7 Eylül 2016 Çarşamba

07.09.2016 Genel Gündem



07.09.2016

GÜNDEM

Üç Şehit
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye'de yürüttüğü "Fırat Kalkanı" operasyonunun 14'üncü gününde akşam saatlerinde acı haber geldi. IŞİD'in El Rai (Çobanbey) yakınlarında bulunan Vukuf bölgesinde iki Türk tankını güdümlü tanksavar füzeleriyle vurması sonucu tanklarda görevli üç asker şehit olurken, dört asker de yaralandı. Fırat Kalkanı'nın başladığı 24 Ağustos'tan bu yana şehit düşen asker sayısı 4'e yükselirken, yaralı sayısı da toplamda 10 oldu. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan bilgilendirmeye göre de, Fırat Kalkanı Harekatı'nın 14'üncü gününde, operasyon bölgesinde teröristlere ait olduğu belirlenen ve yerleri tespit edilen 50 hedef, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait Fırtına obüsleriyle 225 atım yapılarak tam isabetle vuruldu. Harekatın başladığı günden bugüne kadar toplam 443 hedefe bin 924 atım yapıldı. Koalisyon hava kuvvetlerine ait savaş uçaklarınca saat 12.30 sıralarında, Baragidah bölgesinde tespit edilen IŞİD hedefleri vuruldu. Ayrıca dün koalisyon güçleri desteğindeki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından Vukuf ve Sadvi köyleri ele geçirildi. Öte yandan Suriyeli Türkmenler IŞİD'in elindeki El Bab için yapılacak harekâtın hızlı ve sonuç alıcı olunması için Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) unsurlarının yanı sıra ABD ve diğer koalisyon ortaklarının da etkili desteğinin şart olduğunu savundular. TSK desteğindeki ÖSO'nun Çobanbey'den (El Rai) güneye ilerleyişini izleyen Suriyeli Türkmenlerden bir yetkili Hürriyet'e şunları anlattı: "IŞİD Cerablus ve Çobanbey'de kaybedeceğini anlayınca fazla direnmeden hemen çekildi. Menbiç'te de yenilgiye uğradığı için örgütte bir moral bozukluğu var. Yeni savaşçı bulmakta zorlanıyorlar. Ancak buna rağmen örgütü hafife almamak gerekiyor. Bu nedenle El Bab için dikkatli olmakta fayda var. Çünkü burada ciddi yığınağı var. Halk desteği olduğu da bir gerçek. El Bab için koalisyon güçlerinin de havadan ve karadan büyük destek vermesi gerekir. Bu nedenle Türkiye, ÖSO ve koalisyon güçlerinin birlikte
Hürriyet


Birlikte Rakka'ya
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, G-20 Zirvesi'ne katıldığı Çin'den Ankara'ya dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ABD Başkanı Barack Obama'yla görüşmelerini anlattı. Erdoğan, Suriye'yle ilgili konuşmalarını, "Obama, özellikle Rakka konusunda beraber bir şeyler yapmak istiyor. Bizim açımızdan bir sıkıntı olmayacağını belirttik. 'Askerlerimiz bir araya gelsinler, ne gerekiyorsa bu yapılır' dedik" diye aktardı. Erdoğan'ın mesajları özetle şöyle: G-20 Zirvesi sırasında ABD Başkanı Barack Obama, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel başta, önemli görüşmeler yaptınız. En somut sonuç alınanı hangisiydi? Şunu kabul etmek lazım. Siyasetin matematiğinde sıkıntı var. Yani, 2 kere 2 hiçbir zaman 4 olmuyor. Bu gelişmelerde de bunu hep böyle görüyoruz. Şu anda Rusya ile olan ilişkilerimizde ekonomik olarak çok daha isabetli adımlar atabileceğimize inanıyorum. Özellikle enerji alanında Enerji Bakanımızla onların enerji kuruluşları geçen hafta yoğun çalışmalar yaptılar. ABD'ye gelince, zaten önümüzde BM Genel Kurulu var, ardından onların seçimleri var. Bir stratejik ortak olarak, seçimden sonraki neticeye göre adımlarımızı ona göre atacağız. Orada belirleyici olan, belki de en önemli olan konulardan biri, FETÖ meselesidir. Türk askerinin Rakka'ya doğru gitmesi söz konusu mu? Ayrıca 15 Temmuz öncesinde TSK'nın Suriye'ye girme konusunda isteksiz olduğu söylentileri var. TSK'daki FETÖ unsurları mı direniyordu? Bunu, bölgedeki koalisyon güçleri ile olan hassasiyetler başta olmak üzere bölgesel faktörlere bağlamak daha doğru olur. Acımasız bazı hadiseleri yaşadık. Mesela bu Gaziantep'teki kına gecesine saldırı, fitili ateşleyen bir hadise olmuştur. Türkiye'nin Rakka konusunda bir rolü olacak mı? Bu, ABD ile görüştüğümüz konulardan biri. Neler yapılabileceği, görüşmeler neticesinde netleşecek. Orası ABD'nin tutumuna bağlı. Ancak, biz artık bölgede var olduğumuzu göstermek durumundayız. Eğer geri adım atarsak, oralara işte DAİŞ gibi, PKK gibi, PYD gibi, YPG gibi terör örgütleri yerleşir. Benzer riskler Irak için de söz konusu. Orada da PKK kendine yer edinmeye çalışıyor. Suriye'de bir güvenli bölgeyi kendi imkânlarımızla oluşturduk gibi bir durum mu söz konusu? (Bölgenin haritasını göstererek) Şu gördüğümüz tabloda yeşil olan yerler ne yazık ki DAİŞ, PYD ve YPG'nin elindeydi. "Ilımlı muhalifler"i eğit-donat kapsamında yetiştirmiştik. İlk etapta yaklaşık 1000, sonra 1400'e çıkarmak suretiyle kendi topraklarımızdan bunları Cerablus'un biraz daha batısına soktuk. Onlara bizim obüslerimiz (Fırtınalar) da destek verdi. Talep ettiğimizde tabii ki koalisyon güçleri de gereken desteği sağladı. Onlar daha çok havadan vurdular. Karada bizim tankçılar, piyade olarak da "ılımlı muhalifler" bu işi gördüler. Böylece çok kısa sürede Cerablus alındı. DAİŞ, güneye doğru inmeye başladı. Aslında biz Menbiç konusunda da daha önce Obama'ya bir teklifte bulunmuştuk. Görüşmemizde, "Menbiç kesinlikle Araplarındır, oraya PYD, YPG falan gelmeyecek" demişti. Nitekim Menbiç'te yaşayan Araplar'ın oranı yüzde 90-95. Ama buna rağmen, oradan PYD'lileri yukarıya çıkarmak istediler. Biz ise kendisine tam aksine tersten gidip yukarıdan inmeyi teklif etmiştik. "Bu 2-3 ay sürer" diyerek yanaşmamışlardı. Şimdi Cerablus'u terk etmek zorunda kalan DAİŞ, Bab'a gidiyor. DAİŞ'in en önemli merkezi de Rakka. Obama, özellikle Rakka konusunda beraber bir şeyler yapmak istiyor. Bizim açımızdan bir sıkıntı olmayacağını belirttik. "Askerlerimiz bir araya gelsinler, görüşsünler, ne gerekiyorsa bu yapılır" dedik. Bu arada El Rai'de yine askerimizin lojistik desteğiyle mesafe alınınca, "ılımlı muhalifler" oradan doğuya doğru ilerlemeye başladılar. Fırat'ın üstünde bir köprü vardı. Köprü bizim tasarrufumuzda değildi ama stratejik bir konumu olan köprü de bu süreçte alınmış oldu. Köprü alınınca iş çok daha rahat hale geldi. Doğu ile olan ilişki de kurulabilir duruma geldi. Şu anda Menbiç'le yukarıda tasarruf altında olan yer arasında, ki fazla değil, 11 kilometre, ondan sonra Menbiç'le El Bab arasına baktığımız zaman orası da yaklaşık 36 kilometre. Şu anda, orada temkinli bir şekilde bölgeyi kontrol altına almış vaziyetteler. PYD konusunda ABD'nin tutumunda bir değişiklik var mı? En azından Türkiye'ye müdahale yok. Biz El Rai'de de rahat çalıştık, Cerablus'ta da rahat çalıştık, çalışıyoruz.
Hürriyet

Polisten Kaçamadı
İzmir'in Menderes ilçesinde bir işadamının kiraladığı evde çok hareketlilik olduğu, eve girip çıkanların birbirlerine 'hâkim', 'savcı', 'kaymakam' diye hitap ettiği yönündeki ihbar üzerine inceleme başlatan polis, plakası bildirilen lüks araçlardan birini durdurdu. Araç içerisindeki kişinin kendisini Sayıştay hâkimi olarak tanıtması üzerine kimlik kontrolü yapan polis, bu kişinin meslekten ihraç edilen Sayıştay uzman denetçisi Nurettin Dündar, araçtaki diğer kişinin ise Menderes ilçesinde FETÖ soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan işadamı İsmail Özer olduğunu tespit etti. Adnan Menderes Havalimanı'nda olduğu belirlenen diğer araçta bulunan kişinin verdiği ifade doğrultusunda, eski İliç Cumhuriyet Savcısı Bayram Bozkurt'un İzmir'de saklandığı, buraya da Nurettin Dündar ile birlikte geldiği bilgisine ulaşıldı. İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Şubesi ekipleri ile Menderes İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin koordineli çalışması sonucu Bozkurt'un Bornova ilçesinde saklandığı ev tespit edildi. Ekiplerin geldiğini fark eden ve evden kaçan Bozkurt ile güvenlik güçleri arasında sokak aralarında kovalamaca yaşandı. Demir parmaklık üzerinden atlamaya çalışırken yere düşen ve ayağı kırılan Bozkurt, gözaltına alınarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Bozkurt'un tedavisi sonrası Menderes İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüleceği belirtildi. 17/25 Aralık operasyonlarından sonra İlhan Cihaner'in de sanıkları arasında olduğu Erzincan Davası, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nde beraatla sonuçlandı. Mahkeme, 'gizli tanıklar' hakkında suç duyurusunda bulundu. Bozkurt ile Erdal Zirek hakkında yakalama kararı çıktı.Zirek tutuklanırken, Bozkurt ifadesi alınıp bırakıldı. Savcılık, itiraz etti ancak Bozkurt çoktan kayıplara karışmıştı. Zirek, Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada 'Fetullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) üyeliği ve yalancı tanıklık' suçlarından 23 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu, FETÖ'nün 'silahlı terör örgütü' sayıldığı ilk yargı kararı oldu. Bozkurt bu davanın firari sanığı olduğu için dosyası ayrılmıştı.
Hürriyet

Sınırı Temizledik Simdi Derinleştireceğiz
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, katıldığı bir canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Çin'de yapılan G-20 zirvesine değinen Kalın, "Terörle mücadele ve mülteci sorunu öne çıkan baslıklardı. Cumhurbaşkanımız ve diğer liderler bu konuyu etraflı bir şekilde ele aldılar. Erdoğan'ın yaptığı ikili görüşmelerde 15 Temmuz darbe girişimini ve FETÖ'yü anlattığını söyleyen Kalın, toplantıların çok verimli geçtiğini belirterek su bilgileri verdi: 90 kilometrelik alan terör örgütlerinden temizlendi. ABD ve Rusya devlet başkanı bunu takdirle izlediklerini ifade etti. Sınırlarımızın terör unsurlarından temizlenmesi konusunda tam mutabakat olduğunu gördük. Simdi sınıra derinlik kazandırmak gerekiyor. Gülen'in iade konusuna da değinen Kalın, "Türkiye'de bu darbenin arkasında FETÖ'nün olmadığını düşünen yok. İadenin yerine getirilmesi Türk- Amerikan ilişkilerini rahatlatan bir gelişme olacaktır" dedi.
Akşam

Fetö Yurtları Kapatılacak
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, bu yıl Kredi Yurtlar Kurumu'na (KYK) bağlı öğrenci yurtlarına yapılan başvuruların yüzde 60'ının karşılanabildiğini ancak dar gelirliye öncelik verildiğini söyledi. Bakan Kılıç, KYK Genel Müdürlüğü'nde üniversite öğrencilerinin kaldığı devlet yurtları ile kredi ve burslara ilişkin açıklamalar yaptı. Bu yıl KYK'ya 383 bin 538 başvuru geldiğini söyleyen Kılıç, "Bu başvuruların 364 bini geçerli sayıldı; devlet yurtlarının kapasitesi ise 525 bin. Başvuruları geçerli sayılanlardan 227 bini yurtlarda barınacak. Bu yıl üniversiteye başlayacak öğrencilerin yurt taleplerini karşılama oranımız yüzde 60 olacak" dedi. Üniversiteler açılıncaya kadar yurtlar için üç liste açıklayacaklarını söyleyen Kılıç, "Birinci yedek liste 9 Eyül'de, ikinci liste 17 Eylül'de, üçüncü liste ise 22 Eylül'de açıklanacak" dedi. KYK'nın kapasitesinin Ocak 2014'te 285 bin olduğunu, bugün bu rakamın 525 bine çıktığını belirten Kılıç, şunları söyledi: Yurt kapasitesi bu yıl sonu 545 bin olacak, yatak kapasitesi 22 bin artacak. 2017'de 123 bin artışla 668 bin, 2018'de 697 bin, 2019'da da 755 bin yatak kapasitesine ulaşılacak. Yurtlarda kalan öğrencilere yapılan beslenme yardımları da artık 'fiş' yerine elektronik sistemle yapılacak. Güvenlik için de her yurdun girişine xray cihazı konulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde, yurtlarda ranzalı sistemden bazalı sisteme geçildiğini hatırlatan Kılıç, "İstanbul Maltepe'deki 4 bin 100 kapasiteli Mimar Sinan Yurdu'na, iki yıl önce FETÖ tarafından kullanılmak üzere hazırlanırken devletçe el konuldu. İnşaatı bitti. Bu sene KYK yurdu olarak öğrencilerimize hizmet verecek" dedi. Hem kendileri hem de FETÖ açısından bazı yurtların sembolik anlamı olduğunu belirten Kılıç, "Sembolik yerlere özellikle KYK'nın tabelasını asma konusunda çok büyük kararlılığımız var. İnşallah yakında Ankara'da da önümüzdeki günlerde bir yurdun tabelası KYK olarak değişecek" diye konuştu. Bakan Kılıç, kapatılan FETÖ yurtlarının KYK'ya devrine ilişkin, "FETÖ terör örgütünce kullanılan binalardan kullanabildiğimiz, şu anda alıp da sisteme dahil edebildiğimiz 821 binadan 131 bina var. Bu yurtlarla 20 bin yatak kapasitesi bize geçti. Diğerleri de farklı hizmet verebilecek devlet kurumlarımıza tahsis edilecek" dedi. "FETÖ soruşturmalarında KYK'dan burs alan öğrencilerle ilgili soruşturmalar ve kesilen burslar var mı" sorusuna Kılıç, şu karşılığı verdi: Öğrencilerin terör örgütüyle ilişkisi olup olmadığı konusunda ciddi araştırma yapılıyor. Daha önce sadece yılda bir yapılan araştırmayı biz bir yıldır her ay yapıyoruz. mesela kaydını yapıp gelmeyen bazı kişilerin, olumsuz birtakım olayların içerisinde adı geçti. Bunu engellemek için her ay burs ve kredi, öğrencinin hesabına yatırılmadan önce tekrar 11 kurum tarafından özellikle güvenlik açısından taranıyor. Sizin eğer Adalet Bakanlığı veya emniyetle alakalı bir sorununuz olduysa bu doğrudan sisteme düşüyor. Bu geldiği anda bizim kriterlerimizde bunun karşılığı neyse o yapılıyor. Yani bursu da kredisi kesilen de oldu. Ayrıca güvenlik soruşturmasından geçemeyenin yurtla da ilişiği kesiliyor. Kılıç, "Çok sayıda öğrenci yurt bulmak için başka kapılara gidecek. Öğrencilerin FETÖ benzeri yapılara girmelerinde çekince var mı" sorusuna şu yanıtı verdi: Açıkçası çekincem yok. 15 Temmuz'dan sonra bu yapının gerçek, kanlı yüzünün ortaya çıkmasıyla birlikte halkımızın artık bunlara prim vereceğini ya da bunların faaliyetlerini sürdürebileceğine inanmıyorum. Tabii ki devletimizin de çalışmaları var. Yurtlara yerleştirmede de dar gelirli kardeşlerimizin önceliği var. Bu örgütün en çok suiistimal ettiği, kullanmaya çalıştığı öğrenciler, maddi anlamda çok fazla imkânı olmayan kardeşlerimizdi. Biz tarama sistemi ile onlara öncelik veriyoruz. Geriye kalan kardeşlerimize de farklı şekillerde destek olacağız. Sivil toplumla birlikte çalıştığımız konular da var. Devlete aykırı olmayan çalışmaları olan vakıflar da mevzubahis. Bunlar da belli hizmetleri veriyor. Dolayısıyla ben bu tip bir sıkıntının yaşanacağını zannetmiyorum.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 126,8748-126,9461
ABD Doları 2,9228-2,9238/Euro 3,2895-3,2910/İngiliz Sterlini 3,9215-3,9242

Tmsf İle Riski Ortadan Kaldırdık
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, FETÖ soruşturması kapsamında kayyum atanan şirketlerle ilgili bankacılık sektörü üzerinde 4.2 milyar lira nakdi ve gayri nakdi risklerle birlikte toplamda 5 milyar liralık risk oluştuğunu belirterek, bu riskleri güvence altına almak için şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilmesinin kararlaştırıldığını söyledi. Canikli dün Türkiye Bankalar Birliği yönetimi ile bir araya geldi. Toplantı öncesinde Canikli, FETÖ şirketleri ile ilgili bankacılık sektörü ile ilişkilerin nasıl yürütüleceğine dair kaygı oluştuğunu belirterek, artık bu firmaların kendi sahiplerinden daha sağlıklı olarak Fon tarafından yönetileceğini ve bankacılık sektörünün muhatabanının TMSF olacağını söyledi. Bu şirketlere kayyum atanmasının ardından şirketlere kredi aktarılmasında bankacılık sektörünün hassasiyet gösterdiğini vurgulayan Canikli, TMSF kararıyla bu olumsuzlukların kaldırıldığını belirtti. Bu kararla riskin minimum seviyeye ineceğini kaydeden Canikli, Fon'a verilen yetkinin geçici bir yetki olduğunu, ceza soruşturması ile durum ortaya çıktığında gerçekten kara para aklanmışsa devlete aktarılacağını, suç yoksa da sahiplerine iade edileceğini bildirdi. Canikli, yeni yapılacak bir düzenleme ile de FETÖ şirketlerine kredi verirken haberi olmayan bankacıların sorumluluğunun düzenleneceğini bildirdi. Bankacının şirkete kredi verirken FETÖ şirketi olduğunu bilmemesi halinde sorumluluğu olmayacağını anlatan Canikli, bunun yeni çıkarılan KHK'da düzenleneceğini kaydetti. Zimmet konusunun da tartışıldığını ifade eden Canikli, sistemdeki duruşu bozmadan aynı zamanda sorunu çözmek için çalışma yapacaklarını söyledi. Canikli, ayrıca daha önce iflas ertelemelerine ilişkin getirilen KHK düzenlemesinin de kalıcı hale getirileceğini bildirdi.
Hürriyet

Her Bölgeye Ayrı Uzmanlık
Başbakan Binali Yıldırım'ın hafta sonunda Diyarbakır'da açıkladığı Güneydoğu teşvik paketinin detayları netleşiyor. Pakette Güneydoğu'da 5 yeni cazibe merkezi oluşturulması öngörülmüştü. Bu cazibe merkezlerinin her biri farklı alanlarda uzmanlaşacak. O bölgedeki üniversiteler de, bu alanlar üzerine çalışacak. Devlet de anahtar teslimi fabrikalar yapıp, özel sektöre devredecek. Kurulacak olan cazibe merkezlerinden Şanlıurfa- Diyarbakır- Mardin cazibe merkezi, Siirt, Batman ve Şırnak'ı; Malatya- Elazığ cazibe merkezi, Adıyaman-Bingöl ve Tunceli'yi; Erzurum cazibe merkezi, Bayburt-Gümüşhane ve Erzincan'ı; Van cazibe merkezi Bitlis-Hakkari ve Muş'u; Kars cazibe merkezi de Ağrı-Iğdır ve Ardahan'ı kapsayacak. Şanlıurfa- Diyarbakır- Mardin cazibe merkezinde yapı malzemeleri, mobilya, hayvancılık, ayakkabıcılık, hazır giyim, meyvecilik, kuru gıda ve turizm; Van cazibe merkezinde tekstil-konfeksiyon, küçükbaş hayvancılık, arıcılık, meyvecilik, tıbbi ve aromatik bitkiler; Kars cazibe merkezinde hayvancılık, lojistik, et ve süt ürünleri, meyvecilik, turizm; Malatya- Elazığ cazibe merkezinde konfeksiyon, yapı malzemeleri, küçükbaş hayvancılık, arıcılık, meyvecilik; Erzurum cazibe merkezinde de doğaltaş işleme, yapı malzemeleri üretimi, meyvecilik, seracılık ve kış turizmi öncelikli yatırım alanları olacak. Bölgede yapılacak yatırımlarda öncelik emek yoğun sektörlerde olacak. Yetkililer bu durumun gerekçesini de, "İleri teknolojiyi bir anda sokabilmemiz mümkün değil. Bu nedenle önce emek yoğun sektörlere ağırlık vereceğiz" sözleriyle anlatıyor. Kamu tarafından bölgeye verilecek teşviklerin başında özel sektörün fabrika binalarının kamu tarafından inşa edilmesi bulunuyor. Her yıl 5 cazibe bölgesinde 80'er fabrika kurulacak. Öncelikli yatırım alanlarında kurulacak olan fabrikalar uygun koşullarda firmalara kiralanacak. 10 bin metrekare büyüklüğündeki fabrikalarda ortalama 500 kişi istihdam edilmesi ve böylece yılda 40 bin kişilik istihdam oluşturulması amaçlanıyor. Ayrıca 298 yatırımcıya sıfır faizli yatırım ve işletme kredisi verilecek. Kalkınma ajansları aracılığıyla genç girişimciler teşvik edilecek. Gençlere, tarihi mekanlarda oluşturulacak ofisler verilecek. Bu ofislerde şirketlerin kurulup çalışabilmesi için, 3 yıla kadar teşvik verilecek. Kamu bu yatırımlarda alım garantisi verebilecek. Öncelik tekstil ve tıbbi ürünler olacak. Öte yandan CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke, paketi, "Terör sonlanmadıkça ölü doğmuş bir paket" sözleriyle eleştirdi. Böke "Hükümet, Meclis'ten, muhalefetten kaçırarak yürüttüğü çözüm sürecinde, nasıl kimseyi, hiçbir aklı dahil etmediyse, eleştiri ve uyarıyı önemsemediyse, şimdi de Ekonomik Çözüm Paketi'nde aynı tutumu tekrarlıyor" dedi.
Hürriyet

Hiç Arzu Edilmeyen Dalgalanmaya Yol Açar
Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, gıda fiyatlarının yalnızca para politikası araçlarıyla çözülebilecek bir sorun olmadığını vurguladı ve faiz politikasıyla gıda fiyatlarını kontrol etmeye çalışmanın ekonomide arzu edilmeyen dalgalanmalara da yol açacağı uyarısında bulundu. İstanbul Finans Zirvesi'nde konuşan Çetinkaya, gıda fiyatlarına yönelik bir yapının geliştirilmesinin önem arz ettiğinin altını çizdi. Türkiye'de son 10 yılda gıda fiyatlarının diğer ülkelere göre daha hızlı arttığını ve oynaklığının da göreli olarak çok daha yüksek olduğunu kaydeden Çetinkaya, "Faiz politikasıyla gıda fiyatlarını kontrol etmeye çalışmak ekonomide arzu edilmeyen dalgalanmalara da yol açacaktır. Önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarına dair sistematik, yapısal ve uzun vadeli bir bakış açısının geliştirilmesi önem arz ediyor" dedi. Son yıllarda ilgili kurumların katılımıyla oluşturulan Gıda ve Tarımsal Ürünleri İzleme ve Değerlendirme Komitesi kapsamında yapılan çalışmaların çok değerli, yapısal konularda çaba sarf etmeye dair de güzel bir örnek oluşturduğunu vurgulayan Çetinkaya, "Gıda Komitesi kapsamında önemli kazanımlar elde edildi. Öncelikle gıda fiyatlarının artış eğilimi ve oynaklığının fiyat istikrarı açısından risk olduğuna ve bu durumun kontrol altına alınması gerektiğine ilişkin kamuoyunda da, politika yapıcılarda da güçlü bir farkındalık oluşturuldu. Kurumlar arası iletişim kanalları açılarak geniş tabanlı bir iş birliği tesis edildi" diye konuştu. Çetinkaya, enflasyonun düşük ve istikrarlı olduğu bir yapının mevduat ve kredi faizlerinin düşmesi için ortam sağlayacağını sözlerine ekledi.
Haber Türk

Faizlere 'Zorunlu Karşılık' Ayarı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası zorunlu karşılık oranlarını tüm vade dilimlerinde 50 baz puan daha indirdi. İndirimin, banka maliyetlerini sınırlı da olsa düşürmesi, kredi maliyetleri üzerinden faizleri oranlarını aşağıya yönlü etkilemesi bekleniyor. Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ise, ellerindeki tüm araçları fiyat istikrarına yönelik kullanmayı sürdüreceklerini vurguladı. TCMB, zorunlu karşılık oranları ile rezerv opsiyonu katsayılarında değişiklikler yapıldığını açıkladı. Türk Lirası zorunlu karşılık oranlarının tüm vade dilimlerinde 50 baz puan indirildiğinin belirtildiği açıklamada, Rezerv Opsiyonu Mekanizması kapsamında döviz imkanının ikinci, üçüncü ve dördüncü dilimleriyle altın imkanının ilk üç diliminde katsayıların 0.1 puan artırıldığı aktarıldı. Duyuruda, söz konusu değişikliklerle finansal sisteme yaklaşık 1.2 milyar TL ve 670 milyon dolar ilave likidite sağlanmış olacağı bildirildi. Bu arada Merkez Bankası'nın adımının ardından Dolar/TL, 2.93 seviyelerine kadar geriledi. 7. İstanbul Finans Zirvesi'nde konuşan TCMB Başkanı Çetinkaya da, uzun vadeli faizleri düşürmek için Merkez Bankası'na düşen görevin, fiyat istikrarını sağlamak ve korumak olduğunu belirtirken, "Enflasyonun düşük ve istikrarlı olduğu bir yapı, mevduat ve kredi faizlerinin düşmesi için ortam sağlayacaktır. Fiyat istikrarı toplumsal bir değerdir, fiyat istikrarına ulaşmak için çaba göstermeliyiz. TCMB olarak yeni dönemde iletişimi daha da güçlendirerek, elimizdeki tüm araçları fiyat istikrarına yönelik kullanmayı sürdüreceğiz" ifadesini kullandı. Sadece para politikası araçlarıyla fiyat istikrarına ulaşmanın maliyetli olabileceğine dikkat çeken Çetinkaya, "Faiz politikasıyla gıda fiyatlarını kontrol etmeye çalışmak, ekonomide istenmeyen dalgalanmalar yaratabilir. Bu yüzden gıda fiyatlarına yönelik bir yapı geliştirilmesi önemli" dedi. Fiyat istikrarına katkıda bulunabilecek alanlardan birinin de tasarruf oranları olduğunu hatırlatan Çetinkaya, "Tasarruf oranının artırılması adımları önemli. Tasarruf konusunu derinlemesine inceleyeceğiz. Yeni dönemde yapısal konularda daha aktif ve çözüm odaklı olacağız. Para politikası aktarım mekanizmasını güçlendirmek için attığımız adımlar, daha etkin bir para politikası oluşturmanın ön adımıdır" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Tarlada 50 Kurus Markette 2 Lira Devrine Müdahale!
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde önemli açıklamalarda bulundu. Kurbanlık potansiyeline ilişkin bir sorun olmadığını belirten Çelik "Kurban edilecek hayvan varlığıyla ilgili en ufak bir sıkıntı yok. Fiyatları artırmayı gerektirecek hiçbir durum da söz konusu değil" dedi._ 2014-2015 yıllarında ortalama 880 bin büyükbaşın kurban edildiğini vurgulayan Çelik, "Su anda elimizde kurban edilmeye müsait büyükbaş sayısı 1.2 milyon. Dolayısıyla 300 binin üzerinde büyükbaş varlığımızda fazlalık var. Yine aynı dönemde 2.7 milyon küçükbaş kurban edilmiş. Su anda kurban edilmeye müsait pazarlarda 3.7 milyon hayvan var. Tam aksine bir durum meydana geliyor, kurban bitiyor, pazarlardaki hayvanların geri dönmemesi için biz, Et ve Süt Kurumu (ESK) olarak bu hayvanları almak durumundayız" dedi. Çelik, "Dışarıdan kesimlik hayvan getiriyoruz da bu, piyasada fiyatları aşağı düşürecek ve üreticimizi mağdur edeceğiz gibi bir anlayış kesinlikle bizim dünyamızda yok. Üreticimizin maliyetini biliyoruz, üreticimizi desteklemeye devam ediyoruz. Onların zarar edeceği bir fiyatı oluşturmayacağız. Biz, 14 liraya da eti maletsek, karkas olarak 22 liradan aşağı satmayacağız. Vatandaşa, üreticiye zarar ettirmeyeceğiz" dedi. Gıda fiyatlarıyla ilgili; ürünün merkezden veya tarladan çıkış ile pazar fiyatı arasındaki farkın rahatsız edici durumda olduğunu dile getiren Çelik, "Burada 50 kurusa çıkan bir ürün pazarda 2 liraya satılıyorsa, çilesini çeken insanın elde edemediği kârı kimler ranta dönüştürüyor? İsi üreten, çileyi çeken, maliyetle bedel ödeyenin almadığı bir karı, aracıların aldığı bir piyasa, serbest piyasa olamaz. Tarım Bakanlığı olarak bu noktada müdahaleden yanayız" diye konuştu.
Akşam

Yatırım Ve İhracat İçin Vergisel Teşvik Geliyor
Maliye Bakanı Naci Ağbal, Başbakanlık himayelerinde düzenlenen 7. Istanbul Finans Zirvesi'nin açılısında konuştu. Bakan Ağbal, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin Türkiye'de halkın büyük bir direnciyle kırıldığını anımsatarak, "İlk anda finansal piyasalarda aşağı yönlü gidiş olsa da hükümetin aldığı tedbirler, işadamları ve bankaların gösterdiği kararlılık sayesinde piyasalarda normalleşme yönünde gelişmeler yasandı" dedi. Bakan Ağbal, Türkiye ekonomisinin büyümesine ilişkin, "İkinci yarı 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu ve global kırılganlıkların da devam ettiği bir süreç. Hem tüketim hem de yatırım tarafında önemli düzenlemelere imza atıyoruz. 2016 yılı için büyüme hedefimiz yüzde 4,5 idi. Yıl içinde meydana gelen gelişmelere baktığımızda büyüme oranının bunun bir miktar altında kalacağını görüyoruz" dedi. Ağbal, "2016 yılına ilişkin Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyecek herhangi bir genel görünüm yok. Türkiye'nin ekonomik temelleri sağlam. Güçlü bir bankacılık sistemi ve güçlü bir kamu mali maliyesi sistemi var. Ekonomide çarklar dönüyor. Yatırım ve üretim tarafı isliyor. Ama büyümenin sadece tüketim değil yatırım ve ihracat tarafını da güçlendirmemiz lazım. İnşallah Meclis açılır açılmaz yatırım ve ihracat tarafında önemli vergisel teşvik düzenlemelerini hayata geçireceğiz" ifadelerini kullandı. Varlık Fonuna ilişkin soru üzerine Ağbal, "Türkiye'ye varlık fonu uygulamasını kazandırdık. Fonun yapısında tamamen uluslararası örneklerine uygun bir çerçeve belirledik. Türkiye'deki varlık fonu tamamen özel sektör kurallarına tabi olarak çalışacak" dedi.
Akşam

İşçiden Sonra Esnafın Da 'İşsizlik Fonu' Olacak
İşçilerden sonra esnaf için de işsizlik fonu kurulacak. Açıklamayı yapan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, esnaf için işsizlik fonu oluşturulmasına yönelik bir çalışmanın bulunduğunu belirterek, "Bunun bir ayağı esnaf, bir ayağı devlet. Devlet gerekli katkıyı vermeye hazır. Esnaf da bu katkıyı verirse böyle bir fonu oluşturacağız" dedi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken tarafından daha önce bu öneri gündeme getirilmişti. Tüfenkci yaptığı açıklamada, esnafın bu milletin omurgası olduğunu, esnafın gelişmesi, kalkınması ve kendi ayakları üzerinde durmasının, Türkiye ticari hayatı için önemli olduğunu bildiklerini söyledi. Esnafın iflas etmesi veya dükkanını kapatması halinde, yeni bir iş yeri açana kadar mağdur olmaması için tıpkı diğer işsizlik sigortalarındaki gibi bir fon oluşturulmasının doğru olacağını ifade ettiklerini anlatan Tüfenkci, bunu kamuoyu görüşüne açtıklarını belirtti. Tüfenkci, "Esnaf ve sanatkarlar odaları, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu bunu sahiplenirse, buna karar verirse biz yapmaya hazırız. Esnafımız bu fonu sahiplendiği takdirde biz bunu hayata geçireceğiz inşallah. Böyle bir çalışma var. Bunun bir ayağı esnaf, bir ayağı devlet. Devlet gerekli katkıyı vermeye hazır. Esnaf da bu katkıyı verirse böyle bir fonu oluşturacağız" diye konuştu.
Vatan

DÜNYA

Berlin: İmzayı Bekliyoruz
Almanya Savunma Bakanlığı, İncirlik Üssü'nde askeri tesis yapımı için planlanan 58 milyon Euro'luk bütçeye onay verildiği haberlerini yalanladı. Konuyla ilgili Hürriyet gazetesine bilgi veren Savunma Bakanlığı yetkilileri, 58 milyon Euro'luk yatırımı planladıklarını, ancak protokol henüz imzalanmadığı için bütçenin onaylanmadığını açıkladı. Alman Spiegel Online, Almanya Savunma Bakanlığı'nın İncirlik Üssü'ndeki askeri yatırım için 58 milyon Euro bütçeyi onayladığını yazmıştı. Hürriyet'e konuşan Savunma Bakanlığı yetkilisi şu bilgileri verdi: "İncirlik'te pist ve yatakhane inşaatı için 26 milyon Euro, mobil operasyon idare merkezi için 33 milyon Euro planlandı. Ama Türkiye'yle müzakere edilen ve üzerinde anlaşmaya varılan protokol henüz imzalanmadı. Şimdi bu imzayı bekliyoruz. Önümüzdeki haftalarda imzalanacağını tahmin ediyoruz. İmzalanır imzalanmaz, öngörülen bütçe de onaylanacak. Önümüzdeki ay inşaata başlanabilir." 33 milyon Euro'ya mal olacak mobil operasyon merkezi, İncirlik Üssü'ndeki görev bittikten sonra Tornadolarla birlikte Almanya'ya geri getirilecek. Operasyon merkezi mobil konteynerlerden oluşuyor ve askeri donanıma giriyor. Almanya'nın İncirlik Üssü'ne yatırım planı, iki ülke arasında Ermeni tasarısıyla gerilen ilişkiler üzerine beklemedeydi. Alman hükümetinin Meclis'in onayladığı Ermeni tasarısının yasal bağlayıcılığı olmadığını geçen hafta açıklaması üzerine, ikili ilişkilerde yumuşama sinyalleri başladı. Almanya bunun karşılığında Türkiye'nin Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü'nü ziyaretine izin vermesini bekliyor.
Hürriyet

Nato İle Ab'nin Yoğun Türkiye Mesaisi Başlıyor
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in 8-9 Eylül tarihlerilerinde temaslarda bulunmak amacıyla Ankara'ya geleceği açıklandı. Eski Norveç Başbakanı olan Stoltenberg'in Türkiye Suriye sınırında herhangi bir IŞİD unsuru kalmadığının açıklanmasının ardından gelen ziyaretinde Türkiye'nin desteklediği ÖSO'nun da yeni toprak kazanımları ve güvenli bölge tartışmaları konularının görüşülmesi bekleniyor. 90 kilometrelik alandaki IŞİD unsurlarının temizlenmesiyle 3 yıl aradan sonra IŞİD terör örgütü NATO sınırından temizlenmişti. Avrupa Birliği'nin (AB) Dış Politika ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ise 9 Eylül cuma günü Türkiye'ye gelecek. AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn ile birlikte ziyarette bulunacak olan Mogherini'nin vize serbestisi ve Türkiye ile AB arasında yapılan sığınmacı anlaşması konularını görüşmesi bekleniyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da AB anlaşması ve vize serbestisi konularını görüşmek üzere bugün Strasbourg'da düzenlenen Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Toplantısı'na katılacak. Bununla beraber Avrupa Parlamentosu'nun bir komisyonu, Gürcistan'a AB ülkelerine vizesiz seyahat hakkı tanınmasını destekledi ve aynı hakkın Ukrayna'ya da tanınması konusunda yeşil ışık yaktı. Komisyonun önceki gün beş aleyhte oya karşı 44 oyla benimsediği Gürcistan kararı, parlamento, AB üyesi devletler ve Avrupa Komisyonu arasında yapılması gereken üçlü müzakereler sonunda kesinleşecek. Karar sonrası Türkiye'nin tepkisi merak ediliyor.
Milliyet

Obama, Duterte İle Olan Görüşmesini İptal Etti
Laos'taki Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Zirvesi'nde dün yapılması planlanan Barack Obama-Rodrigo Duterte görüşmesi, Filipinler Devlet Başkanı Duterte'nin ABD Başkanı Obama'ya küfretmesi üzerine iptal edildi. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Ned Price, ABD Başkanı'nın, Duterte yerine Güney Kore Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini açıkladı. Duterte, Obama ile bugün yapılması planlanan görüşmenin iptal edilmesinden üzüntü duyduğunu belirtti. Filipinler devlet Başkanı yayımladığı açıklamada medyayı kendisine insan hakları konusunda "ders" veren Obama'ya tepki için sarf ettiği sözleri çarpıtmakla suçladı. Duterte, "Yorumlarımın, ABD Başkanı'na kişisel bir saldırı olarak algılanmış olmasından üzüntü duyuyorum" ifadelerini kullandı. Obama ikili görüşmede Filipinler'de uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda, hükümet güçleri tarafından yapıldığı iddia edilen yargısız infazları gündeme getireceğini belirtmiş, Duterte ise bunun üzerine "O. çocuğu, eğer bunu yaparsan görüşmede suratına küfredeceğim" demişti.
Milliyet

Daes'i Nato'nun Sınırından Türkiye Püskürttü
Portekiz'de temaslarda bulunan Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Basmüzakereci Ömer Çelik, "Ordumuz DAES'le mücadele etmek için Suriye topraklarına girmiştir, 55 ülkelik koalisyonun geriletemediği DAES'i sınırlarımızdan söküp atmıştır. İlk defa NATO sınırları tamamen DAEŞ'ten temizlenmiştir" dedi. Darbe süreci ve sonrasında AB yetkililerinin Türkiye ile hiçbir şekilde dayanışma içinde olmadığına da dikkati çeken Çelik, AB'ye basın özgürlüğü ve hukukla ilgili fasılların açılması çağrısı yaptı. Vize serbestisinin Türkiye için hayati öneme sahip olduğunu kaydeden Çelik, 3.5 milyon mülteci için söz verilen kaynağın da gönderilmediğini dile getirdi.
Akşam

Putin'in Makam Aracı Paramparça
Batılı ülkelerin Ortadoğu ile ilgili politikalarının yeniden şekillendiği, Türkiye ve Rusya'nın yakınlaştığı bir dönemde Rusya'dan gelen bir kaza haberi şüphe uyandırdı. Rusya'nın başkenti Moskova'da meydana gelen kazada Putin'in en sevdiği kıdemli makam şoförlerinden biri hayatını kaybetti. Kaza kentin en işlek otobanı Kutuzovsky'de yasandı. Putin'in içinde olmadığı BMW marka makam aracına diğer yönden gelen lüks bir otomobil ön kısmından çarptı. Her iki araç da otobanda farklı yönlere savruldu. Makam aracını kullanan Putin'in şoförü feci kazada yaşamını yitirdi.
Akşam

Fransa Başbakanı'ndan The New York Tımes'a Eleştiri
Haftalardır 'burkini kriziyle' uğraşan Fransa'nın Başbakanı Manuel Valls, hafta başında Amerikan New York Times gazetesinde yayınlanan bir makaleye, yazdığı yazıyla tepki gösterdi. Valls, Huffington Post internet sitesinin Fransızca sayfasında yayınlanan yazısında, New York Times'ta yer alan makalede, Fransa'da yaşayan Müslüman kökenli kadınların toplumdan dışlanmış şekilde tasvir edilmesine tepki gösterdi. Makale, çoğunluğu Fransa'dan olmak üzere, Avrupa genelindeki büyük kentlerde yaşayan Müslüman kökenli kadınların, Müslüman olmayanlar tarafından dışlanmalarını, dinlerinden dolayı çalışma yaşamında da ayrımcılığa uğramalarını konu alıyordu. Valls, önceki gün yayınlanan yazısında Müslüman Fransızların bu şekilde tasvir edilmesinin 'yanlış' ve 'kabul edilemez' bir durum olduğunu belirtti. Valls, New York Times'ın 'geneli yansıtan bir habercilik yapmak yerine, birkaç röportaj üzerinden yanlış çıkarımlar yaptığını' öne sürdü. Valls, 'burkini' adıyla anılan tesettür mayosunun, Müslüman kadınların yaz aktivitelerine katılmalarına imkan tanıdığı yönündeki iddiayı da kesinlikle kabul etmediğini vurguladı. Valls, 'burkini'nin rahat bir yüzme kıyafeti değil, bir 'provokasyon' malzemesi olduğunu savundu. Valls'ın yazısına cevaben bir açıklama yapan New York Times Sözcüsü Danielle Rhoades ise, makalelerinin arkasında olduklarını söyledi.
Vatan

POLİTİKA

Yök'ün Kaldırılması İçin Uzlaştılar
Ak Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ve MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak'tan oluşan Anayasa Komisyonu'nda çalışmalar olgunlaştırıldı. Bir süredir gündemde olan HSYK'nın Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu olarak ikiye bölünmesinden vazgeçildi. Ancak, YÖK'ün kaldırılmasında uzlaşan üç siyasi parti temsilcisi, YÖK'ün yerine kurulacak ve "bilimsel, idari ve mali özerkliği" güvence altına alacak bir sistem üzerinde uzlaşmaya çalışıyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan liderler zirvesinde ele alınan ve yargının bağımsızlığını güçlendirmek amacıyla mini bir anayasa paketi yapılması hedefiyle üç partiden birer temsilcisinin katılımıyla oluşturulan Anayasa Komisyonu, ikinci turun üçüncü toplantısını dün gerçekleştirdi. Milliyet'in aldığı bilgilere göre CHP, oluşan komisyonun, "FETÖ ile mücadele" eksenli değil, yargının bağımsızlığını hedef alan bir yapıda olduğuna sürekli vurgu yapıyor. Bu çerçevede bir süre önce HSYK'nın Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu olarak ikiye bölünmesinin yaratacağı sıkıntılar nedeniyle bu düzenlemeden vazgeçildiği, kurulun HSYK olarak tek yapıyla devam edeceği ancak yapısal bazı düzenlemelerle, "yürütmenin vesayetinden" kurtulmasının gündemde olduğu ifade ediliyor. Komisyon üyeleri bir süre önce gündeme gelen Yüce Divan yetkisinin Anayasa Mahkemesi'nden alınabileceği tartışmasında da geri adım attı. Anayasa Mahkemesi'nin Yüce Divan olarak görevini sürdürmesi planlanıyor ancak Anayasa Mahkemesi'nin yapısında bazı değişiklikler yapılacak. Bu çerçevede Yargıtay'a bağlanması planlanan Askeri Yargıtay ve Danıştay'a bağlanması öngörülen Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nden gelecek asker üyeler artık Anayasa Mahkemesi üyesi olmayacak. Bu doğrultuda üç siyasi parti üyesi YÖK'ün kaldırılması konusunda da mutabakata vardı. Tartışmaya açılan düzenlemelerde üç parti, YÖK'ün yerine oluşturulacak ve yine anayasal güvence altına alınacak kurumun yapısı ile üniversitelerin, "bilimsel, idari ve mali özerkliği"ni güvence altına alacak bir sistemde uzlaşırsa, pakete bu kurumu ilgilendiren maddeler de eklenebilecek. Komisyon üyesi MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, "Bugün (dün) de yazımla ilgili çalışmaları tamamladık. Uzlaşabildiğimiz maddeleri, uzlaşmaya yakın olduğumuz maddeleri, uzlaşamayacağımızı düşündüğümüz maddeleri gördük" dedi.
Milliyet
Ak Parti'den 6 Kişilik Heyet Gülen'in İadesi İçin Abd'de
AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker başkanlığında, AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar ve Ali Sarıkaya ile Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay'dan oluşan heyet, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) lideri Fethullah Gülen'in iadesi ile ilgili temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitti. Halen ABD'de bulunan AK Partili vekiller Ravza Kavakçı Kan ve Sena Nur Çelik de heyete katılacak. Washington'a hareketten önce Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Eker, ABD'de Cumhuriyetçi ve Demokrat Kongre temsilcileri, Temsilciler Meclisi üyeleri, STK'lar ve düşünce kuruluşlarıyla görüşecekleri bilgisini verdi. Türkiye ile ABD'nin dost ve müttefik ülke olduğunu, ABD'nin "Türkiye'ye bu konuda yardımcı olacağını deklare ettiğini" aktaran Eker şöyle devam etti: "Prosedürün tamamlanmasıyla milletin bu konudaki beklentisini inatla, inançla ve kararlılıkla deklare etmeye devam ediyoruz. Ulusal güvenliği tehdit eden en önemli terör saldırısı bu. ABD için 11 Eylül neyse, hangi duygular oluşturduysa, 15 Temmuz bizim için bundan daha az önemli değil. Doğrudan Cumhurbaşkanı'mıza, TBMM'ye, masum insanlarımızın hayatına kastedilmiş hain kanlı bir terör saldırısı. İade sürecinin olumlu şekilde biteceğini umuyoruz." FETÖ'nün geçen yıl lobi şirketlerine 8 milyon dolar ödediğine yönelik gayri resmi bilgiler olduğunu belirten Eker, "Bir devletin tanıtımında kullanacağı, uluslararası bir şirketin kullandığı reklam parasından çok daha fazla. Böyle bir örgüt bu. Zika virüsünden daha tehlikeli" dedi. Heyet, ABD'de 3 gün sürecek programda, kongre üyeleri, düşünce kuruluşları ve basın temsilcileri ile bir araya gelecek. Heyet FETÖ'nün darbe girişimini ve Gülen'in terör örgütü lideri olduğunu muhataplarına belgelerle anlatacak.
Akşam


SPOR

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, son dönemde kulüp hakkında ortada dolaşan dedikodulara son noktayı koydu. Fatih Terim'in gündemlerinde bulunmadığını söyleyen Özbek, "Ayrılacak" denen Selçuk İnan'ın ise uzun yıllar takımda kalacağını dile getirdi. Bir basın mensubunun, ilerleyen haftalarda teknik direktörleri Jan Olde Riekerink'in yerine Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim'in geçeceğine yönelik basında haberlerin yer aldığını söyleyerek, "Bu konuda bir planlamanız var mı? şeklindeki sorusu üzerine Dursun Özbek, "Bu soruyu sorulmamış farz ediyorum. Galatasaray'ın şu anda teknik direktörü var. Dolayısıyla böyle bir haber nereden çıkıyor? Sizin söylemeniz lazım. Benim bundan haberim yok" dedi. Dursun Özbek, Selçuk İnan'ın takımdan ayrılacağına yönelik haberleri hayretle karşıladığını dile getirerek, şöyle devam etti: "Selçuk bizim iftihar ettiğimiz, en önemli oyuncumuz. Dolayısıyla bu haberleri hayretle karşılıyorum. Selçuk'un daha uzun yıllar Galatasaray'a hem sporcu hem de teknik adam olarak hizmet edeceğini düşünüyorum. Çünkü hem mukavelemiz var hem de en verimli yaşında. Dolayısıyla Galatasaray'ın değişmez oyuncularından birisi." Kombinelerdeki artışa vurgu yapan ve Galatasaray'ın taraftarıyla güçlü olduğunu dile getiren Özbek, "15-17 bin civarlarına geldik. Gelen başarıyla beraber bu sayı artacaktır. Ben taraftarlarımızın bu sene desteklerini esirgemeyeceğini düşünüyorum" yorumunu yaptı.
Milliyet

A Milli Takımımız'ın 2018 Dünya Kupası elemelerinin ilk sınavında önceki akşam Zagreb'de Hırvatistan'la 1-1 berabere kalması geleceğe dair umutlarımızı yeşertti. Kaan Ayhan, Emre Mor, Hakan Çalhanoğlu, Okay Yokuşlu, Ozan Tufan ve Ahmet Çalık gibi genç oyuncuların zorlu karşılaşmada sergiledikleri başarılı performans, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim başta olmak üzere herkese moral verdi. Fatih Terim'in maçtan sonra soyunma odasında genç oyuncularla tek tek bir araya geldiği belirlendi. Genç yeteneklere hem teşekkür eden hem de uyarılarda bulunan ay-yıldızlı hocanın çarpıcı ifadeler kullandığı aktarıldı. Genç oyunculara ortaya koydukları mücadele için teşekkür eden deneyimli çalıştırıcının, "Milli Takım'ın herkese açık olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Mücadeleniz, kazanma iştahınız iyiydi. Zaman zaman hatalar da oldu ama çok önemli değil. Bu formayı hak edenler giyecek " diye konuştuğu belirtildi.
Milliyet


Siyah-Beyazlı taraftarların geçen sezonki sloganı; "Sene sanki Metin, Ali, Feyyaz" olmuştu Bu sezon ise "Sene sanki geçen sene" olacak gibi duruyor. Başkan Fikret Orman ve ekibi, transfer döneminde şampiyon takıma tam 10 oyuncu takviyesi yaptı. Herkesin aklına, "Bu kısa sürede adapte olabilecekler mi?" sorusu geldi. Ama yeni oyuncular, sanki 40 yıllık Beşiktaşlı gibi takıma uyum sağladı. G.Antepspor'la oynanan hazırlık maçında da bu, sahaya net olarak yansıdı. Sadece dört gün birlikte çalışmalarına rağmen tüm oyuncular, müthiş bir uyum içindeydi. Gollerden sonra da inanılmaz bir sevinç yasandı ve takım görüntüsü verildi. Yıldızlar, Teknik Direktör Şenol Güneş'ten formayı kapmak için büyük rekabet içine girdi. Tecrübeli hoca da yeni transferlerin bu kadar çabuk adapte olmasından dolayı büyük bir mutluluk yasıyor. Şenol Güneş, oyuncularının antrenmanlardaki performansından da oldukça memnun Kariyeri boyunca yeni transferlere uyum süresi tanıyan tecrübeli teknik adam, Karabükspor önünde bu uygulamasından vazgeçecek. Caner Erkin, Vincent Aboubakar ve Anderson Talisca'ya forma verecek. Oyuncular da bir an önce Vodafone Arena'da taraftarın karsısına çıkmak için sabırsızlanıyor. Dün sabah salonda yapılan idmanın ardından Gökhan Inler, Vincent Aboubakar, Luiz Rhodolfo, Marcelo Guedes, Talisca ve Adriano'yla fotoğraf çektirdi. Resmi twitter hesabından bir fotoğraf paylasan 32 yasındaki oyuncu, "Herkes çok mutlu Tüm taraftarlarımızla cumartesi günü Vodafone Arena'da bulaşalım" notunu da düşmeyi ihmal etmedi.
Akşam


Serena Williams adını tenis tarihine altın harflerle yazdırmaya devam ediyor. Sezonun son grand slam tenis turnuvası ABD Açık'ın 4. turunda ABD'li raket, Kazak rakibi Yaroslava Shvedova'yı 6-2 ve 6-3 sona eren setlerle 2-0 mağlup ederek çeyrek finle çıktı. Dünya 52 numarası rakibi karşısında zorlanmadan sonuca giden 34 yaşındaki raket, büyük turnuvalarda 308. kez korttan galip ayrılarak İsviçreli Roger Federer ile paylaştığı grand slam tarihinin en fazla maç kazanma rekorunu kırdı. Söz konusu galibiyetlerinin 89'unu Amerika Açık'ta elde eden Serena, 6 kez kazandığı turnuvada yakaladığı %90'lık galibiyet oranıyla ulaşılması güç bir istatistiğe de imza attı. Temmuz ayında Wimbledon'ı kazanarak kariyerindeki 22. grand slam şampiyonluğunu kazanan ve Steffi Graf'ın rekorunu egale eden 34 yaşındaki raket, Amerika Açık'ta zafere ulaşıp 'En çok Grand Slam kazanan tenisçi' unvanının da tek sahibi olmak istiyor. Turnuvanın 5 numaralı seribaşı Rumen Simona Halep, İspanyol rakibi Carla Suarez Navarro karşısında 6-2 ve 7-5'lik setlerle 2-0 galip gelerek son 8'de Serena Williams'ın rakibi oldu.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme