/GSYH oranının trendinin değişmesi veya dış ekonomik dengelerin bozulması. Diğer yandan; Daha öngörülebilir, istikrarlı yerel politik ve güvenlik ortamın Ekonominin yapısal sorunlarına çözüm getiren reformların hayata geçirilmesinin de görünümün "durağana" yükseltilmesine katkıda bulunacağına değinilmiş. Her iki durum içinde geçerli olan temel varsayımlarının; mali istikrarda devamı konusundaki kararlılık ve kilit ticari partnerlerle olan ilişkilerin kalıcı olarak bozulmaması (Bunu AB ile olan ilişkilerin devamı olarak algılamak hatalı olmaz) olduğu da açıklamada yer alıyor. Bir darbe girişimini atlatmış, bombaların patladığı bir ülkede her şey eskisi gibi demekte zorlanan Fitch; görünümü düşürerek hepimize bir "ev ödevi" vermiş oldu. Açıklamada özellikle güvenliğe yapılan vurgular önümüzdeki dönemde hepimizi derinden etkileyecek konular. Fitch'in bu kararı; Moodys'in negatif izlemeye aldığı notumuzu kırması için bir yol açmış olabilir. Önümüzdeki günler de bunu daha sık konuşuyor olabiliriz. Kısa vadede piyasalar "notumuz kırılmadı" düşüncesiyle kararı ılımlı bir havada karşılamayı tercih edeceklerdir. Ancak art arda patlayan bombalar bu ılımlı havayı bozabilir. Orta vadede not konusundaki risklerimiz artıyor. Başta ekonomi yönetimi olmak üzere politika yapıcılarımız; ev ödevini doğru dürüst yapmak için çok daha fazla çalışmak zorundalar.
Vatan

DÜNYA

'İran, Kendi S-300 Sistemini Üretti'
İran, Rusya'dan S-300 füze sistemi alımının durdurulması üzerine geliştirdiği söylenen uzun menzilli füze savunma sisteminin tanıtımını yaptı. Bavar 373 füze savunma sisteminin, İran'a nükleer programı nedeniyle müeyyide uygulandığı dönemde geliştirildiği belirtildi. İran ajansları, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Savunma Bakanı Hüseyin Dehğan'ı söz konusu füzelerin önünde gösteren fotoğrafları abonelerine servis etti. Savunma Bakanı Değhan, Bavar sisteminin, seyir füzeleri, İHA, savaş uçakları ve balistik füzeleri önleyecek şekilde geliştirildiğini belirtti. Değhan, "Biz S-300'lerin yerli versiyonunu inşa etmek istemedik, biz bir İran sistemi geliştirmeyi hedefledik ve bunu yaptık" dedi. Ancak uzmanlar, sistemin Rus S-300'lerine benzediğini belirtti. İran Savunma Bakanı, cuma namazı sırasındaki konuşmasında ise İran'ın her seviyeden gelecek füze saldırısına yanıt verecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi. Ruhani de İran'ın askeri bütçesini bir önceki yıla göre ikiye katladığına işaret ederek "Dünya liderleriyle masada müzakere edebiliyorsak bu bizim ulusal gücümüz, ulusal birliğimiz sayesindedir" dedi. İran'ın yerli üretimi olduğu söylenen turbo jet motorunun da tanıtımını yapan Ruhani, "(İran) İslam Cumhuriyeti, bu teknolojiye ulaşmış dünya üzerindeki sekiz ülkeden biridir" diye konuştu. İran, Rusya'dan S-300 füze sistemi almış, ancak nükleer programı yüzünden uygulanan yaptırımlar nedeniyle sevkiyat rötara uğramış, teslimat geçtiğimiz aylarda yapılmıştı.
Hürriyet

Müslüman Kılığına Girip Kiliseye Saldırdılar
Avustralya'nın sözde Özgürlük Partisi'nden bir grup, geçtiğimiz pazar günü Müslüman gibi giyinerek New South Wales'te Gosford Anglikan Kilisesi yakınlarında buluştu. Ellerindeki hoparlörden yüksek sesle ezan dinleterek, ayin yapılan kiliseyi basan grup, protesto sonunda ise İslamiyet karşıtı sloganlar attı. Çirkin gösteri sırasında grup, Tek Ulus Partisi'ne destek, Müslümanlara yönelik dostça duruş sergileyen Liberal ve Emek Partisi'ni ise eleştiren ifadeler kullandı. Protesto eyleminin ardından Müslüman kıyafetleriyle bir barda içki içerken fotoğraf çektiren grup, bunları sosyal medyada paylaştı. Eylemlerinin ardından gelen tepkilere rağmen, böyle bir protestonun yanlış olmadığını savunan grup, Müslümanlarla arkadaşlık kurulmasına karşı olduklarını da açıkladı. İslam düşmanlarının gösterileri ülkede çok rastlanan bir hadise. Hatta camiler çok sık hedef oluyor. Perth'in güneydoğusunda haziran ayında bir camiye, içeride yüzlerce Müslüman ibadet ederken molotofkokteyli atılmıştı. Müslümanlara yönelik düşmanlıklar özellikle duvarlara yapılan grafitilerdeki nefrette belirgin olarak görülüyor.
Türkiye

Cerablus'u Kim Alacak?
Suriye'de, Beşar Esad rejimi karşıtı muhaliflerin, IŞİD'in kontrolündeki Cerablus'u ele geçirmek için birkaç gün içinde bölgeye harekât düzenlemeye hazırlandığı belirtiliyor. Reuters haber ajansına konuşan Suriyeli bir muhalif lider, Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) bağlı yüzlerce muhalifin Cerablus'u IŞİD'in elinden almak için harekâta başlayacağını söyledi. ÖSO'ya bağlı güçler, Cerablus'a sınırın Türkiye tarafından saldıracak. Muhaliflerin, IŞİD'e karşı kurulan Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) önce davranarak Cerablus'u ele geçirmek istedikleri, SDG'nin iki hafta önce Menbic'i almasıyla Cerablus operasyonu tarihini öne aldıkları belirtiliyor. SDG, PKK'nın Türkiye bağlantısı olarak nitelendirilen PYD'nin liderliğinde IŞİD'e karşı kurulmuştu. Reuters, Türkiye'nin SDG'nin Menbic'ten sonra Cerablus'u ele geçirmesiyle, PYD'ye bağlı Kürt grupların bölgede yayılmasından endişe ettiğini yazdı. İsmi açıklanmayan muhalif lider, IŞİD'in militanlarını bölgeden çekmeye başladığını ve IŞİD'lilerin ailelelerinin Cerablus'tan el Bab kentine gönderildiğini söylerken, "Kesinlikle bir direniş olacak. Yoğun bir şekilde mayın döşeyecekler. Cerablus'a girmek için düzenlenen harekât kolay olmayacak" dedi. ÖSO'nun Cerablus'u ele geçirme planının, Kürtlerin bölgedeki planlarını engellemek için önemli bir girişim olduğu belirtiliyor. Cumartesi günü Cerablus'tan atılan bir roket mermisi Gaziantep'in Karkamış ilçesindeki boş bir araziye düşmüştü. Türkiye, buna karşılık Cerablus'taki IŞİD hedeflerine 65 top atışı yapıldığını duyurmuştu. Anadolu Ajansı'na (AA) konuşan SDG komutanlarından Ebu Reşit, PYD ile rejim güçleri arasında çıkan çatışmaların, muhaliflerin yararına olacağını belirterek, bu çatışmalar sebebiyle PYD'nin Ayn El Arap (Kobani) ve Fırat'ın batısına geçen bazı kuvvetlerini Haseke'ye yönlendirdiğini söyledi. Ebu Reşit, "Haseke'de rejim ile PYD güçleri arasındaki çatışmalar muhaliflerin işine yaradı" şeklinde konuşurken, bu durumun muhaliflerin, Cerablus'u IŞİD'den almak için değerlendirmesi gereken iyi bir fırsat olduğunu belirtti.
Milliyet

'Koca Yürekli' Ahmet Avrupa'yı Duygulandırdı
İtalya, Ahmet Mahmud isimli Mısırlı bir çocuğun, kardeşinin hastalığına yardım bulmak için gösterdiği cesareti konuşuyor. 13 yaşındaki Ahmet, Avrupa'ya kaçan mültecilerin arasına karışarak, kanser hastası kardeşine yardım edebilmek için mülteci botuyla İtalya'ya kaçtı. Geçen hafta insan kaçakçılarıyla anlaşarak İtalya'nın Lampedusa adasına varan Ahmet, kendisini sorgulayan İtalyan yetkililere kardeşinin sağlık raporunu vererek, 'kardeşiyle oynamaya devam edebilmek için İtalya'ya geldiğini' söyledi. İtalyan yetkililer kısa sürede, Ahmet'in 7 yaşındaki kardeşi Farid'in ağır lösemi hastası olduğunu ve Mısır'daki tedavi masraflarını karşılayamadıklarını anladı. Ahmet ile konuşan bir yetkili, "Kardeşini kurtarmak için hayatını riske edip tehlikeli yolculuğa çıkan çocuğu görünce insan duygulanıyor. Çok sayıda insan hikâyesi var ancak bu bizim için de yeni bir durum" dedi. Olayın İtalya'da duyulmasıyla birçok yardım örgütü Farid için yardım toplamaya başladı. İtalyan Corriere Della Sera gazetesi, İtalyan yetkililerin Ahmet'in ailesini ülkeye davet ettiğini ve Farid'e ücretsiz tedavi imkânı verileceğini söyledi. Ahmed'in ailesi olan biteni haberlerden öğrenirken, Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Abu Zeid, Mısır'da bütün tıbbi tedavilerin mümkün olduğunu savundu.
Milliyet

650 Milyon $ Borcu Var
ABD'de Kasım ayında gerçekleşecek başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin adayı olan milyarder işadamı Donald Trump'ın şirketlerinin büyük bir borç batağında olduğu öne sürüldü. New York Times gazetesinin özel haberine göre, seçim kampanyası süresince her fırsatta "Ben çok zenginim" diye konuşan Trump'ın sahibi ya da ortağı olduğu firmaların en az 650 milyon dolar borcu bulunuyor. Bu rakam, daha önce Trump'ın kamuoyuyla paylaştığı borç miktarının 2 katından bile fazla. 'Emlak Kralı' lakaplı Trump'ın, açıklamayı reddettiği vergi kayıtlarının tartışıldığı bir dönemde ortaya atılan iddia, anketlerde Demokrat Parti'li rakibi Hilary Clinton'ın gerisinde kalan işadamını daha da zora soktu. Clinton, geçtiğimiz hafta Atlantic City'yi ziyaretinde, Trump'ın batan kumarhanelerinden birisine gitmiş ve burada yaptığı konuşmada, rakibinin birçok şirketi borç batağına sürükledikten sonra elinden çıkarttığını iddia etmişti. Gazete, Trump'ın küçük ortak olduğu şirketlerin toplam borç miktarının 2 milyar dolara yaklaştığını belirtirken, Cumhuriyetçi başkan adayının bir keresinde CNN televizyonunda katıldığı bir programda kendisini 'Ben borç kralıyım' diye tanıttığını hatırlattı. Haberde Trump'ın başkan adaylığı başvuru formunda hiç bir borcu olmadığı şekilde beyanda bulunduğu vurgulandı. Seçim kuralları uyarınca başkan adaylarının, yüzde 100'üne sahip olmadıkları şirketlerin borçlarını açıklama yükümlülüğü bulunmuyor.
Vatan

Duterte Bm'yi Ayrılıkla Tehdit Etti
Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, uyuşturucuyla mücadeleye ilişkin ülkesine ve kendisine yapılan eleştirilerin ardından Birleşmiş Milletler'i (BM) üyelikten ayrılmakla tehdit etti. Duterte, basına yaptığı açıklamada, BM'yi ülkesinin uyuşturucuyla mücadelesine karıştığı için eleştirerek, "Belki de BM'den ayrılmaya karar vermek zorundayız" dedi. Filipinler'de uyuşturucu kaçakçılarının öldürülmesini eleştiren BM'yi, Ortadoğu'daki çok daha ölümcül olan şiddet olayları karşısında suskun kalmakla suçlayan Duterte, ABD ve BM'nin Suriye'deki ölümcül çatışmaları durduramadığını fakat kendisinin uyuşturucu kaçakçılarının öldürülmesiyle ilgili eleştiri yağmuruna tutulduğunu söyledi. Duterte ayrıca Çin ve Afrika ülkelerine BM'ye alternatif bir örgüt kurulması çağrısında bulunabileceğini sözlerine ekledi.
Vatan

Fetö'nün 'Diplomasi' Ayağı Mercek Altında
FETÖ'nün darbe girişiminin ardından kamudaki açığa almalar kapsamında güvenlik ve yargı bürokrasisinin ardından, örgütün dış politika ayağı da mercek altına alındı. Bu kapsamda Türkiye'nin dış misyonlarında görev yapan yaklaşık 300 Dışişleri Bakanlığı çalışanı Türkiye'ye çağrılırken, Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanlığı dönemindeki özel kalem müdürü ve özel müşaviri olan, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de Dış Politika Başdanışmanlığını yapan Gürcan Balık ile görevden alınan eski büyükelçiler Alı Fındık ve Tuncay Babalı, soruşturma kapsamında gözaltında bulunuyor. FETÖ ile irtibatı ve iltisakı tespit edilen diplomatların açığa alınacağı belirtilirken, bağlantısı olmayanların görev yerlerine dönecekleri kaydedildi. Bulunduğu üst düzey görevlerle dikkati çeken Balık, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Dışişleri Bakanlığı'nda FETÖ'ye yönelik yapılan çalışmalar kapsamında görevden alınmıştı. Balık, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanlığı döneminde özel kalem müdürlüğü ve özel müşavirliği, Ağustos 2013-Mayıs 2014 arasında da 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Dış Politika Başdanışmanlığı görevini yürütmüştü.
Vatan

POLİTİKA

Esad Şimdi 'Teferruat'
Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'nin önündeki öncelikli işin Suriye'de çözüme ulaşılması olduğunu söyleyerek, bunun yanında Beşar Esad'ın geçiş hükümetinde yer alması dahil her konunun 'teferruat' kaldığını söyledi. Yıldırım bu açıklamayı 20 Ağustos'ta Esad'ın "istemesek de bir aktör" olduğunu ve uzun vadede olmasa da geçiş sürecinde yer alabileceğini söylemesi ardından sorumuz üzerine yaptı. Toplantının ardından Sabah'tan Serdar Karagöz ile birlikte, Başbakan Yıldırım'a Ahmet Davutoğlu döneminde görevden ayrılması önşart sayılan Esad üzerine bu tutum değişikliğinin nedenini sorduk. Yıldırım şunları söyledi: "Bizim için çözüm önemli. Daha fazla insanın ölmemesi önemli Eğer insanları kurtaracaksak, kanayan yarayı kapatıp kanı durduracaksak, bence diğerleri teferruat." Yıldırım basın toplantısında da "Her konuyu bir kişiye, bir şeye bağlamak çözümsüzlüğe razı olmaktır" demişti. Türkiye'nin son beş yıldır sürdürdüğü Suriye politikasında köklü bir değişiklik anlamına gelen bu açılımın ilk işareti Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un 19 Ağustos'ta Hürriyet'te yayınladığımız "Başımıza gelen birçok şeyin sorumlusu Suriye siyasetidir" sözleri olmuştu. Yıldırım da bir gün sonra Suriye'de krizin sürmesinin hem daha çok ölüme, daha çok göçe hem de Türkiye'ye 'bölücü terör olarak dönmesine' yol açtığını söyledi. Nitekim önceki akşam Gaziantep'te 50 kişinin düğün evinde katledilmesi olayında şüpheler IŞİD üzerinde. Yine sorumuz üzerine Suriye siyasetindeki bu değişimde Rusya ile 27 Haziran'da ilan edilen normale dönüş anlaşmasının 'önemli rolü' olduğunu da söyledi. Başbakan'ın Rusya ile anlaşmaya verdiği önem o derece ki, Rusya öyle bir talepte bulunmamış olduğu halde, IŞİD'e karşı böyle bir talebi olursa, o çerçevede İncirlik Üssü'nü dahi açmalarının mümkün olduğunu söyledi. Aslında Yıldırım "Esad istemesek de aktör" ve "çözüm öncelik, gerisi teferruat" açıklamasını yapmadan önce de Suriye'de değişiklik adımları atılmaya başlamıştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Vladimir Putin ile 9 Ağustos'ta St. Petersburg'da görüşmesi ardından bir Suriye çalışma grubu kurulmuştu. Daha yeni, önce Ankara'da görüşmüş olduğu halde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 19 Ağustos'ta Hindistan yolundayken Tahran'a inip İranlı mevkidaşı Cevad Zarif ile görüşmesi de bunun işareti. (Artık bazı konular telefonda konuşulmuyor, kulak kabartan çok diye.) Başbakan'a göre önümüzdeki 6 ay içinde "Amerika, Rusya, İran, Türkiye, Suudi Arabistan gibi ana ülkelerin () özellikle Türkiye'nin, daha aktif, daha öncü rol oynaması gerekiyor. Diğer ülkelerin de bu çerçevede bir araya gelmesini sağlamak" amaçlanmalı. Peki, niye mi 6 ay? Çünkü kasımdaki Amerikan başkanlık seçimleri ardından ocak ayında yeni başkan görevi devralacak, yeni başkan alacak kritik kararı, şimdiki değil. Yıldırım'ın Türkiye'nin bu ülkelerle konferans düzenlemesi fikri ise aslında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun bundan dört yıl önce, 2012 Ağustos'unda dönemin başbakanı Erdoğan'a yazdığı mektuptaki "Türkiye uluslararası konferans toplasın" önerisine benziyor. Muhtemelen bugünkü kahvaltının gündemlerinden biri olacaktır, terör ve anayasayla birlikte. Suriye siyaseti değişiyor ve bu değişimin daha gerçekçi, daha Türkiye'nin 'fabrika ayarlarıyla' uyumlu bir yönde olduğu en azından şimdilik görülüyor.
Hürriyet

Başaramayacaksınız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep'te düğünü hedef alan katliamı lanetledi. Yazılı bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: Gaziantep'te bir düğün için toplanan vatandaşlarımızı hedef alan menfur saldırıyı teessürle öğrenmiş bulunuyorum Bir kez daha altını çizerek belirtmek istiyorum ki ülkemiz ve milletimiz için 15 Temmuz silahlı darbe girişiminin ve o gece kaybettiğimiz 240 vatandaşımızın faili FETÖ'yle, sadece son bir ayda asker, polis ve köy korucularından oluşan 70 güvenlik görevlimizin katili PKK'yla, Gaziantep saldırısının muhtemel faili DAİŞ arasında hiçbir fark yoktur. Bu örgütleri ülkemizin ve milletimizin üzerine saldırtanlara mesajımız yine aynıdır: Başaramayacaksınız! Türkiye'de ezanları susturmaya, bayrağı indirmeye, vatanımızı bölmeye, milletimizi parçalamaya, bu eli kanlı örgütlerin ve arkalarındaki güçlerin, nefesi de takati de yetmeyecektir. Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle aziz milletimizi oluşturan tüm unsurların bir arada huzurla yaşadığı, aynı ortak geleceğe umutlarını bağladığı Gaziantep'te, saldırının yapıldığı yer ve hedef alınan kitle, ne tür bir oyun oynanmaya çalışıldığını açıkça göstermektedir. Türkiye'ye güçleri yetmeyenlerin, etnik ve mezhep temelli hassasiyetler üzerinden vatandaşlarımızı birbirlerine karşı kışkırtma senaryoları tutmayacaktır. Milletimiz, 30 yılı aşkın süredir PKK eylemlerinde, 15 Temmuz gecesi FETÖ ihanetinde, DAİŞ'in yıllardır yaptığı canlı bomba eylemlerinde, bu oyuna gelmeyeceğini sayısız defa ortaya koymuştur. Gaziantep'te denenen aynı alçak oyun tutmayacak, milletimiz bu provokasyonun gerisindeki gerçek niyeti deşifre ederek, birliğinden, beraberliğinden, kardeşliğinden asla taviz vermeyecektir. Kaybettiğimiz her can gibi Gaziantep'te şehit edilen kardeşlerimizin de hesabının sorulacağından, kanlarının yerde bırakılmayacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bir kez daha Şehitler Tepesine bu defa Gaziantep'ten yolcu ettiğimiz kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Milliyet

'Halkımız Tuzakları Ezip Geçecektir'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep'teki terör saldırısının ardından kente bölge milletvekillerinin de bulunduğu bir inceleme heyeti yolladı ve dün de partisinin Merkez Yönetim Kurulu'nu topladı. Kılıçdaroğlu yazılı açıklamasında, bu alçak saldırının arkasındaki karanlık odakları, bu saldırıyı gerçekleştirenleri, planlayanları ve zihniyetlerini lanetlediklerini vurguladı. Kılıçdaroğlu, saldırının hedefinde Kurtuluş Savaşı'nın simge şehri Gaziantep özelinde bütün Türkiye'nin olduğunun altını çizdi. Söz konusu saldırıyla 79 milyon vatandaşın hedef alındığını ifade eden Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: a"Saldırıda hayatını kaybedenler bizim kardeşlerimiz, çocuklar hepimizin evladıdır. Öfkemiz derin, acımız ortaktır. Bilinmelidir ki bir düğün evine saldıracak kadar sapıkça bir eylemle birlik ve bütünlüğümüzü sarsmayı planlayanlar hain emellerine asla ulaşamayacaklardır. Halkımız yüksek dayanışma ruhu ile kendisine yönelen bütün tuzakları bir kere daha ezip geçecektir. Bu büyük acının gölgesinde halkımızın gösterdiği asil ve vakur duruş bunun en büyük delilidir." Bu saldırının faili olan barbar yapı, ülkemizin simgelediği ve bölgemizdeki bütün milletlere umut veren Cumhuriyetimize, demokratik, laik, sosyal hukuk devletine düşmandır. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ne kadar güçlü olursa bu yapılar ezilecek, ülkemize yönelen bütün tehditler de yok olacaktır." Kılıçdaroğlu, sorumluluk makamında olan herkesin bu anlayışla hareket etmesi, büyük bir dikkat ve özenle Türkiye'ye yakışan bir şekilde davranması gerektiğine işaret ederek, CHP'nin Türkiye'nin bir daha böyle kara günler yaşamaması için atılacak her adıma da koşulsuz destek olacağını kaydetti.
Vatan

Partilere 'Bir Olalım' Çağrısı
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gaziantep'teki saldırıda Kürtlerin hedef alındığını söyledi, "Partilimizin düğünüydü. Mesaj nettir; buradan bir iç savaş, kaos çıkarabilir miyiz arayışı içindeler" dedi. Yurt dışı programını iptal ederek geldiği Diyarbakır Havalimanı'nda konuşan Demirtaş şunları söyledi: "Antep'teki tüm partilerden milletvekili arkadaşlara sesleniyorum. Gelin taziyede bir olalım, yan yana duralım. Bu fotoğrafla o alçaklara en iyi cevabı vermiş oluruz. AKP, MHP, CHP'li vekillere çağrıda bulunuyorum." "Suruç katliamı ile başlayan Diyarbakır mitingi ile devam eden, Türkiye'nin bir çok kentinde sivillerin ölümüne yol açan bombalamalar kitlesel katliamlar, geçen 1.5 sene içerisinde neredeyse bütün siyasi gündemimizi, toplumsal gündemimizi ve yaşamımızı belirledi. Ülkeyi kan gölüne çeviren, bütün acıları bitirecek sözü söyleyeceksek o günler bugünlerdir. Şimdi sayın Başbakan'dan ricamız, beklentimiz ve çağrımızdır; Suruç katliamından başlayarak, güvenlik ve istihbarat zafiyetine yol açan soruşturmayı hakkıyla yürütmeyen herkesle ilgili acil bir soruşturma açmalısınız. Eğer bu katliamla bize bir mesaj vermek istiyorlarsa gelin bu mesajı tersine çevirelim."
Vatan

SPOR

Galatasaray yeni sezona bambaşka bir uygulama ile giriyor. Sarı-kırmızılılarda futbolculara galibiyet durumunda ödenen özel primler bu sene verilmeyecek. Yönetim, derbilerde ise değerlendirme yaparak istisnaya gidecek. Cim-Bom'da geçtiğimiz sezona kadar maç başılar hariç futbolculara iç ve dış saha galibiyetlerinde 7 bin 500 ila 15 bin dolar özel prim veriyordu. Derbilerde de bu rakam iki katına çıkıyordu. Ancak bu sezon kadrosuna kattığı futbolcularla garanti ücretin yanısıra puan başı para üzerinden anlaşma yapan sarı-kırmızılılar, bundan dolayı galibiyetlere özel prim vermeme kararı aldı. Yönetim geçtiğimiz sezonlarda anlaşma yapan futbolcuların maç başılarını da kaldırmak için harekete geçti. Buna göre garanti ücretin yanısıra oynadığı her karşılaşmada maç başı primi alan futbolculara da puan- para modeli teklif edilecek. Böylece Galatasaray bu 2 operasyonla mali yönden biraz nefes alacak ve UEFA ile yaptığı Finansal Fair Play anlaşması çerçevesinde daha da rahatlayacak.
Milliyet

Galatasaray, her konuda anlaşmaya vardığı Lassana Diarra'yı ikna ederken en büyük yardımı eski futbolcusu Didier Drogba'dan aldığı ortaya çıktı. Mali asıllı Fransız futbolcu, Sarı-Kırmızılı kulüpten kendisine transfer teklifi gelince, daha önce Chelsea'de birlikte forma giydiği ve kariyerinde Galatasaray yılları bulunan Drogba'yı arayarak fikrini sordu. ŞU anda Montreal'de oynayan Fildişi Sahilli futbolcu, arkadaşına "Galatasaray'dan teklif almışsan hiç düşünme. Bu fırsat kaçmaz. Futbol kariyerinin en güzel deneyimlerinden birisi olur. Ülkenin en güçlü takımlarından birisine gidiyorsun. Tutkulu bir taraftarı var. Bana sorarsan hiç düşünmeden teklifi kabul et ve sözleşme imzala" dedi. Diarra da bu sözler üzerine "evet" cevabını verdi. BUarada Galatasaray Sportif AŞ. Yönetici Levent Nazifoğlu, "Diarra yüzde 99 bitti sözüm yanlış anlaşılmış. Biz her konuda anlaştık. Sadece eski kulübüyle 10 milyon euroluk bir sıkıntısı varmış. Onu halletmesini bekliyoruz. Belki 10 gün gibi zaman alacak. Ama herhangi bir olumsuz duruma karşı da B planımız hazır. Ancak şu anda isim vermem doğru olmaz" dedi.
Star

Olimpiyatta altın hasretimizi dindiren Taha Akgül, madalyayı tüm şehitlerimize armağan ettiğini söyledi. Taha şöyle konuştu: "Bu madalyayı Van, Elazığ, Gaziantep'teki patlamalarda hayatını kaybeden şehitlerimize, 15 Temmuz'da tankların, mermilerin önüne kendini atan vatandaşlarımıza adıyorum. Onlar ülkeyi kurtarmasaydı, biz şimdi olimpiyatta olmayacaktık." "Türkiye'nin böyle başarılara ihtiyacı var. 15 Temmuz sürecinden sonra burada başarılı olmamız gerekiyordu. Tüm dünyaya Türkiye'nin cuntacıların eylemleriyle yıkılmayacağını göstermemiz gerekiyordu. Burada psikolojik bir mücadele var. ABD, Rusya, İran gibi güçlü ülkeler bayraklarını göndere çektirmeye çalışıyor. Olimpiyatta İstitklal Marşı'nı okutabilmek, bana göre ülkemiz için en büyük reklamdır." "Güreş başlayana kadar 1 madalyamız vardı. Beklentilerin yüksek olması sorumluluğumuzu artırdı. Üzerimde baskı vardı. Maça o kadar konsantre oldum ki başıma ağrılar girdi. 2014'te İranlı'yı yenmiştim. Rakiplerime karşı psikolojik üstünlüğüm var. O yüzden benden çekinerek güreşiyorlar. Maçta bunu hissettim ve üzerine gittim. Üçüncü sayıyı alınca rahatladım. 2020'de de aynı başarıyı tekrarlamak istiyorum."
Star

Kartal'da Talisca için müjdeli haber. Transfer görüşmeleri yapmak için Portekiz'de bulunan Başkan Fikret Orman, Benfica ile yaptıkları görüşmenin olumlu geçtiğini belirterek, "Transferi başarıyla gerçekleştirdik. Talisca 1 yıllığına kiralandı" dedi. Brezilyalı futbolcu yarın İstanbul'da olacak ve sağlık kontrolünden geçtikten sonra imzayı atacak. Orman, Aboubakar için de Porto'ya rest çektiğini belirterek, "Biz son olarak 2.2 milyon euro kiralama bedeli teklif ettik. Beşiktaş'ın parasını kimseye yedirmem. Türkiye'deki transfer haberlerinin gazına da gelmem. Bu saatten sonra ya Porto bizim teklifimizi kabul eder ya da Aboubakar Porto'nun elinde kalır" diye konuştu. Bu arada Yönetici Metin Albayrak, "Transfer zaman alan bir süreç. Stoper, orta saha ve forvet transferlerini bitireceğiz. Üst düzey oyuncularla görüşüyoruz. Oyuncunun kendisiyle, kulübüyle anlaşılıyor ancak oyuncu son anda 'ben gelmeyeceğim' diyor. Hemen B planı devreye giriyor ve aynı süreçler yeniden yaşanıyor. Güneş yabancı kaleci hakkını Fabri'den yana kullanıyor, Boyko'yu kiralayacağız" açıklamasını yaptı.
Star


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme