30 Eylül 2016 Cuma

30.09.2016 Genel Gündem



30.09.2016

GÜNDEM

Yozgat Ohal'i
Yozgat Valiliği İl Olağanüstü Hal Bürosu tarafından Vali Kemal Yurtnaç imzasıyla 28 Eylül 2016 tarihli, 'Umuma açık istirahat ve eğlence yerleri' başlığıyla emniyet müdürlükleri, kaymakamlıklar ve belediyelere genelge gönderildi. Genelde özetle şu ifadeler yer aldı: "İlimizde gazino, pavyon ve bar adı altında faaliyet gösteren yerler ve çevrelerinde meydana gelen olaylar incelendiğinde, bu olayların kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, hakaret, mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve 6136 sayılı kanuna muhalefet etme suçlarından teşekkül ettiği görülmüştür. Sarıkaya ilçesinde meydana gelen öldürme olayı da buna örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 'Tedbirler başlıklı' 11. maddesi gereğince genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla il genelinde faaliyet gösteren bar, pavyon, gazino v.s. gibi umuma açık yerler OHAL süresince kapatılmıştır." Kent merkezinde içkili yer bulunmayan Yozgat'ın Sarıkaya, Boğazlıyan, Yenifakılı ve Yerköy ilçelerinde bar, gazino ve pavyon olarak faaliyet gösteren mekanlar olduğu belirtildi. Genelgeyle bu ilçelerdeki 28 yerin kapatılması için güvenlik birimleri harekete geçti. Yenifakılı ilçesinde Karacabay Restorant sahibi Şahin Karaaslan, 28 Eylül'de saat 15.00'te karakola giderek tutanağı imzalayıp işyerini kapattığını söyledi. Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, eşleri bu mekanlara giden kadınların şikâyette bulunduğunu belirterek özetle şöyle dedi: "Bar, pavyon ve ona benzer çalışan gazinoları kapattık. Aile hayatını korumaya yönelik çalışmamız varsa bu da bizim görevimiz. İnsanlar çocuklarının ve ailesinin nafakasını götürüyorlar, buralarda yiyor. Kamuoyunun bu konuda yanlış bir algı ve hesap içerisine girmemesi gerekiyor. Biz genel emri yazdık. Zabıtamız böyle yerleri bugün, yarın kapatacaktır."
Hürriyet

29 Eylül 2016 Perşembe

29.09.2016 Genel Gündem



29.09.2016

GÜNDEM

115. Celsede 5 Müebbet
Malatya'da Zirve Yayınevi'nde 18 Nisan 2007'de misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle boğazları kesilerek öldürülen Uğur Yüksel, Necati Aydın ve Alman uyruklu Tilman Geske katliamına ilişkin davanın 115. dünkü duruşmasında mahkeme kararını açıkladı. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, oy birliğiyle alınan kararında adli kontrol kararıyla elektronik kelepçe takılan tutuksuz sanıklar Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Hamit Çeker, Salih Gürler ve Cuma Özdemir'i, maktuller Necati Aydın, Uğur Yüksel ve Tilmann Geske'yi 'tasarlayarak öldürme suçundan' üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların 'terör örgütü üyeliği' gibi suçlardan beraatine hükmeden mahkeme, 5 sanığa ayrıca 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve eylemin silahtan sayılan bıçak ile ve birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi' nedeniyle her maktul için 10'a yıl, 'nitelikli yağma' suçundan da 9 yıl 9 ay hapis cezası verilmesine, tutuklu kaldıkları sürenin de cezalarından mahsubuna hükmetti. Mahkeme heyeti, Ceza Muhakemeleri Kanunu'ndaki "Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok 2 yıldır. Bu süre zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Uzatma süresi toplam 3 yılı geçemez" maddesini hatırlatarak, sanıkların hükmen tutuklanmalarına yer olmadığına karar verdi. Aralarında emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile emekli Albay Ülger'in de bulunduğu 16 sanığın 'terör örgütü üyeliği' ve benzer suçlardan beraatine hükmeden mahkeme heyeti, 'haberleşmenin gizliliğini ihlal ve resmi belgede sahtecilik suçlarından' emekli Albay Mehmet Ülger'e 13 yıl 9 ay, Binbaşı Haydar Yeşil'e de 14 yıl 10 ay 22 gün hapis cezası verilmesini kararlaştırdı.
Hürriyet

28 Eylül 2016 Çarşamba

28.09.2016 Genel Gündem



28.09.2016

GÜNDEM

Mit'te De Fetö Şoku
MİT'te darbe girişimi sonrası FETÖ ile ilişkileri olduğu gerekçesiyle açığa alınan 141 kişiden 87'si memuriyetten ihraç edildi. MİT ile ilişiği kesilen personelin, 'FETÖ ile ilgili gelen istihbari bilgileri gizledikleri, 15 Temmuz gecesi darbecilere istihbarat sağladıkları, örgüte bilgi sızdırdıkları' iddia edildi. İhraç edilen personelden 52'si hakkında ayrıca savcılığa suç duyurusu yapıldı. Milli İstihbarat Teşkilatı'nda (MİT), 15 Temmuz darbe girişiminin ardından terör örgütü FETÖ ile bağlantıları tespit edilen 141 kişi açığa alınmıştı. Açığa alınan bu kişilerden 100'üyle ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı. 100 kişiden 87'si, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği kamu görevinden uzaklaştırıldı. Memuriyetten çıkarılan ve başka bir devlet kurumunda çalışamayacak olan 87 kişiden 52'si hakkında ise suç duyurusunda bulunuldu. MİT, Cumhuriyet savcılığına yapılan suç duyurusuyla birlikte 52 personelle ilgili de sorgulama sonuçları ve delillerden oluşan dosyaları savcılığa gönderdi. Açığa alınan 41 MİT personeli hakkındaki soruşturmanın da yakında tamamlanacağı kaydedildi. MİT'in, haklarında suç duyurusunda bulunduğu personel ile ilgili Cumhuriyet savcılığına gönderdiği dosyada çarpıcı iddialara yer verildi. MİT'çileri ihraca götüren nedenler sıralanırken bu kişilerin, "FETÖ ile ilgili gelen istihbari bilgileri gizledikleri, FETÖ istihbaratı almaları gerekirken görevlerini yerine getirmedikleri, 15 Temmuz gecesi darbecilere istihbarat sağladıkları, darbecilerle hareket ettikleri, darbe öncesi ve sonrası yeterli istihbari bilgi sağlamadıkları, FETÖ ile ilgili yapılan istihbarat bilgilerini örgüte sızdırdıkları, FETÖ bağlantılı kriptolu kişilerle ilgili yapılan istihbari çalışmaları dışarıya taşıdıkları, teftiş çalışmalarında pasif görev yaptıkları, istihbari bilgiye erişimde zayıflık gösterdikleri" öne sürüldü.
Hürriyet

27 Eylül 2016 Salı

27.09.2016 Genel Gündem



27.09.2016

GÜNDEM

Spekülasyondan Uzak Durulmalı
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, bakanlıkta İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ile görüştü. Görüşme öncesinde açıklamalarda bulunan Çelik, son terör saldırılarını anımsatarak, "Türkiye'nin terörle mücadelesi büyük bir kararlılıkla sürecektir. Bu insanlığın barbarlığa karşı mücadelesidir" diye konuştu. Çelik, İngiltere'nin darbe girişiminin ardından Türkiye ile gösterdiği dayanışmadan ötürü memnuniyetlerini dile getirdi. Çelik, iki ülkenin Avrupa'nın geleceğinde söz sahibi ülkeler olduğunu bildirdi. Çelik, ikinci darbe girişimi ve bunun İngiltere'yle bağlantısı olduğuna dair iddiaların sorulması üzerine, FETÖ'nün en tehlikeli terör örgütlerinden biri olduğunu ve yeni terör eylemleri gerçekleştirerek Türkiye'ye zarar verme arayışlarının muhtemel olduğunu kaydetti. "İngiltere ya da başka müttefiklerimiz ile ilgili bu tip spekülasyonlardan uzak durmak gerekir" ifadelerini kullanan Çelik, bunun ciddiye alınmaması gereken, yalan ve yanlış bilgilere dayalı bir haber olduğunu söyledi. Johnson ise Türkiye'de olmaktan çok memnun olduğunu ifade etti. Türk milletini, darbe girişimi karşısında göstermiş olduğu demokratik duruşundan dolayı kutlayan Johnson, "Türk milleti, demokratik kurumlarının darbeciler tarafından alt edilmesine izin vermedi" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki hükümeti ve Türk halkını, milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaparak gösterdikleri cömertlikten dolayı da tebrik eden Johnson, "Türkiye, Avrupa için hayati bir rol oynuyor" dedi.
Milliyet

26 Eylül 2016 Pazartesi

26.09.2016 Genel Gündem



26.09.2016 Pazartesi
GÜNDEM

Bylock'ta 479 Hakim-Savcı 
FETÖ üyelerinin kendi aralarındaki özel haberleşme sistemi ByLock'u kullananlar arasında siyasiler, hâkimler, savcılar, polisler ve üst düzey bürokratların olduğu iddiası kulisleri hareketlendirdi. Sisteme girdiği saptanan 479 hâkim ve savcı olduğu iddia ediliyor. Ankara kulislerinde konuşulan ByLock iddiaları özetle şöyle: ByLock'u kullananlara ilişkin telefon listelerinde milletvekillerinin olduğu iddiasına bir yenisi eklendi. Bazı bakanlar üzerine kayıtlı telefonların da bu sistem içinde görüldüğü öne sürüldü. Bakanlık görevine getirilenlere, imza karşılığında 4 telefon verildiği, bunun çabuk ve ucuz haberleşme amacı taşıdığı anlatıldı. Bu telefonları genellikle ilgili bakanların kullanmadığı, yakın çalışma arkadaşlarına verdiği biliniyor. Şimdi bu numaraların kimde olduğu ve ne amaçla kullanıldığı araştırılıyor. ByLock sistemine girdiği saptanan hâkim ve savcı sayısının 479 olduğu iddia ediliyor. Ancak, bu kişilerin saptanması aşamasında farklı bir sorunun ortaya çıktığı öğrenildi. Haberleşmede, hâkim ve savcıların lojmanlarındaki ortak kullanıma açık ADSL modemlerinin kullanıldığı, dolayısıyla direkt kullanıcının saptanmasında zorluk yaşandığı anlatılıyor. ByLock'da toplam 180 bin IP adresi tespit edildiği, ama bunların önemli bir kısmının ortak kullanım alanlarını kapsadığı, bu alanların lojmanlar, bakanlıklar ve kamu binaları olduğu saptandı. Şimdi, teknik inceleme yapılarak gerçek kullanıcı tespit edilemeye çalışılıyor. Henüz bu konuda teknik delillendirme aşamasına gelinmediği de kulislerde anlatılan bilgiler arasında. Emniyet Genel Müdürlüğü'nde 4 daire başkanı, 2 daire başkan yardımcısı ve 1 il emniyet müdürünün ByLock listesinde isimlerinin geçtiği haberleştirilmişti. Şimdi herkes, emniyet dışındaki bürokrat isimlerinin kimler olduğunu merak ediyor.
Hürriyet

25 Eylül 2016 Pazar

25.09.2016 Genel Gündem

25.09.2016 Pazar
GÜNDEM
PKK 'Kış'a Geçemiyor 
Terör örgütü PKK ile mücadelede yıllardır uygulanan saldırıları önlemeye dönük savunmacı yaklaşım 'bekle, operasyon yap' stratejisi terk edildi. Terörle mücadelede yeni konsepte geçilerek, 'her noktada, her şartta operasyon yapma' stratejisiyle örgütün Türkiye içerisinde toplandığı, saldırı planlarını yaptığı kamplara operasyonlar başlatıldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, Doğu ve Güneydoğu'daki 22 ilin valisiyle geçen hafta Ankara'da yaptığı toplantıda yeni mücadele konseptinin ayrıntıları ele alınarak, kışın da operasyonlara devam edilmesi kararlılığı iletildi. Toplantıda Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlıkları, operasyonlarla ilgili kapsamlı rapor sundu. Raporlarda, PKK'nın Türkiye içerisinde kış üstlenmesi yaptığı, kırsal alandaki kamplarının bulunduğu Hakkari Çukurca Kaletepe, Yüksekova kırsalı, Cudi - Gabar - Silopi, Ağrı Tendürek- Doğubayazıt, Diyarbakır Lice-Kulp-Şenyayla, Tunceli- Ali Boğazı, Ovacık kırsalı ile Bingöl'de Genç ve Van - Saray - Özalp - Başkale'de komando birlikleri, Jandarma Özel Harekat ve Polis Özel Harekat ekiplerince operasyonların sürdürüldüğü kaydedildi. Karadan ve havadan başlatılan operasyonlarda örgütün kış üslenmesine geçtiği noktalarda çok sayıda mağara ve sığınak ile teröristlerin, kış ihtiyacını karşılamak için stokladığı yaşamsal maddelerin imha edildiği belirtildi. Eylül ayıyla birlikte kış üslenmesine çekilen örgütün, operasyonlar nedeniyle bunu yapamadığı, büyük kayıplar vererek yurtdışındaki kamplara çekilmeye başladığı öne sürüldü. Örgüt üyelerinin kendi aralarında ve yurtdışı ana kamplarla yaptığı telsiz görüşmelerini deşifre eden istihbarat birimleri, örgüt mensuplarının operasyonlar nedeniyle çekilemediği, büyük zayiatlar verdiği, kendi içlerinde çözülmeler başladığını belirledi. Zaman kazanmak ve kış üslenmesine geçebilmek için Kandil'in 'ateşkes' için zemin aradığı kaydedildi. Örgüt yönetiminin, bu yönde gündem oluşturulması için şehir yapılanmasına talimat verdiği, yakın zaman da ise sözde tek taraşı ateşkes" açıklaması yapmaya hazırlandığı dile getirildi
Hürriyet

24 Eylül 2016 Cumartesi

24.09.2016 Genel Gündem



24.09.2016 Cumartesi
GÜNDEM 

Şemsiyeli Terör 
Avrupa yakasından Kadıköy'e gelen, Recai Türkoğlu yönetimindeki metrobüs, dün sabah saat 08.30'da Acıbadem durağına yanaşırken, dışarıdaki bir kadın, kapıya vurup açılmasını istedi. Şoför kapıyı açmayınca, yolcular ikaz etti. Polisin verdiği bilgiye göre şoför kapıyı açmamakta direnince, yolculardan Murat Akbulut (35) şoförle tartıştı. Yerinden kalkan şoförle Akbulut'u yolcular sakinleştirdi. Ancak önce arka tarafa giden Akbulut, metrobüs duraktan ayrıldıktan kısa süre sonra aniden öne gelip şoföre şemsiyesiyle vurdu. Kabindeki güvenlik kamerası kayıtlarına göre, yüzüne güçlü bir şemsiye darbesi alan sürücü, metrobüs 53 kilometre hızla giderken yerinden kalktığında koridora yuvarlandı. Kontrolsüz kalan ve hızı saat 60 kilometreye yükselen metrobüs, sol taraftaki bariyerleri geçerek, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yönündeki sabah trafiğinde durma noktasındaki trafiğin içine daldı. Metrobüs, bu yönde 3 aracı altına alarak silindir gibi ezdi, 4 araca da çarptı ve iki katlı otobüse çarparak durabildi. Mucize eseri kazada can kaybı yaşanmazken, 11 kişi yaralandı. Kaza yerine gelen polis, yolcuların tartakladığı Murat Akbulut'u gözaltına aldı.
Hürriyet

23 Eylül 2016 Cuma

23.09.2016 Genel Gündem



23.09.2016

GÜNDEM

'Darbe Girişimi Abd'de Olsa Ne Yapardınız?' 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan Türkiye İşkadınları Derneği'nin (TİKAD) New York'ta 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili düzenlediği "Büyüyen Türkiye Gelişen Demokrasi" paneline katıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak'ın eşi Şule Kaynak, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun eşi Hülya Çavuşoğlu, TİKAD Başkanı Nilüfer Bulut, TİKAD Başkan Yardımcısı Meltem Demirören Oktay, Türkiye Futbol Fedarasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in de katıldığı yemekli toplantıda Amerikalı konuklara 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaşananlar anlatıldı. Emine Erdoğan da toplantıda yaptığı konuşmada özetle şunları kaydetti: Türkiye'de yaşanan bir milletin demokrasi yolculuğudur. Yoldaki bozuk satıhlar zaman zaman bizleri sarssa da birileri bizi menzile varmamızı engellemek istese de motive olduğumuz temel mesele budur. 2023'te ekonomik ve demokratik kazanımlarıyla yaşadığımız coğrafyanın hakkını verecek bir noktaya varabilmektir. Türkiye 2002'den bu yana milli iradeye hakim olma felsefesi ile yönetiliyor. Bu iktidarın milletten başka hiçbir dayanağı olmamıştır. 15 Temmuz bu yatırımın ne kadar değerli olduğunu hepimize bizzat göstermiştir. Gencecik kadınlar hiçbir silahı olmadan sadece bayraklarını alarak donanımlı tankları durdurmak üzere sokağa çıkmıştır. 15 Temmuz gecesi biz de Cumhurbaşkanımızla birlikte tepemize bombalar yağdırmak üzere bekleşen F16 ların arasından geçerek Marmaris'ten İstanbul'a gittik. Yolculuğumuz boyunca gözlerimizden okunan tek şey yürüdüğümüz yolun değerine olan inancımız ve kararlılığımızdı. Her ne yaşayacaksak milletimizle birlikte yaşayacaktık. O gece tarihe bir demokrasi hareketi olarak geçeceğine inandığım demokrasi nöbetlerine karışarak İstanbul'a indik. Sizlerle 15 temmuz sürecinde yaşadığımız büyük bir hayal kırıklığını paylaşmak istiyorum. Yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz bir olayda ne yazık ki bazı dostlarımız sessiz kalmışlardır. Böyle zamanlarda düşmanlarınızın ne yaptığından dostlarınızın ne yaptığı önem kazanır. Dost bildiğimiz bazı ülkeler bu açık darbe girişimini kınamak da dahi çekimser kalmışlardır. Türkiye'ye her fırsatta demokrasi karnesi veren kurum ve kuruluşlar milletimizin kararlı mücadelesini görmezden gelmişlerdir. Kim kazanırsa bekleyişi içinde yarım ağızlı kınamalar yapmış ve hatta darbenin kurgu olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Lütfen bir empati yapın. Benzer bir hadise birleşik devletlerde yaşansa Broklyn köprüsü tanklarla kapatılsa ABD devleti ne yapardı? Ya da Capital binası bombalansaydı sorumluların tespiti için nasıl bir seferberlik başlatılırdı. Ankara ve İstanbul'da yaşananlar bunlardır. Önemli devlet kurumlarının bombalanması film sahnelerinden alınmış görüntüler değildi. Bombalamalar yağdırılması gerçeğin ta kendisidir.
Milliyet

22 Eylül 2016 Perşembe

22.09.2016 Genel Gündem

22.09.2016

GÜNDEM

Muammalar
15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında aranan, FETÖ'nün 'Hava Kuvvetleri İmamı' olduğu belirtilen Adil Öksüz, 16 Temmuz'da sabah erken saatlerde, darbenin yönetildiği merkezlerden biri olan Akıncı Hava Üssü yakınlarında yakalanarak, Kazan İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Dosyadaki belgelere göre, Ankara Organize Şube Müdürlüğü'nde görevli Emniyet Amiri H.K., aralarında Öksüz'ün de bulunduğu şüphelileri teslim almak için jandarma karakoluna gitti. Burada iki tane 'Teslim Tesellüm Belgesi' hazırlandı. 16 Temmuz saat 14.30'da hazırlanan ve Adil Öksüz, 3 jandarma personeli ile Emniyet Amiri H.K.'nın imzasının bulunduğu 'Teslim Tesellüm' belgelerinin birinde, Öksüz'ün üzerinde çıkan para ve telefonlar yazıldı. Aynı gün ve aynı saatte tutulan Adil Öksüz ile Emniyet Amiri H.K. ve 3 jandarma görevlisinin imzasının yer aldığı ikinci tutanakta ise ilk tutanaktaki ifadeler yazıldıktan sonra "Markası ZTE 4G LTE olan GPS yer koordinat belirleme cihazı" ifadesi yer aldı. Her iki tutanakta da Emniyet Amiri H.K.'nin 'teslim alan' bölümünün karşısında imzası yer aldı. Dosyaya sadece jandarma görevlilerinin imzasının yer aldığı, yine 16 Temmuz tarihli ayrı bir tutanak da girdi. Diğer iki tutanakta saat ibaresi yer almasına rağmen üçüncü tutunakta tutanağın tutulduğu saat yer almadı. Bu tutanakta GPS'in Öksüz'ün üzerinde bulanmadığı, 'cihazı tuvalete attığı' belirtildi. Tutanak şöyle: "15 Temmuz 2016 günü meydana gelen darbeye teşebbüs olayı ile ilgili olarak komutanlığımızın sorumluluk alanında Kazan İlçesi Akıncı Mahallesinde yakalanmış olan Adil Öksüz isimli şahsın üzerinde yapılan üst aramasında bulunmamış olan Markası ZTE 4G olan GPS yer koordinat belirleme cihazı olarak isimlendirilen cihazı lavaboyu kullandıktan sonra klozete atmış olduğu kendiliğinden tarafımıza teslim etmediğine dair iş bu tutanak tarafımızdan tanzimle hazır bulunanlarca müştereken imza altına alınmıştır." Savcılık kaynakları, Adil Öksüz'ün üzerinde çıkan eşyaları teslim aldığına ilişkin imzası bulunan Emniyet Amiri H.K.'nın, şüpheliyi İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan almadan gittiğini belirterek, Hürriyet'le şu bilgileri paylaştı: "Polis Amiri H.K., aralarında Adil Öksüz'ünde de bulunduğu 10'a yakın şüpheliyi almak için ilçe jandarma komutanlığına gelmiş. Ancak polis memuru, evraklar hazırlanmış olması ve altına imza atılmış olmasına rağmen, 'başka gözaltında bulunan şüpheliler var oraya gideceğim' diyerek Adil Öksüz'ü karakolda bırakmış. Benden sonra gelecek ekip alsın diyerek gitmiş." Savcılık kaynakları, Adil Öksüz'ün üzerinde yüklü miktarda para ve GPS aleti bulunduğuna ilişkin tutanakların adliyeye sevk edilirken dosyaya eklenip eklenmediğinin ise yapılacak soruşturma neticesinde açığa çıkacağına dikkat çektiler. Adil Öksüz'ü serbest bırakan hâkim kamuoyuna yaptığı açıklamada, "Dosyada sadece ifade tutanağı vardı" demişti. Savcılık kaynakları, darbe girişimi gecesi Adil Öksüz'ün, pilot olan çocuklarını 2000'li yıllarda kaybeden Kazanlı yaşlı ve alzheimer hastası olduğu belirlenen bir çiftin evinde kaldığı yönünde iddialar bulunduğuna dikkat çekti. Öksüz'ün bu evde darbeyi yönettiği, ancak darbe girişiminin başarısız olduğunun anlaşılması üzerine gecenin ilerleyen saatlerinde Akıncı Üssü'ne geçtiğinin değerlendirildiği ifade edildi. Savcılık kaynakları, yaşlı çiftin yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle Öksüz'ü teşhis etmekte zorluk çektiği, gerçeğin kamera görüntülerinin incelenmesiyle netleşeceğini bildirdi.
Hürriyet

21 Eylül 2016 Çarşamba

21.09.2016 Genel Gündem



21.09.2016

GÜNDEM

Hepinize Tehdit
BM Genel Kurulu'nun 71'inci toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günümüzde terör örgütlerinin yeni yöntemlere başvurabildiklerini, Türkiye olarak buna 15 Temmuz gecesi şahit olduklarını söyledi. Erdoğan, FETÖ'nün Türkiye'nin ötesinde tüm dünyayı boyunduruğu altına almak gibi derin bir zihni sapkınlık içinde olduğunu belirterek, "Bu yeni nesil terör örgütü, sadece Türkiye'nin değil, varlık gösterdiği 170 ülkenin tamamı için bir milli güvenlik tehdididir" diyerek BM Genel Kurul salonundaki liderleri uyardı. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: "Bu kürsüden tüm dostlarımıza kendi güvenlikleri için ülkelerin geleceği için Fetullahçı Terör Örgütü'ne karşı gerekli önlemleri süratle almaları çağrısında bulunuyorum. Bizim yaşadığımız tecrübe ile sabittir ki, FETÖ ile bu aşamada mücadele etmezseniz yarın çok geç olabilir." 15 Temmuz darbe girişimini de anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Bu darbe girişimi, milletimizin demokrasisine hükümetine, özgürlüklerine geleceğine ve anayasal düzenine kahramanca sahip çıkmasıyla bertaraf edildi. Bu bakımdan milletimle iftihar ediyorum. Demokrasisine sahip çıktığı için iftihar ediyorum. Ve, 29 gün gece sabahlara kadar demokrasi nöbetleri tuttukları için iftihar ediyorum. Hain darbe teşebbüsünü canını hiçe sayarak, bedenini tankların önüne siper eden milletimle iftihar ediyorum. Şayet bugün karşınızda bulunuyorsam, milletimizin işte bu cesur ve asil duruşu sayesindedir." Erdoğan, "Unutulmasın ki Türkiye'deki bu darbe girişimi aynı zamanda dünya demokrasisine de yapıldı. Milletimiz o gece darbe heveslerine tarihi bir ders verirken demokrasiye inanan tüm halklar için de ilham kaynağı oldu" dedi. BM Genel Kurulu'nda temsil edilen ülkelerin büyük bölümünün FETÖ'nün tehdidi altında olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bu vesileyle bu örgütün kurumları, ve örgütlerle bağlantılı kişiler tarafından kullanılan Türk, Türkiye gibi ifadelerinin kesinlikle ülkemizle bir ilgisinin bulunmadığını da belirtmek isterim" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim Suriye'nin topraklarında asla gözümüz yoktur. Suriye muhalefetine verdiğimiz destekle başlayan Fırat Kalkanı Harekâtı umutsuzluğun hakim olduğu bir bölgede istikrarın, huzurun ve dengenin yeni tesisi için kritik bir öneme sahiptir" dedi. "Musul operasyonunun bölge halkının hassasiyetleri gözetilerek yürütülmelidir" diyen Erdoğan, "Aksi halde bölgede yeni sorunlara yol açabilecek 1 milyondan fazla insanı sığınmacı durumuna düşebileceği yeni bir insani krize dönüşmesi kaçınılmazıdır. Irak halkını uluslararası toplumun tam desteğine ihtiyaç duyduğu bu kritik dönemde yalnız bırakmamalıyız" dedi. Mültecilere yardım konusunda da açıklama yapan Erdoğan "Türkiye mülteciler için şu ana kadar 25 milyar dolar harcadı. Şu anda çatısı altında bulunduğumuz BM'den bize gelen destek 525 milyon dolardır. Başka herhangi bir şey yok. Ne yazık ki AB de verdiği sözleri tutamamıştır" ifadelerini kullandı.
Hürriyet

20 Eylül 2016 Salı

20.09.2016 Genel Gündem



20.09.2016

GÜNDEM

'Darbeci değiliz' dediler ancak tanıklar ve görüntüler deşifre etti
Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'da püskürtülen darbe girişiminin ardından tutuklanan bazı generaller, adeta 'üç maymunu' oynadı. "Darbe girişiminden haberimiz yoktu", "Darbeci değiliz" savunması yaptı. Ancak tanıklar, elde edilen güvenlik kamerası görüntüleri ve diğer darbecilerin ifadeleri bu generallerin, 15 Temmuz gecesi ve darbeye ilişkin rolleriyle ilgili yalan söylediklerini ortaya koydu. Yazı dizimizin ilk gününde, darbe gecesi Genelkurmay Karargâhı'nda bulunan en üst rütbeli üç darbeci subayı konu alacağız. Bu isimler, dönemin Genelkurmay Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç, Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli ve Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu TSK'dan atılan bu üç ismin ifadelerindeki çelişkiler, tanıklıklar ve görüntüler şöyle DARBE girişimi gecesi Genelkurmay Karargâhı'ndaki yüksek rütbeli askerlerden biri de dönemin Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu'ydu. Talu ifadesinde, beraberindekilerle birlikte kapıyı kilitleyip ışıkları söndürdüğünü ve odasında saklandığını anlattı; darbeye katılmadığını öne sürdü. Talu, "Bir süre sonra Genelkurmay Karargâhı'nın etrafından silah sesleri gelmeye başladı. Pencereden baktım, tankları ve atışlarını gördüm. Ayrıca karargâhın üzerinden uçak ve helikopter sesleri geliyordu. Odamdaki diğer misafirlerle birlikte darbe girişiminin Fethullahçı grup tarafından yapıldığını değerlendirdik" dedi. Talu, sorguda yöneltilen sorulara ise tutarlı yanıtlar veremedi. Talu'ya, Orgeneral Ümit Dündar'ın olay gecesi televizyonlarda, darbenin Silahlı Kuvvetler hiyerarşisinde olmadığını açıkladığı anımsatılarak, "Darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargâhı'ndaki en üst rütbeli subay olarak bulunmanıza ve Genelkurmay Başkanı'nın ve 2. Başkan'ın odalarının basıldığını bilmenize rağmen, odaların basıldığı bilgisini basınla neden paylaşmadınız?" diye soruldu. Talu, "Üzerimde silah ve emrimde askerim yok. Bu açıklamayı yaparsam, beni odamda etkisiz hale getirirler diye bu açıklamayı yapmadım" karşılığını verdi. Talu, "Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanlıklarında, darbecilerle birlikte hareket etmeyen üst rütbeli komutanlar karargaha kabul edilmedi, karargâhta bulunan üst rütbeli komutanlar derdest edilerek kaçırıldı. Size neden müdahale edilmedi?" sorusuna ise "Karargahta kalmama neden müsaade edildiğini bilmiyorum" yanıtını verdi. Genelkurmay Karargâhı'ndan savcılık dosyasına giren görüntülerde, Talu'nun, darbeci askerleri içeriye aldığı ortaya çıkmıştı.
Habertürk

19 Eylül 2016 Pazartesi

19.09.2016 Genel Gündem



19.09.2016

GÜNDEM

15 Temmuz Gaza Bilinci
"Medeniyetimizin en mümtaz vasıflarından olan gaza inancı, bize 1071'de Anadolu topraklarını verdiği gibi Çanakkale'de, İstiklal Harbi'nde ülkemizin ve milletimizin ilelebet var olacağını dünyaya açıkça ilan etmiştir. Bu coğrafyanın ruhunda, bu ülkenin her taşında, her toprağında, adları sanları bilinmeyen milyonlarca gaza erinin, şehidin, gazinin kanı bulunuyor. Dün cephelerdeki savaşlarda istiklal ve istikbaline sahip çıkmış olan aziz milletimiz, bugün de ülkemizin huzuruna kast eden terörle mücadeleye devam ediyor. Bu aziz milletin, 15 Temmuz'daki darbe girişimini canları pahasına engellemesi, kendi iradesine sahip çıkması, gaza bilincinin ne denli önemli olduğunun en önemli göstergesidir. Bizler şehitlerimizin, gazilerimizin mirasını layıkıyla gelecek nesillere aktaracağız. Bu toprakları vatan kılan, bugünlere getiren her bir şehide, her bir gaziye, isimleri bilinmeyen tüm kahramanlara şükranlarımızı, minnetlerimizi ifade ediyorum, Allah onlardan razı olsun. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal'e İstiklal mücadelesindeki önderliğinden dolayı 'Müşir ve Gazi' unvanı verilişinin yıldönümünü ve Gaziler Günü'nü en içten duygularımla kutluyor, tüm gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum." Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, da19 Eylül Gaziler Günü mesajında, vatanın bütünlüğüne karşı terör şebekelerinin işbirliği halinde hareket ettiklerini belirtti. Akar, Gaziler Günü'nü, bu yıl mesajında 'kutlama' değil 'anma' olarak ifade ederken özetle şunları kaydetti: "Tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi, milletimizin her ferdi 'Ya istiklal, ya ölüm!' anlayışıyla, zor günlerde devletimizin imdadına koşmuştur. Son zamanlarda yoğunlaşan terörist faaliyetlerde, özellikle 15 Temmuz'da milletimizin demir yumruğu altında ezilen ihanet girişimleri ve aralarında işbirliği yapan bütün terör şebekelerinin hain saldırılarında, bir kere daha gördüğümüz üzere, Türk milletinin her evladı asker, polis, sivil demeden 'Mevzubahis olan vatan ise, gerisi teferruattır' anlayışı içinde varlığımız, birliğimiz, kardeşliğimiz, vatanımız, bayrağımız ve özgürlüğümüz uğrunda hiç çekinmeden canını ortaya koymuştur."
Hürriyet

18 Eylül 2016 Pazar

18.09.2016 Genel Gündem



18.09.2016

GÜNDEM

Cudi Ve Gabar'a Bombardıman!
Şırnak'ın Cudi ve Gabar dağlarında tespit edilen PKK'lı teröristlerin etkisiz hale getirilmesi için dün sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon başlatıldı. Operasyonda Şırnak 23'üncü Jandarma Tümeni'nden kalkan çok sayıda helikopter, PKK'lıların bulunması muhtemel noktaları havadan bombaladı. Atak ve Kobra taarruz helikopterlerinin belirli noktaları bombaladığı harekat kapsamında, Gabar Dağı'nda bulunan Seslice Tugayı'nın da Küpeli ve Görmeç bölgelerinde büyük bir operasyon başlattığı öğrenildi. Gabar Dağı'nda bulunan PKK kamplarına top ve havan atışları yapılırken, atışların yapıldığı bölgelerden duman yükseldiği görüldü. Bu arada Cudi Dağı eteklerinde bulunan Hisar Taburu'ndan da operasyon kapsamında belirli noktalara tank atışları yapıldı. Hisar Taburu'nun atış yaptığı Tişimya bölgesi ve Cudi Dağı'nın yüksek noktalarında yangın çıktığı görülürken, aynı bölgede bulunan Kösreli ve Derebaşı bölgelerinin da Atak helikopterleri ile vurulduğu belirtildi.
Vatan

17 Eylül 2016 Cumartesi

17.09.2016 Genel Gündem



17.09.2016

GÜNDEM
  
Tendürek Acısı
Tendürek Dağı eteklerinde bulunan Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Gökçebulak köyü Karakuş Tepe mevkisinde mevzilerde nöbet tutan koruculara önceki gece 20.30 sıralarında bir grup PKK'lı terörist roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırdı. Korucular saldırıya karşılık verirken Çetenli Köyü Karakolu'ndan da teröristlerin bulunduğu noktalara top atışı yapıldı. Doğubayazıt'taki 1'inci Mekanize Tugay Komutanlığı'ndan Kobra helikopterler ve Özel Harekât timleri bölgeye sevk edildi. Teröristlerle bir süre devam eden çatışmada Uzman Çavuş Adem Akatay (49), Karakent köyü geçici korucuları Abdulhadi İsmailoğluları (52), Ahmet Demir (52), Mehmet Demir (30), Adem Demir (27) ve Gökçebulak köyü geçici köy korucuları Mehmet Bakındı (49), Muhsin Zerek (42), Engin Zerek (24) ile korucu akrabalarını ziyarete giden emekli köy korucusu Ali Dilek şehit oldu. Yaralanan 4 asker ve 2 hastaneye kaldırıldı. Durumu ağır olan Jandarma Er Ahmet Tezcan (20) kurtarılamadı ve şehit sayısı 10'a çıktı. 2 Eylül tarihinde, Van'ın Çaldıran ve Ağrı'nın Doğubayazıt ilçeleri arasındaki Tendürek Dağı bölgesinde çıkan çatışma ve devamında yürütülen 3 günlük operasyonlarda da 9 asker ile 3 korucu şehit olmuş, 18 asker de yaralanmıştı. Çatışmalarda 13 terörist öldürülmüştü. Manisa'nın Akhisar ilçesinde ailesiyle oturan şehit Ahmet Tezcan'ın tezkeresine 5 ay 3 gün kalmıştı. Önceki akşam oğluyla telefonla görüştüğünü belirten Himmet Tezcan, "Ben aradığımda 'Seni ararım baba, komutanla görüşme yapıyorum' dedi. Ondan sonra görüşemedik. Bir daha aramadı, haberi geldi işte" dedi. Şehit Uzman Çavuş Adem Akatay'ın acı haberi Tokat'ın Niksar ilçesinde oturan Feyziye-Kadir Akatay çiftine askeri görevlilerce verildi. İki çocuklarından birini kaybeden Akatay çifti acı haberle büyük üzüntü yaşadı. Şehidin Kurban Bayramı nedeniyle Niksar'da bulunan eşi Zehra ve lise son sınıf öğrencisi oğlu Berat Haktan (17) da acı haberle yıkıldı. Şehit Akatay'ın bir bölümü inşaat halindeki 3 katlı baba evine bayrak asıldı. Şehit Akatay'ın 2 ay önce Ağrı'da göreve başladığı ifade edildi.
Hürriyet

16 Eylül 2016 Cuma

16.09.2016 Genel Gündem



GÜNDEM

30 Milyon Tl'Lik Savunma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturmasında, örgüte finansal destek sağladığı iddiasıyla tutuklanan Bank Asya'nın hâkim ortaklarından Hasan Sayın, ifadesinde, ABD'ye transfer edilen 30 milyon lirayı orada eğitim gören kızı ve diğer kız öğrencilerin refah içinde yaşamaları için 'şükür amaçlı' verdiğini söyledi. Örgüt tarafından dolandırıldığını iddia eden Sayın, savcılık ve mahkemedeki ifadelerinde şöyle dedi: "Faizsiz sistem bankacılığının ülkemize fayda getireceğine inandığımız için Bank Asya'ya kardeşlerimle beraber ortak olduk. Bu zamana kadar örgüt ile bir tanışıklığımız yoktu. Banka 2007 yılında halka arz olmuştur. Bize hiçbir temettü vermeyen bu banka, sürekli sermaye artışı ile birlikte bütün kazanımlarımızı tüketen bir banka olduğundan 'B' tipi hisselerimizi sattık. 'A' tipi hisselerimizi de satmaya çalıştık. Bizim hisselerimiz bankadaki dördüncü büyük orandaydı, 2010 yılında örgütün Bank Asya'ya sızmasına şahit olduk. Genel müdürümüz başta olmak üzere tüm müdürleri ve yönetimi değiştirdiler. O zaman anladık ki burası bize göre değil. Yani anladık ki biz kumpasa geldik. 2007 yılında kızımı ayakları üzerinde dursun diye, kişiliğini de bozmamak için yatılı okulda okutmak istedim. O sırada ABD'de 'Brooklyn Amity School' diye bir okulun olduğunu, çok başarılı olduğunu, dünya robot şampiyonasında birincilik ve ikincilik ödülleri aldığını öğrendik. Biz de bundan çok etkilendik ve kızımızı orada okutmaya karar verdik. Yabancı bir ülkede olduğu için barınma ihtiyaçları vardı. Dört - beş kişi bir villada kalıyordu. Kızımın da içinde bulunduğu villada bir gün yemek yaparken yangın çıkmış. Bunu bize söylediğinde çok üzüldük. Okulun yetkilisini aradığımızda, 'Bunları bir bina altına toplamayı düşünüyoruz' dedi. Bu konuda bize bağış yapacak, zekat verecek kişi olup olmadığını sordular. Ben de bu arada Bank Asya'dan elde ettiğim satış geliri ile borsada işlem yapmaya başladım. 2008 yılında 'Lehman' krizi ile borsa düşünce 44 yaşıma kadar hastalanmayan ben panik atak oldum. Bu hastalıktan kurtulduğumdan dolayı 'şükür' olsun diye bu yurda talip oldum. Miktarı tam hatırlamamakla birlikte, savcılığın iddia ettiği 2 milyon 650 bin dolar parayı peyder pey Bank Asya aracılığı ile gönderdim. Banka kayıtlarında mevcuttur. Bu paranın bir miktarı okul, eğitim ve konaklama parasıdır. Sonraki yıllarda bunların bu yurdu almadıklarını beni dolandırdıklarını öğrendim. Bank Asya'da halka arzdan gelen gelir olan 30 milyon TL'yi bulan bu parayı da dini duygularla ve oradaki Türk kızlarının refah ve konfor içerisinde yaşaması için 'şükür' amaçlı verdim. Duygularımı kullanarak beni de dolandırdıklarını öğrendim. Oradaki Türk kızları için gönderdiğim parayı başka şeyler için harcamışlar. 2008 yılından beri Denizbank, Albaraka Türk, Türkiye Finans ve Bank Asya'dan kredi kullanıyorum. Bank Asya'daki kredimizi kapattık. Diğer kurumlarda yaklaşık dört bankada 40 milyon TL'lik kredimiz var. 17/25 Aralık'tan sonra bütün bu geçmişteki tecrübelere bunların bütün ahlaksızlığı yapabileceğini düşünerek Bank Asya ile ilişkilerimizi koparmak istedik."
Hürriyet

15 Eylül 2016 Perşembe

15.06.2016 Genel Gündem



15.06.2016

GÜNDEM

Komutan Selamıyla
Suriye'deki Fırat Kalkanı harekâtında şehit olan Uzman Onbaşı Burak Türkoğlu (25) için Ankara Kocatepe Camisi'nde dün tören düzenlendi. Türkoğlu'nun cenaze törenine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler katıldı. Tören sırasında Şehit Türkoğlu'nun annesi Cemile, babası Halil, erkek kardeşi Berkant Türkoğlu ile kızkardeşi Hatice Yiğitarslan taziyeleri kabul etti. Şehidin askerlerin omuzlarında ay-yıldızlı bayrağa sarılı tabutunun geçişi sırasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar selam verirken baba Halil Türkoğlu da dua okudu. Şehit Tank Uzman Onbaşı Burak Türkoğlu'nun naaşı, törenin ardından Haymana ilçesinde defnedildi. Terör örgütü IŞİD'in saldırısında şehit olan Uzman Er Burak Karakoç'un (23) cenazesi dün saat 04.00 sıralarında askeri uçakla Erzurum Askeri Havaalanı'na getirildi. Karakoç'un Türk bayrağına sarılı tabutu, top arabasına konularak cenaze namazı için kentteki Narmanlı Camisi'ne götürüldü. Şehit oğlunun tabutuna sarılan anne Birgül Karakoç, "Bak oğlum ağlamıyorum. Seninle gurur duyuyorum. Vatanımız, milletimiz, devletimiz sağolsun" dedi. Şehidin kız kardeşi ise ayakta durmakta güçlük çeken baba Abdurrezzak Karakoç'a, "Ağlama, sen şehit babasısın. Başını dik tut ve düşmanları sevindirme. Ben de polis olacağım, ağabeyim gibi şehit olacağım" diyerek teselli etmeye çalıştı. Şehit Karakoç, törenin ardından Pasinler ilçesine bağlı Korucuk Mahallesi'ne götürülerek toprağa verildi. Aynı saldırıda şehit olan Tankçı Uzman Çavuş Halil Gedik (26) için Tokat Turhal'da tören yapıldı. Baba Nihat Gedik tabuta sarılarak, "Oğlum seninle gurur duyuyorum" dedi. Anne Melahat Gedik, "Düşmanı güldürmüyorum. Ağlamıyorum ben" diyerek oğlunun tabutunu öptü. Şehit Gedik'in 3 kız kardeşi Ayşe Tok, Sebile Delen ve Emine Gedik de tabuta sarılıp gözyaşı döktü. Belediye binası önünde düzenlenen törene yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Cenaze namazının ardından şehit Gedik, Üçyol köyünde son yolculuğuna uğurlandı.
Hürriyet

14 Eylül 2016 Çarşamba

14.09.2016 Genel Gündem



14.09.2016

GÜNDEM

Stockholm Sendromu
15 Temmuz darbe girişiminden iki gün önce tamamlanan 'cemaat ana davasına' ilişkin hazırlanan iddianamede çarpıcı detaylar ortaya çıktı. İddianamede mağdur olarak yer almasına, savcılığın da uyarısına rağmen 61. Hükümet'in şüpheliler hakkında şikâyetçi olarak dilekçe vermediği öğrenildi. İddianamede, bu durumla ilgili "Örgütün hükümete karşı bir darbe teşebbüsünde bulunduğu aşikar olmasına rağmen resmi hiç bir şikayet başvurusu yapmamıştır" ifadesine yer verildi. Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun'un hazırladığı FETÖ'ye yönelik hazırlanan ana iddianamede, hükümetin örgütten şikâyetçi olmadığı belirtildi. İddianamede özetle şöyle denildi: "Örgütün hükümete karşı bir darbe teşebbüsünde bulunduğu aşikar olmasına rağmen resmi hiç bir şikâyet başvurusu yapmamıştır. Örgütün varlığı, terör örgütü olduğu kabul edilmesine rağmen kamu kurumları aktif bir faaliyet içinde de olmamışlardır. Kamu idarelerindeki kamu görevlileri, örgüt geri geldiği zaman zulmünden çekindiklerini, örgütün karşısında yer almamak için böyle davranmak zorunda olduklarını açıklıkla ifade etmişlerdir. Toplum üzerinde olduğu gibi kamu görevlileri üzerinde de örgütün kurduğu baskı ve tehdidin boyutu oldukça vahimdir. Yalnızca bu durum bile yapının niteliğini izhar etmektedir. Soruşturmada bir diğer engel ise bu örgütün faaliyeti nedeniyle zarar görenler, mağdurların sonradan 'Stockholm Sendromu' yaşayarak FETÖ ile iyi ilişkiler kurarak sanki kendilerine karşı hiç suç işlenmemiş ve suçtan kazanç sağlamış gibi davranmalarıdır. Mağdur edilen kimseler, örgüt tarafından algı yönetiminde kullanılmışlardır ve bu durum anlaşılır gibi değildir. Örgütün işlediği suç karşısında ezilenlerin sonradan yıllardır bu cemaatten biri gibi hareket etmeleri akılla mantıkla izah edilememektedir.
Hürriyet